Harun Yahya

Sohbetler (28 Mart 2016; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

“Huzur sevgiyle gelir” etiket.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari Yüksekova’da yaralanan Üsteğmen Erdem Keskin GATA’da şehit oldu bugün. Fotoğrafı vardı. Dünkü şehitlerimizden Jandarma Yüzbaşı Halil Özdemir’in de yaralı olmasına ve doktorların izin vermemesine rağmen bunu gizleyerek PKK ile mücadeleye devam ettiği ortaya çıktı. Onun da resmi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir açıklama yaptı. Temmuz ayından beri 355 şehit verildiğini, 5359 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Fikirle yenmezsen bu kuşaklar boyu devam eder.

Yahut başka bir etiket yapalım. “Sevgi güzelleştirir” diyelim. Sevgi güzelleştirir dünyayı, insanı her şeyi.

Şehitlerimize Allah gani gani rahmet etsin. Ailelerine Cenab-ı Allah uzun ömür versin, sağlık sıhhat afiyet versin. Sabrı cemil nasip etsin.

“Bir tanem canımın içi sevdiğim, seni sevmemin nedeni sadece hüsnüzan ettiğim için değil sevgimin asıl kökeni senin tebliğin, İslam’a hizmetin, Allah’a olan sevgin, sabrettiğin çileler. Küçükken daha gerçek ismini bile bilmiyorken kitaplarından seni çok sevmiştim” diyor. “Senin karşılaştığın zorlukları öğrenmiştim sonradan. Sonradan içimde köklü bir sevgi oluştu sana karşı” diyor, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz sevgi güzelleştirir diyorsunuz, inşaAllah. Bulunduğunuz ortamda herkes her şey güzelleşiyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Müslümanın canı sıkılmaz, işim gücüm yok ne yapayım demez. Bu münafıkta olur, küfürde olur, müminin dakika vakti olmaz. Ucu ucuna yetiştirir. Çok heyecanlı hareketli bir hayatı vardır. Boş adamın, dava adamı olmayan adamın içi sıkılır. Ne yapsam acaba? Gidiyor işte poker oynuyor, kağıt oynuyor, internette oyunlar oynuyor davası yok çünkü. İslam’ın hakimiyeti onu ilgilendirmiyor, dünyada akan kanlar da onu ilgilendirmiyor, Müslümanların çektiği acı da onu ilgilendirmiyor. Olmaz öyle şey.

GÖKALP BARLAN: Rabbimiz bir ayette şöyle buyuruyor Adnan Bey, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı.” ( Tevbe Suresi, / 46)

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam, başka bir Ayeti Kerime’de “boş kaldıkça yorulmaya devam edin” diye Allah buyuruyor. (İnşirah Suresi, / 7)

ADNAN OKTAR: Müslüman dakika saniyesi boş olmaz. Allah bela olarak veriyor iç sıkıntısını anlamıyor. Bela niçin gelir? Bir şey yapıyorsun ki geliyor. Ee, internette bilmem ne oynayayım da geçsin bari. Daha da Allah belanı verir, daha da sıkar seni.

Efendim, yeni kitabım “Mültecilere Yardım” şahane bir eser. Çok kapsamlı bu mülteci olayını anlatıyorum. Baştanbaşa resimlerle, belgelerle arka planı, olaylar, Avrupa’nın bakış açısı. Tek bu konuda dünyada şu an, mükemmel çok kapsamlı bir eser. İnternetten de ücretsiz indirebilir isteyenler. Kitaplarımın listesi gittikçe kabarıyor, maşaAllah. Herhalde 900’e doğru gidecek.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyanet’in bu ayki dergisinde çocuklara şehitliğin güzel olduğunu anlatan bir yazının yayınlanması bazı çevreler tarafından IŞİD zihniyeti propagandası olarak değerlendirildi. Yayınlanan yazıyı görebiliriz. Psikolog Profesör Serdar Değirmencioğlu’nun yorumlarına yer veren T24 Haber Sitesi “Türkiye bu katliamlarla acılarla boğuşurken, boğulmuşken Diyanet IŞİD zihniyetini yayma peşinde. Çocuklar büyüyecek ve iktidar istediğinde ölüme koşacaklar” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım ne alakası var? Çocuğun babası şehit oluyor, çocuğa şehitliği anlatmamız gerekir, şehitliğin ne olduğunu bilmesi gerekir. Zaten Müslüman çocuk şehitliği bilir. Yani namaz kılmayı bilir, orucu bilir IŞİD’le ne alakası var? Çok mantıksız garip bir iddia. IŞİD “Allah bir” diyor, biz “Allah bir” deyince IŞİD’e mi benzemiş oluyoruz? Ne kadar mantıksız acayip izahlar. Uyanıklık yapıyorlar, IŞİD’i bahane ederek hem PKK’yı destekliyorlar, hem dinsizlik propagandası yapıyorlar. Bunun için demiyorum da genel olarak bazı kişiler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alışılmadık hayvan dostlukları hakkında bazı resimler göstermek istiyorum. Bu konuyla ilgili ahir zaman hadisi de okumak istiyorum. “Hz. İsa (a.s) zamanında deccal helak olacak. Yeryüzüne güven gelecek. Öyle ki aslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla birlikte yayılacak. Çocuklar yılanlarla oynayacak ve yılanlar çocuklara zarar vermeyecek.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tam Hz. Mehdi (a.s) devri alametleri. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çıkış alametleri. Onun vaktinin güzel alametlerinden bir parça bu.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alışılmadık hayvan dostlukları hakkında bazı resimler göstermek istiyorum. Bu konuyla ilgili ahir zaman hadisi de okumak istiyorum. “Hz. İsa zamanında deccal helak olacak, yeryüzüne güven gelecek. Öyle ki aslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla birlikte yayılacak, çocuklar yılanlarla oynayacak ve yılanlar çocuklara zarar vermeyecek.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tam Mehdi (a.s) devri alametleri. İsa Mesih’in çıkış alametleri. Onun vaktinin güzel alametlerinden bir parça bu.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Aydınlık Gazetesi Yazarı ve Vatan Partisi Yöneticisi Emekli General Naci Beştepe bugünkü yazısında, “Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmem ama Amerika Birleşik Devletleri’ne de vermem” diyerek şunları yazdı: “Onu oradan indirmek, gerekirse yargılamak Türk ulusunun ve Türk kurumlarının seçeneği ve kararı olmalıdır. Son günlerde artan Amerikan kışkırtmaları tehditleri kabul edilemez. Ne Amerika istedi diye Türk ordusu darbe yapar, ne Amerika bir cumhurbaşkanını başka yöntemlerle değiştirebilmelidir. Dış müdahaleye kabul etmek sonrakileri de kabullenmektir.”

ADNAN OKTAR: Bak sözümün aynısı. Kelimenin aynısı, bütün akışı son vurguları hepsi tamamı aynısı. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Aydınlık Gazetesi Yazarı ve Vatan Partisi Yöneticisi Emekli General Naci Beştepe bugünkü yazısında, “Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmem ama Amerika’ya da vermem” diyerek şunları yazdı: “Onu oradan indirmek, gerekirse yargılamak Türk ulusunun ve Türk kurumlarının seçeneği ve kararı olmalıdır. Son günlerde artan Amerikan kışkırtmaları tehditleri kabul edilemez. Ne Amerika istedi diye Türk ordusu darbe yapar, ne Amerika bir cumhurbaşkanını başka yöntemlerle değiştirebilmelidir. Dış müdahaleye sıcak bakmak sonrakileri de kabullenmektir.”

ADNAN OKTAR: Doğru güzel konuşmuş. Tayyip Hoca’nın kılına dokundurtmayız. Densizlik istemiyoruz. Demokratik mücadelenin hepsini yapabilirler, neticelerini de kabul ederiz ama oyun istemiyoruz. Oyunu kabul edersen bütün sonraki gelişmeleri de kabul ediyorsun anlamına gelir. Her zaman söylediğimiz söz. Paşa da onu söylemiş.

Yeni kitabımı getirin bir daha göstereyim önemli o eser. 402 sayfalık eser, nefis bir eser baştan sona belgesel.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan’ın eski danışmalarından Etyen Mahçupyan AK Parti’nin mutlaka kendisini eleştirmesi gerektiğini söyledi. “AK Parti’den önce AK Parti nasıl bir şey olacak diye konuşmak zorundalar. Türkiye’yi yönetmek istiyorsa AK Parti önce kendisi üzerinde düşünmek ve kendisini yeniden inşa etmek zorunda. AK Parti kendisini masaya yatırmadıkça ve kurumsallaşma üretemedikçe yeni Türkiye yaratması çok zor. Ve akıntılara kapılarak tepkilerle gitmek zorunda kalacağı çok açık” dedi.

ADNAN OKTAR: Yenilikçidir AK Parti ama sözü doğru, sürekli bir yenileme gerekir. Ama AK Parti’nin özelliği yenilikçidir katı değildir. Ama çok hızlı yenilikçi olabilir. Daha hızlı, daha süratli, daha kapsamlı, daha modern, modernliği esas alabilir, kaliteyi esas alabilir her zaman eleştiriyoruz. Sanatı esas alabilir. Eski sanatçıları toplamışlar bir araya tamam o güzel bir başlangıç olarak. Biz bunu söyledik, ben söyledim “her halükarda bir başlangıç yapın arkası gelir” dedim. Burada uluslararası resim sergileri yapsınlar, heykel sergileri yapsınlar. Yabancı sanatçıları çağırsınlar böyle etkili olur. Ama başlangıç olarak hiç olmamasındansa bu iyi. Ama bu bir başlangıç. Böyle olmasını söylemiştik zaten aynısını yaptılar Allah razı olsun.

Evet, Peygamberimiz (s.a.v.)’le ilgili Hz. Hatice (r.a)’ın sözü var onu oku.

KARTAL GÖKTAN: Peygamberimiz (s.a.v.)’e ilk vahiy geldiğinde Hz. Hatice (r.a) Peygamberimiz (s.a.v.)’e “sen sözüne güvenilir bir insansın” diyerek şunları söylüyor. “Müjdeler olsun, sen sözün doğrusunu söylersin, emanete riayet edersin, akrabanla ilgilenirsin, güzel ve iyi ahlaklısın. Sebat et, vallahi ben senin ümmetin peygamberi olacağını umarım. Hiç korkma, Allah seni hiçbir zaman utandırmaz, üzüntüye uğratmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten aciz olanların yükünü taşırsın, yoksula kimsenin vermediğini verir kazandıramadığını kazandırırsın. Misafir ağırlarsın, uğradıkları musibet ve felaketlerde halka yardım edersin.”

ADNAN OKTAR: İbni Hişam’da var, İbni Kesir’de var, evet her yerde var. Hz. Hatice (r.a) annemiz ilk mümin kadındır biliyorsunuz, ilk iman eden kadındır, ilk vahyi gören kadındır. Peygamberimiz (s.a.v.)’e ilk yardım eden kadındır. Kadının üstünlüğü açısından Cenab-ı Allah onu delil olarak gösteriyor, güzel ahlakı yönünden.

"Allah'ın evi, tüm uluslar için ibadet evi olacak." diyor, Hazreti Süleyman'ın mescidi için. Yani Museviler de Hristiyanlar da Müslümanlar da orada ibadet edecekler; ona işaret. Bak, "tüm uluslar için ibadet evi olacak." diyor. Başlangıçta böyle fakat sonra herkes Müslüman oluyor.

Moşiyah'la ilgili bir söz var. Onu oku. 

BÜLENT SEZGİN: "Moşiyah Mehdi (a.s), dünyayı dilinin değneğiyle etkileyecek."

ADNAN OKTAR: Yani konuşarak insanları etkileyecek, sopayla değnekle değil. 

BÜLENT SEZGİN: Evet, inşaAllah. "Ve kötü olanları sözleriyle biçecek. Doğruluk onun bel kemiği."

ADNAN OKTAR: Yani bilimle, akılla; konuşarak, hikmetle. Biçme demek etkisiz hale getiriyor. Hakim fikir haline geliyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: "Doğruluk onun bel kemiği, iman da onun yuları olacak."

ADNAN OKTAR: Yani imanla hareket edecek. İmanla Cenab-ı Allah onu her tarafa çevirecek. 

