Harun Yahya

Sohbetler (13 Mayıs 2016; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz. 

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Kuleli, yeri göğü yıkıyor. Helal olsun aslanlara. Kuleli Askeri Bandosu, en kaliteli bandolardan bir tanesi, askeri bandolar içerisinde. Bayağı başarılılar. Eğitimleri de çok iyi aslanların. Hepsi koçyiğit. Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık sıhhat versin, zihin açıklığı versin. Allah hidayetle sarsın onları, her yerlerini nur kılsın, muzaffer etsin. Geleceğin kurmay albayları, korgeneralleri, orgeneralleri orada yetişiyor. MaşaAllah aslanlarımıza maşaAllah.

Cübbeli Ahmet Hoca, şeker hastalığına bağlı olarak ayağında oluşan ağrılı ödemlerden dolayı hastaneye kaldırılmış, operasyon geçirmiş. Allah şifa versin. O sağlığına dikkat ediyor mu acaba? Siz onunla bir ilgilenseniz.

Bir sevgi etiketi yapalım. "Sevgi Mucizedir" diyelim. 

BÜLENT SEZGİN: Evet, videomuzla programımıza devam ediyoruz.

VTR: Müslümanlar 'Vicdanları', Münafıklar İse 'Mantıkları' İle Hareket Ederler 

GÜLEN BATURALP: Programımıza devam ediyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

"Bugün AVM'ye Adnan Hoca gelmiş maşaAllah." Gençler resim çektirmek istiyorlar, ben de süratle hareket ediyorum. Ama tabii insan yine kıyamıyor öyle. Resim çektiriyorum onlarla. Ama yazık, ne kadar o tezgahtar çocukları ezmişler. Hep böyle huzursuzlar. Bakıyorum, müşteri geliyor; hiç içlerinde ne neşe var... Hayır, gelen kişilerde de bir sevinç yok. İltifat et, gönüllerini al, tanış değil mi? Kardeşin, sabahtan akşama kadar ayakta dikiliyor senin için. O kolay bir dert değil ki, o kolay bir iş değil ki. Sabahın sekizinde-dokuzunda geliyor, akşamın bilmem kaçına kadar ayakta duruyor o çocuklar. Bir hal hatır sor, "Nasılsınız?" de, bir şey de, gönül al. Kavgaya gelmiş gibi birçoğu. Yüzüne dahi bakmıyor. İnsan o karşındaki, gönlünü al. Genç kızların falan canım benim, yüzleri acayip çökmüş sevgisizlikten. Dost olun, ahbap olun. Ne güzel sen ticarete geliyorsun, güzel bir ticari dostluk da var ayrıca. İşte illa ki Mehdiyet, illa ki Mehdiyet.

Tayyip Hoca, Mehdiyet'e güzel hizmet ediyor. Delikanlımıza destek önemli. Öbür türlü vicdana sığmaz. Chatham House'un, İngiliz derin devletinin kimse oyuncağı olmasın. Milli delikanlıdır Tayyip Hoca. Millidir o. Bayağı da dürüst konuşuyor. Bu kadar öfkeyi hiç hak etmiyor, hiç. Çok samimiyetsiz buluyorum öfkeyi. Yazık günah. Bakıyorum, her yeri cennet gibi yapmış, sokaklar falan. Her yer tertemiz; binalar, AVM'ler falan. Ultra modern bir şehir yapmış. Ne istiyorsunuz? Bunun karşılığı mı bu? Her yerde imar faaliyetleri var, her yerde güzel sanatsal faaliyetler var. Tabii kendilerine göre yapmışlar ama olmuş yine de. Fakat bazı binaları çok soğuk yapıyor mimarlar. Biraz böyle yeşilliklerle falan iç içe. Binanın görünümü de iç açıcı olabilir, çok hoş olabilir. Beton yığını gibi yapıyorlar. Güzel olmuyor. Yani mimarlar biraz sanat ruhuyla olaya yaklaşsınlar, mühendisler mimarlar. Mühendise bir şey demiyoruz da mimar zaten adı üstünde sanatçısın sen. Aklına gelmiyorsa yabancı diğer eserlere bak, bir yerden ilham al; orada çok şahane buluşlar yap. Çok etkileyici, hoş bir görünüm verebilirsin.

