Harun Yahya

Sohbetler (27 Şubat 2016; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Herkes hoş buldu ben de hoş geldim, yani her yer hoş.

Bir sevgi etiketi yapalım ne diyelim? “Dostluğun yolu sevgi” diyelim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de dün gece yarısı itibariyle ateşkes başladı, ateşkesin başlamasıyla beraber IŞİD on beş ayrı noktadan YPG’nin denetiminde bulunan Tel Abyad ve Suluk kasabalarına ağır silahlarla saldırı başlattı. IŞİD’in saldırıları üzerine siviller bölgeyi terk etmeye başladı çatışmalar yoğun olarak devam ediyor. YPG ise koalisyon uçaklarını yardıma çağırdı.

ADNAN OKTAR: Hani yiğittiniz? Hani kahramandınız? Alçak herifler. Hani diyordu, biz diyor IŞİD’i darmadağın eden güçleriz burada, milli güçleriz bak köpek gibi ciyak ciyak bağırıyor bizi kurtarın diye. Demedim mi sizi darmadağın ederler diye? Biz diyor IŞİD’e karşı burada bir gücüz, güç müç değilsin sen talancısın, gaspçı, hırsızsın aşağılık herif uçakları çağırıyorsunuz köyleri bombalatıyor orada ne kalırsa enkazın altında onları toplayıp götürüp satıyorsun ahlaksız.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bölgede çekilmiş fotoğraflar vardı sizin bahsettiğiniz şekilde inşaAllah. Bölgeden kaçan insanların evlerinin önüne kamyonları dayıyorlar bütün buzdolabı, TV eşyaları yağmalıyorlar bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Bunlar kardeşim bir kere Amerika’dan Avrupa’dan gelen cinsi sapıklar macera arıyorlar. Şimdi cinsi sapığın iki ihtiyacı var bir adam öldürme ihtiyacı var, bu hep sapıklarda vardır bu adam öldürme ihtiyacı; ya intihar, ya adam öldürme. İkincisi de sapık ilişki birde ot veyahut uyuşturucu kullanma bunların üçü de orada var bunların hizmet verdiği nokta bu. IŞİD’den bunlar köpek gibi korkuyorlar yani deliler gibi korkuyorlar öyle bir konu yok. IŞİD bunları darmaduman eder. Bunlar yağmacı, aşağılık, pislik adam havadan bombardıman arkasından girip bunlar kaya porsuğu gibi ne bulursa alıp kaçıyorlar. Bak YPG’nin elindeki Tel Abyad’ın yüzde altmışını ele geçirmiş IŞİD. Hani yiğittiniz? Hani savaşçıydınız? Hani bölgede güçtünüz? IŞİD’i yok eden terminatör gibi bilmem neydiniz köpek herifler. İt gibi korkak hepsini doldurmuşlar hendeklere doğrayıp alçak herifler çok uzun böyle yüzlerce metre hendeğin içine doldurmuşlar bu köpekleri. Hayır assın kessinler demiyorum ben teröre şiddetle karşıyım da, hani gücünüz yetiyordu? Hani kabadayıydınız? Alçak herifler, vazifeniz sizin korkaklık pislik kahpelik, askerimize de öyle yapıyorlar mesela gizleniyor binanın içine oradan ateş ediyor. Bütün hayatları pislik ahlaksızlık ve sinsilik bunlara kimse böyle küfredemiyordu ilk defa ben küfretmeye başladım ondan sonra bütün Güneydoğu’nun koçyiğitleri cesaretlendi herkes küfür etmeye başladı bu pisliklere. Bak hükümet de saydırmaya başladı bunlara. Eskiden ne komünist, ne Stalinist hiçbir şey demiyordu hükümet bak bugün baktım hükümet üyeleri bayağı saydırmışlar, komünist, şu, bu falan işte Stalinist hepsini sayıyorlar.

Sabahtan beri Twitter’daki tüm PKK hesapları ağlıyormuş hıçkırıklar içerisinde, “Türkiye üzerimize IŞİD’çileri gönderdi” diye. Türkiye’yle ne alakası var? Türkiye’nin sözünü dinler mi IŞİD? Başbakan’a akıl almaz hakaret ediyorlar, Cumhurbaşkanı’na akıl almaz hakaret ediyorlar ve ölümüne fetva çıkardılar ikisine de nereye onun sözünü dinlesinler? Densizliği bıraksınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de ateşkes Türk Hava Kuvvetleri’nde ait F16’lar tarafından da denetleniyor Adnan Bey. Suriye resmi haber ajansı Sana ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından Hama kentinde bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucu iki kişinin öldüğünü, dört kişinin yaralandığını duyurdu. Bu saldırıyı da IŞİD üstlendi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de ateşkes Türk Hava Kuvvetleri’nde ait F16’lar tarafından da denetleniyor.

ADNAN OKTAR: Hayır hayır başka bir şey söyledin orada sen.

BÜLENT SEZGİN: Suriye resmi haber ajansı Sana, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından Hama kentinde bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucu iki kişinin öldüğünü, dört kişinin yaralandığını duyurdu. Saldırıyı IŞİD üstlendi.

ADNAN OKTAR: Demirtaş açıklama yapmış, Tel Abyad saldırısının talimatı Ankara’dan verildi diye. Ne kadar gereksiz hem canın yanacak, sen ona gücün yetmeyince gideceksin Ankara’ya olayı yıkmaya çalışacaksın. Ankara’yı ne dinler onlar, başlarında halifeleri var liderleri var ne alaka yani? Ayaklarına diken batsa Ankara’dan biliyorlar bu çok kötü bir yöntem samimiyetsiz bir yöntem yakışmıyor Demirtaş’a.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey birkaç resim var YPG ve müttefiklerinin eline geçen Haseki’nin Şeddadi kasabasında ev ev yağma yapıldığını gösteren.

ADNAN OKTAR: Göster. Bak hırsızları görüyor musun gaspçı alçakları bak PKK’lı gaspçıları görüyor musun? İşte olay bu sadece bu, hırsız takımı yani gaspçı aşağılık adamlar bunları satıyorlar adi herifler, haysiyetsiz herifler. Bir daha göster o resimleri.  O herifi göster kadın kılığına mı girmiş o yanaştır bakayım onun yüzünü Allahualem erkek bu, orası kaynıyor zaten cinsi sapık kaynıyor böyle.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, konu PKK olunca, konu PYD olunca Türkiye’nin yalnız bırakıldığını söyledi ve şunları ifade etti. “Burada PYD meselesi şudur, kurttan post, ayıdan dost olmaz bunlar şimdi ayı ile aynı çuvala giriyorlar. Koskoca Amerikan devleti küçücük bir terör örgütünden medet umar hale geldi. Suriye’de denize düştük yılana sarıldık diyoruz diyor ama o yılan, o akrep onunla yolculuk yaptığın zaman seni sokuyor, sokacak bunun fıtratında bu var” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok aşağılayıcı böyle, hırsız, gaspçı, pislik, katillerle Amerika’nın işbirliği yapması Amerika’yı çok aşağılar. Yani Amerika’da ilgili kimse onları aşağılar yani Amerikan halkını aşağılamaz da, ilgili kim varsa onu aşağılar. Yani dünyanın en en aşağılık adamları bunlar.

Esad Yağcı, “Ya sana ne el-alemin ne yaptığından, devletinden, ideolojisinden.” Diyor. Bunların derdi işte internette böyle boş işlerle uğraşsınlar. Vatan, millet, bayrak, milletin içindeki sıkıntı.

“Senin çocuklarından dokuzuncusu kaim Mehdi’dir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Ali (r.a)’ye. “Emirlerinin isimlerini biliyorum Allah onları dilediğine kabirlerden birer ikişer seçerek taşır.”

Bak PKK’lı itler görüyor musun ciyak ciyak böyle kahpe çığlıklarıyla bağırıyorlar bizi kurtarın diye. Hani sen IŞİD’i tepeliyordun? Hani kabadayıydın? Bir de her türlü silah da verdiler size tanksavarlar şunlar bunlar falan köpek herifler hepinizi hendeklere doldurmuşlar doğrayıp yıldırım hızıyla. İt herifler sizin hiçbir özelliğiniz yok siz sadece gaspçı hırsız aşağılık pislik adamlarsınız tek özelliğiniz bu. Ben şiddete şiddetle karşıyım fikirle, ilimle hallolur her şey, sevgiyle hallolur. Ama bak kendisi savundu PKK şiddeti bak Allah belalarını veriyor.

Kardeşim bu filmler falan yayınlandıktan sonra olayın fevkaladeliğini herkes fark etti bütün Türkiye fark etti, Kürt kardeşlerimiz de fark ettiler ve olağanüstü bir reaksiyon meydana geldi yoksa bu PKK olayı çok büyük olaydı, bu Türkiye’yi götürürdü Allah esirgesin. Alınan ilmi akılcı önlemler bu belayı savuşturdu Allah’a çok şükür. Rusya ile Amerika’yı devreye soktu İngiltere bak kepazeliğe bak, dünyanın iki süper gücünü devreye soktu İngiltere, İngiliz derin devleti elimizden gidiyor artık dediler yani plan bozulacak diye. İngiliz derin devletinin dediğine bak bunun dönüşü yok arkadaş diyor yani Türkiye bölünecek bu iş bitmiştir diyor. Sen kimsin de bölüyorsun?

Öcalan diyor ki Abdullah Öcalan, “Kürtler üzerinde oynanan oyunları iyi görmek gerekir İngilizlerin Ortadoğu’yu denetimi altına almak için yaptığı planların sonucunu iyi görmek gerekir bu plana daha sonradan Amerika Birleşik Devletleri dahil olmuştur ancak asıl planlayıcı İngilizlerdir.” Yani İngiliz derin devletidir, kardeşim bak benim dediğimi Öcalan da aynısını söylüyor işte bela büyük.

İlhan Zengin 2121, “Bu Kürt düşmanlığı size çok şey kaybettirecek.” Kürt düşmanlığı; ben PKK’ya düşmanım Kürt benim dostum benim kardeşlerim en az elli kişi var Kürt. Hanım arkadaşlarım var samimi, on yıllık, yirmi yıllık kız arkadaşlarım var Kürt. Zaza da var Kürt de var, Kürt nurdur benim Üstadım Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri Kürt’tür, Selahattin Eyyubi Hazretleri Kürt’tür, müceddid, müçtehitlerin yüzde sekseni Kürt’tür. Sen nereye Kürt düşmanlığından bahsediyorsun? Kürt Ortadoğu’nun süsüdür, nurudur, güzelliğidir. PKK ne? Satılmış, gaspçı, hırsız, kalleş, kahpe, çakallardan oluşan it kopuk sürüsü.

Bir ara milleti bezdirmişlerdi PKK'ya karşı. “Öcalan iyi adam işte, bırakalım kursun Güneydoğu'da bir devlet, zaten Tayyip Hoca'ya da bağlı olur, bir şey olmaz” diyorlardı. “Türkiye büyür daha iyi olur” falan. Hatta şöyle, çok korkunç bir ifade; “Bölünerek küçüleceğimize bölünerek büyüyelim.” Mantığa bak yani. Bölünerek zaten her halükarda küçülürsün sen. Mahvolur ve yok olursun. Kardeşim devlet Stalinist oluyor, senden yana nasıl oluyor? Rejim Stalinist zaten, Allahsız Kitapsız bir rejim kuruluyor. Haydi Öcalan senden yana olduğunu farz edelim, rejim Stalinist komünist. Milyonlarca komünist Stalinist gerilla olacak. Silahlı, tankı topu olan, uçağı olan bir devlet Kuzey Kore gibi. Öcalan'ı kim dinler? Ki Öcalan zaten bu ideolojinin kurucusu.

GÖKALP BARLAN: Siz Cumhurbaşkanımız’ı danışmanlarından bazılarının yanlış yönlendirdiğini detaylı açıkladınız Hocam, ondan sonra vazgeçtiler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bir beladır gidiyordu yani. Acayip ortalığı birbirine kattık Allah'a şükür.

Keke, “Kürt topraklarını işgal ederek kimisini asimile kimisini dinsiz yaptınız. Bir zahmet çekilin oradan, İslam hemen hakim olur bölgeye.” Ya ne demezsin? Böyle kurnazlıkları bırakın. Asimile; tabii ki bu vatanın içerisinde herkes kardeş, kardeş kardeşe benzer. Allah diyor ki; “Siz Allah katından seçilmiş bir ümmetsiniz.” Ümmet birbirine tabii ki benzer. Bu asimile olmak değildir ki. Mesela bende Çerkezlik de var, Araplık da var, Türklük de var. Asimile mi olmuş oluyorum? “Dinsiz yaptınız” o tabii hükümetin hatası, hükümetlerin hatası. Darwinist eğitim devam ettiği için gençlik genellikle dinsizliğe gidiyor. Hükümetlerin hatası. Daha hala vazgeçmedi hükümet Darwinist eğitimden. TRT de Darwinist eğitime devam ediyor. Ortaokul, lise, üniversitede cayır cayır Darwinizm öğretiliyor. Yazdık, ya diyor bilimin gereğidir diyor adam, açıklama yapıyor müdür, başı. Bilim böyle diyor biz de bilimi aktarıyoruz diyor. Ya nerenin bilimi kardeşim? Bilim olsa delili olur. Delil ver bir tane. Delil yok.

Kartal, Kadıköy, Hacıosman, Yenikapı metrolarında sevimli hayvan videoları gösterilmeye başlanmış. “Önceden böyle bir uygulama yoktu, Hocamız vesile olduğu anlaşılıyor” diyor. Halit Burak Kazdağ.

Twitter'da “Kürdistan Sur'a yürüyor” diye bir etiket var. Yok, Sur'da komünist işgal varsa onu devlet kırar.

Erbakan Hocamız’ın vefat yıldönümü. Allah gani gani rahmet etsin. Dünya tatlısı, bal şeker Hocamız. Hiç kimseden korkmazdı, bir tek Allah'tan korkardı. Çok cesurdu çok, öyle siyasetçi şuan az. Kalmadı yani. Demirel de öyle cesurdu. Bayağı demokrattı Demirel. Sonra onu çok korkuttular, bu Ergenekon mergenekon falan çok tedirgin ettiler adamcağızı. Bayağı zekiydi yani böyle çok şevkliydi. Acayip bir enerjisi vardı. Halbuki malı mülkü falan her şeyi vardı. Bayağı zor yani siyaset, en güç şartlarda siyaset yaptı maşaAllah. Yok Morrison bilmem ne falan çok gıcık hareketler. Çok samimiyetsiz sevgisiz sözler. Bence elinden gelen bütün gayreti gösterdi samimi olarak. Ülkücüleri destekledi ben o zaman biliyorum, MHP'yi desteklemişti. Hem de alenen destekledi. Nurcuları çok iyi destekledi Yeni Asyacıları falan. O zaman kıymetini bilmediler o desteğin halbuki o destek zamanında onlar çok gelişebilirlerdi.

İngiliz derin devleti diyor ki; “Türkiye'nin hali Osmanlı'nın son dönemi gibi.” Şimdi ben bunlara bir cevap verirdim ama RTÜK açısından sorun var. Hadi oradan diyorum yani sadece. “AKP hükümetinin PKK ile masaya oturması büyük fırsat. Uluslararası hukuk açısından da uygun ortam ortaya çıktı. Özellikle Dolmabahçe'de yapılan ortak açıklama önemli bir koz verdi. AKP iktidardan gitse bile fark etmez. “O toplantıyı AKP yaptı” denemez. Muhatap Türkiye Cumhuriyeti” diyor. Yok kardeşim, söz verildiyse bile o sözü biz bozuyoruz. Yapmayacağız, vazgeçtik. Sizi kandırdık, enayi oldunuz, kerizliğinize doymayın, enayiliğinize doymayın, PKK için diyorum. Yüz bin kere enayiliğinize doymayın. Sizi oyuna getirdik, tuzağa düşürdük alçak herifler. Ve yapmayacağız dediğinizi de. Bu kadar. Var mı diyeceğiniz? Ahmağa bak, söz verdiniz diyor. Allah Allah. Söz verdiyse yapmıyoruz vazgeçtik. Mecbur muyuz? Türkiye'nin bölünmesi demek ne demek? Bütün bir coğrafyanın yok olması demektir, bütün Türklük aleminin, İslam aleminin yok olması ve esir olması demektir.

Seher, “Her zaman şık her zaman klas olan dünyanın en yakışıklısı Allah aşkıyla çok sevdiğim canım Hocam, aşkla heyecanla izliyorum” diyor. Dünyanın en yakışıklısı dersen delikanlı aleminin ağırına gider. En yakışıklılarından diyelim. Çünkü şimdi birçok klas delikanlı seyrediyordur değil mi, bir garip olur, bir acayibine gider.

EBRU ALTAN: Bize göre en yakışıklısı desek?

ADNAN OKTAR: Ama rekabet ortamını kırmayalım yine de.

BEYZA BAYRAKTAR: Çok üzülürler.

ADNAN OKTAR: Olmaz, evet o kadar yapmayalım.

ZEYNEP DALAMAN: Bizim için dersek.

ADNAN OKTAR: Bizim için, öyle diyebilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır'ın Sur ilçesinde sivillerin tahliyesi ve teslim olmak isteyen PKK'lı teröristler için bir kez daha güvenlik koridoru oluşturuldu. Ancak yine koridordan geçen olmadı. Diyarbakır Valiliği de bir açıklama yapıyor. Son on gündür altı kez güvenlik koridoru oluşturulduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Yani aslanlar artık gereğini yapsın. Fırçalama mı gerekiyor, deterjan mı gerekiyor? O lağımı temizleyelim. Lağım pislik kalmasın Sur'da. Çakal herifler. Kardeşim oyunun büyüklüğüne bak, İslam alemini yok etme var bütün İslam alemini. Ve Türklük alemini yok etme var. Türk'ün başını yok ettin mi sonunu da yok edersin. Bizi de tatlı tatlı kandıracaklarını zannediyorlar, sürekli kafalama.

Müslüman aleminde böyle akılcı lider pek yok. Türklük aleminde genellikle Türki devletler biraz mafyamsı bir idare içindeler hepsi değil de bir kısmı böyle.

Hz. İsa (as) yeniden dünyaya geldiğinde üzerinde iki parça kıyafet olacak o zamanki kıyafeti. O zamanki kıyafeti neyle boyalıydı? Safranla boyanmıştı. Safran renginde. Bildiğimiz safran var ya onunla boyanmış iki bin yıllık kıyafet üzerinde. Ama tabii onu kullanmayacak. Geldiğinde o kıyafetiyle olacak fakat tabii çıkarırlar onu, başka kıyafet giyecektir.

“Hz. Mehdi (a.s) çok merhametli olacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ahir zamanda fitne çok olacaktır, bu zamanda imanını koruyup cenneti dileyen kimse diğer zamanlara nazaran çok şefkatli ve merhametli olsun.” Daha şefkatli daha merhametli olsun diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Kıyamet Alametleri kitabında. Ali bin Zübeyr Ali, 50. sayfada.

“Hahaha maşaAllah Sayın Adnan Oktar'dan PKK'ya: Tamam kardeşim yapacağız dedik yapmıyoruz, kandırdık sizi ne olacak? Enayiliğinize doymayın.” Doğru. Daha hala söz verdiniz diyor. Tamam, söz verdik, yapmıyoruz. Aldattık sizi. Haysiyetsiz herif. Zorla mı? Lafa bak. Dedin bir kere diyor. Dedim tamam. Başka şey de demiş olabilirim.

Bugün Tel Abyad'dan çekilen videolar var. YPG'liler Amerikan bombardımanı yapılırken kahkahalarla gülerek seyrediyorlar. Halbuki akılsız adamlar kendi evleri ocakları yıkılıyor. Kendi binalarının yıkılmasına seviniyorlar. Bu kadar angutlar. Birde orada birçok sivil var, mübarek Kürt kardeşlerimiz, onları da şehit ediyorlar. Ona da gülüyorlar, seviniyorlar.

Üzümler şahane, hayret ya simsiyah topraktan bunların olması ve bunun tesadüfen olduğunu söylüyorlar. Tesadüfen bu kadar tatlı, bu kadar kaliteli, hepsi birbirinden ayrı güzel kokulu, sulu, vitaminli, mineralli, her türlü vücudun ihtiyacı olan maddeleri içinde havi nimetler olacak, sen de bunu tesadüfen diyeceksin. Ahirette bunu sana sorduklarında bakalım nasıl açıklayacaksın? “Nasıl tesadüfen oluyor? Anlat” dediklerinde, anlat bakalım nasıl anlatacaksın?

İmam Muhammet Bakır şöyle buyurdu; “Bu meselenin sahibi İmam Mehdi bir yalnızlık döneminden geçecek. O yalnızlık döneminde korumaya ve güce ihtiyacı olacağı ve ona zarar verilmemesi için yanında otuz kişilik koruması olacak” diyor. Yani bir yere giderken yanında otuz kişilik onun koruyan kişi olacak diyor Hz. Mehdi (a.s) için. Çünkü o zaman fitne şiddetli olacağı için. “Onlar için Medine ne güzel bir ikametgahtır.”  Yani İstanbul ne güzel yerdir diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Allah en güzel şehirde görevlendiriyor onu. Dünyanın en güzel şehrinde.

Köyde silah gerekiyor aslında ama piyade mavzeri falan bulunduruyorduk köyde. Alman beşlileri var ya duvarlarda asılı duruyordu, tabii illegal olarak bulunduruyorlardı. Köylülerin belinde çoğunda ruhsatsız silah vardı. Ama dağda ne yapsın adam? Gerekir aslında. Fakat ruhsatsız dediği av tüfeği olabilir. Yoksa çobanlarda falan hepsinde silah vardı. Av tüfeği bulundurmaları lazım, tabanca değil de. Tabanca çok tehlikeli bir şey evlerde falan. Dolu silah birde o çekiyor Allah esirgesin. Nasıl yüksek bina insanı çeker, silah da insanı çeker Allah esirgesin. Belinde taşıyorsun sen, ağzına mermiyi vermişsin, sinirleniyor, deliye dönüyor hemen çekip vuruyor. Sonra “ben ne yaptım?” Diyor. Halbuki hiçbir şekilde silahın üstünde mermi olmaması lazım. Ayrı bir yerde olması lazım. O anda işte o şeyde toparlanabilir. Mesela gidip mermiyi alıncaya kadar, bilmem ne araya insanlar girer bir şey olur. Bu şekilde olmaz. Dedim ya geçen gün polis silahı masanın üstüne koyuyor, adam da çekip vuruyor kendini. Olur mu öyle şey? Bayağı tehlikeli silah.

Bak Yalçın Akdoğan; “PKK, PYD, PJAK, PCDK aynı terör örgütünün parçalarıdır. Apo’su bir, Kandil’i bir, KCK’sı bir, amaçları bir, ellerindeki silah bir, hepsi terörist” diyor. Doğru.

“Ahir zamanın Müslümanları” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “mescitlere lüks” Arapçada lüks derken hoş, beğenilen, güzel yani “ışıklı taşıtlarla gidecekler.” Bak “Ahir zamanda Müslümanlar mescitlere lüks ışıklı taşıtlarla gidecekler” kendinden giden. (Kıyamet Alametleri kitabı, Ali Bin Zübeyir Ali, 55. Sayfa) Büyük mucize değil mi bu? Çok net. Bak diyor ki mesela büyük koltuklara oturup, koltuklar kendiliğinden gidecek diyor ve hepsinde arabaya işaret var. 

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Ahir zamanda birçok insanın kadere inancı kalmayacak.” Mehdi (a.s) devrinde hakikaten öyle değil mi? Çok yaygın. Alimler de; kader diye bir şey yok diyorlar. (Kıyamet Alametleri Kitabı, Ali Bin Zübeyir Ali, 61. sayfa.)

“Mehdi (a.s)’ın çıkacağı dönemde” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.), “çok sayıda polis (ceberrut) devleti olacak.” Yani diktatörlüklerle yönetilecek. “Yöneticiler başta kalmak için polisin gücünü kullanacaklar.” Yani o devrin kolluk kuvvetlerinin gücünü kullanacaklar. (Kıyamet Alametleri Kitabı, Ali Bin Zübeyir Ali, 62. sayfa.). Tüm Baas, Arap devletleri biliyorsunuz hep diktatörlüktü. Polis gücüyle ayakta duruyorlardı. Komünist Asya devletleri de hep polis devletleri, polis gücüyle ayakta duruyor.

‘Polis-faşist idare iş birliğine son’ diye bağırırlardı eskiden komünistler. Karşı taraf da; ‘komünistler Moskova’ya’ diye bağırırlardı. Çok yaygındı. Sonra Moskova turistik bir yer olunca olay bitti. Bir daha demediler. Moskova bizim için çok korkunç bir yerdi o zaman, çocukluğumuzda. Dehşet verici bir yerdi Moskova. İşte orada tanklar falan gösteri yapar. Cellatlar oradadır. Dehşet yeridir falan gibiydi. Sloganlar hep o tarz olurdu. Polis-faşist idare dediği de işte hakikaten idare, tabii devlet kendini koruyordu. İdare devletten yana olacak. Onda şaşacak bir şey yok. Polis de tabii komünizme karşı tavır alacak. Faşist dediği de, anti-komünistlere faşist diyorlardı. O zaman bütün Türk milletine sen kafayı taktın demektir. Türk milletinin yüzde 99’u komünizme karşı. Komünizm fikir olarak bizim için sorun değil. Komünist arkadaşlar gelsin. Mesela o TKP’li gençler buralarda geziniyor. Gelsinler, konuşalım. Onlarla benim bir derdim yok. Dehşet, şiddet, anarşi ve teröre karşıyım ben, zor kullanılmasına karşıyım. Yoksa bir adam komünist olabilir. Çok arkadaşım var akademiden komünist. Gayet normal, olabilir.

IŞİD sadece elli-yüz kişilik bir gurupla PKK’lıların kantonlarını tam olarak ikiye bölmüş. Bir hat oluşturmuş şu an. PKK bunun bağlantısını koparmış. Hani kabadayıydınız? Gelin bakalım. Biz her türlü şiddete karşıyız, teröre karşıyız. Ben IŞİD’in şiddetini destekliyor değilim. Ama PKK öğretti bu şiddeti bütün bölgeye.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Mehdi’nin çıkacağı dönemde dünyayı yönetenler genellikle Hristiyanlar olacak, Nasraniler olacak” diyor. Bak, aynı dediği gibi şu anda da hakikaten. Dünya hakikaten Hristiyanların hakimiyetinde. (Ali Bin Zübeyir Ali, 64. sayfa.)

“Mehdi Araplara hükmedecek fakat Arap olmayacak.” Yani o bölgede yetişmiş olmayacak. Seyit olacak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olacak ama o bölgede yetişmiş olmayacak. Yani Mekke veyahut Medine’de yetişmiş olmayacak. Arap olmayacaktan kasıt o. Arapça bilmiyor çünkü. Orada yetişmiş olsa, Arapça zaten anadili olduğu için bilmesi lazım.

Hz. Ali (r.a) sevgisi ne güzel Alevilerde. Çoğunun ismi Hasan, Hüseyin, Ali Haydar. MaşaAllah.

Peygamberimiz (s.a.v.) ahir zaman alametlerine çok önem veriyor. Biz nasıl önem veriyoruz, Peygamberimiz (s.a.v.) de çok önem vermiş. “Ebu Said Kudri (r.a) dedi ki: Resullullah ahir zaman alametlerini bize de tekrar ettirirdi.” Söyleyin diyormuş. Mesela sayın bakayım diyormuş. Saydırıyormuş sahabelere, sık sık. “Bir gün izin alıp Resullullah’ın deri çadırına girdim.” Deri çadır yani otağ. “Resullullah, hemen bana altı ahir zaman alameti say bakalım dedi” diyor. “Ben de aklımda kalanları saydım” diyor. İşte Mehdi (a.s)’ın çıkışı, dabbet-ül arz, deccalin çıkışı… Saydırıyor Peygamberimiz (s.a.v.). hep sahabeye ezberletmiş o zamanlar ahir zaman alametlerini.

Münafıklar sürekli Müslümanların aleyhine gizliden gizliye plan yapar. Onu yapmadan rahat edemez. Yani bir plan yaparsa o zaman hayatı onun için bir anlam taşır. “Dilleriyle Müslümandan taraftırlar.” Yani elçiden yana olduklarını söylerler. “Ama gerçekte küfürdeki hayatlarına hep hazırlık yaparlar.” Akılları hep küfürdedir. Bir gün küfürde nasıl yaşayacağını düşünür. Yani münafığın aslında biraz da özgür olma düşüncesi vardır. İslam’ın disiplini onun hoşuna gitmez. Her gün namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek münafığı sıkar. O bir gün bunlardan kurtulacağı günün özlemi içindedir. Temiz olmak değil, pis yaşamak ister münafık. Mesela her gün yıkanmak değil. O yani pislik içinde, rezillik içinde… Mesela esrar içecek, pislik yapacak, ahlaksızlık yapacak. Mezbelelik bir yerlerde gezecek. Küfürle iç içe olacak. O kokuşmuşluğu yaşayacak. Hep kafasında bu vardır. Ve büyük olacak. Enaniyet yapacak, kibir yapacak. Dünyayı oturduğu yerden yönetecek. İt kopukla görüşüp, konuşacak. Tehlikeli işler yapacak. Münafık maceradan da hoşlanır. Böyle pislikten, tehlikeden, riskli işlerden çok hoşlanır münafık. Maceraperesttir. Macera onun için vazgeçilmez bir şeydir. Mesela dünyanın bir bir yerine gider, bir bir yerine gider. Orada yeni yeni pislikler oluşturmaya çalışır. Mesela bir yerden kaçar, bir yerde yakalanır. Bütün ömrü pislik içinde geçer münafığın. Ve özlemidir bu onun. Onun için Müslümanca, dürüst bir hayat ona çok sıkıcı ve anormal gelir. Belalı, tehlikeli bir hayat münafığın hoşuna gider. Onun için küfürde sürekli bir ahbap, dost çevresi edinmek ister münafık. Onlara hep yağcılık yapar, yalakalık yapar. Onlara şirin görünerek el altında onları tutmaya çalışır. Bir gün çünkü gideceği için o el altındaki adamları hazır tutar. Yani ayrıldığı gün hemen işte merhaba, ben ayrıldım falan. Onlarla hemen sıcak bağlantı. Yani teknik bağlantı, düz, sıcak bağlantıya dönüşür.

Allah’ın kurduğu düzenin yenileceğini düşünürler. Müslümanları zayıf görürler. Küfrün mutlaka galip geleceğine inanırlar. Mümin İslam’ın galip geleceğine inanıyor ya, münafık da küfrün galip geleceğine inanır. Şeytan tarafının galip geleceğine inanır. Onun için hiçbir zaman için Müslümanlara, İslam’a güvenmezler.

Münafık bir yere gittiğinde hemen hissedilir. Olağanüstüdür, her zaman söylüyorum. Zekası çok keskindir münafığın. Ama aptallığı delilik derecesindedir. Çok akılsızdır. Mesela bir şeyi alenen yapar. Fark edilmediğini zanneder. Yalan söyler. Fark edilmediğini zanneder. Delice bir devekuşu politikası vardır münafıkta. Kafasını kuma gömer. Görülmediğini zanneder.

Münafık mesela bu devrimizde ne yapar? Onun için en büyük dost bilgisayarı ve telefonudur. Oradan işte her türlü münafıkhane bağlantıyı kurar. Her türlü küfri bağlantıyı kurar. Ama geçmiş devirlerde; çadırdan çadıra, kağıttan kağıda, elden ele yazılar göndererek yapıyorlardı. Şu an bu şekildedir.

Münafık yakalandığını anladığında kısmen düzelme gösterir. Ama dikkati üzerinden dağıldığında münafık yeniden azmaya başlar. Yeniden Müslümanlara zarar verme ve rahatsız etme eylemlerine yeniden başlar. Yeni bir verem mikrobu gibidir. Sürekli antibiyotik verilmesi lazım münafığa. Yoksa bünyeyi sarmak için sürekli atak yapar. Bir türlü iyileşmeyen verem mikrobu gibidir. Yüksek dozda antibiyotikle sürekli kontrol altında tutulması lazım.

Zamanlama sorunu vardır münafığın. Yani ayrılacağı zamanı en iyi zamanı seçmeye çalışır münafık. Yani sürekli böyle aparta geçmek için atak yapmak için hazırlık içindedir. Hadislerde bu çok yoğun vurgulanıyor. Her an ayrılma hazırlığındadır. Onun için küfürle de sürekli sıcak bağlarını devam ettirir. Ama küfür münafık ayrıldığında çok ona ilgi gösterir. Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanındaki vahiy kâtip ayrıldığında küfür çok sevinmişti herkes sahip çıkmıştı herkes işe almak istediler onu. Peygamber (s.a.v.)’in vahiy katibini çok önemli gördüler onu. Buradan da anlaşılıyor ki yani münafığa küfür çok sahip çıkıyor. O da sahip çıkılacağını bildiği için münafık oradan kendisine bir güvence payı ayırır. Ama küfür de tabii kendi menfaati için kullandıktan sonra münafığı ezer. Münafık bunun da farkındadır yani bir gün oradan da kovulacağını köpek gibi aşağılanacağını bilir.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Aslında küfür nefret eder münafıktan demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii çünkü kahpe olduğu için kalleş olduğu için kendine de ahlaksızlık yapacağını bilir küfür. Yani her türlü pisliği bekler ondan. Enes Bin Malik vardı mesela Radiyallahu anh sahabe o anlatıyor. “Bizde Necaroğulları’ndan bir kimse vardı” diyor. “Bu zat Bakara ve Ali İmran Surelerini okumuştu.” Ezberden biliyor. Vahiy kâtibi. “Allah’ın Resulüne de kâtiplik yapıyor derken bu adam kaçıp gitti.” Münafık hep böyle kollar, kollar en iyi vakti bulur kendince gider. “Onlar küfür kendisini yüksek makama çıkarttılar.” Yani küfürdekiler onu yüksek makama çıkardılar. “Ve şu adam Muhammed’e kâtiplik yapıyordu diyerek kendisini pek beğendiler.” Mesela şuanda da münafıklara küfür çok sahip çıkar. Mesela küfür, basın birçok yerden yani. Her yerden insanlar sahip çıkarlar. Yani Müslümanlara kini olanlar onu çok önemli bir pislik silah olarak görürler. Müslümanlara karşı iğrenç bir silah olduğunu düşünürler sahip çıkarlar. Ama onun tabii aşağılık olduğunu bilirler. Haysiyetsiz olduğunu bilirler.

Mesela münafık fitneciyse fitnesi yakalandığında bir süre durur. Hayvanlarda da olur ya mesela hayvanı yakaladığında saldıracak durur hayvan. Ama senin dikkatinin dağıldığı bir anı bekler. Ondan sonra yeniden atağa geçer.  Münafıkta böyle yeniden atağa geçer. Yani şartların sakinleşmesini ortamın sakinleşmesini bekler münafık. Mesela Müslümanlara rahatsızlık veriyorsa onu bir süre durdurur. Yakalandığını anlarsa. Yani şüphelenildiğini anlarsa. Ama Müslümanların tavrından bu kişi kendisini azade görürse yani dikkatlerinin dağıldığını görürse yeniden çirkefliğine başlar. Yeniden eylemlerine başlar. Yine Müslümanları rahatsız eder. Yine pislik yapar. Yine onları huzursuz edecek her şeyi yapmaya başlar.

“Seni örnek alıyoruz. Yeryüzünde cenneti yaşıyorsun kral adamsın.” İşte iman ruhu Müslümanlık ruhu, İslam’a hizmet etme ruhu mücahitlik ruhu dava adamı ruhu bereket getirir. Her Müslüman için bereket getirir.

BEYZA BAYRAKTAR: Birçok insanda bitkinlik oluyor ama siz hep enerji dolusunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’dan kardeşlerimiz geçtiğimiz hafta sonu buluşup sohbet etmişler. Ayrıca yüz elli adet kitabı Bostancı Tren İstasyon Mahallesi’nde evlere ve esnafa hediye etmişler. Sakarya’nın Arifiye ilçesinde birçok kardeşimiz A9 TV broşürü dağıtmış geçtiğimiz Pazar günü.  Kardeşlerimiz Avusturya Viyana’da üniversitelere ve doktorlara evrimin geçersizliğiyle ile ilgili beş bin Almanca broşür ve yirmi adet Almanca Evrim Aldatmacası dağıtmışlar. Antalya’da kardeşlerimiz toplanıp ahir zaman ve Mehdiyet üzerine sohbet etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 5 Şubat tarihinde Gürsu CHP İlçe Başkan Yardımcısı Celal Güler’i ve CHP il başkanı Şadi Özdemir’i ziyaret edip sevginin Türk İslam Birliği’nin önemi ve bağnazlık tehlikesi üzerine sohbet etmişler. Ve sizin çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. 10 Şubat’ta Davut Dede Mahallesi’nde bin iki yüz adet, 14 Şubat’ta da 152 Evler ve Eğitim Mahallelerinde üç bin adet broşür dağıtmışlar. Ayrıca ev sohbetinde bir araya gelip Kuran’da Temel Kavramlar kitabınızdan okumuşlar. 18 Şubat günü Balıkesir’den kardeşlerimiz yemekli ev sohbetinde buluşmuşlar. Belgesellerinizi izlemişler.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah, maşaAllah ne güzel.  

KARTAL GÖKTAN: Balıkesir’den kardeşlerimiz 19 ve 25 Şubat tarihlerinde Balıkesir merkezinde toplam 855 adet kitabınızı ve 1855 adet PKK’nın iç yüzünü gösteren ve Darwinizm’in geçersizliğini anlatan broşürleri dağıtmışlar. 21 Şubat pazar günü kardeşlerimiz Kayseri’nin Belsin semtinde ve Yozgat’ın Sorgun ile Boğazlayan ilçelerinde halkımıza eserlerinizden 190 adet kitap hediye etmişler. Faaliyet sonrası bir araya gelip Kuran’dan ayetler okuyarak sohbet etmişler. Mersin’de bir kardeşimiz çalıştığı okulun kütüphanesine toplam 85 adet Harun Yahya eseri hediye etmiş. Kardeşlerimiz 18 ve 23 Şubat tarihlerinde Zonguldak Ereğli’de 75 adet kitabınızı dağıtmışlar. 15 Şubat tarihinde İnegöl’ün çeşitli mahallelerinde iki bin adet A/9 TV broşürü dağıtımı yapılmış. Sohbet için de iki farklı günde bir araya gelerek beraber kitaplarınızdan bölümler okumuş kardeşlerimiz. Gebze’den kardeşlerimiz 10, 12 ve 19 Şubat tarihlerinde ev sohbetinde buluşarak Kuran’ı Kerim’den ayetler ve sizin Kuran’da Temel Kavramlar kitabınızdan okumuşlar. İzmir Tire’den sizi çok seven iki bayan kardeşimiz sevimli kızlarıyla birlikte 18 Şubat tarihinde Tire’de dokuz yüz adet broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Şu yaklaştır bakayım ikisini de. Tatlılık hat safhada. Ayakkabılarını göreyim. Çok şeker patileri var. Bayağı sevimliler maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 11, 14 ve 16 Şubat tarihlerinde bir araya gelerek çeşitli kitaplarınızdan bölümler ve Kuran’ı Kerim’den ayetler okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan kardeşlerimiz 17-25 Şubat tarihleri arasında Demetevler Hastane metro çıkışı Gülveren, Abidin Paşa, Hacettepe acil yanı Sanatoryum Hastanesi karşısı ve Yeni Mahalle metro çıkışında yüz adet Harun Yahya eseriyle bin altı yüz adet A9 evrim yoktur ve Kuran Mucizesi broşürünü dağıtmışlar maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: İşte bu Türkiye’de müthiş bir taban oluşturuyor. Haber Türk bütün gücüyle uğraşıyor başka kanallar CNN falan bütün gücüyle uğraşıyor ama ne evrime milleti inandırabiliyorlar ne de Hz. Mehdinin gelmeyeceğini. Bak herkes Hz. Mehdi (a.s) gelecek diyor. Kendileri anket yapıyorlar yüzde seksen Mehdi gelecek diyor. Evrimle ilgili soruyorlar yüzde seksen evrime inanmıyor. Yaratılışa inanıyor. Küçük bir topluluk ama yığın yığın büyük güce Allah’ın takdiriyle galip geliyor.

Şeytan garip bir varlıktır. Münafık garip bir varlıktır. Müslümanların alışık olmadıkları varlıklardır bunlar.  Melek de bilinmeyen yani görülmeyen bir varlık. Yani insan beş duyuyla hissedemez.  Ama onlar bizi böyle ayna gibi görürler. Yani o çok şaşırtıcı bir şeydir. Burnumuzun dibinde yanında oluyor ayna gibi yani gayet de hayret edecek bir şey.  O mesela kesinlikle göremiyor onu. Bir insan düşünsen sokağa çıkıyorsun herkesi sen görüyorsun ama seni hiç kimse göremiyor. Çok garip bir şey değil mi? Cinler garip varlıklar. Hızır (a.s) garip bir varlık. Ama münafıklar elle tutulan varlıklardır. Fakat ilginçtir yani onların görünüşü tavrı falan.  Bir kere çok okumuş olurlar bakın Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde bunu çok belirtiyor çok okumuşlar. Hep onların içinden çıkar. Büyüklük hissi yani dünyayı yönetme hissi çok güçlüdür. Dünya hâkimi inancı vardır. “İçlerinde” diyor Allah ayette; “Asla ulaşamayacakları bir büyüklük hedefi vardır”  diyor. “Asla ulaşamayacakları.”  Asıl istediği münafığın Allah olmak ve Allah’tan daha büyük olmaktır. Münafığın asıl hırsı budur. Onun için bütün Müslümanları çok akılsız görür kendini çok akıllı ve çok güzel konuştuğunu zanneder münafık. Konuşmaları sarhoş gibidir münafığın çok dengesizdir. Ama onun deli dünyasında onu fark etmesi mümkün değildir. Şizofren bir mantığı vardır. Şizoit bünyelidir manyak gibi konuşur dengesizdir ama fark edemez onu. Yani çok isabetli, güzel, faydalı konuştuğuna inanır. Yani her şeyi lafı yerli yerinde konuştuğunu zanneder. Hâlbuki dışarıdan bakın hayretler içinde kalır. Yani dengesizliğine şaşar. Ama bu onu göremez mesela münafık. O yönden harikadır. Mesela akılsızlığını göremez. Yani aklı, dengesinin yerinde olmadığını göremez. Kuran’da belirtilmiştir münafık ama ana hatlarıyla belirtilmiştir. Detayları insanlar göremediği için onu pratik hayata geçişini tam kavrayamazlar. Yani yüzeysel teşhis koyabilirler. Onun için 1400 seneden beri münafıklar Müslümanları kasıp kavurmuştur. Yani çok kapsamlı bir analiz yapılmadığı için çok kapsamlı bir tanıtım yapılmadığı için Müslümanlar teşhiste müthiş zorlanmışlardır. Teşhiste zorlandıkları için de münafıkların eli, ayağı çok rahat olmuştur. Mesela Arap âleminde falan kum gibi kaynar münafık. Mesela hükümetlerde falan kum gibi kaynar. Mesela Saddam Hüseyin beş vakit namazındaydı evliya gösterdiler, oğlu da öyle. Beş vakit namazında kadınlara tabancayla şaka yapıyor. Adamları milletin gözü önünde yumrukluyor manyaktı yani oğlu. Kendi de manyaktı. Ama herkes ona salâvatlarla böyle dualarla saygı gösteriyorlardı. Mesela Kaddafi de akıl hastasıydı. Yani tam tipik böyle dengesiz bir insandı ama fark edemiyordu Müslümanları. Çevresi fark edemiyordu. Çok güç fark ettiler. Hep İslam âleminin başındaki liderlerin büyük bir bölümü hasta oluyor. Dengesizler. Bakın hep dengesiz adamlar çıkıyor. Mesela diktatörler hep dengesizler. Türklük âleminde de mesela Türki devletlerde de hep mafya hâkimiyeti var büyük bölümünde. Hepsinde olmasa da çok büyük bir bölümünde mafya hâkimiyeti var. Mafyada zaten şizofren ve deli bir sistem ve akıl almaz karanlık gecenin bulutları gibi orası. Gece oldu mu korku her yere hâkim oluyor.  Herkes evinde ışıklarını söndürüp yatıyor. Sabah işe gidiyorlar. Her gün bir korku içinde yaşama var. Huzurlu bir hayat yok. Kimin nerede öldürüleceği nerede ne olacağı belli değil.

“Mehdi, Kutvani elbisesi giyecek” diyor hadiste. Kutvani. Yani gayrimüslim kıyafeti giyecek. (Kıyamet Alametleri kitabı, Ali Bin Zübeyir Ali, 71. Sayfa) Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde Kutvani kıyafeti gayrimüslim kıyafetiydi.  Örneğin Afganistan’da Musevilerin yöre halkından farklı Kutvani cübbesi giymesiyle anlaşılırdı. Kutvani gayrimüslimlerin giydiği kıyafettir. Peygamberimiz (s.a.v.) de Hz. Mehdi (a.s)’nin gayrimüslim kıyafeti giyeceğini söylüyor. Kutvani kıyafeti giyeceğini söylüyor.  Yani sarıkla, cübbeyle gezmiyor. “Mehdi’nin çıkacağı dönemde Şam halkına ne yiyecek ne de para götürülebilir.” Şuan nasıl? Aynen. Çünkü insanlar oraya gidemiyor ki. Para da götürsen para da geçerli değil zaten.  Yiyecek hiç götürülemiyor.

Tabii münafıktan çok kapsamlı bir analiz yapılması gerekiyor. Onun işte kitap olarak hazırlıyorum. Belki birkaç cilt olabilir. Ama tabii buna rağmen kesin teşhis konamaz. Velev ki mümin münafık bile olmuş olsa o tart edilemez yani Müslüman meclisinden kovulamaz. Yani bütün alametlerini gösterse dahi tedaviyle mükellef Müslümanlar. Küfre git iyice bat diyemezsin. Kurtarmak için uğraşırsın. Komaya girmiş bir hasta gibidir. Bir akıl hastasıdır. Akıl hastası olmuş bir insan. Bütün gücünle kurtarmaya çalışırsın. Çünkü vahiy gerekir zaten münafık olduğunu teşhis konulması için o da mümkün olmadığına göre. “Mehdi’nin doğumu Musa’nın doğumuna benzer.” Nasıldı Musa (a.s)? Evde doğdu gizli. Mehdi (a.s) de evde doğacak. Yani hastanede veyahut açık bir yerde değil. Mühim özelliklerinden birisidir Mehdi (a.s)’nin. “Mehdi acele etmez. ” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Sakin davranır.” diyor. “Bu yönüyle Nuh’a benzer. ” yani yıllarca tebliğe devam ediyor. Vakit geçiyor devam ediyor, vakit geçiyor devam ediyor. Her dönemde peygamberlerin dönemlerinde hep böyle muhallebi çocukları vardı. Sokaktan korktuğu için, ailesinden korktuğu için, babasından korkuyor, anasından korkuyor, çıkarlarından korkuyor, işini kaybetmekten, okulunu kaybetmekten korktuğu için peygamberlerin yanına yanaşmıyorlar. Yanaşsalar bile çok seyrek yanaşıyorlar böyle köpek gibi uzaklardan haberleri geliyor. Mümkün mertebe kaçarak, uzak yaşayarak, arada sırada gelerek bağlantı kuruyorlar. O arada sırada gelmenin sebebi de ahirette Allah’ı kandırabileceğini düşünüyor. Diyecek ki “Ben terk etmemiştim İslam’ı gelir giderdim. İşte üç ayda bir gelirdim, iki ayda bir gelirdim. Veyahut ayda bir kere gelirdim. ” Allah’a karşı bahane için onu hazırlıyorlar. Yani ne olur ne olmaz gibisinden eğer “Ahiret varsa” haşa “Allah da eğer sorarsa” bak kaç çeşit şartı vardır münafığın “O zaman ben böyle bir bahane ortaya koyabilirim.” Diye kendince böyle tedbir alır münafık. Ayette diyor ya “Uzaktan haberlerinizi izlerler.” diyor. Çünkü Müslümanlarla beraber olursa ya başı belaya girecek, ya parası gidecek, ya imkânı gidecek veyahut zaman kaybedecek veyahut Allah’tan bahsedecek adam sıkılacak ama orda geziyor tozuyor, eğleniyor yani sorumluluk yok bir şey yok. İslam’ın disiplini, İslam’ın terbiyesini yaşamasına gerek kalmıyor o zaman. Kendini kuşlar gibi hür  zannediyor. Oradan oraya gidiyor, oradan oraya gidiyor, oradan oraya gidiyor geziyor tozuyor. Müslümanlardan uzak olmayı kendince uyanıklık zannediyor ve aptalca bu oyunu da Müslümanların görmediğini zannediyor. Ve bunu Müslümanların kabul edeceğini Allah’ın da kabul edeceğini düşünüyor. Müslümanları da Allah’ı da kandırdığını zannediyor. Böyle arada sırada uğrayarak idare ederim kafasında oluyor. Hem küfrü idare edecek, hem nefsini, hem Müslümanları öyle ara formül bulduğunu zannediyor. Allah diyor “Bütün yaptıkları putlarına gider. Onlar diyorlar ki” diyor “Bir kısmı Allah’a bir kısmı putlara; tamamı putlarına gider.”  diyor “Allah’a hiç gitmez öyle bir şey de. ” diyor. “Uzaktan hep haberlerinizi arayıp sorarlar.” diyor. Münafığın özelliğidir. Sürekli gezme içgüdüsü vardır münafıkta ayette de var “Onların” diyor “Gezip tozmaları seni aldatmasın.” diyor. O iç sıkıntısını bahane eder. Mesela ticareti bahane eder, bilmem neyi bahane eder, ailesini bahane eder, oradan oraya gider, oradan oraya gider, oradan oraya gider içi bir türlü rahat etmez münafığın. Ama sıkıntısı da beraber üstündedir omuzundadır. O sıkıntıdan kaçar sıkıntı da onu kovalar. Çünkü ona yapışık bir şey. Akılsızca ondan kurtulmaya çalışır. Ve Müslümanları da böyle aldatacağını zanneder. Onların bin bir türlü aptalca yöntemi vardır münafıkların. “Küfre” diyor “Eğer galebe çalınırsa” diyor Üstat yani küfür kılıç, silah yoluyla ezip yenersen diyor “O zaman münafık konumuna gelirler.” diyor. Sen zorla onu hizaya getirirsen “Asıp keseceğim” dersen adam tabii ki “Ben Müslüman oldum” der. “Kâfirden daha fenadır bu meydana gelen durum.” diyor. “Demek ki silah böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez, o vakit küfür kalbe girer.” diyor Bediüzzaman. “Saklanır nifaka (münafıklığa iki yüzlülüğe) inkılab eder (dönüşür) diyor. Onun için baskı İslam’da hiç yok. Zorla Müslüman yapmak mesela diyor ki adam “Kâfir olursa öldürün.” bırak kâfir olacaksa olsun. Gizlemesin. “ Yok gizlemesi gerekiyor.” diyor. Yani münafık istiyorsun. Münafık başına bela olur. Ne kadar akılsızca bir hareket. Bırak adam küfre gidecekse gitsin. Küfrünü açıkça söylesin. Dinsizse dinsizliğini söylesin. Münafıklık çok eşed bir şey çok şiddetli. Dürüstçe söylüyor “Küfrüm ben küfrün içindeyim. ” diyor olabilir. Ama öbürü çok tehlikeli. Müslümanlarla iç içe yaşayacak.

“Adnan Bey, astroloji bilimi doğru mudur? Burçların hükmü nedir?” Arzuhan Seçkin. Çıkıyorlar böyle televizyona hakikaten “Burçlar” diyor “Bütün hayata hâkim olur.” diyor “Yıldızlar kümesi” diyor “Biz oradan idare ediyoruz. ” diyor. Oranın bir elektronik sistem olduğunu düşünüyorlar. Mesela koç burcu yıldız burcu var falan. Neyse artık ismi çeşit çeşit. İkizler burcu oradan elektromanyetik sinyaller geliyor. Orası bir laboratuvar gibi. Mesela kova ekibine ayrı. Böyle hani internet haberi gibi. Her insan grubu ayrı bir ülke gibi olmuş oluyor. Mesela koç grubu ayrı, kova grubu ayrı, balık grubu ayrı. Dünyada burçlara göre kavimler olmuş oluyor topluluklar. Şimdi mesela ırklara göre ya “Asıl ırk da odur.” diyor burçlara göre bu da ayrı bir ırk oluyor ki asıl ırk bu olmuş oluyor zaten. “Huyu suyu kişiliği her şeyi aynıdır.” diyor. “Hepsi cömerttir.” diyor. “Hepsi de tavuk etini sever.” diyor. “Hepsi dolmadan hoşlanmaz.” diyor. Adamlar da buna inanıyor. Bayağı inanıyorlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Allah’a şükürler olsun siz söylemeden önce biz de öyleydik.

ADNAN OKTAR: Profesör edasıyla anlatıyorlar. Saçlar falan elektriklenmiş gibi. “Bu bilimdir ya.” diyor “Bunu nasıl inkâr edeceksiniz?” diyor. “Sen” diyor “Koç burcundaysan zaten koç burcu o seni idare ediyor kurtulamazsın ki ondan” diyor. “Oradan kumanda merkezinde idare oluyorsunuz. ” diyor. Kaç tane var şey bu burç? On iki. On iki kavim var dünyada işte. Hani zencileri falan yok. On iki kavim. Hepsinin huyu suyu kişiliği her şeyi aynı oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Bazıları birbiriyle iyi anlaşıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Birde onların değil mi böyle paralel bir yapısı mı oluyor? Bir şey oluyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Birbirine yakın.

ADNAN OKTAR: He yakın. Aa diyor geçimliğiz diyor yükselen diyor oradan. Bunu böyle kabul eden bayağı bir adam var. Dünya çok ilginç.

İBRAHİM AKMUGAN: Şimdi evlilik programında burçları birbirini tutmayan iki kişinin mutlu olamayacağına astrolog karar veriyor.

ADNAN OKTAR: Artık düşünün. Zaten burcu tutmuyorsa konu bitmiş oluyor. Esaslı bir ayrılık nedeni o. “Zaten burcumuz tutmuyordu başından beri. ” diyor.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş bugünkü röportajında gençlerin öfkesini kontrol etmekte zorlandıklarını, barıştan bahsedince gençlerin hakaret etmiş gibi yüzlerine baktıklarını söyledi. “Hiçbir zaman Kürt gençlerindeki öfkenin böylesi bir boyuta ulaştığını görmemiştim. Hepsi bizi çok sever, sayarlar. Gittiğim her yerde ben Türk gençlerinden de Kürt gençlerinden de sevgi saygı gördüm. Sözümüze de çağrılarımıza da her zaman kıymet verirler. Ama hiçbir zaman sözümüzün çağrılarımızın bu kadar anlamını yitirdiği bir dönemi hatırlamıyorum. Yani barış dediğimiz zaman sanki onlara hakaret etmişiz gibi bakıyorlar. Çünkü gözlerinin önünde yoldaşları yakıldı. Türkiye’nin batısında özellikle AK Parti ve MHP çevresi bırak üzüntü duymayı büyük bir coşku ve memnuniyet duydu bu katliamdan.”

ADNAN OKTAR: Hangi katliam?

KARTALGÖKTAN: Devam eden operasyonları kastediyor Allahualem.

ADNAN OKTAR: Katliam var. Asker, polis katliamı, şehit ediyorlar gece gündüz. Bizi vatanımızı adam bölmek istiyor, devlet kendini koruyor. Ya kardeşim mafya bir yeri mesela basıyor, silahlı çatışma oluyor vatandaşlar kendini koruyor. Kendini koruyanı suçluyorsun, bu anlama gelir bu. Onun için demeyeyim de genel olarak bu mantığı savunduğunda bu akla gelir. Mesela eve hırsız girmiş elinde silahla, sen hey ne yapıyorsun falan diyor, adam sana silah sıkıyor. Adam da karşı mukabelede bulunuyor. Sen nasıl karşı mukabelede bulunursun, nasıl hırsızı kovalarsın diyorsun yahut gaspçı mesela gaspçı, gasp için adam diyor “ellerini yukarı kaldır” adam da silah çekiyor gaspçıyı kovalıyor, niye gaspçıyı kovaladın der gibi. Selahattin Hoca için demiyorum da genel mantık bu olmuş oluyor. Devlet canhıraş panik içinde, devletin yakasına yapışılmış devlet can havliyle kendini koruyor ne yapsın? Bırakın ne yapıyorsa yapsınlar mı desinler? Çözümü söylesinler ne yapalım? Şehri işgal mi etsinler? Şehri işgal ediyor askere, polise silah çekiyor oradan, kendi vatanında gezemiyorsun, ne yapacaksın bir yol göstersin. Gençlerin böyle öfkeli yetişmesinin nedeni de Darwinist eğitimdir. Materyalist eğitilince sevgi kalmıyor. Sevgiyi sağlayan din ahlakıdır.

Diyarbakırlı birisi, Diyarbakır’dan bir vatandaş, “Cizre’yi Sur’u yeniden inşa edelim, bağlık bahçelik yapalım” sözüm üzerine soruyor, “Şehirleri, bahçeleri onarabilirsiniz. Ama kırılan insanların gönlünü nasıl tedavi edeceksiniz?” PKK’nın kalbi kırılmıştır. Yani ve PKK’yı sevenlerin kalbi kırılmıştır. Kürt kardeşlerimin kalbi niye kırılsın? Pislik temizlendiyse, lağım temizlendiyse onlar iftihar eder sevinirler. Türklük aleminin, İslam aleminin tek ümidi Türkiye. Sen Türkiye’yi bölmek istiyorsun bir, Karadeniz’den, Akdeniz’e kadar çok net yani iki yüz yıllık plan. Bunu Öcalan da söylüyor, bak İngiliz derin devletinin planı, adam İngiliz derin devletine uşaklık yapacak, silahlı ayaklanma yapacak sonra da Türk milletini tamamen yok etmeyi düşünecek, Türk milleti derken işte Çerkez, Laz, Kürt herkes buna da ses çıkartmayın diyor. Böyle bir şey olmaz. Yine gösterdiğimiz tepki en, en az tepkidir. En şefkatli, en merhametli, en akılcı tepki, normalde cinnet geçirilecek bir olaydır bu. Böyle bir şeyde itidal falan kalmaz, yaptıkları çok büyük bir alçaklık ve kahpelik, çok büyük şerefsizlik yapıyorlar. Amerika ve Rusya’ya uşaklık, itlik, pislik yapıyorlar, haysiyetsizlik yapıyorlar. Bir kere Amerika ve Rusya gidiyor orayı bombalıyor, bunlar da gidip orada gasp ve hırsızlık yapıyorlar. Cinsi sapıklara malzeme oluyorlar. Kiralık katil görevi yapıyorlar. Dolayısıyla Diyarbakırlılar yiğit delikanlı olur. Hiçbir Diyarbakırlı yiğit PKK’yı desteklemez. O cinsi sapık, haysiyetsiz, kalleş, kahpeleri hiçbir Diyarbakır’ın yiğidi desteklemez. Diyarbakırlı demek efe, delikanlı, kabadayı demektir. Bana bir tane aklı başında Diyarbakırlı göster ki PKK’yı desteklesin. Ama korku belasından bir kısmı destekliyor gibi görülüyor.

“Hocam, Mehdiyet hangi dinde var?” Kemal Aydınlar. Musevilikte var, Hristiyanlıkta var, Müslümanlıkta var bütün dinlerde var. Hz. İbrahim (a.s)’in dininde de vardı, Nuh (a.s)’ta da vardı.

“Hocam, İslam birliği kurulunca niçin mücadele edeceğiz?” Selva Atik. İşte şehirleri güzelleştirmek, insanları güzelleştirmek, eğitmek daha iyi hale getirmek onun için uğraşacağız.

“Hocam, münafıkların sonu geliyor olabilir mi? Yoksa her devirde olacaklar mı?” Kerem Sarkık. En aza indireceğiz, vuruş güçlerini en az, en aza ama münafık çok elektriğiyle hissedilir yani cins, akıl hastasıdır münafık zaten, dengeli değildir, her toplumda anlaşılır münafık, yani mesela Saddam deliydi, akıl hastasıydı. Mesela Kaddafi akıl hastasıydı yani dengeli olmuyorlar.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Müslümanların arasında elektriğinden bile anlaşılır demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Hemen anlaşılır münafık, içeri girdin mi enaniyet azametinden, büyüklük hissinden, bilmişliğinden, ukalalığından, dengesizliği çok bulaşkandır münafık, çok pisliktir yani böyle çirkef bir lağım gibidir. Mesela ne kadar dikkat edersen et bulaşır insana, az veya çok bulaşır, hiç ummadığın yerden bulaşır pisliktir. Nasılsın desen başına bela olur. Hep haksızlığa uğradığı kanaatindedir, hep zulme uğradığı kanaatinde o uğradığından değil ahlaksızlık yapmak için yapar bunu. Müslümanları rahatsız etmek için yapar, yoksa inanmaz öyle bir şeye zaten. 

Mesela Arap ülkeleri genellikle Mehdiyet’e karşı modern olanlar tavır almıştır. Ama bu cinnet derecesinde bazı yerlerde korkuya sebep olmuştur Mehdiyet. Bakıyorlar ki Mehdiyet’in hurafe yönü kalkmış, Mehdiyet kendisi gibi bir gerçek olarak ortaya çıkmış. Yani nasıl kendi bedenini tutabiliyorsa, bacağını tutup hissedebiliyorsa Mehdiyet de bütün açıklığıyla, bütün netliğiyle ortada. Gözlerine inanamıyor. Nereye baksa onu teyit ediyor olaylar. Nereye baksa onu teyit ediyor. Onun için bu kadar şiddetli panik var. Ben de şimdi adam beni Mehdi adayı olarak gördüğü için şimdi Mehdi adayı ne yapar? İllaki kendini böyle deruni, mistik bir görüntü vermesi lazım. Mehdilik adayında bunlar şarttır. Kerametler sahibi, harika, ağır, oturaklı, adaba mugayir hiçbir tavırda bulunmayan insan olması lazım. Masonluğa şiddetle karşı olan, tapınak şövalyeleri gibi garaip diyelim onlara göre düşüncelere asla yaklaşmayan birisi olması lazım. Dans; İslam aleminde bir alimin, hocanın dans ettiği görülmemiştir. Son bin yıl içinde görülmemiştir, olmaz. Şimdi adamlar alim de diyemiyor çünkü ben alim değilim diyorum, cahilim diyorum. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Arap ülkelerinde Darwinizm’e karşı bir mağlubiyet var. Gelenekçi sistem şöyledir, bir şeyle mücadele etmek için önce bir dener yenileceğini anlarsa elini öper teslim olur. Şimdi Darwinizm’e baktı hocalar ama yüz yıl önce baktılar yeni değil ta Seyyit Kutup döneminde, Mevdudi döneminde, başka büyük alimler döneminde Darwinizm’le baş edemeyeceklerini anladılar. Bak Bediüzzaman da baş edemeyeceğini anladı. Hz. Mehdi (a.s)’a bırakmıştır. Ben yapacağım demiyor Bediüzzaman “Hz. Mehdi (a.s) yapacak” diyor. Hiçbir alimin gücü yetmedi Darwinizm’e. Halen İslam aleminde bütün İslam alimleri Darwinizm’den şiddetle korkuyorlar. En korktukları ideolojidir. Bakın konuşmalarında eğer psikolojik bir analiz yaparsanız bu dehşeti ve korkuyu hissedersiniz. Zaten Kuran’da bu var, Mevlana zaten Darwinizm doğrudur diyor, İbni Miskeveyh de doğrudur diyor, işte falanca alim de doğrudur diyor diyerek Darwinizm’i İslam’ın içine sokmaya kalktılar. Halbuki Darwinizm İslam’ın içine girerse İslam yok olur. Biz yenince, ezince ilk defa bizden bir manevi kuvvet bulabildiler. Modernleşerek, onlara benzeyerek kendilerini kurtarmaya çalıştılar. Ama bu çözüm olmadı. İşte yeşil komünistler kafası çıkmıştı bir ara yani sosyalist Müslümanlar mantığı halbuki adam direkt sosyalist zaten. Müslümanlık bir ilave onun için. Öyle perişanlıkla yaşadılar. Dolayısıyla ilk defa derli toplu, samimi olarak deccaliyetin sonunu getiren bir üslubu sadece bizde gördüler samimi olarak. Darwinizm’i yerle bir eden üslubu. Bak bunun sonucu olarak Türkiye’de şu an yüzde seksen Darwinizm’e inanmıyor. Bu muazzam bir başarı. Eskiden Darwinizm’e inananların sayısı yüzde seksen falandı Türkiye’de.

Parlamentoda bayanın Yaratılış Atlası’nı gösterdiği filmi vardı. Onu bir göstersene.

VTR: Avrupa Konseyi Sayın Adnan Oktar’ın Dev Eserinin Evrimi Yerle Bir Ettiğini Şöyle Kabul Ediyor

ADNAN OKTAR: Evet sen bu kitabı okumayın tehlikeli dersen adam gider bu kitabı alır okur. Bu kitabı tavsiye ediyorum dersen gidip alıp okumaz. Değil mi? Sen kitabı böyle tanıtırsan adam gider kitabı alır. Ömrün boşa geçiyor.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağı vakitlerde” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “korkak tilki ile savaşan gayrimüslimler bile onların üzerine galip gelir” diyor. Korkak tilki nedir? Onunla çok kolaydır değil mi savaşmak? Onunla savaşan yani az gücü olan bir gayrimüslim bile çok rahat Müslümanlara galip gelir diyor. Irak’ın nasıl korkaklık yaptığını hatırlıyorsunuz değil mi?

Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı garibandır, hep ezilmeye alışmıştır. Tarih boyunca hep ezilmişlerdir, hep dövülmüşlerdir. Böyle derin akıllı bir atak pek yapamamışlardır. Mesela koskoca İslam alemi birleşip Darwinizm’e karşı tavır alacaklarına hepsi birden Darwinizm’e teslim olmuş. Hepsi istese birleşebilirler. Ayrı ayrılar. Hepsi istese sevgiyi ön plana alır, nefreti ön plana almış epey bir bölümü. Halbuki Mehdiyet’e tavır alıyorlar. Mehdiyet’e tavır alırsan daha dikkat çeker. Adam “bu nedir, bu adamların karşı koyduğu nedir?” diye merak eder. Onlar zannediyor ki bizim ustalığımız sayesinde Mehdilik gelişiyor zannediyorlar, Türkiye’de iyi propaganda yaptığımız için. Halbuki Allah kalplere ilka ediyor. Yani yüzde seksen Mehdi gelecek demesi ne demek Türkiye’nin? Böyle bir şey olmaz. Ama bak hiç akıllarına gelmeyen bir anket tavsiye ediyorum bunlara. Madem gelecek veyahut gelmiş samimi olarak kim olabilir diye bir sorsunlar bakayım. Beni işin içine katmasınlar, sorsunlar. Benim dışımda desinler, ben kendimin katılmasını istemiyorum. Sorsunlar bakayım. Korkuyorlar böyle bir anket yapmaya, ödleri kopuyor. Çünkü yüzde seksen Hz. Mehdi (a.s) geldi diyorsa maazAllah,  maazAllah. Bir başka türlü bir şey çıkar ağızlarından diye çok çekiniyorlar. Halbuki ben olsam merak eder sorarım, ne var? Onların demesiyle zaten o kişi Mehdi olacak diye bir şey de yok. İnsanların demesiyle olmaz.

“Arapların çoğu ölecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Arapların çoğu ölmeden Mehdi zuhur etmez.” Bak Suriye’de, Irak’ta görüyorsunuz Müslüman Araplar kitle halinde yok ediliyor. “Arapların çoğu ölmeden Mehdi zuhur etmez” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ahir zamanın, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti.

“Mehdi vesilesiyle tüm dünyaya Allah’ın Hadi isminin elektriği yayılır” demiştiniz. Hadi isminin anlamı nedir?” Sami Dağtekin. Yani Allah’ın hidayete erdiren ismi, Hadi. Mehdilik ismi, Allah’ın vasıflarından biridir Mehdilik, insanları hidayete erdirmek. El-Mehdi de insanda olduğundadır. İnsana yönelik Mehdi’ye de El-Mehdi denir. Allah’ın isimlerindendir Mehdilik. İnsanları hidayete erdirmesi. Allah’ın Hadi ismi şu an tecelli ediyor dünyada. Delalete düşüren ismi de deccalda tecelli eder.

“İslam Birliği kurulunca Hz. Mehdi’nin talebelerini herkes tanıyacak mı?” Musa Kerpiç. Bilinir tabii. Mehdi’den şüpheleniyorlarsa bir kişiden, talebeleri de biliniyorsa onlar da talebesi olarak bilinir, mecburen bilinir.

“Hocam, sizce IŞİD nasıl olmuş da ortaya çıkmış olabilir?” Hakan Güzelyurt. Hadislerde var, hadislerdekinin aynısı. Kaderin cilvesi olarak, kaderin tecellisi olarak oluşmuştur. Bir mucize. Bütün dünya ordularının korktuğu bir ordu oluştu. Dünya tarihinde yok, 1400 yıllık tarihte yok. Bütün dünya ordularının korktuğu hiçbir ordu yoktur. Rus ordusu mesela hiçbir şeyden çekinmez, Amerikan ordusu hiçbir şeyden çekinmez. Alman ordusu, İngiliz ordusu dünyaya meydan okuyan orduların tamamı korkuyor IŞİD’den. Bir mucize olarak ortaya çıkmıştır. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir, vasıfları, görünüşü, haliyle. Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle de onların artık kan akıtmayacak, şiddet uygulamayacak insanlar haline geleceğini hadislerden duyuyoruz, anlıyoruz.

“Hocam, ruhu olmayan insanlar için öldükten sonra yok oluyorlar diyebilir miyiz?” Yok aynı adamlar cehennemde görüntü olarak devam ediyorlar, insan görünümünde devam ederler, dokunma hissi de buna dahil.

Heda, Hadi fiilinden geliyor. Tarif etmek, yol göstermek, irşad etmek, hidayet etmek, sevk etmek. “Sen” Ente munzirun “uyarıcı, uyaransın” diyor. Ve küllü kavmin “ve bütün kavimler için” hadin “hidayet eden kimse hidayetçi vardır,  Mehdi vardır, her kavim için Mehdi vardır” diyor Allah.

Neml Suresi, 81 “Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin;” deccalın gözü kör ya onu işaret ediyor ayet. “Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte Müslüman olanlar bunlardır.” Vema ente bihadi “hidayete erdiren”  el umyi “kör”  en delaletihim “onlar delaletlerinden” in tusmiu “eğer işittirebilirsen” illa “ancak sadece” men “kimse” yuminun “mümin olur, inanır” bi ayetina “ayetlerimizi” fe “İşte o zaman” hum “onlar teslim olanlardır” bi hadi “hidayete erdiren” Mehdi anlamında ayette geçiyor yine. Vema ente bi hadil umyi en delaletihim in tusmiu illa men yuminu bi ayetina fehum muslimun. “Ve kendi sapıklıkları içinde, kör olanları da” şeytandan Allah’a sığınırım. “Doğruya iletici değilsin.” “Hidayete erdirici değilsin. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte Müslüman olanlar bunlardır.” (Neml Suresi, 81) diyor Allah. Ulaike aleyhim salavatun min Rabbihim ve rahmetun ve ulaike humul muhtedun. Hidayete erenler.

Bu IŞİD örgütünün bütün özellikleri hadislerde en ince detaylarına kadar belirtilmiş. Mehdi (a.s) zamanında çıkacağı, Suriye, Irak üzerinde hakim olacağı, büyük bir güç olacağı, çok süratli hareket edeceği, saçları ve sakallarının uzun olacağı, siyah giyinecekleri, La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah yazacağı bayraklarında, siyah bayrakları olacağı, her yere çok süratli intikal edecekleri, onları yenebilecek güç olmayacağı, ancak Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruyla onların Hz. Mehdi (a.s)’a biat edeceği ve kan dökmekten vazgeçecekleri belirtiliyor. Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce de çok şiddetli kan dökecekleri belirtiliyor.

“Pek nadide zatı aliniz ile tevafuki müstesna etmek ben deniz fakru acizi ziyadesiyle mesut ve bahtiyar eyledi.” Osmanlıca’da bir iltifat şekli. Yani müstesna tevafuk karşılaşma oluşması ben deniz fakru acizi ziyadesiyle mesut ve bahtiyar eyledi diyor. Şahane Osmanlıca. Bediüzzaman’ın talebelerinin Üstad’a yazdıkları mektuplar hep böyle.

Evet Fikret senden bir şeyler duyalım.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ensar Vakfı genel kurulunda yaptığı konuşmada “Biz hizmet verirken dindar-dinsiz ayrımı yapmayız” dedi ve şunları söyledi: “Dindar nesil yetiştireceğiz dedim birileri çıldırdı. Neden çıldırdıklarını anlamadım çünkü ben bir başbakan olarak hedefi böyle belirlemişim. Ama bu demek değil ki bu ülkede dinsiz insanlara hizmet vermeyeceğiz. Biz dindarlara da, dinsizlere de, bize hakaret edenlere de hizmet ederiz. Biz ayrım yapmayız ama hedefimiz dindar nesildir. Çünkü bitaraf olan bertaraf olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama dindar nesil olması için önce Darwinizm’in ortadan kalkması lazım. Devletin Milli Eğitim Bakanlığı Darwinist eğitim veriyor, Allah inkar ediliyor Darwinizm’de. Allah’ın yaratmadığı, tesadüfen yaratıldığı kainatın anlatılıyor. İlk yaratılıştan itibaren her şeyin tesadüf olduğu anlatılıyor. Nasıl dindar nesil yetişecek böyle? Dindar nesil yetişmesi için bir kere Darwinizm’in geçersizliği bilimsel olarak anlatılması lazım. Diyalektik felsefeyle dini anlatmak mümkün değil. Diyalektik materyalist felsefeyle anlatamazsın. Diyalektikle anlatabilirsin, diyalektik materyalizmi anlatamazsın.

Gelenekçi İslam’da birisi bir fikir ortaya atıyor bir şey atıyor, gelenekçi üç-beş kişi bunu kabul ettiğinde o o felsefenin vazgeçilmez düşüncesi oluyor. Gelenekçi sistem birbirine bağlıdır onların bir şeyi çirkin görmesi hepsinin kabulünü sağlıyor. Mesela ümüğüne kadar gömlek düğümleme çıkardılar. Bunu ne zaman çıkardılar? 1960’larda çıkardılar, kravatsız, ümüğüne kadar düğmeli. Bunun için bir sebep yok. O giydikleri gömlek zaten sünnetle de alakası da yok. Ama ortaya birisi bir şey atıyor o artık gelenek oluyor. Mesela bu dörtgen badem bıyık 1960’ların modasıydı, 1940’ların modasıydı. O Müslümanlaştı, bu sefer Müslüman alameti haline geldi. Hiçbir şekilde vazgeçmiyorlar kelebek bıyıktan, badem bıyıktan, sanki ona mecburlarmış gibi. Halbuki böyle bir şey yok. Müzik dinlememek, bir parça müzik dinlemek. Mesela gazeteye müsaade var evde, gazetenin resmine müsaade var ama tablo falan olursa ona müsaade yok. Evde mesela çocukların oyuncağına müsaade var ama heykele müsaade yok. Böyle kendi kafalarına göre kurallar çıkarıyorlar. Cübbeli tarzı insanlar bunları geliştiriyor ve bütün kitle buna uyuyor, topluluk buna uyuyor. Darwinizm’e gücü mü yetmedi “tamam” diyorlar “Kuran’da da var Darwinizm” veyahut “Darwinizm diye bir şey yok, zaten yenildi” diyor. Peki yendi de kim yendi söylesene, nasıl yenilmiş merak etmiyor musun? Bir de sadece Türkiye’de bir yenilme var. Dünyanın her tarafında adamlar inim inim inletiyor ortalığı. Türkiye’de kim yenmiş merak etmiyor musun? Sırf gururlarından ve enaniyetlerinden bunu araştırmak istemiyorlar, bunu duymak istemiyorlar. Kendi içine kapalı asosyal bir yapısı vardır gelenekçi İslam’ın, genellikle teslimiyetçi, olayların akışına kendini bırakmış. Onun için gelenekçi İslam’ın bir felsefe profilinin çıkarılması gerekiyor. Gelenekçi İslam nasıl bir ruha sahiptir, nasıl bir psikolojiye sahiptir, nerelerde yenilgiyi kabul eder, nerelerde pasiftir, nerelerde aktif? Mesela başörtüsünde çok aktiftir gelenekçi sistem. Çünkü bunu namusa bağlayacağı için o geniş kitleler tarafından destek göreceğini düşünür. Ama mesela İslam’ın hakim olmaması önemli değildir gelenekçi İslam’da. O bir lükstür, onun olmaması. İslam’ın birçok helalinin haramının uygulanmıyor olması da önemli olmaz. Ama başörtüsü Kuran’da olmadığı halde çok önemlidir. Çünkü namus simgesi gibi gösterildiği için geniş kitleler tarafından destek görür. Kendine has bir çocuksu felsefesi vardır gelenekçi İslam’ın. Bunun tabii bir kitap olarak hazırlanması gerekiyor. Çok ince analizlerin, detayların, ortaya koyulması gerekiyor. Mesela çok kötü ilkel bir alaycılığı vardır gelenekçi İslam’ın. Gazeteleri, dergileri kavruktur, güçsüzdür. Orada mesela çok beceriksizce karikatürler yaparlar, çok beceriksiz fıkralar anlatırlar, alaycılığı da çok kalitesiz olur genelde. Hepsi için demiyorum ama genelinde böyledir, bir zavallılık açık açık hissedilir.

Tabii sırf Türkiye’ye göre değil de bunu Mısır’a bütün dünyaya göre yapılması lazım. Mısır’da felsefe mesela bir insan profili var Mısır’da böyle kilolu, basık, kısa boylu insanlar. Koyu güneş yanığı, dörtten bıyıklı, kısaltılmış bıyıkları, asık yüzlü, Yahudi karşıtı, Yahudilere karşı çok şiddetli üslup kullanan, kadınların işte illaki başörtülü olması gerektiğini ve evinde oturmasını iddia eden bir üslup. Fakat bunun tabii tarafları çok olsa da gücü ve cesareti az oluyor. Mesela İhvanı Müslimin’in sayısı çok fazla ama cesareti zayıf, cesareti çok güçsüz. Mesela komünistlerin sayısı çok az oluyor ama cesareti çok güçlü oluyor onların. Onda birlik bir sayıyla bir komünist topluluk ülkeye çok rahat hakim olabiliyor. Ama Müslümanların sayısı yüzde yetmiş bile olsa bir hakimiyet oluşturamıyorlar. Dünyada böyle olmuş genelinde. Yüzde yetmiş bile olsa çok felaket eziliyorlar. Bir toparlama mantığı, bir araya getirme mantığı pek olmuyor, onu pek kabul etmiyorlar.

Gelenekçi Ortodoks sistemde böyle ortalama gitme özelliği vardır. Her yere kayacak gibidirler. Mesela, bir gün kahraman dediklerini hain ilan edebilirler. Hain ilan ettiğini bir gün kahraman ilan edebilir. Duruma göre şekil alırlar. Ama tabii bunları kısa kısa anlatmak değil de belki örnekleriyle anlatmak, bölüm bölüm anlatmak, kitap haline getirmek çok iyi olabilir. Ve kendini kilitleyen bir sistemdir gelenekçi sistem. Bunun dışına çıkabilen insan pek olmuyor. Mesela Kuran’ın yeterliliğini anlatabilen bir gelenekçi çıkmaz. Anında linç ederler. Müthiş bir aforoz mekanizması vardır. Kendi aralarında örgütlenmeleri çeşitli oluyor. Vakıflar, dernekler falan kanalıyla. O vakıflar, dernekler de kendi arasında ayrıca bir yapılanmaya daha gidiyor. Daha büyük bir yapılanma oluşturuyorlar. O yapılanma da, bir kişi bir şeye karşı çıktığında herkesin karşı çıkması gerekiyor. Biri bir şeyi kabul ettiğinde hepsinin kabul etmesi gerekiyor. O yüzden ortak hareket sistemleri oluyor. Bu bazen lehlerine bazen de aleyhlerine oluyor. Bunların hepsini o kitapta kaleme alacağız, inşaAllah.

Gelenekçiler çok kötü yalan söylerler. Her seferinde yakalanırlar. Eline yüzüne bulaştırırlar. Onu düzelteyim derken daha da batarlar. Komünistlerde de bu vardır. Çok kötü yalan söylerler. Hepsinde değil ama bunları tabii, genel olarak söylüyorum. Gelenekçi kesimde de, komünistlerde de yalan mekanizması çok güçlü oluyor. Yalanları yüzüne gözüne bulaştırma mekanizması çok güçlü oluyor. Kurtulmak için yaptıkları ataklar daha da beter oluyor. Onlardan da örnekler verebiliriz.

Mesela gelenekçi bir sistemde bir şeyin doğru olduğunu fark etseler bile işlerine gelmiyorsa kabul etmezler onu. Mesela bir zulüm görseler bile anlamazdan gelirler.

Yeniliğe açık değildir gelenekçi sistem. Hep körü körüne eski sistem içindedir. Ama bu hepsi için değil tabi. Bir kısmı için söylüyorum.

“Hocam, ankete beni karıştırmasınlar diyorsunuz. Ancak ankette dört şık koysalar, beşincisine kalemle başka bir isim yazarlar. Onu da söyleyeyim Hocam” diyor. “Siz ister mason olun, ister kediciklerle karşılıklı Ankara havası oynayın, o ankette çıkacak tek cevap var da neyse söylesem kızacaksınız” diyor. Tabii kızarım. Belli ne demek istediğin. Yok, benim öyle bir derdim yok. Başından beri son derece de rahatım ben. İslam’ın hakimiyeti beni ilgilendirir. Tabii ki Cenab-ı Allah bir Mehdi çıkaracaktır. Bu vaadidir. Allah’ın vaadinden dönmeyeceğini herkes bilir.

“Hocam, Devlet Bey’i düşürseler korkarım ki bu Tayyip Hoca’nın faydasına olmaz.” Hakan Tekin. Devlet Bey’i niye düşürüyorlar ki? Ne oldu MHP’de gelişmeler, takip ediyor musunuz?

“Dinle yönetilen hiçbir toplum huzurlu olamaz.” Tufan Koru. Senin, yobazlıkla yönetilen toplum huzurlu olamaz demen lazım. Bağnazlıkla demen lazım. Ama Kuran ahlakının hakim olduğu bir toplum, cennet toplumudur.

“Adnan Bey, hadislere inanmadığınızı söylüyorsunuz. Ama Mehdi hadislerini anlatıyorsunuz. Neden? Yasemin Akelmas.”

“Hocam, Plüton gezegeninde okyanus izine rastlanmış. Ajanslarda haberi geçti.” Yavuz Güz.

Hadislere inanmıyorum şöyle, yani Allah’ın hükmünü değiştiren bir hadis olamaz. Allah’ın farzını, hükmünü değiştiremez bir hadis. Ama Peygamber (s.a.v.) hiç konuşmamış da hiçbir sözü olmamıştır diyemeyiz. Mesela diyor ki Peygamber (s.a.v.); namazları kılın. Mesela, beş vakit namaz sizi temiz tutar. Belli bunların hadis olduğu. Çünkü Kuran’a uygun. Ama mesela heykel haramdır. Kuran’da yok. Belli ki uydurma hadis. Müzik haramdır diyor. Bakıyoruz Kuran’da yok. Uydurma. Kuran’la mutabıksa bir hadis, doğrudur. Veyahut ahir zamanla ilgili, gelecekle ilgili hadislerde tahakkuk ettiyse, meydana geldiyse, aynısıyla doğru çıktıysa doğrudur. Zaten inkar etsen de doğru olduğu açık, anlaşılmış oluyor.

Şimdi siyah bayraklılar yani IŞİD’le ilgili hadisler çok uzun. Onları uzun uzun anlatmamıza gerek yok. Zaten IŞİD’le ilgili bütün alametler, bütün detaylar hadislerde var. Ama onu bizim sitemize girip kardeşlerimiz baksınlar. Yani her konusu açıldığında, her hadisi baştan anlatırsak, bu çok çok zor olur.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü