Harun Yahya

Sohbetler (28 Nisan 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Kurtuluş sevgide” diyelim. Allah aşkıyla sevmekte.

Gülce Nur, “Kalbim, ruhum” demiş. 

BÜLENT SEZGİN: Biraz ara veriyoruz yayınımıza, videolardan sonra devam edeceğiz.

VTR: Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu?

MERVE TEZEL: Programımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Sonunda dünya çok güzel olacak. Acılar, sıkıntılar, zorluklar bunlar hepsi geçici, cennette de müminler kardeş olarak huzur içinde gayet güzel yaşayacaklar. Dünyaya benzer cennet, çok çokta farklı bir yer değil. Ama sistem değişik, aslında sistem aslına dönmüş oluyor. Doyma zaten mantıksız, doyma harika bir şey, orada doyma olmuyor.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce söylemiştiniz. Uyku uyuyacak diye bekleyecek insan, halbuki olmayacak cennette öyle bir şey demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, uyku zaten mantıklı bir şey değil. Niye uykusu gelsin ki bir adamın? Akşam oluyor hayda göz kapakları kapanmaya başlıyor, mantıklı bir şey değil ki, olmaması gereken bir şey, cennette yok hiçbir şekilde.

BEYZA BAYRAKTAR: Oturma hissi de yani koltukta oturma hissi de.      

ADNAN OKTAR: Tabii yani yorgunluk diye bir konu yok. Yorgunluk harika bir şey özel olarak yaratılıyor, cennette yok.   

AYLİN KOCAMAN: Toz özel yaratılıyor demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Toz da tane tane, sen tozun içine girsen bir alem o, bir dünya o. Adam tabii toz diyor mesela havada uçuyor diyor, geziyor havada gayet sakin.

BEYZA BAYRAKTAR: Güneş  gibi bir ışık kaynağı da yok demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Güneşe gerek yok. Maddenin ışığı kendinden zaten, o mantık kalkıyor. Her şey aslına oturmuş oluyor cennette.

NADİA HANIM: İç organları da olmayacak demiştiniz. 

ADNAN OKTAR: Tabii olması için bir sebep yok ki. Zaten Allah yaratıyor, canlı tutuyor. İç organ bizi canlı tutmuyor, Allah canlı tutuyor. 

“Cinsi sapıklığı ortadan kaldırmanın yolu kadınlar mı olması gerekiyor?” diyor Faruk Seçen. Hz. Lut (a.s) ne diyor? Bak, “evlatlarım” diyor. “İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir.” (Hud Suresi, 78) diyor. Kadını çözüm olarak gösteriyor. Kuran’ın üslubu budur. Helal nikâhla kadındır. Yani tertemiz kadın varken, güzel mis gibi kadın varken erkek erkeğe ne kadar korkunç bir şey. Kadınlar nur gibi tertemiz Allah yaratmış. Tam fıtrata uygun. Helaliyle al, nikâhla. Ömür boyu bak. Ahirette de beraber ol. Ebedi haramdır. Sonsuza kadar haramdır homoseksüellik. Mesela meleklerin cinsel organı yoktur. Kıyamete kadar da böyle, kıyametten sonsuza kadar da bu böyledir. Tertemizdirler, nur gibiler. Yani diyor ki; “Testosteron azmış, östrojen çokmuş. Ne yapsın zavallılar?” Kadınlardaki östrojen onların on misli, yüz misli, bin misli. Kadınlar hayasızlık yapıyor mu? İffetsizlik yapıyor mu, günaha giriyor mu? Gayet güzel nikâhlanıncaya kadar iffetlerini koruyorlar. Östrojen var diye kadın gidip fuhşa, çirkinliğe, yanlışlığa girmiyor. Onlardaki östrojenin on misli, yüz misli var. Hiçbir şey yaptıkları yok. Östrojene yüklüyor suçu. Ne kadar mantıksız bir şey. İsterse bin misli olsun. Hayvan mısın sen? İnsansın sen. Aklını başına al. Öyle aşağılayacak, seni küçük duruma düşürecek şeye niye giriyorsun? Kuran’a göre, İslam’a göre bu dediklerim. Dinsiz beni ilgilendirmez.

Kadın cazibeli olacak, güzel olacak. Çekici olacak. İnsanların kafasında kadın imajı olacak. Ama sen kaşını aldırmıyorsun, yüzündeki tüyleri aldırmıyorsun. Saçını boyattırmıyorsun, bakım yaptırmıyorsun. Sokağa çıkmasını yasaklıyorsun, gülmesini yasaklıyorsun, konuşmasını yasaklıyorsun. Her söylediğinin tersini yapıyorsun. Şeytandan daha aşağı görüyorsun. Şeytanla iç içe bir varlık olarak görüyorsun. Cehennemi yüzde doksan dokuz dolduracak varlıklar olarak görüyorsun. Her yerde aşağılıyorsun. Her yerde kötülüyorsun. Ondan sonra ne yapıyorsun? Erkeklere sulanmaya başlıyorsun. Bir kısmı için söylüyorum tabii bu sözlerimi. Bütün bu sözlerim bir kısmı için, bir kısım insanlar için. Kadın tabii ki cazibeli olacak, erkek de cazibeli olacak. Allah öyle yaratmış. Kuşlar da cazibeli, böcekler cazibeli. Her yer cazibeli. Dünya bile cazibelidir. Güneşle aralarında çekim vardır. Allah hepsine bir çekim vermiş, cazibe vermiş. Cazibe ortadan kalktı mı bambaşka bir şey olur. Kadınları cazibeli olmaktan çıkartmak istiyorlar. O zaman işte erkek çocukları onlara cazibeli gelmeye başlıyor. Şeytan o belanın içine onları düşürüyor. Hâlbuki kadın tabii ki süslü, bakımlı olacak. Güzel olacak. İffetli ve namuslu olacak. Fakat cazibeli, güzel olacak. Erkekler de mesela hımbıllaştılar. Daracık omuz, yani Allah’ın yaratması ayrı da özellikle yapıyorlar. Ondan sonra kadın kıyafetleri, kadın makyajı yapıp ortaya çıkıyorlar. Yani onu kadına benzetmeye çalışıyorlar. Hanımlara bakıyorum. Sert bakışlı, garip bir yüz ifadesi, erkek kıyafetleri, daracık kalça. Yok, sıfır bedenmiş. Kadın kadına benzer, erkek erkeğe benzer. Nereden çıkarıyorsunuz bu kafayı? Onları gören genç kızlar da onlara özeniyorlar. Genç kız vasfını kaybediyor. Delikanlı, delikanlı vasfını kaybediyor. Büyük bir tehlike bu. Kadınlar bakımlı, güzel olacaklar özetle. Namusuna, iffetine de çok titiz olacaksın. O zaten titiz olur, sen de çok titiz olacaksın. “Helaliyle nikâhlayın” diyor Cenab-ı Allah.

Cenk, “PKK’nın fikri ne? Onu söyle” diyor. Yıllardan beri, aylardan beri ne anlatıyoruz biz? Dinlemiyor demek ki. Komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız, alçak, hırsız, kahpe, it kopuk, pislik ne varsa üstüne toplamış adamlar. PKK’nın özeti budur. Hırsız ve gaspçılardan, katillerden oluşan bir alçak ordusu. Merak ediyorsan bu. “PKK’yla fikren kim mücadele ediyor?” Eden pek yok o kadar. Ama biz hakikaten en dibinden en üstüne kadar her yönüyle ilmi yönden vurarak mücadele ediyoruz yıllardır. Kökeni ne? Darwinizm, Marksist düşünce. Ne yapıyoruz? Darwinizm’i yok ediyoruz. Marksizm’in bütün felsefesini yerle bir ediyoruz. Marksizm’i de Allah işte bela olarak vermiş. En çürük sistem üzerine kurulmuş. Bak, Allah deccaliyeti nasıl çürük bir sistem üzerine kurmuş. Darwinizm’in üstüne kurdurmuş. Bütün Marksist liderler, hepsi diyor ki; “Bizim Marksist felsefemiz Darwinizm üzerine kurulmuştur.” Tamamı bunu söylüyor. Örümcek ağından daha zayıf, kül üstüne, kâğıt külünün üstüne kurmuşlar. Darwinizm öldü, bunu bilecekler.

“Kadın cazibeli, bakımlı, çekici olacak” tabii ki, her yerde bakımlı, cazibeli, çekici olacak. Bakımsız olacak, kirli olacak, itici olacak diye bir şey yok. Kadının sokakta itici olmasını istiyorlar. O zaman oğlan çocuklarını onlar çekici bulmaya başlıyorlar bu sefer. Dolayısıyla kadın da cazibeli olacak, erkek de cazibeli olması lazım. Öyle hımbıl falan böyle bakımsız bir erkek olmaz. Kadın da cazibeli olacak. Peygamberimiz (s.a.v.)’e Cenab-ı Allah ne diyor? “Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka.” (Ahzab Suresi, 52) Ama bak, “güzellikleri senin hoşuna gitse bile” Demek ki Peygamber (s.a.v.) görüyor kadınları, beğeniyor ve alıyor. Usul budur. Yani kadın cazibeli, güzel olacak; fakat iffetli namuslu olacak. Erkek de iffetli namuslu olacak. Hayasızlık yapmayacak. Helali olmayan bir kadına sarkıntılık yapmak, tecavüze kalkmak bilmem ne, bunlar çok çirkin dehşet verici eylemler. Allah’ın haram kıldığı eylemlerdir. Helaliyle olacak. Kadının gönlü olması, sevmesi gerekir. O zaman Allah helal kıldığı şekilde nikâhla istediği gibi beraber olabilir.

“Hz. Ayşe, erkekle konuşurken bile ağzına bakla koyarmıştı, sesi güzel çıkıp erkeğin nefsini etkilemesin diye.” Harun Mete. İşte kültür düzeyi, bilgi düzeyi eksik olunca, bilgisiz olunca konular böyle. Bir kere bu uydurma bir rivayet. Bakla niye ağzına koysun? Hz. Ayşe, bayağı zeki, aklı başında bir kadın. Ve onlara ayrı hüküm verildi. “Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin.” (Ahzab Suresi, 52) Mümin kadınların perde arkasından konuşması var mı? Yok. Onlara yasak. Perde arkasından değil. Sadece mümin kadınlar için. Kim, hangi mümin kadınlar? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımları. Diğer mümin kadınlara nasıl? Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımı olmayan diğer hanımlara? Onlara perde arkasından konuşmaları diye bir konu yok. Onlar direkt konuşuyorlar. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımları için diyor ki; “Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin…” (Ahzab Suresi, 32) Ama mümin kadınlar kibar konuşabilir, neşeli olabilir. Dışa dönük olabilir. O ayrı. Sadece Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımları için böyle bir hüküm indi. Çünkü fitne çok büyüktü, münafık kaynıyordu ortalık. Zibil gibi münafık vardı, tedbir aldırdı Cenab-ı Allah. Yoksa mümin kadının cazibeli olması, güzel olması, iffetli, namuslu olduktan sonra ona üstünlük, güzellik kazandırır. Saygı kazandırır. Mesela Avrupa’da da öyle mesela kadınlar baloya gidiyor. Sırt dekoltesi var, göğüs dekoltesi var. Adamlar arabadan inerken elinin ucuyla tutuyor indiriyor. Herkesin nefesi kesiliyor. Hürmet ediyorlar. “Buyurun efendim” diyorlar. Yani etrafında pervane oluyorlar. Namuslu olduktan sonra o baş tacı olur. Çiçek gelmiş gibi. Oraya ha bir çiçek demeti gelmiş, ha o gelmiş. Yani kadının dekolte olması senin hayvanlık yapmanı, tecavüze kalkmanı gerektirmez. O hayvanlarda olur. Hayvan içindir o. İnsanda öyle değildir. İnsanda saygı olur. Hürmet edersin. Onun güzelliğine hayran olursun. Allah’a hamd edersin. Temizliğine hayran olursun, Allah’a hamd edersin. Pislik yapmaya kalkmazsın. Ben bunu dediğimin sebebi, anlatmamın sebebi bu hastalığa karşı dünya çapında önlem alınması. Dediklerim doğru. Kimse inkâr edemez.

“Hoca, o kadar mesele varken homoseksüelliğe neden eleştiri getiriyorsun?” Kardeşim, dünyayı saran ciddi bir felaket adım adım kapımıza yaklaşıyor. Televizyonlarda eskiden programlarda biz böyle bir şey hiç görmezdik. Şimdi reklamlarda, orada burada filmlerde ballandıra ballandıra homoseksüellik anlatılıyor. Kapımıza dayandılar televizyonlar artık. Felaket kapıda. Aynı Hz. İbrahim (a.s), Hz. Lut (a.s) devri gibi. Büyük bir felaket. Darwinizm bir yandan, homoseksüellik bir yandan, PKK komünizmi bir yandan. Vatanı bölmek için atağa geçmiş alçaklar kendilerince. Avrupa’dan geliyor adamlar akın akın. Amerika’dan geliyor, Fransa’dan geliyor. Hem homoseksüel hem cinayetten zevk alan manyaklar. Bak, bu felaket kapıda. Sen buna diyorsun? “Niye buna bir şey diyorsun ki?” diyorsun. Kardeşim, televizyonda her yerde bir kısmı şakayla anlatıyor, biri bilmem ne yapıyor. Homoseksüelliğin şakası olmaz. Böyle çirkin bir eylemin böyle korkunç bir eylemin şakası olmaz. Dehşet verici bir şey bu. Bütün gücümüzle karşı koymamız gerekiyor. Ama dövelim, sövelim anlamında değil, hakaret edelim, aşağılayalım anlamında değil. Ama fiili iğrenç ve ahlaksızca Kuran’a göre, bu açık. O adamın şahsına hakaret değil bu. Eylemin kendine hakaret ediyoruz. Adamın şahsı insan, bizim onunla bir alıp veremediğimiz olmaz. Eylemin kendi iğrenç ve ahlaksız bir eylem. Bizim eleştirimiz o eylem. Eylemin korkunçluğu ve iğrençliği. Yani biz homoseksüel adamın şahsıyla bizim alıp veremediğimiz yok. Ahlaksız eylemiyle alıp veremediğimiz. Eleştirimiz ahlaksız eyleme, o dehşet verici eyleme. Bu durduğunda o insanlar da kurtulur, dünya da kurtulur.

“Sayın Oktar, dışarıya karşı teşhir ve cazibe okların hedefi olmak değil midir?” diyor. Şimdi yakışıklı bir erkek, kadının mesela eşi zayıf oluyor adam, güçsüz oluyor falan. Kadın eğer isterse içi erir yani o bayağı korkunç tahrik olabilir erkekten. O zaman cazibeli, ne yapacaksın adamı? O zaman suratını sar. Yara bandıyla kapat elini yüzünü. Sargı beziyle kapat, mumya gibi gezsin. Değil mi mesela aslan gibi delikanlı adam. İsterse kadın tahrik olabilir ondan. Olmuyor. Niyet etmiyor da onun için olmuyor. Kadın da cazibeli olacak, erkek de cazibeli olacak. Akıl var, vicdan var, iman var, Kuran var. Olur mu öyle şey? Kadından cazibeyi yok edersen adam işte gidip homoseksüel olur, oluyor. Hepsi için demiyorum ama büyük bölümü de öyle oluyor. Kaynak açık, olayı da açık. Tartışılacak bir yönü yok. Hep kadın cazibesine karşı. Kardeşim erkek cazibesi, kadının şehveti erkekten bin misli daha çok güçlüdür. Mesela namuslu güzel bir kadın. Mesela benim kız arkadaşlarım hepsi birbirinden güzeller, çok cazibeliler. Tek bir kişiyle, tek bir kişiyle gayri meşru bir ilişkiye ait bana bir açıklama yapsınlar on trilyon veririm. Hepsi namuslu, iffetliler. Demek ki akıl, vicdan işi bu. Güzel olmak, cazibeli olmak namussuz olmayı gerektirmez. Bilakis çok daha namuslu ve titiz olur öyle kadınlar. Yani erkek de mesela çok yakışıklıysa gidip elin bunun, karısının kızının ırzına geçmez. Yani çok yakışıklı bir erkek, cazibeli bir erkek, eşittir herkesle ilişkiye giren, fuhşa tevessül eden erkek anlamına mı gelir? Sokakta her yerde rastlanır. Mesela çok cazibeli, yakışıklı erkek. Kadınların çok beğeneceği tipler oluyor. Bu erkek de gidip herkesin karısıyla kızıyla ilişkiye mi giriyor? Hayır, vardır öyle tipler de ama Allah’tan korkuyorsa yapmaz. Kadın da mesela çok cazibeli güzel olur ama Allah’tan korkuyorsa yapmaz. Ne zoruna yani? Kadınla erkek eşittir bu konuda. Kadın cazibesiz olacak, erkek cazibeli olacak. Bu olmaz. Erkek cazibesiz olacak, kadın cazibeli olacak. Bu da olmaz. Yahut her ikisi de cazibesiz olacak. Bu da olmaz. Her iki taraf da cazibeli olacak. Allah’tan korkup helaliyle hareket edecekler. Benim arkadaşlarım bak, elinden yüzünden nur akıyor kız arkadaşlarımın, müthiş iffetlerine, namuslarına düşkünler. Erkekle göz göze bile gelmiyorlar. Bayağı titizler. Demek ki bu akıl, iman meselesiymiş. Bunlar düşünüyor ki kadın bakımlı, güzel, çekiciyse illaki gayri meşru bir şey yapar. Erkek de cazibeli, yakışıklı, güzelse illaki gayri meşru bir şey yapar. O zaman hımbıl erkeklere gün doğdu. Hımbıl kadınlara gün doğdu. Bir tek onlar namuslu olmuş oluyor, öyle mi? Böyle bir şey yok. Hımbıllarda da çıkıyor bilakis böyle şeyler. Hımbıl kadınlarda çıkıyor, hımbıl erkeklerde çıkıyor. Yani öyle bir iddia olmaz.

“Yaşamı boyunca insanlara şevk vermek, sevinç vermek, müjde vermek çok üstün bir ahlak. Adnan Oktar’ı sevmek için binlerce sebepten biri sadece bu” diyor Meltem. MaşaAllah. Güzel konuşmuş hakikaten. Kendi güzelliğini de anlatmış.

“Adnan Hoca bütün Müslümanlar senin gibi olsa dünya cennet olur vAllahi” diyor. Sezar Korkmaz.

EBRU ALTAN: Zaten hemen hemen bütün yabancı misafirlerimiz de aynı şeyi söylüyorlar. Sizinle tanıştıktan sonra Müslüman olmaya çok özendiklerini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

MERVE TEZEL: Bugünkü programımızın sonuna geldik.

Masaüstü Görünümü