Harun Yahya

Sohbetler (14 Ocak 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca’yı adamlar kudurmuş gibi ezmenin peşinde. Ezeceğine yardım et de güzel faydalı işler yapsın. Ne kötülüğünü gördüler ne yaptı yani? Mesela PKK saldırdığında ne yapması gerekir? Elinize sağlık mı desin ne desin? Tabii ki hükümet polise askere gereğini yapın diyor. Ki buna rağmen biz yeterli politika uygulanmadığına inanıyoruz. Gevşek bir politika uygulanıyor PKK’ya karşı. Aydınlar da çıkmış yok “çocuk ölüyor” bilmem ne “çocuk öldürüyorlar.” PKK yapıyor bunu aklınızı başınıza alın. Polis çocuk öldürür mü? Allah için yaşıyor onlar beş vakit namazında mümin tertemiz insanlar. Oradan halkı tamamen çıkartmak lazım PKK’yla çatışmadan önce.

“Hocam, uykuda fazla zaman geçiriyorum, bir ağırlık oluyor üzerimde. Uyanık olduğum zamanlar da uyuma hissi oluyor. Bundan kurtulmak için ne yapmalıyım?” Su içmek lazım suyu az alıyorsunuz, susuzlukta vücut bitkinleşir. Bir de mineral eksikliği oluyor, kalsiyum magnezyum eksiliği falan oluyor. Biraz peynir süt bunlar da iyi gelir. Ama asıl ruh gücü tabii ruh enerjisi olması lazım. Neşeli olun, şevkli olun. Bir şeye üzülüyorsa sıkılıyorsa, kafayı takıyorsa uyku hissi, artık vücut kendini korumak için kendini uyutmak ister ondan kurtulmak için. Ama neşeli olursanız vücut uyumak istemez hayatı yaşamak ister.

Bir sevgi etiketi yapalım “Barışın yolu sevgi” diyelim.

Bir de bünyenizin zayıf olduğuna inanırsanız bünye zayıf olur. Mesela bazı yaşlı kadınlar oluyor yetmiş yaşında, adam canavar gibi olduğuna inanıyor, dağları falan geziyor, ovalarda koşuşturuyor falan böyle. O hırsla ilgili, ona hırs yapmak lazım. Güçsüz olduğuna inanırsa insan güçsüz oluyor.

Masonluk bu meseleyi rahatça halledecek gibi, neyi bekliyorlar ben anlamıyorum. Vakitse vakit de geldi, zamansa zaman da geldi. Olayların olgunlaşmasını istiyorlarsa olgunlaştı da olaylar. Hayır, askeri gücü de acayip masonluğun dünya çapında. Bütün dünya ordularının yüzde 90’ında, yüzde 95’inde diyeyim orgenerallerin hepsi mason, korgeneraller hep masonlar. Üst düzey NATO’nun falan hep masondur. Neyi düşünüyorsunuz? Gelin bir araya konuşalım konu bitsin. Bu kadar eziyet çektirmeye ne gerek var insanlara? Bir de bu bağnaz korkusuna ne gerek var? Nihayetinde cahil insanlar, biraz eğitirsin anlatırsın olur biter. Mesela İsviçre’ye gidiyorlar çalışmaya falan ortama uyuyor onlar.

“Biraz önceki misafirimiz Mısır asıllı İngiliz diplomat Dr. Wefik Mustafa görüşmeden sonra arkadaşlarımıza ‘hiç böyle bir kişiyle tanışacağımı beklemiyordum, çok özel bir insanla tanıştım ben. Ortak dostlarımız da varmış. Ne gerekiyorsa kendisi için ben her şeyi yapmaya hazırım.’” Diyor. İşte yapacağımız şey; İngiliz parlamentosunda bir görüşme, Lordlar Kamarası’nda bir görüşme. Bu felaketi şu belayı bir ortadan kaldıralım.

“Adnan Efendi, bu Yahudi ve İsrail sevgisinin arkasında ne var?” Allah var. Ben Allah için seviyorum Yahudileri de, Hristiyanları da, Müslümanları da. Bir ırktan, bir dinden nefret etmek çok aşağılayıcı ve çok kızdırıcı bir şey. Peygamberimiz (s.a.v.) cübbesini çıkarıp Musevilerin altına seriyordu, siz nasıl insansınız? Nasıl Peygamber (s.a.v.)’in ümmetisiniz siz? Peygamberimiz (s.a.v.) gitti Musevi hanım aldı kendisine evlendi onunla. Belirli tipler için söylüyorum bu arkadaş için söylemiyorum. Peygamberimiz (s.a.v.)’i Hristiyanlar geliyordu oraya ziyaretçi olarak kervanla geliyorlar. İbadet etmek istiyorlar, Mescid-i Nebevi’yi açıyor Peygamberimiz (s.a.v.), içeriye geçip adamlar dua ediyor, ibadet ediyorlar, kilise gibi ibadet ediyorlar.

Filistin’de esirler vardı, biz Musevilerle burada görüştük Filistinli esirlerin serbest bırakılmasını sağladım haberleri bile yok. Yiyecek ve temel maddelere ambargo vardı onun kaldırılması için de burada konuştuk, onu da kaldırttık. Adamların bundan da haberi yok. Cami avlusunda içkili bir gösteri vardı, sosyal festival vardı yani sosyal çalışma onu da engelledik. Belediye başkanıyla bizzat görüştüm, adam selam gönderdi “ben size saygımdan bunu iptal ediyorum, festivali iptal ediyorum” dedi ve iptal etti. Nezaketli saygılı insanlar. Tabii ki severim. Hristiyanlar, Museviler Peygamberimiz (s.a.v.)’i ziyarete geliyorlardı kervanlarla, otelde mi kalıyorlardı geldiklerinde nerede kalıyorlardı? Sahabelerin evlerinde kalıyorlardı, sahabenin evinde Hristiyan, Musevi yatıyor. Sahabe evinde onları yediriyor, içiriyor, banyo yapıyorlar, uyuyorlar. Sen hangi kafadasın?

Musevi cenazesi geçerken Peygamberimiz (s.a.v.) o kibar o güzel dedem benim, güzel insan ayağa kalkıyor. “Ya Resulullah, bu Musevi cenazesi niye ayağa kalkıyorsun” diyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) onun yanlış olduğunu söylüyor, onların tavrının. Cenazeye hürmet gerektiğini söylüyor ve ayağa kalkıyor “kim olursa olsun” diyor “Hristiyan, Musevi cenazesine hürmet edilir” diyor.

Peygamberimiz (s.a.v.) Hristiyan olan İbni Haris bin Kaab ve kavmine yazdığı yazdırdığı anlaşma metninde “Şarkta ve garpta yaşayan tüm Hristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? “Allah’ın, peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir.” Ne vakte kadar? Kıyamete kadar. “Bir Hristiyan’ı öldürmeye kalkarlarsa” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “onu koruyun” diyor. “Haksızlığa maruz kalırsa yine koruyun” diyor. “Kim Ehli Kitap’tan birisine eziyet ederse ben onun hasmı olurum” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bak “ben onun hasmı olurum” diyor “kim eziyet etmeye kalkarsa. Yani “Musevi yahut Hristiyan’a eziyet etmeye kalkarsa hasmı olurum” diyor hasmı. Hasım ne demek? “Karşısında olurum” diyor. Hayber’in fethinden sonra böyle yüzlerce Tevrat nüshası getirdiler Peygamberimiz (s.a.v.)’e, hepsini Musevilere geri verdirttirdi.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Güneydoğu Asya’nın en iyi İngilizce gazetelerinden biri olan The Jakarta Post Gazetesi’nde “Ortadoğu için umut verici ittifak Türkiye-İsrail” başlıklı yazınız yayınlandı. Tayyip Erdoğan’ın Türkiye-İsrail ittifakı konusunda yaptığı açıklamanın Endonezya’da büyük tartışmalara yol açtığını söyleyen The Jakarta Post Editörü, İsrail’le olan bağlantılarınızdan dolayı bu yazıyı yazmanızı özellikle rica etmişti. Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça gazetelerinden biri olan Mekke News Paper’de “Ortadoğu’da insansız uçak savaşları” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bugün Suudi Arabistan’ın en çok okunan İngilizce gazetesi olan Arab News’te “Bir iç savaş yöntemi:Açlığa terk etmek” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu makalenizde savaşların her türlü korkunç eylemin yaşandığı cinayet ortamları olduğunu ve 21. yüzyılda savaşların nasıl ahlaksızlaşıp zalimleşeceğini anlatıyorsunuz. Bu yazınızda son günlerde Madaya’da yaşanan açlık ve zulümden de bahsediyorsunuz. İran’ın önde gelen İngilizce gazetelerinden İran Daily’de ve internet sitesinde, “İran ve Suudi Arabistan’ın uzlaşması günün gereğidir” başlıklı yazınız bugün yayınlandı. Katar’ın saygın Arapça gazetelerinden biri olan El-Vatan’da, “Avrupa’da sağcı politikacılar ve azınlıklar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazıda Avrupa’da meydana gelen terör olaylarına karşın Müslümanlara karşı düşmanca bir tutum takınılmasının yanlış olduğunu, medeniyetlerin beşiği Avrupa’nın bu sıfatına uygun bir yaklaşımla hareket etmesi gerektiğini belirtiyorsunuz. Merkezi Belçika’da bulunan ve günlük ziyaretçi sayısı 606 bin, aylık ziyaretçi sayısı dört milyonu bulan Sasaport haber sitesinde, “13 Kasım’dan sonra Fransa’da Müslüman olmak” başlıklı makaleniz Arapça olarak yayınlandı. Bu yazınızda son terör saldırılarından sonra Müslümanların karşılaştıkları zorluklardan bahsediyorsunuz. Amerika’nın bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily’de “petrol zengini fakir Irak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu makalenizde bugün iç savaş yaşayan Irak’ta halkın yoksulluk ve açlık içinde yaşadığını, çok büyük enerji kaynaklarına sahip Irak’ın zenginliği israf, iç savaş ve yolsuzluklar nedeniyle halka ulaşamadığını anlatıyorsunuz. Irak’ta üçe bölünen toplum tek bir vücut halinde hareket ettiği takdirde petrol gelirlerinin de yardımıyla büyük bir güç ve refah elde edeceklerinin açık olduğunu söylüyorsunuz. Suudi Arabistan’ın tanınan haber sitelerinden Riyadh Vision’da Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerginliği konu alan yazınız yayınlandı. Yazınızda, zaten alevler içinde yanan Ortadoğu’da bu iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin bozulmasının sadece İslam dünyasını parçalamaya çalışanları sevindireceğini söylüyorsunuz. İki Müslüman ülkenin arasının düzeltilmesinin farz olduğunu anlatıyorsunuz. Pakistan’ın İngilizce yayın yapan gazetelerinden National Herald Tribune’de, “İnsansız hava araçları daha çok terörist yaratır” başlıklı makaleniz yayınlandı. Ve son olarak Amerika’dan yayın yapan bağımsız haber sitesi Jefferson Corner’de ise, “İdamlar Bangladeş’i ancak karanlığa sürükler” başlıklı makaleniz yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımlarından Hz. Safiye (r.a) annemiz Huvey bin Ahtab adında Medine’deki Museviler’den Madırlıoğulları kabilesi reisinin kızıydı. Sen kesmeye kalkıyorsun, bak Peygamberimiz (s.a.v.) hanımı olarak alıyor. Musevi işte. Sen Yahudi diyorsun, peygamber hanımı, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımı. Uçuyorlar uçuyorlar yani.

Ben eski yazdığım kitaplarda Yahudilik Masonluk kitabında yahut masonlukla ilgili diğer kitaplarımda, Musevilerle ilgili kitaplarımda Musevileri eleştirdiğimde ateist Siyonizm’i eleştiriyordum. Hiçbir zaman için dindar Museviliği ben eleştirmedim. Bilakis övdüm. İçlerinden zulüm yapanları eleştirdim yani asan, kesen, doğrayanları eleştirdim. Öyle doğrudan Musevi kavmini karşıma alan bir üslup asla kullanmadım. Şimdi de zulüm yapanı eleştiriyorum yani arada değişen bir şey yok ki. Her türlü teröre karşı olduğumu sürekli anlatıyorum. Ama ben insan kanının yere düşmesini asla kabul etmem, damla kan akmasın. Acı çektirerek olmaz, ikna edersin konuşursun olur. Beyni var insanın aklı var kalbi var yani. Adamı bombalayarak parçalayarak bu ne kadar korkunç bir metot, ne kadar vahşiyane bir metot.

Bak Cenab-ı Allah diyor ki: “Hristiyan ve Musevilerin yemeği size helaldir. Sizin yemeğiniz de onlara helaldir. Hristiyan ve Musevilerden özgür ve iffetli kadınlarla da evlenebilirsiniz” diyor yemeğini yiyebilirsin, eve davet ediyorsun dost oluyorsun, ahbap oluyorsun. “Sevgi göster evinde ağırla yemek yedir” diyor. Ve “evlenebilirsiniz” diyor Allah.

Üzümler şahane. Kuru dalın bunu bilmesi, dünyanın bütün fabrikaları profesörleri gelse bu bir tane üzümü yapamazlar ama kuru dal yapıyor. Bir daha odun gibi adamsın diye kimseye demesinler odun birçok adamdan bin kere daha akıllı, milyon kere daha akıllı. Tek bir hücresi bütün insanlıktan daha akıllı. Tek bir elmanın hücresi bile bütün dünyadaki insanlardan daha akıllı. Bütün dünya insanları bir araya gelse bir elmayı yapamaz, bir dilimini yapamaz, tek bir hücresini yapamaz.

Meyveler falan çok güzel ama insan hemen kesiliyor. Cennette insan doyasıya meyve yiyebilir.

Duygu Doğan, “Yaklaşık yarım saattir Adnan Oktar’ı izliyorum ve sanırım şu an paralel evrende halay çekiyorum” diyor. Demek ki bayağı açılmış.

“Adnan Bey, sayenizde A9 TV’ye abone olduk. Bu nasıl bir etkileyicilik? Gençliğinizin, gücünüzün ve neşenizin kaynağı nedir bize açıklar mısınız?” Nihan Çetinkaya.

“Bu akşam Hocam, Almanların yaptığı Yahudi soykırımından bahseder misiniz?” Tabii, Hitler’in yaptığı kepazelik, azılı manyaklık. Ne ıstırap çektirmiş o garibanlara. Ne manyak baş belası, bir türlü de yakalarını bırakmamış ve dozu gittikçe arttırarak azgınca ve alçakça, diğer ülkeler de seyretmiş. “Ulan sen manyak mısın pislik herif?” diye yakasına yapışmamışlar. Halbuki bütün dünya birleşip “rezilliği bırak deli herif” deseler o dururdu.

İbrahim Varsak, “O çok sevdiğiniz Yahudiler, Filistin evlerini dozerle yıkarken sizler ne yaptınız?” Kardeşim, ev yıkmak, adam öldürmek, yaralamak, dehşet saçmak her zaman karşı olduğum olaylar. Bunu otuz kere bin kere söylemeye gerek yok.

Kızılcık Selin lin lin, “Komünist düşmanı olduğunuzu bilmesek de..” Ben komünist düşmanı değilim. Terörist komünist karşıtıyım. Benim komünistle bir alıp-veremediğim yok. Benim çok komünist arkadaşım var, akademide de arkadaşlarım vardı gayet makul konuşulan tartışılan insan. Komünistle niye düşman olasın? Komünizm bir fikir ama terörist canidir can yakar, adam öldürür, pislik yapar, zulüm yapar ben ona karşıyım. Yoksa komüniste ben niye düşman olayım?

Oktar anlat neler yaptınız?

OKTAR BABUNA: Hocam maşaAllah, sizin adınıza İsrail’deydik. Başbakan Netanyahu Bey’le görüştük. Sizin selamlarınızı ilettik. İletince hemen gülümsemeye başladı zaten çok hoşuna gitti. Kendisini desteklediğimizi, Türk ve İsrail halkının dostluklarını gündeme getirdik, sizin radikalizme ve terörizme karşı mücadele verdiğinizi, İsrail’in orada kıyamete kadar olacağı, inşaAllah. Dua ediyoruz destekliyoruz sizi dedik. Çok hoşuna gitti defalarca teşekkür etti, selamınızı aldı. Bakanlarla görüştük, kültür bakanıyla görüştük. Aynı dediğiniz şekilde mesajlarınızı ilettik, selamınızı ilettik. Netanyahu Bey’e selamınızı ilettikten sonra hemen kitapları da ilettik, mesajlarınızı. Gözlüklerini takıp incelemeye başladı. Ama biliyor zaten çalışmalarınızı. Defalarca teşekkür etti. Dua ediyoruz sizin için dedik, tekrar teşekkür etti. Radikalizme ve terörizme karşı yaptığınız mücadeleyi anlattık. İsrail’in orada da yaşama hakkı olduğunu ve var olacağını söyledik, inşaAllah. Ayrıca teşekkür etti onun için de. Burada Enerji Bakanı’nı görüyoruz Yuval Steinitz MOSSAD ve istihbarat teşkilatları da bu beye bağlı. Bir istihbarat şirketi daha var ülkenin ulusal ve iç istihbarat teşkilatı. Kitaplarınızı verdik, mesajlarınızı ilettik. Bu da Mülteci ve Kudüs İşleri Bakanı Ze'ev Elkin. Daha önce de görüşmüştük kendisiyle. Bu ikinci görüşmemiz oldu. Yine selamınızı ilettik, selamınızı aldı. Mesajınızı ilettik, çalışmalarınızı anlattık. İsrail-Türkiye dostluğu için yaptığınız çalışmaları zaten çok iyi biliyorlar, yakından takip ediyorlar. Türkiye ulusu hakkında çok olumlu düşünceleri var. Burada Kültür Bakanı’nı görüyoruz, Miri Regev Hanım. Sizin isminizi duyunca çok memnun oluyorlar Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak nur gibi eli yüzü bayağı tertemiz bir insan.

OKTAR BABUNA: Çok modern birisi. Yine aynı şekilde selamınızı ve mesajlarınızı ilettik. Kitap verdik. Diğer resimdeki Bakan, Savunma Bakanı Moshe Ya'alon Beyefendi. O da sizin isminizi duyunca gülümsemeye başladı, yüzünde de ifade görülüyor, maşaAllah. Çok hoşlarına gidiyor. Çalışmalarınızı yakından takip ediyorlar, maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Evet güzel.

OKTAR BABUNA: Yaklaşık on kadar milletvekiliyle görüştük. İki üniversitede konferans oldu. Üniversite konferanslarında bütün çalışmalarınızı anlattık. Birer saat, bir buçuk saatlik konuşmalar oldu Musevi öğrencilerin katıldığı. Çok detaylı soru sordular, bağnazlığa karşı yaptığınız mücadele, İslam’ın modern yüzü, İslam’da kesinlikle Musevilere karşı bir düşmanlık olmadığı haram olduğu Kuran’dan ayetlerle bağnazlık kitabınızı gösterdik. İslam Terörü Lanetler kitabınızı, terörün haram olduğu, ahir zamanda olduğumuz, ahir zamanda olduğumuzun alametlerini anlatınca alametleri sordular. Lulin kuyruklu yıldızı ve alametleri anlatınca amen sesleri ve alkışlar yükseldi bütün salondan.

ADNAN OKTAR: Bir saha söyle bakayım.

OKTAR BABUNA: Ahir zamanda olduğumuzu anlattık. Kuran’da Tevrat’a gönderme yaptığını Allah’ın, Tevrat’ta ve Zebur’da yazdığını inşaAllah bu ayeti söyleyip, Tevrat’taki alametlerin ve İslam’a göre alametlerin Mehdi-Moşiyah’ın aynı kişi olduğu ve ortaya çıktığı, alametlerin gerçekleştiği çünkü. Böyle olunca Musevi öğrenciler alametleri sordular. Biz de detaylı olarak Lulin kuyruklu yıldızı ve diğer alametleri sayınca amen sesleri yükseldi Musevi öğrencilerden ki modern öğrenciler, bir kısmı Ortodoks’tu, bir kısmı modern. Alkışlarla kesildi konuşma, maşaAllah. İsrail’in orada kıyamete kadar var olacağı, onun için dört tane ayet olduğu, Müslümanlarla Hristiyanların barış içinde yaşayacağı. Ama İslam dünyasındaki bu bağnazlıktan dolayı, bağnazlık kitabınızı gösterdik. Musevilere karşı bir düşmanlık olduğu ve terör için bazı uydurma hadislerin olduğu ama sizin buna karşı çok etkili bir mücadele verdiğiniz. Bunun desteklenmesi gerektiği, inşaAllah çok iyi bir zamanın yaklaşmakta olduğunu, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Neyin desteklenmesi gerektiği?

OKTAR BABUNA: Sizin bağnazlığa karşı yaptığınız mücadelenin, sadece sizin yapabileceğinizi onların yapamayacağı bunu ama sizin etkili bir şekilde yaptığınızı. Ama dünya çapında bunun desteklenmesi gerektiği, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

OKTAR BABUNA: Bir televizyon programı oldu İsrail’in bütün dünyada yayın yapan İ24 diye bir kanal var Avrupa’dan Amerika’ya her yerde izleniyor.

CİHAT GÜNDOĞDU: İngilizce ve Arapça yayınlar da yapıyor.

OKTAR BABUNA: Evet. Fransızca da yapıyor. O kanala çıktık, inşaAllah sabah haberlerine. Orada yine İsrail’in yaşama hakkı, Kitap Ehli’ne bakış açısı, Müslümanların ve Musevilerin dostluk içinde yaşamasının Kuran’a uygun olduğu, Kuran’da kesinlikle düşmanlığın olmadığı. Hz. Süleyman (a.s) mescidini sordular, kesinlikle yapılacağını söyledik, inşaAllah. O dönemde olduğumuz, ahir zamanda olduğumuz, sizin bağnazlık kitabını ve İslam Terörü Lanetler kitabınızı gösterdik, o uzun uzun ekranda kaldı inşaAllah yaptığınız çalışmalarınız bu konuda maşaAllah, elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle hangi kitap?

OKTAR BABUNA: Bağnazlık, bağnazlığın kara yüzü kitabının İngilizcesini ve İslam Terörü Lanetler kitabınız İngilizcesi uzun süre yayında kaldı, elimizde gösterdik zaten bu konuda yaptığınız çalışmaları, bununla ancak terörün ve radikalizmin, kanın, vahşetin durabileceği, askeri tedbirlerle olmayacağını söyledik. Hz. Süleyman (a.s) mescidini sordu “siz buna katılıyor musunuz?” diye, Yehuda Glick de vardı yanımızda. Hz. Süleyman (a.s) mescidinin de inşaAllah Allah’ın anıldığı bir yer olduğu için mutlaka yapılması gerektiği, Musevilerin orada ibadet etme hakkı zaten Kuran’da verildiği, onların ibadetinin engellenmesinin haram olduğunu Kuran ayetleriyle açıkladık.

ADNAN OKTAR: Şimdi o resimleri bana bir açıkla.

OKTAR BABUNA: Evet, Netanyahu Beyefendi’yle görüşürken sizin kitaplarınızı gösteriyoruz orada. İslam Terörü Lanetler kitabınız var. Gelin Birlik Olalım kitabınız var. İlk üstte olan İslam Terörü Lanetler kitabınızı inceliyor orada. Terörün İslam’a göre haram olduğu kan dökmenin, masum insan öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olduğu bu kitapta anlatıldığı, Kuran’dan delilerle yazdığınız. Gelin Birlik Olalım kitabınız. Bunda İslam, Hristiyanlık ve Museviliğin birlik olması için Kuran’dan ayetlerle, Tevrat’tan ve İncil’den deliller verdiğiniz bu kitapta. Üçüncü kitap da bağnazlık kitabınız. Karanlık Tehlike Bağnazlık kitabı. Burada işte bütün bağnazlık, İslam dini adı altında Allah’ın adına yapılan haramların bu bağnazlık kitabında doğrusunun anlatıldığı, inşaAllah Kuran’dan ayetlerle.

ADNAN OKTAR: Evet, güzel. 

OKTAR BABUNA: Çalışmalarınızı ama çok yakından biliyor zaten Netanyahu Bey, maşaAllah. Çok defalarca teşekkür etti zaten, size de selamlarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Diğer resimleri de göster.

OKTAR BABUNA: Eyüp Kara Bey çok selamlarını söyledi size. Eyüp Kara Bakan Yardımcısı, Bölgesel Gelişimden Sorumlu Bakan Yardımcısı.

ADNAN OKTAR: Türkiye’ye bir kaç kere geldi, benimle birkaç kere görüşmüştü.

OKTAR BABUNA: Size çok çok selamları var. Zaten çalışmalarınızı çok yakından takip ediyor. İsrail-Türkiye dostluğu için de sizin desteklenmeniz gerektiğini ve desteklediklerini defalarca bildirdi, inşaAllah. Ayrıca selamları var size özel.

ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.

OKTAR BABUNA: Dov Lipman, bir önceki dönemde milletvekiliydi tekrar milletvekili olma ihtimali çok yüksek olan birisi. O da zaten daha önce görüşmüştük. Size çok çok selamlarını söyledi. Çalışmalarınızı çok yakından takip ettiğini, tamamen desteklediğini bildirdi. İslam Terörü Lanetler kitabınızı da şu anda elinde tutuyor zaten.

ADNAN OKTAR: Güzel. Evet.

CİHAT GÜNDOĞDU:  Milletvekili, Avi Dichter.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Milletvekili, Avi Dichter.

OKTAR BABUNA: Yine mesajlarınızı ve çalışmalarınızı anlattık kendisine inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Burada Likud Partisi’nden en soldan başlamak üzere Gidon Ariel var.

OKTAR BABUNA: Birde bunlara şeyi de söyledik her birine Hocam inşaAllah, İsrail-Türkiye dostluğunu siz olması gerektiğini müttefik olması gerektiğini yıllardır anlattığınızı, son zamanlarda da hükümetimiz düzeyinde de çok güzel önemli gelişmeler olduğunu bildirdik ayrıca, onlar da farkındalar.

ADNAN OKTAR: Şimdi o sırada olan kişileri de bana tanıt.

KARTAL GÖKTAN: Ben okuyayım uygun görürseniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Soldan sağa Likud Partisi’nden Gidon Ariel. Soldan sağa okuyorum. Yaakov Vider.

ADNAN OKTAR: Onun görevi nedir?

OKTAR BABUNA: Onlar misafirler, orada bulunan misafirler, o an bulunan, bir de Teksas’tan Amerikalı bir misafir var yanında da. Hristiyan onlar. Onlar da çok selamlarını söylediler size. Kitaplarınızı verdik.

ADNAN OKTAR: Aleykümselam.

KARTAL GÖKTAN: Haham Yehuda Glick, Milletvekili bayan Naava Boker.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Milletvekili Bayan Naava Boker.

ADNAN OKTAR: O ismi bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: Milletvekili Bayan Naava Boker.

ADNAN OKTAR: O da çok sevimli güzel bir hanım, kibar bir hanım. İşte bu tarz model insanlar mecliste olsa çok çok güzel olur. Evet başka ne var göstereceğin?

CİHAT GÜNDOĞDU: Milletvekili Nurit Koren.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

CİHAT GÜNDOĞDU: Milletvekili Nurit Koren.

ADNAN OKTAR: O da kibar bir hanım. Yehuda Glick ne sevimli insan, ne kadar gayretli, şevkli.

OKTAR BABUNA: Size olan sevgisini tarif etmek çok zor. O kadar gayret etti ki maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, buradaki Bey ve Hanım.

OKTAR BABUNA: Haham Hollander Beyefendi.

ADNAN OKTAR: O çok efendi, sevgi dolu bir insan maşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Burada da Milletvekili Bayan Dr. Anat Berko.

ADNAN OKTAR: Bir daha ismini söyle.

KARTAL GÖKTAN: Milletvekili Dr. Anat Berko.

ADNAN OKTAR: Anat Berko evet o da çok insancıl kibar bir insan.

OKTAR BABUNA: Terörizm konusunda çok uzman. Sizin İslam Terörü Lanetler ve İsrail’in yaşama hakkını anlattık çok ilgilendi. Çünkü zaten uzman olduğu bir konuda, bu şekilde çok ilgi gösterdi.

CİHAT GÜNDOĞDU: Milletvekili Miki Zohar.

ADNAN OKTAR: Miki Zohar, evet hep genç milletvekilleri maşaAllah, inşaAllah hayır yolunda dünyaya sevginin Moşiyah’ın güzel sisteminin oturmasında inşaAllah vesile olurlar. Başka.

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet bu da yine çok genç bir bayan milletvekili.

KARTAL GÖKTAN: Sharren Haskel.

ADNAN OKTAR: Sharren o da çok güzel bir hanım. Nurlu temiz yüzlü bir insan maşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu bayan da milletvekili Shuli Mualem Rafaeli.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Milletvekili Shuli Mualem Rafaeli.

ADNAN OKTAR: Sevimli bir insan. Ama Yehuda Glick’in bu gayretine tarif edilir gibi değil maşaAllah. Yehuda Glick çok şeker bir insan, bayağı sevgi dolu girişken de, dindarlığı çok güzel. Her yerde dindarlar, gerçek samimi dindarlar, dürüst dindarlar, modern dindarlar ön planda olması lazım. Çünkü modern, samimi bir dindar ateist için de çok büyük bir güvencedir. Musevi için de Hristiyan için de bir güvencedir. Çünkü Allah’tan korkuyor vicdanen hareket ediyor. Herkes için bir güvence.

OKTAR BABUNA: Knesset’te de bir toplantı oldu. Orada da Cihat’la birlikte konuşmacıydık Hocam inşaAllah. Yine Kuran’a göre Kitap ehline bakış açısı, İsrail’in yaşama hakkı gündeme geldi. Hristiyanlarla, Musevilerle birliktelik, bağnazlık ve terör konularındaki bütün fikirlerinizi aktardık, Knesset’te konuşmada,  inşaAllah mecliste.

ADNAN OKTAR:  Yani meclis.

OKTAR BABUNA: Evet meclis, İsrail meclisinde büyük bir toplantı oldu. Hristiyanların, Musevilerin ve Müslümanların katıldığı ve Cihat’la ikimize sizin adınıza konuşma hakkı verdiler orada, konuşmacıydık. Orada Kuran’a göre Kitap ehline bakış açısı, İsrail’in yaşama hakkı olduğu, Hristiyanlarla ve Musevilerle birlikte, ibadet etme hakları olduğu Tapınak Tepesi’ndeki bölgede inşaAllah. Radikalizm ve terörizmin sadece fikri mücadeleyle çözülebileceği ve sizin bununla ilgili kitaplarınızdan bağnazlık kitabında örnek olarak gösterdik inşaAllah, çalışmalarınızı anlattık.

ADNAN OKTAR: Evet, güzel olmuş.

OKTAR BABUNA: Üniversitedeki konferansı organize eden Bar Ilan Üniversitesi’nde bir Hoca var. En büyük üniversitelerinden biri İsrail’in Bar Ilan Üniversitesi, orada bir konferansımız oldu sizi temsilen, oradaki Hoca öğrencileriyle birlikte çok yakın zamanda sizi ziyarete gelmek istiyorlar inşaAllah, Musevi öğrencilerle birlikte.

ADNAN OKTAR: Çok memnun olurum, çok memnun olurum. Daha önce de bizim eve gelmişlerdi Musevi öğrenciler acayip şekerler, doluştular, böyle saçları onların böyle klasik kızlar falan tavşan gibi acayip güzeller. Salon çaka, çaka doldu onlarla böyle, büyük bir heyecanla bana bakıyorlar böyle, köfte gibi acayip sevimlilerdi. Bekliyoruz.

CİHAT GÜNDOĞDU: Özellikle ayetlerle, kanıtlarla konuşunca çok etkili oluyor, çok ikna edici oluyor. Onların da kanaati geliyor barışın olacağına, sevginin hakim olacağına kanaatleri geliyor inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bar Ilan Üniversitesi’ndeki dersten iki fotoğraf.

OKTAR BABUNA: Kuran’dan ayetlerle dediğiniz gibi Musevilere karşı hiçbir şekilde bir kin ve nefretin olmaması gerektiği haram olduğu, masum insanları öldürmenin haram olduğu, radikalizmin, terörizmin sebepleri ama sonra da Hocam inşaAllah, ahir zamanda olduğumuz Tevrat’a göre de, Zebur’a göre de, Kuran’a göre de dünyaya din ahlakının hakim olacağı ve Kral Mesih döneminde olduğumuz, alametlerin gerçekleştiğini söyleyince, alametleri sordular Musevi öğrenciler. Alametleri sayınca da amen diyerek alkışlamaya başladılar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde gördüğümüz Jerusalem Post gazetesinin politik haberler sorumlusu Gil Hoffman.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Jerusalem Post Gazetesi’nin politik haberler sorumlusu Gil Hoffman.

