Harun Yahya

Sohbetler (24 Nisan 2016; 11:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bir etiket yapalım. “Merhamet sevgi dostluk” üç kelime.  Merhamet, sevgi, dostluk. Bu etiket olsun.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey siz “Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak” demiştiniz. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan da dün sizin söylediğiniz gibi “Bizim şehidimizin kanı yerde kalamaz, kalmayacak” dedi. İkinci bir konu olarak “Gazilere, şehit ailelerine yardım artsın” demiştiniz. Yine bu konuda da yardım için yeni imkanlar oluşturulacağını söyledi Cumhurbaşkanı. Çatışma bölgelerinde de yerel mimariye uygun konut yapımları başlayacağının müjdesini verdi. “Bu konutlarda mağdur olan tüm ailelere konut verilmiş olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Burada hükümet samimi, samimiyetsizlikle suçlamak ayıp. Bayağı samimiler daha nasıl olsun? Her yeri güzelleştiriyorlar. O harabe gibi evler onları düzeltmek, düzgün hale getirmek, tarihi dokuya uygun hale getirmek oraları cennet gibi yapar. Ben yıllar önce söyledim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KCK çözüm süreci konusunda açıklama yapmış Adnan Bey. “Öcalan, Türkiye’nin birliğini güçlendirecek kalıcı istikrar sağlayarak Ortadoğu’da örnek bir ülke haline gelecek çözüm projesini üretmiştir, sunmuştur. Ama bu proje kabul edilmemiş, Kürt halkının özgürlük iradesinin kırılması kararı alınmıştır. Bugünkü savaş bu nedenle ortaya çıkmıştır” demişler KCK.

ADNAN OKTAR: KCK böyle diyor. Adam diyor ki, “Marksist, Leninist, Stalinist bir devlet kuracağız ve İslam aleminin başına ve Türkiye’nin başına bela olacağız. Türkleri yok edeceğiz, Türk diye bir şey bırakmayacağız. En merhametli hareket olarak şunu yapabiliriz” diyorlar “Orta Asya’ya süreriz” diyorlar geldikleri yere. “Burada Türk bırakmayacağız” diyorlar. Türk derken Çerkez, Kürt, Laz kim varsa hiçbirini bırakmayacağız” diyorlar. Bu, İngiliz derin devletinin projesidir. Adamlar da bu projenin maşaları. Adice bir plan uygulamışlar. Allah belalarını veriyor şu an ve daha da belalarını verecek inşaAllah, kazınıp gidecekler. KCK, YPG, PKK hepsi aynı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam eserlerinizden ve anlatımlarınızdan faydalanılarak hazırlanan yeni bir belgesel daha yayına giriyor. Tanıtım videosu eşliğinde belgesel hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu belgesel sizin “Karanlık Tehlike Bağnazlık” kitabınızdan hazırlanan belgesel serisinin ilk bölümü. Tek ölçü ve yol olarak yalnızca Kuran’ı ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşam şeklinin benimsenmesi gerektiği Kuran ayetleriyle bu belgeselde anlatılıyor. Toplumların din adına türettiği çarpık ve batıl inançların atalarından öğrendiği dini bilgilerin körü körüne peşinden gidilmemesi gerektiği Kuran ayetleriyle izah ediliyor. Kuran’ın yolunun sevgi, saygı, her dinden, her fikirden insana şefkat ve koruyuculuk göstermek, demokrasiyi, fikir özgürlüğünü esas almak olduğu, Kuran’da tarif dilen Müslümanların bilgili, eğitimli, açık fikirli, dışa dönük, modern, kaliteli, sanat ve estetiğe önem veren insanlar olduğu görüntüler eşliğinde sunuluyor. Bu belgeseli seyretmek isteyen kardeşlerimiz bu akşam saat 21:00’da A9 TV’de izleyebilirler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel aferin, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Pavlus’tan Romalılara Mektup 11/18-20, “Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse ve sen yabanıl bir zeytin filiziyken onların yerine aşılanıp ağacın semiz köküne ortak oldunsa o dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan unutma ki sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor. O zaman ben aşılanayım diye dallar kesildi diyeceksin. Doğru. Onlar imansızlık yüzünden kesildiler, sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme Allah’tan kork.”

ADNAN OKTAR: İşte Müslümanlar arasına girip adam olan, düzelen, anormal yönlerini kaldıran bir insanın hava yapması, sükse yapması, işte “ben alimim şunu biliyorum, bunu biliyorum, kültürlüyüm demesinin çirkin olduğunu Hz. İsa (a.s) çok güzel bir örnekle anlatıyor. “Seni orada adam ettiler” diyor. “Sen vahşiydin, yabaniydin insan oldun, adam oldun. Ama sen kendine verme onu” diyor “ana dala ver onu” diyor “seni eğitenlere ver, onlar vesile oldular” diyor. Nasıl anlatım, mükemmel değil mi?

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup. 8/1-3.

BÜLENT SEZGİN: Okuyorum. “Bilgi insanı böbürlendirir, sevgi ise geliştirir. Bir şey bildiğini sanan henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur.”

ADNAN OKTAR: Biraz kitap okuyor, biraz bir şey öğreniyor çok şey bildiğini zannediyor, halbuki çok az bir şey bilmiş oluyor, çok çok küçük bir şey. Kırıntı bir bilgi, çok az bir bilgi. Dini, imani bilgileri tenzih ediyorum kırıntı kelimesi için. Enaniyet yapılmaması, ilimden, bilgiden dolayı enaniyet yapılmaması, işte “ben akıllıyım, ben zekiyim, ben en iyi bilirim” denmemesini İncil’de İsa Mesih (a.s)çok güzel anlatmış.

Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2/3.

KARTAL GÖKTAN: “Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın. Her biriniz alçak gönüllülükle diğerini kendinden üstün saysın.”

ADNAN OKTAR: Tabii “Ben en büyüğüm, ben en akıllıyım, ben en güzelim” çirkin. Her zaman başkasını övmek güzel. Öyle olan insan güzelleşir. “Ben en güzelim, en akıllıyım, en kültürlüyüm, en yamanım, en zeki olanım, benden başka akıl yok, en zeki benim gibi bir kişiden başkasını göremiyorum” derse, kendinin en zeki olduğuna kesin kanaat getirirse bunun olmayacağını anlatıyor.

Zeytin ağacı örneğini bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: “Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse...”

ADNAN OKTAR: Yani anormal yönlerin gittiyse, eleştirildiysen mesela ahlaksızlık yapıyordur, namussuzluk yapıyordur, terbiyesizlik yapıyordur, züppelik yapıyordur, çakallık yapıyordur, bilmişlik yapar, büyüklük taslar, enaniyet yapar, kibir yapar. “Birçok çirkin yön küfürden gelmiş olabilir, bunlar budandıysa” diyor “bunlar temizlendiyse.”

KARTAL GÖKTAN:  “Ve sen yabanıl bir zeytin filiziyken onların yerine aşılanıp…”

ADNAN OKTAR: “Sen o yabani halin, yabani dalların kesilip yerine hakikisi, güzeli, doğrusu ilave edildiyse, yeni bir filiz oraya aşılandıysa.”

KARTAL GÖKTAN: “Onların yerine aşılanıp ağacın semiz köküne ortak oldunsa, o dallara karşı övünme.”

ADNAN OKTAR: Evet, sen çünkü çirkin, kirli bir yoldayken sen orada aşılanıp normal hale gelmişsin. Ağacın kökü önemli, kök seni besliyor, sen yabaniydin.

 KARTAL GÖKTAN:  “Eğer övünüyorsan unutma ki sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor.”

 ADNAN OKTAR: Tabii, sen çünkü bir hiçtin. O kök sayesinde adam oldun, vesile oldu o kök sana.

KARTAL GÖKTAN:  “O zaman ben aşılanayım diye dallar kesildi diyeceksin. Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler, sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme Allah’tan kork.”

ADNAN OKTAR: Görüyor musun İncil’in güzelliğini? Onun için Cenab-ı Allah “nurdur” diyor “hidayettir” diyor İncil için, değişmemiş bir kısmı, değişmemiş bölümler. Değişmemiş bölümleri geçerli.

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup’u okuyun yine. 

BÜLENT SEZGİN: “Bilgi insanı böbürlendirir, sevgi ise geliştirir. Bir şey bildiğini sanan henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur.”

ADNAN OKTAR: Bilgiyle insan vahşi olabilir mesela komünist oluyor, Stalinist oluyor, terörist olabiliyor. Ama sevgiyle olmuyor, sevgiyle insan oluyor. Allah’tan korkuyor, Allah’ı seviyor, insanları seviyor. Bilgiyle onu birleştirdiğinde muhteşem bir şey ortaya çıkıyor. Bilgi varsa, sevgi yoksa o insan mahvolur. Sevgi hayattır. Bir şey bildiğini sanan hiçbir şey bilmediğini anlaması gerekir. Onu vurguluyor. Hiçbir şey derken çok az şey bildiğini bilmesi gerekir. O bilgiyi de ona veren Allah.

SEMİH MERİÇ: Allah Bakara Suresi 32. Ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen her şeyi bilen hüküm ve hikmet sahibi olansın” buyuruyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bütün bilgi Allah’a aittir.

SEMİH MERİÇ: “Her bilenden daha iyi bir bilen vardır” diyor Allah başka bir ayetinde.

ADNAN OKTAR: Hz. Musa (a.s) “Ya Rabbi” dedi, “Benden fazla alim olan var mı?” dedi. Cenab-ı Allah “Git denizin kenarına” dedi. “Orada birisiyle karşılaşacaksın” dedi. “Ona uy” dedi. Hz. Hızır (a.s)’ı görünce, baktı hoca o. Ona tabi oldu. Ama çok tatlı bir peygamber. Sürekli “peki” diyor “Moşiyah da bunu yapacak mı?” diyor. “Peki Moşiyah’a bu olacak mı?” Mehdi’ye? “Beni Moşiyah yap” diyor, “ben Mehdi olayım?” diyor. Müthiş hayranlığı var Hz. Musa (a.s)’ın Hz. Moşiyah’a, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı. 3500 yıl önce.

 BÜLENT SEZGİN: “Moşiyah Seni görebilecek mi peki?” diyor.

ADNAN OKTAR: Defalarca Allah’a bu tarz sorular soruyor. Allah; “Sen göremezsin Beni” diyor “mümkün değil” diyor.  “Peki Moşiyah görecek mi?” diyor “Mehdi görecek mi?” diyor. “O da göremez” diyor Cenab-ı Allah. Çünkü insan dünya gözüyle Allah’ı görmesi mümkün değil, gözün idrak edeceği gibi değil. Allah ahirette tecelli ediyor, ahiret gözüyle görülebiliyor. Ve o da tecellisini görüyor, zatını göremez.

Luka 18/9-14.

KARTAL GÖKTAN: “Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa (a.s) şu benzetmeyi anlattı: “Size şunu söyleyeyim, kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.””

ADNAN OKTAR: İşte bak bu değişmemiş bir İncil’in hükmü, çok mükemmel bir açıklama. Kendini büyüteni Allah küçültüyor. Kendini küçülteni de Allah büyütüyor. Enaniyet olmaz, büyüklük olmaz.

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup 5/6-8.

KARTAL GÖKTAN: “Övünmeniz yersizdir, azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz? Yeni bir hamur olabilmek için, eski mayadan arınıp temizlenin.”

ADNAN OKTAR: Mükemmel bir ifade, küfürden bir tohum kaldığında bütün bünye batıyor onunla, topluluk içinde çok tehlikeli.

KARTAL GÖKTAN: “Bunun için eski mayayla kin ve kötülük mayasıyla değil, içtenliğin ve dürüstlüğün mayasız ekmeğiyle bayram edelim.”

ADNAN OKTAR: Tertemiz olacaksınız yani “o kirli maya kalmayacak” diyor. “O kirli mayayı tamamen atacaksınız, sadece içtenlik ve dürüstlükle kirli maya olmadan tertemiz yeniden kendinizi geliştirin” diyor. Hakikaten öyle mesela küfürden gelen bir insan, küfürdeki maya kaldıysa adam olmuyor. O maya onu kaplıyor yine, yine o deli ruha dönüyor, o anormal ruha dönüyor. Ama o mayayı tamamen atarsa tertemiz oluyor hakikaten. Çok şahane benzetmeler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün yani 23 Nisan cumartesi günü Viyana’da sizin on bin adet İslam Terörü Lanetler isimli eseriniz ve on bin adet de PKK’nın katil ve alçak bir terör örgütü olduğunu anlatan, sizin eserlerinizden hazırlanan broşür Viyana halkına ücretsiz olarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Ben bu şekerleri bir göreyim. Acayip şekerler maşaAllah, aferin benim canlarıma aferin. Ellerine sağlık aferin çok güzel maşaAllah.           

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dağıtıma Avusturya, Hollanda, Almanya, Belçika ve Türkiye’den yaklaşık otuz beş, kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah, elhamdülillah ayaklarına sağlık, ellerine, dillerine sağlık.

Geniş bahçeli evler çok önemli, şehri sıkıştırmamak lazım tıkış tıkış, genişletmek lazım.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan’ın ilk İngilizce Gazetesi olan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Ortadoğu genelinde de dağıtımı yapılan Arab News Gazetesi’nde geçtiğimiz hafta İstanbul’da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinin, İslam dünyasına ve Türkiye’ye neleri hatırlattığıyla ilgili bir yazı kalemi aldınız. “İslam ülkelerinin hatırlaması gerekenler” başlıklı makalenizde İslam ülkeleri olarak içimizde uzlaşı, aramızda uzlaşı ve ardından dünyada uzlaşı düsturunu esas almak zorunda olduğumuzu vurguluyorsunuz. Bunu başarabilmenin temel yolu ise yüce dinimiz İslam olduğunu vurguluyorsunuz.

İran’ın çok okunan en büyük iki İngilizce Gazetesi’nden biri olan İran Daily günlük gazetesi ve İran’ın resmi haber ajansı IRNA’da “Birleşirsek güçlüyüz, ayrılırsak dağılırız” başlıklı yazınız yayınlandı. İran ve Türkiye arasındaki ilişkileri olumlu gelişmelerin Müslümanlar arasındaki birlik açısından önemli bir gelişme olarak görülmesi gerektiğini vurguluyorsunuz. İran ve Türkiye arasında Suriye Savaşı’nda olduğu gibi pek çok konuda farklı görüşler olduğu halde bu yakınlığı oluşturabiliyorlarsa bunun İslam dünyasına örnek olması gerektiğini vurguluyorsunuz.

Merkezi Belçika’da bulunan aylık ziyaret sayısı dört milyonu bulan Sasa Post haber sitesinde ‚”Terörle mücadele doğru yolda mı?” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda, 11 Eylül saldırısıyla birlikte Amerika’nın önayak olduğu ve son zamanlardaki terör olayları nedeniyle daha da tırmanışa geçen yanlış terörle mücadele yöntemlerini eleştiriyorsunuz. Terörün topla tüfekle, bombayla yok edilemeyeceğini bunun ancak radikalizme karşı, Kuran’a dayalı İslam’la mümkün olabileceğini ifade ediyorsunuz.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke News Paper’da ‚”Karabağ sorunu toprakla çözülmez” başlıklı makale yazınız yayınlandı. Yazınızda Azerbaycan ve Ermenistan için toprak meselelerinden önce dayanışmanın inşa edilmesini sağlayacak bir politika izlenmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Önce toprak sonra anlaşırız mantığının, hem materyalist dünyanın kirli çıkarcı doğasına hizmet ettiğini hem de yıllardır şahit olduğumuz gibi sorunları hep çözümsüz bıraktığını vurguluyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde yayınlanan‚ “Ortadoğu’nun ardı arkası kesilmeyen savaşları son bulmalı’ başlıklı makalenizde, 21. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ortadoğu’nun tarihin hiçbir döneminde yaşamadığı bir savaş çemberinin içine düştüğünü anlatıyorsunuz. Savaşların maliyetini para olarak hesaplamanın büyük bir ayıp olduğunu, savaşın en büyük maliyetinin hayatını kaybeden, sakat kalan, evsiz kalan bir belirsizliğe göç eden insanlar olduğunu vurguluyorsunuz.

Malezya İslam Partisi tarafından yayınlanan Harakah günlük gazetesinde ‚ “Tüm insanlık için el ele” başlıklı yazınız yayınlandı. Bu yazınızda, terör saldırılarına karşı çifte standart uygulamasından bahsediyorsunuz.

İran’ın en büyük İngilizce günlük gazetelerinden Tehran Times’da, İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı’nı konu alan birlik mesajlı yazınız yayınlandı. Bu yazınınızda Türkiye ve İran’ın bölge için önemli iki güç olduğundan ve bölge sorunlarını çözmek için kilit ülkeler olduğundan bahsediyorsunuz. Bölgede büyük bir sorun haline dönüşen mezhep ayrılıklarını gündeme getirmek yerine asıl olanın İslam kimliği olduğu üzerinde duruyorsunuz. İran ve Türkiye önderliğinde başlatılacak olan İslam Birliği’nin Müslüman dünyasındaki sorunlara gerçek çözüm olacağını söylüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biz söyledikten sonra Türkiye-İran müthiş yakınlaştı ve her iki taraf da “Şiilik yok Sünnilik yok, Müslümanlık var” demeye başladılar. Bak bu İran’ın tarihinde görülmüş bir şey değil. Türkiye tarihinde de görülmüş bir şey değil. İlk defa. Bak benim yazılarımdan sonra İran’da ısrarla yazılarımız yayınlandıktan sonra bu üslup Türkiye dış politikasına da oturdu. İran dış politikasına da oturdu. Türkiye dış politikasında böyle bir üslup asla olmuyordu. İran dış politikasında da asla ve asla olmuyordu bu yazılardan sonra üslup değişti. Kendimiz evdeyiz ama fikrimiz iktidarda.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Katar’ın en çok okunan günlük İngilizce gazetesi olan Gulf Times’da ‚ “Radikalizmin ilacı Kuran’dır” başlıklı yazınız çıktı. Bu yazıda da bağnaz ve radikal inanç sisteminin telafisinin Kuran ile mümkün olacağını, silahla bombayla ve propaganda ile bir çözüm bulunamayacağını söylüyorsunuz. İslam dünyasına sevgi ve şefkati yerleştirmek için gerçek Kuran ahlakına geri dönmek gerektiğini vurguluyorsunuz.

BÜLENT SEZGİN: Sevilmek isteyen lemur vardı gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet bakayım. Ne şeker hayvan hayret bu kadar sevimli olması. Patileri görüyor musun? İnsan eli gibi eller. Allah hepsini hayvanlarda insana benzeterek güzel yapmış. Çünkü insana benzedikçe insanın daha da hoşuna gidiyor. İnsana benzemese bu kadar güzel olmazdılar. Böceklere varıncaya kadar hepsinde bir insana benzeme var. O yüzden insanların çok hoşuna gidiyor. En mükemmel estetik olmuş oluyor. Ve simetrik olmaları, mühendislik harikası olması, mimari harikası olması, geometri harikası olmaları Cenab-ı Allah’ın sanatının üstünlüğünü gösteriyor.

Masaüstü Görünümü