Harun Yahya

Sohbetler (18 Mayıs 2016; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Sevgi ile ilgili bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Sevgi vefalı olmaktır” diyelim.

Birçok insan kendi derdinde oluyor. Halbuki kendini unutup Müslümanları esas alması lazım. O egoistlik olur, kendi derdinde olmak. Kimi evlenmek derdinde, kimi futbol derdinde, kimi bilmem ne yarışması derdinde, kimi Televole kültürüyle uğraşıyor.

Şimdi bu Quilliam Vakfı’yla ilgili ve Ed Hüseyin ile ilgili filmi bir izleyeyim, onu bir göreyim. Çünkü yeni ilave ekler var. O çok önemli bütün dünya çapında otuz milyonun üstünde insan izlemiş. Çok önemli. Otuz milyonun üstünde fazla insan; müthiş bir başarı bu, kısa sürede. Evet görelim.

VTR: Müslümanlar arasında bazıları Rumi felsefeyi, bazıları Kuran’da apaçık çirkinlik olarak bildirilen homoseksüelliği, bazıları haram olan şarabın helal olduğunu, bazıları her şeyi Allah’ın yarattığı gerçeğini inkar eden Darwinizm safsatasını savunarak Kuran’a uygun olmayan bir İslam anlayışını hakim kılmaya çalışan bir takım kişiler var. Bazı kişilerin anlattığı bu yanlış İslam anlayışı tüm İslam alemi için bir tehlikedir. İslam’ı yanlış tanıtan bir felsefeyi yaymaya yönelik bu duruma karşı Müslümanların çok dikkatli olması gerekir.

DANI HANIM: Dünyalar güzeli Hocamız’la devam ediyoruz yayına.

ADNAN OKTAR: Bu İngilizleri anlatmak Türk siyasetinde de çok olumlu etki yaptı. Paşalarımız, devlet adamlarımız falan belanın özünü, merkezini görmüş oldu. Onlardan da çok fazla tebrik yazısı aldım. Bütün Ortadoğu’da bir uyanma var çünkü otuz milyon kişi tarafından izlendiğini tespit ettik. Paylaşımların sayısından, izleme sayısından çok memnunum bayağı iyi. Dündü otuz milyon bugün geçmiş olabilir. Herkes bilecek, bunlar gizlice yaptıklarını zannediyorlar, gizliliği kaldırmak meseleyi bitirir, çok detaylandırmak lazım, birde dava adamlarına yardımcı olmak, destekçi olmak çok önemli. İslam’a, Kuran’a faydalı olan herkese manen destek mesela hükümet baktı Tayyip Hoca faydalı bir şey yapıyor manevi destek. Başbakan faydalı bir şey yapıyor manevi destek. Ayak sürümek, ayak oyunları yanlış. Hükümetin tabii bir muhalefete ihtiyacı var, muhalefetsiz iktidar olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu’na çok sert üslupla yükleniyorlar o da tabii o da sert üslupla yükleniyor fakat eğer muhalefet olmazsa diktatörlük görüntüsü oluşur, insanlarda öyle bir imaj meydana gelebilir. Sert muhalefet varsa hiçbir şekilde böyle bir iktidarda bozukluk yok demektir. Diktatörlük tarzı bir şeyin olmadığının ispatı olur o, onun için Sayın Kılıçdaroğlu’nun sert muhalefetinden tedirgin olmamak lazım. Tabii hakaretler olmaması lazım ama sert muhalefet demokrasinin sağlıklı hissedildiğini gösterir. Muhalefetin de öyle canlı, aktif olması muhalefetin yine sağlıklı bir işlev içinde olduğunu gösterir.

İngiliz derin devletinin özelliği kendini belli etmemesi, bağıra bağıra her yerde anlatmak lazım, bütün İslam’ın ülkelerine deşifre etmek lazım, Amerika’nın, Rusya’nın üstüne dikkati çekmek gerekiyor, sadece İngiltere çünkü İngiltere bunları idare ediyor zaten, Rusya’yı ve Amerika’yı idare ediyor İngiliz derin devleti. Tek derin devlet var o da Deccaliyet işte, Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği Deccaliyet budur, Allahsız, homoseksüelliği savunan, İslam’ın yerine Rumiliği koymak isteyen bir sistem, Rumiliği de halk bilmiyor daha yeni yeni öğrenecekler. Rumilikle ilgili de bir filmimiz olsun. Yani nasıl homoseksüelliği nasıl kadınların aleyhinde nasıl konuşuyor, biz Celalettin Rumi dedi demiyoruz kimse Mesnevi’yi yazan onu o aralarda serpiştiren mi diyelim, onları oralara koyan mı kimse biz onları kastediyoruz ama klasik bir Rumilik var ortada, buna karşı dikkat çekeceğiz.

Bir Rumilik, iki münafıklık. Münafıklığın asrımıza göre anlatılması gerekir ama Kuran’dan örnekler vererek, Tevrat ve İncil’den örnekler vererek anlatılması gerekiyor. Münafık bir noktada değil, her noktada özet özet, kısa kısa tarif edilirse kalbinde hastalık olan münafıklıktan meyyal olan düzelir ama gerçek münafığın da teşhis edilmesini sağlar. Münafığı, münafık alametleri yakar, üstüne benzin dökmüş yakmışsın gibi şeytanı, münafığı mahveder münafık alametleri onu duydukça çıldırır, kulaklarıyla dinlemek istemez, ellerini kulaklarına kapatır, cinnet geçirir adeta. Münafığın çok canını yakar münafık alametleri. Ona azap verdiği için Allah Kuran’ın ayetlerine koymuştur. Müminleri kurtarmak, onlara da azap olması için çünkü azap olduğunu kendileri söylüyor münafıklar zaten acı çektiklerini, belirtiyorlar, duymak istemiyorlar Kuran’da da var, elleriyle kulaklarını kapatıyorlar, acı duyuyorlar münafık alametlerini duymaktan, ıstırap duyarlar.

Bundan sonra İngiliz derin devletinin gizlenecek bir yeri yok. Çalılar arkasından gizlice orada bir şeyler yapıyorlardı, sürükleye, sürükleye çalıların arkasından çıkarttık ilimle, irfanla, kanunla, hukukla. Bundan sonra da nefes aldırmayacağız.

Bu ara, ara Numan Kurtulmuş’un filmini yayınlayalım ki, AK Partili kardeşlerimiz de durumu iyice fark etsinler çünkü birçok şey unutuluyor, yanlış hatalı bir yola girmesinler. Zaman zaman da yine bu İngiliz derin devletiyle ilgili filmi daha da genişleterek, belgelerini daha artırarak şahıslar bu kadar değil, şahıslar da çok fazla onların da sayısını artırarak ve homoseksüelliğin çirkinliğini hadislerle de anlatarak. Çünkü o yazı aynı zamanda o film eğitici film, homoseksüelliğin çirkinliğini filmlerle mesela o Sodom’da olan, Gomorra’da olan o harabeler, o insanların taşlaşmış halleri onların da filmlerini ara ara göstererek homoseksüelliğin çirkinliğini anlatalım. Fıtrata ne kadar aykırı çirkin bir şey olduğunu anlatalım. Hadisler zaten çok açık ortada onlarla ilgili de öyle bir film hazırlarsak iyi olur, eğitici olması açısından. Münafıkları da biraz görüntülü de yapabiliriz filimler hazırlayabiliriz, daha dikkat çekici olur. Münafık çünkü kendi derdindedir, kendi çıkarının peşindedir ama ona ait tablolar, resimler bulabiliriz. Onlarla Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanı, ondan sonraki zamanlara ait münafık kişiliğini çok kapsamlı anlatmak gerekir. Mesela Resulullah (s.a.v.)’ın çok zor görevleri vardı ama ya Muhammed diye haşa sokaktan bağırarak yanına giriyorlar. Şimdi birbirlerine bağırabilir ama Peygamber (s.a.v.)’in üstünde binlerce sorumluluk var ve çok zor hayatı, münafıklar düşman, kafirler düşman, müşrikler; düşmanların hattı hesabı yok, çok zor bir ortamda. Bu böyle bir ortamda Peygamber (s.a.v.)’e karşı çok özenli olmak lazım. Şahsi dertlerden yanına gitmek, şahsi üzüntülerle onu üzmeyi çalışmak, şahsi vesveseleriyle o vesvesenin verdiği huzursuz ruh halini ona aksettirmeye kalkmak günah olur, çok çirkin olur. Bu münafıklarda çok acımasız ve ahlaksızca olur ama bazı Müslümanlarda da bilgisizliğinden kaynaklanır bunları da o film içerisinde anlatalım.

Mesela bak diyor ki ayette münafık için, Şeytandan Allah’a sığınırım. Müddesir Suresi 18/23 “Sonra bir baktı” pis bir bakış, “sonra kaşlarını çattı” mesela kızgın, öfkeli veyahut yüzünü buruşturuyor yani pis bir yüz veriyor. Bunu peygamber (s.a.v.)’i rahatsız etmek için yapıyor, bir ahlaksızlık bu. “Yüzünü ekşitti” yüzüne pis bir ifade huzursuz, sinirli, konuşmayan, gergin bir ifade veriyor, bu da ayrı bir münafık ahlaksızlığıdır. “Sonra da sırt çevirdi” Peygamber (s.a.v.)’in yanından uzaklaşıyor, görüşmek istemiyor, uzak duruyor bak sırt çevirdi diyor. “Büyüklük tasladı” enaniyetle konuşuyor yani istikbar. Bunu bir münafık eylemi olarak Kuran’da Cenab-ı Allah belirtiyor, Peygamber (s.a.v.)’e yapılan bir münafık eylemi bu, bu çok büyük bir ahlaksızlık. Mesela önce bakışıyla ahlaksızlık yapıyor, sonra kaşlarını bozarak yapıyor, sonra yüzünü bozarak yapıyor yüzüne pis bir ifade veriyor, sonra sırt çeviriyor Peygamber (s.a.v.)’den uzaklaşıyor ayrı bir yere gidiyor, sonra da büyüklük taslıyor, ekabirlik küstah bir üsluba giriyor. Bu Peygamber (s.a.v.)’e yahut herhangi bir mümine yapıldığında haram bir fiildir, haram bir fiil, Kuran’ın açık hükmü, muhkem olarak belirtiyor Allah bunu. Mesela “Sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar.” Konuşarak Müslümanları rahatsız ediyor, pis laflarla, huzursuz laflarla, kendi o hasta ruhunun üslubuyla rahatsız etmeye çalışıyor. Ama Allah ne diyor? “Böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır.” [Ahzab Suresi, 19] Mesela bir kısmı da “O her sözü dinleyen bir kulaktır.” Yani etrafından ona haber gelmesini istemiyorlar, kimse haber vermesin, konuşmasın. Haber verenden hesap soruyorlar. Haber gelmesini istemiyorlar. Haber gelmeyecek ki ahlaksızlığına devam etsin. Allah diyor ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır. Allaha iman eder, müminlere inanıp güvenir. Sizden iman edenler için” bak “sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah’ın elçisin eziyet edenler,” nasıl eziyet ediyorlar? Kızgın demirle değil, ahlaksızlıkla böyle alçaklıkla yapıyor. “Onlar için acı bir azap vardır” (Tevbe Suresi 61) diyor Allah. Cehenneme koyacağım diyor haram yani, haram bir eylem. Acı bir azap vardır ne demek? Alenen açık haram işliyor. Cehennemlik bir hüküm meydana gelmiş oluyor. “Çok eziyet verici sözler işiteceksiniz” diyor Allah müminlere. Kimlerden? Münafıklardan, kafirun ve kafirattan. Çünkü ruhları onların cehennem gibidir. Öfkeli, azgın, hasut, kıskanç, kinci, kinayeci, laf sokan, kavgacı, gerilim arayan, fitne arayan, kargaşa arayan ahlaksız bir yapıdadır. Çünkü fitne ve kargaşa olduğunda İslam’a zarar geleceğini bildiği için şeytani bir ruhla bunu ister. Müslümanlar bölünsün işte bağırsın, çağırsın, kavga etsin, kargaşa yaşasın böylece Müslümanlar hizmetten alıkoyulsun o ahlaksız münafığın dünyasındaki o karanlık yolun kapısı açılsın. Allah “buna müsaade etmem” diyor. Bak “Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı.” Bak eziyet neyle? Sözle eziyet ediyorlar. Allah onu eziyet olarak söylüyor. Peygamber (s.a.v.)’e eziyet nedir? Karşılığı cehennemdir. “O, Allah Katında vecihti.” [Ahzab Suresi, 69] Temizdi. Şeytandan Allah’a sığınırım.  “Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi 'geceleri düzenleyip kurarlarken” Ne konuşacağını, nasıl pislik yapacağını gece planlayıp düzüp kuruyor bak gece hazırlıyor. Sabaha da Peygamber (s.a.v.)’in asabını bozmak, sinirlendirmek için hazırlık yapıyor bak geceden ta geceden hazırlanıyor mesela on iki saat evvelinden. On altı, on sekiz saat evvelinden hangi alçakça sözler, ahlaksızca sözleri yapacak, hangi pislik eylemleri yapacak, nasıl yüzünü ekşitecek, nasıl itlik yapacak ta geceden hazırladığını Allah Kuran’da belirtiyor. Bak “'geceleri düzenleyip kurarlarken,' onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır.” [Nisa Suresi, 108] “Onlara o gücü veren de Benim” diyor Allah. Onun için onları münafıkları müstakil bir güç olarak göstermek, baş edilmez bir güç; o da haramdır, o şirk olur. Münafıktan tedirgin olmak, onun gücünün fevkalade olduğuna inanmak çünkü bir gücü yok. Bir insan şeytanı, insi şeytan o kadar. Her yer şeytan dolu. Müslüman ondan tedirgin olması, korkması, huzursuz olması böyle itidalini kaybetmesi olmaz. Onun için diyor Allah, “Onların bütün yapıp ettiklerini Ben kuşatıyorum” diyor. Çünkü Müslümanların hatası şu oluyor, şeytanın bağımsız bir güç olduğuna inanıyorlar o zaten şirk oluyor. Münafığın bağımsız bir güç olduğuna inanıyor o da şirk olmuş oluyor. Çünkü münafığın her yapıp ettiği kaderinde bellidir. Allah tarafından yaratılır. Bir an içerisinde yani sonsuz kısa zaman olan an içerisinde münafığın ne yapıp ettiği bitmiştir. Dolayısıyla Allah yarattığına göre sen güvendesin. Allah seni bilmez mi neden zarar uğrayacağını? Nerde faydaya uğrayacağını bilmez mi? Biliyor Allah. Ona göre yaratır. Münafık böyle özgür bir güç değildir. Münafık kendini öyle zanneder yalnız. Kendini çok özgür zanneder. Hâlbuki her yapıp ettiği, konuştuğu, gece kurduğu düzenler, suratını ekşitmesi, yaptığı ahlaksızlık, suratına verdiği pis ifade, Peygamber (s.a.v.)’den uzaklaşıp yanına yaklaşmak istememesi, yaptığı her adilik, gece yarısı kuracağı her oyun Allah tarafından sonsuz önceden zaten biliniyor en ince detayına kadar. Ama o ahmak o anda onu tasarladığını ve şeytani bir plan yaptığını zanneder. Hâlbuki en ince detayına kadar bak, yüzünde mimiğinin alacağı milimine kadar. Yani o mimiğin şekli en ince detayına kadar bellidir kaderde. Onun için mümin son derece rahat olacak. Maymunla oynar gibi münafıkla oynayacak. Maymunu eğitir gibi de eğitecek. Yani aksi haram olur, şirk olur çünkü. Yani ciddiye aldığında, ondan gerçekten korkup tedirgin olduğunda, huzursuz olduğunda o şirk olur. Bütün güç Allah’ın elindedir çünkü.

Nankördür mesela münafık. Nankör, nimetin kıymetini bilmez. Allah’ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmez. İnkârcıdır ruhu. Sinsidir, son derece sinsidir. Sinsilikte şeytani bir ustalığa sahiptir. Müthiş züppedir. Firavun da züppeydi, Nemrut da züppeydi. Tarihin en başından beri bütün Firavunlar, Nemrutlar, deccaller, münafıklar hep züppe olurlar. Hepsi küstah olur. Hepsi kibirli ve büyüklük hissi içinde olurlar. Hiçbir lafın altında kalmak istemezler. Bakın, Firavun’un konuşma şeklini görüyor musunuz, Nemrut’un konuşma şeklini? Hiçbiri lafın altında kalmıyor dikkat ederseniz. İftira atar sıkıştığında, adilik mesela hemen Hz. İsa (a.s)’a iftira atıyorlar. Hz. İbrahim (a.s)’a hemen iftira atıyorlar. Münafık sıkıştığında iftira atar, sıkışmasa da iftira atar. Ve boş adamdır münafık. Boş boş bakar, böyle şeytanla konsantrasyona girer, bağlantıya girer, transa girer. Boş boş böyle alık alık bakar. Münafığın alametlerinden biri de odur. Boştur. Peygamber (s.a.v.)’e ne diyor Cenab-ı Allah? “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.” (İnşirah Suresi, 7) Nasıl yorul? Allah için yorul. Mesela ayet yaz, Kuran anlat, İslam’ı tebliğ et. “Boş durma” diyor. Ama münafığın özelliği boş durmasıdır. Yani Kuran’ın bir de işte tefsirdeki terse yönelik açıklamalarından da buna gidebiliyoruz. Mesela Peygamber (s.a.v.)’e ne diyor Cenab-ı Allah? “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.” (İnşirah Suresi, 7). Hemen hareket et. Hemen İslam’ı tebliğe devam et. Ya Kuran oku. Ya bir şeyler yap. Ya bir şeylerde faydalı ol. Hiç boş durma. Münafığın özelliği ne? İşte alık alık bomboş durur. Tam zıddıdır onda. 

Münafık için diyor ki İsa Mesih İncil’de; “Dünyanın çirkinliklerinden kurtulduktan sonra” zaten pis bir ortamdan gelmiş oluyor münafık. “Tekrar aynı işlere karışıp yenilirlerse” yani küfre yenilirse, şeytana yenilirlerse “son halleri, ilk hallerinden beter olur” diyor İsa (a.s). “Daha ahlaksız olur” diyor. “Çünkü doğruluk yolunu bilip de kendilerine emanet edilmiş olan kutsal buyruktan Allah’ın emirlerinden geri dönmektense bu yolu hiç bilmemiş olmak onlar için daha iyi olurdu” diyor. Yani “daha pislik, daha alçak olarak küfre döner” diyor döndüğünde İncil’de de. “O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar…” (Al-i İmran Suresi, 167) diyor. Münafık kızdığında, heyecanlandığında küfre daha yakın olur. Ağzından küfür alametleri çıkmaya başlar. Daha üstüne gitsen direkt Allah’ı inkâr eder. Ama aşama aşama inkâra doğru gider. Öfkelendiğinde heyecanlandığında, korktuğunda. Kuran ayetinde bak, “O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı…” (Al-i İmran Suresi, 167)  diyor, kalplerinde olmayanı. Artık zırvalamaya başlar. Mesela inanmadığı şeyleri söyler. İnanmadığı halde yalan söylüyor. İnanmadığı şekilde iftira atar. İnanmadığı halde Kuran’a, İslam’a zıt açıklamalar yapar. Allah’ın şanına aykırı konuşmalar yapar. Mesela bak, diyor ki “Zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi.” (Kalem Suresi, 51) Yani akıl almaz nefretle bakıyorlar. Akıl almaz bir öfke.

Masaüstü Görünümü