OKTAR BABUNA: Bizimle röportaj yaptı. Sizin çalışmalarınızı çok merak ediyordu. Onları anlattırdı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, güzel.

KARTAL GÖKTAN: Hadassah Akademik Koleji Başkanı Profesör Bertold Fridlender.

OKTAR BABUNA: Üniversitenin rektörü.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Hadassah Akademik Koleji Başkanı Profesör Bertold Fridlender.

BÜLENT SEZGİN: Seminerden birkaç fotoğraf.

OKTAR BABUNA: Bir konferans organize ettiler. Oraya da konuşmacı olarak katıldık, sizi temsilen, Hadassah Üniversitesi’nde. İsrail’in büyük üniversitelerinden Kudüs’te.

ADNAN OKTAR: Kudüs’te büyük üniversitelerden birisi.

OKTAR BABUNA: Evet. Bu Rafael Sadi Bey.

CİHAT GÜNDOĞDU: Tel Aviv Yaphank’da kendi ofisinde buluştuk.

OKTAR BABUNA: Size çok selamları var. Sevgi ve muhabbetlerini söyledi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aleykümselam, tamam benle de röportaj yapmıştı bu Rafael Sadi, değerli bir kardeşimiz. Musevi, hayırlara vesile olmak için gayret ediyor.

OKTAR BABUNA: İ24 kanalının kurucu yöneticisi, Fransa Başbakanı danışmanlığını yapmış olan bir kişi. Frank Melloul Bey. Ona da sizin çalışmalarınızı anlattık. Kitaplarınızdan hediye ettik. Röportaj yaptık. Çok selamlarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Selam söyleyen herkese aleykümselam. Kim bu güzel kız?

KARTAL GÖKTAN: İ24 News spikeri Bayan Meredith Ross Bruckner.

ADNAN OKTAR: Bayağı şeker, çok sevimli bir şey.

OKTAR BABUNA: Canlı yayına çıkmıştık, o programın sunucusu.

ADNAN OKTAR: Bayağı sempatik maşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Kitabınızdan çok etkilendi o da.

ADNAN OKTAR: Güzel. Bu bey kim?

BÜLENT SEZGİN: Köşe yazarı Dr. Ben-Dror Yemini.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: İsrail’in tanınmış köşe yazarı sosyolog Dr. Ben-Dror Yemini.

OKTAR BABUNA: O da sizin fikirlerinizden çok etkileniyor, sizi ziyarete gelmek istiyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam, şeref duyarım gelsin.

BÜLENT SEZGİN: Arnon Segal NRG haber sitesinden.

CİHAT GÜNDOĞDU: Haber, gazete çıkarıyorlar, sizin eserlerinizle ilgili bir röportaj yaptılar bizimle uzun bir şekilde.

OKTAR BABUNA: Gelin Birlik Olalım kitabınızı elinde tutuyor şu anda. Onlara da yine Kuran ayetleriyle bağnazlığa karşı olan çalışmalarınız haram olduğu, Musevilerin yaşama hakkından bahsettik. Ahir zamanda olduğumuz Kral Mesih döneminde olduğumuzu söyledik.  Çözümün sadece Kral Mesih’le olabileceği, alametleri sordu o da yine, hadisler eşliğindeki bütün Lulin dahil olmak üzere hepsini bilgisayardan da göstererek açıkladık. Amen dedi o da böyle çok hoşuna gitti maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bu arada filmden bir görüntü gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Türkiye bir kere Musevilerle, İsrail’le can ciğer kuzu sarması olması lazım, Türkiye’nin modernliğine bu yakışır. Biz bağnaz, gelenekçi Ortodoks bir ülke gibi Yahudi düşmanı olamayız. Biz Hristiyan düşmanı da olmayız. Biz Hristiyanları da seviyoruz, Musevileri de seviyoruz, hepsi birbirinden güzel insanlar. Bu böyle yavaş, yavaş gelişerek dünyada güçlü bir lobi olan Musevi lobisi, çok güçlü bir örgüt olan, Masonluk yine güçlü olan tapınak şövalyeleri, Laolar, Rotaraklar, Lions Club üyeleri, tarikatlar, cemaatler. Onların aydın aklı başında ileri gelenleri, devlet başkanları, devlet görevlileri, hepsi bir araya gelerek, bu ıstırap dolu hayata artık bir son verelim. Dünyayı cennete çevirelim diyecekleri vakit geldi. Dünyanın vakti de yok başka, kıyamet kapıya dayandı. Beklemek için de bir neden yok. Masonluğun da beklemesi için bir nedeni yok. Masonluğun da tarihi bitti artık, son görevi bu. Bunun için zaten tesis edildiler, 3500 yıl önce Masonluk vardı. Hz. Süleyman (a.s) devrinde de beş bin yıl öncede yine Masonluk vardı.

Mesela Azerbaycan devleti moderndi Azerbaycan, bağnazlığa karşıdır. Türki devletlerin hepsi moderndir. Bağnazlıktan şiddetle kaçınırlar. İran devleti de direkt Mehdiyet’e göredir. Bütün Şiiler Mehdiyet’e göredir. Irak ve Suriye’deki bütün terör örgütleri de Mehdiyet’e göre dizayn edilmiş örgütler.  Onun için onları Mehdilik içerisinde, o şiddet ruhundan kurtarmak çok rahat mümkün.

Entel dantel takımı bunların eğlendirici yönlerini göremiyor. Gereksiz bir kompleks, gereksiz bir eziklik içinde -bir kısmı için söylüyorum- gariban dünyalarında ezilip gidiyorlar. Mesela hiç okumayacakları, hoşlanmayacakları kitapları çok beğeniyor gösteriyorlar. İşte beğendi yapıyor ona, bayıldım bu kitaba diyor. Gıcık oluyorsun, yalan söyleme. Ve orada da bir hata yapıyorsun. Sen beğenince adam da bir şey var zannediyor. O da gidip onu kontrol ediyor. Oradan ateist sitelere gidiyor. Oradan oralara gidiyor falan. Batırıyorsun adamı. Senin yaptığın entellik dantellik büyük tahribata sebep oluyor. Sen kendini sükseli göstereceğim diye yanlış yollara gidiyorsun. Zaten senin orada özenti olduğun belli oluyor. Gariban olduğun zaten belli oluyor. Yancı olduğun zaten belli oluyor. Sen kendi küçüklüğünü orada gösteriyorsun. Senin fikriyatınla alakası yok ki onun. Senin felsefenle, inancınla alakası yok. Nereye artistlik yapıyorsun sen? Belli ki hiç alakan yok. Mesela gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında Karl Marks’ın bilmem ne kitabına gönderme yapıyor. İşte çok beğendim diyor. Sırf entel dantellere kendince sükse yapacak. Sükse yapmıyorsun, kendini eziyorsun. Ne kadar gariban ve zavallı olduğunu gösteriyorsun. Ve ne kadar özenti olduğunu gösteriyorsun. Sen milletin aklıyla alay mı ediyorsun? Senin oradaki garibanlığını onlar görmez mi? Sen kendine bir hava vermek için bunu yapıyorsun. Orada alt yapıda kendini boşaltmış oluyorsun. Yani ne kadar boş bir zemine oturduğun, ne kadar yağcı olduğun ortaya çıkıyor. Sen gerçek dava adamı olsan, kendi fikrinde kitaplarla ilgilenirsin. Kendi fikrindeki kitaplardan çekiniyorsun, entelliğini, asortiğini bozar diye. Hiç inanmadığın kitaplara gidip beğendi yapıyorsun. Bu oyununu da karşı taraf biliyor. Senin ne kadar basit ve sıradan olduğunu düşünüp, tehlikeli bir adam diye uzak durur senden. Çünkü davana da ihanet ediyorsun. Tabii belirli insanlar için söylüyorum bunu. Başucu kitabım diyor. Kitabı alıp horul horul uyuyorsun ondan sonra aldıktan sonra. Hakikaten de başucunda kalıyor kitap. Sen onunla uğraşır mısın?

Sizi sevgisiz yetiştirdiler, sevgisiz. Belanın içine düştünüz. Bu kadar sevgisiz olmanız bir hastalık. Allah size hidayet versin. İçine düştüğünüz belanın farkında değilsiniz. Düşünmüyor musun, kimseyi sevemiyorsun? Bu nasıl bela? Halbuki senin içinin kıpır kıpır sevgi dolu olması lazım. Hıristiyanlara şefkat duyman lazım, Musevilere şefkat duyman lazım. Müslümanlara, cemaatlere hepsine sevgi duyman lazım. Kalbindeki rahatsızlığa bak. Çektiğin şu ıstıraba bak. Ta yerin en alt katlarına kadar karanlıklara inmişsiniz. Çamurun içine batmış ayaklarınız. Mutsuz yaşıyorsunuz. Allah sizi böyle yaratmadı. Siz kendinizi bu hale getirdiniz. Allah size bu kadar sevgisiz olun demedi. Niye şeytana uyuyorsunuz? Kurtulun. Ufkunuzu açın. Sevgi dolu bir dünyaya dönün. Bu yanlış.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listede Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. “BarışınYolu Sevgi.” Güzel.

BÜLENT SEZGİN: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: #BiriSeniSeviyorumDese. Bak maşaAllah bu sevgi üslubu çok yayıldı. Yani mutlaka böyle sevgi sözcükleri oluyor. Çok iyi.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bu ufaklığın adı Yiğit Tuğra. Annesi dün Diyarbakır’daki lojmanlara saldırıda şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Ah yerim ben onun tatlı, güzel canını, o mis canını. Cennete giden o güzel canını.

BÜLENT SEZGİN: Babası da yaralı, kendisi de yaralı şu anda ve tedavi oluyorlar, GATA’da.

ADNAN OKTAR: Gazi. Ağabeyi sevsin onu. Gaziliğini de sevsin.

BÜLENT SEZGİN: Annesi şehit.

ADNAN OKTAR: Annesi şehit olmuş. Allah gani gani rahmet etsin. Allah şehadetini makbul etsin. O kuzu o, minik kuzu. İşte savcılık yıldırım hızıyla harekete geçsin ve yıldırım hızıyla olayların karşılığı verilsin, hemen, süratle.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğrafı daha vardı.

ADNAN OKTAR: Ama bayağı güzelmiş. Annesi de tam melek, maşaAllah. Allah onu cennetle, Cemalullah’la şereflendirmiş. Ne mutlu ona. Allah onun güzel makamını bize de nasip etsin. Her seferinde imreniyoruz. Minik gazinin şekerliğine bak sen.

“Hocam ipek haram değil mi ya?” diyor. Değil. Niye haram olsun? Allah’ın yarattığı bir şey, tertemiz olan bir şey? “De ki: Allah’ın sizin için çıkarttığı güzel ziynetleri kim haram kıldı?” diyor. Adamlar diyor ki, “biz haram kıldık” diyor. Allah haram kılabilir.

Bu Musevi düşmanlığını büyük bir ibadet olarak görüyorlar harama girdiklerinin farkında değiller. Peygamberimiz (s.a.v.) Musevi hanım alıyor kafanız çalışmıyor mu? Bu yazan arkadaşlar için söylüyorum. Madem sizin dediğiniz doğru, peki Peygamber (s.a.v.) niçin Musevi hanım alıyor? Niye Musevilerin altına cübbesini serip oturtuyor? Niye Musevilerin kestiğini yiyebilirsiniz diyor, yemeklerini yiyebilirsiniz diyor, evlerine gidebilirsiniz ticaret yapabilirsiniz diyor? Bu adamlar hangi dine uyuyor ben anlamıyorum. Hayır, suç işleyene ayrı ona kız. Mesela cinayet işliyorsa ama şahsidir suçlar, o ilgili şahsa kızabilirsin. Sen bütün Musevilerden nefret ediyorsun. Bunu Müslümanlık zannediyorsun harama giriyorsun. Musevilere nefret yoktur, Hristiyanlara nefret yoktur onlar ehli kitap olarak Kuran’da korunuyorlar. Ve sinagoglar mescidler diyor Cenab-ı Allah, kiliseler Allah’ın kontrolünde olduğunu söylüyor Allah. Sen oralara düşmanlık gösteremezsin Musevi’ye Hristiyan’a nefret gözüyle bakamazsın.  Hristiyanlarla evlenebilirsin diyor Allah, Musevilerle evlenebilirsin diyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Musevi, Hristiyan eşleri vardı. Sen ne kafadasın?

“Canımın içi oradaki kardeşlerime o kadar tutku dolu bakıyorsun ki, karşında olsam herhalde düşüp bayılırdım. Beni heyecanlandıran kalbimi bu kadar coşturan tek insansın maşaAllah“ diyor Gökçe Bayındır.

Mesela diyor ki adam “Museviler çocuk öldürdü” kardeşim öldürenin yakasına yapış sen bütün İsrail’den nefret ediyorsun olur mu öyle şey? Mesela var burada da dangalaklar mesela çocuk çatışmada seken kurşunla şehit oluyor bütün diyor Türk polisi bunda suçludur. Başka? Hükümet suçludur. Başka? Bütün Türk milleti suçludur diyor. Şu kafamı bu? Şu akıl mı? Seken kurşunla bir çocuk şehit oluyor Müslüman bir insanın ciğerine ateş düşer. Asker, polis ne kadar üzülüyor öyle bir şey olduğunda. Musevi düşmanlığı haramdır, Hristiyan düşmanlığı haramdır. Harama giriyorlar, Kuran ayetlerine zıt, Allah’ın ayetlerine meydan okuyorsunuz. Allah’la savaşmaya kalkıyorsunuz, Kuran’la savaşmaya kalkıyorsunuz, ahirette bunun hesabını vereceksiniz. Yanlış yoldasınız ayetle uyardığım halde yapıyorsunuz.

Allah Allah, Budist’ten katil olduğunda sen bütün Budistleri mi suçlayacaksın? Hangi katil varsa git onu suçla. Böyle bir kafa olur mu? İşte Türkiye’den de katil çıkıyor bütün Türk milletini mi suçlayacaksın sen? Olur mu böyle bir mantık? Hayır, öyle dangalaklarda var Türk düşmanı oluyor. Mesela tarihte hata yapan Türkler oluyor adam o yüzden bütün Türk milletine düşman.

“Çarşaflı kitap dağıtımı yapan canım annemin annesi vefat etti” diyor. Allah inşaAllah cennetle şereflendirir, Cemalullah’la şereflendirir. Allah annene uzun ömür versin sana da uzun ömür versin. Anneanneye de ne mutlu ona güzel imtihanını bitirmiş. Cenab-ı Allah onu imtihan salonundan almış. İnşaAllah melekleriyle almıştır. İnşaAllah sevenlerine almıştır. Mesela bu zor bir şey vefat ediyor ama biz bilemiyoruz cennet mi cehennem mi? Ama şehitliği sağlam kesin cennet. Tek kurşunla al kanlara boyanıyor aslanım. Doğrudan cennetine maşaAllah.

Mesela Museviler lanetli diyor. Ya kardeşim lanetli,  sen Allah’ın adaletine karşı, Allah’ın büyüklüğüne karşı bir söz söylemiş oluyorsun. Allah bir kavmi lanetli yapar mı? Yani masum çocukları hiçbir günahı olmayan insanları Allah lanetli yapar mı? Kim yapıyorsa o lanetli olur. Bu nasıl bir kafa?

“Hocam bugün jilet gibisiniz maşaAllah alem delikanlı görsün.”

“Hocam ayakkabılarınız çok güzel hediye eder misin?” Herhalde eve kadar da çorapla falan.

Mustafa Kurnaz, “Oktar Babuna’ya sorun hele Yahudilik Masonluk kitabını da hediye etmiş mi?” O kitaplarım İsrail’de bol miktarda var beni oradan tanıdılar zaten. Ben yüzbinlerce bütün Mason localarında var. Masonluğun tarihi ve Mason karşıtlığı diye bir sergi açılmıştı sırf benim kitaplardan oluşuyor. Yahudilik Masonluk hepsini almışlar yani bu müzede sergileniyor Mason müzesinde. Tarih boyunca Mason karşıtlığı diye.

CİHAT GÜNDOĞDU: O kitabı okumamış tek bir Mason yok.

ADNAN OKTAR: Tabii. Benim Yahudilik Masonluk kitabımı bilmeyen yoktur.

İsrail nefreti ibadet değil günaha giriyorsunuz. Kuran’a uygun değil. Allah’ın adaletine karşı da çirkin bir eylemde bulunuyorsunuz. Allah’ı insanlara yanlış tanıtıyorsunuz. Allah lanetli bir kavim yaratmaz. Allah’ı haşa zalim gibi göstermeye kalkıyorsunuz. Allah’ın rahmetine karşı mücadele veriyorsunuz. Allah’ın Rahman ve Rahim ismine karşı mücadele veriyorsunuz. Allah’ın demediğini Allah adına dedi diyorsunuz. Allah böyle bir şey demiyor. Düşmanlığınız yanlış günaha giriyorsunuz.

“Ya Hocam, kaç saattir bekliyorum. Benim gibi bir adamın tweetini okumuyon” diyor.

Yüzde seksen, onda yedisi halkın Türkiye vatandaşı olmaktan şeref duyduğunu söylemiş Güneydoğu’da. Öz yönetimi de yüzde 79 yani yüzde 80 sayılır bu istemiyormuş. Normali de budur.

Masum olan Musevi’ye nefret haramdır. Ama günah işlemiş, zulüm yapmış olan varsa tamam ona buğz et. Varsa kanun hukuk çerçevesi içerisinde mücadele et ona bir şey dediğim yok. Ama sen bütün İsrail milletini karşına alıyorsun bu haramdır. İslam’a uygun bir şey değil bu.

Yani müthiş bir Yahudi nefreti gençlere empoze edilmiş. Bu yapılan anketlerde de bu görülüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı buna el koyması lazım. Ayetlerle hadislerle açıklasın gençlik yanlış eğitilmiş. Aklı başında insan tabii çok ama fanatik ve vahşi bakan çok fazla insan var. Bu nefret orada kalmıyor Hristiyan i de var. Rum nefreti var, Rus nefreti var, Arap nefreti var, İran nefreti var Pers. Fars diye adam nefret ediyor. Acem diyor Acem. Sevdiği kimse yok. Hadi Yahudi’den nefret ediyor diyelim Rum? Ondan da nefret ediyor. Rus? Ondan da. Arap? Ondan da. Kardeşim hiç mi sevdiğin yok? Bir hastalık bu farkında değil misin? Allah şifa versin, Allah kalbini açsın hastalanmışsın. Bak sevdikleri hiç kimse yok çok vahim. Hiçbir ülkeyi sevmiyor. Araplar hakkında zaten onlar bizi sırtımızdan vurur kalleş onlar diyor haşa. Rus; of Moskof onlar zaten diyor acayip laflar ediyorlar. Çirkin çirkin sözler. Rum’a zaten demediğini bırakmıyor. Ermeni; zaten doğranması gerekir diye düşünüyorlar. Kardeşim burada bir hastalık yok mu? Burada bir anormallik yok mu? Bütün Allah’ın kullarına düşman kesilmişsin. Hastalanmışsın aklını aç kendine gel.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Teröre Çözüm İttihad-ı İslam’dır.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü