Harun Yahya

Sohbetler (18 Nisan 2016; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. İlim irfan meclisine hoş geldiniz ve musiki.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin ve Hakkâri’de sürdürülen operasyonlarda iki polis memuru şehit olurken, beş polis memuru da yaralandı. Bölgedeki operasyonlar sürüyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Mardin ve Hakkâri’de sürdürülen operasyonlarda iki polis memuru şehit düşerken, beş polis memuru da yaralandı. Operasyonlar sürdürülüyor.

ADNAN OKTAR: Allah şahadetlerini makbul etsin. Çanakkale Savaşı gibi. İngiliz derin devleti bu sefer Anzakları değil PKK’lıları gönderdi üstümüze. Anzak yerine PKK’lılarla savaşıyoruz. Çanakkale yerine Güneydoğu’dayız şu an. Ama savaş İngiliz derin devletiyle.

Sevgiyle ilgili etiket yapalım. Ne diyelim? Sevgi nimet olduğuna göre “Sevgi Nimettir” diyelim. Evet, Sevgi Nimettir.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Peygamber Sevdalıları Platformu’nun Diyarbakır’da düzenlediği Kutlu Doğum Haftası etkinliğine on binlerce Kürt kardeşimiz katıldı. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Toplu namaz kılındı. Bölgenin kanaat önderlerinden Mehmet Göktaş, “Muhammed’siz Türkler ve Muhammed’siz Kürtler Allah yanında sıfırdır. Biz Muhammed (s.a.v.) ile birlikte varız. O varsa biz varız” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel konuşmuş. Helal olsun, güzel. Nurluymuş, güzel konuşmuş.

Tayyip Hocam’a helal olsun. Tayyip Hoca’ya helal olsun. Aynı anlattığım stilde konuşuyor, aynı. Tıpatıp, birebir, maşaAllah. Helal süt emmiş demek ki. Nurlu bir evlatmış, nurlu bir insanmış. Yedi ceddine rahmet olsun. Allah razı olsun. Var mı Tayyip Hoca’nın konuşmaları?

KARTAL GÖKTAN: Var.

ADNAN OKTAR: Oku.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm eleştirilere rağmen “ne Şii ne de Sünni” sözünü açıkladı. Ve ayetle konuyu anlattı. Ve sizin mezhepçilikle birlikte dikkat çektiğiniz ikinci konu olan ırkçılık üzerinde durdu. Dedi ki; “Biz ne Şia ne Sünni, böyle bir din tanımıyoruz, bizim tek dinimiz var, İslam’ dedik. Biz İslam’ın o bütünleştirici çatısı altında toplanacağız. Sünnisiyle, Şiasıyla, şusuyla-busuyla, vesaire. Asla bunlar bir ayrım sebebi olmayacak. İşte onun için gelin birlik olalım demenin anlamı bu. İkincisi, ırkçılık. İşte onu da yine Rabbimiz, Hucurat Suresi’nde buyuruyor: Hangi ırktan olursan ol, hangi kavimden olursan ol, ister Türk ol, ister Kürt ol, Laz ol, Çerkez ol, Gürcü ol, Abaza ol, Boşnak ol, Roman ol, ne olursan ol, ama bizi birleştiren bir şey var: İslam. Biz Müslümanız, burada bütünleşeceğiz.” Dedi.

 

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Ağzından nur akıyor. Çok güzel. Bu IŞİD’le ilgili bir açıklaması var. O yok mu sende? “İbrahim milletindenim” diyor. O konuşmaları oku işte.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle söylüyor. “En büyük cihat terörün ortaya çıkmasını sağlayan cehalet ve fitne ile mücadele etmektir.”

ADNAN OKTAR: Helal. İşte cihat budur. İlimle, irfanla. Allah razı olsun.

BÜLENT SEZGİN: “Bataklığı kurutmak lazım” diyor.

ADNAN OKTAR: Aynısı, ağzından nur akıyor mübareğin.

BÜLENT SEZGİN: “İbrahim milletindenim” diyor.

ADNAN OKTAR: Bak bu da tam Müslüman ağzı. “İbrahim milletindenim” dediğim için tutuklanmıştım. 1986’da “İbrahim milletindenim” dediğim için tutuklanmıştım.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD, Boko Haram vs. için “Dikkat edin, cihat, bu teröristleri öldürmektir demiyorum, onları ortaya çıkaran şartları ortadan kaldırmaktır diyorum.”

ADNAN OKTAR: Bak, ağzından çıkan nura bak. Bak, söylediklerimin aynısı. MaşaAllah, elhamdülillah. Bak, yıllardan beri anlattığımın aynısı.

BÜLENT SEZGİN: Kelime kelime.

ADNAN OKTAR: İşte müminin ağzı ortak, kalbi ortak, inancı ortak. Kuran talebesi olduğu için ağzından nur akıyor. Bir kısmının ağzından fitne akıyor. Burada nur akıyor ağzından. Helal olsun.

BÜLENT SEZGİN: “Şartları ortadan kaldırmazsak, bataklığı kurutmazsanız ölenin yerine yenisi gelir hem de daha fazlasıyla gelir.”

ADNAN OKTAR: “İlimle irfanla” diyor. Bu PKK için de bunu söylüyor aslında da herhalde komünizme, pek ona girmek istemedi anladığım kadarıyla. Çünkü çok zemin bulmuş adamlar. Onu bize bırakıyor evvelAllah. Haklarını avuçlarına koyarız. Darwinizm konusuna daha da abanalım. Daha kapsamlı abanalım. Yabancı bilim adamları da getirelim. Konferans verdirelim.

Evet, devam et.

BÜLENT SEZGİN: “Çok yönlü bir mücadele elbette olacaktır. Ama asıl olan kalplerin temizlenmesi, gönüllerin kazanılmasıdır.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim, böyle bir insan baş tacıdır. Bitti. Bunu diyorsa halis, muhlis tertemiz mümindir. Bak, görüyor musun? En ufak bir şirk kiri var mı üstünde konuşmada? En ufak bir şirk kiri var mı? Cahil hocaların, bazı hocaların üslubuna bak, bu insanın ağzındaki nura bak, ışığa bak, güzelliğe bak. Mübarek, helal olsun. Yedi ceddine rahmet olsun. Allah ömrüne bereket versin. Çok güzel. Yılardan beri konuştuğumuzun özetini anlatmış, maşaAllah. Müslüman evladı. Helal süt emmiş. Helal olsun. Ama iyi sahip çıkmak lazım. Bazıları rekabet kafasıyla ortaya çıkıyor. Rekabet yapacağın insan değil o insan. Çile insanı. Ayıp. Eline imkân geçince rekabet yapmaya kalkma. Bizim sayemizde sen varsın. Yani herkes destek olsun. Mesela Başbakan’la araları güzel, kardeşler. Birbirlerini destekliyorlar. Ama bazıları da rekabet peşindeler. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Yani samimiyetsiz rekabet olmaz. Yapacaksan öyle bir güzellik, tamam baş tacısın. Gel, yardımcı ol. Ama yıkmaya kalkarsan yıkmaya kalktığın el kırılır. Kanunla, hukukla kırılır. Aklını başına alacaksın. Çok güzel.

Ağrılı Nusret Kocabay Hoca ne demiş? Oku bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Bediüzzaman Hazretleri’nin yaşayan talebelerinden Ağrılı Nusret Kocabay Hoca bugün şöyle bir mesaj vermiş sevenlerine. “Siz okumalarınıza devam edin. Manevi âlemde müthiş bir mücadele var. Fütuhat bir anda olacak. Hiç kimse ne olduğunu anlamayacak.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Bak, ne diyor? Bir daha söyle son kısmı.

KARTAL GÖKTAN: “Manevi âlemde müthiş bir mücadele var. Fütuhat bir anda olacak. Hiç kimse ne olduğunu anlamayacak.”

ADNAN OKTAR: Helal, Bediüzzaman’ın dediğinin aynısı. Bediüzzaman diyor; “Kış ayında ani yaz gibi olacak” diyor. “Yaz ayında nasıl kış yapıyor Allah?” diyor. “Nasıl durgun bir denizi ani fırtınaya çeviriyor? Nasıl ani çıkan fırtınayı birden durduruyor? Aniden İslam’ı hâkim edecek” diyor. “Siz devam edin” diyor. Hoca Efendi de “okumanıza devam edin” diyor. “İlminizi artırın” diyor. Hoca da maşaAllah mübarek. Resmi var mı Nusret Hoca’nın? Nurcular pek resim çektirmez. Nur talebeleri ağabeyler. Hoşlanmazlar. Bediüzzaman da hep böyle elini tutuyor resim çektirmiyor.

GÖKALP BARLAN: Sizin bir açıklamanız vardı Adnan Bey. “Bütün bu yaşanan olaylar manevi bir uyanışa sebep olacak. Hepsi hayırlı” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın resim çektirmemesinin nedeni de şöhret olmak istemiyor. Basında orada, burada “Ben kendi halinde münzevi yaşayan bir ihtiyarım. Müslüman’ım. Acz içindeyim. Zaten Aczimendi benim tarikatım.” Diyor. “Aczini bilmektir benim işim” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Resmini gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hay mübarek, şu gözündeki, yüzündeki nura bak sen. Yaklaştır da bereketinden istifade edelim Hoca Efendi’nin. MaşaAllah. Allah ömrüne bereket versin. Allah nurunu artırsın. Kürt kardeşimiz, Güneydoğulu aslan. Bak, hep evliyalar oradan çıkar, Güneydoğu’dan çıkar. Büyük hocalar, büyük âlimler hep Güneydoğu’dan çıkar Allah’ın hikmeti. Peygamberler diyarı. MaşaAllah Hocamız’ın ağzına sağlık, çok güzel söylemiş. Elini ayağını öpüyorum. Selam ediyorum.

BÜLENT SEZGİN: Özgecan kardeşimizin babası da şöyle bir ifadesi vardı. “Doğuma yakın anlar sancıların en çok çekildiği anlardır. Çünkü artık doğum gerçekleşecek. Öyle bir sancı yaşanıyor şimdi.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Çok mübarek bir insan Özgecan’ın babası. Çok arif, derin düşünen, dem almış, derinlik almış, mübarek muhterem bir insan. Allah onu veli karakterli yaratmış maşaAllah. Ve eşi de öyle. Mesela o şehidin amcası da öyle, maşaAllah çok mübarek bir aile. Allah onlardan da bir şehit almış işte. Allah şahadetini makbul etsin. Allah şehitlerle beraber kılsın. O densiz, münasebetsiz, lafını sözünü bilmeyen bazı insanlar var. Onların sözüne hiç itibar etmesin Özgecan’ın babası. İsmi neydi o mübareğin?

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Aslan.

ADNAN OKTAR: Adı gibi de aslan. Mehmet, Muhammed aslan. Allah ömrüne bereket versin eşine, kendine, ailesine, sevdiklerine uzun ömür versin. Doğru yoldalar, güzel yoldalar. Bak, tekrar ediyorum. Cahilin cühelanın, münasebetsizin, aklı zayıf olanın, kim olursa olsun laflarına itibar etmesinler kötü sözlerine. Hiç. Bütün millet olarak seviyoruz, saygı duyuyoruz. Çok değer veriyoruz. Ahlakı, üslubu da mükemmel. Tepkileri mükemmel. Olgunluğu mükemmel. Her yönden güzel bir insan. Allah yolunu açık etsin.

BÜLENT SEZGİN: Bir bölümü daha var konuşmasının okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Suphi’nin anlamı ‘şafak vakti’ demek. Bütün insanlık, aslında şu anda bir gece yolculuğu yaşıyor. Bu gece yolculuğunun son noktası, şafak vaktidir. Şafak vaktinden sonra, güneşin ilk ışıkları, yeryüzü, karanlığı aydınlatmaya başlar. Biz işte o süreçteyiz.” Diyor.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Bak, o da Mehdiyet’in farkında. Mehdiyet’i söylüyor. Allah nuruyla sarsın. Çok güzel doğru söylüyor. Güzel günler görecek. Evladıyla da cennette kucaklaşacak inşaAllah. Annesi de kucaklaşacak. Ve sonsuz yaşayacaklar sonsuz. Katrilyonlarca sene değil, katrilyon çarpı katrilyon sene değil; sonsuz, maşaAllah.

Tevrat kaynaklı bir bilgi. “Ve Moşiyah” yani Hz. Mehdi (a.s), “Yeşiva’da” tebliğ yaptığı yerde anlamına geliyor. Çalışma evi. Yeşiva, tebliğin yapıldığı yer. “Oturacak. Ve dünya üzerindeki herkes gelip onun karşısında duracak.” Dünya bir odaya sığar mı? Ne bu? Televizyon, internet. “Herkes karşısında oturacak” diyor. “O da onların karşısında oturacak” diyor. Bu nasıl olur? Televizyonla olur. Çünkü “dünya” diyor. 3500 yıl önce söyleniyor. “Ve yeni bir Tevrat yeni emirler dinleyecekler” Tevrat’ın yeni yorumunu. Yanlışlarının çıkarılması, doğrularıyla yani doğru tevilleriyle anlatılması. İsrail’e öğrettiği derin hikmeti öğrenecekler. Yani Tevrat’ın sırlarını, derinliklerini, güzelliklerini görecekler. Hurafattan sıyrılacaklar. Hurafe kısmı kalkacak. Hatai İngilizce çevirisi bu, sayfa 256-257’de.

Suudi Arabistan İslam İşleri Bakanlığı resmi fetva sitesinde Şii, Hristiyan ve Yahudi karşıtı fetvaları kaldırmış. Bak, gece gündüz yaptığımız tebliğ Allah’a şükür, elhamdülillah neticesini buldu. Tayyip Hocam da gitti konuştu. Bizlerin yazıları sürekli Suudi Arabistan gazetelerinde çıktı. İran gazetelerinde çıktı. Netice güzele doğru gidiyor.

“Bir yemeğin Koşer olması için etli yiyeceklerin piştiği kap ayrı olacak, sütlü yiyeceklerin piştiği kap ayrı olacaklar.” Hz. Musa (a.s) çok titizmiş zamanında Allahüâlem. Tabaklar, kaşıklar ve çatallar ayrı olmalıdır” diyor. Akıl almaz titiz Hz. Musa (a.s) sarayda yetiştiği için. Bu bir mutfakta çok zor normalde. Bu hâlbuki Hz. Musa (a.s)’a has bir özellik. Kendisi titiz, çünkü o zamanlar mikrop tehlikesi var. Hastalık tehlikesi var. Çok titiz davranıyor. Eğer evde küf varsa onu izale edemiyorsa “evi yakın” diyor Tevrat. Ne yapsın? Oturulmaz ki. Evin her yeri küf kaplanmış. Yıksan enkazı tehlikeli. “Yakın” diyor. En akılcı şey o. Yaktı mı? Küf o çünkü her yere sirayet eder. Diğer evlere, üstüne başına her yere gelir. Akılcı. Doğru söylüyor. Ama canım kardeşlerimiz işte Museviler bunu kılı kılına uygulamaya kalkıyor. Hâlbuki o kendi hayatına ait bir uygulama. Yani sizin yapmanıza gerek yok. Sen mutfakta bunu nasıl yapacaksın? Kaşığa süt değecek. Ete değdiremeyeceksin. Olacak iş değil ki o. Çok zor olur yani. Ama o titiz olduğu için yaptırmış. O kendine ayrı sünnet. Kendine ayrı sünnet. O zamana ait bir sünnet. O sürekli yapılacak diye bir anlamı yok onun. Mesela yoğurtla etli yemek tabağı birbirine değerse yemeklerin ikisi de murdar sayılıyor. Hâlbuki o bir uygulama yaptığı. Yani sütle etle beraber yemek istemiyor. Ayrı ayrı yemek istiyor. Vardır bir bildiği. Belki bir tıbbi açıdan önemli görmüş olabilir kendine ait olarak. Hâlbuki adam yoğurtla karıştırır, yer gerekirse eti. Yani niye yemesin? Ama o kendine has olarak yapmamış. Dikkat etmiş. Mesela yoğurtlu olabilir. Alerji yapıyor olabilir. Rahatsız ediyor olabilir. Çünkü yoğurt falan öyle hakikaten. Ayrı yenmesi gerekiyor. Süt de öyle, belirli oranda alerjiktir. Ayrı ayrı yenmesinde fayda var kendi açısından. Öyle uygun görmüş olabilir. Ama bazı insanlarda alerji yapmaz yani bir rahatsızlık vermez.

Hoş etki yapıyor. Niye acaba? Mesela Osmanlı camiler, Osmanlı evler kalpte çok hoş bir etki bırakıyor. Osmanlı konaklar falan, Türk evleri şahane. Çok kullanışlı yapmışlar.

KARTAL GÖKTAN: Osmanlı’da kuş evleri resimleri var Adnan Bey. Orada da yine Osmanlı evleri gibi mimarisi var çok hoş.

ADNAN OKTAR: Bakayım bir tane göster. Bayağı güzel ama sık sık yıkamaları lazım tazyikli suyla.

 “Mehdi’nin sevgisi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “dünyadaki en keskin kılıç olacak” yani dünyayı düzeltmede, ıslah etmede, irşad etmede en keskin kılıç olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisi. “Nasıl karanlıklar, korku, baskı, hüzün ve iyi, acı iyilerin kalbini karartabilirse onun sevgisi ve şefkatiyle en karanlık ruhlarda bile nurani bir ışık yanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisiyle. Ne kadar mübarek, muhterem bir insan ki, Allah ona talebe etsin beni, sizleri de inşaAllah. Hizmetçisi etsin. “Bu ışıkla bütün dünya aydınlanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). (Seyyid Sadreddin Sadr El Mehdi kitabı 419. Sayfa.) Allah razı olsun onlar da muhafaza etmiş, saklamışlar hadisleri. Şia’nın güzelliği işte bu da.

GÜLEN BATURALP: Başka bir hadiste de Mehdi (a.s) için Peygamber Eendimiz (s.a.v.) “Kömür gibi kalpleri elmaslaştıracak” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak “Mehdi’nin sevgisi dünyadaki en keskin kılıç olacak” çok manidar bir ifade Resulullah (s.a.v.)’ın ifadesi. Bak “Nasıl karanlıklar, korku, baskı, hüzün ve iyi, acı iyilerin kalbini karartabilirse” onların kalbine rahatsızlık verirse “Mehdi’nin sevgisi ve şefkatiyle en karanlık ruhlarda bile” en azgın ruhlarda bile  “nurani bir ışık yanacak” diyor Resulullah (s.a.v.). Bu ışıkla dünya aydınlanacak, bütün dünya.

Haset edenler hasetleriyle kalıyorlar, yanıp kül oluyorlar. Haset etmek insanı perişan eder. Akılsızlık yapmasınlar. Gıpta etsinler, Allah bize de o nimeti versin desinler. Haset çok çirkin.

Barzani’ye helal olsun. “PKK çıkmaz sokağa girdi. Halk PKK ‘ya karşı” demiş. “Tamamen yok olması ne kadar sürer?” Bir üç-dört sene sürer benim kanaatim.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Ezidiler de Şengal Ezidileri PKK’nın bölgedeki varlığından rahatsız olduklarını bildirdiler.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Barzani’yle bu konuda görüştüler ve tepkilerine bu şekilde protesto ile dile getirdiler.

ADNAN OKTAR: Gariban insanlar, PKK’lılar bunlara da musallat oluyorlar. Çok aşağılık pislik bir topluluk PKK. Müslümanların başına bela, Hristiyanların başına bela, Musevilerin başına bela.

“Göz aydınlığım” diyor Birgül. “Bugün yine harikuladesin güneşim. Siyah beyaz takımların çok yakışmış”.

Ayşe Karadoğan; “Canım, nurum, bir tanem” diyor.

Müslümanlığı bozmak için Müslüman gençliği önce bir Darwinist yapmaya kalktılar. Beceremediler. Ama bütün güçleriyle de bastırıyorlar şuan. “Kuran’da var, Kuran’da var”. Kardeşim melek evrimle mi yaratılıyor? Cinler, şeytanlar, huriler, gılmanlar evrimle mi yaratılıyor? Kim onu nasıl yarattıysa, aynı varlıklardan devam insan. İnsanı da aynı şekilde yaratıyor. Yani cini, şeytanı, meleği evrimle yaratıp yaratmadığını sorduğumuzda cevap yok adamlarda. Cenab-I Allah nasıl yarattı? Diyoruz. Cevap yok. Onu bilemeyiz diyor. Nasıl bilemiyorsun? Allah “yarattım” diyor işte Kuran’da açıkça söylüyor. Aynısı. İnsanda aynıdır. İşine gelmediği yerde “bilemiyorum” işine geldikleri yerde “biliyorum” diyor. Hepsi aynı varlık, yani aynı ustanın, aynı sanatçının eseri hepsi. Onu nasıl yaratıyorsa, onu da aynı şekilde yaratıyor.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Hızır (a.s)’ın sürekli şekil değiştirmesi de Adnan Bey değil mi?

ADNAN OKTAR: Mesela tabii kaç çeşit şekle giriyor. Balık şekline giriyor, insan şekline giriyor. Hz. Musa’nın asası yılan oluyor, bildiğin yılan. Hz. İsa (a.s) çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıyor, koyuyor uçuyor. Çalıların arasına koyuyor uçup gidiyor. Kuş oluyor. Evrimle mi yaratılıyor? Allah nasıl yarattığını zaten gösteriyor bunlara? Anlamazdan geliyorlar.

“Moşiyah gelinceye kadar” Mehdi gelinceye kadar “Musevilik İbrani ailelerinin kollarından ibaret bir din olarak kalacak” diyor Tevrat kökenli açıklamada. “Ancak bundan sonra tüm dünya tek Allah’a inanacaktır” ne zaman? Moşiyah’ın çıkışından sonra. Bir Musevi için Moşiyah’ın geleceğini reddetmek, Hz. Musa’nın tüm öğretilerin, reddetmek, Tevrat’ı reddetmek gibidir” diyor. onlarda inanç esasıdır Moşiyah Mehdi’nin gelişi. Bak “İbrani ailelerinin kollarından ibaret” çünkü İbrani soyundan oluyor ama başka dinden oluyor. Mesela Hristiyan olan var, Müslüman olan var ama İbrani kökenli. Fakat o kollardan bir tanesi Musevi olmuş ama orada kalmış. Yani yayılmamış, 12 milyon falan Musevilerin sayısı dünyada. Ancak diyor bak bundan sonra tüm dünya tek Allah’a inanacaktır. Moşiyah zamanında. Bir Musevi için Moşiyah’ın geleceğini reddetmek Hz. Musa’nın tüm öğretilerini reddetti mi yani dinden çıkmak oluyor. Tevrat’ı reddetmek gibidir diyor. 

“Eskiden A9’zu üç gün izleyen kesin iman eder derdim. İnşaAllah. Ama doğrusu A9’zu üç dakika izleyen kesin iman eder diyorum şuan. Çok net” diyor. İngiltere’den bir delikanlı yazmış.

Yine İngiltere’den bir kardeşimiz daha yazıyor diyor ki “Bugün Sayın Adnan Oktar’ın bir videosunu izledim Peygamberimiz (s.a.v.)’i rüyamda hiç görmedim diyordu. Samimi insan böyle olur. Ne yalancı Hocalar var “diyor. Hakikaten herkesi gördüm diyor. Şunu gördüm konuştum. Abdülkadir Geylani geldi evladım yapma dedi falan şunu yap bunu yap dedi. Ne gereksiz yalan söylüyorsun neyse o.

29 Nisan İngiltere’ye karşı Kürtlerin ve Türklerin birlikte savaşarak kazandıkları Kut'ül Ammare Savaşı’nın 100’cü yıl dönümü. Kut'ül Ammare Savaşı. İngilizler bundan çok utanıyorlar. Çanakkale’den sonra İngiltere’nin en büyük yenilgilerinden birisi bu. Meşhur yenilgilerinden biri. Kürt, Laz, Çerkez hep beraber Türkler iç içe kardeş olarak mücadele vermişler. Hükümet 100 yıl sebebiyle bunun bu olayın 100’cü yılın sebebiyle kutlama yapacak diye cumhuriyet gibi muhalifler aşırı tepki gösteriyorlarmış İngiltere’nin çok ağrına gitmiş bu zaferin hatırlatılması. Yakın zamanda da hiç gündeme getirmiyordu bunu da çok gündeme getirelim. Bayağı ağırlarına giden bir konu. Kürt, Laz, Çerkez omuz omuza mücadele edip İngilizleri kaçırttılar.

Başına 1 milyon ödül konmuş bir terörist yakalanmıştı geçen gün. Bunu ihbar eden yaşlı nenenin ismini cismini verip kadını adeta ihbar eder gibi yayınlıyorlar. Ya kardeşim bu nasıl bir akıl? Böyle hayırlı bir şey yaptıysa niye söylüyorsun? Niye söylüyorsun? İhbarcıyı sen alenen açıklarsan caydırıcı olur diğer insanlara karşı. İhbarcıyı ihbar eden insanı böyle mübarek görev yapan bir insanı tebrik, teşci edebilir devletin memurları. Fakat gizliliği şart. Gizliliğini aleniyet haline getirmeyi kanuni suç haline getirsinler, kanun maddesi konsun ağır da cezası olsun.

Cizre, Sur’da Silopi’de ele geçiren PKK örgüt mensuplarının birçoğu üniversite öğrencisi. Darwinist eğitim tahribatını görüyor musunuz? Diyor ki biz okullar açacağız işte gençleri eğiteceğiz. Eğitiyorsun, Darwinist eğitiyorsun. Milli şuur dersi ver. Yapmazsan felaket. Bak Tayyip Hoca ne diyor? Biz bunları silahla yenemeyiz diyor. İŞIDi diyor. Yenmemeliyiz diyor. Fikirle yenmeliyiz diyor. Bu aynısı PKK için de geçerli.

Halil Paşa o Kut'ül Ammare zaferinden sonra altıncı orduya yayınladığı mesajda “Aslanlar bütün Türklere şeref ve şan İngilizlere kara meydanı olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum diyor. “Ordum gerek Kut karşısında gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir.” Hay maşaAllah. Bak 350 subay ve 10 bin er şehit verilmiş. Fakat buna karşılık “Bugün kutta 13 general 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum” diyor. “Hepsini teslim almışlar.” Kabadayılığını görüyor musun? Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta meşguliyete uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de ikinci zaferi de burada görüyoruz diyor. Şimdi bunu duymak istemiyorlar İngilizler. Her yerde duyuralım. Kuzey Irak’ta 658 köy PKK’nın elinde. Köy camileri virane haline gelmişti. Bu pislikler, ahlaksızlar köy camilerinde yatıp kalkıyorlar ahıra çevirdiler o evleri güzelim ortamları. O köydeki Müslümanlar akıl almaz rahatsız bu pisliklerden. Böyle kene gibi yapıştılar. Barzani’den de yardım istiyor ama Türk devletinin de tabii burada katkısı olacaktır inşaAllah. Bu pisliği ortadan kaldıralım. Obama’ da Marksist mi, Stalinist mi açıklasın. Çünkü lise yıllarında üniversite yıllarında Marksist eğilimi var. Yani bir gariplik var.

Bir Musevi öldüğünde kendisine ilk sorulacak sorunun “Kurtuluşu hasretle arzu ettin mi?  Moşiyah’ı bekledin mi?” şeklinde olacağına inanıyorlar. İlk soru bu olacak diyorlar size. Talmud, Şabat 31 A’da. İlk sorgulamada bunu soracaklar size diyorlar. Onun için her gün günde üç defa dua ediyorlar “Ya Rabbi bize Moşiyah’ı gönder” diye Museviler her gün sessiz böyle sallanarak o dua kayışını da sarıyorlar “Ya Rabbi Moşiyah’ı gönder, Moşiyah’ı gönder” diye sürekli dua ediyorlar. Şimdi açık dua edecekler. Ben burada baş hahamı olan kişiye de iletilmesi için Haham Hollander’e rica ettim onu yapacaklar şimdi bağırarak yüksek sesle yapılacak. Yalnız dedi Musevilikte yok dedi yüksek sesle dua etmek dedi. Sonra hatırladı evet dedi Tevrat’ta vardı dedi. Yüksek sesle evet yüksek sesle vardı dedi. Tevrat’ta var. Şimdi yüksek sesle dua edilecek. Yani on binlerce kişi katılacak. Hem ağlama duvarında yapılacak hem de evlerinde de dolacaklar hepsi ayakta dua edecekler Moşiyah’ın gelişi için. Onu bir sorun ne zaman yapacaklar. Biz de naklen yayınlayalım. “Rabbe şükredip övgüler sunmaya başladılar” bak “Rabbe şükredip övgüler sunmaya başladılar. Borazan, zil ve çalgıların eşliğinde seslerini yükselterek” bak Tevrat’tan veriyorum “seslerini yükselterek Rabbi şöyle övdüler. Rab iyidir Rabbi sevgisi sonsuza dek kalıcıdır.” Bak “Rab iyidir sevgisi sonsuza dek kalıcıdır.” Yüksek sesle bağırarak söylediler diyor. Şimdi bunu delil olarak gösterip o şekilde yapacaklar şimdi. Her yerde duyulacak. Biz de naklen yayınlayacağız. Daha önce de rica etmiştim yapmışlardı ağlama duvarının önünde. Binlerce kişi toplandı yüksek sesle bağırarak Mesih’in gelişini istediler Allah’tan. Moşiyah’ın gelişini. Evet, onun belgesinin filmini de bulabilirsem göstereyim. Onun filmi olması lazım. Bize göndersinler. Moşiyah’la cennet gibi olacak Hz. Mehdi (a.s)’yle. İnşaAllah. On iki bin Musevi olması da tabii çok utanç verici. 3500 yıl içerisinde on iki bin Musevi mi olur? Bak katliamın, zulmün, acımasızlığın, baskının ve şiddetin ne kadar korkunç olduğunu burada görüyoruz. 3500 yılın içerisinde nasıl olur on iki milyon? Çok fazla olması lazımdı. Katliamlar, katliamlar, katliamlar hep o güzel insanları yok etmişler.

2004 yılında Obama'nın senatör olmasını destekleyen parti hangi parti biliyor musunuz? Komünist parti. Obama ortaya çıksın PKK'yı niye desteklediğini bize söylesin. Yani PYD'yi, YPG'yi niye desteklediğini söylesin. Komünist Stalinistse bunu Amerikan halkından gizlemesin. O zaman makul desteklemesi. Komünistse, Stalinistse destekler şaşırmayız yani. Ama Amerikan halkı onu iktidarda tutar mı o ayrı mesele. Dürüst konuşacak. Makul derken çirkin makul yani çirkin bir eylem ama komünist Stalinistin başka destekleyeceği bir yer olmaz. PKK'yı destekler tabii ki. O zaman şaşırmayız makul derken şaşırmayız. Bunu söyleyecek.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerika'nın YPG'ye destek amacıyla Rojova’ya iki yüz asker göndereceği iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Amerika'nın YPG'ye destek amacıyla Rojova’ya iki yüz asker göndereceği iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Amerika'daki muhalifler gereğini yapsın. Bu adamın Stalinist olması ihtimali çok yüksek Obama'nın. Amerika'yı mahvetti. Borç batağına sürükledi. Amerikan halkının büyük bölümünü dejenere etti mahvetti yani. Amerikan halkı bir garip oldu. O zengin, mutlu, neşeli halk içine çöktü. Neşesini kaybetti, şevkini kaybetti. Bir garip oldular.

Musevi sayısı işte toplam yaklaşık on iki, on dört milyon arası. Herhalde on dört milyon olması gerekiyor yaklaşık. İşte Rusya'daki olanlar var, sayıma girenler var, giremeyenler var. Gizli olanlar var, kendini söylemeyenler var, tahmini rakam bu.

Mesela komünist parti zafer sevinci içindeydi Obama başkan olunca diyorlar ki "Bu politik bağımsızlık alanda tarihi bir başarıdır" Obama için. Komünist parti uçuyor sevinçten. Bunu göz önünde bulundurmak lazım.

Obama, senatör olmadan önce Chicago'da komünist parti içi faaliyet yapmış, resmi faaliyet. Komünist partisine resmi faaliyet yapmış Chicago'da böyle bir adam. Onun için PYD’yi, YPG'yi o yüzden destekliyor. Gizli komünist olabilir. Amerikan halkına bunu söylemiyor olabilir, çok vahim bir şey.

Obama'nın PKK'ya, YPG'ye, PYD'ye destek olması Amerikan tarihinde görülmemiş bir rezalet. Hiçbir Amerikan devlet başkanı Stalinistleri desteklememiştir. Komünist Stalinistleri desteklememiştir. Hiçbir devlet başkanı teröristleri desteklememiştir. Bir gariplik var. Obama dürüst olsun komünistse desin ben komünistim desin. Stalinist komünist olduğunu açıklasın. O yüzden destekliyorum desin. Dünyada dengeler var bu olacak iş değil. Rusya bile destekledi mi şaşırıyoruz ki komünist ağırlıklıdır Rusya. Oraya bile şaşırıyoruz. Amerika ne alaka? Komünist parti resmi açıklama yapıyor. Obama senatör koltuğu kazandığı dönemde "Bu, politik bağımsızlık alanda tarihi bir başarıdır" diyor komünist parti. Resmi açıklama yapıyor. Burada bir anormallik var. Dürüst olsun açıkça söylesin. Arkadaş desin ben desin ben komünist Stalinistim desin duyalım. Bak mesela Obama diyor ki, “Komünizmle kapitalizm arasında hangisi pratikse onu seçelim” diyor. Sen seçmişsin seçeceğini zaten. Amerikan halkının başına niçin dert oluyorsun kardeşim? Niye iş çıkarıyorsun Amerikan halkının başına? Amerikan halkı antikomünisttir, dindardır. Sen komünist Stalinistsen bunu açıkça söylemen lazım, dürüst yaklaşman lazım.

"Eskiden sağ sol, kapitalist ve komünist ya da sosyalist arasında kesin ayrımlar vardı" diyor Obama ve "özellikle Amerika'da bu konuda büyük bir tartışma yürüyordu" diyor. "Bunların ilginç entelektüel argümanlar olduğunu" ağıza bak "ancak bugünkü kuşağın pratik olması ve hangisi işe yararsa onu seçmesi gerektiğini söyledi" diyor. Sen pratik olanı seçmişsin işte kendi kafana göre. Amerikan halkına da açıkla bunu. Amerikan halkı canını ortaya koyuyor. Kore'de, Vietnam'da, Kamboçya'da binlerce Amerikalı orada canını verdi. Bu bilinmiyor bu bayağı garip. Amerikan halkı böyle bir kişiyi neden seçti bu da acayip. Nasıl farkına varamadılar hayret edilecek bir olay. Onlar da safi kalpliler temiz kalpli insanlar konduramamış olabilirler.

Amerika Birleşik Devletleri Kızıl Kmerleri destekledi daha önce ama arkasından katliam yaptı zaten. Var öyle bir yönü de var Amerika'nın. Silah yardımı falan yapıyor azdırıyor adamlar sonra gidip boğuyor. Ama burada böyle bir şey yok Amerika PKK'dan çekiniyor. Avrupa da PKK'dan çekiniyor. Brüksel'de PKK'lılar fink atıyorlar. Ödleri kopuyor. Böyle rezalet olmaz, korkuyla bir yere varamazlar. Rusya da çekiniyor PKK'dan bak adamlar gitti Rusya’da bomba patlattılar peş peşe. Putin'e suikast da yapar her şey yapar onlar.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi gelmişti Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan'ın ilk İngilizce gazetesi olan ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Ortadoğu genelinde de dağıtımı yapılan Arap News Gazetesi’nde "Karabağ sorunu toprakta çözülmez" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Azerbaycan ve Ermenistan için toprak meselelerinden önce dayanışmanın inşa edilmesini sağlayacak bir politika izlenmesi gerektiğini anlatıyorsunuz.

İsrail'de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV’nin web sitesinde "Antisemitizm işkencesine artık bir son verilmeli" başlıklı makaleniz Rusça olarak yayınlandı. Channel 9 TV yirmi dört saat Rusça yayın yapan bir kanal, kanal, İsrail'de Rus asıllılara hitap eden en yaygın ve ilk kanal. İsrail dışında Rusya, Kazakistan, Baltık ülkeleri, Amerika ve Avusturalya'da da uydu yayını var.

İngilizce ve Urduca yayın yapan Diplomacy Pakistan sitesinde yayınlanan "Politikada dinin önemi" başlıklı yazınızda özetle eğer radikal terörle mücadelede politik liderlere yardım edebilecek birileri varsa o kişiler ancak İslam'ı Kuran’da anlatıldığı şekilde yaşayan samimi Müslümanlar olabileceğini vurguluyorsunuz.

Pakistan'ın İngilizce haber sitesi Daily Mail'de "Doğu ile Batıyı birleştiren manevi köprü" başlıklı yazınız yayınlandı. Türkiye'nin maddi ve manevi doğu ile batıyı birleştiren bir köprü olduğunu vurguluyorsunuz.

İngilizce ve Boşnakça yayın yapan Bosna'nın çok takip edilen haber sitesi The Bosnia Times'da "Teröre karşı birlik miyiz?" Başlıklı makaleniz Boşnakça olarak yayınlandı. Ve son olarak Bosnia Times'da Boşnakça "teröre karşı birlik miyiz?" Başlıklı makaleniz daha yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

Şas Partisi’nin ruhani lideri haham Ovedya Yosef, Moşiyah’ın gelmesi için yaptığı konuşmanın videosu var Bülent'te yayınlasın dinleyelim.

"Moşiyah Hz. Mehdi (a.s) tüm dünyayı tamir edecek böylece dünya Allah'a doğru insanlar beraberce hizmet edecek." (Hilkot Melahim 11/4) "Moşiyah tüm dünyayı tamir edecek" bir yaralanma var sakatlanma onu tamir edecek diyor “böylece dünya Allah'a hizmet edecek” ama beraberce hizmet edecek diyor bütün dünya. Hilkot Melahim 11/4'de.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile sohbetler burada sona eriyor. Birazdan yeni belgeselimiz yayında olacak, kardeşlerimiz belgeselimizi izleyebilirler. “Darwinizm’in belasının farkında olmak.” Hepinize iyi günler.

Masaüstü Görünümü