Harun Yahya

Sohbetler (25 Nisan 2016; 11:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde bu sabah düzenlenen operasyonlarda el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu iki askerimiz şehit oldu, iki asker de yaralandı.

ADNAN OKTAR: İşte binaya girmek değil de binayı yerle bir etmek çok önemli. Şüpheli hiçbir binaya askeri sokmayalım. Hepsini top ateşiyle önceden söyleyip iki üç gün müddet verip boşaltıp top ateşiyle yerle bir etmek lazım. Taş taş üstünde bırakmamak lazım. Bir daha da onlara ders olur böyle bir şeye de girmezler. Çünkü bunu başarılı buldukları için bunu her yerde uygulayabilirler böyle bir sistemi. Bunun caydırmanın yolu budur. Top ateşiyle darmadağın etmek. Yahut havadan. Bu B52 tarzı uçaklar ya satın alalım yahut biz yapabiliyorsak kendimiz yapalım. Yani yedek parçasını falan getirterek mi olur nasıl olur bilmiyorum. Halı bombardımanı, taş taş üstünde bırakılmaması lazım. Halkı tamamen boşaltıp önceden bir hafta-on beş gün müsaade verilir sonra halı bombardımanı yapıp hiçbir şey bırakmamak. Ondan sonra asker girebilir.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dün Kilis’e biri camiye olmak üzere iki roket düştü. 18 Ocak’tan bu yana kente 45 roketin düştüğü belirtiliyor. Toplam 16 kişi yaşamını yitirdi. Dün Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın Kilis’te bulunduğu sırada düşen roketler Akdoğan’ın olduğu yere yüz metre mesafedeydi. Gerekli tedbirler alınmadığı gerekçesiyle halkın bir kısmı gösteri yapmak isteyince bu gösteri TOMA’lardan su sıkılarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Evet. PKK, IŞİD’e Türk milletine kanlı bir müdahalede bulunması için tahrik ediyor ve PKK’nın yaptığı bir eylem olduğunu çocuk olsa biliyor. Çok dikkatli olmak lazım.

KARTAL GÖKTAN: Etyen Mahçupyan da dünkü yazısında çözüm sürecinin başlaması için ön koşul öne sürülmemesi gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Ön koşul da var her türlü koşul var. Ön koşul; defolup gidecekler Türkiye’den bu kadar. Müzakereyi ben yapayım, işte bu kadar. Hepsi defolup gidecek. Biti müzakere yani. Ne müzakeresi? Bize ait toprakları elimizden alıp İngilizlerin 200 yıl önce verdikleri kararı uygulamaya çalışıyorlar. “Anadolu’da biz Türk bırakmayacağız” diyor adamlar. Özetle konu bu. “Hiçbir Türk’ü bırakmayacağız” diyorlar. Türk’ten kasıt; Arap, Kürt, Çerkez herkes.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı’nın bir açıklaması vardı okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü açıklamasında Dolmabahçe mutabakatı diye bir şey olmadığını söyleyerek mutabakat iddiasını tamamen reddetti. Şöyle söylüyor: “Çıkmış, terör örgütü arkasında ya, Dolmabahçe mutabakatından bahsediyor. Ne mutabakatı ya? Nereden çıkmış bu? Bu hükümetin terör örgütüyle hiçbir mutabakatı söz konusu olmamıştır” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Helal, işte bu kadar. Yıllar önce söyledik. Hayır, varsa bile, konuşulsa bile oyun oynadık tuzağa düşürdük, ahmaklıklarına doymasınlar. Defolup gitsinler. Hiçbir şekilde masa şu bu falan yok. Ahlaksız herifler gasp yapıyorlar, hırsızlık yapıyorlar görevleri bu. Cinayet işliyorlar ahlaksız herifler oturmuşlar masa başı. Sizin gibi kokmuş pislik haysiyetsiz katillerle masaya nasıl oturulur? Ne oturacaksın? Masada da isteyeceğin belli. Türkiye’yi istiyorsun, Türk milletinin canını kanını istiyorsun bu kadar açık. Dolayısıyla tartışacak hiçbir şey yok. Söküp-atacağız hepsini. Zaten büyük bölümünü söküp-attık az bir şey kaldı onları da söküp-atacağız konu bitecek.

Kuran’da sadece kadınların nikahlanması var ve sadece kadınlarla cinsel ilişki var. Sapıklıkla ilgili hükümler çok ağır. Allah öfke dolu bir ifadeyle Kuran’da belirtiyor cinsi sapıklıkla ilgili. “Kadınlarla evlenin” diyor “Yuva kurun, kadınlar sizin tarlanızdır” diyor, sadece kadın. Hüküm açık, bunu anlamazdan gelmenin alemi yok.

Kim Kardashian, bugün Instagram hesabında Ermenistan’da sözde soykırım anıtına çiçek bırakırken çekilen fotoğrafını paylaşmış. Altına şunu yazmış: “Bugün Ermeni soykırımının 101’nci yılı” falan yani özetle Ermeni soykırımının tanınmasını istiyor. Halbuki bir savaştı o ve milyonlarca Türk, Kürt, Çerkez Ermenilerce şehit edildi. İngilizler bizim askerlerimizi şehit etti. Her yerde savaş vardı Birinci Dünya Savaşı’nda. Savaşın şartlarında meydana gelen ölümler soykırım değil. Karşılıklı çatışma bunlar. Kardashian bu konuyu biraz araştırsın incelesin, Türkiye’ye gelsin. Bu konuda bilim adamları var, uzmanlar var, profesörler var onlardan bilgi alsın. Peki orada şehit edilen iki milyon Türk nedir? O zaman biz de diyelim ki “Türk soykırımı oldu.” Biz diyor muyuz Türk soykırımı diye? Çünkü savaş şartları var. Savaş çatışma şartları vardı. Biz bütün cephelerde milyonlarca aslanımızı kaybettik, Türk soykırımı demedik biz buna. Bu bir savaştı. Ermenilerle Türkleri savaştırdılar. Bu istenen bir durum muydu? İstenmeyen bir durum tabii ki. Kimsenin isteyeceği bir şey değil bu. Ama bunu soykırım olarak anlatmaya kalkması Kardashian’ın ona yakışmıyor. Ona bu konuda kitaplar gönderelim, buradaki bilim adamlarını tavsiye edelim, dünyadaki yine bilim adamlarını tavsiye edelim. Türkiye’de onu çok fazla seven var. Bu durumda ona karşı sevgi ne olur, değil mi? Bu çok yanlış. Makul bir bakış açısıyla olayı değerlendirsin. Savaş sonucunda her zaman böyle olaylar olur. Amerika’nın da yaptığı savaşlarda bu oldu, İngiltere’nin yaptığı savaşlarda da oldu. Her savaşta bu olmuştur. İki taraf da kayıp verir bu bir soykırım değildir. Ama Musevilere yapılan uygulama hakikaten bir soykırımdı. Çünkü onlar savaşmıyordu evinde oturuyordu adamlar. Evlerinden toparladılar gaz odalarında, fırınlarda yakarak, kurşuna dizerek toplu katliamlarla imha ettiler. O insanlar elini dahi kaldırmadı onlara karşı. Alman ordusu hepsini yerle bir etti. Bu alenen bir soykırımdır doğru. Efendim, başka yerler mesela Kızılderililere yapılanlar onlar da bir soykırımdı. Çünkü adamları topluca imha ettiler. Onlar karşı bir atak yapmadı, kendilerini dahi savunmadılar. Aynı şekilde Aborjinlere yapılan uygulama da, Aborjinler garibanın tekiydi, hepsi garibandı, hepsi zavallı insanlardı. Sessiz sakin barışçıl insanlar, iyi niyetli insanlardı. Onlara toplu katliam yapıldı İngiliz derin devletinin emriyle. Ve akıl almaz bir soykırım oldu. Bunlar soykırımdır. Savaşa soykırım denmez, savaşın adı savaştır. Savaşta iki taraftan da insan kaybı olur. Soykırım ne demektir? Bir taraf hiçbir uygulama yapmaz, silaha elini sürmez bir taraf gelir onları imha eder buna soykırım denir.

Müslümanların, bak Van nüfusunun yüzde 62’sini Ermeniler şehit etti, yüzde 62’sini. Bak, Van şehrinin yüzde 62’si yok oldu. İşte al sana soykırım o zaman. Bitlis’in yüzde 42’sini yok ettiler Ermeni çeteleri yüzde 42, şehrin yüzde 42’si. Erzurum’un yüzde 31’i. Diyarbakır’ın yüzde 26’sı şehit edildi. Başka bilimsel kaynaklarda da Avrupa’daki 2,5-3 milyon arasında deniyor şehit sayısı. Nereyi kazsan şehit kemiği çıkıyor. Biz soykırım dedik mi buna? Demedik. Savaştı, savaş vardı. Birinci Dünya Savaşı’nın doğal neticesiydi bunlar. Çünkü çok kapsamlı bir savaştı. Biz hiç kimseye soykırım yaptın demedik. Dolayısıyla Ermenilerin veyahut Kardashian’ın böyle bir söz söylemesi çok yanlış hatalı olur, adaletsiz bir hüküm olur.

Türkiye 41 bin yabancı uyruklu kişiye ülkeye giriş yasağı koymuş IŞİD’li olma ihtimaline karşı. Diyorlar ki “Türkiye IŞİD’e karşı mücadele etmiyor” daha nasıl mücadele etsin? Bundan ala müdahale olur mu? 41 bin kişi, hangi ülke yapmış bunu?

Cenab-ı Allah nimet olarak kadınları yarattığını söylüyor. Kadından başka hiçbir tarzı Kuran açıklamıyor ve anlatmıyor. Yani sapıklık olarak belirtiyor Allah, haram olarak belirtiyor. Kadınları da nimet olarak belirtiyor Allah. “Durulmanız için, rahatlamanız için, sizin iyiliğiniz, güzelliğiniz için yarattım” diyor Cenab-ı Allah. Kadına erkeği, erkeğe de kadını. Ve “bunun dışında başka bir yola sakın sapmayın” diyor Allah. Çirkin hayasız bir utanmazlık olarak gösteriyor homoseksüelliği. Alemlerden kimsenin yapmadığı dehşet verici korkunç bir olay olarak Allah belirtiyor.

“Adamları birbiriyle evlendirdik” diyorlar. Ee? Üstüne üstlük adamların eline sekiz çocuk, dokuz çocuk veriyorsun bu çocuklara bak diye. Çocuklar mahvoluyor. Bunu çok güzel bir şey gibi göstermeye çalışıyorlar. Her çeşit renklerden oluşan bir bayrak yapmışlar kendilerine. Ses çıkaran da yok. Ben öyle ciddi ses çıkaran birini de görmedim. Çoğu kabul etmiş insanların. Onlar da bir kısmı cazgırlıkla, bağırtı-çağırtıyla onları susturmuşlar, atı alan Üsküdar’ı geçmiş habire ilerliyorlar. Darwinistlik, Rumilik, homoseksüellik, yok öyle şey. İslam alemini darmadağın edecek bir kafa geliştirmişler. Müsaade etmeyeceğiz. Tabii bizim yolumuz ilim irfan yolu, sevgi yolu, merhametle, adaletle, kanunla hukukla yapacağız. Dehşetle şiddetle değil.

Bak, “Siz eşlerinizi bırakıp, kadınları bırakıp azgınlıkla erkeklere mi varıyorsunuz” diyor Allah. Ve “Siz çok çirkin bir şey yapıyorsunuz” diyor. “Alemlerden hiç kimsenin yapmadığı azgın bir utanmazlığı yapıyorsunuz” diyor. Ve “bu bir ahlaksızlıktır” diyor Kuran. Sen oturmuşsun propagandasını yapmaya kalkıyorsun.

İBRAHİM AKMUGAN: “Bu yaptığınıza karşı ben öfkeyle karşı olanlardanım” diyor.

ADNAN OKTAR: Bak, “karşı olanım” demiyor “öfkeyle karşı olanım” diyor. Allah’ın lanetlediği bir husus. Lanetlediği çirkin bir eylem.

Evet beyler, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, “kedilerin babası” diye isimlendirilen Gassam isimli kişi 1971 yılından beri Mescid-i Aksa’da kedileri besliyormuş. Kısa bir video vardı uygun görürseniz bakabiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çarşaflı kardeşlerimiz geçen gün Ankara Mamak’ta kitaplarınızın dağıtımını yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan.

KARTAL GÖKTAN: Urfa’dan kardeşlerimiz kitaplarınızdan bölümler okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz 16 ve 17 Nisan tarihlerinde Bandırma ile Gönen’de 92 adet kitabınızı hediye etmişler halkımıza.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, bereketi 92 bin kişiye bedel.

KARTAL GÖKTAN: 17 Nisan’da Bağcılar’da eserlerinizden 300 adet kitap ve 1000 adet broşür dağıtılmış.

Bursa’dan kardeşlerimiz 10 Nisan’da Görükle, Zafer ve Üçevler’de 2400 adet broşür, 17 Nisan’da Erikli’de 1800 adet broşür, 20 Nisan’da Işıktepe’de 900 adet broşür dağıtmışlar. Ayrıca 20 Nisan’da da ev sohbetinde bir araya gelip sizin “Müslümanca Konuşmak” kitabınızdan bölümler okuyup iman hakikatlerinden anlatımlar yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Mahallenin aslanlarını görüyor musun sen? Aferin benim canlarıma, maşaAllah nurlu bir topluluk. Evet, çok güzel, Allah şevklerini artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’den kardeşlerimiz 10 Nisan’da Mutlukent sakinlerine ve İzmit’te eserlerinizden 174 adet kitap ve 500 adet broşür. 17 Nisan’da da yine İzmit’te 600 adet broşür dağıtımı yapmışlar. Sonrasında bir araya gelerek sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Şahane şahane bayağı güzel.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’dan kardeşlerimiz farklı günlerde Güngören, Zeytinburnu ve Çırpıcı Parkı’nda toplam 125 adet kitabınızı ve 800 bin adet broşür dağıtımı yapmışlar. 21 Nisan’da da ev sohbetinde bir araya gelerek Kuran’ı Kerim ve kitaplarınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Bak parkta toplanmışlar, evde toplanmışlar bir kısmı başörtülü, bir kısmı çarşaflı, bir kısmı açık hepsi mümin muttaki. Ne güzel rızık vermiş Allah, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı ve Gebze’den kardeşlerimiz bir araya gelerek 17 Nisan’da 220 adet kitabınızı halkımıza hediye etmişler. Maltepe’de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in gerçekleşen ahir zaman hadislerinin yer aldığı broşürlerden 150 bin adet ve 20 adet kitabınız dağıtılmış.

Adapazarı’ndan kardeşlerimiz 17 Nisan’da 1100 adet broşür dağıtmışlar. Ve 11 ile 14 Nisan tarihlerinde evde bir araya gelerek sohbetinizi dinleyip kitaplarınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Nur onlar nur, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Kütahya’da 17 Nisan’da 30 adet kitabınız dağıtılmış.

Bursa’nın Setbaşı Mahallesi’nde 100 adet kitabınızı hediye etmiş kardeşlerimiz ve sonrasında evde toplanarak Kuran ayetleri okumuşlar. İman hakikatleri anlatmışlar.

Geçtiğimiz Cuma günü Zonguldak Ereğli’de 60 adet eseriniz dağıtılmış.

17 Nisan’da Kayseri Mimar Sinan Mahallesi’nde 130 adet kitabınız dağıtılmış. Sonrasında Kayseri at çiftliğine gitmiş kardeşlerimiz. Risale-i Nur’dan bölümler ve Kuran’dan ayetler okuyup sohbet etmişler.

Balıkesir’den kardeşlerimiz iki farklı günde 1000 adet broşür ve 300 adet kitabınızı halkımıza hediye etmişler. 21 Nisan’da da yemekli ev sohbetinde buluşup videolarınızdan izleyip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Afiyet şeker olsun, maşaAllah. Allah nurlarını artırsın. Aferin. Çocuklar da melek hükmünde çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak, Mersin’de de 19 Nisan’da 104 adet kitabınız dağıtılmış, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel. Bayağı iyi.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerikan askerlerinin YPG ile ortak operasyon görüntüleri yayınlanmış. Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Amerika YPG’ye niye terörist demiyor? Sebebi ortada” diye yorumlandı bu resimler.

ADNAN OKTAR: İşte iç içeler. Cinayete alışmışlar. Gidip gasp yapıp, hırsızlık yapıp ihtiyaçlarını gideriyorlar. Tam maceraperest, nerede böyle pislik, katil, ahlaksız, haysiyetsiz, lümpen takımı varsa Amerika da İngiltere de buraya gönderiyor. Bunlar da her türlü rezilliği yapıyorlar orada. Müslüman aleminin başına bela oldular. Dünyanın nerede azgını varsa, gözü dönmüş böyle psikopatlıktan zevk alan sapık tıynetli adam varsa orada. İslam aleminin bunlarla yavaş yavaş yok edeceklerini düşünüyorlar bu it-kopuk takımıyla. Güya bir deccal ordusu kurdular kendi kafalarına göre. Iraklıları yok edecekler, Suriyelileri yok edecekler, Suriye’nin de başına bela oldular. Irak’ın da başına bela oldular. Türkiye’nin de başına bela oldular. Amerika çok çirkin bir maceranın içine girdi. Bu homoseksüellerle falan işbirliği yapması yahut yaptırtması çok büyük bir hata, çok büyük bir yanlış ve çok büyük bir çirkinlik. Kendini derhal düzeltmesi gerekiyor. Bu yanlış yoldan, bu bataklıktan derhal çıkması gerekiyor.

Abdullah Öcalan diyor ki: “Asıl dikkat edilmesi gereken İngiliz derin devletidir.” Abdullah Öcalan diyor bak. “Şunu çok iyi biliyorum ki politika ve senaryoları İngiltere oluşturur, Amerika’ya uygulatır.” Bak aynısı, bu sırrı çok rahat öğrenmiş. “Tabii ki bu konuyla ilgili olarak ortada hiçbir belge yoktur. Olması da mümkün değildir.” Derin devletin belgesi olmaz. “Ancak gelişmelerde asıl dikkat edilmesi gereken devlet İngilizlerdir. Konulara her zaman derin yaklaşmaktadır.” PKK’yı oluşturduklarında İngiliz derin devleti açık açık söylüyor “biz oluşturduk” diyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cemil Bayık’ın bazı açıklamaları vardı Adnan Bey. BBC, Cemil Bayık’la röportaj yapmış. ‘PKK, Türkiye’yi uzun bir bağımsızlık savaşı için uyarıyor’ başlığıyla duyurmuş BBC haberi. Cemil Bayık BBC’ye verdiği röportajda, Amerika ve İngiltere’yle doğrudan görüşmelerinin olduğunu ve Türkiye’ye karşı uzun ve yoğun sürecek bir savaş yürüteceklerini söyledi. “Amerika ve İngiltere gerilla ile doğrudan iletişimde” diyen Cemil Bayık, Ankara’yı Kürtleri diz çöktürmeye çalışmakla suçlayarak Türkiye’yi bölmek istemediklerini de iddia etti. Ve örgütün müzakerelere halen açık olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Bölmek değilse ne amacı? Niye sahtekarlık yapıyor ki? Alenen ahlaksızlık yapıyor. Tek amacı bölmek. Bölmenin dışında niye savaş yapıyor ki? Niye kan dökülüyor o zaman? Tabii ki bölmek tek amacı. Ve Amerika’nın, İngiltere’nin de kendilerini desteklediğini açık açık söylüyor işte. Ama asıl olan İngiliz derin devletidir. Benim anlatımlarımdan sonra mecburen şakır şakır ötmeye başladı. Daha önce hiç söylemiyordu. Olayın arkasında Amerika’nın, İngiltere’nin olduğunu hiç söylemiyorlardı. Ben deşifre edince torba patladı bülbül gibi şakımaya başladı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şehidimizle ilgili bir haber vardı. Annesinin açıklaması. Fotoğrafı gösterebiliriz. Şehidimiz Piyade Uzman Onbaşı Ethem Hacımahmutoğlu.

ADNAN OKTAR: Benim aslanımı yaklaştır yüzünü ben bir göreyim bakayım. Allah nurunu artırsın senin. Nurlu aslanım benim. Kabadayının hası, delikanlının hası. Allah şehadetlerini makbul etsin. Allah şehadetlerini kabul etsin. Tebrik ediyoruz şehadetlerini bugünkü şehitlerimizin de gün içinde ve diğer günlerde olanların da hepsinin şehadetlerini tebrik ediyoruz. Bekliyoruz çağırmalarını, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Yaralanmış, rapor vermişler. Raporu dinlemeden yeniden çatışmaya dönmüş şehidimiz. Ve şehit olmuş.

ADNAN OKTAR: Bak kabadayıyı görüyor musun efeyi, delikanlıyı görüyor musun? Anne de kabadayıdır. Oku bakalım.

BÜLENT SEZGİN: O da şöyle söylemiş: -Allah birdir diye parmağıyla işaret yaparak- “O benim her şeyimdi. O kıyafetleri bana vereceksiniz ben oraya savaşmaya gideceğim” demiş.

ADNAN OKTAR: Bak kabadayı anneye bak, helal olsun anneye. Aslan anne aslan. Ağlayanlar gelmesin kardeşim. Ağlamaya oraya gelmesinler. Hiçbir şehit, hiçbir aslanımın bulunduğu yere ağlayanlar gelmesin. PKK propagandası oluyor. İsteseler de istemeseler de bu oluyor. İstemiyoruz gelmesinler. Ağlayan adam gelmesin kardeşim. Başı dik kabadayı olanlar gelsin, delikanlı olanlar. Ağlayanlar gelmesin. Kötülük yapmış oluyorlar, zarar veriyorlar. PKK’nın aradığı bu zaten. Bak gelin masaya oturalım bilmem ne muhabbetine başladılar bu sefer de. O masayı onlara yedireceğiz kanunla hukukla kesme şeker gibi böyle. Masa bilmem ne falan yok, unutsunlar öyle bir şey yok. Ne demek ağlamak? Sen kendi haline ağla. Dünyada kalmışsın, cennete mi cehenneme mi gideceğin belli değil. O doğrudan cennete gitmiş. Sen onu tebrik et. Allah onun makamını keşke bize de nasip etse. Davetlerini bekliyoruz. Cenab-ı Allah onların davetine icabet eder, inşaAllah umut ediyoruz. “Gelin burayı şenlendirin” derseler gideriz. Allah uygun görürse Cenab-ı Allah’a niyaz ederler biz de geliriz, maşaAllah. Şehide ağlanmaz. Şehide ızdıraptır bu. Onun şanına şerefine ızdıraptır, acıdır bu olmaz. Şehidin delikanlılığına, yiğitliğine leke sürmeye kalkmaktır. Allah esirgesin. Bunu kabul etmiyoruz, istemiyoruz. Ağlayacak adam gelmesin evinde otursun. Evinde ne yapıyorsa yapsın, ağlamasını istemeyiz ayrıca, yine harama girer çünkü. Gelmesin, kendine güvenmiyorsa gelmesin.  

BÜLENT SEZGİN: Sizin daha önce açıklamanız vardı, “Ağlamak ne demek? Allah yarattığını haşa beğenmiyorum anlamına gelir.”

ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim anlamı bu. Yok olduğu kanaatinde. “Biz varız” diyor “o da yok oldu vah vah vah” diyor. Asıl senin durumun perişan Allah vermesin. Ne olacağın belli değil. Hele ağlıyorsun oradan ayrıca günahı da yükleniyorsun.

BÜLENT SEZGİN: Hollanda’da çiçek tarlalarının videosu vardı.

ADNAN OKTAR: İşte aynısını biz de yapalım. Konya'da, her yerde yapabiliriz. Ama bu tabii böyle olmaz, böyle güzel görünmez. Bu biraz fabrikamsı, kitlevi olmuş oluyor. Öyle olmaz, bu dağınık olarak olması lazım. Doğal ortamda olması lazım. Böyle olmaz. Bu kadar düzgün geometrik yapıda beton yığını gibi görünüyor. Öyle olmaz. Güzelliği boğmak olur bu.

Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın da BBC'yi eleştirmiş Cemil Bayık'la röportaj yaptıkları için. "Cemil Bayık'ı konuşturmanız terör örgütü propagandası yapmaktır." demiş, "Eğer İngiltere'de metro saldırısını yapan El Kaide mensuplarıyla mülakat yapılsaydı o ülkelerin tepkisi olurdu?"

ADNAN OKTAR: İşte İngiliz derin devleti, İslam alemini yok edecek deccal ordusu olarak görüyor PKK'yı. Cemil Bayık falan o tipleri de o ordunun azılı deccal başları olarak görüyor. Dolayısıyla utanmadan pervasızca onları desteklemeye devam ediyorlar. Halbuki utanma hissi olması lazım. Ama adamların yolu belli. Bunları sadece eleştirmek yetmez, bütün dünyaya tanıtmak lazım. Yaptıklarının mantıksızlığını halka anlatmak lazım. Halk öyle şeylere pek o kadar dikkat veremiyor bazen. İyi vurgulandığında anlıyorlar. İyi vurgulamak lazım.

Dünyada ve ahirette sadece kadınlar helaldir. Ahirette sadece huriler helaldir ve eşleri helaldir. Ama orada mesela gılmanlar var -güzel yakışıklı delikanlılar- hem kadınlara hem erkeklere hizmet ediyor ama haramdır onlara. Bir erkeğin yaklaşmasını Allah haram kılmıştır. Ebedi haramdır, sonsuza kadar haramdır; sadece kadın helaldir. Kendi eşleri ve Allah'ın onlara verdiği huriler helaldir. Onun dışında diğer hanımlar, başkalarına ait hanımlar da onlara haramdır. Erkek sonsuza kadar haramdır, erkek erkeğe. Dünyanın en başından dünyanın, hayatın en uç noktalarına en son noktalarına kadar her zaman haram olmuştur ve sonsuza kadar da haram olacaktır. Allah böyle bir çirkinliği asla kabul etmiyor. Dünyanın her yerinde haram olmuştur. Kuzey  kutbunda, Güney kutbunda; dünyanın en uç noktalarında, her yerde bu haram bilinir. Bu nasıl engellenir? Önce Darwinist propagandayı durduracaksın, Rumilik propagandasını durduracaksın. Çünkü Rumilikte müthiş bir homoseksüel propaganda var. Ve dünya çapında bir Lutilik ve bir homoseksüellik, Hazreti İbrahim (a.s) devrinde olduğu gibi bir sapıklık cereyanı başladı. Bunu deccal başlattı. Deccalin vasıflarındandır. Homoseksüellik, Allahsızlık, Allah düşmanlığı, Darwinist düşünce yani deccalin en önemli ataklarıdır. Bu ataklara geçti şuan deccal. Cinayet, Müslümanları yok etme, Müslümanları birbirine kırdırma deccalin vasıflarıdır. Deccal bütün vasıflarıyla şuan ortaya çıktı, ana vasıflarıyla. Çoluğu çocuğu katlediyor, şehit ediyor. Milyonlarca Müslüman’ı şehit etti. Milyonlarca Müslüman’ı ateist dinsiz hale getirdi Darwinizm’le. Milyonlarca Müslüman’ı homoseksüel yaptı. Ve dünyada şimdi onu meşru ve legal hale getirmeye çalışıyor. Allahsız dinsiz homoseksüel bir dünyayı hedefliyor deccal. Bunu yaptırmayacağız. Bunu yapamayacak deccal ve mağlup olacak. Göreceksiniz, mum gibi eriyecek. Mum gibi eriyecek. İsa Mesih ve Mehdi (a.s)'nin vesilesiyle Allah'ın izniyle yerle bir olacaklar. Damla kan akmayacak, insanların burnu dahi kanamayacak. İlimle irfanla, sevgiyle, bilgiyle, akılla, kanunla hukukla bu fitneyi yok edeceğiz.

Levent Aksoy, Levent, benim üç arkadaşım şehit oldular. İkisi Güneydoğu'da şehit oldu ve direkt çatışma bölgesinde. Yedi gazim var, yedi gazi talebem var. Yani üstünde PKK kurşunu taşıyor bir kısmı, kurşun tehlikeli yerlere girdiği için, çıkartılsa vücudunda tahribat olacağı için çıkartılamadı ameliyatla. PKK kurşunuyla geziyor. Gaziler, delikanlılar, kabadayılar benim arkadaş çevremde çoktur.

Ben deccal atağa kalktı diyorum bak, Müslümanları şehit ediyor milyonlarca. Dünyadaki son atağı işte bu. Ve bütün dünyanın yüzde doksan dokuzunu Allahsız Kitapsız hale getirdi deccal. Dünya tarihinde yok. İlk defa oluyor. Dünya kuruldu kurulalı insanların yüzde doksan dokuzunun Allahsız olduğu bir dönem olmamış. Müşrik de olsa mutlaka Allah'a inanmışlar. Bu kadar geniş çaplı bir Allahsızlık olmamış. İlk defa Darwinizm kanalıyla bunu yapmışlar. Darwinizm’e hiçbir hükümet hiçbir devlet karşı koyamıyor. Dünyanın hiçbir hükümeti, hiçbir devleti, hiçbir devlet başkanı "Darwinizm’e ben karşıyım." diyemiyor. Deccalin korkusundan diyemiyorlar. Ve yoğun bir Darwinizm propagandası, bu da yoğun bir Rumilikle alttan alta devam ediyor. Hükümet farkında değil Rumiliğin. Bunu anlatacağız, bunu izah edeceğiz, dilekçeyle de bildireceğiz. Zannediyorum, en fazla bir yıla kaldırtılır. Yani en azından o korkunç ifadeler.

Hayır, kadın güzelliğini eğer ortaya koyarsan o zaman cinsi sapıklığı ortadan kaldırırsın. Erkekler kadınlara yönelir o zaman, kadınların güzel olduğunu... Ama helaliyle yönelir, helaliyle. Allah zaten "Kadınlara yönelin. Kadınlarla ilişki kurun." diyor. Ama "helaliyle" diyor. Nikahlarsın, eşin olur, helaliyle istediğini yaparsın. Ama erkeği kesinlikle haram kılmış Allah. Ebedi haramdır, sonsuza kadar haramdır. Cennette de haramdır, dünyada da haramdır. Daima haramdır. Dünyanın en başında da haramdı zaten. Her zaman haramdır.

2011 yılında şehit olan ilk bayan şehidimiz, göreyim. Hay benim aslanım, hay benim koçyiğidim. Kabadayının aslanı, koçyiğit. 2011 yılında aslanlar gibi, çatışmada şehit oldu. İsmini de verin. 

KARTAL GÖKTAN: Jandarma Astsubay Çavuş Adanalı Hamiyet Aksoy.

ADNAN OKTAR: Hamiyet, helal olsun. Koçyiğitmiş. Allah şehadetini makbul etsin. Tebrik ediyorum şehadetini, aslanmış o. Bak kadın delikanlı da var bizde erkek delikanlı da var.

Hanımlar süslü, bakımlı olacak. Kadınlar süslü ve bakımlı olmadığında adam işte oğlan çocuğuna gidiyor, efendim, delikanlılara sarkıntılık etmeye başlıyor. Ve bütün dünyayı homoseksüellik sardı. Kadın karşıtlığından kaynaklandı bu. Kadınları erkekleştirmeye çalışıyorlar. İşte "Süslenmeyeceksin, bakım yapmayacaksın, güzel olmayacaksın, saçını taramayacaksın, kaşını almayacaksın..." Kadınlar da içine kapandılar.

BÜLENT SEZGİN: Bağnazlıkta da oğlan çocuklarının daha etkileyici daha çekici olduğunu...

ADNAN OKTAR: Tabii, "On dokuz misli etkiler." diyor, "on dokuz misli." Halbuki kadın güzelliği olsa, kadına sevgi olsa, kadına saygı olsa adamın aklının ucundan bile geçmez. Kadını kafasında güzel bir varlık olarak görür, ona göre hareket eder. İman ehli zaten yapmaz da imanı zayıf olan da yapmaz o zaman. Ama sen kadını erkekleştirirsen işte "geniş omuzlu" diyor, "dar kalçalı olsun, saçını boyamasın, makyaj yapmasın, efendim, gülmesin, konuşmasın, arabaya binmesin, telefon etmesin, dediklerinin tersini yapalım." dersen kadın karşıtlığı muazzam yayılır. Dolayısıyla kadınlar süslü olacak, güzel olacak, bakımlı olacaklar, saygı görecekler. Nezaketle onlara yaklaşacaksın, değerini bileceksin, onların kutsal olduğunu bileceksin, ancak nikahla beraber olabileceğini bileceksin.

Yasemin Kayasis06; "İlmi ileride olan ülkelerde eşcinseller evleniyor bile. Buna ne diyeceksiniz?" İşte Firavun devrinde de vardı bu; Nemrot zamanında da vardı, Nimrot, Nemrut azılı deccal; Hülagü'nün zamanında da vardı; Roma devrinde de vardı; Eski Yunan'da vardı sapıklık. Allah hepsini helak etti. Şimdi bunlar da dünyayı helake sürüklemek istiyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz.

Bütün Firavunlar cinsi sapıktı, Nemrut da cinsi sapıktı. Kendi ablasıyla evleniyordu, kız kardeşiyle. Hem ensest vardı hem homoseksüellik vardı Firavun'da, ikisi de vardı. Allah helak etti işte suda boğdu. Nemrut'u Allah helak etti. O da öyleydi. Hem ensest vardı hem cinsi sapıklık vardı, homoseksüellik vardı. Allah hepsini helak etti.

Aşkın Yazar, "Neden yayınlara çıkan bütün hanımlar birbirlerine hem çok benziyor hem de hepsi çok güzel?" Allah öyle yaratmış. "Siz bir ümmetsiniz" diyor Allah, "birbirinize benzersiniz." diyor. Şaşacak bir şey yok.

"İnsanların önünde müzik çalınmasını ve dans edilmesini dinen nasıl açıklıyorsunuz?" Feride Çağlar. Sen dinen yasak olduğunu nasıl açıklıyorsun? Onu söyle. Bir Kuran ayeti söyle, hemen vazgeçeyim. Var mı Kuran ayeti? Yok. O zaman helal. Yoksa Kuran ayeti helal.

Peygamberimiz (s.a.v.) ölen birisinin arkasından yas tutmayı haram kılmıştır. Çok fazla rivayette bu belirtilir. Kuran ayetlerinde de mühim bir günah olarak belirtilir, ehemmiyetli bir suç olarak. Tevekkül etmemek, Allah'ın yaptığına rıza göstermemek haramdır. Dolayısıyla çok yanlış bilgi edinmişsin. Eğer sen dediğini yaparsan mesela müzik, kestin; müzik dinlerken müzik dinlemiyorsun, espri yapmıyorsun ve gülmüyorsun; karamsar, içine kapanmışsın, yas tutuyorsun. PKK ne istiyordu? Bunu istiyordu. Değil mi? Sen ne yapmış oluyorsun? PKK'nın dediğini aynısıyla yapmış oluyorsun. Adam hedefine tam ulaşmış oluyor. Sen onun hedefini ortadan kaldıracaksın. Tam tersini yapacaksın. Ağlayın diyorsa güleceksin. Müzik dinlemeyin diyorsa dinleyeceksin. Neşelenmeyin diyorsa neşeleneceksin. Hayat dursun diyorsa hayatı canlandıracaksın. Sokağa çıkmayın diyorsa sokağa çıkacaksın. Mesela bir bomba patlatıyor, adamlar sokağa çıkmıyor. Nedir? O PKK'nın mühim bir eylemi olmuş oluyor. İnsanlar evinden dışarı çıkmıyor, bu hayatı felç etmek demektir. Bunu tekrar tekrar yaptığında hayat ne oluyor? Duruyor. Memur işine gitmeyecek, işçi işine gitmeyecek. Devlet çöker böyle bir durumda. Mahvolur insan. Öğrenci okuluna gitmeyecek. Kitlevi olarak devleti, milleti çökertecek bir eylem olmuş oluyor. Biz ne yapıyoruz? Cesurca, göğsümüzü gere gere sokağa çıkıyoruz. PKK eylem yapıyor, şehidimizi tekbirlerle kaldırıyoruz. Ve sevinç içinde oluyoruz. Anneler diyor, "Ben de gideceğim. Helal olsun benim oğlum bu vatana." diyor. İşte delikanlılık, kabadayılık budur. Ama siz korkaklığı, ürkekliği, ağlamacılığı, teslimiyeti, acıyı, ıstırabı, umutsuzluğu, içine kapanmayı propaganda olarak yaparsanız bilerek veya bilmeyerek PKK'nın yolunda hareket etmiş olursunuz. Bundan kaçınacaksınız.

İbn-i Abbas (r.a) diyor ki, "Resulullah (s.a.v.), ferman buyurdu ki 'Yas tutmak cahiliye işlerinden biridir.' " Yani müşrik adetidir diyor. İbn-i Ömer (r.a); "Resulullah (s.a.v.), ağlayan kadın bulunan cenazeyi ve ağlayan erkeklerin bulunduğu cenazeyi takip etmeyi yasakladı." Yani öyle bir cenaze götürülmez diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Dolayısıyla cenazeye yaklaştırmamak lazım böyle insanları. Ağlayan insanı yaklaştırmayacaksın. Peygamberimiz (s.a.v.), "Bizden değildir" diyor "yas tutan." Ümmü Atiye (r.a) şöyle dedi diyor, "Peygamber (s.a.v.), biat sırasında -biat; Peygamber (s.a.v.)'in ellerinden tutup biat ediyorlar; 'Ya Resulullah sana bağlıyım' biat diye ona derler- ellerini su kabına soktular." Niye elini su kabına soksun? Biat ediyor, Peygamber (s.a.v.)'in eli; tertemiz, nur gibi eli. "Biat sırasında ölünün arkasından ağlamayacağımıza dair söz aldı." diyor, "Peygamberimiz (s.a.v.)" Kuran'da yüze yakın ayet vardır; Allah'ın yaptığına tepki haramdır, hoşnutsuzluk haramdır. Diyor, "Peygamber bir şey söylediğinde kalbinde hiçbir burkuntu olmaksızın tam bir itaatle teslim olmadıkça mümin sayılmazsınız." diyor Allah. Allah'ın yaptığına, yarattığına tam bir kalp teslimiyeti ile teslim olmadıktan sonra mümin sayılmıyor mümin. Çünkü Peygamber (s.a.v.)'in yaptığı, Allah'ın istediği oluyor. Aksini yaptığında haram olur. "Tam mümin sayılmazsınız." diyor Allah. Allah'ın her yaptığına hayır ve hikmet gözüyle bakmakla mükelleftir Müslüman, ağlamakla değil. Ağlama protestodur. Protesto etmiş oluyorsun. "Niye öldü? Niye gitti? Niye yok oldu?" anlamına geliyor. Yok olmadı, cennete gitti. Yanlış biliyorsun. Sen bu inancından dolayı senin cehenneme gitme ihtimalin olur. O yüzden o tehlikeye karşı dikkatini aç ve o hatadan vazgeç.

"Adnan Bey, ruh yaşınızı kaç yaş olarak görüyorsunuz? Her an her şeyi yapabilen yaramaz bir çocuk gibi bir haliniz var. O hal de size çok yakışıyor. Yaptığınız espriler bile size özel. Siz çok özel bir insansınız. Sizi severek takip ediyorum ve sizi çok beğeniyorum." Yasemin Özgüllü. Ben mesela altmış bir yaşındayım. Bana komik geliyor altmış bir yaş. Ben eskiden bilirdim; emekli albaylar, dedeler falan vardı. Bembeyaz saç, şurada iki parça beyaz saçı olurdu, derileri falan buruş buruş olurdu; dede olurdu. Yavaş yavaş, "Evladım, ben altmış bir yaşındayım. Deden sayılırım." falan derlerdi. Bana, çok özür diliyorum, komik geliyor yani. Ben on sekiz-on dokuz yaş falan gibi hissediyorum kendimi elhamdulillah. Yakından tanısalar daha da şaşırırlar.

Kilis savaş bölgesi. IŞİD, böyle bir şey yapmaz. IŞİD'in ne zoru, kaçamak bir tane roket atacak? Hiçbir amacı yok ki onun. Onlar kör roketler, büyük bölümü. Bir kısmını da PKK atıyor ki olay çıksın diye. Konu bu. IŞİD öyle bir şey yapmaz. IŞİD'e karşı Türk milletini kışkırtıp Müslümanları kırdırmak istiyorlar birbirine. Biz böyle bir şeye girmeyiz. IŞİD, tamam, terörist anarşist yanlış yolda. Mehdi (a.s) ile onlar düzelecektir. Eğitimle düzeleceklerdir. Bizim onları kırıp geçirmek, asmak kesmek gibi bir yolumuz asla olmaz ve olmayacak. Bunu unutsunlar.

İmam Şeyh Şamil, "Sonunu düşünen kahraman olamaz." diyor. MaşaAllah. İki metre falan İmam Şeyh Şamil'in boyu, biliyorsunuz değil mi? Tam tipik Çerkez böyle, kaşlar falan yukarı yukarı. Çok kabadayı bir insan maşaAllah. Aynı zamanda Nakşibendi şeyhidir İmam Şeyh Şamil, bilmiyorum biliyor musunuz? Tasavvuf ehlidir, Nakşibendi şeyhidir. Zaten Şeyh Şamil diyor ya o gerçekten şeyh yani ismi değil. Çok dindar, beş vakit namazında, mübarek bir insan.

Homoseksüel bazı kişiler homoseksüelliği savunmak için bu sefer Kuran'ı haşa kullanmak istiyorlar. Kuran'da Allah, eşcinsellik-homoseksüellik için "Alemlerden kimsenin yapmadığı hayasızlık" diyor "Çirkin bir utanmazlık" diyor. "Siz" diyor bak çok açık ayet, "kadınları bırakıp azgınlıkla erkeklere mi varıyorsunuz?" diyor, "erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz?" Hüküm çok açık. Demagojiye hiç gerek yok. "Şurada şu burada bu" Açık hüküm varken ima ile hüküm çıkmaz. Çok açık, sarih. Ne cennette vardır homoseksüellik, hep "eşleriniz" diyor, "ezvacihum" ezvac; hanım olan eşleriniz. Hiçbir yerde homoseksüel izah yoktur. Allah en çirkin fiil olarak gösteriyor. Ve "Büyük bir nefretle karşıyım." diyor Peygamber, "Öfkeyle karşıyım sizin bu yaptıklarınıza karşı." diyor. "Keşke dayanacak bir gücüm olsa" diyor "Size karşı mücadele edecek gücüm olsa" Ebcedi 1979 tarihini veriyor. Allah Allah, Mehdi (a.s)'nin çıkış tarihi. İflahlarını keseceğiz ilimle irfanla. Ne Darwinizm ne materyalizm ne PKK ne it kopuk ne çocukların ırzına geçenler; hiçbir şey kalmayacak. Herkesi demokrasiyle, ilimle, kanunla hukukla, doğru yola getireceğiz inşaAllah, eğitimle ikna ederek. 

CAN DAĞTEKİN: "Şeytanın hileli düzeni pek zayıftır." diyor Yüce Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Onun için işte "Homoseksüeller böyledir buna cevap..." Ona cevaba gerek yok. Direkt kökten cevap vereceksiniz. Açık hüküm var, çok net. Allah'ın homoseksüelliği yasakladığı açık aleni hükümler var. Adam, "Nur Suresi 31. ayetinde..." yahu kardeşim bir insanın kolu da kopabilir cinsel organı da kopabilir gözü de çıkabilir. Erkekliğini yani hayalarını herhangi bir şekilde kaybetmiş erkekten bahsediyor ayet, bu. Yani gidip erkeklerle ilişkiye giren erkek demiyor. İffetsiz erkek demiyor; hizmetçi. Çünkü çocuklar için de aynısı, "erkekliği olmayan çocuklar" diyor. "erkekliği olmayan insanlar" diyor, "yetişkin insanlar" Bunlara kadın, mahrem yerini gösterebilir diyor, mahremini gösterebilir. Nur Suresi 31'de anlatılan bu. Çünkü fuhuş ihtimali yok, cinsel ilişki ihtimali yok, neslin bozulması ihtimali yok. Sağlam olduğu için. Yoksa orada cinsi sapıklık demiyor adama. Nur gibi Müslüman adam sadece cinsel organını kaybetmiş, bir şekilde kaybetmiş. Ya hadım edilmiş ya savaşta ok gelir, mızrak gelir, bir şey olur; bir şekilde kaybedilmiş. Hizmetçi, evde hizmetçi, erkekliği yok. Ve çocuklar, erkekliği olmayan çocuklar. Bu kadar. Kuran'ın anlattığı bu. Çocuklar için de mi haşa aynı şeyi söylüyor yani ayet? Çok anormal bir mantıkla yaklaşıyor homoseksüelliği savunanlar. Bu çok çirkin bir ifade. Üç yaşında çocuk. Nedir? Bunun erkekliği olmaz. Adam, ne olmuş? Cinsel organı kopmuş veyahut bir şekilde hadım edilmiş. Nedir? Erkekliği yok. Aynısı. "Bunlara" diyor ayet, "kadın mahremini gösterebilir." Bu kadar "mahrem yerlerini gösterebilir." Karmaşık bir şey yok. Dolayısıyla oturup bu homoseksüellerle tartışmaya girmenin alemi yok. Doğrudan Allah'ın hükmünü belirteceksin. Ama yaptıkları demagojiyi de belki izah edebiliriz.

Hayır, Hazreti Meryem'e Hazreti Cebrail (a.s) geliyor, ayette açık hüküm. Allah ona ruhundan üfürüyor, Hazreti Meryem'e Cebrail (a.s) kanalıyla. Allah'ın ruhunu üfürüyor ve hamile kalıyor mucize olarak. Oturup o nasıl oldu şöyle; bilimsel olarak bunu açıklamak durumunda değiliz ki. Yani asa yılana dönüyor; bilimsel neyini açıklayacağız onun? Kıyamet kopacak, yeni bir alem kuruluyor; bilimsel açıklanabilecek gibi bir şey mi bu? 

Masaüstü Görünümü