Harun Yahya

Sohbetler (14 Şubat 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN:  İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye bugün de YPG mevzilerini top atışlarıyla vurmaya devam etti. Yapılan açıklamada YPG tarafından ateş açıldığı müddetçe top atışlarına devam edileceği bildirildi. Akşam saatlerinde ise Diyarbakır’dan çok sayıda askeri uçağın havalandığı, bir kısmının Irak, bir kısmının Suriye yönüne uçtuğu görüldü. Fransa, Almanya ve Amerika, Türkiye’ye top atışlarını biran önce durdurma çağrısı yaptı. PYD lideri Salih Müslim ise dün Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı; YPG, Azez’den çekilecek çağrısına, “Azez’den ve Menağ Havalanı'ndan çekilmeyeceğiz” cevabı geldi. Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesi durumunda Suriyelilerin direneceğini söyleyen Salih Müslim, Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine karışmaya hakkı olmadığını belirtti.  

ADNAN OKTAR: Salih Müslim’in Suriye’nin iç işlerine karışmaya hakkı nereden geliyor?  PKK’nın nereden geliyor? PKK orayı, bağımsız bir ülkeyi işgal etmiş durumda. Boydan boya bir ayrı devlet oluyor. “Kanton kurduk” diyor, adam. “Federatif devletler kurduk, küçük küçük devletçikler kurduk” diyor. Senin Suriye’de devlet kurmaya ne hakkın var? Ayrı bir bölge ve ayrı bir toprak oluşturmuş durumdalar. Suriye diye bir şey yok ki. PKK hakimiyeti var. Türkiye’nin Suriye ile alıp-veremediği yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sabah Gazetesi bugünkü manşet haberinde Türkiye’nin Amerika’ya 55 sayfalık rapor sunduğunu, PYD’nin Öcalan’ın talimatıyla kurulduğunu belgeleriyle anlattığını bildirdi. Sabah Gazetesinde de PKK ile PYD’nin aynı olduğunu anlatan bilgiler yayınlandı. Amerika’ya sunulan raporda Abdullah Öcalan’ın PYD’nin nasıl ve ne şekilde kurulması gerektiği gibi konularda avukat görüşmesindeki talimatları yer aldı. Öcalan’ın; “İran’da Demokratik İslam esprili bir parti. Suriye’de ise Demokratik Birlik Partisi olabilir. Suriye’nin akılsızlık yapacağını sanmıyorum. Zayıf bir rejim. Beşar’ı da fazla zorlamamak lazım. Suriye Kürtleri bu süreçte motor gücü oynayabilir” dediği ve PYD isminin Abdullah Öcalan tarafından belirlendiği anlatıldı.

ADNAN OKTAR: Ama bak MİT uzun süreden beri bu bilgiyi vermiyor. Ben defalarca söyledim, rica ettim. Elimizde belge yok dedim. Yani sizin elinizde iyi imkanlar var. Elinizdeki belgeleri verin de biz bu konuyu halledelim dedim. Allah razı olsun Hakan Hoca’dan istirham ettik. Sonunda belgeleri vermeye başladılar. Daha önce olsa ama daha hayırlı olurdu, inşaAllah. Şimdi de bak verilen belgelerle Amerika’yı aydınlatıyorlar. Önemli, iyi.

“Hocam bir Müslüman’ın münafığı teşhis etmesi mümkün müdür? Eğer bunu hissederse ne yapmalı?” Saygılar, Çiğdem Lale. E tabi belli oluyor münafık. Fakat münafık anlaşıldığını hissettiğinde bukalemun gibi renk değiştirir. Yani çok süratli renk değiştirir. Fakat alttan alta o fıtratı gider. Ama etkisizleşmesi çok önemlidir münafığın. Kendini hissedip, bukalemun gibi renk değiştirmesi Müslümanlığın lehinedir. İyi bir durum. Mesela; yüzde seksen-doksan o münafık alametlerini gizleyebilir. Hastaysa eğer hakikaten. Ama bazen de Müslüman oluyor. Münafıklığın iyi anlatılması Türkiye ve dünya çapında münafıkları çok ciddi geriletir. Yani yüzde seksen-doksan tahribatlarını azaltır. Ama günümüze uygun, yaptığımız bu açıklamalarla anlatılması lazım. Yani 1400 sene öncesini anlattığında münafık pire gibi hoplar. Yani çünkü ona dokunan bir yönü olmaz. Münafığın asrımıza göre yorumlanması çok önemli. Ben ara ara anlatıyorum. İzah ediyorum. Ayetlerle, hadislerle anlatıyorum. O zaman münafığın kaçacak, göçecek yeri kalmaz. İyice sıkışır. Ama tabii tam anlamıyla vazgeçmesi diye bir şey yok. Çünkü akıl hastasıdır münafık. Şeytandır, akıl hastasıdır. Dengesiz bir varlıktır. Makul bir insan kişiliği gösteremez. Ama çok pasifize olur. Çok pasifize hale gelebilir.

YPG, Suriye’nin havaalanını ele geçiriyor. Suriye’nin topraklarını ele geçiriyor, orada devlet kuruyor. Türkiye’ye de diyor ki; ya siz Suriye’ye saldırmak mı istiyorsunuz? Sen Suriye misin lan? Komünist örgütsün. Stalinist PKK’sın sen. Yani her yönden manyaklar. Her yönden dengesizler.

Özetle kadınlar çiçek gibi giyinecek. Mini etek de giyecek, dekolte de giyecek. Danimarka, Norveç, İsveç gibi olacağız. Kadınlara her yerde saygı duyulacak. Daha önce mesela; filmlere falan bakın. Kadınlar çok şıktır balolarda. Sırt dekoltesi... Çiçeğe bakar gibi saygıyla. Mesela; kadın arabadan inerken elinden tutulur indirilir. Mesela; bir lokantada falan kadın öncen geçer. Erkek önden geçmez. Her yerde nezaket vardır kadına. Olağanüstü hürmet vardır. Kardeşim bak mesela çiçek gibi bayağı güzel. Yanından bile geçemez ama öyle tipler yani. Namuslu, haysiyetli, olabilecek en güzel noktada. En yüksek nokta. İffetleri mükemmel. Kimse göz göze dahi gelemez.

Esin Yalçın; “Kim ne derse desin seviyorum seni. Dürüstsün, çünkü neysen O’sun.” Seviyorum seni delikanlım falan.

“Adnan Bey, müzik, dans sizin vazgeçilmeziniz olsa gerek. Ne zaman kanalları karıştırsam sizin kanala sıra geldiğinde ya dans ediyorsunuz ya müzik çalıyor. Doğrusu hayret bu enerjiyi nereden alıyorsunuz? Bize de yol gösterin.”

“Hocam hiç yabancı ülkelere gittiniz mi?” Hasan Karakuş. Gideceğiz. Mekke, Medine, Kudüs’ü şerif. Efendim Roma, Heraklion şehri.

Diyarbakır Sur’da 16 kilometre tünel bulunmuş. 16 kilometre tünel. Böyle örümcek ağı gibi doldurmuşlar. Çözüm süreci diye diye adamlar şehrin altını köstebek yuvasına çevirmişler. Gece gündüz dedim bu adamlar rahat durmaz. Tünel açarlar dedim açıkça söyledim. Silahlanırlar, her şeyi yaparlar. Bomba yerleştirirler. Büyük bir tehlike bu dedim.

“Hocam, Darwinizm nasıl bir büyüdür ki dünyayı kaplamış durumda ve siz nasıl bir insansınız ki tek başınıza aslan gibi kükrüyorsunuz. Bütün Darwinciler çalı arkasına saklanıyor. Helal olsun Hocam size. Adeta şeytani sisteme karşı bir set gibisiniz” diyor, Gökhan Işık.

“Hocam bazen dışarıdaki insanları izliyorum. Bazıları tıpkı bir robot gibiler. Sanki ruhları yok. İnsanlar bu halden nasıl kurtulacak? Birçok insanda mutsuzluk, perişan bir görüntü var” diyor, Ferhat Eker. İşte Allah’tan uzak olunca böyle oluyor.

“Hepinize hayırlı geceler. Programınız harika. Yalnız kamera çekiminiz pek iyi değil. Biraz daha geniş açı alırsanız sevinirim.” Engin Özay.

Ufuk Eser; “Hocam bazıları da dekoltenin suyunu çıkartıyorlar.” Onu kadınların tercihine bırakmak lazım. Şimdi erkek kıyafetin suyunu çıkarıyor. Mesela; çok abartılı giyinen delikanlılar da oluyor. Garip şeyler. Elleme giysin ya. Kafasına ilginç bir şey takıyor falan. Dikkat çekmek istiyor, hoşuna gidiyor. Yapıyorsa yapsın. Kadın da istediği gibi dekolte giysin. Ne alakası var? Duruma göre, şartlara göre, kültüre göre bu değişir. Yani mesela sen orada yüz kişilik bir topluluk içerisinde sorsan, yirmi tanesi iyi diyecek, yirmi tanesi olmamış diyecek, yirmi tanesi kanaatim yok diyecek. En iyisi hiç karışmamak. İnsanlara baskı yapmanın bir alemi yok. Yani helal olduğuna göre istediği gibi giyinsin. Ne mahsuru var? O zaman delikanlılar için de bunun aynısını söylüyor adam. Yani onun önü sonu gelmez. Bu çarşaflı kadınlara da adamlar deli gibi bakıyorlar. Birçok yerde var. Var mı öyle resimler sende?

BÜLENT SEZGİN: Birkaç resim vardı.

ADNAN OKTAR: Bak kadın kapalı ama fark etmiyor işte. Bak sırıtarak bakıyor.

KARTAL GÖKTAN: YPG güçlerinin bulunduğu bölgeye Türkiye’den top atışı yapılmasına Şam yönetiminden tepki geldi. Açıklamada olay için “Türkiye’nin terör örgütlerine doğrudan desteği” denildi. Suriye Dış İşleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’e yazdığı mektupta yer alan iddiaya göre ise Türk kuvvetlerinden oluşan yüz kişilik silahlı bir grup kamyonetlerle Suriye topraklarına girdi. Mektupta kamyonetlerle, ağır makineli silahların birlikte olduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum bu komünist Stalinist bir örgüt, terör örgütü YPG, Esad bundan memnun mu ben anlamıyorum ki, kendi ülkesini işgal ediyor adamlar, orada geniş bir alanda hakimiyet kuruyor, oh ne iyi yaptınız diyorlar. Adam Stalinist devlet kuruyor ne güzel oldu diyor. Türkiye de YPG’ye karşı kendi vatanını savunduğunda siz ne yapıyorsunuz ya diyor? Yani mantık örgüsü tepe takla gitmiş vaziyette. Siyah beyaz olmuş, beyaz siyah olmuş bir gariplik var. Ya Esad konuyu kavrayamadı ya üstünde baskı var ki yüzde doksan dokuz böyle.

Nevin Hanım, Nevin anne yazmış, “Adnan Bey oğlum Allah sana sağlık, güç kuvvet versin, seni sevenlerin sayısını, senin sevdiklerinin sayısını arttırsın” diyor.

“Hocam iki soru sormak istiyorum Hz. Mehdi (a.s)’nin kadınlar konusundaki tavrı nasıl olacak?” Semih Ören.  Şam’a kadar diyor Peygamberimiz (s.a.v.), istedikleri gibi hanımlar gidecekler. Ve kimse ne sözlü ne fiili onları rahatsız etmeyecek Şam'a kadar tek başına. Bu ne demek? Allah’tan korkmayan Mehdi (a.s)’den korkacak demek. Bir şey yapacağından değil de rezil eder diye korkacak çünkü söylese biter. “Mehdi (a.s)’den denizdeki balıklar, gökteki kuşlar bile razı olacak.” Demek ki herkes razı olacak.

YPG açıklama yapmış, “Türk ordusu milli bir ordudur, hiçbir zaman bizim hedefimizde değildir” demiş.
Dalga mı geçiyorsunuz siz? Gece gündüz askerle polisle çatışıyorsunuz zaten, Stalinist, komünist, Apo’cusun Allah Allah. Orayı işgal etmişsin devlet kurmuşsun manyak herif. Hayret bunlar öyle aptal ki en ilkel zekadan bile deli bu adamlar hayret edecek şekilde bir manyaklık ve yalancılık kafaları var.

“Hocam şeytan nasıl bir varlıktır, kendi taraftarlarına göründüğü oluyor mu? Yani bir kere aklın ihtiyarini kaldıracak hiçbir olay, hiçbir zaman, hiç kimseye olmamıştır, hiçbir peygambere de olmamıştır. Diyorlar ya Peygamberimiz (s.a.v.) elini tuttu şarıl şarıl sular aktı falan bu doğru değil bu. Elinden diyor terkos çeşmesi gibi sular aktı diyor falan. Bu aklın ihtiyarını alır böyle bir şey olmaz. Ama mesela şöyle oluyor, bir yerde bir göze oluyor, Peygamberimiz (s.a.v.) eliyle açıyor gözeyi daha fazla su çıkıyor bu makul. Aklın ihtiyarını kaldıracak hiçbir şey olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) vefat ederken bile bayağı rahatsızdı yani ben insanım diyor imtihan oluyorum. Nerdeymiş öyle aklın ihtiyarın kalkması? İşte evrimcilere de cevap, gökte otuz kilometre genişliğinde bir kanatlı insan oluyor ve geliyor, geliyor, geliyor, ayette söylüyor Cenab-ı Allah. Geldi yaklaştı, efendim neredeyse yüzüne dokunacak derecede. Sonra yavaşça usulca yere ayağını koyuyor Resulullah (s.a.v.)’ın cübbesi falan çok düzgün üstü başı, alıyor bayağı kuvvetli sıkıyor Peygamberimiz (s.a.v.)’i böyle nefes alamayacak şekilde sıkıyor. Bırakıyor üstü başı buruşuyor görülüyor yani hayal görmüyor elbise de buruşuyor. Oku diyor, Ya Rabbi ben okuma bilmem diyor, bir daha sıkıyor ben okuma bilmem diyor sonra baygınlık geçiriyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sonra ayet iniyor baygınlık hali geçirince koşarak aşağı koşuyor. Hatice annemizin bulunduğu yere eve “beni örtün beni örtün” diyor ama bayağı titriyor Peygamberimiz (s.a.v.) acayip korkuyor yani korkuyor işte insan. “Sana müjdeler olsun” diyor Hz. Hatice çok mübarek bir anne, çok güzel bir anne, insancıl, akıllı, alime çok müşfik davranıyor, “o gördüğün Cibril Emin gönlün çok rahat olsun sen peygambersin sana müjdeler olsun” diyor. Çok uzun süre bu böyle devam ediyor bayağı zor onun şartları.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Hz. Musa (a.s)'yı da anlatmıştınız Adnan Bey, Allah korkusunu yatıştırmak için, Şeytandan Allah'a sığınırım, “Korkma yanımda gönderilenler korkmaz” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, defalarca korkmaması için uyarıyor defalarca.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Şeytandan Allah' a sığınırım, “Korkma Ben sizinle birlikteyim, görüyorum ve duyuyorum” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii onu şey yapamıyor insanoğlu işte insani özellikleri olduğu için baş edemiyor kolay kolay.

“Neşeni, aşkını, heybetini, muhteşem yeşil gözlerini severim, maşaAllah Allah seni nuruyla sarsın, en değerli varlığım, hazinem Allah dünya ahiret yanından ayırmasın” diyor. Melike yazmış. MaşaAllah.

“Hocam bir Müslüman’ın münafığı teşhis etmesi mümkün müdür, eğer bunu hissederse ne yapmalı?” Tabii münafık alametleri görebilir, teşhis edemez yani her Müslüman’da da olabilir münafık alameti az veya çok mesela korku bile bir münafık alametidir. Çünkü münafık çok korkaktır, şiddetli korkaktır ama müminde de olur korku, mümin bunu ezecek, iradesini kullanıp ezecek. Hissederse, bir şey yapamaz münafık, gücü yok kaderdeki kadar hareket edebilir yani özgür yaratmış olsaydı Cenab- ı Allah haşa zaten öyle bir şey olmaz da yani münafıklar İslam, din, iman, Allah, Kitap, kazırdılar dünyayı, Allah öyle sonsuz imkan verse darmadağın eder ama yapacağı belirli bir güç o kadar yapabiliyor Allah'ın dediğinin dışına çıkamaz. 

“YPG’nin ne olduğunu Hocamız Sayın Adnan Oktar aylar önce anlatmıştı, Hocamız YPG’yi deşifre ettiği dönemlerde insanların büyük bir bölümü YPG’yi tüp markası falan sanıyordu” diyor. Tüp gaz markası.

Tüm peygamberlere deli denmiştir onun için Peygamberimiz (s.a.v.) deli denmedikçe insanın imanı kamil olmaz diyor.

Başbuğ çok mübarek bir insandı, gerçekten eğer o olmasaydı Türkiye çoktan komünist olurdu Allah vermesin müthiş bir milli direnç gösterdi, polisi çok güzel yetiştirdiler, polisin içine ülkücülük ideoloji olarak oturdu inanç olarak yani. Osmanlı kültürü yani çok şahane bir yapı oluşturmuş oldu. Allah gani gani rahmet etsin öyle olmasa çünkü boşluk oluşmuştu komünizm gelişiyordu yani ideoloji yoktu. Atatürkçülük var ama zayıflamıştı gücü bir ideolojiye ihtiyaç vardı bu da ülkücü ideoloji ama nefis yani çok akılcı Osmanlı, Selçuklu kültürüyle karışık İslam ahlakına dayalı gayet güzel yetiştirdi gençleri maşaAllah. Bak daha hala onun etkisi devam ediyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bugün Başbakan Davutoğlu Erzincan’da Cem Evi ziyaret etti.

ADNAN OKTAR: Erzincan’da?

BÜLENT SEZGİN: Erzincan’da ve semah törenini izledi konuşmasında şöyle diyor; “Buraya yaptıklarımızı anlatmaya gelmedim, sizin ceminize hayırlı olsun demeye geldim, Allah ülkemizi bütün şerlerden muhafaza eylesin, hayırların kapısını bütün milletimize açsın, Allah bize Hakk’ın tevhidi, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in muhabbeti ve onun ehlibeytine duyulan muhabbetten ayırmasın. Hz. Ali (r.a) ve on iki imamın yolundan ayırmasın.” Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: İşte bak Aleviliğin güzelliğini görüyor musun? Kadın erkek karışık ne kadar güzel. Mesela Sünni inançta bu asla olmaz. Bak tertemiz insanlar, hanımlar hanım, beyler bey bu müthiş bir güzellik. Alevilik işte bu bağnazlığın kapısını kapatmış. Müslümanca, kardeşçe, sevgi dolu birlikte yaşamanın yolunu göstermiş. Allah da Aleviliği başarılı kılmış Anadolu’da, bir nimet bir güzellik denizi olarak her yeri kaplamış. Başbakan’ın da bu güzel konuşması çok hoş olmuş tebrik ediyorum. Alevileri ben eskiden beri övüyorum Alevi kardeşlerimizi bu hükümete de bir ferahlık sağlıyor çünkü hükümetin üstünde Sünni bazı bağnazların acayip baskısı var Alevilere karşı onların kalbinde bir sevgi pek olmaz ama hükümet aydın bir hükümet, ilerici bir hükümet olduğu için sevgiyle Alevi kardeşlerimize yaklaşıyor. Toplumda da Alevi sevgisi şuan çok yüksek, eski flu karanlık günler geride kaldı.

Sanki YPG’yle IŞİD’i durdurabileceklermiş gibi. YPG sadece çapul ordu, çapulcu. Bombalanan yerlerde çapul yapan aşağılık pis çakallar yani. IŞİD’le karşı karşıya gelseler bunlar terliksiz kaçar. Yani daha detay vereceğim de nasıl kaçacaklarına dair fakat konuya girmek istemiyorum. Ödleri kopuyor yani. IŞİD bunları bir gecede bitirir istese, bir gecede yani.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce Kobani olaylarında siz tarif etmiştiniz etekle makyajla kaçmışlardı.

ADNAN OKTAR: Kobani’ye hakikaten saldırdığında IŞİD hepsi kadın kılığına girdiler. Makyaj yapmışlar, yerlerde hep makyaj malzemeleri falan, kadın kılığında böyle çığlıklar atarak kaçmışlardı. Ben IŞİD doğru yolda demiyorum. Tabii ki şiddete şiddetle karşıyız. Ama bu alçaklar korkak, haysiyetsiz, cinsi sapıklardan oluşan köpek ordusu. Hepsi uyuşturucu müptelası, pislik herifler. Hep otçu takımı yani.

Cumhur aslan, Allah’tan ona özel bir yetenek. Yani kimse alınmasın ama Türkiye’de üstüne sanatçı kabul etmiyorum. Yani net, aksini söyleyen yanıma gelsin. Ama tabii Anadolu delikanlısı, belki kıymeti o kadar bilinmiyor olabilir. Çevresi yeteri kadar o imkanı sağlayamamış olabilir. Bence Ortadoğu Balkanların bile en iyi sanatçısı diyebilirim. Çok yetenekli, sesi muhteşem, imanlı, temiz bir Osmanlı delikanlısı. Allah ömrünü uzun etsin. Allah hidayetiyle sarsın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sosyalistler öz yönetimi tartışıyor adlı panelde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ; “Biz öz yönetimi İzmir için de istiyoruz. Biz öz yönetimi sadece Mardin, Şırnak için istemiyoruz, aynı zamanda İzmir için istiyoruz. Öz yönetim ezenlerin ve hakim sınıfların ortaya koyduğu yönetime karşı çıkıştır. Ezilen insanlığın özlemi olmuştur. Türkiye’de haklarına ayrılık dayatılmıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim çaktırmadan tatlı tatlı İngiliz derin devletinin oyununa geliyorlar, haberleri bile yok. Öz yönetim bilmem ne falan, arkasında ne olduğu belli. Çocuk olsa bunu anlar. Zaten onlar İzmir’i bölmek istiyor. Almak istiyorlar İzmir’i. İstanbul’u ayrı bir bölge olarak almak istiyorlar. Antalya bölgesini ayrı almak istiyorlar. Karadeniz de ayrılsın diyorlar. İç Anadolu’da sadece Türkler kalsın diyorlar. Konya, Ankara, Karaman, Kırşehir işte belirli bir bölge. Onun dışında “denizle bağlantısını tamamen keselim Türklerin” diyorlar. Yani “o dar bölgede imha edeceğiz” diyorlar özetle. O hanım artık, hanımefendi mi diyelim ne diyelim? Çok yanlış düşünüyor. Bilmeden büyük bir oyuna geliyor. Özetle böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Yani ben bensem, sen sensen, ben ben olduğum için benim, sen de sen olduğun için sensin. Allah’ın izniyle asla müsaade etmeyiz. Olur, şöyle olur; kıyamet kopar, kainat yeniden oluşur, cennet cehennem ehli ayrılır. Orada nasıl istiyorsa tavrını görür. Allah ona göre değerlendirir. Bunun dışında mümkünü yok. Türk İslam Birliği’ni sen engelleyecek bir sistemin içerisine gireceksin, biz de seyredeceğiz. Akıllı derler akıllıyı gördü mü değneğini saklarmış derler. Deneme yapmaya gerek yok. Bak çok küçük bir numunesini gördüler, çığlık çığlığa kaçtılar. En hafifindendi bu yani ki en hafifini de istemeyiz. Oradaki olan olaylar isteyeceğimiz şeyler değil, mecburen olmuş oluyor. Allah vermesin. Yani o mecburiyet bizim istediğimiz bir şey değil. Öz yönetim, öyle bir şey olmaz. Öz yönetim federasyon demektir.

Böyle bir yorum görülmemiş varsa getirsinler. Cumhur hakikaten gerçek sanatçı. Allah aşkıyla söylüyor. Allah aşkıyla söyleyince artık o ağızdan Allah tecelli eder. Şahıs, şahıs olmaktan çıkar. Müzik aletleri müzik aleti olmaktan çıkar direkt tecelliye dönüşür. Burada direkt tecelli var maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün Elazığ’da, bugün de Erzurum, Isparta, Kütahya, Ordu, Yozgat merkez ve Boğazlayan ilçesinde ’Karanlık Tehlike Bağnazlık’ isimli eseriniz toplam 32.500 adet olarak halka ücretsiz olarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Deccaliyete ağır bombardıman yani maşaAllah ilimle irfanla.

KARTAL GÖKTAN: Fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Elazığ fotoğrafları bunlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bunlar da oranın aslanları. Mükemmel bir eser oldu.

BÜLENT SEZGİN: Erzurum ekibi.

ADNAN OKTAR: Erzurum’un aslanları.

BÜLENT SEZGİN: Isparta.

ADNAN OKTAR: Isparta’nın koçyiğitleri.

BÜLENT SEZGİN: Kütahya.

ADNAN OKTAR: Kütahya’nın aslanları.

BÜLENT SEZGİN: Ordu.

ADNAN OKTAR: Bunlar Ordu aslanları.

BÜLENT SEZGİN: Yozgat.

ADNAN OKTAR: Hay MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Ve dağıtımdan karışık resimler.

ADNAN OKTAR: Aslan hepsi aslan.

BÜLENT SEZGİN: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ahir zaman sahabeleri çok güzel maşaAllah elhamdülillah. Allah şevklerini artırsın. Allah nurunu her yerlerine, ruhlarına, bedenlerine sardırsın. “Ya Rabbi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) içimi nur yap dışımı nur yap her yerimi nur yap damarlarımı sinirlerimi her yerimi nur yap” diyor. “Nur kesileyim” diyor. Nur kesildi Resulullah (s.a.v.). Cenab-ı Allah’ın hikmeti her yeri nurdur maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette şöyle buyuruyor şeytandan Allah’a sığınırım “Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)

ADNAN OKTAR: Dedem dünya tatlısıydı Resulullah (s.a.v.). Kum gibi münafık kaynıyordu şimdi biz daha rahatız tabii. Şimdi münafığa tek tük rastlanıyor. O zaman kum gibi kaynıyor. O ortamda asker yok, polis yok, jandarma yok, savcı yok korkunç bir ortam. O öyle bir ortamda İslam’ı yaydı maşaAllah bak dedem aslanım. Dünyalar güzeli dedem 63 yaşında şehit edildi. Üç yıl önce o kadının verdiği zehrin etkisiyle. Sürekli damarlarımda hissettim diyor. Dünya tatlısının dişlerinde falan her yerinde ve ağız içinde zehir çok şiddetli etki yapmış. Ama korumayı tam bilmemişler Peygamberimiz (s.a.v)’i. Biraz rahatlık varmış yanlış olmuş. Bir hayır vardır ayrı.

Bak o hanım kızlarda bir nur ışığı var. Niye? İffetten imandan kaynaklanıyor. Hiçbir insan onların tüyüne dahi dokunamaz. Gözüyle de dokunamaz eliyle de dokunamaz. İşte buna iffet derler. O yüzden böyle nur gibiler tertemiz. Giyinsin dekolte de giyinsin çiçek gibi giyinsin iftihar ederiz güzelliğini görürüz. Ama nezaketi vardır öyle öküz gibi bakılmaz. İnsan gibi bakarsın Allah’a şükür edersin hamd edersin ve saygı duyarsın. Norveç’te, İsveç’te, Danimarka’da her yerde oluyor Ortadoğu’da olmuyor. Kardeşim sana oyun oynamışlar. Sana bir şey yapmışlar. Ve cinsi sapıklık yayılmış bunun sonucunda. Oyunu fark etsene. Oyunu fark etsene. Fıtratını bozdurmuşlar sana. Fıtratın gitmiş. Başka bir şeye dönüşüyorsun Allah vermesin. Lut kavmine döneceksin. Lut kavmine döneceksin. Allah helak eder aklını başına al.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak’ta teröristler tarafından yola tuzaklanan el yapımı patlayıcı zırhlı aracın geçişi sırasında infilak ettirildi. Patlamada dört güvenlik görevlisi yaralandı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde ise akşam saatlerinde teröristler tarafından iki okul ateşe verildi. Yangın söndürmeye gelen itfaiye ekibi de hendek ve barikatlar nedeniyle sokağa giremedi. Ayrıca sokak aralarından itfaiye aracına ateş açıldı. Bölgeye giremeyen itfaiye ekipleri de istasyona geri döndü. Bir de video vardı yanan okullar.

ADNAN OKTAR: Gazileri tebrik ediyoruz. Kabadayının şanındandır. Façasıyla gezecek kabadayı. Yani ne kadar faça kabaysa o kadar delikanlılığın şanına uygun düşer. Okul yakıyormuş istediğin kadar yak. Ne yapıyorsan yap. Hiçbir şekilde bu vatanı sana böldürmeyiz. Okul yakan yanar. Yani mutlaka karşılığını alırlar. Kanunla hukukla karşılığını alacaklarını bilsinler.

KARTAL GÖKTAN: Güzel çocuk resimleri vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Allah’ın Cemal ismi maşaAllah. İşte gelenekçi kafada, Ortodoks kafada haşa asla olmaması gereken bir şey, çiçek gibi işte güzel, bakımlı, tertemiz bırak her yer güzel olsun.

Anlatın bir şeyler bakayım dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye, Yunanistan sınırı yakınlarındaki Dedeağaç’ta üç İngiliz ajanı silah ve mühimmatla yakalandı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye, Yunanistan sınırı yakınlarındaki Dedeağaç’ta üç İngiliz ajanı silah ve mühimmatla yakalandı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim olay İngiliz derin devletinin olayı, Güneydoğu’da Kürt sorunu PKK, MKK öyle bir şey yok. Londra’dan idare edilen bir teşkilat var PKK diye idare edilen bir teşkilat var. Londra’da Chatham House’la bağlantılı bir teşkilattır PKK, oradaki derin devlet yönetiyor. Abdullah Öcalan defalarca anlatıyor herkes biliyor MİT de biliyor, herkes biliyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond “Suriye’deki iç savaşa bir telefonla son verecek tek bir kişi var o da Putin” dedi. Hammond “Halep’teki durum çok endişe verici, Ruslar halı bombardımanı taktiği uyguluyor. Muhaliflerin kontrolündeki sivil bölgeler rastgele bombalanıyor. Ruslardan altına imza attıkları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Hukuk kapsamındaki hükümlülüklerini yerine getirmelerini talebinde bulunuyoruz” diye konuştu. 

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond “Suriye’deki iç savaşa bir telefonla son verecek tek bir kişi var o da Putin” dedi. Hammond “Halep’teki durum çok endişe verici, Ruslar halı bombardımanı taktiği uyguluyor. Muhaliflerin kontrolündeki sivil bölgeler rastgele bombalanıyor. Ruslardan altına imza attıkları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Hukuk kapsamındaki hükümlülüklerini yerine getirmelerini talebinde bulunuyoruz.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim öyle aciz üsluba gerek yok. Birleşmiş Milletler olaya el koysun, NATO olaya el koysun konu kökünden halledilsin. Ama yapamazlar Hz. Mehdi (a.s) zuhuruna kadar bu kargaşa devam eder söyleyeyim. İmam Mehdi (a.s)’nin dışında çözüm yok, istediklerini yapsınlar ne NATO’nun gücü yeter, ne Birleşmiş Milletler’in, ne Rusya’nın, ne Çin’in hiç kimsenin gücü yetmez.

Sena, “Canım Hocam, münafıklığı o kadar detaylı anlattın ki bir gecede adeta kitabını yazdın” diyor maşaAllah. Evet.

Herkes bana bir münafık alameti anlatsın bakayım ayrı ayrı.

OKTAR BABUNA: Münafıklar çok kibirli ve enaniyetli oluyorlar şeytanın bütün karakteri aşağılık özellikleri bir münafığın üzerinde tam tecelli ediyor. Onun kaypaklığı, şeytanın enaniyeti, kibri, akılsızlığı, ahmaklığı olduğu gibi münafıkta tecelli ediyor. En sonunda zaten siz demiştiniz münafık tam bir şeytan özelliği oluşturuyor, en uç aşamasında tam şeytanlaşıyor demiştiniz inşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Müslümanların arasında yakın bir yarar için kalıyor menfaatiyle çeliştiği zaman müminlerin arasından ayrılıyor daha iyi bir şey bulduğunda.

KARTAL GÖKTAN: Peygamberimiz (s.a.v.) münafıkların yalnız başına kaldığında tembelleştiğini söylüyor. Siz de detaylı olarak anlatmıştınız. Yalnız başlarına kaldıklarında ufka bakarak boş konularla uzun vakitler geçiriyorlar. Halk içindeyken ise faal olurlar diyor Peygamberimiz (s.a.v.) gösteriş için yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Münafığın konsantrasyonu yalnızken olur. O şeytanla bağlantıya geçiyor orada artık o ruhundaki iblis karakteri çıkar. Mesela saatlerce o şeytanıyla murakabe halinde olur, bağlantı halinde olur. Ama insanların içerisinde kendini gizlemesi gerektiği için başka bir maskeye bürünür. Yalnızken çok iblistir. Yani mesela gizli bağlantı kurmalar, gizli planlar yaptığı pislikler işte boşa vakit geçirme de en ziyade o zamanda olur. Mesela bakar bakar bakar yahut açar telefonu mesela saatlerce konuşur. İnternette mesela saatlerce boş şeylerin peşinde gider. Yani Allah’a gönül vermediği için Allah’ın dışında her şey onu ilgilendirir. Bir tek Allah’la bağlantı kurmak istemez. Allah’ı unutmak için her şeyi yapar. O saatlerce boş konuşmanın nedeni de odur. Allah’ı unutmak için yaptığı bir çalışma oluyor. Kendini uyuşturmak için yaptığı bir çalışma.

ŞERİF BEY: Yine siz söylemiştiniz övüldüğü zaman çok iş yapacağını  yalnız İslami konularda şevkinin az olduğu için o konularda yavaş davrandığını uyuşuk davrandığını söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet övülmediğinde tavrı bozulur.

ERCÜMENT ADEMOĞLU: Çok kibirli oluyorlar kendilerini haşa Allah’tan bile üstün görebiliyorlar inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnfak etmekten çok çekiniyorlar, sadaka vermek çok büyük acı oluyor onlar için.

ADNAN OKTAR: İslam’a hizmet mesela iki satır bir yazı bile İslam için iki satır konuşma bile ağırlarına gider.

ALİ BEY: Müminleri düşük akıllı görüyorlar.

ADNAN OKTAR: Müminleri hep akılsız, kendilerini çok zeki, çok akıllı görür münafık ana özelliği o.

ERDEM ERTÜZÜN: İtaat çok ağırlarına gidiyor. O yüzden bir mazeret bulup elçinin yanından uzaklaşmak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Münafığı en çok rahatsız eden birisinin itaati altında olmaktır. O müstakil kendini böyle dünya yöneticisi gibi görür. Allah’tan üstün görür. Onun için birisinin onun üstünde olduğunu görmek, itaat münafığı delirtir adeta.

GÖKALP BARLAN:  Ticaret ve eğlencede hemen o yöne elçiyi yarı yolda bırakıp o yöne doğru eğilim gösteriyorlar.

EREL AKSOY: Esas nefret ettiği Allah olduğu için, Peygamber (s.a.v.)’i ve imamı da sevmezler. Müslümanları da sevmezler, küfre meyil gösterirler.

ADNAN OKTAR: Asıl öfkesi Allah’adır, Allah’tan büyük görür kendini o yüzden müminlere karşı öfkeli oluyor.

BÜLENT SEZGİN: “Namaza kalktıklarında isteksizce kalkarlar” diyor. “İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar.”

CİHAT GÜNDOĞDU: Ayetlerin olmadık yorumlarını yaparlar. Müteşabih olanlarına uyarlar ayetlerin.

ADNAN OKTAR: Yani kendine göre tabii şekillendiriyor münafık ayeti kendi çıkarına göre. Mesela saatlerce boş duruyor “ne yapıyorsun?” diyorsun “tefekkür ediyorum” diyor mesela beş saat beş saat öyle televizyona kilitlenip bakıyor bakıyor bakıyor hâlbuki hiçbir şey düşündüğü yok. Şeytani bir bağlantı içerisinde şeytan ona hulul etmiş halde. Ama sen ona sorsan her şeyi şeytani bir zekâ göstererek açıklar yani ondaki hiçbir ahlaksızlığın cevabı yoksa yok diye bir şey olmaz. Hepsine cevap verebilir.

OKTAR BABUNA: Siz örnek vermiştiniz küfre yaranılacak yazılar yazması Allah’tan dinden bahsetmiyor. “Niye böyle yapıyorsun?” dediğinde de “ben aslında işte onları doğru yola sevk etmek için bu şekilde dinden bahsedersem benden uzaklaşırlar hâlbuki böyle olunca onları dine sevk edeceğim” gibi bir açıklama getiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii kâfir görünümümle bana yaklaşırlar diyor. Ama Müslüman görünüm bana… Kâfir görünümde sana yaklaşıyor sen de kâfirleşiyorsun, o da kâfirleşiyor kâfir kâfirle beraber olmuş oluyor. Ben hizmet ediyorum diyor. Hâlbuki adamın kâfirliğini arttıran bir mahlûktur münafık yani kâfiri de batırır münafık. Kâfiri daha kâfir yapar. Münafığı daha münafık yapar. Daha da azgın hale getirir. Şeytan münafığa hayrandır. Yani şeytan çok beğenir münafığı. Kendi adamı olduğu için yani kendi talebesi olduğu için ondan gurur duyar onu iyi yetiştirdiği için.

GÖKALP BARLAN: “Ülke ülke dolaşmaları seni aldatmasın” diyor Yüce Rabbimiz. Çünkü gezmeyi hava atmayı çok seviyorlar.

CİHAT GÜNDOĞDU: Küfrün yemek kültürüne eğilimleri oluyor.

ADNAN OKTAR: Hayır insan yemek nimet olarak beğenir de aşağılık kompleksinden bu olaya yaklaşıyor yani. Onu bir yüceltme vesilesi olarak görüyor. Yani Müslümanlara üstünlüğü açısından önemli görüyor onu. Yoksa tabii ki mesela birçok mutlak Müslüman istifade edebilir nimettir ama onun derdi yemek yemek olmuyor. Onunla kendini yüceltmek olur. Mesela farz edelim keçi dili kızartılmış getirilmiş ya diyor ben diyor işte Japon usulü keçi dili yedim. Hepinizden üstünüm diyor. Keçi kolu yiyebilir. Kürek yiyebilir. Kürek kısmını. Pirzolasını yiyebilir. Demek ki bambaşka bir kafaya girecek yani.

SEMİH MERİÇ: Münafıklar bilmişlik taslayarak ortaya çıkıyorlar Adnan Bey çünkü kendini bir şey bildiğini iddia ederek ortaya çıktıklarında müminlerin onlara karşı öğüt vereceğini sanıyorlar. Çünkü müminler ancak kendisinden bir bilgi sahibi olan kişilerle muhatap olacağını bildikleri için kendisini bilmiş o yüzden şeyh havasında onlara sunarak onlara öğüt vermeye çalışıyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi münafık karanlıklarda fitnesi çıkar mesela kapanır odasına yahut kapanır hücresine orada işte şeytanla transa geçer. Orada müminler onu kontrol edemediği için o şeytani ruhun üstüne çöker. Mesela telefonu varsa telefonu bilgisayarı varsa bilgisayarı. Eğer yoksa fısıltısı yahut yazı yazar. Mesela mektup yazar bir şekilde onu ulaştırır. Ama tabii Peygamber (s.a.v.) dönemini anlatırsak insanlar anlayamazlar en iyisi asrımıza göre anlatılmasıdır. Kavramaları için. Mesela telefon onun şeytanla bağlantısı için bir araçtır. Şeytana açılan bir kapıdır telefon onun için. Mümin için hayır kapısıdır. Onun için şer kapısıdır münafık için telefon. Bir kapı gibi. Şeytanla bağlantıda telefonun düğmesine basar şeytanıyla bağlantıya geçer. Saatlerce artık. Ne kadar onu şeytan tutabilirse. Yahut ne kadar dayanabilirse şeytanla o transı devam eder. Kimsede görmediği için mesela sezdirmez. Mesela görsen sessizce telefonu kapatır sen de bir şey diyemezsin. Münafık da buna göre tedbirli olur. Mesela bilgisayarı da şeytan dünyasına açılan bir kapı gibidir onun için. Müminde rahmet dünyasına açılan bir kapı gibidir. Mümin onun için rahmet için kullanır, münafık şeytanlık için kullanır.

ŞERİF BEY: Evet siz yine söylemiştiniz münafığın müminlerin yanında bir müddet bulunacağı yeri geleceğini bütün hayatlarını geçireceğini yine de küfürle hiçbir zaman bağlantısını kesmeyeceğini ve bir gün mutlaka küfrün yanına tekrar geri döneceğine inandığını söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Müminlerin yanında münafık, münafık alametlerini duyduğunda komaya girer ama ölmez. Komaya girer komada yaşar. Mesela kalbi yirmi saniyede bir atar. Mesela bir dakikada bir nefes alır ama ölmez. O öyle yaşamını devam ettirir. Ama uygun bir fırsat bulduğunda nefesi sıklaşır kalp atışı da hızlanır yeniden ayağa kalkar. Ama o çizgi kopmaz münafıkta. Yani o küfürle bağlantı kopmaz. Koparsa delirir münafık. Gerçek münafıksa delirir yani. Çünkü şeytan onu delirtir o zaman. İllaki küfürle bağlantılı illaki pislik yapacak. Onu cehenneme düşürünceye kadar münafığın yakasını bırakmaz şeytan. Mesela akşam oldu mu hadi bakayım der kapıya gel benim dünyama gel der o telefonuyla oradan öyle şeytanın dünyasına bir giriş yapar. Etrafta kimse yok her yer karanlık der. Benim karanlık dünyama gel der. O da onun peşi sıra gider yani şeytan ne diyorsa onu yapar. Ne iblislik varsa yapabildiği kadar yapar sonra şeytan ondan çekilir onun yorulduğunu gördüğünde veyahut işte müsait olmadığını gördüğünde onu bırakır. Kendi haline bırakır.

İBRAHİM AKMUGAN: Elçinin kendisi hakkında bilgi edinmesinden çok endişelidir. Rahatsız olur. O bir kulaktır diye ifade kullanır.

ADNAN OKTAR: Münafığın en korktuğu şey istihbarattır yani Müslüman’ın onunla ilgili edeceği bilgi. Onun için şuan ki teknoloji tabi münafıklar için çok muazzam imkân sağlıyor. Mesela telefon teknolojisi, bilgisayar teknolojisi. Münafık bu konularda çok bilgili olur. Şeytanın verdiği bilgi, acayip yetenekli olur. Mesela saniyesinde delilleri yok edebilir. Münafık kolay kolay yakalanmaz. Kâfir yakalanır ama kâfirin aklı daha zayıf olur. Münafığın zekâsı daha yüksektir aklı hiç yoktur zekâsı şeytanın zekâsıyla aynı olduğu için ama hilesi zayıf oluyor. Yani güçsüzdür hilesi.

CİHAT GÜNDOĞDU: Başkalarını siper edinerek yer değiştirebiliyor. Ve onun yanına yaklaşabiliyor gizlice bilgi edinmek amacıyla.

ADNAN OKTAR: Mesela Peygamber (s.a.v)’in yanına yanaşıyor birisiyle mesela üç kişinin içinde gizlenerek geliyor. Peygamber (s.a.v.) geldiğini görmüyor. Ya diyor Nuaymoğulları’ndan falanca diyor çirkin tavırlar yapıyor diyor sessizce orada dinliyor. Hâlbuki orada Peygamber (s.a.v.)’e haber vermiyor. Sonra o üç kişiyle beraber sessizce çıkıp gidiyor. Peygamber (s.a.v.)’den istihbarat elde etmiş oluyor. Münafığın yöntemlerinden biridir bu.

OKTAR BABUNA: Başka yöntemlerini de örnek vermiştiniz. Mesela imamla birlikte bir sohbet ortamında odadan çıkar çıktıktan sonra hissettirmeden döner kapının aralığında dinlemeye başlar. Yakalandığında ne yapıyorsun burada denildiğinde işte çok güzel hikmetli konuşmalar oluyor onlardan faydalanıyorum diye yalanı da hazırdır inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela kapı dinler “Peygamberin aleyhine bir şey konuşuyorlar mı ben onu dinlemeye geldim” diyor. Halbuki o kendiyle ilgili bir şey var mı onun peşinde yahut Müslümanların aleyhine bir şey konuşulacak mı? Münafığın hazır cevaplığıyla baş edemez normal bir Müslüman. Yani her şeye kılıfını hazırlar münafık. Her duruma göre hazırdır. Yoksa yapmaz yani öyle bir riske girmez münafık.

CAN DAĞTEKİN: Çok yalan söylerler ve yalanlarının üstüne her zaman yemin ederler. Allah ayette “yeminlerini siper ettiler” diyor. “Siper ederler” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii inandırıcı konuşmaya çalışır.

ERCÜMENT ADEMOĞLU: Çok yalancı oldukları için de söyledikleri cümleler çok tutarsız oluyor, birbirini desteklemiyor.

ADNAN OKTAR: İşte zırvalayınca da sinirlenir münafık o zaman da gözlerini kullanmaya başlıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ya münafık diyor gözlerini çok şedit kullanır diyor. Ağlar, zırlar, bağırır, çağırır yani şirrettir münafık.  Şirretliği de bastırır.

ŞERİF BEY: Elçiyi yalancı çıkarmaya çalışır demiştiniz. Elçiye gidip birebir görüşmek isteyeceğini söyler ilkönce sonra da siz bana bunu demiştiniz diyerek iftira atar demiştiniz. 

ADNAN OKTAR: Tabii Peygamberimiz (s.a.v.) onun için yalnız görüşmesi bu konusunda tedirgin oluyor ayet iniyor. Cenab-ı Allah sadaka verin diyor münafığın da en ağrına giden Müslümanlara faydalı olmak olduğu için sadakada veremiyor o zaman gitmeyeyim yanına bari diyor. Cenab-ı Allah’ın onları köşeye sıkıştırma yöntemi yani münafıkları köşeye sıkıştırdığı bir yöntem.

KARTAL GÖKTAN: Dürüst, ahlaklı davranmak münafığın çok canını yakar diye anlatmıştınız. Kendini enayi gibi görür ahlaklıksız yaptığında kendini zeki, üstün hisseder.

ADNAN OKTAR: Allah’a, Kitap’a, Kuran’a vakit ayırmak münafığın akıl almaz canını yakar ama işte moda dünyasında ne oluyor işte Cemşit neler yer Remzi ne içer boş işler yani. O deryanın içinde böyle gezerde gezer.

CİHAT GÜNDOĞDU: Faydalı bir iş yapmaktan kaçınır kendini bu yüzden beceriksiz gibi göstermeye çalışabileceğini söylemiştiniz. Örneğin bir yazı konusunda beceriksizce yazar bu şekilde kendinden vazgeçtirir.

ADNAN OKTAR: Evet şimdi hanımlardan dinleyelim biraz da.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Sizin de az önce söylediğiniz gibi münafıklar Müslümanların yanında bilgi almak için gelirler. Onlardan bilgi aldıklarında da münafıklarla paylaşırlar. Bu şekilde hainliklerini ve nankörlüklerini ortaya koymuş olurlar. 

MERVE TEZEL: Müminlere eziyet vermek istiyorlar. Allah bir ayetinde Şeytandan Allah’a sığınırım; “Kafirlere ve münafıklara itaat etme eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et vekil olarak Allah yeter” diye bildiriyor Allah.

HÜSNA HANIM: Münafıklar sevgiyi çok kıskanır diye söylemiştiniz. Gerçekten müminlerin birbirine olan sevgilerini münafıklar çok kıskanıyorlar ve kendilerini çok beğendikleri için zekalarını çok beğendikleri için en çok sevilecek kişinin kendileri olduğunu söylüyorlar her zaman ama kendileri hiçbir şekilde sevgi göstermiyorlar. 

CEYLAN ÖZBUDAK: Birde münafıkların Müslümanlara fiziksel olarak da zarar vermek istediğini anlatmıştınız. Uyutmamaya çalışıyor. Sinirlerini bozmaya çalışıyor Müslümanların halbuki Allah onu tam tersine çeviriyor. Kendisinin sinirleri bozuluyor. Onun sağlığından eksiliyor Müslümanlara Allah daha güzel sağlık veriyor.

BÜŞRA YILDIRIM:  Bir hadiste dilleri baldan daha tatlı kalpleri ise kurtlarınkinden daha vahşi olduğunu bildiriliyor münafıklar için inşaAllah.

GÜLEN BATURALP: Birde siz daha önce söylemiştiniz. Kuran’ın okunmasına tahammül edemezler. Hatta Müslümanları görmeye de tahammül edemezler. Yüzlerindeki nur, temizlik ve Allah’ın tecellisi münafıkları çok rahatsız eder demiştiniz.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Siz yine anlatmıştınız münafıkların dine karşı kafaları donuk oluyor ama şeytanın telkinlerine açık oluyorlar. Sosyal medyadan günümüze bakacak olursak Allah’ı öven, dini öven, Peygamberi öven bir söz paylaşmak istemezler ama entellikle, züppelikle ilgili her türlü şeyi paylaşmak isterler. Ayrıca yine gece karanlıkta siz anlattınız yine kimsenin olmadığı ortamda diğer münafıklarla, küfürle bağlantı kurup Müslümanların Müslümanlarla ilgili Müslümanların aleyhinde faaliyet yaparlar sonra da kimsenin görmemesi için bu yazdıklarını silerler gizlice bu şekilde sürekli bağlantıda olurlar. 

MERVE TEZEL: Münafıklar çok bilgili oluyorlar ama bilgilerini hiçbir zaman İslam için kullanmıyorlar. Bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.)’den şöyle aktarılıyor. “Benim ümmetimdeki münafıkların çoğunu okuyanlar oluşturacaktır.”

HÜSNA HANIM: Gülşah’ın dediği gibi kendi küfürden paylaşımlarda çok şevkli olurlar sosyal medyada. Ayrıca imanı paylaşımlar bile yapmış gibi görünseler mutlaka içinde küfre ait küfre mesaj içeren birtakım paylaşımlar da bulunurlar. Bunu da sanki imanı paylaşım yapıyormuş gibi görüntüsünde yaparlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Münafıklar hep kendi itibarlarının peşinde oluyorlar. İnsanların onların hakkında ne düşündüğü çok önemli oluyor onlar için. Allah’ın ne düşündüğünü değil de Allah’ın varlığından şüphe içinde oldukları için genelde insanların ne düşündüğü üzerinde yoğunlaşıyorlar.

MEHTAP ŞAHİN: Münafıklar dürüst olamıyorlar hiçbir zaman. Her zaman çok yalan söylerler bunun da fark edilmediğini zannederler.

GÜLEN BATURALP: Şeytandan Allah’a sığınırım; Allah ayette münafıklar için “münafık kadınlar ve münafık erkekler bazısı bazısındandır” diye bildiriyor. Siz daha önce söylemiştiniz onlar kendi gizli konuşmalarında birbirlerini tanırlar. Davranış şekillerinden de tanırlar ve bu şifrelerle aynı zamanda küçük küçük iş birlikleri hatta daha sonra büyük iş birliklerine dönecek şekilde beraber çalışmaya çalışırlar.

ADNAN OKTAR: Tamam şimdi buraya dönüyoruz.

“Özyönetim dedikleri İngiliz derin devletinin planladığı Türkiye’nin parçalanması projesi buna yeltenen olursa kıyamet kopar müsaade etmeyiz.” Seleyiman Roş; “Hani kıyameti İsrafil koparacaktı?” Cebrail (a.s) Hz. Mehdi (a.s)’nin sağında. Mikail (a.s) solunda. İsrafil (a.s) önünde. Hiçbir an bırakmıyorlar. Yani neyse detaya girmeyeyim de. Hızır (a.s)’da hep etraflarında gezer. Yani Hızır (a.s)’dan çok bahsettiğinde Hızır (a.s)’ın o nasıl diyelim; elektromanyetik alanı oluşmuş olur Hızır (a.s). Mesela cinden çok bahsedersen cinler toplanmaya başlar. Hızır (a.s)’dan da çok bahsettiğinde Hızır (a.s) oraya gelir inşaAllah. Ve Hz. Mehdi (a.s)’nin sürekli çevresindedir Hızır (a.s). Zaten mümkün değil Türkiye’nin bölünmesi bu imkansız çünkü İslam’ı Allah istiyor kader böyle. Ama Allah vermesin, neuzibillah olduğunu farz edelim Mikail (a.s) hemen Hz. Mehdi (a.s)’ın yanından ayrılıp kıyameti koparır, derhal yani. Bakteri bile kalmaz dünyada söyleyeyim ama bu imkansız. Mutlaka İslam hakim olacak inşaAllah.

Resulullah (s.a.v.) diyor ki: “Benim evladım olan Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde Hızır (a.s) da Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte olacaktır,” sürekli yanında. Bazen sehpa şeklinde olur, efendim bazen nasıl diyelim şimdi kafanız karışmasın, işte anlatmayım, siz de sormayın.  

CİHAT GÜNDOĞDU: Bir anda kaybolma şeklinde mi ortaya çıkıyor? Kaybolarak.

ADNAN OKTAR: Yo öyle bir derdi olmaz. Merak ediyorsa ilgileniyorsa gelir izler yani, öyle bir şey olmaz. Ama Cebrail (a.s), Mikail (a.s) ve İsrafil (a.s), “İsrafil sürekli kıyamet için zorluyor, çok ısrar ediyor. Kıyameti koparmak istiyorum.” Cenab-ı Allah diyor; “Kıyameti kopar fakat Hz. Mehdi (a.s) varsa yapmayacaksın” diyor Allah. Onun için o sürekli bir kıyameti koparma heyecanı içerisinde bekliyor. Onun için hadiste diyor; Peygamberimiz (s.a.v.) “evladım” diyor “bir an dünyadan çekilse Hz. Mehdi (a.s) bir an, o an İsrafil  (a.s) kıyameti koparır” diyor o an dünya toz duman olur. Çok fazla hadiste var. Hz. Mehdi (a.s) ile kıyamet bağlantı en büyük alametidir kıyametin. Kıyametin birinci fecri olarak geçer. En büyük kıyamet alameti ilk Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı.

Mufassal bin Ömer; “Biliniz ki yeryüzü Allah’ın hücceti Hz. Mehdi (a.s) olmanın ayakta duramaz” diyor. “Bir an yeryüzünden hüccet çekilse,” bak ismiyle söylemiyor “hüccet çekilse yer halkı üzerine biranda çöker” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette; “Sen içlerinde olduğun sürece Allah onlara azap edecek değildir.” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

Onur Günay, “Allah Allah, o parçayı bir daha istiyorum Hocam, teksiniz, bir tanesiniz başka yok.”

“Şam’ın sahibini gördüğünüzde haliniz nice olur” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).“O testereyle keser, satırla biçer, şiddetli bir azap eder” diyor. Hakikaten şu an değil mi Şam’ın sahipleri dehşet saçıyor. “Eğer dünyadan bir gece bile kalsa” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) bak  “bir gece” kıyamete “Allah onu uzatır ve benim evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s)’ı Melik kılar” diyor. “Beşeriyeti insanda maddi ve manevi tehlikelerden ve Gadab-ı ilahiden koruyacaktır” diyor Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s) için. Gadab-ı ilahi kıyamettir. “Gadab-ı ilahi asıl sebeplerinden birisi” diyor “Hz. Mehdi (a.s) ‘ın gönderilmesi.” Gadab-ı ilahi Allah’ın Gadab-ını yeryüzünden kaldırmak. Yoksa Cenab-ı Allah Darwinizm, materyalizm bütün dünyayı sarmış, Allah bütün dünyada inkar ediliyor, yüzde 99 ilk defa oluyor dünya tarihinde, Adem (a.s)’den itibaren bu kadar çaplı Allah hiç inkar edilmemiş, ilk defa, bilimsel görünümlü ilk defa inkar ediliyor. İlk defa küfür dünyaya bu kadar hakim, hiç olmamış. Deccal devrinde olduğumuz için bir kere oluyor ve son olmuş başka yok. Ama Hz. Mehdi (a.s) tamamen kazıyacak, kazıyor bak kazıdı, kazıyor ve kazıyacak hamur teknesi gibi evvelAllah. Biz de talebeleri olarak Hz. Mehdi (a.s)’ın, ben de, siz de hizmet edeceğiz.

“Üstadım Mekke’ye gideceğimiz tarih yani inşaAllah konvoy halinde hangi tarihte gideceğiz. Ben çok merak ediyorum çünkü. Mutlaka o konvoya katılmak istiyorum” diyor. İnşaAllah, Allah ömrümüzü uzun etsin, sağlık, sıhhatle.

“İmam Mehdi ilim sandığının koruyucusudur. Tüm peygamberlerin ilimlerinin varisidir. Her şeyden haberdardır” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Allah’ın dilemesiyle.

BÜLENT SEZGİN: Bir kedi videosu vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ama çok tatlı. Hakikaten insana azap bu. Bunu insan ısırmazsa rahat edemez. Yemese de rahat edemez. Sevmek de, çok özenli sevmek gerekiyor. Acayip şeker oluyorlar. Ağız, burun tam öpmelik, böyle pembe. Dişler de bembeyaz oluyor.

KARTAL GÖKTAN: Bir tanede ben gösterebilir miyim?

“Allah İstanbul’u çok sevdiği dostlarının eliyle manen fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak.” Yani Mehdi (a.s) talebelerinde ve ona uyanlarda inşaAllah hastalık ve üzüntü kalmayacak diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). “Allah onun elinde İstanbul’un fethini müyesser kılar.” Manen.

Münafığın kafası zor basar. Aslında çok akılsızdır. Zekidir ama beyni uyuşmuştur. Şeytan kafasını kapladığı için dikkat, konsantrasyon zayıftır münafıkta. Çünkü beynini elektrik akımı gibi tamamen sarmıştır şeytan. Onun uyuşukluğu içerisindedir. Anlat anlat bir türlü kavrayamaz. Çok cılızdır anlaması münafığın. Çok güç kavrar. Yani zamanla kavrar. Bir insanın hemen anladığını münafık defalarca tekrar edildiğinde fark edebilir.

BÜLENT SEZGİN: Ayette şöyle buyuruyor Allah; “Böylece şeytan onları sarıp kuşatmıştır. Artık o onların yakın bir dostu olmuştur.”

ADNAN OKTAR: Her münafık kendini dünya yöneticisi zanneder. Dünya derin devletinin başı gibi görür. Hepsinde olur. Yani en büyük özlemi budur. Bir gün dünyayı yöneten bir adam olmak. Allah’tan daha büyük olmak. Her münafığın kalbinde yatan budur.

Allah’la bağlantı münafığı çok rahatsız eder. Saatlerce şeytanla bağlantı onu rahatlatır. Rahatlatır derken tabii bir şeytani gerginlik olur da ama Allah’la olan bağlantıda içi yanar. Onun için hep boş işlerle uğraşır. Yalnızken nerede şeytani bir konu var, boş, tabii ona sorsan gereklidir. Mesela ayakkabı arıyorum der. Gömlek arıyorum der. İşte kravat arıyorum der. Der oğlu der. Her şeyi diyebilir yani. Yahut modayı öğrenmek istiyorum der. Şunu öğrenmek istiyorum, bunu öğrenmek istiyorum. Bir meşru kılıfı olur kendi kafasınca.

Münafığın en önemli özelliklerinden birisi kendini önemli adam olarak tanıtmaya çalışır. Halbuki beş kuruşluk bile adam değiller. Çok kıytırıktır ama herkese kendini böyle dünyanın yahut Türkiye’nin yahut bölgenin en önemli adamıymış gibi tanıtır. Bakın dikkat edin bütün münafıklarda vardır bu. Bakın Facebook’larına falan. Ve kendi aralarında da hep böyle birbirlerine bir kafa içerisinde bakarlar. Tabii her biri kendini asal adam olarak görür ama ana felsefeleri budur. Halktan üstün görürler kendilerini. Dünya yöneticileri gibi görürler. Böyle politik analist havalarındadırlar. Yani Türkiye’ye yön verirler, dünyaya yön verirler. Vardır ya kahvehanelerde falan da tipler olur. Kahvehanede oturup dünyayı idare eder. Çok kavruk, zavallı insanlar normalde. Fakat bazen bu müminde de olabilir, bu münafık alametleri. Çok benzer. Ama mümin hemen feraset, basiretle görüp, vazgeçer. Fakat münafığın kafa basmaz. Bir türlü kavrayamaz. Çok güç anlar.

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dilleri de yalan olarak en üstün olanın kendileri olduğunu düzmektedir” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir daha söyle.

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dilleri de yalan olarak en üstün olanın kendileri olduğunu düzmektedir.”

ADNAN OKTAR: Bak, en üstün olan. Görüyor musun hep üstünlük kafası?

GÖKALP BARLAN: Her şeyi elçiden öğrendikleri halde elçiye akıl vermeye kalkıyorlar Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bak, “Münafık laf keser. Gevezedir. Ama ruhu çok sığdır. Ümmetim hakkında en çok korktuğum güzel konuşmasını bilen, kalbi cahil olan her münafıktır.”

Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde yalandan, hileden kaçınmayan sahtekar, düzenbaz, ahlaki çöküntü içinde olan münafıklar ve inkarcılar ona karşı büyük bir deccal ordusu oluşturup, mücadele verecekler. Tabii bu ordu demek silahlı, tüfekli değil.

Mufassal Bin Ömer diyor ki; İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık (a.s)’dan naklen: “Ve halkın en şirretleri en şerlileri olduğunda Mehdi zuhur edecektir.” Ortaya çıkacaktır. Yani münafıkların en azdığı, en pislik yaptıkları dönemde.

Münafıkların siyasi nüfuzu, siyasi şöhretlerini Mehdi (a.s)’ın bitireceğini söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Mehdi’nin hükümranlığı zamanında zalim ve müstekbirlerin hükümdarlığı bitecek” diyor. “Münafıkların ve hainlerin siyasi nüfuzu nûbud edecektir” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.).Nûbud, Arapça. Yok olacaktır diyor. İşte bu derin devletler ve İngiliz derin devleti.

“Hocam maşaAllah bayan kardeşlerimiz çok nurlu ama bu akşam ki delikanlı konsepti de çok iyi oldu Hocam” diyor, Burhan.

Münafığın kalbinde hep Müslümanlarla mücadele edeceği bir gün yatar. İmama, Müslümanlara, peygambere meydan okuyacağı gün yatar. Hep kafalarındaki ideal budur münafıkların. Bir gün hep onun hasretiyle yanarlar. Böyle bir pislik yapacağı günün hasretiyle. O günü beklerler. “Size saldırmayı beklerler” diyor ya Allah ayette.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CNN’in muhabiri Ivan Watson YPG’ye katılan Amerikalı askerle konuştu. Duvarda asılı Öcalan ve PKK’lıların fotoğrafını görünce “bunlar kim?” diye sordu. Eski Amerikalı askerse; onlar DAEŞ’le savaşırken ölen PKK’lılar cevabını verdi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: CNN’in muhabiri Ivan Watson YPG’ye katılan Amerikalı askerle konuştu. Duvarda asılı Öcalan ve PKK’lıların fotoğrafını görünce “bunlar kim?” diye sordu. Eski Amerikalı askerse; onlar DAEŞ’le savaşırken ölen PKK’lılar cevabını verdi.

ADNAN OKTAR: PKK ile İngiliz derin devleti, İngiliz ajanları alenen ve açıkça, ahlaksızca ve alçakça kendileri fahşederek, bütün herkese göstererek faaliyetlerine devam ediyorlar. Ama Allah bellerini kıracak. Akıllarını Allah ellerinden alacak ve alıyor ve Allah helak edecek inşaAllah.

“Adnan Bey, cinsellikte gayrı meşru derken neden bahsediyorsunuz? Tam olarak anlatır mısınız?” İşte gayrı meşru cinsel ilişki. İnsan ancak nikahlısıyla ilişkiye girebilir. Nikahlı değilse haram olur.

Bak, hanım kardeşimizin çocuğunun oyuncakları varmış. Adam geri dönmüş. Buraya melek girmez diyormuş. Heykel olarak görüyor. Allah akıl fikir versin.

Evet, şimdi aşağıdaki hanımları biraz dinleyelim. Münafık alametlerinden biraz anlatsınlar.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Adnan Bey siz bir hadis hatırlatmıştınız. “Münafıklar geceleri odun gibi sessiz gündüzleri ise yaygara çıkararak etraftakileri rahatsız eder” demiştiniz. Bu şekilde Müslümanların İslam’ı, dini yaymasını engellemeye çalışırlar. Sesleriyle, gürültüleriyle veya onları meşgul ederek. Geceleri de sessizce yine odun gibi diye Peygamberimiz (s.a.v.) münafıkları belirtmiş. Gizli gizli işler çevirirler. Sessiz olurlar. Yüzleri nursuz olur. Görüntüleri nursuz olur. Müslümandan o şekilde ayırt edilebilirler.

MERVE TEZEL: Müslümanlar hastalandıklarında hastalıklarından ders alıyorlar. Münafıklarsa hiçbir şekilde ders almıyorlar. Bir tane hadiste şöyle geçiyor. Münafığın hastalanıp iyileşmesi bağlanan, sonra da salınan deveye benzetiliyor. O deve neden bağlandığını, neden salındığını da bilmiyor.

MEHTAP ŞAHİN: İslam’a kesinlikle hizmet etmek istemezler. Hatta internetteki sayfalarında da hiçbir şekilde paylaşımlarda bulunmak istemezler. Sadece küfürle ilgili, modayla ilgili çeşitli konularla ilgilenmek isterler. Bunları paylaşmak isterler.

KÜBRA YILDIRIM: İnternet sayfalarında dini konu paylaştığında da bunu utanarak paylaşıyorlar. Hiç paylaşmak istemiyorlar aslında.

GÜLEN BATURALP: Daha önce siz söylemiştiniz. Öncelikle Allah’ı, Resulü ve Müslümanları kesinlikle dost edinmiyorlar. Küfrü her zaman dost ediniyorlar. Fakat küfür de onları hiçbir zaman gerçek dost olarak görmüyorlar. Çünkü onların hain tıynetli, her an bir tehlikeye sebep olabilecek karakterli insanlar olduklarını biliyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Münafıklar Allah’a güvenemiyorlar. Allah’ın varlığına tam olarak inanamıyorlar. Bu yüzden de gelecek korkuları çok fazla oluyor. Aslında bunun altında da gelecek korkusunun çok fazla olması yatıyor. Allah’ın kendilerini yedirdiğini, içirdiğini, Allah’ın kendilerine baktığını unutuyorlar. İnsanlardan medet umuyorlar. O yüzden bu şekilde faaliyetleri oluyor.

HÜSNA HANIM: Münafıklar Allah’ı aldattıklarını sanıyorlar. Allah bir ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, gerçekten onları sözde Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa Allah onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Ve onlar Allah’ı ancak çok az anarlar” (Nisa Suresi; 142) diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Atatürk Komünizme Karşı En Etkili Çareyi Açıklıyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü