Harun Yahya

Sohbetler (18 Şubat 2016; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR:  “Adnan Bey, siz böyle şeyleri iyi bilirsiniz.” Estağfirullah bizim bir şey bildiğimiz yok. Biz naklediyoruz. “Papa ve Patrik, bin yılın ardından ilk kez bir araya geldi.” İşte İsa Mesih’in gelmesiyle ilgili ona hazırlık yapıyorlar. Bin yıl sonra nedir açıklaması? Planlı bir biraraya gelme.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da askeri aracın geçişi sırasında asfalt altına döşenmiş, yaklaşık bir tonluk patlayıcının patlatılmasıyla altı askerimiz şehit oldu. Ayrıca İdil’deki operasyonlarda yaralanan bir asker ve bir polis daha şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Ben dün de söyledim. Ankara ile kalmaz devam eder bu dedim değil mi o gün? Kesintisiz devam edecek olaylar yani 2016 böyle. İnsanlar tamamen uyanıncaya kadar, çünkü ağır bir uyku halindeler. Bu Allahualem devam eder. Çünkü şaşılacak bir uyku hali var ama tarif edilecek gibi değil. Derin bir hipnoz şeklinde. Bediüzzaman bunu Risale-i Nur’da anlatıyor. “Bütün dünyaya deccal bir büyü uygular” diyor. “İnsanlarda bir uyku hali gelir. İspirizma ve manyetizmanın nevinden müthiş harikalara mazhar olan deccal ise Suriye hükümetini bir nevi rububiyet gibi görerek, o şekilde düşünerek ilahlığını ilan eder” diyor. “Bir sineğe bile mağlup olan bir insanın ilahlık iddia etmesi ne kadar maskaraca ve ahmakça olduğu herkesçe malumdur” diyor ve sonra konuya giriyor Bediüzzaman. Efendim, şuan o yapılan büyünün etkisinde insanlar. O hipnozun, dünya çapındaki hipnozun. Allah, onu kırmaya yönelik olaylar meydana getiriyor. Yani büyü, Bediüzzaman’ın sözüne göre de; “ispirizmanın ve manyetizmanın nevinden” diyor. “Müthiş harikalara mazhar olan deccal ise” diyor yani istidraç gösteriyor deccal.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İdil’deki şehitlerimizin fotoğrafı vardı gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Burak Güneş.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır benim aslanımı. Nur nur maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Ve Veysi Kakı.

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım, Ağabeyinin aslanı, koçyiğidi. Allah hepsinin şehadetini mübarek etsin. Hepsini tebrik ediyoruz. Allah bizlere o güzel nimeti inşaAllah ihsan eder. Gıpta ediyoruz. Gıpta ediyoruz onların güzelliğine, gıptayla bakıyoruz. Allah yatakta ölüm vermesin. Allah şehadet nasip etsin. Ne güzel, ne mutlu onlara. Bak soğukta falan İstanbul’da biz burada uğraşıyoruz. Onlar Resulullah (s.a.v.) ile cennet sofrasında yemek yiyorlar ne güzel. MaşaAllah. Allah annesine-babasına aslanlarımın uzun ömür versin. Sabr-ı cemil nasip etsin. Kalplerine ferahlık, inşirah nasip etsin. Allah nuruyla, bereketiyle sarsın. O şeref onlara yeter dünyada ailelerine. Çünkü o şereften biz de şerefyab oluyoruz, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Haber Türk’te bu akşam Ceren Kenar, PKK’nın Stalinist bir örgüt olduğunu belirterek şunları söyledi: “Amerika’nın sahip çıktığı değerler; demokrasi, özgürlük, liberalizm. Ama bu değerlere yakın olmayan bir örgütten bahsediyoruz. PKK-PYD dediğimiz zaman çok koyu Stalinist bir yönetim anlayışı olan komünlerden bahseden hem Türkiye’de hem de bölgede farklı Kürt seslerine alan tanımayan, bunlara müsaade etmeyen son derece despotik bir örgütten bahsediyoruz. Bu da ilginç bir durum Amerika’nın böyle bir Stalinist örgütü Ortadoğu’da desteklemesi” dedi.

ADNAN OKTAR: Biz geceli gündüzlü uyardık. Bunlar Marksist, Leninist, Stalinist örgüt diye. Hele şükür dün Başbakan ilk defa Marksist, Leninist, Stalinist dedi. Denilsin ve ayrıca buna karşı Türk gençliği eğitilsin. Milli şuur dersi konulsun. PKK geceli gündüzlü bak altmış bin kişiyi eğitmiş. Hepsini Marksist yapıyor eğiterek. Biz de eğiterek gençleri Marksist, Leninist, Stalinist düşüncenin yanlışlığını anlatıp, hem o adamların Marksist, Leninist olmasını engellemiş oluruz. Hem de bizim gençlerimizin bu tip adamlarla karşılaştıklarında neler konuşacaklarını onlara göstermiş oluruz. Donanımlı değil gençlerimizin büyük bölümü. Marksist, Leninist, Stalinist düşünceyle, Darwinist düşünceyle mücadele edecek güçte değiller. Türkiye’de Darwinist eğitimin durdurulması PKK’ya büyük darbe olur. Milli şuur dersi biran önce bütün okullara ders kitabı olarak okutulsun, konulsun. Marksist, Leninist düşüncenin yanlışlığı gençlere anlatılsın. Vakit geçiyor. Dediklerimi yapıyorlar ama çok geç yapıyorlar. PYD-YPG terör örgütü ilan edilsin. Bak senelerden beri söylüyorum. Ceren sevimlisi de bak daha yeni uyandı. Daha önceki yazılarına bakın hiç böyle değil. İngiliz derin devletini de daha yeni anladılar. PKK’yı da yeni anladılar ama çok vakit geçti.

Amerikan derin devleti, İngiliz derin devleti iç içedir, aynısıdır. Önce Rusya ile aramızı açtılar. Çünkü Rusya saldırıları için zemin gerekiyordu. Sonra da Türkiye’yi yalnız bıraktılar Rusya’yla. Tabii gitsin boğuşsunlar, kapışsınlar demiyoruz. Yani Rusya boğuşsun demiyorum. Fakat tabii bu oyuna da gelinmemesi lazımdı. Gelinse bile telafi edilmesi gerekir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK liderlerinden Cemil Bayık, dün akşam Ankara’da askeri araçlara yönelik yapılan eyleme ilişkin; “Bunu kim yaptı bilmiyoruz. Ama Kürdistan’daki katliamlara bir misilleme eylemi olarak öfkeli Kürt gençleri yapmış olabilir” açıklaması yaptı. Ve önümüzdeki dönemde gerilla güçlerinin dağda, şehirde ve her yerde daha aktif olacağını belirtti.

ADNAN OKTAR: Tam mafya ağzı. Adam öldürdüler. “Ya belki gençlerden falan birisi sinirlenmiş yapmıştır” falan gibi. Tam mafya ağzı. Esaslı bir misilleme istiyoruz. Yani bin pişman edecek bir misilleme istiyoruz hükümetten. Böyle tarihe geçecek bir misilleme istiyoruz. Böyle yeri göğü sallayacak bir misilleme. Yani PKK’ya ait hiçbir tesis, hiçbir barınak, hiçbir yer bırakmasınlar. Önceden belirtsinler burayı boşaltın arkadaş desinler. Arkadaş demeye de gerek yok. Kimse kim.

Bir de Twitter’da, Facebook’ta orada burada PKK’lılar, işte “oh ne iyi yaptık bombaladık, yaktık yıktık” diye yazı yazıyorlar ne Facebook ne Twitter bunlara bir kapatma bunlara uygulamıyor. Ama Öcalan’ın aleyhinde herhangi bir yazı çıktığında derhal kapatılıyor, devlet buna karşı da bir tavır alsın, uyarsın. Daha önce mesela uyarmıştı adamlar ayar olmuştu, şuan duyarsız bir bakış açısı var yani lakayt bir hal var buna karşı hükümetin tavır alması lazım. Hükümet derhal uyarması lazım Twitter’ı da, Facebook’u da uyarması lazım.

Saba Akça, “Güzelliğine doyamadığım, dinlemeye doyamadığım, hayatımın güzel ışığı canım Hocam” diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG tarafından hazırlanan İngilizce, Almanca, İspanyolca ve Kürtçe olmak üzere dört dilde yayınlanan videoda, Türkiye’nin dünya üzerinde yer alan bütün resmi kurumları batılı teröristler tarafından hedef gösterildi. Yayınlanan videoda YPG’li teröristlerle birlikte savaşan batılı teröristler Avrupa’da yaşayan Kürt nüfusuna yönelik olarak Türkiye’ye karşı savaşın çağrısı yaptı.

ADNAN OKTAR: Bunun mesela yayınlanması suçtur. Teröristlerin değil mi teşvik edilmesi? Kamuoyunu, Avrupa kamuoyunu, Amerikan kamuoyunu uyandıracak şekilde hükümetin yoğun faaliyet yapması lazım.

Mesela Zara çok çok değerli bir sanatçı, kaliteli bir sanatçı ama kıymeti o kadar bilinmiyor. Hiç duyuyor musunuz orda burada? Hiç tek kelime bir şey yok. Birçok sanatçı yok oldu ortadan. Mesela hükümet bunu bir milli felaket gibi görmesi lazım. Hiçbir sanatçı ortada yok. Bu gelenekçi Ortodoks sistemin bir başarısı gibi görünüyor ama Türkiye’yi biraz daha felakete çeken bir sistem demektir bu. Yani gelenekçi Ortodoks sistemin söylediklerinin yapılıyor olması belanın kapısının biraz daha açılması demektir. Yani sonra da “IŞİD mantığına nereden çıktı? Taliban mantığı nereden çıktı? El-Kaide mantığı nereden çıktı?” diye ortaya çıkıyorlar.

Evet, dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: Hasan Cemal, Oya Baydar ve Baskın Oran’ın da aralarında bulunduğu iki yüzden fazla yazar ve akademisyen PYD ve YPG’ye destek çıkan bildiri yayınladı. Bildiride şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. Türk askerini, Türk polisini şehit ediyor, bombalıyorlar adamlar daha hala YPG’ye PYD’ye destek, inanılır gibi değil. Terör örgütü olduğunu açıklıyor devlet. Yüzlerce, binlerce belgeyle ispat ediyor. Buna rağmen böyle. Yani bu mucize bu çok şaşırtıcı. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bildiride şunlar söyleniyor: “Mevcut iktidar düşünülebilecek ne kadar bölgesel ve evrensel aktör varsa yani Esad’ı, PYD’yi, Rusya’yı, Amerika’yı, İran’ı, Avrupa Birliği’ni düşman ilan etmiş bulunuyor. Rusya vurur diye uçak kaldıramadığı için Suriyeli Kürtleri aynen Türkiye’deki Kürtler gibi fırtına topu ateşine tutmakla övünüyor. Kimselerin böyle bir ortamda Türkiye’yi savaşa girmeye zorladığı yok. İktidar doksan yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bizzat böyle bir kapan kurdu ve içine gönüllü atlamaya çalışıyor.”

ADNAN OKTAR: Canım olur mu? PYD-YPG’nin orada büyük bir Kürdistan kurma hayalini iki yüzyıl önce İngiliz derin devleti oluşturmuş ve İngiliz derin devleti bütün gücüyle destekliyor. Açıkça da söylüyorlar zaten “Osmanlı’nın son dönemi gibi” diyorlar. “Biz buraya büyük Kürdistan’ı kuracağız” diyorlar. Dolayısıyla bunu böyle anlamazdan gelmenin bir âlemi yok. Adamlar sekiz yüz kilometrelik alanı dört yüz kilometre eninde kaplamış vaziyetteler. Yani dev bir ülke demektir bu. Bunu nasıl anlamazdan gelirler? Türkiye’nin Güneydoğu’sunda da devlet kurmak istediklerini söylüyorlar. Yani Suriye ve Irak içinde de geniş bir coğrafyayı ele geçirmiş durumdalar. Böyle bir mantık Türk halkı tarafından asla kabul edilmez. İki yüz kişi o iki yüz kişide kalır. Türkiye seksen milyon. İki yüz kişi karşıymış hiç kimse onu kâle almaz. İsimlerin titri ne olursa olsun hiç kâle almazlar. Türkiye’de PKK varlığı direkt İngiliz derin devletinin gücüyle oluyor. Yani PKK’nın ne buna aklı yeter, ne gücü yeter, ne iradesi yeter, ne kabiliyeti yeter. Tamamen dış destekle elde edilen bir şey bu.

“Hocam, sizi dinledikçe şunu anlıyorum ki, Kuran’ı bilmek ayrı bir şey, Kuran ile düşünmek ayrı. İnsan Kuran’ı çok iyi bilebilir ama yeterli olmuyor. Olaylarla karşılaştığında Kuran’ın ışığı, aydınlığı altında olayları değerlendirmeli. O zaman insan en doğru şekilde düşünebiliyor. Mesela şehitlik konusu ayetlerle, hadislerle çok iyi bildiğimiz bir konu fakat anladım ki, sadece doğru bilmek doğru tavrı göstermek için yeterli değil. Mesela Mesnevi konusu da çok açık ama hiç fark etmemiş olmamız çok garip. Siz bu yönünüzle bize gerçekten nimetsiniz” diyor.

Mehmet, sen bu PKK aleyhinde yazılarına devam. Bunlar bayağı kızıyor benim gördüğüm. İbrahim sen de öyle, devam et. Yazılı çok etkileniyorlar. Çapını çok genişleterek devam edelim.

“Saygı değer Hocam, seni çok seviyorum. PKK’ya karşı, YPG’ye karşı çok güzel konuşmalar yapıyorsun. Çok takdir ediyorum” diyor.

Mevlana’nın şiirlerinden, ‘O kapıyı kapa’ adlı şiirinden; “Sıçramış uyanmıştık uykudan. Oturup şarap içmiştik sonra.” Uyku dediği, din. “Oturup şarap içmiştik sonra. Şarap başımıza vurmuştu.” Yani o kadar etkili olmuştu şarap. “O zaman olmuştu işte ne olduysa. İnadı bırak da kendine gel, bize şarap ver, şarap.” Diyor. Şu Müslüman’ın konuşacağı şey mi? Sonra da diyor ki, “şarap haslara helaldir” diyor. “Halka haramdır” diyor. “Halk içemez şarabı” diyor. “Biz içeriz” diyor. “Ve bizim gideceğimiz yolda ne Müslümanlık var ne de Hıristiyanlık var” diyor. “Hiçbir şey yok” diyor. Bak diyor ki; ‘Gelin bizi de görün’ adlı şiirinde, acayip bir şarap propagandası var ama anlatılır gibi değil. “Şarabın en tatlısı burada işte bakın, işte burada şarabın en iyisi, işte burada yıllanmışı şarabın.” Yıllanmışını da biliyor. “Başa vuruyor” diyor. “Yok ya, maneviyat iddiası var” diyor. Kardeşim bak, “haram bize helal” diyor adam. “Bizim yolumuzda İslamiyet diye bir şey yok” diyor. “Helal, haram diye bir şey yok” diyor.

Elinde Resulullah (s.a.v.)’e, Peygamberimiz (s.a.v.)’e mektup bulunan bir kadın, perdenin arkasından işaret etti elini uzattı. Biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v.)’in çadırı var. Peygamberimiz (s.a.v.)’e içeri girmiyor ayıp olmasın diye ama mektubu uzatıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bakıyor, kadının eli bakımsız. Diyor ki; “Bu erkek eli mi yoksa kadın eli mi bilemiyorum” diyor. Kadın, “kadın elidir” diyor. Resulullah (s.a.v.) “eğer sen kadınsan tırnaklarının rengini kınayla değiştir” diyor. “Bakımlı olsun elin” diyor. Bak, kına “yani oje gibi süs yap” diyor eline. “Ben oradan anlayayım” diyor. “Elin bakımı olsun” diyor. Hakikaten bazı kadınların eli güreşçi eli gibi oluyor, pençe gibi. Bakımsız olmaz. Bakımlı olacak.

Şehit verdiğimizde sakın ola ki yas mantığına girilmesin. Bu PKK propagandası olur. Çünkü PKK’nın zaten istediği bu. Vuralım, yas ortamı olsun. İnsanlar üzülsün, acı çeksin. Bağıranlar, çağıranlar olsun. İnsanlar artık bıksın. “Artık yeter, toprak mı veriyorsanız ne yapıyorsanız yapın” desinler diye bunu yapıyorlar. Bu alçakların yaptığı her eylemde eğlenceyle ve neşeyle karşılık verilsin. Asla fütur verilmesin. Asla. Yani en ufak bir sarsılma alameti PKK’yı desteklemek anlamına gelir. Katiyen.

Aslında şu televizyonlar işte “ateş eve düştü.” “Ateş yürekleri dağladı” “Ailesi yıkıldı.” “Mahvoldular.” “Istırap, gözyaşı vardı” tam PKK’nın aradığı ifadeler. Yani bu ifadelerin tamamen kalkması lazım. Eyleminin boşa gittiğini görürse PKK, konu biter. Hiç PKK’nın ağladığını gördünüz mü siz PKK’lı vurulduğunda? Hiç “yüreklere ateş düştü” dediklerini gördünüz mü? Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım. Mesela Haber Türk’te bugün bakıyorum. “Yine yüreklere ateş düştü.” “Yine evlerine ateş düştü.” “Yine yürekler yandı” falan. Bu kime yarar? PKK’ya yarar bu üslup. Ne gerek? Şahadetini tebrik et. Allah’tan sen de şahadet iste. Materyalist, soğuk, buz gibi bir üslup.

Mesela bir şehit olduğunda “üç aylık bebeği vardı.” “Tam nişanlanacaktı.” “Gelinliğini giymek nasip olmadı.” “Babası mahvoldu. Annesi mahvoldu.” “Yüreklere ateş düştü.” “Evine ateş düştü” diye PKK’lıların yazılarına bakın. Hepsinde alay ediyorlar. “Vay be evlenecekmiş” diyor. “Vay be nişanlısı bekliyormuş” diyor. Yani adamlara malzeme çıkarıyorlar. Sen şahadet gözüyle bak. On kişi, yirmi kişi, yüz kişi. Adamlar yüzlerce adam kaybediyor PKK. Umurlarında bile değil. Adamlar daha şevkleniyorlar. Burada tam tersi. Böyle olmaz.

Toplumda çok yanlış saplantılar oluyor. Mesela birisi bir akıl atıyor. Sonuna kadar gidiyor. Mesela şehit cenazelerinde bu söyleniyor. Hep aynı gazete başlıkları, hep aynı üslup. “Bu sefer ateş Adana’ya düştü” “Ateş yürekleri dağladı” “Falancanın evine ateş düştü” Yani kelime dağarcıkları da çok dar.  İşte “Kayseri kara teslim.” “Ankara yağmura teslim.” Yıllardan beri başka kelime bulamazlar. Hep aynı kelime, hep aynı cümle. Yani yeni bir cümle kuramıyor adam. Yüzlerce cümle kurabilirsin kardeşim. Biraz kafanı aç.

Mehmet Ali Karakuş, Sosyalist Memo, “PKK’nın açılımını biliyor musun?” diyor. “Kalkmış PKK’yı eleştiriyorsun.” Açılımı Stalinist, komünist Allahsız Kitapsız örgüt, kendileri söylüyorlar. Ve Karadeniz’den Akdeniz’e kadar devlet kurmak istiyorlar. Türkiye’yi bölmek istiyorlar. Açık, sarih ifadeleri var. İngiliz derin devletinin de yönettiğini Abdullah Öcalan dört ayrı kere söyledi. Dört ayrı kere.

Ersin; “Şeriatçıyım.” Diyor. “TC askeri laik sistem için savaşıyor, PKK Marksist sistem için. Ee şehitlik?” Şehitlik ayrı ayrı değerlendirilen bir olaydır. Allah insanları ayrı ayrı değerlendirir. Bizim Mehmetçiğimiz, özel harekâtçımız çok dindardır. Hep Allah için mücadele ediyorlar. Bir Allahsız, Kitapsız, İslam düşmanı PKK tarafından öldürüldüğünde şehit olmaz. Ama benim Mehmetçiğimin hepsi “Allah, Kitap” dedi mi tüyleri diken diken olur. Allah aşkı onlarda çok büyük bir coşkudur. Ve Allah için yapıyorlar.

“Canım Hocam, tamam çok güzel konular anlatıyorsunuz ve insan soluksuz dinliyor. Ama Hocam, kardeşlerimizin sizin ceketinizin olağanüstülüğünden bahsetmemesi nedir böyle? Sanki her şey çok normalmiş gibi” diyor.

“Adnan Bey, Türkiye’yi bölmeye kalkarlarsa askerimiz, polisimiz ne olacak, ne yapacak?” Deren Su. Bölmeye kalkarlarsa asker, polis diye bir konu olmaz. Dünya diye bir konu olmaz. Uzaylı uzaylı baktın mı böyle tepsiye dönmüş bir yer görürler. Yani bildiğimiz bu dünya kalmaz. Kıyamet kopar. Deneyen, denediğine bin kere pişman olur. “Keşke yapmasaydım” der.

Rojava’da en çok yabancı savaşçı bulunduran ülke İngiltere’ymiş. Afganistan ve Irak’ta savaşmış eski İngiliz katiller geliyormuş, İngiliz askerler. Hem YPG’ye eğitim veriyormuş hem de kendileri de onlarla birlikte Müslümanları şehit etmede görev alıyorlar. Arap köylerini özellikle Müslüman köyleri basıyorlar. Ama bombardıman yapıldıktan sonra. Geride sağ kalanları da bunlar otomatik silahla tarıyorlar. Bunlara “kutsal savaşçı” diyorlar. Yani kahpe bunlar alçak, hırsız ve gaspçı.

BÜLENT SEZGİN: Bahsettiğiniz İngiliz askerler vardı, YPG’nin yanında savaşan.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Cinayete alışmış, akıl hastası, böyle aranan. Bak hep manyak. Hep psikopat tipler. Bu çakallarla bir şey elde edeceklerini zannediyorlar. Hâlbuki IŞİD istese bunların bir gecede tozunu dumanına katar. Ama onlar dünya çapında çok büyük bir savaş için hazırlık yapıyorlar. Yani tabii biz şiddetlerini ve terörlerini asla tasvip etmiyoruz. Fakat bunları köpek yerine bile koymuyorlar. Kâle dahi almıyorlar yani bir saatte iki saatte bitirirler hepsini. Boş yere kahramanlık yaptıklarını zannediyorlar. Böyle bir şey olmaz. Onlar dokuz yüz bin kişilik, bir milyon kişilik bir Avrupa ordusu bekliyor. “IŞİD, asıl onlarla savaşacağız” diyorlar. Bunları hiç kâle almıyorlar.

“Hocam, sevgi nedir? Sürekli öpmek, sarılmak, dokunmak mıdır sevgi?” Yok, sevgi, derin bir tutkudur. Gözlerinden sevdiğinin gözlerine akan, o sevdiğinin gözlerinden de sana akan gizemli, tarif edilemeyen akıl almaz bir güce denir sevgi diye. Yoksa dokunmayla, sarılmayla değil. Var öyle tipler akşama kadar deve gibi oğlanlar böyle kızlara kol atmış, koltuğunun altında kız. Koltuğunun altında terli terli yapışmış sıcaktan. Öbür eliyle de ona yapışmış zamk gibi. Kız nefes alamıyor böyle kendi etrafa da kımıldayamıyor. Kilometrelerce öyle yürüyorlar uygun adım marş vaziyetinde. Cılak cılak böyle. Öyle sevgi olmaz. Şov yapıyorlar. Sevgi derin tutkuya denir.

Öcalan, “İngiltere akıllı yaklaşıyor bizim olayımıza” diyor. “Onlar yönetiyor bizi zaten” diyor. “Avrupa’yı da onlar yönetiyor, Amerika’yı da onlar yönetiyorlar” diyor. “İngiliz derin devleti yönetiyor” diyor. “Bizim hareketimizi o yönlendiriyor” diyor “İngiliz derin devleti. Teşekkür ediyorum” diyor.

Bu televizyon programı olarak var mı bizde bu konu? Yok değil mi? Bunu televizyon programı yapalım. Öcalan’ın İngiliz derin devletini nasıl anlattığını yayınlayalım. Bir de İngiliz derin devleti yayınlansın zaten. Program olarak yapalım. “İngiltere konulara çok derin yaklaşıyor” diyor. Daha ne desin? Bak, “derin yaklaşıyor” diyor. Ve “bunun tespiti mümkün değildir” diyor. “Yani bu dediklerimi tespit etmek mümkün değil” diyor. “Çünkü konulara çok derin yaklaşıyor” diyor. Yani “derin devlet yapılanması var” diyor. “Komünizm’in en güçlüsü, en doğrusu, en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir” diyor Öcalan. Yani komünizmin, Stalinizm’in en gerçeği. Bu derin devlet konusu ve Öcalan’ın konusunu öncelikle yapalım. Kısaca İngiliz derin devletinden bahsettikten sonra yani bölme ile ilgili sözleri söyledikten sonra Öcalan’ın ifadeleri çok önemli. Çok fazla ifadesi var. Tamamını yayınlayalım.

Bediüzzaman işte bu İngiliz derin devletine şöyle dikkat çekiyor. “Kati bir vasıta ile haber aldım kökü ecnebide ve kendisi burada bulunan” derin devlet yani. Kökü ecnebi. Nerede? İngiltere’de İngiliz derin devletine bağlı Türkiye’deki derin devlet “zındıka komitesi” diyor zaten. “Senin bir eserini okumuş. Demişler ki; “bu eser sahibi dünyada kalsa biz bu ateist, Darwinist, materyalist sistemi millete kabul ettiremeyeceğiz” Yani “zındıkayı” diyor Bediüzzaman da ben açıklıyorum. “Bunun vücudunu kaldırmalıyız diye senin idamına hükmetmişler. Kendini muhafaza et dediler” diyor. Ben de “Tevekkeltü taalAllah, ecel birdir, tagayyür etmez” dedim” diyor Emirdağ’ında. “Fakat hükümetin bazı erkânını iğfal edip aleyhimize çeviren dehşetli ve gizli bir zındıka komitesi” derin devlet. “Küfr-ü mutlak hesabına bize hücum ediyor” diyor Bediüzzaman.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye’yi Parçalama Planı

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü