Harun Yahya

Sohbetler (4 Mart 2016; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Kavga sevgiyle bitecek” diyelim, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün sabah erken saatlerde Mardin Nusaybin’de PKK’lı teröristler Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’yle bitişiğindeki lojmanlara bombalı araç, roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledi. Saldırıda iki polisimiz şehit olurken polis ve lojmanlarda oturan sivillerin de aralarında olduğu 35 kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: İşte vaziyetin ciddiyetini hükümet benim anladığım anlamda yeni fark etti. Yeni tedbir almaya başladılar. Önce, süreç var işte çimentoya gömecek, betona gömecek, toprağa gömecek falan. Kardeşim, komünist, Stalinist, Allahsız, kitapsız adama nasıl güveniyorsun sözüne? Allah’ı inkar ediyor adam onun sözüne güvenilir mi? Neyse Allah’a çok şükür, söyleye söyleye sonunda meselenin ciddiyetini hissettiler. Efendim, şimdi yapılacak şey gençleri eğitmek, milli şuur dersi. Bak komünistleri sürekli eğitiyorlar, eğitimle bu hale geliyorlar. Milli şuur dersi verirsek haftada üç saat -ki hayati bir konu- çok çok faydalı olur. Komünizm tehlikesi, Darwinizm tehlikesi, faşizm tehlikesi, terör örgütleri, terör nedir, şiddet nedir, sevgi nedir, merhamet, dostluk, kardeşlik nedir bunların gençlere öğretilmesi lazım. Milli hedeflerimiz, değil mi? Mesela Türk-İslam Birliği.

KARTAL GÖKTAN: Şehitlerimizden birinin resmi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Trafik Polisi Ercan Günay.

ADNAN OKTAR: Yüzünün nurunu seveyim ben senin aslansın sen. Allah nurlarını artırsın. Allah onlara güzel bir şeref vermiş, güzel bir nimet vermiş. Biz sadece imreniyoruz. Ne diyelim? Allah annesine babasına uzun ömür versin. Güzel bir şeref, asil bir şeref, asil bir sükse bırakmış ardında her iki şehidimizi tebrik ediyoruz. Allah şehadetlerini makbul etsin. Bizlere de o güzel nimeti nasip etsin. Allah annelerine babalarına kalp ferahlığı huzur versin. Tevekkül nasip etsin, mütevekkil bir kalp, Allah’a teslim olmuş güzel bir ruh nasip etsin, Allah şaşırtmasın. Ne mutlu, şehitlerimize ne mutlu, maşaAllah.

Vahiy 16/12 ve 16. Fırat’ın suyunun kuruması ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti İncil’de de geçiyor. “Altıncı melek tasını büyük Fırat ırmağına boşalttı. Güneydoğu’sundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu.” Fırat’ın suyu kurudu diyor, ahir zaman. “Üç kötü ruh kralları Armageddon denilen yere toplandılar.” İşte Amerika, Rusya ve işte bir tane daha evet İngiltere.

Dekolte çok güzel bir şey. Ama iyi korunmaları gerekiyor tabii. Hani böyle yılanlık yapan bir topluluk içinde olmaz. Saygı duyacak, değer verecek. Hanımlar dekolte olacak çekici ama çok iyi korunacaklar, çok hürmet görecekler. Aslında öyledir, ben büyük şehirlerde falan öyle görürdüm, mesela şık temiz hanımlar bir yere gelirdi, adamların yüreği ağzına gelirdi, insanlar mesela elinden tutup arabadan indirirler, kimse bakmaz, değil mi? En iyi yere oturtulur, en güzel yiyecekler getirilir böyledir usul. Şimdi bazı hanzolar bıyık buruyor, laf atıyor. Laf atıp onu üzünce eline ne geçecek, onu rencide edince eline ne geçecek? İlla ki laf atacak. Hz. Mehdi (a.s) devrinde yok. Neden yapmıyorlar? Çünkü eğitilecekler.

Obama biraz çekingen bir insan, durumu muhafaza ediyor. Halbuki cesur olabilir.

Biz tabii basın özgürlüğü isteriz. Ama Türkiye Amerika ve Rusya tarafından kuşatılmış durumda. Çin tarafından kuşatılmış durumda. Yedi düvel bizi sarmış vaziyette. Böyle bir ortamda basın özgürlüğünün ayarlı olması lazım. Yani basının saygılı olması gerekiyor. Vur abalıya olmaz. Bir avuç Müslüman var, sen onları terörist gibi göstermeye kalkarsan bu olmaz. “Kamyonları yakaladık” dediler, içinde su borusu var. Allah’tan korkun. “Bu su borusuyla top yapıyorlar.” Su borusuyla top yapıldığı nerede görülmüş? Su borusundan top olur mu? Müslümanların üstüne milleti kışkırtıyorsunuz. Milleti derken bazı adamları yani. Tayyip Hoca sert gibi görünüyor ama mecbur, başka türlü olacak gibi değil. Hadi diyelim çok halim olsun, o zaman ses çıkartmayalım anlamına geliyor. Gelen vursun giden vursun o anlama geliyor. Mecbur, başka türlü yapamaz. Ama dengeli bir sistem var. Başbakan çok halim bir insan. O da öyle, Cumhurbaşkanı da öyle, böyle iyi. Başkanlık olayına girerse bizim kontrol edemeyeceğimiz bir durum da olabilir. Yani iyi şeyler olmayabilir bilmiyorum. Böyle iyi bence. Onun dengesini korumak zor olur gibi geliyor bana. Bıraksın başkanlığı, zaten tıkır tıkır gidiyor işler. Ne yapacaksın başkan olup yani? Onun referandumuna falan da gerek yok. O da çok ters bir etki yapar. Şimdi yüzde altmış-yetmiş red verdin mi hadi git derler bu sefer. Bir acayip durum olur. Bence buna girmesin Tayyip Hoca. İyi mesela Yeni Gine’de o gariplere “Elli otobüs vereceğim” diyor, adam sevinçten deliriyor fakir adamlar. Duvarlar falan bomboş her yer. Güzel, mesela Yeni Gine olsun birkaç Afrika ülkesini dost edinmek akıllı bir hareket, güzel bir hareket. Erbakan Hoca mesela çok halimdi iflahını kestiler. Tayyip Hoca mecburen sert davranıyor. Davranmasa tepesine çıkarlar. O tek başına karar vermez tabii ki istişare de ediyordur. Anormal bir durum olsa ben söylerim.

Tayyip Hoca sinirli olmanın meraklısı değil, onun fıtratında öyle bir şey yok. Ama delice bir saldırı var, görülmemiş bir saldırı. Amerika-Rusya birlikte saldırıyor ne yapsın, ne yapsın yani? Gelin memleketi parçalayın mı desin ne yapsın? Doğruya doğru eğriye eğri demek lazım. Yiğidi eleştir ama hakkını da ver derler. Değil mi?

“Hocam ben orkestracıyım. Bir gün gelip arkadaşlarla yayına katılmak isteriz.” Çok güzel olur, beklerim. Halil.

“Adnan Bey, ben 19 yaşındayım. Yayını takip etmeye başladım. Anladığım kadarıyla çok zenginsiniz. Yeni ehliyet aldım kendime araba almak istiyorum. Bana bu konuda maddi destek sağlar mısınız?” Cem 1903.

“Adnan Bey, ilk başta Mevlana için söyledikleriniz beni çok rahatsız etmişti. Ama daha sonra vermiş olduğunuz kaynakları araştırdım ve hayret ettim. Biz bunca yıl nasıl böyle bir şeyi fark etmedik? Gözünüzden hiçbir şey kaçmıyor tebrikler.” Nurgül Çağlayan.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aydınlık Gazetesi Yazarı Sebahattin Önkibar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için dış kaynaklı bir suikastın ilk defa ciddi olarak gündemde olduğunu iddia etti. “Dış dinamikler ne yapacağı kestirilemeyen Tayyip Bey’i kontrol edilebilir gördükleri Abdullah Gül’le takas etmek istiyor. Bu değişim için önce içerisi zorlanacak. Baharla beraber PKK’yı topyekun isyana teşvik edecekler. Bu arada Sayın Erdoğan’a dış kaynaklı bir suikast ilk defa ciddi olarak gündemdedir” iddiasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a hiç kimse bir şey yapamaz evvelAllah.

İncil Vahiy, 6/12: “Kuzu altıncı mührü açında büyük bir deprem olduğunu gördüm.” Mesela bak büyük bir deprem. “Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı.” Bir güneş tutulması var. “Ay baştan aşağı kan rengine döndü.” Ayda da ay tutulması var. “Sonra bu tekrarladı.” Ay ve güneş tutulmaları tekrarladı. Aynı yıl içinde gerçekleşecek iki güneş tutulması ve iki ay tutulmasından bahsediliyor. Kanlı ay tutulması adı verilen ayın tutulma esnasında kızıla bürünme şeklinde gerçekleşmekte olduğunu görmüştük. Bu dörtlü tutulma ilk defa 2015 yılında meydana geldi. Buna dayanarak Hristiyan aleminde çok kişi 2015’te Hz. İsa (a.s)’ın geldiğini söylediler. Hz. İsa (a.s)’ın alameti olan Bethlehem Yıldızı da 2000 yıl sonra ilk defa 2015 yılında görüldü biliyorsunuz. Bak İncil’de belirtiliyor, iki ay tutulması, iki güneş tutulması 2015 yılında.

“Adnan Bey, münafık müminin aklını açar diyorsunuz. Tam anlayamıyorum bu konuyu. Biraz açar mısınız?” Nida Gökser. Şimdi müminlerde normalde normal bir zeka olur. Kafirlerde de normal bir zeka olur ama münafıkta şeytani görülmemiş olağanüstü bir zeka olur. Çok akılsızdır münafık yani abartılı şekilde akılsızdır ama çok şeytani bir zekaya sahiptir. Onun zekasıyla Müslüman’ın aklı çatışacağı için Müslüman’ın aklı gelişir. Onun oyunlarını bozduğu için, ahlaksızlığını kırdığı için, psikopatlığını kırdığı için, küstahlığını züppeliğini kırdığı için ve akılcı bir mücadeleyle bunu elde ettiği için Müslüman’ın aklında gelişme olur.

“Bir süre önce gördüğüm bir Adnan Oktar yorumunda ateist arkadaşlar gelsinler konuşalım gibi açıklamanıza denk gelmiştim. Bu konuda neler yapıyorsunuz? Bilgi almak istiyorum. Hem ruhen hem zihnen arınmak istiyorum. Şimdiden teşekkür ediyorum.” Harun Dinçer. Her zaman açık bana istediği gibi ateist arkadaşlar yazabilirler. Benim ziyaretime de geliyorlar ateist gençler, bayağı da seviyorum onları ben çok temiz böyle çok kaliteli klas çocuklar. “Aklım almıyor” diyor. Gelenekçi izahlardan çocukların kafası mahvolmuş, Ortodoks İslam anlayışından beyni çok perişan olmuş “kafam takılıyor” diyor samimi olarak öğrenmek istiyor ne yapsın? Sahtekarlık mı yapsın, yalan mı söylesin? Dürüst davranıyor, samimi davranıyor.

“Adnan Bey, kadınlara sevginizi çok güzel ifade ediyorsunuz. Hayatımda sizin kadar bu kadar coşkulu sevgisini gösteren görmedim.” Mehtap Girdap.

Bundan sonraki dörtlü kanlı ay tutulması 2032-2033 yılları arasında yaşanacakmış. Genel kanıya göre bu yıllarda yaşanacak kanlı ay tutulması Hz. İsa (a.s)’ın zamanına işaret ediyor diyorlar.

Fidan Uşaklı, “Bir tanem. Yüzündeki sükunete hayranım. Aklında ne meseleler var kim bilir. Ancak yüzündeki teslimiyet benim kendi ahlakımı sorgulamama neden oluyor. Hz. İbrahim (a.s) için ‘o bir muvahhid idi’ deniyor. Bu kelimenin anlamına baktım, gönlünde Allah’tan başka kimse olmayan, başkalarını ve kendini Allah’a karşı unutan. Size de çok yakışan bir kelime. Hayatımdaki en büyük idealim bu yönünüze benzeyebilmek.”

“Sen bir masonsun. Neden bunu gizliyorsun?” Derin-Samsun. Tamam gizlemeyeyim.

“Allah aşkıyla seviyorum. Canımsın gözbebeğimsin. Allah beni senden ayırmasın.” Sude.

“Adnan Bey, Suriye’de savaş tamamen son bulur mu? Yüreğimiz kanıyor bir yerde çocuklar bombalanırken.” Huri-Malatya.

“Canım Hocam, siz anlattıkça münafık olmaktan çok korkuyorum. Allah adımlarımızı sabit kılsın.” Bir adam münafık olmaktan korkuyorsa o mümindir. Ama umursamıyorsa münafıktır.

“Hocam, bazen nefsime engel olamadığımı hissediyorum. Nefsimize nasıl hakim oluruz? Onu nasıl etkisiz hale getiririz?” Beril İncesu. Nefis hayvan gibidir, ne dersen onu yapar. Otur dersen oturur, kalk dersen kalkar, yürü dersen yürür. Ne demek yani? Hangi dediğini yapmaz ki? Tembel tembel oturur, yürü dersin yürür. Kölen gibidir nefis emrindedir ne söylesen yapar.

Cenab-ı Allah Bakara Suresi 273’te, fakir ama asil olan insanların da yüzlerinden anlaşılacağını söylüyor bakışlarından. Mesela diyor ki Allah “İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın” diyor. Mesela Muhammed Suresi 30’da, şeytandan Allah’a sığınırım: “Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.” Yani zırvalar, mesela aklı zayıf olan adam ipsiz sapsız konuşur, sözünü lafını tutturamaz ayarını bilmez dengesiz olur üslubu.

“İnsanların genelde kendini övme yönünü size sormak istiyorum” diyor. Uzun uzun anlatmış Can Yiğit. “Ne yapabiliriz bunlara?” diyor “iki saat kendilerini övüyorlar” diyor. Birde çok geveze insanlar. Bazen oluyor, insanı esir alıyorlar konuşuyor konuşuyor bir türlü bitmiyor. Mesela yayın başlayacak, misafirler buraya ziyarete geliyor. Nezaketli bir insan bunu yapmaz, konuşuyor konuşuyor konuşuyor hep boş. Karşındaki insanın da bir fikri olabileceğini nasıl düşünmezsin be adam? O kadar akıllıysan zaten hayatında belli olması lazım, bir başarının olması lazım. Bir şey de yok, o zaman ne anlatıyorsun sürekli? Tamam, ben süper olduğunu söyleyeyim ne olacak? Senin övülmenle bir şey değişmiyor ki.

“Hocam, ben orada oturan kardeşlerimizin ferahlığına inanamıyorum. O ceketinizin parlaklığına ve kumaşına dikkat çekmemeleri hayret verici bir gaflet” diyor Sezgin. Kumaşta böyle altın iplikle yapılmış. Garip yani, altının iplik gibi kullanıldığını ilk defa duyuyorum. Demek ki bilim bir hayli ilerlemiş. Altının böyle yumuşak bir iplik gibi kullanılabildiğini duymuş muydunuz? Şaşırtıcı.

“Arslanların kralı Arslanoğlu Adnan Oktar.” Ne kadar çok seviyor bu böyle, maşaAllah.

Sosyetede, özetle anlatıyor. “Bazı aşçılar sosyeteden birileri geliyor yemek yapıyorum. Adam da yiyor onunla övünüyor” diyor. Falanca geldi yemek yedi diye. Ama yemek yiyor ama sonra da ölüm haberi geliyor, ölüp gidiyor toprağın altında kıpırdamadan duruyor. Yani yediği yemekler falan toprağın altında bakterilere protein oluyor. Ahireti düşünmek lazım.

“Kuran’da,” şeytandan Allah’a sığınırım. “‘Aşağılık maymunlar olun dedik’ yazıyor. Sizce bu ne anlama geliyor? İnsanı maymuna mı çevirdi Allah? Çünkü gelecek nesillere ibret kıldığı da yazıyor. Maymunun eli kulağı insana benziyor.” Fadime Demir. Eli kolu değil o kadar çok şeyi benziyor ki insan hayretler içinde kalıyor. Parmağıyla işaret ederek gülüyor. Büyük bir merakla bir şeyi alıyor bakıyor falan, kuşkulanıyor mesela kuşkulandığında kuşkulanarak bakıyor. Komik bir şey gördü mü bayağı gülüyor elini dizine vurarak falan gülüyor. Tıpkısının aynısı acayip benziyor insana bir mucize bu. Hareketleri, kafa kaşıma şekli falan. Mesela elini çenesinin altına koyuyor merak ettiğinde bir şeyi, böyle dikkatlice bakıyor. Kızdığında hareketleri ayrı, çocuğuna gösterdiği şefkat falan bayağı insana benziyor çok benziyor. Allah onu özellikle yapmış öyle düşünsünler tefekkür etsinler diye. Tabii maymunun şuuru yoktur yani varlığını bilmez. Olabilir, ceza olarak Allah bir topluluğu maymuna çevirmiş olabilir ama sonra ölmüşlerdir. Mesela farz edelim yirmi kişilik bir topluluğu hepsini maymuna çevirmiştir bela olarak. Aklının ihtiyarını da almaz çünkü şuuru kapandı mı maymun oldu mu o hiç kimseyi imtihan yönünden kapatacak bir görünüm vermez.

“Canım nurum Hocam, cumanız mübarek olsun.” Allah razı olsun.

“Hocam, sizi Allah için çok çok seviyorum, çok çok özlüyorum hasretimsiniz canım Hocam. Hiç kimseyi sizi sevdiğim gibi sevmiyorum. Sizleri özlediğim kadar özlemiyorum. Rüyamda görmek bile yetmiyor. Rabbim beni size kavuştursun” diyor Zeynep.

“Allah aşkıyla sevdiğim bir tanesin. Seni o kadar çok seviyorum ki tarifi mümkün değil. Size sevgim arttıkça Allah’a olan aşkım da gün geçtikçe artıyor” diyor Miray.

“Sizin yanınıza gelen bayanlar gün geçtikçe daha da güzelleşiyor. Bunun sırrı nedir? Ne gibi bakım uyguluyorlar?” İmandan öyle oluyorlar. İman onlarda bir ferahlık meydana getiriyor onun etkisi.

Dünyanın ve kuzey ve güney kutbunda içeriye doğru bulunan oyuklardan yer altı dünyasına ulaşılabileceği iddia ediliyormuş. Çekilen resimlerde de hakikaten öyle bir görüntü var. Agarta’nın yeryüzüne açılan yedi çıkış kapısı olduğu söyleniyor. Tüneller Türkiye’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Brezilya’da ve Mısır’da bulunuyor. Mısır’da bulunan dev Giza Piramidi’nin altında gizli odaların yer altı tünellerine açıldığı firavunların bu odadan yer altına inerek Şambala mensuplarıyla temas kurduğu iddia ediliyor” diyor. Ağarta’nın lideri Yeşil Hızır olarak resmediliyormuş. “Savaş ve felaketler insanlara yol göstermek için yer üstüne çıktığı biliniyor” diyor. Hitler kendi zamanında ufo üretimi yapmış. Yer altında yedi bin yıllık iki örgüt Agarta iyilik örgütü, Şambala da kötülük. Agarta’nın lideri Hızır (a.s) olarak biliniyor. Şambala da işte derin devlet yönetimi yapan, belalarla uğraşan sistem olarak biliniyor.

“Müslümanların geri kalışı dine inanışlarından dolayıdır.” Yok, hurafeye inanışlarından dolayı, Kuran’a inanmadan olmadı bu. Hurafeye inandıklarından oldu. Çünkü İslam’a uyduklarında medeniyette müthiş ileri gittiler. En modern onlar oldu. “Eğer Tanrı diye bir şey olsaydı Müslümanları en ileri seviyeye yükseltirdi.” Ama şirk koşunca işte böyle bela veriyor. Çünkü Allah’a taparsan, Allah’ı tek bilirsen, Allah’a Kitabına uyarsan Allah sana yardım ediyor. Ama Allah’ın Kitabına ilave yaparsan, Allah’ın hukukunu değiştirirsen o zaman bela veriyor. “İnsanlar birbiriyle boğuşmaz, bebekler ölmezdi.” İşte herkese zarar geliyor o zaman. Yani şirk koşulduğunda bela bütün dünyayı kaplıyor. “Bütün bunlar Tanrı’nın olmadığının açık alameti değil mi?” Bilakis Allah’ın varlığın alameti. Çünkü Allah’a uyulduğunda bereket, bolluk, güzellik oluyor, Allah’a şirk koşulduğunda bela ve musibetler gelmeye başlıyor. “Cevaplarsan sevinirim” Tolga Kara. Dünyaya felaketlerin gelmesinin sebebi şirktir. Mesela bak Hz. Mehdi (a.s) geliyor şirk kalkıyor dünya cennete dönüyor bu Allah’ın varlığının delili değil mi? Apaçık delili. Bak şirk kalktığında dünyaya saadet mutluluk geliyor.

Türk Hava Yolları’nın İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan kalkış yapan üç uçak yıldırım isabet etmesi üzerine havadan geri dönmüş. Vardır bir hikmeti.

“Şeytan, melek, cin, Tanrı gibi nazar gibi şeyleri göstermek mümkün olmadığına göre hiçbiri yoktur. Cennet cehennem de öyledir. Gidip gelen var mı?” Geçen gün okumuştuk değil mi bunu? Buna benzer. Öbür konulara bir şey diyemem de yani ispat edemem ama cin konusunda istersen bir konuşalım. Öyle sinirlerin kuvvetliyse bana yazılı bir belge getir. Seni o alemin içine sokacak insanlar var. Sonra karar verirsin var mı yok mu diye.

CHP’den ihraç edilen Ankara Milletvekili Aylin Nazlıkaya gözleri dolarak düzenlediği basın toplantısında ihraç edilmesine ilk tepkiyi “yüreğim yanıyor” diyerek verdi. Çok ayıp yapıyorlar bu kadıncağıza böyle bir şey niye yaptılar ki? Bayağı kibar bir hanım bu. Bir olay olmuş olabilir kardeşim adam oradan Atatürk’ün resmini daha iyi bir resim bulmak için indirmiş de olabilir. Tozunu almak için de indirmiş olabilir. Kadını bu kadar mağdur etmenin, bu kadar üzmenin alemi ne? CHP’lilere bu yakışmıyor bence çok ayıp yapıyorlar. Olabilir Atatürk’ün resmini adam indirir suç mu indirmek? İndirirsin tozunu siler yeniden asarsın veyahut daha güzel bir resim koyarsın. Daha gelişmişini koyarsın. İndirdi, gözümle gördüm diyor indirdiyse indirmiştir ne olur yani? Hakaret etti demiyor ki indirdi diyor. Tozunu silmek için indirmiş olabilir. Her şey olabilir. Yahut resmi biraz daha sağa koymak istemiş olabilir. Yerini değiştirmek istemiş olabilir. Bu ne demek? Kızcağızı bu kadar üzmenim alemi ne? Bayağı kibar bir hanım o. Çok çok ayıp yapıyorlar ben hiç yakıştıramadın CHP’ye. O kadar adam bir araya gelip bir kadıncağıza mı gücünüz yetiyor yani? Ne kadar ayıp? Bunu hemen düzeltsinler. Bu durumu eski hale getirsinler ve özür dilesinler.

“Eğer IŞİD Türkiye’ye karşı savaşıyor olsaydı derin devletler bugün PKK’yı destekledikleri gibi IŞİD’ i de desteklerdi değil mi?” Evet desteklerdiler. Türkiye’yi bölmeye kalksaydı IŞİD var gücüyle desteklerdiler.

Bangladeş’te İslam’ın resmi din olmaktan çıkarılması düşünülüyormuş. Halbuki halkın yüzde doksanı Müslüman ama bağnaz ve gelenekçi sistem var bak görüyor musun mahvoluyor Müslümanlar. Bağnaz gelenekçi sistem olmasa Bangladeş çok modern güzel bir Müslüman ülkesi olacak. Ama inim inim inliyor Müslümanlar ve feci şekilde eziliyorlar ve sürünüyorlar. Bunu da Allah böyle bizden istedi diye düşünüyorlar halbuki Allah onlardan böyle bir şey istemiyor. Allah onlardan Kuran’a uymayı istiyor. Boş yere kendilerine acı çektiriyorlar. Halbuki bak bizim dediğimiz gibi modern İslam anlayışı Bangladeş’te hakim olsa orası Avrupa gibi olur. Hiç kimse onlarla uğraşmaz. Ama bak dünyanın her yerinde ezim ezim eziliyorlar. Ezilme sebepleri gelenekçi İslam. Yani sünnet adı altında olan uydurmalardan bu hale geliyorlar. Kuran’a göre yaşasalar bu olmayacak. Bak boş yere acı çekmiş oluyorlar. Hem de ne acı? Suriye’de Irak’ta böyle perişan olmalarının nedeni bu. Gelenekçi Ortodoks sistem.

“Adnan Bey açıklar mısınız Türkiye’ye karşı PKK söz konusu olduğunda hangi ülkeler birleşti?” İşte Amerika, Rusya, İngiltere hepsi birleşti Çin. Ama derin devletleri tabii.

“Adnan Efendi millet açlıktan ölüyor sen sanattan estetikten bahsediyorsun.” Sanat, estetik, sevgi olmayan ülkelerde açlıktan ölümler olur. Sanat, estetik ve sevginin hakim olduğu yerlerde açlıktan ölüm olmaz. Açlıktan ölümün sebebini ortadan kaldırıyorum.

“Hocam boşa vakit geçirmek günah mıdır? Müslüman hiç dinlenmeden çalışacak mı?” Olur mu öyle şey? İnsan dinlenmesi gerekir. Allah zaten “uykuyu bir dinlenme” diyor ya ayette. Demek ki dinlenmeye ihtiyacımız var.

“Adnan Bey bir ateist olarak sevgiye verdiğiniz önemden dolayı tebrik ediyorum sizi ama bu dinle olmaz eğitimle kültürle olur.” Siz dini yanlış biliyorsunuz da ondan böyle bir sıkıntı içine giriyorsunuz. Dini siz benim anlattığım tarzda anladınız, anladığınız için de dine karşı içinizde bir sevgi oluştuğu anlaşılıyor. Gecenin bu vaktinde niye seyrediyorsunuz? Sevdiğiniz için seyrediyorsunuz dini sevmesen bu konuları duymak istemezsin. Din sevginin kendisidir zaten. İslam saf sevgidir. Hep insanların hayrına güzelliğine olan sistemin adıdır İslam. İnsanları en iyi noktaya, en yüksek seviyeye çıkaracak sistemdir.

“Hocam Kuran’da müminin nasıl yemek yemesi gerektiğiyle ilgili ayet var mı?” İşte helallere dikkat edin diyor Allah harama helale dikkat edin ve temiz olan yiyeceklerden yiyin. “Yiyin için israf etmeyin” diyor Allah birde. İsraf etmeden yemek yemek lazım.

“Ne yani Hoca şimdi bir insan Kuran’a uyunca oradaki bayanlar gibi modern mi oluyor? Bugüne kadar öğrendiğimiz İslam neydi peki?” Canım kardeşim, mübarek kardeşim elini ayağını öpeyim İslam aleminin haline baksana akıl almaz bir perişanlık ve mahvolma var. İşte şirk koşulduğundan oldu bak Allah’a şirk koşuldu Allah’ın dini değiştirildi Allah verdi bu belayı. Bütün İslam alemine. Allah intikam alıyor şu an. Şirkten oluyor bu. Şirkten kaçınıldığında bu biter. Cennet gibi olur dünya. Arkadaşlarımız, kız arkadaşlarımız İslam’ı en güzel şekilde yaşıyorlar doğru yaptıkları. Ama tabii dışarda dekolte gezin demem ben kimseye. Onlar da yapmaz zaten. Burası güvenli olduğu için. Yoksa sokak birçok yer çok tehlikeli. Hiçbir şekilde olmaz.

“Adnan Bey bu dönemde İslam’a hizmet nasıl olmalı?” Eren Kerim. Kitap dağıtarak, internetten olabilir. En güzeli eğitim işte kitapla. Kitap gibi anlatamazsın sen. En güzeli kitapladır.

“Hocam bazı bağnaz düşünceli insanlar evlerine televizyon almıyorlar. Ama çok komiktir ki cep telefonları son model her konuda çok ilginçler” diyor Serkan Yavuz.

“Hocam on bir yaşında oğlum sekiz yaşında kızım var bunlara Allah sevgisini, Allah’a iman etmeleri gerektiğini nasıl anlatabilirim? Birde kaç yaşında namaza başlamaları gerekiyor?” Rabia Avcı. Sen anlat onlar karar verirler. Sen anlat.

“En kıymetlim sana olan sevgim gün geçtikçe artıyor. Arttıkça seni görme arzum da artıyor. Ne zaman bitecek bu hasret?” diyor. Eda Tan, Mersin. Gel. Ben size gelmeyin demiyorum ki. Zaten gelin.

“Hocam hadislerin birçoğunun sahte olduğunu söylüyorsunuz. Gerçek hadisleri nasıl ayırabiliriz?” Sahra. Şimdi Kuran’a bakıyoruz, hadise bakıyoruz. Birbirine ittifak halinde. Sahihtir o. Ama Kuran’a bakıyoruz, hadise bakıyoruz. Hadis Kuran’da olmayan bir haram meydana getirmiş. Belli ki bir şirk ve iftira var. Allah’ın hükmüne yeni bir hüküm eklenmiş. Şirk olarak, iftira olarak. Bunun sahte olduğunu anlarız.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi verebilir miyiz Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: İsrail National News, diğer adıyla Arutz Sheva’da dün bir makaleniz yayınlandı. Bu yazınızda Musevileri düşman olarak gösteren, hurafeler içeren hadisler konusunu etraflıca açıklıyorsunuz. Kuran’a uygun olmayan hadislerin uydurma olduğunu, Ehl-i Kitap’a sevgi ve şefkatin hem Kuran’da hem Peygamberimiz (s.a.v.)’in hayatında somut örneklerle görüldüğünü anlatıyor, barışa yönelik çabaların herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini söylüyorsunuz. İngilizce, Rusça, İbranice olarak üç dilde hizmet veren Arutz Sheva, daha çok İsrail’deki Ortodoks Musevilerin takip ettiği bir haber sitesi. Merkezi Kanada’da bulunan, ‘Uluslararası İslami Düşünce’ isimli vakıf ve ilişkili aylık İslami dergi Crescent International’da, ‘İngiltere’de radikalizm ve bununla mücadele etmenin yolları’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Amerika’da yayınlanan İslami dergi El Hikmet, ‘İnternette sevgiyi bulmak’ başlıklı makalenize yer verdi. Her ay beş yüz bin kişiye ulaşan, farklı kesimlerden okuyucu kitlesine sahip, ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerine hitap eden ve İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İsveççe yayın yapan MBC Times sitesinde, ‘Irkçılık Avrupa’nın değerlerini tehdit ediyor’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Merkezi Belçika’da bulunan, aylık ziyaret sayısı dört milyonu bulan Sasa Post haber sitesinde, ‘Güvenlik Konseyi kararlarına karşı yargı yolunun açılması’ başlıklı yazınız Arapça olarak yayınlandı. 11 yıldır yayınlanan, 53 bin tirajlı Hiba Dergisi’nde iki makaleniz yayınlandı. Bu makaleler; ‘Nereden nektar aldıklarını hatırlayan sinek kuşları’ ve ‘Sedefin darbeyi azaltan özel yapısı’ başlıklarını taşıyor. Kırgızistan’ın çok okunan haber sitesi Barekelde, bu ay yine çok sayıda Kırgızca makalenizi yayınladı. Yayınlanan makalelerinizin başlıkları şöyle; ‘Hücrelerimizin kontrolündeki nefes alıp verme düzeni, Darwinizm’e inanmak çocuk masallarına inanmak kadar mantıksızlıktır, Kemik hücrelerinin üretim planlama yetenekleri, Kandaki oksijen avcısı hemoglobinler, Hataları tespit eden enzimler ve Damarların genişlemesini sağlayan mucize molekül nitrik oksit.’ MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok iyi.

“Mimar gibi stüdyo tasarlıyorsunuz. Çok güzel şarkı söylüyorsunuz. Dans ediyorsunuz, kitap yazıyorsunuz. Evrim teorisini çürütüyorsunuz. Eminim daha bir bu kadarı daha var. Yok yok sizde Adnan Bey” diyor, Sinem Çağdaş.

“Adnan Bey, münafığın mümine ne faydası var ki? Bence ruh hastası insanlar müminlerin yanında bulunmasın” diyor. Ama imtihan olarak oluyor işte o. Akılcı bir şekilde mücadele edilmesi gerekiyor. Emr-i bil maruf yapılıyor. Yoksa hayat durağan olur. Yani mücadele gerekiyor.

“Hocam mezhepler nasıl oluşmuş, niye yaygın?” Erika. Şimdi çok fazla uydurma hadis olunca mecburen mezhepler oluyor. Mesela birinde diyor ki, namazda tekbir farzdır. Öbürü, değildir diyor. Biri diyor ki, şunun eti helaldir. Öbürü, yok haramdır diyor. Her biri o zaman ayrı bir din gibi mezhep oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Siz anlatmıştınız, ‘bağnazlar; biz bu hadislere uymazsak o zaman her şey helal olur’ diyorlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bak mesela bu çok şaşırtıcı. “Meydana gelen dinde eğer Kuran’a göre hareket ettiğimizde her şey helal oluyor. Böyle din mi olur?” diyor. Haramlarla boğulmak istiyor adam. Yani Irak’taki, Suriye’deki gibi Bangladeş’teki, Pakistan’daki gibi bir sürünen hayat istiyor. “O zaman müzik de helal oluyor, resim de helal oluyor, heykel, her şey helal oluyor” diyor. “Namaz çok kolay oluyor” diyor. “Olur mu öyle şey? Acı çekeceğiz, sürüneceğiz. O zaman güzel olur” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da; “Biz sizi kolay olanda başarılı kılacağız” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“Kendini çok iyi gizleyen münafıkları tespit edemez miyiz Hocam?” diyor, Polat. Yani münafık öyle kolay iş değildir. Onunla mücadele de çok zor olur, münafıkla. Münafıklar çok çirkeftir. Pislik ve şeytanidir. Çok oyuncudur. Müslüman’ı böyle gafil avlamak ister münafık. Onun için herkesin halledebileceği gibi bir şey değil.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sur’da rehin tutulan Kürt kardeşlerimiz için açılan güvenlik koridorlarından geçişlerine ve askerlerimizin Kürt çocuklarına çikolata ikram etmesini gösteren bir video vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Acayip şeker. Canım benim. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Yine bugün Sur’da PKK tarafından rehin tutulan ailelerden yirmiden fazla kişi kurtarıldı Adnan Bey. Kurtarılan aileler PKK’nın kendilerini nasıl tehdit ettiklerini anlattılar. Bu konuyla ilgili videomuz var.

ADNAN OKTAR: Böyle skandal çıkarmasıyla ünlü. Yine araziye geçmiş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video daha göstereceğim. Çok titiz köpekler.

ADNAN OKTAR: Aferin aferin benim canlarıma. Of patiler tek tek temizleniyor. Aferin. Aferin çok uslu onlar. Hayvanlar çok büyük nimet yalnız. Ama öyle anlatılacak gibi değiller. Çok çok büyük nimet. Fakat bahçeli ev şart. Ama evin içinde de olmaları gerekiyor yani sırf bahçede olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yine bir video daha gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ama delilikleri acayip şeker.

KARTAL GÖKTAN: Hulahopuyla dans eden bir ufaklık var. Bir daha göster bakayım.

ADNAN OKTAR: Hepsi çok güzel. Allah çok büyük nimet olarak yaratıyor.  

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce göstermiştik ama hırsızlık yapan bir rakun vardı. Tekrar gösterelim mi?

ADNAN OKTAR: Evet evet onlar doyulacak gibi değiller. Bir daha göster bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Dans eden kuşların bir videosu var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aferin benim canlarıma.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yine bir video daha vardı. Çantada minik bir kedi.

ADNAN OKTAR: Ah Ağabeyi yesin onu. Tatlı patilerini.

Hayırlı programlar Hocam. Bu kış sıcaklar mevsim normalinin çok üzerinde seyrediyor.” İşte havaların aşırı ısınması hadislerde belirten bir şey yani kuraklık. Hz Mehdi (a.s) devrinde olacak bir şey. Ama sonra açılıyor bu düzeliyor yani bu harika olan yön bu. Hz. Mehdi (a.s) devrinde açılıyor. İlk başlangıcında böyle.

Niyazi Atalar, “Hocam sen de üye ol AKP’ye her şey serbest olur. Bunlarda ötekileştirme var. Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden yararlanıyorlar.” AKP’ye niye üye olmam gerekiyor? Ben hiçbir partiyi tutmuyorum.  “Her şey serbest olur.” Zaten her şey serbest. Kanuna hukuka uygun olduktan sonra Türkiye’de her şey serbest. “Bunlarda ötekileştirme var.” Ötekileştirme canım herkes kendi partisini savunur. O ötekileştirme olmaz ki. CHP CHP, MHP MHP’yi savunuyor. AK Parti de AK Parti’yi savunuyor. “Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden yararlanıyorlar.” Evet yararlanıyorlar. Görüyoruz. Zaten yararlansınlar diye söylüyorum ben. Yani yararlanmaları suç değil faydalı güzel bir şey.

Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Terör örgütü PKK’nın yöneticilerinden Murat Karayılan Barzani yönetimine “herkes aklını başına alsın” dedi. Bir süre önce PKK, Kuzey Irak-Türkiye arasındaki boruyu patlatmış. Barzani yönetimi sert bir şekilde PKK’yı uyarmıştı.

ADNAN OKTAR: Kabadayılık yapıyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dilipak şöyle söyledi; “Ben kurtarıcı liderler, kurtarıcı ideolojiler ve kurtarıcı hareketlerden kurtarıcı çözüm diye kendi görüşünü dayatanlardan korkarım. Bu konu benim için bir itikat konusudur” demiş.

ADNAN OKTAR: Kurtarıcı her zaman Kuran’da bir nimet olarak sunulmuş. Senin korkman Kuran’a uygun değil ki. Müminler Allah’tan hep bir kurtarıcı bekliyorlar. Ayet var. Senin korktuğun şey Allah’ın beğendiği şey.

BÜLENT SEZGİN: Kurtarıcı için dua edeceklerini ayette belirtiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii müminler Allah’tan bir kurtarıcı bekliyorlar.

Belli bir eleştiri kalıbı belli bir bakış açısı gençler arasında çok yaygın. Mesela Siyonizm’i pek bilmiyorlar. Böyle siyanür, Siyonist, siyon ya kafalarına bir acayip imaj meydana geliyor. Yani yılanlılar falan böyle iç içe kaynayan yılanlar. Yahudiler bütün milleti kesip doğruyor. Böyle bir şey yok. Yani Siyonizm’in uygulanacağı bir toplum da yok. On dört milyon falan Musevi var. Bütün dünyaya Musevilerin hâkim olması diyor. Nasıl hâkim olacak adam ya? Yani her yirmi kilometreye bir Musevi düşmüş oluyor.  Bırakın bunları Allah aşkına. Bu katı kasılmış beyin yapısı yanlış. Ufuklarını açsın gençler. Daha geniş ve akılcı düşünsünler. Sevgiye bir kere kalpleri açık olması lazım. Bu bir rahatsızlık. Bunu görüp şiddetle buna karşı tedbir almaları gerekiyor. “Ben nasıl böyle sevgiye karşı kapalıyım? Öfkeye bu kadar açığım, sevgisizliğe bu kadar açığım. Sevgiye niye bu kadar kapalıyım?” demesi gerekir. Sevgisizlik insanı kötü yapar. Kızları mesela nursuz yapar, kötü yapar. Erkekleri nursuz ve kötü yapar sevgisizlik. Kindarlık, nefret ruhu, küskünlük ruhu mesela ölü bir görüntü verir. Şahıs bizzat bu belayı kendisi hisseder. Kendini çökertir. Kendini yakan bir sistemdir. Ayrıca kelime dağarcıkları da çok dar gençlerin. Birçoğu için söylüyorum hepsi için demiyorum da. Ufuklarını açsınlar. Takılıp kalmasınlar işte masonluğu ben öğrettim masonlukla ilgili bana akıl veriyorlar. Siyonizm’i ben öğrettim, bana Siyonizm’le ilgili akıl veriyorlar. Hayır ne olduğunu da bilmiyor mesela dese ki “Siyonizm şudur ben şundan dolayı karşıyım” demiyor. Siyonizm nedir desem bilmez. Ama direkt karşı. Ama masonluk nedir desem bilmez ama karşı. İnsan bilmediği bir şeye karşı olmaz. Birde kendilerini kurnaz zannediyorlar bazen. Kelimelerin altına bir şey yerleştirdiğini zannediyor falan. İnsan acıyor böyle çok ilkel bir taktik ve akıl uygulaması olmuş oluyor. Samimi olsa daha güzel olur. Samimiyetsizlik kötü bir şey.

Bir kardeşimiz Duhan Suresi’ni sormuş. Duhan Suresi 9, 10 ve 11 kelime dökümleriyle bana bir gelsin o.

Uluslararası Af Örgütü, “Rusya Suriye’de kasıtlı olarak hastaneleri vuruyor” demiş hakikaten hastane vurmalarının hikmeti nedir ben anlamadım. Yani çok korkunç bir şey hastaneden başka yer bulamadın mı? Yani Putin’i mahvettiler, mahvettiler. İslam aleminde bayağı seviliyordu. Böyle bir oyuna gelmesin bu beladan kendini kurtarsın Putin. Ona bir suikast bu. Onun sonunu getirmek için bir oyun oynuyorlar. Bu pis işlerin içinden kendini kurtarsın. Hastane falan bombalamak ne demek? Kurtarsın kendisini kenara alsın. 

“Hayır” şeytandan Allah’a sığınırım, “onlar şüphe içindedirler; onlar boş işlerle oyalanıyorlar. Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle; (Bu duman) insanları sarıp-kuşatır. İşte bu, acı bir azaptır.” “Bel hum fî şekkin” diyor. Ne kadar güzel Arapça. “Bel hum fî şekkin” “yel’abûn” yel’abûn, oyalanma, boş işlerle vakit geçirme. İşte insanlar eziliyor ama onlar Darwinizm’le materyalizmle boş işlerle oyalanıp duruyorlar. Kendilerini kandırıyorlar. Zulüm yapılıyor, zalimlik yapılıyor. Onlar daha hala boş işlerin peşindeler. Öyle bir durumda Allah, “gökten bir duhan meydana gelecek” diyor. Yani bir anarşi, terör, sıkıntı, ekonomik kriz sürekli bir uğursuzluk akışı. Şuan dünyanın üstünde bu duhan sardı işte. Her yerde anarşi, terör, pahalılık, sıkıntı. Duhan demek sıkıntı bir bela akışı, felaket akışı anlamına geliyor. “Hayır onlar şüphe içindedirler” diyor şüphe. Neyden kime şüphe ediyor? Allah’tan şüphe ediyor. Şüphesi ne? Allah’ın yaratmadığı kanaatinde evrimle olduğuna inanıyor. Onun için oyalanıyor boş işlerle. Al-i İmran Suresi şeytandan Allah’a sığınırım 59,  “Şüphesiz, Allah katında İsa Mesih’in durumu, Adem'in durumu gibidir. İsa Mesih’i topraktan yarattı, sonra ona 'ol' demesiyle o da hemen oldu.” Yani topraktan balçıktan bir porselenden insan heykeli yapıyor Allah. Sonra ona “ol demesi” o da “hemen oldu” diyor hemen insan oluyor. Al-i İmran Suresi 47 “Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken” yani cinsel ilişkiye girmediği halde “nasıl bir çocuğum olabilir?' dedi. “(Bu) Böyledir” dedi.” Cebrail. “Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona ‘ol’ der, o da hemen olur.” Hemen, evrimle falan değil. Zümer Suresi 68, “Sur'a üfürüldü;” şeytandan Allah’a sığınırım “böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yere yıkıldı.” Herkesin canı alınıyor. “Sonra bir daha üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.” Birden ayağa kalkıyorlar bütün insanlar. Evrimle mi oldu bu da? Mesela bütün insanlık yeniden diriltiliyor evrimle mi olacak? Daha önce nasıl diriltildilerse, nasıl yaratıldılarsa yine aynı şekilde birden yaratılıyorlar şaşırılacak bir şey yok bunda. Mesela ölüler mezardan kalkacak. Değil mi? Herkes dirilecek. O dirilmede yine evrimle mi oluyor? Yok, birden yaratılıyor. Peki, her yerde birden yaratılmayı kabul ediyorsun da burada niye kabul etmiyorsun? Meleklerde kabul ediyorsun, cinlerde kabul ediyorsun, ahirette birden yaratılmayı kabul ediyorsun dünyada kabul etmek istemiyorlar. Öyle olmaz. Ona gücü yeten Allah hepsine gücü yeter.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Sur’da operasyon bölgesinde namaz kılan bir askerimizin resmini göstermek istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah Allah. Aferin. Aslanım benim hem de çatışma bölgesinde koç yiğit. Nasıl koyu dindar aferin. MaşaAllah.

“Son soru.” Niye son soru canım, sor istediğin gibi. Haçlı birlikleri diye bir yazı var. “Masonluk hayırlı bir şeyse neden kötüleniyor? Yok şer bir şeyse neden locaları kapatılmıyor? Buna cevap verin. Selam.” Aleyküm selam. İçinde yanlış adamlar da var, iyi insanlar da var. Bir kulüp gibi düşün. O kulüpte yanlış insanları eğitirsin, doğru, iyi olanlarla beraber olursun, onlarla birlik olup o yanlış olanları da düzeltirsin, hayırlı faydalı bir hizmet yapmış olursun. Küfür ederek, kızarak netice alacağına düzeltmek daha iyi.

Ahmed bin Muhammed Ebu Nasr der ki: İmam Rıza Aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Bu zuhurdan önce “Bûyuh” olacaktır” Ama ben “bûyuh”un ne demek olduğunu anlamadım. Hacca gittiğimde bir bedevinin “bu ne “bûyuh” bir gündür” dediğini duyunca ona sordum. “Şiddetli sıcak ve hararet” dedi.  İşte küresel ısınma dedikleri, Hz. Mehdi (a.s) devrinin alameti.(Bihar’ul Envar, Kaim Aleyhisselam’ın Kıyamından Önce Vuku Bulacak Alametler, 14. Bölüm) 2015 yılı 1880 yılından beri en sıcak yıl oldu. Yüz otuz altı yıldan beri ilk defa bu kadar sıcak oldu. Bak “Mehdi’nin zuhurunda bu olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Mehdi’nin zuhurundan önce “Bûyuh” olacaktır. Ama ben “bûyuh”un ne demek olduğunu anlamadım. Hacca gittiğimde bir bedevinin “bu ne “bûyuh” bir gündür” dediğini duyunca ona sordum ne demek bûyuh diye. “Şiddetli sıcak ve hararet” dedi” diyor. Hz. Mehdi (a.s) devrinin özelliğidir şiddetli sıcak ve hararetin artması yani küresel ısınma dedikleri olay.

Efendimiz (s.a.v.)  Uhud seferinde ordunun önünde yavrularını emziren bir kedi çıkınca kediye zarar gelmemesi için kedinin başına nöbetçileri koymuş. Koca ordu o kedinin etrafından dolaştırılmış ona zarar gelmemesi için. Bu seferden döndüğünde Resulullah (s.a.v.)  nöbetçilerden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Muazza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Muazza. Hz. Muhammed (s.a.v.)  kedisi Muazza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken sahabei kiram “ya Resulullah o sudan kedi içti kirlendi” deyince Resulullah (s.a.v.) “onlar en temiz ağıza sahiptirler” buyurmuş. “Ve o sudan abdest almıştır” diyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki: “Ey Cabir! Kaim Mehdi’nin zuhurundan önce Şam’da halkı öyle bir fitne saracak ki ondan kurtulmak isteseler de kurtulamayacaklar” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Şu an o oluyor bak Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Ama hiçbir alim, hoca hemen hemen bunları söylemiyor, gizliyorlar benim bu söylediğim hadisleri.

İmam Ebu Cafer Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Cabir! Mehdi’nin çıkışında sana anlatacağım şu alametlere ulaşıncaya kadar bekle. Ey Cabir! O yıl dünyanın her yerinde ihtilaflar çıkacak.” Her yerde anarşi çıkacak. “Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır.” Suriye topraklarıdır. Gaybeti Numani’de.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in kedisi çok şekerdi demek ki, bütün ordu yandan geçmiş.

Esra Zeynep Yavuz; “Canım Hocam, ben Amasya’dan Mustafa Üstün Hocamız’ın talebesiyim.” Mustafa Üstün Hocamız çok değerli, mübarek bir insan. Çok samimi maşaAllah. “Lise son öğrencisiyim. Öğrencilere milli şuur dersi verilmesi sözünde çok haklısınız. Hocam ilçemizden şehit verdik. İlk gün herkes celallendi ama sonraki günler hiçbir şey yokmuş gibi birçok insan devam etti. Ne öğretmenin ne de okuldaki öğrencilerin komünizm, terörizm, Darwinizm hakkında bir bilgileri yok. Bu topraklar kolay kazanılmadı kolay kaybedilmez. Allah bize de şehit olmayı nasip etsin diyorum, amin diyen yok Hocam” diyor. “Savaş olursa biz gelmeyiz canımızdan mı olacağız diyenler var. Vatan sevgisiyle ilgili, milli şuurla ilgili öğretmenler de dahil kesinlikle ders alınmalı dediğiniz gibi Canım Hocam. Çünkü o manevi eksikliği hissediyorum. Bu durum çok acı. Ellerinizden hürmetle öpüyorum.” Her yerde, o ilçede de her tarafta herkeste tabii böyle bir şey yoktur da ama öyle diyen insanlar ona rast gelmiş. Yoksa o ilçe delikanlı bir ilçedir. Ama tabii bilgili olan olur, bilgisiz olan olur, imanı zayıf olan olur, olmayan olur hepsi bir olmaz. İmtihan dünyası.

Eseniler’e Hz. Musa (a.s)’ın o gizli topluluğundan birkaç kişinin öğretmenlik yaptığı rivayet ediliyor Musevi kaynaklarda. Bugün bilinen mucizevi bilgiler içeren Kumran yazıtları Eseniler’e ait. Bu yazıtların Hz. Musa (a.s) ve Mısır’dan getirdiği öğretileri ile bağlantılı olduğu kabul edilir genel olarak. Eseniler’in yazmalarında Mesih, Moşiyah, Mehdi beklentisi çok belirgin, açık açık anlatıyorlar. Hz. Zekeriya (a.s), Hz. Meryem (a.s) ve Hz. İsa (a.s) da bu Eseniler’e dahildiler, o grubun içinden çıktılar. Mesela vaftizi Yahya’nın ritüelleri, yağlı vaftiz yapılması, zeytinyağı ile vaftiz, abdest alma adeti sadece Eseniler’e has bir adet ve uygulama, ibadet şekli. İskenderiye okulunu kuran Eseni rahiplerinin İskenderiye okulundaki isimleri Hızır anlamında, Eziris yani Hızır rahipleriydi. Ezır tarzında Yesır, Esır tarzında.

“Yüce Allah’ın kitabı hakkındaki bilgisi ve onun elçisinin sünneti Mehdimiz aleyhisselamın kalbinde bir bitkinin en güzel şekilde büyüyüp yetişmesi gibi gelişir.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti de Kuran’dı biliyorsunuz. (Kitabü-l Gaybet, Bihar-ul Envar, cilt 51.)

“Hz. Mehdi’nin erdemi, üstünlüğü” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “tüm dertlere ve şiddetli fesada karşı gösterdiği üstün sabrındandır. Mehdi’nin üzerinde deccalın kuşatması hiç kalkmaz.” Sürekli devam eder diyor, zuhur edinceye kadar. İsafur Ragibin’den aktarılıyor. (Tılsımlar Mecmuası, 212.)

Bak Zeynep şikayetçi sizden, diyor ki; “Canım Hocam” diyor “yaklaşık yarım saattir yayını izliyorum. Yüzünüzü sohbet anlatılırken birkaç dakika, müzik varken birkaç saniye gösterdiler. Son yarım saattir talebelerinizi izliyoruz. Yakın çekim zaten hiç yok gibi. Bilmem ne demek istediğimi anladınız mı inşaAllah?” diyor. Anladım anladım, ben onları uyaracağım. Hem yakın çekim yok. Yap yakın çekim. Şu an telafi oldu bu. Bir daha bunu yapmayacaklar, uyarıyoruz.

“Mehdi (a.s) bir mezhebe tabi olacak mıdır?” Olur mu öyle şey? Mehdi (a.s), Bediüzzaman; “Hem en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müçtehit, hem hakim, hem Mehdi, hem kutbu azam olarak” diyor “bir zatı nuraniyi gönderecek, o da ehli beyti nebeviden olacaktır” diyor. Gelmiş geçmiş en büyük müceddid olduğuna göre hiçbir mezhebe tabi olmaz. Doğrudan Kuran’a tabi olacaktır.

Abdurrahman bin Sahr adlı bir sahabe. Bak, Abdurrahman bin Sahr ismi. Sokakta kalmış kedileri götürüp, onları yedirip, içirip seviyormuş, sokak kedilerini. Resulü Ekrem Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bundan haberi yokmuş. Sahabelerden biri bir gün Hz. Muhammed (s.a.v.)’e söylemiş. Hz. Muhammed (s.a.v.) sahabenin söylediğini kendisi de bildiği için Resulü Ekrem Peygamberim bir şey söyler diye kediyi hemen hırkasının içine saklamış, suç gibi görmüş onu. Sahabeler söylediği için hep kedilerle geziyor, hep seviyor demişler. O da Peygamberimiz (s.a.v.) bir şey der diye çekinmiş hırkasının içine saklamış kediyi, yavru kediyi. Resulullah Hz. Muhammed (s.a.v.) kendisine “hırkanın altında ne sakladın” demiş.  Hırkayı açmış küçük bir kedi yavrusu çıkmış. Hz. Muhammed (s.a.v.) yavruyu sevmiş okşamış ve o zata “utanma övün, sen kedi babasısın” demiş. “İsmin Ebu Hureyre bundan sonra” demiş “kedi babası.” Adı Ebu Hureyre oradan geliyor. Gerçek ismi değil Ebu Hureyre bu lakabıdır. “Ey Ebu Hureyre” demiş “utanma övün sen kedi babasısın” demiş. “O günden sonra Abdurrahman bin Sahr’a artık Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  hitap ettiği gibi Ebu Hureyre diye hitap edildi” diyor. (Buhari 5. cilt, 811.)

Sıtkı Tekeli’nin anlattıkları: “Bediüzzaman’ı gençlik yıllarında tanırım korkunç bir hafızaya malikti. Hafızasını tecrübe için eline bir gazete verdim. Hazret gazetenin sayfalarına on dakikada kadar baktı ve bana iade etti. “Üstadım okudunuz mu?” diye sordum. “Tecrübe edebilirsiniz” buyurdular. Gazetenin münderecatını on dakikalık bir zamanda tamamen hafızasına almış bulunduğunu hayretle müşahede ettim” diyor. Gazetenin neresini sorsa tam bilmiş. “İstersen sor” demiş. Fotoğrafik hafıza böyle, baktı mı sayfayı tamamını ezberine alıyor, Kuran ezberi de öyle. Mesela Buhari-i şerif, diğer hadis kitapları da öyle. Sayfaya tek bir kere bakıyor bütününü tamamını ezberine alıyor. “Bunun ilminin izahı mümkün mü bilmiyorum” diyor. Okuma hafızası değil fotoğrafik hafıza. Sayfa adeta bir fotoğraf gibi aklında kalıyor.

KARTAL GÖKTAN: Operasyon bölgesinde namazını kılan bir başka askerimizin resmini göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bakayım aslana. Koç koç koç, Ağabeyinin kuzusu, Ağabeyinin koçyiğidi, canım benim. Allah ömrünü uzun etsin senin. Nur bunlar nur.

Kardeşim Mehdi hadisleri uydurma hadis diyorsun veya zayıf hadis diyorsun. Aynısıyla çıkmış, sahihin de üstünde olmuş oluyor, mütevatir hadisin de üstünde oluyor. Kesin doğru hükmünde oluyor, kesin doğru. Aynısıyla çıkmış.

“Her şeyi kafama takıyorum” diyor Suzan. Kuran ile hareket edersen gayet akılcı, sağlam ayağını basmış olursun.

“Hocam sizi tanımadan önce kapkaranlık bir dünyada yaşıyorduk, siz yolumuzu, önümüzü aydınlattınız.” Merve Haktan. Kuran aydınlattı ben vesile oldum. Kuran ile Allah aydınlatıyor. Allah Kuran’ı vesile ediyor Cenab-ı Allah.

“Mehdi’ye Kuran’dan delil verebilir misin?” diyor. İşte çok okudum ama dinlemiyorsunuz ki. Yasin Suresi 21. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.” Ayetin aslı  “Tebliğlerine karşılık sizden ücret istemeyen” parasız tebliğ yapan “bu kişilere tabi olun. Onlar Mehdilerdir” diyor. Muhtedun. Açıkça Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor Kuran.

Şimdi biraz ahir zaman hadisleri dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla programımıza devam ediyoruz.

VTR: Mekke’deki Saat Kulesi ve Tüneller Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerinden Biridir

Masaüstü Görünümü