Harun Yahya

Sohbetler (24 Şubat 2016; 09:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

“Araftakiler hakkında tespitlerde bulundunuz. Sonuçta onları cennete girmekten alıkoyan bir durum var.” Yok, Araf geçici olarak Müslümanların durumlarının değerlendirildiği yer. Ne kadar kafayı takıyorlar? Belki birkaç saniye bir şey. Orada melekler var, insanları alnından tanıyor, yüzünden tanıyorlar. Bir süs bir güzellik. Araf deyince kulelerde adamlar falan zannediyorlar. Öyle bir şey değil. Arada adam olmaz. Cennette öyle bir sistem yok ahirette. Ya cennete ya cehenneme giderler. Allah’a güvensin birde insanlar. Çok kötü bir bakış açıları var bir kısmının. Allah’ın zulmedeceği falan anormal şeyler. Olur mu? Sonsuz akıldır Allah. Onun verdiği merhametle Allah hakkında adam ahkam kesiyor. Yanlış.

Müslüman’da küsme kemse olmaz. Kalp sürekli Allah ile beraber. Kısa bir kurs, kısa bir eğitim. Burada ne sükse yapılır, ne akıllılık iddiası, ne zekilik iddiası, ne imparatorluk iddiası, hiçbir şey yapılmaz. Her yerin imparator olsa ne olur? Toz gibi dünya, uzaktan gösteriyorlar toz toz. Biraz daha ilerleyince hiç görünmüyor. Tozun içinde tozun tozun tozudur insan. Bak tozun tozun tozu yani, zavallı varlık. Nereye şişiyorsun? Ölüp gideceksin mezarda. Cenab-ı Allah’a kul olmak. Cenab-ı Allah Kendisi’nin sevilmesini istiyor, aşk istiyor, tutku istiyor bir eğitim. İmanı zayıf insanlar çok olduğu için insanların beyni pişiyor. Çok imanlı insan olsa insanlar böyle sarhoş olmaz. İman zafiyeti çok olunca çok güçtür. Hz. Musa (a.s) mübarek, Allah’ın selamı üzerine olsun, o kadar ahlaksız adamların içindeydi ki, o kadar güzel imtihan oldu ki. O kadar zor ortamda ve çok güzel imtihan oldu. Bütün müminler orada güçlü olsaydı, herkes imanlı, herkes Tevrat okuyor, çok az sevap alırdı. Mesela o İbni Sebe falan olmayacak, münafıklar olmayacak, çok az sevap alırdı. Çok çile çekti mübarek. Aslan gibi de yaşadı 120 yaşına kadar. O Ürdün dağlarında geze geze hem ter atıyor hem kolesterol falan iyice sıfırlanmıştır. Bir de Cenab-ı Allah bıldırcın eti, kolesterolü en düşük et Allah’ın hikmeti, çok düşüktür. Hz. Musa (a.s) bir oturuşta on bıldırcın falan yiyor öyle bir tane iki tane değil yani. Üstüne de helva, maşaAllah. Kadınlar çok beğeniyordu Hz. Musa (a.s)’ı çok yakışıklıydı, kara yağız delikanlıydı. Mısır kadınları özelikle acayip beğeniyorlardı. Firavun’un en ıstırap çektiği noktalardan birisi de oydu.

Allah’ın olması çok kesin. Ben bir şey bilmiyor olmasam söylemem, net çok çok net. Ben laik ailede yetiştim, lisemiz Ankara Kurtuluş Lisesi, laik liseydi hiç kimse dinden imandan bahsetmezdi. Ailede bahseden yoktu, mahallede yoktu. Akademiye geldik oho, Fındıklı Güzel Sanatlar zaten meşhur. Oradan felsefeye gittik. Kardeşim bak, Allah var, hem de nasıl var yani net. Ama şöyle diyeyim; zaten akılsız için bir sorun yok aklı yok ölü zaten. O da Cenab-ı Allah’ın merhametinden. Cehenneme koyuyor ama ölü. Aklı açık olan, şuuru açık olan, samimi olan her mümin cennete gidiyor ne güzel. Ve ne kadar? Sonsuz. Geç geç bitmez, geç geç bitmez. Sonsuz olunca müminler çok normal karşılayacaklar bunu. Bize acayip geliyor ama yani aksi anormaldir zaten. Biz içgüdüsel olarak zaten sonlu olmak bize çok acayip geliyor, değil mi? Herkesi her gün rahatsız eder bu, sonlu olmak. En büyük içgüdüdür bak en en en büyük içgüdüdür bu. Her insanı en çok rahatsız eden budur, istemez yani. İmtihan yönüyle ister ama nefsen istemez. İşte onu tatmin ediyor Cenab-ı Allah. Biliyoruz içgüdüsel olarak.

“Allah istese kimsenin ceza almayacağı, herkesi Kendisi’ne ibadet edeceği bir düzen kuramaz mıydı?” Olmaz. Ben onu düşündüm hiç olmaz hiç. Bunun dışında hiçbir yol yok. En akılcı yol bu, ben hepsini düşündüm. En akılcı yol bu, Allah adına yemin ediyorum en akılcı yol bu yani mükemmel mükemmel. Şu insanın aczi var ya akıl almaz mükemmel hepsi süper. Bu hastalıklar dertler falan acayip gerekiyor hepsi. Yani çok kusursuz bir sistem kurmuş Allah. Bunun dışında eğitim yok, en güzeli, bana güvensinler bunun dışında olmaz. Robot olur insan robot. Dolayısıyla Allah’a mümin tam anlamıyla güvenecek, tam teslim olacak. Varlığı kesin. Melekler diyor ki “biz sana gece-gündüz ibadet ediyoruz, secdedeyiz.” Trilyonlarca melek rükuda, rüku halinde, trilyonlarca, katrilyonlarca ayakta kıyamda, katrilyonlarca secdede, sürekli secdede, Cenab-ı Allah bunu yeterli görmüyor. İnsanla Allah beğeniyor, melekten üstün oluyor insan hem de ne üstünlük. Onu seviyor Allah, insanı seviyor. Çünkü bu zor şartlarda eğitiliyor ya tam Allah’ın istediği bu işte. O konu bir kere rahat bana güvensinler, Allah’ın varlığı kesin çok net. İstedikleri de çok güzel, bir de istediğini yaptın mı Allah çok güzel davranıyor mümine, bayağı güzel davranıyor. Aksini yaptı mı hayrettir mutlaka vuruyor Cenab-ı Allah. Gözümüzün önünde vuruyor gözümüzün önünde, mucize yani. Hiç seken biri olmuyor, kim varsa tak tak tak nokta hepsini vuruyor Allah. Ya çökertiyor, ya yaşlandırıyor, ya bitkinleştiriyor, ya hastalık veriyor, ya içini karartıyor bir şey yapıyor yani Cenab-ı Allah. Hizaya geliyor ama sonunda.

“Akıl sevgi iç içe” diyelim. Çünkü birbirine bağlı.

“Hayata bir kere geldik. Engelli doğanların, fakir doğanların ne suçu var? Ayrıca Müslüman ülkelerin geneli neden hep fakir?” Ünal Kahraman. Bir şey olmaz fakirlikten Allah aşkına. Ne fakir? Fakirlik zevklidir bayağı güzel oluyor fakir bir şey olmaz. Fakirliğin de bir mutluluğu vardır. Zenginlik mutluluk vermiyor zannettiğiniz gibi olmaz, sırf zenginlikten insan mutlu olmaz acayip daralırsın. Sarayda yaşarsın, sarayda kendini asıyor adam asıyor kendini. Zenginlerde çoktur bilirsiniz. Hep asıyorlar kendilerini Allah esirgesin. İmanla mutlu olur insan imanla. Ama zenginlik tabii ki isteriz ama onun vakti var, Hz. Mehdi (a.s) devrinde ileride. “Engelli doğanların…” Engelli doğmak ne güzel, oturduğu yerde sevap kazanıyor işte. Ama ruhu varsa. Mesela kolsuz kolu kopuyor sahabe, yağmur gibi sevap. Biz namaz kılıyoruz ömür boyu bizim aldığımız sevabın bir milyon mislini alıyor, bir milyon misli ne güzel. Sonsuza kadar onunla yaşıyor. Kolu olsa ne olur olmasa ne olur? Alan da Allah veren de Allah kolu.

“Adnan Bey, ben bir ateistim. Acaba insanlar ölüm gerçeğini unutmak veya korkularını yenmek için dinleri çıkarmış olabilir mi?” Aysel. Aysel kardeş, bak nasıl söyleyeyim bilmiyorum oluyor mu böyle? Allah adına yemin ediyorum Allah var. Net biliyorum kesin. Ne alaka ölüm korkusu? Adamın daha da işine gelir ölüp-gidiyorum der öyle bir şey yok. Net açık Allah’ın varlığı kesin yani. Böyle bir şey yok. Ateist arkadaşlar bana güvenebilirler. Bana gelsinler burada konuşalım. Yani ben ne diyeyim böyle açık açık? Ama biliyorum eminim yani, inşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde PKK’nın kazdığı hendek ve barikatların kaldırılması için devam eden operasyon kapsamında yaşanan çatışmada Jandarma Uzman Çavuş Selçuk Dost şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Hele hele efeye bak sen efeye. Göreyim. Aslan aslan bakışlarındaki temizliğe bak sen, koçyiğidim benim helal olsun sana. Allah şehadetini makbul etsin, Allah bize de nasip etsin. Ne güzel bir hayat, ne güzel bir şeref. Nasıl imreniyorum anlatamam yani. Ve kabadayının hası, delikanlının hası. Ve çok güzel mesela ben görüyorum şimdi değişti artık şehit cenazeleri. Geçen gün bir haberde 15 bin kişi mi ne katılmış. Şehit geldiyse bir şehre o şehir yıkılacak, yıkılacak o şehir yeri-göğü inleteceksin. Ama daha hala dediğimi yapmadılar yapmazlar da Allahualem ama ben olsam yapardım.    Şehidin bedenini açık koyacaklar o askeri kıyafetiyle kan revan içinde hatta geri kalanını da yüzüne sürersin, inşaAllah.

“Siz münafık alametlerini anlattıkça kendimde görüyorum, münafık olmaktan korkuyorum. Ben münafık mıyımdır?” Şahin. Yok, münafık olmaktan korkan adam Müslümandır zaten. Münafık olma tehlikesini önemsiz görüyorsa hatta onunla alay ediyorsa adam münafıktır işte ölçü budur. Ama münafık lafını duyunca adam böyle geriliyor titiz oluyorsa o mümindir ve halini düzeltiyorsa. Umursamayan münafıktır. Umursamıyorsa sıfır numara münafıktır.

“Cinlerden de münafık olur mu?” Hem de nasıl zır deliler. Yani aklı başında cin çok çok nadir oluyor.

“Hocam, devletimiz askerden dönen yiğitlerimiz psikolojik olarak rahatsızlandığında sahip çıkmıyormuş.” Askerde rahatsızlandıysa mutlaka sahip çıkmak lazım, olmaz. Psikolojik rahatsızlandığında ömür boyu bakacak devlet.

Bir kere hükümetin PKK’ya karşı kesin tavır, bilimsel karşılık vermesi lazım. Bak buna önem vermiyorlar. Yoksa PKK, şimdi mesela şehirlerde falan tamam kazıyor ama bak Amerika ve Rusya’nın desteklediği bir güç var karşımızda. Bu hafife alınacak bir şey değil. Tamam onu şehirden atarsın adam yine gelir, yine atarsın yine gelir ilk defa karşılaştığımız bir şey değil ki. Otuz seneden beri biz bunu görüyoruz ve gittikçe gücünü artırıyor adamlar. İdeolojik ilmi bilimsel mücadele şart. Hükümetten biz bunu duyalım, yapmasalar bile söylesinler. Desinler ki “bilimsel, ilmi, ideolojik mücadele yapılması gerekiyor” desinler. Bak sonra vay yandıma düşmesinler Allah esirgesin. Sırf silahla tüfekle olacak iş değil bu, bilimsel mücadele verilmesi gerekiyor. Ya hükümet yapsın ya biz yapalım. Hükümet yaparsa biz destek oluruz. Ama ne hükümet yapacak ne biz yapacağız PKK’yı seyredeceğiz böyle olmaz.

“İnsan öldükten sonra bile süreç bilimsel olarak işliyor, ceset zamanla çürüyor ve hiç kemik kalmıyor. İnsanları yok olmayı akıllarından çıkarmak için ruh diye bir kavram çıkartmış olabilirler mi?” Ateist Men. Anlamı ateist adam. Kardeşim, çürüyor diyorsun da, rüyanda da ölüyorsun rüyanda da çürüyorsun. Rüyanda ceset çürüyor ölüyor. O çürümeyi sen nerede görüyorsun? Ruhunda görüyorsun. Bunu unutmamaları lazım, ruhunda görüyorsun. Ben ona sır veriyorum.

“Hocam, hayvanlar ölürken can çekişir mi?” Reyhan Pırıldar. Hayvanda bilinç yoktur farkına varmaz, çok şiddetli acı çeker ama onun şuurunda değildir bilmez onu. Yani bilgisayar gibi acı çeker. Hani oyuncak bebekler olur ya bastın mı ağlıyor, bas bas bağırıyor değil mi oyuncak bebek, onun gibidir, şuurunda değildir. Orada da mesela bayağı acı çekiyor gibi görünüyor bebek değil mi robot bebek oluyor, bayağı debeleniyor ama acı çekmez.

Bir de ateist arkadaşlar bana daha da çok yazabilirler, istiyorlarsa buraya da gelebilirler. Rahat olsunlar istedikleri gibi konuşabilirler. Ben onları seviyorum. Çok saygı duyuyorum. Çünkü dürüst delikanlılar, temiz delikanlılar ateistler. Kuran’da onlarla ilgili bir hüküm yoktur. Ateist din düşmanı değildir araştıran insandır yani kafir değildir. Küfür, İslam’a saldırandır, İslam’ı reddeder saldırır açık. Münafık İslam’ı reddeder gizli saldırır kafir İslam’ı reddeder açık saldırır. Açık o kadar etkili değildir tedirgin edecek bir şey yok çünkü kendini savunabilirsin. Gizli saldırma çok tehlikelidir. Ama ateist saldırmaz. Ateist soruyor sadece öğrenmek istiyor.

“Hocam, babam Kuran’ın eklemelere uğradığını değiştiğini düşünüyor inanmıyor.” Sude Bere. Şu halihazırda Kuran’da bir ekleme yok. Çünkü ezberle geldi zaten Kuran ezberle, hafızlarla geldi. Ama gelenekçi hocalar ilave yapıyor ayrıca, mesela hadis adı altında yahut başka türlü ilave yapıyor, o geçerli olmaz. Ama mesela bir Ali Bulaç meali diyelim açın bakın, tabii ufak tefek hatalar yanlışlar var ama. Mesela başörtüsü yok ama başörtüsü var diyor mesela. Onlar düzeltilebilir. Ama toptan Kuran’ı reddedecek bir şey değil bu.

Melisa, “Her hali, her hareketi, her sözü nur Allah aşkıyla sevdiğim Hocam, bir tanem seni çok seviyorum.” 

“Adnan Bey, yeni tanıştığımız insanların yüzüne ve tavrına bakarak güvenilir olduklarını anlayabilir miyiz? Yoksa önyargılı yaklaşmamız hata mı olur?” Halime Ortaç. Anlaşılıyor tabii yüzünden hemen anlaşılır. Mesela ben yeni hanımlarla falan tanışıyorum elinden yüzünden şirretlik akıyor bela yani, belayım diyor. Ben çok alttan alıp çok mütevazi ve sevecen bir konuşma yapıp gönderiyorum. Her yerinden psikopat olduğu anlaşılıyor onlarla uğraşılmaz. Ama mesela bazı hanım kızlar var çok efendi, gözünde çok coşkulu bir sevgi var, müthiş bir güven ve konuşmalarıyla da bağlantılı. Ama mesela psikopatın konuşmaları da bozuktur. Orada Allah kolayca anlayacağımız şekilde yaratır.

“Ölümü bir son olarak görüyorum bu yüzden çok korkuyorum. Bu korkumu nasıl yenebilirim? Veya ölümün bir son olmadığını mantığımla nasıl açıklayabilirim?” Kerem Fert. Çok iyi korkman, Allah’tan korkuyorsun demektir. İşte İslam’a Kuran’a sarılacaksın, Allah için yaşayacaksın. Korkuyu bilen adamdan bir şey çıkmaz. Korkma eğer bir adamda var olmayan bir özellikse bu çok tehlikeli.

“Adnan Bey, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur.” Din için söylüyor herhalde. “İşte bu yüzden kutsal denen kitaplara inanmak bilimi inkar etmek demektir. Bilim inkar edilemeyeceğine göre demek ki dinler yalandır. Karmaşık düşünmeye gerek yok. İyi yayınlar.” Din Fobili. Canım kardeşim, dinle bilimin çatıştığı bir noktayı söyle ben orada seninle konuşayım. Yani bilim dinin dediğinin tersini söylüyor diye bir yer göster bana. Hiçbir yer gösteremezsin. Ama din bilimin yolunu açıyor bu bir gerçek. Boş yere böyle bir vesvese içinde yaşıyorlar. Din çok sarih. Yani bir yaratıcının olmasından doğal ne olabilir? Bak sen kaos yarattı diyorsun. Bu kadar mükemmelliği akıl almaz katrilyonlarca mükemmelliği kaos yarattı diyorsun. Bunu nasıl akılcı buluyorsun? Ruh olduğunu gördüğün halde bak beyninin işçinde yaşıyorsun etme çatma biraz düşün.

Seks And  The Kürt, “Günaydın Hocam. Sizin dininiz neden bu kadar farklı yorumlanıyor. Gerçek İslam sizin yaşadığınız İslam mı yoksa IŞİD’in anlayışı mı?” diyor. Tabii ki bizim yaşadığımız. Ben bunu Kuran’la ispat ederim bizimki olduğunu. IŞİD’in olmadığını da Kuran’la ispat ederim ama karşıma bunun aksini söyleyecek birisi çıkmıyor. Bak, hep dikkat ederseniz benimle Kuran’la konuşun diyorum bir kişi çıkmıyor. Hep demagoji hep demagoji, benimle Kuran’la konuşsunlar. Ben bu yolun doğru olduğunu Kuran’la ispat ediyorum ve binlerce kere ispat ederim hepsine ayet gösteririm. Ama onlar kendi yollarına delil gösteremezler.

AYLİN KOCAMAN: Kitabınız var. Karanlık Tehlike: Bağnazlık

ADNAN OKTAR: O kitabı okusunlar mı diyorsun? Bağnazlık ama dertleri bağnazlık değil ki. Allah’ın varlığına inanmıyorlar. Darwinizm’den olaya girilmesi lazım. Önce onu patlatacaksın yani deccalın dinini yok etmek lazım. Yoksa deccalın dininden kurtulsalar bağnazlık bir sorun olmaz onlar için. Bağnazlık çok zayıf bir güçtür yani ciddi bir tehlike değildir.

Asıl bütün dünyada konu, Allah’a elliye elli inanır insanlar. Yani elli dinsizlik, elli Allah’ın varlığı şeklinde. Onu elli bire çıkarmak lazım bütün mesele buradadır. Ondan sonra adamlar için Kuran’daki hükümlerle ilgili sorun olmaz zaten. Allah’a inandı mı o bulur yolunu öyle bir dert olmaz. Ama gelenekçi İslam’ın tahribatına karşı biz tabii bağnazlığı açıklıyoruz. Ama gelenekçi zaten bırakmaz kolay kolay. Biz kitap falan dağıtıyoruz ama etkilenmez. Bağnazlık bir hastalıktır, çok derin bir hastalıktır. Yani öyle kolay kolay kopabileceği bir şey değildir. Fakat vicdanında bir gedik açmış olursun, açıklamış olursun.

“Kuran’da ebedi cehennemden bahsedilir. Korkunç azaplar, korkunç işkenceler yer alır. Ben bir insan olarak karşımdakinin ne kadar kötü de olsa bu azaplara uğramasını istemem. Biz dünyaya kendi rızamızla gelmedik. Bunun için neden Allah’a inanan ve inanmayan diye ayırıp inanmayanları ateşte yakar?” Pelin Sertan. Ben bunun sırrını açıkladım. Benim açık açık anlatmamı istiyorsunuz. Bakın, şuuru açık samimi bir insan hiçbir şekilde cehenneme gitmez. Yani Allah’a akıl öğretmek, Allah’a zulüm nedir, zalimlik nedir? O’nun verdiği akılla biz zaten merhameti öğreniyoruz, şefkati öğreniyoruz. O’nun verdiğinin çok az bir kısmını öğreniyoruz. Allah’a güvensinler, Allah bilir ne yapacağını. Öyle zannettikleri gibi değil. İmtihan için gerekiyor cehennem ehli, münafık gerekiyor, kafir gerekiyor. Yoksa biz böyle gelişme gösteremeyiz, sevgiyi de anlayamayız küt kalırız. Yoksa öyle açık şuurla bilinçli olarak samimi bir insan cehenneme gitmesine inanırsa insan zaten dinden çıkar. Allah’ın ilahlığını reddetmiş olur. Allah’ın öyle bir zalim yönü yok, öyle bir şey yok. Ben sırrını veriyorum artık bunun çok çok da üstüne gidilecek bir şey değil bu. Bunu biraz düşünürse anlarlar. Madde de yok zannettikleri gibi. Benim dediğime inansınlar.

Ateist arkadaşlar iki şeyin üstünde dursunlar; bir, madde yok gölge bir varlık var. İkincisi, ruh çok açık görülüyor. Üçüncüsü, Allah’ın yaptığı bu sistem mükemmel, böyle imtihan olur başka olmaz. Düşünsünler bulurlar, anlayamazlarsa bana da sorabilirler. Başka hiçbir yolu olmaz. Şuuru açık hiçbir insan, samimi hiçbir insan cehenneme gitmez. Buradan anlasınlar ne demek istediğimi. “Allah hiçbir şeyle insanlara zulmetmez” diyor ayette Allah. Güvenecekler.

BÜLENT SEZGİN: “Allah sizin azabınızla ne yapsın?”

ADNAN OKTAR: Evet.

Ateist olan olmayan herkes soru sorabilir Miray, nereden çıkarttın onu? “Ateist olmam mı gerekiyor soru sormam için?” diyor. Hayır ne zaman soru sordun da cevap vermedim? Ne zaman öyle bir şart koştum?

“Din bilimle çatışmaz” dedim. “O zaman neden yıllardır evrim teorisine inananları ateist yaptınız?” Kardeşim, “mutasyon tesadüfler sonucu şekillendirdi Allah yaratmadı” diyor. Bu yanlış.

Ben ateistleri hakikaten seviyorum samimi olarak seviyorum. İyi niyetlerine de inanıyorum. Ama bu değim iki husus onların konusunu tam aydınlatan hususlar. Ben lafı uzatmıyorum dikkat ederseniz çok net yani.

“Hocam, nur üzerine nursunuz. Her gün sizi televizyonda dinlemek çok büyük bir nimet. Sizin her sözünüzle biz eğitiliyoruz. Her gün saatlerce Allah rızası için İslam’ı Kuran’ı anlatıyorsunuz. Sizi eleştirenler sizin bu temponuza iki gün bile dayanamazlar. Siz her gün canlı yayındasınız. Allah razı olsun” diyor Elif Pekkan.

Bağnazlıkla Türkiye’nin büyüyeceğini zannediyorlar. Bağnazlıkla biz Irak-Suriye’ye döneriz mahvoluruz. Allah koruyor, Hz. Mehdi (a.s) olduğu için Allah koruyor çoktan batardık yani.

“Allah ayette insanlardan bazılarını cehennem için yarattığını söylüyor. Peki bu durum haksızlık olmaz mı?” diyor, “Hiç kimse cehenneme gitmek istemez.” Sinem. İşte bak burada zaten sır anlaşılıyor. Bak diyor ki Allah; “Ben bazı insanlar yarattım cehennem için” diyor, “görmez, duymaz, işitmezler hayvanlar gibidir, hayvanlardan da aşağıdırlar” diyor “ölüdür onlar siz onları diri zannedersiniz” diyor. Daha ne desin Allah? Açık. Nasıl açıklanır bir şey? Çok sarih yani. “Şuursuz varlıklar” diyor. Şuuru açık bilinçli bir insan cehenneme gitmez, samimi bir insan cehennem gitmez.

Hz. Musa (a.s)’ın asasının yılana dönüşmesi insanın akılının ihtiyarını almıyor. Aynısını yapıyor zaten orada sihirbazlar, hipnozla elde ediyorlar. Yani o aklın ihtiyarını almamıştır. Hz. Musa (a.s)’ın da aklını ihtiyarını almaz. Hatta “korktu” diyor Allah ayette. Acaba yutacak mı diye “korktu” diyor. Aklının ihtiyarını alsa korkar mı? Hiçbir mucize öyle aklın ihtiyarını alacak şekilde olmamıştır ve asla olmaz. Mesela Hz. İsa Mesih (a.s) gelecek göreceksiniz, gayet normal karşılayacaklar. Öyle bir şey olmaz.

Şırnak’ın İdil ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, temizlik operasyonu başlamış. İdil’e girmeye çalışan teröristler olmuş, hava harekâtıyla etkisiz hale getirilmişler. Çok sayıda ölü olduğu bildiriliyor. Bunlar yöntem değil. Yani bin tane terörist öldürülsün, dağda on binlercesi var, bin tane daha gelir. Böyle bir yöntem, ilimle, irfanla, kitapla olacak, yazıyla, konuşmayla olur. Hükümet buna yanaşmıyor. Fikri yaklaşmadıktan sonra, fikirle yenmedikten sonra PKK’yı yenemezler. Bediüzzaman da diyor, “asker, polis kuvvetiyle yenilemez” diyor, “ancak iman hakikatleriyle, fikirle yenilir” diyor. Atatürk de öyle diyor rahmetli.

Azime; “Arada bir deşarj için sanırım oyun havası.” diyor. Helal.

“Allah herkesi eşit yarattı deniyor ama çevremize baktığımızda çok fazla geri zekâlı görüyoruz. Burada Kendisi’yle çelişmiyor mu?” diyor. Yok. O imtihanın şartı. Kör de olacak, topal da olacak, geri zekalı, hasta olan olacak. İmtihan başka türlü bir ortamda olmaz. Bana bir tarif etsinler başka türlü nasıl olur? En akılcı, en güzel yöntem bu. Bunun dışında bir yol yok. Ben düşündüm, baktım, başka hiçbir yol yok. En makul, en güzel, en düzgün, en keskin netice veren yol bu.

Atatürk diyor ya, “Kafasını, gözünü kırarak netice alamazsın komünizmde” diyor. “Efendiler iki türlü önlem alınabilir” diyor “komünizme karşı. Birisi doğrudan doğruya komünizm diyenin kafasını kırmak ve ezmek. Diğeri, Rusya’dan gelen her adamı derhal denizden gelmişse vapurdan çıkarmamak, karadan gelmişse sınırdan dışarı atmak gibi zorlayıcı ve şiddetli, kırıcı önlem kullanmak. Bu önlemleri almak iki noktadan yararsız görülmüştür” diyor. “Bildiğiniz gibi bu düşünce akımlarına karşılık, düşünceye dayanmayan kuvvetle karşılık vermek, o akımı yok etmediği gibi, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman onun herhangi bir düşüncesini kuvvet zoru ile reddederseniz o ısrar eder. Israr ettikçe kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir. Bundan dolayı düşünce akımları cebir, şiddet ve kuvvetle reddedilemez. Tersine takviye edilir. Buna karşı en etkili çare düşünce akımına karşı düşünceyi oluşturmak” karşı düşünceyi oluşturmak “…ve düşünceye düşünceyle karşılık vermektir. Bundan dolayı komünizmin memleket için, milletimiz için, dinimiz için kabul edilmez olduğunu anlatmak, bilimsel çalışma yapmak gerekir” diyor.

“Hocam neşemizden yerimizde oturamıyoruz” diyor. “Toker ailesinin tüm fertleri olarak sizleri çok seviyoruz” diyor.

“Hocam hiçbir işe yaramadığı, İslam’a hizmeti olmadığı hatta Müslümanlara zarar verdiği halde bazı insanların ortada bir şey yapıyor gibi dolaşmaları da münafık alameti değil midir? Allah ayetinde, şeytandan Allah’a sığınırım: “Getirdikleriyle sevinen, yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.” (Ali İmran Suresi, 188) diyor. O zaman hedef göstereceksin, mesela çalışması için bir şeye teşvik edeceksin. Hedef göremezse durur tabii, durabilir. Yol göstermek lazım.

“Adnan Bey, siz hiç uyumaz mısınız? Gece açıyorum siz, gündüz açıyorum siz.” Uykusuz Cezmi bunu yazan.

Mesela bak diyor ki PKK Yürütme Komitesi Üyesi Kalkan, Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu yönetiminin yıkılacağı iddiasında bulunmuş; “Önümüzdeki Mart süreci büyük bir direniş sürecidir. 2016 baharı Kürt’ün baharı olacaktır” diyor. “Şimdi öyle bir noktaya geldi ki artık biz de dizginleyemiyoruz. Bunu yapan örgüt geçtiğimiz aylarda bir açıklama yaptı ve PKK’yı pasifizmle suçladılar. Kürt gençleri yeni örgütler kuruyorlar. Daha da radikal olacağa benziyorlar.” İşte buna karşı bilimsel mücadele gerekiyor. Topla, tüfekle, tabancayla olacak bir şey değil. Tayyip Hocam bunu kabul etmesi lazım. Bilimsel mücadele gerekiyor, ilmi, akılcı mücadele yapılması lazım. Karşımızda bir fikir var. Fikre fikirle karşılık vermemiz lazım. Ve gençlerimize milli şuur dersi diye bir ders okutulması gerekiyor. Yoksa tehlikenin çapı gittikçe büyüyecek baş edemezler sonra. Büyük bir tehlike kapıda. Bilimsel mücadele şart. “Nasıl gençleri imanlı yetiştiririz?” “Nasıl Darwinizm’e materyalizme karşı tavır almalarını sağlarız?” diye düşünüp ilmi bir çalışma yapılması gerekiyor.  İstiyorlarsa biz yapalım, baksınlar, tasdik etsinler, hazırlasınlar. Bizim çalışmamızı durdurmaya kalkmak da çok büyük gaflet olur. Çok büyük bir gaflet olur. Her kim yaparsa yapsın. Ki zaten gücü yetmez, gücünün yetmeyeceği bir şeyin altına girmiş olur. Bu ayrı mesele. Kanunla hukukla gereğini yaparız öyle bir şeyin.

Berrin Akçin; “Adnan Bey, eğer Tanrı varsa dünyanın her yerinde Müslüman kadınlara tecavüz ediliyor, küçücük bebekler katlediliyor, kanlar içinde küçücük bedenler görüyoruz, Müslümanlara işkenceler yapılıyor. Eğer Tanrı varsa bunları neden engellemiyor, neden tüm bunlara bir son vermiyor?” Berrin Akçin. İmtihanın bütün sistemini sen ortadan kaldırmış olursun. Onlar sana beyninde gösterilmezse, altını çizerek söylüyorum onlar sana beyninde gösterilmezse sen imtihan olamazsın.  İllaki o beyninde sen o filmi göreceksin ve imtihan olacaksın.

PİRAYE YÜCE: Adnan Bey, Allah Kuran’da insanlara kaldıramayacağı yük yüklemeyeceğini de belirtiyor.

ADNAN OKTAR: Pek tabii. Kaldıramayacakları bir yük de olmuyor, olmaz.

Erdem Sabır; “Seni seviyoruz be Adnan Hocam.” Diyor.

Acaba hiçbir hükümet neden PKK’ya karşı fikri mücadele yapılmasını düşünmedi? Hiçbir hükümet buna yanaşmıyor. En fazla generallerden “psikolojik mücadele yapılması lazım” diyorlardı, en fazla. Onun da ne olduğu belli değil, psikolojik. Halbuki bütün dünya bilir bunu, bir fikir varsa fikirle durdurursun. Atatürk de söylüyor, Bediüzzaman da söylüyor herkes söylüyor bunu çocuk olsa bilir.

OKTAR BABUNA:  Siz yıllardır anlatıyorsunuz, daha Marksistliği, Stalinistliği yeni söylediler.

ADNAN OKTAR: Tabii hükümet üyeleri daha “Marksist, Leninist, Stalinist” diye bu örgütü yeni nitelemeye başladılar. Hiç söylemiyorlardı, ağızlarına dahi almıyorlardı.

“Hocam, evrim teorisini çökerttiniz. Allahualem herkes biliyor bunu. Bazıları bunu enaniyetinden inkar ediyor” diyor. Canım işte yapılan anketten kabak gibi mi diyeyim artık, su gibi mi diyeyim olay ortaya çıkıyor. Demek ki boşaymış, demek ki televizyon, şu bu, kitaplar, çalışmalar evrimle ilgili milyonlarca kitap basmalar, profesörler, doçentler falan hepsi boşmuş. PKK’nın propaganda yöntemlerinden biri de çok güçlü bir kin ve nefret duygusu veriyorlar. Bu onlara müthiş bir azim meydana getiriyor, akıl almaz bir nefret meydana getiriyorlar. Buna karşı işte devletin, hükümetin çok güçlü karşı propaganda yapması lazım. Askeri çözüm hiçbir yerde olmamış bak, Kamboçya’da denediler yenildiler, Laos’ da yenildiler, Vietnam’da yenildiler her yerde yenildiler. Olmuyor, fikrin dışında olmaz. Hükümet bunu kabul etmek durumunda. Mutlaka anti-Darwinist, anti-materyalist eğitim gerekiyor.

Emniyet Müdürlüğü dört bin yeni özel harekatçı alacağını açıklamış. İki yıl önce söyledim, özel harekatçı alın, defalarca anlattım bak daha yeni kabul ettiler. Olur, sonradan da olsa olur. Ama en az otuz kere söylemişimdir, en az otuz kere “özel harekatçı alın” hatırlıyorsunuz.

“Hocam, merak ediyorum Kürdistan kurulacak mı?” Gökhan Karataş. İttihad-ı İslam olacak, onun içinde Kürtler de olur, Çerkezler de, Lazlar da olur. “Ulu ve müebbet bir ülke” diyor. “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan, ulu ve müebbet bir ülkedir Turan” diyor. Turanın içerisinde İslam ülkeleri de var, Türk devletleri de var hepsi var. Rahat, huzurlu, sevgi içinde insanlar yaşayacaklar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Milletvekili Tuğba Hezer’in Ankara saldırısını düzenleyen PKK’lının taziyesine katılması tüm parti liderleri tarafından tepkiyle karşılandı. Sayın Kılıçdaroğlu; “Teröristin taziye çadırına gitmek doğru değildir ve bu ülkeye ihanettir, asla kabul etmiyorum” derken, Sayın Bahçeli ise; “Mecliste terörü kınamaktan, üç partinin hazırladığı metne imza atmaktan dahi imtina eden PKK şubesi HDP’li sözde milletvekillerinin dokunulmazlıkları başta olmak üzere, her caydırıcı önlemi aşama aşama alın ve zihniyet fikri dili kapkara kesilen aydın müsveddelerinin hazırladıkları ihanet bildirilerini de başlarına geçirin” dedi. 

ADNAN OKTAR: Ama işte fikirle mücadele çok önemli PKK’ya karşı. Bak kimse fikirle mücadeleden bahsetmiyor ne hükümet, ne muhalefet. Fikirle mücadele olabilecek en mükemmel yöntemdir. Bir mesela farz edelim çocuk, okula gidiyor, yanlış bir şey yapıyor, ailesi onu eğitiyor, “oğlum” diyor “o öyle yapılmaz böyle yapılır” diyor, gösteriyor ve çocuk doğrusunu yapıyor eğitimle. Mesela eğitimle lisede insanların nasıl davranacağı öğretiliyor, üniversitede nasıl davranacağı öğretiliyor, doktora, doktorluk öğretiliyor. PKK’ya da PKK’nın yanlışlığının anlatılması lazım, eğitilmesi lazım.  Adamlar yanlış eğitilmiş, düzgün eğitim verilmesi gerekiyor. Hükümetten, devletten, bölgeden hiçbir kıpırtı yok. Hiçbir hükümet döneminde de netice alınmamış ve böyle bir çalışma yapılmamış. PKK’nın özelliği ne? Eğitimle PKK’lı yapıyor adamlar bak, eğitimle. Karşı eğitimle o yapılan eğitimin tahribatını ortadan kaldırırız. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Mesela adam yerleri kirletiyor. Ne diyorsun? “Yerleri kirletme” diye yazı yazıyorsun. Adam mesela diyor ki, yağlı şeyleri atıyor çöpe “bunları atmayın, biz bunları kullanır, faydalı hale getiririz” diyor. Hükümet açıklama yapıyor, insanlar da buna uyuyor değil mi? PKK’da da aynı şekilde, “yaptığınız yanlış” şeklinde ama bilimsel anlatımla bu konunun izah edilmesi lazım.

“Canımdan öte biricik Üstadım, yaklaşık bir buçuk sene önce Brezilya Müslüman Alimler Birliği Lideri, canlı yayın sohbetinde İmam Caferi Sadık’ın kitabını hediye etti ve bu kitaptaki anlatımlara aynı uyduğunuzu söyledi” diyor. Oradan da anlatır mısınız?” diyor. Olur anlatalım.

“Siz yokken İbrahim kardeşimiz Kürtlerin dindarlığını, mertliğini anlattı. Bölücübaşının yanlışlıklarını, PKK’nın dinsizliğini anlattı, çok iyi oldu ondan dinlemek” diyor. Selda.

“Hocam, siz hangi kitapları okuyorsunuz?” Gökhan Karataş. İşte beni ilgilendiren her kitabı okurum. Konularda, araştırmada, faydası olacak her kitap.

İslam alemi mahvolmuş vaziyette fakat gelenekçi kesim bunu anlamıyor. Daha bağnaz olarak kurtulacağını zannediyor bak, battığı sistemin daha da batırılarak kurtuluşa ereceğini düşünüyor. Daha tutucu, daha gelenekçi, daha korkunç bir görünüme girmek istiyorlar. Halbuki dini tahfif edip modern, normal hale getireceklerine, diyor ki “biz dini yaşamış olsak böyle olmazdık” diyor. “Allah belamızı vermesinin nedeni, dini yaşamıyoruz biz” diyor. “Böyle olur mu?” diyor. “Kadınlar sokakta yine geziyor, kadını eve sokacaksın” diyor, “bir kere kadını sokağa bırakmayacaksın” diyor. “Kadın sesi her yerde” diyor, “kadının sesi duyulmayacak” diyor, “makyaj yapmayacak” diyor. “Onlar makyaj yaptığında bela yağıyor bize” diyor. Daha da felaketin boyutunu arttırmak istiyor. “Her yerde müzik var” diyor, “müzik tamamen kalkması lazım” diyor. “Yahudi kol geziyor” diyor. “Ne diyor hadiste?” diyor, “taşın, ağacın arkasına saklanacak, siz de onları öldüreceksiniz” diyor. “Bu kadar Yahudi geziyor” diyor “canlı hatta hala hayatta, biz onları öldürmedikçe Allah bize bereket vermez” diyor. Daha da belasını istiyor. Rezaletin boyutu gittikçe daha artıyor, müthiş koyu bir taassup Türkiye’nin üstüne çökmek üzere. “İçki içmede beşinci kez ısrar edenleri öldürün” Ebu Davud ve Tirmizi, en muteber kaynak. Adam bunu yapıyor işte. IŞİD’in neyini eleştiriyorsun? IŞİD bunu uyguluyor. “Kuran okudukları halde tıraş olanları öldürün.” Bitti. Hüküm açık bak, “Kuran okudukları halde tıraş olanları öldürün.” Mesela “elhamdülillahi Rabb-il alemin” dese, Fatiha’yı okusa, “er-Rahman-ir-Rahim” dese, bir şeyini söylese bu hüküm oluşmuş oluyor, Kuran’ı okumuş oluyor. Bir de tıraş olmuş adam, sabah tıraş olmuş “öldürün” diyor işte. (4816 numaralı hadis, Buhari, Müslim, Muvatta, Nesai, Ebu Davud) Ehlisünnetin temel eserleri tamamında var. Ne şaşırıyorsun işte? “Öldürün” dediği “keserek öldürün” diyor, “kafasını kesin öldürün” diyor. “Zina edenleri öldürün.” Adam mesela genelevden çıkanların hepsini öldürün. 1623 numara Tirmizi Hadisi. “Evli iken zina edenleri taşlayarak, recm ederek öldürün.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, ibni Mace.) Yani aralarındaki ittifak tam, meşhur kaville olay tamam. “Dinden dönenleri öldürün.” Adam mesela “Hristiyan olacağım ben” diyor. (Muvatta, Ebu Davud, Nesai.) İşte IŞİD, El Kaide, Taliban veyahut işte diğerleri bu hadislere dayanarak öldürüyorlar. Adam “ben Hristiyan oldum” diyor, direkt öldürüyorlar. “İslam’ı terk eden hangi erkek olursa onu tekrar İslam’a davet et, dönmezse boynunu vur.” Boynunu vur da kes, boynunu kopart diyor. IŞİD işte boynunu koparıyor adamın. Şimdi şöyle mesela diyor ki, “senin inancın ne?” diyor. “Ben” diyor “Alevi’yim,” yahut “Şii’yim” diyor. Veyahut işte diğer mezheplerden birisine mensubum diyor. Otur diyor adam çömel falan, açıyorlar kimliğine de bakıyor orada hakikaten yazıyor. Bir daha soruyor, arkadaşlarına soruyor diyor ki, “doğrumu bu duyduğum?” diyor. “Doğru” diyor, “tamam” diyor “o zaman geçin şöyle” diyor, diziyor otomatik silahla takır, takır, takır hepsini vuruyor. İşte hüküm açık, “İslam’ı terk eden herhangi erkek olursa onu tekrar İslam’a davet et” İslam dediği ehlisünnet inancı, onun dışında hepsini küfür olarak görüyor. “Ehlisünnet oluyor musun?” diyor, adam da “olmuyorum” diyor. Ne bilsin ne yapacağını? Bak “dönmezse öldürün” diyor. Ben filmini seyrettim, adamlar kamyon şoförü bilmiyorlar, bunlara soruyor “Nusayri?” diyor, “evet Nusayri” diyor o da, “tamam” diyor “geçin şöyle” diyor, bayağı bekletiyor, oturuyor adamlar orada, sonra diyor “devleti İslami” diyor, “İslam devletini kabul ediyor musun?”, adam “yok etmiyorum” diyor “devleti İslam’ı niye kabul edeyim?” diyor. Anında,  Nusayri’yse zaten hiç açıklaması yok yani tek karşılığı ölüm. Peki, neye dayandırıyor?  Al sana tapu gibi hadis, hem de meşhur kaville. “Namazı terk edeni öldürün.”2117. Türkiye’de namaz kılan insan sayısı bellidir. Hepsinin öldürülmesi gerekiyor bu hükme göre, Ebu Davud’a göre. Sahih hadis. Niye şaşırıyorsun? Hayır, IŞİD’in neyini eleştiriyorsun o zaman? Geçenlerde bizim kitap dağıtırken birkaç kişi var halktan “ ya” diyor “bizim dinimizi sanki terörist dini gibi gösteriyor ya” diyor. Kardeşim, senin inandığın işte bu. “Namazı terk edeni öldürün” diyor. Oradaki yanlışı gösteriyoruz, düzelt diyoruz, sen terörist oldun demiyoruz biz. Buhari, Müslim’de mesela zekat vermeyenin öldürülmesinin hükmü var. Zekat vermeyen öldürülüyor.

Amerika, YPG’ye silah verebilmesi için PKK’nın adını Suriye Demokratik Güçleri diye değiştirmiş. PKK, “bu ne?” diyoruz. “Suriye demokratik güçleri bu” diyor. Sonra onun terörist olduğunu ispat ediyorsun. “Suriye kahramanlar birliği oldu ismi şimdi” diyor. Dalga mı geçiyorsun sen? Alay mı ediyorsun on dakikada bir isim değiştirerek? İsmi değişti, başka bir şey oldu diyor. Ve dalga geçiyor Amerika. Yani hepsi değil ama bir kısmı dalga geçiyor alenen.

“Hocam Müslümanların şu konuşma üslubundan çok rahatsız oluyorum. Çok hatalıyım. Bir türlü düzelemiyorum. Bu üsluba karşı ne cevap verilebilir?” Tamam, hatalıysa hatalıdır, düzelemiyorsa da düzelemiyordur. Müslümanlıktan çıkmaz ki. “Ne demek lazım? Hiçbir şey, “devam et, gayret et” diyeceksin. Ne diyeceksin?

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videoyla devam ediyoruz programımıza.

VTR: PKK Marksist Leninist örgütlenmedir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere’den yayın yapan, Filistin asıllı tanınmış haber sitesi Middle East Monitor’da, “Dinlerin beşiği Ortadoğu’ya aykırı bir formül: PYD” başlıklı yazınız yayınlandı. PKK-PYD terör örgütünün çeşitli stratejik amaçlarla küresel güçler tarafından desteklenmesinin son derece hatalı bir hareket olduğunu, terörist bir örgütü müttefik edinmenin hiçbir ahlaki ve yasal dayanağı olmadığını, hem destekleyenlerin hem de bölge ülkelerinin ortak menfaatleri açısından bu hatadan acilen vazgeçilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. “İki eski dost ile yeniden: İsrail-Türkiye” başlıklı yazınız, Amerika’da Washington merkezi bulunan The Hill Gazetesi’nde yayınlandı. The Hill Gazetesi özellikle Beyaz Saray, kongreyle ilgili haberler konusunda yayın yapan, Twitter’da altı yüz yetmiş binin üzerinde takipçisi olan ve Capital Hill bölgesinin en çok gazetesi. Tunus’un günlük Arapça gazetesi Dhamir’de “PYD bir terör örgütüdür” başlıklı yazınız Arapça olarak yayınlandı. Aynı makaleniz İngilizce olarak Amerika’da yayın yapan News Rescue haber sitesinde de yayınlandı. Merkezi Belçika’da bulunan ve aylık ziyaret sayısı dört milyonu bulan Sasa Post haber sitesinde “Cenevre görüşmeleri gerçekten Suriye’ye bir çözüm getirecek mi?” başlıklı yazınız Arapça olarak yayınlandı. Londra’dan yayın yapan, Katar kökenli tanınmış Arapça haber sitesi El Arabi’de, “Parçalanmaya doğru giden Avrupa’yı ne kurtarır?” başlıklı yazınız Arapça olarak yayınlandı. Suudi Arabistan’ın İngilizce yayın yapan önde gelen haber sitesi Riyadh Vision’da “Türkiye mülteciler konusunda tekrar önemli bir rol üstleniyor” başlıklı makaleniz yer aldı. Her ay beş yüz bin kişiye ulaşan, farklı kesimden okuyucu kitlesine sahip, İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İsveççe yayın yapan MBC Times sitesi, “Türkiye mülteciler konusunda tekrar önemli bir rol üstleniyor” başlıklı makalenize yer verdi. Merkezi Almanya’da yer alan Burma Times haber sitesinde “Mültecilere kucak açmak” başlıklı makaleniz yer aldı. Ve son olarak, Azerbaycan’daki çeşitli sitelerde, “IŞİD’in ideolojisi sadece Kuran ile mağlup edilebilir” başlıklı makaleniz yayınlandı. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Gürül gürül şahane bir müzik anlayışı, mükemmel bir zenginlik, mükemmel bir yetenek hiç bilinmiyor edilmiyor. Arada sırada Orhan Baba’yla ortaya çıkıyor. Değer bilen topluluk haline gelmesi lazım Türkiye’nin. Var ama değer bilen insan sayısı az. Çok mükemmel bir sanatçı, hiç.

Son dakika; “Lazkiye’ye bağlı Cebel kasabasında Rusların toplantısı bombalandı. Çok sayıda ölü Rus general var” diyor. Bu böyle olur, daima böyle olur. Bunun çözümü böyle olmaz. Sen gidip adamın anasını, babasını bombalarsan, ağzını burnunu parçalarsan, çoluğunun çocuğunu parçalarsan, adam için yaşamanın bir anlamı kalmaz. Artık o ölüm makinesine döner. Çünkü zaten intihar etmek istiyor. Onu helaliyle yapacak. Adam can atar bunun için. Orada intihar etmek isteyenlerin sayısı milyonları buluyordur şu an. Sen ona helal yolu gösteriyorsun. Bombaya sarıl, git gir dal diyorsun. Tam aradığı. Hiç canı da yanmıyor. Beş dakikada binlerce adamı yahut yüzlerce adamı yok etmiş oluyor. Böyle bir belaya insanları sürüklediler. Mesela o Amerikalı adam, Trump, şimdi üst perdeden gidiyor. Ona da suikast falan yapabilirler. Zannettiği gibi olmaz. Acayip ferah. Ve zulüm ve dehşetle olayı halletmeyi düşünüyor, kafa kullanmayı düşünmüyor. Çok kaba. Hani böyle gaddar iş adamları falan oluyor ya bazen, onların mantığını andırıyor. Böyle olmaz. Sevgiyle yaklaşacak.

1890 yılında Amsterdam’da bir hayvanat bahçesi kuruldu. Yalnız bu bahçenin özelliği, hayvan olarak gördükleri insanların sergilenmesi. Onun için insanat bahçesi diyorlardı. Yani insanla hayvan arasında geçiş olarak hayvanlarla birlikte sergiliyorlar. Var mı sende resimleri?

KARTAL GÖKTAN: Var, gösterebiliriz.  

ADNAN OKTAR: Tel örgüler içinde gösteriyorlar hayvan diye. Bak, halk gelip bunları seyrediyor böyle. Görüyor musun? Yiyecek falan veriyorlar. Direkt maymun olarak görüyor, hayvan olarak görüyor. Bak, uzaktan böyle seyrediyor halk gelip. Yani İngiliz derin devletinin kafası işte bu. “Hayvan” diyor “bunlar. Türkler de böyle” diyor “Japonlar da böyle. Bunların yok edilmesi gerekir” diyorlar.

Bediüzzaman diyor ki Risale-i Nur Külliyatı’nda, Mektubat, 411. sayfa; “Her şeye gücü yeten Allah, Hz. Mehdi ile İslam'ın üstündeki karanlığı dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye (Allah'ın gücü) noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab (sebepler bazında) ve hikmet-i Rabbani’ye (Allah'ın dilemesi) noktasında düşünülürse, yine o kadar makul ve vukua (gerçekleşmeye) layıktır ki; eğer muhbir-i Sadık'tan (doğru sözlü olan Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet olmasa dahi” hadis olmasa dahi  “herhalde her halükarda öyle olması lazım gelir. Ve olacaktır” diyor, Bediüzzaman. Hz Mehdi (a.s) illaki çıkacak diyor.

“Bayan akrabalarım resimdeki bir çıplaklığın bile abdest bozduğuna inanıyor. Muhalefet olmasın diye hiç konuya dahil olmadım. Bu konu delilli ve öz olarak nasıl açıklanır?” Çorum’dan Meliha. Parmağı kadına değiyor. Abdest gitti diyor. Niye gitsin abdest? Abdestin nasıl bozulduğunu Kuran açıklıyor. Hep eziyet, hep eziyet. Ve dini bu hale getirmişler. Aslında dini şu an çok korkunç hale getirmişler. Avrupa buna uyandı, Amerika da uyandı. Bir dehşet dini olarak gösteriyorlar. Eğer tam farkına varırlarsa yani bütün Müslümanlara dünya savaşı açarlar söyleyeyim. Acayip kitle katliamı olur. Yani olayın daha onlar onda birini bile fark edemediler. Böyle bu asma kesmelerden hiç haberleri yok, kadınlara karşı nefretten de haberleri yok. Sanata, bilime karşı tavırlarından da haberi yok. Yani direkt şeytanın sistemi gibi görürler Allah esirgesin. Çünkü Kuran’da anlatılan dinle bunların anlattığı dinin arasında dağlar gibi fark var, boyut farkı var. Mesela bu Donald Trump falan duysa adam cinnet geçirir. Bütün Amerika cinnet geçirir. Avrupa cinnet geçirir. Bilmiyorlar bu sistemi. Bunun süratle, ivedilikle düzeltilmesi lazım.

“Bugün de yine çok çok yakışıklısın canım, Allah aşkıyla çok sevdiğim. Gündüz gece her halin çok güzel. Tutku sende, aşk sende, hikmet sende, ilim, bilim sende. Allah rızası için her gün canla, başla mücadele eden sensin. Özelliklerini anlatmakla bitmez Aşkım, Nurum, Meleğim seni çok seviyorum” diyor. “Allah aşkıyla sevdiğim” diyor.

Rahmetli Cem Karaca canım benim. O Müslüman olarak vefat etti biliyorsunuz. Ermeni asıllıydı. Koçyiğit, kabadayı delikanlıdır o maşaAllah. Büyük Birlik Partili Alperenler tekbirlerle kaldırmıştı. O gençler çok vefalıdır. Güzel ahlaklılar maşaAllah. Bak, görüyor musun şu Osmanlı vefasını, Osmanlı ahlakını? Birçok insan işte yok “Ermeni” bilmem ne. Ermeni olsa da güzel işte çok güzel. Millet-i Sadıka.

Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, Özcan Yeniçeri ve Yusuf Halaçoğlu, Bahçeli’ye kurultay çağrısı yaparak istifa etmiş. Allah, Milliyeti Hareket Partisi’ni fitneden korusun, bölünmeden korusun. Milletin ümididir Milliyetçi Hareket Partisi. Osmanlı terbiyesinin, Türk İslam ahlakının mükemmel bir ocağıdır. Allah fitneden, sıkıntıdan, azaptan, kargaşadan Milliyetçi Hareket Partisi’ni korusun. Allah birlik ve bütünlüklerini bozmasın. Allah hayra tebdil etsin, hayır getirttirsin, hayırla neticelensin. Tabii muhalifler de kendilerine göre bir mantık geliştiriyorlar. Daha coşkulu, daha aktif bir MHP istiyorlar. Bu doğru, bu gerekir. Ama Sayın Bahçeli de çok değerli bir insan. Bilmiyorum tabii içinde olmak lazım. Fakat ben hiçbir zaman için genel başkanların gitmesini istemiyorum. Mesela ne CHP’de, ne AK Parti’de, ne MHP’de istemem. Ama kaderde hayırlısı neyse o olsun. Allah hayırlısı neyse onu nasip etsin.

İz Yılmaz, İsa ylm, modern İslam’ın olmayacağını söylüyor. Modern İslam diye bir şey yok. Anlamanız için söylüyorum. Modern İslam, ne modern İslam? Sahabe İslam’ı, Kuran İslam’ı. Ama anlamanız için söylüyorum. Çünkü oradaki hayat modern oluyor. Modern olduğu için “modern İslam” diyoruz. Yoksa biz kendimizden bir şey ilave ettiğimizden değil.

Bak mesela o canım benim, Mahsun görüyor musun bak “hep sevgiyle hallolsun” diyor. Gayet güzel. PKK’lı bir adam bunu demez. “Meseleler sevgiyle hallolsun” demez. Allah’ı övüyor tabii. PKK’lı Allah’ı övmez. Onun için bu çocuğun üstüne gitmenin âlemi yok.

Ankara saldırısı, İstanbul saldırısı, öyle şeyler bizi etkilemez. Yani Türkiye’yi böldürmeyiz. Çok boş yere heyecanlanıyorlar.

Böyle linç ruhuyla yaklaşmak doğru değil. Böyle değerli insanları kazanmak gerekir. İşte hemen damgalayıp “PKK’lı” falan çok münasebetsiz hareketler. Bunlar şeytanın ilkasıyla olur. Akılcı yaklaşmak lazım.

Mehmet Taha, Mahsereci, Muhammed Taha27; “İlimle, irfanla mücadele edilmesi gerekiyor” diyorum “PKK’nın. Fikri yenme olmadıktan sonra netice alınmaz” diyor öyle mi? Ona karşı o yol denendi” diyor. Ne zaman denendi? PKK’yla hiçbir zaman için fikri mücadele yapılmadı, hiçbir zaman. Sadece serbest bırakma oldu, o kadar. Yani size karışmıyoruz mantığıyla yaklaşıldı, bir anlamda, bir dereceye kadar. “Biz ilim, irfan” dedik. Onlar bomba depoladı. Sen ne zaman ilim, irfan dedin? Bana bir kelime, bir kitap, bir broşür bir şey söyle, tek bir kelime. Öyle bir şey yok. Bomba depolaması konusunda da ben dedim. “Bu süreç meselesi onların bomba depolaması olayı” dedim. “Silahla kendilerini teçhiz edecekler, hazırlayacaklar. Sadece onlara bu bol, geniş zaman sağlamış olacak” dedim. “Her yere bomba yerleştirirler. Silahlanırlar. Hatta eski silahlarını atar, yeni silah alırlar. Bunlar betona falan gömmez” dedim. Böyle kaç defa söyledim? En az yüz kere söylemişimdir. “Kökü kazanacak hain PKK’nın.” Tamam, kazı da bin tanesini kazırsın, on bin tane daha gelir. Bunun yolu bu değil. Akılla, ilimle olur. Kültürle olur. Hiçbir zaman için böyle bir şey yapılmadı.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim. Devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK Ateist Komünist Bir Örgütlenmedir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü