Harun Yahya

Sohbetler (5 Şubat 2016; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Sur ilçesinde PKK’lı teröristlere yönelik düzenlenen operasyonda üç askerimiz şehit oldu bugün.

ADNAN OKTAR: Onlar kuzu kuzu kınalı kuzu, aslan. Allah şehadetlerini makbul etsin. Onlarla iftihar ediyoruz. Çanakkale şehitleri gibi. Yarın bir gün onlar adına da büyük şehitlik oluşacak, isimleri olacak, efendim o şehitliklerde isimleri anılacak. Ahirette de herkes onlara hayranlıkla bakacak. Onlar ışık, onlar nur, maşaAllah.

Melinda, “Hocam, ben Gürcü’yüm. Gürcü kızlar da Çerkezler kadar çok güzel olur onu da baştan söyleyeyim. Allah aşkıyla sevdiğim canım Hocam. Size her dilde sevgi cümleleri söylüyorlar. Ben de size kalbimin en derin yerlerinden Gürcüce seni seviyorum” diyor. Gürcüce ayrı bir dil çok şahane.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu bugünkü açıklamasında “4600 kadar Sur’u terk etmiş aileye biner lira kira yardımı yapıyoruz. Diyarbakır’ın bütün otelleri dolu parasını biz ödüyoruz, halk kalıyor” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Hah. Israrla sorunca haber alıyoruz. Dün ısrarla üstünde durdum bugün açıklama geldi. “Bin lira verin” dedim, üç dört gün sonra bin lira veriyoruz dediler. Allah razı olsun hükümetin bu süratli tutumu çok güzel.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de kritik gelişmeler yaşanıyor Adnan Bey. Türkiye’nin Halep’le bağlantısını sağlayan ana koridor kapandı. Bölge Rusya’nın yardımıyla Esad’ın eline geçti. Böylece Türkiye’nin Suriye ile olan bağlantısı tamamen kesildi. Türkiye artık doğrudan muhaliflere yardım ulaştıramayacak. Bu, muhaliflerin ağır darbe almasına sebep olacak. Böylece Rusya ve Suriye Şubat sonuna ertelenen Cenevre görüşmelerinde muhaliflern yenik olarak başlamasını sağlamayı hedefliyor. Öncüpınar’ın karşısındaki bölgede Rus bombalarının desteğiyle ilerleyen Esad güçleri köy ve kasabaları ele geçirerek ikmal yolunu kesti. Esad’ın terör örgütü PYD ile birlikte bir sonraki hedefi ise Türkiye’nin kırmızı çizgisi Cerablus.

ADNAN OKTAR: Evet. Ama her şeyde bir hayır var. Amerika Suriye’yi bölmek istedi, İngiliz derin devleti bölmek istedi. Rusya da İngiliz derin devletinin etkisinde olmasına rağmen bütün Avrupa Rusya’ya tavır aldığı için, Rusya’yı yok etme kararı aldıkları için, Rusya’ya hayat hakkı tanımadıkları için onlar da canının derdine düştü. Çünkü eğer Suriye düşerse Rusya da düşer. Yani zincirleme gider çünkü Rusya’nın güçlü olduğu her yer, üstün olduğu her yer elinden gider. Onun için can havliyle oraya sarılıyor, orada bir direnme meydana getiriyor. Fakat sonuçta tabii Suriye de Mehdiyet’e tabi olacak. Esad da, isim veriyor Peygamberimiz (s.a.v.) “gelir Hz. Mehdi (a.s)’a tövbe eder” diyor “ve bağlanır” diyor hadiste. Tabii tahakkuk edince hadisin doğruluğunu anlayacağız ama olaylar o yönde gelişiyor.

Mehdiyet’i şaka zannedenler, hikaye zannedenler, bağırıp-çağıranlar gözlerinin önünde Mehdiyet’in geliştiğini görüyorlar. Çünkü sırf Mehdiyet değil sırada olan, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi yani zahir olması görülmesi Hz. İsa Mesih (a.s)’ın. Allah için iki önemli şey; bir Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, iki Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi, İslam’ın hakimiyeti. Onunla bitirecek, dünyanın sonu geldi bitti dünya. Anlı şanlı bitsin istiyor Cenab-ı Allah. Hristiyanlık böyle şirk içinde perişan halde bitsin istemiyor. Müslümanlık da böyle şirk ve perişanlık içinde bitsin istemiyor. Tevhid inancıyla sağlam bir sonuçla Hristiyanlık ve Müslümanlık ve Musevilik her üçü de ihtişamlı bir şekilde bitsin istiyor Allah. Zaten süratle arkasından bir bozulma olacak.

Hz. Hızır (a.s) masonlukta çok önemli bir kişidir. Birçok mason mabedinde binalarda resmedilir. Genellikle insan ve bitki arası bir varlık olarak resmedilir yani yeşillikler içerisinde. Hızır (a.s) zaten yeşil demek biliyorsunuz. Masonların çok iyi bildiği bir varlıktır Hz. Hızır (a.s).

Sevgiyle ilgili bir etiket yapalım. Gururla sevgi bir arada gitmez “Sevgide gurur olmaz” diyelim.

Büyük Osmanlı Hasan Kamiloğlu. Bu konuyu anlamamış “Hristiyanlık, Müslümanlık, Musevilik tevhid inancıyla hak haliyle sona ersin istiyor Allah” diyoruz. Tek din İslam kalıyor, bu anlamda bu. Yani İslamiyet’ten başka bir din kalmıyor. Musevilik Muhammedi Museviliğe dönüşüyor. Hristiyanlık Muhammedi İseviliğe dönüşüyor. Anlamadığı için şaşırmış.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Rus saldırılarından dolayı Halep ve çevresinden kaçan binlerce Suriyeli, Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı’nın karşı tarafında yoğunluk oluşturdular. Başbakan Davutoğlu bugün yetmiş bin kişinin Türkiye’ye doğru hareket ettiğini açıklamıştı. Bir video vardı bununla ilgili.

ADNAN OKTAR: Evet. İşte bunların hepsi ahir zamanın büyük ehemmiyetli olayları. Adamlar ne diyor? “Hiçbir şey yok” diyor “bütün bu meseleler önemsiz” diyorlar. Halbuki çok önemli şeyler oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listeye girdi Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Sevgide gurur olmaz. Evet doğru. Çünkü gurur olduğunda sevgi biter. Gurur sık sık araya girecektir, gurur ve affetmeme sevginin zehri. Sevgiyi o yüzden insanlar götüremiyorlar. Çok çabuk biter öbür türlü, bir saat bile götüremez, yarım saat bile götüremez yıldırım hızıyla biter. Ama affetme, gururu kontrol, gurur ezebilme sevginin yolunu sonuna kadar açar.

Masonlar, İsrail’de Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidinin bulunduğu yerin altında büyük bir yer var çok büyük bir mağara orada yeni bir toplantı yaptılar geçen günler. Oradan da gelecek şimdi mason arkadaşlar var. Toplantının mahiyetini bilmiyorum ama bizimle tanışmak görüşmek isteyenler var o mason arkadaşlardan. Hristiyan rahipler var mason onlarla görüşeceğiz. Bir kere masonların iyi yönü geniş düşünebiliyorlar, ufukları çok geniş. Araştırmacılar yani lakayt değiller. Dünyanın sırlarını, olayları, hayatı, hayatın delillerini her şeyi araştırıyorlar. Mesela birçok Hristiyan’ın Hz. Hızır (a.s)’dan haberi olmaz. Ama onlar Hz. Hızır (a.s) konusunu çok iyi biliyorlar. Hz. Hızır (a.s)’la ilgili birçok ahşap kabartmalar yapmışlar zamanında yüzyıllar önce. Taş üzerine kabartmalar yapmışlar Hz. Hızır (a.s)’ı temsil eden. Demek ki eskiden beri tanıdıkları bir varlık. Hz. Hızır (a.s) istediğinde bitki haline gelebiliyor, istediğinde insan haline gelebiliyor. Onun için onunla ilgili temsili resimler var. Var mı sende? Göster. Masonik yalnız bunlar tabii. Mesela bak bu Hz. Hızır (a.s)’ı temsil eden bir masonik heykel.

KARTAL GÖKTAN: New York’ta Hz. Hızır (a.s)’ı temsil eden bir heykel görüyoruz.

ADNAN OKTAR: Yani bir anda ağaç şeklini alabiliyor, bir anda insan şekline girebiliyor. Bu da öyle yine Hz. Hızır (a.s)’ı temsil eden bir heykel. Bu da öyle yine Hz. Hızır (a.s)’ı temsil ediyor. Üzüm asması şeklinde ama aslında Hz. Hızır (a.s), yemyeşil bir üzüm şeklinde görülüyor ama istediğinde insana dönüşebiliyor. Görüntüsü tabii Hz. Hızır (a.s)’ın çok güzel ama çeşit çeşit görüntüye girebiliyor, çeşitli şekle girebiliyor. Hz. Hızır (a.s) normalde genç bir delikanlı, yakışıklı bir delikanlıdır. Yani Hz. İsa (a.s)’a benzeyen, Hz. Mehdi (a.s)’a benzeyen güzel bir delikanlıdır. Ama tabii bütün hayatı metafiziktir. Masonlar da iç içe oldukları için. Bu da yine öyle bakın yeşil tabir edilen Hz. Hızır (a.s). Yine Hz. Hızır (a.s)’ı temsil eden bir resim daha. Evet yeterli.

“Mehdi mübarek elini Beşar’ın yüzünü mesh ederek onun ilk durumuna gelmesini sağlar ve Beşar da İmam Mehdi’ye biat ederek Hak ordusuna katılır.” (Biharu’l Envar, cilt 53, sayfa 10, hadis numarası 1.) 1200 yıllık hadis. Beşar, var mı öyle birisi şu an? Kim? İsmiyle cismiyle söylüyor bak diyor ki: “Mehdi mübarek elini Beşar’ın yüzünü mesh ederek onun ilk durumuna gelmesini sağlar.” Eski barışçıl ve insancıl durumunu sağlar. “Beşar da İmam Mehdi’ye biat ederek Hak ordusuna katılır.” (Biharu’l Envar, cilt 53, sayfa 10, hadis numarası 1.)

Dün “Güneydoğu’daki kardeşlerimiz otellere alınsın devlet tarafından” dedim. Başbakan bugün açıklama yaptı “hepsini otellere yerleştirdik” diye. Dün, evvelsi gün de söyledim, daha evvelsi gün de söyledim “otellere yerleştirilsinler boş yerler var” dedim “devletin tesisleri var” dedim. Hepsini otellere yerleştirmişler. “Biner lira verilsin” dedim hepsine, hepsine biner lira veriliyor. Ne dediysek oluyor Allah’a çok şükür.

İmam-ı Ali şöyle buyurdu: “Şam’da bir fitne olur” yani Suriye’de bir savaş kavga “bu fitnenin başlaması bir çocuk oyunudur” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ne zaman bir taraf sakinleşse diğer tarafta fitne başlar, ta ki bu fitne gökten bir münadi şöyle seslenmedikçe bitmez” yani gökten bir münadi seslenecek. O seslenme olduktan sonra biter diyor. “Emiriniz işte o Mehdi’dir, bu gerçek emirdir. Bunu üç defa tekrar eder.” Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti mühim konuları üç defa tekrar ediyor. (Nuaym Bin Hammad Melahim ve Fiten, sayfa 129, Kitab’ul Cifr, İmam-ı Ali, sayfa 689.) “Çocuk oyunudur” diyor bak bu fitnenin, yani Şam’da Suriye’de başlayacak bu iç savaşın mücadelenin başlangıcı “bir çocuk oyunudur.” Suriye’de iç savaş toplam 12-13 çocuğun duvarlara “halk düzenin yıkılmasını istiyor” demesiyle başladı. Sokakta çocuklar, 12-13 tane çocuk “halk düzenin yıkılmasını istiyor” diye yazdı ondan sonra Suriye birbirine girdi. Oyun olarak yaptı çocuklar bunu. Bak diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) “bu fitnenin başlangıcı çocuk oyunudur.” Çocuklar oyun olsun diye bunu yazıyor. Bütün Suriye birbirine girdi ve büyük bir fitne çıktı. Peygamberimiz (s.a.v.)’ın bir mucizesi daha. Hocalar bunu anlatır mı? Anlatmaz, büyük bölümü anlatmaz.

“Üstadım, bir konuyu öğrenmek istiyorum” diyor “ve sizinle paylaşmak istiyorum” diyor. “Düşüncenizi merak ediyorum” diyor. “İncil’in bilinen en eski hali olarak kabul edilen Barnabas İncili Ankara Etnografya Müzesi’nde muhafaza ediliyor. Bu İncil’in içinde Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çarmıhta gerilmediği gibi Hristiyanlığı temelden sarsabilecek bilgiler var. Böylesine önemli bir bilgi içeren kitabın içeriğinin halka açıklanması daha doğru olmaz mı? Bu konudaki gizliliği nasıl değerlendiriyorsunuz?” Kemal Gündoğdu. Bu İncil’in bir fotoğrafı olması lazımdı var mı bizde? Göster. Şimdi iki yönden çok iyi olmuş. Hangi dilde bu İncil? Arami dilinin bir şubesi. Şimdi, benim gördüğüm altınla yazılmış, altın tozuyla yazılmış, çok iyi yapmışlar yazanlar. Deri üzerine altın, 1500 yıllık İncil. Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumundan yüz yıl önce yazılmış yüz yıl önce. Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v.)’e şirin görünmek için birisinin yazdığı bir İncil olmadığı belli. Çünkü Peygamber (s.a.v.)’in daha babası bile yok ortada, yüz yıl önce. Dolayısıyla buradaki bilgiler çok önemli. Bu bilginin açıklanmaması, bu İncil’in sayfalarındaki anlamın izah edilmemesi bir gariplik.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir milletvekili yahut birkaç milletvekili önerge versinler araştırma için ilgili bakanlık açıklama yapsın. Yani bu dilekçeyle falan hallolacak bir konu değil. Dilekçe verirsin kaybolur gider. Bak diyoruz evrimle ilgili de aynı şey olabilir, mecliste böyle soru önergesi verebilir. “Milletin inancına, mukaddesatına tamamen zıt olarak milli eğitim Darwinist eğitim veriyor. Bu evrimin geçersizliğine ait bilimsel veriler ve deliller halka hiçbir şekilde sunulmuyor, bu neden? Bir proteinin bile tesadüfen meydana gelmesi imkansız, bunun bilimsel açıklaması neden insanlardan saklanıyor? Yüz binlerce fosil var devletin elinde şu an, bu fosiller neden sergilenmiyor?” Hepsi depolarda duruyor. Bak yüz binlerce fosil var Türkiye Cumhuriyeti devletinin elinde depolarda duruyor “bu fosiller neden sergilenmiyor, halka gösterilmiyor?” Böyle soru önergesi versin milletvekilleri. Bu İncil’in de, bir kere bu İncil’in içinde ne yazıyor?” Bir soru önergesinde. İki, “kaç yıllıktır?” Ben biliyorum da tarihini fakat resmi açıklama istiyoruz. 1500 yıllık. “İçinde Hz. İsa (a.s)’ın ölmediği yazıyor bu doğru mu? Bu yazan doğru mu? Ve Hz. İsa (a.s)’dan sonra gelecek bir peygamberden bahsediliyor bu doğru mu?” Bunu bir milletvekili sorsun. Hükümet resmi açıklama yapmaya mecbur. Yani bir milletvekili için bu çok şerefli bir görev olur. Rica edelim birilerinden bu konuda güzel bir soru önergesi hazırlasınlar.

Aramice dilinin siriyak lehçesinde yazılmış. Şu an neredeyse kaybolmak üzere olan bir lehçe. Ve iyi güzel yönü 24 ayar altınla yazılmış. Eğer altın olmasaydı o çoktan kaybolur giderdi, 1500 sene dayanması mümkün değil. Deri mahvolmuş zaten. Ama yine de herhalde ilaçlı deri kullanmışlar çok isabet etmişler. Bir dereceye kadar kalmış. Ama altın olduğu gibi kalmış çok iyi. “Bu sayfaların fotoğrafları halka sunulmuş mu? Mikrofilmleri çekilmiş mi? Mikrofilmleri çekildiyse bunlar nerede? Neden halka sunulmuyor?” Bunları bir milletvekili yahut birkaç milletvekili sorsa çok iyi olur.

BÜLENT SEZGİN: Bir resim daha gelmişti. Burada daha anlaşılır gibi

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bakın 1500 yıllık İncil. Burada ilk baktığımızda ilk okunan yerlerde, ilk sayfalarda Hz. İsa Mesih (a.s)’ın ölmediği yazıyor, 1500 yıllık. Ama gelecek bir peygamberden bahsediyor İncil. Bir de Barnabas İncili için demişlerdi ki “Peygamber (s.a.v.)’e yaranmak için birileri tarafından yazıldı.” Peki Peygamber (s.a.v.) yok daha ortada, babası bile yok ama Barnabas İncili var. Hani Peygamber (s.a.v.)’e şirin görünmek için yazılmıştı? Demek ki doğruymuş. Mevcut Barnabas İncili İncil’lerle mutabakat halinde mi bir de onu sorsunlar. Mevcut Barnabas İncillerle mutabık mı aynı tarzda mı? Bunların gizli kalması inanılır gibi değil, halk bilmiyor. 

Hz. İsa (a.s)’ın çarmıha gerilmediği yazıyor bu İncil’de 1500 yıllık olanda “çarmıha gerilmedi” diyor. Bu bilgi niye gizleniyor? Yazıyorsa yazıyor. Hayır, inanmayabilirsin ama burada yazan bilgi niye gizleniyor? Kime şirin görünmek için gizleniyor? Ben bunu anlamak istiyorum.

“Abbasi Horasan’a ulaştığında iki şeffaf boynuzlu yıldız doğar.” Şeffaf dediği yani su buharı gibi olduğu için arka kısmı görülüyor. Bak bu da çok manidar. Mesela öyle bir kuyruk olur ki, o kadar koyudur ki görülmez. Mesela var öyle kuyruklu yıldızlar. Bakın verilen detaya dikkat çekiyorum “arka kısmı görülüyor” diyor şeffaf. Diğer bazı kuyruklu yıldızlar da kuyruğun koyuluğundan dolayı arka kısım görülmüyor. Peygamber (s.a.v.) ne diyor? “Şeffaf” diyor. Bir detay daha. “Bu Nuh’un kavminin helaki, İbrahim’in ateşe atıldığı zaman” neymiş bak? Nuh Tufanı zamanında oldu diyor bu yıldız tufan başlamadan önce. Başka? Hz. İbrahim (a.s)’ın ateşe atıldığı gün oldu. Firavun suda boğulduğu gün oldu. Hz. Yahya Bin Zekeriya (a.s) şehit edildiği zaman oldu. “Bunu gördüğünüzde fitnelerden Allah’a sığının” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Bunun doğuşu güneş ve ayın tutulmasından sonradır.” Yani Ramazan ayında 15 gün arayla olacak ay güneş tutulmaları. Bak Ramazan ayında üst üste iki Ramazan 15’er gün arayla Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları oluyor. Önce ay sonra güneş tutuluyor. Binlerce yıllık tarihte yok böyle bir şey. Hoca efendiler söylüyor mu bunu söylemiyor. Bak “kuyruklu yıldızdan önce bu olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), sıralamayı da söylüyor. “Sonra fazla geçmeyecek ebka-benekli- Mısır’da zuhur eder” diyor. Sisi, alnında koskoca benek var. Göster Sisi’nin alnındaki beneği. Bakın görüyor musunuz alnının ortasında benek? “Mısır’da zuhur eder” diyor. Bu çok büyük bir mucize değil mi? Bu kuyruklu yıldız için başka detaylara bakın. “Bu kuyruklu yıldız çıkmadan önce yağmurlar azalacak kuraklık olacak” diyor. Bütün dünya panik oldu, o devrin gazetelerine bakın. “Küresel ısınma yüzünden dünya mahvoldu” dediler “artık yağmurlar yağmayacak. Ankara’ya suyu nerden bulacağız, İstanbul’a suyu nereden bulacağız” bayağı bir panik yaşandı biliyorsunuz. Barajlar kurudu. Aynısıyla dediği gibi oldu mu Peygamber (s.a.v.)’in? Oldu, kuyruklu yıldız çıkmadan önce. “Kuyruklu yıldız çıktıktan sonra yağmurlar çoğalacak” diyor. Bu sefer küresel ısınmayı unuttular. Hiç duyuyor musunuz küresel ısınma? Çünkü akıl almaz yağmur yağıyor, barajlar dolup-taşıyor ne yapacaklarını şaşırdılar her yeri sel basıyor. “Arkasından böyle bol yağmur yağacak” diyor kuyruklu yıldız çıktıktan sonra. Bu da aynısıyla oldu mu? Oldu. “Bu kuyruklu yıldız diğer bütün kuyruklu yıldızlardan daha parlaktır” diyor. Daha parlak, bu da oldu mu? Oldu. “Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikamete gidecek” diyor. Yani “kuyruklu yıldızların gittiği istikametten tam aksi istikamete gidecek” diyor. Bu da oldu mu? Bu da oldu. “İki ucu da parlak ve boynuz şeklinde olacak” diyor. Bu da oldu mu? Bu da oldu. “Bu yıldız çıktıktan sonra da benekli adam Mısır’da çıkacak” diyor. Bu da mı oldu? Bu da oldu. Bunlar peş peşe mucize mi? Mucize. Hoca Efendi bütün gücüyle bunu saklıyor mu? Saklıyor. Ahir zamanda olduğumuzun işte büyük delili. Saklamalarına rağmen Türk halkının yüzde sekseni Mehdi çıkacak diyor mu? Diyor. 1971’lerde halkın yüzde biri falan Mehdi çıkacak diyordu. Yüzde bir falan 70’lerde. Şu an yüzde seksen Türk milleti Mehdi çıkacak demiyor çıktı diyorlar. Var diyorlar. Bu yüzyılda her şey olacak diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz altı numara oldu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: “Sevgide Gurur Olmaz” güzel gidiyor. Çok garip bir duygu gurur mesela bir mucizedir. İnsan gibi zavallı bir varlığın gururunun olması. Ne haddine insanın ne kadar zavallı bir varlık insan. Değil mi çok zavallı varlık? Mesela utanma hissi var, gurur var, öfke var ne haddine insanın zavallılığında öfke çok lüks bir insan için. Evrenin içinde öyle zavallı bir varlık ki. Zavallının zavallısı insan. Öfke çok çok lüks bir insan için ama oluyor bunun kitap haline getirilmesi gerekiyor bunun tarifi tam yapılamadığı için mucize yönü o kadar anlaşılamıyor. Bunun çok özenli bir şekilde anlatılması gerekiyor. Bir kere insanın acziyle taban tabana zıt. Gurur, öfke, intikam hissi, acımasızlık, saldırganlık hepsi.

Eski Mısır’da cildi yeşil olarak yeşil görünümlü Osiriz isimli birisinden bahsedilir. O Hızır (a.s)’ın bizzat kendisidir işte. Çeşitli isimlerle halk ona hitap etmiştir. Bir Mason sembolü olan çift aslanlı yol da Hızır (a.s)’ın boyutlar arasında gezinmesini temsil ediyor. İki taraflı aslanlı yol var ya bir orda bir orda çift boyutun arasından geçiyor Hızır (a.s). İstediği an dünya boyutunda istediği an dördüncü boyutta yani bir üçüncü boyuta geçiyor bir dördüncü boyuta geçiyor. Filmlerde oluyor ya bir perde gibi bir şey var. Adımını attı mı başka boyuta geçiyor, adımını attı mı başka bir boyuta geçiyor. Hızır (a.s) da öyle. Onun ilmini Allah ona vermiş istediği an bir adımda öbür boyutta geçebiliyor. İstediğin anda yeniden dünya boyutuna geçebiliyor. Aklın ihtiyarı kaldırıyor mu? Kaldırmıyor işte bu da bir mucize.

“Mesnevi’nin orijinal kurul tercümesi Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi’ndedir. Sizin anlattığınız şekilde bölümler yoktur. Sonradan basılan karalama kampanyası için olan nüshalarda vardır. İsrail dünyada oynanan tüm kirli oyunların yöneticisi ama siz bunu söyleyemiyorsunuz.“ İsrail’de şuan Masonlar toplantı halinde. Hangi rite bağlılar? İskoç ritine bağlılar. İsrail devletini kurulmasını kim sağladı? İngilizler sağladı. Museviler mi yaptı? Onlar mı planladı? Onlar mı silahlandırdılar? Arap ülkelerini çökerten, Osmanlı’yı yıkan, İsrail’in kuruluşu için zemin hazırlayan kimdi? İngiliz derin devletiydi. Dolayısıyla İsrail’in olayla alakası yok. İsrail’in kurulması hayırlı mı? Çok hayırlı. Güzel olmuş hayırlı olmuş. Mesnevi’nin kurul tercümesi diyorsun öyle mi? Kardeşim bak Mesnevi’nin orijinal el yazmalarının mikro filmleri hepsi elimizde. Orijinal el yazması. O devirde yazılmış Mesnevilerin orijinal el yazmaları var elimizde. Dört yüz yıllık, beş yüz yıllık, üç yüz yıllık, iki yüz yıllık. Mesnevi’nin bütün çeşitleri elimizde var. Tamamında aynı ifadeler var. Eksiksiz kusursuz. Birde Mesnevi’nin en eski kopyaları Konya’da Selçuk Üniversitesi  Etnografya Müzesi’nde. Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi’nde değil. Bana kafalama yapmasın. Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi’nde normal Mesneviler var. Konya’da Etnografya Müzesi’nde orijinal kopyaları ve orijinali. Onların mikro filmleri de elimizde. İsrail’i kuran da İngiliz derin devletidir. Ama senin rahatsız olman da biraz şaşırtıcı. Ya dikkati Amerika’ya çekiyorlar ya İsrail’e çekiyorlar. Amerika ve İsrail İngiliz derin devletinin kontrolündedir. Yani asıl yönetici odur. Bunu Abdullah Öcalan da söylüyor başkası da söylüyor herkes biliyor bunu. Fakat bu konuları bunlar daha yeni öğreniyorlar. “İsrail dünyada oynanan tüm kirli oyunların yöneticisi“ İsrail dünyayı yönetiyoru ben bunlara öğretinceye kadar alnımın derisi çatlamıştı. Şimdi de işin doğrusunu anlatıncaya kadar alnımın derisi çatlıyor. Bunları eğiten benim zamanında.

BEYZA BAYRAKTAR: Onlar şuanda sizi ikna etmeye çalışıyorlar.

ADNAN OKTAR: Onlar da beni ikna etmeye çalışıyorlar. Benim kitabımdan okuyup beni ikna etmeye çalışıyor. Benim kitabımın dışında bu konuları anlatan yok zaten. Türkiye’de bu konuyu anlatan bir tek benim. Ortadoğu’da da anlatan bir tek benim. Bu kadar kapsamlı kitap yazan yok. Ama ben sana şimdi doğrusunu anlatıyorum. Tam doğrusu.

Adem Kuzey, “Seviyorum seni be Adnan Hocam helal olsun“ çok güzel bir üslup.

Ertuğrul Ertürk, “Adnan Hoca sana imrenmeyen var mı acaba?“ diyor. “Sana en çok kızanlar bile senin yerinde olmak için can atıyorlar” diyor. O zaman Müslüman terbiyesi alacaklar işte, Kuran terbiyesi alacaklar.

İlker Güleç, “Ne kadar Adnan Hoca düşmanı varsa burada Hoca’yı eleştiriyor. Kardeşim beğenmediğin bir yerde senin ne işin var? Ne diye izliyorsun takip ediyorsun madem öfkelisin“ diyor.

Orijinal Mesnevi iki ayrı nüsha olarak basılmış. Bu Kelale Haver nüshası var, bir de Reynold Alleyne Nicholson nüshası var. Bu iki nüsha içinde Mesnevi’nin orijinali ve onun yanı sıra bazı bölümleri derleyip baskıya hazırlayan kişilerin Kelale Haver ve Reynold Alleyne Nicholson’un açıklamaları olan bölümler var. Açıklama bölümlerine haşiye deniliyor bu bölümlerin Mesnevi’nin kendiliğinden ayırt edilecek şekilde görülüyor zaten. Bizim Farsça Mesnevi’den eklediğimiz resimler yorum kısmı değil Mesnevi’nin kendi orijinal metinleri. Bu Kelale Haver nüshası ve çok net doğru olan nüsha. Bunun resmi Farsça Bülent sende var değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Var şuan gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster, işte bak mesela burada Peygamberimiz (s.a.v.)’e Cebrail (a.s) kanalı ile gelen ilmin geçerli olmadığını söylüyor. İlim diyor bana doğrudan geldi diyor. Ve benimki sonsuza kadar geçerli diyor. Ama Peygamber (s.a.v.)’e Cebrail (a.s) aracılığı ile geldi diyor, işte orijinal nüshası. Nereye inkâr ediyorsunuz?

Şimdi Nuh Tufanı, Firavun’un ateşe atılması gibi zamanda bu kuyruklu yıldız çıkacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ama zaten bu bir zaman dilimi açısından söyleniyor. Yoksa bu kısa bir zaman zaten. Otuz yıllık bir zaman diliminde. Mesela Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları veyahut başka şeyler. Zaten hepsi aynı zaman dilimindeler. Dolayısıyla çıkan üç kuyruklu yıldız aynı zamanı vurguluyor zaten. Mesela Halley için de aynısını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Nuh Tufanı zamanında olmuştur diyor. Zaten aynı devir Nuh Tufanı yani Nuh Tufanı öyle kısa bir dönem değil ki. Yani uzunca bir yani yüz yıl devam etmiş bir dönem. İlk iki-üç sene ayrı üç-beş senesi ayrı bunlar da peş peşe olan olaylar. Aralarında mesela beş sene, yedi sene, üç sene fark var. On sene fark var, aynı zaman dilimini vurgulamak için söyleniyor. Mesela Nuh Tufanı şimdi olmuş olsa farz edelim. Şu anda da mesela bir olay olmuş olsa, gene bir olay daha olmuş olsa. Dört-beş sene sonra bir olay daha olsa Nuh Tufanı zamanında bunlar oldu dediğimizde hepsi doğru olmuş oluyor. Çünkü saniyesi saniyesine anlamında değil. Nuh Tufanı’nın saniye saliseyle başlaması anını vurgulamıyor. O devri vurguluyor o zamanı.

İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından bir kod ve şifre okulu açtı. İstihbaratçıları yetiştirmek için. Yani casus yetiştirmek için. Buradan mezun olanları İstanbul’da kurduğu kablosuz dinleme merkezi diye bir yer oluşturdu. Kablosuz dinleme merkezi diye Galata merkezli, orada bu kişilere görev verdi. Lozan Barış Anlaşması esnasında İngilizler İstanbul’a yerleştirdikleri özel yetiştirilmiş telgraf çalma ve çözme ekibi sayesinde yani bu ekip sayesinde. Bak telgraf çalma ve çözme ekibi İstanbul’a yerleştiriliyor. Türk hükümetinin Lozan’a çektiği bütün telgrafları Türklerden önce yakalıyorlar, çözüyorlar Lozan’daki ekibimizin eline ulaşmadan önce Londra’ya ulaştırıyorlar. Gereken emirler verildikten sonra Lozan’da müzakere masasında bizim elimizdeki kozları bilerek oturuyor karşı taraf, su gibi ezberden biliyorlar. Telgrafhane PTT binası var mı sizde? Oraya yerleşmişler ve ilgili bütün kilit notları da tutmuşlar gönderilen her telgraf Lozan’a gönderilen her telgrafı tespit ediyorlar. Şu anda da İstanbul’da vızırcık atıyor İngiliz ajanları. Ankara’da da vızırcık atıyorlar, özellikle PKK içerisinde Güneydoğu’da.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, burası telgrafhane. Telgrafhanenin ana merkezine yerleşiyorlar ve bütün telgrafları tespit ediyorlar Lozan’a giden. İngiliz derin devletinin istihbaratta da elemanları her türlü teknolojik imkânı şu anda da kullanıyorlar. Mesela internette olsun başka şeyde olsun her yerde.

Yusuf Efe Altın, “Halley her yetmiş altı yılda bir geçer.”

Yalçın Öz, “1758, 1835, 1910 ve 1986 bu tarihler bu yıldızın dünyaya yakın geçiş tarihleri. 2061 yılında yine geçecek. Evet, doğru 2061 yılında yine geçecek.

Kuyruklu yıldızın yetmiş altı yılda bir geçmesi arkadaşlarda bir şaşkınlık meydana getirmiş. Şöyle ki onlar istiyorlar ki herhalde üç-beş bin yılda bir geçsin. Kardeşim bak burada harika olan bu kuyruklu yıldız çıkıyor yüz yıl başında. Yüz yılbaşında çıkıyor. Fakat bu yüzlerce alametlerle aynı anda çıkıyor şimdi bu çok önemli. O zaman yani cümlede cümleyi oluşturan harfin bir bölümü olmuş oluyor. Mesela Ahmet Dağdeviren, Ahmet’in a’sının yerine başka bir şey koyarsan anlam bozulur. O harflerden bir tanesidir. Halley yani zamanlaması, vakti, yeri çok harika. Bütün alametlerin arasına oturmuş. Ama diğer geçişlerde bu alametlerin hiçbiri yok veya çok azı var. Bir tanesi iki tanesi var. Ama şimdi bütün alametlerin içerisine tam yerli yerince oturmuş o yönüyle harikadır. Çünkü diyor ki bak bu kuyruklu yıldız çıkar sonra bir kuyruklu yıldız daha çıkar diyor. O da iki uçludur diyor. Sonra da Bethlehem çıkar diyor. Şimdi bunların peş peşe sıralaması o kelimeyi anlaşılır hale getiriyor. Ama oradan bir harfi çıkarırsan kelime bozulmuş oluyor. Bilmem arkadaşlar anlayabildiler mi?

CAN DAĞTEKİN: Bu alametlerin bir tespih tanesi gibi ard arda geleceğini de bildiriyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: Evet, peş peşe gelmeleri.

Erdem Güreşir, “Bu kadar güzel kadını bir araya toplamak her yiğidin harcı değil beyler.” Her yiğidin demeyelim de dünyada emsali bence yok. Varsa söylesinler.

BEYZA BAYRAKTAR: Dünyada tek bir kadının sevgisini kazanamıyorlar sizi yüzlerce kadın seviyor.

ADNAN OKTAR: Tabii maşaAllah.

Bazı genç kızlarla konuşuyorum. Ne yapıyorsun diyorum? İşte üniversite imtihanına girdim kazanamadım. Ee ne yapmayı düşünüyorsun? Stilist olacağım. Öbürüne soruyorum sen ne iş yapmayı düşünüyorsun? İşte kendi atölyemi kuracağım stilist olacağım. En olmazsa hostes olacağım. İşte şarkıcı olacağım. Makyaj uzmanı olacağım. Güzellik salonu açacağım. Yani hiçbiri ne mühendis olacağım diyor, ne bilgisayar uzmanı olacağım diyor, ne doktor olacağım diyor. Yunanistan, Avrupa falan yüzde seksen-doksan genç kızlar bu konuya kafa takmış durumdalar. Bir ufuk daralması var. Her yer stilist kanıyor kardeşim. Ne yapacağız biz stilisti? Önüne gelen hostes olmak istiyor. Bütün dağ taş hostes doluyor. Bir de kimi boydan kurtaramıyor, kimi enden kurtaramıyor bir de gururlu kızlar da enaniyetliler. Diyoruz sen biraz ufkunu aç. Hayır, kötü bir şey değil yani tamam o da insani bir şey. Stilist olabilir ama kilitlenmek çok acayip. Hiç başka meslek yokmuş gibi. İşte halkla ilişkiler uzmanı olacağım. Bir de bu var halkla ilişkiler. Bilmiyorum isterseniz gidip sorun bakın. Yüzde seksen-doksan buraya yoğunlaşmış vaziyetteler. Üniversitede kalacağım de, araştırmacı olacağım de, profesör olacağım de yani olursun da olursun. Şimdi hostes olmak kötü bir şey değil. Stilist olmak da kötü bir şey değil ama yoğunlaşmak acayip. Yani herkes yüzde seksen-doksan yoğunlaşıyorsa öbür mesleklerin konumu ne oluyor o zaman?

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey dokuz yaşında bir Rus kız çocuğunun fotoğrafını gösterebilir miyim? Kristina Pimenova Rus kız model çocuk model ve jimnastikçi dünyanın en güzel kızı olarak şu anda.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten çok güzelmiş. Kediye benziyor kediye kediye, acayip şeker. Acayip yakışıklı çok güzelmiş. Çok temiz yüzlü. Ruslar çok güzel oluyorlar maşaAllah. Avrupalılar da çok güzeller.

Eski İngiliz başbakanlarından Benjamin Disraeli, “Görüyorsunuz ya” diyor bak yani ama üst perdeden ve rahat bir üslupla “herkes de görüyor” diyor. “Bütün dünya sahnede görünmeyen perde arkasındaki güçler tarafından yönetilmektedir.” Siz de onun için yani boşa çırpınmayın gelin teslim olun diyor.

Aynur, “Biz kadınlar da seni çok seviyoruz Allah aşkıyla sevdiğim” diyor.

“Hocam zaten Halley’in her atmış altı yılda bir geçtiğini söyleyen arkadaşın Allahualem kanaati gelmiş ama sırf emin olmak için sormuş soruyu.” Ama onun demek istediği şu yani ne var ki her yüz yılda geliyor diyor. Tamam, her yüz yılda geliyor ama bu alametlerin hepsi her yüz yılda olmuyor. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları oluyor iki kere üst üste on beş gün arayla. Bunun arkasından da kuyruklu yıldız çıkıyor ve yüzyılın başında Kâbe’ye baskın oluyor ve Hac engelleniyor. İlk defa haccın tarihinde ilk defa böyle kanlı baskın oldu. Daha önce yok. Mehdi (a.s)’nin çıkışında olacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Irak ve İran savaşıyor hadis. Irak ve Suriye yerle bir olacak diyor. Bunların hepsi bir arada oluyor. O yüzden olay harika ve kuyruklu yıldızlar peş peşe. Halley iki uçlu kuyruklu yıldız ve Bethlehem. Yani iki uçlu kuyruklu yıldız on binlerce yıllık tarih içerisinde bilinmiyor. Hiç, tarihte ilk defa Peygamber (s.a.v.) söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi, kimsenin bilmediği bir şey.

BEYZA BAYRAKTAR: Diğer kuyruklu yıldızların tersine gidiyor, yönü.

ADNAN OKTAR: İşte çok fazla özellikleri var, iki uçlu kuyruklu yıldızın. Demin anlattığım bir kere çok parlak diğer kuyruklu yıldızlara göre ve aksi istikamete gidiyor mesela bu çok şaşırtıcı. Bütün kuyruklu yıldızlar istisnasız tek bir yöne gidiyor. Bir tek bu aksi yöne gidiyor. Bir tek bu ve tam Mehdi (a.s)’nin zuhur zamanında gökte görülüyor. Bu gazetede ufak bir haberdi. Ben bu hadisi de ezberden biliyordum eskiden beri biliyorum iki uçlu kuyruklu yıldız. Yani yaklaşık otuz yıldan beri bilirim. Ufak bir haber böyle kuyruklu yıldızın iki uçlu olduğunu vurguluyor. Ama geçiştirmişler küçük bir haber. Sonra araştırttım baktım birçok yerde büyük haber olarak geçmiş. Sonra baktık işte çok parlak olduğu yazıyor, bütün kuyruklu yıldızlardan daha parlak. Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikametine gittiği yazıyor. Dedik hadisler aynı tıpa tıp aynısı tevafuk yani Allah rast getirtti yoksa bilinmeyecekti yani. Sessiz sedasız geçiştireceklerdi.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet, yani tatlılığı anlatılır gibi değil. Madem kaçıyor diyor ben de yakalayayım diyor. Kedi çok büyük nimet çok büyük bir olay yani anlatılır gibi değil. Ama riskli işte Allah vermesin mesela o tüyü akciğere çok rahat kaçabiliyor ve öldürücü kist yapıyor akciğerde, ameliyat olması gerekiyor. Akciğerin o bölümünün alınması gerekiyor çok vahim yani. Bir de tüy olduğu için yani çok rahat havaya uçacak bir şey. Yani ender rastlanacak bir şey değil, sevdiğinde zaten hava doluyor tüyleriyle. İnce bir tüy olduğu için de nefesle insan hiç farkına bile varmıyor geliyor ciğere yapışıyor. Yavaş yavaş o bu sefer kiste dönüşüyor.

“Kıymetli Hocam, Hazreti İsa (a.s)’ı ne zaman göreceğiz? Mehdi (a.s) şu anda Hazreti İsa (a.s) ile görüşüyor mudur?” Fatma Tezcan Samsun. Kardeşim mesela farz edelim Mehdi olduğunu umduğumuz bir kişi olsa. Deseler ki falanca da İsa Mesih’tir alıp getirseler kanaat getiremez. Kanaat getirmesi için İslam’ın dünyaya hâkim olması lazım yani onun Mehdiliğinin netleşmesi lazım. Onu Mehdiliği netleşince oraya gelecek kişi mutlaka İsa (a.s)’dır. Sahtesi gelemez. O çağırdığında gelen kişi İsa (a.s)’dan başkası olamaz. Çünkü bir kişi gelecek yani sahte İsa’lar gelemez. Niye? Çünkü Mehdi (a.s)’nin ferasetinden, basiretinden çekinirler. Yoksa var sahte İsalar. Rusya’da var Amerika’da var her yerde var.

Amerika buradan Irak Savaşı zamanında ben daha önce de söylemiştim. Binlerce Kürt genci alıp Amerika’ya götürdü. Nevada’da orada burada her yerde kamp kurdular. On yıl-on beş yıl keskin nişancılık eğitimi verdiler; suikast, keskin nişancılık. Şimdi onları Güneydoğu’ya gönderiyorlar Türk askerine karşı kullanmak üzere. Sık sık görüyorsunuz kanasla keskin nişancılar aslanlarımızı şehit ediyorlar.

1071 Anadolu Harekâtı, “İslamiyet dinini bozmak ve yıkmak adına diyor İngiliz derin devleti bir uğraş içinde. Bunu anlattığınız için teşekkür ederim." diyor 1071 Anadolu Harekatı.

Nur Kaya; "Yayını yeni izlemeye başladım. İlk başta her şey çok farklı geliyordu. Daha sonraları bunların sadece insanları izlemeye teşvik etmek için yapıldığını anladım. Bir de Kuran okuduktan sonra sizin Kuran dışında bir şey yapmadığınızı gördüm. Allah sizden razı olsun. Vesilenizle Allah sevgisini öğrendim." diyor Nur Kaya, Konya. Tabii Kuran'a uygun bir şey yapmadığımda ayetle söylemeleri lazım. Zaten farzdır. Ben alimim demiyorum, cahil bir insanım. Kuran'a uygun olmayan bir şey yaptığımda beni mutlaka uyarmaları lazım ayetle ama kafasına göre değil.

Serpil Turp; "Selamun aleyküm Hocam. Sosyal medyada size ve oradaki kardeşlerimize çirkin sözler edildiğini görüyorum. Bunları görmek beni rahatsız ediyor. Hocam bunlara karşı gerekeni yapın lütfen. Yazılar orada durdukça bu beni kızdırıyor. Sizi çok ama çok seviyorum Hocam. Nurlu akşamlarınız olsun." Serpil Turp. Demek ki Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında olsa Serpil, yerinde duramayacak. Peygamberimiz (s.a.v.)'e müşrikler, kafirler, münafıklar yağmur gibi hakaret yağdırıyorlardı. Eğer bu olmasa Peygamber (s.a.v.)'in hak yolda olduğunu anlayamazdık. Münafık peygamberi seviyorsa, kafir peygamberi seviyorsa o peygamber  değildir. Ama münafık karşıysa, kafir karşıysa o gerçek peygamberdir. Müslüman’ın da karşısında münafık yoksa, kafir yoksa, müşrik yoksa o gerçek Müslüman değildir. Müşrikler bizden rahatsız olacak, münafık bizden rahatsız olacak, kafir bizden rahatsız olacak ki bizim Müslüman olduğumuz anlaşılsın. Kafirun ve kafirat; münafıkun ve münafıkat Müslüman'ın karşısındadır karşıtıdır. Onların yaptığı her faaliyet müminin makamını artırır, maneviyatını güçlendirir; şevkini de artırır. Yoksa mümin hastadır. Yani mesela bizi münafıklar desteklese, kafirler desteklese, pislik adamlar desteklese biz mahvolduk demektir. Bize karşı olmaları iyi yolda olduğumuzu gösterir.

"Dünyada ateist olduğuna inanmıyorum cümlesi kamera şakası gibi. Yapılan yanlışlardan dolayı değil sorgulayarak ateist oluyoruz." diyor Berk. Berk gel konuşalım. Gel, sohbet edelim burada. Ben seni gayet güzel ağırlarım. Sorgula işte gel mesela bana gel sor. Ben de sana sorayım. Ama sen evin içinde sorgulama yaparsan sağlıklı netice alamayabilirsin. Tabii ki ateist var ama ateist. Mesela bu saatte sen bana yazıyorsun. Neden yazıyorsun? Derdine derman aradığın için. Çünkü ateistlikten memnun olduğunu zannetmiyorum. Doğruyu aradığın için beni izliyorsun. Gecenin bu saatinde niye izleyesin? İzlemenin sebebi; benim samimi olduğumu biliyorsun, Kuran'a göre hareket ettiğimi biliyorsun, Allah'ın varlığından emin olduğumu biliyorsun. Acaba beni hangi bilgi böyle bir imana götürdü; onu anlamaya çalışıyorsun. O zaman gel, kaynağa gel.

"Mehdiciler neden sürekli İsrail ve Yahudi propagandası yapıyor? Bana ne Yahudi'nin Mehdi inancından." Aras. Ama sırf Yahudi'de yok ki; Musevi'de var, Nuhi'de var, İsraili'de var Yusufi'de var, İbrahimi'de var, herkeste var. Ve en önemli de Muhammedi'de var. Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in hadisleri, bütün Kütüb-ü Sidde'nin tamamında var. Ehli Sünnet inancında Mehdi (a.s) hak, Şii inancında hak; bütün İslam mezheplerinde haktır. Aksini söyleyen kimse yok.

Yeni hadis; "İmam Ali buyurdu; Şam'da Batı tarafından kurşun renkli beygir sahiplerini." Kurşun renkli; bak görüyor musun, askeri araçları nasıl açıklıyor? Kurşun renkli beygir olmaz. Askeri araçları bak, Peygamber (s.a.v.) 1400 yıl öncesinden açıklıyor. "Batı tarafından kurşun renkli beygir sahiplerini ve sarı bayraklıları bekleyin. Şam'a yerleşirler. -YPG'nin bayrağı sarı- ve bu büyük açlık ve kızıl ölüm dönemidir." Bak, "Bu büyük açlık ve kızıl ölüm dönemidir." Komünistler, kızıl komünist diyoruz ya kızılların saldırısı. Onlar kanalıyla insanlar ölecek diyor bir de açlıktan insanlar ölecek. Şuan görüyorsunuz. "Bu olay da olduğunda Dımeşk'in -yani Şam'ın- Haresta denilen köyünün yıkılmasını bekleyin." Haresta da biliyorsunuz, yerle bir oldu. O bölge yerle bir oldu, bombalandı. "Bu da olduğunda karaciğer yiyenin oğlu Süfyani kuru vadiden çıkar." Yani Süfyan şuan atağa geçti, bütün Suriye'yi alıyor. Süfyan'ın oğlu diyor. "Şam minberine oturur." Yani yeniden kontrolü ele alıyor. "Bu olay da olduğunda Mehdi (a.s)'ın hurucunu bekleyin artık." diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Mehdi (a.s) zahir olur. Bak diyor, "Şam'da olaylar, fitnenin başlangıcını çocuklar yapar." diyor. Çocuk oyunuyla başlar diyor. Çocukların duvara yazdığı yazıyla başladı. On iki-on üç tane çocuk duvara yazı yazdılar, ondan sonra başladı Suriye'deki iç ayaklanma.

Mustafa Bekçi; "Allahu Ekber. Hocamız İslam'a emsalsiz hizmet ediyor maşaAllah."

Kurşun renkli, sarı bayraklı araç; göster. Var mı resmi sende?

BÜLENT SEZGİN: Resmi gösterebiliriz Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Göster. Kurşun rengi demek metalik, metal demek. "Metal rengi ve sarı bayraklı" Şuan Suriye'de bunlar vızırcık atıyor. Peygamber (s.a.v.)'in söylediklerinin aynısı. Alimler, hocalar bunları söylüyor mu? Söylemiyorlar. Peygamber (s.a.v.)'in mucizeleri gizleniyor.

"Hocam, Cafer İskenderoğlu adlı bir şahıs ledüni ilimler hakkında bilgi verdiğini iddia ediyor. Yorum lütfen." Kim bu? Var mı? Yavuz Yayla yazıyor. Cafer İskenderoğlu diye biri var mı? 

KARTAL GÖKTAN: Bakalım.

ADNAN OKTAR: Bak, diyor ki; "Olaylar kuru bir vadiden başlar." diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hadiste okuduk. Kuru bir vadi olan Derea bölgesinde başladı olaylar. Kuru bir vadi, kurak bir vadi, çöl; Derea'da başladı. Aynı Peygamber (s.a.v.)'in dediği gibi. Ne gördüyse söylemiş. 

Böyle kediler köpekler evin ferdi oluyor, evin çocuğu gibi ama bayağı akıllı oluyor hayvanlar maşaAllah. Sevgi gördüklerinde akılları hayret edilecek şekilde açılıyor. Mesela konuşmaları anlıyorlar, bir şey söylüyor anlıyor, üzülürse gidip teselli etmeye kalkıyor.

Ateist gençler tabii kendi aralarında anlaşıp gelebilirler de topluca, üç-beş kişi, on kişi. Sohbet ederiz oturup dinleyebilirler çünkü yeni yetişiyor çocuklar ben biliyorum, bayağı terbiyeli, saygılı, lafını sözünü bilen insanlar. Hakikaten araştırıyor. Gelenekçi kör izahlar onları sıkmış. Gelenekçi zırvalardan bunalmışlar, insanlık dışı izahlar, onların hepsinin cevabı var, gelirseler konuşuruz, anlatırız.

İmam Gazali diyor ki: “Münafığın gayesi hayvan gibidir” diyor, “Hayvan gibi yemek ve içmektir, hırsla dört bir yana saldırır” çok azgın saldırgan oluyor. Mesela münafığın olduğu yerde Müslümanlar teyakkuzda olur, huzur içinde olmazlar. Münafıklar her an bir pislik, ahlaksızlık tezahür edeceği için, Müslüman lafını, sözünü seçerek kullanır. Çünkü her an bir pislik Müslümanların aleyhine her an bir şey geliştirebilir. İftiraya çok yatkındır münafık, yalana çok yaygındır, yaygaraya çok yaygındır haksızlığa uğradığını düşünür, onu iddia ederek Müslümanlardan bir şeyler koparmaya çalışır. Münafık sürekli sorun çıkaran bir varlıktır. Uzun ameller peşindedir, mesela uzun hedefler, uzun planlı çalışmalar peşinde. “Allah’tan başka herkesten ümit var olur” yani böyle yancılık yapacağı herkese yanaşır, yalakalık yapar. “Mal ve mülk orda dinini feda eder.” Gelecek düşüncesi, çıkar düşüncesi için Müslümanlara karşı tavır alır, İslam’a tavır alır. “Allah’tan korkmaz” en mühim vasfı budur münafığın Allah’tan korkmaz. “Allah’tan başka herkesten korkar” diyor. “Allah’tan başka herkesten korkar, günahlar içinde yoğrulur, bozgunculuk yapar, sürekli fitne, pislik, mesela Müslümanla oturuyorsa orda mutlaka huzursuzluk çıkaracak bir konu bulur münafık. Onun için Müslümanlar onun yanında teyakkuz halindedir, her münafığın yanında. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da öyle, Hz. Musa (a.s) zamanında da öyleydi. Nerden nasıl çirkeflik yapacağı tahmin edilemiyor, nasıl iftira atacağı, ne pis konuşma yapacağı bilinmez. “Bundan faydalanmayı umar” yani o bozgunculukla elde edeceği bir şeyler olabileceğini umar. “Münafık kötülüğü emreder, iyilikten sakındırır” sürekli etrafına kötülük, pislik, münafıklık öğretir. Ahlaksız, bazı aşağılık akılsızlar da münafığa uyarlar, mesela o derin devlete hayransa, o da derin devlete hayran olur. Münafık çirkefse, o da çirkef olur. Münafık bilmiş lafazansa, o da bilmiş lafazan olur. Münafık genel kültürle sükse yapmaya kalkıyorsa, o yancısı da onun yalakası da aynı şekilde genel kültürle sükse yapmaya çalışır. Hepsinde aşağılık kompleksi olur münafıklarda, yancılarında da, münafıklarda da. Her an saldırıya hazırdırlar, her an kepazeliğe hazırdır münafık, her an kavgaya hazırdır hiç ummadığın anda birden kepazelik çıkarabilir münafık.

Fikret, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bir İHH ile ilgili haber vardı. Sınırımıza göç eden yaklaşık yirmi bin kişiye sıcak yemek dağıtmaya başladılar. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Ama Suriye’nin halkı kalmadı. Suriye toprağı var ama halkı yok. Nasıl bir devlet olacak bu? Suriye’de insan yok.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca sınırda çadır kurmaya başladı göç eden elli bin kişi için, İHH ekipleri.

ADNAN OKTAR: İşte son kare olduğu için Türkiye, biz bölünmeye böyle tavır alırken önemli nedenlerden bir tanesi de bu. Türklük aleminin son kalesi, İslam aleminin son kalesi. Yıkıldın mı Allah esirgesin dünya yıkılır. Onun için PKK dahil herhangi bir hareketin hiçbir şekilde imkanı olmaz. Cinnet geçirir, tepeleriz, kanunla, hukukla, ilimle, irfanla. Cinnet geçirir derken yani akıl almaz bir enerji gelir üstümüze.

Ayşe Karadoğan, “Canım, nurum, melek yüzlüm Allah aşkıyla çok sevdiğim Adnan Hocam, Allah sizin ellerinizle müthiş bir ilim, nur yayıyor. İlim, nur, hidayet deryasısınız, hay maşaAllah Allah müthiş tecelli ediyor, her gün daha da artıyor yakışıklılığınız, nurunuzu Allah daha da arttırsın, beni sana yakın kılsın Cenab-ı Allah” diyor. 

İHH’yı tebrik ediyorum. Allah razı olsun. Çok mübarek bir topluluk, mübarek bir insanlar, güvenilir insanlar, kardeşlerimiz yardım etsin İHH’ya. Güvenle yardım edebilirler, bu insanlar dürüst insanlar, çileye, acıya, ıstıraba gönül açmış insanlar ve Allah rızası için gayret ediyorlar, hiçbir çıkarları da yok, hep fakir, fukara insanlar, beş kuruşları yok, hepsini tanıyorum. Gece mesela bu soğukta ayaktalar karda, kışta, kıyamette ayaktalar hiçbiri oturmuyor, çok az bir uykunun dışında, yemeğin dışında bütün günleri böyle hizmet, hayra hizmet.

Bugün Davutoğlu Hocamız “Yerel yönetimleri güçlendirmeye devam edeceğiz ama gerekli tedbirleri alarak yapacağız” diyordu, şimdi yerel yönetimler daha önce güçlendi PKK’nın bundan nasıl istifade ettiği görüldü. Bundan ders alınması gerekir, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi tehlikenin boyutunu artırıyor. Neyi kastettiğini de anlamadığım için şimdi pek bir şey de diyemiyorum. Ama PKK’nın daha önceki uygulamalarında yerel yönetimlerin güçlendirilmesi onlara acayip yaradı ve muazzam eylemler yaptılar.

İsrail’i İngiliz derin devletinin kurduğunu bilmiyor halk. Onlar gayet gariban adamlar, fakirdir Museviler, toplayıp getirdiler dünyanın her tarafından ciddi bir organizasyon gerekiyor, organize edilmeleri gerekiyor, öyle bir olay yok.

Davutoğlu’nun, yerel yönetimleri güçlendirmeden kastı ne? Yarın öğrenelim. Tehlikeli bir mecraya gitmesin Türkiye, Allah esirgesin. Daha önceki felaketi gördüler, PKK’nın yaptığı kepazeliği gördüklerine göre, mesela bina kundaklıyorlar PKK’lılar telefon geliyor, PKK’lı belediye göndermiyor, itfaiye gitmiyor yangını söndürmeye, yolu dozerle kendileri açıyorlar, hendek açıyorlar. PKK’lılara malzemeyi belediyenin aracıyla yapıyorlar. Yani yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ne demek?  Ben bunu bir anlayayım.

GÖKALP BARLAN: Bomba koyup asfalt yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Asfalt yapılmadan önce, asfaltın altına bombayı yerleştirmişler bombaları, her yerde havaya uçuruyorlar, her yerde havaya uçuruyorlar.  

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Bir Mucizesi Daha Gerçekleşti: Lulin Kuyruklu Yıldızı

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü