Harun Yahya

Sohbetler (9 Mart 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Her gün sevgi” diyelim.

İmansızlık ne kadar yaygın gençler arasında. Bu gelenekçi İslam mahvetti çocukları. Müthiş eğlendirici buluyorlar, acayip komik buluyorlar çok korkunç bir şey olmuş. İnsan fıtratının, insan aklının tam zıddı bir anlayış ortaya konmuş. Kadınlar aşağılanıyor, kadın ikinci sınıf görülüyor. Gençleri adeta şoka sokacak izahlar bunlar yani nasıl bu zamana kadar din devam etmiş hayret. Nerede acayip şey varsa üstlerine almışlar. Mesela sakal keseni öldürmek, sana ne adam sakalını kesiyorsa niye öldürüyorsun adamı? Berberleri falan Allahualem herhalde tepeden tırnağa hepsini doğramayı düşünüyorlar. Müthiş bir tahribat yapılmış, dine akıl almaz bir oyun oynanmış. Bir de adamlar büyük bir şevkle, bak gençler de o kafayı savunuyorlar büyük bir heyecanla. Ama Kuran’ı anlayan nasıl dinsiz oluyor ben ona şaşıyorum. Yani Allah’tan korkmama nasıl oluyor? Ama bu Allah’tan korkmayanlara ben dikkat ediyorum bunlar Allah’a öfkeli oluyorlar genellikle haşa.  

Dini nasıl yaşanamayacak hale getirdiklerini o kadar İslam alimi var nasıl fark edemediler? Hep nefret üstüne kurulu bir sistem, kadın karşıtlığı üstüne kurulu. Eğlence yok, müzik yok, güzel giyinmek yok, güzel yemek bile yok kırk lokma falan yiyeceksin. “Nefsi azdırır” diyor.

ENDER DABAN: Siz daha önce söylemiştiniz Hocam, “zorlaştığı için, yasaklar arttığı için daha takva olduklarını düşünüyorlar” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Ama Allah mucize olarak ayakta tutmuş dini, böyle bir durumda din ne olurdu ben düşünemiyorum. Gençler arasında muazzam bir ateistlik var ama dindar gençler de bu ateistlere bakıp bu sefer kendi imanlarından şüphe etmeye başlıyorlar. Birde cinsi sapıklık bir felsefe gibi yayıldı yani modernlik gibi gösteriyorlar cinsi sapıklığı. Filmlerde şunda bunda şey yapıyorlar, cinsi sapık olunca da Müslüman olmak istemiyorlar. Zaten bu ahlaksızlığı yaptığı kanaatinde oluyor. Öyle tiplerin yanında İslam’dan Kuran’dan bahsedince morarıyorlar, adamın gözlerine kadar kan geliyor akıl almaz sıkılıyor Kuran’dan İslam’dan bahsedilince.

Serkan Cinar, “Nasıl oluyor bu insan aklının tam zıddı din anlayışı?” Tabii, çocuklara baksana. Akla zıt, mantığa zıt ne varsa yani o kadar çılgınca izahlar ki. Hint dinlerinde bile yoktur, bu hani var ya garip dinler var Hint dinleri onlarda bile bu kadar yoktur.

Şimdi gençlere kızmak falan değil hakikaten acayip oyun oynamışlar. Müzik çok eğlenceli güzel bir şey nasıl haram edersin onu sen? İnanılır gibi değil. Mesela kadınlara akıl almaz bir cendere uygulamışlar, kadınlar da gariplerin kabul etmiş. Bir kısmı için diyorum, bunu kabul etmişler çok makul görmüşler. Adam ikinci sınıf görüyor adam yerine koymuyor “insan değilsin” diyor. Suudi Arabistan’da toplantı yapılıyor “Kadın insan mıdır değil midir?” diye toplantı yapılıyor.

AYLİN KOCAMAN: Siz Adnan Bey, dünyaya hükmettiniz, gerçekten dünyayı değiştirdiniz. Bütün dünya çapında etkiniz var, Darwinizm’i çökerttiniz, masonluğun içine girdiniz. Bütün mason localarında şu anda Kuran var sizin vesilenizle. Bütün kitaplarınız dünyaya yayıldı, herkes şu an sizin kim olduğunuzu ve nasıl mücadele verdiğinizi çok iyi biliyor, dünyayı değiştirdiniz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, evvelAllah, maşaAllah.

PİRAYE YÜCE: Dünyada birçok gazetede makaleleriniz çıkıyor sürekli.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Hz. Ali (k.v) dedi ki: “İmam-ı asrın (Mehdi’nin talebelerini) görüyor gibiyim. Renkleri benziyor, boyları da benziyor, yüzleri de benziyor, kıyafetleri de benziyor. Tüm kalplerin parçalanmış olduğu bir dönemde kalpleri birleşmiş olan acip bir topluluk” diyor. Ama birbirlerine çok benziyorlar diyor Hz. Ali (k.v), baktığında yüzleri renkleri her şeyleri benziyor diyor, kıyafetleri benziyor diyor. (El-Melahim Vel Fiten, 122. sayfa, 1. cilt 416, 480. hadis.)

“Hz. Mehdi (a.s) talebeleriyle birlikte bulutların üzerinde yolculuk yapar.” Nasıl olur bu? Uçak. (Bihar’ul Envar, Urduca çevirisi, cilt 52, sayfa 286.) Bak ahir zaman için bu. Onlar da millet o zaman uçan halıya binecek falan zannediyorlar halbuki uçak, evet.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri Allah’a iman ederler ve Allah’a kimseyi ortak koşmazlar.” Şirkten kaçınırlar. “Onlar namazlarını vakitli olarak muntazam kılarlar ve iyiliği emredip kötülükten sakındırırlar.” Tebliğ yaparlar. “Allah aralarında sevgi ve şefkat yaratır, birbirlerine eziyette bulunmazlar.” (Seyit Bin Tavus’tan Saud Un Saud 34, Bihar’ul Envar, Urduca çevirisi 284.)

Ebu Cafer (r.a) rivayet etti dedi ki: “İmam Mehdi’nin çıkışından önce iki çeşit ölüm olur. Biri kızıl ölüm” kızıl “bu ölüm silahla olur” teröristlerce yapılır.” Komünistlerin saldırısı bak çok net “kızıl ve silahlı.” “Her yedi kişiden beşi ölür.” Yani komünistlerin kuduracağını ve çok fazla kan dökeceğini söylüyor. PKK yani. (Şeyh Sadıkun, Kemaluddin kitabı, ikinci cilt, 57 bölüm, 26. hadis.)

İmam-ı Bakır (r.a) şöyle buyuruyor: “Kaimimize” kime? Hz. Mehdi (a.s)’a, “düşmanlarının kalbine korku salınarak Allah tarafından yardım edilecektir.” Yani sebepsiz bir korku, dehşete düşecekler Hz. Mehdi (a.s)’dan. (Kemaluddin-i , cilt 1, bap 32 ve h.16, sayfa 33.)

İmam-ı Caferi Sadık (r.a) buyurdu: “Kim kaim Mehdi’nin ashabından talebelerinden olmak isterse beklemeli. Beklemeli ve bekleyiş halinde kendisinden takva ve güzel ahlak sergilemelidir.” Takva ve güzel ahlakta devam edecek fakat “beklesin beklesin” diyor. Çünkü bulur o onu. (Bihar’ul Envar, cilt 52, sayfa 140.)

(Yevm’ül Halas, sayfa 224.) İmam Ali (k.v) güzeller güzeli dedem, yakışıklı aslan dedem ne diyor? “Mehdi ve talebeleri sabırlarından ve tahammüllerinden dolayı Allah’a minnet etmeye kalkışan kişiler değillerdir.” Yani ne kadar acı çektim, ne kadar çile çektim bunu söylemezler diyor. “Canlarını Allah yolunda feda etmekten dolayı da şımarmazlar.” Bunu kim diyor? Benim aslan dedem, Haydar-ı Kerrar, Aliy-el Murtaza.

“Hocam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Benim sorum; hiç Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i rüyada veya yekaza halindeyken gördünüz mü?” hiç görmedim. Belki yeteri kadar dua etmediğimizden olmuş olabilir ama hiç görmedim. Bir tek Bediüzzaman’ı gördüm, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı gördüm ikinci olarak. Onun dışında ben hiç kimseyi görmedim. İki üç kere de rüyam çıktı yaklaşık. Biri, üniversite imtihanını gördüm rüyamda o gün üniversite imtihanı varmış onu gördüm. Bir deprem oluyor ama çok güçlü şiddetli bir deprem değildi, akşam rüyamda deprem gördüm sabahında deprem haberi oldu. Yani onun dışındakiler o kadar önemli değil, ufak tefek şeyler.

Dinle çok oynamışlar bayağı büyük olay olmuş. Gözlerine inanamıyorlar  “müzik nasıl olur, olabilir mi ki?” diyorlar. Allah Allah “kadınlar özgür olabiliyor mu hakikaten?” diyor. Kardeşim, Allah niye eziyetini istesin senin? Biraz kendine gel toparla kendini. Allah senin için niye azap istesin? Allah sana özgürlük veriyor Kuran’da, bak Kuran’a hep özgürlüktür. Bütün üstündeki ağır zincirler kalkıyor. Zaten diyor adamlar “biz Kuran’a uyarsak zaten her şey helal olur, her kolay oluyor öyle din mi olur?” diyor. Din dediğin şöyle ezim ezim ezilecek, sürünülecek yani öyle görüyor. Allah “Ben söylemedim onlara böyle bir şey kendileri çıkarttılar” diyor, “ona da uymuyorlar” diyor “yapmıyorlar onu da “diyor.

Rumilik çığ gibi yayılmış Amerika’da ve İngiltere’de. Pakistan, Hindistan bunları da bayağı paralandırmışlar. Şimdi Türkiye’nin, Pakistan, Hindistan’ın gariban, fakir kızları, fakir gençleri, bu Pakistanlı, Hindistanlı, İngilizlerin beslediği, büyüttüğü, semirttiği mi diyelim artık yahut geliştirdiği tiplere yancı olarak kenardan yapışmak istiyorlar. Çünkü onlardan belki para çıkar. Bir iş sağlarlar, imkan sağlarlar, yiyecek verirler diye akla hayale gelmedik yazarlar, akla hayale gelmedik genç kızlar, delikanlılar yancı ve yalaka olarak görev yapıyorlar. Kendi memleketlerinin sırlarını satıyorlar. Her türlü ahlaksızlığı, haysiyetsizliği yapıyorlar. Aralarında muazzam bağlantılı yapılanma oluşturmuşlar. Rumilik adı altında bir nevi masonik yapılanma. Garip bir yapılanma yani.

Benim talebelerimden üç kişi şehit oldu. İkisi doğuda yüksek bir görev için gittiklerinde yine çok çok değerli bir koç yiğit, nasıl diyelim gizli bir kahraman, devletin çok önemli bir koçyiğidi de onlarla beraber, üçü birden şehit oldular. Aslanlarım, o çok hareketli bölgede. O kardeşimiz de çok önemli, kilit bir insandı. Gizli kahraman tabir edilen bir insandı. Bizim üç aslanımız orada şehit oldular. Bir aslanım da burada şehit oldu yine. Dolayısıyla bizde şehit çok. Allah’a şükür. Gazimiz çok.

“Hocam şu an sizi Isparta’da topluca seyrediyoruz” diyor. MaşaAllah.

Allah Allah, Eskişehir yıkılıyor. “Hocam şu an kahvedeyiz.” diyor. MaşaAllah. “Bütün kahve sizi izliyoruz.”

“Hocam dizi ya da film izlemek insanı yoruyor gerçekten. Sizin kanalı izleyince zımba gibi hissediyorum kendimi” diyor, Kutay Fatsa.

Bir de bazen böyle saftirik Müslümanlar, bakıyorlar ki Allah’la, dinle alay edenlere hiçbir şey olmuyor. Kendi aralarında eğleniyorlar falan. Onlara özeniyor. Bu sefer aklı da zayıf olduğu için, “herhalde Allah yok o zaman” diyor. Bak, kafaya bak. Sonsuz deliller esas olmuyor da, onlar. Halbuki Allah onlar olmasa bile yaratır. Zaten din için o gerekir. Dine zıt varlıklar zaten gerekiyor. Onu anlayamıyor.

Sur ve İdil’de operasyonlar bitti. Efkan Ala yüzde 99 bittiğini açıkladı. Komandonun, kahraman komandonun Sur ve İdil’de komando marşını okudukları iki ayrı video var. Önce ben aslanlarıma bir Mehter dinleteyim, tebrik ediyorum ellerine sağlık. Şimdi aslanları göster. Kabadayılara baksana. Görüyor musun aslanları, kabadayıları? Çakallar, üç beş aslanımıza böyle pusu kurmayla bir şey yapacaklarını zannediyorlar, köpek herifler. Bak darmadağın oluyorsunuz işte, artistlik yapmanıza gerek yok. Olayın başından belli ne olacağı otuz kere söyledim. Yok ayaklanırız ha, bilmem ne, ayağını kırarım kırarım aklını başına alacaksın. Kanunla hukukla ayaklarını kırarım, hepsi kodese, çakallar. Annelerim, bacılarım orada rahat edecekler. Oraları Paris’e, Londra’ya çevirelim. Efkan Baba’yı da tebrik ediyorum. O da sıkı kabadayıdır Efkan Baba, delikanlı, yürekli delikanlıdır, onu da hasseten tebrik ediyorum ayrıca. O en başta bir kabadayılık yaptı o çok hoşuma gitti,  o en en başında. Helal olsun Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmadı, yiğitlik yaptı yakıştı. Ömrü boyunca o ona yeter. Ne güzel konuşuyor, diyor “dilim varmıyor da ağzım varmıyor diyor gidip Başbakan’ı almaya kalkıyorlar falan diyor, aman ha falan diyor maşaAllah. O devreye girmese bayağı bir şey olacakmış.

İngiliz derin devletiyle çatışan bizim aslanlar, kabadayılar o zaman o tarz kabadayı kıyafeti vardı üstlerinde. Hakikaten de kabadayının hasıydılar helal olsun. İngiliz derin devleti benim canlarıma işkence yapıyordu betona vuruyorlar kafalarını falan çıtlarını çıkartmadılar ya, helal olsun ne yiğitlikmiş bu, ne kabadayılıkmış? Anadolu’ya silah kaçırıyorlardı.

Efkan Baba demiş ki, “özellikle Güneydoğu’da yeni bir güvenlik anlayışı olacak” demiş. “Korucular daha fazla olacak” demiş. Bak bu benim sözümdü Allah’a çok şükür. Sokak sokak, mahalle mahalle kimin sorumlu olduğu belli olacak demiş. Böyle bir sistem kurulacak. Bu da benim sözümdü, hatırlıyorsunuz değil mi? Uzun süre söyledim Allah’a şükür oda oluyor. Eskiden bekçilik sistemi vardı, ona benzeyen ama daha gelişmiş özellikle geceleri çok sık denetim olan bir güvenlik yapısı diyor. Aynısı kelimesi kelimesine ben söylemiştim aynısı. Bekçilik de aynısını söyledim. Ne diyorsak oluyor Allah’a çok şükür, kendimiz buradayız, fikirlerimiz hep iktidar. Öcalan da söylüyor, Adnan Hoca gibi bazı MİT elamanları diyor efendim filozof din adamları hükümeti, devleti yönlendiriyorlar diyor. Onlar yol gösteriyor, onlar da gereğini yapıyor diyor, ince düşünmüş. Hayır, MİT elemanı değilim ama olsam iftihar ederim.

Bu tulumbacılar, onlar da kabadayıydı. Göster bakalım kabadayıların onlarını resimlerini. Mesela bunlar Allah rızası için akşama kadar yangınlara koşuyorlar falan, ayakları çıplak, bunların hiçbir çıkarı falan da yok. Allah rızası için yapıyorlar. Tulumbacı aynı zamanda kabadayı da bunlar. Devlete hizmet eden faydalı insanlar maşaAllah.      

Şimdi, Sur’da görevi biten, Nusaybin’e geçti jandarma komando ve jandarma özel harekat. Onlara hediyem.  “Hocamız canlı, güzel bir parça gönderebilir mi?” demişler. Onlar can. Allah onlara hidayet, sağlık, sıhhat, afiyet versin. Kahpe kurşunları sektirsin Allah, başka yöne götürsün. Onlara dokundurtmasın. Allah melekleriyle yardım etsin. Kalplerine inşirah, ferahlık ve cesaret versin. Düşmanlarına Allah korku salsın. Allah aslanlarımızı galip etsin. Küfrü, kafirun ve kafiratı, PKK’yı mağlup etsin. Kahr-u perişan etsin.

BÜLENT SEZGİN: Özel harekatçılarımızın birkaç fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım kabadayılara.

BÜLENT SEZGİN: İdil’de PKK’nın karargah olarak kullandığı okula Türk bayrağımızı asarken.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. Ağabeyinin koçyiğitleri. Helal olsun onlara, aferin, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İdil’de şehit olan, özel harekat polisi Hakan Yılmaz’ın cenaze töreni vardı. Yirmi bin kişi uğurladı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: En az.

KARTAL GÖKTAN: Ve kendisinin doğuya gönüllü olarak gittiği ortaya çıktı. Yaklaşık bir hafta önce annesinin istifa edip dönmesini istemesi üzerine; “Anne ben devlet aşığıyım. Ben burada şehit olacağım. Cenazemde sakın ha devletime kötü söz söylemeyin” dediği öğrenildi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, alkış benim aslanıma. Güzel. Göreyim ben koç yiğidimi. Hay senin nurunu seveyim ben senin. Aslanım. Allah kalbine güzellik nasip etmiş. Güzel konuşturmuş, hikmetli konuşmuşsun. Kalbine gelmiş hissi kalp-el vukuuyla. MaşaAllah. İftihar ediyorum senle iftihar. Türk milleti iftihar ediyor. Helal olsun sana.

TARKAN YAVAŞ: Yaralıyken de savaşmaya devam etmiş.

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım, hay benim kabadayım. Kurşun yarası almışlar?

TARKAN YAVAŞ: Devam etmişler, bitirene kadar orayı.

ADNAN OKTAR: Helal, helal benim aslanıma. Ne güzel, ne mutlu sana. Bak biz burada kaldık. MaşaAllah. Gıpta ediyoruz sana gıpta koçyiğit. MaşaAllah.

Osmanlı zamanında kabadayılar halka çok güzel davranıyorlar, çok sevecen. Mazlum oluyor kabadayılar. Öyle şey değiller. Çok masum, çok efendi oluyorlar. Aksaraylı sarraf Niyazi de bunlardan biri. Aslen Mora’dan gelmiş. Tıbbiyeye kaydolmuş. Ancak yakınları senin işin değil tıbbiye demişler. Ondan sonra doktor olmaktan vazgeçmiş. Boyu 1.90 maşaAllah. Çocuk gibiymiş kalbi. Eli çok açıkmış. Bütün fakirlere mal, mülk ne varsa eline geçen her şeyi dağıtıyormuş. Babasının açtığı sarraf dükkanını kısa sürede batırmış. Göreyim bir resmini. MaşaAllah, hakiki Osmanlı kabadayısı, maşaAllah.

Şehide ağlanması çok korkunç. Allah vermesin. Kabadayıya çok ağır gelir bu. Allah vermesin. Kalabalık uğurlama kabadayının şanındandır. O çok önemli. Sakın, bir ilçeye, ile geldi mi iki eli kanda olsa, kim olursa olsun şehidin cenazesine katılsın. Çok çok ayıp aksi. Ama akıl almaz bir ayıp. Mutlaka cenazede bulunsun, namazını kıldırsın yeter. Bir on dakika şehidi şehirde gezdirseler tamam yani inşaAllah. Ama mümkün mertebe çok gezse iyi olur. Bence yarım saat, bir saat iyi. Şehirde, kasabada bir gezdirsinler aslanı. Ondan sonra tekbir, tekbirler çok önemli. Bir hoparlörle idare edebilir, megafon olacak, tekbir diye bağıracak. Herkes Allahu ekber diyecek. Tekbir; Allahu ekber, tekbir; Allahu ekber. Sonra Ya Allah bismillah Allahu ekber diye şehidi götürecekler. Şehide en güzel ikram budur. Damla gözyaşı olmaz. Şehidin gururu yüksektir. Çok ağır gelir şehide ağlanması. Çok çok ağır gelir. Yani şehidi en rahatsız edecek hareket budur. Ki Allah göstermiyor onlara canları yanmasın diye. Ağlama şehide hiç olmaz. Kabadayının şanındandır zaten. Ya şehit olur ya gazi olur. Hep kabadayıların elinde yüzünde yara olur böyle. Baştan yarılmalar, elinde, yüzünde, kolunda, bacağında. Kabadayının süsüdür o.

Bu Şehere yolu, Yemen türküsünde geçiyor. Yolu yokuş olan Huş. Huş, 1905’te en çok şehidi bu köprünün çevresinde verdik. Allah şehitlerimizden gani gani razı olsun. Göster. En çok çatışmanın olduğu bölge. MaşaAllah. Çok çetin bir bölge yani. Sarıkamış’ta benim aslanlarım biliyorsunuz şehit olmuşlardı. 95 bin askerimiz şehit oldu. Üstlerinde paltoları olmadığı için -fakirdi Türkiye o zaman- benim koç yiğitlerimi normal askeri elbiseyle gönderdiler. Sıfırın altında acayip soğuk oldu. 95 bin askeri Cenab-ı Allah şehit olarak aldı.  

“Kim ne derse desin Adnan Hoca alemin kralı” diyor. Öyle dersen olmaz. Alemin krallarından diyeceksin. O zaman çok acayip bir şey olur yani.

Şu an F-16’larımız Kandil ve Zaho’yu vuruyormuş. Ama Kandil vurmayla olmaz kardeşim. Otuz kere söyledim. Oranın coğrafi yapısının değiştirilmesi lazım. Yani dar geçitler olan, çok kayalık, mağaralar dolu bir alan. Orayı bir düzleyin. Teknik imkanlar var, değil mi? Ne yaparsın? Yüz ton C-4 kullanırsın. Bir saatin içinde biter. Ertesi gün der ki adam; “Biz yanlış yere geldik. Burası Kandil değil. Burası ova. Adres yanlış” diyecek. Uyaracaksın on beş gün öncesinden. Bak, burada tavuk, domuz, ayı falan varsa hepsi çıksın. Kış kış diyeceksin. Sonra, hatta beş yüz ton yeter, beş yüz ton C-4. Tek hareket. Her yerden duyulur zaten o. Ta Irak’a kadar gider onun sesi. Orada zaten küçük çaplı deprem oluşur. Yani üç veya dört şiddetinde deprem oluşturur o patlama. Arazi de dümdüz olur. Ve Kandil konusu kökünden hallolmuş olur. Sonunda dediğime gelecekler. Başında yapsalar daha iyi olur. Geçenlerde Sayın Bahçeli, kapalı olarak benim üslubumla söylüyordu. Kandil’i yerle bir edin diyor. Taş taş üstünde kalmasın diyor. Taş taş üstünde kalmasın ne demek? Ova yapın diyor. Ovada gezmekle böyle dağlık arazide gezmek bir mi? Ovanın huzuru ayrıdır. Domates, biber de yetiştirirsin, gezersin de. Ama oraya bu şart.

Milli piyade tüfeğimizde seri üretime geçilecekmiş. Ama şeyi ne kadar ben onu bilmiyorum. Onu bize bir söylesinler. Menzili ne kadar, ne kadar mermi alıyor? 17 atak helikopteri daha devreye girecekmiş. İHA’ların sayılarının artması ve teknolojinin gelişmesi için çalışmalar yapılıyormuş. Biraz daha hızlı.

Bugünler işte böyle bir olaylar oluyor. Bir başka şeyler oluyor, her gün değişerek, gelişerek. Aralarda hırsız, sahtekar, üçkağıtçılar da karşımıza çıkıyor. Onları geçiyoruz başka türlü insanlar çıkıyor. O, gene geçiyoruz başka türlü insanlar çıkıyor. Allah bize sürekli bereket, güzellik, bolluk vererek bizi ilerletiyor. Hepsinde tabii bir hayır, bir amaç, bir hikmet olmuş oluyor. En sonunda bakacağız hiç umulmamış bir şekilde mesela ben şaşırıyorum. Mehdi (a.s) çıkar diye hiç ummuyordum lise yıllarında falan. Ama baktım hakikaten doğru. Böyle yüzlerce benzerlik olmaz ki. Bir tane olur, iki tane olur. Yüzlerce yani. Bu, ciddi bir olay olduğu anlaşılıyor. Çok ciddi bir olay. Allah’ın Mehdiyet’e de bu kadar önem vermesi de insanın hiç tahmin ettiği bir şey değildi. Biz dünyaya geliriz, okuruz, evleniriz, işimize gücümüze bakarız. O arada da imtihan oluruz. Okuması, hiçbir şeyi ilgilendirmiyor Allah’ı. Sadece ahir zaman, Mehdiyet ve sevdiği insanlar ilgilendiriyor Allah’ı. O kadar. Kimin ne yaptığını, toprakları nasıl olmuş, şu nasıl olmuş, sanayisi nasıl olmuş, hiç önemi yok. Çünkü cennetin sanayisiyle dünyanın sanayisi karşılaştırılsa, burası cehennem gibi. Her yer sanayi olsa ne olur buranın?

Evet, şimdi kısa bir ara verelim. Devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü