Harun Yahya

Sohbetler (16 Mayıs 2016; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Ne diyelim? Sevgi ile ilgili bir etiket yapalım. "Sevgi Dünyanın Süsüdür" diyelim. Sevgi dünyanın süsüdür.

Dünyadaki bu akan kanlar, İslam aleminin paramparça olması, birbirini kırıp dökmesi, çekilen acılar, homoseksüelliğin böyle yayılması, ateizmin bu kadar yayılması, Darwinizm’in bu kadar güçlü olmasının nedeni; tek sebebi İngiliz derin devletidir. İngiliz derin devletini bütün devletler deşifre etsin. Bütün hükümetler üstüne gitsin. Deccaliyet yok olacaktır. Deccal, İngiliz derin devletidir ve onun ideolojisidir. Arap ülkeleri, gariban Arap ülkelerinde binlerce yancıları var. İngiliz derin devletinin yancıları; çoğu züppe, çakal, bilmiş, enaniyetli, Arap'ların en akıllısı olduğu kanaatinde. Kimi Pakistanlıların en akıllısı, öbürü Ürdünlülerin akıllısı olduğu kanaatinde. Ve kendi milletlerini beğenmiyor bunlar. Mesela Mısır'ın ukala züppeleri var, İngiliz derin devleti ile iç içe, onlara yakayı kaptırmış homoseksüel İngiliz derin devletinin ajanları var Mısırlıları hiç adam yerine koymuyor, hiç sevmez. Kendilerinin ultra modern, ultra zeki, herkese tepeden bakan, muhteşem varlıklar olduklarına inanıyorlar. Daha önce de derin devletlerin özelliğiydi, biliyorsunuz; hep halka tepeden bakarlar, adam yerine koymazlar, ezerler, öldürmeye kalkarlar. Ve ana felsefeleri Darwinizm, homoseksüellik ve Rumilik. Rumilik olduğunu sonra anladık. Darwinizm’i biliyorduk. Ama İngiliz derin devleti akıl almaz sinsi. Hep "Amerika CIA" derler. Amerika köylü bir toplumdur. Garibandır Amerikalılar. Yüz-yüz elli sene önceki kültürleri neyse tıpkısının aynısıdır. Tek katlı evler; ziraatla uğraşır, hayvancılıkla uğraşır, petrolle uğraşır. Hepsinde o köylü alameti vardır. Ama bu Amerika'ya tabii müthiş bir süs veriyor. Çünkü köylülük çok güzel bir şey. Fakat köylü saflığı, köylü mazlumluğu vardır. Güvercin gibi saftırlar Amerikalılar. Ama İngiliz derin devleti bunların yakasını yüz yıldan, yüz elli yıldan beri bırakmıyor. İç savaş falan hepsini organize eden onlardır.

Amerika'nın dikkat edin, hiç sanatçısı yoktur. Heykeltıraşı, ressamı, şairi... Hiçbir şeyi yoktur. Yüz yıldan beri, yüz-yüz elli yıldan beri yok. Oraya maceraperest Amerikalılar gitmiş zamanında işte çeşitli katiller, suç işlemiş kriminal tipler... Mesela İngiltere'de cinayet işlemiş, oraya gitmiş; Fransa'da cinayet işlemiş, oraya gitmiş... Çünkü orada kanun hukuk olmadığı için, iade imkanı da yok. Her türlü kriminal tip oraya gitmiş zamanında, yüz elli yıl önce falan. İşte altın arayıcıları falan oraya yerleşmişler. Orada bir yerleşik köylü bir düzen kurmuşlar, tek katlı evler yapmışlar falan filmlerde görüyorsunuz ya. Ama çok şirindir, benim en sevdiğim hayat. Mesela bahçelerinde hiç öyle engel falan yoktur. Bir köylü dostluğu vardır, köylü arkadaşlığı vardır ki en makbul olanı odur. İngilizler bunların üstüne heyula gibi çöktüler. CIA'i kurdular ve dünyayı mahvediyorlar. Rusya da öyle, köylü toplumdur Rusya. Çok merttir, dürüsttür Ruslar, çok temizdir. Onlar da öyle, imparatorluktan kalma gelenekleri vardır. Biraz da Osmanlı ahlakı vardır onlarda, Osmanlılarla çok içli dışlı oldukları için. Köylü bir toplumdur Rus toplumu. Ama aristokrattır İngilizler. Ve tepeden bakıyorlar, her iki tarafı da yönetiyorlar. Onun için bütün mesele İngiliz derin devletiyledir. Dikkati oraya vermek lazım. Binlerce yancısı onların emrinde, bedavaya çalışıyorlar. Çok az kısmına para veriyorlar. Yani onlara yancı olmak zaten onlar için bir şeref gibi oluyor. Mesela Bangladeşliler var, Hindistanlılar var; İngiliz yancısı olmak onlar için zaten şereflerin en büyüğü. Gidip onlarla bir kere yemek yiyebilmek mesela bir yazarın yanında resim çektirebilmek... Gariban gariban sırıtıyorlar onların yanında. Öyle acı acı sırıtıyorlar. Onlar da onları hani maymunla resim çektiren yabancılar oluyor ya Afrika'da, maymunla resim çektiriyor gibi çektiriyorlar. Mesela elini omzuna koyuyor, kafasına falan koyuyor, maymunla resim çektirir gibi. Zaten onları geri ırk olarak görüyor, ilkel ırk olarak görüyor; değerli görmüyor yani gelişmemiş ırklar olarak görüyor. Türk ırkı, Pakistanlılar falan onlar için hep ara ırklar. Onlar da İngiliz ırkına müthiş hayranlar. Kardeşim senin İngiliz ırkından olman mümkün değil ki. Genetik olarak imkanı yok. Sadece onların yancısı olacaksın sen ve kölesi olacaksın. Ezim ezim eziliyorlar. İnsan acıyor. İngiliz aksanıyla İngilizce öğreniyorlar, çocuk gibi tiyatrolara çıkarıyorlar bunları alkışlıyorlar. Rumi aşağı Rumi yukarı. İngilizler de tam yerinden yakalamışlar; Rumilik.

"Her bir zamanın insi bir şeytanı vardır." diyor. Yani deccali vardır. "Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruhu gaddar fitnekarane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el hannas altı fütuvatıyla” şeytanın adımlarıyla “Alem-i İslam'ı ifsat için insanlarda ve insan cemaatindeki habis membaları ve tabiatındaki muzır -zararlı- madenleri fiili propaganda ile işletiyor, zayıf damarları buluyor." diyor. Mesela zayıf işte yalakalık yapmak isteyen, yancılık yapmak isteyen zavallıları buluyor diyor, deccal. "Kiminin hırs-ı intikamını" İntikam hırsını mesela Müslümanlara pislik yapmak için İngiliz derin devletiyle anlaşıyor, onlara sığınıyor ki Müslümanlara oradan saldıracak. İngiliz derin devletiyle ittifak ettiğinde oradan vuracağını zannediyor. "Kiminin hırs-ı cihanı" Makam hırsını; 'Belki' diyor, 'Milletvekili olurum. Belki işte milletvekilinin yancısı olurum’ falan. Onu da makam olarak görüyor. "Kiminin tamahını" Yani, 'Belki para verirler. Bir çıkar sağlarım.' İşte yiyecek içecek verirler diye. "Kiminin humkunu" Aklının zayıf olmasını, ahmaklığını. Kendini çok zeki zannediyor ama zeki fakat ahmak. Bu çok önemlidir. Akıl almaz zeki fakat ters orantılı olarak akıl almaz ahmak. "Ahmaklığını, kiminin dinsizliğini" Adam ateist dinsiz olmuş. Ateist derken bildiğimiz ateist değil dine saldırmak isteyen küfre düşmüş, dinsiz. "Kiminin dinsizliğini" öfkeli dine karşı. 'Nasıl karşılık veririm' diyor. "Hatta en garibi" diyor, "kiminin de taassubunu" gelenekçi cahil hocaları, gelenekçi bazı cahil hocaları din adamlarını "işletip siyasetine vasıta ediyor." diyor deccal. İngiliz derin devletini anlatıyor Bediüzzaman. Tabii Bediüzzaman "İngiliz derin devleti" diye direk söylemiyor. Deccaliyet olarak anlatıyor. Ama sistemin bu devirde ifşa olması Allah'ın bir harikası. Çünkü deccaliyetin ana özelliği gizli olmasıdır. İngiliz derin devletine Bediüzzaman dikkat çekmiştir ama herkese de dikkat çekmiştir. Ama asıl beyin odur. İngiliz derin devletidir. Bediüzzaman'ın tabii böyle bir ifadesi yok "İngiliz derin devleti" diye. Şuan bu ortaya çıktı, ahir zamanda ortaya çıktı. 

OKTAR BABUNA: Sizin vesilenizle MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Hepimizin vesilesiyle, sizlerin de vesilesiyle. Bak, "tabiatlarındaki muzır -zararlı- madenler" diyor. Mesela fitneye açık, vicdanında var. Mesela pislik yapmak, casusluk yapmak, kargaşa çıkartmak, Müslümanları huzursuz etmek, Müslümanları tehdit etmek, ahlaksızlık yapmak, adilik yapmak, komplo-oyun oynamak ve Müslümanları tuzağa düşürüp onun şeytani zevkini almak için "tabiatındaki muzır -zararlı- madenleri fiili propaganda ile işlettiriyor," Fiili propaganda nedir? Gazeteler, yazılar, internet yazıları... Fiili propaganda denen budur. "Fiili propaganda işlettiriyor, zayıf damarları buluyor." diyor. Buluyor yani adam buluyor. Mesela nerede avanak var nerede görgüsüz var nerede tamahkar var; tek tek, madde madde yazmış. "Kiminin hırs-ı intikamını" Müslüman’dan mesela intikam almak istiyor. Bir yere dayanması gerekiyor ki oradan saldırsın. “Kiminin hırs-ı cihanını” makam hırsını; büyük olacak dünya çapında, ünlü gazeteler falan ondan bahsedecek. Herkes tanıyacak televizyonlar falan. "Kiminin tamahını" Yemek içmek, kıyafet, belki bir para mara verirler diye. "Kiminin humkunu" Aklının zayıf olmasını, ahmaklığını. Bak, "zeki değil" demiyor. Çok zeki ama ahmak, "humkunu" ahmaklığını. "Kiminin dinsizliğini" dine karşı düşman, bir yere dayanıp saldırması lazım. "Hatta en garibi, kiminin taassubunu" İşte gelenekçi cahil hocalardan bayağı adamlar var bunların. Rumiler, Rumi şeyhlerden bilmem nelerden çok fazla adamları var. Nakşibendilerden de var, Kadirilerden de var. Var, her yerden var. Nurcuların içerisine de sızmışlar, oradan da adamları var. Her yerde var adamları. "Siyasetine vasıta ediyor." diyor, İngiliz derin devleti yani deccaliyet. Bunların çözümü deşifre olmasıdır. Şimdi bakın, deccaliyetin üstüne özellikle gidiyorum. Bir süre sonra kuduracak, göreceksiniz. Deccal ölmeden önce bir kudurur. Acayip debelenecek. Çünkü deşifre oldu. Bütün İslam alemi bu İngiliz derin devletinin üstüne gitsin. Tabii ilimle, irfanla; tankla, topla, kılıçla değil. Hukukla kanunla. Mesela İslam Birliği teşkilatları vardır, hepsine hakim İngiliz derin devleti. Hiç kıpırdayamıyorlar. Suriye sınırını çizmişler. Cetvelle çiziyor. İngilizler çizdiler. “Masanın üstüne, getir bana cetveli.” diyor. Elinde puro, viski bardağı da orada duruyor;  "Getir bana cetveli. Suriye'yi ben hemen yapayım size." Diyor getiriyor. Bir çekiyor çizgiyi; "Bu taraf Suriye, burası da Irak. Bu kadar. Hadi bakayım şimdi gidebilirsiniz." diyor. Bütün casuslar homoseksüel aşağı yukarı. Büyük bölümü homoseksüel. Bu büyük belaya karşı çok uyanık olmamız lazım. Evet, şimdi bunlarla ilgili bir filmimizi izleyelim. Sonra konuya devam edeceğiz. 

BÜLENT SEZGİN: Videomuzla programımıza devam ediyoruz. 

VTR: Münafıkların Dostu Müminler Değil İnkar Edenlerdir

SİBEL YILMAZTÜRK: Adnan Oktar'la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Buyurun Hocam. 

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: İsterseniz haber okuyabiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet, oku bakayım bir haber.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Amerikan gazetesi New York Times Sykes-Picot Anlaşması'nın yüzüncü yılı sebebiyle 1920’de çizilmiş ve Türkiye’yi bölünmüş olarak gösteren bir harita yayınladı. Ve “1920’lerdeki bu harita geçerli olsaydı Ortadoğu kurtulabilir miydi?” yorumuna yer verdi.

ADNAN OKTAR: Densizliği bıraksınlar. Birleşmek mutluluk getirir, bölünmek mutluluk getirmez. Bölünmek kolay yok edilmek için bir oyundur. Küçük lokmayı, adam canavar daha kolay yutuyor. İngiliz derin devleti küçük lokma olunca kolay yutacağını düşünüyor. Mesela Suriye boğazına takıldı. Suriye’yi yutamadı, gırtlağında şuan ama debeleniyor, yutmaya çalışıyor. Suriye’nin bölünmesine müsaade etmemek lazım. Bütünlük güzeldir. Bütün İslam alemi birleşsin. Hepsi birbirini sevsin. En az böyle işte istiyorlar ama bu çok küçük bir bölümü. Adamlar; 26’ya bölmek isteyenler var, 30’a bölmek isteyen var. İstanbul’u ayıralım diyorlar. İzmir’i ayıralım diyorlar. Böl de böl. Önü sonu yok. Böyle bir şey olmaz. Bu konuyla ilgili filmimiz vardı değil mi bizim, PKK tehlikesi ve amaçlarıyla ilgili? O ünlü filmi, hani nasıl devlet olacaklar, nasıl savaşmak istiyorlar amaçlarını gösteren -Allah vermesin- onu gösterelim.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye’yi Parçalama Planı

Masaüstü Görünümü