Harun Yahya

Sohbetler (31 Mayıs 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan ordusu IŞİD’e karşı mücadelede günlük 2.7 milyon dolar harcama yapıyor Adnan Bey. Amerikalı yetkililere göre bu harcamalar devam ederse ordu bütçesinde sıkıntılar yaşanabilir. Amerikalı yetkililer, 600 milyon dolar biçtiği Irak işgalinden de 14 trilyon harcama yaparak çıkmıştı. Askeri harcamaların hızla artması 2008’de Amerika ve dünya ekonomisini önemli ölçüde etkilemişti.

ADNAN OKTAR: O harcadıkları paranın onda biri kadar kitap dağıtsalar konu biter. Onda biri kadar televizyon yayını yapsalar biter. Ve üstelik yemeli içmeli, fakir fukara da kalmaz. Yani niye illa kan dökmeleri gerekiyor? İşte kader, illaki olacak ve oluyor. Ama Hz. Mehdi (a.s) olaya el koyduğunda diyecek ki “Bu harcamaları garibanların yiyeceğine, içeceğine, malına-mülküne, güzelliğine harcayalım, savaşa gerek yok. Ben bu insanlarla konuşurum bunları ikna ederim” diyecek ve konu bitecek. Allah herkese hidayet verecek mesele bitecek. Bunu çok zor görüyorlar aksi zor halbuki. Savaş zordur, kavga zordur, pislik kötülük zordur, zulüm zordur. İnsanlara acı çektirmek zordur. Çok iticidir bunlar. Sevgi, dostluk, kardeşlik, ferahlık, zenginlik, bereket bunlar zevkli ve güzel şeylerdir. Güzel olanı bıraktırıyorlar, zor ve pis, kirli olanı yapıyorlar. Şeytanın yöntemi.

Bilge, erdemli olmak çok önemli, olgun olmak. Yani bol bilgi değil. Televizyona çıkıyor hocalar görüyorsunuz konuşuyor konuşuyor, insanların -dini konuları tenzih ediyorum, Kurani konuları- içi daralıyor. Halbuki hikmet olsa insanların nefesi kesilir ve kalbine inşirah ferahlık gelir.

Korintliler, Bölüm 1: “Tanrı’nın gücü ve bilgeliği olan Mesih” bölüm 26-29. “Kardeşlerim aldığınız çağrıyı düşünün” diyor. “Birçoğunuz insan ölçeğine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. Ama Allah bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. Tanrı dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiçbir insan öğünmesin.” Cenab-ı Allah hep böyle dikkati çekmeyen, insanların saldırdığı, insanların alçakça tuzak kurduğu, zulmetmeye çalıştığı yalnız sanılan insanları Allah hep başa geçiriyor. Ve onlara cennetini açıyor. Bu Allah’ın kanunu. Mesela Hz. Musa (a.s) artık Firavun’un yanında, müthiş bir tehlike. Oradan çıkarıyor Allah ululazim peygamber yapıyor. Hz. İbrahim (a.s) Nemrut’un sarayında, ne kadar büyük bir tehlikenin içerisinde, Allah oradan çıkarıyor onu ululazim peygamber yapıyor. Hz. Yusuf (a.s) kuyunun içinde, hapishanede zindanda. Rezalet zindanlar o devirde yeraltında. Yani çok korkunç şeyler, meşaleyle falan aydınlatılıyor. Güneş hiç görmüyor, kalın demirlerle. Orada nur gibi tertemiz ahlakının yüceliğini göstermeye devam ediyor. Hatta cezaevini o idare etmeye başlamış bir süre sonra. Yani herkes çok güvenmiş, herkes çok sevmiş.

BÜLENT SEZGİN: Orada unutulmuş Hocam.

ADNAN OKTAR: Hem ne unutulma; 7 yıl. Bak ne kadar insanlara önem vermiyorlar o dönemde görüyor musun? Hiçbir suçu olmadığını bildikleri halde. Hiçbir suçu yok 7 yıl tutuyor birde unutuyor. Ama Allah hatırlatıyor. Ve Mısır’a sultan oldu biliyorsunuz, peygamber oldu. O da büyük peygamberlerdendir Hz. Yusuf (a.s). İmam Mehdi (a.s) da öyle çok önemsiz bilinen, yanlış yolda bilinen, dalalette bilinen bir insan olarak zuhur edeceğini Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Cübbeli de söylüyor “Bu bizim dinimizi kaldırdı diyecek” diyor “İstanbul’un alimi.” “İstanbul’un alimi bu bizim dinimizi kaldırdı bizi yanlış bir İslam anlayışına sürükledi, bizi dalalet sularına götürdü” diyor “bizi yanlış yollarda boğmaya çalışıyor, İslam dışı bir zındıktır’ diyecekler” Hz. Mehdi (a.s)’a. Bak “Allah bizi öyle olmaktan korusun” diyor Cübbeli “korusun” diyor “ama bunu yapacağız” diyor “bu olacak bunu yapacağız” diyor.

Eski şehir yerlerinde, şehrin eski bölgelerinde hiçbir şekilde sanayileşmeye müsaade etmemek lazım. Yani modern binalar falan olmaz.

Bir sevgi etiketi yapalım, diyelim “Sevgisiz olmaz” her iki etiketi de genişletebiliriz.

Utku, senin sevginin s’sinden haberin yok. “Müslüman katliamına son” diyoruz, adam ona bozulmuş. Böyle bir kafa Darwinist eğitimin sonucunda oluştu işte. Sevgi, merhamet, şefkat, nezaket, derinlik gençlerin epey bir bölümünün üstünden gitti. Bambaşka bir şey oldular.

Tayyip Hocam elini çabuk tutsun, Darwinist eğitimi kaldıralım. En büyük darbeyi vurmuş oluruz. Avrupa’daki PKK yandaşı devletlere, Amerika’daki komünist kafalı PKK yandaşı siyasetçilere en büyük darbe Darwinizm’in yerle bir edilmesi. Türkiye’nin bunu yapması bütün dünyayı sarsar. Yani en büyük icraat bu olur. Bütün dünya sallanır.

Iraklı Şii askerler Sünni sivil Müslümanları çocuk kadın demeden sokaklarda kurşuna dizerek şehit etmiş. Halbuki hepsi kardeş Müslüman. Gereksiz bir İngiliz oyununun, adice bir İngiliz derin devletinin oyununun onlardaki etkisi. İnsan böyle bir oyuna gelir mi kardeşim? La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah diyorsunuz. İki taraf da namaz kılıyor, iki taraf da Kabe’ye dönüyor. Zorunuza ne oldu? Ne fakınız var? Nur gibi Müslümansınız. Hepiniz Kuran'a inanıyorsunuz. Her şeyiniz bir. Ama İngiliz derin devleti bak nasıl şeytani bir provokasyon yapıyor. Onu ona kırdırıyor, onu ona kırdırıyor. Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhurunun ne kadar zaruri, ne kadar acil olduğunu Allah bize gösteriyor. Hz. Mehdi (a.s) zuhur etse iki tarafa da der "siz kardeşsiniz ne yapıyorsunuz? Her şeyiniz bir."

Sünni Müslümanlarda çok katı bir şekilde Şii karşıtlığı geliştiriyorlar. Halbuki hepsi nur gibi tertemiz insanlar. Şiiler bayağı yiğittirler. Sünniler tertemiz insanlar. Hiçbir neden yok birbirleriyle savaşmaları için, sıfır. Direkt şeytanın oyununa geliyorlar. Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhuruyla bir kaç kelime konuşmasıyla mesela hallolacak. On dakikasını almaz Hz. Mehdi (a.s)'ın. Kendileri de şaşıracaklar bu oyuna nasıl geldiler. 

Şu şeytanın oyununa bak insanların bunu fark edememesine bak. On binlerce Müslüman birbirini kırıp geçiriyor en feci şekilde. Amerika silah veriyor, İngiltere silah veriyor kırıp geçiriyorlar. Ne diyor? O Şii diyor. Şii’yse daha iyi işte daha ne istiyorsun? Hz. Ali (r.a)'ye aşık, on iki imama aşık, beş vakit namazında, mümin muttaki tertemiz insanlar ne zorun? Ne istiyorsun? Sünni tertemiz insan. İslam'ın bütün kurallarını yapan insan. Şii, bütün İslam'ın kurallarını yapan insan. Sarıl birbirine kardeş ol, dost ol. Niye öldürüp asıp kesiyorsun? Bir birleşse bütün dünyaya adaleti yayacaksın. Bütün dünyadaki felaketi kaldıracaksın. Dost ol, sevgiyle yaklaş. Şimdi geçenlerde bir Şii’yi çıkarttılar televizyona, Şii kardeşimizi dört tane de bizim gelenekçi Sünnilerden yani böyle mahalle bayanları gibi adamlar. Laf sokmalar, öfke ağızlarından taşıyor böyle. Adamcağız da yatıştırmaya çalışıyor onları. Ne var kardeşsiniz? Git adama sarıl, bağrına bas,"Kardeşim bunlar biz Sünni Şii kardeşiz" de. Böyle hani kaşar kadınlar olur ya mahalle aralarında bazı kaşar kadınlar gibi. Habire laf sokuyor adama. Sevgiyle yaklaşsana, şefkatle yaklaşsana. Böyle nasırlaşmış, kaşarlaşmış ruhları var bir kısmının.

Üst düzey İranlı bir komutan geçtiğimiz günlerde "Eğer Ayetullah Hamaney emrederse Siyonist rejimi sekiz dakikadan az bir sürede yok edecek teknik alt yapımız hazır" şeklinde açıklama yaptı. "İki bin kilometre menzilli füzelerimizi denedik sıfır hatayla çalışıyorlar" demiş. Yapılan füze denemeleriyle ilgili İran basını füzelerin üzerine İbranice "İsrail yeryüzünden temizlenmeli" yazdığını yayınlamış. Halbuki onlarda ehli kitap, Allah'a inanıyorlar, tek Allah'a inanıyorlar onlara şefkatle yaklaşmaları lazım. Çok büyük hata yapıyorlar. Şiiler, Irak Felluce'de bir tane Sünni cami bırakmamış hepsini bombalıyorlar. Resmi var mı görebiliyor muyuz? Misal ne kadar gereksiz kendi camisini bombalıyor. Sünni-Şii cami diye cami olur mu? Hepsi Allah'ın evi.

KARTAL GÖKTAN: Soldaki resimde minareyi görebiliyoruz burada yok.

ADNAN OKTAR: Uçurulmadan önce, uçurulduktan sonra. Bu marifet mi? İngilizler yapıyor, İslam'ı kazımak için yapıyorlar. İngiliz derin devletinin oyununa geliyorlar koskoca adamlar. Ne fark eder? Hepsi Allah'ın evi. Cami demek Allah'ın evi demektir. Şii'si, Sünni'si, Vahabi'si var mı? Hepsinde Allah anılıyor. Ne kadar gereksiz, ne kadar mantıksız, ne kadar akılsızca hareketler.

Sahabeler Hz. Ali (r.a)'den şüpheleniyorlar "Yoksa sen Mehdi misin?" diyorlar.  "Ben emir imamet sahibiyim ama ahir zamanda gelecek olan, zulümden sonra cihanı adaletle dolduracak olan Sahibül emr Mehdi ben değilim." Tabii yaşlanmış ileri yaşındayken bunu söylüyorlar. "Bedenimden olan bu zaaf ve güçsüzlükle ben nasıl Mehdi olabilirim?" diyor. Canım benim o zamanlar tabii biraz savaşlarla şununla bununla yıprandığı için yorulduğu için. "Halbuki Kaim Mehdi zuhur ettiğinde yaş açısından ileri yaşta olacak" diyor. Hatta rivayette "ihtiyar" diye geçiyor. Ama "gençtir" diyor. Genç delikanlıdır. "Öylesine güçlüdür ki yeryüzünde en güçlü ağaca el atacak olsa onu kökünden sökebilir." Aslında burada bir teşbih var. Derin devletler ağaç gibi kol sarmış, çok güçlü görünen onu söküp atacak anlamında yoksa tabii ki bir insan bir ağacı söküp atamaz. Aklın ihtiyarını kaldırır böyle bir şey olmaz. Bu müteşabih bir açıklama. "Eğer iki dağ arasında seslenirse dağların taşları parçalanır." Yani iki büyük süper gücün arasında sesi duyulduğunda bütün sistemi parçalar diyor. O anlama gelir. "Yanında Musa (a.s)'ın asası, Süleyman (a.s)'ın yüzüğü" çok önemli, asa da çok önemli "onun yanında olacaktır. "Allah onu istediği zamana kadar gizli tutacaktır. Zulüm ve fesatla yeryüzü dolduğu gibi adaletle dolduracak şekilde zahir olup zuhur edecektir" diyor. (Kemalüddin cilt 1, sayfa  376)

Bütün yeryüzünde Müslümanlar güçten düşürüldüler ama Allah diyor bak Kassas, 5 şeytandan Allah'a sığınırım. "Biz ise" diyor Allah "yeryüzünde güçten düşürülenlere (Müslümanlara) lütufta bulunmak" yani onlara güzellik yapmak için "onları önderler yapmak” dünya hakimi kılmak için ve mirasçılar kılmak için hükmü onlara vereceğim." Diyor. Bak "Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz. Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim." ( Kassas Suresi, 5-6) Yani bütün firavunlara, dünya derin devletlerine en çekindikleri şeyi yapacağım İslam'ı dünyaya hakim edeceğim diyor. Firavun ve Haman, Firavun şu anki İngiliz derin devletini temsil eden bir semboldür. Haman da yancılar. Firavun’un yancısıydı Haman biliyorsunuz. Ona destek olanlar.

Bugün şahane alışverişler yaptım. Getirin oradan birkaç parça göstereyim. Hepsini yaratan Allah, cennetin numunelerini yaratıyor, flu numuneleri. Cennetteki yastıklarla kıyas olmaz, cennet kaplarıyla kıyas olmaz.

“Dünya kaosta, insanlık yerlerde sürünüyor, Sen Mehdi diyorsun.” Bunu sana daha önce anlattım ben, önce felaketler saracak dünyayı. Ona kaos deme de çünkü kaos dinsiz bir inancın açıklamasıdır yani Allah olmadığını iddia edenlerin söylediği bir sözdür. Onu söyleme. İnsanlar yerlerde sürünecek doğru. Ondan sonra Hz. Mehdi (a.s) çıkacak zaten. Biz bunun ilk şartının bu olduğunu söyledik. Mehdi iki aşamalıdır, önce felaketler sonra Mehdi’dir. Birinci aşaması bitmek üzere. Şimdi Mehdiyet aşaması. Bunu zaten özel meydana getiriyorlar. Allah özel meydana getiriyor, melekleri özel meydana getiriyor, vesile olanları özel meydana getiriyor ki Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için. Yoksa monoton olarak dünya devam ederdi, sonuna kadar ederdi.

“Mehdi’yi nasıl selamlayacağız?” diyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’e “Esselamu aleyke ya bakiyetullah diyeceksiniz” diyor. Allah’ın bakiyesi, Mehdi demeyin diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bakiyetullah, Allah’ın bakiyesi. Kendisi zaten Kabe’nin örtüsüne sarılıp, “Ene bakiyetullah” diyor. “Ya Rabbi” diyor “ben Senden bakiyeyim.” Oradan geliyor. Hüccetullah o da denilebilir. Esselamu aleyküm ya Hüccetullah. Hüccetullah çünkü Mehdi dedin mi şahıs. Belirli belirlenmiş, masum olan imam anlamına geliyor. Mehdilik haysiyeti ortaya çıksa bile, İsa Mesih’in arkasında namaz kılsa bile biz onun cennete gideceğine inanmayacağız. İmtihan olduğuna inanacağız. Cennette de gidebilir cehenneme de gidebilir diyeceğiz. O da ben cennete de gidebilirim cehenneme de gidebilirim, diyecek. Korkacak Allah’tan. Allah’ın beğendiği bir husus bu, çok önemli. Ben cennete gideceğim garanti derse felaket. Bu olmaz. Onun için Mehdi diye hitap edilmiyor. Bakiyetullah, hüccetullah hitap ediliyor. Yahut Allah’ın aslanı.

OKTAR BABUNA: El Kaim.

ADNAN OKTAR: Evet. El Kaim. El Hüccet. El Muntazar. İmamı Muntazar, Sahibül Emir. Mesela o da denir. Sahibüd Dar, yurdun sahibi. Mesela böyle netlik olan şeyler var, El Hatim olmaz yani artık hatme erdiren sona erdiren. Belli ki orada kastedilen o olmaz. Mesela  şey de olmaz. İmamı Asr, o da çünkü belli olmuş oluyor. Mehdiyi Mevut o da olmaz. Vadedilen Mehdi. Mehdiyi Mevut o da olmaz. Mesela bu gibi şeyler olur. El Hüccet, El Kaim.

AYLİN KOCAMAN: Mehdi (a.s)’nin zuhurundan sonra gizli münafık kalır mı?

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s)’nin zehir gibi olan aklı ve muhteşem istihbaratı münafıkları baykuş gibi inine sokacak. İt gibi titreyecekler. Asla onlar ininden o şeytani yapılarından çıkmazlar. Onun içinde kalır ve mecburen Müslüman taklidi yapacaklar. Müslüman gibi görünürler. Dolayısıyla öyle bir dert bela hiç olmaz. Hiçbir itlik yapamaz. Gittikçe gücünü artırarak, böyle münafıkları hizaya getiren bir zuhur olacak. Zaten “cereyanı münafıkaneyi yok edecek” diyor Bediüzzaman.  Mehdi (a.s)’nin en bariz vasfı. Ama birinci vazifesi Darwinizm’i yok etmesidir diyor Bedüzzaman. İlk ve en önemli vazifesi odur diyor. Hazır diyor alimlerin, hazırladığı kitaplardan bir program yapacak onlarla o bilgi vazifeyi yapacak diyor.

Bakiyetullah nidamız diye bir Mehdi şarkısı vardı? Var mı o? Mesela bakiyetullah, hatırlıyorsanız.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki “Allah’tan ancak mümin olan korkar. Ondan ancak münafık olan kendilerini emniyette hisseder.” Hasan Basri naklediyor Buhari’den.

Bu Mehdi şarkısı var mı sizde?

BÜLENT SEZGİN: Yok şuanda.

ADNAN OKTAR: Varsa göndersinler.

Ama El Hüccet o olur. El Kaim, hak için kıyam eden o oluyor. Mesela El Muntazar olmaz. Çünkü beklenen. El Mehdi kendisine hiçbir şekilde kendisine Mehdi dedirtmez ömrü boyunca. Yani ya Mehdi diye kimse hitap edemez. Öyle bir şey olmaz. Çünkü Allah’tan korkuyor. Birden Allah canını alır. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de Cenab-ı Allah diyor. Peygamberlik görevi yaparken her an senin canını alabilirim diyor. Peki alsam onlar yarıda mı kalacaklar diyor. Geri mi dönecekler diyor. Seni her an can damarından yakalayabilirim diyor. Eğer az da olsa onlara meyletseydin diyor.

“Canım bir tanem Hocam sizin zevkiniz kimsede görülmeyen müthiş güzel maşaAllah. Yakışıklılığınız da olağanüstü” diyor.

İmamı Caferi sadık Muhammed Suresi  30 “Suçlular cehrelerinden tanınacak” ayetini açıklarken, “Allah onları tanır lakin bu ayet kaim Mehdi hakkında nazil olmuştur” diyor. Yani Allah ona öyle bir güç verecek. En azılı en sinsi en gizli münafıkları teşhis edip yakalayacak. Yani müminlerin normalde yakalayamayacağı azılı vakaları o yakalayacak. Çehrelerinden tanır diyor.

Hazreti Süleyman (a.s)’ın mührü kimin eline geçerse o kişi aynı şekilde şeytanı tutsak edebiliyormuş. Yüzük vesilesi ile yakalanan şeytanlar tek tek sorgulanabiliyormuş. Onlara isimleri ile ne yaptıklarını soruyormuş o zaman Hz. Süleyman (a.s). Dişi ve erkek şeytanlar varmış yüzüğünde. Şeytanların çoğu hayvan kafalı, hayvan bacaklı insan elli fakat farklı farklı görünümde suretleri oluyormuş.Hz. Süleyman (a.s) onları bu halleri ile görüp konuşuyormuş. Var ya Mısır yazıtlarında resimlerinde görüyorsunuz. Onlar işte cin şeytan resimleri. Bu şeytanların nerede bulundukları anlatılıyor. Bunlar gökyüzünde gezegenlerde durdukları yerlerde anlatılıyor. Şeytanlara hepsini anlattırıyormuş Hz. Süleyman (a.s) sorguladığında. Hz. Süleyman (a.s) neden korktuklarını, nasıl etkisi olacağını da soruyormuş. Onları da anlatıyorlarmış. Hz. Süleyman (a.s) da uyguluyormuş onları, korktukları şeyi. Hz. Süleyman (a.s) inşasından taş kesmeleri, odun kesmeleri, mermer işleri, altın ve gümüş işlerinde çalışmaları gibi farklı işlerde görevlendirilmişler. Hz. Süleyman (a.s) oğluna vermiş bu kitabı cinlerle şeytanlarla ilgili kitabı. Oğluna gizlemesini söylemiş. Sonra Babilli düşünürler tarafından kabrinde bulunmuş. Kabirine saklamış oğlu. Babilli düşünürler tarafından orada bulunmuş. Hiçbir şekilde anlayamamışlar ne demek istiyor acaba burada diye.

OKTAR BABUNA: Bulacak mı o kitabı Hocam inşaAllah?

ADNAN OKTAR: İşte tabii ki. Zaten mühim olan yüzüğün bulunması. Yüzük bulunduktan sonra konu bitiyor zaten. Hz. Süleyman (a.s) eşkallerini beğenmemiş güzel yüzlü görüneceksiniz bundan sonra demiş. Bayağı at hırsızı gibi geliyorlarmış. Çok güzel insan suretinde geleceksiniz bundan sonra demiş. Ondan sonra öyle gelmeye başlamış cinler. Şeytan çağırırken ayrı bir koku kullanılıyor. Cin çağırırken ayrı kokular kullanılıyor. Onlar çağırılırken on iki harften her biri meleklerin isimleri olan elif, nun, ha, kaf, sin var ya hurufu mukattaki harfler. Onların şifresini bilmek çok önemli. Hurufu mukattanın sayılışı. Bu bilgiler varmış. Hz. Süleyman (a.s’nın) oğluna verdiği kitapta. Ama o şey tamam zaten yüzük, yakut taşın içinde saklanıyorlar. Hepsine yemin ettirmiş cinlere nasıl olacaklarına dair birde çok güzel terbiye etmiş onları eğitmiş. Nasıl konuşacaklar ne yapacaklar falan emrine sokup gayet güzel hizmet ettirmiş. Şimdi bu ilim ahir zamanda yeniden ortaya çıkacak. Bu uzun bir konu da ben çok kısa anlattım. Aynaya da hapsediliyor cin. Yüzüklere yahut taşların içine hapsedilebiliyor. Hizmet edecekleri vakit bırakılıyorlar.

Yakup’un ev halkına ve İsrailoğulları’na söylediği, Allah, İsrail’e ve Tevrat’ı verdiğinde Musa’ya öncelikle kadınlara tebliğ yapmasını söylüyor. Musa (a.s)’a “Öncelikle tebliği kadınlara yapmasını söyledi. Hatta Mısır’dan çıkışında Saliha kadınların hürmetine olduğu söylenir.  Dolayısıyla Sina Dağı’nda Tevrat’ın verilmesinde de kadınlara öncelik verilmiştir. Kral Moşiyah’ın gelişi de kadınların hürmetine olacaktır.” Etrafında hep böyle Saliha güzel kadınlar olacak Moşiyah’ın. Bak 3500 yıl önce haber veriliyor. “Çünkü Midraç’ta şöyle denir. Tüm nesiller o nesildeki Saliha kadınların hürmetine kurtulur.” Bak görüyor musun Tevrat’taki hükmü? “Tüm nesiller o nesildeki Saliha kadınların hürmetine kurtulur.”(Yakut Şimon Nevrut 606) “Dolayısıyla Moşiyah’ın” yani Mehdi’nin “muhteşem öğretilerini ilk derinlemesine alacak olanlar yine kadınlar olacaktır” diyor. Litro bölümü Tevrat’ın Mısır’dan Çıkış bölümünün içinde. Dikkat edin ilk kadınlarla karşılaşıyor. Dağdan çıktığında biliyorsunuz çalının üstünde bir ateş gördü. Orada da yine yanında hanımı vardı. İlk muhatap olan konuyu bilen o. Kendi çocukları ve hanımının arkadaşlarından bir ekip oluşturdu. Gömüldüğünde de vefatında da o hanımlar ve yetiştirdiği yakın talebeler işte ondan sonra masonluk tarzı gizli bir yapılanma asrımıza kadar devam etti. Moşiyah Mehdi’yi destekleyecek bir gizli yapılanma. Tabii Allah’ın yardımı ile oluyor.

OKTAR BABUNA: Ve hanım danışmanı var demiştiniz Hocam inşaAllah Hz. Musa (a.s)’nın.

ADNAN OKTAR: Evet. Hz. Musa (a.s), Firavun’un sarayında Mısırlıların tüm bilim dallarında eğitiliyor. Gerek sözde gerek eylemde güçlü biri oluyor ama vahiy gelmeden hiç, hiçbir şey. Tevrat’ı almadan önce hiçbir faydası olmuyor o ilmin. Olmazdı zaten ama Tevrat ilmini aldıktan sonra her türlü bilgi Tevrat’la yorumlayarak kullanır hale geldi. Yoksa öbür türlü hiçbir işine yaramaz. Ve yaramadı ilk başta.

Güzelliği yaratan Allah’tır her şeyi yaratan Allah’tır. Allah’ın dışında güç kuvvet sahibi yok.

Evet Bülent, bana bir şey anlat.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’in yaptığı “Türkiye’den adım bekliyoruz” açıklaması hakkında şunu söyledi. “Beni meraklandıran konu acaba Rusya bizden nasıl bir ilk adım bekliyor? Biz ülke olarak suçlu sandalyesinde oturmuyoruz. Biz Rusya’yla da münasebetlerimizi geliştirmek istiyoruz. Sayın Putin’le ilişkilerimiz gayet iyiyken böyle bir konuma gelmiş olmamız ya da bir pilotun yapmış olduğu hata sebebiyle Türkiye’yi gözden çıkarması düşündürücüdür. Umarız ki bu sorun aşılır ve Türkiye ile Rusya son on yılda attığımız adımları tekrar atar.”

ADNAN OKTAR: İyi konuşması, derli toplu. Zaten ilk başta çok özrü de aşan konuşmalar yaptı Tayyip Hoca. “Biz haberimiz olsa Rus uçağı olduğunu bilsek asla müsaade etmezdik.” Değil mi?  Bayağı bir şeyler söyledi. Çok müteessir olduğunu, böyle bir olaydan çok rahatsız olduğunu, rencide olduğunu falan çok anlattı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü