Harun Yahya

Sohbetler (14 Nisan 2016; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Fikret Bey bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? “Ruhun ilacı sevgi” diyelim. Ruhun ilacı sevgi.

Bazı kişiler oluyor. “Çevremiz güzel olsa, kötü insanlar olmasa, kafamızı bulandıranlar olmasa, dinsizler olmasa çok güzel İslam’ı yaşardık.” Bu nasıl İslam’ı yaşamak oluyor? Onlar olduğunda yapılan mücadelenin adına deniyor İslamiyet. Nefis olmayacak, şeytan olmayacak, şeytanın adamları olmayacak, zorluklar olmayacak, acılar olmayacak, kavgalar olmayacak, alay edenler, züppelik yapanlar, çirkeflik yapanlar olmayacak. Efendim münasebetsizler olmayacak ince ince laf dokunduranlar olmayacak, dalavereciler olmayacak. Ee? Püfür püfür İslam’ı yaşardım diyor. O cennette, o. İmtihandasın sen. Nerede olduğunun farkında mısın sen? Senin tarif ettiğin yer cennet. Buraya sen imtihana geldin. Onlar gitti mi imtihan da kalkar. İmtihan onunla oluyor. Ne kadar mantıksız bir söz. “Onlar olmazsa çok rahat ederdim.” Cennete gitsem çok rahat ederdim der gibi laf bu. Olmaz. İmtihanın aktif elemanlarıdır onlar. Şeytan, nefis, psikopatlar, densiz adamlar, kavgacılar, kan dökenler, savaşçılar, hırsızı, uğursuzu, efendim çakalı, hepsi imtihanın bir parçasıdır. “Onlar olmasaydı?” Onlar olacak her zaman olacak. İmtihanın olduğu her yerde onlar olur. Münafıklar olur, şunlar olur, bunlar olur sen onlara irade kullanıp, akıl kullanıp sabırla mukabele edeceksin. Nefsin sıkıştıracak mukabele edeceksin, şeytan sıkıştıracak mukabele edeceksin, şeytanın adamları sıkıştıracak mukabele edeceksin. Ve onları yeneceksin. Tabii.

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Yalnızca iman ettik diyerek sınanmadan bırakılacağınızı mı sandınız?” diyor yüce Allah.

SEMİH MERİÇ: “Andolsun sizden öncekileri de sınamıştık” diyor Yüce Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ben imtihan istemiyorum, sınanmak istemiyorum diyor. Ee? Cennet gibi ortam olacakmış. O zaman işte cennette o, ama o kafayla cennete gidemezsin. Belli cenneti özlediğin belli. Ama o kafayla cennette gidemezsin.

GÖKALP BARLAN: Ayette şöyle bildiriyor Yüce Rabbimiz, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Daha öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”

ADNAN OKTAR: Tabii ya. Çok rahat olmasını istiyor.

Münafık karakterlerini tek tek ele alın. Aynı gün bütün münafık alametlerini anlatmaya kalkarsanız, boğulur. Hiç olmazsa üçe dörde ayırın. Daha önce anlattıklarımdan da istifade ederek. Daha önce anlattıklarımı tekrar bir dinleyin. Kendi kafanızdan anlatıyorsunuz. Böyle ilginç izahlar çıkıyor. Daha önce anlattıklarımı gözden geçirmenizde fayda var. Onların bantlarını çıkarın bir dinleyin. Deşifre olsun veyahut. Oradaki mantıkları iyi anlamanız faydalı olur diye düşünüyorum. Ama onu genişletebilirsiniz.

Münafık çirkin bir özgürlük anlayışına sahip. Din olmayacak, imam olmayacak, ibadet olmayacak, küfürle rahat bağlantıda olacak, küfürlü sözler edecek, züppelik yapacak. İmam tanımayacak, itaat tanımayacak, saygı tanımayacak. Münafık rahatsız olur bunlardan. İtlik, lümpenlik hoşuna gider, züppelik hoşuna gider çakal olacak, hırsızlık yapacak, olay çıkaracak, kaçacak. Hapse atılacak oradan da kaçmaya kalkacak. Laf sokacak, çirkeflik yapacak dedikodu yapacak, laf götürüp getirecek. Ruhu o şeytanlıktan zevk alır ama bazen münafık tiynetli insan ıslah olur. Münafıklık yapışmaz ona ıslah olur. Islah olana ne mutlu ıslah olursa. Ama ıslah olmayan helak olur. Hiçbir dönemde mesela Hz. Musa (a.s)’yı da kabul etmediler imam olarak. Hz Muhammed (s.a.v.)’i kabul etmediler. Şuan tabii peygamber yok, peygamber dönemleri için. Hz. İbrahim (a.s)’i kabul etmediler. Nuh (a.s)’u kabul etmediler imam olarak dinlemiyor adam, züppelik yapıyor, bilmişlik yapıyor ve münafıklar hep ilim ehlinden çıkar. Okuyup araştıran inceleyen tiplerden çıkar. Zeki şeytani zekaya sahip olanlardan çıkar. Bak Kuran-ı incelemesi için getiriyorlar Müddessir Suresi’nde anlatılıyor ya Cenab-ı Allah o münafığı. Kuran’ı uzun uzun inceliyor diyorlar ya bir incele bak eğer hak kitapsa uyalım değilse. Yok diyor baktım diyor elini yüzünü kaş göz her yerini oynatıyor yüzünü de ekşitiyor falan yok diyor bu uydurma diyor haşa öyle bir şey yok. Halbuki 19’u falan da fark etmiş rakam saymış yani harikalığını fark etmiş ama itlik yapıyor enaniyetine ağır geliyor. Hani diyorlar ya alimsin büyüksün falan. Şimdi kabul etse ilmi gidecek, büyüklüğü gidecek. Şimdi büyüklüğünün devam etmesi için ne yapması gerekiyor? Reddetmesi gerekiyor. Reddedecek ki Kuran’dan da Peygamber (s.a.v.)’den de büyük olsun haşa. Yok ya diyor hiçbir şey yok orada diyor. Uydurma bir kitap diyor haşa. Allah 19 zebaniyle onu cehenneme sürükleyeceğim diyor. Çünkü burada çok özgür olduğu kanaatinde. Onu alim sananlar ahiretteki halini görünce akıları başlarına gelecek. Ama çok geç olmuş olacak.

Bazen münafık alametleri çok çok alenen gösterenler ıslah olur. Kuran’da da var diyor ya “Dünya onlara dar geldi“ iki kişi. Daralıyor adam İslam’a dönüyor Kuran’a dönüyor. Bazen münafık küfrü çok güçlü zanneder. Küfrü aşağılarsa onlarda bir güç olmadığını anlarsa o zaman da döner. O münafık çulunu atar üstünden bazen. Bazen de sinsi sinsi yine devam ettirir. İncelir ama kopmaz. Ahir zamanda İslam incelecek ama kopmayacak diyor. Mehdi (a.s) gelinceye kadar. Mehdi (a.s) gelince bu sefer tam tersine İslam büyüyor gelişiyor küfür inceliyor ama kopmaz. Zar gibi olur ama kopmaz işte o zar gibi ince kalan da yeniden küfür dünyaya hakim oluyor. Mehdi (a.s)’den sonra İsa Mesih’ten sonra. Yeniden hakim oluyor o çekirdek kalıyor küçük çekirdek kalıyor.

Münafık patavatsız olur edep adap bilmez langur lungur konuşur kafası o kadar çalışmaz dangul dunguldur. Bakın hep Kuran’da patavatsız olduklarına dikkat çekiyor. Ama tabii düzelen bir insana da sen münafıksın sen şusun busun bu olmaz. Düzeldiyse düzelmiştir. Ne güzel işte sevin yani. İte kaka “sen bir zaman böyleydin. “ Bir zamana kalırsa sen nesin? Senin hiç dinden imandan haberin yoktu. Değil mi? Olmaz. Düzelen de vesvese yapmayacak düzeldiğini gören de. Düzeldiyse ne mutlu. Hastaysa tedaviye devam. Ümit kesmek olmaz. Hani bu münafık adam olmaz. Ama münafık Müslümanlardan ayrılır küfürle irtibata geçer ittifak edip Müslümanlara saldırmaya geçerse, tuzak kurmaya kahpelik yapmaya, çakallık yapmaya kalkarsa o hakikaten halis münafıktır. Bunun açıklaması yok. O artık adıyor kendini İslam’a Kuran’a, Müslümanlara karşı mücadeleye adıyor. O gerçekten münafıktır. Ama Cenab-ı Allah pişman olup dönenlerden de bahsediyor. “Dünya dar geldi ona” diyor.

Bak “Kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz ben bağışlayanım, esirgeyenim” diyor Allah. (Neml Suresi 11) Sen daha hala kafasına kafasına, münafıksın, üçkağıtçısın denmez. Müslüman öyle olmaz. Düzeldiğinde kabul vardır, Allah kabul ediyor sen zaten kabul edeceksin.

Müslümanların mezhep ayrılıklarını eleştiriyormuş Tayyip Hocam, helal olsun. Kardeşlikten, velayet yönteminden anlatıyormuş, bu anlattığım gibi. Tayyip Hocam, beni bayağı iyi takip ediyor. Bak “Gençleri hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, öz güven sahibi olan bir nesil olarak yetiştirmeliyiz” diyor. Yani tebliğ yapan ondan sonra kendine güvenen, güzel konuşabilen, ilmine güvenen. “Kadınlara daha çok değer vermeliyiz, kadınlar eğitimden iş hayatına kadar her alanda çok daha etkin olmalıdır.” Çok modern insan Tayyip Hocam. Bak gelenekçiler ne diyor? “Aman” diyor “işe göndermeyin.” O, “Hayatla iç içe olsun kadınlar” diyor. Tayyip Hocam’a laf yok, Tayyip Hocam İslam birliği için canını dişine taktı bak maşaAllah, elhamdülillah. Tebrik ediyoruz. Mesela diyor ki, ben sürekli hatırlatıyorum ya “İslam birliği teşkilatının kadın örgütlenmesi dahi yok” diyor. Kadınları ön plana çıkaralım diyor helal olsun. Bak gece gündüz söylediğimi Tayyip Hocam da söylüyor. “Kadınlarla ilgili sorunları bile bize biz konuşuyoruz” diyor. “Kadınlar çıkıp konuşsun” diyor çok güzel. Tabii gece gündüz anlattığımız konular. Tayyip Hocam tamam maşaAllah. Kendimiz buradayız ama fikrimiz hep iktidar.

“Canımın içi çok heybetli, çok yakışıklısınız. Rabbim sende güzel tecelli etmiş. Bir tanesiniz, seni görmek ruhumu coşturuyor” diyor. Habibe.

“Hocam sürekli sizi izliyorum, söylediklerinize inanıyorum ama insanlara İslam’ı anlatmak çok zor oluyor.” Diyor Musti. Tabii sevabı da çok olur.

“Seni çok seviyorum. Kameraya baktığında çok heyecanlanıyorum, kalbimin yarattığı bu içli derin sarsılmaz sevgi için Allah’a şükrediyorum. Kalbim sen de beni seviyor musun?” Seviyorum tabii de bir görüşsek, daha da seveceğim.

KARTAL GÖKTAN: Kelebek resimleri göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Yiyeceğim ben onları, yiyeceğim onların göbüşlerini falan. Şu süsün güzelliğine bak ya maşaAllah, elhamdülillah. Cennet kuzusu gibiler. Bunları görüp de Allah’a inanmayana ben şaşarım. Şu simetriye bak, şu güzelliğe bak. Üstlerinde vücut tozları var ya bunların o tozdan bir tane aldığında içinde binlerce bu kelebeğin aynısı ve gelecek nesillerin özelliği kodlu. Antenler, mantenler hepsi gelin gibi süslü. Şu simetriye bak, şu geometriye bak, şu hesap sanatına bak, şu mimari güzelliğe bak. Masonlar onun için kainatın ulu mimarı derler Allah’a.

BERİL KONCAGÜL: Siz hep hatırlatıyorsunuz kelebeğe hiçbir faydası yok diye. 

ADNAN OKTAR: Tabii hayvana hiçbir faydası yok, bilakis aleyhine yani. Çünkü kuşlar gördü mü gidip yiyorlar falan ama sırf süs olsun diye Allah olağanüstü güzel yaratıyor ve renk cümbüşü, renk bayramı var. Ve festival gibi üstleri, festivale süslenip gidiyorlar ya mesela hiçbir şeye benzemiyor yapanlar gidiyorlar bak burada muhteşem bir güzellik var. Mesela Brezilya’da yapıyorlar festival, karnaval falan hiç kıyası yok. Akıl almaz güzel, insan bakmaya doyamıyor onlara, ne çiçeğe bakmaya doyabiliyor, ne kelebeğe, ne böceğe. İnsan zaten muhteşem bir varlık.

Tayyip Hocam’a dedim ya Ruhani’yle, Suudi Kralı’nı barıştır, görüştür falan burada görüştürmüş, barıştırmış. MaşaAllah. İşte bu yollarda insanlar helak oluyor ya, onların üstüne durmuş, o Suriye’den kaçanlar, “Niye Müslümanlar böyle kaçmak durumunda olsun? Kardeş olsunlar” diye. Tayyip Hoca’ya sahip çıkmak lazım, iyi gidiyor konuşmaları güzel. Mesela şu toplantıyı yapması mükemmel. Mesela bak boş durmuyor, devamlı sebebe sarılıyor, İslam birliği için canını dişine taktı bayağı güzel, böyle bir insana çelme takmaya kalkmak, oyun oynamak çok büyük vicdansızlık. Yerine getireceği de ne olduğu belli değil, neyi getireceği belli değil. Birde hadi yerine getirse de birini ona da iki çelme de ona takarsın. Böyle olmaz demokrasi şart.              

Hocalık en yüksek makamdır. Tayyip Hocam’a diyor ya hoca. Tayyip Hocam imamdır bir kere. Benim için en önemli yönü o. İmam yönü, hocalık yönü ve yaptığı İslam’a hizmeti yönünde ben onu değerli görüyorum. Benim en hoşuma giden yönü o. Tamam insan olarak güzel hizmetleri var şu var bu var. İslam’a hizmetinden dolayı biz sevgi duyuyoruz. Destekliyorum yani. Tek sebebi odur. Yoksa yol yaptırdı köprü yaptırdı beni ilgilendirmez onlar. Benim için ikinci, üçüncü derecede onlar. Dindarlığı, Müslümanlığı, Müslümanlara sahip çıkması, davaya İslam’a sadakati ve İttihat-ı İslam içinde var gücüyle çalışması. Bayağı gayretli görüyoruz. Görülmeyecek gibi değil. Mehdiyet’e mükemmel zemin hazırlıyor. Mükemmel bir şevk içinde heyecanlı gayet güzel. Allah sağlık sıhhat versin. Ölmesini istiyorlar. Eline ne geçecek? Eline ne geçecek? Her gelenin ölmesini istiyorsun sevdiğin yok ki. O ölsün, bu ölsün, şu ölsün. Kendisi de yaşamak istemiyor dünyayı da öldürmek istiyor. İslam dünyaya hakim olacak. Sevgi hakim olacak. Ömürler uzun olacak. Tayyip Hocam da görevini yapmadan gitmez. Ona Allah bir görev verdi onu yapıyor. Kaderindeki görevi yapıyor. Tayyip Hocam’a helal olsun. Şu toplantı mükemmel oldu bak mesela Suudi Kralı’yla Ruhani’yi görüştürmesi. Araları bozulmuştu aman dedim hemen araya girin. Başbakan’dan da rica ettim Cumhurbaşkanı’ndan da rica ettim. Araya girdiler çok iyi oldu. Ne alaka bir avuç Müslümanız. Suudi Arabistan çok kıymetli, İran çok kıymetli. İki dev İslam ülkesi. Ne kadar büyük enayilik olur Müslümanların birbirleriyle çatışması. Ne zorumuz? Ne zorumuz? Suriye’nin bölünmesi de çok tehlikeli olur bu İngiliz planıdır. Ona kimse yanaşmasın. Bu planı mutlaka bozalım. Suriye’nin bölünmesine müsaade etmeyelim. Asla olmaz Suriye’nin bölünmesi, çok tehlikeli. Orayı bölersen ha der adam kudurur o zaman “şurayı da bölelim” der. Ondan sonra Türkiye’yi de bölelim der. Putin uyanık mesela dedi ki bak “benim derdim” dedi “Türkiye’nin bölünmesin diye uğraşıyorum” dedi. “Suriye’ye niye müdahale ediyorsun” denildiğinde “Türkiye’nin bölünmemesi için yapıyorum” dedi. “Çünkü Suriye bölünürse Türkiye de bölünür” dedi. Ama tabii yöntem yanlış. Bombalama köy bombalama falan olmaz, fikirle olur. İlimle irfanla olur.

Harun Meşveret, “Gerçekten o kadar filozof sanatçı şu var bu var hiçbiri Adnan Hoca kadar net ve doğru şeyler söylemiyor.” Hakikaten çok demagoji yapıyorlar. Lafı çok çeviriyor. Dümdüz konuşsana mübarek.

CEYLAN ÖZBUDAK: İnsan cümlelerinin sonunda ilk başında ne dediklerini unutuyorlar çoğu zaman.

ADNAN OKTAR: Tabii. Anlatacağı üç kelime bir şey söyle bitsin. Ne oturup uzatıyorsun?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey gaziler bir kampanya başlattı. Yıllardır şehit cenazelerinde çalınan Shopen’in cenaze marşına karşılık tekbir kampanyası.

ADNAN OKTAR: Kaç ay oluyor ben bunu söyleyeli?

KARTAL GÖKTAN: Çok uzun zaman oldu.

ADNAN OKTAR: Aylar oluyor. Kaç defa söyledim? En az otuz kez söylemişimdir. Kardeşim bandoyla, mızıkayla, cenaze marşıyla şehit kaldırılır mı? Adı üstünde cenaze, cenaze mi götürüyorsun sen? Bir kere şehit diridir. Cenaze marşı çalınır mı? Bizim ne işimiz olur onunla Shopen’le mophenle. Ne alakası var? “Tekbir” bağıracak “Allah” inletecekler. “Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” o şekilde götürülecek şehit. Salavatlarla, dualarla gidecek.

KARTAL GÖKTAN: Yine Akşam Gazetesi’nden Emin Pazarcı da bugünkü yazısında bu konuya değinmiş. Ruhunu incittiğini şehitlerimizin bu marşın Shopen’in marşının.

ADNAN OKTAR: Tabii tabii onu hemen kaldırmaları lazım. Aileleri de razı olmasın. Aileler kabul etmesin. Tekbirle, temhitle değil mi salavatlarla o şekilde kaldırılacak.

Kamuflajlı kelebek nadirdir. Hep süslü kelebeklerdir. Kırmızı böyle zıt renkler. Keskin renkler. Kuşlarda da öyle. Çok keskin çok canlı fosforlu renkler var. Kamuflaj var bazı hayvanlarda ama kuşlarda çoğunda yok. Bu renkli kuşlarda. Ama kamuflaj kelebeklerde de kuşlarda da var. Ama süslü kısım daha çok. Renkli kısmı çok böceklerde de öyle. Mesela uç uç böceği var ya uğur böceği. Acayip süslü. Vernikli parlıyor böyle gıcır gıcır.

BEYZA BAYRAKTAR: Metalik renkliler var; altın, gümüş.

ADNAN OKTAR: Tabii.

AYLİN KOCAMAN: Siz tavus kuşunu söylemiştiniz tamamen aleyhine o kadar renkli kuyruk diye.

ADNAN OKTAR: Tavus kuşu mesela hiçbir faydası yok hayvana. Tamamen aleyhine ama muhteşem. Çok ihtişamlı bir görünüşü var. Kelebekler, kuşlar falan onları sürekli gösterelim. Deccalın en bunaldığı görüntüler onlardır.

Her yer Allah’ın sanatı ve hepsinde simetri hakim. Kuşların hepsinde mükemmel bir uçuş teknolojisi, mükemmel bir mimari, mükemmel matematik mühendisliği uygulaması.

BÜLENT SEZGİN: Hep çok temizler Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ve pırıl pırıllar. Her gün ayrı bir kabiliyeti var. Her birinin ayrı bir yuva yapma yöntemi ayrı. Çocuklarına bakma yöntemleri ayrı. Yumurtaları bile süslü hepsinin. Hepsi birbirinden güzel. Hepsinin de huyları şeker. İnsanda şefkat hissini müthiş tahrik eden bir güzellik var.

Necmi Doğaner, “Hocam günaydın iyi yayınlar diliyorum. Hocam her zamanki gibi çok şık ve karizmatiksiniz. Ama her şeyden önemlisi kalbinizin güzel olmasıdır. Sizin bu yönünüzü çok seviyorum. Allah seni başımızdan eksik etmesin.”

Resulullah (s.a.v.) diyor ki; "Evladım olan Mehdi yetim olacaktır." Şeyh Muhammed bin İbrahim Numani, Gaybeti Numani sayfa 176'da. Bak "Evladım Mehdi" diyor "Evladım olan Mehdi yetim olacaktır." Yani babası olmayacaktır. Nerede geçiyor? Şeyh Muhammed bin İbrahim bin Numani, Gaybeti Numani sayfa 176'da. Şii kardeşlerimizin işte güzelliği bak muhafaza etmişler. Hiçbir hadis kaybolmamış en ince detaylarına kadar öbürlerini de işari manayla çıkar tabii. İşari mana ama buradaki açık ifade çok sarih. Ama işari mana olarak ayetlerde var, Kuran'da var. Mesela Kehf Suresi’nde var birçok hadiste de işari mana olarak var. Hatta Enok Kitabı var İdris'in Kitabı diye de bilinen kitap. Orada bile "Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına bakacaklar, hayrete düşecekler ve yüzleri eğilecek. Bu kadının oğlunu" bak bu kadının oğlunu diyor ama tabii kadının oğlu babasının oğlu da denebilir işari mana olur ama zayıf da olsa işaret. "Şan ve şerefin tahtına otururken gördüklerinde sıkıntı onları kaplayacak." Başa geçtiğini görünce münafıkları sıkıntı kaplayacak diyor Enok Kitabı’nda 166. Tabii bu geçerli bir eser değildir çünkü Enok Kitabı kabul gören bir şey değil. İdris'in Kitabı deniyor ama emin olamıyoruz. Çünkü Tevrat, Zebur bizim için esas oluyor Kuran'da. Ve İncil. Tevrat, Zebur ve İncil. Ama hadiste alenen ve açıkça Hz. Mehdi (a.s)'ın yetim olacağı geçiyor. "Evladım Mehdi yetim olacaktır" diyor. Resulullah (s.a.v.) ferman ediyor. Gaybeti Numani 176'da.

"Duvar ise şehirde iki yetim çocuğundu, altında onlara ait define vardı." Belli ki o ağlama duvarını altında bir şey var oralarda bir önemli bir define var. İki yetim çocuk işte İsa Mesih ve Mehdi (a.s). Ama tabii bunlar işari mana. Fakat en sağlamı hadisle aleni ve açık olan ifadedir. Bu hadisi daha önce defaatle anlatmıştık çok anlamıştım. İşari olanları da çok anlattım. Hadislerde işari olan diğer hadislerde de çok fazla var. Hz. Mehdi (a.s)'ın yetim olacağına dair işari hadisler çok var. Ama işariyi tabii çok mecbur kalırsak kullanırız açık hadis varken işari olmaz. Kullanırız ama tabii işari hükmünde kalır yine. Ama burada açık net.

Tevrat'ta Yeşeya bölümünde 52/13 Rabbi Moşeha Darşan; haham büyük hahamları "Onun sözlerinden şunu öğrendim. Sizin aranızdan çıkaracağım kurtarıcının Moşiyah (Mehdi’nin) bir babası olmayacak." Babası yok çok net Tevrat'ta öyle geçiyor. "Çünkü şöyle yazılmıştır adı Zamah Dal olan bir adama dikkat edin ve o yerinden dallanıp budaklanacaktır." (Zekeriya 6/12.) "Yeşeya der ki; Ve o birden sürgün gibi ortaya çıktı." (Yeşeya 53/2.) "Bir çocuk" Rabbi Beryah; bu haham. "Bir olan, yüce olan İsrail’e dedi ki benim önümde konuştun dedin ki biz yetimiz babamız yok."( Ağıtlar 5/3.) "Aranızdan yetiştireceğim kurtarıcının da babası olmayacak." Aranızdan yetiştireceğim kurtarıcının " yani Moşiyah Mehdi’nin de "babası olmayacak." Nerede? Tevrat'ta. Babası olmayacak. Bak 3500 yıl önce bildiriliyor. Yaklaşık 4000 yıl önce. "Çünkü şöyle yazılmıştır; adı Dal olan adama dikkat edin ve o yerinden dallanıp budaklanacaktır." Tabii bu yazılı Tevrat, sözlü Tevrat'ta net açıklanıyor bu şekilde babası olmayacaktır diyor. Tabii verdikleri deliller asıl delil değil. Onların sözlü Tevrat kısmı önemli. İşari anlamdan o çıkar. İşariyi biz zaten kullanmayız. Tevrat'ın burada mesela işari anlam kullanmışlar ama sözlü Tevrat’ı aktarmışlar, biz sözlü Tevrat kısmını kullanırız. Yine hadiste de işariyi değil, işariyi ikinci derecede kullanırız ama açık olan hadis var net "babası olmayacaktır" diyor. "Sizin aranızdan çıkaracağım (Moşiyah Mehdi’nin) kurtarıcının bir babası olmayacak" bitti. Çok net. Ağıtlar bölümünde var. (Yeşeya 53/2.) Hadislerde de çok fazla var işari anlamda öyle. Ve evinde doğacağı Mehdi (a.s)'ın. Hastane doğumu gibi yahut aleni bir doğum değil. Gizli olacaktır doğumu yani kimse bilmeyecek diyor.

"Musa bin Cafer (a.s) El Kaim Mehdi’yle ilgili konuşurken şöyle buyurdu: “Onun mevlidi (doğumu) insanlardan gizli tutulmuştur. İzzet ve Celal sahibi olan Allah kendisini zuhur ettirip önceden zulüm ve haksızlıkla dolup taşan yeryüzünü adaletle dolduruncaya kadar Mehdi’yi ismiyle anmanıza izin yoktur." Mehdi’dir demeyeceksiniz diyor. Tam başa geçecek, her şey belli olacak o zaman Mehdi diyebilirsiniz. Ama tabii bir nevi Mehdi’ye niyet ederek Mehdi diyeceğiz. Çünkü hidayete vesile olduğu için diyebiliriz. Bir nevi Mehdi anlamında yani ona niyet ederek diyebiliriz. O anlamda bütün Müslümanlar Mehdi oluyor. Bütün Müslümanların Mehdiliği anlamında deriz ama tabii bir zannı galip de kalbimizde durur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Özel harekat polislerimizin gönderdiği bir mektup Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlandı. Polislerimiz milli tepki verilmesini talep ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani.

KARTAL GÖKTAN: "Şehit haberlerini meteoroloji haberleri gibi izlemesin vatandaşlarımız" diyorlar. "Devletimizden de isteğimiz terörle mücadelede etkin yasalar çıkması, bölgedeki bizlere sahip çıkması" diyorlar. "PKK terörü sadece Güneydoğu’da yaşanmamaktadır destek olan her kimse cezası ağır bir şekilde verilmelidir" diyorlar.

ADNAN OKTAR: Cezalar tabii daha ağırlaştırılabilir. PKK mensubu olmak çok ağır bir hüküm olması lazım. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Özel harekat polislerimizin gönderdiği bir mektup Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlandı. Polislerimiz milli tepki verilmesini talep ediyorlar. "Milletimizden isteğimiz önce dua sonra da milli tepkiler verilmesidir. Şehit haberlerini meteoroloji haberleri gibi izleyip geçmesinler. Devletimizden de isteğimiz terörle mücadelede etkin yasalar çıkması ve bölgedeki bizlere sahip çıkmasıdır."

ADNAN OKTAR: İşte gece gündüz anlattığımız. Şehit cenazesi geliyor evinde oturuyor. Çık şehit cenazesinin peşine takıl. Tekbir getir, sarıl ona. Değil mi? Coşkunu göster, heyecanının göster. Evinden çıkmıyor şehit cenazesi gidiyor seyrediyor. Balkondan seyrediyor. Şehit cenazesi bir yere geldi mi o evde durulmaz. Hepsi çoluk çocuk ailesiyle o şehit cenazesine katılması lazım. Yetişkin, tabii ki çocuk olmaz ama yetişkin çocuk varsa olur.

GÜLEN BATURALP: Siz söylemiştiniz o şehit Allah için, vatanı için, senin için canını ortaya koyuyor sen beş dakikanı ayırmamış olursun evde kalırsan demiştiniz. 

ADNAN OKTAR: Tabii, canları tatlı bir kısmının. Neme lazım diyor şimdi orada olay çıkar. Kardeşim o çatışmaya giriyor sen kaldır sırtını da git. Değil mi? Bir şehit cenazesine katıl. Birde işte milli şuur dersi verilsin anlamında söylüyorlar da, işte kapalı olarak söylemişler. Yani milli şuur verilsin. Anlamı o bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Özel harekat polislerimizin gönderdiği bir mektup Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlandı. Polislerimiz milli tepki verilmesini talep ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Milli tepki milli şuurla olur. Onu demek istiyorlar. Millet şuurlansın o şuur gösterilsin. Eğitilsin insanlar o anlamda. Eğitmezsen adam milli şuur gösteremez. Gösteren olur ama herkes gösteremez.

"Bizim kaimimiz Mehdi (a.s)'la Allah'ın resulleri arasında” peygamberleri arasında “bir takım benzerlikler vardır. Hz. Nuh (a.s), Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. İsa (a.s) ve Hz. Eyüp (a.s), Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz de her biriyle benzerliği vardır. Hz. Nuh (a.s) ile uzun ömürlü olmasında. Hz. İbrahim (a.s)’le doğumunun gizli olmasında ve halktan uzak durmasında." Halktan uzak duruyor yani halkla iç içe değil Hz. Mehdi (a.s). "Hz. Musa (a.s) ile korku hali" aynı heyecan ondaki var ya onun kalbinde bir heyecan var Hz. Musa (a.s)'nın Mehdi (a.s)'da da var o. Zaten Hz. Süleyman (a.s) diyor "Bana benzer ama Musa (a.s)'ya daha çok benziyor diyor. Bana benzemesi şakacılık yönüyle." Ama Hz. Musa (a.s)'nın heyecanlı bir ruhu var biliyorsunuz çok heyecanlı. "Kalbim daralıyor" diyor değil mi? "Dilim dolaşıyor" diyor heyecandan. "Konuşamıyorum." O Hz. Mehdi (a.s)'da da olacak o tarz bir heyecan. Yani bir iç heyecanı, bir ruh heyecanı olacak ve korku hali sürekli takip edileceği için. Ne bileyim PKK olsun, komünistler olsun bazı komünistler. İngiliz derin devleti şu bu falan Hz. Mehdi (a.s)'ı hedefleyecekleri için suikastlar yapacaklar, çeşitli saldırılar yapacaklar, onu hapse koyacakları zaten anlaşılıyor iki gaybetten o anlaşılıyor. Korku hali derken yani korku meydana geliyor o korkuya karşı tedbir alıyor. Tehlike içinde yaşayacak anlamında korkudan kasıt tehlike içinde yaşayacak. Öldürmeye yeltenme, mesela tuzak kurma, tutuklanma, gözaltına alınma sürgün her türlü tehlikeye karşı bir tehlike içinde yaşayacak. O yüzden de gizli yaşaması yani halkla iç içe değil halktan uzak. Kısmen halkla beraber. Yoksa rivayette de var "Halkla zaman zaman görüşür" diyor. Ama genellikle kapalı. İsa Mesih’e de benzer diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yüzü benzer diyor sıfatı. Hani bir kısmı Mehdi gelecek bir kısmı Mehdi gelmeyecek diyor ya. İsa (a.s) için de diyorlar bir kısmı gelecek bir kısmı gelmeyecek, o anlamda benzer diyor. “Hz. Eyüp (a.s) de belalardan sonra kurtuluşuna yetişmesinde” birçok hastalıklarla karşılaşacak Mehdi (a.s) ama her seferinde şifaya kavuşacak. Hz. Muhammed’e (s.a.v.)benzemesi de onun yeleğini giymesi, hırkasını, kılıcını takması çünkü aynı ona benzemiş olacak üstünde aynı onun hırka, kılıç onun kılıç. Değil mi? Kutsal emanetler üstünde olacak. O yönüyle de Resulullah (s.a.v.)’a benziyor. (Kemalüddin sayfa 322/31 Bab 3.hadis.)

“Peygamberlerin özeti gibi” diyor hadiste. Bütün peygamberin özeti gibi Mehdi (a.s). Gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin özeti gibidir. Onun için “Hatemevelidir” diyor. İsa Mesih gibi ulul azim bir peygamberi, ona vezir olarak tayin ediyor Allah vezir olarak düşün. Mehdi (a.s)’nin büyüklüğünü buradan anlıyoruz. İsa Mesih gibi ulul azim bir peygamberi ona Hz. Mehdi (a.s)’ye vezir tayin ediyor Cenab-ı Allah. Hatemeveli, gelmiş geçmiş en büyük evliyadır ve ahkâmda masumdur.

Mehdi (a.s) ile ilgili televizyon programları geliyor peş peşe görüyorsunuz. Demagojiler, örtmeye çalışmalar, kapatmaya çalışmalar tamam da çocuk açar bakar internetten senin ne durumda olduğunu anlayacak. Milletin yüzüne nasıl bakacaksın ondan sonra? Nasıl milletin yüzüne diri diri bakıyorsun o zaman? “Mehdi ile ilgili hadis yok”diyor mebzul hadis yayınlıyoruz. “Alametleri çıkmadı” diyor. Bütün alametleri bilimsel delileriyle teker teker anlatıyoruz. Seni kim dinler ondan sonra? Mahcup ediyorsun kendini boş yere.

OKTAR BABUNA: Hocam kamuoyu yoklaması yapıyorlar yüzde yetmiş gelecek diyor.

ADNAN OKTAR: Bak bunlar gece gündüz uğraşıyorlar. Gece gündüz uğraşıyorlar koro halinde. Ama halkın yüzde yetmişi “Mehdi gelecek” diyor. Hayır, “Geldi” diyor. Bir tek kim diye sormadıkları kaldı.

CAN DAĞTEKİN: Etiket yapıyorlar birinci oluyor o etiket.

OKTAR BABUNA: Bunu sorsalar.

ADNAN OKTAR: Birde onu sorsa, aman sormasınlar. Bir türlü de Mehdi konusuna gelemiyorlar. Program Mehdi üstüne oluyor. Hava durumundan bahsediyor, portakalın lezzetinden bahsediyor. Mehdi’ye gelince “Yok bu konuyu kapatalım bu konuya geçelim” diyor. Hani konu Mehdi’ydi. Korkuyorlar anlatamıyor. Çünkü hep anlatsa çünkü yalan söylese küçük düşecek. Doğru söylese Mehdiyet’e hizmet edecek. “En iyisi geçiştireyim” diyor.

GÖKALP BARLAN: Kısa bir ara veriyoruz videolarla devam edelim.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.), Müslümanların Hz. Mehdi (a.s)’I Arayıp Bulmaları Gerektiğini Bildirmiştir

ENDER DABAN: Evet, bugünlük de programımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere. 

Masaüstü Görünümü