Harun Yahya

Sohbetler (18 Ocak 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Savaşları sevgi bitirecek” diyelim.

Bir şeyler anlatın.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Şırnak’ta polis servis aracına roketatarlı saldırı düzenlendi bugün. Üç polis memurumuz şehit oldu, dört polis memuru yaralandı.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafları vardı şehitlerimizin.

ADNAN OKTAR: Bunlar nur nur nur, maşaAllah. Onlar cennet kuzusu. Allah şehadetlerini makbul etsin, şehadetlerini tebrik ediyoruz. Allah bizlere de o şerefi nasip etsin. Allah annesine babasına uzun ömür sabr-ı cemil nasip etsin. Onur duyuyoruz aslanlarımızla efelerimizle. O kahpelerin de yanına bırakmasın bizim aslanlarımız efelerimiz. Üç kişiyse buna karşılık en az üç yüz kişiyi hapse sokmaları lazım en az.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Star Gazetesi Yazarı Hasan Öztürk bugünkü yazısında PKK’ya karşı devletin mücadelesini eleştiren bazı çevrelerin, İngiliz muhipler cemiyeti gibi hareket ettiğini ve akademisyenlerden doktorlara kadar çok farklı çevrelerden insanların bu hareketin içinde olduğunu yazdı. Şöyle diyor: “Daha mühimi akademisyenlerin imzaladığı bildirinin İngiliz Muhipler Cemiyeti gibi derneklerin milli mücadele dönemindeki gibi faaliyetlerinin bir benzeri olmasıdır. Zira Tabipler Odası’nın, Diş Hekimleri Odası’nın, bir kısım sinemacıların malum bildiriye destek veren açıklamalarını gördükçe Amerikan büyükelçisinin konuyu ‘fikri ifade hürriyeti’ bağlamında değerlendirip Türkiye’nin meşru müdahalesini perdelemeye çalışmasını okudukça İngiliz Muhipler Derneği gibi derneklerin yaptıklarını da hatırlıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Hatırlama. İngiliz derin devletiyle direkt bağlantı kur. Yarım ağız niye söylüyorsun? Haftalardan beri günlerden beri anlatıyoruz. İngiliz derin devletinin organizasyonu. Dikkati dağıtmamak lazım, böyle şeylerde dikkat dağıtıldığında güç de kaybolur. Mesela kardeşimiz iyi niyetle yapıyor ama “hatırlatıyor” diyor. Ne hatırlatması? Doğrudan İngiliz derin devletinin bir müdahalesi var doğrudan. Muhipler bilmem ne falan ne karıştırıyorsun? Dolayısıyla lafı uzatmaya gerek yok. Doğrudan İngiliz derin devletinin yüz yıllardan beri devam eden geleneksel şeytani fitneci tavrı. İngiliz derin devleti genelde işte bu tarz kafa içerisinde olur, mantığı da budur. Sevgi anlayışı pek olmaz. Yani egoist bir yapılanma, bencil bir yapılanmadır, gaddardır. Bunun tabii yancıları vardır, sempati duyanları olur, hizmetçileri olur, uşakları olur, casusları olur. Dünyevi makam mansıp peşinde olur adamlar. Şimdi adam ya ahireti ister ya deccalı ister. Şimdi, ahirette Cenab-ı Allah diyor ki “Ben size cennette vereceğim.” Deccal da diyor ki “ben size dünyada vereceğim.” Allah diyor ki “hem dünyada hem ahirette vereceğim.” Deccal da diyor ki “size dünyada vereceğim ama bana casusluk yapacaksınız, yalakalık yapacaksınız yahut benim emrimde olacaksınız veyahut bana yardımcı olacaksınız, destek olacaksınız veyahut yardımcı olanlara yardımcı olacaksınız veyahut yancının yancısı olacaksınız veyahut haberiniz olmadan da sizi yönetirim” diyor. “Haberiniz olmadan da bana hizmet ettiririm” diyor. Bak daha yeni uyandılar ki daha da uyanacaklar. Deccal diyor ki hadiste beraberindekilere “çorbadan bir dağ, soğumayan sıcak et akan bir nehir, yemyeşil bahçelerden oluşan orman, duman ve ateş dağı mevcuttur” diyor. Yani bak, savaşlar olur kan dökülür ama sen gelirsin İngiltere’ye yeşillikler içinde yaşarsın, yer-içersin, rahat edersin yahut Amerika’ya evanjeliklerin olduğu yere gönderirim orada da rahat edersin. Hindistan da bizim, Pakistan’da da bizim, Türkiye’de de yancılarımız var.” Özenti, bizim kendi tespitimiz Türkiye’de yüzlerce İngiliz derin devletinin yancısı var. Alenen ve açıkça faaliyet yapıyorlar. Şimdi deşifre olunca bu açıklanınca bir hoş oldular. Yani bir haller oldu bunlara ortalık karıştı. Bu densizliği bırakacaklar, zulmü bırakacaklar. Suriye ve Irak’ı kutsal topraklar olarak görüyorlar. Orada sadece Ehli Kitap’ın yaşaması gerektiğine inanıyorlar. Kardeşim, yine git yaşa sana kimsenin bir şey dediği yok. Niye adamları yok ediyorsun? Onlar da olsun sen de ol. “Yok orada hiçbir adam olmayacak” diyorlar. “Boş arazi olarak istiyoruz” diyorlar. Hakikaten yüzde yetmiş-seksenini yok ettiler halkın. Şu an yüzde yetmiş-seksen kimse yok. “Geri kalanı da yok edeceğiz” diyorlar. Bütün dünyanın gözü önünde oluyor adamlar da anlamıyor.

Akılcı bakmak lazım. Siyonizm’in olması için Siyonizm’in bir tabanı olması lazım. Yani kalabalık bir halk kitlesi olması lazım. Musevi sayısı ne kadar İsrail’de? Dürziler var, Müslümanlar var üç-dört milyon falandır. Bu adamlar dünyanın tamamına hakim olup nerede oturacaklar? Hadi bir tanesi Çad’da oturuyor diyelim, dünyayı aldılar, biri Konya’nın ortasında oturuyor diyelim böyle bir hayat olur mu? Pratikte olacak iş değil bu mantıksız bu. Bütün dünyada toplam on dört milyon falan Musevi var. Çok az sayıda ve her yerde ezilen insanlar bunlar. Dolayısıyla Siyonizm yani hayal edilen insanların kafasında gelişen Siyonizm’in teknik olarak uygulanması mümkün değil. Yani bütün dünyaya hakimiyet falan. Bütün dünya köle oluyor falan. Şimdi düşünün, başka gruplar da oluyor mesela çok küçük mesela Dürziler desek, dünyaya hakim olacak desek, zaten bir avuç bu adamlar nereye dünyaya hakim oluyor? Mantığı olmayan şeyi zorlamanın bir alemi yok. Tevrat’ta belirtilen “İsrail dünyaya hakim olacak” diyor “Ben-i İsrail.” Yani “İsrail’in soyundan bir fidan çıkacak ve her yerde Allah anılacak” diyor. Burada Mehdiyet açık açık ifade ediliyor. Benim kitaplarımda anlatılıyor. Yani Siyonizm değil bu hakimiyet İsrail’in dünya hakimiyeti. “İsrail’in soyundan bir fidan çıkacak bu dünyaya hakim olacak.” Bu fidan işte Hz. Mehdi (a.s)’dır, Moşiyah’tır. Hatta “İstanbul’u da Yakupoğulları fetheder manen.” Diyor. Yakupoğulları dediği İsrailoğulları yani Hz. Mehdi (a.s) ve yine Musevi soyundan olan bazı talebeleriyle faaliyet yapar ve İstanbul’u manen alır, anlamı bu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz soykırım vahşetini hazırladığınız internet sitelerinde de anlatıyorsunuz. İngilizce ve Arapçasını gösterebilirim. “Soykırım Vahşeti.”

ADNAN OKTAR: O filmleri falan gördükten sonra vicdanı olan hiçbir insan direnemez. Hakikaten çok acıyorum her baktığımda acıyorum. “Soykırım 20. Yüzyılın Utancı” adında belgesel hazırlattım ben. Ve benim bundan hiçbir çıkarım yok benim aleyhime bu. Bunlar akılsız bunları düşünmüyor. Halbuki ben “evet bir soykırım oldu” diye savunduğumda bütün Ortadoğu’da benim aleyhime oluyor bu. Musevileri ben savunduğumda milyonlarca düşman kazanıyorum. Benim hiçbir menfaatim yok onlardan ayrıca. Sırf acıdığım için Allah rızası için yapıyorum şefkatimden.

“Adnan Bey, ben sizi anlayamıyorum. Bu kadar dini yaşayıp da İsrail’e bu kadar yakın olmanız çok tutarsız bence.” Ece. İşte bak, genel mesela Türkiye’de bir anket yapsan yüzde seksen bu kanaatte çıkar. Bak bunu göze alarak ben İsrail’i koruyorum, sırf vicdanımdan merhametimden. Eğer ben Türkiye’de rahat yaşamak istesem İsrail aleyhtarı olurum ve acayip taraftarım olur ama vicdanımı ezmiş olsam. Ama vicdanımdan yanayım. Hakikaten merhamet ediyorum ve kimin ne dediği de beni hiç ilgilendirmiyor.

İsmail Can, “O sapkın sözleri Mevlana savunmaz, sonradan eklenmiş diyorum” diyor. Keşke öyle olsa. İşte öyle olmasını istiyoruz.

Yahudi diye bir şey yok, Yahudi’yi yanlış biliyorlar. Yahudi kavmi var, Ben-i Yahud var Tevrat’ta geçiyor Yehud kavmi. Beni İsrail’in oymaklarından bir tanesi. O kaybolmuş bir oymaktır. Ben-i İsrail vardır, Kuran’da da Ben-i İsrail olarak geçiyor. Ben İsrail kökenliyim doğru, Hz. Davut (a.s) soyundan geliyorum ama bu iftihar edilecek bir şey, benim çok hoşuma gidiyor bu.

Emine, “Sayın Hocam, yine nur gibisin, maşaAllah. Sen benim sevgi öğretmenim gözbebeğimsin. Ben de karşına oturup o yeşil gözlerinize bakarak sohbetinizi dinlemek istiyorum. Rabbim bana da nasip eder inşaAllah” diyor.

Sonra Dedim Ki, “Tevrat’la bu kadar ilgileneceğine biraz da Kuran’la ilgilen. Müslümanız diyorsunuz ya.” Kuran zaten ana kitaptır ama Tevrat’a da Kuran gönderme yapar, Tevrat’ın da okunması lazım. Tevrat’ın aslı ahir zamanda bulunacak ve Müslümanların büyük bölümü bu nimete çok büyük sevinecekler. Ve Musevilerin çok küçük bir bölümü hariç Müslüman olacaklar. Tevrat’ın aslı bulunacak.

Bu İngiliz derin devletiyle mücadele çok akılcı yapılması gereken bir şey. Şimdi bak adamlar bir kere üç beş çeşit taktik uygulayabilirler. Birincisi dikkat dağıtabilirler. Derler işte “Amerika yapıyor” yahut cepheyi yayabilir. Yani mücadele edecek derin devlet yapılanmasını yayabilir. Mesela hiç ummadığın yerlere insanları gönderebilir. Afrika’ya olayı taşıyabilir, başka yerlere taşıyabilir ve insanı boğmak isteyebilir böyle. Öyle değil. İngiltere ve Londra’nın üstünden durulması gerekiyor. Mesela katliamlar, İngiliz derin devleti direk katliam yapmaz, birilerine yaptırır. Mesela Güney Amerika’da falan çok fazla katliam yaptı. Direkt yapmıyor birilerine yaptırır. Silah verir, hatta silahı birilerine verdirttiriyor. “Sen bunlara silah ver” diyor veriyor adam. Mesela evanjeliklere kafayı takmak hata olur. Siyonizm diye bir şey yok kardeşim ben söyleyeyim. Bak en yetkili adamım bu konuda öyle söyleyeyim yani araştırdım, Siyonizm diye bir şey yok. Bir avuç Musevi var, adamlar sadece rahat etmek istiyor orada o kadar. Ben bunu söylememe rağmen tabii Musevi nefreti artarak devam edecektir Tevrat bunu gösteriyor. Tevrat’taki anlatım budur, İsrail’e karşı şiddet gittikçe güçleneceği anlaşılıyor. Benim bu çabalarım bir netice vermez. Ben sadece ibadet olarak bunları yapıyorum. Yoksa şiddetin tırmanacağı açık açık görülüyor. Tevrat’ta da buna açık açık işaretler var. Ama biz sebebe sarılacağız tabii.

Eğer modern İslam anlayışı hakim olmazsa bak açıkça söyleyeyim Türkiye’yi yok edecekler. Ve bunu kimse durduramaz. Nasıl İsrail çevresindeki ülkeler teker teker yok ediliyor, İsrail kalır ama bak Türkiye’yi paramparça edip yok ederler. Modern İslam anlayışının dışında Türkiye’yi kurtaracak bir şey yok. Yani Türkiye modern bir ülke olmazsa batacak. Batar söyleyeyim. Mutlaka bir devlet politikası olarak bunun yapılması gerekiyor. En hayati konu modern Türkiye. Yoksa mesela ben bakıyorum gençlerden bana çok fazla yazı yazan oluyor, müthiş bir Musevi nefreti var ve müthiş bir bağnazlık hakim. Mesela müziğe şiddetle karşılar. Akşama kadar diskodan çıkmayan gençler bana yazıyor, şiddetle müziğe karşı. Yani bağnazlığın kapısını açan o. Mesela adam blue jeanle geziyor ağzında sakız falan ama yarın bir gün IŞİD mantığı gelişse, El-Kaide, Taliban mantığı gelişse bakın açıkça söyleyeyim direkt o tarafa tavrını kor. Yani direkt o mantığın içerisine girer. Seçim yapın iki taraftan birini desen o tarafı seçer. Çünkü orta yol yok dersen birini seçin dersen o tarafı seçer. Büyük bir tehlike bu. Müzik olmayan bir İslam, böyle bir Müslümanlık ayakta kalmaz. Kadınların rahat giyinemediği, dekoltenin olmadığı, erkek çocuklarına bile kadın muamelesi yapılan bir İslam anlayışı batar, mümkün değil. Bak adamlar emek emek bunu elde etmişler yıllar içerisinde. Bir de yancılar yalakalar da var, Müslümanlar arasında çok fazla casus da yayılmış. Müslümanların işi çok zor. Çünkü casusu kollamak, fitneciyi kollamak, münafığı kollamak ayrı bir yetenek gerektiren bir şey. Sen orada İslam’ı Kuran’ı anlatırken o orada öbür tarafta İngiliz derin devletine yalakalık yapmakla meşgul oluyor. Oyun oynamakla meşgul oluyor.

Erhan Dinç, “Yahu İslam’ın moderni ilkeli mi olur? Çok saçma bu” diyor. Bak ilkeli nasıl olur? Müzik olmaz, resim olmaz, heykel olmaz, sanat olmaz, eğlence olmaz, gülme yasak olur, kadın kaşını alamaz, makyaj yapamaz, sokağa çıkamaz, kadın aşağılanır, kadına bir şey sorarsın aksini yaparsın sabaha kadar sayarım, işte bu ilkelidir. Modern İslam’da Avrupai olursun, aydın olursun, her türlü nimeti yaşarsın. Namazını kılarsın, müskirattan haramlardan kaçınırsın, şarap içmezsin, içkiden uyuşturucudan kaçınırsın, beş vakit namazını kılarsın, hacca da gidersin, zekatını verirsin hem de bol bol zekat kırkta bir değil, kırkta bir doğru olan bir ifade değil o. Diyorlar ya eşinizin altınlarının arta kalanının kırkta biri; böyle bir şey yok. “Arta kalan para” diyor Cenab-ı Allah, arta kalan mal ne varsa yani fazla olan, kullandığınızın dışında ne varsa verin dağıtın diyor Allah. Bu yapılmıyor şu an. Bu yapılacak işte, Mehdi (a.s) devrinde yapılacak olan budur. “Mal sahah üzere dağıtılacak” diyor ya, kastedilen bu büyük tarihi olay olduğu için Peygamberimiz (s.a.v.) bu hadiste bunu ehemmiyetle vurgulamıştır. Ufak tefek olayları Peygamberimiz (s.a.v.) anlatmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s)’da hep adaletten bahsedilir. Hz. Mehdi (a.s)’ın birinci görevi adalettir. Birinci görevi içinde de hep sosyal adaletten bahsedilir. Bir; özgürlük vermesi Hz. Mehdi (a.s)’ın, iki; zenginlik sağlaması, herkes zenginliği getirmesi. İki hayati yönü vardır Hz. Mehdi (a.s)’ın. Hadislerde en çok bunun üstünde durulur. Yani bütün toplumda malı eşit yayması, herkesin zengin olması. İki; kadınlara özgürlük sağlaması, insanlara özgürlük sağlaması.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir İngiliz şirketinin yaptığı araştırma var. Yalnızca 62 insan dünyanın en yoksul yüzde ellisi kadar servete sahip.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz ünlü bir araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmaya göre yalnızca 62 insan dünyanın en yoksul yüzde ellisi kadar servete sahip.

ADNAN OKTAR: Allah daha da artırsın ama işte dağıtmaları lazım.

“Hocam, İslam’ı zaten yarım yamalak bilen insanlara bir de Tevrat okuyun demeniz iyice kafaları karışsın isteğidir.” Tevrat okuyun demiyorum, ben Tevrat’la ilgili kitap hazırladım “Tevrat’tan Güzel Öğütler” o kitabı okuyacaklar. Tevrat’ı okursa kafa gider. İncil’i direkt okursa dini imanı kalmaz söyleyeyim, kafası karışır. Hz. İsa (a.s)’a alenen Allah diyor, adam onu duydu mu ne olur? Bitti. Orada kastedilen teşbih anlamında, Allah’ın tecellisi anlamında söyleniyor tecelli. Ama o Allah’ın bizzat zatı zannediyor o, o zaman dini imanı gider. Tevrat’ı doğrudan okuyun demiyorum ben, İncil’i de doğrudan okuyun demiyorum. Bizim hazırladığımız kitaplardan okumaları lazım. Seçilmiş düzenlenmiş haliyle okumaları lazım. O zaman çok fayda görürler. İncil’in düzenlenmiş hali çok çok güzel bizde kitap olarak. Tevrat’ın düzenlenmiş hali çok mükemmel.

“İngiliz siyasetinin” diyor Bediüzzaman “hassayı mümeyyizesi” ayırıcı özelliği “fitnekarlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikap, organize etmek, yalancılık, tahripkarlık, hariçte menfi fikirliktir. Fenalık ve ahlakı siyasi, siyasetine vasıta olduğu için her yerde ahlakı seyyie” kötü ahlakı “himaye ederek teşci eder” diyor. İngiliz derin devleti için bunu söylüyor Bediüzzaman. Bak ne güzel teşhis. Yani her türlü ahlaksızlığı pisliği yapar, muhalefet ruhuyla insanları birbirine düşürerek her türlü pisliğin içine girer diyor.

İngilizler İstanbul’u işgal edince Bediüzzaman, halkı İngiliz derin devletine karşı uyarmak için “Hutuvat-ı Sitte” diye bir yazı hazırlıyor, kitap hazırlıyor kitapçık, tüm İstanbul’da dağıtıyor. Bu eserden sonra İngilizlere karşı Kuvayı Milliye şuuru pekişiyor. Ondan sonra çeteler oluşuyor mücadele başlıyor. Çeteler derken delikanlı kabadayı aslanlardan oluşan direnç grupları.

“Hocam, siz de eğer nabza göre şerbet verseniz ‘kahrolsun İsrail’ deseydiniz sizi müthiş desteklerlerdi. Ama siz hem Kuran’a uyup hem adaleti gözettiniz” diyor. Doğru tabii.

Bediüzzaman’ın “Tükürün o zalimin merhametsizin yüzüne” dediği işte bu İngiliz derin devletidir.

İstanbul işgali sırasında kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Kuvayı Milliye ve milli mücadele aleyhine İngilizlere istihbarat veriyor. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin en faal olduğu çalışma alanlarından birisi de casusluk faaliyeti. Cemiyet bu işe ayrı bir önem vererek çalışmalarını sürdürüyor. Bu sayede milli mücadele hakkında elde edeceği bilgileri İngilizlere vererek hem bu hareketi başarısız kılmak hem de kendi durumunu sağlamlaştırmak isteyen cemiyet, kurduğu irtibat ağıyla zaman zaman casusluk teşkilatı gibi çalıştı o zamanlar.

Bu mücadeleyi yaparken tabii çok önemli bir şey var zeminde. Her şeyi Allah rızası için yapmak. Şimdi Allah rızası için yapmayı unutan adam hemen mağlup oluyor. Mesela İsrail’i savunuyor ama onu bir menfaat için yapıyor farz edelim, menfaat bulamayınca vazgeçiyor. Veyahut İsrail’i savunduğunda başı belaya gireceğini düşündüğü için İsrail’i savunmuyor. Veyahut herhangi bir mazlumu savunmuyor veyahut Hristiyan’ı savunmuyor başı belaya girecek diye. Veyahut mesela Kuran’ın yeterliliğini savunamıyor başı belaya girecek diye, o da kendini gelenekçi gösteriyor. Yani toplumun geneline göre nabza göre şerbet veriyor. Böyle olmaz. Ölçü; Allah’ın rızasıdır. Allah’ın rızasını güdenin yolu sürekli açık olur. Bu gizli bir güçtür, bilinmeyen bir güçtür. Mesela Allah’ın rızasını güdüyor adam normalde ezilmesi lazım görünüşe göre, çünkü mesela Musevileri savunuyor başını belaya sokar. Kuran’ın yeterliliğini savunuyor başını belaya sokması lazım. Geleceğini düşünmüyor malını mülkünü Allah yolunda harcıyor, bu da başını belaya sokar diye düşünülebilir. Öyle olmuyor işte bir mucize, gizli bir mucize alttan alta sürekli yaşar. Yani insanların gördüğü ama yine de çözemediği bir mucize devam eder. Mesela şimdi benim mücadelemde bir mucize meydana geliyor ama yine çözemiyor insanlar. Diyor ki “bu kadar güzel kadın etrafında nasıl oluyor?” diyor. “İsrail’de bu kadar nasıl etkili olabiliyorsun?” diyor. “Bir anda 33 dereceli mason nasıl olabiliyorsun?” diyor. “Bu kadar kitabı nasıl yazabiliyorsun üç yüzün üzerinde? 76 yabancı dile nasıl çevirtebiliyorsun? Böyle binlerce internet sitesi nasıl kurabiliyorsun? Milyonlarca kitap nasıl dağılıyor, satılıyor? Ve bu kadar münafığa rağmen, bu kadar düşmana rağmen, bu kadar ölümcül düşmana rağmen, bu kadar fitneci pislik adama rağmen, İngiliz derin devletinin ajanlarına rağmen nasıl yoluna devam ediyorsun?” diyor. Hesap etmedikleri bir tane bir şey var düşünmedikleri; o da Allah’ın gücü. Her şeye hakim olan ana gücü düşünemiyor. Her türlü sebebi düşünüyor, her türlü sebebin üstünde hakim olan Allah’ı düşünemiyor. O yüzden her gün bu şaşkınlığı yaşıyorlar. Mesela muhalefet edince ben İsrail’i desteklemekten vazgeçeceğim zannediyor veyahut Kuran’ı savunmaktan vazgeçeceğim. Mesela siz dekolteden vazgeçeceksiniz yani bir şekilde vazgeçirecek zannediyor. Kardeşim, hayatıma baksana, ben neden vazgeçmişim? Sadece doğru bildiğimi yapıyorum onun dışında bir şey yapmam. Ve vazgeçmem diye de bir şey olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Hac Suresi’nin 40 ayetinde Allah şöyle buyuruyor: “Eğer siz Allah’a yardım ederseniz Allah kesin olarak size yardım eder.”

ADNAN OKTAR: Büyük bir mucizedir bu. Bütün milletin gözü önünde oluyor, insanların gözü önünde oluyor fakat insanlar bunu açıklayamıyorlar. Ben Ankara’dan tek başıma geldim, İstanbul’un hiçbir yerini tanımıyordum hala da birçok semtini tanımam ben, İstanbul’u bilmem. Tek başına yani. Benim çevrem aşiretim falan da yok. Allah’ın verdiği başarıya bak.

Yiğitliğine devam et. Allah’ın rızası önemlidir. Yani onun dışında ben de eğer Allah’ın rızasını gütmemiş olsam gütme demeyelim de Allah’ın rızası dışında daha ilk günden durmam gerekirdi. Akademiye geldiğimde dediler ki: “Seni öldürürüz buraya gelirsen.”  dediler. Hiç, ne umurumda yani.

MİNE SEDA YAPICI: Aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: Tabii öyle. Yıldırmak isteyenler olabilir bilmem ne olabilir. Bir şey vardır, sadece Allah’ın rızası vardır. Onun dışındakilerin hiçbir geçerliliği olmaz.

Buraya gelen bir Haham Froman vardı yaşlı. Çok şeker o Musevilerle Filistinlileri barıştırmak isteyen, Filistinlilerle iç içe yaşayan, onları çok seven İslam’ı seven, Müslümanlığı seven bir insan. Onun hamile gelinini mesela bıçaklamışlar. Yaralanmış. Mesela Musevi bir bayan evinde üç çocuğunun önünde bıçaklanarak öldürülmüş. İşte bu şiddeti tırmandırmak isteyenler bizim Musevilerle olan bağımızı da koparmak isteyen insanlar. Benim Musevileri desteklememi durdurmaya çalışıyor ki bu işin kapısı açılsın. Sen ne yaparsan yap böyle bir şeye müsaade etmem.

İngilizler İstanbul’u işgal edince İstanbul halkı ölümü göz önüne alarak eline geçen silah ve cephaneyi saman arabaları, yem torbaları, sebze küfeleri içinde Karadeniz Boğazı’nın dışına kadar taşıyıp İnebolu’ya gidecek mavnalara yüklüyordu. Vatanseverler kurşuna dizilmeyi göze alarak Selimiye Maçka gibi silah depolarını boşaltıyorlardı. İngiliz derin devletinin yalakaları Türk limanlarındaki bütün gemi ve motorlara el koymuşlardı. Onun için karada kalanlar -denizde mavnalar tek nakil vasıtalıydı o zamanlar- ve aslan kabadayılar, İstanbullu kabadayılar bütün güçleriyle Anadolu’ya silah ve malzeme taşımaya çalışıyorlardı. İngiliz derin devleti de bunu bir tespit ettiği an anında orada infaz ediyorlardı. Götürdükleri yerler infaz yerleri şimdi yeniden bir gösterelim. Daha hala iftihar ettikleri yerlerdir. Yani o cinayet işledikleri binalar, binlerce aslanımızı şehit ettiler. Şu anda göğüslerini gere gere bunu anlatıyorlar. Büyük bir kahramanlık yapmış gibi. Anlat şimdi.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’un işgal edildiği yılarda Galata Kulesi İngilizler tarafından gözetleme kulesi olarak kullanıldı.

ADNAN OKTAR: İstihbarat amaçlı İstihbarat binasıydı evet.

KARTAL GÖKTAN: Galata Kulesi üzerinde İngiliz bayrağı dalgalanıyor. O yıllarda kule üzerinde külah şeklindeki çatı yok. Kademeli çatı üzerinde bir baraka duruyor. Bu baraka İngiliz askerleri tarafından kenti gözetleme amacıyla kullanılıyor.

ADNAN OKTAR: Kulenin her katı istihbarat amaçlı kullanılıyor. Bak üst, ikinci kat, üçüncü kat, dördüncü, ara pencereler hepsi istihbarat amaçlı kullanılıyordu. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Baraka istihbarat amaçlı sonradan ekleniyor.

ADNAN OKTAR: Alt katı da kulenin altı bodrumları ve dehlizler de aslanlarımızı şehit etmek ve işkence etmek için kullanılıyordu. Yani altında dehlizler derin dehlizler, geniş salonlar oluşturmuşlar. Orada da infaz yapıyorlardı. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bahsettiğiniz kanallarda birçok insan kafatası ve kemik bulunmuştur. Galata Kulesi’nin çukurlarının altındaki kanalda. Orta boşluğun bodrumu da zindan olarak kullanılmıştır. Galata Kulesi üzerinde gözetleme yapan İngiliz bahriyeleri görüyoruz.

ADNAN OKTAR: Bu Galata Kulesi İngiliz derin devleti için kutsaldır yani istihbaratçılığın amblemi olarak kullanılıyor. Yani genel olarak istihbaratçılık amblemi olarak kullanılır. Yani derin devlet amblemidir. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Kulenin tepesi Haliç ve İstanbul’un geniş bir alanını gösteren bir konuma sahip. Merdivenler üzerinde Galata Kulesi ve civarının güvenliğini sağlayan piyadeleri görüyoruz.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu kapıda bir girdiğinde bir de alt katı var bunun. Geniş salonlar var yani taş izbe yerler. İzbe tüneller var. İşte cinayetleri işledikleri yerler oralar.

KARTAL GÖKTAN: Galata Kulesi’nin kapı nöbetçisi ve devriyeden dönen İngiliz askerleri. Galata rıhtımında İngiliz süvarilerini görüyoruz. İngiliz işgalciler Galata Köprüsü üstünde. İngiliz M1 denizaltısı Galata Köprüsü yanına demirlenip İstanbul halkının gözünün korkutulması amaçlanmıştı. İngiliz işgal dönemi Galata Postanesi’ni görüyoruz. Postane İngilizler tarafından istihbarat için kullanılıyordu.

ADNAN OKTAR: Yani istihbarat elemanlarının sürekli buluştuğu kesiştiği yer, ihbarların yapıldığı yer. Evet.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz karakolunu görüyoruz. İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Galata Kulesi Sokak’ta Kuledibi Hastanesi’nin arkasında bulunan işgal döneminde binlerce insanın fişlendiği, işkence gördüğü Kuvayı Millîye hareketine karşı casusluk faaliyetlerinin yürütüldüğü bina.

ADNAN OKTAR: Alt katı da bunun işkencenin, her türlü cinayetin uygulandığı, sorgulamanın yapıldığı yer.

KARTAL GÖKTAN: İlk başta İngiliz hapishanesi olarak inşa ediliyor. Ancak İngilizler İstanbul’u işgal ettikten sonra karakola dönüştürüyorlar. Galata Mevlevihane’sini görüyoruz. Galata’daki arazi üzerinde kurulan İstanbul’un ilk Mevlevihane’sidir. İngilizler işgal döneminde burayı istihbarat için kullanmışlardır.

ADNAN OKTAR: Yani Mevlevihane’nin içinde de Mevlevilerden de istihbarat elemanları var. Ayrıca istihbarat istasyonu olarak kullanılıyor. Yani her türlü bilgi ve ihbar faaliyetlerinde kullanılıyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Şubat 1920’de işgal gemisi bandosu ve İngiliz denizciler Galata Köprüsü’nden geçerken. Galata Köprüsü üzerinde yine İngiliz askerlerini görüyoruz. İşgal gemilerini görüyoruz. Haliç önlerinde Galata’dan görülecek şekilde Galata Köprüsü’ne girişini kapatmışlar. Burası İngiliz Bahriye Hastanesi. Eminönü’nden Karaköy’e bakıldığında Galata Kulesi’nin hemen sol altında küçük bir kule göze çarpıyor. Bu kule İngilizlerin hastanesinin gözlem kulesi.

ADNAN OKTAR: Bakın normalde hastane fakat istihbarat amaçlı kullanılıyor. Hem işkence için kullanılıyor bu kule de aynı şekilde. Hem istihbarat hem etrafı böyle izleme için kullanılan bir tesis. Binanın tamamı aynı zamanda işkencehane olarak da kullanılıyor.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz savaş gemileri boğazda. İngiliz birlikleri Galata rıhtımında yürürken görüyoruz. 16 Mart 1920 sabahı İngiliz askerleri tarafından Osmanlı Devleti’nin harbiye nezareti yani savaşları yönettiği karargâh merkezi işgal ediliyor. Beyoğlu’nda işgalci İngiliz birliklerinin yürüyüşü.

ADNAN OKTAR: Mesela Galata Köprüsü, Galata kulesi dedin mi istihbaratçılar birbirlerini tanırlar İngiliz istihbaratçıları. Onlar için bir semboldür. Evet.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz askerlerini Beyoğlu’nda geçit töreni yaparken görüyoruz. İngiliz askerlerini İstanbul tepelerinde görüyoruz.

ADNAN OKTAR: Mustafa Akbulut, Katil İsrail hükümetini şirin gösterme çabanız ne tuhaf. Kardeşim tabii ki katilleri var onları kınıyoruz. Onlar zulüm yapmış insanlar. Zulüm kim yapıyorsa dünyevi cezasını görür. Ahirette de cezasını görür. Zulmü hiç kimse desteklemez. Ama sen herkesi bütün İsrail’i zalim olarak göstermeye kalkarsan buna müsaade etmeyiz. Konu bu.

O dönemde silah fabrikaları, silah depoları hep İstanbul’daydı. İngilizler de işgal etmiş. İngiliz derin devletinin elemanları her yerde Anadolu’da hiç silah yok. Buradan silah gitmesi gerekiyor İstanbul’un işte meşhur kabadayıları aslanlar koçyiğitler o zaman devreye girdiler. Ve benim canlarım o İngiliz hastanesinin bodrumlarında o İngiliz karakolunun bodrumlarında, kulenin dibindeki mahzenlerde başları betona vurula vurula şehit edildiler. Yüzlerce binlerce aslanımız. Ve mavnalarla cesetleri taşınıp ayaklarına taş bağlanıp denize atıldılar. Ve hepsi kayboldu benim koçyiğitlerim. Arasan hiç birinin cesedini bulamazsın. Bir kısmını da alelacele Galata Kulesi’nin dibine gömmüşler. Bak azgınlıklarını görüyor musun? Habire insan cesedi çıkıyor. Bir de bunları da gizliyorlar. Kardeşim göster onları adamların yaptığı rezillik bir görünsün. Şafak Ayini diye iki yüz bin aslanımızı şehit etmişler adamları mehterle karşılıyorlar, alkışlarla. Eline sağlık der gibi. Cinayet işlemişler gelmişler senin vatanını, bizim vatanımızı işgal etmişler neyini alkışlıyorsun? Mehter takımıyla ne karşılıyorsun? Cinayet işlemeye adam bilmem kaç bin kilometre öteden geliyor silahlandırıp gönderiyor garibanları İslam ülkesinden, Müslümanlardan topluyor. Gelmeyenleri de öldürüyorlar, kiralık katil olarak getiriyorlar burada bizim aslanlarımızdan iki yüz bin kişiyi şehit ediyorlar. Onlar da kendilerini koruyor, o korumanın sonucunda da karşı taraftan ölenler oluyor, onlar için buraya gelip Şafak Ayini yapıyorlar. Bir de diyorlar Osmanlı sizi mahvetti intikamını almayacak mısınız? diyor. Gelip orayı işgal eden sensin nasıl yüzsüzsün? Nerenin Şafak Ayini? Utan. Ağzına alma defalarca özür dile. Ve bir soykırım yapmışsın, savaş suçu işlemişsin. Defalarca özür dile. Kahramanlık gibi anlatılıyor. Biz burada kendi ülkemizde oturuyoruz on beş, on altı yaşındaki çocuklar askere alınmışlar çok zor durumdayız bütün cephelerde savaş var. İki yüz bin askerimizi şehit ediyorlar burada centilmence savaş ne demek? Senin evine baskına gelmişler ananı, bacını, çoluğunu çocuğunu şehit etmiş adam. Cinayet şebekesi bunlar çete. Burada centilmenlik falan yok. Cinayet ordusu, katil ordusu gelmiş. Suç işlemişler, savaş suçu, işlenmiş. Soykırım yapılmış. İki yüz bin kişi ne demek? Kısa sürede iki yüz bin kişi. Bütün alaylar tümenler, ortaokullarda liselerde insan kalmadı bomboş. Herkes, herkesi şehit ettiler. Buraya geliyor adam borazan çalıyor alkışlarla karşılıyorlar. Çanakkale Savaşı’ndan sonra liselerde eğitim yapılamadı, boş öğrenci yok. On beş- on altı yaşında çocuk. Göster resimleri varsa. Bak bu ufacık el kadar çocuklar bunların hepsi şehit edildi. On yaşında, on beş yaşında çocuklar bunlar. Bunlara neyi borazanla karşılıyorsun,  Mehterle karşılıyorsun teşekkür ediyorsun adamlara? Sanki tenis maçı yapıldı.  Şehit etmiş adam mahvetmiş. Burada bir acayiplik var bunun bir düzenlenmesi lazım. Elli yedinci alayın tamamı şehit oldu bir kişi kalmadı elli yedinci alayın tamamı. Onun için elli yedinci alay olmuyor Türkiye'de. Direkt elli Sekize geçiliyor. Yok. Hepsini tükettiler. Tabii hürmeten yapılıyor, elli yedinci alayın tamamı şehit edildiği için.

Mustafa Polatlı ,Ne diyeyim ben siz? Tek kelime ile delikanlısınız vallahi diyor.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Sağ duyuya çağrı: Kuran Müslümanları Musevileri nasıl görüyor? başlıklı makaleniz bugün İsrail National News diğer adıyla Arutz Sheva'da yayımlandı. İngilizce, Rusça ve İbranice olarak üç dilde hizmet veren Arutz Sheva daha çok İsrail'deki Ortodoks Musevilerin takip ettiği bir haber sitesi.

ADNAN OKTAR: Bizi dindar olanlar ilgilendiriyor evet. Dinsizlere düşman değilim ama onlarla bizim bir işimiz olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Arutz Sheva aynı zamanda İsrail'in üçüncü büyük hafta sonu gazetesi olan Bysheva'yı çıkartıyor. Bu yazı yine aynı sitede yayımlanan Dr. Manfred Gerstenfeld’in Kuran'da Musevilerin maymun ve domuza benzetildiği iddiası ile ilgili yazısına cevap olarak yayımlandı. Kuran'da Musevi ve Hristiyanların kitap ehli olarak isimlendirildiği ve Musevilerle ilgili söz konusu iddiaların Kuran'ın tamamının bilinmemesinden ve bazı kısımların yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını anlatıyorsunuz yazınızda. Ayette kastedilen kimselerin de Museviler değil Musevi toplulukların içinden çıkan fakat Allah'ın emirlerine karşı çıkan, bozgunculuk çıkaran bir kısım insanlar olduğunu anlatıyorsunuz. Yazınızın sonunda ayrıca Oktar ve Cihat'ın İsrail ziyaretiyle ilgili bilgi ve resimler de yer alıyor.

ADNAN OKTAR: Hayati Memduhe, Yahudileri kardeş tertemiz olarak Müslüman alemine tanıtıyorsunuz yeni bir tür gönüllü İsrail elçisi gibisiniz. Bunu İsrail hayranlığı olarak mı değerlendirmeliyiz? Hayranlık değil merhamet benimkisi şefkat yani ezdirtmem ben mazlumu. Hiç bir mazlumu Hristiyanları da ezdirtmem. Ateistleri de ezdirtmem. Zalimine karşıyım ayrı mesela adam diyor bak onlarla mücadele ediyorum ama fikri mücadele ediyor. Düşmanlığım yok ama zannettikleri gibi değil Hristiyanlardan nefret eden büyük bir kitle var. Bu da bir bela yani. Onlar da anlamıyor, onların da bağnazları var laf söz anlatmak da çok güç. Hem eziliyor hem artistlik yapıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Londra'dan yayın yapan Katar kökenli tanınmış Arapça sitesi El Arabi'de İngiltere'de radikalizm ile doğru mücadele yöntemi başlıklı makaleniz Arapça olarak yayımlandı. Bu makalenizde son yıllarda yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve aşırı sağ söylemlerin ciddi yükseliş gösterdiği İngiltere'de aşırılarla mücadele de polisiye yöntemleri değil sevgi ve eğitime öncelik verilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. İslam dinine sonradan ilave edilen hurafelerin bilimsel yöntemlerle ortaya konulmasının bu yolda atılacak önemli bir adım oluğuna dikkat çekiyorsunuz. Pakistan'ın önde gelen haber sitesi Diplomcy Pakistan Pakistan'ın kurtuluşu bağnazlıktan kurtuluşuna bağlı başlıklı makalenize yer verdi. Hindistan'da yayın yapan Hans India haber sitesinde İran ve Suudi Arabistan’ın uzlaşması günün gereğidir başlıklı makaleniz yayımlandı. Kırgızistan'ın çok takip edilen önde gelen haber sitesi Barakelde, çok sayıda Kırgızca makalenize yer verdi. Bu makalelerin başlıkları şöyle, Vücuttaki öğütme mekanizması: Sindirim sistemi. Vücuttaki yaşam boyu sönmeyen ateş: Solunum. Canlı yapısındaki bilgi ve materyalizmin sonu. Vücuttaki solunum sistemi mucizesi ve Mucize molekül: Hemoglobin. Bosna'nın tanınmış haber sitesi Bosnia Times'da Bir iç savaş yöntemi: Açlığa ter etmek başlıklı makaleniz yayımlandı. Son olarak Ortadoğu üzerinde dron savaşları başlıklı makaleniz Azerice olarak Azebaycan’ın çok sayıda haber sitesinde yayımlandı.

ADNAN OKTAR: Güzel. Azerbaycan da mesela modern İslam anlayışını savunan bir ülke. Güzel o yönüyle. Devlet felsefesi olumlu o yüzden bütün gücümüzle destekliyoruz.

Bütün cephelerde İngilizlerle başımız beladaydı hepsinde onlarla mücadele ettik. Yani kışkırttıklarıyla mücadele ettik, silahlandırdıklarıyla mücadele ettik. Ama Çanakkale'de çok büyük oyun oynadılar. Ordu olduğu gibi oraya toplanınca bütün cephelerde çöktük, her yerde. Osmanlı'yı yıkıp bitirdiler ondan sonra. Bir de bütün askerimizi tükettiler. İki yüz bin askeri şehit edince asker kalmadı. Adamlar Şafak Ayini diye alkışlıyorlar, şak şak şak şak şak. Helal olsun ya diyorlar, Ne kadar sportmence, centilmence savaştık amma. diyor. Adam sana kahpelik yapmış, kalleşlik yapmış. Seni mahvetmiş, çoluğunu çocuğunu doğramış. İki yüz bin kişiyi şehit etmiş, soykırım uygulamış. Savaş suçu işlemiş. Nesini alkışlıyorsun? Nesine mehter takımı gönderiyorsun? Nesine ayin yaptırıyorsun? Özür dilet. Gelip buraya ağlasınlar, özür dilesinler. Gururla anlatıyorlar. İnanılır gibi değil. 

BÜLENT SEZGİN: Çanakkale şehitlerimizden bazılarının fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak, el kadar çocuklar. Hepsi Çanakkale şehidi. Yani bunları şehit ettiler diye adamlara borazanlarla, tefle, mehter takımıyla karşılama yapmanın alemi ne? Özür dileyecekler binlerce kere. Her yerden oyun oynuyor, Osmanlı birçok cephede savaş halinde. Askeri her yerden çektik mecburen, çekince bütün cepheler çöktü. Buraya getirttiler askeri, hepsini yok ettiler iki yüz binin üstünde askerimizi. Bunu da alkışlıyorlar. Bilmiyorum kardeşim, ben böyle bir mantık görmedim. Bir paşamız, eski paşa anlatıyor, Bu şafak ayinine gittik. Gaziler var eski, yaşlı gaziler. Hepsi ayakta. diyor gariplerim. Adamlar oturmuşlar, şak şak şak şak şak alkışlıyorlar. Sanki marifet yapmışlar gibi. Utanç duy. Alkışlanacak ne var orada? Mesela İngilizlerin zalimliklerinden bir tanesi; Filistin Cephesi'nde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alay'ına bağlı Osmanlı askerlerine Seyyid-i Beşir Kuveysna Osmanlı Useraî Harbiye kamplarında, insan boyunda açılan çukurlara krizol doldurup içine Türk askerlerini sokuyorlar. Zavallı askerler başına dikilen süngülü İngiliz askerlerinin iteklemesiyle başını suya sokmak zorunda kalıyor, bir kaç dakika içinde kör oluyorlardı. Binlerce Türk askerini kör ettiler kimyasal maddeyle. Mesela bunlar hiç, unutulup gitti. Üstünde dahi durmuyorlar.

Atatürk, hayret, çok acayip bir insan. Allah göndermiş. Şu delikanlılığa bak. İngiliz derin devletine kafa tutmak ne demek? Çok büyük bir mucize sağ kalması. Bu mücadeleyi vermesi çok çok büyük bir mucize. İnanılır gibi değil. Dört koldan adamlar öldürmeye çalışıyorlar. Normalde padişah, Tamam diyor yani, Türkiye paramparça olmuş. Her biriniz bir yere gelin ama benim saltanatıma dokunmayın. diyor. Adam senin saltanatına ne dokunsun? Zaten onlar eğlence arıyorlar. Her ülkede zaten meşruti krallık olsun istiyorlar yani krallık olsun ama bunlara eğlence çıksın. Hani atlarla falan gidecekler, bunlar da seyredecek. Her yerde krallık olsun istiyorlar, meşruti krallık. Ama ülkeye hakim olacak, kontrol bunlarda olacak. Kral da bunların eğlencesi olacak yahut oranın sultanı kimse. Atatürk rahmetli, bunların hakkını avucuna koydu. Bayağı diz çöktürdü. Ki ucu ucuna yine memleketi kurtardık.

Seyyid-i Beşir Kampı'nda yani esir kampı; yüz otuz beş bin aslanımız ağır işkenceler gördü. İngiliz derin devletinin sadistleri akıl almaz işkenceler yaptılar aslanlarımıza. Çok fazla delikanlı orada şehit oldu.

Bu İngiliz derin devletini gençler anlamışlar, şimdi anladığım. Böyle abuk sabuk delilik yapanlar falan beni daha çok ilgilendiriyor veyahut böyle karşı çıkanlar, direnenler. Onları önemli görüyorum. Öven, iltifat eden binlerce var. Şimdi onları okursak sabaha kadar vakit geçer. Onun için böyle karşı olanlar önemli bizim için.

İsrail'den sürekli, sevdiklerimiz yahut işte tanıyan, tanımayan işte Adnan Hocam, bütün gücünle gayret et. Biz mahvolduk burada. Kurtar. Herkese anlat. Olayın fevkaladeliğini herkese izah et. Bir an önce bu beladan kurtulalım. İşin doğrusu benim yapabileceğim şey çok sınırlı. Böyle bir şey mümkün değil. Bunu Moşiyah Mehdi (a.s) yapacaktır. Yani Mehdi (a.s) çıkana kadar da bu acıyı çekecekler. Daha önce de söyledim. Benim şu anda yapabileceğim bir şey yok. Uyarıyorum, hatırlatıyorum, söylüyorum ama bu, olayları durdurmaz. Benden çok şey bekliyorlar. Benim yapabileceğim bir şey yok bu anlamda. Ama Moşiyah Mehdi (a.s)'ın çok yapacağı şey var. İsrail'in dünya hakimiyetini sağlayacak. Yani Hazreti İsrail (a.s)'ın soyundan İmam Mehdi (a.s) çıkacak, dünyaya İslam'ı hakim edecek. O sayede de bütün İsrail milleti rahat yaşayacak. Konu bu. Bunun dışında bir kurtuluş yolu yok. Gittikçe daha kötü olacak, daha kötü olur. Bu bıçaklamalar artar, olaylar artar. Olacağı budur yani. Tevrat bunu açıklıyor zaten. Bütün bu olacak olayları anlatıyor Tevrat. Bunu ayrı bir gün bir ders olarak anlatalım. Tevrat'ta bu çok kapsamlı olarak izah edilmiş bir konu.

Avrupalıların büyük bir bölümü Hazreti İbrahim (a.s) soyundan. Genetik, bakıldığında onu tespit etmişler, Hazreti İbrahim (a.s) soyundan geldiklerini.

Bir tek İslam aleminde değil, her yerde dehşet ve acı 2016'larda, 2017'lerde akıl almaz yükselecek, 2018'de ortalık cehenneme dönecek adeta. 2019, 2021'ler 2023'ler; bunlar kurtuluş yılları. Onun dışında, Mehdi (a.s)'ın Moşiyah'ın dışında İsrail'in kurtuluşu yok. Bir insandan, özellikle benden bir şey beklemek. Ben ne yapabilirim yani? Ancak buradan konuşuyorum, anlatıyorum. Ben oradaki cinayetleri nasıl engelleyeyim? Gel burada konuşma yap diyorlar, Arapça. Arapça da anlatıyoruz. Daha da saldırganlıkları artıyor. Bir faydası olmaz onun. Yapılacak şey imanın geliştirilmesi, Darwinizm'in durdurulması ve Moşiyah'ın çıkışı. Musevi dostlarımızdan ben rica etmiştim, Allah'ın Moşiyah'ın gelişini çabuklaştırması için o ağlama duvarının önünde toplanın, kapsamlı bir dua edin, biz onu yayınlayalım. dedik. Hakikaten toplandı böyle on binlerce kişi. Acayip güzel dua ediyorlar Moşiyah'ın ismini söyleyerek, Ya Rabbi bize Moşiyah'ı gönder. diye. Daha kalabalık olsun. dedim. Ama eylem yapılabilir dediler, daha kalabalık. Hakikaten Allah esirgesin, bir bombalı eylem falan olur bu sefer insan vicdan azabı çeker. O yüzden ısrar edemedim. Aslında öyle bir şey olsa çok güzel olur. Hiç olmazsa kapalı salon toplantılarında isteyelim. Yine Moşiyah'ın gelişi için dua etmelerini. Ama tabii bizim asıl anlaşabildiğimiz, konuşabildiğimiz Ortodoks Museviler, dindar Museviler.

Bütün Ortadoğu'da ana fikir Mehdilik üstünde dönüyor. Ama bizim televizyon kanalları falan feryat figan Mehdiyet yok. diyorlar. Kardeşim, bir kere evanjelik sistem, evanjelikler tamamen Mehdiyet'e dayalı bir sistem. Doğru mu? Doğru. CIA'in bütün faaliyetlerinde Mehdiyet esastır. Bütün terör örgütleri, İslamcı görünümlü terör örgütleri; El Kaide, Taliban, IŞİD; ana felsefesi Mehdiyet'tir. Doğru mu? Doğru. Bütün Şii aleminin tamamının ana ideolojisi Mehdiyet'tir. Sünni bütün cemaatler Mehdiyet'i savunur. Bütün olaylar Mehdiyet çevresinde gelişiyor. Sen televizyona çıkıp bas bas bağırıyorsun, Mehdiyet yok diye. Nereye bağırıyorsun? Dünyanın ana gerçeğidir Mehdiyet. Bütün Ortadoğu coğrafyası şu an Mehdiyet'e göre şekilleniyor. Bak, çıktı o çocuk, bir başı açık tarihçi bir çocuk var ya genç. O güzel kızın programına katılıyor, Haber Türk'te. Turist rehberliği yapan genç.

GÜLEN BATURALP: Talha Uğurluel.

ADNAN OKTAR: Talha, evet, Talha. O da, çıktı çocuk anlatıyor. Bütün sistem Mehdiyet üstüne kurulu. Mesela Suriye'nin yıkılması sırf Mehdiyet içindir. Irak'ın yıkılması Mehdiyet amaçlıdır. Anlaşılmayacak gibi değil. Emek emek bütün sistemi ona göre oturtuyorlar şu an.

Rahmetli Atatürk ne yamanmış. Hayret ediyorum. Bak, diyor ki, -İngiliz derin devletini Nutuk'ta anlatıyor- Türklerle Kürtler arasında bir kardeş harbine sebebiyet vermek için Kürtleri İngiliz himayesi altında müstakil bir Kürdistan kurma planına iştirak etmek üzere tahrik ettiler. Bu teşebbüslerini tahakkuk ettirmek için büyük paralar harcadılar. Her türlü casusluğa başvurdular. Bak, her türlü casusluk. Bu suretle Noel isimli bir İngiliz subayı, uzun bir zaman Diyarbakır'da gayretler sarf etti. Ve faaliyetlerinde her türlü aldatma ve sahtekarlığa başvurdu. İngiliz derin devleti elemanlarında, bakın, aldatma ve sahtekarlık ana konu oluyor. Şimdi Atatürk, rahmetlinin görüyor musunuz sözünü? Ve İngiliz derin devleti hep bununla başarılı olmuştur. Aldatma, sahtekarlık, iki yüzlülük, çaktırmadan fitne yapmak, pislik yapmak, kendini sezdirmemek. Bunların yüzünde böyle eşek oynamış oluyor, İngiliz derin devleti elemanlarında, casuslarda. Yüzünden anlamak mümkün değil. Hiç çaktırmadan mesela istese senden yana da görünür ama alttan alta köpek gibi İngiliz derin devletine sadakatini devam ettiriyor, hayret edilecek şey. En sonunda genellikle cinayetle sonuçlanıyor. İngiliz derin devleti bunları yok ediyor. İntihar süsü altında, şu süsü altında bu süsü altında yok ediyor. Ama köpeklemesine bir sadakat gösteriyorlar. Deccalin bir büyüsü bu. Hadislerde de söyleniyor deccalin insanlığa büyü yapacağı. Bediüzzaman diyor ya, Sihir nev'inden, manyetizma ve ispritizma nev'inden müthiş harikalara mazhar olan deccal ise surû hükümetinin -yani İngiliz hükümetinin- bir nevi Rububiyet gibi -yani Allah gibi- görerek ilahlığını ilan eder. Ve az bir kuvvetle koskoca İslam aleminin hırs ve şikakından istifade ederek koskoca İslam alemini esaret altına alır. diyor. Bir avuç İngiliz derin devleti, bütün İslam alemini esaret altına aldı. Şu an birbirine kırdırıyor mesela Şii'yi Sünni'ye, Sünni'yi Şii'ye. Ve bu gittikçe daha da acımasızlaşıyor bu sistem. İki yüz yıl önce Kürtleri bizden ayırmak için gayret etmişler.

Bak, diyor ki İngiliz derin devletinin meşhur adamı Loyd George, İnsanlık tarihinde dahiler pek ender görülür -dahi- Fakat ne yazık ki Tanrı bir dahiyi -haşa tabii bunu onun sözü olarak söylüyorum- Türkiye'de dünyaya getirdi. Ne yazık ki diyor, Allah böyle bir şey yarattı diyor; Ve biz onunla çatışmak zorunda kaldık. -Atatürk'le- Ve Mustafa Kemal gibi bir dahiyi yenmemiz imkansızdı. diyor. Türk milletini onlar kolay bir şey zannettiler. Ağzı burnu dişi; her yeri kırıldı. Kolayca yiyeceğini zannettiler ama olmadı.

İran'ın orgenerallerinden birisi dedi ki, Ortadoğu'da her yer ve herkes Mehdi (a.s)'a göre şekilleniyor. Tüm gruplar Mehdi (a.s)'ı bekliyor. diyor. Doğru. Bu vesileyle iki yüz bin askerimiz de coşkuyla Mehdi (a.s)'ı bekliyor. diyor. İran'da ayrıca bir milyon kişilik Mehdi Ordusu vardır. Hiçbir savaşa, hiçbir yere sokulmuyor. Sırf Mehdi (a.s)'ın emrine amade edilmiş, İran ordusunun dışında, bir milyon kişilik. Yıllardan beri muhafaza ediyorlar Mehdi (a.s) geldiğinde emrine vermek için. Onların yürüyüşü vardı, her adımda Mehdi diyorlar. Tempo tutarak yürür ya askerler her adımda Mehdi diyor, her adımda Mehdi diyor, o şekilde yürüyorlar.

Allah'ım için sevdiğim güzel insan. Her ne derlerse desinler Rabbim seni sevmiş, yaratmış, seçmiş. Rabbim için yanındayım ömrümün sonuna kadar. Rabbim senden ayırmasın. diyor. 

Kitap dağıtımı var ya meşhur, yeri yerinden oynatmış onun fotoğraflarını göstersene.

KARTAL GÖKTAN: Bugün sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi isimli eserinizden yirmi beş bin adet Konya, İzmir ve Sakarya’da dağıtıldı ve iman hakikatleri eserleriniz ise İstanbul’da on sekiz bin adet olarak dağıtıldı. Dağıtımı yapılan toplam kitap sayısı kırk üç bin olmuş oldu maşaAllah. Dağıtıma İstanbul, İzmir, Sakarya, Konya dışında çevre illerden de çok sayıda kardeşimiz katıldı. İllere göre kitap dağılım sayısı şöyle, Konya on bin, İzmir on bin ve Sakarya beş bin Komünist Türkistan Tehlikesi kitaplarınız ve İstanbul’ da da on sekiz bin adet iman hakikatleri eserlerinizden dağıtıldı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Böyle kitap dağıtırken, tebliğ yaparken yahut broşür dağıtırken şeytan izler, melekler de izler. Melekler hoşnut olur, desteklerler, dua ederler, teşci ederler ama şeytan atlılarıyla, yayalarıyla kendi iblis ordusuyla engellemeye çalışır. Ne diyor? Yaygaralar koparacaksın diyor yaygaralar atlılarınla. İnsanları bağırttırır, çağırttırır, kitabı yırtmaya kalkanlar olur bilmem ne olur o sevabın derecesini arttırmak içindir, cihadın gerçek cihat olduğunu ortaya koymak için Allah tarafından bir süslemedir. Bağırıp, çağırmalar, feryatlar, kendini yere atmalar, kitabı ısırmaya kalkar, kitabın üstüne çıkar tepinir o şeytan ordusunun tipik tepkileridir. Şeytanın icraatını da Allah insanlara gösterir. Şeytanın nasıl faaliyet yaptığını gösterir ki müminin şevki artsın. Alkışlarla olur bazen, bazı yerlerde de şeytan debelenir. O debelenme Müslüman’ın sevabını arttırmak içindir.

GÖKALP BARLAN: Yüce Rabbimiz Kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları dolayısıyla ecir veririz diye söylüyor inşaAllah.  

ADNAN OKTAR: Evet, İsra Suresi 64’te Cenab-ı Allah Onlardan güç yetirdiklerine, bak güç diyor. Bazı ahmak ve avanaklara güç yetirir şeytan, sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstünde yaygara kopart, bağırttır, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol, onlara çeşitli vaatlerde bulun şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez. (İsra Suresi 64) diyor Cenab-ı Allah. Onun için müthiş şamata yaparlar, yaygaracı olur küfür, şeytan ordusu. Ama bak ayette diyor ki güç yetirebildiklerine bunu yaptır diyor. Böyle hayvan tayfası mahlukat olur, vahşi hayvan görünümünde, onlarda böyle netice alabilir şeytan.  Mümin buna aldırmayacak, hiç aldırmayacak yoluna devam edecek. Mesela biz hak yolda bir şey anlatıyoruz Darwinizm’in geçersizliğini anlatıyoruz, adam bağırıp çağıracak, eğer bağırmıyorsa imtihan olmuyorsun demektir. Bağırma varsa imtihanın makbul demektir, o hayra alamettir. Hiç ses çıkmaması iyi bir şey değildir. Makbul bir cihat yapılmıyor demektir. Bağırtı, çağırtı varsa belirli noktalarda cihat makbul demektir, cihat gayret demektir.

Sayın Oktar, PKK’nın en büyük destekçisinin katil Amerika Birleşik Devletleri onun Ortadoğu’daki bekçisi İsrail olduğunu biliyor musunuz? Bak görüyor musun? Nasıl oyuna gelmiş. Melih Muhip Atmaca. İngiliz derin devletini burada görüyor muyuz? Görmüyoruz. Asıl oynayan kuklaları oynatan üstü olduğu için o adam alttakini yemiş, ipi oynatanı göremiyor, kuklaları görüyor. Halbuki Amerikan derin devletini ve Amerikalı derin devlet katillerini oynatan İngiliz derin devletidir. İsrail’in içerisinde de zulüm yaptıran, eylem yaptıran yine İngiliz derin devletidir. Belirli kişilere zulüm yaptırır. Mesela MOSSAD’ın kuruluşu onlara aittir, CIA’nın kuruluşu onlara aittir. Ama bakın hayret edilecek şekilde İngiliz derin devletinin adı hiçbir yerde geçmez. Asıl oyuncu kendini akıl almaz bir yetenekte gizlemiş ve birçok kişi, hemen hemen dünyanın büyük bir bölümü diyelim bunun farkına varamamış ve farkına varamıyor o kadar usta gizlemiş ki kendini farkına varamıyor.

GÜLAY BATURALP: Hatta siz protestolarda, pankartlarda bile İngiltere’nin adı geçmez demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Mesela komünist sloganlar atılıyor. Kahrolsun Amerika, go home Amerika, İngiltere’yle ile ilgili tek kelime edilmez. Asıl yöneten İngiliz derin devleti olduğu halde dünyanın hiçbir yerinde duyulmamıştır. Sol örgütlere İngiliz derin devleti hakimdir, bütün terör örgütlerine hakimdir. Onlara sadece Amerika lehinde slogan attırır, İslam ülkelerinde de İsrail ve MOSSAD, Amerika başka bir şey dedirtmez.  Kendilerini inim inim inleten mahvedenin İngiliz derin devleti olduğunu bilmiyor Müslümanlar. Hayret edici şekilde bilmiyor. Hiç alakası olmayan bir hedefe yöneliyorlar. Asıl yönlendirilen hedeflere yönleniyorlar, orada çok büyük hata yapıyorlar. Mesela Irak’ın işgalini İngiliz derin devleti organize etti, Amerika yapmış gibi göründü. İşgal gerekçesini ortaya koyan İngiliz derin devletidir. 2010’da MI6’nın Başkanı İran iki yıl sonra nükleer silah yapacak dedi, adamlar bunu yedi,  birkaç açıklama yaptılar. Eski başbakanların bayağı bir bölümü İngiliz derin devletinin emrindedir. Onların açıklamalarıyla birleşti konu kapandı, Amerika müdahale kararı aldı. Amerikan ordusu hep çiftçilerin çocukları, hep petrolcülerin çocukları, ziraatçıların çocukları, hayvan güdücülerin çocukları garibandır onlar, bilmiyorlar. Geldiler orada savaştılar sonra akıl hastası oldular. Habire kendilerini öldürüyorlar şu an. İngiliz derin devleti çok acımasız, zalim bir örgüttür. Onları böyle intihara teşvik eden de onlardır. Onları mahveden de İngiliz derin devletidir. Herkes Amerika işgal etti diyor, biliyor değil mi? Halbuki işgali yaptıran İngiliz derin devletidir. Hiç kimsenin bundan haberi yok. İngiliz İçişleri Bakanlığı 4 Aralık 1937’de kendi Dışişleri Bakanlığı’na altı sayfalık gizli emniyet raporu yolluyor. Raporda şu bilgi var. Prens Sami’nin Türkiye’deki adamları Şubat 1938’de harekete geçmek üzere, Atatürk’e bir suikast hazırlığı içindedir. Bu suikastta harcamak üzere gerekli olan yüz bin sterlin temin konusuna Keith Williams adında bir İngiliz sermayedar Prens Sami’ye yardımcı olmaktadır. Keith Williams da İngiliz derin devletinin sermayedar olarak kullandığı adamlardan bir tanesi. Kimi kullanıyor? Prens Sami’yi kullanıyor. Sadece teşvik ediyor o kadar ondan gerisi gidiyor kendinden. Bak bir yıl öncesinden yaklaşık, ta 4 Aralık’ta karar veriyorlar suikasta. Şubat 1938’de yapılmak üzere suikast. Elemanları çok sinsi ikiyüzlü ve haysiyetsiz. Dünyanın en haysiyetsiz en aşağılık  adamalarından seçiyor İngiliz derin devleti casuslarını. Çok yüzsüz ve utanmaz adamlardan oluşuyorlar.

Bir tanem güzel gözlüm seni çok seviyorum diyor. Dilara yazmış.

Cihan, Adnan Oktar’ı televizyondan görüp tanıyanlar ve olumsuz şeyler söyleyen cühelaya sesleniyorum, siz farkında olmasanız bile size dahi ne faydaları dokunmuş iyilikleri olmuştur. Uzun bir şeyler yazmış çok şeker kendine göre, hamiyeti gelişmiş güzel bir üslup içerisinde.

Yüzlerce Türk’e işkence yapan Osmanlı mebuslarını Malta’ya süren Mevlana tekkesinden çıkmayan John Bennett savaş sonrasında Osmanlı hanedanlarına yanaştı vekaletlerini alarak onlar adına miras işleriyle uğraştı. Bak arsızlığı görüyor musun? Aldığı vekaletler nedeniyle de birçok eski Osmanlı coğrafyasında bulundu. Vekalet işlerini bahane ederek haneden adına her yerde faaliyet yapıyor. Yunanistan’da hanedan mirasıyla ilgili olarak uğraşırken tapularda tahribat yaptığı iddiasıyla hapse atılıyor. Tam dolandırıcı sahtekar. Bak hem casusluk yapıyor hem cemiyet mikrobu yani pislik hep böyle hırsız bunlar haysiyetsiz. Geçmişlerinde de böyle kriminaldir bu pisliklerin hem de böyle casuslukta kullanılıyor. Mesela adama casuslukta çok önemli görevler verilmiş hem yancılık yapıyor, hem dolandırıcılık yapıyor her türlü pisliğe bulaşıyorlar.

Evet dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Doğu Perinçek’in başkanlığını yaptığı Vatan Partisi, HDP’nin kapatılması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.

ADNAN OKTAR: Evet deliller oluştuysa anayasal hak olarak kendinde görüyorsa anayasal hakkıdır başvuru. Ama tabii bunu mahkeme değerlendirir. Karar hakimlerin olur ona da saygı duymak lazım. Ama Vatan Partisi’ne Doğu Perinçek’in politikalarına acayip şaşırıyorum. Çok sağlam milliyetçi politika izliyorlar. Bir Ülkücü gibi yani yahut hatta Ülkücü’den daha Ülkücü gibi şaşıyorum hayret ediyorum bayağı azimliler de bir hayır vardır.

İngiliz derin devletinin sinsiliğini deşifre ettiği Hutuvat-ı Sitte adlı broşürde İngiliz derin devleti için iblis diyor. Bediüzzaman. İblis çok mükemmel bir teşhis. Bak diyor ki Bu alçaklar insanların menfaat duygularını kullanarak hareket ediyorlar diyor. Her bir zamanın insi bir şeytanı vardır yani deccalı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, şeytan altı hutuvatıyla, adımıyla, âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları, habis insanları yani pislik cemiyet mikroplarını ve tabiatlarındaki muzır madenleri yani yine pislik ahlaksız insanları,  fiilî propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarlarını buluyor. Mesela kiminin şöhret derdi oluyor, kiminin sığınma derdi oluyor, kiminin büyüklük derdi oluyor, kiminin enaniyet derdi oluyor. Kiminin hırs-ı intikamını mesela Müslümanlara kinleniyor derin devlete itlik yapıyor, kiminin hırs-ı câhını mesela büyüklük hırsı oluyor yahut kendini çok yüce görüyor çok zeki görüyor, kiminin tamahını aç gözlülüğünü, kiminin humkunu, ahmaklığını, ahmak olduğu için hizmet ediyor, kiminin dinsizliğini, hattâ en garibi kiminin de taassubunu, gelenekçi Ortodoks bazı Müslümanların bazı mevlevilerinde taasubunu işletip siyasetine vasıta ediyor diyor. Onları elinde oynatıyor diyor İngiliz derin devleti yani müthiş bir teşhis Bediüzzaman teşhisi.

Ahir zamanda öyle bir genç gelecek ki Kuran’ı öyle bir tarz ders verecek ki ondan sonra onun gibi ders ve talim veren olmayacaktır. Bu hadiste ismi geçen kimdir? diyor. Tabii ki Mehdi (a.s).

Bediüzzaman ne mübarek insan. Şahane teşhis etmiş. Direkt iblis diyor. Ve nasıl aşağılık adamları kontrol altına aldıklarını da çok detaylı, güzel anlatmış.

Nihat Alacan; Onlara düşman olarak Allah yeter. Allah Yahudileri lanetlemiştir. Ne kötü bak, çok yaygın, çok çok yaygın. Siyonistlik diye bir şey yok. Bunu otuz kere söyledim. O bölgede, o Musevilerin yaşama hakkı olarak görüyorlar. Öyle adamları da yok, öyle bir insan topluluğu da yok. Çok küçük bir topluluktur Museviler. Hep yaşlılar. Bir çocukları oluyor genellikle, ona da bakamıyorlar. Zor bela bakıyorlar. Dünyanın orasında, burasında ezilen insanlar. Dolayısıyla öyle bir güçleri, öyle bir imkanları yok. Siyonizm denilen ama tabii Tevrat’ta geçen, Tevrat’ta tarif edilen İsrailoğulları’nın dünya hakimiyeti açıkça Mehdiyet’tir. Mehdi (a.s)’ın dünya hakimiyetidir.

Ahmet Mürteza; Ben Mehdi (a.s)’yi hidayete götüren, hidayet veren şeklinde biliyorum. Ve bu nedenle Kuran en büyük mehdidir. Hadi, hidayete erdiricidir. İnsanlar bu mehdiye yani Kuran’a uyarsalar doğru yolu bulurlar ve kurtuluşa ererler. Kuran’ın kendisi de insanları sürekli kurtuluşa davet etmektedir. Tamam ama Kuran’ı açıp baktığımızda, Kuran’da İslam’ın dünyaya hakim olacağından bahsediliyor. Dünya hakimi olması ne demek? Mehdiyet. Sen Kuran’ın içinde bu tip ayetler olduğunu bilmiyorsun demek ki. Kuran’da Allah Müslümanların kendilerine bir melik tayini için, bir lider yani bir Mehdi’nin başlarına geçmesi için dua ettiklerini söylüyor. Bundan haberin var mı? Haberin yok. Müslümanların başına bir lider göndermesi için Allah’a dua ediyorlar. Peygamber değil bak. Bir lider, kumandan göndermesi için. Ve küfrü yenmek, zalimleri yok etmek için bunu istiyorlar. Tabii ilimle, irfanla. Kuran’a tabi olunca o ayetlerin bağlantılı olacağını düşünemiyor. Halbuki sen Kuran’a uyduğunda Kuran sana ne diyor? İslam’ı dünyaya hakim et ve başına bir lider getir diyor. Başına getirdiğin o liderin ismi işte Mehdi’dir. Bunu anlamıyor. Ve kendinize bir melik tayin edin diyor, Allah Kuran’da. Melik, bir lider. Ve Allah muhtedun diyor, çeşitli mehdiler gönderdim diyor. Sen ne diyorsun? Buna gerek yok diyorsun. Allah, ben mehdiler gönderdim diyor. Sen de, böyle bir şeye gerek yok diyorsun. Bir melik tayini isteyin diyor Allah, lider isteyin kendinize. Buna da gerek yok diyorsun. Demiyorsun da, ona geliyor senin anlatmak istediğin. Nur Suresi, 55’te; Dünyaya hakim edin İslam’ı, İslam her yere hakim olsun diyor. Sen diyorsun ki, ben bunu da istemiyorum. İslam her yere hakim olunca, başında da bir lider olunca bu nedir, Mehdiyet değil mi bu? Bunu ayrı zannedersen bu olmaz. Ama bununla bütün olarak düşünüyorsan zaten olay ortada, konu ortada.

BÜLENT SEZGİN: Tevbe Suresi, 33’te şöyle buyuruyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

ADNAN OKTAR: Bak, müşrikler istemese de. Şimdi müşrik deyince zannediyor ki adam, puta tapan, tahtadan put yapmış adamlar vardır. Bir tek onlar istemez. Ama gelenekçi Ortodoks Müslümanlar ayrıdır. Halbuki Kuran’da bahsedilen gelenekçi Ortodoks Müslümanlardır. Müşrik dediği o. Yani Kuran’ın dışında Allah adına hüküm vermiş. Allah’ın helallerini değiştirmiş, haramlarını değiştirmiş, Allah adına hüküm verdiği için de müşrik olmuş. Ve en ziyade Mehdiyet’e karşı çıkanlar da bunlar olduğuna göre o zaman durum çok vahim, o kişiler açısından. Bak müşriği tarif ediyor, adam müşrik. Ve büyük bir topluluk bu. Yani Kuran görünmeyen bir güçten bahsetmiyor. Görünen, ciddi bir tehlikeden bahsediyor. İşte bu gelenekçi, Ortodoks Müslümanların büyük bir bölümü için bu söyleniyor. Ayeti bölüm bölüm söyle.  

BÜLENT SEZGİN: Şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi, 33. Müşrikler istemese de,

ADNAN OKTAR: Müşrikler bak neyi istemiyor? Mehdi (a.s)’ı istemiyor. İsa Mesih’in inişini istemiyor. İslam’ın dünyaya hakimiyetini istemiyor. İslam’ın dünyaya hakim olmasını istemeyen alimlere bakın, hepsi bu müşrik takımının içindeler. Farkında bile değiller müşrik olduklarının.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için…

ADNAN OKTAR: Tek din İslam kalacak diyor, Allah. Yani hepsine hakim olacak. Bu nedir tek din hakim olması? Mehdiyet’tir işte. Evet.

BÜLENT SEZGİN: …elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

ADNAN OKTAR: İşte Peygamberimiz (s.a.v.)’in gelişindeki amaç, en son amaç Mehdiyet dünyaya hakim olacak. İslam dünyaya hakim olacak. Herkes Müslüman olacak. Kuran’ın anlattığı bu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in geliş amaçlarından birisi de Mehdiyet’tir. Mehdiyet’in dünyaya hakim olmasıdır. Onun için Allah Kuran’ı indirmiştir. Kuran böyle kıyıda kalacak, kıyamette de kıyıda kalacak bir kitap değil. Dünyanın en son zamanında Kuran bütün dünyaya hakim oluyor. Onun için indiriliyor Kuran. Dünyaya hakim olsun diye indiriliyor. Ve bu oluşacak. Müşrikler istemese de bu olacak diyor, Allah. 

BÜLENT SEZGİN: Bir ayet daha okuyacaktım, inşaAllah. Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da…

ADNAN OKTAR: Yani Tevrat’ta ve Zebur’da. Allah bir şey var diyor, bir konu var. İslam’ın dünyaya hakimiyetiyle ilgili bir konu var. Tevrat ve Zebur’a bakın diyor.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)

ADNAN OKTAR: Bakın Tevrat’ta ve Zebur’da diyor Allah; dünyaya hakimiyet sağlanacak. Bu hakimiyeti de samimi Müslümanlar yapacak diyor. Tevrat’a ve Zebur’a bakarsanız bunu görürsünüz diyor. Tevrat’a ve Zebur’a Allah’ın emrine uyarak baktığımızda, Moşiyah Mehdi (a.s)’yi görüyoruz. Salih ve samimi bir insan olduğunu söylüyor Allah. Etrafındakilerin de öyle olduğunu söylüyor. Onlar sayesinde İslam’ı dünyaya hakim edecekler diyor. Kuran; Tevrat’a ve Zebur’a bakın diyor. Tevrat’ta ve Zebur’da Moşiyah Mehdi (a.s)’den başka bir şey anlatılmıyor zaten. Bu konu anlatılıyor. O zaman? Adam diyor ki, bu İsrailiyat’tır. Tevrat’ta var bu diyor. Allah zaten Tevrat’ta var diyor. Bakın diyor. Mehdi konusu Tevrat’ta var diyor. Diyanet hocaları böyle bir şey yok Kuran’da diyor. Kuran diyor ki, Tevrat’a bakın, Zebur’a bakın, Mehdiyet’i orada göreceksiniz diyor. Açıp baktığımızda salih kullar diye anlatılan kişinin Mehdi (a.s) ve talebeleri olduğunu görüyoruz. Kişi ve kişiler, Mehdi (a.s) ve talebeleridir. Açın bakın. Zaten Tevrat’tan anlatıyoruz, ispat ediyoruz. Allah Tevrat’a bakın, duruyor diyor Allah. Kıyamete kadar bütün Müslümanlar için delil olarak söylüyor. Yani şu anki Tevrat’ta bu var diyor, bakıp göreceksiniz. Baktığımızda görüyoruz.

GÖKALP BARLAN: Başka bir ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyordu. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Ben size ayetlerimi göstereceğim. Siz de onları bilip tanıyacaksınız.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Bak diyor ki Mezmurlar 37/3/9. Şimdi Zebur’a bakın demiyor mu Allah? Şimdi ben Zebur’a bakıyorum Allah’ın emrine uyarak. Sen Rabbe güven. Allah’a güven sen. Birisine söylüyor Allah. Ve iyilik yap. Rabden zevk al. Allah’tan zevk al, varlığından. O senin içindeki isteklerini yerine getirecektir. Nedir istek? İslam’ın dünyaya hâkim olması. Allah’ın rızasını kazanmak.  Her şeyi Rabbe bırak. Allah’a bırak. Ona güven. Rabbe umut bağlayanlar yeryüzünün varisi olacaktır yeryüzüne hâkim olacaklar, diyor. Allah size Zebur var dedi mi? Baktık var işte bak anlatıyor. Ki bu topluluk Mehdi (a.s) ve talebeleri. Diyor ki arkadaş Kuran’a bakın, kurana bakın. Kuran yeter. Tamam, baktık biz de Nisa Suresi 75, Bize katından bir veli koruyucu (Mehdi )gönder diyor müminler. Bize katından bir yardım eden yolla. Müslüman bunu diyecek diyor Allah. Biz de bunu diyoruz. O zaman niye şaşıyorsun? Kuran’a uyuyoruz işte Kuran’a uyun dedin. Biz de Kuran’a uyduk bunu söylüyor Kuran’da Allah işte.

Mezmurlar bak diyor ki 37/11, “Mütevazı olanlar ülkeyi miras alacak.” yani dünyaya hâkim olacak. “Derin bir huzurun zevkini tadacak.” bak derin bir huzurun zevkini tadacak. “Çünkü kötülerin gücünü kıracak.” Darwinistler’in, materyalistlerin, derin devletlerin, komünist teröristlerin yani kötü derken yanlış yolda olanlar, yanlış düşünenler. “Ama doğrulara Rab destek olacak” yani Mehdi (a.s) ve talebelerine destek olacak. “Rab salihlerin her gününü gözetir.” Ne salih ne ayette ne diyor “Salihler’’ demiyor muydu? Burada ne diyor? “Rab salihlerin her gününü gözetir.” samimiler. İşte buraya baktık ya samimiler denilen yeri gördük Kuran’da işaret edilen yeri görmüş olduk. “Rab salihlerin her gününü gözetir. Her günlerinde onları koruyup kollar ve onları her an izler. “Onların mirası ebedi olacaktır” yani kıyamete kadar hâkim olacaklar. Bak adam Zebur geçersiz diyordu. Kuran diyor ki “geçerli” diyor “bakın” diyor. “Samimi olanlar dünyaya hâkim olacak” diyor. Orada da görüyoruz samimi olanlardan bahsediyor. Mezmurlar yani Zebur “Rab ’den korkan o adam kimdir?” bak görüyor musun? “Rab’den korkan o adam kimdir? “ Moşiyah Mehdi (a.s). “Canı iyilikte oturacak. Onun soyu yeryüzünün varisi olacaktır” yani ondan sonra talebeleri, kişiler herkes. “Rabbin sırrı ondan korkanlarda olacaktır.” Allah’ın sırrı onlardan Allah’tan korkanlarda olacaktır. Onun soyu ne? Yani İsrail soyu. Yani Mehdi (a.s) ve seyitler.  Çünkü tek bir soydan gelmiyorlar mı?

“Sayın Oktar, görüşlerinizi benimsemem. Fakat bu toprağın evlatladısınız. Bu şeytan İngiliz derin devletinin iç yüzünü ifşa ettiğiniz için size zarar vermesinler lütfen dikkatli olun saygılar.” Soner Tahir İkizce. Tamam dikkatli oluruz. Müminler her zaman dikkatlidir. Her zaman.

“Hocam İsrail’i savunduğunuz kadar Filistin’i de savunsanız o zaman daha adaletli olursunuz.” Kardeşim Filistin’in üstüne kitap yazan benim. Makaleler yazan benim. Yıllardan beri Filistinlileri savunan benim.

GÖKALP BARLAN: Filistin’e saldırıyı önleyen sizsiniz.

ADNAN OKTAR: Filistin’e yapılacak kara saldırısını engelleyen benim. Halı bombardımanı yapılacaktı bunu engelleyen benim.

“İsrail’in neyini sevelim? Filistin halkını milyonlarca Filistinli’yi hapsetmiş Filistin’e ambargo uyguluyor.” Osman Sayın. İşte onunla ilgili konuşacağız. Önümüzdeki günlerde hahamlar gelecekler bu konuyu konuşacağız. Yani ben bunu kendime dert ediniyorum. İlgiliyim. Yine bak kimsenin haberi bile yok. Bu ambargonun kalkması için yüksek dereceli hahamlarla toplantı yapacağız önümüzdeki günlerde.

BÜLENT SEZGİN: Biraz önce okuduğum ayet vardı. “Diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için.”  ebcedi 2022.

ADNAN OKTAR: 2022 maşaAllah.

“Adnan Hocam’a laf söyleyenler siz de kadınlara böyle iltifat edin. Siz de bayanlara biraz daha saygılı davranın, nezaketli davranın. Onlar o zaman size de saygı duyarlar, sevgi duyarlar. Ee Adnan Hocamız’ın bir de karizmatik yönü var bunu da unutmamak lazım.” Yani ama diyor burada biraz sorun çıkabilire mi getirmiş?

Belge numarası 647, 25 Aralık 1919. Mr. Ryan İngiliz derin devletinin elemanlarından. “Panislamizm’i yani ittihat-ı İslam düşüncesini “ezemeyiz.” diyor. “Bu tıpkı batıdaki milliyetçilik gibidir. Bizim şimdiki amacımız bölmek. Arkadaş gibi davranıp kazanmak sonra hükmetmek olmalıdır.” diyor. Yani Müslümanlara neler yapmaları gerektiğini arkadaş gibi yanaşıp Müslümanları kontrol altına almak, diyor. “Biz” diyor bak İngiliz ajanı, “Biz gerçek ideali din gibi davranacak” yani gerçek ideali sanki dinmiş gibi görünen “çıkarcı grubu idareci olarak getirmeye çalışacağız.” diyor. Demek ki büyük bir İslami gruba da hâkim olmaya çalışacaklar İngiliz derin devleti. Veyahut böyle bir grup oluşturacaklar kendilerince.

İttebluğumen layes elekum” şeytandan Allah’a sığınırım. “Ecrem vehum dedun” “Ve onlar mehdilerdir. Hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir.”  Sen ne diyorsun? “Mehdi diye bir şey yok.” Mehdi diye bir şey yok demiyor ayet. Mehdiler var diyor. Sen bir Mehdi’den çekiniyorsun. Çok fazla Mehdi gelecek diyor, Kuran. 6000 yılın sonunda Moşiyah gelecek diyor. Zaten doldu o şu an 6000 yıl. Yani Musevi kaynaklarında geçiyor. “Davut soyundan gelecektir” diyor. “Allah onu görev için özel olarak seçmiştir. Ona başarı kazanması için yardım edecektir.” Ramşal Mamar Halkarim isimli kitapta.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı  48. gününe girerken bugün bordo bereliler olarak adlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait dört taburdan oluşan yaklaşık yüz elli kişilik ordu birlikleri operasyonlara katılmak üzere Diyarbakır’ın Sur ilçesine girdiler.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun ama halkı oradan boşaltmak lazım. Halk evlerinde mahsur kaldıysa bir ara verip halkı oradan boşaltalım. Bir de onlara yiyecek içecek imkanı sağlansın. O adamlar nasıl ısınsın? Orada nasıl yiyecek bulsun? Evin içinde sürekli duruyor, duruyor, duruyor. Yani yiyecek bulmak, ısınacak malzeme bulmak kolay bir şey değil ki. Bu en hayati nokta yani. Önce bunun halledilmesi lazım. Bu konuda çok köklü tedbir alınsın. Halk ne yapıyor onu da bilmiyoruz. Biraz bize bilgi verseler iyi olur. Yani ısınma sorununu nasıl hallediyorlar, yiyecek sorununu nasıl hallediyorlar? Evlerinde duruyorlar ama oranın tahliye edilmesi daha sağlam olur daha doğru olur diye düşünüyorum.

“Davut soyundan güçlü bir kral” yani Moşiyah’ı “çıkaracağım. Mesh ettiğim, seçtiğim kralın soyunu ışık olarak sürdüreceğim. Düşmanlarını utanca bürüyeceğim.” Yani rezil olacak düşmanları diyor. “Ama onun başındaki taç parıldayacak.” Zebur'da yine 132/12/18. Kuran’da işte Zebur'a gönderme yapılıyor. Adam Zebur geçersiz diyor. Allah geçerli diyor. Bakın diyor. Baktığımızda bu konuları görüyoruz. Yani geçerli olan bu kısımlarıdır. Kuran geçerli olan yerlere gönderme yapıyor.

Cizre'de 37 gündür yasak devam ediyorsa bu çok zorlu bir şey. Yani halka böyle çuval çuval yiyecek dağıtalım. Ne olabilir mesela? Un. Orta boy çuvallarla un dağıtalım. Konserve özellikle. Bol miktarda konserve dağıtalabilir. İyi gıda almaları lazım çünkü havalar çok soğuk. Belki ısıtıcı malzemeler. Bir de elektrik; eğer elektrik orada kesmiyorlarsa elektrikten hiç para alınmasın vatandaş direkt elektrikle ısınsın. Bir dönem elektrikten hiç para alınmasın cayır cayır elektrik kullansınlar. Elektrikli ısıtıcılar verebiliriz ama çıksınlar oradan yani tahliye edelim vatandaşları operasyon daha sağlıklı olur o zaman ama ilk başta bir yiyecek yani kalorili yiyecekler; helva dağıtalım. Değil mi? Kos helva falan bayağı iyi olur. Yani bünyelerini güçlü tutacak et dağıtılabilir, kavurma dağıtılabilir hazır bozulmaz hem kavurma. Değil mi o rulo büyük kavurmalar var her eve ikişer üçer verilebilir onları yemeğe koyarlar öyle idare edebilirler.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı bölgeden halkı zırhlı araçlarla bu şekilde çıkartıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşlerimiz çok zor durumdalar tabii. Kaliteli yiyecek dağıtalım mebzul miktarda dağıtılsın. Giyecek ihtiyaçları varsa eğer tabii hemen sağlayalım.

On beş metre aralıklarla sokaklara patlayıcı döşemiş bu ahlaksızlar. İşte çok usturuplu bilimsel bir çalışma yaparak yavaş yavaş netice alınabilir. Allah yardımcıları olsun. Allah askere polise oradaki Kürt kardeşlerimize yardım etsin, sağlık sıhhat versin. Allah hastalıktan korusun bünyelerini güçlendirsin, kahpe kurşunlardan Allah askerimizi korusun. Bordo bereli aslanlar oraya geldiyse PKK’lıların çekeceği var. Salak pis herifler hem halkı rahatsız ediyorlar hem orada askerlerin başına bela oluyorlar, milletin başına bela oluyorlar hiçbir anlamı da yok. İngiliz derin devletine it gibi hizmet ediyor eşek herifler. Eşek bunlardan çok üstün eşek de diyemeyiz yani eşek desek iltifat olur bunlara.

Mesela okul yanıyor belediyeden itfaiye gidip söndürmüyor yani cezasının ağır olması lazım. Belediyenin bu konuda tedbir almadığı vaki olabilir. Eğer adam kasten yangını söndürmediyse en ağır cezalar verilsin.

“İyi akşamlar sevgi öğretmenim seni tanıyana kadar etrafımda sevgisiz, bağnaz, kibirli insanlar vardı hayat gerçekten çekilmez bir haldeydi. Allah seni tanımayı nasip etti elhamdülillah. Sen bizim sevgi öğretmenimizsin, biz sevmeyi de sevilmeyi de senden öğrendik Allah aşkıyla sevdiğim.” Güzel sözler etmiş ama RTÜK’e aykırı herhalde.

“Hocam Araf Suresi’nde Araf’ta kalan insanlar var onlar hep mi orada kalıyor, bir süre kalıp sonra cennete mi veyahut cehenneme mi alınıyorlar?” Ne kadar karmaşık düşünüyorlar. Araf’ta memurlar var o insanları tanzim ediyorlar cennete cehenneme gidecek kişileri. Bir yerde de mesela nüfus müdürlüğü oluyor değil mi orada memurlar oluyor ama memur da en sonunda evine gidiyor yani orada kimse kalmaz. Orada ki memurda orada bekleyecek diye bir şey yok tabii ki, melekse melekler alemine geçer, insansa insanlarla beraber cennete geçecektir. Ama Araf’taki varlıkların melek olduğu anlaşılıyor çünkü herkesi tanıyorlar insanlar tanımaz. Herkesi yüzünden tanıyorlar isim isim biliyorlar. İnsan nasıl bilsin öyle bir şeyi?

“Sayın Hocam Kuran’da nerede Mesih gelecek yazıyor bulamıyorum?” Muhtedun (mehdiler) gelecek diyor. Mesih gelecek demiyor. Başka ayette de melik bir lider istiyor Müslümanlar başına Kuran onu teşvik ediyor zor durumda olduğunuzda birmMelik isteyin, başınıza bir lider isteyin diyor ona işaret ediyor Kuran.

Zümer Suresi 36. Ayet “Allah kuluna kafi değil mi? Ve seni O’ndan başka putlarla mı korkutuyorlar? Allah kimi delalette bırakırsa o zaman onun için bir hidayetçi (Mehdi) yoktur.” Diyor.

Bu sokağa çıkma yasağı olan yerlerde halkın korunup kollanması çok önemli onları kurtarmanın bir başka yolu da bu. Zibil gibi askeri kamyonlarla, zırhlı arabalarla yiyecek dağıtalım evlerinin kapısına koysunlar. Olsa bile yiyecek yine verelim ne olur ne olmaz. O insanlar istemez ki sordun mu diyor bizde var Allah’a çok şükür diyorlar. Gözleme yapıyoruz diyorlar işte tandır bir şey ekmek yiyoruz. O sana nasıl söylesin? Eti nereden bulsun? Et olur mu evlerinde? Bir kere et lazım rulo kavurma göndermek lazım şu hazır kavurma hem bozulmaz. Ekmek arasına koyup yer yani zor durumdalar kırk beş gün Allah vermesin kolay iş değil bir buçuk ay çok zor.

BÜLENT SEZGİN: Bölgeyle ilgili birkaç bilgi verecektim fotoğraf vardı. Böyle tek tek her gün, mahsur kalan aileleri kurtarıyor asker-polis. Sur’da sokaklar genelde tek kişi geçebilecek gibiymiş kanunlara göre de kendilerine ateş açılmadan asker ateş açamıyormuş o yüzden ölümü göze alarak o sokaklara giriyor sivilleri tahliye ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Kanunda bir değişiklik yapsınlar. Olur mu öyle şey? Yani kanunun değişmesi lazım. Tehlikeli bir yerse adamın ateş etmesi beklenir mi? Ateş ediliyor diye düşünüp ona göre hareket edilmesi lazım hatta direkt öldürmeye kastetti diye düşünerek hareket edilmesi lazım.

Elektrik kesintisine mesela hiç müsaade edilmemesi lazım en fazla teröristler çatışmada evde elektrik kontağından yangın çıkabilir def olsun çıksınlar yani yangın çıkması önemli değil ki yanıyorsa yansın yani. Zaten silahlı çatışmada yangın olma ihtimali çok yüksek yani çok makul yangın çıkması. Kaçsın çıksın terörist biz orada dursun demiyoruz ki adama.

Yasin Suresi’nin 21. ayetindedir Mehdiler, Yasin Suresi meşhur bir sure 21. Ayeti. Yirmi bir zaten manidar bir tarihe de işaret ediyor. Hem yirmi birinci yüzyıla işaret ediyor hem 2021’e işaret ediyor oradan anlasınlar. Şeytandan Allah’a sığınırım ittabiu men yaelekum ecren velehum muhtedun Mehdiler, Mehdi çoğulu.

Suyun kesik olması çok vahim olur. Tabii ki o sularda arıza olabilir ama suyu kesmek doğru bir şey değil. Öyle güzel insanlar ki Güneydoğu’nun insanı ya mesela bak soruluyor bir çoğu “Allah’a şükür yiyeceğimiz var” diyor. Sen nereden yiyecek bulacaksın orada? Ama mütevazi bak ona tenezzül etmiyor utanıyor. Rulo halinde kavurma gönderelim, helva gönderelim mesela onlar hamur işini çok yapıyor kardeşlerimiz un gönderilebilir çuval çuval dağıtalım. Su olmayabilir Allah esirgesin o büyük damacanalarla su bırakılır.

BÜLENT SEZGİN: Askerlerimiz Kürt kardeşlerimizle çay içerken fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım, biraz yaklaştır aslan onlar aslan, nur maşaAllah aferin aslanlarıma maşaAllah çok iyi yapmışlar. Bir de bu aslanların maaşını da yükseltsinler sanki devlet batacak. Bize zam hiçbir şey teklif etmiyorlar zam verin ne istiyorsanız kabul ediyoruz zibil gibi yiyecek dağıtalım oradaki aslanlara da mesela komandolar. Değil mi? Mesela en iyi şekilde her şeyi dağıtalım ailelerine de çok iyi bakalım zam yapalım maaşlarına. Batmaz memleket bir şey olmaz bereketi gelir. MaşaAllah onlar da tok karınlı.

Bugün Cizre’den kardeşimiz yazmış “İnşaAllah bugünler bitsin gelip Hocamız’ın çayını içmek istiyoruz başka bir şey değil.” Bak görüyor musunuz tevazuyu? Helal olsun size bin bardak çay maşaAllah.

Hayrettin Karaman’a Mehdiyet’i sordum “Müslüman’ı ne kıyametin kopacağı zaman ne Mehdi (a.s)’nin geleceği zaman ilgilendirir bunlara takılıp kalmanın anlamı yoktur” diyor. Halbuki kıyamet alametleri niye belirtiliyor? Kuran’da onun alametleri görülmüştür diyor. Sen alamete önem vermiyorsun. Neye önem veriyorsun?

Kürt kardeşlerimiz mütevazidir bak onlar bir şey söylemez onlar söylemiyor diye bizim yapmamamız olmaz. Mesela beş bin rulo, on bin rulo kavurma dağıtalım bayağı iyi olur bünyelerini güçlendirir. Mesela on bin çuval un dağıtalım en çok un, una çok önem veriyorlar. O kadar yani ikisi katık olur zaten yeter. Bir de o damacanayla su. Risk; tamam risk olabilir ama nihayetinde o bomba uzmanları falan giyiyor ya o kurşungeçirmez zırhlı araçla girip ana caddelerde dağıtabilirler.

Bak mesela şu silah mükemmel, bak dakikada dört bin mermi mesela bu çok iyi. Sekiz yüz metre mesela az menzilli olmaz bu. O uydurma canım o yan olacak iş değil tehlikeli, teper o olur mu öyle şey? Değil mi o ne alaka bükülmüş şey. Evet, güzel bu silahlar bu tarz kaliteli silahlar olması lazım.

Memira, “Peki siz hiç Musevilerin Türk kardeşlerimizi Allah korusun dediğini hiç duydunuz mu? Hemen hepsi nefret ediyor neden karşılıksız?” Şimdi onları da tabii deccal kasıp kavurdu. Şimdi onlardan öyle esaslı bir tavır beklemek zor. İçlerinde iyiler de var anormal insanlar da var. Bana düşman, arkadaşlarıma düşman, İslam’a düşman dengesiz tipler var yani televizyonlarında gazetelerinde aleyhimize haber yapıyorlar bayağı uğraşıyorlar ama biz onları kâle almayız. Onlar İngiliz derin devletinin yönlendirdiği tipler biz onlara ehemmiyet vermiyoruz.

“Mevlana hakkında söylediklerinizi arkadaşlarıma anlattığımda bana inanmadılar. Ben de sizi izlemelerini önerdim tekrarlar mısınız?” Yarın inşaAllah daha kapsamlı anlatacağım yine belgelerle anlatacağım. Ama bizim sitelerden bilgi alabilirler oraya bakabilirler.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey İsrail basınında yer alan makalenizle ilgili yer alan sayfaları resimleriyle gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Bu makaleniz İsrail National News diğer adıyla Arutz Sheva’da yayımlandı başlığı “Sağduyuya Çağrı: Kuran Müslümanları Musevileri nasıl görüyor?” Bu site İngilizce, Rusça ve İbranice olarak üç dilde hizmet veriyor daha çok İsrail’deki Ortodoks Musevilerin takip ettiği bir haber sitesi. Bu resimde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu görüyoruz Oktar’la birlikte sizin kitaplarınızı kendisine hediye ederken. Bu resimde İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon’u görüyoruz her iki resimde de. Naftali Ben Simon İsrail televizyonu Channel 1 TV’den ve İsrailli eski Milletvekili ve Yesh Atid partisinden Haham Dov Lipman. İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz ve İsrail’in Kudüs’ten sorumlu Bakanı Zeev Elkin.

ADNAN OKTAR: Oktar’ların mecliste yaptığı toplantı konuşmaları onlar çok hayati, üniversitelerde yaptıkları konuşmalar çok hayati çok faydalı oldu o, bayağı iyi oldu. Kaç gün kalmışlardı Oktar’lar İsrail’de?

KARTAL GÖKTAN: Dört gün.

ADNAN OKTAR: Hemen her gün İsrail meclisindelerdi, üniversitedelerdi bayağı faydalı oldular.

Şimdi bizi izleyen gençlerin sayısı çok yüksek, akşamları üniversite gençliğinin ezici bölümü bizi izliyor, bu çok müthiş bir şey. Çünkü on binler hesabıyla telefondan halktan insanlar izlemez. Kontrol ettiğimizde, baktığımızda hep üniversite gençliğinin yurtlarda her yerde çok yoğun olarak bizi izlediğini görüyoruz. Yalnız bir kısım gençler böyle tartışma mantığıyla olaya yaklaşıyorlar, böyle çenebazlık peşindeler, şimdi bunlar çenebazlığı bıraksın benim anlattıklarım doğru. Tehlikeyi görüp akılcı olarak birbirlerine kenetlenip arkadaşlarıyla ittifak ederek bu belaya karşı tedbir alsınlar. Dilbazlık yapılacak gibi değil olay, çocuksu hareket yapılacak gibi değil. İngiliz derin devleti Türkiye’yi bölmede kararlı. O adamların verdiği kararlar, mesela Öcalan’ın falan hiçbir etkisi yok. İngiliz derin devleti istese adamı bir kaşık suda boğar, öyle bir konu yok. Türk gençlerinin birbirlerini çok iyi koruyup kollamaları lazım, birbirlerini çok sevmeleri lazım, saygı duymaları lazım, değer vermeleri lazım. Allah’tan korkmaları, Allah’ı sevmeleri gerekiyor. İslam’a Kuran’a hakaret eden sistemleri savunamazlar. Bu büyük bir felaketin kapısı olur. Allah’ın intikamından çekinsinler. Benden de böyle dil savaşına girmeye gerek görmesinler çünkü onlara bunun bir faydası olmaz. Ama bilgilerinin artması açısından faydası olduğu için şu an bu abuk sabuk konuşmalarına cevap veriyorum, çünkü hakikaten saplantıları var. Ama anladığı halde de direnirse artık bu samimiyetsizlik olur, saf dilbazlık olur, çünkü bu yenişme meselesi değil. Zaten polemikte beni yenemezler, onu bir kere unutacaklar.

İngiliz gizli belgelerinden açıklıyorum sayfa numarası 966, belge numarası 633,219-26. 26 Aralık 1919 Türk meselesinde üçüncü toplantı kod ismi, “Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak.” Yani İngiliz ve Fransızlar Kürtlerle ilgilenecek, kabileleri kontrol altına alan İngiliz ve Fransızlar olacak. Fransızları görevlendiren de zaten İngiliz derin devleti. “Kürdistan’da hiçbir şekilde Türk bırakılmayacak,” Kürdistan’da hiçbir şekilde Türk asıllı hiç kimse bırakılmayacak. “Bir tek Kürt devleti mi yoksa birçok küçük Kürt devleti mi kurulacağı düşünülecek.” Hatip Dicle de çıkmış ben diyor devlet kurmaya niyetim yok. Adam zaten kurmuş kendi kafasında, seni kimsenin kâle aldığı yok, onlar seni kullanıyor, kullanma kararında. Kendince kullanacağını zannediyor yani.

Bizim kardeşlerimizi Çanakkale’de çatıştırmak için ta Hindistan’dan Sihleri bile getirdiler. Sih ne alakası var? Adam nereye gittiğini bile bilmiyor, alıp getirdiler Çanakkale’de onlarla da savaştırdılar ve iki yüz binin üstünde askerimizi şehit ettiler.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, yine devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.) 1400 Yıl Önce Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhuru Öncesinde Yaşanacak Mülteci Sorununu Bildirmiştir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü