Harun Yahya

Sohbetler (5 Nisan 2016; 09:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk siz de hoş geldiniz.

Hep imani konulara ağırlık verelim siyasi konular değil de iman hakikatleri böyle, kainattaki Allah’ın harikaları, anlaşıldı mı? İnsanların imani takviyeye ihtiyacı var.

“Aklın kaynağı sevgidir” sevgi etiketi yapalım yahut “Allah’ı kalpten sevmek” diyelim daha iyi “Allah’ı kalpten sevmek”.

Oktar bir imani konu anlat.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. DNA zincirini, DNA birbirine dolanan yukarı doğru böyle dolanan iki merdiven gibi düşünülebilir sarmal bir yapısı var bunu kopyalayabilmek için mutlaka ortadan kesip açmak gerekiyor bunu yapan bir enzim var.

ADNAN OKTAR: Allah Allah yani adam, kesme ihtiyacını biliyor, tek başına hiçbir şey yapamayan enzim durur orada tüpe koysan durur, bir iş yap desen bilmez ama hücreye girdi mi cin gibi oluyor maşaAllah. Evet.

OKTAR BABUNA: Onun ortasına kollar uzanıyor Hocam, o kollar o tek zincire yapışıyor ortasına alıyor onu ve halatın tırmanır gibi çekerek ortasından geçiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: Çekerek ortasından geçirirken de o bağları atomik hassasiyette kesiyor siz de demiştiniz onu hiç hata yapmıyor, ne kopartıyor ne kırıyor atomik hassasiyetle ortadan ayırıyor sonra da birleştiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani Allah’ın harikalarını say say bitmez. Cenab-ı Allah’ı, aşkla seviyoruz, dünyanın en büyük nimeti Allah’ın varlığı ve Allah’a iman maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hem deniz altını hem deniz üstünü gösterecek şekilde bir teknikle çekilmiş fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Hem deniz altı hem deniz üstü, göreyim. Bu nasıl oluyor böyle bir teknik?

BÜLENT SEZGİN: Özel bir kamera tekniği.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Acayip zeki varlıklar balık deyince aklı fikri yok zannediyordum bayağı akıllı hayvanlar. Kaplumbağalar çok şeker ya acayip güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Allah’ın doğada yaratmış olduğu canlılarda bitkilerde hayvanlarda altın orana rastlıyoruz 1,618 oranına.

ADNAN OKTAR: Altın oranlı bir çiçek şu şekerliğe bak görüyor musunuz Cenab-ı Allah’ın sanatını altın oran matematik oranla.

BÜLENT SEZGİN: isimlerini de söyleyeceğim, aloe polyphylla bitkisi, amazon nilüferi.

ADNAN OKTAR: Hepsinde geometrik mükemmellik var.

BÜLENT SEZGİN: Ayçiçeği, bukalemun kuyruğu, krasula bitkisi, drosphila, fraktal lahana, hoya, kamelya, robelia.

ADNAN OKTAR: Kamelya geçilecek gibi değil orada müthiş bir sanat var şu güzelliğe bak, şu oranlara bak, şu katlardaki güzelliğe bak, geometrinin mükemmelliğine ve rengin şekerliğine bak. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Robelia.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel matematik düzgünlük var.

BÜLENT SEZGİN: Rudrigya, aseli formis. Romanesco brokolisi, niyona sakulus, yaprak merdiveni ve yıldız çiçeği.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel hepsi.

BÜLENT SEZGİN: Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor Şeytandan Allah’a sığınırım Talak suresi; “Rabbimiz her şey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)

ADNAN OKTAR: Ölçü.

BÜLENT SEZGİN: 1,618 hepsinde altın oran.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ERDEM ERTÜZÜN: Kuş tüyleri vardı Hocam harika simetri maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah ne güzel.

Şehirlere çok yere helikopter pisti yapılsın hasta yetiştirmek için helikopter kullanılsın. Çok yere alan yapacaklar helikopter, hastayı oraya götürürler hemen helikopter pistine, oradan helikopter alıp götürür. Bu trafikte hasta yetişmez bir saat sürer hastaneye gitmek. Öyle bir şey yok yol tıkalı nereden gidecek yani cankurtaranın geçeceği yeri yok. Helikopter sahaları yapsınlar hemen. inşaAllah.

Şu ahit sandığının yerini bir daha söyle. Bak söylüyorum, Hz, Süleyman (a.s)’ın, Hz. Musa (a.s)’nın, zamanında kullanılan kutsal sandık, Kuran’da geçen, Kuran’da uzun uzun anlatılan kutsal sandık; Taberiye Gölü’nde taşların altında duruyor. İsrail’e de söylüyorum, Birleşmiş Milletler’e, dünyaya da söylüyorum kutsal sandık orada açsın baksınlar, göster. İlk defa ben söylüyorum onu da söyleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Taberiye Gölü İsrail’de bulunan.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sonar görüntülerinde gölde bulunan bir kaya yığınına rastlanıyor 50 ile 70 metre çapında. İsrail’de bulunan Taberiye Gölü’nde sonar görüntülerinde bir kaya yığınına rastlanıyor 50 ile 70 metre çapında yaklaşık 10 metre yüksekliğinde bir kaya yığını.

ADNAN OKTAR: Açsın baksınlar.

CAN DAĞTEKİN: Hocam maşaAllah tam koordinatını veriyorsunuz bir de nasıl yapmaları gerektiğini de anlatmıştınız.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben Sean Stone geldiğinde söylemiştim göster filmini varsa.

2 Mayıs 2012’de söyledim 2016’dayız bak yerini de gösteriyorum şuan, bir daha göstert.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’de bulunan Taberiye Gölü’nde 2003 yılında sonar çekimleri sonucunda bir kaya yığınına rastlanıyor. Çapı yaklaşık 50 metre ile 70 metre arasında yüksekliği 10 metre ve bu 60 bin ton kaya yığınının altında sizin de belirttiğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: 60 bin ton kaya ve iri kayalar bunlar öyle ufak kayalar değil evet alta doğru da derin alta doğru da yığma var onun en altında yani o alttaki yığmayı da kaldıracaklar. Önce gölün kurutulması lazım, suyunu alacaksın, kayalar kenara çekilecek, alttaki kayaları da alacaksın ondan sonra sandığın ana muhafazasına ulaşılıyor sonra iç muhafazasına iç muhafazanın içinden de sandığı çıkaracağız inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: 4000 yıllık olduğu.

ADNAN OKTAR: 4000 yıllık evet tam Hz. Musa (a.s) devrine denk geliyor.

Evet dinliyorum.

ERDEM ERTÜZÜN: Etiketimiz sekizinci sırada Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim, çok güzel.

BÜLENT SEZGİN: Yakın çekim çiçek resimleri vardı gösterebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel çok çok güzel hayret ya şu güzellik. Cenab-ı Allah'a aşık olmamak mümkün değil. Hep O'nun güzelliği, hep O'nun damgası her yerde. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dün büyük devlet adamımız Başbuğ Türkeş'in vefatının 19. Sene-i devriyesiydi. Kendisini sevgi, rahmet ve hürmetle anıyoruz. 

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Görmek şerefine ermiştim. Çok babacan, çok efendi, asil, çok tutarlı, muhteşem Osmanlı ahlaklı; nadide, seçkin bir devlet adamıydı. Allah yolunu açık etsin, cennette ona güzellikler nasip etsin. Cennet yollarında gezdirsin Allah.

Kuran'da ebcedler var asrımıza bakan ve zamanımıza bakan, günümüze bakan; manası da mutabık. Göster, oku, dinleyelim. 

BÜLENT SEZGİN: Maide Suresi, 32; şeytandan Allah'a sığınırım “...Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir...” [Maide Suresi, 32] Ayetin bu bölümünün ebced değeri 2016, Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: “...Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir...” [Maide Suresi, 32] 

ADNAN OKTAR: Apaçık deliller yani inkar edilemeyecek deliller. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bakara Suresi, 248; şeytandan Allah'a sığınırım “Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır."”[Bakara Suresi, 248] "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi" bölümünün ebced değeri 1979, Hicri 1400. 

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Mehdi (a.s)'nin çıkış tarihini veriyor. Çok güzel. 

BÜLENT SEZGİN: Kara güneş olayıyla ilgili resimler vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Kara güneş?

BÜLENT SEZGİN: Evet, inşaAllah. Açıklamasını da yapacağım. İngiltere’de kış aylarında yaşanan bu olay, sayıları elli bini bulan dev sığırcık sürülerinin, gün batımından hemen önce ortaya çıkmasıyla oluşuyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz. Kara güneş olayı, İngiltere’de kış aylarında yaşanan bu olay, sayıları elli bini bulan dev sığırcık sürülerinin, gün batımından hemen önce ortaya çıkmasıyla oluşuyor.

ADNAN OKTAR: Şu güzelliğe bak, şu akla bak. Birbirlerine de çarpmıyor bu hayvanlar. Su gibi akıyorlar, su. Her yerde görürsünüz. Hiç birbirlerine çarpmaz. Balıklar da öyle hiç çarpmıyorlar.

Evet, kalk ayağa Oktar, bir şey anlat dinleyelim.

OKTAR BABUNA: Herkesin kulak kepçesi birbirinden farklıdır. Parmak izi gibi ufak tefek farklılıkları vardır bakıldığı zaman. Yani 7 milyar insanın, 7 milyar çok ufak farklılıklarla kulak kepçesi var. Her bir kıvrımının özel bir anlamı var. Bilim adamları inceliyorlar kulak kepçesinin nasıl bir işlev gördüğünü. Dikey alanda gelen sesleri kulak yoluna toplama özelliği var. Yani kulak yoluna çarpan ses dalgaları mutlaka kulak yoluna toplanıyor. Bir kişi gözünü kapadığı zaman sesin yukarıdan mı, aşağıdan mı geldiğini kulak kepçesinin kıvrımlarından dolayı anlayabiliyor. Özel bir bal mumu gibi bir şeyle böyle kulak kepçesinin kıvrımını değiştiriyorlar. Bir ekleme yapıyorlar mesela küçük bir parça koyuyor oraya. Bir kıvrımı bozuyor diyelim deneysel olarak. O denekler bir süre kulak kepçesine çarpan ses dalgalarının aşağıdan mı, yukarıdan mı geldiğini anlayamıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bak bu çok önemli. Bu Allah’ın bir harikası. Bilinmeyen bir şey bu.

Şehitler için ağlama durdurulsun. PKK bundan mutlu oluyor. PKK’nın ekmeğine yağ sürmüş olurlar. Şehit cenazelerinde ağlama olmaz. Şehitlerde bu mutazarrır eder. Yapmayın etmeyin. Böyle şey olmaz. Asker zaten ölmeye öldürmeye gidiyor. Asker ne demek? Ölen veya öldüren insan demektir. Allah yolunda şehit olmaya gidiyor zaten. Ağlanacak ne var? Özel harekâtçı, komando, polis ne demek? Çatışıyor. Tabii ki şehit olur. Gayet normal. Olabilir yani. Adam da öldürebilir, kendi de şehit olabilir. İstenilmez ama bu oluyor. Şehadet istenir ama. Şehadet istenir.

BÜLENT SEZGİN: Adnan bey sizin bahsettiğiniz konu hakkında RTÜK’ün haberi vardı okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: RTÜK şehit cenazelerinin görüntülerinde ağlayan anneler, babalar, bayılan şehit yakınlarının yetim kalan çocuklarının öfkeli ve tepkili kalabalıkların ve şehit ailelerinin evlatlarının tabutlarına sarılarak feryat etmelerine yönelik görüntülerin tekrarlanarak verilmesinin olumsuz etki yapacağı değerlendirmesinde bulunarak bu konuda basını uyardı.

ADNAN OKTAR: Canım bunu en aklı başında adam değil mi hemen bilir. Ama fark edemeyen de hayret ettiğimiz bir insandır. Bu nasıl bilinmez? PKK zaten bunu istiyor. Onun tam istediği şey değil mi bu? Onları sevindirecek şeyi yapmanın âlemi var mı? Birde binada patlayıcı maddeden şüphe ediyorlarsa binaya uyarsınlar hoparlörle binayı top ateşiyle yıksınlar. Asker içine girmesin binanın. Tank ateşiyle yıksınlar binayı. Binanın içine girilir mi? Uyarsınlar önce defalarca uyarsınlar şuradaki bina ışıkta değil mi ışık tutsunlar üstüne. “Burayı boşaltın şimdi top atışı başlayacak” desinler. Top ateşiyle yıksınlar. İçine girmenin âlemi yok. Hepsini öyle yani alasını yaparız. Geniş bahçeli evler. Sıra sıra sıra böyle. Mesela her evin arasına elli metre boşluk elli metre boşluk. Güzel villa tarzı evler yaparız. Kardeşlerimiz oraya geçerler. Oradaki evlerin hemen hemen hepsinin yıkılması lazım. Açık ferah hale getirilmesi lazım. Yeni bahçeli güzel evler yapalım. Hükümetin bu yöndeki politikası güzel. Evleri de parayla vermeyelim bedava verelim. Ne para alacağız?

Darwinist eğitim Osmanlı’yı da mahvetti yıktı. Bizi de perişan ediyor çok sıkıntı veriyor. Bak asker polis şehit oluyor. Darwinist eğitimin sonucunda bu oluyor. Ve maddi yönden de Türkiye’nin bütçesinin neredeyse yarısı bu işlere gidiyor. O yüzden Darwinist eğitimi durduralım Allah rızası için. Allah’ı inkâr felsefesidir. Allah inkâr ediliyor Darwinizm’de. Bunu durdursun hükümet. Bilimsel doğru bilgilerle gençleri doğru yönde eğitelim. Böyle olmaz.

Şerzat Kurt. Kadın cinayeti durdurulacak gibi bir şeye benzemiyor. Darwinist eğitimle bu devam eder. Çünkü kadınları aşağılıyor Darwinist felsefe. Allah sevgisini bırakmıyor, merhameti bırakmıyor, şefkati bırakmıyor. İmanlı nesiller kadına sevgiyi bilir. Bu da Mehdiyet devrinde olacak. Ama tabii olanca gücümüzle tedbir alalım. Alıyoruz da ama Hz. Mehdi (a.s)'dan başka çözüm yok gibi görünüyor. Çünkü bu Darwinist eğitimle çözüm çok zor. Bu kadını öldürme haberleri çıktıkça öldürmeye meraklı olanlar daha da fazla öldürmeye başladılar. Daha da arttı, katlamalı artıyor haberleri gösterdikçe. Adamlara cesaret geliyor. Hep yetersiz, güçsüz, akılsız insanlar. Hep kompleksli insanlar. Yani bu kadınları öldürenler, onları şehit edenler. Genç kızlar da tecavüzde intihar ediyorlar çok mantıksız bir şey. Orada onların bir suçu yok. Onlar aslan, onlar niye korkuyor ki? Niye çekiniyor, niye kendilerini suçluyorlar? Kim onları suçluyor? Allah katında da temizler, bizim katımızda da temizler intihara ne gerek var? İntihar haramdır cinayettir intihar. Öyle bir şeye inanıyor genç kızlar. Böyle bir şey varsa intihar edilir. Yok kardeşim yok aslanlar gibi yaşa. Seksen yaşında da görelim seni, doksan yaşında da görelim. Allah'a hizmet et hiçbir şey olmaz lekelenmezsin, kirlenmezsin. Allah katında vecihsin sen. Nerden çıkarıyorsun? Toplumda o kafada olanlar olabilir onların kafasına sen önem verme. Onların düşüncesine de sen önem verme sen Allah ne diyor ona bak. Allah seni vecih görüyor, temiz görüyor. Tecavüzle sen niye suçlu olasın? Başını dimdik et korkma. Herkes senin yanında. Bizim yanımızda üstünsün sen.

ENDER ERTÜZÜN: Bu ay otuza yakın kadın öldürülmüş Adnan Bey son üç ayda doksan dört  kadın. Boşanma sonrası.

ADNAN OKTAR: Polis müdahalesi önemli. Anlattım yapmıyorlar. Otuz kere söyledim polis yıldırsın dedim. Bu cinayete meyyal olan kişileri yıldırsın hiç alakasız şeylerle uğraşıyor bazen polis bazı yerlerde. Asıl bu işlerle uğraşmaları lazım. Boşanmak istedikleri için genellikle vuruluyorlar. Polis takip etsin adamları nefes aldırmasın, kadın şüphelendiğinde, polise haber verdiğinde, polis evine baskın da yapsın o adamın evinde silah araması yapsın. Sokakta çevirsin silah araması yapsın yıldırırsan hiçbir şey yapamaz. Polis ilgilenmezse adam da çekip vuruyor işte. İlgileniyor ama o ilgilenme yeterli değil. Öyle ilgilenme olmaz. O çok yetersiz. “Telefon edin gelelim” telefon edince zaten vurur o onu. Olur mu? Evinin orada olacak polis. Ve adamın evine de zırt pırt gelecek polis. Zili çalacak biz polisiz diye itip kapıyı içeri girecek. Arama yapacak bütün yatağı yorganı her yeri arayacak. Bak bakayım yapabiliyor mu? Adam zaten kadını vurmak için silah alıyor hazırlıklı oluyor. Nefes aldırmazsan yapamaz. Otuz kere söyledim.

Şeytan Allah'a sığınırım Kuran'da "Satır satır dizili kitaba yayılmış ince deri üzerine" (Tûr Suresi 2) diyor burada Tevrat'a da işaret var. Tevrat'a işaret var. Bu gerçek Tevrat'ın bulunacağına işaret ediyor çünkü deri üstüne sarma olarak Kuran hiç yazılmadı. Bu ancak Tevrat'a mahsus bir özellik. İnce deri üzerine Tevrat yazılıyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey şehitlerimiz vardı. Göstereyim mi?

ADNAN OKTAR: Göreyim kabadayıları aslanları.

BÜLENT SEZGİN: Dün Nusaybin'de PKK'nın roketli saldırısı neticesinde Binbaşı Turgay Çelik'le Astsubay Selçuk Karabakla şehit oldu. Yine Nusaybin'de çocuğunu doktora götüren Korucu Başı Adnan Durak teröristlerin açtığı ateş sonucu çocuğunun yanında şehit oldu. Haber gelmiş çocuğunuzun aşısı geldi. Sağlık ocağına getirin diye. Korucumuz o şekilde götürürken ateş açıyor PKK.

ADNAN OKTAR: İşte oturuyorlar polise askere niye kendinizi koruyorsunuz diyorlar. Asker polis gereğini yapsın. Şüpheli evler mesela içinde terörist var ateş ediyor oraya asker polis girmesin söylesinler anons yapsınlar. Arkadaş evi boşaltın desinler bombalayacağız yani top ateşine tutacağız. İki gün uyarırlar üçüncü gün indirirsin evi aşağıya olur biter. Zaten kaçar onlar. Kaçınca da yakalarsın. Daima top ateşiyle, içeriye asker polis girmesin.

BÜLENT SEZGİN: Şehitlerimizden İbrahim Akdemir'in eşi Seval Akdemir düzenlenen törende "Babam Kürt ben Kürt kızıyım ağlamayacağız soysuzları sevindirmeyeceğiz."

ADNAN OKTAR: Aslan aslan delikanlıma helal olsun koçyiğide helal olsun. Delikanlı kızmış helal olsun. MaşaAllah Allah ömrünü uzun etsin aferin benim aslanıma. Şehitlerimize Allah gani gani rahmet etsin. Allah onların güzel makamını bize de nasip etsin. "Çağırırlar" diyor çağırırlar. "Siz niye gelmiyorsunuz?" diye Allah gönderirse geliriz. MaşaAllah benim canlarıma. Makamlarını tebrik ediyoruz. Ailelerini tebrik ediyoruz. Ailelerine sabır ve uzun ömür nasip etmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyoruz.

Askerin geçeceği yola her dört yüz metrede beş yüz metrede bir muhabir olan bir kardeşimiz yerleştirilsin telsizle. Yolda riskli bir şey görür mesela bir araba bir şey gördüğünde gelmeyin durun desin. Buraya tehlikeli bir araba geldi konvoy dursun desin. Yeni oyunlarına karşı böyle bir tedbir alalım. Filmde gördüm çocuk görüyor ama haber veremiyor halbuki o irtibatta olsa değil mi? O arabalarla aman durun der. Şüpheleniyor bir şey var orada diyor güm havaya uçuyor. Onu söylemek çok önemli.

Evine yirmi lira masraf yapanın 11 bin TL yazılmış. Evine iki kurşun isabet edene 15 bin TL,  hasar görenler için üç bin, dört bin, yedi bin en fazla on beş bin almışlar. Kardeşim bunların hepsi düzeltilir panik olmaya gerek yok. Yine bildirsinler isterse bize de yazsınlar takip ederiz. Mutlaka onlar telafi olacak güzel bahçeli geniş evleri olacak. Üst üste evler. Teröristlerin rahat hareket edeceği evlerin hepsi yıkılsın. Teröre uygun olan evleri yıkalım açık bahçeli ferah evler. Zaten sağlıklı değil oralar üst üste yaşanmaz o şekilde. Öyle ev olur mu? Geniş bahçeli, ferah seyrek böyle ara ara olsun terörist de yaklaşamaz oralara. O evlerin hepsi yıkılsın hepsine kardeşlerimizin ev verelim. Evlere de para istemeyelim. Otursunlar ne yapıyorlarsa yapsınlar. Devletin olsun ev onlar elli yıllığına kiralamış olsunlar. On liraya kiralasınlar. Elli yıllığına ev devletin olsun. On yıllığına kiralamış olsunlar. Bahçeli villalı güzel şahane ev yapalım. Oraların hepsi yıkılsın tarihi binaların dışında her yeri yıksınlar. Düşünmeye gerek yok. Mağdur olan kardeşlerimiz de bize yazsınlar. Yahut bakanlığa yazsınlar, bize de yazsınlar takip edelim. Öyle bir şey olmaz. Zarardan mutlaka dönülür yanlış yerden dönülür. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz. İnşaAllah kanunla hukukla yani.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey siz yine hatırlatmıştınız çatışma bölgesinde kiraya zam yapılmasın diye Sur'da vakıflar idaresi kira ücretlerine zammın kaldırıldığını altı ay boyunca da hiç kira bedeli alınmayacağı duyurmuş.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Yağmur gibi de yiyecek götürelim kardeşlerimize. Üst baş çocuklara bisküvi çikolata hepsini götürelim. Bereket gelir, güzellik gelir. Sahip çıkalım kardeşlerimize. Şehri yayalım, Nusaybin'i yayalım. Değil mi? Öbür şehirleri yayalım iç içe böyle yoğunlaşmasın ferahlık olsun. Benim Kürt kardeşim bahçeye serecek güzel kilimi çayı demliği koyacak değil mi? Bizi de davet edecek. İç içe biz oraya nereye misafirliğe geleceğiz. Bahçeli ev istiyoruz geniş. O iç içe olan evlerin tamamını istimlak edip devlet yıksın. Kanuna hukuka uygun bir şekilde onda kızacak darılacak bir şey yok. Öyle evde zaten oturulmaz. Sıhhi de değil, güneş de almıyor öyle ev olur mu? Her yerden güneş alır o evler. Çoluk çocuk bahçede oynar. Bir haksızlık hisseden olursa bana yazsın. Öyle bir şey olmaz. Hükümeti eleştirmek isteyen varsa bana yazsın makul bir şey varsa biz söyleriz.

Engin Duran, "Siyasetten uzak durunuz lütfen güvencemiz siz kaldınız." Allah'a güvenceniz ben vesileyim. Bende siyaset her zaman söylüyorum euzubillahimineşeytane ve siyase. Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım ben ömür boyu siyasete girmem. Siyasetle de alakam olmaz. O konuda tedirgin olmalarına gerek yok. Ta lise yıllarında ben karar verdim ömrümün sonuna kadar da siyasete girmem ben.

Selami de, ağlamamızı istiyorsun PKK'nın ekmeğine de yağ sürmüş olursun. İnsan da şüpheleniyor hatta siz böyle yapınca. Olmaz bağırma çağırma öyle bir şey yok biz bayağı neşeli olacağız. PKK'yı kızdırın aksine yapın. Tekbirler getirin temhitlerle yıkacağız ortalığı. Öyle olmaz tabii kanuna hukuka uygun olarak. Bunlar istiyor ki her gün ağlansın. PKK'nın istediği o zaten. Ağlamayla memleket gider. Gülerek kazanacağız. Neşeyle kazanacağız ağlamak bize yakışmaz. Birde şehadet, şehadet zaten şereftir. Niye ağlayayım ben şehadete? Şerefe ağlanır mı? Nimete ağlanır mı? Allah bize de nasip etsin elhamdülillah. İnşaAllah nasip eder. Allah sana nimet sunacak sen de ona ağlayacaksın. Ne var dünyada neyine meraklısın dünyanın? Hayır sen kaldın da ne oldu dünyada? Bana anlat eğlendiğin bir şeyi göster de göreyim. Sen neyine mutlu oluyorsun dünyada kaldım diye? O sana acıyor şehit sana acıyor. Ağlanacak varsa sana ağlamak lazım. Şehidin neyine ağlıyorsun sen? O kurtulmuş. Sen kendi haline ağla. Ki ağlanmaz şükredilir anlaman için söylüyorum.   

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım,  “Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.” (Tevbe Suresi 111) diyor bildiriyor Allah maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel ne güzel.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Ermenistan seferberlik ilan etti bununla ilgili haber vardı. Azerbaycan karşısında ağır kayıplar veren Ermenistan hükümeti eli silah tutan herkesi askere çağırdı.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan da aynı şekilde yapsın. Ama araya girelim Türkiye araya girsin kavgayı durduralım. Kavga iyi değil. İran’da da muhalefet iktidar sakın ha. Sakın ha araya girelim onu da yatıştıralım. Çok çok yazık olur. Ermeniler nur gibi insanlar. Azeriler nur gibi insanlar. Katiller ayrı katiller ahlaksız, zalim. Katille mazlumu biz ayırt ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Altmış yaşındakileri bile askere almışlar.

ADNAN OKTAR: Altmış yaşında mı? Demek ki bayağı büyük olay var.

BÜLENT SEZGİN: Toplam ülke nüfusu üç milyon Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Nesine onların? Savaşla yapılacak ne var? Savaş yıkım getirir, acı getirir. Araya girelim arayı düzeltelim. Tayyip Hocam mı girer araya bilmiyorum, birisi girsin araya biz de girelim.

BÜLENT SEZGİN: Rusya az önce bir açıklama yapmış Adnan Bey, “Türkiye Azerbaycan’ın içişlerine karışmasın.”

ADNAN OKTAR: Ama çok acayip bir laf. Türkiye niye karışsın ki içişlerine Azerbaycan’ın? Gereksiz bir açıklama olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Dün Cumhurbaşkanı “Karabağ, elbet bir gün özgür olacaktır” demişti. Bunun üzerine Allahualem rahatsız olmuş.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam, ona hiç girmesin o konuya. O konuya girmesin yani savaşı körükler o ifade.  Alın oraya yani işi bitirin anlamına gelir. Öyle değil bunu barışla halledelim. Savaşla hallolmasına müsaade etmeyelim. Öyle anlaşılır çünkü bu ortamda onu söyleyince o öyle anlaşılır. Yani aldınız devam edin, hepsini alın bitirin anlamına gelir. Yani Rusya da devreye girecek Amerika devreye girecek. Sakat işler, yine kan dökülecek, yine insanların canı yanacak. Yazık Ermeni’ye de yazık, Azeri’ye de yazık. Barışla halledelim, güzellikle halledelim bunları, kan dökmeden halledelim.  Kandan kaçalım kandan kaçalım. Acıdan çekinelim. İnsan öldürmek çok korkunç bir şey Allah vermesin.  Her şey de Azerbaycan’ın yanındayız diyelim ama bu konuya bu şekilde girmeyelim. Azerbaycan’la biz tek parçayız diyelim. Azerbaycan bizim kalbimiz kardeşimiz diyelim. Biz tekiz diyelim ama buna girmeyelim.  Çünkü onu barışla halletmek gerekiyor. Rusya da ayıp yapıyor bak Putin, ben ona dedim ki “yapma etme seni ezecekler bu işlere girme” dedim. Bak kafasını koparacaklar yani kafasını koparacaklar derken hani öldürecekler, asacaklar, kesecekler demiyorum ama iktidardan düşürecekler. İş çıkarttı kendine otuz kere söyledim. Ama çok geç vazgeçti. Bak Irak’ta sel gibi kan akıyor Suriye’de kan akıyor bunun faturası sana gelir dedim. Yapma etme bak seviliyorsun dedim.  Sevilirken bak ne hale geldin dedim.  Birden durdurdu onu söyledikten sonra ama bak şimdi başını koparma operasyonu var. Yani iktidardan düşürme operasyonu, istediğin kadar sen CIA’yı suçla halk tahrik oluyor Rus halkı şuan, Rus halkı sana muhalif oldu mu gidersin, kurtulamazsın. Dinlemez insanlar bunu kendine düşman peyda ediyorsun? Niye muhalif adamları peyda ediyorsun?

Aşağıdakiler anlatın dinleyelim.

ADNAN OKTAR: Demir atomunu sen nasıl tutarsın? Demiri tutuyor, atomu tutuyor. Atom tutulacak bir şey mi görülecek bir şey mi yani? Miktarını belirliyor fazla şimdi demir diyor artık almayalım diyor demir geliyor geri gönderiyor.  Kalsiyum eksik diyor çekiyor fazla diyor şimdi durduralım almayalım diyor.  Hayret edilecek şey, hücrede her yerde var bu akıl.

Kendilerini çok zeki zannederler ama akıl almaz ahmaktır münafıklar. Yani felaket ahmak olurlar fakat acayip zeki olduğu kanaatindedir. Aptal aptal düzenler kurarlar hepsini Allah başlarına geçirir. 

Polis, asker, özel harekâtçı, komando bizim için hepsi birdir hepsini çok seviyoruz. Bir ayırım yapmıyoruz yani o ondan üstündür o ondan üstündür demiyoruz. Korucular, hepsi mücahit hepsi mücahit hepsi aslan, hepsi değerli.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim?  Sığırcıkların dansı.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Hiç birbirlerine çarpmıyorlar. Allah yönlendiriyor bak yani bu olacak iş değil planlı yapılması gereken bir şey. Mesela bölünmeye nasıl karar veriyorsunuz? Açılmaya nasıl karar veriyorsunuz?

“Allah aşkıyla sevdiğim seni çok seviyorum. Daha fazla heyecanla seviyorum.  Seninle sonsuza kadar olsam doyamam.  Allah senin gibi harika bir varlığı yaratıp bizlere hediye ettiği için Allah’a hamd ediyorum.” Çok sevdiği için söylüyor demek ki maşaAllah. Kim yazmış? Feyza yazmış.

Şeyda, “Allah aşkıyla sevdiğim kalbim ruhum bugün yine çok tatlıydın senden hiç ayrılmak istemem.”

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey,  şuan da tarihin en büyük ekonomik bilgi sızdırması ortaya çıktı, sızdırılan milyonlarca sayfa belgenin en büyük hedefi Putin.

ADNAN OKTAR: İşte ben ona dedim yapma etme, başını yerler dedim. Yalnız kalırsın dedim. Sözümü dinlemedi. CIA yapıyor dedi,  adam dinler mi orada belge var, hepsi belge kaynağı var, bilmem nesi var, delili var hepsi ortada olan bir şey yani. Dedim dediğim gibi de çıktı. Bak başını yerler yapma dedim yani tabii kanunla hukukla.

Kohen’i ve ellerini anlatın ve resimlerini gösterin geçen gün anlatmıştık.  Var mı sende? Kohen, hahamlar tarafından uygulanan İnsiyat Kapahim adı verilen ve kutsama merasiminde kutsama yapan Kohen, cemaat kalabalığına dönen kollarını öne doğru uzatıyor ve elleriyle parmaklarıyla özel bir şekil veriyor.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz resimleri Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakın orada bir A harfi oluşuyor. Elinin alt kısmında görüyor musunuz? Yine başparmaklarının bitiştiği yerin ve parmaklarını ayırma şekliyle, ikişer parmağı ayırma şekliyle orada da A harfi oluşturuyor aşağıda da bir A harfi oluşturuyor.

BÜLENT SEZGİN: Diğer resim.

ADNAN OKTAR: Burada da aynı şekilde, aynı teknik. Bunlar çok eski yıllara ait resimler ve kabartmalar. Aynı şekilde burada da A harfi oluşturuyor. Burada da, o taş da Moşiyah’ı temsil ediyor, yani Mehdi (a.s)’i yine burada da aynı şekilde.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sizin bildiğiniz gibi Kohen rahipleri Hz. Harun (a.s) soyundan geliyorlar. Yaptıkları törende halkı kutsama işareti bu.

ADNAN OKTAR: Evet. Burada da aynı şekilde. Burada bak iç içe geçmiş yıldızlarla iç içe geçmiş A’ları görüyorsunuz. Bak her yerde nereye dönsen A harfi var. Orada yine elinin alt kısmında da A harfi oluyor, parmaklarında da A harfi oluyor. 4000 yıllık işaret masonluğun da işareti pergel ve iletkiyle yapıyorlar. Pergel ve iletkiyle oluşan görüntü A harfi olarak oluşuyor.

Evet, dinliyorum.

ERDEM ERTÜZÜN: Terzi yengeçlerin videosu vardı Adnan Bey. Bu yengeç türü suyun altındaki artık parçaları, kumaş parçalarını, süs parçalarını kesip üzerine uygun bir şekilde yerleştiriyor kamuflaj için. Tek tek düzenli bir şekilde yerleştiriyor. Ve diğer canlıların onu fark etmesini engellemiş oluyor bu sayede.

ADNAN OKTAR: Bu ne süs. Rüküş olmuşsun.

Darwinist eğitim kalksın değil. Darwinist eğitimi anlatırsın ne kadar komik olduğunu bilimsel delillerle açıklarsın. Ne kadar geçersiz olduğunu ne kadar yanlış olduğunu. Biz Marksizm’i de anlatıyoruz, putperest dinleri de anlatıyoruz, hepsini anlatıyoruz. Ama anormal olduğunu görüyoruz biliyoruz. Darwinizm’in de anormal bir yanlış felsefe olduğunu bilimsel olarak anlatıp onların tarihe geçmesini sağlamak lazım.

Şimdi evi yıkılana evinin parasını vereceksin. Mesela yirmi beş binse, elli bin verirsin değeri. Ama devletin verdiği evler ayrıca bedava verilsin. Elli yıllığına kirala yani bedavadan ev sahibi olmuş oluyor. Hem elli bin lira alıyor, evinin parasını alıyor iki misli değeriyle. Bak iki misli değeriyle ve ayrıca bedava eve sahip olmuş oluyor. İki tane isterse o parayla da ev alabilir. İki evi olur yani o parayla da ev alabilir. Devlet ona bedava ev vermiş oluyor ayrıca. Yoksa parası boşa gitsin evi boşa gitsin anlamı yok.

“Çanakkale’ye ziyaretine giderken yolda otobüste sizin kitaplarınızı dağıttılar. O günden beri sizi takip ediyorum.” Diyor. Bak kitap dağıtmanın önemini buradan anlayın.

Bahçeli evler yapalım ki; ziyarete gittik iç iç girmiş bir mahalleye girdik her yer iç içe ne güneş göreceğiz ne hava alabileceğiz daracık sokak ama genişçe bahçeye güzel kilimleri sereriz, bir kenarda da güzel gözleme yapar annelerimiz. Çayla muhabbet ederek konuşuruz. Bahçeli ev şart o evlerin hepsini yıksınlar. İki misli değerine de alsın devlet. İki evli olsunlar. Sur için mesela avlulu evler tasarlamışlar. Bozulmayacak şekilde süs havuzları ağaçlar, işte istediğimiz bu zaten. Ben baştan beri söylüyorum Londra’ya Paris’e benzeteceğiz derken bunu söylüyorum. Cennet gibi bir Sur yani böyle perişanlığı ortadan kaldıracağız. O ne öyle iç içe? Orada o güzel tarihi binalar da ortaya çıksın. Kocaman da ev kardeşlerimize, bu kadar. Ferah ferah daracık evlerden çıkaralım. Ferah geniş evlerde yaşasınlar.

Ermenistan Azerbaycan’ı barıştıralım. Kan güzel bir şey değil. Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan Ermenileri çıkartmak barışla olur, sevgiyle olur, kan dökerek olmaz. Çıkarlar ne yapacaklar orada zaten bomboş oralar. Zaten bir imar faaliyeti de yapmadılar. Ermenistan’a geçen bir toprak varsa, Azerbaycan’a geçen toprak varsa karşılıklı değiştirirler. Bu hallolur, işgal edilen toprakların hepsi iade edilir, kavgaya gerek yok. Yeniden kan dökmeye gerek yok ama cinayet işleyen varsa cezası verilir o ayrı mesele. Ama kavga niye isteniyor ki? Niye kan akması gerekiyor? Kavgasız, kansız halletmek varken, kanla niye halledilmesi gerekiyor?

Ayşe Karadağ, “MaşaAllah, suphanAllah aslanım seyidim üstat Adnan Oktar, siz bir efsanesiniz. Altın çağ sizinle hayat buluyor.” Ben ve bizlerle, bütün Müslümanlarla, “ultra modern İslam’ın aydınlık nur yüzüsünüz.” Evet, doğru gelenekçi batak İslam anlayışına karşı İslam’ın aydınlık modern yüzüyüz, iftihar tablosuyuz. Rahatça gönlü müsterih olarak Müslümanları örnek gösterebilecekleri bir topluluğuz. Bağnazlıktan millet bıktı. Taşlayarak kadın öldürmeler, namaz kılmayanı kesmeler, korkunç bir İslam anlayışına karşı nur gibi aydınlık İslam anlayışını anlatıyoruz. Kıskananlar, haset edenler, hoplayanlar, zıplayanlar onlar zavallılar. Adam yamuk, yumuk güzel insan gördü mü kıskanıyor. Fakirse zengini kıskanıyor, zenginliğimizi kıskanıyor, müzikse adamın müzik zevki yok onu kıskanıyor. Güçse gücü iktidarı yok onu kıskanıyor ve kıskandığı için de bu anormal konuşmaları yapıyor, bunun değeri olmaz. Aklı başında bir insanın konuşması geçerli olur. Hasut adamın konuşması niye geçerli olsun? Haset edenin aklı kapanır zaten. Geçerli olmaz onun konuşması.

Kim Kardashian ve kardeşleri “Azerbaycan sivilleri bombalıyor. Dualarımız Ermenistan’la” gibi şeyler yazmış. Kardashian yanlış yapıyor, böyle şeyde kışkırtıcı konuşma olmaz. Her iki tarafı kucaklayan konuşma yapması lazım. Bak bütün İslam alemi, Türklük alemi tepki duyar bu konuşmaya, çok yanlış ve bu çözüm de getirmez. Kavgayı daha da artırır, böyle olmaz. Barıştıralım işgal edilen yerlerden herkes çekilsin bu kadar.

Hücrelerin atomları tek tek yakalaması; ya atom gözle görülen bir şey değil, tutulacak gibi bir şey değil, bütün hücreler atomları tek tek yakalama kabiliyetine sahip. Mesela çinkoyu, kalsiyumu, bakırı ve tam ihtiyaç kadar mesela fazlasını almıyor, tam kendine ihtiyaç olan bakırı alıyor, milim santim fazlasını almıyor. Çinko tam ihtiyacı kadar neyse ihtiyacı o kadarını alıyor. Mesela demir çok alsa öldürür hücreyi, tam ihtiyacı kadarını alıyor bu çok şaşırtıcı. Mesela kan hücreleri tam hepsi aynı miktarda demir alıyor fazla almıyor ve atomları tek tek topluyor, birer birer.

Yusuf Yakup 571, bir süre sonra kafan açılacak, daha aklın oturacak, İslam’ı, Kuran’ı daha iyi anlayacaksın? Şimdi deccal sizi haşladı, çok olumsuz etki yaptı size o beladan kurtulacaksınız bir süre sonra, bunun farkında değilsiniz. Yavaş yavaş Allah size Hadi ismiyle tecelli ediyor. Gittikçe basiretiniz, ferasetiniz, aklınız açılacak. Allah delalete düşürücü ismiyle tecelli etti. Deccalın azgın dünyasında Allah ona da imkan verdi. Şu an Hadi ismi tecelli ediyor.

Eren Sayın, “Nura bak be maşaAllah Adnan Hocam sizi görmek inşaAllah nasip olur, umuyorum” diyor. İnşaAllah.   

Sonra devam edeceğiz.

VTR: Mevlana’ya Ait Olduğu İddia Edilen Kitaplarda Dine Uygun Olmayan İfadeler

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü