Harun Yahya

Sohbetler (26 Mayıs 2016; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet hoş bulduk.

Sevgiyle ilgili bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Seven güzel yaşar” diyelim.

Rusya’yla arayı düzeltelim. Rusya’yla çok sıkı dost olalım. Rus halkı mazlumdur, terbiyelidir, saygılıdır, mütevazidir, sevecendir, güzel insanlardır. Rus halkıyla Rus milletiyle, Rus devletiyle bütünleşip kardeş olup dost olalım. Rus derin devletinin verdiği zararlara tedbir alalım el birlik. Rus devleti huzur içinde olsun. Rus milleti de huzur içinde olsun. Derin devlet musallatlığını ortadan kaldıralım.

Münafıkların aklı fikri Peygamber (s.a.v.)’i açmaza sokmak. Onun bilgisiz olduğunu vurgulamak, akıllı düşünmediği vurgulamak haşa çünkü kendilerini çok zeki zannediyorlar. Halbuki zeka aklın karşısında hep yenilir. Hep rezil rüsva oldukları halde Peygamber (s.a.v.)’e zekayla yaklaşmaya çalıştılar. Peygamberimiz (s.a.v.) aklıyla onları hep rezil rüsva etti. Bakın her konuşmalarına bakın hep fitne kokar hep pisliktir. Hep küstahtırlar. Peygamberlere hep haset etmiştir münafıklar. Hep kıskanmışlardır onun aklına, yeteneğine, gücüne, imkânlarına, başarısına haset gözüyle yaklaşmışlardır. Ve bu hasetle hep çelme takmaya çalışmışlarıdır, hep rezil rüsva olmuşlardır. Mesela “sıcakta çıkılır mı?” niye? Çünkü çıkılmasın ki Peygamber (s.a.v.) de başarılı olmasın. Dertleri bu. Ayrıca kendi de orada pozisyon kazanacak. Daha merhametli, daha şefkatli, daha akıllı, detayı görebilen olacak. Münafık süper ahmak bir mahluktur. Allah aklını almıştır. Allah onunla alay eder, oynar. Allah onu aşağılar. Müslümanların karşısında da aşağılar. Fakat o aptal kafasıyla o bir saksağan gibi bekler yani yine bir fırsat çıkacak mı diye. Her seferinde rezil olur yine bekler, yine rezil olur yine bekler. Bak Kuran’daki bütün ifadelere bakın hep amaç Peygamber (s.a.v.)’i mahcup etmektir. Ve hep kendi üstünlüklerini ortaya koymaktır haşa. Mesela o Müddessir Suresi’ndeki o alçak adam münafık hep Peygamber (s.a.v.)’e üstünlük iddia ediyordu. “Ben daha kültürlüyüm, daha bilgiyim, daha çok yabancı dil biliyorum.” İşte “daha kolay teşhis koyarım olaylara” münafıklarda ona bel bağlamışlardır. Dedi ki “Muhammed’in getirdiği -haşa- Kuran’a bir bakayım. Nasıl hatalı olduğunu size tespit edip anlatacağım” dedi. “Bana biraz süre verin” münafıklar da çok heyecanlandılar Kitap’ta açık bulacak diye. Yani bir çelişki bulacak ve Peygamber (s.a.v.)’i mat edecek haşa. Günlerce araştırdı. Ayette diyor ki bak “yüzünü ekşitti” yüzü çok berbattır münafıkların. Böyle bitap, donuk şeytanla bağlantıda olduğu için adeta böyle kükürt kokar onlar. Şeytanla bağlantılarından donuktur yani şizofrendir görüntüleri. “Yüzünü ekşitti” diyor “yüzünü astı” diyor. Yani suratını bozdu. Sonra bu insan yapısı bir kitap, dolayısıyla çelişkilerle dolu tarzında konuştu, diyor. Halbuki çelişkilerle dolu dediği on dokuzla ilgili orada mükemmel bir matematik sistem var. Onu görüyor fark ettiği halde şeytanlığından imanı artıp Kuran’a İslam’a hayran olacağı yerde Kuran’ın aleyhine ifade veriyor. Bak on dokuz mucizesini ilk defa orada görüyor buna rağmen şeytanlığından ters tavır koyuyor. Ahlaksızlığından güya Peygamber (s.a.v.)’i mahcup edecek. Bu sefer Cenab-ı Allah ayetin sırlarını açıklıyor. On dokuz rakamına Allah dikkat çekiyor. Onun oyuna geldiğini söylüyor. On dokuz koduna da işaret etmiş oluyor. “O sayıyı” diyor “Ben müminlerin lehine küfrün de aleyhine olarak Kuran’a yerleştirdim” diyor Allah. “Onların aleyhinedir” diyor. “O istediği kadar çevresini çağırsın” diyor. O zamanlar onlar Roma devletine bağlıydılar. Yani Roma derin devleti. O zaman sonra İngilizlere geçti o. Roma derin devleti İngiliz derin devletine geçti. İngiliz derin devleti şeklinde değişti. Zaten hadislerde de var. “İblis” diyor “denizde bir adaya oturur. Oradan adamlarını askerlerini gönderir” diyor. Ahir zaman için bunu söylüyor. Yoksa hep Roma’ya dikkat çekilmiştir.

