Harun Yahya

Sohbetler (16 Şubat 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Kuran okumanın ne gibi faydaları var?” Dini öğreniyorsun. Ne demek? İslam’ı dini öğrenirsin. Arapça Kuran’ı kastediyor herhalde. Onun hiçbir faydası olmaz, hiçbir anlamı olmaz. Çünkü Kuran’ın manasından sorumlusun sen. Fransızca Kuran okusan, Almanca Kuran okusan sana ne faydası olur bilmiyorsan, hiçbir faydası olmaz. Dolayısıyla sadece orijinalini duymuş olmak bir güzellik tabii ama biz anlamıyla sorumluyuz.

“Hadis dinin bir kaynağı mıdır?” Tek kaynak vardır; Kuran. Olmaz. O zaman işte mezhepler çıkar, bu teşkilatlar, yapılanmalar çıkar. Sırf Kuran oldu mu öyle bir şey olmaz.

“Adnan Bey, cinler dini nasıl yaşıyorlar insanlar gibi mi? Onların dini hükümleri..” Demir Küçük. Benim gördüğüm şakaları üslupları falan aynı insan gibi. Ama insanlarla iletişimde biz onlarla nasıl bağlantıda zorluk çekiyorsak onlar da bizimle bağlantıda zorluk çekiyorlar. Yani aynı bu sistemin tersini düşün. Mesela cin çağırdığında adam nasıl zorlanıyor, değil mi? Onlar da bağlantıda zorlanıyor. Mesela bizden gelen bilgi onlara bazen yarım gidiyor tam gitmiyor, ne dediğimizi anlamıyor. Flu gider yani. Onlardan gelen bilgi de öyle oluyor. Ama mümin cinlerin modern bir delikanlıdan bir farkı yok. Bayağı aklı başında, saygıları düzgün, nezaketi düzgün, akılcılığı düzgün mantıksız bir tavırları yok.

“Hocam, Bülent Hocam’ı bir gün efe olarak da görmek isteriz” diyor Tuncay.

Evet, dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Rusya Türkiye’yi, YPG’ye düzenlediği topçu ateşi nedeniyle Birleşmiş Milletler’e şikayet etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Türkiye’nin YPG’yi vurmasını görüşecek. Rusya Türkiye’nin Suriye’deki topçu ateşinin ülkenin egemenliğini ihlal ettiğini söylüyor ve Türkiye’yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor.

ADNAN OKTAR: Ama Türkiye’nin böğründe bir terörist yapı olacak, Türkiye’yi yıkmayı hedefleyecek, orada bir devlet kuracak, devlet kurma aşamasında olacak, Müslüman katliamında bu gaspçıları kullanacaklar. Çünkü bunlar telefonla, bilgisayarla koordinat bildiriyorlar her gün. Arap köyleri, Türkmen köyleri, Kürt köyleri, işine gelmeyen dindar olan her yeri her şeyi ihbar ediyorlar. Amerika da, Rusya da havadan feci şekilde bombardıman yapıyor. Bombardımanın arkasından bunlar aç çakal sürüsü gibi gidip oralarda gasp yapıyorlar. BBC, dün gasp diyordum ya gasp yapıyorlar diye, hoşuna gitmiş onların, doğru bulmuşlar sözümü. Önemli bir haber olarak haber yapmışlar “YPG gasp yapıyor” diye “Toprak gaspçısı” diyor. “Gidip topraklarını gasp ediyorlar” dedim “gaspçı bunlar” dedim aynısını söylemiş. Bu ara bir şirin takılıyorlar. İşte “Türkiye’yi çok seviyoruz, sizinle ticaret yapalım, Başbakan Sayın Davutoğlu burası sizin eviniz sayılır Chatham House buyurun” falan. İşte bu adamlara bu yarıyor demek ki. Deveye ot yarar, değil mi? Yahut bayat ekmek yarar deveye bunlara da bu yarıyor demek ki. Devam edeceğiz kaldığımız yerden.

BÜLENT SEZGİN: Haberini okuyabiliriz Adnan Bey uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: TSK’nın önceki gün Suriye’deki PKK ve PYD hedeflerine yönelik başlattığı operasyonun ikinci günü de geride bıraktı. Yüzlerce obüs atışıyla çok sayıda YPG hedefi imha edildi. Türkiye’nin kararlı duruşu dünya basınında olduğu gibi İngiliz basınında da geniş bir şekilde ele alındı. BBC’de yer alan haberde YPG için “toprak gaspçısı” denildi ve Türkiye’nin bombardımanının kimseyi şaşırtmaması gerektiği vurgulandı.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak bunu da benden öğreniyorlar haberleri yok. Benim söylememle gaspçı olduklarına uyanıyorlar. Daha önce vatansever, işte vatanını milletini koruyan adamlar falan diyorlardı, sonra ben tarif edince “aa hakikaten bunlar gaspçı” dediler. “Hırsız bunlar gaspçı” dedim. Çünkü talana gidiyorlar oraya. Evleri bombalatıyorlar, yangın sönünceye kadar bekliyorlar. Mesela iki gün sürüyor yangın, bir gün sürüyor, yangın tamamen sönünce bunlar gaspa başlıyorlar. Ne bulurlarsa alıyorlar. “Vatansever YPG burayı kahramanca çatışarak ele geçirdi” diyor. Amerika bombalıyor, Rusya bombalıyor, bunlar koordinat veriyor orada insanlar şehit oluyor, bunlar da ölülerin üzerindeki, oradaki efendim insan cesetlerinin üzerindeki eşyaları, o evlerde bulunan onlara yarayan ne varsa hepsini alıp-götürüyorlar. Yani klasik gaspçı. Bunları değerli buluyorlar. Çok yanlış. İngiltere’den cinsi sapıklar geliyor, Amerika’dan cinsi sapıklar geliyor onlarla ilişkiye giriyor bunlar. Onlara uyuşturucu temin ediyorlar, ot temin ediyorlar. Haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz bir hayat yaşanıyor orada sefalet. Hepsi biliyor bunun böyle olduğunu anlamazdan geliyorlar. Türkiye de kendini koruyor ne yapsın? Adamlar oradan hem ateş ediyor, hem adım adım sınıra yığınak yaparak saldırıya hazırlanıyorlar. Ne yapsın Türkiye seyir mi etsin? Oralarda Arap köylerine yaptıklarını, Türkmen köylerine yaptıklarını Türkiye’ye yapmak istiyorlar. Türkiye de kendini savunuyor o kadar.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız Davutoğlu’nun bir açıklaması vardı Rusya’nın şikayetiyle ilgili.

ADNAN OKTAR: Putin yöntem olarak yanlış yapıyor o çocuk. Başını belaya sokacak o, ona bir mektup yazalım bir şey söyleyelim. Yani bu yöntem yöntem değil. Bütün İslam alemini karşısına alır. Eskiden herkes onu seviyordu. Şimdi çoluk-çocuk ne varsa herkesi orada alenen bombalayıp öldürüyorlar. Bu savaş suçu oluyor, böyle şeyin içine girmesin. Suriye’de bu ileri-geri hareket sürekli devam eder. Olayı tırmandırmanın bir alemi yok. Yapacaksa, iyilik yapacaksa herkesi toplayalım, kendisi de gelsin, Esad da gelsin, efendim Türkiye’den de katılım olsun. Amerika’dan şuradan buradan falan, muhalefetten ileri gelenler gelsin. İşte orada çatışan gruplardan uygun olanlar varsa kimse onlar gelsin. Ve dünyanın yöneticileri de gelsin, değil mi? Hep birlikte karar verelim bir şey yapalım, böyle olmaz. Bunun sonu yok bu bayağı acayip bir yöntem. Gittikçe gerildikçe geriliyorlar zor olur böyle.

Mesela misafirimiz Türkiye’deki o felsefeyi almamış her şey mükemmel görünüyor. Ama Türkiye’de özellikle İstanbul’da kaldıklarında çocuklarda, İstanbul fark etmiyor Adana falan da olsa fark etmiyor nerede olursa olsun, bazı kişilerle konuşan, bazı yerlerde kalan kız çocuklarında akıl almaz tahribat oluyor. Mesela yüzünde garip bir gülümseme, garip bir eziklik, gereksiz bir kurnaz görünüm, her an alay edilecekmiş korkusu, her an aşağılanacakmış korkusu, direnemiyorlar bazen kişiliklerini koruyamıyorlar. Halbuki kaliteli kızlar kişiliklerini korur yani şahsiyetini yıktırmaz. Ama birçoğunun şahsiyetini yıktırdığını görüyorum bu çok acı tabii.

“Merakımdan soruyorum, sizin ve arkadaşlarınızın yanındaki kişiler bu saate kadar program yapıyorsunuz” diyor “bu nasıl oluyor?” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’le beraber biliyorsunuz sahabeler gece bir gibi, iki gibi kalkıyorlar gece. Ondan sonra ta sabah namazına yakın vakte kadar ayakta kalıyorlar. Allah’ı zikrediyorlar, ders yapıyorlar, sohbet yapıyorlar. Kuran’da bu özel ayetle belirtilmiştir. “Gecenin bir kısmında” diyor “kalk” diyor. Sahabeler de Peygamber (s.a.v.)’le beraber kalkıyorlar sabaha kadar sohbet ediyorlar. Bu Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti seniyesidir, evet. Kuran’a uygun sünnettir. Bir uydurma sünnet vardır olmayan, insanların kafasından çıkardığı sünnet vardır. Bir de Kuran ayetiyle mutabık olan doğru olan sünnet vardır. Bu Kuran ayetiyle mutabık olan doğru olan sünnettir.

Ayrı ayrı fıtratta olması insanların hayret. Zekası, görgüsü, bilgisi tavırlarına çok esaslı etki yapıyor. Eğer görgüsüz insanların içindeyse vahşi oluyor, anormal hareketler yapmaya başlıyor. Eğer kaliteli bir çevredeyse tavırlarına o doğal olarak yansıyor.

Müzzemmil Suresi 20, “Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde” yani yaklaşık bu vakitler “kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir).” Müzzemmil Suresi 6, şeytandan Allah’a sığınıyorum: “Doğrusu gece neşesi” gece sohbetleri, gece eğlencesi “(gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.” Kafada iyi kalır diyor Cenab-ı Allah.

BÜLENT SEZGİN: Münafıkların da aksine gece ve karanlıkta düzenler kurduğunu anlatmıştınız.

ADNAN OKTAR: Münafıkta tam tersi etki yapar. O şeytanla konsantrasyona geçer, iyice sapıtır. Yani her türlü ahlaksızlığı melaneti yaptığı anlardır yalnız kaldığı anlar. Müslümanlar toplu oluyor fakat münafık yalnız kalır, gizli. Ama şu an tabii münafığın imkanları çok daha yüksek. Bütün dünya münafıklarının imkanları çok daha yüksek.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya’nın Türkiye’yi Birleşmiş Milletler’e şikayet etmesine Sayın Davutoğlu şöyle cevap verdi: “Günlerdir Rus uçaklarının bombaları altında çocuklar katlediliyor. Bunları yapanlara karşı Türkiye tedbir aldı diye Rusya Türkiye’yi Birleşmiş Milletler’e şikayet ediyor. Bu ne küstah arsız yaklaşım? Kendisi bombardımanlarla mazlumları katledecek, Türkiye sınır güvenliğini sağlamaya çalışacak, sonra gidip Birleşmiş Milletler’e şikayet edecek. Onun için biz ‘dünya beşten büyüktür’ diye haykırıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Dünya beşten büyüktür. Ama işte İslam aleminin birleşmesiyle meseleler çözülür. O yönde de bir girişim var ama henüz flu. Onun içine İran’ı da almaları lazım, Şiileri de almaları lazım. O zaman çok daha netleşecek güzelleşecek.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsmini vermek istemeyen bir Türk yetkili, İngiliz Haber Ajansı Reuters’e yaptığı açıklamada “Suriye’ye kara harekatı olasılığını koalisyonla görüşüyoruz” dedi. Açıklamaya göre “Türkiye kara harekatı olmadan Suriye’deki sorunun çözülmeyeceğini düşünüyor. Ancak tek taraflı operasyon yapmayacak. Eğer anlaşma sağlanırsa Türkiye bunun bir parçası olacak.”

ADNAN OKTAR: Operasyon ne yapılır? Yapacak şey yani Suriye hükümetine Suriye’yi teslim edersin. Yahut IŞİD’e Suriye’yi teslim edersin. Hangi seçenek? Suriye’de sanki böyle demokratik tarafsız böyle Avrupai bir halk var, ne yapacağını şaşırmış vaziyette. Öyle bir şey yok ki. Suriye halkının bir kısmı IŞİD’den yana, bir kısmı da Esad’dan yana. Esad’dan yana olanların sayısı az.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi varmış biliyorsunuz. Tüm dünya için karar veriyorlar. Dünya beşten büyük derken o ülkelerden daha büyük demek istiyorlar. İşte Çin, Rusya, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya evet.

Kumar oynar gibi hayat yönlendirilmez. Kumar kör açmazdır, yanlış bir yöntemdir. Hayata uygulaması olmaz, inşaAllah. Biz hep planlı projeli hareket edeceğiz, akıllı. Müslüman öyledir. Birinci adımını attığında ikinci adımının ne olacağını düşünür.

Bu Amerika’nın, Rusya’nın bu YPG’yi desteklemesi çok ayıp. Bunlar yani o bölgenin en aşağılık, en ahlaksız haysiyetsiz adamları, inanılır gibi değil bunları destelemeleri. Oradaki Arapları destekle, Türkmenleri destekle, mazlum halkı destekle. Bu it-kopuk takımı cinsi sapık, haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz katilleri, gaspçı katilleri, hırsız aşağılık herifleri niye destekliyorsunuz? Başka yolunuz yok mu sizin? Rusya için de çok küçük düşürücü, Amerika için de çok küçük düşürücü, İngiltere için de çok küçük düşürücü. Bir de böyle alçaklardan ne çıkar? Otuz kişi orada, kırk kişi orada. Bak IŞİD istese açıkça söylüyorum, istenirse yeminle söyleyeyim bir gecede tamamını yok ederler. Tek bir gecede tamamını kazır-atar yani. Bu çakalların neyine güveniyorlar ben anlamıyorum. Beş-altı saatte bir tane adam bırakmazlar. Hayır, iyi bir şey yapıyorlar demiyorum ama bunlara boşa güveniyorlar. Böyle bir olay yok.

Bu asbest olayı bunu bugün duydum, asbest olan yerlerde işçi çalıştırıyorlar. Asbest olan yerde çalışan işçilerin bakın istisnasız tamamı ya akciğer kanseri oluyor veyahut akciğerinde kist oluyor. Ama istisnasız bak dikkat et, yani hani bir kişi müstesna değil tamamı. Kardeşim, asbest kullanılmasının cezası en az otuz yıl olması lazım. Asbest nasıl kullanırsın? Adam garantili yani garantili ciğerinde mutlaka kist oluşuyor. Ya kanser ya kist. Bu ne cesaret bu böyle? İnsanları ne kadar ucuz görmek bu böyle? Daha hala gemilerde falan her yerde asbest kullanıyorlar. Sağlam otuz yıl cezası olması lazım asbest kullanımının. Asbest üretimi falan bütün tesisleri ocakları hepsini kapattıracaksın. Bu nasıl bir çılgınlık? Nasıl bir ferahlık yani?

CAN DAĞTEKİN: “PKK ve PYD’nin aynı olduğu belgelerle açıklansın” demiştiniz Hocam. Hemen açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Evet, “Milli İstihbarat Teşkilatı’nda mebzul belge vardır” dedim. Belgeyi hemen Dışişleri Bakanlığı’na dosya olarak sundu MİT ve konu halloldu. Bak kaç günden beri söylüyorum ama son olarak Hakan Hoca’nın ismini verince artık hoca dayanamadı belgeleri verdi, maşaAllah.

Bu asbest işine hükümet bir el atsın. Bak, direkt asbest üretimi, kullanımı otuz yıl hapis cezası olsun. Yani aynı eroin gibi, eroinle nasıl yakalanıyor adam aynı o şekilde olsun. Bak kime dokunursa yakıyor. Dehşet verici bir şey bu. Burada asbest var değil mi, çalışıyor adam, bir gün çalıştı bitti. Garanti ciğerinde hemen habis tümör oluşuyor çok tehlikeli bir şey. O toz-toprak asbest tozu oldu mu onu ciğerine çekiyor, alıyor ciğerin ona karşı reaksiyonu ya kanser veyahut bir tümör.

YPG’nin Türkiye’de bin beş yüz kadar eylemi var, bin beş yüz silahlı eylem. PKK’lı bunlar hepsi YPG’ye bağlı PKK’lı, bin beş yüz eylem yapmış PKK’lı var. Bu isim isim batıya sunulursa batı mecburen bunları terör örgütü ilan etmek durumunda yani hukuken kanunen. Bunu yapsınlar. Bir de bakanlar kurulunda hemen YPG’nin terör örgütü olduğuna dair hüküm çıksın. Bak daha dün söyledim hala bekliyoruz. Biz terör örgütü demezsek Avrupa terör örgütü der mi? Önce bizim dememiz lazım.

Derin devletler, biz zannettik ki bayağı aklı başında adamlar falan, böyle bir şey yok. Saftirikler kafaları pek çalışmıyor. Mesela bakmış orada Kürtler var, “iyi tamam ayrı devlet kursunlar” diyor. Ne zarar verecek ne yapacak? Sen Stalinist devletten bahsediyorsun, Allahsız Kitapsız devletten bahsediyorsun. Terörist proletarya diktatörlüğünden bahsediyorsun aklını başına al manyak adam. Ve “Türkiye’yi bölerek yapacağım” diyorsun. Karadeniz’den Akdeniz’e kadar. Ee? Sonra da diyor “Türk ırkını yok edeceğim.” Kardeşim, böyle manyakça bir düşünce olur mu? Nasıl makul düşünmezsin, nasıl böyle dengesiz olursun? Yok “Çinlileri yok edeceğim,” yok “zencileri yok edeceğim, Çingeneleri yok edeceğim.” Dünyada adam bırakmayacaksın manyak herif. “Bir tek biz varız normal adam” diyor. İşte normalsen normalliğini göster böyle psikopatlık yapma. Hayvan bile yapmaz yaptığını, değil mi? Zenci seni doğruyor mu zenciyle ne işin var? Türk’le ne işin var niye oturup asmaya kesmeye kalkıyorsun?

Mehdilik çok küçük bir grup olduğu halde ve karşıtı çok fazla olduğu halde yani en başta derin dünya devletleri işte yobaz takımı, bağnazlar, müşrikler, manyaklar, cinsler, sapıklar hepsi karşı olduğu halde hiç kimse etki edemiyor. İşte mucize yönü budur. Mehdiyet’in mucize yönü budur. Hâlbuki normalde küçük bir grup rahatça etkisiz hale getirilmesi lazım, çok kolay durdurulması lazım. Güç kuvvet yetmeyecek şekilde yaratmış Allah. İmam Mehdi (a.s) ve talebeleri yenilemiyor. Kaderlerinde yok yenilme.

GÜLEN BATURALP: Hadiste Mehdi (a.s) için sırtına vurdukça genişler diye bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: Evet yani gittikçe gücü artar.

Resulullah (s.a.v.) diyor ki, “Allah Hz. İbrahim (a.s) da olduğu gibi İmam Mehdi de inkârcıların bütün tuzaklarından emin bir şekilde güvenliğe çıkaracaktır. Peygamber İbrahim gibi İmam Mehdi de alevden, ateşten güvenli ve emin olarak çıkacaktır.”

Sayın Hocam cemaat lideri olduğunuz söyleniyor bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?” Sergen. Kardeş kardeşe mürşit vaziyeti takınamaz. Bediüzzaman söylüyor. Kardeş kardeşin ancak kardeşi olabilir. Neden lider olayım yani? Herkes aklı başında. Herkes lafını sözünü biliyor. Ne yapacağını biliyor ama müminler tabii bir ağabeylik, bir kardeşlik ilişkisi içerisinde olurlar. Ama işte ben başım, liderim öyle bir konu yok. Efendim ben haddimi bilirim. Bizde herkes haddini bilir. Bizim arkadaş grubumuzda. Allah’ın herhangi bir kuluyuz. Acz içinde olan efendim adım adım ahirete yaklaşan Allah’ın yarattığı, imtihan için yarattığı, dua için yarattığı kullarız.

Peygamberimiz (s.a.v.) zamanı olduğu gibi görmüş olduğu gibi de anlatmış. Bu Melhame-i Kübra da önemli bir konu olarak anlatılmış. Melhame-i Kübra ani bir olay olacağı gibi zamana yayılmış bir olay da olabilir. Yani ama toplamında büyük bir olay tabii. Çünkü çocuklar öldürülüyor. İnsanlar ölüyor, bombalanıyor, yüz binlerce insan şehit ediliyor. Bir melhame var ama bu belki ileride daha yoğunlaşacak daha kesif hali alacak. Allah müminleri korusun. İyi olan insanları korusun. Kaderi Cenab-ı Allah çok güzel dizayn etmiştir. Kader başıboş değildir. Öyle plansız hiçbir şey olmaz. 2016 çok ciddi olaylarla dolu bir yıl. Önümüzdeki günlerde, aylarda göreceksiniz inşaAllah. Kadere ait film sürekli gözümüzün önüne gelecek. Hazır o film ama bizim sağımızda halen akmaya devam ediyor. Habire geliyor yani. Geldikçe görüyoruz geldikçe görüyoruz ama dışarıdan bakan o filmin tamamını görüyor. Biz yanımıza geldiğinde görebiliyoruz ama dışarıdan bütününe bakan filmin hepsini görüyor. İşte Peygamberimiz (s.a.v.) de tamamını gördüğü için hepsini söylüyor. Şöyle, şöyle, şöyle

CAN DAĞTEKİN: Kader Mehdiyet’e hizmet ediyor demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani Allah öyle dizayn etmiş kaderi. Öyle yaratılmıştır. Ya bütün insanlık, Chatham House’lar, masonluk, tapınak şövalyeleri hepsi Mehdiyet’e hizmetle mükellef. Şeytan bile istemese de Mehdiyet’e hizmet edecek. Süleyman (a.s)’da olduğu gibi. İstemese de.

“Üstadım sürekli yapacağımız bir dua önerir misiniz?” Allah her şeyin en güzelini nasip etsin demek her şeyi içine alan bir dua. Öyle deyin. Allah sana her şeyin en güzelini nasip etsin. Yahut müminlere. Genel dua iyidir.

Ama o şişelerde milletin huylanacağı kadar var hakikaten. İçki şişesine acayip benziyor. Ama alışsınlar. Ne içkisi? Meyve suyu işte. İçkiyi kovalayalım meyve suyu onun yerini alsın. Niye o tip şişeler imparatorluğunu kıyamete kadar devam ettirsin? Niye içki hâkimiyetini kıyamete kadar devam ettirsin? Meyve suyu hâkim olsun onun yerine. Meyve suyuna destek verelim içkiyi de kovalayalım.

Güzel bakışı Allah yaratır. Her gözden Allah bakar. “Gözler Allah’ı idrak edemez ama Allah bütün gözleri idrak eder.” Bütün gözlerden Allah bakar. O güzelliği, derinliği yaratan Allah’tır. Kadınlar ne güzel varlıklar. Hayret mesela bu dünya güzelinin şu bakışlarındaki güzellik, etkileme gücü metafizik açıklaması yok. Sevgisindeki kararlılığı da çok güzel. Mesela orada bir iradesizlik yapmıyor, maşaAllah. Bayağı güzel. Halbuki beni tanımaz da. Yani hiç tanımıyor bilmiyor da ama işte sevgi Allah bütün dünyada evrensel yaratıyor sevgiyi hemen hissediyor. Yani sevildiğini hissediyor maşaAllah.

MERVE TEZEL: Adnan Bey sizi gören her kadın ilk gördüğü andan itibaren çok seviyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Hocam Türkiye neden dünya için önemli.” Allah için önemli. Allah bütün peygamberleri hep oraya toplamış. Bak, Nuh (a.s) gelmiş Ağrı’ya. Hz. İbrahim (a.s) gelmiş Urfa’ya. Hep peygamberlerin gezindiği bölgeler. Allah Hz. Mehdi’sini de işte burada çıkarıyor.

“Hocam Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’nın vefatından sonra az da olsa bir mümin topluluk kalacak mı? Kalacaksa ne gibi faaliyetleri olacak? Saygılar” Sibel Sarıdurmuş Hatay. Kalacak da biraz ümitsizlik ve hüzün hâkim olacak. Yani şevkleri kırılacak o arada işte münafık hareketi devreye girecek. Diyecekler “neye hüzünleniyorsunuz ne çekiniyorsunuz ne kıyameti kıyamet falan yok o da Hz. Mehdi değildi o da Hz. İsa değildi hayatınızı yaşayın, dünya bizim rahat olun” falan buna benzer laflar edecekler o kudurmayı artıracak. Kudurdukça kuduracaklar, kudurdukça kuduracaklar iyice azdıkları bir dönemde Allah aniden vuracağını söylüyor.

“Hocam deccal İngiltere’de saklanıyor olabilir mi?” Emine Kuş. Deccal zaten Allahsız, Kitapsız cereyanın kendisidir. Yani dünyayı Allahsız Kitapsız yaptılar. Yüzde 99 şuan dünyada Darwinizm hâkim. Bir tek Türkiye’de hâkim değil.  Avrupa’da gerçi yıktık yok ettik ama bütün İslam ülkelerine hâkim oldu Darwinizm.

“Allah aşkıyla sevdiğim canım Hocam bu sefer mesajım size değil yanınızdaki bayan arkadaşlarınıza. Onlara bir soru sormak istiyorum. Dünyanın en kısmetli kadınları olduklarının farkındalar değil mi? Çünkü sizin gibi kadınlara bu kadar değer veren bu kadar seven bir insanın yanındalar ne mutlu onlara. Hocam sizi çok seviyorum. Allah bizi cennetinde komşu kılsın. İnşaAllah bir saniye bile ayırmasın” diyor Handan Esen. 

Bediüzzaman diyor ki; “Bu üç vazife birden bir şahısta veyahut bir cemaatte bu zamanda bulunması yani 1900’lerde 1900’lerin başlarında bulunması ve mükemmel olması birbirini cerhetmemesi yok etmemesi pek uzak adeta kabil görülmüyor.” Benim bu devrimde diyor 1900’lerde Hz. Mehdi (a.s)’nin çıkması imkânsız diyor. “Her yönden imkansız” diyor. “Bir cemaatte de bulunamaz, bir şahısta da bulunamaz, hiçbir şekilde bulunamaz” diyor. “Durum müsait değil” diyor. “Ancak ahir zamanda ali beyti nebevinin cemaati nuraniyesini temsil eden” yani 2000’li yıllar. “Ancak ahir zamanda ali beyti nebevinin” yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyunun “cemaati nuraniyesini temsil eden” yani seyitler cemaatini temsil eden “Mehdi’de” bak isim veriyor “Mehdi’de ve Mehdi’nin cemaatindeki şahsı manevide ancak içtima edebilir”. Hz. Mehdi (a.s.)’ı ayrı söylüyor, cemaatini ayrı söylüyor ki kıvırmasınlar diye. “Hem de bu Risale-i Nur öyle kökleşmiş ki inşaAllah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden Risale-i Nur’u çıkaramaz. Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde.” İşte bu devir 2000’li yıllar. “Risale-i Nur’un asıl sahipleri yani Mehdi” bak hiç tereddüt edilmeyecek şekilde açık söylüyor. “Yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir” yani Risale-i Nur’un oluşturduğu o daireyi genişlendirir. “O tohumlar sümbüllenir” yani onlar o vakte kadar tohum olacaklar diyor. “Onlar sümbüllenip açacak, bizler de kabrimizden seyredip, Allah’a şükrederiz”. Hz. Mehdi (a.s.)’ı nereden göreceğim diyor Bediüzzaman? Mezardan seyredeceğim ben diyor. “Yok kardeşim yok Mehdi’nin bizzat kendisidir o” diyor. Değil diyor işte, “mezarda ben Mehdi’yi göreceğim” diyor, mezardan göreceğim diyor. “Ta ahir zamanda gelecek” diyor. “Yok ben daha iyi biliyorum” diyor. Kardeşim Bediüzzaman diyor ki; “ben Risale-i Nur’da ne diyorsam ona siz tabii olun” kendi kafanızdan kıvırmayın diyor. Adam da kıvırıyor.

“Hocam eliniz yüzünüze göre bembeyaz, neden?” diyor. Bilmiyorum, öyle hakikaten, benim de dikkatimi çekiyor daha beyaz. Neden olabilir? Bilmiyorum.

“Adnan Bey ilk zamanlarda müzik ve güzel ortam için açıyordum. Şimdi ise ciddi bir takipçiniz oldum. Bana ne yaptıysanız iyi bir şeyler yaptınız, bu kesin. Kanalınızı açıp çarpıcı yorum ve görüşlerinizi dinlemeden yapamıyorum” diyor. Kahraman Türk.

“Hocam siz sevgiyle yoğrulmuş olmalısınız, gönlünüz çok geniş. Televizyonda yüzünüzü görünce içim ferahlıyor” diyor. Menekşe Yurt.

“Hocam çok merak ettiğim bir konu var. Dinozorlar çağında insanlar yaşamışlar mı? O döneme ait insan fosillerine hiç rastladınız mı?” Bilim Sever Mucit diyor. Çok dehşete kapılırlardı herhalde, dinozorlar çok deli, gören kaçacak delik arar. Bir de kafaları da küçük, beyinleri de küçük laf söz de dinlemez onlar. Bir mağaraya girsen, kafayı sokar mağaranın içine. İşte Allah o yüzden korumuş insanları.

“Benim merak ettiğim konu” diyor Banu “madem Semih Bey bu kadar güzel oynuyormuş, niçin bugüne kadar onu pistlerde görmedik?” diyor. İşte zamanı varmış yani.

“Hocam Hızır (a.s) da zaman dilimlerinin hepsini görebildiği için mi ayette geçen “gelecekte kötü işler yapacağından endişe edinen” o çocuğu öldürüyor?” O çocukta istidat görüyor, öyle bir istidat görüyor. Yani Hızır (a.s)’ın nasıl cinayet işleyeceğini Allah belirtiyor. Eğer bir insanda geleceğe yönelik bir bozukluk görürse, İslam adına tehlike görürse vahye istinaden o şahsı öldürüyor. Yani fazla yaşamasını riskli görürse yine öldürüyor. Fakat yaptığını kendinden yapmıyor. Mutlaka vahye dayalı yapıyor.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz vardı.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz 6 Şubat’ta Kayseri merkezde “PKK’ya çözüm, Türk İslam Birliği istiyoruz ve A9 TV broşürü” dağıtmışlar. Sonrasında sohbet etmişler. 11 Şubat’ta Balıkesir’den kardeşlerimiz yemekli ev sohbetinde buluşmuşlar. Belgesellerinizden izlemişler, sonrasında sizin kitaplarınızdan hediye edilmiş katılanlara.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma.

KARTAL GÖKTAN: Almanya’dan kardeşlerimiz 13 Şubat’ta evde buluşup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Pazar günü kardeşlerimiz Mersin’de bir alış veriş merkezinin önünde altmış adet kitabınız halkımıza hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’den kardeşlerimiz 3-5 ve 8 Şubat tarihlerinde evde bir araya gelip sohbet etmişler. 10 Şubat günü Kayseri’den kardeşlerimiz sohbet için bir araya gelmişler. “Münafıkla mücadelenin önemi” isimli kitabınızdan bölümler ve Kuran’dan ayetler okumuşlar. Kardeşlerimiz beş yüz broşür ve elli adet kitabınızın dağıtımını yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Süper olmuş, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 9 Şubat’ta Alevi Kültür Dernekleri Bursa Şubesi Başkanı Hüseyin Kalkan’ı, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Gazi Metin Şenol’u ve CHP Yıldırım İlçe Başkanı Güner Akın’ı ziyaret edip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Bak her düşünceden, her fikirden, her inançtan insan karşı sevgi. İşte gelenekçi Ortodoks sistemde böyle bir şey olmaz. Mesela bir CHP’liyi ziyaret edemez, bir Alevi’yi ziyaret edemez evet.

KARTAL GÖKTAN: Görüşme sonrası sizin çeşitli kitaplarınızdan kendilerine hediye etmişler. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 2-4 ve 8 Şubat tarihlerinde evde buluşarak, “İhtişam Her Yerde” kitabınızdan bölümler ve Kuran’dan ayetler okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Cuma günü Konya’da altmış beş adet dergi dağıtımı yapmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Ne şekermiş bunlar böyle ne tatlılarmış maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı merkez civarında A9 TV broşürü dağıtımı yapılmış Pazar günü. Bursa’dan kardeşlerimiz beş Şubatta Büyük Orhan ilçesinde çeşitli ziyaretler gerçekleştirmişler. İlçe Müftüsü Ramazan Özgün’ü, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Korkmaz’ı, MHP İlçe Başkanı Nusret Türkmen’i, CHP İlçe Başkan Yardımcısı Ali Seyfeddin Sevim’i, Belediye Başkanı Hasan Taş’ı ve Kaymakam’ı Murat Karaoğlu’unu ziyaret edip, sevginin, Türk İslam Birliği’nin önemi ve bağnazlık tehlikesi üzerine sohbet etmişler ve kitaplarınızdan kendilerine hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Bak ne güzel yani Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir ruh ayrımcılık yok evet.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan kardeşlerimiz 8 Şubat’ta Batı Kent Metro çıkışında yirmi beş adet kitabınızı, 9 Şubat’ta Kuzey Ankara TOKİ bloklarında altı yüz adet A9 ve Evrim Yoktur broşürünü, 13 Şubat’ta şehirlerarası otobüs terminalinde yirmi beş adet kitabınızı, 15 Şubat’ta Kızılay Necati Bey Caddesi’nde yirmi beş adet kitabınızı ve 16 Şubat’ta da Keçiören’de 23 Nisan Mahallesi’nde dokuz yüz adet A9 ve Evrim Yoktur broşürlerini dağıtmışlar MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok şahane güzel çalışmalar. Her gün dünyaya nur saçıyorlar. Türkiye’ye nur saçıyorlar maşaAllah.

Ahir zamanın başka Müslümanlara faydalı olan şahısları olacak. Kahtani, Cehcah, Hayseim ve Mekat yani ahir zamanda birçok şahıs vardır ama bunların kim olduğunu tespit çok zor tabii. Yani daha Türkçesi bilinecek gibi değil ama Mehdi akıl almaz derecede kapsamlı anlatılmış. Yani hiçbir insan hiçbir tarihte bu kadar kapsamlı anlatılmamış. On bin yıllık dünya tarihinde hiçbir insanın eşkâli, hayatı, onun zamanında olacak olaylar bu kadar ince girift ve kapsamlı anlatılmamıştır.

“Yılan ve akrepler kimseye eza etmeyecekler yırtıcı hayvanlar kapının önünde duracak da kimseye zararı dokunmayacak.” Şimdi dikkat ederseniz bakın küçük kuşlar kedilerin ağzında uyuyor, kaplanlarla kuzular birlikte uyuyor her yerde var bu görüyorsunuz. Ahir zamanın özel hali bu. Bütün yırtıcı hayvanlarda bir sakinlik, eski vahşilikleri gitti, daha sevecen, daha tatlılar.

İsa Mesih dünyada, yeryüzünde kalış süresi kırk sene. “O yeryüzünde kırk sene kalacak.” Yani otuz üç yaşında geldiğine göre 73 gibi yaşında vefat edeceği anlaşılıyor İsa Mesih’in. O da çok fazla uzun yaşayacak değil. Hz. Mehdi (a.s)’ın biraz ömrü uzundur, İsa Mesih’e göre daha uzundur. Bazı rivayetlerde kırk beş sene diye geçiyor. Kırk beş sene de makul çünkü 1545 nasıl bir kilit sene ise çünkü 1546’ya girdiğinde ayrı bir döneme girilmiş oluyor. O da doğru olabilir. Göğe ref edildiği zaman otuz üç yaşındaydı biliyorsunuz. İsa Mesih (a.s)’in ünlü özelliklerinden birisi de hacca gitmesidir. O yıl çok kalabalık olacak hac, İsa Mesih (a.s)’in hac yapacağı yıl. Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte hac yapacaklar inşaAllah. Medine’yi ziyaret edecek, birçok yere gelecek. Resulullah (s.a.v.)’ın kabrine gelip selam verecek Resulullah (s.a.v.) da İsa Mesih (a.s)’in selamını alacak. Bu harika tarzda olabilir. Onun duyacağı gibi olabilir, kendisinin duyabileceği gibi. Peygamberimiz (s.a.v.) biliyorsunuz mezarında sağ oluyor. Nasıl oluyor? İşte oluyor, Allah’ın harikası.  

“Sizden her kim Meryem oğlu İsa’ya erişirse benden ona selam söylesin” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Onun için “Resulullah (s.a.v.)’ın selamı var, Resulullah (s.a.v)’ın selamı var” diye hep söyleniyor, tabii onu yormadan bu yapılacak. Hep Resulullah (s.a.v)’ın selamını alacak. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in vasiyeti. “Benim selamımı ona iletin” diyor. Evlenecek, çocukları da olacak. İsa Mesih (a.s)’in iki çocuğu olacak. Vefat yeri Medine. Medine’de vefat edecek. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanına gömülecek ama oradan. Bir rivayette de tabii tam olması, bir tedirginlik kalmasın diye Beyti Makdis’de de vefat edebileceği belirtiliyor. Beyti Makdis yani Kudüs’te. Ama her halükarda Peygamber (s.a.v.)’in yanına gömülecek. Kudüs’e gelişi ünlüdür biliyorsunuz. Bir rivayette de yine hacdan sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’in kabrini ziyareti sırasında vefat edeceği söyleniyor. Kabri ziyaretinde bir ihtimal heyecanlanıp orada düşüp vefat edecek olabilir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mezarlığının olduğu yerde. Orada da yeri hazır zaten. Peygamberler biliyorsunuz oldukları yere vefat ettiklerinde gömülüyorlar. Bir ihtimal, muhtemel o gömüleceği yere gelecek, orada Peygamber (s.a.v.)’e selam verirken vefat edecek, oraya düşecek. Orası düşüp vefat ettiği yer olduğu için de oraya gömülecek. Hadisten işaret edilen o. Ama tabii böyle şeyler tedirginlik vermesin diye Peygamberimiz (s.a.v.)  birkaç açıklama yapıyor. Mesela “kırk veya kırk beş sene” diyor, kilitlemiyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın dünya hakimiyetini “yedi veya dokuz senedir” diyor. O kilitlemeler biraz insanları yoracağı için fıtraten mesela “Kudüs’te de vefat edebilir” diyor ama “Medine’de de vefat edebilir” diyor. Fakat bir rivayette de Peygamberimiz (s.a.v.)’i ziyaretinde vefat edebilir diyor. O daha akla yatkın olan çünkü diğer bütün peygamberlerde olduğu gibi. Mesela Hz. Musa (a.s) vefat ettiği yere gömüldü. Bütün peygamberler öyle hep bulunduğu yere gömüldüler. Tevrat’ta da dikkatli incelenirse Mesih’in yanına gömüleceği bir peygamberden bahsediliyor, Mesih’in yanına gömüleceğinden bahsediliyor. İkisinin aynı yerde olacağı oradan da anlaşılıyor.

Buhari tarihinde, İbn Asakir ondan Abdullah bin Selam’dan naklettiklerine göre “İsa (a.s) Resulullah (s.a.v.) ile iki sahabesi Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a) yanına defnedilip kabir adedi dörde çıkacaktır.” Üç kabir var biliyorsunuz, İsa Mesih ile beraber dört kabir oluyor.

“İsa (a.s)” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “yeryüzüne inecek evlenecek, çoluk çocuk sahibi olup kırk beş sene yaşayacak.” Kırk beş sene de akla yatkın. “Sonra vefat edecek, benimle aynı kabre gömülecek.” Yani aynı yere gömülecek. İşte sağ yanındaki boşluk, Peygamberimiz (s.a.v.)  zaten onu vefatından önce söyledi, “benim mezarımın yanında boşluk bırakın” dedi “İsa Mesih (a.s) oraya gömülecek” dedi. Şu an gidenler görebilirler, genişçe bir boşluk vardır. Hemen biraz ilerisinde Hz. Ebu Bekir (r.a.)’ın mezarı var, öbür sol tarafında Hz. Ömer (r.a)’in mezarı var. Ama Hz. Ömer (r.a) mesela bitişik, yan yana gömülü ama orada geniş bir aralık var İsa Mesih (a.s) için. O rivayet yalnız doğru olması ihtimali yüksek onu bir daha altını çizerek söylüyorum. Oraya gittiğinde muhtemelen heyecanlanıp o kendisi için ayrılan mezar yerine düşüp orada vefat edecek. Ama tabii bunu çeşitli rivayetle söylenirse o heyecanı ortadan kaldırır. Çünkü olmayabilir de, olmayınca normal karşılanır mesela oradan gider, Kudüs’e gider Kudüs’te vefat eder. Ama kilitlemeler tedirginlik meydana getirir çünkü mezara gitmesi ziyaretini kesin ölecek olarak görürler. O riskli olacağı için Peygamberimiz (s.a.v.) üç ayrı rivayet söylemiş ki dikkatler dağılsın diye.

Bediüzzaman da öyle yapıyor kıyametin tarihini verirken, bir rivayette 1577 diyor, bir rivayette 1545, bir rivayette 1560 diyor. Değişik yani dikkati dağıtıyor ama doğrusu Allahualem 1545 çünkü hem ayetlerle uyumlu, hem hadis de uyumlu.

Amerika’dan Allah inancı olup dine inanmayan bir arkadaş sormuş. “Neden dine ihtiyaç duyuyorsunuz? Beyninizi açık, özgür, pozitif düşünmeye ve sevgiye odaklanmaya din olmadan da eğitebilirsiniz. Bir ateist de, dindar olmayan biri de iyi pozitif olabilir, sevgiyi yaşayabilir. İnsanlar kendilerini güvende hissetmek için, iyi şeylere layık olmak ve kötü şeylerden korunmak için dini kendileri bir ihtiyaç haline getiriyorlar. Sizi gözetlediğine inandığınız Allah inancı olmadan da maneviyatla, maddiyata değer vermeden pozitif sevgi dolu ve inançlı olabilirsiniz. Din insanların kendilerine manevi destek için çıkardıkları bir şey. Siz neden dine ihtiyaç duyuyorsunuz? Bence siz din olmadan da iyi insanlar olurdunuz.” Şimdi bu dediğini uyguluyor olabilirsin gerçekten ama kimden öğrendin dersen dinden öğrendim diyeceksin. Yine dinin etkisindesin. Mesela gidip evleniyorsun “niye evleniyorsun?” diyor “aklıma öyle esti de öyle.” Din söylediği için evleniyorsun. Dinin etkisindesin. Mesela sen anneni kutsal görüyorsun, kız kardeşini kutsal görüyorsun nereden çıktı bu? Dinin etkisindesin. Bütün ateistler aslında dini buram buram yaşıyorlar, dinin bütün kurallarına uyuyorlar ama “dine ne gerek var?” diyorlar. Aile kuruyor, karısı var, namusuna dikkat ediyor her şeye dikkat ediyor. Dürüst oluyor, konuşmalarına dikkat ediyor, yalan söylemiyor hepsi dinin hükmü olduğu için alışmış din terbiyesi aldığı için bunu yapıyor. Çocukluğundan itibaren din terbiyesi almış olmasa acayip vahşileşir. Onu bilmiyor. Mutlaka babası, anası dindar oluyor onun etkisiyle böyle oluyorlar. Ayrıca Allah var, din var, din doğru; sen farkına varamamışsın. Din buram buram dünyada yaşanıyor. Mesela Karl Marks masondur. Seni dinsiz yapıyor ama kendi Allah’a inanıyor. Ondan haberin var mı? Yok. Seninle oynuyor adam haberin bile yok. Dünya derin devleti komünizmi destekler ama kendileri çok koyu dindardır. Bağıra bağıra Tevrat okurlar. Ama seni dinsiz imansız yaparlar. Senin dinsiz imansız olmanı öğütleyen, o konuda kitap yazan adamlar tapınakta toplandıklarında ağlayarak dua ediyorlar. Senin ondan haberin olmuyor. Dünyanın batmasını isteyen sistem oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için adam görevli oluyor bunu yapıyor. Yani özetle Allah var, din de doğru, ahiret de doğru hepsi doğru. Yani Allah var olduğu için biz Allah’a inanıyoruz. Allah olması gerektiği için değil. Var, zaten var. Ve anlattığın her şey din. Cayır cayır dini uyguluyorsun zaten.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli bugün yaptığı grup toplantısında “AK Parti korkmasın, pısmasın milli varlığımızı korumak için ne gerekiyorsa yapılsın” dedi. Bahçeli “altını çize çize söylüyorum ki PKK eşittir PYD’dir. Katil her yerde katil terörist her yerde teröristtir.”

ADNAN OKTAR: Daha önce kimse bunu demiyordu. Devletin bakanı çıkıp “PYD legal bir partidir” diyordu. Aman Allah’ım YPG PKK’ya karşı diyordu bakan. Biz yeri göğü yerinden oynattık. Bunlar anarşist, terörist, ahlaksız takımı. Aylarca sonunda kabul ettirdik Allah’a çok şükür. Şimdi Avrupa’ya da kabul ettireceğiz inşaAllah.  

BÜLENT SEZGİN: Konuşmasının devamı vardır.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Amerika PYD’ye silah verdikçe bu silahlar PKK’yla Türkiye’de şehadete yol açmaktadır. Amerika karar vermelidir. Amerika Rusya’yla hareket edip Kürdistan’ın kuruluşunda rol mü üstlenmektedir? Türk milleti böyle rezil niyetlere pabuç bırakmaz, bu kovboy numaralarına Türk milleti geçit vermez. Türkiye milli varlığını korumak için ne gerekiyorsa yapmalıdır” şeklinde konuşması vardı.

ADNAN OKTAR: Devlet Baba yamandır tabii. Konuşmaları hep vatan, millet, Allah, Kitap, dinden, imandan yana. Güzel ama gece gündüz yeri göğü kükremeleriyle inletmesi lazım. Ne kadar konuşsa o kadar iyi olur. Vakit tamam, zaman tamam.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi verebilir miyiz Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: İran’ın devlet gazetesi Tehran Times’da baş sayfada çıkan “Artık Wellington House propagandalarına geçit yok” başlıklı yazınızda İran ile Türkiye ilişkilerine sekte vurma yönünde ciddi bir propaganda yürütüldüğünü özellikle Suriye’deki durumun bu propaganda için kullanıldığını anlatıyorsunuz. İngiliz derin devletinin bu tarz propaganda metotlarını tarihte çok kullandığını, Osmanlı’nın yıkımı için özel propaganda merkezleri kurduğunu şu anda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu yazıyorsunuz. Buna çözüm olarak her iki ülkenin Kuran ışığında sağduyu ve kardeşlikle hareket etmesi gerektiğini, ortak savunma ve iş birliği anlaşmaları imzalanması gerektiğini o zaman bu tarz propaganda tekniklerinin işe yaramayacağını belirtiyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.  

KARTAL GÖKTAN: Pakistan’ın günlük İngilizce gazetesi Pakistan Observer’da “Kutsal Kuran &Dünyanın genişlemesi” başlıklı yazınız yayımlandı. Malezya’nın en büyük İngilizce gazetesi New Straıts Times’da “Unutturulan Rohingya Müslümanları yardım bekliyor” başlıklı yazınız yayımlandı. Bu yazınızda herkesin zulme karşı sorumlu olduğunu hatırlatıyor ve Müslüman liderleri zulme karşı sevgi ve barış esas alınarak fikri zeminde ortak bir çalışma yürütülmesi konusunda çağrıda bulunuyorsunuz. Suudi Arabistan’ın çok ziyaret edilen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da “Terör sadece batıyı hedef aldığında mı terör?” başlıklı makaleniz yayımlandı. Bu makalede batı dünyasının sadece kedisine yönelik saldırıları terör olarak adlandırıp Türkiye’deki PKK ve onun Suriye’de ki PYD terörlerini görmezden geldiğini anlatıyorsunuz. Aynı yazınız Hindistan’ın Hans India isimli haber sitesinde de yayımlandı. Hans India’da yayımlanan diğer bir makaleniz ise “İdam cezası tarihi bir insanlık ayıbı.” Amerika’dan yayın yapan News Rescue haber sitesinde bu hafta iki makaleniz yer aldı. Bu makalelerden birincisi “Cenevre görüşmeleri gerçekten Suriye’ye çözüm getirecek mi?” diğeri ise “Terörle mücadelede çifte standart” başlıklarını taşıyor. “Terörle mücadelede çifte standart” başlıklı makaleniz aynı zamanda Bosna’nın önde gelen haber sitesi Bosnia Times’da Boşnakça lehçesiyle yer aldı. Bosna’nın diğer bir haber sitesi olan Cazin ise bu hafta “Terör guruplarının aradığı zemin: Yasaklar” başlıklı makalenizi yayımladı. Ve son olarak merkezi İspanya’da bulunan Fransızca, İspanyolca, İngilizce ve İsveççe yayın yapıp geniş bir kitleye hitap eden “MBC Times sitesinde “Aklı selime davet” “Kuran’a bağlı Müslümanların Musevilere bakış açısı nasıl olmalı?” başlıklı makalenizin Fransızca çevirisi yayımlandı. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. MaşaAllah elhamdülillah. Ruhani’de bugün bu yazıma uygun aynı konuşma yapmış. Demek ki çok etkili oluyor çünkü Tehran Times İran’ın en büyük gazetesi. Resmi gazete. O gazetenin başyazısı olarak yayımlanıyor. Sürekli başyazı olarak yayımlanıyor.  

Eşref Umut Gzr. Kardeşim tabii ki dünyadaki Müslümanların büyük bölümü bozuk, şirk içindeler. Onları ne örnek alıyorsun sen? Kuran’daki saf tertemiz imanı, o duru güzel cennetimsi yaşantıyı esas alacaksın. Sen cahil adamları, şirke düşmüş adamları örnek alırsan olmaz.

Bazen ateist arkadaşlar çok yüzeysel düşünüyorlar. Yani aleni Allah’ın delilleri olduğu için, Allah alenen görüldüğü için biz Allah’a inanıyoruz. Yoksa hani biz bizi rahatlatsın psikolojik bir dayanak olsun diye bir inanç ortaya koymuyoruz. Mecburen inanılır, insan mecburen inanır bu çünkü var. Var olduğu için ikinci bir seçenek olmaz.

İsa Mesih’in tanışması öğlen gibidir öğlen. Yani yeryüzüne inişi öğlen. Ama bir rivayette de sabah namazında diyor. O da bana çok makul geliyor sabah namazı. İnişi öğlendir ama yeryüzüne inişi.

BEYZA BAYRAKTAR: Yatakta yatar vaziyette bulacaklar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet Allahualem. Yani ona bir mana veremezler tabii ama büyük bir ihtimalle peygamber olduğunu anlayacaklar, İsa Mesih olduğunu anlayacaklar.

Sevgisiz yaşanmaz. Ne demek? Sevgi hayatın gayesidir zaten.

“Ahit sandığı bir kapasitör mü?”  Ahit sandığı içinde Ruh-ül Kudüs bulunan kutsal bir sandıktır. İçindeki Ruh-ül Kudüs kapı açıldığında etrafındaki insanları etkiliyor. Açıklanan şey budur. Kuran’da da bu açıklanır. Ama elektrik üretiminde o daha sathi izahlar öyle bir şey yok. Elektrik üretimi ayrıca elde ediyorlardı ayrı yöntemi vardı onun.

“YPG bir an önce terör örgütü listesine alınmalı” dememe Delal Meral kızmış. “IŞİD barbarlarını temizledikleri için mi?” Kardeşim IŞİD barbarları onların iflahını keser. Köpek gibi boğar onları. IŞİD karşısında YPG’nin hiç karşı karşıya geldiğini gördünüz mü siz? Onları anında kuduz köpek gibi doğrarlar. Dolayısıyla IŞİD’in yaptığı geri çekilme. Onların yaptığı da Amerikalıların bombaladığı yerleri gelip yağma yapmak, gaspçılık yapmak, hırsızlık yapmak. YPG görevi nedir dediğinde gasp, hırsızlık ve yağma. Zaten bak bugün birçok İngiliz yayın servisi aynı anlatımımı kullanmış. BBC başta olmak üzere. Toprak gaspçısı diyor iki gün önce toprak gaspçısıdır dedim. Yıllardan beri bu sözü söyleyen kimse yok ilk defa ben söyledim. BBC bu sözümü olduğu gibi aynısıyla aldı. Aynı mantıkla aldı. Ne söylüyorsak sözümüz dünyada hakim fikir oluyor.

İran’ı ve Şiileri korkunç insanlar olarak gösteriyorlar. İran güzel bir ülkedir. Şiiler de güzel insanlardır. Fakat şeytani deli bir propagandayla böyle bir çirkin atakta bulunuyorlar. Vicdanlı, delikanlı, samimi, Allah’tan korkan, Hz. Ali (r.a)’ye aşık, ehli beyte aşık yiğit insanlardır. Böyle güzel bir gücü güzel değerlendirmek varken şeytani etkiyle ters bir bakış açısıyla değerlendirmek çok çok yanlış olur. Allah’a sığınmak lazım. Mantığı değiştirmek gerekiyor.

Ahit sandığının içinde işte Ruh-ül Kudüs var. O Hz. Mehdi (a.s)’ı tanır, Hz. Mehdi (a.s) da onu tanır. Hemen bir ferahlık ve güzellik olacaktır herkes görecek zaten.  İçindeki bulut olabilir böyle azot gazı gibi bir bulut. Cinlerde de olur o ama sürekli duran değil de kısa süreli duran bir bulut olarak düşünebiliriz. Ama zaten bir ferahlık olarak hissedecek insanlar. Açık elle tutulur. Bu yeterli. 

Ahit sandığı için Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Öyle bir huzur ki Musa (a.s) o huzur içerisinde Allah ile konuşmuştur.” Kapı açıldığında öyle bir durum oluşuyor, Allah’ın kelamını sandığının kapağının arkasından Allah’ın celal ve azamet bulutu,-o iki melek görünümlü altından oluşmuş varlık var onların arasında oluşuyor bir bulut oluşuyor, oradan duyuyor “Allaha hitap” ediyor, öbür yerde de biliyorsunuz çalı yanan ateş çalılarından Allah hitap etmiştir.

“Hocam, bugün Tahran Times’taki makalenizi okudum, derin devletlerin propaganda yöntemleri, ülkeleri birbirine düşürdüklerini şuan İran ve Türkiye’nin de bu şekilde aralarını açmaya çalıştıklarını yazmışsınız, bu derin devletleri her şeyin propaganda yoluyla idare edilebileceğini kendileri de ifade ediyorlar. Tarih delilleriyle dolu, vesilenizle öğreniyoruz, anlattıklarınız gibi her pis işlerini gerçekten de yancılarını kafalayarak onları ortaya atarak hallediyorlar.” Halil Akçay. Zibil gibi bedava yancılık yapıyorlar, para da almıyor yancılar, hayret edilecek şey.

Ruhani “Politikada daha fazla kadın olmalı” diyor çok güzel. O da değerli bir insan Ruhani ama İran’da işte gelenekçi Ortodoks nasıl bizlerde varsa öyle tutucu orada da çok var. Hükümetin başına dert oluyorlar. Ama inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’la sorun kökten çözülecek.

“Hocam, Tülay Hocam’ın bu kadar cazibeli kıyafetlerle, dekolte pozlar vermesini onaylıyor musunuz? Hocam, bizi kıskandırma peşinde bence, dünyanın en güzel kadını, yok böyle bir güzellik.” Çirkin prenses” yazmış. Prenses olur da çirkin olur mu? Sen de güzeldirsin. Tülay Hocam da hakikaten çok çok güzel bir kadın, nefis bir fiziğe sahip ve beni de deli gibi sever, çılgınlar gibi sever.

BEYZA BAYRAKTAR: En önemli özelliği size aşık olması, çok sevmesi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Delicesine sevgisi var.  Ben hiç kimsenin özel hayatına karışmam, hürriyetine karışmam o kendi inancına göre, kendi düşüncesine göre yaşar. Benim çarşaflı hanım arkadaşlarım da var, ta gözlerine kadar kapalı, böyle dekolte giyinen, dekolteden hoşlanan, güzelliğini de gösteren hanım arkadaşlarımız da var, hepsine saygı duyuyorum.

Müminler birbirinin velisi, bütün dünyada birbirlerini koruyup kollamakla mükellefler, bütün dünyada.  

“Adnan Bey, ben bir üniversitede öğretim görevlisiyim. Okul kütüphanesinde sizin kitaplarınıza rastladım okuyorum, Facebook kanalıyla birkaç talebenizle tanıştım, ne güzel insanlar yetiştirmişsiniz helal olsun size artık sizin sıkı bir takipçinizim” diyor.  Ferit Yılmaz.

“Hocam, kadınlar neden bu kadar çok seviyor sizi, ne yapıyorsunuz, kabala büyüsü falan mı?” Alemci Mesut. Allah sevgisi, iman. İman.

GÜLEN BATURALP: Sevgiyi bilmiyorken siz bize Allah’ı aşkıyla sevmeyi öğrettiniz inşaAllah o yüzden sizi her gördüğümüzde daha da etkileniyoruz güzelliğinizden.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Adnan Bey artık eskisi gibi sanatçıları davet etmiyorsunuz.” Edelim.

“Adnan Bey bu sevgi etiketleriyle nereye varacaksınız? Bırakın bu işleri insanlara para gerek para” diyor. Artık kafanın ne hale geldiğini düşün yani.

“Adem (a.s)’den itibaren yeryüzünde meydana gelen en büyük harekettir” diyor “deccaliyet.” En büyük din aleyhinde harekettir. “Her peygamber ümmetini uyarmıştır” diyor. Bütün peygamberler, deccale karşı.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK Terörünün Bitmesi İçin Alınması Gereken Acil Önlemler

Masaüstü Görünümü