Harun Yahya

Sohbetler (26 Ocak 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler’e fasılla başlıyoruz. Hepinize iyi eğlenceler.

Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Sevgiyle ilgili bir etiket yapalım. “Sevgi kalp temizliğidir” diyelim. Yani kalbi temizler anlamında, kalp temizliğidir. “Sevgi kalp temizliğidir” evet.

Bu PYD’nin terör örgütü olması konusu, YPG ve PYD’yi Türk milletine kabul ettirmeye çalışıyor dış güçler, dış mihraklar. Hatta bir ara hükümet üyelerinden de sempatik göstermeye kalkan üsluplar gördük. İşte “Onlar terörist değil bir partidir PYD. YPG, PKK’nın yaptıklarından utanıyor, rahatsız oluyor” falan yani bunlar çok acayip laflar. Bayağı tehlikeli izahlar. O yüzden millet olarak PYD’ye, YPG’ye tavır aldığımızı çok güçlü vurgulayalım. Yani salon toplantıları olabilir, meşru salon toplantıları. Hatta büyük miting de yapılabilir “YPG’ye PYD’ye hayır, PKK’ya hayır” diye. YPG=PYD=PKK şeklinde legal posterler hazırlayıp. Çünkü Rusya falan dayatıyor benim gördüğüm. Amerika da öyle, adam geliyor burada bize YPG reklamı yapıyor, propagandası yapıyor bu çok tehlikeli. Bunlar alenen terör örgütü. Mesela Rusya hiçbir şekilde istemez PKK’nın Rusya’da öyle bir eylem yapmasını, yerle bir eder. Yani Rusya’da bir bölgeyi işgal edecek PKK, orada böyle askerle polisle çatışacak yani hallaç pamuğuna çevirir. İsim değiştirmesini de hiçbir şekilde kabul etmez. Yani kendine yapılmasını hiç istemez ama Türkiye’yi biraz kolay görüyorlar benim kanaatim. O yüzden biz bir milli direnç gösterirsek bunlar vazgeçerler. Yani halk ses çıkartmadığında genellikle bunlar yapacağını yapıyorlar. Legal meşru toplantılar yaparak yani demokratik toplantılar yaparak Avrupa’nın dünyanın dikkatini PYD’ye YPG’ye çekelim. MİT de elindeki bilgileri basına versin. YPG ve PYD hakkında çok bilgisi vardır Milli İstihbarat Teşkilatı’nın.

Amerika da Türkiye’yi ikna etmeye çalışıyormuş, bu çok büyük bir tehlike. PYD alenen Stalinist, komünist bir hareket. Putin kızdığı için Türkiye’ye öfkesinden böyle bir şey istiyor, ona yakışmaz. Yani böyle bir şeye girmemesi lazım. Yani bölgeyi tehlike içerisine atar böyle bir şey yani risk meydana gelir. Bölge riske girerse Rusya da riske girer, iyi olmaz. Herkesin huzuru kaçar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın hava bombardımanlarıyla destek verdiği Esad rejimi Türkmen Dağı’na yönelik saldırılarını artırırken, MHP Fatih İlçe Başkanı İbrahim Küçük, Türkmen Dağı’nda şehit oldu.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı vardı şehidimizin.

ADNAN OKTAR: Yani bu tip çatışmalar akılcı bir yöntem değil. Havadan bombardıman yapılacak, müthiş bir hava üstünlüğü olacak, yerde hava savunma sistemi olmayacak, yerde hafif silahlar olacak, havada ve karada karşı tarafın ağır silahları olacak ve buna karşı tüfekle tabancayla direnilecek. Bu pek akılcı bir mücadele değil. Yanlış bir yöntem. Müslüman’ın yapacağı bütün dünyayı barışa davet etmek, sevgiye davet etmek. Yani tüfekle tabancayla oraya çıkarsan adam da seni havadan gelir vurur. Öyle bir yöntem olmaz. Herkesi barışa davet etmek lazım. Yöntem olarak yanlış. Yani böyle hani destan yazmak kahramanlık falan gibi düşünüyorlar ama tanka karşı kahramanlık olmaz. Biz gökten bir kaya parçası düşüyor olsa elli tonluk, biz altında durup biz kahramanlık yapacağız, işte biz bu kayaya karşı direniriz diyemeyiz. Taş düştüğünde ezer. Dolayısıyla bu bir yöntem olarak yanlış.

Kürtler gelsin toplantıya, Kürt kardeşlerimiz ama PYD’yi istemiyoruz. PYD, Stalinist komünist Türkiye’nin bölünmesini isteyen alçak kahpe bir yapılanma. Doğrudan Öcalan’a bağlı, Kandil’e bağlı PKK’nın ad değiştirmiş şekli. Ama Kürt kardeşlerimiz gelsin iftihar ederiz. Amerika da anlamazdan geliyor, Rusya da anlamazdan geliyor. PYD’nin ne olduğunu çok iyi biliyorlar, Stalinist bir örgüt olduğunu biliyorlar. Ondan sonra da “biz teröre karşıyız” diyorlar. Sen teröristi destekleyip nasıl teröre karşı oluyorsun? Terörle iç içe olmuş oluyorsun. Terörü destekleyen adam terörist olur, olmaz öyle şey. Rusya’da hiçbir şekilde istemezler, Amerika’da hiçbir şekilde istemezler. Amerika’da mesela Arizona’yı adamlar işgal etse tüfekle, tabancayla, bombayla, yollara barikatlar kursalar Amerika ne der? Cinnet geçirir adeta. Katliam yapar. Türkiye kendini savunuyor. Mesela cinayet işlemiş bir katil adam diyor ki benim ismim başka, değişti ismim diyor, şimdi yolda değiştirdim ismimi, olur mu? Mesela adamın adı odun, hep oduncu farz edelim. Ee? “Kütük, hep kütükçüyle değiştirdim” diyor. “Dolayısıyla ben katil olmuyorum artık.” Bunun gibi. Katil isim değiştirmekle katillikten çıkmaz. Amerika’nın bu münasebetsiz tavrına karşı milli böyle büyük gösteriler çok etkili olur. Salon toplantıları da olur, basın toplantıları da olur, mitingler çok etkili olur, büyük mitingler. Yani meşru legal zeminde bunların yapılması şart.

BÜLENT SEZGİN: Dışişleri Bakanımız’ın bir açıklaması vardı. Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Cenevre Zirvesi’ne dair yaptığı açıklamalarında; “PYD davet edilmişse boykot ederiz” dedi. Sayın Çavuşoğlu şunları söylüyor; “PYD hangi sıfatla masada olacak? Bir terör örgütü halkının temsilcisi olabilir mi? El Kaide El Nusra masada olabilir miydi? Müzakere muhalefetle rejim arasındadır. Terör örgütleri olmaz. Türkmenler, Araplar ayrı bir grup diye bir şey yok” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte herkes gelsin ama biz komünist terörist istemiyoruz.

“Selam canım Hocam. MaşaAllah münafıklar çatladı bugün yine. Seni çok seviyorum” Yıldız. Müzik için söylüyor herhalde.

“Canım Hocam, gözbebeğim. Şuayp Peygamberimiz’in çevresindeki münafıklar da çok zorlular. Peygamberi şehit etmekle açıkça tehdit ediyorlar. Hud Suresi 91; "Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz.” Yani boş konuşuyorsun. Anlamsız konuşuyorsun anlamında söylüyorlar haşa. “Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri olarak görüyoruz” çevren yok, etrafın yok, malın mülkün yok, dolayısıyla öyle bir gücün olduğunu görmüyoruz diyorlar. “Eğer yakın çevren olmasaydı” yani arkadaşların olmasaydı “gerçekten seni taşa tutar öldürürdük” bak feci şekilde şehit etmeyi düşünüyorlar o kadar kinliler. Diyorum ya münafıklar da hep cinayet eğilimi vardır, münafıklar hep psikopattır, fırsat bulamadığı için yapmaz. “Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin” işte o devrin derin devleti kimse o ondan yana oluyor. Ne diyor bak? Güçlü ve üstün; onların aradığı hep böyledir, küfürden insanlardan güç ararlar, onlara yalakalık yaparlar, onlara hizmet etmek isterler. Müslüman’a da kendini hizmet ettirmeye çalışır. Küfre de hizmet etmek ister, münafığın bak belirgin vasfı. Müslüman’ı kendine hizmet ettirir, kendisi de uşak gibi küfre hizmet eder ve deli enerjisiyle. Aklına gelen her türlü fedakarlığı yapar küfre yani kötü insanlara, karanlık insanlara her türlü hizmeti yapar, mümine de elinden geldiği kadar eziyet olsun diye her türlü işini yaptırmak ister, böyle bir ahlaksızlığı vardır münafıkların. Münafıklığı belirlemede bir yöntemdir bu, sitildir. Mesela Mehdiyet’ten de olay anlaşılır, Mehdiyet anti münafık bir harekettir. Münafıklığın zıttı bir harekettir. Münafık zıttı harekete bakıyoruz. Ne diyor mesela Peygamberimiz (s.a.v.) Mehdi için? “Uyuyan kişiyi uyandırmaz” bak uyuyan kişiyi uyandırmaz, “hiç kan akıtmaz, insanların burnu dahi kanamaz, damla kan akmaz onun devrinde” diyor. Uyuyan kişiyi uyandırmaz. Münafık ne yapar? Uyuyanı uyandırır. Hadisin tersinden anlarız münafığı, bir de bu şekilde anlaşılması mümkündür münafığın. Çünkü uyuyanı uyandırdığında Müslüman’ın gücünün kırılacağını düşünür, hafızasına zarar vereceğini düşünür, aklına zarar vereceğini düşünür. Çünkü o sebepçi olduğu için, mesela kendisi hayvan gibi uyur ama mümini uyutturmaz, uyumasına müsaade etmez. Bağırır, çağırır, şamata yapar, sokağa çıkar odun kırar mesela testereyle bir şeyler yapar, zaruri gibi gösterir veyahut mesela hayvan sürüsü geçirir oradan gürültü yapar. Şeytani bir amacı vardır münafığın tek amacı Müslüman’ı rahatsız etmek, ahlaksızlık, pislik yapmak. O pis ruhunda ona bir tatmin sağlar yani Müslümanları rahatsız ederse, kendine hizmet ettirirse o pis ruhunda bir rahatlık sağlar. Ama küfre karşı da tam yalaka olduğu için köpek gibi hizmet eder. Mesela bir şey silinecekse gider siler, bir şey temizlenecekse gider temizler en güç şeyleri bile yapar; ne istiyorsa küfür, mesela bir yazı yazılmasını istiyor büyük bir gayretle yazar küfrün yazısını veyahut mesela bir şeyin araştırılması gerekiyor büyük bir gayretle araştırır. Mesela bir istihbarat gerekiyor köpek gibi gider o istihbaratı arar bulur ve o efendisine, efendisi olan kimse itlik yaparak onu aktarır. Ama bunu İslam için Müslümanlar için yapmak istemez münafık.

ENDER DABAN: Bir ayette Allah şu şekilde buyuruyordu, şeytandan Allah’a sığınırım. “Gücü ve onuru onların yanlarında mı arıyorlar? Yoksa izzet ve gücün tamamı Allah’ın Resul’ün elçisinindir” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Evet, izzeti onların yanında aradılar, işte yalakalık yapmaları, hizmetçi olmalarının nedeni de odur, köpek gibi küfre hizmet eder, böyle hayvani bir enerji gelir münafığa. Mesela dese ki Türkiye’den Amerika’ya gel gelir münafık. Mesela normalde Allah için git desen gitmez, Antarktika’ya git deseler münafığa efendisi gider yapar onu, çok alçaktır. Ama İslam Kuran için işte dizim ağrıyor der, sırtım ağrıyor, boynum tutuldu işte gücüm yetseydi gelirdim ayette var ya, mücadele etmeyi bilseydik yapardık. Mesela Allah için hiçbir şey hazırlamak istemez, Allah için hiçbir tebliğ yapmak istemez, yapsa da beceriksizce ve ahlaksızca ve alçakça yapar. Mesela İslam’ı anlat dersin ters anlatır özellikle, pislik bir üslupla anlatır, insanlara vesvese verecek şekilde İslam’ı anlatır. Mesela dersin ki Allah’ın birliğinden bahset gizlice şirk propagandası yapar alçakça. O zaman Müslüman da mecbur olur der ki senin anlatmana gerek yok, sen git dinlen o zaman, münafığın yöntemidir. Ama münafığa dese ki küfürden biri gel sen bize bu bizim sistemimizi atlat. Mesela İngiliz derin devletini anlat, bir köpek enerjisi gelir, bir alçakça enerji gelir akıl alamayacağınız derecede hizmet eder. Yazıları şeytani olur, araştırmaları şeytani olur ve muazzam bir gayret gösterir, müthiş bir şevki olur. Ama İslam konusunda çok beceriksiz kendini gösterir, ayette denilen o işte, “eğer mücadele etmeyi bilseydik sizinle gelirdik.” Diyor. Ama bunu tabii bunu demeyle kalmıyor bunu ispat ediyor, diyor ki mesela peygamber “olsun sen gel, sen yaparsın.” Hakikaten alçakça yapamadığını gösteriyor orada, mesela bir şey tutamıyor gibi yapıyor, bir şey söyleyemiyor gibi yapıyor yahut bir şeyi unutmuş gibi yapıyor, kavrayamıyor gibi yapıyor karmakarışık hale getirir. Mesela desen ki bir mektup yaz küfrün ileri gelenlerine Müslümanları ele verecek şekilde mektubun içinde gizli ibareler bulundurur. Mesela derki “biz buradayız” mesela “şu bölgedeyiz ama sizi yeneceğiz aslında” anladın mı böyle alçakça alttan alta vurur münafık çok şeytandır. Bediüzzaman “münafığın zekasının şeytandan kaynaklandığını söylüyor, çok amansız bir alçaklığı vardır diyor,  bir şeytanı dessastır diyor, o yüzden münafıklar hakkında diyor Kuran’da çok fazla hüküm oluşmuştur diyor. Özellikle beceriksizlik yapar ama küfürde çok yeteneklidir münafık. Uşaklık yaptıklarına, yalakalık yaptıklarına karşı çok yetenekli ve ustadır.

ENDER DABAN: Bir ayette Allah, “Kendi putlarını Allah’ı sever gibi severler” diye bildiriyordu Hocam.

ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki Allah hakkında siz onlara bir şey söylediğinizde yüzleri kararır diyor, rahatsız olurlar. Mesela İslam’dan bahsetmek, dinin yayılmasından bahsetmek, Mehdiyet, İttihad-ı İslam yahut Peygamberimiz (s.a.v.)’i övmek, hiçbir münafık Peygamberimiz (s.a.v.)’i övmek istemedi, zoraki övdüler istemeye, istemeye. Mesela o kadar alçak ki adam mesela diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) için bana diyor zekat verin dediniz verdim, oruç tutun dedin tuttum diyor, namaz kılın dedin namazı da kıldım diyor ama siz bana öyle bir ısrar ediyorsunuz ki git Muhammed’e sanki secde et der gibi konuşuyorsunuz diyor, bak bu müthiş bir alçaklık, baktın mı sanki şirkten kaçınıyor gibi bir üslupla konuşuyor ama tam alçak. Halbuki öyle bir şey dendiği yok ona, güzel hizmet etmesi önemli. Münafık her şeyi tersten anlıyormuş gibi yapar, kavrayamıyormuş gibi yapar öylece şirretlik ve pislik yapar. Mesela işte buradaki olayda olduğu gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’in hizmetine de daha gayretli olması söylendiğinde “Secde mi edeyim?” Diyor, mesela “ahlaksız sen nasıl konuşuyorsun?” derse, “nasıl konuşuyorum kafir gibi mi konuşuyorum?” diyor mesela, alçaktır kavgayı hemen geliştirir, pisliği hemen geliştirir münafık. Münafığa o yüzden kolay kolay laf söylenmez, çok çok karaktersiz olur. Çok fazla hadis var zaten göstereceğim. Alçak bir mahluktur münafık. Bak şeytandan Allaha sığınırım. “Sizinle birlikte çıksalardı” diyor Tevbe Suresi 47’de yani mücadele etmeye, “size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi.” Ama küfürde tam tersine fayda bak mesela kötülük ve zarar değil mi mümine; onlara iyilik ve fayda için çalışıyor münafık küfre. Mesela müminler arasında fitne sokuyor onlarda da fitneyi kaldırmaya çalışır kargaşa varsa, “sizin hakkınızda şunu söylediler “diyor, “Müslümanlar sizinle ilgili böyle bir şey söylediler tedbir alın” diyor, “dikkat edin” diyor “bak buradaki adam böyle bir şeyler söylüyor haberiniz var mı?” Diyor, “Daha sessiz olalım, daha derinden gidelim, daha sezdirmeyelim” diyor, “bizi fark ettiler” diyor buna benzer şeytani taktikler verir Müslümanların içinde. Küfrün aklı o kadar ermez bu işlere, küfür daha yalın daha düz düşünür, bir de çok açıktır. Münafık çok kahpedir, sinsilik yoksa bile mutlaka yapmak ister, ihtiyacıdır onun. Mesela bir yerde ikamet ediyor, mesela bir kasabada ikamet ediyor. Eğer gizli bir şey yapmazsa o çok sıkılır. Mesela gece yarısı mutlaka bir münafığa haber götürmek onun için bir ihtiyaçtır. Asrımızda bu neyle oluyor? İnternet oluyor, Facebook oluyor, telefon oluyor mutlaka o küfrü yaşamak ister. Küfürden birileriyle bağlantı kurmak, onlara o küfür üslubuyla konuşmak, bunu Müslümanlardan gizlemek münafığın ruhuna adeta böyle şeytani bir gıda gibidir, cehennem zakkumu gibi onu yemek ister o pisliği onu yapmak ister.

Bak münafıklar diyor ki, “Bizden ağır olanlar var, ihtiyacı olan var, yoksul olan var, işi olan var, işi dağınık ve çok olan var” diyorlar münafıklar görüyor musun? Bahanelere bak. Halbuki küfürden biri istese bunu takla atarak gelirler, para verilse takla atarak gelirler. Bunun üzerine Cenab-ı Allah işte şeytandan Allah sığınırım. “Gerek hafif gerekse ağırlıklı olarak el birliğiyle mücadeleye çıkın” ayeti kerimesini indiriyor. Münafık her devirde olur ve çok güçsüz hayasızdır münafık. Mesela ayeti okur bilir “Allah Allah böyle adamlar varmış” falan der haysiyetsizce yine gider yapar. Mesela içeri odaya girer yine istihbaratını yapar. Diyor mesela “gizlice adamlar küfürle bağlantı kuruyormuş Allah Allah hayret” diyor. Yüzünde böyle eşek oynamıştır münafığın. İç odaya gider mesela gece karanlıkta bakarsın yine küfürle bağlantıda, ruh hastasıdır, akıl hastasıdır münafık. Ama tabii Allah bize tanıtmak için Müslümanlar içinde mutlaka münafık yaratır. Her devirde, her toplumda, her yerde olur. Müslüman tabii çok irrite olur münafıktan ama münafık, münafık ayetlerinden irrite olmaz. Kendini toparlamak için bir delil olarak saymaz çünkü ayetin kendine hitap ettiğine inanmaz o, kendine anlattığını düşünmez, düşünmek istemez. O zaten cennete gideceğini, çok iyi insan olduğuna inanır. Her münafıkta öyle bir inanç var, cennete inandığından değil, cennete inanmadığı halde gidersem diyor, bak eğer gidersem diyor zaten şartlı konuşuyor, eğer varsa diyor cennette de en iyi yerde olurum ben diyor. Bu züppelik olsun diye söylediği bir söz, zaten inanmıyor. 

SEMİH MERİÇ: Adnan Bey önceki sohbetlerinizde münafıkların müminler için özel olarak yaratıldığından bahsetmiştiniz. Müminler ve münafıklara biz baktığımızda müminlerin genel özelliklerini ayırt edebiliyoruz o zaman. İmtihanı için, eğitimi için var demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Münafık olmasa hayat dümdüz olur. Küfür yok, münafık yok mesela biz Darwinizm’le ilgili kitap niye basalım, niye tırlarla bütün dünyaya dağıtalım niye gemilerle konteynerle gönderelim? Yer içer eğleniriz, hiçbir şey yapmayız. Münafıkta da kesintisiz bir adaletsizlik iddiası var. Müslümanların kendine sürekli adaletsiz davrandığını söyler münafık. Ama büyük küçük her şeyde işte benim tayinimi şuraya çıkarttırdı der, bana şu imkanı sağlamadı ben şurada ev alacaktım o evi bana aldırtmadı, şu yiyeceği yedirttirmedi, benimle şöyle ilgilenmedi, şöyle rahatsızdım bana destek olmadılar, şunu konuşuyordum bana destek vermediler her yerden çıkartır bir pislik. Müslümanlara bulaşacak bir konuyu mutlaka bulur münafık, içi kaynar böyle pislik makinesi gibidir. Hiç razı olduğu, Allah’a hamd olsun dediği durum olmaz. Hep Müslümanlardan şikayet edeceği bir yön bulur ve kendine adaletsizlik yapıldığından emindir münafık, o yüzden müminlere karşı çok kinlidir. Küfre karşı da onların da çok adaletli olduğunu düşünür küfrün de, küfrü över onlar diyor mesela çok adaletli oluyorlar, iyi oluyorlar, güzel oluyorlar, var ya Samiri Mısır’ı ve Mısır kültürünü, Mısır’daki ahlakı göklere çıkarıyor, yemekleri güzel diyor, konuşmaları güzel, arkadaşlıkları güzel her şeyleri güzel diyor. Biz buraya geldik hiç mutlu olmadık diyor. Gelmeden önce de mutlu değildik diyor, gelmeden önce de mutlu değildik, gelince de mutlu olmadık burada hep süründük diyor, çöl var, sıcak var, her gün aynı hayvanı yiyoruz diyor işte bıldırcın eti, halbuki en faydalı ettir bıldırcın eti ve bayağı sağlıklılar, mesela çok uzun yaşadılar, sürekli hareketli oldukları için de Allah mesela spor yaptıkları için belki vesile etti, bayağı güçlüydüler. Ama Mısır’da perişandılar güneşin alnında, kamçılanarak, aşağılanarak, soğan sarımsak yiyerek yaşıyorlardı, çok çelimsiz ve güçsüzdüler. Çölde acayip güçlendiler, çok sağlıklı hale geldiler. “Fitneye her geri çağrıldıklarında içine baş aşağı dalarlar” diyor. Mesela bir pislikten kurtardın değil mi, mesela dedin ki bu pisliğe girme, böyle iki adım sonra o mutlaka bir pislik deryası bulur yine dalar pisliğin içine. Ya bir münafıkla bağlantıya geçer, ya bir pislik yapar, ya muhbirlik yapar mesela onu engelledin değil mi, üç adım sonra yine bir pislik yapar, yine bir pisliğin içine dalar. Oradan çıkarırsın yine dalar işte ona dikkat çekiyor Nisa Suresi 91. “Fitneye her geri çağrılışlarında içine baş aşağı dalarlar” diyor. Bir domuz gibi nasıl domuz mesela pislik gördü mü hemen gider yemeye kalkar. Mesela domuz sahibi ne yapıyor? Boynundan çekerek çekiyor ama bıraktığında yine gider pisliğin içine dalar. Münafık da böyle domuz gibidir sürekli pisliğin içine dalma eğilimindedir. Bıraktığında meşru samimi yaşamak istemez, illaki ahlaksızlık yapacak, illaki küfürle bağlantı kuracak, illaki küfre yaranmaya çalışacak, onlara yalakalık yapacak kendini beğendirmeye çalışacak. Çünkü Müslümanların yanında o bir istikbal görmez, bir gelecek görmez. Ancak bir gün mutlaka küfre sığınacağını düşünür. Mekke müşrikleri falan hep öyleydiler münafıklar, daha önceki müşrik olan münafıklar.  Sonra Müslümanlığı istediler ama münafık kaldılar. Hep geleceklerini düşündüler, hep gelecek korkusuyla Peygamberimiz (s.a.v.)’e saldırganlık yaptılar. Bakın dikkat edin hep aynı şeyi göreceksiniz. Müslümanları rahatsız etmek onların ana göreviydi. Mehdi de tam zıddıdır, Müslümanlara huzur verir Mehdiyet. Mehdi talebeleri de öyle mesela uyuyanı uyandırmaz ayağının ucuna basar, hiç çit çıkarttırmaz ama münafık paldır kültür hiç işi olmasa da gider bir rezillik yapar, gider içeri mesela oradan bir şey çıkarıyorum der, ağıldan mesela hiç koyunların çıkmaması gerektiği halde alır koyunları çıkarır mesela paldır kültür sırf rezillik olsun. Mesela araba kullanması gerekmez arabayı bahçenin ortasına çeker motorunu açar çalıştırır. Ama sorsan çirkeflik yapar ya der araba çürüyor düzeltmeyim mi? Mesela koyunlar aç; hayvanlar yeni yemiş hayvan için de saman da var, çıkarayım da bir ot yedireyim dedim der, çok çirkeftir. “Ne istiyorsunuz benden?” Der. “Hayvanların aç mı kalmasını istiyorsunuz?” Mesela elindeki tahta mahta var alır atar falan, tripleri, ahlaksızlığı münafığın çok şiddetlidir, azgın bir mahluktur ama küfre de tam güvenemez. Müslümanlara daha çok yalakalık yapar. Küfrü elinde tutmak için çok yalakalık yapar ki günün birinde gideceğini düşünür ama yine de korkar küfürden münafık. Onun için Müslümanların yanında uzunca süre kalıyorlar.

Münafıklar hep elçiyi, imamı hep zayıf görürler. Yalnız, güçsüz, rahatça ölecek yahut öldürülecek, birisinin bir şey yapacağı bir insan olarak görürler. Yani katledeceği, yaralayacağı veyahut hastalanıp rahatça ölür diye düşünürler. Küfrü ise her şeye hakim, Allah gibi görürler haşa. Onun için ona köle olurlar. Mesela bak Firavun’u görüyorlardı. Herkes secdeye kapanıyordu Firavun geçerken. İlah gibi görüyorlar. Yani yüzükoyun, çenesinin üstüne secdeye kapanıyorlar, her gören. Yahut Firavun’un önde gelenlerini gördüklerinde, halk hemen secdeye kapanıyorlar. Onlar da onları sürekli aşağılıyorlar. Hakaret cümleleriyle onları oradan mesela kovalıyorlar. Veyahut kenara çekilmelerini söylüyorlar. Onlar hakaret ettikçe onlar daha da bağlanıyorlar. Yani aşağılandıkça daha da saygı duyuyorlar. Daha değer veriyorlar. Münafık da böyledir. Yalakalık yapar, aşağılık kişiliğini gösterir. Ama göze giremediğini düşündüğü için daha fazla yalakalık, daha da kendini aşağılar.

Yehuda’nın mektubu, İncil’den, “Çünkü Allah’ımızın lütfunu sefahate araç eden” Sefahat yani Kuran dışı hayata. “Allah’ımızın lütfunu” yani İncil’in ruhunu, İncil’in güzelliğini. “Sefahate” yani  İslam dışı her türlü eyleme. “araç eden,  İsa Mesih'i yadsıyan” İsa Mesih’i kabul etmeyen. Seyyidina İsa Mesih’i, İsa Mesih İbn-i Meryem’i peygamber olarak görmeyen, onu sevmeyen, ona düşman olan, onu öldürmek isteyen. “…Bazı Allahsızlar” diyor bak İncil’de. “…Gizlice aranıza sızdılar.” Yılan gibi akar münafık. (Yehuda'nın Mektubu, 1:4)

Münafıklar hem müminlerden çekiniyor, ama küfürden de çekinir, küfre de güvenmez. Diyor ki mesela Nisa Suresi, 91; “Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız.” Münafık hem müminlerden güvende olmayı istiyor, hem de kafirlerden güvende olmayı istiyor. Hasta yani. Hepsinden korkuyor.

Mesela legal, meşru, açık, şeffaf yaşaması münafığı rahatsız eder. İlla bir gizli pislik yapacak, illa ki. Mesela köylerde falan olur genç kızlar. Normal yaşarken bakarsın hiç ummadığın evli bir adamı ayartmaya kalkar. Mesela ahlaksız olduğunu bilir. Sırf pislik olsun, rahatsızlık olsun. Mesela dindarsa adam onu ayartmaya kalkar. Veyahut dinsiz bir erkek mümin bir kadını ayartmaya kalkar, Müslüman bir kadını. Amacı sırf onu harama sokmak, ona ahlaksızlık yaptırmak. İşte münafık ruhluysa bu belanın içine hemen sürüklenir. Münafıklık ruhunda gizlilik nefse hoş gelir. Şeytani ruhta insan, şeytani olmuş bir insan gizli bir şey yapmazsa rahat etmez. Gizli illaki bir yazışacak, illaki gizli bir mektup gönderecek, gizli bir haber gönderecek, gizli bir pislik yapacak, gizli Müslümanlar aleyhine bir şeyler yapacak. O zaman içi rahatlar. Yani gizli bir şey yapmadan rahatlamaz. Hiçbir münafık yoktur ki şeffaf olsun veya belirgin olsun. Her münafık mutlaka gizlilik ister. Bir şeyleri mutlaka gizlice yapmak ister. İlla ki adilik yapacak. O gizlice pislik yaptıkça ondaki münafık ruhu daha da perçinlenip, güçleniyor. Çünkü eğer yapmazsa münafıklık ondan geriye çekilir. Ama şeytana uyduğu için onu perçinleyen bir eylem içine sokuyor şeytan onu. Her gizli yazışması, her gizli konuşması, her gizli eylemi, her gizli istihbaratı, onu münafıklığa daha da perçinliyor, daha güçleniyor. Öbür türlü münafıklığından şüphe etmeye başlar. Yani dürüst bir adam mı oluyorum acaba, normal Müslüman mı oluyorum diye vesvese eder. Onun da vesvesesi vardır. Şeytani vesvese. Normal, makul bir insan olmak çok korkutur münafığı. Dürüst olmak onu çok rahatsız eder. Ahlaksız olamadığında çok canı yanar münafığın. Kendini enayi gibi zanneder, akılsız gibi zanneder. Ama alçaklık, ahlaksızlık yaptığında kendini zeki görür. Üstün, akıllı ve kaliteli görür. Onun için bu kahpeliğe çok özen gösterir münafık. Kuran ayetlerine baktığımızda hep bunu yoğun olarak görüyoruz. Mesela bak Mehdi (a.s) için hep uyuyanı uyandırmaz. O çok manidar bu. Çünkü münafığın en bariz vasıflarından birisi de Müslüman’ı uyutmak istemez. Gürültüsüyle, şamatasıyla, ahlaksızlığıyla. Ama sorduğunda mutlaka makul bir açıklaması olur. Ve o makul açıklamayla da çirkeflik yapar Müslüman’a. Alçaklık yapar. İşte, ne yapayım, geçmeyeyim mi, konuşmayayım mı? Hayatı mı yaşamayım mı? Geçimi mi kazanmayayım mı? Mesela kompresörle evin önünde kaya sökmeye kalkar Müslüman’ın gece yarısı. “Niye yapıyorsun? diyorsun. Yoldan geçemiyorum ki diyor. Ahlaksız, başka vakit bulamıyor musun? Gece yarısı kompresörle kaya sökülür mü? “Ne yapayım, sabahı mı bekleyeyim?” diyor. Çok haysiyetsizdir. Çok egoist, bencil ve alçaktır. Müslüman’ın acı çekmesi, rahatsız olması onu hiç ilgilendirmez. Müslüman’ı yıpratacağını zanneder. Halbuki ahmak kendisi gittikçe bir hastalığa, belaya doğru adım adım ilerler bunu yaptıkça. Ve Müslüman’ın da ömrü uzar. Sağlığı daha artar böyle bir şey olduğunda. Allah’ın bu kanununu bilmez münafık. Onu yıpratacağını zanneder. Kendi cehennem çukuruna doğru adım adım gelişir. Mesela yeni bir illet, yeni bir bela onun vücudunda gelişiyordur o anda. Haberi olmaz. Allah diyor ya ayette; “gizlice ben onu bir belaya doğru sürüklüyorum. Ama o farkına varmaz” diyor Allah. “Ben yavaş yavaş onu belanın içine çekiyorum” diyor. “Ama onların gezip tozması, orada burada sürtmeleri seni etkilemesin” diyor. Yani “ona karşı içinde bir öfke, bir rahatsızlık veyahut işte ben gezemiyorum da o geziyor diye düşünme” diyor, Cenab-ı Allah. “Onlara verdiğim rahatlığın amacı” diyor Allah, “hayatlarının sonunun dehşet şekilde bitmesidir” diyor. Yani canlarının sürünerek çıkması, azap içinde çıkmasıdır diyor. Sen bir süre tanı diyor Allah ayette. Ve bana bırak diyor. Ve sakın özenmeyin diyor Allah. Onların ne mallarına ne çocuklarına özenmeyin diyor.

Mehdiyet sevgi üstüne kurulu. Mehdiyet hep böyle sevgiyi, merhameti, dostluğu ve kardeşliği ister. Münafık sistem, deccaliyet sistem de tam tersidir. Münafık beni niye sevmiyorsunuzdan başlar işe. Ben seni seveyimle başlamaz. Beni sevmiyorlar, şu beni sevmiyor, herkes benden nefret ediyor. Münafığın yöntemi budur. Mümin de, ben herkesi seviyorum, herkes de beni seviyor der. Tabii gerçek müminler için bunu söyler. Ve hep sevgi öğretmenidir Mehdiyet. Münafık sevmeyi esas almaz. Hep beni sevmiyorları esas alır. O da onun kinini arttırır. Müslümanlara karşı saldırganlığını arttırır. O yüzden işte “evim açıkta, mücadele etmeyi bilsek gelirdik” demelerinin sebebi budur. Halbuki çok iyi bilir münafık mücadele etmeyi. Ama işine gelmediği için ben mücadele etmeyi bilmiyorum der. Çünkü bak küfre yardımda çok ustadır, küfre destekte. Mesela Kuran ayetlerinde, münafıkla ilgili ayetlerde küfre müthiş istihbarat sağladıkları ve destek oldukları, ama küfürde bir zaaf gördüklerinde de onlardan hemen kaçtıklarını belirtiyor ayet. Yani çok alçaktır. Mesela baktı küfür yeniliyor. Müminler yeniyor küfrü, hemen alçaklaşır. Hemen Müslümanlara doğru yine kaçar. O sürekli bu olayı izler, bir arenada izliyor gibi. Kim kimden daha üstün. Eğer küfrün üstün olduğunu görürse Müslümanlara müthiş bağlanmış gibi görünürken aniden küfre kendini atar. Çok alçaktır münafık. Bir anda onların adamı olur.

ENDER DABAN: Müslümanlara iyilik geldiğinde, “Biz sizlerle beraber değil miydik?” Diye soruyorlar. Müslümanların başına bir musibet isabet ettiğinde de, “Biz önceden tedbirimizi almıştık” deyip kaçıyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte oradan da çok akıllı olduğunu düşünüyor.  Halbuki müminlere musibet isabet ettiğinde onların makamı genişliyor. Allah onların ömrünü uzatıyor, onlara sağlık, sıhhat veriyor, zenginlik ve bereketin ilk alameti olmuş oluyor. Müslümanlara bir saldırı olduğunda gelecek olan rahmetin gök gürültüsüdür o. Nasıl ki yağmur gelmeden önce bir gök gürültüsü oluyor, müjde veriyor ya, Allah’ın rahmetinin müjdesini veriyor, Müslümanlara saldırı da rahmet müjdesidir. Yani bir rahmet gelecek demektir. Mesela Yusuf (a.s)’ı alıp kuyuya koyuyorlar. Büyük bir rahmet gelecek anlamına geliyor. Hapse koydular, daha da büyük rahmet gelecek demektir. Ne yapıyor Cenab-ı Allah? Mısır’a sultan yapıyor. İşte bak rahmetin müjdecisidir o. Yani bir bela, bir musibet geldiğinde bil ki arkasından büyük bir güzellik gelecek anlamına gelir; hem dünyada hem ahirette. Ama Yusuf (a.s) ne diyor tahta oturduğunda? “Ya Rabbi bana cennette güzel bir makam ver, bana cennet nasip et” diyor. Hemen gidip o nimetlerin içine dalmıyor. Aklı daha hala cennette, daha oturur oturmaz tahtına. Hemen Allah’tan cennet istiyor, biliyor geçici olduğunu.

Mesela münafığın Müslümanlara ahlaksızlık yapması o münafığın tarihe geçmesini sağlıyor. Müslümanların tarihindeki münafıkların da tabii ki kitabı yazılacaktır. Nasıl geçmiş münafıklar Kuran’a geçtiyse, nasıl Musa (a.s) devrinin münafıkları ünlüyse, ahir zamanın münafıkları da ünlüdür. Onlar da kitaplara geçecektir. Onlar da bir konu olacaktır. Ahirette de konu olacaklardır, dünyada da konu olacaklardır. Ve müminlerin şanını şerefini arttıran konumda olacaklardır. Mesela mümini uyutmadı değil mi? Mümin daha dinç olur. Kendisi uyur çöker. Böyle eli yüzü gittikçe deforme olur, bozulur. Vücut cildi bozulur. Allah vücuduna emir verir, tümörler çıkmaya başlar, hastalıklar çıkmaya başlar. Çünkü Allah’ın emrindedir bütün hücreler. Müminlerin hücreleri gençleşip dinçleşirken, Allah onun vücudunu çürütmeye başlar. Mesela beyninde Allah tümör çıkartır, karaciğerinde tümör çıkartır veyahut başka tür hastalıklar verir. Hiç ummadığı, tahmin etmediği dertler verebilir. Mümine de o uykusuzluğu şifa olarak çevirir. Ayette diyor ya, “Yanları yataktan uzaktır” diyor.

Bu PKK’lılar organize olmuşlar, PKK aleyhine yazı yazan birisini şikayet ediyorlar, hangi şirketse; işte var ya çeşitli yahut Facebook şu bu falan kimse, toplu hareket ettikleri için Facebook onu kapatıyor. Buna karşı devlet bir tedbir alsın. Vatandaşın tedbir alacağı gibi bir şey değil bu. PKK aleyhine yazı yazılamıyor şu an. PKK her türlü propaganda yapabiliyor ama vatandaş PKK aleyhine yazı yazamıyor. Binlerce insanın PKK aleyhine yazısını Facebook kapatıyor. Mesela bizim Güneydoğu’daki aslanlarımız -onların da kendi Facebook sayfaları oluyor yahut Twitter sayfaları oluyor- PKK aleyhine tek kelime yazamıyorlar. Hemen PKK şikayet ediyor. Çok müthiş organize olmuşlar. Muazzam bir yapılanma içine girmişler. Devletin bununla ilgili bir kurumu olsun, gerekirse vatandaşlara da bilgilendirme yapsın. Mesela biz de PKK’yı şikayet edelim topluca değil mi? YPG-PYD’nin sayfalarını şikayet edelim. Bizim kendi sayfalarımızın beğenilmesi durumunda eğer kapatılmıyorsa sayfalarımızın beğenilmesini sağlayalım ama bu olayı durduralım.

Mesela Türkiye Cumhuriyeti bordo bereliler açıyor, PKK şikayet ediyor kapatılıyor. Polis, özel harekat bir sayfa açıyor, hemen kapatıyorlar. Facebook, Twitter yabancı olduğu için bunlar, genellikle de bu gibi yerlerde çalışanların bir kısmı ya cinsi sapık oluyor, ya konulardan habersiz oluyor yahut işte komünist oluyor veyahut lakayt adamlar oluyor veyahut yönlendirilmiş kişiler oluyor.  Hep PKK lehine uygulama yapıyorlar. Bu çok ciddi bir tehlike. Bak mesela Putin’i de korkutmuşlar, PYD’yi bayağı savunuyor. Çünkü hakikaten Putin’i rahat bir şekilde öldürecek güce sahip PKK. Yani suikastla isteseler anında onu şu an vururlar. Çok rahat vuracak güce sahipler. Onun için o da çok çekiniyor, hep onlardan yana bir tavır alıyor. Çünkü iki paşasını vurdular peş peşe, gözdağı verdiler. İkisi de Rusya’nın en önemli adamları yani sıra sende havası verdiler. Ki ben zaten uyarmıştım. Değil mi? “Bak, sana suikast yapabilirler” dedim. Uyardım, arkasından tak tan paşaları vurdular.

Mesela bu Chatham House, İngiliz derin devletinin asıl ana yapılanması Facebook’un sponsoru; para veriyor veya Facebook’un ayakta durmasını sağlıyor. Şimdi bak, kimi kime teslim etmişler? “Arkadaş” diyor “PKK’nın aleyhinde yazı istemiyorum” tak kapatılıyor. “PKK’nın yazılarına hiçbir şekilde müdahale istemiyorum.” Adamlar istediği gibi yazı yazıyor. Cayır cayır terörist propaganda yapıyorlar. Silahlarla, tüfeklerle yaptıkları rezillikleri anlatarak binlerce PKK propaganda sistemi kurmuşlar Facebook’ta, her şeyi anlatıyorlar. Kimse de hiçbir şey yapamıyor. Ben mesela PKK konusunda twit atıyorum, “bu twit kullanım dışıdır” diye yazı geliyor anında. Niye? Çünkü PKK’nın aleyhinde. PKK’nın lehinde twit atan olduğunda serbest. Aleyhinde twit atan olduğunda hemen kapatıyorlar. Mesela PKK aleyhine on beş-yirmi kişi bir etiket yapsa hepsinin siteleri kapanıyor. Anında haber alıyorlar. PKK hemen ihbar ediyor, onlar da hemen gereğini yapıyor. Chatham House, parasını veriyor artık düşünün yani.

Mesela bizim Mehmet, PKK ile ilgili bir site açtı -hepsi doğru yani hepsi belgeli- hemen kapattılar. Devletin buna el koyması lazım, çok hayati bir konu. MİT böyle şeylerle ilgilensin, Milli İstihbarat Teşkilatı ve devletin ilgili kurumları da ilgilensin. Buna mutlaka çözüm bulalım.

Mesela Gezi olayları başladığı akşam bizim kanalın yayını durduruldu.

OKTAR BABUNA: Arkadaşlarımız çıktı, siz geldiğinizde durduruldu özellikle tam çıkacakken.

ADNAN OKTAR: Tam ben geldiğim anda durdurdular. Ben çünkü hakkını avucuna koymaya gelmiştim buraya.

Şimdi iki konu var. Birincisi bu; yani PKK aleyhine bir yazı yazılamıyor. Bunu devlet mutlaka halletmesi lazım. Dilekçe verelim İçişleri Bakanlığı’na, Başbakanlığa birçok yere dilekçe verelim, bu örneklerini de gösterelim. Buna devlet çözüm bulsun. Terör örgütünü eleştirmek, bundan daha doğal ne olur? Terör örgütünü eleştirmeyeceksin demek ne demek? Diyor ki; “terör örgütünü eleştirmeyeceksin.” Ee? “Terör örgütleri istedikleri gibi propaganda yapabilir.” Bak ikisi de çok vahim. “Terör örgütünü eleştirmeyeceksin” vahim, “terör örgütü istediği gibi propaganda yapar” daha da vahim. Buna çözüm bulunması lazım. Bunlar işi iyice azıttılar, seksen milyonuz yeri yerinden oynatalım.

Alak Suresi 17’de, münafıkların yakın çevresi ve yandaşlarınsan bahsediyor. Sıkıştığında onları çağıracağını söylüyor Allah. “O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.” (Alak Suresi, 17) Onların hep böyle yalaka yancıları vardır.

Ben bir konuyu birkaç kere anlatmamın nedeni de Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir. İyi akılda kalsın diye anlatıyorum çünkü bir kere anlattığımda sorduğumda birçok kişinin unuttuğunu görüyorum, hatırlamıyorlar. Ama iki-üç kere anlattığımda hafızalarında iyi kalıyor.

Mesela PKK ile ilgili hazırladığım üç video vardı, Facebook’a konulmuştu. Bu videoların hepsini Facebook kaldırdı. Ama birkaç milyon kişi girdikten sonra kaldırdı. Atı alan Üsküdar’ı geçti derler ya. PKK terör örgütünü nasıl savunur bu sistem? İnanılır gibi değil. Ayrıca küfür yok, hakaret yok tamamen bilimsel. Bilimsel eleştiri. PKK’lılar Türk askerlerine küfrediyor, serbest. Askerimiz, polisimiz şehit edildiğinde halay çekiyorlar, onların filmlerini koyuyorlar onlar da serbest oluyor Facebook’ta. Birçok ahlaksız şeyi Facebook kaldırmıyor. “Bilimsel olarak bunlar” diyor “Stalinist, komünisttir, yaptıkları eylemler de budur” bilimsel olarak açıklıyoruz. Sen misin onu yapan hemen kaldırıyorlar. 

Münafık hep küfürden bir yakın çevre el altında tutar, ne yapıp yapıp. O bir hastalık gibidir, hani mesela bazen bunar da adamlar bir yere para saklar, bir türlü vazgeçiremezsin, kefen parası diye saklar ama altın, gümüş yığıyor böyle. Onlar da öyle, bir köşede hep böyle küfürden, psikopatlardan bir adam güruhunu hep el altında tutar, bir gün ihtiyacım olacak diye. Ve Allah onları da onun ahiretinin azap içinde olmasını vesile ediyor Cenab-ı Allah o adamlarla. Çünkü onlarla beraber haşrediyor Allah. Onlarla aynı ortama koyuyor, bu şekilde yaptığına yapacağına Allah pişman ediyor.

Matta 22/13, Markos 12/13, İncil’den, “Bunun üzerine İsa Mesih kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla düzen kurdular.” Bak, onu konuşturuyorlar, o konuşmaların içerisinde aleyhine bir şey yakalamaya çalışıyorlar. Münafıklar buna çok dikkat eder mesela gelir seni çok seviyorum der, çok saygı duyuyorum der, gelir yılan gibi konuşmayı dinlemeye başlar. Amacı orada o konuşmanın içinde onun aleyhine bir şey çıkacak mı? İhbar edeceği, bilgilendireceği bir şey çıkacak mı? Veyahut İngiliz derin devletine veyahut o devrin küfür yapısı kimse mesela Firavun devletine veyahut Nemrut devletine bildireceği bir bilgi var mı? Ona bakar. Onun için böyle yapışmış gibi gezerler. Hiç ayrılmak istemez münafıklar, bir istihbarat çıkacak, bir bilgi çıkacak diye. Peygamberimiz ( s.a.v.)’in yanına katip olarak geliyor adam, katip. Yapışmış gibi, gece kalkıyor Peygamberimiz (s.a.v.), o da kalkıyor. Yemeğini yiyor o da oraya geliyor. Amacı istihbarat toplamak, Peygamber (s.a.v.) bir şey konuştuğunda onu küfre iletmek. Şeytanlığa bak, Allah’tan korkmamanın şiddetine bak. Vahiy gelen bir peygamber olduğunu görüyor, eli yüzü tertemiz, nur gibi, dünyanın en efendi insanı. Alçağa bak pislik müşriklere, o devrin alçaklarına, katillerine, kahpelerine haber götürmek için çektiği çileye bak sen. Nelere katlanıyor. Uykusuz kalıyor ama buna rağmen gece kalkıyor Peygamber (s.a.v.)’in yanına “fedakarlık, onu çok sevdiğim için geldim” diyor. Sevdiğin için gelmiyorsun mahluk, iblis, oradan istihbarat toplamak için geliyorsun.

Münafıklar hep böyle genç kalmaya, ölmemeye çok önem verirler. Ölüm onları çok korkutur, münafıkları. Hiç ölmek istemezler çünkü Allah’a inanmadıkları için ne olacağını bilmeyen bir son olarak görüyorlar, dehşete kapılıyorlar. Onun için hep ölme korkusu. Sürekli araştırırlar ne yerse ömrü uzar, ne yaparsa ömrü uzar, ne yaparsa ölmez, ne yaparsa buruşmaz akşama kadar bunlarla uğraşır münafık. Bak diyor ki; Maide Suresi, 52. “…Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz…” Yani bir bela, bir hastalık, bir çökme veyahut ölüm gelmesinden korkuyoruz diyor. Bak, “zamanın” zaman geçiyor, zaman en korktukları şey, yaşlanma korkusu en çekindikleri şey “felaketleriyle” mesela kanser olabilir, bela gelebilir, hastalık gelebilir, mikrop kapıp ölebilir. “Aleyhimize dönüp bize çarpmasından” başkasına değil bak, Münafık kendisine çarpmasından “korkuyoruz”  (Maide Suresi, 52) diyor. Münafık akşama kadar bunun korkusundadır. Kafasının bir yarısı burada bir yarısı da ahlaksızlık peşindedir.

Enam Suresi 121.  Şeytandan Allah’a sığınırım. “… Gerçekten şeytanlar,” münafık, iblis ordusu “sizinle mücadele etmeleri için” Müslümanlarla uğraşmak, onları rahatsız etmek, taciz etmek, tedirgin etmek, onları bir şekilde acıya, rahatsızlığa, huzursuzluğa çekmek için “kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar.” (Enam Suresi, 121) Bak gizli. Asrımızda nasıl olur gizli? Ancak internetle olur, telefonla olur. En esas bu şekilde olabilir.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, şehidimizin bir vasiyeti vardı okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Şehadetinden önce annesine bıraktığı vasiyeti. “Anne, bir haber duyuyorsun hemen arıyorsun. Arama. Kaderde ne varsa o olur. Buralar karışık şehit olursam ağlama ve sakın devlete, millete kötü söz söyleme. Bu devlet bizim, bu vatan bizim.”

ADNAN OKTAR: Aslan aslan, koçyiğidim benim. Allah bu güzel şanınla seni cennette en güzel sofralarda, en güzel makamlarda ağırlasın. Aslan, koçyiğit. Allah annesine babasına uzun ömür versin, sabr-ı cemil nasip etsin. İnsan tabii imrenmeler imrenmesi içinde oluyor. Mükemmel, aslanım benim çok güzel konuşmuş. Allah ilham etmiş koçyiğidime. Halbuki orada yüzbinlerce insan var bak. Allah ilham etmiş, hissetmiş şehit olacağını. Çünkü orada bir ihtimal mesela on bin asker var, on binde bir ihtimal. Ama hissetmiş.

BÜLENT SEZGİN: Şehidimiz Necmi Çakır ismi.

ADNAN OKTAR: Necmi Çakır. Allah onu cennetin güzel köşklerinde ağırlasın. Yiğitliğe bak, üslubun güzelliğine bak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan ile görüşme için randevu talebinde bulunan HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana, bu görüşmede Cumhurbaşkanı’ndan üç talebi olacağını söyledi. Bir; Öcalan’ın koşullarının yeniden ele alınması. Müzakereleri yürütmek için gerekli olan eşit koşullara ve sağlıklı iletişim kanallarına sahip olması. İki; özerklik yani Kürtlerin yaşadıkları yerlerde siyasi ve idari statülerine sahip olmaları. Üç;  Rojova’ya da özerklik verilmesi.

ADNAN OKTAR: Rojova’ya özerklik verilmesi. Lafa bak dalga geçer gibi, alay eder gibi. Bunlar ne yapıyor böyle, uçuyor bunlar? Özerklik büzerklik yok öyle şey.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Suriye’nin son durumunu gösteren bir harita vardı. Bir sene öncesiyle şu anki anını kıyaslamışlar. Ocak 2015 itibariyle Suriye’nin durumu ve Ocak 2016’daki hali. Bu gördüğümüz sarı olan bölge YPG-PYD’nin ulaştığı son nokta.

ADNAN OKTAR: Aslında gece on ikide girseler sabah altıda çıksalar iş biter. Çünkü üç saat ilerleseler, üç saat geri dönseler. Hatta on bir gibi de olabilir, gece on bir gibi girseler, altı gibi öyle bir baktık çıktık derler. Ne var ne yok öğrenmek istemiştik, öğrendik geldik derler, olur biter. Silah milah ne varsa hepsini toplayıp geri dönmeleri lazım.

Türkiye’nin modern olması bu Allahsız güruhun bize karşı ittifakını parçalar. Eğer biz Ortadoğu modelinde olursak bizi parçalarlar. Bizim modern olmamız şart. Danimarka, Norveç, İsveç gibi her yerimiz ama ilçelere varıncaya kadar, köylere varıncaya kadar modern olmamız şart. Devlet bunu esaslı ve güçlü bir politika olarak ele alsın. Her şey. Ve her şeyde bir kalite. “Kalite ve Sanat Bakanlığı kurulsun” dedim. En hayati bakanlık. Bu konuda iktisat etmek yersiz, iktisat edecek bir şey yok.

İncil’de, Matta 23: 1/5 “Bundan sonra İsa Mesih, halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: “Size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin ama onların yaptıklarını yapmayın çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar.” Bak, münafık özelliği görüyor musun? “Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına yüklerler.” Münafıklar çok alçaktır. Bir şey taşınacak, ufak bir şey, “şunu getirir misin?” der. Başkasına yaptırmak ister, alçaktır kendi yapmak istemez. Onu kar bilir, ufacık adiliği, ahlaksızlığı kar bilir. “Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar. Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına yüklerler.” “Sen getir şunu” mesela farz edelim bir yerden sandalye gelecek “sandalyeyi getirir misin?” “şunu getirir misin, bunu getirir misin?” Niye dersen? İşte “ya” der “bir rahatsızlığım var da ondan. Ayak bileğim ağrıyor.” Peki küfre hizmet etmek istesen ne yaparsın? “Havada uçarım” diyor, “keklik gibi sekerim” diyor. Müslüman? “Müslüman’ı gördüm mü ben bunu böyle yaparım” diyor. Ama senin Allah belanı veriyor arada haberin var mı? Sen uyanıklık yaptığını zannediyorsun ama Allah içini simsiyah yapıyor senin. Sen alçaklık, ahlaksızlık, münafıklık yaptıkça Allah içini dertlerle, belalarla sarıyor haberin yok. “Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar. Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına yüklerler. Kendileri ise bu yükleri taşımak için parmaklarını bile oynatmak istemezler.” Bu kadar ahlaksız ve alçaktır münafıklar. Görüyor musun, İncil’de münafık tarifine bak. “Yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar.” Ne yapıyorsa. Yaranmak, yalakalık yapmak, Müslüman gibi görünmek, Müslümanlardan bir şey koparmak. Müslümanları mümkün mertebe masrafa sokmaya çalışır münafık. Ne kadar harcatsa o kadar kar zanneder. Halbuki ne kadar harcatırsa o kadar cehennemi genişler ve o kadar dünyadaki belası artar. Mesela yiyecek yiyor, yiyecek ona bela olur. Bir şey yapıyor oradan Allah ona bir hastalığın başlangıcını getirtir onun vesilesiyle. O kendince çok iyi bir şey yaptığını zanneder.

“Hocam, Furkan kardeşin seni çok seviyor Şirinevler’den. Nasıl yardımcı olabilirim? Bunu çok isterim, elimden gelirse inşaAllah” diyor. İşte kitap, kitap oku. Arkadaşlarına kitap hediye et. En güzeli kitap hediye etmek tebliğde en iyi yöntem. Çünkü bilgisayardan da gönderebilir ama adam bilgisayarı açacak bilmem başka faaliyetler yapacak ondan sonra gidip onu okuyacak bu zor. Ama kitap elinin altında oldu mu kitap onun en şık mobilyasıdır aynı zamanda. Değil mi? Evdeki en şık eşyadır. Alır bir açar her sayfasında bir ekran değil mi? Oradan üç-beş sayfa okumuş olsa çok güzel istifade etmiş olur.

Nasıl güzel bakıyor? Onu Allah gönderdi. Çok tatlı. Bak dünyada o kadar insan var, Allah bunu alıp gönderiyor bu sevimliyi. Değil mi dünya sekiz milyar yani.

SONİA HANIM: Ben Allah’ın beni sizinle birlikte olmak için seçtiğini düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Nasıl güzel vicdanı var hayret. O hayvanlara düşkünlüğü acayip sevmeme neden oldu. Çocuğu gibi. Akıl almaz özenli. İsimlerini de çok tatlı sayıyor. Hepsi çocuğu. Hepsi senin bebeğin onlar.

Onu da Allah çok uzaklardan almış getirmiş. Kaderinde var öyle sevmesi. Mesela bak birçok kişiyle karşılaşıyoruz ama Allah onu sevdiriyor.

Tevbe Suresi 64, “Münafıklar, üzerlerine kalplerinde olanı haber verecek bir surenin indirilmesinden çekiniyorlar.” Tebük dönüşü sırasında karanlık bir gecede Peygamberimiz (s.a.v.)’e suikast hazırlıyorlar. Cebrail (a.s) gelerek Resulullah (s.a.v.)’a haber veriyor. Bak Zuhruf Suresi 80, “Yoksa onlar; gerçekten bizim, sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, (işitiyoruz) ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazıyorlar.” (Zuhruf Suresi 80) Münafıklar gizli bir şey yaptıklarında onlara o şeytani bir gıdadır. Yani acayip azap; normal legal bir şey münafığı hiç rahat ettirmez. Mesela şeffaf olmak, açık olmak; illaki ahlaksızlık yapacak, illaki gizli bir şey yapacak. Mesela internetten illaki birine gizlice bir şey yazacak. Pislik adamlarla illaki gizlice bir bağlantı kuracak. Onlara yağcılık yapacak yani. İlla bir rezillik yapmasa rahat duramaz. Bir de Allah’ın onu gördüğünü hiç kabul etmez münafık. Yani o da kapalıysa “Allah nerde görecek?” der. Çünkü Allah’a inanmıyor münafık.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’a gidip incelemelerde bulunan CHP heyetinin Kılıçdaroğlu’na sunduğu raporda devletin bölgede katliam yaptığı iddia edildi. CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan bölgedeki savaş hukukunun dahi uygulanmadığını öne sürerek insanların artık Türkiye’ye olan aidiyet bağlarının koptuğu bir noktada olduklarının ve bu bağın daha fazla kopmaması için partilerin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yorumla Oktar.

OKTAR BANUNA: Hocam, taraflı ve yanlı konuşuyorlar, doğru değil. Hatta çok ihtimam gösteriyorlar. Siz hep açıklamıştınız, aşırı ihtimam gösterdikleri için çok yavaş ilerliyor aslında o bölgedeki halkı da çıkartıp oradan anons edip çıkartıp çok daha rahat çalışabilirler ama çok ihtimam gösterdikleri delille biliyor. Doğru değil söylenenler.

BÜLENT SEZGİN: İlgili bir haber okuyabilir miyim? Resimlerle birlikte. PKK’lı teröristlerin tamamen temizlendiği Silopi’de her sabah çocuklara çikolata, meyve, kraker gibi hediyeler dağıtılıyor. Askerlerimizin çocuklarla birlikteyken çekilmiş fotoğrafları görüyoruz.

ADNAN OKTAR: O çok önemli. Yani çocuklara özellikle o tip şeyler yiyecekler, meyve dağıtmak mesela muz dağıtsınlar muz, çocuklar bayılır. Yani kamyonlarla gelsin muz. Birer tane onlar ihya olur baksana acayip şekerler. Canlarım benim.

OKTAR BABUNA: Sadece şeyi söylemiştiniz, yardım götürmek çok önemli diye oradaki halka.

ADNAN OKTAR: Kazak, ayakkabı, çorap.

OKTAR BABUNA: Her aranan eve de para yardımı yapılabilir diye dün söylemiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Arama yapıldığında mesela bin TL verip çıksınlar. Yani bir harçlık oluyor bir şey olur güzellik olur. Her bahaneyle yardım edelim.  Yasemin Hocam sen yorumla.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey, sadece polisimizi eleştiriyorlar ve haksız yere bir eleştiri olmuş oluyor aslında orada terör yapan, şiddet yapan, çocukları öldüren PKK. Sivilleri kalkan olarak kullanan PKK, bunların gündeme getirilmesi gerekiyor esas sizin vurguladığınız gibi.

ADNAN OKTAR: Doğru.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Aynı şekilde yurtdışında da Amerika’da gibi birçok ülkede halka karşı böyle bir tavır konsa halka böyle bir saldırı olsa devlet çok şiddetli karşılık verir, ezer, yok eder Rusya’da Amerika’da. Ama bizim milli devletimiz çok şefkatli davranıyor.

GÜLEN BATURALP: Fransa açıklama yapmıştı terör olaylarından sonra İnsan Hakları Bildirgesi’nde “Hiçbir şeye kesinlikle şu andan itibaren uyulmayacaktır” şeklinde.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

GÜLEN BATURALP: Fransa’da terör olayları yaşandıktan sonra, bu en son terör olayları “Hiçbir şekilde Fransa şu andan itibaren hiçbir bildirgeye uyum sağlamayacaktır, kendi yasalarını takip edecektir” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii.

GÜLEN BATURALP: “Kendisinin çıkarlarını gözetecektir” diye.

ADNAN OKTAR: Bunlar işte Ortadoğu’yu insan olarak görmüyorlar. Burada terör olabilir diyor, insan olarak görmüyor çünkü. Ama bizim burada olmaz diyor. Biz insanız diyor. Bak tekrar söylüyorum, Türkiye’nin modern bir ülke olması çok hayati. Bak mini etekli kız daha sokakta gezemiyor. Modern bir ülke olsak hiçbir şey olmaz.

OKTAR BABUNA: Hâlbuki bugüne kadar siviller öldürüldü diye çok sayıda resim yayınlamışlardı. O yayınlanan resimlerin hemen tamamının mesela Kobani’deki olaylar sırasında çekilen resimler, yurtdışında bazı olaylarda hatta Filistin’deki olayları bile Türkiye’de olmuş gibi gösterip dezenformasyon yapıyorlar bu şekilde.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Diyarbakır Sur’da halkla röportaj yapılmış. Tam sizin söylediğiniz gibi “PKK bizi canlı kalkan olarak kullanmak istiyor.”  diye şikâyet etmiş halk. Korkudan yalvarıyorlarmış gazeteciye, röportajı yapan. “Abla ne olur adımızı yazma.” diyorlarmış. “Bak sana güveniyoruz abla yarın öbür gün bu dediklerimizi bizim söylediklerimizi bilirlerse vallahi yaşatmazlar.” diye söylemişler. Şöyle anlatıyorlar, “Evlerimizden çıkmak istedik. Yok dediler çıkmazsınız biz sizin için buradayız. 9-10 yaşındaki çocuklara bile hendek kazdırıyorlardı. Okul çantası öyle duvarın dibinde onlar da giriyordu o hendeklere. Aileler de çaresizdi bir şey diyemiyorlardı. Dedikleri zaman zaten kızıyorlardı bize.”

ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Oktar?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Çok açık bir şekilde bir de siz daha iyi bilirsiniz bu kadar zaten zaman alması çok titiz olduğunu gösteriyor. Eğer dedikleri gibi olsa çok kısa sürede.

ADNAN OKTAR: Tabii ki çok titiz olunması lazım. Yani biz paldır küldür bir operasyon istemiyoruz. Çok özenli istiyoruz. Ama PKK’ya Allah esirgesin yani böyle sanki mağlup olmuşuz gibi bir görüntü verilmesi haram olur. Ama teenniyle adam ölümü olmamasına çok dikkat ederek sivillere zaten hiç istemeyiz Allah vermesin.

OKTAR BABUNA: Sizin söylediğiniz çok önemli bir tavsiye vardı aslında en baştan beri, sayının çok arttırılması, mesela demiştiniz dört milyona çıkartılsa bu çok büyük caydırıcı bir güç olur. Hem çok titizlikle, hem de çok kısa sürede saygıda halledilecek bir konu aslında inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güçlü bir askeri yapılanma, bir de Pakistan’la, İran’la ittifak etmek, bu çok çok güçlü bir şey olur. İran’la işbirliği yapılsa PKK’ya karşı PKK yattı demektir. Mutlaka böyle ittifaklara ihtiyaç var.

TehranTimes Fars Haber Ajansı, Huffington Post, Middle East A gibi site ve gazetelerde yazan İranlı Kurûş Ziyabari’nin bir sorusu vardı size. Kurûş daha önce sizin programınıza katılıp sizinle İran üzerinde sohbet etmişti. “Sayın Yahya Orta Anadolu’nun iki büyük gücü İran ve Türkiye arasında Suriye’nin geleceği konusunda bazı yanlış anlaşmalar var. İran’da kamu oyununa mal olmuş bazı kişiler ve medya organizasyonlar arasında genişçe paylaşılan bir görüşe göre Türkiye IŞİD’i destekliyor ve para yardımı yapıyor. Bu durumda Suriye’deki kriz daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Ayrıca İran’da Türkiye’nin şu anda Suudi Arabistan tarafını tuttuğu yönünde ciddi bir algı var. Ne yazık ki bu durum Türkiye’nin İran kamuoyunca negatif olarak algılanmasına sebep olmakta. Aynı zamanda Türkiye’nin Suriye konusunda oynadığı rol hakkında da İran kamuoyunda ciddi endişeler var. Her iki ülkenin medyası birbiri aleyhine haber yapıyorlar. Erdoğan, İran ziyaretine geldiğinde Türkiye hakkında çıkan olumsuz haberleri sordu. Aynı şekilde Türkiye’de Erdoğan yakınlığıyla bilinen medyada müthiş bir İran karşıtlığı propagandası yapılıyor. İran ve Türkiye arasında anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak, aralarını açan gerilimi yatıştırmak, Suriye savaşı dahil olmak üzere bölge sorunlarını da gelecekte işbirliği halinde olmalarının yolunu açmak nasıl mümkün olabilir? Basının olumsuz etkileri nasıl ortadan kaldırabilir?” Basını bir kere İngiliz derin devleti Londra’dan yönlendiriyor. İran’la Türkiye’yi birbirine düşürmenin peşinde, bu direkt İngiliz derin devletinin derin bir politikası. Bizim İran devletiyle İran’daki Müslüman kardeşlerimizle nasıl bizim sorunumuz olabilir? Mümin, muttaki, namazlarını kılan, orucunu tutan, zekatını veren, hacca giden, Hz. Ali (r.a)’ye aşık, ehli beyte aşık, Mehdi deyince gözyaşı döken bu mübarek insanlarla bizim ne alıp veremediğimiz olabilir? İranlılar; bizim dost olmamız Kuran’ın emridir. Allah “müminler kardeştir” diyor, tabii ki kardeşiz ve kardeş olmamamız için hiçbir neden yok. İttifak etme işimiz için hiçbir neden yok. Ama İngiliz derin devletinin uzantıları, uşakları, yalakaları aramızı açmak için var güçlerinle bastırıyorlar. Hükümetin  böyle bir durumda bu adamları hiç kle almaması lazım. İran'la hemen ve süratle güçlü bir İran-Türkiye dostluğu oluşturmak şart. Hem savunma anlaşması yapmak hem işbirliği anlaşması yapmak her konuda ittifak etmek. Ne kadar büyük bir nimet, hemen yanı başımızda dünyanın en güçlü İslam ülkelerinden bir tanesi Müslüman, dindar, muttaki, Mehdi (a.s) aşkıyla yanıp tutuşuyor. Sen de buna karşı olacaksın. Deli olması lazım bunu yapması için bir insanın. Olacak iş değil. Ancak şeytanın avucuna düşmesi gerekiyor. Hükümet bu şeytanın oyununu darmadağın etsin. İran nur gibi Müslümanlarla dolu. Şiiler nur gibi Müslüman'dır, Hazreti Ali (r.a)'yi canları gibi severler, çok mübarek muhterem insanlar. Hiç düşüneceğimiz bir şey yok. İran'da ve Türkiye'de İngiliz derin devletinin etkisinde olan insanların eylemlerine dur demek lazım. Bu çok büyük bir felaket. İngiliz derin devletinin yetiştirdiği insanlar var Türkiye'de de İran'da da. İki ülkeyi birbirine kışkırtıyor. Hiçbir şekilde bunu kabul etmesinler, hiçbir şekilde. 

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, dünyanın en büyük haber ajansı da İngiliz. 

ADNAN OKTAR: Hangisi bu?

GÜLEN BATURALP: Reuters. 

ADNAN OKTAR: İran, bir kaç yıldır İngiliz istihbaratı MI6'le yoğun görüşmeler halinde. İlk bunu durdursunlar. Eğer Türkiye yapıyorsa Türkiye de durdursun. Yani İngiliz derin devletini aradan çıkaralım. Bu iblis takımı İran ve Türkiye'yi birbirine düşman eder. Bunların iki yüz yıllık politikası bu. MI6'e uyarsan olay batar. İran istihbaratı SAVAMA -meşhur SAVAMA- İngiliz İstihbaratı arasında yapılan görüşmelerde İngiliz desteğiyle Kandil'de Türkiye'ye karşı daha güçlü bir PKK oluşturulması kararı alındı. Bu karar kaldırılsın. SAVAMA, İngiliz istihbaratıyla MI6'le bağlantıyı kessin. Türkiye yapıyorsa söylesinler, onları da durduralım. Bizi birbirimize kırdıran MI6, Ortadoğu masası yani İngiltere'nin, İngiliz derin devletidir. Çözüm budur, İngiliz derin devletini aradan çıkartmak. İngiliz derin devleti devrede olduğu müddetçe, Allah vermesin, savaşa kadar da götürürler. 

OKTAR BABUNA: Siz daha önce açıklamıştınız Hocam. MI6, Osmanlı'yı izlemek için kuruluyor, Osmanlı istihbaratını da MI6 kuruyor sonra.

ADNAN OKTAR: Evet, işin acı yanı o. Şimdi Ortadoğu'ya MI6 bakıyor. Burada çok fazla yalakaları, yancıları var münafıklardan, üçkağıtçılardan falan. Direkt İngiltere'de kendi istihbarat okullarında okutuyorlar bir kısmını. Tehlike büyük. Hem Türkiye'nin hem İran'ın İngiliz derin devletiyle bağlantısını koparması lazım. Türkiye'de varsa bağlantısı olan kişiler söylesinler, onları da uyaralım, bağlantı kopsun. Yoksa felaket kapıda. Bunlara uyulursa bela büyük.

Allah'ın Resulü zamanında münafıklardan bir takım kimseler, Peygamber (s.a.v.) gazaya çıktığı vakit -mücadeleye çıktığı vakit- evlerinde kalıyorlar, çıkmıyorlar. Çok ahlaksızlar işte "Dizim ağrıyor, sırtım ağrıyor, kulağım ağrıyor" bahanesiyle haysiyetsizler kendilerince can beslediklerini zannediyorlar. Allah'ın Resulü (s.a.v.)'in arkasında kalıp evlerinde oturduklarında seviniyorlar. Peygamber (s.a.v.) geldiği zaman da ona bir takım özürler beyan ediyorlar, işte "Dişim ağrıyor, ensemde kulunçlanma var" falan. Sahtekarlık yapıyor yani. Ve yemin ediyorlar. Bu sefer de yapmadıkları bir şeyle övülmelerini arzu ediyorlar, "Sen şöyle iyisin, böyle akıllısın, böyle yamansın..." Eğer övmezse Peygamber (s.a.v.), kinleniyorlar, övmesini istiyorlar. "Bunun üzerine şu Ayeti Kerim'e nazil oldu, şeytandan Allah'a sığınırım “Yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile de övülmelerini isteyenler, evet, bunları sakın azaptan kurtulacak zannetme." Sahih-i Müslim'de Hadis Numarası 4981.

Nisa Suresi 61'de, şeytandan Allah'a sığınırım “Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde,” Kuran'a uyalım, Kuran'daki güzel ahlaka uyalım, münafıklıktan kaçının denildiğinde o “münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.”(Nisa Suresi, 61)  Tamamen hiç gelmemek istiyorlar.

Matta 23-27,28 "Siz dıştan güzel görünen ama içi ölü, kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz." Münafıklar için diyor görüyor musun bak. Dıştan güzel görünüyor işte saçını parlatmış, orasını burasını boyamış falan ama içi ölü, kalbi ölü. "Kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz." Dışı badana yapılmış makyajla falan ama mezar diyor. "Dıştan insanlara doğru görünürsünüz ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz." İşte bunu yaptığında münafık rahatlar. Pislik yaptığında, gizlilik, alçaklık yaptığında rahatlar. Ama dürüst olduğunda, samimi olduğunda onu enayilik gibi görür. Ahlaksız olduğunda akıllı olduğuna inanır, alçaklık yaptığında, pislik yaptığında, fitne yaptığında akıllı olduğuna inanır. Yani Müslümanları rahatsız ettiğinde akıllı olduğuna inanır. Öbür türlü kendine güveni gelmez.

"İsrail Savunma Bakanı Moshe Yalon Türkiye'yi DAEŞ'i finanse etmekle suçladı." diyor. Yok, şüphelendiler sadece. Çünkü DAEŞ hakikaten sürekli silah buluyor, yiyecek buluyor, malzeme buluyor; "İşte yapsa yapsa Türkiye yapar." diyorlar. Türkiye bir kere fakir bir ülke. Adamlara niye para versin? Niye terör örgütüne para versin? Ve niye yiyecek versin, niye silah versin? Hiçbir menfaati yok ki Türkiye'nin. Türkiye kendi oralara hakim olsa, kanun hukuk ölçüleri içerisinde olsa bu da eh. Ama DAEŞ'in oraya hakim olması, IŞİD'in oraya hakim olması Türkiye'nin ilgileneceği bir şey değil ki. Hiçbir çıkarı, hiçbir menfaati, hiçbir menfi amacı yok bu olayın. Sadece bir şüphe bu. Basın çok fazla bunu söylediği için insanlar da buna inanıyorlar. Türkiye'nin IŞİD'e beş kuruş para verdiği yok, ben biliyorum. Türkiye IŞİD'e yardım etse bilinmez mi? Silah; IŞİD'in silahlarına bakıyoruz hep İngiliz malı, Amerikan malı, Çin ve Rus malı. Hani Türkiye veriyordu? Her şey yabancı. Türkiye, IŞİD'e destek olmuyor, biliyorum. Ben mahcup olacağım bir şey söylemem. Suret-i kat'iyede böyle bir şey yok. Kardeşim bak, destek olduğunda Makine Kimya Endüstrisi bir şeyler yapıyor; tank yapıyor işte uçak yapıyor, tamir ediyor veyahut silah yapıyor. Damgası oluyor hepsinde mesela Türk malı silahlarda hepsinde damga var. Damgasız hiçbir şey yok. Amerikan malı silahlarda da damga var. IŞİD'in kullandığı bütün silahlar yabancı. En çok İngiliz, Alman yapımı ve Amerikan yapımı silahlar sonra Rus yapımı silahlar var. Şimdi IŞİD'in neye ihtiyacı var? En çok silaha ihtiyacı var, cephaneye ihtiyacı var. Kim destek oluyormuş? Amerika, İngiltere, Almanya ve Rusya. Olay belgeyle yani açık delille netleşmiş durumda. Türkiye'nin de para vermeye hiç niyeti yok IŞİD'e. Ve ayrıca IŞİD'in para diye bir sorunu olmaz. Zaten baskın yapıyor, oradaki paralara her şeye el koyuyor. Geçenlerde dediler ki işte "Onların merkez bankası gibi olan bankalarını havaya uçurduk. Binlerce, yüz binlerce dolar havalarda uçuştu." Doğru haber değil. Yani bir evin içine para konması doğru haber değil. Paraları var fakat yer altında. Kendileri de yer altı sığınaklarında yaşıyorlar. Öyle dolarlar havalarda uçuştu falan öyle bir konu yok. Bak, dikkat edin bir tane orada dolar gösterdiler mi yaklaştırıp? Binada hiç gördünüz mü? Sadece küçük küçük kağıtlar. O bir mizansen. Böyle bir şey yok. Kendileri evin içine kağıt doldurmuşlar. Yani psikolojik tahribat yapacak onlarla güya, diyecekler "Paraları pulları kalmadı." Parası gidince her şeyi gider diye düşünüyorlar. Psikolojik propaganda için yapılmış kağıt demetleri. Orada hiçbir zaman için dolar yahut para yahut euro herhangi bir para yoktu. Kağıtların uzaktan resimleri çekildi, dikkat ederseniz, bembeyaz bildiğiniz düz kağıtlar. Eğer öyle olsa onlar, o binaya gider yakından çeker ve gösterirler. Onların zaferi olmuş oluyor çünkü. Böyle bir şey yapmamaları olayın oyun olduğunu gösteriyor. Böyle bir şey yok. 

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey, koalisyon güçleri Irak'a, Suriye'ye IŞİD'e karşı sözde savaşan güçlere YPG'ye silah indirirken defalarca yanlışlıkla IŞİD'e indirdiler. Ellerinde Amerikan kahveleriyle, Amerikan çadırlarıyla defalarca poz verdiler. Yayınlandı her yerde. 

ADNAN OKTAR: Evet.

"Ümmetim hakkında en çok korktuğum" diyor Peygamberimiz (s.a.v.), "güzel konuşmasını bilen ve kalbi cahil olan her münafıktır." Acayip dilbaz olur münafıklar. Böyle cedeli çok iyi bilir, lafazandır. Laf yetiştiremezsin ona. Çok küstahtır, lafı böler. Peygamberimiz (s.a.v.)'e de onlar öyle yapıyorlardı, ayet indi ondan sonra. "Peygamber'in sözünün üstüne konuşmayın." diye. Daha konuşmadan lafa geçiyor, Peygamber (s.a.v.)'in lafını, konuşmasını bölüyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) bir şey anlatıyor, daha anlatırken yarıda devreye giriyor. Münafığın özelliği. Çünkü şuuru kapalı münafığın. Saygıyı bilmez münafık, saygısız olur. Ve çok gevezedir, kendinin çok güzel konuştuğunu, çok akıllı olduğunu düşünür.

Ufuk Eser, "Türkiye'nin bir derin devleti yok mu?" Vardı da darmadağın ettiler. İşte bu Ergenekon vardı. Onlar da tabiri caizse tırstı, korktular. Bayağı korktular, dağıldılar.

Mustafa Kaya, "Selam Hocam, ellerinden öperim ben de bir Kürt olarak hayranınızım. Bütün ülkelerle bir sevgi köprüsü kuruyorsunuz. İsrail de candır." Tabii ki Yunanistan, İsrail. İran'la uğraşılmasının sebebi ne kardeşim? Daha ne istiyorsun? Koskoca bir ülke Müslüman. İftihar et. Bir de zengin de, ekonomisi de güçlü, ordusu da güçlü. El ele tutun, dost ol, kardeş ol. Daha ne istiyorsun? Böyle bir nimet olur mu? Üstelik Ehli Beyt'ten bahsedince ağlıyorlar, Mehdi (a.s)'dan bahsettin mi hüngür hüngür ağlıyorlar. Bir milyon kişilik ordu tutuyorlar, Mehdi ordusu diye. Böyle güzel insanlara insan böyle tavır alır mı? İngiliz derin devleti, bütün mesele bu. İki tarafı da etkiliyor. Bunlara oradaki insanlar tedbir alacak, biz de burada elimizden geldiği kadar tedbir alacağız. İngiliz derin devletinin devreden çıkarılması lazım çünkü deccal. Deccal ordusu iki yüz yıldan beri İslam alemini mahvediyorlar. Aslında daha da eski, üç yüz yıllık falan bir sistem. Ta 1700'lerde bunlar devreye girdiler.

"Hocam" diyor Suat Doğan, "Karizma ne demek bugüne kadar tam anlayamamıştım. Kafamda canlanmıyordu. Sizi seyredince karizmanın ne demek olduğunu anladım." diyor.

Serpil Kale, "Güzelliğiniz kalbimi coşturuyor, neşeniz içimi açıyor, ilminiz aklımı temizliyor. İyi ki varsınız. Sizi çok seviyorum."

Münafıklar, kendilerinin durumunu bildiren bir ayetin inmesinden çok çekiniyorlar. Münafıklardan birisi diyor ki, "Bana yüz sopa vurulsa da bizim hakkımızda  bizi rezil edecek bir şey nazil olmasa." Yüz sopa atılmasına razıyım diyor. Çünkü rezil oluyor. Bunun üzerine Allahu Teala, "Münafıklar, üzerine kalplerinde olanı haber verecek bir surenin indirilmesinden çekiniyor." Ayet-i Kerime'sini indiriyor.

Hazreti Musa (a.s) devrinde Karun denen azılı bir münafık vardı. Biliyorsunuz meşhur. Karun'un özelliği çok konuşmada yamandı. Kimse baş edemiyordu Karun'la. Konuştu mu acayip zevzek, herkesin lafını bölerek konuşmasını keserek hep üste çıkıyor. Zeytinyağı gibi hep üste çıkan bir tip. Ve çok arsız. Bu üçkağıtçılığıyla da bayağı bir mal toplamış; dolandırıcılıkla, sahtekarlıkla, zenginlikle. O zamanın yancıları, üçkağıtçıları buna imreniyorlar, buna yancı olmak için uğraşıyorlar. Kuran'da da vardır, sonra bunun yerinde olmak isteyenler bayağı seviniyorlar. "İyi ki" diyorlar “onun yanında değilmişiz.” Her devirde vardır böyle tiplere yancılık yapanlar. Şeytandan Allah'a sığınırım “...Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."” (Kasas Suresi, 76) Acayip şımarık böyle ukala, densiz birisiydi. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, PYD Eş Başkanı Salih Müslim, katıldığı bir programda açıklama yaptı. İMC TV'ye katıldı. Birleşmiş Milletler'in Cenevre görüşmesi için PYD'nin davet almadığını ve masada olmayacağını açıkladı. 

ADNAN OKTAR: İyi olmuş. Terörist örgüt çünkü. Bayağı tehlikeli. 

BÜLENT SEZGİN: Türkiye'nin resti sonrası geri adım attılar. 

ADNAN OKTAR: Tabii bunların bir gücü kuvveti olmuyor, konuş diyorlar konuşuyorlar falan. Ne cesaret. PYD terör örgütü, Stalinist bir örgüt. Çıktı bakan, "Olur mu terör örgütü değil." Ne? "O legal bir parti. HDP nasıl bir parti, o da öyle bir parti." diyor. Allah Allah. Bu nasıl bir konuşma. Stalinist komünist bir partiye sen nasıl böyle dersin? Diğer bakan efendi de YPG'ye "Onlar PKK'ya kızıyorlar zaten." diyor. Liderleri Öcalan, komünist ve Stalinist ve her ikisi de Kandil'den idare ediliyor. Nasıl kızacak? Hepsi de katillerden oluşuyor, azılı katillerden. PKK'nın diğer adı.

Müslümanlar zor durumdayken, sıkışık durumdayken, acil birçok konu varken saatlerce yabancı adamlarla boş konuşmalar yapmak müthiş münasebetsizlik, hastalık. Kalbinde hastalık olan adam yapar. Allah münafıkların özelliği olduğunu bunun söylüyor, Kasas Suresi 55'te 'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman” müminler “ondan yüz çevirirler” Münafık yüz çevirmiyor, işin içine daha da giriyor boş veya yararsız söz olduğunda. “…ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler.”(Kasas Suresi, 55) Müslümanlar cahilleri benimsemiyorlar, boş adamları benimsemiyorlar. "Onlar tümüyle boş şeylerden yüz çevirirler." diyor Allah Müminun Suresi 3'te.

İnsanlarda karamsarlık meydana getiriyor kar yağıp dışarı çıkamadıklarında. Boşanmalar artıyor, münafıkların kudurması daha artıyor. Münafıklar yaz aylarında kuduruyorlar bir de kışın şiddetli soğuklarda kudururlar münafıklar. Onların ruhunda bir kamçılanma yapıyor bu. Nasıl oluyorsa? Allah'ın bir hikmeti. "Bu sıcakta dışarıya çıkmayın." diyorlar ya. İşte Kuran'ın işareti o münafıkları azdıran bir şey.

Bediüzzaman diyor ki, "Bilirsiniz ki yaz mevsiminde dünya gafleti ziyade hükmeder. Ders arkadaşlarımızın çoğu fütura düşüp tatil-i eşgale mecbur oluyor ciddi hakayıkta tam meşgul olamıyorlar." diyor. Ama ne korkunç öyle bir şeye tenezzül etmesi, insanın üstadını bırakıp. "Hava sıcak" Ne güzel, Kastamonu'da yanındasın, Manisa'da yanındasın. İnsan bir saniye bile yalnız bırakmaz. Tatilde senin ne işin var? İnsan sabah akşam kapısından ayrılmaz. Dünya tatlısı insan. 

OKTAR BABUNA: Siz, gördüğünüz rüyayı anlatmıştınız. Rüyanızda size yalnız olduğunu söylediğini söylemiştiniz inşaAllah Bediüzzaman'ın.

ADNAN OKTAR: Ama çok sevap aldı maşaAllah. Çok imanlı, mükemmel bir insandı rahmetli.

"Yaşasın tatil. On beş gün sabaha kadar Adnan Hoca'yla sohbetler." İpek Türegün. Başladı mı tatil?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Başladı.

ADNAN OKTAR: O zaman doğru. O zaman yarından itibaren hazırlıklı olsun. Herkes uykusunu alsın, esaslı şekilde başlayacağız.

Kerim Yücel, "Hocam, beş yaşındaki oğluma 'Büyüyünce ne olacaksın?' diye soruyoruz. 'Adnan Hoca olacağım.' diyor." Tatlılığa bak. Babası bir burnunu ısırsın benim yerime. 

"Benim canımın içi, şanlı bahtlı tatlı ve tahtlı" diyor, "hem şarklı hem garblı, vicdanlı, İslam'ı hakim etmeye kararlı, zulümlere sabırlı. Sen kalkınca bulutlar kalktı. Karlar kentleri bastı. Münafıklar ayağa kalktı. Kahhar olan Allah'ın intikamına çarptırıldılar. İşte senin bir günün." diyor. MaşaAllah, Alanur.

"Hocam on üç yaşındayım. Sizi çok seviyorum." Ela Ulusu, "Sizin için şiir yazdım okursanız çok sevinirim. “Korku yerine cesaret, endişe yerine umut, nefret yerine sevgi, işte A9 TV" demiş. Hakikaten bir nimet bu televizyon kanalı. Çünkü dünyanın her yerine ulaşıyor, internetten özellikle. Çok iyi. 

“Münafıklık edenleri görmüyor musun ki,” diyor Allah şeytandan Allah'a sığınıyorum Haşr Suresi 11'de, şeytandan Allah'a sığınıyoruz “Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan)” -bulunduğunuz yerden- “çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız” -biz sizin yanınızda olacağız- “ve size karşı olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz.” Peygamber (s.a.v.)'e iman ediyorlar. "Size karşı olduğu için biz ona itaat etmeyeceğiz. Küfürle sizinle beraber olacağız diyorlar. "Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Bak görüyor musun? Küfre destek sağlıyor. Eğer diyor Müslümanlar, Peygamber (s.a.v.) size karşı mücadeleye başlarsa biz size sezdirmeden veyahut açıkça destek oluruz diyor. “Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar.” (Haşr Suresi, 11) Kahpe çünkü. Kuvvetli ne tarafsa o tarafa dönüyor. 

"Adnan Bey namaz hakkında bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında tam aydınlatıcı konuşsun. İslam'da namaz kaç rekat kılınıyor? Beş vakit namaz kılıyoruz acaba Müslüman olarak biz mi bilmiyoruz?" Nereden çıktı bu? Gece gündüz anlatıyoruz işte. Beş vakit namaz bu bilinen bir şey bunun neyini tekrar tekrar soruyorsunuz? 

Münafıkları eleştirdiğinde çok çirkef olurlar yani kendilerine laf söyletmezler. Hemen cevabı yapıştırırlar o pis ağızlarıyla. Mesela ahlaksızlıklarını fitnelerini açıkladığında bunda ne var ki mantığını geliştirirler. "Onlara sorsan andolsun bir dalmış oyalanıyorduk derler" diyor. Çok münasebetsiz bir şey.  "Deki; Allah ile, onun ayetleriyle ve O’nun elçisiyle mi alay ediyordunuz?" Böyle oyalanma olur mu? Ama ahmak verdiği cevaba bak ne diyor? "Biz dalmış oyalanıyorduk derler." Kafamız gitmiş derler, dalmış oyalanıyorduk. Oyalanma yok orada dine, İslam'a, imama saldırıyorsun sen. Alçakça ve kahpece. Tevbe Suresi, 65.

Münafıklar hep çok alçaklar Peygamberimiz (s.a.v.)’i hep adaletsizlikle suçlardılar. Peygamberimiz (s.a.v.)’i de çok sevdiklerini iddia ediyorlardı. Ama münafıkların yanındaki üslupları bambaşkaydı. "Onlar kendilerinin inkara sapmaları gibi" şeytandan Allah'a sığınırım Nisa Suresi, 89 "...sizin de inkara sapmanızı isterler.”  O ahlakta olmasını istiyor Müslümanların da. Mesela o zamanın derin devleti kimse, hangisine yalakalık yapıyorsa Müslümanların da yalaka olmasını istiyor. Hakikaten saftirik, kafası çalışmayan Müslümanları sürüklüyorlar. Müslümanları da yalaka yapıyorlar böyle alçaklar lider ruhlu oluyor, şeytani bir liderlikleri oluyor. Bir iblis ruhuyla, nasıl iblis liderlik yapıyor münafıklara, küfre değil mi? Hepsine liderlik yapıp hepsini çekiyor değil mi? Ben diyor size fazla bir şey demedim. Sadece davet ettim siz de geldiniz diyor. Münafıklar da böyle iblis tarzında liderlerdir, şeytani liderlerdir. Nifak ve pislik liderleridir. Bak “Onlar kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız.”  Kendilerine benzetmeye çalışırlar. "Gerçekten Allah içinizden Müslümanları haktan,” adaletten, güzle ahlaktan “alıkoyanları ve kendi taraftarlarına" kendi ikna ettikleri kişilere kardeşlerine diyor ayette "bize gelin diyenleri bilir."  Benim safımda ol,  hangi devlete artık Roma’ysa Roma o devirde, Firavun devrinde Firavun şu an mesela İngiliz derin devleti bu alçak sistemin içine çekiyor Müslümanları. Bize gelin diyor.

Tur Suresi, 11-12 şeytandan Allah'a sığınırım. "İşte o gün yalanlayanların vay haline ki onlar daldıkları saçma bir uğraşı içinde oynayan, oyalananlardır." Saçma mesela gidiyor İngiliz derin devletine yalakalık yapıyor sana ne faydası olacak onun ahmak? Faydası olsa bile ahirette sana ne faydası olacak? Ahirette de dünyada da başına bela. Sadece alçaklık yapıyorsun. Bak "oynayan ve oyalananlardır" diyor. Mesela onlara yazı yazıyor, onlara araştırma yapıyor, onlara hizmet ediyor, onlara para veriyor. Onlara destek oluyor. Yalakalık yapıyor mesela eşyalarını taşıyor, sularını taşıyor. He türlü yalakalığın içinde. Ve boş oyalanma mesela geliyor bacaklarını ayırıyor boş boş bakıyor duvara bakıyor. Zamanımız da ne yapar adam? Geliyor televizyon karşısına geçiyor boş boş bakıyor televizyona.  Tam bir hayvan modunda. Televizyonda ne olduğundan da haberi bile yok, vakit geçsin.  Veyahut boşluğa bir yere, bir odun parçasına, bir ağaç parçasına bakıyor bakıyor saatlerce durur münafığın özelliğidir. İslam Kuran onu ilgilendirmediği için vakit harcayacak yer arar.

Peygamberimiz (s.a.v.)’e hep adaletsizlik iddiasında bulundu münafıklar. Ebu-l Çuvar diye bir münafık var "Hz. Peygamber (s.a.v.)'ı kastederek” bak “Arkadaşınızı görmez misiniz?” diyor." Bak ahlaksız, bak alçağa bir de Müslümanım diyor bu.  Peygamber (s.a.v.)’e hitabına bak haysiyetsizin. "Arkadaşınızı görmez misiniz? Verdiğiniz zekatları koyun çobanlarına dağıtıyor." Sana ne alçak? Fakire fukaraya dağıtıyorsa işte güzel yapıyor. Senin gibi alçağa vereceğine, demek ki bir ahlaksızlık görmüş ki sana vermiyor. O zekatı veyahut o imkanları sana vermiyor, ki isabet etmiş alçaklığın ortada. Ve bu durumun adaletsizlik olduğuna inanıyor, Peygamber (s.a.v.)’in adaletsiz olduğunu ama kendinin de mükemmel ve adaletli çok zeki, akıllı olduğuna inanıyor. Bir kere her yerinden ahlaksızlık akıyor haysiyetsiz. Bir kere Peygamber (s.a.v.)’e arkadaşınız  diyorsun. Değil mi? Benim Peygamberim desene. Hazreti Muhammed Mustafa de, Canım Peygamberim de alçak hitabına bak. Arkasından ne diyor? "Verdiğiniz zekatları koyun çobanlarına dağıtıyor." Tam fitneci, tam haysiyetsiz. 

Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabeleri kast ederek münafık şöyle diyor; mesela Cüheyr o da ünlü münafıklardan Resulullah (s.a.v.) ve ashabına diyor ki haşa "şu bizim ekip" diyor "kuramız" diyor "gibi bu adamlar gibi" diyor "midesine düşkün dili yalancı" bak Peygamber (s.a.v.)’e söylüyor bunları görüyor musun? Alçak "Düşmanıyla karşılaşma esnasında korkak olanı görmedim. Peygamber (s.a.v.) yiğitler yiğidi, aslanlar aslanı, sahabe falan bütün dünyanın en iyi bildiği, en meşhur yönleri. Bir de Resulullah (s.a.v.) öyle midesine düşkün bir insan da değil. Sahabe de öyle bir şey değil. Tam alçak buna cevap vermeye bile gerek yok cevap veriyorum yine de. Bunlara nasıl muamele yapılması gerektiği de belli. "Yalan söyledin" diyor "sen münafık karakterlisin" diyor "bunu Resulullah’a söyleyeceğim bu ahlaksızlığını” diyor. Bu sefer bu sahtekar anlıyor söyleyeceğini daha önce koşarak Peygamber (s.a.v.)’e geliyor diyor ki, "Ey Allah'ın Resulü biz eğleniyor yolcuların yolculuktan sıkılmasını önlemek üzere anlattığı sözler kabilinde konuşuyorduk. Cüheyr; "Vallahi ben bir şey söylemedim sadece söylediklerine şaşarak güldüm" diyor. Konuyu tamamen değiştiriyorlar bambaşka hale getiriyorlar. Tevbe Suresi iniyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e Tevbe Suresi, 65. ayet iniyor "Şayet onlara soracak olursan mutlaka biz dalmış oyalanıyorduk diyeceklerdi." ayeti bu konu üzerine iniyor.

Ekrem Pakdemirli geçen ay rahatsızlanıp vefat etmişti Allah rahmet etsin. Bugün de kızı İzmir'de bir dere yatağında vefat etmiş olarak bulunmuş. Çok acayip bir durum. Adli tıp, polis herhalde olaya bakar bir fevkaladelik var. Her zaman diyorum tek gezmeyin diyorum hanım kızlara. Onlar da onu bir marifet gibi görüyorlar. İyi değil tek gezmek genç kız, hatta iki-üç kişi birden. Tehlikeli boş arazilerde tek başına gezilir mi?   

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Sabit Durum Teorisinin Yıkılışı

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü