Harun Yahya

Sohbetler (20 Ocak 2016; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tabii iyi niyetle sebebe sarılıyorlar ama Moşiyah hikaye değil, Mehdiyet hikaye değil. Dünyayı ayağa kaldırıyor Allah, bu kadar insan ölüyor, yeri yerinden oynatıyor Allah, basit ekonomik tedbirlerle falan meselelerin düzelmesi mümkün değil. Mesela insanlara sevgisizlik ruhu geliyor.

Bu gelen hahamlar, devleti yöneten hahamlar İsrail’de. Devlet bu kişilere göre yön alıyor. Yine biraz daha haham var, toplam 12 kişi falandır belki. Asıl temel yönlendiren onlardır. Yani dış politikayı iç politikayı yönlendiren onlardır. Tabii 70’ler meclisi olarak varlar asıl 70 kişiler ama ana çekirdek 12 kişi falan oluyor. Buraya gelenler de, en seçkin hahamlar. Devletin zeminde yöneticileri onlar, asıl yöneticiler onlar. Hükümet, onlara göre şekil alıyor.

Fakat diyoruz ki sevgisizlik, adamlar baya bir yazı yazıyorlar sevgisizliği ifade eden. Bu sevgisizlik hakim olmadan Mehdiyet çıkmıyor, Mehdiyet hakim olmuyor. Mesela bize gelen yazılar oluyor bakıyoruz baya sevgisiz ifadeler. Bu Mehdiyet’in şartı. Sevgi dolu ifadeler olsa çıkmaz Hz. Mehdi (a.s). Mesela şu savaşlar olmasa, şu dehşet Irak ve Suriye, Hz. Mehdi (a.s) çıkmaz. Tedbir alıyorlar tabii iyi niyetle buraya gelen misafirler, hakikaten sebebe sarılmak lazım ama hiç alakası yok. Doğrudan dindar olmakla alakalı. Şimdi bak, kutsal mescidin yapılmasını dünyadaki bütün Museviler istiyor. Bütün mason locaları istiyor, tamamı istiyor-ki, dünyanın en büyük teşkilatlanmasıdır masonluk. Bütün tapınak şövalyeleri istiyor ama zaman gelmeden olmuyor. Ama zamana doğru, o zamana doğru gittiğimiz de açık açık görülüyor. Olayların sıklaşmasından anlaşılıyor. Mesela o kapı tarafında oturan haham, hiç İsrail’den çıkmayan bir haham, çok ünlü bir haham. Büyük hahamlar yetiştiren hahamdır. İsrail’in ünlü hahamlarını yetiştiren haham. Hayatında ilk defa çıktı, benim için geldi, Allah rızası için, ilk defa. Bak bu kadarlık ömründe, hiç Kudüs’ten dışarı çıkmamış bir insan, ilk defa çıktı. “Sırf bu konu için geldim” diyor. Dünyanın en ileri elektronik teknolojisini geliştiren insanlar onlar. Yani dünyaya hizmet veriyorlar. Dünya, o İsrail’deki teknolojiyi almaya çalışıyor.

OKTAR BABUNA: Haham Hollander, 1950’li yıllarda dünyada bilgisayarı ilk geliştiren ekibin içerisinde.

ADNAN OKTAR: Tabii.

CİHAT BABUNA: Haham Stein, bugüne kadar hükümete pek çok konuda başdanışmanlık yapmış birisi.

ADNAN OKTAR: Halihazırda, İsrail devletinin nasıl diyelim derinden mi diyelim, dipten mi diyelim yöneten asıl ekiptir.

Kutsal toprakları bırakıp gelmek, öyle bir baş haham için çok hayati bir şey. Fevkalade bir şey olmazsa, yani olağanüstü olağan üstü bir şey olmazsa çıkmıyorlar. “Çok mühim olduğu için çıktım” dedi. Ben, Ankara’dan gelmiş herhangi bir Türk vatandaşıyım, hoca değilim, alim değilim ama Allah’tan korkuyorum. Ama olayların gelişmesine bakın. Dünya masonluğu ayakta, tapınak şövalyeleri ayakta, Sanhedrin ayakta. Herkes Moşiyah’ın geldiğini konuşuyor birbirleriyle. Her yerde kulaktan kulağa fısıldıyorlar ve durdurulamıyor. Adamlar bağırıyor çağırıyor falan.

O mescitle ilgili düşündükleri yanlış. Çok kalabalık kitlenin ziyaret edeceği bir mescit olmaz. Çünkü yapılacak mescit çok kibar, çok kaliteli, klas bir mescit. Her yeri altın, her yeri sanat eseriyle dolu. Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayı da öyle. Öyle akın akın saraya ziyaretçi gelecek gibi değil. O ancak televizyonda gösterilebilir, bazı ziyaretçi temsilcilerine gösterilebilir, o şekilde olur. Yoksa orası mescit olmaktan çıkar, orası da saray olmaktan çıkar, öyle şey olmaz. Önce ahşap kaplama ve ahşap kaplamanın üstü böyle ince de değil de, kalınca tamamen som altından kaplanıyor 24 ayar altın. Yani duvarlar komple altın, blok altın. Kadehler en ince sanat ürünü kristal kadehler. Çatallar kaşıklar hepsi özel. Sarayı da öyle, yani Afrika’dan her çeşit hayvan getiriliyor. Özel onların bakımları ayrı. Orası sembolik, yani öyle önüne gelenin ziyaret edeceği gibi değil.

Bir de Kutsal Sandık’ın bulunması çok önemli, çok hayati. Allah “onu sekiz melek taşıyor” diyor şu an ayet var Kuran ayeti, sekiz melek tarafından korunuyor. Sırf Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı için saklanıyor bak düşün. 3500 yıldan beri saklanıyor. Ama saklanıyor bak sekiz melekle korunuyor, niye korunuyor biliyor musunuz? Hz. Mehdi (a.s)’a sandığı götürebilmek için yani ona emanet edebilmek için. Allah, ona sekiz meleği görevlendirmiş, sırf Hz. Mehdi (a.s)’a sandığı emaneti versinler diye, sekiz melek. Kuran’ı dikkatlice incelemiyorlar.

Dolaylı yoldan Hz. Mehdi (a.s)’a işaret eden kısımları da çıkaralım.

Hemen bilgisayarın başına geçiyor, o cahil kafasıyla aklına ne gelirse yazıyor. Onu kim yaratıyor onu da Allah yaratıyor. Moşiyah’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın geliş amacı zaten böyle kirli tipleri temiz hale getiriyor. Kömürü elmas haline getiriyor. Mesela şu an Kudüs çok kirli, çok bakımsız, her yeri bakımsız. Kudüs’ü Hz. Mehdi (a.s) cennet gibi yapacak. Kudüs’e gelen daha böyle ilk girişinde gözleri kamaşacak. Ama kıyamet de yakın. Kısa bir süre sonra Kudüs de dahil her yer darmadağın olacak.

BÜLENT SEZGİN: Eğitim konusundan bahsettiler. “Biz her şeyi yapıyoruz ama başarılı olamıyoruz. Bunu ancak siz başarabilirsiniz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Televizyona çıkardılar geçen gün, İranlı Şiileri çıkarttılar, Türkiye’den de Ehli Sünnetin önde gelenlerini çıkarttılar, akıl almaz sevgisiz tipler böyle akıl almaz bir gaddar üslup var üsluplarında. Gözlerinden sevgisizlik akıyor ve birbirlerine çok kaba ve sertler. Kiminle kapışıyorsun sen? Şii dediğin nedir? Hz. Ali (k.v)’yi sevdiği için, o kahredici azabı gören insanların yüreğindeki derin aşkı ifade eden bir topluluk. Bu kadar öfke duyacağın ne var yani? O Sünniler çok ezdiği için onları da, Şiiler de Sünnilere çok büyük nefret duyuyor bir kısmı ama akıl almaz bir nefret. Onlar da tertemiz normal Müslümanlar, nur gibi Müslümanlar. Aslında tarikatların serbest olması lazım. Yalnız bir haber çıktı televizyonlarda ona Tayyip Hocam veyahut Başbakan cevap vermedi. O çok vahim bir haberdi, o hükümeti çok yıpratır. İşte “tarikatları şeffaflaştıracağız, mallarını envantere kaydettireceğiz, devlet kontrolünde olacak, tarikat mensupları da, işte onun kontrolörü konumunda, memuru konumunda olacak” gibi. Ben böyle bir şey olduğunu zannetmiyorum. Böyle haberlere anında cevap versin hükümet. Fakat şöyle olabilir; tarikatlara kalite mecburiyeti getirilebilir, kalite yani temizlik, bakım, klaslık mesela toplantı yaptıkları yerleri, mescitleri falan o olabilir. Ama baskı doğru değil çok şey olur. Tarikat ehli çok hoş oluyor ben eskiden görüşürdüm, sohbete çok müştak oluyorlar,mazlum insanlar, şeyhlerini de seviyorlar. Sevecek tabii başka türlü nasıl olsun? Küçük topluluklar böyle sevgi topluluğu.

“Bir kurul oluşturulacağı, kurul tarikat ve irfan merkezlerinin şeffaflaşması, hizmetlerinin mal varlıklarının kayıt altına alınması. Şeyh Hazretleri veya Ağabey vefat ettiğinde, tarikatın ve cemaatin mal varlığı çocuklarının veya şahısların üzerinde kalmayacak.” Ama böyle de oluyordu hakikaten. Mesela şeyh efendi ölüyor, çocuğu büyük bir heyecanla kudurmuş gibi malı üstüne yaptırıyor. Gidiyor Fransa’da kendine ev alıyor, tıksırıncaya kadar yiyor milletin Müslümanların harcadığı malları, paraları. Dehşet verici bir sonuç oluyor. O yönde haklılar da.

Servet Aktaş; “İyi de zaten Adnan Oktar mason olduğunu kabul ediyor inkar etmiyor ki. Bunda sorun olan ne? Onun derdi, modern İslam’ı yaygınlaştırmak. Nasıl yani? Hani birileri dinler arası diyalog diyordu ya, şimdi Adnan Oktar bir benzerini söylüyor. MaşaAllah SübhanAllah” diyor. Dinler arası diyalog. Çok acayip bir laf diyalog, ne diyaloğu? Ben şimdi konuşuyorum bu insanla diyalog mu yapıyorum? Yani Hristiyanlarla Müslümanlar arkadaş olur görüşür sohbet eder, hanımlarla evlenir, hanım olursa evlenir, Musevilerle ticaret yapar, “yemek yiyebilirsiniz” diyor Allah “evlenebilirsiniz” diyor böyle bir bağlantı var. Bu diyalog ne demek diyalog? Yeni yeni şeyler türetmeye gerek yok.

“Sizin dinle Müslümanlıkla ne alakanız var acaba, onu anlamak gerekir.” Kardeşim, ben sana dini ispatla mükellef değilim ki. Ben dindarlığımın takdirini sana bırakmıyorum ki, sen Allah değilsin. Bizim, benim dindarlığımı takdir edecek olan Allah’tır. Sen ne alaka? Sen ahirete gideceksin, ya cennete ya cehenneme gideceksin zavallı bir insansın. Senin öyle bir hesap yapma sorgulama yetkin yok. Ben Allah için İslam’ı anlatıyorum.

İsrail’le Türkiye’nin dost olması çok hayati. Niye düşman olalım, dost oluruz. Ama yapamazlar, ben uğraşıyorum ama yapamazlar. Çünkü bu görev Moşiyah’a verilmiş, Hz. Mehdi (a.s)’a verilmiş. Şimdi hakikaten çok gayret diyorlar ama olmaz. Mesela her gün adam bıçaklıyorlar İsrail’de. Her gün bana yazıyorlar “Hocam bir şeyler yap.” Tamam, söylüyorum açıklıyorum, büyük zulüm günahtır falan. Yapar, yine yapar. İlla ki, Moşiyah - Hz. Mehdi (a.s). Mesela bak, Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidini yapmayı düşünüyorlar, yapamazlar. İlla ki Hz. Mehdi (a.s) başında olması lazım. Onun zevk ve estetik anlayışı oraya hakim olması lazım. Çok kaba olur, yani ve yapamazlar. Zaten kaderde yok, yapamazlar. Çünkü kaderde bunu Hz. Mehdi (a.s) yapıyor. Hadi yaptığını düşünelim, Hz. Musa (a.s)’ın sandığı gerekir, kutsal sandık. O, Hz. Mehdi (a.s)’a açılacak bir sandık. Yine yapamazlar.

“Hocam, bu meyve suları markası ne?” Satılmıyor mu dükkanlarda marketlerde? Daha fazla alalım dolduralım her tarafı, taktılar bunlara.

İsrail nefreti Müslümanlığın bir gereği zannediyorlar. Onu ibadet gibi görüyor. Peygamber soyunu dünyadan yok etmeyi şeytan kafasına koymuş, bazı tipleri vesile ediyor. Bir de niye ufacık bir İsrail’e kafa takıyorsun? Niye Rusya’ya kafa takmıyorsun? Milyonlarca Müslüman’ı öldürdü Rusya hadi git. Yüz milyonlar hesabıyla Müslüman’ı şehit etti, Türk ve Müslüman’ı. Aynı şekilde, Amerika on milyonlarca Müslüman’ı şehit etti, niye gidip ona kabadayılık yapmıyorsun? Çünkü sıkıyor, değil mi? Korktuğunda tırs ama gariban gördüğünü, sayısı az gördüğünü gir üstüne çökmeye kalk. Bu yiğitlik değil. Eğer kabadayıysan git Rusya’ya kafa tut, Amerika’ya bir kafa tut, Fransa’ya, İngiltere’ye bir kafa tut da bak bakalım boyunun ölçüsünü nasıl alıyorsun. Kim için söylüyorum genel söylüyorum.

“Zaten Yahudi olduğu her halinden belli ama peşinden de gidiyorlar” diyor, Şahin Çam. Beni kast ediyor değil mi bu? Galiba.

Şükrü Gen; “İsrail’in Kürt devleti kurulmasını destekleriz demesine ne diyorsunuz Sayın Oktar?” PKK’nın komünist Kürt devleti kurmasını, İsrail istemez. Onu resmi ağızdan da açıklattırabiliriz. Ama mesela ne bileyim, Barzani bölgede bir devlet kurmak istiyor da, herkes de kabul ediyorsa kanuna hukuka uygunsa, biz de kabul ederiz. Ama PKK’nın bölgede bir devlet kurmasını biz istemeyiz, İsrail de istemez. İstemez, artı isteyemez de. Ama bir resmi açıklama yaptırabiliriz bu konuda.

Böyle bir şey duydunuz mu siz PKK’ya devlet kurduracağız orada diye?

BÜLENT SEZGİN: Hayır, PKK olarak değil. Haber vardı okuyabilirim. İsrail Adalet Bakanı Ayelet Şaked; “bağımsız Kürdistan’ın zamanı geldiğini” ifade ederek “tüm gücümüzle Kürt devletinin arkasındayız” dedi. “Radikal gruplara karşı İsrail ve Kürtlerin çıkarlarının ortak olduğunu” söyleyen Şaked, “Kürtler insan haklarını iyi koruyor, kadına değer veriyor, bunun yanı sıra asil ve barışçı bir millettir. Ortadoğu tarihinde hiçbir millete saldırdıkları görülmemiştir” vurgusu yaptı.

ADNAN OKTAR: Ama buna açıklık getirsin. PKK’yı mı kast ediyor?

OKTAR BABUNA: Türkiye ile İran arasında demiş.

ADNAN OKTAR: Ne demek o?

OKTAR BABUNA: Allahualem, Türkiye’yi kapsamayacak şekilde mi acaba?

ADNAN OKTAR: Onu netleştirsin. Haberi bir daha oku.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Adalet Bakanı Ayelet Şaked, “bağımsız Kürdistan’ın zamanı geldiğini” ifade ederek “tüm gücümüzle Kürt devletinin arkasındayız” dedi. “Radikal gruplara karşı İsrail ve Kürtlerin çıkarlarının ortak olduğunu” söyleyen Şaked, “Kürtler insan haklarını iyi koruyor, kadına değer veriyor, bunun yanı sıra asil ve barışçı bir millettir. Ortadoğu tarihinde hiçbir millete saldırdıkları görülmemiştir” vurgusu yaptı.

ADNAN OKTAR: PKK’ysa kast ettiği PKK saldırıyor, on binlerce askerimizi şehit etti, halen de saldırmaya devam ediyor. Yani kadına değer veriyor, dağa kaldırıyor kızları hayvana çeviriyor. Sakallı bıyıklı maymun gibi olmuş çocuklar mahvetmiş. Değer verme öyle mi olur? Hepsini katil yapmış çocukların. Kız çocuklarını dağa kaldırıyor, hepsin katil yapıyor. Orangutan gibi olmuşlar, kadınlıktan çıkmışlar. Böyle mi kadına değer verilir?

O konuyu, biz bir mektup yazalım, durum bu diyelim, siz neyi kast ettiniz diye açıklık getirtelim konuya. Eğer yanlış anlamdaysa, düzelttirelim. Ama kafasında bir ideal var da, o ideali kast ediyorsa, PKK’nın dışında bir ideal, onu açıklaması gerekir. Yarın yazı yazın. Abrahamson’lara yazalım, Sanhedrin’e yazabiliriz. Yahut Netanyahu’nun direkt kendisine sorulabilir. Buna açıklık getirsin.

BÜLENT SEZGİN: Adalet Bakanı’nın fotoğrafı vardı, gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yanlış bilgilendirmişlerdir. Çocuksu yüzündeki ifade, ben zannetmiyorum detaylı bilgisi olduğunu. PKK’lılar gidip kafasını da doldurmuş olabilirler. Biz detaylı bilgi gönderelim, bir daha açıklama yapsın. Bu akşam mektup hazırlayalım. Irak Kürdistan’ı kast ediyorsa yani Barzani’yi, Barzani mükemmel bir insan, o bizim hoşumuza gider. PKK’yı desteklemesi mümkün değil. Ona açıklık getirsin, söylesin onu. “PKK’ya karşıyım” desin, zaten konu biter. Sadece onu açıklasa, yeter. “Bu sözüm PKK’ya yönelik değil” desin, “PKK’ya karşıyım” desin.

Onlar Türkiye’ye resmi davetle mi gelebiliyorlar?

OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Biz çağırsak, özel gelemiyor, değil mi? Acayip.

Fanatik açıklamaları olmuş bu bakanın doğru mu? “Filistin’de annelerin de öldürülmesi gerektiği” gibi. “Filistinli anneleri de öldürmek gerektiği” şeklinde bakan böyle bir açıklama yapmamış. Bize bunu anlatmışlar, rica etmişler düzeltmemiz için. Benim düzeltmem için özel rica etmişler. Erdoğan’ın danışmanlarının yanlış aktarıldığını söylemiş bakan hanım kız “ben böyle bir şey söylemedim” demiş. Ve bizim düzeltmemizi rica etmiş. Ben de şu an söylüyorum; bu bakan hanımın böyle bir ifadesi yok. Yani “annelerin de öldürülmesi gerektiği” öyle bir ifadesi yok. “Kast ettiğim Irak Kürdistan” diyormuş bu bakan hanım. O zaman tamam, bir şey dediğimiz yok.

“Hocam, İsrail’in kime iyiliği dokunmuş ki? Bildikleri en iyi şey işgal ve cinayet. Mavi Marmara’yı unutmadık.” Türk Mesut Erbil. Tamam doğru, çok fazla katliamlar yaptılar ama bakın iyiye doğru gitmek istiyorlar. Hahamlar devredeler, “biz oradaki insanlara üniversite açalım, iyilik yapalım, barış olsun.” Sen illa “katilsin, pisliksin, ahlaksızsın, zalimsin, seninle konuşulmaz” dersen, Allah vermesin köşeye de sıkıştırırsan can havliyle, karşı atağa geçer. Kendini de yakar, seni de yakar. Bu yanlış, Allah bela getirir o zaman. “Yaptıysak, özür diliyoruz” diyor adam daha ne desin? “Düzeltelim dost olalım, kardeş olalım” diyor. Buraya gelenler, zaten devleti yöneten insanlar. Asıl devleti yönetenler, buraya gelen kişiler. Hükümet onlara göre hareket ediyor. Güzel yaklaşana güzel yaklaşmak lazım. Kötü de yaklaşsa, güzel yaklaşırsan güzel yaklaşır. Merhametle yaklaş, şefkatle yaklaş. Bu kin intikam kafasıyla böyle olmaz.

İsrail’in bütün açıklamaları, Irak Kürdistan içinmiş. PKK’yı destekleyen hiçbir ifadeleri olmamış şu ana kadar.

İsyanım var. “Adnan Hoca’daki bilgi paha biçilmez ama bir şey merak ediyorum, sizi esas etkileyen kısmı nedir?” Ne demek istiyor acaba? Size soruyor.

CİHAT GÜNDOĞDU: Allah’a olan samimiyetiniz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet.

Hep nefret. Mısır’dan nefret ediyor, Yunanistan’dan nefret ediyor, Rusya’dan nefret diyor. Rusya’yı sıkıysa bir savun şimdi. Rusya’yı bir savundum, cinnet geçirdiler. İran’a hiç laf söyletmiyorlar. İran, onlar sapık falan değil. Abuk-sabuk laflar ediyorlar. Bu sevgisizliğiniz nedir? Tavan yapmış artık. Sakinleşin bir halim selim olun, güzel gözle bakın etrafı güzelleştirin. Çirkin bir şey varsa on misli onlar da ha çirkin yapıyor. Bir şey kırılıp yıkıldıysa, tamamen tuzla buz ediyorlar. Böyle olmaz, tamir eden olacaksınız, düzelten olacaksınız.

OKTAR BABUNA: Geçen gün mesaj yazanlara eleştirenlere, nefret dolu söylem yazanlara dediniz ki “bir tane sevdiğiniz komşu ülke söyleyin” diye, bütün mesajlar kesildi o ara.

ADNAN OKTAR: Keratalar uçuyorlardı. İki şart koştum ama çok ağır şartlarda; biri “çirkin hanımlar yazmasın” dedim, o çok dokundu. İkincisi, “bana sevdiğiniz bir ülke söyleyin” dedim, Uruguay Paraguay falan.

Bak, Bakan Şaket diyor ki, bu sevimli kız; “Hayır, ben böyle şeyler asla söylemem. Bu benim inançlarıma da aykırı. Hiçbir ölümü tasvip edemem. Keşke savaşlar olmasa ve kimse de ölmese” diyor. Çocuğa iftira yok. Biz burada varken, iftira ettirmem.

“Sizin mason olduğunu tamam da, asıl konu şu; masonlar da Adnancı oldu. ‘emrinizdeyiz’ falan” diyor.

Türkiye’nin etrafı hep dargın olduğu ülkelerle sarıldı Türkiye yalnız kaldı. İsrail’le dost olalım, Mısır’la dost olalım, İran’la dost olalım. Yunanistan da çok gariban adamlar onlarla da dost olalım. Ermenistan’la dost olalım. Azerbaycan’la kapıları açalım. Bu sevgisizlik güzel değil bu uğursuzluk getirir, felaket getirir yanlış bu.

“Onunla dost olalım, bununla dost olalım adamlar Türkleri Anadolu’dan atmak istiyor sen neden bahsediyorsun?” Herkesle dost olmayı Allah söylüyor bize. Herkesle düşman oluna ne kazanıyorsun peki? Hadi senin dediğini yapalım herkesle düşman olduk, onda ne kazanacaksın yok olup-gidersin. Ahirette de cehenneme gidersin. Ama benim bu dediğimde, başarı kazanırsın. Önce olursun ahirette de cennete gidersin.

GÜLEN BATURALP: Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “İyilikle kötülük eşit olmaz, sen en güzel bir tarzda kötülüğü uzaklaştır. Sonra bir bakarsın seninle arasında düşmanlık bulunan kimse dostun olmuştur” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak “düşman olan kişiye de iyilik yap, sana dost olur” diyor Allah, Allah’ın ayeti. Bunlar bunu kabul etmiyor. Ona saldır buna saldır, ona kız buna kız, olmaz.

“Adamlar, Türkleri Anadolu’dan atmak istiyor.” Bunu benden öğreniyorsun. Haftalardır anlattım. Benden öğrenip karşıma apar-topar tengellenerek geliyorlar koşarak. Daha yeni öğrendi benden bak bana öğretiyor. Bir haftalık bilgidir daha yeni öğrendi. Hayır, ilk önce kahvede bir bilmişlik yapıyorlar, en son da bana gelip bilmişlik yapıyorlar. Ben öğretiyorum, bana bilmişlik yapıyor.

Yeni öğrendim, hayır anlattık ilk önce gidip kahvede bir bilmişlik yapıyor, Hoca öldü diyor, en sonda bana gelmiş bilmişlik yapıyorlar, ben öğretiyorum bana bilmişlik yapıyor. İsrail’i bakanla birini görüştürmemize gerek yok, çünkü kızcağız dememiş zaten, İsrail, PKK’yı destekliyor da demiyorlar. Ama şöyle yapabiliriz, bakanlar genel olarak, İsrail devleti olarak, PKK’ya net tavır koyabilirler. Demeç verdirebilir, Netanyahu demeç versin, bakanlar demeç versin. Biz İsrail olarak PKK’ya şiddete karşıyız. Türk milletinin gönlünü fethederler, bu önemli. Ama İsrail’in de şimdi şuan çok düşmanı var, biraz yalnız bıraktılar İsrail’i, önüne gelen kabadayılık yapıyor, saldırma istekleri var. Biz böyle bir dönemde İsrail korur kollarsak, bu hem sevap olur, hem de İsrail milletinin gönlüne taht kurarız. Çünkü zor bir dönemden geçiyor hakikaten, Obama falan İsrail’e tavır aldı, bir acayip durum var. Onlarda yalnız kaldılar dünyada, bütün Arap alemi karşı. Yine Türkiye’de bunlar iyi, öbür adamlar, iyice cahil direkt “bıçaklayın” falan diyor, herkes çoluğuna, çocuğuna bıçak verip adamların üstüne gönderiyor, işleri çok zor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey PKK yöneticilerinden Bese Hozat, CHP’nin son zamanlardaki tutumuyla ilgili şöyle bir açıklama yaptı, fotoğrafı da gösterebiliriz. “CHP baştan itibaren Kürt sorununa doğru temelde yaklaşmış olsaydı, şu an AKP değil, CHP iktidar olmuş olacaktı. Şu anda CHP ve HDP Türkiye Cumhuriyetinin hükümeti olmuş olacaktı.”

ADNAN OKTAR: Kürt sorunu değil, Türkiye sorunu var, bölge sorunu var. Herkes fakir, herkesin demokrasiye ihtiyacı var. Bunlar diyor ki, Kürtlerin demokrasiye ihtiyacı var, özgürlüğe ihtiyacı var, bizim yok mu? Herkesin ihtiyacı var. Çok egoistçe bir laf o. Dolayısıyla Kürt sorunu değil, Türkiye sorunu vardı, onu da siyasetçiler ellerinden geldiği kadar düzeltmeye çalışıyorlar. İsrail’in, PKK’ya karşı olduğunu net açıklatalım, o önemli. Şimdi bu bağırıp çağıranlar, bir süre sonra hem İslam’ın yayılışını görecekler, hem Hz. Mehdi (a.s)’ı görecekler, baya şaşırırlar, Allahualem. Yazdıkları falanda akıllarına gelecek. Allah’ın böyle nasıl sessiz, sessiz sakin, sakin uygulama yaptığını gördüklerinde çok hayret edecekler. Bak alttan, alta Allah yavaş yavaş Mehdiyet’i geliştiriyor, bütün dünyanın gözü önünde. Hiç kimse de hiçbir şey yapamıyor, kaderinde engellenmesi yok, bağıran, çağıran, hoplayan mesela ne kadar bir güç düşün Darwinizm Mehdiyet’in karşısında, Masonluk karşısında, Tapınak şövalyeleri karşısında, Musevilikte karşısındaymış dibi görünüyordu evanjelikler karşısında, baktık hepsi Mehdiyet’in hizmetine doğru giriyor, hepsi ama. Kaderin sevkiyle, aksilik yapılamıyor. Şimdi şu bağıran, çağıran atom forvetliler var ya, bunlar bak şimdi en önde gidenler olacaklar bir süre sonra. Birde bunlarda deli enerjisi oluyor birçoğunda. Bir de bunlar herkesten fazla, hani Kraldan fazla Kralcı derler, öyle oluyorlar, böyle caddelere falan yatarak, falan milleti itekleyerek falan bunlar, bir görsen şimdi acayip değişirler. Şimdi böyle şamata yapıyorlar ama çok değişirler.

“Adnan Hocam, İsrail’i anlatıp duruyorsun da, Filistin hakkında görüşün nedir? O masum dediğin İsrail’in Filistin’i vurmasına ne diyorsun?” Benden evvel, bizden evvel Filistin’e karşı İsrail çok acımasızdı, Hizbullah’a karşı da öyle, binalar olduğu gibi aşağıya iniyordu, Halaç pamuğu gibi atıyordu. Dehşetli operasyonlar yapıyordu, yeri göğü birbirine katıyordu. Biz devreye girdikten sonra bunlar durdu, hiç duyuyor musunuz? Hiç, her seferinde kılı kırk yarıyorlar, gelip uzun uzun şey yapıyor. Şimdi Filistin’e yardım istiyorlar Gazze’ye onun için nasıl yapabiliriz, ne yapabiliriz onu danışmaya geldiler bana kısaca görüşlerini anlattılar, bende tabii bilgi vereceğim nasıl yapmaları, ne yapmaları gerektiğine dair dolayısıyla iyilik peşindeler. Buraya gelen Hahamlar onlar dindar insanlar. Her şey iyi olsun istiyorlar. Sadaka olarak Gazze’ye iyilik yapmak istiyor ilk defa kullandılar bu kelimeyi, hiç yapmıyorlardı. Sadaka, mümine veriliyor, bak yardım değil sadaka, ibadet olarak yapacağız diyorlar. Sadaka ne demektir? Müslüman’a verilir sadaka, İsrail’in Müslüman gördüğü insana verdiği bir şey. Çünkü kendi aralarında da sadaka veriyorlar. Bak İsrailliye de sadaka veriyor, Filistinliye de sadaka veriyor, çünkü onu mümin görüyor bu çok önemli.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı, askerimizin Kürt annemizi taşırken, yardım ederken fotoğrafı.

ADNAN OKTAR: Can onlar can, askerimiz evliya, annelerimiz nur. Helal olsun Türk askerine.

"Hz. Ali (k.v) ferman buyurdu, Resulullah (s.a.v.)'den mealen aktarıyor. Kaim Muhammed Mehdi kalktığında, gök yağmurunu yağdıracak. Yer ekinini yeşertecek. İnsanların kalplerinden kin, haset, düşmanlık çıkacak. Yırtıcı hayvanlar evcilleşecek, hatta bir kadın Irak'tan Şam'a" bak Irak'tan Şam'a, kavganın en şiddetli olduğu yer. "Tek başına yolculuk yapacak" tek başına, "ayağı otlara yeşilliklere değecek." Çorap yok ayağında, açık ayakkabı giymiş. Mümkün mü bu gelenekçi sistem de? Değil. Ama bak burada açık ayakkabı giymiş, ayaklarına otlar değiyor. "Başında ziyneti olacak" baş açık, ziynet olacak diyor. "Fakat ne zarar görecek ne korku duyacak. Hiç kimse ne sarkıntılık edecek, ne korku duyacak. Kimin zamanında? Hz. Mehdi (a.s) zamanında. Kitabül Cifr, İmamı Ali sayfa 47. Dedem, Resulullah (s.a.v.)'den ne duyduysa, aktarmış. "Resulullah (s.a.v.) ferman etti, İmam Mehdi insanlara gelir onu aşk ve muhabbetle kucaklarlar." Ali bin Hüsameddin el Muttalki. Ahir zaman Mehdisinin alametleri sayfa 35. "Allah bütün insanların kalplerini Mehdinin muhabbetiyle dolduracaktır." El Kavlul Muhtazar Mehdiyyil Muntazar 42.

"Mehdi zuhur eder herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer, ondan başka bir şeyden bahsetmezler." Kitabul Burhan Fi Alametiyyil Ahir zaman 33.

"İngiliz gizli belgelerinde, Kürt kabileleri İngiliz ve Fransızların" diyor "hakimiyetine bırakılacak, Kürdistan'a hiçbir şekilde Türk unsurundan kimse bırakılmayacak. Bir tek Kürt devleti mi, yoksa birçok küçük Kürt devleti mi kurulacağı düşünülecek" diyor. Şu an federasyonlar, konfederasyonlar şeklinde yapıyorlar. Sonra onları birleştirmeyi düşünüyorlar. Ama Türk bırakmayın diyorlar, bak 1800'de alınmış karar, şu an uygulamaya devam ediyorlar. İngiliz derin devletinin kararlarından sayfa numarası 673, belge numarası 696, 3 Eylül 2012. Mr. Marling'den, Sır Grey'e diye not düşülmüş.

"Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupa’yı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da imparatorluktan ayırmaya çalışmak olmalıdır." Bunu da yaptılar. Chatham House’un ilk kuruluşu 1919'a uzanıyor. 30 Mayıs 1919'da Paris Majestik Otel’de Ryan Table (yuvarlak masa) toplantısı yapıldı amaç Birinci Dünya Savaşı, dünyaya yeni bir şekil vermekti Birinci Dünya Savaşı yoluyla, İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yı parçalayan sasyspiko haritasını çizen ve Sevr’i yapan bu masa yani Chatham House’tu. Chatham House, bu masa da yapıldı. Sevr Anlaşması burada yapılıyor, sayspiko haritaları burada yapılıyor. "Birinci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu, Chatham House’ta yenilendi. Chatham House şu anda da Güneydoğu’yu PKK'ya verdik diyor hayırlı uğurlu olsun diyor. Ve ne bunda diyor Ak Parti ne CHP ne MHP kimse direnemez diyor, aldığımız karar uygulanacak diyor.

"Değerli Hocam, ben lise öğrencisiyim. Siz hiçbir şeyden korkmuyorsunuz, ben de sizin gibi olmak istiyorum. Bana tavsiyelerde bulunur musunuz?" İşte Allah'tan korkacaksın, başka bir şeyden korkmayacaksın. Tek Allah'tan korkulur.

"Hocam, gördüğüm en yakışıklı mason sizsiniz." Doğru olabilir. Otuz üç derece çünkü çok yaşlı oluyorlar, genç otuz üç derece mason yok. Doksan yaşında, seksen yaşında oluyorlar. Bu yaşta otuz üç derece mason olan ben görmedim.

OKTAR BABUNA: Masonluk tarihinde doğrudan otuz üç derece mason olan, o da yok ilk defa.

ADNAN OKTAR: O da yok, evet. Obama'yı en fazla otuz iki derece yapmışlar mason. George Bush da öyle, o da localara gittiği halde, muntazam localara gittiği halde, en fazla otuz iki dereceye çıkarmışlar onu.

Bir insana eşiniz benzeriniz yok demek doğru değil. Allah'ın eşi benzeri yoktur. İnsan için bu söz söylenmez.

Tabut-u Sekine’yi melekler taşıyor. Hadislerde var kaç melek taşıdığı. Ayette yok. Bu tabut için Cenab-ı Allah Bakara Suresi 248'de "Onun hükümdarlığının" yani Hz. Mehdiliğinin "belgesi" bak çok manidar Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili delil yok diyorlar ama. "Onun hükümdarlığının melikliğinin belgesi" zaten bu sırf Mehdiyet için söyleniyor, "size tabutun gelmesi olacaktır ki, onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur" yani açıldığında, insanın kalbine bir ferahlık geliyor. İçindeki Ruhül Kudüs'ten ileri geliyor. İnsanların kalbine ferahlık geliyor. Melek taşıdığı için içinde duruyor melek sandığın Kutsal sandığın içinde duruyor. Açıldığında insanların kalbine ferahlık o anda hissediyor insanlar. "Ve Musa ailesinden, Harun ailesinden arta kalanlar var, onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız bunda sizin için şüphesiz delil vardır" diyor. Neyle ilgili delil var? Mehdiyet için delil var.

Emre snl; "Kediciklerin Adnan Hoca’yı sevdiği kadar hiç sevilemedim hiç" diyor.

Vofkant Slınger; "Hoca her insanın Mehdisi içindedir, hakkı bilen kul, Mehdi beklemez. Kurtuluşu özünde bulur. Bazen bir yanlış bütün doğruları götürür." Hz. Mehdi (a.s), senin içinde zuhur edecek zaten. Beyninin içinde göreceksin Hz. Mehdi (a.s)’ı o doğru. Allah senin içinde yaratacak. "Hakkı bilen kul, Mehdi beklemez" Allah beklememizi söylüyor. Hakkı biliyoruz biz ama ne diyor ayette? "Ya Rabbi bize bir melik gönder" diyor müminler, "bir kurtarıcı gönder" bu felaketlerden bizi kurtarsın bize öncü olsun diyor. Sen Kuran ayetini bilmiyorsun demek ki.

BEYZA BAYRAKTAR: Allah "zayıf bırakılmışları önder kılmak ister" diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii öndeler. Ve Allah size Mehdiler gönderdim diyor, muhtedun Mehdiler. Demek ki, Mehdiler beklenmiş ve gelmişler. "Kurtuluşu özünde bulur" kurtuluşu Allah'ta bulur. Allah, Hz. Mehdi (a.s)'la insanları kurtarıyor. Hz. İsa Mesih (a.s) ile kurtarıyor, peygamberlerle kurtarıyor. Müminlerin başına mutlaka bir baş geçmesi gerekir, farzdır bu. Başsız Müslümanlık olmaz. Sana göre yok, gerek yok, Kuran'a göre var.

Saik; "AKP Samanyolu TV'yi kapatıp, senin gibi İsrail propagandası yapan bir TV kanalına müsaade ediyor." Müsaade edip etmemeyle ilgisi yok da, kanun hukuk var Türkiye'de. Kanunsuz bir şey olmaz, hukuksuz bir şey olmaz. "İsrail propagandası" ben İsrail propagandasıyla bırakmıyorum ki, Rus propagandası yapıyorum, Yunan propagandası yapıyorum. İran propagandası yapıyorum, Arap propagandası yapıyorum. Azeri propagandası yapıyorum, Yunan Propagandası yapıyorum. Yapıyorum oğlu yapıyorum, bütün dünyayı seviyorum ben. Sırf İsrail'le kalmıyoruz ki.

Diyor; “Allah bir kurtarıcı istememizi istemiyor." Allah Allah. Neye göre diyorsun? Kafamdan diyor. Nisa suresi 75'de Cenab-ı Allah diyor ki şeytandan Allah'a sığınırım bak "size ne oluyor ki" diyor bak Allah bunların halini şaşkınlık verecek bir şey olarak söylüyor. “Allah yolunda ve: “Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar” mesela Irak, Suriye her yer. Ve “bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder.” Kim bu? Katından bir tane bize bir koruyucu sahip gönder diyor Allah’a. Sen diyorsun ki böyle bir şey istenmez Allah’tan. “Bunu diyeceksiniz” diyor Allah. “Fevkaladelik durumunda, İslam alemine saldırı varsa bunu diyeceksiniz” diyor. “Bize Katından bir yardım eden yolla.” Kendi kendine değil bak “yardım eden yolla” diyor Allah’a. Müslüman bunun duasını yapacak. “Bir sahip, bir koruyucu, veli gönder.” Kimdir bu veli Ahir zamanda? İmam Muhammed Hz. Mehdi (a.s). Bak “Katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler ve kadınlar” demek ki, bunu erkekler ve kadınlar diyecek “ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına” o çocukların sorumluluğu üstünüze olur diyor Allah. “Yaşlıların, erkeklerin, kadınların sorumluluğu üstünüze olur, yardım eden yollattırın Allah’a” diyor “dua edin, Allah size yardım eden yollasın” diyor. “Adına savaşmıyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75) diyor. Adına mücadele edin ve bu yardımcıyı Allah’tan isteyin” diyor Allah ayette.

“Ey Davut” diyor Cenab-ı Allah, Sad Suresi 26’da. “Gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık.” Demek ki Müslümanlar halife, bir lider bir mürşide ihtiyacı var, başlarında bir lidere gerek var. “Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet…” (Sad Suresi, 26) yani adaletli davran. En önemli görev ne? Adalet olmuş oluyor. Müslümanların başına bir lider seçilmesinin farz olduğunu bu ayetten görüyoruz, Sad Suresi’nden, 26.

Mesela bak, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi.” Bak peygamber değil lider, imam. “Onlar: “Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,” halbuki gelen kişi bir Mehdi. Bak, malı yok, ilmi irfanı da belki yok halktan bir insan ama beğenmiyor adamlar. Bak diyorlar ki; “Hükümdarlığa ona göre daha çok hak sahibiyiz biz” diyor. Yani şöhretle, zenginlikte, ilimle, çevreyle. “Ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?” dediler.” Allah şöyle diyor “O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti.” İşte Mehdi de budur. Demek ki Müslümanların başına melik geliyor bir lider geliyor ve seçim de Allah’a ait insanlar istemiyor bazen lideri, imamı. Bak burada bu bir Mehdi, o asrın Mehdi’si ama halk istemiyor. Ama buna rağmen Allah diyor ki; “Ben seçtim” diyor “ve gelecek” diyor. Debeleniyorlar bir şey değişiyor mu? Değişmiyor. Başa geçiyor. Halk istememesine rağmen, halkın içinde müşrikler direnmesine rağmen başa geçiyor. “Ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı.” Yani gençleştiriyor Allah, dinçleştiriyor, bilgisini artırıyor. “Allah, kime dilerse mülkünü verir.” Adam diyor ki; “bize nereden geldi bu zenginlik?” Ne diyor Allah? “Kime dilerse, ona mülkünü verir” diyor. “Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir.” (Bakara Suresi, 247)

İsra Suresi 71. “Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün.” (İsra Suresi, 71) demek ki her insan grubunun imamı oluyormuş. İmam olmasa nasıl çağırsın Allah ayette? Nasıl çağırsın? Demek ki, her insan grubunun imamı olması farz. Farz ki, o imamlarla beraber çağırıyor Allah.

Nisa Suresi, 59. “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de.” Yani liderlerinize de itaat edin. Müslümanların demek ki başında bir lider oluyor. Ve itaat edilmesi gerekiyor.

“Adnan kardeş, bir Müslüman olarak sizden bir tek şey istiyoruz. Madem ki kardeşiz, biz Kürtler eşit olalım.” Cizre, Azad Zagroz. “Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de her gün polis ölüyor, asker ölüyor, siviller ölüyor herkes ölüyor” diyor. PKK saldırısından kaynaklanıyor, PKK çekilse hiçbir şey olmaz. Bunu yapan PKK zaten. “Madem ki biz Müslüman kardeşiz, Kürtlerin toprağından elinizi ayağınızı çekin.” Zaten Türkiye sınırları içerisindeki topraklara biz müdahale ediyoruz, Kürtlerin olduğu bölgelere bir şey dediğimiz yok. Hatta yardımcı oluyoruz. Mesela Barzani’ye yardımcı oluyoruz. Ama Türk milletine ait topraklar içerisinde sen operasyon yapmaya kalkarsan, ameliyat yapmaya kalkarsan, ben de senin bademciğini alırım, ameliyatla yani, inşaAllah. Olmaz. Türkiye’yi önüne gelen bölmeye kalkarsa bu nereye varır. Adam Laz’ım diyecek bölecek, Türk’üm diyecek bölecek, Kürt’üm diyecek bölecek, Çerkez’im diyecek bölecek, zaten Chatham Hause’un, İngiliz derin devletinin istediği bu. Paramparça yapmak. Bir avuç zibidiyi ikna etmiş, “hadi Türkiye’yi bölelim, paramparça yapalım, un ufak edelim” diyorlar. Yok öyle numara, öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Onun için bu arkadaş neticede yanlış yolda. Askere polise gidip kurşun sıkarsan, şehir ediyorsun işte. Sen yapıyorsun demiyorum da PKK için diyorum. Sivilleri de PKK orada vurmuş oluyor. Yahut askerle çatışırken, onları kalkan olarak kullanıyorlar bazen. Mesela ateş edilen bölge, makineli tüfekle ateş ediliyor, oraya birden bir sivili getirip önüne tutuyorlar, kurşun ona geliyor. Bu, PKK’nın katliamı olmuş oluyor, alçaklığı olmuş oluyor. Polis ve asker mecbur olduğu için ev yıkıyor. Çünkü oradan askere, polise, sivillere ateş ediyorlar. Yıkıyor, adamı da yakalıyor. Peki nasıl yapsın? Şimdi PKK orada saldırmasa, asker polis niye girsin oraya? Sanki asker polis durduk yere geliyor, orayı tarıyor, tanklar durduk yere evlere giriyor. Bu mantıksız. Bir kere orada bir PKK gücü var, cinayet işliyorlar, etrafa ateş ediyorlar, bombalıyorlar, polis de bunu durdurmak için, olaya müdahale ediyor. “Sivil katliamı var” falan, bunlar çok ayıp şeyler, Azad Zagros denilen kişi mi artık vatandaş mı? Şimdi burayı mafya bassa, biz de diyeceğiz polise gelin bizi koruyun. Mafyayı çekip vurur polis. Eğer kurtaramıyorsa, polise kurşun sıkıyor, halka kurşun sıkıyor, ne yapar çeker vurur polis. Polis adam öldürdü mü diyeceksin? Can havliyle canını korumak için böyle bir konuma onu mecbur ediyorsun sen. Başka kurtuluş yolu bırakmıyorsun. Bacağından yaralıyor, bomba patlatmaya kalkıyor. Tek yol öldürmek gibi gösteriyorsunuz. Bacağından vuruyor, el bombasını çıkarıyor bu sefer. Dur, orada dur artık. Durmuyor. Allah vermesin kim ister ölümü, kim ister yaralanmayı? Türk askeri polisi, niye kendini tehlikeye atarak oraya girsin? Yüzleri parçalanıyor, elleri kopuyor polislerin, şehit oluyorlar çocuklar. Akıl almaz zor şartlarda bu cihatlarını gerçekleştiriyorlar. Sen de eleştiriyorsun. Ne yapsın, bıraksın PKK’ya orayı işgal mi etsin? Halkı haraca bağlıyor PKK. Genç kızları ailelerinin yanında sürükleyerek alıp dağa götürüyorlar, çocukları sürükleyerek dağa götürüyorlar, yiyeceklerini içeceklerini ellerinden alıyorlar, paralarını ellerinden alıyorlar, dövüp küfrediyorlar. Karşı gelene kurşun sıkıyorlar. Asker polis de gidip onları koruyor. Korurken ne yapıyor PKK? Sivil halktan çocukları, gençleri alıyor, çatışma olan bölgeye götürüyor, polise ateş ediyor, polis karşılık veriyor, polise ateş ediyor karşılık veriyor, polis tam karşılık verirken çocuğu itiyor öne geçiriyor ve kurşun çocuğa geliyor. “Vay” diyor, “polis sivil vatandaşı, masum vatandaşı vurdu” diyor. Şehit olan çocuğun cesedini de sokağa atıyorlar. Bak çatışma yapılan yere sokağa atıyor, duruyor. Diyor “günlerden beri orada bekliyor” diyor. Asker polis gelirse yine vuracak. Böyle bir kahpeliği, ahlaksızlığı siz nasıl göremezsiniz? Bunu bana niye anlattırıyorsun sen, bu nasıl bilinmez böyle bir şey? Haksız olduğun halde, niye haklı gibi konuşuyorsun? Hayır mesela de ki “halk orada aç kalıyor” de, doğru. “Yaralananların kaldırılması güç oluyor” de, doğru. “Halk fakir” de, doğru. Bütün gücümüzle yardım edelim. Ama böyle yalan söylersen, bu olmaz. Samimiyetsizlik bu.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bölgeyle ilgili en son şöyle bir haber vardı; “PKK Silopi’de çok büyük oranda temizlendi ve halk evlerine dönmeye başladı. Ancak PKK’nın çıkarken evlerde buzdolabı gibi halkın ilk açacağı yerleri patlayıcıyla tuzakladığı ortaya çıktı. Halk buzdolaplarını uzaktan açıyor.” Fotoğraf da vardı konuyla ilgili.

ADNAN OKTAR: İşte ahlaksız, alçaklar. Zehir de koyabilir bu alçaklar. İngiliz derin devletinin köpeği olmuşlar. Köpek, İngiliz derin devletinin ucuz köpeği. Ne diyorlarsa yapıyor. 1800’lerde Chatham House’da toplanmış adamlar karar vermişler, Türkiye’yi böleceğiz diye. Sen de it gibi bunun hizmetini yapıyorsun, İngiliz derin devletinin köpeği olmuşsun, Utan. Bir de bölünmek. Kardeşim niye Kars’ta otursun adam? Niye Mardin’de oturmaya mecbur kalsın, gelsin İstanbul’a, İzmir’e her yere gelsin. Adam niye pasaportla çıksın? Niye bir komünist ülkede yaşasın? Niye Stalinist bir ülkede yaşasın? Özgür bir ülkede yaşamak ister adam, Müslümanlığın serbest olduğu bir yerde yaşamak ister. Kuzey Kore gibi bir rejimle niye yaşasın adam?

Daha önce doğru, derin devlet vardı. Azad denilen arkadaş. Hakikaten eskiden dehşet saçıyorlardı ölüm, şiddet, büyüklük hissi, aşağılama, işkence kırıla gidiyordu doğru. Ama şu an öyle değil. Yüzde doksan dokuz öyle değil. Ufak tefek vakalar oluyor olabilir, onu da gelsin burnundan getiririz. Söyleyin, son haddine kadar kovalarız. Mesela adamı öldürmüşler, sürüklüyorlar arabayla ve küfrediyor. Kardeşim ölüye bu yapılır mı? Neyin intikamı, ne kadar psikopatça bir hareket? Anormal bir hareket yani. Ölüden ne intikam alacaksın, ölmüş adam artık ceset olmuş, cesede bu yapılır mı? Aldılar görevinden, devlet cezalandırdı. Korkunç bir şey bu. Hükümet elinden geldiği kadar titizlik gösteriyor ama dikkatinizi çeken bir şey varsa, söyleyin. En ufak bir şeyde hemen devlet soruşturma açıyor. Bir zulüm görürseniz söyleyin, söz bir Allah Bir söyleyeceğim. Ben kimseden çekinmem. Derin dünya devletinden çekinmiyorum, PKK’dan çekinmiyorum, komünist örgütlerden çekinmiyorum, münafıklardan çekinmem. Tek başına bir adamım. Silahım pusatım falan da yok. Tamam, gel söyle ben savunacağım, söz.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü