Harun Yahya

Sohbetler (9 Mayıs 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, biz de hoş bulduk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Operasyonların devam ettiği Mardin’de meydana gelen patlamada iki asker şehit oldu, bir asker yaralandı. Şehitlerimizin resimleri de vardı.

ADNAN OKTAR: Bak nasıl nurlular, nasıl temiz yüzlüler maşaAllah. Cenab-ı Allah kaderinde ta annesinden doğduğunda şahadeti alnına yazmış. Bunlar cennet kuzusu, bunlar aslan. Şahadetlerini tebrik ediyoruz. Allah şahadetlerini makbul etsin, kabul etsin. Annelerine babalarına uzun ömür, sabrı cemil sevdiklerine Cenab-ı Allah nasip etsin her türlü iyilik ve güzelliği.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli; “Eğer ihtiyaç hasıl olursa Türkiye’nin milli ve tarihi çıkarlarını savunmak için düne kadar hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki bir boyut alabilecek ve Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca ülke ve milleti için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu kanıtlayacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel, anlamı iyi. Manası güzel.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Sevgi güvendir” diyelim. Çünkü güven olmadan sevgi olmuyor.

“Hocam, cennette binlerce suret olunacaksa orada birbirimizi nasıl tanıyacağız?” İşte o da Allah’ın bir mucizesi. Bakar bakmaz yüzü değişik olduğu halde tanıyacaksın. Orada onun nasıl olduğunu Allah sana gösterecek. Ama bazı yüzler tabii çok benzeyecek aslına.

İki tane bizim Moşiyah videomuz vardı, onları ben bir göreyim. Görüyor musunuz İsrail'deki Mehdi sevgisini? Böyle Mehdi sevgisi oldu mu bu devlet yıkılmaz, bu millet yıkılmaz. Ve hep bereket bulur, güç bulur. Bunu rica etmiştik, yüksek sesle dua edin diye. Tevrat'tan kaynak gösterdiler. Her yerde; İsrail Ordusu da "Mehdi" diye bağırıyor "Moşiyah" diye bağırıyor; halk da genç kızlar da delikanlılar da Mehdi'nin gelişini istiyor Allah'tan. "Hemen bugün Ya Rabbi" diyorlar, çabuk gelmesini istiyorlar. Böyle millete zeval gelmez. Hükümet de Mehdiyet yolunda olduğu için ona da bir zarar gelmiyor. Yoksa hükümet mümkünü yok gidemezdi, bu şartlar altında mümkünü yok gidemezdi. Ama Mehdi sevgisi, Mehdi (a.s)'ye bağlılık onları ayakta tutuyor. Allah vesile ediyor. 

EBRU ALTAN: Adnan Bey, ikinci videoda İsrail'de bir cemaat lideri Haham Abraham Bakin'i takipçilerini Moşiyah için dua etmeye yani Mehdi (a.s) için dua etmeye çağırırken izledik. Diğer videoda İsrail ordusu askerleri Moşiyah yani Mehdi (a.s)'nin geleceğine inandıklarına dair İsrail'de sevilen bir şarkıyı söylediler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, büyük aslında bir mümkünse çok çok daha büyük bir tümenle söylemeleri çok güzel olur. Göklere yükselsin, çok çok yükselsin. Hanım kardeşlerimizin de sayıları çok çok artsın. Daha kalabalık olarak heryer inim inim inlesin. Ama çok güzel Mehdi duaları. Hakikaten çok çok etkileyici. 3500 yıldan beri bekliyorlar. Ve vakti ilk defa yeni geldi. Hakikaten kurtuluşları onda, başka türlü kurtuluşları yok. Doğru yoldalar, böyle yolda devam ederlerse mükemmel bir kurtuluşa erecekler. 

Hadiye; "Allah aşkıyla sevdiğim, ruhum, güneşim, gerçek sultanım, seni çok seviyorum. Her gün özlemim çok artıyor. Sevgine çok ihtiyacım var. Senden bir söz duymak isterim, sevgini hissetmek, yaşamak için." Hadiye. Hadiye'ye buradan sevgilerimi gönderiyorum. Onu çok seviyorum.

"Hocam, tutku taklit edilemez." diyor Serpil Kiremitçi, Sinop'tan "Sizi seven bayan kardeşlerimizin gözlerinden tutku resmen akıyor." diyor maşaAllah, "Size olan derin sevgileri, bağlılıkları, sadakatleri çok yüksek. Bir kısım kimselere bu çok dokunuyor. Bunun bir tarifi yok değil mi Hocam? Nasıl oluyor bu tutku? Nasıl oluşuyor?" Allah'ı çok seversen Allah mucize olarak meydana getiriyor.

Tahsin Koca; "Sevgiyle güvendiklerimiz maalesef vicdanlı ve sadık çıkmıyorlar. Her defasında böyle mi olacak? Sevmek mi? Çok zor." diyor. Ama sen Allah rızası için sevmezsen, karşındaki Allah rızası için sevmezse gitmez tabii ki. İllaki felaketle, acıyla, ıstırapla sonuçlanır.

Ayça, "Bazı hocalar çok mantıksız konuşurken siz hep akılcı ve makul bilgiler veriyorsunuz." Ama gerçekten gençliğin yani dünyadaki bütün gençliğin rahatça uyup yaşayabileceği İslam modeli bu. Allah bizim fıtratımıza uygun yaratmış zaten İslam'ı. İslam'ı değiştirmişler, başka bir din haline getirmişler; şirk dini haline getirmişler. O gördükleri din İslam değil, bizim anlattığımız din İslam. Çünkü Kuran'a tam uygun.

"Hocam IŞİD Türkiye'ye saldırmaz demiştiniz. Fakat yapılan açıklamalarda IŞİD'in Türkiye'ye roket attığı söyleniyor. Bu haberler doğru mu?" IŞİD'in roketleri denilen roket, PKK roketleridir. İngiliz derin devletinin emriyle atılıyor. Türkiye'yi Müslümanlara saldırtmak, Müslüman kanı döktürtmek istiyorlar, Müslüman’ı Müslüman’a düşürmek istiyorlar; konu bu. Müslümanların eline kan bulaştırmak istiyorlar. IŞİD, Kilis'e niye roket atsın? Hiçbir çıkarı, hiçbir amacı yok. Ama PKK attığında bir kere Kilis onların hedefi, orayı tahliye ettirmiş olacak; bir. İki; Türkiye'de karışıklık çıkarmış olacak. Üç; bizi IŞİD'e saldırtacak. Dört; Bizim IŞİD'e saldırmamız durumunda açılacak alana gelip PKK yerleşecek. Türkiye'de istikrarsızlık meydana getirmek için birebir bir yöntem; her yönden İngiliz derin devletinin ekmeğine yağ süren bir sistem ve PKK'nın tam amaçlarına uygun. PKK'nın olduğu bölgeyi hesaba katmıyorlar. Kardeşim, o bölge blok olarak PKK'ya ait bölge. IŞİD çok daha geride. Roketi her yönden atıyor PKK. Ve muhaliflerin olduğu bölgede de IŞİD cirit atıyor, o kötü kötü pikap arabalarla geziyorlar. Onların içi dolu, Rus malı. Zamanında bunlara on binlerce roket verdiler, katyuşa roketi, PKK'ya. Şimdi onları adamlar tüketiyorlar. Demode olmuş mesela kaç yıllık; otuz yıllık, kırk yıllık roketler bunlar; eski. Onları orada tüketiyor. Rusya'nın stoklarındaydı bunlar, bir işine yaramıyor Rusya'nın, demode roketler, ta Stalin devrinden kalma roketler; onları akın akın Türkiye'ye gönderdiler uçaklarla, Türkiye'nin Güneydoğu bölgesine, sınır bölgesine indirme yaptılar. O roketler şuan kullanılıyor. Roketlerin sahibi de Rusya'dır, Rus derin devletidir. İngiltere'nin talimatıyla verdi. Konu bu. IŞİD'in haberi bile yok. IŞİD, öyle bir roket olsa başka yere kullanır, oraya niye kullansın? IŞİD zaten eylem yaptığında üstleniyor. Onlar genellikle bombalı araçlarla veya topluca saldırarak yapıyorlar. Onların elinde böyle bir roket yok zaten çok az. Katyuşa roketi, Rus malı, nerden bulsun onları? Rusya bu kriz anında mebzul miktarda verdi, Rus derin devleti PKK'ya silah. Amerika zaten veriyor, İngiltere zaten veriyor; herkes veriyor. Dolayısıyla hedef saptırmaya gerek yok. Bunlar, dikkat edin, atılan roketleri görürsünüz. Soba borusu gibi düşüyor, çok demode, çok modası  geçmiş, eski silahlar bunlar. Rusya kullanmak istemiyor bunları, yığın yığın veriyor PKK'nın eline. Onlar da Kilis'i hedef seçtiler, "Tek bir noktaya atalım." dediler, sürekli oraya atıyorlar. Dolayısıyla IŞİD'le bu işin uzaktan yakından alakası yok.

"Canım Hocam, seni çok severek izliyoruz. Canlı müzik eşliğinde yayınlar bekliyoruz. Gitar çalınsa süper olur. Uşak'tan kucak dolusu sevgiler." Meyra Yavuz.

"Merhaba Hocam. Kuran'da neden kadınlar kocalarının şehvetlerini gidermek zorunda bırakılmışlardır?" Öyle bir mecburiyet yok ki. İki taraf da birbiri için rahatlatıcı ve dengeleyicidir. İkisi de birbirine helal olan şehveti sunar yani ne alakası var? Tek yanlı bir şey değil ki bu. Selda Özvatan, Bursa'dan. Yanlış biliniyor.

"Sayın Adnan Oktar, hayatı boyunca dünya nimetini hiçe saymış olan Muhammed (s.a.v.), bu tavrını kadınlar konusunda neden göstermemiş ve birçok kadınla beraber olmuştur? Hatta daha ileri giderek evlatlığı olan Zeyd'i karısından boşatmış ve geliniyle evlenmiştir.Sevgi ve saygılarımla." Leyla Orak, Gaziantep. Peki sen bunda nasıl bir yakışıksızlık yahut kötülük gördün? Bu saf sevgidir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kadınlara gösterdiği eğilim, Allah'a olan sevginin bir tecellisidir. Coşkulu bir sevgidir. Gülü seviyor, kediyi seviyor, kadını seviyor, çocuklarını, Hasan'ı, Hüseyin'i... Sürekli Hasan, Hüseyin kucağındaydı. Torunlarını seviyor, başkalarının çocuklarını seviyor. Peygamberimiz (s.a.v.) aşk insanıdır. Aşkla doludur kalbi. Tabii ki kadınları sevecek, gülü sevecek, böceği sevecek, çiçeği sevecek. Herşeyin üstünde Allah'ı çok seviyor. Bunda şaşacak bir şey yok. Sevenin makul yaşantısı budur zaten. Allah aşkıyla dolu bir insan bunun dışında yaşamaz. Kadınları sevmiyorsa, kadınlarla yakın değilse Allah'ı zaten o anlamda tam sevememiş, kavrayamamış demektir. Allah’ı coşkun, derin sevgiyle seven; kadınları da coşkun, derin sevgiyle sever; çocukları da sever hayvanları da sever, sevgi insanı olur. Burada yanlış bir düşünce var, kadını sevmeyi çirkin görme ruhu var. İşte onun sonunda da homoseksüel oluyorlar yahut oğlancı oluyorlar bilmem ne sapıtıyorlar bazı kişiler.

"Hocam, aşk evliliği mi yoksa mantık evliliği mi?" Büşra Sözeri. Aşk evliliği numarası yapılan mantık evlilikleri oluyor, yüzde doksan dokuz. Geçenlerde de bir kız evlenecekti. "Ben işin doğrusunu söyleyeyim sana, seninki mantık evliliği olacak." dedim. "Doğru söylüyorsunuz." dedi. Aşk evliliği olması için Allah'a aşık olmak lazım, divane olmak lazım, Allah aşkıyla yanıp tutuşmak lazım. O zaman Allah aşk evliliği meydana getirir. Yoksa ne alaka? Çile evliliği olur, ıstırap ve acı evliliği olur. O onun başına bela oluyor, o onun başına bela oluyor; o ona küfrediyor, o ona küfrediyor; o onu aşağılıyor, o onu aşağılıyor; o ona gıcık oluyor, o ona gıcık oluyor; o onun yemek yemesinden nefret ediyor, o onun yemek yemesinden nefret ediyor; o onun uyumasından nefret ediyor, o onun uyumasından nefret ediyor. Herşeyinden nefret ediyor ve korkunç bir acıya dönüşüyor, ayrılamıyorlar da. Bazı vakalar için söylüyorum. Bu Allah'tan onlara gelmiş bir felaket oluyor, Allah'ın bir cezalandırması. Onu onunla cezalandırıyor Allah, onu da onunla cezalandırıyor. Hepsinin sinirleri bozuluyor bu sefer, o tiplerin.

"Ben bekar bir kadınım. Sizin yayına çıkan erkekler kadar yakışıklı bir arada görmedim. Hanımlar da son derece güzel ve çok cazibeliler. Nereden seçiyorsunuz arkadaşlarınızı?" Lütfiye Şenocak. Allah seçiyor, Allah gönderiyor. Vesile oluyoruz.

"Sizde acayip şekilde güven veren bir yüz ifadesi var." diyor Zeynep Doğan. Dürüst, samimiyim, ondandır.

"Akıl sizin için önemli. Beni sevmeniz için akıllı olmam gerekiyorsa aklımı artırabilir miyim?" Ceyda Pek. Tabii ki. Allah'a dua edersen, samimi olursan artar.

Filiz Gülay, "Tüm yayın organları DEAŞ derken hangi kaynağa dayanarak PKK diyorsunuz? Sizdeki PKK nefretini anlayamıyorum." diyor. Harita üstünde de gösteriyorum. Öyle bir şey yok, bu oyun. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma oyunu. Öyle bir şey yok. Direkt PKK'nın işi. Ve yerlere yatarak gülüyor bu adamlar her attıkları rokette. Oralar homoseksüel ahlaksız it kopuk PKK'nın katilleriyle dolu. Yani muhalifler dedikleri kanat içerisinde de çok fazla var aralarında. Orada köpek sürüsü gibi geziyorlar. O uydurma arabaların üstünde yüklü onlar zaten, heryerden atıyorlar. Kendi bölgelerinden de atıyorlar o muhaliflerin olduğu bölgeden de atıyorlar. İç içeler zaten. Göster. Şimdi, o kahverengi kısım IŞİD'in hakim olduğu kısım. Yeşil; muhalifler. Ve o yarım daire şeklinde görülen yer de o roketin menzilini gösteriyor. Hem muhaliflerin olduğu yerden atıyorlar hem de aşağı, kendi hakim oldukları, "PYD" dediği yani PKK'nın olduğu bölgeden atıyorlar roketleri. Dolayısıyla IŞİD'le olayın hiçbir şekilde alakası yok. IŞİD'in hiçbir amacı yok bu konuda. Ne yapsın adam Kilis'e roket atıp? Ne mantığı var onlar için? Ama PKK için mantığı çok büyük. Onlar Kilis'e hakim olmak istiyorlar. Oranın tahliye edilmesini, orayı bir savaş alanı haline getirmek istiyorlar. Suriye için de önemli Kilis. Oraya bir işgal edilmesi gereken toprak gözüyle bakıyorlar. O yüzden böyle bir ahlaksızca oyun oynuyor PKK.

Kısa bir ara verelim. 

VTR: Köpekbalığı Derisi Sıradışı Buluşlara İlham Veriyor.

GÜLEN BATURALP: Programımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Özetle Kilis'e roketi PKK atıyor. Bu çok net. Şimdi önümüzdeki günlerde resmi ağızlardan da bunu duyarsınız. Açık, ispatlı, net anlattım.

Moşiyah Mehdi (a.s) ile ilgili iki Musevi hahamın daha konuşması vardı. Bunlar dahil hepsini peşpeşe yayınlayalım sonra Tevrat'taki kodlama sistemini bir yayınlayalım. O çok harika, şaşırtıcı tabii Kuran’ın hükmü gibi hüküm değil ama hakikaten hayret edilecek bir şey. 

Tayyip Hocam’a zamanında nefes aldırmıyorlardı. “Seni Cumhurbaşkanı yaptırmayız. Sakın öyle bir şeye girişme” falan. MaşaAllah Cumhurbaşkanı da oldu gayet güzel alıştırdı da. Ama çok ayıp tabii ona Cumhurbaşkanı olamazsın, senden işte muhtar bile olmaz falan diyorlardı. Müslümanlara bakış açısına bak ya, kafaya bak. Şu anki gidişat güzel.

Partili Cumhurbaşkanı anayasada var zaten. Cumhurbaşkanı diyor, işte siyasi partiyi artık destekleyemez diyor herhangi bir partiyi. O madde düzeltildiğinde konu bitmiş oluyor zaten. Partili Cumhurbaşkanı olmuş oluyorsun, bir madde düzeltilecek o kadar. O ifade çıkartılırsa tamam.

Ettusi, “Başkanlık yüzde doksan geldi gibi Hocam, siz gelmeyecek dedikçe geliyor, sonu ne olacak bu işin?” Ben gelmeyecek diyorsam gelmez. Yüzde doksan senin tahminin, öyle bir şey yok. Yüzde doksan karşı, kabul eden kimse yok. CHP karşı, MHP karşı, Saadet Partisi karşı, Büyük Birlik Partisi karşı,  AK Parti’nin yüzde yetmiş, sekseni karşı. Nerden yüzde doksan oluyor? Olur mu öyle şey çok tehlikeli bir şey, şiddetle karşı koymak lazım tabii kanunla hukukla, kararlılıkla anlamında karşı konulması lazım, hukukla karşı konulacak.

Mesela bak Tayyip Hoca’yı da kendilerine göre haşa hiç adam yerine koymak istemiyorlardı. Ama bak ısrarlı, kararlı davranınca saygı duymak, kabul etmek durumunda kalır. Müslümanlara yapılan uygulama bu. Hz. Musa (a.s)’a da bunu yapmışlar ama sabırlı bir mücadele gerekiyor. Tayyip Hocam bak kaç yaşına geldi, daha yeni bu imkanı sağlayabildi. “Seni Cumhurbaşkanı asla yaptırmayız” diyorlardı. “Sen kapıcı bile olamazsın” diyor. Sanki kapıcı olmak suçmuş gibi. Yahut “muhtar bile olamazsın” diyorlardı. Muhtarlık da şereflidir, kapıcı olmak da şereflidir. Cumhurbaşkanlığı da şereflidir.

Mesela Ashabı Kehf zamanında anneler, babaları, amcası, dedesi, halası Müslümanlara karşı, çocukların, gençlerin bak, halası cinnet geçiriyorlar, diyorlar ki bunlar Müslüman dedin mi cinnet geçiriyor. “Eyvah eyvah mahvoldu çocuklar” diyor. Bak ahlaksızlıklarına bak? Haysiyetsizliklerine, namussuzluklarına bak o devirde, cibilliyetsizliklerine bak. Tam haysiyetsiz bir üslup, bir avuç Müslüman çocuk bak, koskoca şehir itleşmiş, dedesi it, babası it, anası it hepsi ahlaksız. Aman aman Müslümanlık dedin mi şiddetle karşı. Ne olacak? Aman dünya olsun, aman dünya olsun. Çocuklarda ne yapıyorlar? Ulan diyorlar olacak gibi değil ne yapalım? Bir mağaraya sığınalım bari diyorlar. Cenab-ı Allah orda onların boyutunu değiştiriyor, üç yüz yıl kalıyorlar başka boyuta geçiriyor, üç yüz yıl kalıyorlar uykuda. Bir kalkıyorlar devir değişmiş, hayat değişmiş bambaşka bir şey olmuş. Tabii bu Mehdi kıssasına işarettir bu Kehf. Mehdi (a.s) cemaati de öyle çok küçük olacak o devirde birçok ahlaksız aile, çocuklarını Müslüman olmasınlar, Hz. Mehdi (a.s)’a yakın olmasınlar, Müslüman topluluğuna yakın olmasınlar diye şiddetli baskı altına alacaklar. Bağıran, çağıran, tehdit eden, ahlaksızlık yapan, her türlü haysiyetsiz çıkacak. Ama bunlara rağmen o kahraman gençler İslam’ın yayılması için bütün güçleriyle, azimleriyle Cenab-ı Allah’ın yardımıyla gayret edecekler. O yüzden kahraman oluyorlar yoksa ailesi, babası bütün herkes desteklese onları Mehdi talebesi olamaz. Onların ahlaksız, alçak baskılarından dolayı onlar kahraman oluyor. Onların yüce olması, veli olmasının nedeni annesinin, babasının işte soyundan insanlar dedesinin, amcası işte neyse dayısı kim varsa arkadaş çevresi onların alçakça ve ahlaksızca baskılarından dolayıdır. O yüzden kahraman oluyorlar. Velayet makamı öyle kolay değil. Resulullah (s.a.v.) ne yaptı? Gizli gizli evlerde toplanıyordu. Ben Müslümanım diyebiliyor muydu? Demiyordu. Karşı tarafın aileleri, anneleri, babaları bilmem ne çocuklarını şiddetle uyarıyordu. Hz. Ali (a.s)’ın ailesi de öyle. “Aman yavrum gitme” dedi. Küçük çocukları komaya sokuyorlardı gelen gençleri acayip dövüyorlardı. Yaralananlar, şehit edilenler, mahvediyorlardı. Bir görüş diyorlardı Muhammed’le haşa (s.a.v.) seni mahvederiz diyorlardı o devrin alçak, haysiyetsiz, namussuz kahpeleri öyle yapıyorlardı. Ama buna rağmen o yiğitler cesaret gösterdiler devam ettiler. Hz. Ali (a.s) el kadar çocuktu, küçük çocuktu yiğitçe devam etti. Bin bir türlü iftira atıyorlardı Peygamber (s.a.v.)’e, bin bir türlü ucu bucağı yok, akla hayale gelmeyecek iftiralar, buna rağmen devam ettiler. Mesela Resulullah (s.a.v.)’a da akıl almaz iftira attılar birçoğu tarihe geçmemiştir. O dırar mescidin adamları diyor ya azıttı diyorlar haşa. Kuran onu açıklamıyor, çok ahlaksızca iftiralar ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in rahatlığına, eğlencesine, güzelliğine, neşesine haset ettiler, bin bir türlü laf ettiler. Kendileri müşrik, ağır, oturaklı, aristokrat, müşrik enaniyeti ve kibiri içerisinde soğuk buz gibi adamlardı. Ama Resulullah (s.a.v.) şakacı, güleç yüzlü, eğlenceyi teşvik ediyor, defle insanlar eğleniyor, kadınlara karşı sevgisi büyük, evleniyor herkesi teşvik ediyor, kadın sevgisini teşvik ediyor. Bunlar kadından nefret ediyor, o yüzden Peygamberimiz (s.a.v.)’den nefret ettiler. Hep düşman olanlarda homoseksüeldi. O dırar mescidinin ekibi hepsi homoseksüeldi bu alçaklar hep oğlancı birbiriyle ilişkiye giren ahlaksızlardan oluşuyor. Ahir zamanda da öyle olacak. Müslümanlara her türlü ahlaksız adam zarar vermek isteyecek. İşte bir avuç genç Mehdi devrinde, Mehdi cemaatinde buna karşı koyacaklar. O kahramanlık destanının adına Mehdiyet deniyor, kırk yıl sürüyor, öyle kolay olsa ana, baba destekliyorsa, herkes destekliyorsa onu herkes yapar ya, orda nerde velayet. Yollar asfalt gibi açık istediğin gibi gidiyorsun, yolda engel yok, baskı yok. Ne kadar kolaymış öyle Mehdiyet, öyle bir şey yok. Hatta diyor ki ahir zaman, annesi, babası şeytan diyor, bak şeytan annesi, babası kılığına girer. Orda demek istediği şu, şeytan annesine ve babasına hulul eder. Annesi, babası şeytan kesilir diyor ve o talebeleri Mehdi’ye göndertmez diyor deccalın emrinde, sakın oğlum der diyor, sen deccala uy derler, deccala uy. O bize ekmek veriyor, o bize yemek veriyor. Bak materyalist kafayı görüyor musun? Bak ekmek ve yemek bundan bahsediyor, o bize hayat sağlıyor derler, sakın Hz. Mehdi (a.s)’ın peşinden gitme, deccalın peşine git derler diyor. Ama bak ruhlarına hulul ediyor şeytan anne ve babalarının. Hadiste açıkça söylüyor bak annesi ve babası kılığında diyor, gencin karşısına çıkar diyor. Oğlum sen kesinlikle deccala uy, Hz. Mehdi (a.s)’a uyma derler, ona uyma Mehdi demiyor tabii onlar, ona uyma diyorlar. Bu oyuna gelmeyen gençlere işte Mehdi talebesi deniyor. Yoksa çok alçak, haysiyetsiz adamlar olacak dünyaya dalmış, şeytana yakayı kaptırmış, aklı bozulmuş, ruhu bozulmuş, hırs ve kin içerisinde nefretten başka bir şey bilmeyen, dünya geleceğinden başka bir şey bilmeyen, çıkarı için her şeyi yapan adamlar olacaktır. Musa (a.s) kıssasında ne diyor? Firavun’un azgınlığından ve saldırganlığından dolayı diyor halk korktu ancak onların çocukları gelebildi geçlerden bir kısmı gelebildi diyor. Halk iman etmedi diyor korkudan dolayı, Firavun’dan korktu, şuanda da öyle, birçok İslam ülkesinde bu böyle. Firavunların korkusundan çocuklar Mehdiyet’e yaklaşamıyor birçok ülkede.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, ayette de şöyle buyuruyor Yüce Rabbimiz. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara yardımımız gelinceye kadar eziyete uğratıldıkları ve yalanlandıkları şeye sabrettiler”(En’am Suresi 34)diye.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Haşimoğulları’na kalabalığın karşısına çıkıyor, “Yok mu içinizde bana dost, arkadaş olacak?” diyor.  Hay benim canım dedem, şu duruma bak ya, ne kadar vahim bir durum oluşmuş. Daha on bir yaşında Hz. Ali (a.s) çocuk, koşup boynuna sarılıyor “Ya Resulullah ben varım” diyor atlayıp boynuna sarılıyor, on bir yaşında bak görüyor musun? O kadar adam var, it kopuk, çakal, homoseksüeller bilmem neler her türlü haysiyetsiz var. Hz. Hamza (a.s) da delikanlının şahı tabii. Yayın kirişini çıkartıyor Ebu Cehil’ in suratına bütün gücüyle vuruyor birde ben varım diyor. Ki o devrin azgını Ebu Cehil ona kabadayılık yapmak, yiğitlik yapmak olacak iş değil yani direkt öldürürler adamı Allah esirgesin. İkisi de yiğitliğiyle tarihe geçiyor. Çünkü ölümü göze alarak yapıyor, canı tatlı değil. Müslüman’ın canı tatlı olmayacak. Canı tatlıysa Müslüman olamaz.      

“Deccal şeytana doğudan ve batıdan birçok şeytanlar gönderecek.” Şeytan derken kiminin akrabası kiminin arkadaşı işte internetten, televizyonlardan, gördüklerinden, duyduklarından, gazetelerden okuduklarından haber gönderecekler. Facebook’tan olabilir her yerden olabilir artık ahir zamanın nasıl olacağı belli. Telefon mesajı olabilir yahut direkt konuşuyor olabilirler. Diyecekler ki deccalin emrindeyiz diyecekler diyor. Yani bunu anlamı şu; deccalin çıkarcılığına tabi olacaklar. Yani yoksa sözlü olarak karşısına geçip söyleme değil bu. Lisani halle söyleniyor. O da “Haydi dağılın insanlara onların Rabbi olduğumu söyleyin. İşte cennet ve cehennemin bulunduğunu söyleyin.” Şimdi mesela istikbalini kurtar, para kazan, malın, mülkün öbür türlü mahvolursun cehennem gibi sürünürsün diyor adama. Bu tarzdalar yoksa cehennemden kasıt bildiğimiz cehennem değil. Bunu iyice şerh edip genişletelim. Bak bunun üzerine diyor “Onlar kişinin babası, annesi ve kardeşi kılığına girip dağılacaklar.” Bu nedir? Yani kişinin annesi, babası, kardeşi, arkadaşları şeytanın hululüyle şeytanlaşacaklar. “Sen bizi tanıyabildin mi?” diyecekler. “Evet şu babam şu da annem şu da kardeşim diye cevap verecek.” Önce sen söyle bakayım diyorlar onlar sen ne düşünüyorsun. “Duyduğuma göre yalancı deccal çıkmış o Allah’ın düşmanıdır” diyor. Müslüman çocuk eğitilmiş. “Buna karşı da Hz. Mehdi (a.s)zuhur etti” diyor. “Buna karşı da Hz Mehdi (a.s)zuhur etti” diyor. “Yavaş ol” diyor babası hadis bak yavaş ol. “O deccal Allah’ın düşmanı değil bunu sakın deme” diyor. Küfre çocuğunu çekiyor görüyor musun? Mesela Darwinizm’i, materyalizmi hani diyor ya İslam’a karşı değil Darwinizm diyor. “O sizin Rabbinizdir” asıl o şekilde tesadüfen yaratıldınız siz diyor. “Aranızda hükmetmek için gelmiş cenneti ve cehennemi vardır” diyor babası. “Yanında yiyecek, içecek bulunmakta.” Dikkat ediyor musunuz bak bütün derdi birçok insanın yiyecek, içecektir. Ekmek parası kazanıyorum diyor bir kısmı. Dindar, samimi, iyi niyetli olanları tenzih ederim de tek derdi yiyecek oluyor. Yiyecek derdi başka derdimiz yok diyor. Çoluk çocuğun rızkı diyor. Benim derdim bu diyor. Halbuki biz buraya Müslümanlık için mümin olmak için Allah’a kul olmak için geliyoruz. Değil mi? Yemek yemeye gelmiyoruz. Yemek Allah rızası için yenilir. Ama iyi niyetle yapan insanları tenzih ediyoruz tabii. Hz. Mehdi (a.s) talebesi şu cevabı söylüyor babasına, annesine kardeşlerine. “Yalan söylüyorsunuz siz şeytanlarsınız o deccal de yalancının tekidir. Bize Resulullah (s.a.v.) sizden bahsettiği hadislerde haber varit oldu. Ben sizi tanıyorum” diyor. “O sistemi de biliyorum” diyor. “Onun yalancı olduğunu yanındaki yardımcıların da şeytanlar olduğunu ve Hz. İsa Mesih’in de gelip onları tepeleyeceğini Hz. Mehdi’nin çıkacağını Allah’ın Resulü bize haber vermiştir” diyor. “Bunun üzerine elleri boş dönecekler deccal’in yanına dönecekler” diyor Hadis işte bak buyur görün. Evet.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette de şöyle buyuruyor Yüce Rabbimiz. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlara bir takım yakın kimseleri kabuk gibi üzerlerine bağlattık onlara yaldızlı sözler fısıldayarak Allah yolundan alıkoyarlar.”

ADNAN OKTAR: Tabii. Yavrum, evladım, istikbalini düşün bilmem ne. Ya istikbal; cennette var istikbal. Cennet seni ilgilendiriyor mu? Yok. Dünyada. Ya kardeşim gelmişsin 70 yaşına çocuğun gelmiş 20 yaşına iki on senede kırk yaşına gelecek. Nerenin istikbali? İstikbal cennettir Allah’ın rızasıdır. Hayır, bu dünyada tabiî ki çalışırsın mühendis olursun doktor olursun ama niçin yaparsın? Ekmek yemek, yemek yemek için değil Allah rızası için yaparsın. Ama bunlar o kafada olmuyor bazıları. Ekmek yemek, yemek yemek, köşeyi dönmek keyif içinde. O zaman da canın sürünerek çıkar. Allah burayı eğlence yeri yapmadı.

Musab bin Umeyr Mekke’de sidane ve hicabe görevleriyle kabilenin sancaktarlığını yürüten beni Benî Abdüddâr'a mensup zengin bir ailenin oğluydu. Çok zengin. Allah ve Resulüne iman etti. Bak hep sosyetenin gençleri. Resulullah (s.a.v.)’a bağlanıyorlar.  Resulullah (s.a.v.)’ın yanına gidiyor iman ediyor ailesi haberdar oluyor. Dininden dönmesi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’le görüşmemesi için hapsediyorlar. Ev hapsi yapıyorlar. Dövüyorlar, çocuk en sonunda kaçıyor annesinin babasının yanından Habeşistan’a Müslümanların yanına hicret ediyor. Gelmiyorum diyor. Tabii bas bas bağırıyorlar evladım yavrum diye. Ya kardeşim mahvedeceksin sen adamı cehenneme sürükleyeceksin sen yaratmadın Allah yarattı onu. Sen Firavunlaşmışsın aklını atmışsın şeytana dönüşmüşsün çocuğu mahvedeceksin. Oğlum dünya da dünya diyor. Ya kardeşim dünya geçmiş 70 yaşına gelmişsin öleceksin aklını başına al, çocuk da ölecek sen de öleceksin. Cenneti önemli.  Ahireti önemli. Hepsinin üstünde Allah’ın rızası önemli.

Bak çocuklar o devirde ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)konusuyla ve deccal konusuyla çok ilgili olacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ailelerine karşı o konuda açıklama yapacaklar diyor. Ama ailelerde de Kuran bilgisi olacağı anlaşılıyor. Kuran’la çocuklarını kandırmaya çalışıyorlar. Ama onlar onların yaptığı şeytanlığı yok ediyor.

“TV’de dinlediğim profesör Hz. İsa (a.s)’nın öldüğünü söyledi. O ruh olarak gelecek diye konuştu nasıl cevap verebiliriz Hocam?” Malatya Mehmet Ömer. Kardeşim melekler kol geziyor. Ortada geziyorlar adamın haberi yok otobüste yan yana gidiyor Hz. Hızır (a.s)’la haberi yok. Dolmuşta takside hep beraber gidiyor Hz. Hızır (a.s)’la. Yani o çok zor bir şey zannediyor. Ortalık kaynıyor kaynıyor adeta meleklerle Hz. Hızır (a.s)’ın askerleriyle. Cinler de geziniyor sokakta onlardan da haberi yok. O çok zor bir şey zannediyor. Hz. İsa (a.s)’nın inişi son derece kolay bir şey. Yani hayret edecekleri bir şey değil. Zaten gördükleri vakit çok utanacaklar.

Matta’da bak İncil’de diyor ki: “İleride” diyor ahir zamanda “insanın düşmanları kendi ev halkı olacaktır.” Babası, annesi, kardeşleri. “Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir” diyor Hz. İsa Mesih. “Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.” Görüyor musun? Aynı. Hepsi İslam dini olduğu için hepsinde aynı açıklamalar. İnadına inadına İslam’ı yaşamak lazım. İnadına göğsünü gere gere. Çünkü küfür sindirmeye çalışır sen sindikçe daha da sindirmeye çalışır, daha da sindirir seni küfre döndürür öldürünceye kadar da üstüne gelir. Sen üstüne gidersen o senden kaçar.

Kehf Suresi 16’da “Madem ki siz onlardan” Kim? Ailesinden, anasından, babasından arkadaş çevresinden. “Ve Allahtan başka taptıklarından” Çünkü adam Darwinizm’e materyalizme inanmış. Veyahut İslam dışı veyahut İslam’ın yaşanmasını istemiyor veyahut Müslümanlarla birlikte olunmasını istemiyor.  kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." [Kehf Suresi, 16] O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).[Kehf Suresi, 10] “Sakın sizi kimseye sezdirmesin.” Kime? Anasına, babasına, dayısına. Demek ki Müslüman gizli yaşıyor. Hep öyle oldu. Hz. Musa (a.s) devrinde öyle olmuş Hz. İbrahim (a.s) devrinde öyle olmuş küfür nefes aldırmamış. Alçak ve kahpedir küfür. Yani şeytanlaşan, saldırgan takımı için söylüyorum. “Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler;” Yani ya öldürür ya döver ya söver ya kendi kafasıyla kendi o dinsiz, pislik dünyevi kafasına çevirir. “Bu durumda ebedi olarak” yani sonsuza kadar “kurtulamazsınız”  [Kehf Suresi, 20] diyor Allah.Anlatılan Hz. Mehdi(a.s) talebeleridir. Yoksa Allah masal anlatmaz. Geçmiş yani kimseyi ilgilendirmez öyle bir şey. Boş masalı niye anlatsın Allah orada bir ibret yoksa bir amaç yoksa değil mi yaşanmayacaksa anlatmaz Allah.

Ümmü Gülsüm Binti Ukbe mesela bu genç delikanlı çok güzel bir sahabe hanım oda zengin bir aileye mensup.  Yani tanınan bir aileye mensup. Resulullah (s.a.v.)’a biat ettiği bağlandığı ve Müslüman olduğu için ailesi tarafından akıl almaz işkencelere maruz kaldı. Dövüldü, sövüldü böyle haşa kendilerince iftiralara maruz bıraktılar. Peki bu hanım ne yaptı? Aslanlık yaptı, delikanlılık yaptı, kabadayılık yaptı reddetti ve hiçbir şekilde kabul etmedi ve Resulullah (s.a.v.)’ın yanına gitti. Ümmü Gülsüm Binti Ukbe . Kabadayı, delikanlı, aslan bir sahabe hanımdır.

Mesela Hz. Nuh (a.s) oğlunun dinsiz olduğunu görünce ayrıldı. Eşinin ahlaksız olduğunu görünce Hz. Lut (a.s)ayrıldı değil mi? Hz. İbrahim (a.s) babasının dinsiz olduğunu görünce bıraktı babasını. Ayrıldı. Kehf ehli ailesini bıraktı. Bütün arkadaş çevresini bıraktı. Hz. Musa (a.s) bütün o it, kopuk takımını o ahlaksızların hepsini bıraktı. Çölde 50 derece 60 dereceyi buluyor sıcaklık. Çöl ortamı acayip sıcak. Yiyecek olarak Cenab-ı Allah sürekli bıldırcın gönderiyor. Birde man, manna. Sabah kalktıklarında böyle her yere yayılmış olduğunu görüyorlar mucize olarak. Tatlı güzel bir yiyecek onu yiyorlar birde bıldırcın. Kırk yıl çölde gezdiler Allah rızası için. Bak ululazim Peygamber oldu.  Yoksa bu çileyi çekmese Peygamber olmazdı. Yoksa var öyle tipler evde namazını kılıyor faiz desen var canı istediğinde fuhuş da yapıyor. Canı istemediğinde namaz diyor ki yorgunsa namaza kalkmıyor. Aklına geldiğinde gaza ederiz gaza ederiz diyor sonra da cennete gideceğini zannediyor. Allah “bütün yapıp ettikleri boşa gitmiştir” diyor. Müslümanların mahvolduğunu görüyor umursamıyor. İslam’ı yaymayı hiç önemli görmüyor. Allah için ceht etmeyi gayret etmeyi önemli görmüyor Allah da seni önemli görmez. Tabii takdir Allah’ın.

KARTAL GÖKTAN: Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah’a ve elçisine iman eden hiçbir topluluk bulamazsın ki Allaha ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi ve dostluk bağı kurmuş olsunlar. Bunlar ister babaları ister kardeşleri ister eşleri isterse kendi aşiretleri olsun.”

ADNAN OKTAR: Tabii.

Azer diyor ki İbrahim (a.s)’in babası, “Eğer bu Müslümanlarla birlikte olursan, Müslümanlarla birlikte hareket edersen seni taşa tutarım” diyor. En feci öldürme şekli. Kastedilen budur. “Yanımdan uzaklaş” diyor. Bak diyor ki İbrahim (a.s) da, “Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan kopup ayrılıyor.” Sizin sisteminizle benim işim yok. Anasını, babasını putlaştıranlar birde bakacaklar ki ahirette bir hayalin peşinde gitmişler. Şeytanın tecellisinin peşine gitmişler. Ana baba yüzünden İslam terk edilmez. Kuran terk edilmez. Onlara itaat haram olur o zaman. Yani bir mecburiyetin yok ama bir zulüm yapmıyorsa bir ahlaksızlık yapmıyorsa ayrı, ona şefkat gösterirsin. Ama senin dininden uzaklaştırmak İslam’ı yaşamanı isteyen bir tavır içinde gayret ediyorsa bu tarzda bir eylemi varsa gayreti buysa o zaman olmaz.

İBRAHİM AKMUGAN: Ayette Allah’ın dışında taptıkları şeylerin kıyamet gününde kendilerinden kaybolup gideceğini Allah Kuran’da bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Annen baban nerede?” diyor yok. “Tek başına geleceksiniz bana” diyor Allah. Ailece değil. Ekibiyle internet arkadaşlarıyla falan değil tek başına geliyor.

SEMİH MERİÇ: Allah Kuran’da müminlerin özelliklerinden kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk olarak bahsediyor maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kınayanın kınamasından korkan zaten ahireti hak etmiyor.

Peygamberimiz (s.a.v.)’e muhalif olanlar Peygamberimiz (s.a.v.)’le ilgili anlattıklarında en çok üstünde durdukları konu ney biliyor musunuz? Kadınlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kadınlara karşı isteği arzusu ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in şakacılığı rahatlığı, Hz. Ali (r.a)’nin şakacılığı rahatlığı işte düğünlerde def çaldırması, eğlenmelerini istemeleri o devrin ağır gelenekçi müşriklerine çok ağır geldi. Yoksa onlar zaten namaz kılıyorlardı. Yani puta yönelik kılıyorlar ama kılıyorlar aynı namazı kılıyorlardı. Yani rüku, secde, kıyam şeklinde namaz kılıyorlardı. Fakat put aracılığıyla Allah’a ulaşacaklarına inanıyorlardı. Puta kılıp put onların o ibadeti Allah’a götüreceğine inanıyorlardı. Karşı oldukları en keskin nokta kadınlar, özgürlük, Kuran’ın verdiği özgürlük ve her türlü buna bağlı olan şakacı, rahat hayat tarzı. Buna çok bozuluyorlardı. Onun için azdı dediler.  Bak iddiaları o zaten. Ve büyücü diyorlar. Hipnoz yapıyor diyorlar. Etkiliyor diyorlar. Yoksa yani Peygamber (s.a.v.)’in ibadet demesi onları rahatsız etmez. Zaten onlar akşama kadar Kabe’nin etrafındaydılar. Sürekli yatıp kalkıyorlar Kabe’nin önünde. Sürekli yerlere yatıyorlar. O devirin heykellerine bakın kabartmalarına bakın sürekli o tarzdaydı yani. Firavun devrinde de öyle sürekli secdede alınlar. Allah’a inanmıyorlar yani put kanalıyla Allah’a bağlanıyorlar. Müşriklerdi. Rahatsız oldukları nokta bu. Yani peygamberlerde de hep bu. Mesela Hz. Lut (a.s)’ta karısının rahatsız olduğu nokta niye homoseksüellere izin vermiyorsun diyor kadın. Derdi bu. Homoseksüellerde de yani onlara neden izin verilmediği. Yoksa başka bir konu onları ilgilendirmiyor zaten.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü