Harun Yahya

Sohbetler (23 Mayıs 2016; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yayına devam ediyoruz. Evet. Benim yayına geleceğim saati tam doğru olarak önceden her yerde duyurun. Çıktığımız anı da söylersiniz. Ama yine de geleceğim anı da söyleyin ki ona göre izleme kolay olsun.

Diyanet “Kadınla tokalaşmak haramdır” diyor. İşte ne yapsınlar? Gelenekçi İslam’ın mantığı içinde olunca. Adam diyormuş bak, “Kadınla tokalaşmak kesinlikle haramdır, tartışılacak bir yönü yok bunun” diyormuş. Bitti.  Orada kadını taşlayarak öldürme de var onu da mı yapacaksın? Onun da tartışılacak yönü yok senin dediğine göre. Efendim, başka? Kadını dövmek de gerekiyor. Aç bırakmak gerekiyor.

CAN DAĞTEKİN: Nasıl dövülmesi gerektiğini gösteriyorlar televizyonda Arabistan’da.

ADNAN OKTAR: Tabii, önü sonu yok yani. Namaz kılmayan öldürülüyor, sakalını kesen öldürülüyor. Gelenekçi İslam, İslam alemini mahvetti. Yani böyle bir devirle karşılaşacaklarını onlar ummadılar. Daha önce halk mazlumdu. Ses çıkarmıyordu. İnternet yok, televizyon yok, gazete yok bir şey yok. Ne desen kabul ediyorlardı. Şimdi herkes aydınlandı, felaketin çapı anlaşıldı. Daha hala o ölü sistemi diri tutmaya çalışıyorlar, daha hala.

Mümin halim oluyor, sakin. Öyle uysal sevecen oluyor. Kendi menfaatini düşünmüyor. Mesela sıcakta da savaşa gidebiliyor. Yahut bir Müslüman’a hizmet için sıcakta hizmet edebiliyor. Hava sıcak demiyor. Bunalsa da demiyor. Ama münafık der. Münafığın canı tatlıdır. Münafık hep kendi menfaatini ön plana alır. Önce kendi menfaati, sonra Müslümanların huzuru. Müslümanların huzuru önemli değildir münafık için. Kendi rahatı önemlidir. Savaşmayı bilsek biz de sizinle gelirdik diyor. Sırf pislik olsun. Müslümanları huzursuz yapmak, Müslümanları güçsüz göstermek için yapıyor. Çünkü Müslüman diyecek ki bu savaşmayı bilmiyor, başkaları da bilmiyordur. O zaman bizim gücümüz yok herhalde falan diyecek amacı bu. Halbuki mümin savaşmayı bilmese dahi gider savaşır. Evi açık da olsa evinin açık olmasını kabul eder gider. Allah rızası için. Tabii kanuna hukuka uygun olarak. Mesela evi açık. Mümin evin açıklığını dilemez. Önce İslam’ın, Müslümanların menfaatini düşünür. Kendi menfaatini düşünmez. Ama münafık evi açık derken kendi keyfini düşünüyor. Kendi çıkarını düşünür ve huzursuzluk meydana getirir. Münafığın ana özelliği huzursuzluk meydana getirmesidir. Ufacık bir şeyi konu eder. Mesela havanın sıcaklığı.  Suudi Arabistan zaten her zaman sıcak. Çok ahlaksızca bir ifade. Sıcak olmadığı gün var mı? Sırf pislik olsun. Rahatsızlık vermek için. Müslümanları güçsüz göstermek amaç bu.

Mümin aç da olsa başkasının yemek yemesini önemli görür. Münafık önce kendisinin yemek yemesini önemli görür. Mesela mümin soğuk da olsa kendini işte becerebildiği kadar muhafaza eder ama mümin kardeşinin sıcakta durması için gayret eder. Kendisi ayakta kalır ama müminin oturmasını sağlar mümin alametidir, münafık öyle değildir ağrına gider, çok ağrına gider yani illaki onun menfaati, illaki çıkar çıkarı olmadığında çok huysuzlanır, aç köpek gibidir böyle, hemen hırlamaya başlar. Müminin işte uysallığı, yumuşak başlılığı cennette devam ediyor. Cenab-ı Allah’tan ne gelirse ona razı. Ne hayır gelirse ona razı, muttaki çünkü kanaatkar mümin kanaatkar.  Münafık kanaatkar değildir. Her şey onun için sorundur. Yola çıkması bir sorundur, yemek yemesi bir sorundur, giyinmesi sorundur, hayatı kendine zehir eder, müminlere de bu pisliği bulaştırmaya çalışır. Mesela bütün Müslümanlar hazırlanmış cihada gidiyorlar oradan adam anırıyor “Bu sıcakta cihada gidilir mi?” Ahlaksızlığın alçaklığından, bu kadar Müslüman’ın aklı yok mu? Peygamber (s.a.v.)’in aklı yok mu? En iyisini sen mi biliyorsun? Pislik olsun, huzursuzluk versin, tedirginlik meydana getirsin, ikilik meydana çıkartsın halbuki Müslüman zaten o sıcağa rağmen Allah için mücadeleye gidiyor, fedakar mümin çünkü fedakar sabırlı, fedakar ve kanaatkar, Allah’ın yarattığı her şeye kanaat ediyor. Ev açıkta ulan başkasının evi yok mu? Herkesin evi var. Peygamber (s.a.v.)’in evi yok mu? Müminlerin evi yok mu? El alemin en akıllısı sen misin? Sivri akıllı görünüyor kendince, kendini iyi düşünen, güzel düşünen, isabetli düşünen gibi gösteriyor. Halbuki ahlaksızlığını ortaya koyuyor, adiliğini ortaya koyuyor. Müslümanları huzursuz etmek, tedirgin etmek münafığın vasfıdır. Sırf anarşi olsun, ruhundaki o deliliğin bir tezahürü olsun. Herkesin evi açık, sen kendi evini kurtarmaya kalkıyorsun ama orada toptan Müslümanların imha edilmesi mevzubahis. Toptan Müslümanlar imha olmasın diye Müslümanlar gayret ediyor sen oturmuşsun evinin derdine düşüyorsun. Sen evinin derdine düşersen, öbürü evinin derdine düşerse bütün Müslümanlar imha olur Allah esirgesin, şehit olurlar.

GÖKALP BARLAN: Daha önce hatırlattığınız bir ayet vardı Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Babalarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler sizleri Allah’tan, onun elçisinden, onun yolunda mücadele etmekten sevimliyse Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah fasık bir kavme hidayet vermez.”  (Tevbe Suresi 24)  

ADNAN OKTAR: İşte Allah yolunda mücadele, onda fedakar olacaksın tabii. Mesela asker aç oluyor, susuz oluyor çıtını çıkartmıyor. Değil mi? Fitne çıkartmıyor ama münafık çıkarır. Münafık böyle en ufak bir şeye tahammülü yoktur. Her şey onun dediği gibi olsun ister münafık. Mümin öyle değildir, nasıl ortalık yatışacaksa, nasıl ortam huzurlu olacaksa mümin ona göre hareket eder. Onun için cennet şartları ona göredir, mümine göredir. Münafık da tam cehennem ehlidir. Sürekli huzursuz cehennemde işte bak mesela orada da pislik yapacak konu buluyor yine kendince, onu oraya atan diğer münafıkları arıyor atmaya sebep olan, sen onu oraya düşürdün, o da seni oraya düşürdü, yine bak orada bile fitne arıyor, sürekli rahatsızdır ve hiçbir zaman için Allah’a sığınmaz. Allah o anarşist ruhunu, o deli ruhunu, sürekli rahatsız olan ruhunu en rahatsız halde tutar cehennemde. Mümin de dünyada mutmain olduğu için cennette en mutmain halde yaşar, hiç huzursuzluk yaşamaz.  Münafıkta o huzursuzluğunun binlerce katını orada yaşar. Mümin de huzurunun binlerce katını orada yaşar, tam zıddıdır.

CAN DAĞTEKİN: “Onlar cehennemde öncülerdir.” (Nahl Suresi 62) diyor yüce Allah münafıklar için. Şeytandan Allah’a sığınırım.

ADNAN OKTAR: Evet mesela müminleri akılsızlıkla itham ediyorlar o yüzden münafıklar. Ya diyor koyun gibi hemen itaat ediyor diyor. Kendi anarşist ruhlu ya, onu üstün görüyor. Müminin itaatkar olmasına da şaşıyor, onları akılsızlıkla itham ediyor. “O akılsızlar gibi mi iman edeceğim?” Diyor. Halbuki itaatli olmak çok güzel, yumuşak başlı olmak güzel, halim olmak güzeldir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Sur’da, HDP Meclis Grup Başkanvekili İdris Baluken’in de bulunduğu heyete halk “altı ay sokakta kaldık, evimizi başımıza yıktınız, daha ne istiyorsunuz bizden? Ne yüzle buraya geliyorsunuz?” Şeklinde tepki gösterdi.  HDP’liler tepki üzerine ziyaretlerini polis nezaretinde gerçekleştirebildi.

ADNAN OKTAR: Halk aslan, Kürt kardeşlerimiz koç yiğitler, çok güzel huylular. Hakikaten mahvettiler yani PKK için diyorum. Halkın, huzurunu, neşesini, şevkini yıllardan beri adeta yok ettiler ama bu bela bu önümüzdeki aylarda, yıllarda bitecek, çünkü süratle kazınıyorlar bitecek. Bu çileden de çok sevap aldılar. Malları sadaka hükmüne geldi, kaybedilen canlar şehadettir, yaralananlar gazi hükmündedir hepsinde bir hayır vardır. Allah onlara açlıkla, zorlukla, canlardan eksiltmekle Kuran’daki ifadeyle aynısı zaten, Kuran’daki ifadenin aynısı imtihan etti, ne mutlu onlara, bundan sonra ferahlık, bundan sonra güzellik.

Kira yardımı hiçbir şekilde kesilmesin evi yıkılan kardeşlerimiz için, çocuğu işe girse de kira yardımı kesilmesin. Çocuğu işe girsin kira kiraya gider o çocuğunda çalışmasıyla işte evin yiyeceğini, içeceğini, yakacağını temin edecektir. Dolayısıyla böyle bir uygulama hiç uygun değil. Çocuğu işe girdiğinde kira yardımını kesmek, böyle bir mantık olmaz. Kira yardımı zaten sabit olarak verilsin. Çünkü evi yıkılmış, teröristler yıkmış devlet onu tazmin etmek durumunda. O kardeşlerimize zorluk, öbür türlü olursa.  Çocuğu işe girdiyse işte ne güzel, eve yiyecek getirecek değil mi yakacak getirecek, giyecek getirecek sakın, sakın bu hataya girilmesin. Hükümet bu hatayı düzeltsin. Yanlış bir uygulama yapılmış, bunu hemen düzeltsinler. Buna dilekçe de verelim, o maddeyi kaldırsınlar. Kira yardımı yeni ev devlet onlara verinceye kadar kira yardımı devam etsin, yeni evlerine kavuşunca, yeni evlerine kavuşunca tamam. Çünkü evi varmış PKK gelip yıkmış. PKK adamı cezalandırmış olur. PKK onu cezalandırmış konumundan çıkartmak için, mağduriyetini gidermek için devletin yardım etmesi lazım. İstiyorsa devlet vakıf kursun oraya para verelim ama kardeşlerimiz mağdur olmasın. Kürt kardeşlerimizin en ufak sıkıntı çekmesini istemiyoruz. En ufak bir zorlukla karşılaşmalarını istemiyoruz. Bedava yiyecek yardımı da devam etsin, savaş alanı gibi bir yer orası, eşyaları yandı, buzdolapları, çamaşır makineleri her şey darmadağın oldu, çocukları tabii işe girecek ne yapsınlar? Biri de girer, ikisi de girer. Kira yardımı demek yok olan evinin yerine sen ev vermiş oluyorsun. Kira yardımını kesersen evi elinden almış olursun. Kira yardımı devam edecek. Kanuni düzenleme hemen yapılsın istirham ediyoruz, böyle haberler bize hiç gelmesin.

PKK yarın Fransa’da ofis açıyormuş. Altı aydır olağanüstü hal uygulanıyor. Fransa’da utanma diye bir şey varsa,  Fransa derin devletinde böyle bir rezilliğe müsaade etmemesi lazım, tam anlamıyla rezalet,  PKK’ya ofis açtırmak. Peki IŞİD Paris’te ofis açsa kabul ederler mi? Nasıl olsa bana dokunmuyor gelsin ofis açsın bu çok büyük bir ahlaksızlık, terbiyesizlik. İngiliz derin devletinin ahlaksızlığı bunu ortadan kaldırsınlar. Rusya’da, İsveç’te, Çek’te de bürolar açmışlar, kardeşim siz o zaman terörle mücadele diye bir şeye inanmıyorsunuz siz. Terörist diye bir kavramınız yok. Adamlar komünist, Stalinist, terörist, alenen anarşist.

“Hocam, demin münafıklar için yaptığınız iki kelimelik aç köpek tanımı münafık olduğu tescillenmiş bazı tipler için tam oturuyor” diyor. Tabii, onlar hep köpek gibi bir dehliz bulsun, bir mağara bulsun oraya sığınsın ister münafık. Hep potansiyel gelecek korkusu içindedir. Hayvani bir içgüdüyle aç kalma korkusu içindedir. Köpek gibi, aç köpek gibi gezer. Hangi ini görse girer. Müslüman’ın yanında geçici olarak durur. Kendini güvende hissetmez çünkü Müslüman’a düşman olduğu için, kinli olduğu için, nefret ettiği için Müslümanlardan kendini güvende hissetmez. Küfürden yer arar kendine. Aç köpek gibi böyle kapı kapı gezer. Oradan kovulursa oraya, oradan kovulursa öbür yere, uygun bir yer arar. Sığınsın ki oradan pisliğini yapsın. Kuran’da bu çok kapsamlı anlatılır.

Münafıkta en büyük korku gelecek içgüdüsünden kaynaklanan gelecek korkusudur. Münafık her türlü pisliği onun için yapar. Müslümanların yanından kaçmasının nedeni de odur. Gidip ayette var ya Bedevilerin arasından haber bekliyor, oralarda imkan arıyor. Gidiyor küfre yaranmaya çalışıyor. “Sizinle beraber olurum ben onlara karşı” diyor. “Ne onlarla, ne sizinle; hiç kimseyle olmazlar” diyor Allah. Hep yalnız başınadır münafıklar, hep yalnız olduklarını hissederler. Kendilerini yalnız olarak değerlendirirler. Yani böyle uyuz aç köpek gibi gezer tek başına.

Şuan Müslümanların yaptığı tebliğ yönteminde bilgi yeterli değildir, kültür yeterli değildir, modernlik hiç yeterli değildir. Bunlarla olmaz. Derin iman, derin samimiyet, derin akılla olur. En etkilisi budur. Yoksa eşeğe yüklenmiş kitaplar gibidir diyor onların bilgisi diyor münafıklar için Allah. Çok fazla bilgi var ama hiçbir işe yaramaz. Çünkü kalbi boş, kafası boş, aklı boş. İman akılla, derin imanla anlatılabilir. Peygamberimiz (s.a.v.) üniversite mezunu değildi. Elinde sadece Kuran vardı. Çok samimi imanlıydı o yüzden çok etkili oldu. İmanıyla ve aklıyla etkili oldu. İman, akıl, elinde de Kuran; böyle bir insanla dünya baş edemez. En mühim mesele samimi iman etmek, samimi Allah’ı sevmek, samimi Allah’tan korkmaktır. Onun için öyle züppelik yaparak, çakallık yaparak işte laf yarıştırarak, laf sokarak İslam’ı hakim etmek mümkün olmaz. Mesela İsa Mesih çok güçlü imanıyla bütün Hristiyan alemini birleştiriyor. Üniversite mezunu değil. İsa Mesih geldiğinde ilkokuldan dahi mezun değil. İlkokul eğitimi bile yok. Hiçbir üniversiteden mezun değil. Ama çok çok akıllı ve çok imanlı, onunla çok etkili oluyor işte. İmam Mehdi (a.s) hiçbir eğitimi yoktur. Yani bir medrese eğitimi yoktur. Bir alim, hocaya bağlı değildir. İmanıyla, samimiyetiyle. İsa Mesih imanıyla, samimiyetiyle etkili oluyor.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) “Arapça’yı da bilmez” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Mehdi, Arapça’yı bilmez” diyor. “Hiçbir yere boynu bağlı değil” diyor. Yani müceddid, müçtehid, alim, hiç kimseye bağlı değil. Yani bir tarikata, bir şeyhe hiçbir yere bağlı değil.

Münafık kafalamayla yaşar, sürekli kafalamayla. Yalan ve kafalama. Mümin hep dürüstlük, samimiyet, iyi niyet, tevazu, mazlumluk, yumuşak huy yani halimlik ve itaatkarlıkla yaşar. Münafık tam tersidir. İsyankar, asi ve anarşist ruhludur. Ama bak şimdi dünyada asi ve isyankarlar takdir görüyor, anarşist ruhlu olanlar. Mesela homoseksüelleri takdir ediyorlar. Fitnecileri, ahlaksızları takdir ediyorlar. İyilere tam tersi davranıyorlar.

CAN DAĞTEKİN: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadiste bildiriyordu Hocam, “Öyle bir devir gelir ki, ispiyoncular değer görür o devirde” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, doğru. Hz. Ali (r.a) şöyle diyor; “Münafığın üç alameti vardır: Yalnız olduğunda tembelleşir.” Tekken oturur böyle boş boş bakar, yalnızken. “Halk arasında olduğunda pek faal gösterir kendini” yani çok atak, işte zeki, hazırcevap falan gibi gösterir aferin almak için. “Övüldüğünde şevki artar” diyor. Övülmezse yapmaz diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’lı teröristlerden temizlenen Diyarbakır’ın Sur ilçesinde altı ay sonra evlerine dönen vatandaşlar harabeye dönmüş evlerini ve şehri görünce ne yapacaklarını şaşırdılar. Evlerine dönenler, “Bunu yapanları Allah’a havale ettik. Aylar sonra gelip bu manzarayı görmek insanın gözlerini yaşartıyor. Bu tam bir vahşettir. Söyleyecek kelime bulamıyoruz” diyerek tepki gösterdiler. Birkaç fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: İşte kira yardımı kesilmez böyle bir durumda. Adamın çocuğu işe girdiyse tamam güzel girsin. Niye kira yardımını adamın kesiyorsunuz? Hayır, para bulamıyorsa hükümet vakıf kursun biz para verelim. Yahut zam yapsın. Ama kardeşlerimize para verilsin. Kira yardımı yapılsın. Hiçbir koşulda kesilmez. Elinden alındıysa devlet ev vermekle mükellef. Çünkü bir felaket bölgesi burası, felaket olmuş. 

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki” diyor Hz. Ali (r.a.) dedem, dünyalar güzeli dedem; “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki muhbirlik yapanlar değerli olur. Günahkarlar zarif ve kibar görülür.” Mesela homoseksüellik yapıyor, şarap içiyor; zarif ve kibar görülür. “Haine itimat edilir” haine, hain olana itimat edilir. “Güvenilir kişiye, değerli kişiye de hain gibi davranılır.” Sanki hainmiş gibi. Kitab-ül Cifr İmam-ı Ali sayfa 568’de diyor.

Münafık Kuran’ı okumaktan hoşlanmaz. Ama her şeyi okur. Peygamber (s.a.v.) diyor ki; “Ümmetimdeki münafıkların çoğunu okuyanlar teşkil eder.” Ama Kuran okuyan demiyor Peygamber (s.a.v.), okuyan. Her şeyi okur. Eline ne geçerse okur münafık. Kültürlü olur. Ama kitap yüklü eşek gibi münafık. Onu büyüklük hissi için, enaniyet için, fitne için kullanır o kültürü. Mümin İslam’ın yayılması için kullanır. Kuran’dan hiç hoşlanmaz münafık. Okumaktan da hoşlanmaz. Duymaktan da hoşlanmaz. Ayette çok kapsamlı anlatılıyor, yüzlerinde ıstırap alametleri oluyor.

“Ümmetim hakkında en korktuğum” en çok korktuğum diyor Resulullah (s.a.v.) “Güzel konuşmasını bilen, kalbi cahil münafıklardır.” Müthiş kafalama yapar münafık, çok seri yalan söyler, çok oyuncudur. Şeytani bir zekaya sahiptir. Şeytanın desteğini aldığı için sürekli yalan ve dolanla kafalamayla hayatını devam ettirir. Güzel konuşuyor zanneder bakan, “Konuşmalarını dinlersiniz” diyor zaten Allah ayette. “Cüsseleri de beğeninizi kazanır” diyor zahiren, ama münafık. Bu ayetlerden kim etkilenir? Mümin etkilenir. Mümin etkileniyorsa o münafık olamaz. Ama münafık güler bu ayetlere, hiç etkilenmez. Umurunda da olmaz, azgınlığı daha da artar, şeytanlığı daha da artar. Saldırganlığı, kindarlığı daha da artar. Ama mümine çok büyük faydası vardır bu ayetlerin.

“Münafığın alameti üçtür” diyor Resulullah (s.a.v.), “Söz söylerken yalan söyler.” Kudurmuş gibi yalan söyler münafık, hemen anlarsınız oradan. Akıl hastalığı tarzında yalan söyler. Ama doğruymuş gibi görünür, dikkatlice bakarsan yalan söylediğini anlarsın. Çünkü çok inanarak yalan söyler. “Söz verdiği zaman sözünde durmaz.” Mesela bir şey yapacağım diyor yapmıyor. Yine aynı ahlaksızlığına devam ediyor. Mesela şu ahlaksızlığı yapma dersin yine yapar, yine yapar, yine yapar. Vazgeçmez. “Kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder.” Onu Müslümanların aleyhine kullanıyor. Herhangi bir imkan, herhangi bir cihaz, herhangi bir malzeme verildiğinde onu İslam’ın Kuran’ın Müslümanların aleyhine kullanıyor. Pislik yapmak için kullanıyor. Mümin Müslümanların hayrına kullanır, o ahlaksızlık yapmak için kullanır. Mesela farz edelim bilgisayar versen münafıklara bilgi taşımak için kullanır. Telefon versen küfrünü yaymak, Müslümanları zor durumda bırakmak için plan yapmak için kullanır. Karanlık adamlarla küfürle bağlantıda kullanır. Araba versen pislik yapmaya gider. Ev versen pislik için kullanır. Ne yapsan, ne tür iyilik yaparsan yap onu ahlaksızlık ve pislik için kullanır münafık. Mümin de hep hayır ve güzellik için kullanır. Ufacık bir şey versen, ne verirsen ver hayra yönelik kullanır mümin. Münafığa imkan verildiğinde hemen onu şerre kullanır, pislik için kullanır. Mesela gezmeye götürürsün orada fitne çıkarır, pislik çıkarır, yemek verirsin yemek için pislik çıkarır fitne çıkarır yemeği beğenmez. Elbise verirsin elbise için pislik çıkarır beğenmez. Bir bilgi verirsin onu senin aleyhine kullanır. Yani ne yapılırsa yapılsın hep onu ahlaksızlık için kullanır. Mümin de hep lehe. Mesela yemeği alır hayır dua eder Allah razı olsun der şükreder vücuduna gıda olarak İslam’a kuvvet olarak görür, nimet olarak değerlendirir ve şükreder hamd eder. Araba verirsin onunla İslam’a Kuran’a hizmet eder. Telefon verirsin İslam’a hizmet eder. Bilgisayar verirsin İslam’a hizmet eder.

Şimdi münafıklarla ilgili bizim filmlerimiz vardı onları izleyelim, yine devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Videolardan sonra devam edeceğiz.

VTR: Münafıklık Alametleri

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Mısır’da kırk bin kişinin üstünde tutuklama var. Bıraksınlar hepsini. Ne var yani kırk bin kişi ne yapmış bu insanlar? Cinayet suçu olanları bir tek tutsunlar. Şimdi Mısır’da hava çok sıcak 45 dereceye falan çıkıyor bu mevsimde. Havalandırma zaten yok oralarda çok perişan olurlar. İdam mahkumlarının dışında hepsini bıraksınlar. Bunu rica edelim, İslam Birliği Teşkilatı’na da mektup yazalım. 2013’ten bu yana 370 tutuklu hayatını kaybetmiş. Cezaevi şartları çok çetin, yazık günah yani. İslam İşbirliği Teşkilatı toplansın yine, şu konu gündeme getirilsin. Cinayet suçundan olanlar tamam onları tutsunlar bir şey demiyorum. Ama onun dışında siyasi suçlu falan bıraksınlar bundan bir şey çıkmaz. Boş işler yani hepsini bıraksınlar. Veyahut hapishane şartlarını iyileştirelim Türkiye’ye imkan tanısınlar havalandırma falan soğutma sistemleri yapalım. 45 derecede bir koğuşun içinde üç yüz-dört yüz kişi kalıyor havalandırma yok ne olur orada insanlar? Mahvolurlar. Baksana üst üste yatıyorlar. Böyle yaşanır mı kardeşim? Uzatmaya gerek yok bıraksınlar çıksınlar bunlar. Birde hep genç delikanlılar yazık günah. En fazla sınır dışı etsinler. Değil mi? Madem rahatsızlar sınır dışı etsinler.

Münafıklık bütün İslam alemini mahvediyor. İngiliz derin devleti de münafıklığın artık ilmi sanatını yapıyor adeta. Münafıklığı en müthiş uygulayan sistem İngiliz derin devleti. Türkiye’de de bayağı sempatizanları var. Biz kurcaladıkça baktıkça görüyoruz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’lı teröristlerin tahrip ettiği Geylani Camisi’nde çok sayıda Kuran-ı Kerim teröristlerce parçalandı. Bir kısmının yakıldığı ve yere saçıldığı görüldü. Bölgede güvenliği sağlayan askerler Kuran-ı Kerim sayfalarını yerden tek tek topladıktan sonra öperek yüksek bir yere koydular.

ADNAN OKTAR: İşte Kuran’ı öperek yüksek yere koyacağız, onları da en alçak yere koyacağız inşaAllah kanunla hukukla tabii.

“Gözümün nuru, kalbim, ruhum küçük çocuk” diyor iki yaşında “Seni seyrediyorum, yine kalbim deli gibi çarpıyor. Nasıl güzel nasıl heybetlisin maşaAllah” Bengü yazmış.

Bediüzzaman ne şeker insan, çok güzel insan. Üslubu ne güzel. Bak, “Belaların istilası ve muzır şeylerin tasallutu bazı duaların evkàt-ı mahsusalarıdır ki,” özel vakitleridir ki “insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz eder” diyor. Ve “Kadîr-i Mutlak'ın dergâhına iltica eder. Cenab-ı Hak dahi ‘Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var’ mealinde ferman ediyor. Hem ‘Bana dua edin size cevap vereyim’ diye söylüyor” diyor emrediyor diyor.

“Sizi çok severek izliyorum. Bilmediğimiz şeyleri bizlere çok güzel anlatıp uyandırıyorsunuz. Metafizik konusunu daha detaylı anlatır mısınız? Metafizik olan mümin nasıl olur? Yani mümin olduğunu bilir mi? Şüphesi yok mudur?” Emine. Metafizik mümin yani işte iman eden bir insan samimi gerçek imana ulaştığında, samimi olduğunda garip bir şekle bürünür. Melekten üstün oluyor. Nasıl Cebrail (a.s), Mikail (a.s) var? Meleklerden üstün oluyor. Mesela duası kabul oluyor. On bir kişi olsalar dünyaya hakim oluyorlar. Tevrat'ta öyle geçiyor. On bir kişi. Bütün dünyaya hakim ederim diyor on bir kişi. Hatta Bediüzzaman da diyor "bir bir bir ayrı ayrı kıymeti yoktur ama hepsi bir araya geldi mi yüz on bir eder" diyor. Değil mi? Görevliyse öldürülemiyor. Çok garip bir şey bu. Özel olarak korunuyor. Etki gücü çok yüksek oluyor. Onun olduğu yerde insanlarda müthiş bir iman coşması, gelişmesi oluyor. Ama alim olur, çok bilgili genel kültürü var fakat züppedir, bilmiştir, enaniyetlidir o ters yönde tahribat yapar. İmanı olanın imanı da gider Allah esirgesin.

Dünyada altmışaltı milyon çocuk aç. Ölüm sınırında aç altmışaltı milyon. Dünya silah ticaretinin sadece binde beşiyle bu çocuklar kurtarılabiliyor. Bak bin parçadan sadece beşiyle. Silaha ayırmayacak çocuklara ayıracak binde beşini. Bütün bu çocuklar kurtuluyor. Deccalin, şeytanın amansız hakimiyeti burada görülüyor.

Mesela Bediüzzaman metafizik bir Müslümandır. Güç yetmiyor öldürülemedi. Şehit edemediler. İmansızlığa karşı müthiş bir kaleydi. Küfür baş edemiyor. Abdülkadir Geylani metafiziktir. İmamı Rabbani metafiziktir. Bütün peygamberler metafiziktirler.

ERDEM ERTÜZÜN: Peygamberimiz (s.a.v.)’in de savaşlarda tek hedef olmasına rağmen şehit edilemediğini söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Etrafı sarılıyor çok uzun süre sahabeler diyor ki "şehit ettiler" diyor "Allah rahmet etsin" diyorlar. "Dönsek mi ne yapsak?" diyorlar. Aralarından aslan gibi çıkıyor. Atatürk diyor ki Rahmetli "sırf bu peygamberliğinin delilidir" diyor "başka hiçbir mucizeye gerek yok bu yeterli" diyor. Ya kardeşim dört tarafı sarılmış, yüzlerce adam sarıyor etrafını. Ellerinde kargı var, balta var, gürz topuz var, kılıç var, ok var, pala var tek başına ortalarında. Bu ne bu? Biliyorlar Peygamber (s.a.v.)’in onun olduğunu da biliyorlar. Bu nedir bunun açıklaması? Mucize işte. Ve çok uzun süre kalıyor. Sonra aralarından çıkıyor. Hiçbir şey yapamıyorlar. Mümkün değil bir şey yapılır Allah esirgesin. O gürz bir yerine çarpsa bitti. Atına bir şey yaptı at çöker zaten bitti. Zaten şehit ederler onu. Hiçbir şey yapamıyorlar. Çünkü metafizik. Metafizik bir varlıktır Peygamberimiz (s.a.v.).

"Her derdin en kutsi dermanı imandır" diyor "kadere iman olmasa hayatı dünyevi saadeti mahvolur. Elim musibetlerde ne vakit kadere iman cihetinde bakardım musibet gayet hafifleşiyor görüyordum. Ve kadere iman etmeyen nasıl yaşayabilir diye hayret ediyordum" diyor Bediüzzaman. Çok dürüst çok candan.

Hz. Musa (a.s)'nın hitabeti yoktu. Heyecanlanıyordu, çarpıntısı vardı çok. Muhtemelen ya tansiyonla beraber bir çarpıntısı var, konuşamıyordu konuşurken heyecanlanıyordu. Kasılıyor, kasılma tabir ediliyor ya damarlarında da belki kasılma oluyordu. Konuşamıyordu ama Allah onu ululazim peygamber olarak görevlendirdi halbuki peygamberin en önemli vasıflarından birisi iyi konuşması değil mi? Konuşma yeteneği yoktu. Allah buna rağmen onu peygamber yaptı. "Ya Rabbi ben konuşamıyorum" dedi "kardeşimi bana yardımcı et" dedi. "Kalbim sıkışıyor" dedi göğsüm daralıyor dediği o. "Kalbim sıkışıyor" dedi. Allah tebliğ için onu seçiyor çok kısa konuşuyor konuştuğunda ama çok samimi. Samimi olduğu için çok etkili. Herkes onu daha çok seviyor. Kardeşinden daha etkili Harun'dan. Harun'u pek dinlemiyorlar. Harun daha iri yarı halbuki, daha güçlü kuvvetli ama Hz. Musa (a.s)'yı dinliyorlar. Samimiyet, derin iman.

"Münafık gözlerine hakim olup istediği şekilde ağlar" diyor ( Deylemi Camiüssağir İmamı Suyuti) Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Canı istediğinde etrafını yönlendirmek için istediği gibi ağlar diyor. Gözüne iyi hakimdir diyor. Münafığın yöntemleri. Menfaatiyle çatıştığında hemen ağlar. Allah için, din için ağlamaz. İmanı için ağlamaz, sevgi için ağlamaz. Çıkarıyla çatıştığında onu silah olarak kullanır münafık. "Kibirlidirler" diyor "ne sevilirler, ne de severler." Seviyor gibi görünüyor ama sevmez. O yüzden de sevilmiyorlar. "Gece odun gibi sessizdir" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Odun gibi sessiz, içine kapanık. "Gündüz gürültücüdür" yani bağırıp çağırıp Müslümanların faaliyetini engelleyecek, Kuran okumasını engelleyecek şamatalı bir tavra sahip. Huzursuzluk çıkaran bir tavra sahip. İmamı Ahmet ve Berzar Cami-ul Fevait 8110. "Lanet olsun der gibi selam verirler" diyor münafıklar. Allah'ın anmak onları çok rahatsız eder selamdan nefret eder münafık. "Yemekleri gasp ve yağmadır" çünkü helal olmadığı için onlara yemek Allah onu gasp hükmünde görüyor, yağma hükmünde görüyor. Cezasını o şekilde alacak. "Çıkarlarını hile ile elde ederler" diyor. Hile, işte ağlayarak, bağırarak, oyun oynayarak.

Cenab-ı Allah "Sen Ben’i göremezsin" diyor. "Mehdi de mi göremez?" diyor. Kafasını takmış acayip sevimli. Ne konu olsa Cenab-ı Allah hep ona getiriyor. "Moşiyah da mı göremez?" diyor. "Evet o da göremez" diyor Allah. “Firavun’a git” diyor “ben gitmeyeyim Moşiyah gitsin” diyor. “Mehdi gitsin” diyor. “Senin göndermek istediğin gitsin” diyor, asıl diyor. O meraktan Allahualem bayağı zor durumda kalmış. Resulullah (s.a.v.) devrinde de sahabeler çok merak ediyorlar. Vefat ettiğinin ertesi günü aramaya başlıyorlar Mehdi (a.s)’yi. Resulullah (s.a.v.) “Benim vaktimde gelmeyecek. Benim vefatımdan sonra gelecek” diyor. Sabahında safların arasında millet gözleriyle tek tek bakarak arıyorlar acaba nerede diye.

Münafıklar nerede pislik adam varsa nerede böyle hainlik yapacak, ahlaksızlık yapacak, Müslümanlara oyun oynayacak. Sırtını dayayabileceği böyle karaktersiz mafya kılıklı adamlar varsa gidip onları bulur.  Mücadele Suresi, 14 şeytandan Allah’a sığınırım “Allah'ın  kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi” yani Allah’a karşı mücadele eden, Allahsız, Kitapsız topluluğu kendine “(dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi?” dostça müttefik ediniyor. Müslümanı değil. Pislik adamları ahlaksızları. Müslümanlara  zarar verecek tipleri.  “Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan”. Münafıklar, küfründe adamı olmuyorlar. Onlara yalakalık yapıyor aslında onlardan para kazanmak, mevki kazanmak, itibar kazanmak için yanaşıyor. “Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar” (Mücadele Suresi, 14). Münafığın özelliğidir bir şeyi açıkça bilir ama sahtekarca yalan söyleyip yemin eder. Veyahut itiraz eder sahtekarca. “Ümmetimdeki münafıkların çoğunu okuyanlar teşkil eder” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). (Ramuz-ul El Hadis numarası 1104)

Resullullah (s.a.v.) zamanında Müddesir Suresi’ndeki ayetteki o on dokuz mucizeyi inceleyen adam o devrin en bilgili en kültürlü adamı. Ona güveniyorlar ona getirtiyorlar. Sen incele sen anlarsın diyorlar. İngiliz derin devleti gibi o zamanda da Mısır derin devleti ile Roma derin devleti ile bağlantılı. Ama asıl o devrin deccalı Roma. Roma derin devleti onlarla bağlantılı. Bayağı gezmiş görmüş bir tip. Her yeri gezmiş. Ve müthiş kültürlü bilgili okumuş bir adam. Okuyan birisi yani. Ama azılı alçak. Allah diyor ya “Onu ve topluluğunu cehenneme atacağım” diyor. “Onların üstünde on dokuz melek vardır” diyor. “Yüzünü ekşitti” diyor suratını asıyor. Pislik herif tam münafık alametleri. Münafığın üstüne gidersen yüzündeki pislik karanlık hemen çıkar. Yüzünde iğrenç bir ifade oluşur münafığın. Mesela onun da yüzünde hemen iğrenç bir ifade oluşuyor. Bir mucizedir bu. Her münafıkta olur. Münafığı merak eden üstüne gittiğinde meymenetsiz, nursuz, pislik alçak bir ifade olur. Münafıklar Allah’ı anmaktan çok rahatsız olurlar. Ayet okumaktan çok rahatsız olurlar. Ayeti ezbere almaktan çok rahatsız olurlar. Boş her şeyi öğrenirler ama Kuran’ı öğrenmek istemez. Zümer Suresi, 45 “Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır” (Zümer Suresi, 45). Morarıyor bak mesela o alçakta da olan o morarma ondan oluyor.

Hz. Musa (a.s) bin İmran, Tevrat’ın birinci bölümünde Ali Muhammet’in kaim Mehdi’sine aleyhisselatu vesselam, “Mehdi’ye verilen kudret ve faziletleri görünce dedi ki: Rabbim beni Ali Muhammed’in kaimi Mehdi olarak karar kıl.” Mehdi olayın ben Ya Rabbi.  İşte Moşiyah olayım diyor. “Allah ona şöyle söyledi. Doğrusu o Mehdi Ahmet’in neslindendir. Sonra Tevrat’ın ikinci bölümüne bakınca aynı şeyi gördü. Aynı sözü tekrarladı. Ya Rabbi beni Moşiyah Mehdi kıl” diyor. “Ona aynı cevap verildi sonra üçüncü bölümde de aynı şeyleri Moşiyah Mehdi ile ilgili bölümleri görünce, tekrarlayınca aynı cevabı aldı. O ayrı diyor Cenab-ı Allah. (Şeyh Muhammet bin İbrahim Numani Gaybet-i Numani  sayfa 280)

ADNAN OKTAR: Sanatçılar Allah’ın tecellileridir.

OKTAR BABUNA: Sizin de mükemmel zevk ve sanat estetik anlayışınızı gösteriyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Münafığın ilahı kendi nefsidir. Nefsini ilah edinendir münafık. Yani onu büyütmek ve yüceltmek, başka bir şeyin peşinde değildir ve bir nevi delidir, yani psikopattır, homoseksüel ruhlu bir manyaktır münafık. Münafıklar kendilerini övme sistemi kurmuşlar kendi aralarında, o onu övüyor, o onu övüyor. Sen de lağımsın, o da lağım, lağım lağımı övünce ne olur? Lağım olur. Bunu kim için söylüyorum? İngiliz derin devletinin elemanları için söylüyorum, onlar kendilerini biliyorlar. Kimler olduklarını tek tek biliyorum. Milli İstihbarat Teşkilatı, siyasi şube, Dış İşleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı bu münafık sistemin peşine düşsün, büyük bir tehlike. İngiliz derin devleti büyük bir tehlikedir.

“Hocam çok zevkli olduğunuz aşikar ancak benim daha dikkatimi çeken şeylerden biri sizin güzelliklerdeki detayları ifade edişiniz ve her seferinde sanatçıyı ön plana çıkarmanız. Gerçek sanatçı ancak yine gerçek sanatçılar tarafından gereği gibi takdir edilebiliyor ki, bence siz gerçek bir sanatçısınız. Güzel yüzlü, güzel huylu canım Hocam” diyor Sena. İşte sanatçıyı da Allah yaratıyor, sanatçıya o gücü veren de Allah’tır. Gerçek tek sanatçı vardır, o da Allah’tır. Ben tecellilerinden bahsettim.

Münafıklar ukalalık ve züppelikten dolayı Kuran’ı beğenmiyorlar, diyorlar ki “Sen bunu değiştir kendinden, biz beğenmedik, böyle olmaz” diyorlar. “Sen kendin değiştirsene” diyorlar. Münafık bu kadar ahmak ve bu kadar züppedir. Ve ona da razı olacak yani, aptala bak sen. Münafıklığı artık bağırıyor yani. Münafıklar küfrün gözüne girmeye çok meraklıdır. Bir aferin almaya, tebrik edilmeye. Zaten görüyorsunuz, baktığınızda bazı yazarlar, bazı çizerler falan sırf bir aferin için bütün ömrünü heba ediyor aptalca. Ama münafık kendini gerçekte çok aşağılık görür. Çok yancı, çok adi ve çok karaktersizdirler, basittirler münafıklar. Çok haysiyetsizdirler. Müslümanlar onlara değer verir. Onlar yoksa kendilerinin çok değersiz ve aşağılık olduğuna inanırlar. Çok karaktersizdir. Aşağılandığında zaten o kendini gösterir hemen, adiliğini hemen kabul eder. Müminler bilmedikleri için iyi niyetle münafıkları tabii takdir ve teşci ederler, onlar da enaniyet yapıp azarlar. Halbuki gerçeğinde kendinin çok karaktersiz olduğundan emindir münafık.

Münafık dünyaya delice bağlı olduğu için yaşlanmaktan ve ölümden çok korkar. En büyük kabusudur. Yaşlandığını fark etmek onda cinnet etkisi yapar. Dünyaya çünkü deli gibi bağlıdır yani onun ilahı dünyadır, nefsidir. Ahirete inanmadığı için. Bakara Suresi 96'da diyor ki Allah, yemin ediyor; Andolsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun...Yani delice bir bağla dünyaya bağlıdırlar diyor. Ölmeyi asla istemezler. ...(Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azabtan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.[Bakara Suresi, 96] diyor Allah. Münafıkun ve münafıkat. Halbuki Müslüman Cenab-ı Allah'a kavuşmayla iftihar eder. Gençlik de bir nimettir yaşlılık da bir nimettir. Derin devletler münafıkların adeta ilahı gibidir yani şeytanı konumundadır. Münafıklar derin devletlerin şeytanı konumundadır. Onları heryerde kullanır derin devlet; şuraya gidin buraya gidin, şunu yapın bunu yapın... Bu şekilde onlara hizmetle mükelleftir. Şeytan nasıl mükellefse insi olanlar, cins olanlar da ins olanlar da o şekildedir. Yani cinden olan ve insandan olanların hepsi derin devletlere hep hizmet etmişlerdir. Mesela Mısır'sa Mısır, Roma'ysa Roma... Mesela şuan İngiltere'yse İngiltere; İngiliz derin devleti. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında; telefonda, internette, sosyal medyada, neredeyse artık; yazışmalarında, özel konuşmalarında ne der? "Biz sizinle beraberiz. Biz onlarla alay ediyoruz. İstifade ediyoruz ve alay ediyoruz. Ama asıl biz sizinle beraberiz." der derin devletin elemanlarına.  İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz." [Bakara Suresi, 14] Münafıklar öyle alçak bir mikroptan aşağı bir mahlûkattır yani. Özel yaratılmış bir mahlûkattır. Müminlerin yanında kendilerini garantide görmezler yani hep şüphe içindedirler. "Derin devletin adamı mı olsun, Müslümanların yanında mı sığınsın kalsın?" Bütün ömrü o şüphe içinde geçer. Ayette diyor ya, "Ne onlardandır ne sizdendirler." Ayette öyle diyor. Beraber oldukları kişiler de bunların sahtekar olduklarından emin olur. Beraber oldukları kişinin sahtekar olduğundan onlar da emin olur münafıklar. İki taraf da birbirinden nefret eder ama Müslümanlara karşı ittifak için birleşirler. "Kendi aralarında çarpışmaları şiddetlidir." diyor Allah. Pek şiddetlidir. Münafıklar çok azgınca birbirleriyle uğraşırlar. "Ama iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle mücadele etmezler." diyor. Yani sinsice, gizlice işte internetten telefondan, şuradan, buradan, dedikoduyla; geçmişte de işte mektupla, ulaklarla veyahut fısıltı gazetesiyle...

CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah'a ...yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar... [Nisa Suresi, 81] diyor Yüce Allah.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v), ganimet taksim ediyor. Akılsız bir adam, -o zaman münafık kaynıyor ortalık- "Adaletli dağıt Ya Muhammed" diyor. Ahlaksıza bak. Peygamber adaleti bilmez mi? Züppelik yapıyor. Bunun üzerine Nebi (s.a.v), "Yazık sana. Ben adil olmayacağım da kim olacak?" diyor. Çünkü imam ve peygamber. "Mehdi (a.s) ise böyle akılsızlara Allah ve Resulü için merhametli davranmayacak." diyor. "Çünkü Mehdi (a.s), münafıkları nişanelerinden -alametlerinden- tanıyacaktır. Ve gereğini de yapacaktır." diyor, ilimle irfanla. Yevm'ül Halas, Kamil Süleyman, Sayfa 135. Kafirler istemese de nurunu tamamlayacak. Mehdi batıl devletlerin -derin devletlerin- temellerini yıkıp fesat kulelerini yok edecektir." diyor Resulullah. Yevm'ül Halas'ta yine, 125. Ayetler münafıkların imanlarını artırmaz,onları daha da kızdırır. Diyorlar ki "Bu hanginizin imanını arttırdı?" Münafıklar birbirlerine soruyorlar. Hristiyanlara yardımcı olmak lazım. Bu kiliselerin kapanması çok vahim bir olay, çok dehşet verici. Kiliselerin kapanmasına karşı Hristiyan rahiplerle toplantı yapalım. Şu teslis konusundan vazgeçseler gençler akın akın Hristiyan olurlar. Çünkü İslam dini o da nihayetinde. Eğer o teslis ifadeleri, yanlış olan İsa (a.s)'nın Allah olduğunu iddia etmeleri ortadan kalkarsa Hristiyanlık da çığ gibi yayılır. "Bir nevi İslam dinine inkılab edecek." diyor Bediüzzaman, "Asli hüviyetine kavuşacak." diyor, İseviyet. Asıl orijinal haline, "Hazreti İsa (a.s) zamanındaki orijinal haline kavuşacak." diyor. Onun için, Hazreti İsa (a.s) zamanındaki orijinal haline kavuşması için yardımcı olmak lazım. Yoksa çok temiz insanlar Hristiyanlar. Ama çok acı, birer ikişer   kiliseler kapanıyor, meyhaneye çevriliyor falan. Çok ürkütücü bu. Yani bunu sessiz seyretmek olmaz. Amerika'yı batıracaklar. Avrupa'yı batırdılar zaten. Mahvedecekler yani. Rusya direniyor, yine iyi MaşaAllah onlar. Bir toplantı yapıp konuşursak çok iyi olur. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İtalya'da kapanan kiliseler vardı. Bazı fotoğraflar; ofis, restorant, tamirhane...

ADNAN OKTAR: Çok acı bunlar. Göster bakayım. Baksana, yazık günah. 

BÜLENT SEZGİN: Oyun salonu yapmışlar. Sergi salonu, ofis yapmışlar, restorant yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Yeniden satın alıp eski hüviyetine kavuşturmak lazım. Bir de halkı teşvik etmek lazım Hristiyanlığa ama Muhammedi Hristiyanlığa yani Kurani anlamda Hristiyanlığa. Orijinaline yani Hristiyanlığın.

Münafık küfürde bile rastlanmayacak şekilde ahlaksız alçak. Onun için Allah onları cehennemin en aşağı tabakasına koyuyor. Müthiş pislik bir mahluktur. En güçlü imanı olanlara en azılı münafıklar musallat edilir. Peygamberimiz (s.a.v) devrinde en azılı münafıklar Peygamberimiz (s.a.v)'e musallat edilmiştir. Hazreti Musa (a.s) zamanında; Samiri, ünlü münafık. Ama Samiri tek değil tabii ekip bu. Samiri, en kültürlü olanlarıydı, en çok okumuş olanlarıydı, Mısır derin devletiyle en iç içe olanıydı. Yoksa etrafında yüzlerce adam vardı, tek değildi o. Resulullah'a da en azılı münafıkları musallat olmuştur devrin. Nuh (a.s)'a da öyle, karısı artık münafık baş belası. Ama makamı çok yükseltir münafık, en çok makam yükselten münafıktır. Sevabı en çok artıran münafıktır. Mesela birisine, bir fakire yemek yedirirsin, yüz sevap alırsın; bir münafığın musallatlığına karşı mücadele verirsen Kuran'la yüz bin sevap alırsın. Çok makbul tutulmuştur. Münafık müminin cennetini genişletir. Mümin de münafığın cehennemini genişletir. İkisi karşılıklı ters etki içindedir, biri onun cehennemini genişletir, mümin onun cehennemini genişletir; münafık da müminin cennetini genişletir. Yani o sabreden, akılcı mücadele eden müminlerin cenneti genişledikçe genişler. Ama tabii münafık deyince şimdi hep insanlar "Bir güruh, topluluk var karşımızda" öyle değil. Müminler kendi kendine şüphe edecek, kendinde arayacak münafık alametini. Çünkü mümine etki eder bu. Münafık zaten alay eder gece telefonla, internette falan alay ediyor ayetle. İnanmaz o, etkilenmez o. Mümin etkilenir, mümin kendine çeki düzen verir; "Aman aman. Allah esirgesin, benzemek durumunda kalabilirim, benzeyebilirim." diye çok korkar. Çünkü kalbinde hastalık da olabilir. Kalbinde hastalık olan da münafığa benzer. "Aman" der, "Ben bu hastalığı hemen düzelteyim." Münafık alameti belirir, "Aman, hemen kurtulayım." der mümin. Onun için bu ayetler bizi ilgilendirir yani. Kafir-münafık güler geçer, kaale dahi almaz. Münafık; kafirlerin sayısının çok olması, maddi gücünün çok olmasından dolayı onları ilahlaştırır. Güce inanır çünkü o. Allah'a inanmaz. İnsani güce inanır. O yüzden derin devletlerin yalakası olur. Ama "vazgeç" demeyle vazgeçmez. "Vazgeçtim." der yine vazgeçmez. Defalarca tevbesini bozar yine yapar. Yani bir nevi insan'ı dessastır, şeytan'ı dessastır; desiseci bir şeytandır. Ve sürekli takip edilmesi gerekir. Münafık her konuda kendine çok itina edilmesini ister. Kuran'da var, "Evim açıkta." diyor. Çok itina edilmesini ister. En fazla ihtimam, en fazla övülmenin kendine yapılmasını ister. En nezaketli tavırlar işte en faydalı nimetleri ona sunmak onun için önemlidir. Başka şey önemli değil onun için. Fakat kendisi çok küstah, ahlaksız, haysiyetsiz ve huysuz olur; anarşist ruhlu olur, azgındır. Ama burada işte onun cehenneminin genişlemesi mevzu bahis oluyor, müminin de cenneti genişlemiş oluyor; mühim olan burada. Allah istese küfrü yaratmazdı. Müminin cennetinin gelişmesi için münafık ve kafir gerekiyor. Münafık ve kafir olmadan müminin cenneti genişlemiyor. Manevi makam alamıyor. İlla ki münafık ve kafir gerekiyor. Kafir ve münafığın da cehenneminin genişlemesi için Müslüman gerekiyor. Yoksa o da genişlemez. Çünkü mümine yaptıkları ahlaksızlık, haysiyetsizlik, kabalık, pislik, nobranlık, enaniyet onların cehennemini genişletir. Mümin bundan kazançlı çıkar; kafir kaybeder, münafık kaybeder. Ama çok büyük kayba uğrar. Allah diyor; "Kafirlere ve münafıklara itaat etme." Dediğini yapacak gibi de yapabilir mümin- sıkışırsa, zorda kalırsa- kafirin. Ama itaat etmez. Münafığa da itaat edilmez. "Eziyetlerine aldırma." demek ki müminleri rahatsız edecekler. Mümini rahatsız edecek ki manevi makamı yükselsin müminin. "Allah'a tevekkül et." İşte tevekkül ettiğinde mümin, o sevabı kazanmış oluyor. Tevekkül etmeden sabrı olmaz. Münafığa sabret(?) Tevekkül edeceksin Allah'a. Allah'ın yarattığını bileceksin. O zaman makamın yükseliyor. Yoksa makam yükselmesi olmaz. "Vekil olarak Allah yeter." diyor. Çünkü "Ben yaratıyorum." diyor Allah. Münafığın gücünü de Allah yaratıyor. 

Şimdi biz münafık alametlerini anlatıyoruz, neye yarar bu? Anlatıldığı halde eğer münafık kendini düzeltmezse cehennemin dibine doğru yol almaya devam eder. Cehennemi onun alabildiğine genişler. Mümine faydası ne oluyor? Bunları öğrendikçe imanı inşirah buluyor, kalbi ferahlık bulur cennetteki makamı açılır, genişler. Çünkü bu da bir cihat olmuş oluyor.

Müminlere zarar vermek için münafık, müminin güçlü olduğu anda mümine saldırmaz. Zor anda saldırır yani fırsat bulduğunda. Yani kendisinin bulacağı suni fırsatlar var, şirret olduğu için münafık. Mesela “Bana şöyle zarar verdiniz” der, “Böyle zarar verdiniz” der oradan saldırır vurur. Münafık yani beklemededir.  Mesela Resulullah (s.a.v.) diyor ki, “Hadi cihada çıkacağız.” “Hava sıcak” diyor. “Bu sıcakta çıkılmaz.” Tam bak işte vuracağı yeri yakalamış kendince. Cehennemine milyonlarca daha hacim kazandırmış oluyor. Yani milyonlarca misli hacim kazandırmış olur bunu demekle. Peygamber (s.a.v.)’in makamı alabildiğine yükselir. Münafığın onu demesiyle Peygamber (s.a.v.)’in makamı cennetteki makamı alabildiğine açılır. Münafığın da cehennemi iyice derinleşir.

“Sizinle birlikte çıksalardı” diyor bak Peygamberimiz (s.a.v.)’e Cenab-ı Allah ayette belirtiyor şeytandan Allah’a sığınırım, “Size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi.” Hep fitne, hep bir pislik için uğraşır münafık, Müslümanları rahatsız etmek, huzursuz etmek. Rahatsız ettiğini anladığı an müminin sevabı alabildiğine yükselir. “İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır.” Bazı avanaklar da onlara haber taşıyor. Bak Allah onu da söylüyor. “Allah, zulmedenleri bilir.” (Tevbe Suresi, 47) Bunların hep özelliği haberci olmaları yani casus olmalarıdır. “Aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır.” Onların istihbaratçı casus yönlerine Kuran işaret ediyor. Tevbe Suresi, 47.

GÖKALP BARLAN: “Müminlere iyilik isabet ettiğinde tasalanırlar.”

ADNAN OKTAR: Evet, onları çok rahatsız eder. Bir Müslüman’ın mesela sağlıklı olması, zengin olması, güçlü olması münafığı çok rahatsız eder.

“Sizi keskin dilleriyle” bak keskin dilleriyle “eleştirip inciterek karşılarlar” siz onlara iyilik yaparsınız ama o alçaklar sizi keskin dilleriyle incitmeye çalışırlar diyor Allah. Münafıkların bir vasfıdır. Böyle alçak bir mahlukat takımıdır yani. “Gizli toplantıların fısıldaşmalarından (kulisten) men edilip sonra men edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun?” (Mücadele Suresi, 8) diyor Allah. Bak uyarılıyorlar diyorlar ki, pislik yapmayın fitne ahlaksızlık çıkarmayın, şunlarla görüşmeyin, derin devlet elemanlarıyla görüşmeyin, bağlantı kurma, pislik yapma dendiği halde devam edenleri görmüyor musun diyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında Roma devletiyle bağlantı kuruyorlar Resulullah (s.a.v.)’i devirmeye çalışıyorlar alçak herifler. Geceleri planlıyorlar bu melanetleri de, gündüz değil. Onların üstüne şeytan gece çöküyor Allah’ın hikmeti.

Gençler biz gidelim. Yarın devam ederiz inşaAllah. Ahir zaman videolarıyla devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Ahir zaman videolarıyla devam ediyoruz inşaAllah.

Masaüstü Görünümü