BÜLENT SEZGİN: “Hikmeti Süleyman'ı da aşacak. Moşiyah Mehdi (a.s), Musa (a.s)'dan sonraki peygamberlerin hepsinden daha üstündür. Bazı yönlerden Musa (a.s)'dan da üstün üstün olacak. Peygamber olmadığı halde akıl ve ruh kalitesi peygamberler seviyesinde olacak.”

ADNAN OKTAR: Evet. (Likkutei Dibburim 9/25)

Müşrikler de dahil Peygamberimiz (s.a.v.)'i övüyorlar. O konuşmayı da yayınlayın. 

KARTAL GÖKTAN: Müşrikler de dahil tüm kavmi, Peygamberimiz (s.a.v.)'in hep doğru sözlü insan olduğunu söylüyorlar. Allah'ın Resulü (s.a.v.), başlangıçta durumunu gizliyor ve namazı gizli kılıyordu. "Yakın akrabalarını uyar." Şuara Suresi, 214. Ayeti nazil olunca Safa Tepesi’ne çıktı ve "Ey falanoğulları" diye seslendi. Bunun üzerine duyanlar Kabe’den yanına geldi. Ebu Leheb de dahil geldiler. Ebu Leheb, "Ne var?" dedi. Hazreti Muhammed (s.a.v.), "Size şu dağın dibinden bir takım süvarilerin hücum etmekte olduğunu söylesem beni doğrular mısınız?" "Senin doğru olmayan bir sözünü görmedik." dediler. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ebu Leheb bile bunu söylüyor. Peygamberliğinin net delili. Bir daha oku bu konuyu. 

KARTAL GÖKTAN: Müşrikler de dahil tüm kavmi, Peygamberimiz (s.a.v.)'in hep doğru sözlü insan olduğunu söylüyorlar. Allah'ın Resulü (s.a.v.), başlangıçta durumunu gizliyor ve namazı gizli kılıyordu. "Yakın akrabalarını uyar." Şuara Suresi, 214. Ayeti nazil olunca Safa Tepesi’ne çıktı ve "Ey falanoğulları" diye seslendi. Bunun üzerine duyanlar Kabe’den yanına geldi. Ebu Leheb de dahil geldiler. Ebu Leheb, "Ne var?" dedi. Hazreti Muhammed (s.a.v.), "Size şu dağın dibinden bir takım süvarilerin hücum etmekte olduğunu söylesem beni doğrular mısınız?" "Senin doğru olmayan bir sözünü görmedik." dediler. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Üçüncüyü de oku.

BÜLENT SEZGİN: Peygamberimiz (s.a.v.)'in en azılı düşmanlarından olan Nadr Bin El Haris dahi Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in güvenilir olduğunu söylemiştir. 

ADNAN OKTAR: O çok önemli. Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Peygamberimiz (s.a.v.)'in en azılı düşmanlarından olan Nadr Bin El Haris dahi Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in güvenilir olduğunu söylemiştir. 

ADNAN OKTAR: Peygamberliğinin net delilidir bunlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Muhammed (s.a.v.), aramızda kendisinden memnun olduğumuz, doğru sözlü, emanete riayet eden birisiyken bize peygamberliğini bildirince ona sihirbaz dediniz. Hayır, vallahi o sihirbaz değildir.”

ADNAN OKTAR: İbn-i Hişam, 1'e 320. Evet. "Efendi Adon" kelimesiyle ilgili bir açıklama var, onu da oku. 

KARTAL GÖKTAN: Adon kelimesi; kumandan, bey, efendim, emir, seyyid gibi anlamlara gelmektedir. 

ADNAN OKTAR: Seyyid, Arapça’da seyyiddir karşılığı; Adon. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adon, bütün tercümelerde Rab olarak tercüme edilmiştir. Dolayısıyla Hazreti Davud (a.s)'ın Mezmur'unda "Allah, Yah ve Adon'a dedi ki:"

ADNAN OKTAR: Adon'a? 

KARTAL GÖKTAN: Evet. "Düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya kadar sağımda otur." derken hitap ettiği şahıs Adon'dur.

ADNAN OKTAR: Evet. Yani Moşiyah Mehdi (a.s)'ye işaret ediyor. Şiloh'un anlamını oku.

BÜLENT SEZGİN: Şiloh; Tevrat'ta söz edilen Şiloh; Şaluh yani gönderilmiş kimse, resul, haberci veya Şiluah, Şaluah yani Allah'ın resulü veyahut Şiliyah yani barış, güven, sessizlik kelimeleriyle alakalıdır. Şiloh'un kelime manası, saltanat ve şeriat sahibi; büyük ve kanun koyucu otoritesi olan, milletlere hükmeden şahıs gibi manalara gelmektedir. 

ADNAN OKTAR: Milletlere hükmeden şahıstır, asıl tam karşılığı odur. Evet. 

BÜLENT SEZGİN: Tevrat'ta Yaratılış 49'a 10'da "Sahibi yani Şiloh gelene kadar krallık asası Yahuda'nın elinden çıkmayacak. Yönetim hep onun soyunda kalacak. Uluslar onun sözünü dinleyecek." 

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s) de bu soydan geliyor. Yani Hazreti Davud (a.s) soyundan geliyor.

Dördüncü maddeyi oku, Peygamberimiz (s.a.v.)'le ilgili. 

KARTAL GÖKTAN: “Mekkeliler, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’i…”

ADNAN OKTAR: Mekkeliler? 

KARTAL GÖKTAN: Evet. “Mekkeliler, Hazreti Muhammed (s.a.v)'i dürüstlüğü ve güvenilirliğinden dolayı daha genç yaşta Mekke'nin en önemli meclisi olan Hılfu'l Fudul yani erdemliler topluluğu üyesi yapmıştır.”

ADNAN OKTAR: Müşrikler yapıyor bu şeyi. O kadar güveniyorlar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ona daha peygamber olmadan önce "Muhammed'ül Emin" yani "Güvenilir Muhammed" diyorlardı. 

ADNAN OKTAR: Evet. Beşinci maddeyi oku.

BÜLENT SEZGİN: “Mekke halkı, hatta Mekkeli müşrikler bile şehir dışına yolculuğa çıktıklarında değerli eşyalarını, mallarını Peygamberimiz (s.a.v.)'e emanet ederlerdi. O da kendisine emanet edilen eşyaları özenle korur zamanında sahiplerine geri verirdi. Medine'ye göç ederken bile Mekkelilerin kendisine bıraktığı emanetleri Hazreti Ali'ye vermiş ve sahiplerine teslim etmesini söylemişti.”

ADNAN OKTAR: Bak, dürüstlüğünü görüyor musun? MaşaAllah.

Altıncı maddeyi oku, Peygamberimiz (s.a.v.)'le ilgili.

KARTAL GÖKTAN: Peygamberimiz (s.a.v.)'in en büyük düşmanı Ebu Cehil, "Muhammed, biz seni yalanlamıyoruz.  Sen bizim kanaatimize göre doğrusun." 

ADNAN OKTAR: Bak, çok önemli görüyor musun? Ebu Cehil diyor, "Biz seni yalanlamıyoruz.  Sen doğru bir insansın." diyor. Evet.

KARTAL GÖKTAN: "Biz ancak senin getirdiğini yalanlıyoruz."

ADNAN OKTAR: Vahyi kabul etmiyoruz diyor, getirdiğin vahyi. Düşmanlıkları Allah'a. Evet. 

KARTAL GÖKTAN: Ebu Cehil'in bu sözü üzerine, şeytandan Allah'a sığınırım “Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.” [En'am Suresi, 33] Enam Suresi, 33. Ayeti inmiştir. 

ADNAN OKTAR: Bizans Kralı ile ilgili olanı oku.

BÜLENT SEZGİN: “Bizans Kralı, Ebu Süfyan'ı kabulünde ona Peygamberimiz (s.a.v.)'in hiç yalan söyleyip söylemediğini sordu. O da, "Asla yalan söylediğini hiç duymadık." dedi. Bunun üzerine Bizans Kralı, "Şayet bu zat, Allah hakkında yalan söylemiş olsa daha evvel insanlara yalan söylemesi gerekirdi." deyip Peygamberimiz (s.a.v.)'in doğruluğu sebebiyle gerçekten peygamber olduğunu ifade etmiştir.”

ADNAN OKTAR: Bunlar işte gizli Müslümanlar. O gizli bir yapılanma o zaman bütün Avrupa'yı sarmıştı.

Bu Pakistan'daki olayı bir daha okusana bana. 

KARTAL GÖKTAN: Bir kaç gün önce Pakistan'da Paskalya Bayramı'nı kutlamak için Hristiyanların toplandığı oyun parkında bir intihar bombacısı yetmişten fazla kişinin ölümüne, üç yüz kırktan fazla kişinin yaralanmasına sebep oldu. Çok sayıda kadın ve çocuk Hristiyan yaşamını yitirdi.

ADNAN OKTAR: Bu yaptıkları haram. Allah, "Hristiyanlarla evlenebilirsiniz." diyor, "Yemeklerini yiyebilirsiniz." diyor. Sen gidip orada bomba patlatıyorsun. Cinayet suçu olur. Büyük günah olur. Her şahıs için ayrı cehennem azabı vardır. Çok büyük günah. Müslümanlıkta böyle bir şey yok. Kimsenin inancına müdahale edilmez. "Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize." diyor Allah. Ayet, açık. Karışamazsın. Ayrıca Allah, Hristiyanlarla evlenebilirsiniz." dediğine göre "Yemeğini yiyebilirsiniz." dediğine göre bu yapılan nedir? Bu cinayet olmuş oluyor. Ortodokslar, Protestanlar, Katolikler hiçbirine saldırı olmaz. Haram olur. Müslüman’a hiç olmaz. Yahudi’ye de olmaz yani Musevi’ye de olmaz. Evet.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD'in Türkiye'deki Musevilerin yoğunlukta olduğu anaokulları ve gençlik merkezlerine saldırmaya hazırlandığı iddia edildiği yönünde bir haber de vardı Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Bu haram. İslam’a uygun bir hareket değil. Kuran'a uygun bir hareket değil. Yanlış bir hadis üstüne hareket ediyorlar. Olmayan bir hadis üstüne hareket ediyorlar. Kuran'a göre hareket etmeleri lazım. O kullandıkları hadislerin hepsi uydurma. Kuran'da böyle bir şey yok. "Sizin dininiz size bizim dinimiz bize." Böyledir hüküm.

Pakistan saldırısından iki gün önce olan olayları da okuyun. Irak-İskenderiye. 

KARTAL GÖKTAN: Pakistan saldırısından iki gün önce Irak'ın İskenderiye kentindeki bir stadyuma düzenlenen intihar saldırısında kırk bir kişi hayatını kaybetti, yüz beş kişi de yaralandı. Bir kaç gün önce de Yemen'in Aden kentindeki üç ayrı kontrol noktasına bomba yüklü araçlarla düzenlenen intihar eylemleri sonucunda yirmi altı kişi hayatını kaybetti. 16 Mart'ta Boko Haram yanlısı olduğu belirtilen iki kadın teröristin Nijerya'nın Maiduguri şehrindeki bir camiye namaz vakti düzenlediği bombalı intihar eyleminde ise yirmi dört Müslüman şehit oldu, yirmi üçü yaralandı. 

ADNAN OKTAR: Hayret, Müslüman-Yahudi-Hristiyan... Kim olursa olsun. Bunların hepsi haram eylemler.  İslam'da, Kuran'da olan hükümler değil. "Yetiş ya Mehdi (a.s)" diyoruz. Allah Mehdi'sini göndersin. Allah İsa Mesih'i göndersin. Seyyidina İsa Mesih İbni Meryem ve Muhammed Mehdi (a.s)'yi Cenab-ı Allah bir an önce göndersin, zahir etsin. "Göndersin" dediğimiz, zahir etmesi. Yoksa geldiler, Allah zahir etsin. Ümmeti bu çileden, bu beladan kurtarsın. 

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi verebilir miyiz Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet. 

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan'ın ilk İngilizce gazetesi olan ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Ortadoğu genelinde de dağıtımı yapılan Arab News gazetesinde ve internet sitesinde "Terör ne ister?" başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu makalenizde terörle iç içe yaşamak zorunda olan ülkelerde asker-polis ve halkın birlikte terör örgütünü fiilen çökertecek bir ilmi çalışma ile güçlendirilmesi, terörün ideolojisine karşı kültür seferberliği geliştirilmesi gerektiği üzerinde duruyorsunuz.

1845'ten beri yayınlanan Malezya'nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen New Straith Times Gazetesi’nde "Suriyeli Sığınmacıların Temel Haklarına Erişimleri Tam Sağlanmalı" başlıklı makaleniz yayınlandı. Suriyeli sığınmacıların artık Türkiye'nin bir gerçeği olduğu, bu durumun olumlu etkilerinin geniş ölçüde ortaya çıkması için çalışma hayatı, barınma, belediye hizmetleri, sağlık, eğitim gibi alanları düzenleyecek geniş kapsamlı toplumsal uyum politikalarının devreye sokulmasının önemini anlatıyorsunuz. Endonezya'nın en büyük, kırk bin tiraja sahip olan İngilizce günlük gazetesi Jakarta Post'ta yayınlanan "Açlığın Savaşların Ahlaki Çöküntünün Ortasında Büyüyen Gelecek Nesiller" başlıklı makalenizde zulmü uzaktan izlemenin ve fitnenin ortadan kalkması için gayret etmemenin de bir tür zulüm olduğunu, herkesin elini taşın altına sokması gerektiğini aksi takdirde akan her damla kandan sorumlu olunacağını hatırlatıyorsunuz.

Katar'ın ilk İngilizce günlük gazetesi Gulf Times'da yayınlanan "Zalim Savaşların Masum Ruhları Çocuklar" başlıklı makalenizde masa başındaki bazı yöneticilerin gurur, inat, fanatizm, ihtiras dolu çıkar hesapları yüzünden çıkan savaşların bütün yükünü çeken çocukları ve tüm masum insanları korumanın vicdan sahibi herkesin sorumluluğu olduğunu ve inşaAllah vicdani sorumluluk hisseden biri olarak bu konuda elinizden gelen mücadeleyi verdiğinizi vurguluyorsunuz.

İsrail'de bulunan ve Facebook'ta altı yüz yetmiş bin takipçisi olan Jerusalem Online haber sitesinde "İslam Dünyasında Musevilere Karşı Düşmanlığı Körükleyen Gargat Ağacı Efsanesi Devam Ediyor" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Musevilere karşı nefretin teşvik edildiği Gargat ağacı konulu uydurma hadisin asılsız ve Kuran'a aykırı olduğunu ve masum dindar Musevi-Hristiyanlara karşı düşmanlığın İslam'da yeri olmadığını anlatıyorsunuz.

New York'tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily'de "Suriyeli Mülteciler Hakkında Avrupa Birliği ile Varılan Mutabakat" başlıklı makaleniz yayınlandı. Mülteci sorununa kalıcı çözümler getirmek için yeni projeler üretmenin önemli olduğunu ancak hepsinden önemlisinin vicdanların harekete geçirilmesi, sevgi ve kardeşliğin yaygınlaştırılması olduğunu vurguluyorsunuz. 

ADNAN OKTAR: Bir öncekini bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: İsrail'de bulunan ve Facebook'ta altı yüz yetmiş bin takipçisi olan Jerusalem Online haber sitesinde "İslam Dünyasında Musevilere Karşı Düşmanlığı Körükleyen Gargat Ağacı Efsanesi Devam Ediyor" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Musevilere karşı nefretin teşvik edildiği Gargat ağacı konulu uydurma hadisin asılsız ve Kuran'a aykırı olduğunu ve masum dindar Musevi-Hristiyanlara karşı düşmanlığın İslam'da yeri olmadığını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet, Gargat ağacı bir yalan, uydurma olarak ortaya atılmış. Ona sıkı sıkıya sarılıyorlar. 

KARTAL GÖKTAN: Fas, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi hakkında haberleri geniş kitleye sunan bağımsız haber sitesi Morocco World News'de "İslam Coğrafyası ve Kalite" başlıklı makaleniz yayınlandı. İslam'ın sunduğu kaliteyi bütün dünyaya göstermenin bizim sorumluluğumuz olduğunu söylüyorsunuz. Ayrımcılık, düşmanlık, savaş kavramlarını yok ederek dünyaya uzlaşı ruhunu getirebilmenin birinci şartının bunu asıl kendi toplumlarımız içinde yaşamak ve her şeyden önce bunun Rabbimiz’in isteği olduğunu anlatıyorsunuz.

Her ay beş yüz bin kişiye ulaşan, farklı kesimden okuyucu kitlesine sahip; İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İsveççe yayın yapan MBC Times sitesinde "Etkili Bir Provokasyon Silahı: Nefret" başlıklı makaleniz Fransızca olarak yayınlandı. Yazınızda insanların nefislerinde nefrete eğilimin kolay olduğunu, sevgiyi oluşturmanın ise emek istediğini vurguluyorsunuz. Devletler eğer anlaşmazlıklardan kurtulmak, büyümek, kalkınmak, gelişmek ve huzurlu olmak istiyorlarsa önce bu emeği sarf etmeleri gerektiğini anlatıyorsunuz. MBC Times'ın İngilizce sitesinde "İslam Coğrafyası ve Kalite" başlıklı makaleniz yayınlandı. MBC Times'ın İspanyolca sitesinde de "Savaşların Sebebi Din midir?" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazıda özetle, savaşların durmasının tek yolunun dinler ve dinler arası ittifak olduğunu, eğer gerçekten barış isteniyorsa dinlerin özünü savunan gerçek barış insanlarının ittifakına ve söylemlerine dikkat verilmesi gerektiğini vurguluyorsunuz.

Son olarak Pakistan'ın İngilizce haber sitesi Daily Mail'de "Derin Güçlerin Boş Hayali: İslamsız Ortadoğu" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Ortadoğu'nun kurtuluşu için aciliyetle yapılması gereken bütün hak dinlerin emrettiği değerler olan dostluğun, kardeşliğin, şefkat ve merhametin esas alındığı bir birlik inşa etmek olduğunu anlatıyorsunuz. Ortadoğu'nun gücü, kuvveti, menfaatinin din temelli bu sevgi birliğinde olduğunu anlatıyorsunuz MaşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Dünya çapında bu kadar ilmi çalışma yapan hiçbir yazar yok. Dünyada tek yani maşaAllah. En fazla bir gazetede yazıları çıkıyor. Hadi iki gazete olsun. Ama böyle kapsamlı, bu kadar etkileyici ve bu kadar çok izlemesi olan hiç bir yazar yok. MaşaAllah. Ve bütün çözümler akılcı, demagoji yok. 

AYLİN KOCAMAN: Her bir yazınız binlerce kişi tarafından paylaşılıyor. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 

Bu Kitap Ehliyle ilgili hadis var. Bir ve iki, onları oku.

KARTAL GÖKTAN: “Bir zımniyi, (Hıristiyan veya Musevi’yi) haksız yere öldüren cennetin kokusunu duyamaz.” (Buhari, Cizye 5)

ADNAN OKTAR: İkinciyi oku.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Peygamber (s.a.v.)Hristiyan olan İbni Haris bin Kaab ve dindaşlarına yazdırdığı anlaşma metninde, “şarkta ve garbda yaşayan tüm Hristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, Peygamber’in ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşananlardan hiç kimse kerhen İslam’a irtihal edilmeyecektir.”

ADNAN OKTAR: Zorla Müslüman olması için baskı yapılmayacaktır.

BÜLENT SEZGİN: “Hristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar.” Maddelerini yazdırdıktan sonra “Ehli Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele edin.” Ankebut Suresi, 46. ayetini okudu.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR:  Evet.

KARTAL GÖKTAN: Eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan yeni bir belgesel daha yayına giriyor. İsmi “Denizlerdeki İhtişam.” Bu belgeselde yağmurların yağmasından rüzgârın oluşumuna ve iklimlere kadar pek çok atmosfer olayının oluşmasını sağlayan denizlerdeki milyarlarca canlıdan bir kısmının hayranlık uyandıran özellikleri anlatılıyor. Çeşitli balıkların savunma taktikleri, şekil değiştirmeleri ayrıca denizdeki canlıların birbiriyle yardımlaşarak sürdürdüğü ortak yaşamlarından bahsediliyor. Bu canlılardaki kompleks organ ve sistemlerin asla tesadüfler sonucunda olamayacağı, bunların var olabilmesi için hepsinin bir anda Allah tarafından yaratıldığı açıklanıyor. Ayrıca deniz canlılarına ait fosil kayıtlarının da evrimi tamamen geçersiz kıldığı tekrar net delillerle ispatlanıyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın yani 29 Mart Salı günü saat 21’de kanalımızda izleyebilirler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hz. Moşiyah ile ilgili bir açıklama var onu oku. “Moşiyah Tevrat’ın tamamına yeni bir anlayışla bakacak.”

BÜLENT SEZGİN: “Moşiyah Tevrat’ın tamamına yeni bir anlayışla bakacak ve Tevrat’taki sırların yeni yönlerini açığa çıkaracak. Öyle ki bugüne kadar öğrenilen tüm Tevrat bilgileri Moşiyah’ın” yani Hz. Mehdi’nin “öğreteceği Tevrat’ın yanında sönük kalacak.”

ADNAN OKTAR: (Kohelet Rabbah 11/12. Abraham Mayan 2/11)

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP’nin başkan adaylarından Ümit Özdağ, yanındaki heyetle birlikte Diyarbakır’da Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yere giderek başkanlık adaylığı için seçim çalışmalarına buradan başladı. Yanındaki heyetle birlikte Lice yakınlarındaki üç şehit verdiğimiz mermer karakolunu da ziyaret eden Özdağ saldırıyla ilgili bilgi aldı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: MHP’nin başkan adaylarından Ümit Özdağ, yanındaki heyetle birlikte Diyarbakır’da Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yere giderek başkanlık adaylığı için seçim çalışmalarına buradan başladı. Yanındaki heyetle birlikte Lice yakınlarında üç şehit verdiğimiz Mermer Karakolu’nu da ziyaret etti.

ADNAN OKTAR: Yani böyle bir mahkeme karar verdi mi?

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Vermedi.

 ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yok. Seçim yapılacak gibi değil yani, başkanlık seçimi. O zaman nedir?

Hz. Moşiyah’ la ilgili Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir bilgi var.

KARTAL GÖKTAN:  “Moşiyah herhangi bir anne babadan, herhangi biri gibi doğduktan sonra giderek bilgeliği artacak.”

ADNAN OKTAR: Bilgeliği gittikçe artacak.

KARTAL GÖKTAN: “Salih amelleriyle giderek yıldızı parlayacak.”

ADNAN OKTAR: Samimi hareketleriyle gittikçe yıldızı parlayacak.

KARTAL GÖKTAN: “Hayatı devam ettikçe ve salih amellere devam ettikçe manevi derinliği yüce mertebelere ulaşacak. İsrailoğulları’nın ilk kurtarıcısı Hz. Musa (a.s) bile seksen yaşına geldiğinde hala kendinin kurtarıcı olacağını ummuyordu. Öyle ki Rab onu Firavun’a gönderdiğinde bu görevi kabul etmeyi istememişti. Son kurtarıcı da işte böyle olacak.”

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’a da halk teklif ediyor, o kabul etmiyor. Ama tabii Allah’ın dediğini kabul etmek gerekir. Ama halkın dediğine direnmesi Hz. Mehdi (a.s)’ın normal. Ama sonra kabul etti Hz. Musa (a.s) biliyorsunuz. “Tek gitmeyeyim” dedi. “Kardeşimle gideyim veyahut Moşiyah’ı gönder” dedi. Şekerliği artık tarif edilecek gibi değil. Merak ediyor. “Beni gönderme Moşiyah’ı gönder” diyor. İlla görmek istiyor ya.

Tekvir Suresi, 19-21. O Cebrail (a.s) içindir, o Peygamberimiz (s.a.v.)’le ilgili değildir o. Araf Suresi, 68, Peygamberimiz (s.a.v.)’e yöneliktir. Şeytandan Allah’a sığınırım. “… Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.” (Araf Suresi, 68) Bakara Suresi, 151’den itibaren Enbiya Suresi, 107’ye kadar okuyabilirsiniz.

KARTAL GÖKTAN: Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakara Suresi, 151. “Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik”. (Bakara Suresi, 151)

BÜLENT SEZGİN: Kalem Suresi, 4. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem Suresi, 4)

KARTAL GÖKTAN: Ahzap Suresi, 21. “Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır”. (Ahzap Suresi, 21)

BÜLENT SEZGİN: Hud Suresi, 112. “Seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru davran.” (Hud Suresi, 112)

KARTAL GÖKTAN: Şura Suresi,15. “Şu halde sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur onların heva ve tutkularına uyma…” (Şura Suresi, 15)

BÜLENT SEZGİN: Ahzap Suresi, 38. “Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur.” (Ahzap Suresi, 38)

KARTAL GÖKTAN: Enbiya Suresi, 107. “(Ey Muhammed) Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Çok değerlisiniz. Bazılarından aradaki fark yani dramatik derecede böyle. Çok hayret edecek derecede fark var. Sanki insanla melek farkı gibi. Ve bu acı gerçeği de birçok kişi biliyor. Ve kıskançlıktan, hasetten perişan oluyorlar. Bir kısmı da gıpta ediyor, gıpta güzel. Ama haset edenler yanıp tutuşuyorlar.

“Korucu arkadaşlar hep sorarlar, “Hocamız’a mesaj yaz.” Hocamız bana bir ayar çekti ki artık ben hiçbir zaman maddiyat anlamında Hocamız’a mesaj yazmayacağım. Ama duanıza çok ihtiyacım var” diyor. “Çünkü korucuları manevi anlamda çok ihya ediyorsunuz. Sizleri çok seviyoruz” diyor. Hakikaten böyle hafif bir haşlama tarzı Necmi Hoca’yı uyarmıştık, Necmi Özay. Hepsi dünya iyisi, hepsi aslan onların. Korucular koçyiğittir. Güneydoğu’nun efeleri, aslan kabadayıları. Allah için canlarını ortaya koyuyorlar. Bin liraya, iki bin liraya yapılacak iş değil, Allah aşkıyla yapılacak iş bunlar.

23 Mayıs 2011, Kılıçdaroğlu Hakkari’de konuşuyor. “Yerel yönetimlerin özerklik şartını aynen kabul edeceğiz, onlara özerklik vereceğiz aynı Avrupa’daki gibi.” Allah esirgesin. Batarız. Çok tehlikeli bir şey söylemiş. Ama şu an inşaAllah vazgeçmiştir.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak’ta, Musul’un IŞİD’den alınması için yapılacak operasyona Irak merkezi hükümetinin bilgisi dahilinde PKK’nın da katılacağı ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Bu çok acayip bir şey. PKK, teröristle işbirliği nasıl olur? Çok büyük suç işlemiş olurlar. Sonra da gidip onlara saldırıyor onlar.

Müslüman sıkılmaz. Boş vakti olmaz. Hiçbir şey yoksa gider çiçek eker. Hiçbir şey yoksa etrafı güzelleştirir, etrafı temizler. Kitap okur, tebliğ yapar, yazı yazar. İnternette birisine bir İslami, Kurani bir şey öğretir. Hayvan gibi bomboş gezmek Müslüman’a yakışmaz. Hayvan bomboş olur. Sıkılır hayvan, ne yapacağını şaşırır. Kendi kendine oynamaya başlar.

Şu an Hıristiyanlarda da, Musevilerde de yeni bir bilinç boyutuna girildiğine inanılıyor. Buna “büyük şabat” deniyor. “Bu dönem Mesiyanik dönem olacak. İnsanlar topluca bir olan Allah’a ibadet edip, savaşlar olmadan, huzur içinde yaşayacaklar.” Artık insanların huzur dönemi. Şabat, dinlenme dönemleri. Kavga bitiyor artık. Çünkü 6000 sene bitti, Musevilerin.

Şimdi hepsini tabii okuyamıyoruz. Ama mesajlarınızın hepsi geliyor.

Açık kapı da onların sembollerindendir, bu Rumilerin kendi aralarında. Yani İslam’dan çık, bize katıl. Bunlar da açık kapı resmiyle sembolize edilir.

Barada Nehri, Suriye’de, Şam’da olan bir nehir. Oluk oluk kan akmıştı o nehirde. Aralarında bir şifreleşme sistemi olarak bunu kullanıyorlar. Müslüman kanı bak akan kan Müslüman kanı. Hülagü deccali tarafından döküldü Müslümanların kanı. Nehrin kenarında Müslümanlar kesildiler. Şehit edildiler. Nehre akıttılar kanını, dehşet saçsın diye halka. Halk evin önüne bir çıktı. Kan akıyor nehir. Dehşete düştü insanlar. Kıpkızıl kan. O Barada Nehri’nin resmini gösterin. Bak normalde yeşil akıyor. Kıpkızıl aktı. Ve gören bütün Müslümanlar dehşete düştüler. Yüz bin kişiyi nehrin kenarına getiriyorlar, kesiyorlar. Düşünün, o kadar insanın kanından ne olur o nehir?

Kız kulesi de bunlarca kutsaldır, Rumiler tarafından. Çünkü orayı karakol olarak kullanmışlardı. İşkencehane olarak kullanmışlardı. Sessiz ya denizin ortasında, ölen de fark edilmiyor. Bu konuyla ilgili bir yazı var. Onu oku.

“Sömürgeciler, direniş için Anadolu’ya geçilen yol olduğunu bildiği için, limandan kalkan her geminin Kız Kulesi’nde durması zorunluydu.” Müslümanları orada kontrol ediyorlardı. Anadolu’ya geçiş oluyor ya, kız kulesinde durduruyorlardı, İngilizler. İngiliz gizli polisi orada durduruyordu. Kimlik kontrolü yapılıyordu. Şüpheli gördükleri orada infaz ediliyordu, Kız Kulesi’ne götürüp. Onun için onlarca çok kutsaldır Kız Kulesi.

Kız kulesinde, yüzlerce gencimizi ortaya götürüp infaz ettiler. Bir de Anadolu’ya silah kaçırılıyordu biliyorsunuz, bizim aslanlar tarafından. O gemiler hep Kız Kulesi’nde, orada durdurulup oraya çekiliyordu. Sorgulama yapılıyordu, şüpheli olan kişilerin hepsi alınıp, orada infaz ediliyordu. Onun için İngiliz derin devletinin kutsal saydığı bir yapıdır Kız Kulesi. Kendi aralarında, anlaşmalarında, işaretleşmelerinde kullanırlar. Yani Kız Kulesi’nin bir suçu yok da ama onların bakış açısı bu. Yoksa bize ait bir bina yani.

Elif Naz; “Sekiz yaşındayım. Oradaki ablalarım gibi olmak istiyorum” diyor.

Seda Öztürk; “Cin çarpması diye bir şey var mı?” Araba çarpar insana. “Cinleri çağırıp onlara gelecekle ilgili bir şey…” Sormak haram olur. Gelecek sorulmaz. Zaten atarlar onlar. Bilemezler de ayrıca.

“Alkol içilen bir evde yemek yenir mi?” diyor. Niye yenmesin? O içiyorsa kendi günahı.

Sefer Bozkurt; Doğuda ne olup bitiyor yazmamışsın ki, Sefer. Sadece suçlamışsın kendince. Terör; kimi kastediyorsun? PKK terörüyse söyle. Neyi anlattığın belli değil ki. “Asıl terör şu an doğuda. Gel, gör” diyor. Tabii, zaten PKK’nın terör uyguladığını biliyoruz. Gelip görmeme gerek yok. Girin internete, televizyonda zaten görüyoruz. Ama neyi kastediyorsun? Kimi, hangi bölgeyi, nereyi anlatıyorsun? Anlatman lazım.

Tahir Karagöz; “Ateistim. Sizin konuşmalarınız bende çok olumlu etki yaptı. Allah’a inancımı geliştirdi” diyor.

Volkan, oturup birbirinizi münafıklıkla suçlamayı bırakın. Varsa bile düzeltebilir. Hatası varsa düzeltebilir. İşte, yengemde münafık alameti görüyorum. Her insanda hata olabilir, yanlışlık olabilir. Mühim olan düzeltmesi. Ama münafık tabii idare eder ve vazgeçmez. Münafıkla yaşamayı öğreneceksiniz. Önlem alacaksınız, akılcı olacaksınız. Yoksa şu münafık, bu münafık diye oturup onlara tavır almak olmaz.

Bak, “Ebru Hocam’ın bakışları çok derin ve çok sevgi dolu” diyor, Nermin Alaca.

İsa Mesih’e birisi diyor ki, İsa Mesih’le karşılaştıktan sonra; “Senin ardından geleceğim ama izin ver önce evimdekilerle vedalaşayım” diyor. İsa (a.s) ona diyor ki; “Sabanı tutup da geriye bakan Allah’ın cennetine layık değildir” diyor. Var ya münafıklar, evimiz açıkta diyorlar. Aynı onun gibi görüyor musun? İsa Mesih peşimden gel dedi mi artık evini, bilmem şunu bunu düşünmene gerek yok diyor.

CAN DAĞTEKİN: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Bir ticaret ve alışveriş gördükleri zaman ona sökün ettiler. Seni ayakta bıraktılar.”

ADNAN OKTAR: Münafıkların özelliği evet. Boş işlerle uğraşır münafıklar. İslam’a hizmet etmek istemezler. Kuran’a hizmet etmek istemezler. Onu aptal kafalarında, enayilik olarak görürler. Hem Müslüman’ım diyor, hem İslam’a hizmet etmek istemiyor.

Bak diyor ki; “Aylin Hanım’ın bakışları çok etkileyici, olgun ve çok tutkulu” diyor, Selda yazmış. Her birinizin ayrı hayranı var.

“Adnan Bey, iş gereği günlük hayatta küfürle çok muhatap olmak mümkün. Bazen sıkıcı oluyor. Allah’ı unutmuşlukları, boş amaçları uğruna kendilerini halden hale sokmaları hem acıma hissi uyandırıyor, bir yandan da sabır vesilesi oluyor. Allah hayırla yaratıyor şüphesiz. Ne yapmak lazım?” Zaten anlatıyoruz. İşte sabrediyorsun, sevap alıyorsun.

İrem; “Adnan Bey sizi çok beğendiğimi itiraf etmek istiyorum. Gerçekten de harika bir erkeksiniz. Göz alıcı yakışıklılığınız. Bakışlarınız çok cazibeli. Çok etkileyicisiniz. Umarım bir araya gelmek mümkün olur.”

BÜLENT SEZGİN: İki resim daha gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Ne şeker varlıklar bunlar. Allah ne güzel yaratmış. Yani her birinin ayrı bir tadı var. Hiç birbirlerine benzemiyorlar. Her biri ayrı şeker. Hep sevmemiz için işte. Bak, sevgiyi geliştirmemiz için. Çiçekler, hayvanlar, böcekler, hepsi sevgi amaçlı.

“Adnan Bey, ateistlere neden bu kadar karşısınız? Netice de onlar da insan. Daha onlara şefkatli olmanız gerekmez mi?” diyor, Ömer Kayyum. Sanki elimde sopayla kovalıyorum. Lafa bak. Ne yapıyorum? Zaten koruyup kolluyorum, şefkatimi, sevgimi ifade ediyorum. Gelin buyurun diyorum, davet ediyorum. Son derece saygılı konuşuyorum. Daha ne yapayım? Hadisle, ayetle açıklıyorum.

AYLİN KOCAMAN: Dindar çevrede en şefkatli davranansınız.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Berat Aksu; “Adnan Bey, sizden sonra kız arkadaşlarım beni beğenmez oldu. Sürekli eleştiriyorlar. ‘Duş almadın mı, daha temiz ol, kültürünü arttır, kendine biraz bak, bak Adnan Hoca’ya ondan örnek al, Müslümanım diyorsun bu ne kalitesizlik’ gibi sözler söylüyorlar. Yaktın beni Hocam” diyor, Berat Aksu. Ne sevimli tipler.

ERDEM ERTÜZÜN: Bugün de yayınımızın sonuna geldik. Yarın yine görüşmek üzere. Herkese hayırlı geceler diliyoruz. 

Masaüstü Görünümü