CAN DAĞTEKİN: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar hala Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından indirilmiş olsaydı çelişkiler uygunsuzluklar bulmuş olacaklardı” diyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Evet. Bak “Çünkü o düşündü bir ölçü tespit etti” diyor. İşte o on dokuz ile ilgili ölçü. “Kahrolası nasıl bir ölçü koydu” diyor. Münafıkların kahrolacağını Kuran açıklıyor. “Yine kahrolası nasıl bir ölçü koydu” diyor. “Sonra bir baktı” onun bakışları tabii pis bir bakış. Kuran’ın işaret ettiği o. “Sonra kaşlarını çattı yüzünü ekşitti” yani yüzüne pis, iğrenç, lağım gibi bir ifade veriyor. Lanet bir ifade olur münafıkların suratında. Bak “sonra kaşlarını çattı” donuk abus pis bir surat. Allah’ın onlara mührüdür o. “…ve yüzünü ekşitti. Sonra da sırt çevirdi.” Pistir münafık hemen böyle ayrılır gider. Ona dikkat çekiyor.  “…ve büyüklük tasladı” diyor Allah. İstikbar, ben büyüğüm, ben akıllıyım, ben kültürlüyüm, ben bilgiliyim, ben görgülüyüm. “böylece bu yalnızca aktarılan öğrenilen bir büyüdür” diyor. Bak "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" [Müddessir Suresi, 24] On dokuzu görüyor hayret ediyor fakat o aktarılarak öğrenilen yani nesiller boyu aktarılarak öğretilen bir kodlama sitemi, bir büyüdür, diyor. Şaşırıp, hayret edip mucizesine değil mi? İnanacağına Cenab-ı Allah’ın onu tersine çevirmeye çalışıyor. “Bu bir beşer sözünden başkası değildir” Peygamber (s.a.v.) kendisi söyledi bunu diyor, ayeti diyor, Kuran’ı diyor. “Onu ben cehenneme sürükleyip atacağım." bak sürüklemeden bahsediyor Allah. Çünkü direnecek. “Direneceği için sürükleyeceğim”  Allah. Köpek gibi sürükleyecek böyle uyuz köpek gibi. “sürükleyip atacağım. Cehennem (sakar) nedir sen bilir misin? Ne alıkoyar ne bırakır.” Tutmuyor da bırakmıyor da. Çünkü oralardan kaçması için sürünmesi için Allah imkan veriyor. Kendini özgür zannediyor ama kaçamıyor Kuran ona işaret ediyor. “Beşere delicesine susamıştır.” Böyle vahşi bir hayvan gibidir cehennem. Hep böyle ezmek yakmak, yıkmak, azap vermek ister. Böyle deli bir hayvan gibidir cehennem saldırgandır küfre karşı. Küfre karşı münafıklara karşı. “Beşere bak delicesine susamıştır” sürekli onları yutar, yer onları mahveder yani. Susamıştır o. “Onun üzerinde on dokuz vardır.” On dokuz melek. Güçlü kuvvetli on dokuz melek. “Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkası kılmadık ve onların sayısını inkar edenlerin için yalnızca bir fitne konusu yaptık ki” on dokuz sayısını “kendisine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın” Hristiyan, Musevi ve Müslümanlar kesin bir bilgiyle kurana iman etsin. İman edenlerin de imanlarını artırsın müminlerin Müslümanların heyecanını şevkini artırsın. “Kendilerine kitap verilenler ve iman edenler böylece kuşkuya kapılmasın” kesin kanaatleri gelsin. “Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin” kalplerinde hastalık olanlar münafıklar ve kafirler şöyle desin. “Allah bu örnekle neyi anlatmak istedi?” bu kadar aptal on dokuzdan kod veriyor bu daha hala anlamıyor. “İşte Allah dilediğini böyle şaşırtıp saptırır. Dilediğini böyle hidayete erdirir.” Mesela münafıkları şaşırtıp saptırıyor. Müslümanlara da hidayete erdiyor. “Rabbinin ordularını kendisinden başka hiç kimse bilmez.” Hızır a.s melekler bilinmiyor. Yani Allah bildirirse biliniyor. “Bu ise beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.” Kalbinde hastalık olan tedavi olacak. Münafıklığa eğilimi olan tedavi olacak, öğüttür. Mümin de kalbi açılır ferahlar daha güçlenir. “Ya da bunlar karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeklerle yüklü gökten yağmur fırtınasına tutunmuş gibidirler ki” bak “ya da bunlar karanlıklar” işte münafığın ruhunu anlatıyor Kuran görüyor musun? Simsiyahtır ruhu. “gök gürültüsü ve şimşeklerle yüklü” ruhunda ani gürültüler olur, ani patırtılar olur, ani heyecanlar, ani korkular, ani dehşetler yaşar. “Gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş” kapkaranlık bir dünyası vardır. Sanki böyle yağmur altında karanlıklar içinde kalmış perişan tek başına bir ruh alinde olurlar diyor Allah. “Gibidirler ki; yıldırımların saldığı dehşetle ölüm korkusundan parmaklarını kulaklarına tıkarlar.” Bak “yıldırımların saldığı dehşetle” çünkü Allah sürekli bela verdiği için, sürekli vesveseler geldiği için sürekli ölüm korkusu ve gençliğinin gitme korkusu içerisindedir münafıklar. Hep o dehşeti yaşarlar. Ölümden nefret eder münafıklar dehşete kapılırlar. Gençliğinin gitmesi bir şekilde ölmesi hastalanmasından çok korkar. “Ölüm korkusundan parmaklarını kulaklarına tıkarlar” bir şeyi duymak istemez, işitmek istemez, diyor. Kuran okunurken işitmez istemez. O fiilen kulak tıkama anlamına gelmiyor sadece. Gürültü yapar, patırtı yapar, kaçar oradan bir başka ses oluşturur. Veyahut bir mesela yüksek bir yere kaçar. Veyahut alçak bir yere kaçar. Evet. “Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.” Nereye kaçsalar Ben oradayım diyor Allah. Nereye gitseler. Bakara Suresi, 19.

Şems 9 ve 10 “Onu nefsini arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” Hastaysa mesela ahlaksızsa ahlaksızlığından vazgeçecek. Münafık eğilimindeyse münafık eğiliminden, küfür özelliği varsa küfür özelliğinden, kalbinde fesat, fitne, fücur varsa onlardan. Pis ahlakıyla, pis eylemleriyle müminleri rahatsız eden bir karaktersizliği varsa bunu temizleyerek. “Nefsini arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” Onlar kurtulur, diyor Allah. Ama arındırıp temizlerse diyor. “Ve onu isyanla günahla” asi anarşist ruhla, saldırgan psikopat ruhla “günahla” Kuran’a zıt, İslam’a zıt eylemlerle, “bozulmalarla örtüp saran da” mesela sürekli inkar ederek, üstünü kapatarak, yalanlarla, dolanlarla hissettirmemeye çalışarak “bunu ortadan kaldıran” tedaviyi ortadan kaldıran “elbette yıkıma uğramıştır” diyor Allah.

Alülaziz Bin Müslim şöyle rivayet etmiştir: Resulullah ferman etti, diyor ki Resulullah (s.a.v.) “İmam Mehdi dinin düzeni, İslam’ın düzeni, Müslümanların onurudur.” Müslümanların ak yüzüdür. Aydın yüzüdür. “Münafıkların kinini üzerine çeker” Mehdi (a.s). Bak “münafıkların kinini üzerine çeker.” Mehdi (a.s)’nin özelliği. “Kafirlerin helak olmasının vesilesidir.” İlimle irfanla tabii bilgiyle vesilesidir. (Usulü Kafi El Usül Minel Kafi El Kuleyni cilt 1s. 281.)

Münafıklarda tahmin edemeyeceğiz bir panik var. İngiliz derin devletinde akıl almaz bir panik var. Mesela bak tepmez devrilmez zannediyordu ağızlarını bozmaya başladılar bu panik alameti. Bu sefer de hükümete saldırmaya başladılar. Tayyip Hoca’ya saldırıyorlar. Tayyip Hoca’ya siz saldırdıkça Tayyip Hoca güçlenir. Hiçbir şey olmaz.

Rusya’yla arayı düzeltelim. İsrail’le arayı düzeltelim. İran’la zaten böyle tam anlamıyla ahbap dost olalım. Hatta sınırları açalım biz İran’la. Pasaport ve vizeyi kaldıralım. Tam anlamıyla ahbap olalım. Nur gibi insanlar İran çok efendi çok aklı başında insanlardan oluşur. Şiiler çok olgun nezih insanlardır. Moderndirler ufukları da açıktır. Nur gibi Müslüman hepsi. Sünniler de Şiiler de nur gibi Müslümandır.

Rusya’yla arayı düzeltelim hemen vakit geçirmeden. Çok temiz güzel insanlar Ruslar. Rus derin devleti derttir. Rus devletiyle iş birliği yaptığımızda onu hallederiz.

Münafık ayetleri, küfür ayetleri müminlere yöneliktir. Küfür ve münafıklar etkilenmez bu ayetlerden söyleyeyim. Mümin etkilenir. Müminin kalbinde derin etki yapar. Onun için biz kendimize anlatıyoruz. Müminlere anlatıyoruz. İnananlara anlatıyoruz. Münafık ve kafir içinden içinden kinlenir, öfkelenir. Nefreti artar. Ayette diyor ki “Onların nefreti artırmaktan başka faydası olmaz” diyor ayeti. “Yeni sure indiğinde “hanginizin imanını artırdı?” derler” diyor. “Onların öfkesini artırmaktan başka bir etkisi olmadı” diyor Allah. Kinini ve nefretini daha da artırır. Müminin imanı artırır münafığın kinini ve öfkesini daha artırır. Mümin kendini düzeltir, kafir daha da beter hale gelir. Münafık daha beter hale gelir. Münafık daha sinsi daha azgın olur. Daha kalbi kararır. Müminin kalbi aydınlanır, ferahlar. Evet.

GÖKALP BARLAN: “Kin ve öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar” diyor.

ADNAN OKTAR: İşte ne kadar öfkeli olduklarını gösteriyor ayet. “Parmak uçlarını ısırır” yani o kadar acıtıyor ki parmak ucunu ısırmaktan değil mi çok şiddetli bir acı, parmak ucu çok hassas bir yer. Oradaki acıdan daha şiddetli bir acı duyarlar diyor Allah. O anlama geliyor. Hayal etmesi için müminin o şekilde söylüyor Allah.

MERVE TEZEL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bir şeyin sunulduğu kap, cennette de var o açıklamalar. Çok süslü, bütün kaplar süslü cennette. Kap ayrı bir nimettir, Kuran’da hep vurgulanır. Halbuki kapta olmadan da havada da durur ama illaki kapta.

Benim küçük talebem Armin var. Resmini görebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Evet, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yanaştır bakayım. Ballığı, tatlılığı görüyor musun? Tam kedi. Burun, ağız, her şey şeker.

Davutoğlu Hoca Malezya’da bir üniversitede profesörlük yapmış mesela. Güney Asya Müslümanlarını Türkiye’ye yaklaştırma konusunda bayağı yetenekli. Gezebilir. İran’a gitsin her yere gitsin, bayağı severek karşılarlar. İlla siyasetle hizmet yapılacak diye bir şey yok. Davutoğlu Hocam hemen bu hafta hiç gecikmeden İslam ülkelerini gezmeye başlasın. Almanya’ya gitsin, bütün bu Müslüman grupları tek tek gezsin. Camileri. Gelin bir arada hep beraber namaz kılalım desin. Mesela yemekli toplantı yapsın. AK Parti’den fonunu alabilir, hükümet de verebilir fonunu. Yoksa vakıflar olarak da desteklenebilir, yapılabilir. Yani fon derdi olmasın. Mesela bir yerde iki bin kişilik yemek versin, bin kişi, iki bin kişi. Bütün cemaatleri çağırsın, hepsi gelsinler. Süleymancılar, Nurcular, Nakşibendiler, Ülkücüler, herkes gelsin. Hepsi aynı caminin, aynı topluluğun insanları olduğunu bilsin. Aralarında konuşsunlar değil mi? Ülkücülerin camisine Süleymancı gitmiyor. Gitsin. Nakşibendi’nin camisine Kadiri gitmiyor. Gitsin. Nurcuların camisine Nakşibendi gitmiyor. Gitsin. Bunu sağlayalım. Bayağı güzel olur, tehlikenin büyüklüğünü görürseler zaten bunu da kabul ederler. Tehlikenin büyüklüğünü görmezse kabul etmez.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Makale, evet.

KARTAL GÖKTAN: İsrail’de bulunan ve Facebook’ta 670 bin takipçisi olan Jerusalem Online haber sitesinde dünya çapında Anti-Semitizm’le mücadele etmenin Müslümanca yöntemlerini anlattığınız, makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: İsrail’de bulunan ve Facebook’ta 670 bin takipçisi olan Jerusalem Online haber sitesinde dünya çapında Anti-Semitizm’le mücadele etmenin Müslümanca yöntemlerini anlattığınız, makaleniz yayınlandı.

Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da Rusça olarak “Bir zamanlar Ortadoğu’da Hristiyanlar vardı” başlıklı makaleniz yayınlandı.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily’de, “Suriye’de mülteciler için bir şehir” başlıklı makaleniz yayınlandı.

11 yıldır yayınlanan 53 bin tirajlı Hiba dergisi ve bir milyon ziyaretçi alan internet sitesinde bilimsel bulguların insanları imana yönelttiğini anlattığınız bir makaleniz yayınlandı.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük sitesi Mekke Newspaper’da, “Avrupa Birliği PKK konusunda Türkiye’ye adil davranmıyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu yazınız aynı zamanda Hindistan’dan yayın yapan haber sitesi Muslim Mirror’da da yayınlandı.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de bağnazlığa karşı ilim ve akılla mücadele edilebileceğini anlatan makaleniz yayınlandı.

Merkezi Kuveyt’te bulunan, beş dilde yayın yapan İslami internet sitesi Truth Seeker’de çeşitli imanı yazılarınız ve evrim teorisinin geçersizliğini anlattığınız yazılarınız yayınlandı. Bu yazılarınızın başlıkları şu şekilde, “Zebranın çizgilerindeki yaratılış, Darwinistlerin yaşayan fosiller tedirginliği ve Kabuklu deniz canlılar hız teknolojisinden örnek teşkil ediyor” başlıklı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel.

Şeyhimiz Sultanımız, dünyanın en güzel insanı Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani’nin bir resmi var. Göstersene. El alem, dünya bir yakışıklı görsün. Şu seyit güzelliğine bak. Hem seyit hem şerif. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu işte böyle güzeldi. MaşaAllah, Allah cennette komşu etsin Şeyhimiz’e. Şeyh Mehmet Efendi’yi de ziyarete gitsin çocuklar. Şeyh Ahmet Yasin Hocam’ı da sık sık ziyaret edin. Şeyhimiz’e saygılı olan herkes bizim muhatabımızdır. Şeyhimiz’e saygısı olmayana benim saygım olmaz. Ve vekili, evladı olan Şeyh Mehmet Efendi’ye de saygısı yoksa bir adamın, benim onunla bir işim olmaz. Çünkü onu mutlak vekil olarak tayin etti Şeyhimiz. Sen onu haşa kaale almazsan ben de seni kaale almam. Ona hürmet edersen ben de sana hürmet ederim.

İbn-i Ömer, Peygamberimiz (s.a.v.)’den şu hadisi aktardı; "Resulullah ferman etti ki; üç şey göze cila verir. Yeşilliğe, akarsuya ve güzel yüze bakmak." Deylemi Keşf’ül Hafa’da 1136 numaralı hadis. Aynı hadis Hakim tarafından da aktarılıyor. “Resulullah diyor ki; göze sürme çekmek, yeşilliğe ve güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir." (İmam-ı Suyuti)

Şimdi gençler bir homoseksüel şakalar yapma modasını çıkarttılar. Beraber yatakta resim çektiriyorlar falan. Bu çok utanç verici. Aslan gibi delikanlısın kendini niye küçük düşürüyorsun? Niye onuruna zarar getiriyorsun. Öyle şaka mı olur? O kadar çirkin bir şeyle şaka olmaz. Çok çok çirkin bir hareket. Anadolu'dan gelmiş mesela Kürt gençler, Anadolu’nun yağız delikanlıları ne kadar ayıp çirkin. Siz kendinizi ne hale düşürüyorsunuz? Gülünecek bir yön yok ki orada içler acısı bir durum var. Kendini perişan etmiş oluyorsun, mahvediyorsun. Delikanlı dediğin onurludur. İnsan kendini o hale düşürür mü? Böyle çirkin bir şeyin şakası olmaz. Cinayetin şakası olmaz, homoseksüelliğin şakası olmaz, hırsızlığın şakası olmaz. Böyle şey olmaz. Hiçbir delikanlı böyle çirkin işlere girmesin.

"Hocam size de vesvese geliyor mu?" Geliyor, çay kahve içirip gönderiyorum.

Halim olacak mümin, halim. Böyle züppe, asi, taşkın, kontrolsüz… Gençlerin epey bir bölümü asi oldu. Bayağı bir bölümü züppelik yapıyor. Anasına asi, babasına asi, kardeşine asi öyle olmaz. Saygılı, halim, nezih olacak. Kalbi, ruhu onlar dinlendirir. Öyle züppelik, kafa tutmalar, çakallık, asilik, anarşist kafa bunlar çirkin, itici şeyler, çok rahatsız edici. İslam'ı iyi tanıyan birisi halim olmanın güzelliğini bilir. Hz. İsa Mesih halimdi, Hz. İbrahim (a.s) halimdi. Allah övüyor. Yahya (a.s) halim bir evlattı. Peygamberimiz Resulullah (s.a.v.) halim bir insandı. Halim selim olacak mümin.

Bak, münafık küstahlığına örnek. Kendini büyük görme, küstahlık yapma, kendini överken de karşıdakini vicdanen yahut merhamet yönünü eksik gibi gösterme münafığın özelliğidir. Kendini hep mağdur gösterir, karşı tarafı da mağdurluğu ortaya koyan kişi olarak gösterir. İnsanları mağdur eden olarak gösterir mümini de. Böyle bir ahlaksızlığı vardır.

“Resul-ü Ekrem Efendimiz Uhud’da ordusuyla giderken azılı münafık olan bir kişi onu bostanından geçirmek istememiş.  Ordu, asker oradan geçiyor. Mecburen oradan geçecekler. Resulullah (s.a.v.) de tabii mecburen oradan geçiyor. Yolun üstü çünkü. "Ya Muhammed" diyor, "Şayet sen bir peygambersen bostanımı çiğneyip geçmek sana helal olmaz." Bak ahlaksıza bak. Ne yapsın, havadan mı geçsin? Ne yapacak Peygamber (s.a.v.) başka türlü? Öyle de denmez de, Allah affetsin. Mecburen olacak. Ayrıca tazmin ediliyor. "Ve sonra da yerden bir avuç toprak alarak” Bak ahlaksıza bak. ‘'Vallahi bu toprağın başkalarını rahatsız etmeyeceğini bilseydim onu sana atardım." Bir de bak merhametli gibi gösteriyor kendini, başkalarını koruyor. Kendini koruyor. Görüyor musun züppeliği? "Vallahi sana onu atardım." diyor. Azılı münafığın bu küstahça hareketine sabredemeyen bir kaç Müslüman, ona doğru hamle yapmak istiyorlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Bırakın onu. O manevi kör. Kalbi kör. Kalp gözünü Allah kör etmiş." diyor. Başka da bir şey demiyor.

Mesela diyorlar ki münafıklar, Peygamberimiz (s.a.v.)'in devesi kayboluyor. "Eğer Muhammed (s.a.v.) gerçekten bir peygamber olsaydı devesinin nerede olduğunu bilirdi." Bak, ahlaksızı görüyor musun? Tam münafık ağzı, tam münafık üslubu. “Bu sözü duyan Resulullah (s.a.v.), ‘Evet, vallahi ben ancak Allah'ın bana bildirdiğini bilebilirim.’” Gaybı bilemez peygamber. “Şimdi devenin nerede olduğunu bana gösterdi. Deve falanca vadide, yuları bir ağaca takılı vaziyettedir. Gidip arayın." buyurdu sonra Peygamberimiz (s.a.v.). Allah, vizyon meydana getiriyor -görüntü- deveyi görüyor. Bağlı olarak nerede olduğunu söylüyor. Daha önce bildirmiyor Allah. Bildirince söylüyor. Peygamber Efendimiz Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.v.)'in dediği yer, vadide ve tarif ettiği şekilde deve bulunuyor. Peygamberliğinin delili; bu doğru hadislerden. Çünkü sık sık vizyon alıyor. Peygamberlerde olur o, görüm alırlar. Tevrat'ta da geçer bu, peygamberlerin hepsinde vardır; görüm alır. Yani böyle uyku gibi bir hal oluşur, rüya; orada görür, görüm alır. Diyor ki, "Eğer peygamber olsaydı devesinin nerede olduğunu bilirdi." Görüyor musun bak züppeliğini, ahlaksızlığını? Münafık her fırsatı kullanır, her türlü ahlaksızlığı kullanır. Nereden bilsin? Allah bildirirse. O da imtihan oluyor. Allah bildirmezse bilemez.

"Münafık iktidarsızdır, itikatsızdır, imansızdır, kalpsizdir, vicdansızdır." İtikatsızdır diyor, imanı yoktur. “İmansızdır, kalpsizdir, vicdansızdır, Peygamber Aleyhissalatu Vesselam'ın aleyhinedir.” Sevmez Peygamberimiz (s.a.v.)'i. Kim diyor? Bediüzzaman söylüyor. (Emirdağ Lahikası, sayfa 78-79) Hadis değil bu.

Huneyn ganimetlerinin bölüşülmesinde Hazreti Peygamber (s.a.v.), İslam'a yeni gelmiş bulunan Mekke halkını İslam’a ısındırmak için onlara fazla fazla pay veriyor. Hurkus bin Züheyri Emimi adındaki bir münafık, "Adaletli davran Ya Resulullah." diyor. Ahlaksıza bak, alçağa bak. Görüyor musun, hep adaletsizlik, hep haksızlık iddiasıyla yaklaşıyorlar? Münafığın kahpeliği hep bu yöndendir. Hep kendini dürüst, vicdanlı, merhametli ve ezilen, mağdur olarak gösterir. Peygamber Resulullah (s.a.v.) da diyor ki; "Ben de adalet yapmazsam kim adalet yapacak?" diyor. Peygamber artık, imam olmuş sana, Allah sana peygamber olarak göstermiş. Sen onun imamlığını kabul ediyorsun, liderliğini, hakimliğini kabul ediyorsun. Adaletine güvenmiyorsun. Güvenmediğinden değil ahlaksızlığından, alçaklığından, egoistliğinden. Münafık hep kendine dünyanın dönmesini ister, hep kendi çıkarlarına göre dünyada yaşamak. Karşısındaki insanın zor durumda olması, yorulması, İslam'a hizmet etmek için imkanlarını kullanması onu ilgilendirmez. O varsa yoksa kendine.

Başka Ebu Cuvaz adında bir münafık da aynı şekilde diyor ki onun yanında; "Adamınıza baksanıza sadakanızı koyun çobanlarına paylaştırıyor ve adalet yaptığını sanıyor" diyor. Onları da kendinden aşağı görüyor, kendini yüce görüyor. Tam münafık üslubu, görüyor musun? Merhamet yok, şefkat yok. Halbuki onlar fakir fukara, yeni İslam'a giren insanlar. Onların daha hakkı. Orada fedakarlık ruhunu yaşayamıyor münafık. Münafık sadece kendi çıkarını, karını düşünür.

Evet beyler şimdi kısa bir ara verelim. Misafirle görüşeyim sonra devam edeceğiz.

KARTAL GÖKTAN: Videolarımızla devam ediyoruz.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye’yi Parçalama Planı

Masaüstü Görünümü