Harun Yahya

Sohbetler (20 Mart 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyor, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta PKK’ya yönelik operasyonlarda henüz kimliği açıklanmayan bir askerimiz şehit oldu. Sabahtan bu yana yoğun çatışmaların yaşandığı Mardin’in Nusaybin İlçesi’ndeyse özel harekat polisi Ayhan Kıymacı şehit oldu, yedi güvenlik görevlisi yaralandı. Şehitlerimizin henüz fotoğrafları yayınlanmadı.

ADNAN OKTAR: Kabadayıları tebrik ediyoruz. Allah şehadetlerini makbul etsin. Akrabaları, anneleri, babaları bu müjdeyle sevinsinler. Şehadet herkese nasip olmaz. Şehit olmak istiyorum demeyle insan olamıyor. O bir nimet aileye çevresine de büyük bir şeref. Şehit ailesi olmak ne demek? Bayağı makbul, güzel, bereketli, dünyevi uhrevi yüksek bir makam.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstiklal Caddesi’ndeki eylemi yapan teröristin kimliği kesinleşti. İçişleri Bakanı Efkan Ala yaptığı açıklamada “Mehmet Öztürk adlı bu kişi hakkında mevcut veriler DAEŞ terör örgütüyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Başka bağlantıların ve arkasında başka güçlerin olup olmadığı soruşturmaya konu edilmektedir. Şahsın herhangi bir arama kaydı bulunmamaktadır” dedi. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Daha önce belediye başkanının gösterdiği adam bu muydu?

EMRE ACAR: İlk gün söylenen kişiyi göstermişti. O zannetti ilk önce basın, sonradan değiştirdiler, o değil dediler.

ADNAN OKTAR: DAEŞ böyle bir eylem pek yapmaz. Bunda bir bit yeniği var, bir garip.

OKTAR BABUNA: Üstleniyorlar bir şey yaptıklarında.

ADNAN OKTAR: Evet, bir gariplik var.

Çarşı-pazar sokaklar boş mu?

BÜLENT SEZGİN: Evet. Çok sakin.

ADNAN OKTAR: Trafik yok. Bu nerelerde var Ankara, İstanbul mu sadece? Hangi illerde böyle bir durum var?

GÖKLAP BARLAN: Büyük şehirlerde bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Büyük şehirler. Nevruzla ilgili mi bu?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Nevruzla ilgili.

TARKAN YAVAŞ: Bomba ihbarı da var demişlerdi.

KARTAL İŞ: Belli bölgelerde giriş yasağı vardı Bakırköy gibi yolları kapatmıştı, polis o alanlara almıyordu.

ADNAN OKTAR: Yani ağırlıklı olarak nevruzla ilgili. Evet. Nevruzla ilgili ne var toplantı mı yapılacak?

KARTAL İŞ: İzin istemişlerdi, valilikten izin vermedi genel olarak durumdan dolayı. Onlar da gayri resmi toplantı yapmaya çalışacaklarını söylemişlerdi.

EMRE ACAR: Nevruzda bir eylem ihbarı vardı o yüzden kimse çıkmadı.

ADNAN OKTAR: Hangi güne kadar kutlamayı düşünüyorlar nevruzu?

OKTAR BABUNA: Pazar günü inşaAllah yarına kadar. Çok sayıda polis ve jandarma önlem alıyorlar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nevruzla ilgili. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Fenerbahçe ile Galatasaray derbisi vardı Adnan Bey. İstanbul Valiliği derbiyle ilgili ciddi bir istihbarat edindiklerini açıkladı. Maç başlamasına iki saat kala güvenlik gerekçesiyle ertelendi. Seyirciler stadyumdan boşaltıldı. Yine güvenlik gerekçesiyle A Milli Futbol Takımı’nın İstanbul kampının da iptal edildiği duyuruldu.

ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi bunun anlamı nedir? Geçici bir şey herhalde, değil mi bir günlük? Evet. Nevruzla ilgili. Nevruzu alanlarda yapmıyorlar mı, belirli yerlerde yapmıyorlar mı? Her yerde mi yapılıyor nevruz nedir?

KARTAL GÖKTAN: Resmi izin alınan yerlerde yapabiliyorlar ama onun dışında da gayri resmi toplantılar ve gösteriler oluyor çeşitli yerlerde. Ayrıca bomba ihbarları da oluyor.

ADNAN OKTAR: Bomba mı?

KARTAL GÖKTAN: Bomba ihbarları evet.

ADNAN OKTAR: Bomba ihbarı biter mi? Bomba ihbarı muhatap olunacak bir şey değil.

Nevruzla ilgili, meydanlardaysa her sene yapıyorlar meydanlarda, değil mi? Hangi meydanlarda yapılıyor biliyor musunuz?

KARTAL İŞ: Çağlayan’da yapıyorlar, Zeytinburnu’nda bir alanda izin veriyorlar. Bu yıl izin verilmedi bu yerlerde.

EMRE ACAR: Nevruzla ilgili bir kalkışma ihbarı gibi bir söylenti vardı büyük çaplı, ayrıca da bomba ihbarı vardı. O yüzden halk çıkmadı dışarı.

BÜLENT SEZGİN: Alışveriş merkezlerinde çok sık bomba ihbarı oluyormuş, o yüzden genelde halk tercih etmiyor.

ADNAN OKTAR: Alışveriş merkezlerinde. Şimdi bu olmaz bu bizim millete yakışmaz. Çok çok ayıp olur. Anlamı çok çok çok kötü. Çarşıya pazara her yere gitsinler. Ne alaka? Milletin vasfına, kişiliğine, karakterine bu yakışmaz. Bizim millet delikanlı kabadayı millettir. Bilmiyorum onu kim sağladı nasıl sağladılar da böyle bir şeyi hiç kimse kabul etmesin. Herkes sokağa, öyle bir şeye gerek yok. Sokakta rahat rahat gezsinler, çarşıya pazara da gitsinler, efendim, alışveriş merkezlerine de gitsinler. Bir de alışveriş merkezleri zaten güvenli oluyor, değil mi? Öyle bomba araması, silah her şeyi arıyorlar. Olmaz öyle şey. Yani çok çok çok ayıp olur, anlamı çok çok çirkin, değil mi? Polis insan değil mi? Gidiyor PKK’yla çatışıyor, niye onlar evinde saklanmıyor? Asker insan değil mi? Onlar da saklansın o zaman evine. Olmaz böyle şey. Herkes işine gücüne normal devam edecek. Sakın, ben öyle bir şey kimseden duymayayım. Böyle şey olmaz. Bomba bilmem ne, kurşun gelirse evinde de bulurlar seni o zaman. Onun mantığı var mı? Girer evine adam seni çeker vurur. Evinde güvende misin sen? Öyle bir şey olmaz. Allah’a tevekkül edecekler, patlayacak bomba varsa her yerde gelir onu bulur. Kurşun gelecekse her yerde gelir onu bulur. Kaderin dışında bir şey olmaz, Allah’ın yarattığının dışında bir şey olmaz. “Hiçbir musibet yoktur ki o Allah katında yazılı olmasın” diyor. Öyle eline geçen istediğini yapar, öyle bir konu yok. Bomba patlayacak. Evine girer evinde kalp krizinden ölür, bilmem başka elektrik çarpar ölür. Yahut adam evine girer. Zaten terörist için çok iyi bir imkan olmuş olur. Adam evine dalar orada, değil mi? Dışarıda da yardım edecek adam olmadığına göre, hiç kimse de sokakta olmadığına göre adam işini çok rahat görebilir. Eve balıklama dalar katliam yapar. Olmaz bu çok ayıp. Bizim milletin kabadayılığına delikanlılığına yakışmaz. Kim yapıyorsa vazgeçsin. Anlamı çok çok çok yakışıksız. Ben duymamış olayım, yapanlar da yapmamış olsun. Sakın ha, göğsünü gere gere gezecekler. Olmaz öyle şey.

Ama benim tabii hükümetten de bir ricam var, şimdi bak ısrarla söyledim şükür sonunda onu yaptılar. Geçen ay söyledim şimdi onu devreye soktular. Asker kendini savunuyor, aa, çocuk savcının karşısına çıkıyor asker. PKK’yla çatışıyor hesap veriyor. Adam mesela “vurmuşsun dizinden” diyor işte “şuradan vurmuşsun” hesap veriyor. Böyle şey olmaz. Teröristle vatandaş da, asker de, polis de karşılaştığında kendini savunduğunda hiçbir işlem istemiyoruz. Sadece karakol tutanağı olsun yeter. Polis gelsin, adam terörist geldi vatandaş da kendini savundu bitti, konu kapansın. Yani savcı dosya üstünden konuyu kapatsın dosya üstünden. Vatandaşı adliyeye çağırmalar bilmem neler falan adam hedef oluyor. Hem kendini savunacak, adam saldırıyor vatandaş kendini savunuyor, “ee niye savundun?” Ne yapması gerekiyordu? Bir kere vatandaş özgürce kendini savunabilmesi lazım. Mesela ben hiç unutmam, bir aslanımız askerimiz İstanbul’a gelmiş koçyiğit, burada bir alışveriş merkezine gitmiş oturmuş çocuk bilgisayarını açmış PKK’ya düz gidiyor. Aslan bu asker hakaret ediyor aşağılıyor. Çocuk herhalde resmini de çekmiş “ben şu an şu çarşıdayım” internetten. Hemen koşmuş gelmiş PKK çocuğu çekip orada vurmuşlar. Şimdi çok fazla vatandaş görüyor bunu yani rahatça engellenebilir. Ben mesela orada olacağım da benim aslanımı çekip-vuracaklar, böyle bir şey olmaz. Bir şekilde olmaz, müsaade etmem etmeyiz yani. Ama ben onu yaparken yani askeri korurken gider sorumlu olursam bu çok acı bir şey. Adama mesela koluna vurursun kolu kırılabilir, ee, hesabını vereceğiz “adamın niye kolunu kırdın?” Değil mi çıkabilir kolu, onunla nasıl uğraşalım kardeşim? Adliyeye gideceksin göğsünü gere gere bütün PKK’lıların aralarından geçerek “adam silah çekti ben de odunla vurdum elinden silahı düşürdüm, o arada da kolu kırılmış.” Bunun hesabını niye verelim? Kanunda değişiklik yapılsın. Teröristle vatandaş karşılaştığında, asker-polis karşılaştığında hiçbir sorumluluğu olmasın. İstediği gibi kendini korusun, özgürce kendini korusun. Çocuk orada nasıl karar versin ne yapacaksın yani? İki saat durum değerlendirmesi yapıyor. O arada zaten adam çekip kafasından vuruyor. Benim aslanımı çekip-vurdular çocuğu, alnından çekip-vurdular. Onlarda özgürlük alabildiğine sonsuz. Bizde her şey sınırlı. Kendimizi savunma da hesap vermemi gereken bir konu. Bu kalksın, hemen kanun çıkarsınlar meseleyi halletsinler, değil mi? Böyle şey olur mu? Bak vatandaş sonunda evine çekiliyor. Olmaz. Vatandaş özgürce kendini savunabilmesi lazım, kendi aklıyla vicdanıyla hareket ederek.

Alışveriş merkezleri falan, hadi neyse yarını geçirelim Pazar bayram olduğu için bir derece akıl alır. Pazartesi her yer dolsun çarşılar pazarlar falan. Her yerde istedikleri gibi toplanırlar, öyle bir şey olmaz. Ölüm gelecekse size her yerde gelir böyle şey olmaz. Ne kadar ürkütücü bir şey bu nerde görülmüş böyle bir şey? Bir de Türk milletine yapılacak bu yani. PKK’lılar yerlere yatarak gülerler buna. Bizi mahcup etmeyin, etmeyin çatmayın. PKK’lının umurunda bile olmaz böyle bir şey. Desen ki PKK’lıya “burada bomba atacaklarmış, silah sıkacaklarmış” güler geçer adam. Onlar kadar cesaret yok mu? Ne kadar acı bir şey, insan bunu kendine dedirtir mi?

Pazartesi günü nevruz, bir tek Pazartesi günü için makul, Salıya çıksınlar. Nedir nevruz, bunun tatili falan bir şey yok değil mi? Öylesine bir bayram, evet. Bugün Pazar değil mi? Tamam, o zaman Pazartesi. Olmaz, biz bunu duymamış olalım, çok anormal hareket olur. Olur mu? Göğsünü gere gere gezecek. Ne demek? Her yerde gelir bomba sana, değil mi?

Ama devletten bizim hükümetten ricamız bu. Bak kanunu hemen çıkarttılar, dediler yeni kanun. Askere asker bakacak askeri mahkeme. Ama çocuğun hiçbir sorumluluğu olmaması lazım. Askeri mahkemede de sorumluluğu olmaması lazım. PKK’lının hiçbir sorumluluğu yok. Asker kendini istediği gibi koruması lazım. Neye dikkat edecek nasıl yapsın? Adam elinde otomatik silahla karşısına gelmiş ne diyecek? “Ey terörist önce silahını indir, bu kanuna uygun değil” falan “yakışıyor mu sana böyle, ayıp değil mi?” falan bunu mu desin ne diyecek? Hemen kendini savunacak. Özetle, biz kabadayı milletiz bize yakışmaz. Bir tek nevruz tamam aklım alır onu. Her yer tatil oluyor, millet bayrama mı gidiyor nasıl oluyor?

KARTAL GÖKTAN: Resmi tatil değil ama kalabalıklar oluyor, evet.

ADNAN OKTAR: Ama işyerleri açık. O zaman ne alaka? Herkes işine gücüne baksın. Bıraksınlar Allah aşkına. Yok öyle şey yok. Bomba momba falan direyerekten, bomba varsa her yerde çıkar, değil mi? Öyle hayat olur mu? Ama milli meselelerin önemi burada görülüyor işte.

“Korkuyoruz” şunu ağzına dahi almasınlar Allah rızası için. İnsan utanıyor. Böyle bir söz ben duymamayım hiç duymayayım.

Yarın nevruz. Kardeşim herkes işine gücüne baksın, dükkanlar açık tamam bıraksınlar, yok öyle bir şey yok. Allah Allah nerede görülmüş böyle bir şey? Göğsünü gere gere gitsin çarşı-Pazar her yer dolsun, yok öyle bir şey. Ama bak acil, ben bunu istiyorum hükümetten acil; vatandaş kendini koruduğunda sorun olmasın. Bir kanun maddesi eklesinler, teröre karşı vatandaşa terörle ilgili kanun çıkarsınlar, “teröristle karşılaştığında vatandaş kendini savunduğunda herhangi bir yükümlülüğü olmaz” diye. Onunla nasıl uğraşalım? Adam mesela üstünde bomba var, çöker alırsın elinden bir şey yaparsın. Bunun bir yolu var. Ama diyeceksin ki “senin ne hakkın var adamın üstünü aramaya?” falan. Açıkça bomba görülecek üstünde, değil mi? Olmaz, kolaylık göstersinler. Örnek olarak veriyorum.

Yok, yarın zorla götürecek halimiz yok tabii de ısrarla söylüyorum yakışmaz. Nereden çıktı bunlar böyle? Ne yapıyorsa yapsın görelim ne yapacaksa. Sanki ev sağlam bir şeymiş gibi ne alakası var? Kapıyı kırar girer içeri adam, öyle bir şey olmaz. Ama hükümet işte rahatlatıcı kanunlar çıkartsın, değil mi? Bir de bu teröriste karşı bu kadar nezaketli olma kuralı da kaldırılsın. Gereği yapılsın yani gerektiğinde.

Nevruzun bizi ilgilendirecek bir yönü de yok. Adamlar oynayacaklar mı ne yapacaklar? Ateş yakacaklar. Yangın çıkar ateşle. Ayrıca üstüne düşüyorlar ateşin, tehlike. Atlayacağım diye ben çok gördüm öyle, tam ortasına düşüyor. Çok dikkat etmek lazım.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Facebook Yeni Şafak’ın bazı hesaplarını kapatarak görülmemiş bir sansüre imza attı. Türkçe, Arapça ve spor sayfalarını Yeni Şafak’ın kapattı Facebook. Üç dilde yayın yapan onaylı ve global statüdeki hesapların toplamda on milyondan fazla takipçisi var. Ve Facebook’un Türkiye’deki en büyük medya hesabıydı.

ADNAN OKTAR: Nedir konu ne? Neye rahatsız olmuşlar?

KARTAL GÖKTAN: Facebook açıklama yapmamış. Ama PKK yanlısı olan kişiler internette açıklama yapmışlar “biz kapattırdık şikayet edip sayfayı” diye. Allahualem PKK aleyhindeki haberlerden dolayı.

ADNAN OKTAR: Bakanlık bu konuya el koysun. PKK istediği internet sitesini kapattırıyor, istediğini de açtırıyor. Bütün terörist siteler açık PKK’nın. Abdullah Öcalan’a, PKK’ya tek kelime laf söyleyenin Facebook’u kapatılıyor. İnternette bayağı bir sorun oluyor. Hükümetten hiçbir açıklama gelmedi bu konuda. Bu hayati bir konu, başbakan açıklama yapsın. Facebook’u uyarsın. Siz dilekçe verin en iyisi de. Bir türlü ulaşamadık, ya anlamadılar. Bu rahatsız edici bir konu, çok kötü bir durum yani.

Allah Allah, birisinin bundan çıkarı var ama ne olduğunu anlamadım. Bir amaçla yapılmıştır bu tip şeyler. Ama bizim milletimiz böyle bir şeye hiç pirim vermesin kâle de almasın. Nevruz, yarın da istedikleri gibi çıksınlar ne alaka? Bakkal dükkan her yer açıksa, değil mi? Yok, öyle önem verecekleri bir şey değil. Bomba momba ne alaka? Delikanlıya kaç yazar? Ama işte bak tekrar tekrar söylüyorum; vatandaşın kendini savunması konusunda müthiş bir kolaylık istiyoruz. Ondan gerisini düşünmesin hükümet rahat etsin, inşaAllah. Çünkü vatandaş kanunla hukukla çatışmak istemez. Yoksa PKK’lı bilmem ne öyle bir sorun olmaz. Tuttun mu çökertirsin, aldın mı götürürsün karakola, değil mi? Adam derse ki “sen polis misin nasıl alıp bunu karakola getirdin?” Şimdi olmadı bu, değil mi? Takdir görecekken tekdir olursa olmaz, inşaAllah.

Türkiye’nin en büyük aşireti olan Goyan Aşireti’nden beş yüz korucu Şırnak’ta devam eden meskûn mahal operasyonda asker ve polisle birlikte gönüllü olarak mücadele ediyor gönüllü. Bak kabadayıları görüyor musun? Onlar bilmiyor mu evine girmeyi? Bombanın en gelişmişi orada. Asker-polis o zaman desinler “burada bomba momba patlıyor biz evimize girip oturalım” desinler. Bu çok acayip bir şey. Beni yakışıksız konuşturmasınlar. Olmaz. Asker-polis bombayla karşılaşıyorsa kaderinde oluyor. O da varsa kaderinde olur. Saklanmayla gizlenmeyle bunun alakası yok. Rahat rahat işine gücüne gitsinler, öyle bir şey olmaz.  

Lustral. Hevale Siyasi, “Nasıl yani Hocam? Bombalı araca karşı vatandaş tekme tokat girişmeli mi diyorsunuz?” Araç bir kere başında oraya gelemez. O kafa gelişirse, bombalı aracın temini var, yüklemesi var, yüklerken adama musallat olursun. “Bu ne?” dersin “lokum kutusu mu anlat bakalım” diye çökersin üstüne. Millet çekindiği için kimse kimseye karışmazsa böyle olur. Bomba yüklerken görüyor adamlar ama karışamıyor. Bomba ihbarı yapıyor adam savcılığa çağrılıyor, olmaz. Bir kolaylık olması lazım.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK sözcülerinden Serhat Varto BBC Türkçe ile röportajında TAK ile PKK arasında hiçbir organik ilişki olmadığını iddia etti ve şunları söyledi: “TAK tamamen ayrı bir yapılanmadır. Bizim kamplarımızda eğitim gördükleri yalandır. Bizim sembollerimizi kullanmaları tamamen kendi takdirleridir. Biz PKK olarak sadece devletin doğrudan silahlı güçlerini hedefliyoruz. Sivil hedefleri hedef edinmeyi reddeden bir yaklaşımımız vardır. TAK’ın sivillere yönelik eylemlerini eleştiriyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Kendi adamları demedi mi? “Biz şehirlerde eylem yapacağız şehir merkezlerinde.” Otuz kere söylediler ilk defa mı duyuyoruz? “Şehirleri kana boyayacağız.” Ve senelerden beri söylüyorlar ilk defa da demiyorlar. Bıraksınlar bu edebiyatı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Terör örgütü DAEŞ üyesi oldukları ve sansasyonel eylem planladıkları öne sürülen üç teröristin emniyet Türkiye genelinde harekete geçti. Teröristlerin resimleri ve isimleri de gazetelerde yayınlandı. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Kanun gevşetilecek ki, rahatlatılacak ki adam onu yapabilsin. Mesela adam benzetiyor “niye sahte ihbarda bulundun?” derse bu da olmaz. Kolaylık sağlanması lazım.

“Hocam, önce yöneticilerimize ilave koruma istemiştiniz. Bugün korkusuzluk diyorsunuz kafalar karıştı.” Bahtever. Başbakan, Cumhurbaşkanı bir numaralı hedeftir. Onunla vatandaş aynı olur mu, değil mi? Cumhurbaşkanı elini kolunu sallayarak gezebilir mi sokakta? Orada tabii ki ekstra bir koruma gerekir. Bunu söylemeye gerek var mı?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin’in Derik İlçesi’ndeki iki ayrı adreste nevruz kutlamalarında patlatılmak üzere depolanan PKK’nın Ankara saldırısında kullandığı bombanın iki katı büyüklüğünde 613 kilogram bomba ele geçirildi. Ayrıca Diyarbakır’da da çok sayıda mühimmat ve PKK’lılara ait koliler dolusu bit ilacı ele geçirildi. Fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Bit ilacı mı? İşte tam, ayılarla gece-gündüz yatıp-kalktıkları için. Evet. Bakayım göreyim. Hakikaten alenen bit ilacı. Bitli domuzlar yani. Evet.

PKK açıklama yapıyor Sabri Ok’la ilgili; “Fakat Zinar yoldaşın eylemi her açıdan sahiplenilecek ve onur duyulacak tarihsel önemde bir eylem" diyor. Övünüyor adam.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş Amerikan Newsweek Dergisi için kaleme aldığı yazıda şunları söyledi: “Topçu atışları Türkiye’deki kasabalarımızı yok ediyor. Cumhurbaşkanı müzakere masasına dönmekte isteksiz olduğu gibi şimdi de gözünü Suriye Kürtlerine dikti. Sınır boyunca yaşayan kardeşlerimiz karanlık bir kıyamet tarikatına karşı kahramanca bir mücadele sürdürüyor. Ancak Suriye Kürtleri Türkiye’ye tek bir kurşun atmamasına rağmen Erdoğan PYD’yi terörist ilan etti” dedi.

ADNAN OKTAR: PYD Stalinist komünist bir parti. Kuzey Kore gibi orada bir devlet kurmak istiyor. PKK’yla aynı zaten.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’de açılan PKK çadırı için şunları söyledi: “Sayın Başbakan Avrupa Birliği müzakerelerine gitti. Toplantı yapılacak salonun hemen arakasında bölücü terör örgütü çadır kurdu, kendi paçavralarını sallandırdı, broşür mroşür dağıttı. Ne deseler beğenirsiniz ‘düşünce özgürlüğü.’ Ya bu nasıl bir düşünce özgürlüğüdür? Paris’te olduğu zaman kıyametleri koparıyorsunuz, Ankara’da veya İstanbul’da olduğunda susup kalıyorsunuz” dedi. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Güzel söylemiş.

KARTAL GÖKTAN: TAK ile ilgili bilgi var bir yazıda.

ADNAN OKTAR: Oku.

KARTAL GÖKTAN: TAK 2003 yılında, eğer Öcalan idam edilirse tüm Türkiye’de ses getirecek, dehşet ve terör dalgası yaratacak eylemler yapmak üzere kuruldu. PKK 2003’te TAK’ın başına Bahoz Erdal’ın atandığını duyurdu. Örgütlenme şeması hangi eylem tarzlarının kullanılacağı, birim ve hücre sorumluları bizzat Cuma kod adlı Cemil Bayık tarafından belirlendi. 2004 yılında itibaren TAK sadece Cemil Bayık’a hesap veren, ondan talimat alan bir örgüt olarak faaliyet göstermeye başladı.

ADNAN OKTAR: Bunlar da “PKK’yla alakası yok” diyorlar tam sahtekarlık. Olay budur, TAK’ın yapısı budur. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: TAK 2003 yılında, eğer Öcalan idam edilirse tüm Türkiye’de ses getirecek, dehşet ve terör dalgası yaratacak eylemler yapmak üzere kuruldu. PKK 2003’te TAK’ın başına Bahoz Erdal’ın atandığını duyurdu. Örgütlenme şeması hangi eylem tarzlarının kullanılacağı, birim ve hücre sorumluları bizzat Cuma kod adlı Cemil Bayık tarafından belirlendi. 2004 yılında itibaren TAK sadece Cemil Bayık’a hesap veren, ondan talimat alan bir örgüt olarak faaliyet göstermeye başladı.

ADNAN OKTAR: PKK’nın örgütü olduğu açık. Cemil Bayık’a bağlı bir örgüt. PKK’nın bir örgütü. Yani PKK. Başka ne var yazı ne geldi?

BÜLENT SEZGİN: Ankara’daki bomba yüklü araçta yapılan saldırıya ilişkin konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, “Bu eylemi TAK ya da başka bir güç üstlenmiş olabilir. Fakat Zinar yoldaşın eylemi her açıdan sahiplenilecek ve onur duyulacak tarihsel önemde bir eylemdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Dolayısıyla PKK üstleniyor. Takdir ediyor. Bir de diyor ki; “Biz sivillere yapılan saldırıyı kabul etmiyoruz.” Nasıl kabul etmiyorsun? Takdir ediyorsun işte. TAK zaten kendi örgütünüz, size bağlı bir örgüt. Yani yeni bir sahtekârlık dalgası başladı bunlarda.

Karamanoğlu Mehmet, “Cumhurbaşkanı, Başbakan halkın içine çıksın. Öncülük yapsın” diyor. Olur mu canım, orada bir numaralı hedef olmuş oluyorlar. Yani o dünyanın her tarafında bu böyledir. Liderler korunur. Sanki ilk defa karşılaşıyorlarmış gibi.

Fikret yazılardan şimdi TAK’la ilgili yazı geldi sana orada. Onları oku.

KARTAL GÖKTAN: TAK üyesi olduğu söylenen faillerin tamamı PKK, YPG kamplarında eğitim alan teröristler. Kuzey Suriye’deki otorite boşluğundan faydalanılarak kurulan PKK, YPG kampları içerisinde eğitiliyorlar. Saha pratiği kazanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Saha pratiği kazanıyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Büyük şehirlerdeki eylemleri PKK doğrudan üstlenmiyor. Avrupa’da kendi imajını zedeleyecek diye YPG de şu an uluslararası destek alması zarar gelir diye üstlenmiyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle o kısmı.

BÜLENT SEZGİN: Büyük şehirlerdeki eylemleri PKK doğrudan üstlenmiyor. Avrupa’da kendi imajını zedeleyecek diye YPG de şu an uluslararası destek alması zarar gelir diye üstlenmiyor.

ADNAN OKTAR: Evet yani “terörist” demesinler. “Bilmem ne” demesinler diye TAK diye bir sistem kurmuş PKK, onun kanalıyla eylem yapıyor. “Biz yapmadık, onlar yaptı” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: TAK’ın ismini kullanarak büyük şehirlerde eylem yapıyorlar. “TAK, Öcalan için canını verebilecek fedakâr gençlerdir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın despot anlayışına örnek olarak da bir bilgi var Adnan Bey, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun kendi beyanatı var. Ocak 1994’te Londra Halkevinde yaptığı bir konuşmada şöyle diyor. “Biz siyasi virüs gibiyiz. Bizim olduğumuz yerde başkaları barınamaz. Bulunduğumuz yerde otorite bize aittir.”

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın despot anlayışına örnek olarak da bilgi var. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun kendi beyanatı. Ocak 1994’te Londra Halkevinde yaptığı konuşmada şunları söylüyor. “Biz siyasi virüs gibiyiz. Bizim olduğumuz yerde başkaları barınamaz. Bulunduğumuz yerde otorite bize aittir.”

ADNAN OKTAR: Yani pislik yapıp, ahlaksızlık yapıp milleti oradan uzaklaştırıyorlar. Bunu söylüyor. Evet. Bu yazıları bir daha baştan oku.

KARTAL GÖKTAN: TAK üyesi olduğu söylenen faillerin tamamı PKK, YPG kamplarında eğitim alan teröristler, Kuzey Suriye’deki otorite boşluğundan faydalanılarak kurulan PKK, YPG kampları içerisinde eğitiliyorlar. Saha pratiği kazanıyorlar bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Yani burada bu eylemi yapan adamlar TAK mensubu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Büyük şehirlerdeki eylemleri PKK doğrudan üstlenmiyor. Avrupa’ da kendi imajını zedeleyecek diye YPG de şu an uluslararası destek alması zararı gelir diye üstlenmiyor. TAK’ın ismini kullanarak büyük şehirlerde eylem yapıyorlar. “TAK, Öcalan için canını verebilecek fedakâr gençlerdir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani eylemi yapan PKK aslında.

BÜLENT SEZGİN: Doğru.

ADNAN OKTAR: Evet, böyle ahlaksızca bir yol, kurnazlık yapıyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Askerlerimiz bölgede PKK’lılar tarafından kullanılan pek çok mağara tespit etti. Tespit edilen en büyük mağaranın yüz metre uzunluğunda, içerisinde sekiz oda, bir banyo ve tuvalet ile bir su kuyusunun bulunduğu ve bölgedeki teröristlerinse kış girmeden bölgeden aceleyle ayrıldığı belirlendi. Konuyla ilgili fotoğraflar da var.

ADNAN OKTAR: Hayret böyle mağaralar olması, bir de o doğal, güzel mağaraları batırıyorlar.

Şu anda Twitter’da “okullar tatil edilsin” diye etiket varmış. Kesinlikle böyle bir şeyi kabul etmesinler. Eğer terörist gelecekse adamın evine girer orada otomatik silahla tarar. Öyle bir şey olmaz. Asker, polis o zaman onlar da gitmesinler cepheye. Değil mi yani? Bomba tehlikesi var, silah tehlikesi var. O zaman gitmesinler. Bu mantık geliyor. Böyle bir mantık olmaz. Böyle bir kafa olmaz.

PKK’ya karşın topyekûn mücadele gerekir. Evlere saklanmak değil. Gizlenmek değil. Topyekûn milleti hükümet hazırlasın. Fikir olarak, düşünce olarak bilgi olarak topyekûn hazırlık yapmamız lazım. Topyekûn karşılık vermemiz lazım. Kanuna, hukuka uygun olması için hükümet gerekli kanun tedbirlerini alsın. Böyle olmaz. Asker, polis millet hepsi el birliğiyle, bir arada hareket etmesi lazım. Eğitimcilerle fikir olarak PKK’yı çökertecek her türlü çalışmayı yapması lazım. Sessiz, sakin, içine kapalı, eve gizlenerek falan böyle olmaz. Okullara çocukları göndermeyerek. Olur mu? O zaman PKK galip gelmiş demektir. O zaman PKK’ya teslim olur adam. “Kurtar beni” der adam. Olmaz öyle şey.

KARTAL GÖKTAN: Almanya Dışişleri Bakanlığı da İstanbul’da bulunan vatandaşlarını otellerinden çıkmamaları konusunda uyardı Adnan Bey. Ayrıca saldırıda üç vatandaşı hayatını kaybeden, on bir vatandaşı da yaralanan İsrail, İstanbul Başkonsolosluğu’na “personeli takviye edin, yaralıları getirin” talimatı verdi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, her yerde olur bu. Topyekûn karşılık vermemiz gerekiyor. Yani asker, polisi seyretmek değil. Vatandaş da bu işin içine girsin. Topluca karşılık verelim. Ama kanuna, hukuka uygun olması için hükümet gerekli kanuni düzenlemeleri hemen yapsın. O zaman bak, bakalım ne oluyor?

Birileri bir şeyler anlatsın da dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: PKK’ya destek veren bildiri dağıttığı için gözaltına alınan İngiliz Akademisyen, Boğaziçi Üniversitesi’ne telefonla konferansa bağlanıp öğrencilerine “direnin” çağrısı yaptı. “Bu mücadeleyi genişletmek lazım. Hiç kolay olmayacak. Sabırlı, sakin ama hiç pes etmeyen bir tavır takınmamız lazım. Birileri gidecek. Bu da cesaret gerektiren bir şey. Hapiste yatan akademisyen arkadaşlarınıza sahip çıkın. Eminim onların sayısı önümüzdeki günlerde çoğalacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Birileri gidecek. Kimi istiyorlar? Tayyip Hocayı mı? Taktılar Tayyip Hoca’ya. Tayyip Hoca giderse devlet de gider. Çok tehlikeli. Öyle şamatayla falan hükümeti götürüyorsalar adam devleti de götürür. Olmaz öyle şey. Demokrasiyle gelen demokrasiyle gider. Seçimle gelen seçimle gider.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güzel meyve resimleri gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet bakayım. Tadı, kokusu, vitamini. Her şeyi mükemmel. Pastane tatlısı gibi. Allah özenle ve çok güzel yaratmış. Bu nimetlerin hakkını bilmek lazım. Hepsi birbirinden güzel, maşaAllah. Bunlara “tesadüf” diyen ahirette çok zor durumda kalacak. Çünkü çok kör bir şey tesadüf.

Masaüstü Görünümü