Harun Yahya

Sohbetler (10 Haziran 2016; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

BÜLENT SEZGİN: Hoş bulduk.

ADNAN OKTAR: Bir etiket yapalım, sevgi etiketi. Ne diyelim? Zamanımız sevgi zamanı, “Sevgi zamanı” diyelim. Sevgi zamanı etiketimiz o.

“Hocam şu İngiliz derin devletini anlatsanıza biraz.” Anlatıyoruz sürekli çıkıyor televizyonda. Şuan Türkiye ile uğraşan güç İngiliz derin devletidir. Amerikalılar çok garibandır. Köylü millettir Amerikalılar. Mazlumdurlar. Hayvancılıkla uğraşır, petrolle uğraşır falan bedeni çok gayret eden, kafaca da çok gayret eden sevgi dolu insanlardır. O yüz yıllık kültürleri içerisinde kalmış bir topluluktur. Asıl onları yönlendiren zaten Amerika’yı kuran İngiltere’dir. Dolayısıyla İngiliz derin devletinin dışında bir yapılanma yok. Üst akıl dedikleri şey İngiliz derin devletidir.

CAN DAĞTEKİN: Abdullah Öcalan ana politikayı İngiltere belirler Amerika’ya uygulattırır diye söylüyordu Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, bir daha söyle.

CAN DAĞTEKİN: Abdullah Öcalan ana politikayı İngiltere belirler o da Amerika’ya uygulattırır diye söylüyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Amerikalılar garibanlar. Mesela Obama garibanın teki. Ne derse İngiltere onu yapar. Şimdi Hilary’yi getirecekler başa. Ona demiştir, Obama’yı sen de destekle. Derhal efendim diyor, hemen. Bayağı gariban Obama. Zannettiğimizden çok çok daha gariban. Bir memurdur, memur aynı zamanda.

İngiliz kontrolündeki Kıbrıs’ta 1950 yılında Mahyalar’da yazan yazı ramazanda gösterebilir miyiz?

KARTAL GÖKTAN: Evet gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ne yazıyor orada?

KARTAL GÖKTAN: Allah Kraliçe’yi korusun.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Kıbrıs’ta Müslüman camilerine İngiliz derin devletinin talimatı ile bunlar yazılıyor. Yani oradaki gariban Müslümanlar da bu işin içine giriyorlar. Allah Kraliçe’yi korusun. Allah Müslümanları korusun de. Kraliçe iflahlarını kesen bir yapının, İngiliz derin devletinin içinde -istemeden bulunan diyelim- bir kişi.

İşte size bir ramazan hediyesi diyor. Amerika tarafından Irak’ta kullanılan bir bomba. Görüyor musun? Size ramazan hediyesi diyor. Çok tahrip gücü yüksek, büyük bir bomba, ton hesabıyla ağırlığı. Ramazan ayında Müslümanların tepesine atılıyor size Ramazan hediyesi diyorlar Müslümanlara. Marks Sykes, İngiltere’nin Ortadoğu uzmanı olarak bilinen 1916 yılında adını Sykes-Picot antlaşmasına veren İngiliz muhafazakâr parti üyesi. Bu anlaşma Sevr Anlaşması’nın ön versiyonu olarak biliniyor. Şuanda da uygulanmaya çalışılıyor halen. Yani PKK kanalı ile uygulanmaya çalışılıyor. O zamanlar orada bulunan, Ortadoğu’da bulunan bütün devletlere adamlar masada bayrak çizmişler, masada da harita yapmışlar. Bakın bayrakları nasıl çizmişler? Adamlar kendileri boyayıp hazırlıyorlar. Görüyor musun? Her birine ayrı bayrak. Renklerinden de aklına gelen ne varsa, bak hepsi birbirine benziyor. Birine üçgen yapıyor, birine başka beşgen yapıyor. İşte yeşil-siyah yeşil-siyah kırmızı-kırmızı yeşil-siyah. Görüyor musun hepsi birbirinin aynı aşağı yukarı? Süslüyor, bayraklarınızda bu diyor. Sınırları da cetvelle çiziyor. Sınırlarınız da bu diyor ve bu uygulanıyor. Masa başında çizilmiştir. Bakın haritaya göreceksiniz jilet gibidir. Bayraklarını da İngilizler çizdiler, verdiler ellerine. Yani boyamasını da, çizimini de İngiliz derin devleti yaptı. Burası sizin dediler bitti olay. İslam alemini paramparça yaptılar.

Fidel Castro Kanada’nın yeni seçilen başkanı biliyorsunuz homoseksüel destekçisi, sol eğilimli bu Justin Trudeau, Fidel Castro’nun kucağında. Resmini göster. O zamanlar böyle tombili, küçük bir çocukmuş. Ta o zamanlardan olay ayarlanıyor, ta o zamanlardan.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde Irak sınırına yakın bir noktadaki Tekeli Tabur Komutanlığı’na bağlı üs bölgesine PKK’lı teröristler tarafından saldırı düzenledi. Saldırı sonrası çıkan çatışmada iki asker şehit oldu, dört asker de yaralandı.

ADNAN OKTAR: Kabadayıların şehadetini tebrik ediyoruz. Efelerin şehadetini tebrik ediyoruz. Gazilerin de Allah gazalarını mübarek etsin. Allah ömürlerine bereket versin gazilerin. Şehitlerimize de ne mutlu, imreniyoruz onlara. Annelerine, babalarına, sevenlerine Cenab-ı Allah sabr-ı cemil, uzun ömür, hayatlarına bereket nasip etsin.

Muhammet Pınar, işte İngiliz derin devleti deccalın kendisidir.

Emre Bora; “Samimi insanlar sizin vesileniz ile çoğaldı aslanlar aslanı canım Hocam. Saygılar” diyor.

“Allah aşkı ile sevdiğim ne güzel, ne faydalı, birleştirici telkinler veriyorsun izleyenlere. Seni dinleyip de hayran olmadığımız bir gece yok. Söylediğin her sözü yüreğimiz hoşnutluk ve büyük beğeni ile kabul ediyor” diyor.

“Adnan, bir tanem bugün güzelliğin heybetin kat kat artmış” diyor, bir hanım kardeşimiz.

Sabah namazından sonra yine sohbet yapacağız. Sabah namazından sonra yani yarım saat sonra olabilir sabah namazından sonra. Ona göre ümmet-i Muhammed hazır olsun sabah. Sabah ola hayır ola, inşaAllah.

Bir şey hakkında inşaAllah dendiğinde belki olur belki olmaz, şüpheli anlamında değil. Yarın ben bu işi yapmaya kesin kararlıyım diyorsun ama Allah izin verirse. Allah müsaade ederse, kaderde varsa. Onun için inşaAllah dendiğinde bazı insanlar diyorlar ki inşaAllah demeye gerek yok, yapacağız diyor. Yani sanki söyleyen insan onu muğlak söylemiş, flu bir düşünceymiş gibi anlıyorlar. Yapmak isteyen insan kesin kararlı oluyor. Ama Allah kaderdeyse onu yaratır, o anlamda. Yoksa benim bu işi yapacağım, yapmayacağım, karar veremedim, ortalı anlamında değil. O kesin kararlı ama Allah kaderdeyse onu yaratır yoksa yaratmaz anlamı budur. Bazen ünlülere soruyorlar öyle bir şey soruyorlar. Birisi inşaAllah dedi mi, yok diyor, inşaAllah yok diyor. Ben yapacağım, kesin kararlıyım diyor. İnşaAllah değil diyor. Bir kere harama girmiş oluyorsun. İnşaAllah değil diyemezsin. Allah’ın izniyle demektir o. Senin yapacağından biz zaten eminiz, inşaAllah. Ama inşaAllah niye diyoruz? Kaderdeyse yaparsın. Bizim emin olmamızdan bir şey değişmez. Eminliğimiz Allah’ın iznine bağlı olarak eminlik. Allah izin verdiyse eminiz o anlamda.

Evet, şimdi kısa bir ara. Bayan arkadaşlarımız gelsin.

PİRAYE YÜCE: Programımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Son şehit cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ettiği ve şehit yakını olduğu iddia edilen gence CHP’li gençler saldırdı. Şehit yakını olduğunu söyleyen genç CHP’li gençler tarafından darp edildi. Polis ekipleri kavgayı güçlükle ayırabildi.

ADNAN OKTAR: İşte bak kötü, en başta söyledim. Sen karşındaki adamı kolay görürsen o da seni kolay görebilir. Sen gider üstüne kurşun bırakırsan, o da senin üstüne beş tane kurşun bırakır. Sevgi anlayışında bu olmaz. Şefkat anlayışında bu olmaz. CHP’lileri korkak, üstüne gittin mi tırsan görürsen adam onun öyle olmadığını sana göstermeye kalkar o zaman. Bu çok çirkin, sen kendini kabadayı zannedersen yani şiddetle bir şeyi halledeceğini zannedersen. Mesela PKK da öyle olduğu zannediyor, arkadaşı tenzih ederim de. Ama bak ağzının payını alıyor. Böyle şey olmaz. Burası kanun hukuk devleti. Kurşunla gösteri yapılmaz. Münasebetsizliği bırakacaklar. Ama tabii CHP’li gençler de büyük hata yapmışlar. Hiç gerek yok bu tip bir çıkış mantıksız olmuş. CHP’nin stiline uygun değil, yapısına uygun değil. CHP kanun hukukla hareket eden, demokrasiyle hareket eden bir parti. Fakat bunu yapan arkadaşlar yahut yapmak isteyen veyahut bununla ilgili tehdit savuranlar bu olaylardan da ibret almaları lazım. Yakışıksız tavırlar bunlar. Doğru hareketler değil.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ramazan ayında yurt genelindeki camiler dolup taştı, maşaAllah. Vatandaşlar camide yer bulamayınca parklarda, meydanlarda, seccade ve halı üzerinde yan yana saf tutarak namaz kıldı. Birçok şehirden fotoğraflar var. Onları göstermek istiyorum. Ankara burası, Bolu, Bursa, Çanakkale, Erzincan, Eyüp Sultan. İstanbul’dan yine görüntüler, İzmir’den görüntü. Bunlar da İzmir, Yalova ve Yüksekova.

ADNAN OKTAR: Evet. Bu milletin görevli olduğunu gösterir bu. Yani bunca baskıya rağmen, bunca oyuna rağmen, Darwinist eğitime rağmen, millet imanda bu kadar kararlıysa bu milletin kaderinin güzel olduğunu gösteriyor. Demek ki hayır yoldayız, güzel yoldayız. Mehdiyet’in olduğu mübarek bir yerdeyiz. Bu alışılmışın dışında bir durum. Müthiş bir iman gelişmesi olmuş. İmansızlığı geliştirmek isteyenler tam tersiyle karşılık buldular, zaten şoka girdiler. Ağlıyor adamlar, “yüzde 80 Darwinizm’e inanmıyor” diyor. Demek ki ona da vesile olanlar da olmuş. Darwinizm’in bu memlekette hayat bulmasını ortadan kaldırdığımız için, ilimle irfanla Allah millete Hadi ismiyle tecelli etti. Bir manevi set oluştu. Ve küfrü yayamadılar, komünizmi yayamadılar, ateizmi yayamadılar. Bir tek Güneydoğu’da buna gücümüz yetmedi. O da oraya giremediğimiz için. Girebilsek orada da komünizme set olurduk. Ama Doğu Perinçek hep söylüyor. Doçenttir, bayağı akıllı bir sosyolog. “Bütün Türkiye’yi karış karış gezdiler” diyor, “her yerde Darwinizm’in geçersizliğini anlattılar. Felsefi yönden muazzam bir zemin elde ettiler. AK Parti geldi bu zeminin üstüne sistemini kurdu” diyor. Hiçbir parti siyasi felsefesi olmadan iktidar olamaz. AK Parti’nin siyasi felsefesi yoktu. O siyasi, felsefi zemini biz hazırladık. Ve AK Parti de rahat rahat iktidarını devam ettiriyor ve ettirdi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz halkı 23 Haziran Perşembe günü, ‘Birleşik Krallık Avrupa Birliği üyesi olarak almalı mı yoksa Avrupa Birliği’nden ayrılmalı mı?’ Sorusunu yanıtlamak üzere sandık başına gidecek. Almanya’nın en önemli dergilerinden Der Spiegel son sayısında kapaktan İngiltere’ye hitaben lütfen gitme yazarak İngiltere’ye Avrupa Birliği’ni bırakmaması için adeta yalvardı.

ADNAN OKTAR: Lütfen gitme olur mu? Adam seni sevmiyor. Sen de onu sevmiyorsun. Sevgi yok ki aranızda. Önce birleştirdiler bir şey olacak zannettiler. Adamların birbirlerine olan öfkesi daha da arttı. İslam alemini birleştirsen de bir netice alamazsın. Çünkü önce sevginin oluşması lazım. Sevginin oluşması için de Mehdi (a.s)’ın zuhuru gerekiyor. Allah onu ona bağlamış. Önce Darwinizm’in ortadan kalkması gerekiyor, materyalist düşüncenin ortadan kalkması gerekiyor. İlmi anlatım yapması gerekiyor devletin. İman hakikatlerinin, Kuran mucizelerinin anlatılması gerekiyor. İmanla, Kuran’la ortaya çıkılması gerekiyor. Tayyip Hoca ne diyor? “Biz binalar yaptık, camiler de yaptık. Ama sadece beton ve diğer aksamını yapabildik. Biz içini dolduramıyoruz” diyor. Yani “Maneviyatını biz dolduramıyoruz. Bunu da siz yapın” diyor. Ama devletin de yapabileceği yön var. Devlet cesur olursa olur. Devlet demeyeyim de hükümet diyelim.

Batuhan Kuleli, Batuhan, Kürt ve PKK’lı ayrıdır. Sen kudurmuş domuzla, veli ahlaklı mübarek bir insanı birbirinden ayırman lazım. Kürtler veli ahlaklı, mübarek, muhterem insanlardır. Fakat PKK kudurmuş domuz sürüsüdür ve süper alçaktırlar. Haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz, ahlaksız, her türlü karaktersizliği yapan adamlardan oluşur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum. Fransa’dan yayın yapan ve Fransız Musevi topluluğu tarafından çıkarılan, Musevilik ve İsrail meselelerini alan ilk dergi Alliance Dergisi’nde yazılarınız yayınlanmaya başladı. Türkler ve Museviler arasındaki unutulmayan geçmişi anlattığınız yazınız, Fransızca olarak yayınlandı. Yazınızda siyaset ülkeler arasındaki ilişkileri ne kadar etkilerse etkilesin, tarihte Museviler ve Türkler arasında dostluğun asla unutulamayacağını anlatıyorsunuz. Tarihte Museviler ve Türkler arasında yaşanmış hikâyelerin bize anlattığı tek şeyin her iki milletten köklerinin yüzyıllara dayanan kopmaz bir bağa dayandığını söylüyorsunuz.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi Az-Zaman’da, ramazanda oruç tutmanın nimet olduğunu anlattığınız makaleniz baş sayfadan yayınlandı. Az-Zaman Gazetesi eş zamanlı olarak Londra, Bağdat ve Beyrut’ta da basılıyor. Irak’ın en çok okunan günlük gazetesi ve önde gelen haber kaynağı olarak kabul ediliyor. 1997 yılında basımına başlanan gazetenin aynı zamanda İngilizce yayını da bulunuyor.

Sol görüşlü Amerika’nın bağımsız haber sitesi American Herald Tribune’de, “Ortadoğu’da Hristiyanlar varlıklarını her zaman sürdürecekler” başlıklı yazınız yayınlandı.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde, “Amerika silahlar yerine eğitime yatırım yapmalı” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan ve ülkenin en büyük gazetelerinden biri olan The Gulf Today’de, “Eski günlerde ramazan” başlıklı yazınız yayınlandı.

Fas, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi hakkında haberleri geniş bir kitleye sunan, bağımsız haber sitesi Morocco World News’de, Akdeniz’de üç günde hayatını kaybeden mülteciler üzerine yazdığınız, “700 sadece bir rakamdan mı ibaret?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Son olarak İsrail’de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV’nin web sitesinde, “İslam dünyasında Musevilere karşı düşmanlığı körükleyen gargat ağacı efsanesi devam ediyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Musevilere karşı nefretin kesilmeleri, doğranmaları gibi ifadelerin geçtiği sözlü hadislerin asılsız ve Kuran’a aykırı olduğunu, bu tip ifadelerin masum, dindar Musevi, Hristiyanlara karşı düşmanlığın İslam’da yeri olmadığını anlatıyorsunuz. Channel 9, yirmi dört saat Rusça yayın yapan bir kanal. Kanal İsrail de Rus asıllara hitap eden en yaygın ve ilk kanal. İsrail dışında Rusya, Kazakistan, Baltık ülkeleri, Amerika ve Avustralya’ya da uydu yayını var, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bunların hepsi birbirinden güzel haberler. Hep hayır haberleri.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: Kısa videolarla yayınımız devam ediyor. 

Masaüstü Görünümü