Harun Yahya

Sohbetler (19 Şubat 2016; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz. 

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sur’da çöken binada enkaz altında kalan üç asker şehit oldu. Göçük altında kalan dokuz asker kurtarılırken dördünün yaralandığı bildirildi. Sur’da PKK’nın karargah noktasına çok yaklaşıldığı ancak en çok tuzaklama ve patlayıcı olan yerin de bu alan olduğu ifade ediliyor. Neredeyse adım başı patlayıcı yerleştirilmiş olan Sur’da PKK karargahına yakın noktalardaki binaların da çatışmalar sonrasında çökmeye müsait hale geldiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Yani. Orada halkı boşaltsınlar uyarsınlar sonra o patlayıcıların hepsini imha etmek lazım. Gereğini yaparlar, onlar zaten ustalaştılar özen göstererek, dikkat ederek bayağı yetenekliler, başarılılar. Az sayıda adamla çok güzel netice alabiliyorlar, değil mi? Evet.

Askerlerimize Cenab-ı Allah rahmetini, nurunu, sevgisini nasip etsin. Allah şehadetlerini makbul etsin. Allah bizlere de onların o güzel makamını versin. Büyük bir şeref. Ailelerine Cenab-ı Allah kalp ferahlığı, iç neşesi, iman neşesi ve nur nasip etsin. Allah hidayetiyle sarsın, sabrı cemille, güzel bir sabırla, teenniyle olayları karşılamalarını nasip etsin.

Halka anons yapılıyormuş. “Bizimle bağlantı kurarak evleri boşaltın” diye. Evet böyle. Ama operasyondan önce zaten halkın boşaltması için biraz da ısrarcı da olmak lazım. Çünkü otellere yerleştirilebilir. Ondan sonra evlerinin tazmin edileceği de belirtilir. Belki hani orada eşyalara falan bir şey olur diye düşünüyorlardır. Yani yaklaşık mal varlıkları olduğu gibi iade edilsin. Tahrip edilen evlerde buzdolabı, çamaşır makinesi ne varsa hepsini devlet tazmin etsin. 

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Amerikan Başkanı Barak Obama ile telefonda görüştü. Obama görüşmede, “YPG’nin Suriye’deki ilerleyişi kaygı verici. IŞİD’le mücadelemize darbe vuran eylemlere son verilmeli” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte kaygı vericiyse Türkiye gereğini yapmalı. Çünkü YPG orada devlet kurma peşinde. Büyük Stalinist bir devlet kurmak istiyor. Esad da buna razı benim gördüğüm, Rusya da razı. Stalinist, komünist büyük bir devlet amaçları bu. Zaten sekiz yüz kilometre falan sırf Irak-Suriye hattı. Dört yüz-beş yüz kilometreye çıktı neredeyse kalınlık enine de. Tehlike büyük. Amerika çok ılımlı geçiştiriyor. Sonra böyle Stalinist bir devletle baş edemez. Buradan beslenen teröristler Amerika’yı, Avrupa’yı her yeri birbirine katarlar. Fransa’yı, İngiltere’yi zannettikleri gibi baş edemezler. PKK şirrettir. Onlar diyor ki “biz şimdi adamları Türkiye’ye karşı kullanalım sonra bakalım bir şey yaparız.” Böyle olmaz. İlk onların başını yerler ve Türkiye’ye karşı da hiçbir şey yapamazlar söyleyeyim.

Akşam gece neşesi güzeldir. Bir içkiden akşamcı olan vardır bir de aşk badesiyle akşamcı olan vardır. Biz aşk badesiyle akşamcı olanlardanız. Allah aşkıyla sarhoş oluyoruz.

Ra’d Suresi 7. Şeytandan Allah’a sığınırım: “İnkar edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya."” Yani kayıtsız şartsız inkar edilemeyecek şekilde onun peygamberliğini ispat edecek bir delil istiyorlar. Yani tam kanaat getirecek bir delil. "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya.” “Oysa” diyor Cenab-ı Allah “Sen, yalnızca bir uyarıcısın” tebliğcisin “ve her topluluk için bir Mehdi’sin” Hadi, Hadiyun, her topluluk için hidayete vesile olan Mehdi’sin diyor Allah.

Şeyhimiz Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri “Benden sonra cemaatim üçe bölünecek” demiş. Hakikaten dediği gibi oldu. Çok garip bilmesi. O dünya tatlısı ama bize göre bir tane cemaat var. Biz o üç parçayı tek parça olarak görüyoruz.

Şeyh Mehmet Efendi çok mazlumdur, ona destek olmak lazım. Şeyh Ahmet Yasin de gerçek alimdir yani çok güvenilir vicdanlı bir insandır yani vicdanı yüksek bir insandır. Ehli vicdan, çok önemlidir bu. Allah’tan korkar bir tek kimseden korkmaz. İnsanların rızası değil Allah rızası için yaşar. İnsanların rızası onun derdi değildir. “Allah ne der, Allah’ın rızası nasıldır?” hep onun peşindedir. Ama Şeyh Mehmet Efendi çok mazlum, halim selim bir insandır yani onun her yönden desteklenmesi çok önemli. Yani çok güzel bir vicdan tezahür olur. Şeyh Efendi’nin korunup-kollanması, sevilmesi, sayılması, hürmet edilmesi, değerli bir insan yani.

Münafıklar eğer münafık ayetlerini anlatmayı ve münafıklarla ilgili bilgilendirmeyi durdurursanız verem mikrobu gibidir yeniden tevarüs eder gelişir ve azgınlaşır. Münafık pusuda yatan bir mikroptur. Şeytan ona sin der siner, şeytan çık der ona çıkar. Yani insan değildir o çünkü, insan gibi görünür ama insan değildir münafık. Gerilemesi sizi aldatmasın. Bırakmaz yani vazgeçmez münafıklıktan. Ondan şeytani bir lezzet alır bırakmaz. O bıraksa bile şeytan onu bırakmaz. Çünkü şeytan üstünü kabuk gibi bağlamış oluyor.

“Ve yekulü-ve derler, elleezine keferu-inkar eden kafirler, levla-olmaz mıydı, unzile-indirdi” yani nazil oldu, unzile-indirdi. Hatta nuzül kelimesi de oradan geliyor inme. “İnnellezine Reis” diyorlardı slogan atıyorlardı Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi için. “Aleyhi-ona, ayetün-bir ayet, bir mucize, min Rabbihi-onun rabbinden, innema-sadece, yalnız, ente-sen, munzirun-nezirler, uyarıcılar.” Munzirun, uyarıcı, uyaran. “Velikülli kavmin-bütün kavimler için.” Yani Rus, Bulgar, Amerikalı, Türk hepsi için, Hristiyan, Yahudi. “Hadin-hidayet eden” Mehdi, Mehdi’sin diyor Allah, hidayetçi Mehdi’sin, Hadiyin.

Bediüzzaman diyor ki, İşaret-ül İcaz, sayfa 83-84’te “Çoğunlukla münafıklar şeytani bir zekaya sahip olurlar.” Bak şeytani demek uçsuz-bucaksız bir zeka. Ondan zaten azıp-kuduruyorlar. Hiçbir insanı beğenmezler, kendi zekasına hayran olur yani narsistir, sapıktır münafıklar. Kendini akıl almaz beğenir yani akıl hastası olur o yüzden. “Şeytani bir zeka sahipleri olup daha hilekar daha oyuncu olurlar.” Yani sürekli ahlaksızlık peşindedir mümkünü yok. Yanından çıkar ahlaksızlık düşünür, yanına gelir ahlaksızlık düşünür, başka bir yere gider ahlaksızlık düşünür, oraya iner oyun düşünür sürekli kafasında plan, oyun, hile, plan, oyun, hile başka bir şey olmaz münafıkta. Zaten o delilik şeklinde kendini gösterir, münafığı dikkatlice incelersen hiç rahat durmaz. Mesela yukarı çıkar bir adilik yapar, bir yere gider bir adilik yapar, bir köye gider bir adilik yapar, hep hile peşindedir.

Münafık çok gaddar ve pisliktir. Müslüman der, bırakayım yakasını falan dersin o senin yakanı bırakmaz. İblis olduğu için son nefesine kadar iblisliğini yapar bak son nefesine kadar. Hastanede olduğunu düşün, sürünüyor ölüyor olduğunu düşün orada bile şeytanlık yapar. Orada bile pislik yapar Müslümanların başını belaya sokmaya çalışır, çok alçak bir mahluktur.

Derin devletler onların Allah’ı olur haşa. Yani Allah gibi görürler derin devleti. Kendini çok büyük görür münafık asıl derdi o. O büyüklük onu boğmaya başlıyor bu sefer, kendini Allah gibi görür. Büyüdükçe daha sıkıntısı artar, saldırganlığı artar, saldırganlığı arttıkça daha da büyüdüğünü düşünür iyice azgınlaşır. Yani enaniyet azgınlığına düştüğünde bir insan Allah vermesin, huysuzluğu ve ahlaksızlığıyla, saldırganlığıyla orantılı olarak büyüme hırsı da büyümeye başlar, gelişmeye başlar. Büyüdüğünü gördükçe, kendine göre tabii büyüdüğünü gördüğünde azgınlığı artar, hilebazlığı artar, yaygaracılığı artar. “Münafık gözünü çok iyi kullanır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ağlaması, zırlaması anında düğmeye basmış gibi ağlamaya başlar. Çok şirrettir münafık. Her an her an kepazeliğe hazırdır. Mesela Allah için ağlamaz, Allah korkusundan ağlamaz. Ama pislik ahlaksızlık yapmak için, yaygara yapmak için ağlar. Yusuf Suresi’nde de Allah ona dikkat çekmiş. Münafıkların o yeteneği şaşırtıcı, çirkin bir yetenekleri vardır gözlerine hakimdir. Mesela bakışları bön ve küttür münafığın, ölüdür ruhu. Ruhu ölü olduğu için gözlerinde de o bitkinlik sanki böyle kükürt kokar adeta münafıklar. Gözünde o şeytanın donukluğu görülür. Şeytan onu felç eder adeta, iman neşesini yok eder içinde onun için yüzünde hayret edilecek bir şekilde Firavuni bir ifade olur. Mesela Firavun’un resimlerinde falan görüyorsunuz ya donuk, anlamsız mat bir bakış. Deccalların resimlerinde falan da görüyorsunuz böyle akıl almaz bir donukluk ve bitkinlik vardır. İç neşesi, iman neşesi kaybolduğundan olur o. Kalbindeki o güç gitmiştir. O yüzden hayret edecek bir durgunluk matlık. Ama gece daha yoğunlaştığını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Gece odun gibidirler” diyor. Sessiz ve azgın. Münafık cevap vermez bir şey konuştuğunda, geceleri azar. Kuran’ın ifadesiyle bunu anlıyoruz. “Odun gibi sessiz” diyor. Mesela bir şey söylersin cevap vermez, bir şey sorarsın açıklama yapmaz, yapsa bile çok kısa ve geçiştirici olur münafığın özelliği. Onun için işte “odun gibidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Az konuşur. Şeytanla transa geçtiğinde, o azgınlaştığında yüzündeki donukluk artar, azgınlık artar, ağlama eğilimi artar saldırganlığıyla beraber. İşte göz kontrolü o zaman başlıyor. Şirret bir şekilde ağlayıp, bağırıp yaygaralar yapmaya başlar. Allah’ı anmaz, Kuran yakar adeta münafığı, Kuran’dan çok şiddetle kaçınır. Çünkü ayeti okuduğunda ayet onun sistemini ortadan kaldıran bir açıklama olduğu için ayetten haşa nefret eder. Ama Allah’ı anar münafık yani bak Allah’ı anar onu iyi bilmek lazım. Mesela Allah’la konuşur yemin eder. Ayette de sık sık belirtiliyor yemin ederek başlarlar, Allah adına yemin ederler. Ama en çok dikkat ettiği şey Kuran’la konuşulması. Kuran çünkü bir bütün mana çıkarıyor. Ama Allah demesinde her türlü imkan onun için mümkün oluyor. Çünkü bak diyor ki “Şeytan sakın sizi” yani münafıklar sizi “Allah ile aldatmasın.” Allah der konuşur. Mesela “Allah biliyor” diyor, “Allah vekil, Allah bizim farkımızda, Allah duyuyor” diyor. “Zaten biliyor Allah ayette” diyor.

Münafıkta haya duygusu yoktur. Mesela sen utanırsın bir şey yapamazsın, mesela bir şey söyleyemezsin bir şeyden çekinirsin. Münafık yüzsüzdür arsızca her şeyi söyler. Arsızca şamata yapabilir, yaygara yapabilir, kepazelik çıkarabilir, ahlaksızlık yapabilir. Müslüman çok çekinir böyle şeylerden fitneden, kargaşadan, Müslümanları rahatsız etmekten çok çekinir. Ama münafık öyle değildir çok hayasızdır. Her an kepazeliğe hazırdır. Hemen itlik yapmaya hazırdır, çok şirret bir mahluktur. Sinsice alttan alta Müslümanlarla kendince uğraştığını, onları kızdırmaya çalıştığını düşünür münafık. Ama çok aptalcadır yani şeytanın akılsızlığı onda çok şiddetli tezahür eder, zekice değildir. Halbuki köpek gibi Müslümanların avucunun içindedir münafık, ondan kurtulamaz. Yani bir ekrandan seyreder Müslümanlar onu. O dördüncü boyutu göremez münafık, üçüncü boyut içine kilitlenmiştir. Müslüman onu dördüncü boyuttan görür ama nübüvvet gözüyle bakan, velayet gözüyle bakan onu dördüncü boyuttan görür. Onun için o ahmakça pis çirkin işlerini yaparken kimsenin haberinin olmadığını zanneder o. Halbuki Allah müminlere ilham eder hissettirir yani. Münafığın azılı yönlerinden birisi de son derece arsız ve hayasız olması. Utanma hissi olmaz münafıkta. Yüzünde eşek oynamıştır yani çok hayasızdır. Aklına hayaline gelmedik bir arsızlığın içine girebilir. Mesela dersin ki herhalde utanır şunu yapamaz herhalde dersin, akıl almaz hayasızlığı her türlü adiliği yapabilir. Yani her türlü pisliğin içine girebilir. Müslümanların başının belasıdır daha Türkçesi münafık. Her yerde olur, her yerde rastlanır. Müslüman’ın bunlarla akıllı mücadele sonucu da Müslüman’ın aklı gelişir. Aklın en geliştiği yer münafıkla yapılan mücadeledir. Münafık olmasa akıl o kadar keskinleşmez. Çünkü küfürle mücadelede o kadar fazla akla ihtiyaç yoktur yani kaba bir mücadeleyle netice alınır. Ama münafıkta, münafığın zekasını alt eden bir akıl olur Müslümanda. Bak şeytanın aklıyla mücadele etmiş oluyorsun. Şeytanla mücadele etmiş oluyorsun yani şeytanın zekasıyla mücadele etmiş oluyor Müslüman. O yüzden nefis bir akıl tezahür eder müminde ve bu gelişir yani gittikçe gelişir mükemmel bir akıl düzeyine erişir mümin. Münafık da aptallık yaptıkça, şeytanlık yaptıkça aklı gittikçe kavrulur sadece şeytani zekası gelişir. Zeka da aklın karşısında sıfırdır. Yani çok dağılgan, ezilgen, mağlup bir sistemdir. Her özelliği pistir. O pisliklerden bir tanesi de ayette belirtiliyor. Zümer Suresi 45’te: “Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır.” Bak “sadece Allah anıldığı zaman” yani şirk koşulmadığı zaman, hep bu şirk ister münafık hep şirk. Mesela insanları put edinir. “Falanca bunu bana niye dedi?” Mesela eşini put edinir, karısını put edinir, çocuğunu put edinir, bütün dünyası onun üstünedir her şey onun üstüne. Onun için Allah o putuyla onu helak eder, putuyla onu yakar. Putu onun başının belası olur. Allah’a bir türlü kalbini veremez münafık. Sürekli kalbini putuna verir. Putu da onun başının belası olur o zaman. Mesela karısını putlaştırıyor karısı başına bela olur. Akıl almaz şirret bir cine dönüşür adeta böyle baş belası olur. Ve sonunda gidip öldürüyorlar zaten o cinnet sonucunda. Aklını atıyor adam zaten şeytanın etkisinde. Farkına varmıyor kadın onun şeytanın etkisinde olduğunun, onu putlaştırmış oluyor, kadını putlaştırmış oluyor ve artık Allah’ı unutuyor o. Onun putu o olmuş oluyor. Kadın da onun kendini putlaştırdığını bilmiyor. O zaman putunu ele geçiremeyince putunu öldürüyor. Çünkü artık Allah ile bağlantısı kopmuş oluyor. O putu onun için artık şeytanın hedeflediği öldürülmesi gereken bir varlık olmuş oluyor.

CAN DAĞTEKİN: Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “sinelerdeki kalpleri körelir” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Fussilet Suresi 25’te: “Biz onlara birtakım yakın-kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık,'” mesela derin devletler bunların üzerine kabuk gibi kaplanır. Bunların hiç peşlerini bırakmazlar. Kenardan köşeden bir işaret verirler. Ya Mevlana’nın şiirinden ya bilmem kimin şiirinden. O oradan o sapık ruhuyla kendi işaretini alır. Kendince oradan şeytani bir mana çıkartır kendi kafasına göre. Mevlana derken Mevlana’nın yazıp yazmadığı da belli değil, kim yazdıysa o.

Yani bir gün-iki gün bile dinlenmeye gelmez münafıkta, zeka da dumura uğrar müminde akıl dumura uğrar. Münafıkla mücadele Müslüman’ı çok açar canlandırır. Yoksa meskenet gelir Müslüman’ın üstüne. Münafık olmasa Müslüman bitkinleşir yani savaş gücünü kaybeder, mücadele gücünü kaybedebilir. Mesela şu an Allah küfrü üstümüze salıyor, zalimleri üstümüze salıyor bizi uyandırmak istiyor Cenab-ı Allah. Bütün İslam aleminin üstüne dikkat ederseniz münafıkları, kafirleri, şeytanları saldırtıyor ki biz bu uykudan uyanalım diye.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki “Münafıklar kibirlidir, kendini çok beğenir.” Zaten onlar tavus kuşu gibi gelir geldiklerinde hemen anlarsınız, yani böyle iblis gibi sanki insan gelmiyor bir mahluk geliyor gibi. Acayip kendilerini önemli görürler. Halbuki yiyen içen, tuvalete giden zavallı bir varlıktır ve onun görüntüsüdür onu bilmez ama acayip kabararak gelirler. Eğer bu konuda kalbi açık, gönlü açık olanlar varsa görürler bunu. Hastadırlar kendini çok beğenir. “Ne sevilir ne de severler.” Bütün sevgileri sahtedir, sevgiyi istihbarat amaçlı kullanır, pislik yapma amaçlı kullanır, rahatsız etmek için kullanır. Sevdiğinden değildir, ahlaksızlık baskı yapmak, Müslümanları huzursuz etmek için kullanır ve herkes de nefret eder böyle pisliklerden. Bunlar züppe böyle ukala, çok ukaladır münafıklar. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında adam diyor ki, o zamanın münafığı “bana getirin Kuran’ı” diyor “ben inceleyeyim doğru veyahut yanlış olduğunu size haber vereyim” diyor. Bütün münafıklar seviniyorlar o devrin enaniyetli, kibirli, ukala züppesi. Böyle süslü müslü ihtişamlı kıyafetli falan, saçı başı her şeyi, gözleri sürmeleri var adamın, kendini acayip süslemiş yani bakan bir acayip bir şey zanneder çok heybetli bir görünümü var. Ayette diyor ya “Gördüğünüzde önem verirsiniz, hoşunuza gider onların cüsseleri” diyor. Mesela geliyor, Kuran’ı önüne koyuyorlar, yavaş yavaş birkaç gün okuyor inceliyor. “Yahu bu tamamen uydurma” diyor “Muhammed’e birisi bunu söylemiş aslı yok bu Kuran’ın” diyor. Bütün münafıkların küfrü bir kat daha artıyor. Hemen kanaatleri geliyor söyler söylemez. Halbuki akılsız, incelediği şey aynı zamanda 19 rakamı. Zaten Kuran’ın bir mucizesi bu. Ve Cenab-ı Allah onu işte 19 cehennem zebanisiyle tehdit ediyor Müddessir Suresi’nde. Çok kibirli ve ekabirler, geldiklerinde hemen anlaşılır onlar. Yani bir şeytan gelmiş gibi elektrikleri olur yani salonu hemen kaplar hissedilir münafıklığı. Hassas kalpler, imanlı kalpler münafığı hisseder, gördü mü içini sıkıntı basar rahatsız olur. Allah öyle yaratmıştır bir mucizedir. Diyor ki adam, bilinir, münafık olup da müminin kalbinde ferahlık olmaz. Kalbi hemen sıkılır rahatsız olur uzak durmak ister. Münafık öyle gizli bir varlık değildir o kadar. Mesela Peygamber (s.a.v.)’in yanında vahiy katibi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kalbi sıkılıyor rahatsız oluyor anlıyor adamı ama bir şey diyemiyor. “Ben vahiy yazmaya geliyorum yanına” diyor. Halbuki üç yüz münafığın başı. Bak vahiy katipliği yapıyor aynı zamanda. Ama ispat edemediği için Peygamber (s.a.v.) bir şey diyemiyor. Çok alçak olurlar. İşte sonra bu alçaklar gittiler Hz. Osman (r.a)’ı şehit ettiler. Ehli Beyt’i şehit ettiler, zincirleme gitti. Halbuki en başta başları ezilmiş olsaydı, en başta durdurulmuş olsalardı ne Hz. Ali (k.v)’yi, ne Hz. Ömer (r.a)’ı, ne Hz. Osman (r.a)’ı, ne ehli beyti hiç birini şehit edemeyeceklerdi. Hz. Hasan (r.a)’ı, Hz. Hüseyin (r.a)’ı ortada bıraktılar inanılır gibi değil. Dediler ki “Biz sana destek olacağız yanına geliyoruz” “hadi biz bu münafıklara karşı mücadele edelim” adamlar çakılmış gibi kaldı. “Biz gelemeyiz” dediler. Yani akıl almaz oyun oynadılar Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a)’a ve Ehli Beyt’e yani. Tabii bu çok korkunç bir şey. Hüsnüzan ettiler müminler diye. Halbuki on-yirmi tanesini eğer ikna etmiş olsalardı, ki ben olsam ikna ederdim gibi geliyor bana o devirde olsam, tam kanaatlerini getirttirirdim ve bir daha da böyle bir şey olmazdı. Rahatça ikna edebilirlerdi, konuşabilirlerdi. Tabii çeşitli yöntemleri var iknanın ama ben ikna edeceğimi düşünüyorum. Özellikle o Hz. Osman (r.a)’ı şehit eden tipleri falan hepsini ikna edebileceğimi düşünüyorum, yani olsaydım ikna ederdim. İkna etmemişler. Özetle münafığın ipini bırakmaya gelmez. Çünkü derki münafık “ben pişman oldum, rücu nükul ettim” der “vazgeçtim” der. Vazgeçmez.

Baksana “Yezid, Hz. Hasan (r.a)’ın karısı Esma’ya “Eğer muradımı yerine getirirsen sana on bin dirhem gümüş vereyim. Irak yakınlarında babamdan sana on parça köy alayım ve seni de hatun edeyim” demişti” diyor. Bir meyve suyu hazırlamışlar, muhtemelen Esma sundu. Onu içtikten sonra feci şekilde zehirlenip vefat ediyor. Halbuki bunlar bilinir, anlaşılır. Ama o canlar o velayet sistemi içinde öyle bir kardeşlik ortamı olmuş ki akıllarının ucundan geçmiyor. O kadar mutlu mesutlar velayet sistemi içinde. Halbuki uyumaz münafık. Taş uyur münafık uyumaz. Uyanık olunması lazım. En baştan ikna edilmeleri gerekiyordu. Mesela tavanda bekliyorlar Hz. Osman (r.a)’a diyorlar ki “sen” diyorlar “yaşlısın, halifelik yapacak durumda değilsin. Hoşlanmadık senden” diyorlar “halifeliği bırak” diyorlar. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisiyle belirtilmiş Hz. Osman (r.a)’ın halife olacağı. Ve ümmet seçmiş. Zaten bir devlet başkanını görevden zorla almaya kalkmak, bütün devletlerde karşılığı idamdır. Anayasayı tağyir, tebdil, ilgaya cebren tam teşebbüs. İşte “kanunlarla ve anayasayla kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni görevinden cebren mene” mesela idamdır karşılığı. Karşılığı idam bunun. Adamlar tavanda, diyor ki “aman ellemeyin” diyor “ben mümin kanı aksın istemiyorum” diyor. Kan akması şart değil ki mübarek, adamlar ikna edilir. İlla kanını mı akıtmak gerekiyor. Bak sonra onlar demirle döve döve döve al kanlar içinde bıraktılar ve şehit ettiler. Sonra göğsüne kılıç soktular, boynunu kestiler, mübarek naaşını da kapıya koydular, iki gün kimse alamadı. Sonra da Hz. Ali (r.a) devreye girdi biraz ortalık yatışınca, Hz. Ali (r.a)’ın vesilesiyle kaldırıldı.

ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ: Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra münafıklar münafıklık yapmaya devam edecekler mi?       

ADNAN OKTAR: Benim kanaatim zor. Benim bildiğim Mehdi (a.s) ise yani hadislerdeki Mehdi (a.s) ise zor, çok zor. Çünkü vefatından sonra başlarını çıkarabiliyorlar. İsa Mesih zamanında da biraz bekliyorlar. Ama sonra kuduruyorlar. Allah’tan korkmayan Hz. Mehdi (a.s)’dan korkacak. Öyle bir şey olmaz. Bir şey yaptığından da değil de yakalar, özelliği o yani inşaAllah. Bir de Hz. Mehdi (a.s) öldürülemeyen bir varlık, o onları çok korkutur. Mesela bütün sahabelerin kaderinde var zehirlenebiliyor, suikast yapılabiliyor ama Hz. Mehdi (a.s) ahkamda masumdur, öldüremezsin Hz. Mehdi (a.s)’ı. Garip, metafizik bir varlıktır. Deccal de öyledir. Hz. Ömer (r.a)’e “işte sureti” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) deccal için, çocukların içinde bir çocuk gösteriyor “yüzü aynen böyle” diyor. Hz. Ömer (r.a) hemen kılıcını çekiyor çocuğu doğramaya kalkıyor. “Aman aman” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “sen” diyor “yüzü benziyor diye” diyor “böyle bir şey yapmaya kalkarsan haram olur bu” diyor “sakın, böyle bir şey yok” diyor. Bediüzzaman diyor ki “bu anlaşılıyor ki” diyor “sureti ve cismi heykellerde ve resimlerde birçok yerde temessül edecek deccalın. Buna bakıyor” diyor. “İkincisi” diyor “kaderinde ölüm yok” diyor. Çünkü diyor bak “eğer zaten deccalsa” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) sen onu öldüremezsin” diyor Hz. Ömer (r.a)’a. “Kaderinde yok onun çünkü” diyor. O da metafizik çünkü metafizik bir varlık. İstediğin kadar suikast yap, ne yaparsan yap öldüremezsin. Kim ne yaparsa yapsın öldüremez. On ton zehir getirsen yine etkileyemezsin, atom bombası patlatsan. İşte onun için diyorlar, yanlış anlıyorlar onu yanlış yorumluyorlar, diyorlar ki “Hz. Mehdi (a.s) yanında atom bombası patlayacak etkilenmeyecek.” Etkilemez olur mu? Etkilenir. Yapılamayacak yani. “Silah etki etmez” diyor. Silah etki etmez olur mu? İnsan bu nasıl etki etmez? Eder ama kaderinde yok.  Cebrail (a.s) sağında, Mikail (a.s) solunda, İsrafil (a.s) önünde. İsrafil (a.s) sürekli Allah’tan talimat bekliyor kıyamet için, sürekli, her an. Hz. Mehdi (a.s) olduğu için durduruluyor. O işte çok ürkütücü gelecek münafıklara. Zaten şu an bence münafıklar ve kafirun ve kafirat Hz. Mehdi (a.s)’ın farkındalar, denemişlerdir onlar. Biz bulamıyoruz, onlar çoktan bulmuştur. Denemişlerdir, metafizik olduğunun farkına da varmışlardır ve onun korkusu gibi görünüyor şu anki hal. Bir dehşet yaşanıyor şuan, ben bunu görüyorum. Akıl almaz bir dehşet yaşanıyor. Ta 1999’da başlayan bir dehşet bu. Metafizik bir varlık olduğunun farkına vardı onlar benim kanaatim. Ama biz farkına varamıyoruz. Mesela şeytanlar farkına varır, veliler farkına varır, evliya farkına varır. Ama avamı mümininden olduğumuz için ben göremiyorum, sizler de göremiyorsunuz.

Müddessir Suresi 50-51, Hz. Mehdi (a.s)’a örtülü olarak işaret eden bir ayettir. “Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;” (Müddessir Suresi, 50) diyor. İşte münafıklara işaret bu. Dehşetli bir korku mesela eşek sürüsü, yaban eşekleri nasıl oluyor? Bir arslanı görüyorlar hayvanlar deliler gibi, kaçıyorlar. Şu an münafıkların konumu da o. Bak diyor ki Allah “Arslandan korkup-kaçmışlar.” (Müddessir Suresi, 51) diyor. Arslan zaten Hz. Mehdi (a.s)ın lakabıdır. Peygamberimiz (s.a)’in koyduğu lakabdır. Haydar. Hz. Ali (r.a)’a da söylüyor çünkü onun soyundan geleceği için hep arslan oğlu arslan. “Arslan oğlu arslan” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s) için, arslan oğlu arslan. Hep arslan diye geçer, Tevrat’ta da hep arslan diye geçer Hz. Mehdi (a.s), Hz. Moşiyah hep arslan. Onun için Museviler heykellerde falan hep aslan resimleri yaparlar, aslan heykelleri yaparlar.  O kullandıkları mesela İsrail’de her yerde vardır aslan resimleri Hz. Mehdi (a.s)’ı, Hz. Moşiyah’ı temsil eder. Bu çok eskiden koyulmuş bir isim. Ta Hz. İbrahim (a.s) devrinde konulmuş bir isim, Hz. Musa (a.s) devrinde konulmuş bir isimdir aslan ismi Hz. Mehdi (a.s)’a.

Tabii Hz. Mehdi (a.s)’a gönderilecek münafıklar da dünyanın en azılı münafıkları olacaktır, normal bir münafık değil. Nasıl şeytanların üstünde derecede olan varlıklar varsa, Hz. Mehdi (a.s)’ın da muhatabı olacak varlıklar mesela bak deccal; dünya tarihinin ez büyük deccalıyla karşılaşıyor Hz. Mehdi (a.s), bak dünya tarihinin. “Adem’den bu yana” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “kıyamete kadar deccal kadar büyük olay yok” diyor, “deccal olayı kadar büyük olay yok” diyor. Çünkü bütün dünyayı dinsiz yapıyor deccal. Bütün dünyayı dinsiz yapıyor hiç tarihinde yok dünyanın. Silme dinsiz yapıyor, yüzde doksan dokuz.

“Mehdi çıkar, ona el haris, arslan denir.”

Mesela Hz. Ali (r.a)’ı şehit eden Abdurrahman ibni Mülcem son anına kadar dindar gibi göründü. “Her şeyi Allah rızası için yapıyorum” diyordu. Münafıklar ibni Mülcem’i kahraman olarak anıyorlar, o devrin işte Ortodoks gelenekçi alçak yobaz takımı. O silsile olarak sonra da devam etti. Onlar azılı kadın düşmanıydı, hep cinsi sapıklardı, kadından nefret ediyorlardı. O uydurma rivayetlerin hepsinin kökeninde bunlar var.  Peygamberimiz (s.a.v.)’in muhalefetine rağmen, Hz. Ayşe (r.a)’ın ısrarla “böyle çirkin sözler etmeyin” demesine rağmen bu rivayetleri yaydılar. Bu oğlanlarla ilgili izahlar da onlardan kalma. Hepsi cinsi sapıktı.

Mesela mühim bir insanı ortada bırakmak da çok acı. Hz. Ali (r.a) tek başına gidiyor namaz kılmaya camiye. Kardeşim çok önemli bir insan yapma, etten duvar oluşturmaları lazım. Olacak iş mi şu? Zır cahil adamlar var, münafıklar var, üçkağıtçılar var, sapığı var, ahlaksızı var, derin devlet ajanları var her yer kaynıyor. Tek başına camiye gidilir mi? Onun aslanlığından işte, böyle iyi niyetliydi. Sahabe çok büyük hata yaptı yahut çevresindekiler kimse. Etten duvar oluşturacaklardı böyle sıkı. Her yere gidişinde öyle olması lazım. Münafık olduğuna şüphe ettikleri kişileri de uzak tutmaları lazım. Adam akıl almaz züppelik yapıyor daha hala susuyorlar. Tavana çıkıyor diyor ki “devlet başkanlığını bırakacaksın” diyor “seni öldürürüz yoksa” diyor. Kardeşim bunun karşılığı idamdır kayıtsız şartsız. Çok açık. Allah diyor “fitne katilden beterdir.” Cinayet işlemekten daha beter suç. Ve fitnenin tek karşılığı ölümdür, tenkil; asılmasıdır. Veyahut ayete göre ayağının ve elinin çaprazlama kesilmesi veya sürgündür. Al sürgüne götür. Al götür sürgüne. En hafif cezayı ver işte. Yapmamışlar. Halbuki sürükleyerek tavandan indirebilirlerdi sahabeler, bayağı güçlü kuvvetliler, her yeri darmadağın etmiş adamlar. İnanamıyorum tabii, insan düşündükçe içim gidiyor çok öfkeleniyorum. Adamı oradan tut bacağından sürükleyerek tavandan indirirsin. Hem de öyle bir indirirsin ki kendi de şaşırır. Sürükleyerek götür. Hayır güçlü kuvvetli insanlar insaf yani. Taşı tutsa suyunu çıkarır.

Zohar, bak 3500 yıllık eser. “Moşiyah, Mehdi o doğruluk adına yemin eder” bak doğruluk adına yemin eder o. “O bir aslandır.” 3500 yıl önce diyor bak “o bir aslandır.” Peygamber (s.a.v.)’in sözünün aynısı bak görüyor musun? O da diyor Peygamber (s.a.v.) “o bir aslandır” diyor, o da bak Tevrat’ta da “aslan” diyor. “Ve aslan diye söz edilen şefkattir.” Adı aslan ama aslan diye söz edilen şefkattir. Yine Zohar Mişpatim, 18’de 481 numaralı hüküm: “Moşiyah Mehdi aslan olarak isimlendirilen Davut oğlu Mesih’tir.” Şimdi bir süre sonra İmam Mehdi (a.s)’yi işte bu Sanhedrin, bu yetmişler meclisinin seçilmişleri hem kutsayacaklar hem de başına kutsal yağ sürecekler. O Zeytindağı’nın ağaçlarından elde edilmiş kutsal zeytinyağı var, bir şişe de bana getirdiler buraya. O yağı avuçlarına döküyorlar ve başına böyle sürüyorlar. “Mesh edilmiş” Tevrat’ta o şekilde geçiyor. Mesh edilmiş. Oradan Moşiyah’ın ismi de oradan geliyor zaten. Mesh edilmiş. Hz. Musa (a.s) çok istiyor Mesih olmayı, çok Allah’tan yalvarıyor. Moşiyah; Moşe va Allah isimlerinin bir araya gelmesiyle oluşturuluyor. Moşe yani Musa’nın ismi. Allah’ın sevdiği Moşe anlamına geliyor. Bir ismi de Moşe’dir Mehdi’nin bir ismi de, Musa. Asıl Ahit Sandığı’nda var, o çıkartılacak. Hz. Musa (a.s)’ın bizzat hazırladığı, Hz. Harun (a.s)’ın bizzat hazırladığı Mesih yağı var altın kap içerisinde, o yağı sürecekler başına asıl, Hz. Mehdi (a.s)’ın başına. Bakın 3500 yıllık zeytinyağı ve manna var. 3500 yıllık manna. O kabın işte bir özelliği bozulmuyor Allah’ın hikmeti. Ne var içinde, nasıl bir sistemse Allah diyor ya “onu melekler korur” diyor. İçindeki hiçbir şey bozulmuyor.

AYLİN KOCAMAN: Zaman kavramıyla alakalı olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Bilmiyorum ki, işte “onu melekler korur” diyor.

ADNAN OKTAR: Mesela açıldığında insanların içine ferahlık geliyor birden bire. Sıkıntısı olanlar ani ferahlama hissediyorlar. Ayette o geçiyor, Kuran’da birçok yerde geçer. Zaten sandığın ismi de odur. Ferahlatıcı, rahatlatıcı sekinet sandığı. Sükûnet veren. Mesela çok heyecanlı bir insan sakinleşiyor. Sekine geliyor. İçinde korku olan içinden korku gidiyor. Ama sandık kapatıldığında yine adam eski haline dönüyor. Ruh-ül Kudüs olduğu için içinde o şekilde izah ediliyor. Ruh-ül Kudüs Allah’tan bir ruh. Ruh-ül Kudüs sandık açıldığında dışına çıkıyor, sandık kapandığında yine içine giriyor. O huzur ve sekineyle Allah’la konuşuyor Hz. Musa (a.s) sandık açıldığında çünkü korkuya çok açık bir peygamber ya. O üstündeki korku birden gidiyor. Çünkü açıldığında duman oluşuyor sandığın üstünde o melek figürleri var, kanatlı melek som altından yirmi dört ayar altından yapılmış. O iki meleğin arasında bir bulut oluşuyor. Ve oradan Allah tecelli ediyor, Allah’ın sesi duyuluyor. Ama tecelli sesi, zatının değil. Oradan ona talimat veriyor Cenab-ı Allah şunu yapacaksın bunu yapacaksın. Ama o korku hali gidiyor işte sandık açıldığında. Bak diyor ki “Musa (a.s) o huzur ve sekine içerisinde Allah ile konuşmuş onun kelamını sandığın kapağının arkasından Allah’ın celal ve azamet bulutu içerisinde iki meleğin arasında sandığın üzerinde duymuştur.” Zaten melek gerçekten de geliyor ayrıca. Ama melek heykelleri var ayrıca. Sandık altın oranla yapılmış mesela o çok acayip. Sandığın her tarafı altın oran.

Bu Hz. Mehdi (a.s)’a sürülecek olan ve Tevrat’ta tarif edilen sandıkta saklanan Mesih yağının formülünü de belirtiyorum, şimdi tanıtıyorum. Tevrat’ta şöyle açıklanıyor “Şu nadide baharatı al, beş yüz şeker yaklaşık beş kilogram sıvı mür” kokulu bir reçine türü bu. “Yarısı kadar yani iki yüz elli şeker yani iki buçuk kilogram kadar güzel kokulu tarçın ve kamış. Beş yüz kutsal yer şekeriyle yaklaşık beş kilogram hayarşembe” kokulu bir bitki o güzel kokulu bitki. “Bir hin de yaklaşık üç buçuk litre de zeytinyağı.” Bunlarla karıştırılıyor sonra presleniyor, basıp presleniyor o yağ akıyor o güzel kokulu yağ işte o. Şimdi Hz. Mehdi (a.s)’nin başına sürülecek olan yağ budur. Mesih yağı. Mesih ismi de oradan geliyor zaten. Mesh edilen.  Onu bir Sanhedrin’in başı olan kişi sürecek. Yani Sanhedrin toplanıp bu Moşiyah Mehdi’dir dediğinde bütün dünya Musevileri onu kabul etmiş oluyor. Ne derse kabul ediyorlar. O Tevrat’ı yeniden yorumlayacak işte Musevilere. Yani Tevrat’ın aslını onlara açıklayacak. Onunla ilgili çok fazla hüküm var Musevilerde. Onlar Tevrat’ın değiştiğini kabul ediyorlar aslında oradaki açıklamalarda. Çünkü düzeltecek doğrusunu anlatacak diyor Tevrat’ın. Moşiyah Mehdi’ye tam güven ama Sanhedrin’in açıklama yapması gerekiyor bunun için. “Bu beklediğiniz Mesih Moşiyah 3500 yıldan beri beklediğiniz kişi budur” demeleri lazım. Şu ana kadar bu hiç denmemiş ilk defa denecek. Çünkü peygamberlerin de peygamberliğini tasdik eden yine Sanhedrin oluyor. Onlar diyorlar bu kişi peygamber diyorlar bütün halk peygamberliğini kabul ediyor. Şimdi hepsini Tevrat’tan tek tek açıklarım ama çok vakit alır genel özet olarak söylüyorum.

Yascılar, ağlamacılar, dövünmeciler PKK’nın propagandisti gibi oluyorlar. Bilmeden ve istemeden. PKK ne yaparsa yapsın asla etkilenmeyiz. Ve hiçbir yaptıklarını yanlarına bırakmayacağız söz bir Allah bir.

Sur’da aslanlarımız şu an PKK’ya kök söktürüyor. Aslanlarımıza hediye diyoruz. Vur vur bir zımba dediğimiz inşaAllah ilimle irfanla diyelim biz. Güneydoğu'daki aslanlarımıza ithaf ediyoruz. Özellikle Sur’daki PKK’yı ablukaya alan koçyiğitlerimize aslanlarımıza vur vur zımba diyoruz. Onlar da ilimle irfanla bu küfür yuvalarını çökertsinler.

Şimdi Sur’da çatışan aslanlarımıza bir hediye olarak Ceddin Deden çalsınlar. Özel harekatçı özellikle o aslanlara kalplerini ferahlandırmak, kalplerine suhulete vesile olması için istirham ediyoruz. 

Allah askerimizin polisimizin, özel harekatçılarımızın, komandolarımızın, jandarma özel harekatın ömrünü gün gibi bedit etsin. Allah düşmanlarını kahr-u perişan etsin. Allah ayaklarını kıpırdatamaz hale getirsin. Askerimizin, polisimizin ayağına Allah sebat versin, güç kuvvet versin, kalplerine inşirah ferahlık versin. Düşmanlarını kahretme gücü nasip etsin. Bütün küfür şeytan odaklarını yok etmeyi Cenab-ı Allah onlara müyesser etsin. Allah onları kahpe kurşunlardan korusun. Yaptıkları büyük cihadı ekber. Ahir zaman deccaliyle savaşıyorlar. Hz. Mehdi (a.s) ordusu hepsi, Allah hepsinin kalbine ferahlık ve inşirah versin. Bütün dünya deccaliyeti Türkiye’ye karşı birleşti. Şu an aslanlarımız dünya deccaliyle boğuşuyor. Boğuyorlar onları daha Türkçesi ve inşaAllah çok güzel zaferle sonuçlanacak. Kalpleri müsterih olsun Cenab-ı Allah onların yanında. Cenab-ı Allah’ın melekleri Sur’u sardı şu an. Her yer melek kaynıyor inşaAllah. Kalpleri son derece huzur ve huşu içinde olsun. Allah bedenlerinden kahpe kurşunları uzak tutsun. Allah her yönde onları başarılı kılsın. Ailelerinin kalplerine ferahlık huzur versin. Allah kalplerinden kahramanlık, ferahlık duygusunu hiç almasın.

Şimdi kardeşim Adnan Menderes devrinde akşama kadar çalardı mübarek bu. Kalplere vur vur zımba. Özellikle özel harekâtçılarımıza burada bir işaret var. Manevi bir işaret gereğini yapsınlar. Hepsini alıp hapse atsınlar. Hepsinin yeri kodes.

Efendim sanatçılarımız gerçek sanatçı. Allah onların kalbine sürur, neşe, huzur versin. Sanatlarını daim etsin. Allah cennette kardeş etsin. Hepsini çok seviyoruz. Hepsi çok değerli. Hepsi Allah’ın tecellisi olsan saygın değerli insanlar efendim.

Bravo helal. Yedi ceddinize rahmet olsun. Sizi çok seviyoruz. Allah kalbinize inşirah ferahlık versin. Allah nurunu sizin ve üzerinizdeki güzel varlıkların da üzerine sersin. Sizi melekleriyle korusun. Şimdi kalbimizdeki parçaya geri dönüyoruz. Rumbada rumba. Sabaha kadar çaldıracağım Allah’ın izniyle.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’daki 28 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı, PKK’nın bir kolu olan TAK üstlendi. TAK’ın saldırıyı üstlenen açıklamasından kısa bir süre sonra açıklamalarında kullandıkları saldırıyı gerçekleştiren teröriste ilişkin fotoğrafın fotomontaj olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Şimdi o TAK’a öyle bir takılacak ki neye uğradıklarını şaşıracaklar. Kelepçeyi takacağız alıp hapse atacağız hepsini, inşaAllah. Kanunla hukukla, terbiyesiz herifler. Kalleşlik kahpelik dışında bir şey bildikleri yok. Kabadayılar geldiler Sur’a şimdi çığlık çığlığa mahzen katlarından zemin katlarından bağırıyorlar. Canlarının yandığını falan böyle ilginç kelimelerle ifade ediyorlar. Kelepçe bileklerini unutturacak. O makyaj malzemeleri falan orada kalacak, etekleriyle falan hapse atacağız onları. Hiç boş yere çakallık yapmasınlar, efeler Sur’un etrafında. Koçyiğitler, gerçek kabadayılar, aslanlar şuan bak bu soğukta bu havada orada. Eller tetikte nöbetteler, sevap yağmur gibi sevap yağmur gibi yağıyor Allah’ın rahmeti üstlerine yağıyor. Deccalle ahir zamanda mücadele eden mübarek bir topluluk. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor “üçte biri şehit olur.” Küçük bir topluluk, Allah onların kalbine her türlü güzelliği nakşetsin. Allah aşkıyla Allah şevkiyle güzel mücadele yapıyorlar iftihar ediyoruz onlarla. Medarı iftiharımız hepsi maşaAllah.

“Münafık namazı Allah’ın rızası için mi kılar? Allah’ın varlığına inanır mı? Ben kendim münafık mıyım anlamak isterim?” Zülal. Münafık dünyadaki en üstün varlık olduğunu yani akıl almaz bir zeka olduğunu düşünür. Haşa onlar Allah’ı dizayn etmeye kalkarlar. Allah’a merhamet öğretirler işte şuna gerek yok, buna gerek yok. Cehenneme gerek yok der Allah’a akıl verir yani onlar çok değişiktir. Yani bir gücün olduğuna inanırlar bir güç olabilir diye ihtimal verirler. Ama en mükemmel varlığın kendileri olduğuna inanırlar, kendilerini Allah’tan büyük görürler.

Eylemi yapan YPG ama yeni bir oyun takıp parmağında oynatıyorlar dünyayı. TAK yaptı çak yaptı kak yaptı adamlar da inanıyor saftirikler. Diyorlar PKK yapmamış YPG’de yapmamış TAK yapmış. Bu sefer o terör örgütü çıkınca TAK yok KAK var diyorlar. Böyle bu oyun devam ediyor. Halbuki hepsi PKK’nın isim değiştirmiş şekilleri. Tek bir isim var, PKK var.

Muharrem mucize olarak ayağa kalktı. Ülkenin en iyi profesörleri gittiler hastane artık “rica ediyoruz, gelsinler ama tamam zaten” dediler. Dört yüz elli profesörü ayaklandırdım, dört yüz elli. Mucize olarak ayağa kalktı. Gayet de keyfi yerinde hiçbir şeyi yok. Biz dedik beyin meyin hepsi gitmiştir Allah esirgesin. Hiçbir şey yok, sadece bir akciğerinde biraz rahatsızlık var o da antibiyotik alıyor o kadar. Perişan haldeydi, yani şuuru kapanmış komaya girmişti. Bak, on günden beri komadaydı, zımba gibi kalktı. Duanın bereketi, imanın bereketi.

KARTAL GÖKTAN: Allah sizi vesile etti maşaAllah iyileşmesinde.

ADNAN OKTAR: Bir profesör değil bak dört yüz elli dünya profesörleri dünyanın, Amerika, Avrupa, İsrail her yerin profesörlerini ayağa kaldırdık.

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Kullarım beni sana soracak olursa muhakkak ki ben onlara pek yakınım, bana dua edenin duasına cevap veririm” diye buyuruyor Allah. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hep böyle mucize oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Siz “Hızır (a.s) gelir mucize gerçekleşir” demiştiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Hocam Rus haber ajansı bir video yayınladı. Türk kuvvetlerinin Afrin’de sivilleri vurduğunu iddia ettikleri görüntüler var. Türklerin yüz savaşçı on iki kamyonla cumartesi günü Suriye’ye mühimmat ve silah taşıdıklarını yazmışlar. Hocam Türkiye savaşa girecek mi?” Halime/Kütahya. Türk kuvvetleri Afrin’de sivilleri vurmadı. PKK yalanı. Baktım ben filme hayvan kesmişler hayvan kanı klasik. Yaralı diye birini gösteriyorlar, göstermiyorlar kapalı zaten öyle bir binada hiçbir yıkıntı yok. Binanın içinde hayvanı kesmişler, kanını akıtmışlar. Binaya diyor mermi geldi, bina yerle bir olur öyle bir şeyde paramparça olur. Top mermisi geldi diyorlar binada hiçbir şey yok. Ahmakça ve alçakça yalan söylüyorlar. Zaten insanda öyle bir kan olmaz. Yani hayvan bir şey kesmişler kanını sürmüşler. Orada diyorlar bak çocuğu kaldırıyoruz diyorlar. Çocuktan daha fazla kan var orada. Çocuktan daha fazla kan, nereye kandırıyorsunuz kimi? Ahlaksız herifler, ortada çocuk falan da yok etrafını sarmış PKK’lılar. Bir şey götürüyorlar, çocuk götürüyoruz diyorlar. Buraya top mermisi geldi diyorlar. Top mermisi gelse o bina köküyle havaya kalkar yani. Sahtekar herif her şeyi duruyor binanın, aşağılık köpekler yalan söylüyorlar. Baktım ben çok detaylı inceledim. Efendim Türk kuvvetleri girmiş; resmini çek yayınla. Bu toplu iğne başı değil ki görünmesin. Bu da ahlaksızca, akılsızca, aptalca bir yalan PKK yalanı. Sürekli atış halinde PKK ahlaksızca ve alçakça yalan söylüyorlar.

Türkiye’de elli profesörden görüş aldırdım. Yirmi profesör bizzat gönderdim, hastaneye gittiler muayene ettiler bizzat. Dünyadaki dört yüz elli profesörden de görüş aldık. Gece gündüz bizim çocuklar nöbetleşe beklediler. Yoğun bakımda arkadaşımız, yoğun bakımın kapısında. Komaya girdi bak koma on günden beri komada. Beynine saldırdı rahatsızlık, hiçbir şey yok. Ne şuurunda ne muhakeme, ne yargı bayağı sakin. Solunum cihazına bağlamışlardı artık solunum cihazına. Dediler ki “her türlü ilacı kullandık artık yapacak hiçbir şey kalmadı” dediler doktorlar. “Bütün ilaç çeşitlerini kullandık bunun üstüne daha ilaç da veremeyiz” dediler “yapacak bir şey yok, bekleyeceğiz” dediler. Kardeşi uyandırdılar adamın hiçbir şeyi yok kalktı ayağa.

“Hz. Mehdi (a.s)” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Hazırlıklı, etki alanı geniş” dünya çapında anlamına geliyor “muzaffer bir aslandır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Zafer sahibi bir aslandır, maşaAllah.

“Sayın Adnan Hocam sizi dinlemeyi gerçekten seviyorum bu enerjiyi nereden alıyorsunuz?” Allah veriyor.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: TAK örgütü açıklamasında Adnan Bey, “İlkbaharı beklemeyeceğiz. Cizre’deki katliamdan sonra olay çığırından çıkmıştır. Ölen altmış sivil için -sözde- Türkiye’nin altmış yerinde eylem yapacağız. Kürt gençleri, kalabalık eğlence yerleri, metrolar, vapur, hava yolları, uçaklar, futbol sahaları, askeri bölge, emniyet ve diğer devlet kurumlarını kullanmasın. Feci eylemlerimiz bu tarz yerlerde en şiddetli şekilde olacaktır. Tüm gençlik direnişe geçsin, önlerindeki engelleri biz kaldıracağız” demiş.

ADNAN OKTAR: Gerçek kabadayı, gerçek delikanlı kimmiş göreceksiniz. Şimdi Sur’u seyredin, sonra da öbür illerimizi, ilçelerimizi seyredin her yerden bit ayıklar gibi sizi ayıklayacağız. Akılları fikirleri tehdit, kalleşlik. İngiliz derin devletinin uşağı olmuşlar, haysiyetsiz herifler. 

Münafıklarda sevgi iddiası Müslümanlara zorluk çıkarmak, pislik yapmak, saldırganlık, kahpelik yapmak için sebeptir yoksa sevdiğinden değil. Sevgiyi bahane ederek saldırganlığını ortaya koyar. Mesela Yusuf Suresi 32’de kadın ne diyor, münafık? “Ve andolsun” diyor bak, yemin ediyor, Allah adına yemin ediyor görüyor musun münafık? “Eğer o” Hz. Yusuf (a.s) “kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa,” yani fuhuş yapmayacak olursa, kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyecek olursa “mutlaka zindana atılacak” bak ahlaksıza bak, Müslüman için hedefini görüyor musun? Münafığın hedefi Müslüman’ı ya hapse attırmaktır, ya öldürtmektir. “Ve elbette küçük düşürülenlerden olacak.” (Yusuf Suresi, 32) Onun için münafıkların hep hayalinde bir gün Müslümanların aleyhine işte bir yazı yazmak, bir gün bir kitap çıkartmak veyahut ihbarda bulunmak veyahut bir ahlaksızlık yapmak hep bilinçaltında hedeftir münafıklarda. “Küçük düşürülenlerden olacak” diyor ya işte o. Kendince öyle zannediyor halbuki Müslüman’ı büyütür. Çok ukala ve pislik, ahlaksız oldukları için kendilerini çok zeki ve doğru yolda görürler. Müslümanları ya aldatılmış görürler ya saf görürler. Bak dikkat edin münafıklarla konuşanlar olmuştur, bütün Müslümanları beğenmezler. Bir tek kendini beğenir Müslümanların hep kafasının çalışmadığı iddiasındadır ama kendisinin mükemmel olduğuna inanır. Enfal Suresi 49’da “Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları (Müslümanları) dinleri aldattı.” (Enfal Suresi, 49)  Yani diniyle hata etmiş, İslam’ı anlamamış, anlayamamış veyahut İslam’ın bütünü bozuk diyor ve din de bunları aldatmış diyor. Münafıkların iddiaları hep budur. Ve rahatlık hep azdırır münafığı, münafık normalde gariban, zavallıdır başlangıçta sonra kudurur azar züppeleşir. Sonra azamet kazanır. Normalde başlangıçta çok saftır, acizdir, zenginleşince imkan verilince kudurur. Bak diyor ki ayette Tevbe Suresi, 74. “Oysa intikama kalkışmalarının” yani Müslümanlara, imama, Peygamber (s.a.v.)’e saldırganlaşmalarının, ağlayıp zırlamalarının, kepazelik çıkartmalarının pislik yapmalarının, “Kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu” Onları zenginleştirdiği, rahatlaştırdığı için kuduruyorlar diyor Allah. Münafık o yüzden kudurur. Kudurdukça azgınlaşır, azgınlaştıkça kudurur ve ukalalık züppelik hemen anlaşılır. Mesela bir salona bir yere girdiğinde o pis elektriği şeytan olduğu için hemen anlaşılır o azametinden büyüklük hissinden hemen anlaşılır. Sürekli kendisine özel muamele yapılmasını ister münafık. Çok özel biri olduğuna inanır, ayette hep görüyoruz. Mesela Musa (a.s) kavminde de görüyoruz.  O devrin münafıkları tek bir münafığa bağlı ama hepsinde çok büyük enaniyet var. Hepsinde büyüklük hissi var. Hepsi Mısır kültürüne hayran. Mısır kıyafetleri giymek istiyorlar, Mısırlılar gibi konuşmak istiyorlar, Mısırlılar gibi yemek yemek istiyorlar. Tam bir züppe o zamanın en güçlü devleti o olduğu için o devlete karşı köpek gibi alçakçasına bir hayranlık duyuyorlar. Yalakalığı da kabul ediyorlar onlara yancılık yapmayı da, her şeyi kabul ediyor. Müslümanları beğenmiyorlar ama.

Tayyip Hocam’a helal, iyi gidiyor yani kararlılığı falan iyi. Uyandı ama tam uyandı bu sefer. Manen bir uyanış içine girdi çünkü eskiden konuşuyoruz konuşuyoruz dinlemiyordu. Tehlikeyi bu sefer tam gördü.

Münafık kendini küfre beğendirmek için olmadık yalakalık bak olmadık yalakalık olmadık atraksiyon yapar. Müslüman’a kendini beğendirmek istemez Müslümandan büyük görür kendini çünkü. Ama küfrü büyük görür ona beğendirmek ister. Yancılık ve yalakalık yapar. Ve hep Müslümanların başına beladır münafık, her yerde. Sahabe döneminde de başına bela olmuştur Müslümanların, Musa (a.s) devrinde de Hz İbrahim (a.s) döneminde de. Mesela Lut (a.s)’un karısı baş belası. Muhbir ahlaksız bir kadın. O devrin cinsi sapıklarına eve gelen erkeklere haber veriyor diyor şunlar geldi bunlar geldi ve teşvik ediyor onları, o devrin cinsi sapıkları teşvik ediyor. Peygamber hanımı olduğu halde alçak onun yanına nasılsa sızmış.

Münafık konusunu sakın unutmayın. Münafık özel adam konumunda gördüğü için herkesin kendisine özel davranmasını ister. Münafık geldiğinde bütün Müslümanlar teyakkuz halindedir halbuki oradan anlaşılır münafık zaten. Çünkü mümin mütevazi kuzu gibidir her yere her şeye uyar. Hiçbir iddiası yoktur, hırsı yoktur ama münafık çok iddialı olduğu için her yerde huysuzluk ve ahlaksızlık çıkarttığı için, haysiyetsiz olduğu için, ukala züppe olduğu için Müslümanlar pislik bulaşmasın diye çok dikkatli davranırlar. Çok özen gösterir. Müminde böyle bir şey olmaz. Mümin kuzu gibidir her ortama her şeye uyar. Bak diyor ki Peygamber (s.a.v.) “Mümin omuzları halim kimsedir.”  Yani iyi geçimlidir, güzel huyludur. “O (mümin) kardeşine rahatlık ferahlık verir huzur verir. Münafık ise uzak durur huysuzdur” diyor “ve kardeşine sıkıntı verir.” Pislik yani her an bir adilik yapar. “Mümin selam vermede atılgandır münafık ise bakar ki önce kendisine selam versinler“ Enaniyetli ya kibirinden dolayı hep önce kendisine iltifat edilmesi kendine ilgi gösterilmesini ister.

CAN DAĞTEKİN: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir.” (Nahl Suresi, 62) diye bildiriyor Yüce Allah.

ADNAN OKTAR: Hep en iyi en önde olduğunu o yüzden de en fazla ilgi alakayı isterler münafıklar. Hep böyle her şeyin en iyisini onlara verilmesini, en iyi şekilde korunmalarını, haksızlık iddiası münafıkta çok azgıncadır. İşte “bana niye şöyle yapıldı, bana niye böyle yapıldı, bana niye böyle konuşuldu?” ruhunda şeytan onu sürekli hareketlendirir. Hep bir pislik arayışı içindedir. Müslüman’a bir huzursuzluk verir ama legal yapar bunları. Ahlaksızlığını legal yapar. Açıklanabilir yapar yani böyle hani kilitlenip açıklanamayacak gibi yapmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Sayın Adnan Oktar Ne Demişti, Ne Oldu?

Masaüstü Görünümü