Harun Yahya

Sohbetler (18 Mart 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde PKK’lı teröristlere yönelik sürdürülen operasyonda bir polis şehit oldu, iki polis memuru yaralandı. Operasyonları sürdüren polis ekipleri bir eve girdiği sırada PKK’lı teröristlerin eve tuzakladıkları bombayı infilak ettirerek saldırıyı gerçekleştirdikleri belirtildi. Henüz şehidimizin kimliği açıklanmadı.

ADNAN OKTAR: İsmi olmayan kahraman, aslan o aslan koçyiğit. Annesine babasına Cenab-ı Allah uzun ömür versin, güzel sabırlar ihsan etsin. Aslanımızın ismini duyarsak ismiyle onu tebrik ederiz. Şimdi gıyabi olarak tebrik ediyoruz. Allah şehadetini makbul etsin. Mübarek bir boyutta, mübarek bir hayatta ne mutlu ona. Her gün imreniyoruz her gün, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü dolayısıyla şöyle bir konuşma yaptı: “Bilhassa son üç yıldır yaşadığımız hadiseler Çanakkale’de mücadeleyi çok daha önemli hale getiriyor. Biz şehitlerin nesliyiz, biz şehitlerin suladığı bu topraklarda yetişmişiz. Şehadet bizim için korkulacak bir makam değil ulaşılması gereken bir makamdır. Onlar ölü değil diridirler ama sizler bilemezsiniz. Onların rızkının kefili Allah’tır, bu müjdeyle onlar yürürler birileri anlamaz. Onlar tabutta götürülen cenaze zanneder, değil. Burası önemli. Gençler, umudunuzu yitirmeyin, biz bir ölür bin diriliriz. Onun için tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam aslan, güzel sahip çıkıyor. Ama kafayı ona taktılar, inşaAllah. Ama o da başkanlık sistemine girip işi karmakarışık hale getirmesin. Böyle iyi dayanışmayla, Başbakan’la gitsin. Millet onu korur, Allah vesile eder, zaten Allah’ın korumasında. Hiç telaş etmesin fütur da vermesin hiçbir şey yapamazlar evvelAllah. Görünen görünmeyen herkes iyiler onu korur.

İnternet Haber. Büyük mü bu site?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Nasıl büyüdüler acaba bu siteler? Haber kalitesiyle mi büyüdü acaba? Kolay ulaşılabilirlik falan.

KARTAL GÖKTAN: Evet. İlk açılan sitelerden birisi.

ADNAN OKTAR: O zamanla meşhur. Anladım. Biri meşhur oldu mu herkes ona mı şey yapıyor?

KARTAL GÖKTAN: Genelde evet öyle.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK ile mücadelede bazı ek önlemler alınıyor. Sivillerin bulunduğu mahallelerdeki çatışmalarda sağlanan başarı üzerine özel harekat timlerinin sayılarının artırılması kararlaştırıldı. Halen 12 bin 500 kişilik jandarma özel harekat taburları bulunuyor. Bu sayı önümüzdeki yılın sonuna kadar en az yirmi bine çıkarılacak. Sayıları 7 bin 800 olan polis özel harekat timlerinin sayısı ise 20 bine çıkarılacak. Yeni alınan beş bin öğrenci Aralık’ta eğitime başladı. Sınır güvenliğinden sorumlu mekanize tugay ve personel sayılarının da artırılması planlanıyor.

ADNAN OKTAR: Bak üç yıl önce söyledim ben bunu, üç yıl önce. “Bu adamlar buralara yerleşiyor bunlar ahlaksızlık yapacak” dedim. “Bunlar komünist Stalinist, silah falan gömmez böyle bir şeye inanmayın” dedim. “Hem korucuları güçlendirin, hem özel harekatın sayısını artırın, kapanan okullarını da açın” dedim. Üç yıl önce söyledim.

BÜLENT SEZGİN: Özel harekat eğitiminden bazı fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aslan onlar aslan, hepsi aslan.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Güneydoğu’dan başlamak üzere batı illerini de kapsayacak şekilde kent merkezlerine, ilçelere özel eğitimli personelin görev yapacağı 280 karakol inşa edilecek. Yüksek korunaklı bu karakolların bir kısmı geçici, bir kısmı mobil, büyük bölümü ise kalıcı olacak.

ADNAN OKTAR: Karakol konusunu gazete ilanıyla hatta sekiz yıl önce söyledim. “Kalekollar tarzında yapılsın” dedim “kurşungeçirmez camlarla kaplı bombanın etki etmeyeceği şekilde müstahkem kale şeklinde yapılsın” dedik. “PKK müsaade etmiyor” diyor. Kardeşim, PKK müsaade etmiyorsa zorla yaparsın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Hani İlçesi’nde hükümet konağı önünde bomba yüklü bir araç bulunduğuna ilişkin ihbar üzerine harekete geçen güvenlik güçleri araçta arama yaptı. Yapılan arama neticesinde araçta yüklü miktarda bomba bulundu ve araç bölgeden uzaklaştırıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah nasıl cesaret ediyor bu herifler? Bombayı nereden buluyorlar bir de o var. Yoğurt gibi her yerde buluyor adamlar. Yani imali çok zor bir şey, nasıl elde ettikleri de çok acayip. Kurşun, silah her şeyi çok rahat buluyorlar.

Bugün Çanakkale Deniz Zaferi’nin 101. yıldönümü. 250 binden fazla aslanımız şehit oldu. Hepsini rahmet ve sevgiyle anıyoruz. Bak, 250 bin şehidi önden bir gönderdik, Hz. Hamza (r.a) hepsi gittiler, habire gidiyorlar. Sayıları çok kalabalık, şehadet alemi çok kalabalık, şehirleri çarşıları habire de bekliyorlar gelen olsa diye. Ta Hz. Musa (a.s) devrinden kalma şehitler var, Hz. İbrahim (a.s) devrinden kalma şehitler, Hz. Nuh (a.s) devrinden kalma şehitler. O ona muhabbet ediyor, o ona muhabbet ediyor hepsi aynı, aynı yerdeler. Bak, ta Hz. Musa (a.s) devrinden binlerce şehit var. Hz. Musa (a.s) zamanından kalma, Hz. Davut (a.s) zamanından kalma binlerce şehit var, terütazeler gencecik, aynı şekilde bekliyorlar. Her geleni böyle sevinçle karşılıyorlar, her geleni sevinçle karşılıyorlar. Ve “gelenleri de beklerler” diyor Allah ayette. Bir oradan geliyor bir oradan geliyor bir oradan geliyor, maşaAllah.

Hz. Yakup (a.s) yani Hz. İsrail (a.s) çok yakışıklıydı böyle ince yüzlü nezaketli böyle sarayda büyümüş gibi çok eğitimli olgun bir insan. Buğday tenliydi, iri gözlü bir insan, çok güzel bir insan.

Hz. Yusuf (a.s) beyaz tenli fevkalade güzel yüzlü, öyle güzel kelimesi yeterli değil. Ağzı ve dişleri iri, büyükçe dişleri ağzı da iri. Kahverengi kıvırcık saçlı dalgalı parlak saçları, iri gözlü. İnce ve kalkık burunlu, Hz. Mehdi (a.s)’da olduğu gibi, evet. Uzun bacaklı, bacakları güçlü ve uzun böyle kaslı atletik yani. Kemikleri çok düzgün, yanağında bir ben var genetik, ondan ona ondan ona geçiyor demek ki yanağında ben var.

Hz. İshak (a.s) uzun boylu, kara gözlü, uzun kirpikli, buğday tenli, yüzü güzel, konuşması çok düzgün. Saçı sakalı bembeyaz süt gibi Hz. İshak (a.s)’ın. Hz. İbrahim (a.s)’a benziyor Hz. İbrahim (a.s) da öyleydi. Yaşlılığında bembeyazdı saçı sakalı. Ama tabii daha önce simsiyah.

Hz. Davut (a.s) orta boylu beyaz tenli bayağı beyaz. Parlak mavi gözlü, gözleri mavi Hz. Davut (a.s)’ın. Çilli yüzü, kıvırcık saçlı böyle dalgalı saçı kızıl saçlı. Kirpikleri uzun, kirpik uçları sarı sarışın olduğu için, çok şeker. Saçları kızıl, biraz da turuncuyu andıran kızıl, İrlanda kızılı gibi. Yanağında gamzeler var güldüğünde konuştuğunda, yanaklarda var ya şöyle gamze oluşur. Gür ve güzel sesli, ünlüdür Hz. Davut (a.s)’ın sesi, tok güzel sesli. Çok güzel huylu, temiz kalpli ve çok anlayışlı. Peygamber olmadan önce biliyorsunuz çobanlık yapıyordu. Peygamberlerin çoğu çobanlık yapmıştır. İsrail’e kral olduğunda bütün İsrail kadınlarına haber salmışlar. “Çok muhteşem yakışıklı bir genç kral oldu” diye. Bütün İsrail sallanmış böyle, hanımlar sokaklara dökülüyorlarmış görelim güzelliğini diye. Ama o da güzelliğinin farkındaymış, bu çoban başlığı var ya, gören çünkü döne döne bakıyormuş böyle güzel olduğu, yakışıklı olduğu için. O da öyle dikkat çekmemek için şu yüzü kapatan başlık var ya onunla geziyormuş gezerken, çobanlık yaparken falan. Çünkü gören yanlış mı görüyorum diye bir daha bakıyor. Hanımların aklı gitmiş kral olduğunda. Tabii üst baş kıyafet de çok güzel, nefis bir yakışıklılığı var. Sallanmış İsrail böyle, maşaAllah.

Hz. Süleyman (a.s) dedem uzun boylu, iri ve geniş vücutlu. Hz. Mehdi (a.s)’ı andırıyor biraz boydan boya geniş iri. Zaten resimlerde de öyle yapılı, bayağı geniş yapılı. Beyaz tenli güzel çok güzel yüzü, nur yüzlü böyle. Saçı sakalı gür. Daima beyaz giyiniyor eğer savaş yoksa, yoksa zırh giyiniyor ama süt beyaz giyiniyor. Beyazı seviyor Hz. Süleyman (a.s). Hep böyle çalışanları da hep beyaz, o sarayında çalışanlar, Tevrat’ta da geçiyor zaten. Bembeyaz giyiniyorlar keten. Çok barıştan yana bir insan savaş istemiyor bak. Kuran’da da görürsünüz, hep diplomatik yoldan halletme politikası var. Çok terbiyeli, Allah’tan bayağı korkuyor, çok Allah’tan korkan birisi. Bakışlarında çocukluğunun o masumluğu hep kalmış. Bizim Peygamberimiz (s.a.v.)’de de vardı çocuk gibiydi masumluğu Hz. Muhammed (s.a.v.)’in. Yani yüzünün o çocuk masumluğu hiç gitmedi vefatına kadar. Ahlakı yüksek olduğu için. Çok mütevazi Hz. Süleyman (a.s), hem şakacı hem çok mütevazi, inşaAllah. Şanı muazzam, zaten Hz. Süleyman (a.s) dedin mi sallanıyordu dünya. Dünyada bilmeyen hiç kimse yoktu, nereye gitsen Süleyman dedin mi adam şöyle yerinde bir sallanıyor yani. Fakirlerle oturmak, onlarla yemek yemek, beraber olmak çok hoşuna gidiyormuş Hz. Süleyman (a.s)’ın, en sevdiği şeylerden birisi. Onun için fakirleri hep sofrasına çağırıyor, onların sofrasına gidiyor. Ama tabii o süper kaliteli giyiniyor, bayağı şık giyiniyor, maşaAllah.

Hayret, bu yanaktaki ben silsileyle geçiyor, Hz. Yusuf (a.s)’da da var hayrettir bu. Hz. Musa (a.s)’da da var, ondan ona, ondan ona geçiyor Allah’ın hikmeti. Mesela bu sırttaki ben Hz. İbrahim (a.s)’da var, kaç silsileyle Peygamberimiz (s.a.v)’e kadar gidiyor? Oradan da Hz. Mehdi (a.s)’a. En az bir beş bin yıl geçmiştir en az. En az beş-altı bin yıl. Şu genetik kodun devamına bak, maşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s)’ın dış görünümünü Peygamberimiz (s.a.v.) tarif ediyor. Ben tarif ederken tabii ki hadise dayandırarak söylüyorum, ben nereden bileceğim yoksa.

Hz. Musa (a.s) iki metrenin üstünde boyu, akıl almaz iri eni boyu. Pazıları falan böyle, tarife göre belim kadar falan kolu. O eli hafif bir şey zannediyor, adama bir tane vuruyor Allah vermesin, adam komaya giriyor ve ölüyor. Çok dehşet verici bir şey. Ömrü boyunca hep onun rahatsızlığını çekmiştir, hep onun acısıyla yaşadı. Kazara ölüme sebep oldu bütün ömrü onun acısıyla geçti. Bir de dolgun yani badici gibi, öyle kuvvetliydi Hz. Musa (a.s). “Balık eti” diyor balk yani. Göğüsler, kollar, kanatlar falan yani çok Allahualem sarayda çok spor yaptırmışlar benim anladığım. Bütün dövüş sporlarını da biliyor. Kültür olarak da müthiş kültürlü yetiştirmişler. Zaten orası bir mason mabedi yetiştiği yer. Firavun’un sarayı mason mabedidir aynı zamanda. Ama kültür görgü yönünden mükemmel, her şeyi öğretmişler.

Hz. İsa Mesih (a.s) o da Hz. Davut (a.s) soyundan geldiği için ona benziyor. Hayret genetik kod, Allah’ın hikmeti.

Salih (a.s) da öyle düz saçları ama onun dalgalı değil. Ama ten rengi kırmızı beyaz karışımı olması yönüyle saçlarında da o etki var. Biraz Hz. İsa (a.s)’a benziyor o yönüyle Hz. Salih (a.s).

Hz. Adem (a.s) Hz. İbrahim (a.s)’a benziyor çok güzel. Beyaz Avrupai çok kaliteli bir görünümde, maşaAllah.

Hz. Harun (a.s) Hz. Musa (a.s)’dan daha uzun, acayip yapılı yani. Daha etli, kolları falan daha kalın, daha beyaz tenli Hz. Harun (a.s). Hz. Musa (a.s) esmer, kara yağız delikanlı. Ama Hz. Harun (a.s) öyle değil beyaz tenli. Sırtı falan da daha geniş. Allahualem pehlivan gibi bir aile benim anladığım. O kadar iri yapı hayret. İsrail ırkında var bu. Zaten “Beni İsrail” diyor ya Peygamberimiz (s.a.v.) yani heybetli acar anlamına geliyor aynı zamanda. Çok yapılı oluyorlar İsrail ırkı. Hz. Harun (a.s)’ın alnında da bir ben var, alnının ortasında küçük bir ben var. O Hz. Mehdi (a.s)’da da var. Hayret bak silsile olarak. Zayıf bir rivayette var alnının ortasında küçük bir ben yani belli belirsiz bir ben olduğu.

Dinsiz Leon Mete. Leon, sen Allah aşkına bugün müthiş bir enerji patlaması var sende. Acayip peş peşe peş peşe yazılar.

Gaybet kitabı, Allame Muhammed Bakır Meclisi, sayfa 40. “O Mehdi İsrailoğlulları’ndan biri gibidir.” Çok fazla hadis var. Bak hadiste diyor ki, Kıyamet Alametleri kitabına bak, diğer kitaplara hepsine bak nereye bakarsan bak, Hz. Mehdi (a.s)’ın en bariz bulunduğu yer, en bariz belirtilen şey “kutsal emanetlerle beraberdir” diyor. Kutsal emanetler nerede? İstanbul’da. Hz. Mehdi (a.s) niye orada olmasın. “Onlarla beraber olacak” diyor. Müsaade et de olsun. “Denizi geçip karşıya geçecek” diyor. Nere burası? İstanbul. Roma’da deniz yok ki. “Karşı kıyıya geçer” diyor “kıyıya sancağı diker” diyor “denizin kenarına.” İstanbul olduğu açıkça görülüyor burada. “Kuru bir yoldan geçerek gelir” diyor.

OKTAR BABUNA: Kostantiniyye adını aleni olarak zaten belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: Kostantiniyye zibil gibi çok fazla var. Peygamber (s.a.v.) zaten soruyor diyor ki: “Medine” deyince “hangi Medine?” diyorlar “Kostantiniyye” diyor. Kostantiniyye’nin tarifinde de “denizin kenarında” diyor “denizin kenarında bir şehirdir” diyor, denizin kenarında. “Hangi Medine?” deyince “Kostantiniyye” diyor “denizin kenarında” diyor rivayetler hep deniz kenarında. “Denizin kenarında kıyıda sancağı diker” diyor.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Sevgi en güzeli” diyelim.

“Mehdi denizin kenarında” diyor “sancağı diker” diyor, yerleştiği yer olarak mekan olarak. “Oradan mücadeleye başlar” diyor.

Tevrat’ta Hz. Mehdi (a.s), ağacın yeni açmış filizi, yeni gelişen dal olarak belirtiliyor. “Ona her şeye egemen Rab şöyle diyor; İşte filiz, yeni gelişen dal adındaki adam.” Yani Hz. Mehdi (a.s) “bulunduğu yerde filizlenecek, gelişecek ve Rabb’in tapınağını kuracak.” Yani Hz. Süleyman (a.s) tapınağını yeniden kuracak. (Zekeriya 6 /12.)

Yeremya 33/15, “O günlerde o zamanda Davut için bir filiz dal yetiştireceğim.” Hz. Mehdi (a.s) işte Moşiyah. “Ülkede adil ve doğru olanı yapacak.” Yani adalet getirecek, doğruluğu getirecek.

Yeremya 23/5, “İşte Davut için doğru bir filiz dal çıkaracağım günler geliyor.” Ahir zamanda “diyor Rab” diyor. “Bu kral bilgece egemenlik sürecek, ülkede doğru ve adil olanı yapacak.” Adil, bak hep adalet hep adalet Hz. Mehdi (a.s)’ın kavramı. Hz. Mehdi (a.s)’le ilgili hadislerde hep adaletten bahsedilir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Donald Trump, adaylığının önünün kesilmesi durumunda ülkede ayaklanmalar çıkaracağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Yapar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Şu an milyonlarca insanı temsil ediyorum. Eğer beni destekleyen insanları mahrum bırakırsanız çok kötü şeyler olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Bayağı değişik bir şey çıktı. “Dağıtırım ortalığı” diyor. Amerikan halkı anlamıyor mu acaba bunun durumunu? 

Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış yeri İstanbul merkezdir. Yine Hz. Mehdi (a.s)’ın Roma’da çıkış yeri Roma merkezdir. Hadiste “denizin kenarında” diyor “kenarında sancağı dikecek.”

Hz. Musa (a.s)’ı sarayda, Firavun sarayında güreş ve dövüş sporlarında üstad olarak yetiştirmişler. Yani acayip çok iyi biliyormuş. Herhalde benim anladığım karateden tut pehlivanlıktan çık. Her şeyi çok iyi biliyormuş. Ordu komutanı olarak yetiştirmişler zaten yani asker olarak yetiştirilmiş çok yamanmış.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın yanında Peygamberimiz (s.a.v.)’in gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır” diyor. Hepsi burada. Kutsal emanetler neredeyse Hz. Mehdi (a.s) da orada.

“Kostantiniyye’nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek. Deniz ikiye ayrılacak, su kendiliğinden uzaklaşacak. Ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi (a.s) karşı kıyıya geçecek” diyor. Roma’da böyle bir durum var mı? “Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki; ey insanlar ibret alınız. Deniz Beni İsrail’e nasıl yol verdiyse bize de öyle yol verdi.” Yani köprüden geçmiş oluyor kuru yoldan.

Bu, Dinsiz Leon Mete’nin yazılarını göndereceğinize şu Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’da çıkacağıyla ilgili hadisleri gönderin alt alta. Kendi ismi Dinsiz Leon Mete, ben öyle bir şey demiyorum, kendisi diyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri üniversitede akademisyen olan Esra Mungan’ın terör propagandası yapmak suçlamasıyla tutuklanması, -fotoğrafta görüyoruz Esra Mungan’ı- ve sınır dışı edilen İngiliz akademisyen hakkında bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Tarihinde ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nin bir öğretim üyesi tutuklanmıştır. Esra Mungan terör örgütü propagandasıyla suçlanmıştır. Hiçbir öğretim üyemiz teröre özendirecek söz ve davranışlarda bulunmamıştır ve bulunamaz. Onun yeri üniversitedir. Sınır dışı edilen Chris Stephenson’ın ise anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğünü ve haklarını kullanmıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu adamlar Türkiye’nin fevkalade bir dönemden geçtiğinin farkında değiller. Bakın, Türkiye’yi bölmek için Amerika ve İngiltere ortak hareket ediyorlar. İngiltere’de olan derin devlet Amerika’yı yönlendiriyor ve Avrupa’yı yönlendiriyor. Türkiye’yi bölme konusunda kararlılar adamlar. Ve müthiş bir mücadele devam ediyor şu an. Bunu görmeleri lazım.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, bu öğretim görevlileri PKK terör örgütüdür diyemedi hiçbir konuşmasının hiçbir yerinde.

ADNAN OKTAR: Yani her yerden anlaşılıyor. PKK tehlikesine dikkat çeksinler, değil mi? Ordu, asker, polis var gücüyle bu beladan kurtulmak için gayret ediyor.

OKTAR BABUNA: Boğaziçi Üniversitesi’nde PKK kutlamaları olmuştu bayraklı.

ADNAN OKTAR: Olay zaten belli. Samimi olsunlar, vatana millete sahip çıksınlar. O kafa kafa değil çok tehlikeli yoldalar.

EMRE ACAR: Aynı üniversitede bombalı düzenekli araç da bulundu bir zamanlar.

ADNAN OKTAR: Her yönden bela kapıda.

Boğaziçili bu entel, dantel arkadaşlar Türkiye’nin bölünme tehlikesini görmüyorlar mı? Görüyorlar. Allah aşkına olayı anlamazdan gelmesinler. Büyük bir felaket kapıda. Asker, polis var gücüyle mücadele ediyor. Adamlar konuşmalarını görmüyorlar mı? Ne konuştuklarını duymuyorlar mı? Yani saf saf konuşan insanlar olur. Onlara insan bir şey demez. Ama burada bilinçli bir konuşma var. Yapmayın, etmeyin. Boğaziçili olmak bir ayrıcalık değil. Boğaziçili istediği gibi konuşur diye bir şey yok. Vatanın bölünmesine sebep olacak her türlü üsluptan şiddetle kaçınmak lazım. birleştirici olmak lazım. Hükümeti zora sokmak çok anormal bir hareket olur.

Bu, Boğaziçi Üniversite hocalarından biri hendeklerin özgürlüğe giden meşru bir yol olduğunu anlatan bir Hoca. Hendeklerin özgürlüğe giden meşru bir yol olduğunu söylüyor. Hendek nasıl meşru yol olur? Bu hocaya Öcalan selam söylüyor görüşme bantlarında. Yani bunu anlamazdan gelemeyiz. Buna hiç kimse müsaade etmez.

OKTAR BABUNA: Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da böyle bir şey yapmaya kalksalar terör örgütü propagandası.

ADNAN OKTAR: Tabii ya Fransa’da böyle bir şey yapacaksın. İmzalayacaksın. Yani her türlü şeyi yaparlar hukukla, kanunla.

Evet, her şey Türkiye’de iyiye, güzele gidecek. Hepiniz göreceksiniz. Tamam, çok büyük olaylar olacak ama sonu çok güzel olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ı da göreceğiz, İsa Mesih’i de göreceğiz. Ferahlığı da güzelliği de ama burası bir imtihan yeri. Bunlar hiçbir zaman için hedef değil. Cenab-ı Allah sadece İslam’ın sonu güzel bitsin, Hristiyanlığın sonu güzel bitsin, Museviliğin sonu güzel bitsin. Hüsnü Hatime ile bitsin diye yapıyor yoksa dünyanın sonu geldi imtihanları da bitti insanların. Yani dünyanın devam etmesi için bir neden yok. Çok ihtiyarladı dünya. Her yerden patlak veriyor zaten. Tamamen dağıtılıp yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Allah da onu yapacak, inşaAllah

BÜLENT SEZGİN: “Allah'ın va'di gelinceye kadar…” diyor. “…Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.” (Rad Suresi, 31) diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Cenab-ı Allah sevgi olsun istiyor. Aşk olsun. Kendisi sevilsin, Kendisi de kullarını sevsin. Onu istiyor. Yani bütün bunlar araç. Hiçbiri amaç değil.

KARTAL GÖKTAN: Güzel çiçek resimleri gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim. Hayret tablo gibi maşaAllah, elhamdülillah. İşte “Bunlar tesadüfen olmuştur” diyenler bunların açıklamasını ahirette nasıl yapacaklar bir düşünsünler. Bu çiçekler tek tek sorulacak birer birer. Hepsi. Kendileri gelip soracaklar. “Ben nasıl tesadüfen oldum anlat bakayım” diyecekler. “Beni Allah yaratmışken sen bunu nasıl söyledin?” diye soracaklar. Hayvanlar bitkiler hepsi.

BÜLENT SEZGİN: Allah’ın denizaltındaki sanatından da birkaç örnek gösterebiliriz Hocam.

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah.

Şimdi beyler size kısa bir ara vereyim, şöyle bahçede tur atıp gelin.

BÜLENT SEZGİN: Videolarımızdan sonra tekrar beraberiz.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Karbondioksit zararlı bir şey mi?

EBRU ALTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Niye, ne oluyormuş?

EBRU ALTAN: Genelde solunumla vücudumuzdan sürekli atmaya çalıştığımız için.

OKTAR BABUNA: Asidik oluyorlar.

ADNAN OKTAR: Karbon.

Rubar Caleki, “Kürtlerden iki yüz yıl sonra kılıç zoruyla Müslüman olmuşsunuz. Türkler putperestti.” Canım, sahabeler de putperestti. Laf mı şu yani? Mühim olan hidayete ermiş olmaları. Kılıç zoruyla olur mu? Bayağı severek, isteyerek, aşkla Müslüman oldu Türkler. Ve İslam’ın da bin yıldan beri sancaktarları. Ta Avrupa’nın içlerine kadar İslam’ı her yere yaydılar. Bunlar gereksiz laflar. Rubar Caleki Yezer Yezer, gereksiz. Laf mı şu? Çocuk mantığı gibi mantıkları. Çok gereksiz şeyler bunlar. Bunlara gerek yok. Sevgiyle bak. Merhametle bak. Ölüp gideceksin köfte. İki günlük dünya. Belli ki imtihana gelmişsin. Ne uzatıyorsun? Esaslı bir imtihan yeri de adamlar unutuyor dünyaya dalıyor. Kardeşim, imtihan salonunda bambaşka işlere giriyorsun. İmtihan salonundasın az bir süre kalıp çıkacaksın. Bu imtihanın gereğini yap. Unutuyorlar imtihanı kaptırıyorlar.

“Hoca neşelisin. Hayırdır, ne oldu?” diyor. Normal duruyorum. “Niye neşeli değilsin?” Neşeli oluyorum. “Niye neşelisin?”

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa Birliği ile Türkiye arasında mülteciler konusunda Türklerin Avrupa’ya vizesiz geçişi konusunda anlaşmaya varıldı. Türkiye haziran ortasına kadar Avrupa Birliği’nin yetmiş iki koşulundan otuz beşini yerine getirirse haziran ortasından itibaren Türklere vize kalkacak.

ADNAN OKTAR: Uzatma işte vize kalkıyor, bu kadar basit. Çok da önemli bir şey değil. Nihayet paramızı alacaklar, Avrupa’ya gideceğiz. Yani başka bir şey yok. O kadar sevinilecek bir şey yok. İsteyen zaten gidiyor. Laf mı şu? “Vize kalkacak, vize oturacak, vize uçacak.” Diyerek. Bir de buna bu kadar sevinecek bir şey de yok. Nihayet paramızla gideceğiz. Gittik mi otelde kalacağız. Dünyanın parası gidecek.

“Adnan Hoca’nın her gün sevgi etiketi listeye giriyor” girer tabii. Azra demiş.

Kuran’a uygun hadisler kabul. Tahakkuk eden ahir zaman hadisleri kabul, aynısıyla çıkıyorsa tamamdır. Nasıl kabul etmeyeceksin? “Şu şu şu olacak” diyor Peygamber (s.a.v.). Aynısıyla oluyor. Tabii kabul edeceksin.

Meltem Bozkurt, “Hocam kin ve nefret çok yaygın” diyor. “Hükümet bu konuyu önemli bir konu olarak ele alması lazım.”

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ulu Cami’ye Cuma namazına gelen cemaat arasına karışıp namaz kılacakmış gibi giren bir grup PKK’lı cami içinde ve çıkışında gösteri yaptı. Namazda sünnet kılındıktan sonra minbere çıkan imam Çanakkale ve Birlik Ruhu konulu hutbeyi okumaya başladı. Bu sırada PKK yandaşları, “Çanakkale’de ölenler şehit oluyor da Cizre ve Sur’da ölenler şehit değil mi? Neden onlar için dua okunmuyor” diye bağırarak imama tepki gösterdi ve camiden çıktılar.

ADNAN OKTAR: Onlar Allahsız, Kitapsız, komünist, Stalinist, aşağılık, pislik, lağım gibi adamlar. Onlar nur gibi Müslüman. Onlar Allah’a karşı savaşıyor, olar Allah için savaşıyor. Aradaki farkı görmüyor mu bu dangalaklar? Aptal aptal konuşuyorlar.

Kürt gençleri, İngiliz derin devleti böyle laboratuardaki canlı gibi onları öfke küpü haline getiriyor. Onları Türkiye düşmanı haline getiriyor bir kısmını. İşte böyle Darwinist yapıyor, materyalist yapıyor. Allah düşmanı yapıyor. Ama bunu yapan toplam en fazla otuz kişilik uzman heyeti. İngiliz derin devletinin uzman heyeti. Yüz binlerce genci istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Onların eline düşmüşler. Adamlar “şöyle olun” diyor. Şöyle oluyor. “Böyle olun” diyor. Böyle oluyor. Yani bu yönlendirmeyi kabul etmemeleri gerekir. Bak, orayı laboratuvar olarak görüyorlar Güneydoğu’yu ve istedikleri gibi onları yönlendiriyorlar. Onlar da onların tam istediği şekilde hareket etmiş oluyorlar. Onları robotlaştırmak istiyorlar robotlaştırıyorlar. Kin dolu yapmak istiyorlar. Kin dolu yapıyorlar. Yani onların psikolojik yöntemleri, bilimsel yöntemleri onları uyguladıklarında adamlar tam netice alıyor. Ve onlar bu neticenin dışına çıkamıyorlar. Onların planladığı yönlendirdiği ne varsa onları yapıyorlar. Bu çok acı bir şey. İngiliz derin devletinin piyonu olmaktan, onların laboratuvarında oynanan oyuncaklar olmaktan çıkmaları lazım. Yani laboratuvarda adeta onları bir kobay gibi görüyorlar. İstedikleri şekle sokabiliyorlar. Bunu kabul etmemeleri lazım. Bize hiçbir etki edemiyorlar. Çünkü biz onların oyunlarını çözdük. Güçlü bir kişiliğimiz var. Güçlü bir kültüre sahibiz, güçlü bir imanımız var. O yüzden bize etki edemiyorlar. Ama mesela bak, zayıf adamlara şunlara bunlara, yancı olabilecek, casus olabilecek tiplere etki edebiliyorlar ve rahatça kendi saflarına çekebiliyorlar. Ama Güneydoğu’da bak, yüz binlerce genci İngiliz derin devleti kendi kontrolüne aldı. Bunu İngiliz derin devletinin bu oyununu yerle bir etmesi lazım bu gençlerin. Onlara yol göstereceğim. Onlar da bu İngiliz derin devletinin oyununu yerle bir edecekler. Ben onların psikolojik yöntemlerini, yaptıkları ruhsal açıklamaları göstereceğim onlara. Anlatacağım inşaAllah.

Anlat, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, PKK’ya karşı operasyonların durmasını diyalog ortamı oluşturulmasını talep etti. “Kürtler bir şey istemiyor.”

ADNAN OKTAR: Hayır, operasyon durmaz. Olur mu öyle şey? Durdu mu adamlar kudurup azıp yeniden Türklere saldırıyorlar. Türk milletine. Türk milleti derken Arap, Çerkez, Kürt kim varsa herkese saldırıyorlar. Bu pisliklerin mutlaka yakalanması ve mutlaka hapse atılmaları gerekiyor. 

Masaüstü Görünümü