Harun Yahya

Sohbetler (5 Mayıs 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Bir sevgi etiketi yapalım; "Sevgi Ruhu Aydınlatır" diyelim. Sevgi ruhu aydınlatır.

Ne var ne yok, haberler?

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Merkez Yürütme Kurul toplantısı sona erdi Adnan Bey. Kırk dakika sürdü.  22 Mayıs'ta Olağanüstü Kongre kararı alındı. Yirmi gün sonra bundan, Mayıs ayında kongre olacak. Kongrede Başbakan Davutoğlu aday olmayacak. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen Ahmet Davutoğlu, yaklaşık bir saat kırk dakikalık bir görüşme gerçekleştirmişti. Alınan karardan sonra Davutoğlu'nun yerine gelecek ismin Binali Yıldırım ya da Bekir Bozdağ olabileceği konuşuluyor. 

ADNAN OKTAR: Evet. Hayırlısı olsun. Bir hayır vardır. Ama biz Sayın Ahmet Davutoğlu'nu hep sevdik, hep şefkat duyduk. Temiz insan olduğuna kanaatimiz var. İyi niyetle bazı şeyler yaptı, başarısız olabilir ama kötü niyetle yapmadı. Kötü niyetle yaptığına ben inanmıyorum. Mesela Suriye politikalarında falan hakikaten yanlış teşhisleri oldu, bazı başka konularda da. Ama bu siyaset, önceden bilemez. Kahin değil bu insan. Değil mi? Kahin de bilemez zaten. İyi niyetle yaptı, Allah nasip etmedi. Bir hayır vardır. Başbakanlıktan gidiyorsa onda da bir hayır vardır. Kardeş kardeşle beraber olduğuna göre, kardeşler dost olduğuna göre, kardeşlik bitmeyeceğine göre ne fark eder ha o gelmiş ha bu gelmiş. Efendim, hayırlısı olsun. Kaderde olanın dışında bir şey olmuyor zaten. Kader akıyor, biz de onu seyrediyoruz. Aleyhinde konuşmak çok ayıp olur. Allah rızası için gayret etmiş bir insan. Hırslı da değil, "Ben isterseniz görevden de ayrılırım, içime de dönerim. Yani benim bir hırsım yok." diyor. Çılgın bir mücadele ruhu içinde değil. Etraftan adam toplayıp fitne çıkarmaya da niyeti yok. O zaman şefkat duymak lazım, saygı duymak lazım. Hırslanmak falan ayıp olur. "Al işte götürüyoruz" falan öyle değil; bu bir nöbet. O, nöbette görevini yaptı. Asker nasıl oluyor? Nöbetini yapıyor gidiyor, başka bir asker geliyor. Onun gibi bir nöbetti, nöbetini bitirdi. Hayırlı uğurlu olsun, Allah razı olsun. Emeklerinden Allah razı olsun. Hatası günahı varsa Allah affetsin. Allah ömrüne bereket versin. İleride de güzel hizmetler yapacağını düşünüyorum. Mehdiyet devrinde de böyle tecrübeli, değerli bir insanın mühim görevler alacağına inanıyorum. Mühim görevler alacağına inanıyorum. Bu tecrübesi boşa gitmeyecek inşaAllah.

Tayyip Hoca’ya karşı da titiz olunsun. Onu dünya derin devleti devirmeye azmetmiş görünüyor. Dünya derin devleti varsa bir de Cenab-ı Allah'ın yarattığı derin devlet var. Onunla hiç baş edemezler. Onun içinde Mehdi (a.s) var, Hızır (a.s) var, var da var yani melekler var, cinler var. O, hiç güç yetiremeyecekleri bir yapılanma. Allah diyor, "Onlar bir mekir kurdular, Ben de bir mekir kurdum." diyor Allah. "Ben de bir hile yaptım, Ben de bir tuzak kurdum. Benim tuzağım daha büyük." diyor Allah. Onun için hiç boş yere uğraşıyor İngiliz derin devleti. İstediği kadar çiftelensin, istediği kadar çırpınsın, istediği kadar anırsın; ne yaparsa yapsın İngiliz derin devleti mağlup olacak. Deccaliyet olarak ortaya çıktı, mahvetti insanları. Güneydoğu'da bir homoseksüel yapılanması oluşturuldu PKK'lılardan. Ne kadar Avrupalı sapık varsa oraya getiriyor. Afganistan'ı mahvettiler, o oğlan çocuklarını, genç çocukları mahvettiler. Şimdi bu PKK'lı pislik hırsız gaspçı alçak katillerle beraber olmaya başladılar. Allah başlarına geçirecek.

Tarihte hep birbirine benzemez tarih, hep birbirine benzer zannediyorlar. Bizim siyasetçilerde de öyle oluyor, "İşte Osmanlı'da şunu yapmıştık, Selçuklu'da bunu yapmıştık. Yine tarih tekerrür etti." Tekerrür etmiyor tarih. Tarih her seferinde değişir. Sistem değişir. Aynısını yapmaya kalktığında ezilirsin, yenilirsin. Yani tarihin etkisinde kalıp romantik yaklaşıyorlar. Aynı romantizmle olayı yapacağını zannediyor. O zaman mağlup olursun. Tarihin taklidi olmaz. Tarih daima ileriye doğru gider ve yenilikler getirir. Aynısı olur mu? Her seferinde değişikti. Tarih hep değiştirdi olayları. Bizim bazı sağcı kardeşlerimizin en büyük hatası ta Ötüken'e kadar gidip oradaki mantığı uygulamaya kalkmaları. Öyle değil. Çağımız bilim, akıl, sevgi, iman çağı. Sevgiyle, imanla galibiyet gelir. Başka şeyle netice alamazsın.

Olayda bir anormallik yok. Başbakan'ın gidişi gayet normal. Nöbet değişimi, sıhhatli bir hareket. Şamataya mamataya gerek yok. Bazıları acayip heyecanlanıyorlar. Felaket tellalları bas bas bağırıyor. Kardeşim nöbet nasıl olur? Üç saat birisi bekler, çakı gibi yeni bir asker gelir; nöbeti devralır, gider yeni bilgi yeni tecrübeyle. O asker ne olur? Dinlenir. Sonra bir daha gelir yeni tecrübesiyle, bir daha gelir, bir daha gelir vefat edinceye kadar. Şamataya gerek yok. Hayırlı uğurlu olsun işte. Cenab-ı Allah, kimse kaderde onu ortaya koyacaktır. Ahmet Davutoğlu Hoca’dan da Allah razı olsun. Allah yaptıklarını inşaAllah cennette ona bir güzellik olarak, güzel bir karşılıkla sunar. Hatası da varsa, insanlık hali, hepimiz hata yapıyoruz o da hatalar yapmış olabilir. Ama efendi, nezih bir insan. Şamataya, şengüre gerek yok. Felaket tellalları da boş yere çan çalmayı faydalı bir şey zannetmesinler. Biz cin çanıyla uğraşmayız. Öyle şeylerle muhatap olmayız. Gayet makul bir akış var. Bu bereket getirecek bir gelişme. Bir şey yok. Yaygaranın anlamı yok.

"Adnan Bey, neden etrafınızda yalnızca gençler var?" Canım, benim yaşlı hanım arkadaşlarım da var yaşlı beyler de var. Altmış, yetmiş yaşında insanlar da var, yaşı başlı çok yani bayağı. Seksen yaşında bile insanlar var. Şimdi biz nasıl buraya getirelim onları çok kalabalık yani maşaAllah. 

Sıhhat kazanıyor siyaset. Her nöbet değişildiğinde siyaset sıhhat kazanır. Daha gürbüz daha zinde daha dinç bir siyaset ortaya çıkacaktır. Hayırlı oldu. Ahmet Davutoğlu Hocam da gayet dinç olarak bekleyecektir. Yeni görevi belki çok çok daha da güzel olacak. Allah hayrın dışında bir şey yaratmaz. Müslüman’a hep hayır vardır. Kâfire hep şer vardır. Hep şer. Bak mesela oraya da PKK toplandı bütün pislik ve melanetin döndüğü yer oldu herkes tiksiniyor onlardan şuan. Alçak, haysiyetsiz, şerefsiz ve namussuzlar. Kimse bunları böyle aşağılayamıyordu ben aşağıladıktan sonra hiç kimse bunlara sayın mayın diye demedi. Diyecek hali kalmadı yani. Hiç duyuyor musunuz sayın diyeni? PKK’ya hürmet eden hiç gördünüz mü? Eskiden elleri, ayakları boşalıyordu PKK’lı gördü mü. Şimdi pislik görmüş gibi kaçıyorlar. Domuz görmüş gibi oluyorlar. Evet, çifte yürekliyiz evvel Allah. Mümin öyle olacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey kiliseye düşen roketler vardı. IŞİD tarafından atıldığı iddiaları konuşuluyordu.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim IŞİD atmıyor. IŞİD atmıyor. Bu oyuna kimse gelmesin. IŞİD atmıyor. PKK’nın. Net PKK’nın. Oyun oynuyorlar. Alçaklık yapıyorlar. Türkiye’yi huzursuz edecekler kendi kafalarınca. Bak haritada da tarif edeyim. Var mı harita?

KARTAL GÖKTAN: Var evet.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Evet bu haritada gördüğünüz gibi sarı bölge işaretlenen roketin menzilini gösteriyor. Yirmi kilometrelik bir menzili var roketin. IŞİD burada bulunuyor. Turuncu bölge. Türkiye sınır arasında muhalifler yer almış durumda. Ve aynı zamanda diğer bölgede yani roketin ulaşabileceği bölgede PYD hep bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak bu bütün o açık sarı bölge var ya boş yer o yani PYD orada vızırcık atıyor. O yeşil bölgede de vızırcık atıyor. Muhaliflerin içinde onlar zaten. O zaten uyduruk bir arabayla gezdiriyorlar roketleri. IŞİD’le bu işin uzaktan, yakından alakası yok. IŞİD’in böyle bir şey yapması hiçbir şekilde onun çıkarı değil. Anlamı yok. Yani stratejik bir yönü de yok. Onların mücadelesi açısından bir mantığı da yok ama PKK açısından bu çok önemli. Türkiye’yi huzursuz etmek, oradaki halkı huzursuz etmek işte Kilis’i boşaltmak istiyorlar kendilerince. Bir amaçları var. Bir oyun tezgâhlıyorlar. Doğrudan PKK’nın.  Alçakça bir oyunu ama şöyle olabilir. O bölge tamamen bu tip yapıdan arındırılırsa bu olabilir. Yani durdurulabilir. Yoksa bu adamlar sürekli yapar. Kafayı takmışlar ona amaç IŞİD’e saldırtmak Türkiye’yi. Onlar çekilince de oraya PKK çökecek. Konu bu. Yani Türkiye’nin eliyle alanı temizletecek kendileri gelip çökecek. Çok ucuz bir oyun. İngiliz derin devletinin verdiği bir akıl. Uydurma bir akıl. Sakın ha olay direkt PKK’yla ilgili. IŞİD’le alakası yok. Habire IŞİD diyor sanki gözüyle görmüş gibi. IŞİD yapmıyor kardeşim yapsa söyleriz. Hayır, IŞİD yanlış yolda tamam terör uyguluyor, dehşet uyguluyor buna karşıyız. Ama kim yapıyorsa biz ondan bahsediyoruz. PKK yapıyor. Oyun oynuyor. Bak iki amacı var. Bir; Kilis’i boşaltmak. İki; o IŞİD’in bulunduğu bölgeyi boşaltmak. Türkiye’ye oraya boşalttıracak orayı da boşalttıracak oraları işgal edecek derdi bu sakın ha.

BÜLENT SEZGİN: Roket menzili yirmi kilometre demiştim yirmi mil olacak katyuşa roketi. Birde IŞİD bu güne kadar hiçbir roket saldırısını üstlenmedi Adnan Bey, dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Tabii öyle bir şey yok. Hayır bir amacı yok ki bunun mantığı yok yani IŞİD niye atsın burada. Boş iş. Ama PKK açısından çift etki var. Bir; Kilis’i kontrol altına bak almak hemen solcular falan orada komünistler, PKK’lılar yaygara yapıyorlar işte devlet görevini yapmıyor bilmem ne falan biz devreye girelim biz tedbir alalım falan demeye başladılar. PKK’nın işi bu. İki; IŞİD’in olduğu bölgeyi boşalttırmak Türkiye’ye. Üç; gidip oraya yerleşecekler. Konu bu. Sonra da muhalifleri oradan çekecekler. Zaten muhaliflerin içinde cirit atıyor onlar. Öyle bir dertleri yok yani. Muhaliflerle koyun koyunalar. İç içeler yani. Muhalifler çekiniyor bunlardan. İt, köpek takımı yani adamlar.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Göreyim. Ne güzel ya oyuncak gibi. Masumluğu nasıl şeker ama? Sahipleri deli gibi seviyorlar. Yazık mesela bunlara bir şey olduğunda böyle günlerce, yıllarca acısını çekiyorlar. Vardı benim bir model hanım arkadaş vardı iki sene olmuş köpeği öleli her adı geçtiğinde ağlıyordu. Hem de böyle kriz şeklinde. Mesela ona benzer bir köpek görüyor yine ağlıyor. Çok mazlum oldukları için çok güçlü sevgileri oluyor.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında hep gençler vardı.  Hz. Musa (a.s)’nın yanında da Cenab-ı Allah Kuran ayetinde diyor hep gençlerden oluşuyordu diyor genç. Firavun’dan çekiniyorlar o zamanki rejimden o zamanki asker, polis baskısından çekindikleri için halk korkak, anneler, babalar falan hep korkaklar ama çocukları cesur, çocukları katılıyor Hz. Musa (a.s)’ya. Anneleri, babaları korkudan katılamıyorlar ve çocuklarını da çekmek istiyorlar aman yanına gitmeyin diyorlar Hz. Musa (a.s)’nın o devirde. Sonra Ashab-ı Kehf hep gençlerden oluşuyor. Kuran’da ayet gençlerden oluşuyor diyor. Bunda bir işaret var tabii. Ashab-ı Kehf doğrudan Mehdiyet’i anlatan bir olaydır. Kehf demek Mehdiyet demektir, Ashab-ı Kehf demek. Onun örtülü anlatımıdır. Şifreli anlatımıdır. Bütün o şifreler Mehdiyet’i anlatır. Kehf suresinde yüzün üstünde şifre vardır Mehdiyet’le ilgili yüzün üzerinde. Nerede ne olacak hepsi detay detay anlatılmıştır. Çok gizli bir şifre sistemiyle. Baştan sona her yeri onu anlatır. Hz. Yusuf (a.s) suresi Süleyman (a.s) kıssalarında da takviye izahlar vardır. Mehdiyet’le bağlantısı olmayan bir sure değildir. Mehdiyet’le bağlantısı olan bir suredir. Mesela Kehf ehlinin sayısı az, Mehdi (a.s)’nin talebelerinin sayısı da az. Onlar gençlerden oluşuyor onlar da gençlerden oluşuyorlar. Onlara muhalefet var halk tarafından şiddetli muhalefet var Hz. Mehdi (a.s) talebelerine de muhalefet olacaktır. Azınlık bir topluluk olacaklardır. Hatta çekindiklerinden çocuklar mağaraya saklanıyorlar. Halkın büyük bir bölümü karşıt o devirde bağnazlık hakim böyle faşist kafalı adamlar var. Komünist kafalı adamlar var. Sevgisizler var, gaddarlar var, hasut olanlar var onların derinliğini anlayamıyorlar. Ve onlar da mecburen mağaraya saklanmak durumunda kalıyorlar. Allah onları özel bir boyuta alıyor. Böyle muhafaza ediyor. Bir nevi uyku halinde tutuyor onları. Yüzün üstündedir işareti olan konular.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni de karıştırmaya çalışıyorlar. MHP’ye hiçbir şey olmaz, MHP’de bir şuur vardır.  MHP’li nereye giderse gitsin MHP’lidir hep. Ülkücü nereye giderse gitsin mesela AK Parti’ye gider ülkücüdür. Eskiden mesela ANAP’ın içinde vardı hep ülkücü kalmışlardır. Yani o vasfı değişmez. Demiri sen nereye götürürsen götür demirdir. Ülkücüde de bir değişiklik olmaz. Devletin her yerindedir ülkücüler her yerinde. MİT’e, emniyette, yargıda her yerde vardır ülkücü. Devlete sadakat esastır ülkücülükte. Terör ve anarşiye şiddetle karşıdır ülkücüler fitneden kaçınırlar. Fitne onlar için beladır ve beladan da çok kaçınırlar. Dolayısıyla MHP’ye hiçbir şey olmaz. Kaç defa MHP hatta küçüldü, barajı aşamadı gücünü hiç kaybetmedi. Her zaman gücünü muhafaza etti. Kaderde ne varsa o olur MHP’li kardeşlerimiz tedirgin olmasınlar. Kaderin dışında bir şey olmaz. Allah onlar için ne hayır dilediyse o meydana gelir. Mühim olan o şuur. O ülkücü şuur önemlidir. Fark etmez adam Almanya’da da olabilir Türkiye’de de olabilir. O ülkücü şuuru muhafaza etmek çok önemlidir. Her yerde olabilir ülkücü ama ona zarar vermek mümkün olmaz inşaAllah. Birde muhaliflerin de MHP’yi kötü yapmak için ortaya çıktıklarına inanmıyorum. Onlar da iyi niyetle davranıyorlar. MHP de merkez yönetimi de iyi niyetle davranıyor. Sayın Devlet Bahçeli’nin çevresi de iyi niyetli, muhalifler de iyi niyetli. Hepsi vatan millet bayrak diyor. Bir şey olmaz, asgari müşterekte ittifak ederler her şey düzelir. Bunlar sıhhat alametidir. Hastalık alameti diye bir şey çıkmaz daha güçlü çalışır daha canlı olur.

Terör örgüttü PKK düzenlediği hain saldırılar için bomba hazırlayan terörist İstanbul Harem otogarında yakalanmış. Kim bilir ne pislik yapacaktı alçak? Oluyor böyle vakalar Türk polisi de yakalıyor işte.

Tufan, büyük tufan oluyor ya Nuh tufanı. Hz. Nuh (a.s) önce Harran’ı, PKK’nın ele geçirmeye çalıştığı Harran’ı kurdu. Harran mübarek bir bölgedir. PKK ve deccal onun için orayı hedefledi. Bütün peygamberlerin yurdudur Harran. Deccalin de ana hedefi orası oldu. Bak dikkat edin hep Şam ve Harran. Deccal hep orayla uğraşıyor, almaya çalışıyor. Peygamberler diyarıdır oralar. Hz. İbrahim (a.s)’in Nemrut’la mücadelesinde biliyorsunuz ateşe atıldığı yer Babil. Irak’ta Babil sonra mübarek oradan hicret etti geldi Harran’a. Harran’da yaşadı, orada doğdu çünkü Hz. İbrahim (a.s) Harran’da doğdu. Mübarek bir beldedir orası özel bir yerdir. Deccal de ısrarla oradan almak istiyor o güzelliği, o mübarek mekanları oraları yıkıp darmadağın etmek istiyor. Onun için çok dikkatli olmak lazım. Deccalin bu azgın hücumuna karşı imanlı göğüslerini siper eden askerimizi, polisimizi de tebrik ediyoruz. Allah razı olsun onlar deccala karşı mücadele eden aslanlar. Harran’dan sonra Şam’a gitti biliyorsunuz Hz. İbrahim (a.s). Oradan da Mısır’a geçti. Lut Peygamber (a.s), Hz. İbrahim (a.s)’in yeğeni biliyorsunuz yeğenidir. Hz. Lut (a.s)’un tam ismi Lut bin Harran’dır. Harranlı olduğu için. Lut Bin Harran olarak tanınır. Harran’da eşiyle tanıştı orada evlenmişti. Hz. İbrahim (a.s)’le birlikte Babil şehrini terk etti Hz. Lut (a.s). Önce Şam’a sonra Mısır’a gitti. Sonra Ürdün’e yerleşti. Ürdün de mübarek topraklardır. Sonra da Sodom kavmine Peygamber olarak gönderildi. Lut (a.s)’un hanımı biliyorsunuz hain çıktı sonra münafık olduğu anlaşıldı. Allah belasını verdi.

Urfa peygamberler diyarı. Aman aman deccal bütün azgınlığıyla oraya yükleniyor ona müsaade etmeyeceğiz. Dünya deccallığı oraları dümdüz etmek istiyor. Bütün peygamber diyarlarını yok etmek istiyor buna müsaade etmeyeceğiz inşaAllah.

PİRAYE YÜCE: Yayınımız bitti. Videolarımı seyredebilirsiniz, görüşmek üzere. 

Masaüstü Görünümü