Harun Yahya

Sohbetler (10 Mayıs 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Hocamız birazdan bizlerle olacaklar.

ADNAN OKTAR: Neler anlatıyorsunuz?

KARTAL GÖKTAN: Bağnazların kadınlara yönelik çarpık bakış açısından bahsediyorduk.

ADNAN OKTAR: Bir tane, iki tane, üç tane değil tabii. Onları rakamsal tek tek sayalım. Sık sık da belirtelim. Belanın çapını insanlar iyice görsün.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Duyayım, göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz, Meral Akşener'e 24 Nisan Pazar günü İnegöl ziyareti sırasında sizin "Evrim Aldatmacası" ve "İslam Terörü Lanetler" isimli kitaplarınızı hediye etmişler. 

ADNAN OKTAR: Evet, iyi olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Bursa'dan kardeşlerimiz, 12 ve 25 Nisan'da sohbet için evde buluşup kitabınızdan bölümler okumuşlar ve birbirlerine iman hakikatlerinden anlatımlar yapmışlar. 24 Nisan'da da Fethiye Mahallesi’nde bin sekiz yüz adet broşür dağıtmışlar. 

ADNAN OKTAR: Bir eve bir kitabın girmesi -evlerde kitap genellikle iki tane-üç tane olur, çok nadir olur, bizim milletimiz fakir- ama bu tarz bir eserin bir eve girmesi demek o evin toptan kurtuluşu demek. Bir kere bağnazlıktan kurtulmuş oluyor, gerçek İslam'ı görüyor, samimi olarak iman etmiş oluyor, hurafe bataklığından kurtulmuş oluyor, hurafe bataklığının o karanlık dünyası üstlerinden gidiyor, apaydınlık gerçek İslam'ın nurlu ışığı üstlerine gelmiş oluyor. Her yönden çok büyük fayda. 

YASİN GÖKER: Her kitabın sonunda evrimi çökerten bir bölüm, kısım oluyor. 

ADNAN OKTAR: O zaten en güzel yönlerinden biri de o. Çünkü deccalin tam beynini dağıtan bir sistem. Mükemmel yani. 

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz, geçen çarşamba günü Düzce Akçakoca'da yirmi adet eserinizi dağıtıp sonrasında Kuran'dan ayetler okuyup sohbet etmişler. Gebze'den kardeşlerimiz, 23 Nisan'da Darıca Farabi Devlet Hastanesi'nde yatmakta olan hasta ve yakınlara çeşitli kitaplarınızdan yaklaşık yüz adet hediye etmişler. Ardından Kuran'ı Kerim ve "Kuran'da İhlas" isimli kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Mersin'de geçen salı günü halkımıza üç yüz adet yaşayan fosiller ve yaratılış tanıtımlı broşür dağıtılmış. 24 Nisan günü Kayseri Çaybağları'nda eserlerinizden hediye edilmiş halkımıza. 28 Nisan tarihinde Balıkesir'den kardeşlerimiz bir araya gelmiş, yemek yemişler, videolarınızdan izleyip çeşitli konularda sohbet etmişler. Diyarbakır'da çok sayıda iman hakikatleri ve Kuran mucizeleri anlatan eserlerinizden halkımıza hediye edilmiş. Adapazarı'ndaki kardeşlerimiz, Serdivan ilçesinde beş yüz adet "PKK'ya Çözüm" broşürlerinden dağıtmışlar. Ve 26-28 Nisan tarihleri arasında toplanıp kitabınızdan ve Risale-i Nur'dan bölümler okumuşlar. İstanbul'daki kardeşlerimiz 28 Nisan tarihinde evde buluşup kitap okuyarak sohbet etmişler. 27 Nisan'da Kızılay'da otuz adet kitabınız, 29 Nisan'da Ulus Metro çıkışında otuz adet kitabınız dağıtılmış. 30 Nisan ve 1 Mayıs'ta Bandırma ve Gönen'de yüz seksen dört adet kitabınız hediye edilmiş halkımıza. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel. 

KARTAL GÖKTAN: Son olarak İzmir Gültepe Mahallesi’nde de on adet kitap, elli adet belgesel CD'si; Toros Mahallesi’nde ise yirmi adet kitap ve yüz adet belgesel CD'si dağıtılmış 1 Mayıs günü maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bunlar zafer haberleri, güzellik haberleri. Böyle damlaya damlaya damlaya göl oluyor. Akıp gider sel oluyor. MaşaAllah, çok güzel.

Mehdi (a.s) talebeleri için diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); "Onların yaşantıları sadedir. Evleri sırtlarındadır." Yani sık sık ev değiştirirler. Bir orada kalır, bir orada kalır; çeşitli yerlerde kalırlar. "Eğer hazır olsalar tanınmazlar. Eğer kaybolsalar aranmazlar." Demek ki o zamanki yapıda bir egoistlik, bencillik bir sevgisizlik hakim oluyor. Bak, kayboluyor aranmıyor, hazır olsa tanınmıyor. "Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez." Yani bir toplu tepki, toplu bir direnç olduğu görülüyor. Peygamber (s.a.v.) söylüyor bunu, 1400 sene öncesinden söylüyor. "Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez. Eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez." Yani herkes birbirini tembihliyor, "Aman uzak durun" falan gibisinden. Mehdi (a.s) talebesi bunlar. Ve dünyanın en seçkin, gelmiş geçmiş en büyük topluluğu. Peygamberimiz (s.a.v.), "Sizden daha önemliler." diyor sahabeler için; "Sizin aldığınız sevabın elli mislini alacaklar." diyor. Ama gördün mü çilenin şeklini? Neyin karşılığı olarak Allah, onlara cenneti veriyor görüyorsunuz. "Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz. Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar." Yani zenginlik, köşe dönme kafası yok. Mal oldu mu, Allah için hemen dağıtıyor. "Ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri, hedefleri hep aynıdır." diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Gaybeti Numani, Sayfa 238. Ahir zamanın ne kadar feci olduğunu anlayın. Yani homoseksüeller, it kopuk, çakallar, hırsızlar, gaspçılar efendim hatta teröristler. "Sayın" diyorlar değil mi? Adamlar çay ikram ettiklerinde iftihar ediyorlar, ayakta duruyorlar PKK'lıların karşısında birçoğu, bazı gazeteciler; acayip hürmet ediyorlar PKK'lı diye. Aileleri falan da öyle. Mesela bir homoseksüelle tanışmak onlar için iftihar edeceği bir şey oluyor. Ama çocuğu bir Müslümanla tanışırsa akıl almaz ıstırap duyuyor, ayım bayım oluyor, mahvoluyor. Mesela farz edelim Süleymancı oldu yahut Mahmut Hocamız’la tanıştı yahut işte Şeyh Nazım Hocamız’a gitti; cinnet geçiriyorlar, "Mahvoldu çocuk" diyor.

"İmam Mehdi (a.s), güçlü otuz yardımcısıyla yalnız değildir." En yakın böyle işte -Bediüzzaman da söylüyor- kitaplarını yapmada yardımcı olan bir ekip var, "Sayıları çok azdır. Manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar." diyor. Seksen yıl öncesinden söylüyor bunu. 1980 yılında İstanbul'dan çıkacağını söylüyor Bediüzzaman. Ama seksen yıl öncesinden söylüyor. Daha Mehdi (a.s) doğmamışken söylüyor, "İstanbul'dan çıkacak." diyor ve "Darwinizm’e karşı mücadele yapacak ve yenecek." diyor. "Geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez. Ancak imanın nuruyla belki tanınabilir." diyor, "belki." Ama açıkça "İstanbul'da çıkacak." diyor. "Mehdi (a.s), Hazreti Ebubekir, Ömer'den de üstündür." diyor Peygamberimiz (s.a.v.), "Hatta bazı peygamberlerden bile üstün olacaktır." diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

OKTAR BABUNA: Hazreti İsa (a.s)'nın da imamı oluyor Hocam, İnşaAllah. Ulu'l azm bir peygamberin. 

ADNAN OKTAR: Evet, Ulu'l azm bir peygamberin imamı oluyor. Çok büyük bir olay. Hükümet şuanda Mehdiyet'i desteklediği için -görülüyor alenen üslup tam Mehdiyet üslubu- Allah yardımcı oluyor. İsrail de Mehdi (a.s)'yi beklediği ve desteklediği için Allah onlara da yardımcı oluyor. Her türlü felaket geliyor Mehdiyet’e karşı olanlara. Dikkat etsinler kendilerine, her türlü felaket geliyor peş peşe. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü