Harun Yahya

Sohbetler (12 Nisan 2016; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İyi günler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İyi güzel.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet hoş bulduk.

Evet. Birisi bir şeyler anlatsın dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da jandarma karakoluna bombalı araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda bir asker bir de sivil vatandaş şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Allah şahadetini makbul etsin. Şahadetini kabul etsin Cenab-ı Allah. Nurlu güzel bir insanmış ki Allah öyle güzel bir şeref verdi. Ailesine, annesine, babasına, herkese sevdiklerine Allah uzun ömür versin.

Tayyip Hoca'ya iyi destek olalım milletimiz, kardeşlerimiz. O temiz bir delikanlı, yiğit bir delikanlı. Samimi de. Allah yolunu açık etsin. Allah samimi olan insanlara yardımcı olur. Çok samimi bir insan, mazlum bir insan. Ta gençliğinden itibaren hep ben basından takip ederim bilirim. Aman aman aman, ayağına çelme takmak isteyenler falan var, milletçe destek olursak hiçbir şey yapamazlar. Asla sırtı yere gelmez. Ama samimi olduğu için Allah onu korur, on kişi bile olsa Allah onu korur öyle bir şey olmaz. Samimi çünkü dürüst. Fakat millet olarak iyi destekleyelim. Her yerde herkes desteklesin. Alabildiğine dürüst. Çileyle yetişti o. Çocuklarına oyun oynamaya kalkıyorlar. Çocukları daha da geri çekilsinler, hiç şey yapmasınlar. Bir de onların yakasına yapışmak da çok ayıp. Çocuklar ikisi de çok mazlumlar. O hanım kız da çok mazlum, o delikanlımız da çok mazlum. Bayağı terbiyeli, çok kapalı yetiştiler. Çok efendi insanlar. Bunlara oturup ters ters laflar yapmak ayıp, günah ve vicdansızlık olur. Benim açımdan yani benim kendi görüşüm. Vicdana uygun olan bir hareket olmaz kötülük yapmaya kalkmak. Eleştirsinler konuşsunlar o ayrı mesele de.

Sayın Devlet Bahçeli’ye de çirkin tavır göstermek çok ayıp. Ama ben muhalefetinin de kötü insanlar olduğuna inanmıyorum, hani bir kötülük olsun diye yaptıklarına inanmıyorum. Çünkü onların kitlesi var gençleri var, insanları var, destekleyenleri var. Ama MHP’de bir lider geldiyse sonuna kadar gitmeli benim kanaatim. “Yaşlandı, kenara alalım” böyle olmaz. Allah ayırır gerekirse. Onun dışında lider liderdir. Benim kanaatim o. Sayın Bahçeli’ye karşı daha sevecen, daha sevgi dolu yaklaşmaları gerekiyor. Nezakette kusur etmiyorlar benim gördüğüm “Başkanım” falan diye hitap ediyorlar. Ama daha nezih olabilirler, gıyabında konuşurken daha nezih, daha şefkatli olabilirler. Kaba konuşmak çok çirkin olur.

Özetle Tayyip Hoca’yı halk vicdanlı olduğu için, vefalı olduğu için destekliyor ve destekleyecek. Cenab-ı Allah da samimiyeti olduğu için onun yolunu açar hiçbir şey olmaz. Hiç tedirgin olacağı da bir şey yok, gönlü de çok rahat olsun. Başbakan da ehli vicdan, temiz bir insan, enaniyet yapacak, büyüklük hissine kapılacak bir insan değil. O mevkiye de geldiyse zaten Tayyip Hoca’nın vesilesiyle geldi. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama güzel yetenekli, konuşma, hitabeti hoş. İki kardeş birbirine kenetlenmiş devam edeceklerini düşünüyorum.

Bahçeli çok efendi bir insan. Kardeşim kaç ameliyat geçirmiş, başkası olsa ayakta duramaz. Helal olsun ne dava adamıymış, ne yiğit insanmış. Ayakta duramaz başkası olsa. Bak, gürül gürül, gayet keskin bir şuurla tam bir dava adamı gibi gayet güzel konuşuyor. Helal olsun.

Bu Astekler’de masonluk var, bu adamlar nasıl buralara kadar girdiler? Çok acayip bir kökeni var. Masonluk çok esrarengiz bir şey. Astekler ne alaka adamlar? Orada da var masonluk. Çok acayip bir şey. Bu büyük bir sırra benziyor.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz vardı Adnan Bey. 2 ve 3 Nisan günlerinde Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı Mersin’deki yeni dergaharında ziyaret etmiş kardeşlerimiz ve sohbetine katılmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah heybetini artırsın Şeyhimiz’in.

KARTAL GÖKTAN: Şeyhimiz size sevgi ve selamlarını iletmiş.

ADNAN OKTAR: O dünyanın nuru, o dünyanın güzelliği.

KARTAL GÖKTAN: Yaptığınız hizmetin önemini ve günümüzde bu hizmeti kimsenin yapamadığını, Darwinizm’e, materyalizme büyük darbe indirdiğinizi ve PKK’ya karşı da en etkili sizin olduğunuzu iletmiş.

ADNAN OKTAR: Hay mübarek, her gittiği yer nurlanıyor maşaAllah. Bak ne güzel olmuş orası da. Gençler de şevkle yardımcı oluyorlar. Şeyhimiz’i gençler çok sevsin, çok desteklesinler, çok mübarek muhterem bir insan. Hem seyid, hem şeriftir, icazetli alimdir. Onun selamına da aleyküm selam ve rahmetullahü ve berekatühü diyorum. Allah onu nuruyla sarsın. Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin, uzun ömür versin. Çok mütevazi, çok asil bir insan. Çok değerli. Gerçek şeyhtir. Allah feyzini, bereketi artırsın, nurunu artırsın.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti döneminde yapılan icraatların geçmişle kıyaslamasını gösteren bir resim vardı. Seksen yılda otuz yedi tersane yapılmış ülkeye, on iki yılda otuz altı tersane yapıldı AK Parti döneminde. Seksen yılda elli kilometre tünel yapılmış, son on iki yılda iki yüz yedi kilometre tünel yapılmış.

ADNAN OKTAR:  İnsaf yani eğer bunu göremiyorlarsa artık.

KARTAL GÖKTAN: Ve seksen yılda yirmi altı havalimanı yapılmış ülkeye, son on iki yılda yirmi yedi havalimanı yapılmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Bazı nurcular Hz. Mehdi (a.s)’ın üç görevini ayrı ayrı kişilerin yapacağını söylüyor, milletin zekasıyla alay eder gibi. Bediüzzaman açıkça söylüyor "ayrı ayrı yapan çok Mehdi çıktı" diyor "bu şahsın özelliği üçünü birden yapması, o yüzden büyük Mehdi oluyor" diyor. "Yok" diyor "üçe bölecekler, üç ayrı Mehdi gelecek" diyor. "Tam susturacak tarzda ve tam hakkıyla yapacak" diyor. Öyle Mehdilere geldi diyor zaten. "Üç ayrı görevi yapan Mehdiler ayrı ayrı geldiler" diyor. "Yok" diyor "bundan sonra gelecekler de üçü ayrı" diyor. Büyük Mehdi unvanını o yüzden alamadılar" diyor. "Büyük Mehdi'nin özelliği üç görevi birden yapması" diyor. Milletin zekasıyla adeta alay ediyor bazıları, kendi kafalarına göre.  

Cevizin içinde omega dokuz var, omega altı var, omega üç var. Sentetik olarak üretilemiyor. Ceviz üstünü de böyle çok sert bir tahtayla kaplıyor kimse dokunmasın diye. Gıcır gıcır, lezzeti de gayet güzel. Vitaminler, her türlü yağ çeşidi, mineraller ne arıyorsan, antioksidanlar. İnanılır gibi değil, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bursa'dan kardeşlerimiz 22-27 Mart tarihlerindeki Bursa Kitap Fuarı’nda emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu'na ve İletişim Uzmanı Yazar Ahmet Şerif İzgören'e sizin Yaratılış Atlası ve çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Osman Paşam teşrif etmiş şeref vermiş, nur vermiş. Çok değerli bir insan o. Aslan o aslan. Kabadayı da maşaAllah. Çok zeki bir insan, çok sevdiğimiz, değer verdiğimiz bir insan ağabeyimiz. Öbür kardeşimizin Allah nurunu artırsın. Her ikisinin de Allah ömrünü uzun etsin, sağlık, hidayetle. Hidayet olmadıktan sonra yaşamanın bir anlamı yok benim açımdan.

"Ben de mürit olmak isterim" diyor Ferhat Yaman.

Burak; "Nasıl katılabiliriz size?" Zaten kardeşiz, müminiz Allah aşkına, size bize diyerek bu ne kadar acayip oluyor, sizi bizi var mı? Minareler nerede var bakın, oradaki bina bizim yerimizdir. Oradaki insanlar bizim mümin kardeşimizdir. Müslümanlık var, ne müridi? Müslüman olmak vardır. Müslüman sözü yetsin. "Ben de Müslüman olmak istiyorum" dersen tamam. Müslümansan zaten bitti kardeşiz, ne müridi? Kardeşlik vardır, ihvanlık vardır, ahilik vardır.

Ali Uğur; "MaşaAllah, Reis Babamız seni ilgiyle takipteyiz. Sen ne dersen o inşaAllah. O mübarek ağzından dökülen her söz emirdir" diyor. Haşa. Olur mu öyle? Tavsiye bizimkisi, tebliğ, ister yapar ister yapmaz insanların takdirine bırakıyoruz. "Yakın koruman olabilirim Hocam" diyor "Allah'ın izniyle deviremeyeceğim bilek yok" diyor. Babayiğit bir şey herhalde. Demek sille tokat girecek. Aman aman. Sevgiyle, kardeşlikle, kanunla hukukla. Bir şey varsa kanunla hukukla halledersin. Adam bir acayiplik yapıyorsa onu hukuk halleder.

"İslam'ı ılımlaştırmak" İslam zaten ılımlı. Biz ılımlılaştırmıyoruz, Kuran'daki İslam zaten ılımlı İslam'dır. Biz Kuran'daki İslam'ın yaşanmasını istiyoruz. Kuran'a ne ilave edilsin ne çıkarma yapılsın. Var mısınız? Kabul ediyor musunuz? Mesela bu arkadaşa soruyorum ben, Eşref Karataş. Kuran'a birebir uyalım, ne bir kelime çıkar ne bir kelime ekle. Ama kabul etmezsin. Sen eklemecisin. İllaki ekleyeceksin. Ama bak ben ekleme kabul etmiyorum, çıkartma da kabul etmiyorum. Ama sen eklemeyi de kabul ediyorsun, çıkartmayı da kabul ediyorsun. Benimle arandaki fark bu. Ben eklemeyi ve çıkarmayı kabul etmiyorum, sen eklemeyi ve çıkarmayı kabul ettiğin için gelenekçi İslam anlayışını savunuyorsun. Konu bu. "Keçi yedi" diyor, "Peygamber’e unutturuldu Allah'ın vahyi" diyor. Lafa bak, keçi yemiş. Ne yapıyor? Çıkarıyor böyle. İlave nasıl yapıyor? Uydurma hadislerle. Yok öyle şey. Artık bunun sonu geldi. İslam'ı yaşanmayacak hale getirdiniz, İslamofobiyi yaydınız. Müslümanlıktan ve Müslümanlardan insanlar nefret eder hale geldi bütün dünyada adeta, birçok yerde. Bunun müsebbibi sizsiniz işte. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıdır. Bunu ortadan kaldıracağız. Kaldırdık, kaldırıyoruz ve kaldıracağız.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Ahir Zamanın Büyük Mehdisi 3 Büyük Görevi Birden Yerine Getirecek

ADNAN OKTAR: Din dersi için “din kastın mı akşam?” kastın mı? Din için kasma sözü kullanılır mı? Normal Türkçe varken yeni yeni işler çıkarmaya gerek yok, kasma ne demek? “Biyoloji kastım, din kastım.” Din dersi hocaları da bunu teşvik ediyor, “din kastın mı dün?” ayıp yapıyorlar günah, çirkin ve yakışıksız. Dinle alay eder gibi olmaz. Bir de bir dizi hazırlamışlar, sakallı hocalarla alay eder gibi, Müslümanlarla alay eder gibi, sarıklı adamlarla alay eder gibi program hazırlamışlar. Eğlenilecek ben bir yönünü göremiyorum onun. Başka eğlenecek konu bulamadılar mı, dinden imandan başka? Eğlence konusu mu din? “Biz dalmış eğleniyorduk derler” diyor Allah ayette. “Allah ile ve Resulü’yle, onunla mı alay ediyorsunuz?” diyor Allah.

Rumlar çok güzel insanlar, bunları niye ürküttü tedirgin etti gönderdiler ben anlayabilmiş değilim. Çok şekerler kültürleri güzel, üslupları güzel. Museviler çok çalışkan, zeki ve Osmanlı terbiyesiyle hareket eden insanlardır. Osmanlı terbiyesi onlarda esastır. Onları tedirgin etmenin alemi ne?

AK Parti’de hırsızlıktan şüphe ediyorlarsa mahkemeler var, üst mahkemeler var, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. Veyahut yeniden itiraz hakları var, bu sene değil bir dahaki sene de dava açabilir. Yeniden dava açabilir. Yani hukukta yol kapalı değil. Ama böyle bir olay oldu diye hükümetin bütününü suçlamak olmaz. Hiçbir şeyde bütünü suçlamak olmaz. O zaman bir holdingde birisi hırsızlık yapsın bütün holdingin içeri girmesi lazım. Olmaz öyle bir şey.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimizin devamı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: 3 ve 9 Nisan tarihlerinde Sakarya’nın Serdivan ilçesinde A9 TV broşürü ve kitaplarınızdan dağıtmış kardeşlerimiz. Gebze’deki kardeşlerimiz 30 Mart’ta bir araya gelerek Kuran-ı Kerim okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Risale-i Nur’dan, Kuran-ı Kerim’den, Harun Yahya kitaplarından.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 3 Nisan’da Görükle Sakarya Mahallesi’nde üç bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar. Ayrıca iki farklı gün de evde toplanıp kitaplarınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Nasıl nurlu, nasıl efendi, nasıl güzel huylular onlar öyle. Bak, anneyi görüyor musun? Helal olsun anneye, maşaAllah. Nur gibiler.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’un Bahçelievler semtinde yüz elli adet kitabınız dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Çorum mübarek bir beldedir.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndan kardeşlerimiz 3 Nisan’da Erenler ilçesinde PKK’ya Çözüm broşürlerinden bin adet dağıtmışlar. 28 ve 31 Mart tarihlerinde de evde buluşup sohbet etmişler. Kitaplarınızdan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel, Allah nurlarını artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Kayseri’den çok sayıda kardeşimiz 27 Mart’ta Beyazşehir TOKİ’de yüz yirmi yedi adet kitabınızı, 3 Nisan’da Kayseri Fuarı çevresinde iki bin adet PKK’ya Çözüm ve İslam Birliği Broşürünü, 10 Nisan’da NATO ve Sivas caddelerinde yüz adet kitabınızı hediye etmişler halkımıza.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. O yüz, yüz binler olur, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz 3 ve 5 Nisan tarihlerinde Balıkesir Merkez ve Edremit ilçesinde kitaplarınızdan yüz otuz beş adet dağıtmışlar. 7 Nisan’da İstanbul’dan misafirlerinin de katılımıyla yemekli ev sohbetinde buluşup videolarınızdan izlemişler. 9 Nisan günü de Balıkesir Merkez’de bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar. Osmaniye’de yüz adet kitabınızın dağıtımı yapılmış.

ADNAN OKTAR: Osmaniye mübarektir.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Şanlıurfa’da kitaplarınızdan halkımıza hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Tam yeri, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Alanya’da kardeşlerimiz toplanıp Müslümanca Konuşmak isimli kitabınızdan okuyarak sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Risale-i Nur’dan mesela bir sayfa, yarım sayfa bile olur. Kuran’dan yine bir sayfa, ondan sonra Harun Yahya kitaplarından yine bir sayfa çok iyi olur. Ne güzel hepsi kardeş, nur gibiler ve çocuklar da melek hükmünde. Her yaştan insan, mesela dekolte olan da var, kapalı olan da var. Cenab-ı Allah onlara ne güzel cennetten böyle rızık ikram ediyor. Kendi katından Allah rızık yaratıyor. Mesela o adam mutfakta yapılıyor zannediyor. Hâlbuki Allah doğrudan yaratır. Cennetteki sistemdir ama cennette bu kalitede değil tabii, kalitesi çok güzel. Ama her yemek öyle. Mesela bak, arkadaş buraya getirdi meyve suyu. Bu Allah katından gelir. Arkadaş getirdi gibi görünür. Bunu yaratan doğrudan Allah’tır. Bardağı da içindekini de yaratan Allah’tır. Lezzetini veren Allah’tır. İçinde bütün mineraller, vitaminler, proteinler, yani direkt insan hedeflenerek yapılmış. Bitkinin hiçbir işine yaramaz bu. Kayısıyı ne yapsın bitki? Hayvana yarar da bitkiye yaramaz.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Side’de yapılan bir eğitim seminerinde müdür ve doktor arkadaşlara çeşitli kitaplarınızdan hediye edilmiş.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz gün Ziverbey ve Kızıltoprak’ta yüz elli bin adet PKK’ya Çözüm, yüz elli bin adet Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in gerçekleşen ahir zaman hadislerinin yer aldığı broşürlerle elli adet kitabınız hediye edilmiş.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’nın Cumhuriyet Caddesi’nde yüz adet eseriniz dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Bereket, güzellik, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ve son olarak 10 Nisan’da Alanya’da altı yüz elli adet kitabınız hediye edilmiş halkımıza.

ADNAN OKTAR: Bak, anne o inancına göre. Çeşit çeşit görüyor musun? Başı açık olan var, kapalı olan var. Allah onların takdirine bırakmış. Cenab-ı Allah onların takdirine bırakmış. Nasıl istiyorsa öyle. Her ikisi de helal, çünkü niyete göre. Kendi zannı galibine göre. Zannı galibine göreyse tamam, onun ibadeti o, onun da ibadeti de o. İkisi de geçerlidir.

Oparin diyor ki Rus bilim adamı “İlk yağ damlası düştü suya, ilk hücre öyle oluştu” diyor. Kardeşim, “yağ damlası” diyorsun da yağın oluşması için hücreye ihtiyaç var. Yağ sentetik olarak oluşmuyor. Yani serbest olarak hiçbir şekilde oluşmuyor. Sentetik olarak da oluşturulamıyor. Hücre gerekiyor. Ayrıca yağı suya damlatırsan sen on trilyon sene geçse yağ damlası çürür, bozulur, bir şeyler olur. Hiçbir şey olmaz. Hadi steril ortamda tuttuğunu düşün, yağ damlası durur, deden de durur. Dedenin dedeleri, trilyonlarca deden geçse o yağ damlası orada durur. Zürafa, domates, biber, patlıcan, kuş, ördek, at, Einstein falan olmaz.

Kedi sevmek çok güzel, insanın çok içi gidiyor ama tehlikeli. Yani o tüyünün akciğere kaçması Allah esirgesin süper tehlikeli. O tırmığından meydana gelen hastalık da kan kanserine acayip benziyor. İnsan yani zorda kalıyor. Uzaktan sevmek lazım. Ama cennette direkt konuşursun. Gelir kucağına oturur. Tertemiz, istediğin yerini öp, istediğin gibi sev. Tam akıldadır. Gayet makul. Allah’ı anar. Gayet şuurludur yani.

Hayatın çok önemli bir nimeti müzik, gelenekçi İslam müziği yasaklıyor. İnanılır gibi değil. Nerede güzel olan şey varsa yasaklıyor. Niye yasaklıyorsun? Ne var? Kime ne zararı var müziğin? Nereden çıkarıyorsun? Ayette yok, Kuran’da yok. Niye hurafe çıkarıyorsun? Ama ben mesela “müziğin sesini kıs” diyorum. Haram mı etmiş oluyorum ben? O an gereksiz anlamına geliyor. Peygamberimiz (s.a.v.) de savaş zamanı gece, adam müzik açıp dinliyormuş teflerle falan. Düşman askerlerinin gelişi duyulamaz. “Müzik çalmayın bu aralar” diyor. “Bu aralar çalmayın” bu haram anlamına gelmez. Geçici tedbir bu. Mesela herkes altın yarışına giriyor altın alma. Peygamber diyor ki (s.a.v.) “Bırakın şimdi altını” diyor. “Bu rekabet fitne olur” diyor “girmeyin böyle bir şeye” diyor. Bu kadar. Altının haramlığından değil bu. Geçici tedbirdir bu.

Fikret dinliyorum ben seni.

KARTAL GÖKTAN: Güzel balık resimleri gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Şu süsün güzelliğine bak. En güzel elbiselerde bile böyle süsler olmuyor bayağı güzel maşaAllah. Allah bunları en güzel elbiseyle süslüyor.

Bak öyle sağlama almışlar ki gelenekçiler çok uyanıklar. Bak Buhari’de hadis. “Bir zaman gelecek” ahir zaman “ümmetimden bazısı” belirli kişi “ipek giyinmeyi, çalgıyı helal edecek.” Bak nasıl sağlama bağlamışlar. Araya başka şeyler de dizmiş de ben o aradan bunu söylüyorum. Sıkıysa aksini yap. “Buhari’de yazıyor” diyor.

Kuş resimleri, dünyada ne kadar kuş varsa resimlerini gösterelim. Yapraklar, balıklar, deniz hayvanları yani Allah’ın yarattığı harika olan her şeyi uzun uzun detaylarını bütün resimlerini her gün gösterelim. Sonra görmedim duymadım demeyecekler ahirette. Ve hepsinde Cenab-ı Allah’ın o matematik düzgünlüğü, o geometri mükemmelliği, o altın oran istisnasız tamamında Allah’ın damgası olarak var. Bak matematik bir düzgünlük, mükemmel bir geometri, mükemmel bir altın oran. Dünyanın neresine giderseniz gidin mükemmel renklendirme, mükemmel biçim, mükemmel iç açıcılıkla hâkim. Bunun hiçbir açıklaması yok. Allah’ın müthiş gücü. Dünyanın neresine gidersek gidelim.

KARTAL GÖKTAN: Yaprak resimleri göstereyim mi?

ADNAN OKTAR: Evet göster. Baksana şu güzelliğe hepsinde bak altın oran var. Bak bunda da altın oran. Geometrik düzgünlük, matematik mükemmellik, müthiş bir mühendislik, muazzam bir estetik var hepsinde. Görüyor musun hepsinde? Şuradaki düzgünlüğü bak görüyor musun, nasıl düzgün? Yani mimari bir mükemmellik var. Şuradaki sanata bak. Şu güzelliğe bak. Bitkinin haberi bile yok. Güzel olduğundan haberi bile yok. İnsan güzelliğine bakıyor da bakıyor, bakıyor da bakıyor doymuyor.

İnsanlarda bir sevgisizlik dehşetli boyutlara ulaşmış. Bu kavgalar, maçlardaki olaylar falan nedir bu? Devlet milli şuur dersini bir an önce koysun. Gençler şuurlu olarak manevi değerlerle çok güzel eğitilsin. Kendi haline bıraktığımızda tabii ki birçoğu kendini eğitiyor düzeltiyor ama eğitilemeyen esaslı bir kitle var. Milli şuur dersi olursa Darwinizm’in geçersizliği de burada uygun bir üslupla anlatılır. Aslında o kitabı hazırlamak lazım. Kitabı hazırlayıp sunmak gerekiyor. Kendileri hükümet istiyorsa değişiklik yapsın. Hazır olsa daha iyi olur. Çünkü hadi siz hazırlayın desek üç yıla hazırlayamazlar. Pek öyle bir şevk olmuyor bazı insanlarda. Belki de olur ama zor.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, sizden başka da sevgiyi merhameti esas alan hiçbir konuşma yapılmıyor hiçbir yerde.

ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi başka yerde yapılmıyorsa, Allah bize yaptırıyorsa iyi tamam. Bir nimet güzellik.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimizin (s.a.v.)’in Gizlenen Ahir Zaman Mucizelerinden -2- Afganistan’ın İşgali

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona ediyor, tekrar görüşmek üzere hoş çakalın.

Masaüstü Görünümü