Tayyip Hoca'nın derdi diktatörlük şu bu falan değil, yönetimi hızlı hareketle çabuklaştırmak istiyor benim gördüğüm. Ama başkanlık sisteminin tehlikesini de o arada önemsemiyor. Riskli o. Ama o partili cumhurbaşkanlığı çok çok makul. Çünkü hakikaten orada bir gariplik oluyor. Cumhurbaşkanının siyasi partilerle ilişkisi kesiliyor diyor ya, niye kesilsin? Hangi partiyle devam ediyorsa etsin. Anayasayı değiştirelim. Ama "Bu aşamadır" derse AK Partililer, bu felakete zemin hazırlar. Yani AK Parti'nin iktidar olmasını ortadan kaldırır. "Bununla bu konu bitti." diyecekler. 

"Hocamız’dan IŞİD teröristlerine değinmesini sabırla bekliyoruz." Koca Ömer. Kardeşim, terör zaten adı üstünde; kan, dehşet, şiddet... Bu, cennet ruhunda olan bir şey değil ki. Şiddeti kim ister? Tabii ki IŞİD'in şiddetine şiddetle karşıyız, fikren karşıyız. Ama şimdi bu insanların durumunu düşünmüyorsun ki. Bu insanlar Buhari, Müslim, Tırmizi, İbni Mace, Süneni Nesih, Süneni Davut okuyor. Gel, eğer sen de savunuyorsan bu kitapları, onlarla karşı karşıya oturtayım. Allah vermesin, bir süre sonra sen de IŞİD'li olursun. Çünkü adam sana hadislerden anlatacak, doğru olduğunu da göreceksin o görüşlerin. O zaman şöyle de, de ki, "Kuran'da ittifak edelim de bu sünnet adı altında uydurma hurafelerden de yakamızı kurtaralım. IŞİD'in felsefesi de böylece ortadan kalksın." de. IŞİD'in felsefesini ortadan kaldıracak, Mehdiyet'tir. Bu da Kuran'la olacaktır. Sen hadis kitaplarını kabul ettiğin müddetçe IŞİD'in yanına adım adım yanaşırsın. İstesen de istemesen de seni yener. Mesela Suudilerin ileri geleni dedi ki adam, "Biz adamları eleştiriyoruz ama aynı fikirler bizde var. Aynı görüşteyiz. Nasıl eleştiriyoruz biz?" dedi. Bu kitapların Kuran'la çelişen yönlerinin ortadan kalkması gerekiyor. Kuran'la mutabık yönler, tamam. Ama Kuran'da şiddet olmadığına göre bunun kaldırılması gerekir. Ama bombalayarak değil, öldürerek değil fikirle olur.

Fikret anlatabiliyor musun?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Anlat.

KARTAL GÖKTAN: Bursa'dan bazı kardeşlerimiz, geçtiğimiz günlerde çeşitli semtlerde yüz adet kitap ve bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar. Yerel bir gazete ve TV'ye ziyarette bulunarak yazar ve TV sunucusu Ahmet Emin Yılmaz'la sohbet edip sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Ayrıca farklı günlerde bir araya gelip sizin kitaplarınızdan okuyarak sohbet etmişler. Gebze'den kardeşlerimiz, bir araya gelerek Kuran'dan ayetler ve kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. 1 Mayıs günü de İzmit'te bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar bu şekilde. 3 ve 6 Mayıs tarihleri arasında Danimarka Kopenhag'ta fosil sergisi düzenlemiş kardeşlerimiz, 8 Mayıs'ta da altı yüz on iki adet "Evrim Aldatmacası" broşürü dağıtmışlar. Geçtiğimiz pazar günü Düzce'de beş yüz adet A9 TV broşürü dağıtılmış. Yine Pazar günü Küçükyalı'da üç yüz adet kitabınız halkımıza hediye edilmiş. Ankara'dan çarşaflı kardeşlerimiz geçen gün Ümitköy semtinde Harun Yahya kitabı ve A9 TV tanıtım broşürlerinden dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, ne güzel. Kuran'a uygun olan budur işte. Diyor ya, "Örtülü, yüzü açık değil." Yüzü açık değil, bu. Doğrusu budur. Uygulamaları da doğru. Ahzap Suresi'ne göre tam uygun hareket ediyorlar. Mesela diyor ki kardeşim, "Ben burada kendimi güvende hissetmiyorum." Bitti. Çarşaf. Ve bu tarzda olacaktır, Sadece gözleri görünecek şekilde. Kuran'ın hükmünü tam uyguluyorlar şuan bu kardeşlerimiz. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz 1 Mayıs'ta İnegöl'ün Kemalpaşa ve Turgutalp mahallelerinde altmış adet kitabınızı ve iki bin beş yüz adet A9 TV broşürünü dağıtmışlar. Kardeşlerimiz bu hafta Kayseri'nin Talas Haymana Bağları'ndaki evlere çok sayıda Harun Yahya eseri dağıtmışlar. Urfa'dan bir bayan kardeşimiz, AK Parti İlçe Başkan Yardımcısı Mehmet Aslan ve yetkililere iletilmek üzere çeşitli kitaplarınızdan kendisine vermişler. 5 Mayıs günü Balıkesir Üniversitesi öğrencileri ve kardeşlerimiz yemekli ev sohbetinde buluşmuşlar ve videolarınızı izleyip sohbet etmişler. Geçtiğimiz pazar günü kardeşlerimiz, Kayseri Mimar Sinan ve TOKİ'de bin beş yüz adet "İslam Birliği" ve "PKK'ya Çözüm" broşürlerinden dağıtmışlar. Bursa'dan kardeşlerimiz 1 Mayıs'ta piknikte bir araya gelmişler. Kitabınızdan ve Bediüzzaman'ın eserlerinden bölümler okumuşlar. 8 Mayıs'ta da Nilüfer'in Tuna Caddesi'nde iki bin yüz adet broşür dağıtmışlar. İstanbul'daki kardeşlerimiz, otuz Nisan günü Mecidiyeköy'de elli adet kitabınızın dağıtımını gerçekleştirmişler. Ayrıca bin beş yüz adet de broşür dağıtmışlar. Ankara'dan kardeşlerimiz, 27 Nisan ve 9 Mayıs tarihleri arasında Kızılay Ulus Metro çıkışı, Sincan, Lale, İncirli, Seyran Bağları, Keçiören, Dutluk, Abidin Paşa ve Kurtuluş'ta toplam yüz seksen adet Harun Yahya eseri ve altı yüz adet A9 TV broşürünü dağıtmışlar. 

ADNAN OKTAR: Ne güzel o mesela manav insan o kitabı alıyor, yavaş yavaş okur onu. Bir tane kitabı olur zaten iki-üç kitabı olur en fazla. O zaman gözlüğünü alıyor yemek yedikten sonra kahvesiyle onu yavaş yavaş okuyor. Ne büyük saadet onun için, ne büyük güzellik. İlk defa hurafeden uzak ve çılgın bir ruhla, akıl almaz bir üslupla anlatılan gelenekçi anlatımın dışında akıllı, gerçek, dürüst ve doğru bir İslam olduğunu görmüş oluyor. Müthiş bir heyecan. Çünkü din dedin mi, İslam dedin mi rüya alemi gibi anlatıyorlar, Alice Harikalar Ülkesinde gibi. Ve inanamıyor. Halbuki bizim anlattığımız hem doğru, Kuran'a dayalı ve kalbi de aklı da tam ikna eden bir anlatım. Allah'a şükür bizim anlatımımız da özellikle Darwinizm konusunda hükümete felsefi ana dayanak oldu. Eğer bir hükümet, felsefi dayanağı yoksa ayakta duramıyor. Mahvederler. Ama biz hükümete çok güçlü felsefi dayanak sağladığımız için iktidara, siyasi felsefi dayanak, hükümet kırat gibi. Enginleri alıp gidiyor. Son derece özgür ve rahatlar. Kimse bir şey diyemiyor. Sol bir şey diyebiliyor mu? Sol cinnet geçirirdi normalde. Çıtını çıkaramıyor. Felsefi olarak yenildi çünkü sol. Ezik AK Parti'nin karşısında. Yani karşısına çıkıp "Siz niye dini demagoji yapıyorsunuz?" diyemiyor. Yani dinle milleti kandırıyorsunuz diyemiyor. Çünkü dinin gerçek olduğunu gösterdik, dinin yalan olmadığını gösterdik, Allah'ın gerçekten var olduğunu gösterdik, Darwinizm’in de gerçekten yalan olduğunu gösterdik. Hükümet sırtını balistik çeliğe dayamış gibi oldu ve rahat rahat iktidarını devam ettirebiliyor yıllardan beri. Daha önce felsefi dayanağı olmuyordu. Adnan Menderes'i hemen götürdüler. Demirel, alıp alıp şapkasını gidiyordu. Felsefi dayanağı yoktu. Özal'ın da felsefi dayanağı yoktu, zor bela ayakta durabildi. Yani vardı da o zaman zayıftı bizim desteğimiz, o kadar güçlü değildi. Ama AK Parti devrinde müthiş olgunluğa ulaştı, muazzam bir güç haline geldi. AK Parti şuan çelik gibi, dimdik ayakta. Felsefi yönden hiç kimse yanaşamıyor. Sol başka yerde olsa cinnet geçirir, yeri göğü birbirine katar. Gıkını çıkaramıyor çünkü yenildi. Felsefesi yok solun. Sağa kayıyor CHP. Ve ciddi şekilde sağa kaydı çünkü CHP'nin de felsefesi yok. Yani Darwinizm’e dayanması gerekiyordu, diyalektik felsefeye dayanması gerekiyordu sol parti olduğu için. Diyalektik felsefeye dayanamıyor çünkü çürüttük, yok ettik. Sırtını dayayamadığı için CHP güç bulamıyor. O yüzden de çok yalpalıyor. Yani çok cılız savunabiliyorlar Darwinizm’i, çok çok cılız. Biliyor CHP tabanı Darwinizm’in olmadığını. O yüzden tek çözüm sağa kaymak oldu. Sağa doğru da tam gidemiyorlar. Halbuki bence direkt sağa solun en sağına gelsinler yahut sağın en soluna gitsinler; ikisinden birini seçmeleri lazım. Ama onların yapacağı solun en sağına gelmek olması lazım. Solun en sağına gelsinler, çok rahat iktidar olurlar. 

KARTAL GÖKTAN: İki faaliyet daha vardı Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Evet. 

KARTAL GÖKTAN: Eskişehir merkezde seksen kitap ve bin beş yüz adet A9 ve PKK broşürü dağıtılmış. Son olarak da İzmir'den kardeşlerimiz; Güzelbahçe, Konak Meydan, Otokent ve Cumhuriyet Meydanı'nda sekiz yüz elli adet broşür ve otuz adet kitabınızı halkımıza hediye etmişler maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Kardeşim, her yere nur yağıyor. Sebep olanlardan Allah razı olsun. Nur yağdırmışlar. Çok büyük bir ferahlık. Felaketi de önleyen bir güzellik. Allah belayı alır. Çünkü adam Allah'a dönüyor, İslam'a dönüyor. Allah belayı alır.

Chatham House'a, İngiliz derin devletine Tayyip Hoca’yı yedirmeyiz. Bunu unutacaklar. Kendi kendilerini yiyebilirler. Ama Tayyip Hoca’yı yedirmeyiz. Tayyip Hocam’a da helal olsun, homoseksüellere bugün dümdüz gitmiş. "Batı'da eşcinsel evlilik konusundaki tartışmalarda gösterilen sözüm ona özgürlük, hak ve hukuk hassasiyetini kendilerine yardım eli uzatan çocuklardan kadınlardan esirgeyenlere yazıklar olsun." diyor. Çok güzel konuşmuş. Yedi ceddine rahmet olsun. Tayyip Hocam’ı gözü kapalı desteklesinler. Beni biliyorsunuz, özgür düşünen bir adamım. Katılık yok. Ben AK Parti yanlış bir şey yaptığında şiddetle üstüne giden birisiyim. Hiç gözümü kırpmam. En ufak bir şey olduğunda şiddetle üstüne gidiyorum. Ama Tayyip Hoca hakikaten harbi delikanlı, has bir delikanlı, dürüst doğru ve milli bir delikanlı. Hiç tereddüde gerek yok. "Diktatör" falan bu çok ayıp. Kolay idare etmek ve kolay manevra için bunu istiyorum. Görüyorsunuz daha hala karşısına çıkıyor, Chatham House habire oradan buradan karşısına adam çıkarmaya kalkıyor. O da zorda kaldığı için herhalde böyle bir çözüm düşündü. Ama getireceği riski de düşünmesi gerekir. O yüzden partili cumhurbaşkanlığı tamam. Bir daha istesin, bir daha seçelim. En az yüzde altmış oyu var. Gönlü rahat olsun.

Homoseksüelliğe hiçbir şey söylememişti iktidarı döneminde. Ama biz kabadayıca çıkıp aslan gibi kükreyince koçyiğittir Tayyip Hocam da, o da delikanlılığını gösterdi gereğini yaptı. Bütün Rus gazetelerinde falan her yerde çıkmaya başladı. Bütün dünyayı tırsıtmışlar. Zorla millete homoseksüel propagandası yapıyor. Bu bir kir, bu çok korkunç bir şey. Bunun neyinin propagandasını yapıyorsunuz? Tayyip Hocam da kükremiş, helal olsun. Yalnız AK Parti'yi destekleyenler hep bir şey bekliyorlar. Ben hiçbir şey beklemiyorum ve hiç bir şekilde beklemedik de. Dava adamı bir şey beklemez. İlla yanaşsınlar işte saraya gitsinler. Gidip vaktini almaya çalışıyorlar, konuşuyor, bir yerde işte bir işi oluyor onun desteğini almaya çalışıyor. Kardeşim, o insanın başında bin bir türlü dert var. Senin işin mi önemli onun yapacağı işler mi önemli? Bırak, yakasına yapışma. Bırak senin dünyevi işlerini. Kimle hallediyorsan hallet. Cumhurbaşkanına gidip anlatılır mı? Karnı ağrısa cumhurbaşkanına gidiyor. Çok münasebetsizlik bu. Böyle şey olmaz. Zaten yoruluyor, akşama kadar bin bir türlü iş var. Çok zor bir şey cumhurbaşkanlığı. Çok eğlendirici bir şey zannediyorlar. Eğlendirici değil çiledir cumhurbaşkanlığı, bayağı zordur.

Maç mı var? Baksana ta buralara geliyor. Fenerbahçe-?

BEYZA BAYRAKTAR: Beşiktaş.

ADNAN OKTAR: İki yaman rakip, iki yaman takım. İkisi de kardeş sakın aralarında bir niza falan olmasın, Fenerbahçeliler de aslandır Beşiktaşlılar da aslandır. Her ikisi de koçyiğittir. Spor güzel. Bağırıp çağırıyorlar, deşarj oluyorlar, o da güzel. Ama kırıp yıkma, üzme olmaz. Mesela geçen Batman Spor herhalde kardeşim düşmana bile öyle vurulmaz. Allah'tan kork. Böğrüne, sırtına bütün gücüyle vuruyor öldürmeye kastetmiş gibi. Ne yaptı o adam sana? Ne yaptı? Tanımaz bilmezsin. Bilmediğin adama niye vuruyorsun? Bilsen de vurulmaz da bilmiyor tanımıyorsun. Habire vuruyor. Adam, aşağı düştü adamcağız. Öldüreceksin adamı, Allah esirgesin. Allah korumuş, ölmemiş. Bütün gücüyle vuruyor. Nasıl bir zulüm bu? Yazık günah.

Tayyip Hoca neye uğradığını şaşırdı. Elini bir yere atıyor, adam hortlak çıkıyor; elini bir yere atıyor, canavar çıkıyor; sırtını bir yere dayıyor, gulyabani gibi bir şey çıkıyor. Bu nedir böyle? Çok ayıp, çok çirkin. O da bizim kardeşimiz, dava adamı. Yazık günah. Bu kadar üstüne gidilmez. Olsa herkesten önce ben eleştiririm. Olduğunda zaten eleştiriyorum. Ve benim AK Parti'den hiçbir çıkarım yok, hiç, sıfır yani. Ama doğruyu söylemek lazım, dürüst olmak lazım. Bırakın, ne güzel güzel hizmet ediyor. Çıktım, her yer cennet gibi olmuş. Ankara öyle, İstanbul öyle, Adana öyle. Ellemeyin, bırakın hizmet etsin. Ne güzel. Şevki de var elhamdülillah. Ancak dindar bir insan bu kadar şevkli olabilir. Böyle bir insan da kolay kolay bulamazlar. Bu kadar atılımcı, şevkli bir insanı bulamazlar. Nesine lazım? Gelmiş altmış küsur yaşına, diktatör olup ne yapsın diktatörlüğü? Bütün ömrü boyunca süründü, çile çekti. Diktatör olup ne yapacak? Hayatı ortada, çoluğu çocuğu da ortada. Onlar da ortaya çıkmıyorlar artık. Onları da yıldırdılar. Bırakın rahat yaşasınlar, normal yaşasınlar. Özetle Tayyip Hoca’ya, kılına dokundurtmayız. Bunu unutacaklar. Kanunla hukukla. Densizlik istemiyoruz. Ama tabii demokratik mücadele güzel, ona bir şey demeyiz.

Fener-Beşiktaş maçı yok mu? Saat 22:00'de Fenerbahçe-İspanyol takımıyla basketbol maçı yapacakmış. Avrupa şampiyonluğu yarı final maçıymış. Onu izlemek için toplanmıştır, Fenerbahçe İspanyol takımıyla. Kardeşim, mehteri getirsinler. Mehter takımıyla olay biter. Yeri göğü inletsinler. Ama iyi oluyor gençlere hareket oluyor. Heyecanlanıyorlar, canlanıyorlar. Baksana yıkıyorlar ortalığı. Adam dövme falan onlar çirkin. Tabii bağırsın çağırsın, bunlar güzel. Koşuşturma güzel. Ama içlerinde bazen çocuklar gençler oluyor, yaşlı adamlar oluyor yahut bayanlar oluyor falan çok özen göstermek lazım.

Kuleli Askeri Lisesi'nden marş sesi geliyormuş. Hay benim aslanlarım hay, hay benim koç yiğitlerim hay. Allah nurunuzu artırsın aslanlarım. Onlar hepsi Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in evlatları. Hepsi Cenab-ı Allah'ın nuru. Allah yollarını açık etsin, kalplerine ferahlık versin. Bugün çok sevdiğim bir parçayı çalıyorlardı. Bayağı güzel çalıyorlardı maşaAllah bandoyla. Şimdi yeri göğü inletiyorlar, aslan onlar aslan. Allah hepsinin ömürlerini uzun etsin.

KARTAL GÖKTAN: Sekiz askerimiz şehit olmuştu Adnan Bey. Hakkari'de çatışma çıktı sabah.

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanlarım, hay benim koç yiğitlerim. Görebiliyor muyum resimlerini? 

KARTAL GÖKTAN: Şuan resim yoktu. Çatışmada altı kişi şehit oldu, iki kişi de helikopterin arızalanması neticesinde düşmesiyle şehit oldu. 

ADNAN OKTAR: Nurlarını görelim de nurlarından istifade edelim. Onlar nur, onlar nur.

Bak, Tayyip Hocam’ın aslanlığına bak; camiye biraz geç gelmiş, en arka safta namaz kılmış. Devletin başı. Bu insanın güzelliğini iyi görmek lazım. Bütün ömrü çileyle geçti bu delikanlımızın. Tabii gencecik  delikanlıydı geldi iktidara görüyorsunuz nasıl yaşlandı, nasıl zor çileler çekti. Daha hala bu çilenin içerisinde ve aslan gibi de mücadele ediyor İngiliz derin devletiyle. Bir Amerika bir şey diyor -Amerikan derin devleti-, bir İngiliz derin devleti bir şey diyor. Bir de içeriden de hainler çıktı. Bak buna rağmen dimdik ayakta. Mehdi (a.s) yardımcısı, Hazreti Hızır (a.s) da yardımcısı. Yani ekibi hiç boş olmuyor. Söyleyeyim, gönlü rahat olsun. Yani öyle diyeyim de anlasın. Nereye gitse ekibi boş değil. İlla ki ya bir sandalye şeklinde ya bir şey şeklinde hep yanındalar. Yani hiç gönlü rahat olsun. Yazık günah, ben bu kadar yüklenilen bir insan görmedim. Ne kadar ayıp, çirkin.

"Sevdiğim, güzel yüzlüm, keskin bakışlım, Allah aşkıyla çok sevdiğim nurum. Sen karanlığı delen yıldızsın. Hidayetime vesile olan sevgi öğretmenimsin. Allah'a aşığım. Allah'ı en çok sen bana hatırlatıyorsun. Allah için sana aşığım. Çok seviyorum. Rabbim sonsuza kadar seninle beraber kılsın. Tertemizim, misim." diyor. Bingöl'den yazıyor bu hanım kardeşimiz maşaAllah. Kürt bu kardeşimiz, aslan, aslan.

"Gül yüzlüm, her gördüğümde kalbim yerinden çıkacakmış gibi heyecanlandığım, Allah aşkıyla sevdiğim, kıymetlim, ruhum, en sevdiğim sen hayatımdaki en anlamlı varlıksın -insan olarak- senin hep yanında olmayı isterdim." diyor Yağmur.

Şiddet içeren filmler, şiddet içeren başka konular falan bunlar olmaz. Bunlar ruhlarda çok tahribat yapar, sinirleri de gerer. İnsan çok zayıf varlık, kasılır filmi seyrederken bile kasılır. Eli ayağı, her yeri kasılır. Hasta olur. Yapmasınlar onu. Bu genç kızların da bir programlar yapıyorlar, "Ya abi ya" falan diyor. "Abi" diye, genç kız "Abi" diye konuşur mu? Nereden çıkmış bu böyle. "Abi" diye erkek gibi konuşuyorlar. Sen genç kızsın. O sertlik, o üslup çok ürkütücü. İnsan kasılıyor. Aslan gibi delikanlısın. Kibar, kadına yakışır tarzı göstersene. Bir de "Oha" çıkartmışlar. Ne kadar çirkin bir şey. Mesela güzel bir şey görüyor "Oha", biri bir başarı gösteriyor "Oha". Öküze söylenirdi köylerde falan. Nereden çıkarıyorsun bu çirkin lafları? Bir de ne? "Aynen". Ne desen, "Aynen". "Ben seni çok seviyorum." diyorsun, "Aynen". "Hadi yemek yiyelim." "Aynen". Bu kadar özenti olmaya ne gerek var? Kardeşim, modern olmak istiyorsan genel kültürünü artır, bilgini artır; klas, kaliteli ol. Bununla ne alakası var onun? Biraz sıradan olmuş oluyorsun. Yakışmıyor yani hoş durmuyor.

Yarın Sümeyye'nin nikahı varmış. Tayyip Hocam bayağı mutludur. Nikah şahitliğini Davutoğlu yapacakmış. İyi olmuş. Arada kavga var diyenlere çok iyi tokat. Çok iyi olmuş. Sümeyye kardeşe tebriklerimizi sunuyoruz, Sümeyye Hanım’a. Tayyip Hocam’ı da tebrik ediyoruz. Ne mutlu ona, torunlar var efendim iyi güzel. Ama kendini çok üzmesin, yormasın. Cumartesi-pazarları kendine ayırsın. Yatsın, uyusun, dinlensin, fasıl getirttirsin. Hiçbir şey olmaz. Eğlenmek onun da hakkı, dinlenmek onun da hakkı. Gece-gündüz, gece-gündüz olmaz.

Bir de "Sıkıntı yok" kelimesi ne kadar itici bir genç kız için. Mesela diyorum ki "Seni evine arabayla göndereyim." "Yok, sıkıntı yok." "Nasılsın?" "Sıkıntı yok." O kelimeyi kullanmasınlar. Genç kızlara yakışmıyor. Adam ruhsal bir rahatsız olur da "Sıkıntım yok." diyebilir, "Sıkılmıyorum." diyebilir. Ne alaka her şeye "Sıkıntı yok, sıkıntı yok." Güzel bir kelime değil. Olmuyor. "Benim karı arızalı." Ne kadar çirkin. Bir kere karı lafı çok çirkin. "Hanımım" de, "Eşim" de, "Kadınım" de, de de de yani. "Karım" diyebilirsin ama "Benim karı" çok çirkin. "Arızalı" zaten rezalet bir ifade. "Arızalı" çok kötü. “Arıza çıkarttı” bilmem ne, mesela “huysuz bir tavır gösterdi” diyebilirsin. “Rahatsız edici tavırlar gösterdi” diyebilirsin. Kelime mi yok? Birde “kasma” işte “İngilizce kastım, Fransızca kastım” yani ders çalışmaya kasma diyor ona. Din hocaları da mesela ne kadar çirkin; din hocası bunu söyler mi? “Din dersi kastın mı?” diyor. Onlara yaranmak mecburiyetinde misin sen aklı başında adamsın sana yakışır mı? Ne kasması? O kelimenin yeri orası mı?

Tayyip Hocam, cumhurbaşkanlığıyla ilgili açıklaması tamam yani Partili Cumhurbaşkanlığı ama bununla bu konu bitti desin. Artık gerilim olur ondan gerisi. Başkanlığı ne yapacak? Hiçbir işine yaramaz. Partili Cumhurbaşkanlığını açıklasın anayasada ilgili maddeyi çıkartsınlar, yetkisi azsa yetkisini çoğaltalım, bir elastikiyet kazanmak istiyorsa o olur tamam ama bununla kalalım artık daha ilerisi olmasın. Durup, durup bu bir aşama derseler o zaman çok zor bir durum meydana gelir, bu gerilim meydana getirir.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki, Resulullah (s.a.v.) “Ümmetim üzerinde korktuğum şeylerin en korkuncu” diyor “Lut kavminin işidir.” Yani homoseksüelliktir diyor. “En korktuğum budur” diyor. “En tiksindiğim budur” diyor. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki, “Lut kavminin iğrenç fiilinin” bak iğrenç diyor Resulullah (s.a.v.) iğrenç, ikisi birbirinin pisliğini karıştırıyor çünkü “iğrenç fiilini işleyen kimse melundur lanetlenmiştir” diyor. Kütübi Sitte’nin hepsinde var.

Tayyip Hocam’a helal olsun bak homoseksüelliğe karşı da tavrını açıkça koymuş güzel olmuş. Bunu Türkiye’de kimse dile getiremiyordu. Tek ben dile getirdim. Allah razı olsun Cumhurbaşkanı da arkasından gereken cevabı verdi, hemen akabinde homoseksüelliğe karşı net tavrını koydu gayet güzel, helal olsun. Allah’ın kontrolünde, Allah’ın yardımı onun üstüne gönlünü hiç sıkmasın, kalbini hiç sıkmasın, gözünü kapasın geçsin sıkıldığı yerlerden hiçbir şey olmaz.

“Tayyip Hoca ne çilesi çekmiş ki? Adam saraylarda yaşıyor.” Mehmet Güngör söylüyor bunu, ya elini vicdanına koy bir samimi düşün, samimi konuş, daha düne kadar gecekonduda yaşıyordu, ufacık da bir evi vardı çoluk çocuk hepsi beraber bir yerde küçük küçük evlerden oluşan bir yerde yaşıyorlardı. İlk defa saraya geçti, sarayın bir odasında yaşıyor, çaka çaka dolu bütün devlet ricali kullanıyor, herkes kullanıyor, halk da kullanıyor. Altmış küsur yaşında geldi akşama kadar sürekli geziyor zaten bir oraya gidiyor, bir buraya gidiyor. Geldiğinde de gelip burada vurup başını yatıyor, bazen de evine gidiyor, bazen oraya gidiyor. Zaten çok az uyuyor. Onu da çok görüyorsanız çok çok ayıp edersiniz. Saray olup da nedir? Normal bir bina onun bir odasının bir bölümünde uyuyor. Sarayı herkes kullanıyor. Birde sarayı kendi keyfi için yaptırmadı ki. İslam’a, devlete hizmet olsun diye yaptırdı. Hakikaten de biz Ankara’da yer bulamadık, bulsak ben tavsiye edecektim oraya geç diyecektim, yer yok Ankara’da mecburen orada olacak nereye gitsin? Ne yapsın? Bu görevler nerde yapılır, nasıl yapılsın? Bize bina gösterin tavsiye edelim. Gecekondu mahallesinde apartmanda yaşıyordu, üstüne gitmeye kalktılar bir ara biliyorsun güvenlik bile yoktu.

 “Üniversiteleri terörden temizleyeceğiz” demiş Tayyip Hoca, onu ben söylemiştim biliyorsunuz. Komünistleri üniversiteden temizleyin diye. Hepsini yapıp temizleyeceğiz diyor. Helal olsun Tayyip Hocam’a. Normal bizim insanımız yani Türkiye’nin çektiği çileyi, ıstırabı yaşayan bizim insanımız, kendi insanımız bize yabancı olan birisi değil. Adam geliyor bize yabancı tanımıyoruz, bizim hiç anlamadığımız şeylerden konuşuyor. Hiç anlamadığımız felsefeden bahsediyor. Mesela Rahmetli Demirel işte “Suudi Arabistan’a gitsin kızlar” diyor. Kardeşim bunu diyeceğine “Kanun hukuk buna müsaade etmiyor. Görüyorsunuz Türkiye’nin durumunu, bütün devlet kurumları karşı şuan buna karşı bir tavır göstertmeniz doğru olmaz” de. Suudi Arabistan’a gitsin denir mi genç kızlara, el kadar çocuklara? Ne kadar rencide edici bir şey. Sokağa çıkıyorlar millet de onlara laf atıyor bu sefer Suudi Arabistan’a gidin bilmem ne falan idi mesela Allah’a şükür şuan yok.

Gezi döneminde bir yıl içinde iki darbe girişimi atlattık. Alenen darbeydi. PKK terörüyle o mücadele ediyor maşaAllah bayağı azimli. Ortadoğu gibi yanan, cehennem gibi coğrafyada gül gibi yaşıyoruz. Savaş yok, kargaşa yok, savaşın içine girmedik. Ekonomi bayağı güçlü.

Hafta sonları dinlensin, cumartesi, pazar Tayyip Hoca dinlensin. Onda hiç taviz vermesin, fasıl da getirtebilir, yarım saat, bir saat şey yapsın, gezinsin böyle açık. Mesela sarayın, saray mı ne diyorlar oraya? Külliye; bahçe de yok orada, bir şey de yok. Yeşillik yerlere gitsin. Açık vardır ahbaplarının falan dostlarının çağırsınlar onlar da o nezaketi gösteriyorlardır zannediyorum. Öyle bağlık, bahçelik yerler varsa oraya gidip böyle dinlensin. Bu kadar üst üste, üst üste olmaz.  

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Gizlenen Ahir Zaman Mucizelerinden -2- Afganistan’ın İşgali

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü