Harun Yahya

Sohbetler (27 Nisan 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

“Sevgi cennet nimetidir” diyelim. Etiket o şekilde olsun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Meclis Başkanı İsmail Kahraman, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” şeklinde bir açıklama yapınca pek çok kişiden AK Parti ve Meclis Başkanı’na büyük tepki geldi Adnan Bey.  

ADNAN OKTAR: Hoca’yı anlamıyorlar. Hoca çok efendi aklı başında bir delikanlıdır o çok dürüsttür. Kıymetini de bilmiyorlar, çektiği çileleri de bilmiyorlar bazı kişiler. Nasıl şanlı bir tarihi var ondan da haberleri yok. O insan lafını sözünü düşünerek söyler, düşünmeden söylemez. Orada onun kastettiği “Laikliğe bir tanım getirelim” diyor. Adam mesela “Allah” diyor “Bu laikliğe aykırı” diyor. “Selam” diyor “Bu da laikliğe aykırı” diyor “Bunlar olmasın” diyor. Anlatmak istediği bu. Konuya dikkat çekti o önce sonra meramını anlatmış oldu. Konu bu. Yani laiklik; dinsiz de rahat edecek, Hristiyan da, Musevi de rahat edecek, Müslüman da rahat edecek, inançlarına ilişmeyeceksin. Kimse kimseye zorlayıcı ve baskılayıcı olmayacak. Laikliğin anlamı budur. Herkesin hayat tarzı özgür olacak, Müslüman’ın da, Hristiyan’ın da. Ama tabii birinin hürriyetinin bittiği yerde birinin hürriyeti başlar. Efendim, hürriyetler çatışmayacak. Mesela terörist olmanın hürriyeti olmaz. Zulmetmenin hürriyeti olmaz. Ahlaksızlığın hürriyeti olmaz. Pislik yapmanın, alçaklığın hürriyeti olmaz. Ama dindar hür olması lazım. Ateist de hür olması lazım. Hocamız’ın anlatmak istediği budur. Çok değerli bir insan o. Düşünerek hikmetli konuşur. Dolayısıyla birden yaygara tarzında veyahut daha düşünmeden anlamadan ani çıkışlar tarzında konuşmak doğru olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan da, devletin bütün inanç gruplarına eşit mesafede olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Konu bu işte. Kastedilen budur. Yoksa laikliği zaten hükümet bütün gücüyle koruyup kolluyor. Her inanca saygılı, her inanca karşı eşit mesafede olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla hükümeti bu yönde suçlamaya kalkmak çok yanlış olur. Laiklik zaten Kuran’ın temel özelliklerinden bir tanesidir. Kuran’da hakim düşüncedir laiklik. Bak “Sizin dininiz size, benim dinim bana” diyor. Laikliğin kısa özetidir işte bu. Kuran’da ayet bak “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” Çok kısa hikmetli laikliğin açıklaması. Yani “Ben sizin dininize karışmam, siz de benim dinime karışmazsınız. Beraber yaşarız.” Bu. Dolayısıyla hükümet de, Tayyip Hoca da, Sayın Meclis Başkanı’ndan da garip bir çıkış beklemek yanlış. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın İsmail Kahraman’ın açıklamasını okuyabilirim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle söyledi: “Yeni Türkiye sempozyumunda şahsi düşüncelerimi ifade ettim. Konuşmamın bütününde 1937 yılında anayasaya kelime olarak dercedilen laikliğin tanımının yapılması gerektiğine vurgu yaptım. Net bir biçimde tarif edilmeli. İstismar edilmesinin önüne geçilmelidir.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Makul akıl budur, makul düşünce budur. Yoksa hükümet zaten laikliğin garantisiyle hükümet oluyor, ister mi laikliğin kalkmasını?

Küfürde özgürlük yoktur. İslam’da özgürlük vardır. Mesela bak, müşrikler Peygamber (s.a.v.)’e müsaade etmiyorlardı. Özgürlük var mıydı? Yoktu. Firavun’da özgürlük var mıydı? Yoktu. Nemrut’ta özgürlük var mıydı? Yoktu. Ama Resulullah (s.a.v.) zamanında özgürlükler tamdı. Hristiyanlar da serbestti, Museviler de serbestti ayrıca sevgi ve şefkat görüyorlardı. İlgi alaka görüyorlardı. Her konuda korunup-kollanıyorlardı. Ama Firavun ezim ezim eziyordu herkesi. İslam sokağın kurallarını kaldırır, insanların çıkarttığı kuralları kaldırır çok sade bir dünya meydana gelir. Alabildiğine özgür olur insan. Her konuda özgür olursun. Halbuki şimdi toplum kuralları var, değil mi? Toplumun çıkarttığı ahlak kuralları var, sistemler var, adaplar var, düşünceler var. Halbuki Kuran bunların tamamını kaldırıyor. Sadece Allah’ın hükümleri kalıyor. Helaller haramlar içerisinde insanlar alabildiğine özgür oluyorlar. Kendi kafasına göre bir şey çıkartamıyor insanlar. Ama şu an toplumun kurallarına bakın dünyada, akıl almaz kurallar var. O kuralların içinde boğulup kalıyor insanlar. Genç kızlar, delikanlılar adeta sarhoşa dönüyor kuralların içerisinde. Ama İslam’da bu yok, İslam’da alabildiğine özgürlük vardır. Sadece helaller ve haramlar vardır o kadar. İnsanlar alabildiğine özgürdür. Yani toplum baskısı yoktur İslam’da.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da elçiyi tarif ederken, işari manada da Hz. Mehdi (a.s)’ı tarif ederken “Onların ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirler kaldıran” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. İşte kastedilen budur.

Homoseksüellikte adam birbirini kirletiyor. Çok utanç verici bir şey bu, çok çok çirkin bir fiil. Allah utanmaz bir fiil olarak, bir hayasız fiil olarak belirtiyor bunu. Ve fahişelik olarak belirtiyor, fuhşiyat olarak belirtiyor. Bunu yapan adama bir insan tavır alırsa, tavır derken konuşmak istemeyebilir, efendim, işini yapmak istemeyebilir, görüşmek istemeyebilir. Zorla sen onu nasıl görüştürüyorsun? Bunun sonu nereye varır? Buna karşı kesin tavır alınması gerekiyor. Böyle şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, AK Parti’nin ne şekilde olursa olsun devrilmesi gerektiğini söyleyerek, “Erken seçim olur başka bir şey olur, AK Parti’nin ya durdurulması ya da devrilmesi lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte tamam öyle olacak. Bir evrilme var bir de devrilme var. Evrilme evrim anlamında, devrilme dev olma, büyük olma, dev olacak daha büyüyecek, gelişecek. Millet de geliştiriyor zaten. Devrilme demokratik yöntemlerle olur, hukukla olur, kanunla olur, seçimle olur. Seçimle çıktığında sen devriliyorsun. AK Parti iktidar oluyor yüzde 52 oyu var. Neyi kastediyor devirmekten onu söylemesi lazım. Kim devirecek, nasıl devireceksin? Devirme derken iktidardan gitmesi gerekir dersin seçimle. Devirme lafı biraz acayip bir laf. Her yere gidecek gibi laf, lastikli laf, olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Dokunulmazlıkların kaldırılması konusuyla ilgili de konuştu Demirtaş. “Bu iş tereyağından kıl çeker gibi olmayacak. AK Parti bunun siyasi olarak faturasını bedelini ödemek zorunda kalacak” dedi.

ADNAN OKTAR: O nasıl olacakmış? Her şeyi demokratik ölçüler içerisinde yapmak lazım.

“Hocam, harika yakışıklısınız” diyor Necla Belçika’dan. “Siyahlar size çok yakışıyor” diyor.

Tolgahan Kara. Tolgahan, senin yolun anladığım kadarıyla yanlış bir yol.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün de yayınımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü