Harun Yahya

Sohbetler (14 Haziran 2016; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Hocam zatıâliniz de hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Biz de hoş bulduk.

Cennet kıyafetleri çok güzeldir. Cennete yeşil hâkim. Yani bütün uzaktan bakıldığında yemyeşil görünüyor. Ama birçok renk var tabii içinde. Ama ana hakim renk yeşildir. Cennet çadırları, cennet bahçeleri her yer.

Ama cennette tabii derin sevgi olmazsa cennetin bir anlamı olmaz. Onun için Cenab-ı Allah çok köklü bir eğitim veriyor dünyada. Yani çetin bir imtihan ve köklü bir eğitim. Adamlar diyor ki çok kolay bir eğitim olsa da hemen gitsek. Hasta gidersin, boş gidersin o zaman cennet çadırları seni o kadar ilgilendirmez zannettiğin gibi olmaz cennet ırmakları boş boş bakarsın yani. O aşk Allah aşkı, o çile, o sabır ruhu iyice güzelleştirdiği için insan çok şiddetli zevk alıyor. Cennette Allah’ın tecellisini gördüğü için Allah’ı sevdiği için. Onun için buradaki her beş dakika on dakika bile eğitim açısından çok hayatidir. Bir de Allah’ın sanatını iyi düşünme, insan beyni o kadar güçlü bir beyin değil yani dar kapasitesi dar. Mesela hücreyi anlatıyorsunuz kofullar falan mesela dinlerken hayretler içinde kalıyoruz. Ama onu hafızada tutmak mümkün olmuyor. Yani insanın aklı zayıf. Yoksa akılda tutulabilse mesela şu kuşların sırf yuvası bile, arının yaptığı kovan bile sırf kovan yani başka bir konuya girmese bile insan nefes kesici bir de ülfet oluyor insanda alışkanlık. Hem ülfetle insanın mücadele etmesi gerekiyor, hem de o konuları hafızasında tutması gerekiyor. Hafızada da bir konuyu tutabilir insan ve belirli bir dereceye kadar tutabiliyor. Yani üç beş on konuyu birden hafızada tutamıyor. O yüzden Allah’ın kadrini hakkıyla takdir etmek için dua etmek lazım. Allah’tan hem iyi bir hafıza, sanatını iyi akılda tutmak için, kadrini hakkıyla takdir etme yeteneği, sanatını güzel görme ve hayran olma yeteneği istemek lazım. Benim anladığım Hazreti İsa (a.s)’da var o. Yani gelişmiş olarak var tabii ona bir Allah bağışı o. En mühim konu o yani ahirettir. Dünyaya bayağı bir kafa takıyorlar; dünya tamamen boş yani göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor ve çok çetin bir imtihan yeridir. Oturuyor çekler, senetler bilmem neler işte bizim oğlanı iktisada gönderdik bilmem ne yaptık. Kardeşim herkesin tabutu geliyor sonunda yapma etme yani. O kadar hırs yapacağın bir konu yok. Yap ama Allah rızası için yap bir şey yapıyorsan. Bir de orta bir imanla yaşamayı kabul etmemek lazım. Mesela anadan atadan insanlar bir iman öğreniyorlar onunla sonuna kadar iman etme yönünde. Öyle olmaz; iman çok lezzetlidir ve dünyadaki en büyük nimettir. Yani iman zafiyeti zaten bir çiledir yani ömür boyu ıstıraptır. Kuran’da da iman zafiyetinde veyahut tevekkülsüzlüklerdeki acılar hep anlatılıyor. Peygamberlerde bile zelle tarzında olabiliyor. Mesela diyor ya Cenab-ı Allah “Git Firavun’a azdı” diyor. “Güzel söz söyle belki öğüt alır” diyor. “Ya Rabbi diyor kalbim sıkışıyor” Kalbini sıkıştıran Allah. “Kalbim sıkışıyor, dilim dönmüyor.” “Konuşmayı veren kim?” diyor Allah. “Ben konuşturacağım seni” diyor. Yani tamam dilini şu an tutuyorum hakikaten konuşamıyorsun diyor değil mi Cenab-ı Allah? Doğru konuşamıyor ama onu da Ben yaratıyorum diyor Allah. Kalbinin sıkıştığından bahsediyorsun onu da Ben yapıyorum diyor. Sen git diyor Firavun’a bana bırak diyor Cenab-ı Allah. Ama diyor Ya Rabbi göndereceğini gönder diyor ben gitmeyeyim diyor özetle. Allah hayır gideceksin diyor. O zaman gidiyor. Kardeşini de yanına veriyor. Aslında kardeşi olmasa konuşur hiçbir şey olmaz, dili de açılır ama işte bak imtihan dünyası ya o ayrı bir mertebedir o da imtihan oluyor peygamber olduğu için. Aslında bir mertebe daha üstünde yalnız giderdi, tek giderdi yani kabul eder giderdi. Söyler söylemez giderdi. Daha yüksek mertebe olmuş oluyor. Ama tabii Cenab-ı Allah onu gittikçe olgunlaştırıyor, eğitiyor en sonunda mükemmel hale getiriyor. Son hali çok güzel bayağı güzel.

Mesela Yunus (a.s), adamlar dinlemiyor diye sıkılıyor, küsüp darılıyor ayrılıyor oradan. Hâlbuki oraya peygamber gönderilmiş zaten tabii ki adamlar dinlemeyecek sevabı daha çok olacak. Ama Allah çok feci bir durum meydana getiriyor. Alıp denize atıyorlar adamı mesela bu çok korkutucu bir şey zaten bir insan için. Arkasından balık yutuyor yani o iyice korkutucu. Balığın karnında karanlıklar içinde kalınca “Ya Rabbi Senden başka kurtarıcı” yok diyor. “Sana sığındım” diyor. Ama tabi o bir süreç yani bir anda olmamıştır. Muhtemelen baygındı baygın halde balık tarafından sahile bırakılıyor, çıplak vaziyette. Oradaki otlarla kendisini örtüyor. Bayağı şiddetli bir sarsma Allah’tan.

Mesela bu PKK da doğrudan imtihan. İslam’ın Türkiye’ye hâkim olması için Allah’ın batın ilminin bir uygulaması. Bak PKK ile İslam hâkim olur mu? PKK ile İslam hâkim oluyor. Çünkü direnç gelişiyor. Hamiyeti İslamiye gelişiyor, başka türlü gelişmiyor direnç. Yani onlar saldırmadıktan sonra hamiyeti İslamiye gelişmiyor. Yani istenen oranda olmuyor. Direnç olmuyor, şu an PKK bu direnci ve hamiyeti İslamiyeyi sağlıyor. Teyakkuz sağlıyor, Türk ordusunun daha yaman olmasını sağlıyor. Türk polisinin daha yaman olmasını sağlıyor. Yoksa bir süre sonra kıyamet kopacak zaten ne PKK kalacak ne şu kalacak ne bu kalacak hiç kimse kalmayacak. Herkes yerlerine tevzi edilecek. Ama Cenab-ı Allah imtihan için neler yaratıyor görüyorsunuz. Mesela deccaliyet için Darwinizm gerekiyor. Allah Darwinizm’i yaratıyor ve dünyaya hâkim ediyor. Bu kadar saçma bir teori normalde olmaz. Şeytanın alay ettiği insanlarla eğlendiği bir teori bu, şeytan yerlere yatarak gülüyor insanların bu haline. “Tesadüfen yaratıldı” diyor şeytan, “doğru söylüyorsun” diyor, “haklısın” diyor peşinden gidiyor haberi bile yok. Yani şeytanın onlarla alay ettiğini fark etmiyorlar. Ama mesela gerekiyor o. Darwinizm’i Cenab-ı Allah hiçbir dönemde çıkartmamış. Mehdiyet döneminde çıkarıyor. Mehdi (a.s) ezsin diye. Dünyanın en saçma en zayıf teorisi deccalin dini oluyor. Mehdi (a.s)’nin rahatça ezeceği halde Allah yaratıyor kolaylıkla. Ama Müslümanların büyük bölümünün de hiçbir şekilde ezemeyeceği -bak sırra bak Allah’ın sırrına bak- ve korkacağı şekilde yaratıyor Allah.

Bir sevgi etiketi yapalım “Sevgi Hayatın Tadı” diyelim.

“Ümmetimden bir taife fırkasını, makamı cifrisi 1542, 2117” bak “2117 ederek nihayet devamına varlığının sonuna ima eder” Bak 2117 gibi tamam diyor. “Hak üzerine olacaktır. Şedde sayılar fırkası dahi makamı cifrisi 1506, 2082”  2082’ye kadar İslam’ın hâkimiyeti çok az kaldı 2082’ye. Yani yaşanacak vakit İslam’ın hâkimiyeti 40 yıl falan kalıyor. Hadislerde zaten 40 yıldır diyor. Şimdi önümüzdeki günlerde hâkimiyet olacak. 40 yıl kadar da dünya hâkimiyeti var. Başka da vakit yok bak 2082 bu tarihe kadar zahir ve aşikarane belki galibane diyor. “Zahir ve aşikarane belki galibane. Sonra ta 1542’ye 2117’ye kadar gizli ve mağlubiyet içinde vazifeyi tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. Allah’ın emri gelinceye kadar şedde sayılar fırkası dahi makamı cifrisi 1545 yani 2120 eder ki” diyor “kâfirin başına kıyamet kopmasını ima eder.” Bu dediği doğru inşaAllah göreceksiniz. İsterseniz bir yere yazdıralım 1545. Hem Fatiha’dan çıkarıyor hem Kuran’ın başka ayetlerinden çıkartıyor, hem hadisten çıkartıyor Bediüzzaman. Hepsi birbirini teyit ediyor diyor. Bak hem hadise uygun hem her şeye uygun. Mehdi (a.s) benden 100 yıl sonra gelecek diyor. Yani baktığımızda 2120, 2010, 1980, 1979 verdiği tarihler hep bu. 1400 yıl sonra gelecek bir hakikati asırlarında zannetmişler diyor bak net tarih veriyor 1400’de çıkacağını söylüyor Mehdi (a.s)’nin. Yani 1979 yılında çıkacağını söylüyor.

OKTAR BABUNA: Siz söylemiştiniz Hocam Kâbe baskını da çıkış yılının alametidir diyor. 1 Muharrem hicri 1400’de oluyor. 21 Kasım 1979’da birinci yılı çıkışının.

ADNAN OKTAR: Evet çok net yani hicri yılbaşı yüz yıl başında çıkacağını söylüyor Mehdi (a.s)’nin aynen o şekilde çıkıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Van'da PKK'lı teröristler tarafından daha önceden karayolundaki menfeze yerleştirilen el yapımı patlayıcı zırhlı polis aracı geçişi sırasında patlatıldı. Meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre ikisi ağır olmak üzere altı polis yaralandı.

ADNAN OKTAR: Daha kapsamlı tedbir alınabilir. Bundan sonra tabii Allah inşaAllah öyle bir şey meydana getirmez de askeri, polisi daha önce de söyledim doğrudan tehlikeli, riskli yerlere sokmamak lazım. Mesela farz edelim kasaba yahut şehir; halkı tamamen boşaltmak lazım, evlere yerleştireceksin, yiyeceklerini vereceksin, çocukları ayır herkesi ayıracaksın. Teröristlere diyeceksin arkadaş denmez onlara ne denir? Mahlukat burayı boşaltın yani teslim olun. Beklersin, gece de uyarı yaparsın megafonla bak teslim olun operasyon başlayacak, bombardıman başlayacak. Bir daha, bir daha on beş gün, yirmi gün, yirmi beş gün ne kadarsa artık. Sonra halı bombardımanı havadan. Polisi direkt çatışmanın içine sokmak hiç doğru değil. Zaten çıkar o. Gelip teslim olacaktır. Sonra da işte patlayıcı kaldı bilmem ne patlayıcıyı en güzel halleden şey hava bombardımanıdır.

Suriyeli aileler; onlara şefkat göstermek lazım. Zabıta falan da kendi hallerine bıraksın. Oturup onlarla uğraşmak günah. Her gören üç beş kuruş verse, bir lira verse elli kuruş bile verse onlar hayatlarını idame ettirirler. Oradan buradan kovalamaya kalkmak bilmem ne. O durumda kendisi kalmış olsa, kendisine aynı muamele yapılsa nasıl olur bir düşünsün.  O zaman onun cevabını vermiş olur. Egoist bakmak çok çirkin.

Eyüp Beyazay, "Hocam Adamlık Dini kitabınızı okuyorum mükemmel tespitleriniz var" diyor.

Belamir Ataman, din olmazsa bir ülke yıkılır. Bak din olmazsa bir ülke yıkılır. Ne diyor Atatürk rahmetli? "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Dinsiz bir millet yıkılır" diyor Atatürk. Onun için dinin çok diri, canlı, ülkemizde hakim olması çok önemlidir. Ama tabii laiklik bir nimettir. Dinsiz de huzurlu yaşayacak, dindar da huzurlu yaşayacak. Hristiyan da, Musevi de herkes huzurlu yaşayacak. Dinin, İslam'ın içinde olan bir hükümdür laiklik. Ama yanlış uygulanıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Arakan'da dört bin Arakanlı Müslüman’a iftar yemeği verdi. Cemaatle akşam namazını kıldıktan sonra kendisi de orucunu kardeşlerimizle birlikte bir camide yer sofrasında dua ederek açtı. Resmi de gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Olmuş hem de çok güzel olmuş. Mevlüt Hoca'yı tebrik ediyoruz çok güzel olmuş. İşte halkın aradığı bunlar. Ondan gerisi başka bir şeyler biz yol, elektrik, su onun derdinde değiliz biz bunu arıyoruz. Çok güzel Binali Hoca da geçenlerde öyle güzel tavırlar gösterdi Allah razı olsun. Devam güzellik budur.

"Sayın Hocam beğeniyle ve şevkle izliyorum" diyor.

"Üstadım yerinde tespitler içeren şahane bir sohbet. Takipteyiz" diyor Ali Atmar.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın da bir iftarı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Programında olmamasına rağmen Mardin'e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi Cumhurbaşkanı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'la birlikte Yetmişinci Mekanize Tugay Komutanlığı Sayı Kışlası’nda askerlerle iftar yaptı.

ADNAN OKTAR: İşte Tayyip Hocam’ın sevilmesinin sebebi bunlar. Çok çok güzel askerin de morali yerine gelmiştir. Şevklenmişler, çok hoşuna gitmiştir askerlerin. Sahip çıkmak böyle olur çok güzel olmuş. Allah razı olsun, Paşamız’dan da Allah razı olsun. Onun tevazusu da çok dikkat çekiyor bayağı güzel. Türkiye'yi böyle kucaklayan sevecen bir görüntü oluyor. Darbe ihtimali sıfır görülüyor böyle olduğunda. Eskiden paşalar olurdu suratından düşen bin parça. Sabah akşam darbe tehlikesi. Kardeşim hop oturup hop kalkıyor milleti huzursuz etmenin alemi ne? Mesela bir açıklama yaparlardı acayip gerilirdi ortalık. Dolar bir anda yükseliyor falan. Bunlar yanlış şeyler. Askerin iftar yemeğinde, çorba, taze fasulye, kadın budu köfte çok acayip bir isim. Çoban salata güzel, tatlı ve meyve vardı diyor. Kadınbudu kadını çok rencide edecek bir ifade. Biraz küçük düşürücü gibi görüyorum. Yakışmıyor olmaz böyle şey.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Vezneciler’de 11 kişinin şehit olduğu ve 51 kişinin yaralandığı saldırıyı düzenleyen teröristin cenazesinin adli tıptan alınması için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi özel araç yolladı. Basında bu durum tepkiyle karşılandı ve PKK destekçisi belediyelerin kapatılması için çağrı yapıldı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Vezneciler’de 11 kişinin şehit olduğu saldırıyı düzenleyen teröristin cenazesinin adli tıptan alınması için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi özel araç yolladı.

ADNAN OKTAR: Peki tamam da cesedi yani orada mı duracak? Adli tıpta mı duracak? Ceset tabii ki çıkacak. Ne yapsın, nasıl yapacaklar? Dozerle mi götürecekler? Bu nasıl bir kafa ya? Adli tıpta adam ne yapsın? Adli tıpa getirilmiş, o zaman adli tıpa da getirme. Böyle şey olmaz. Adli tıpa arabayla geliyor, adli tıpta devletin görevlileri bakıyor. Adamı kefenliyorlar, tabuta koyuyorlar. Tabii ki arabayla gidecek, başka neyle gidecek yani? Kızakla mı? At arabasıyla mı götürsünler? Neyle götürecekler? Bu nasıl bir kafa ben anlamıyorum yani. Yani bu eylemi yapanı teşvik etmek, takdir etmek değil ki bu. O cesedin oradan gitmesi gerekiyor, bu kadar basit yani. Mezara götürmeleri gerekiyor, gömmeleri gerekiyor. Bunu birileri yapacak. Ne yapsınlar? Meydanlığa mı bıraksınlar? Ne yapacaklar yani? Ben bunlara cevap dahi vermek istemiyorum. Bir garip mantık var burada. Ya ben anlamadım olayı, ya fevkalade bir acayiplik var. Adam ölmüş. Tamam. Gömülmesi gerekiyor. Ne ile götüreceksin? O zaman dursun orada morgda 30 sene 40 sene dursun. Var mı bunun mantığı?

Orlando saldırılarından sonra Hilary Clinton’la Trump arasındaki oy farkı 13’den 11.6 puan gerilemiş.

Kardeşim ceset Diyarbakır’a gidecekse, nereye gömeceklerse oraya götürürler. Allah Allah. Çok acayip bir şey, hayret ediyorum ben böyle bir şeye. Adamın cesedi var orada, ne yapsın? Adli tıbbın önüne mi gömecekler adamı? Nereye gömsünler yani? Artık ceset bu, bu cesetten ne alıp veremediğin var? Adam suç işlemiş tamam, ahirette onun hesabını verecek. Ama adam gitmiş artık adam yok, ceset var. Cesede öfke olmaz. Ceset yani adı üstünde ceset. Onun bir yere gömülmesi gerekiyor. Adli tıbbın önüne gömülemeyeceğine göre , nereye gidecekse, oraya götürülecektir. Bu kadar basit yani. Vefat ettikten sonra, öldükten sonra o adamla hukuk bağlantısı kopmuş olur artık biter. Ceset kalmış oluyor geriye, cesedin cezalandırılması diye bir konu olmaz. Nereye gösteriyorlarsa oraya götüreceksin adamı gömeceksin bu kadar basit. Kimse görevlisi yapacak. Yani onu yapanları da suçlu hale getirmiş oluyorsun, belediye görevlilerini de suçlu hale getiriyorlar. Adam gömmesin mi? Ne yapsın? Getirmişsin mezarın kenarına, sen bunu nasıl gömersin mi diyeceksin? Bunda bir mantık bozukluğu var, bir acayip bir üslup var.

Evet, Bay Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan Putin’e bir mektup yazarak uçak düşürülme olayında uçağın Rusya’ya ait olduğunun bilinmediğini tamamen angajman kuralları doğrultusunda düşürüldüğünü ve Rusya’ya karşı hasmane bir tavrımızın olmadığını belirtti. İlişkilerin böyle bir olay nedeniyle zarar görmemesi gerektiğini belirterek, iki ülke arasındaki yakın dostluğun tarih sürecini tekrar hatırlattı.

ADNAN OKTAR: Karşılıklı gitsin söylesin, bir şey olmaz. Bu olur ama şimdi o biz nasıl Türkiye olarak biz özre önem verdik İsrail’le aramızdaki konuda, özür konusunda çok titiz olduk. Özür bir nezakettir. Allah razı olsun hemen icabet etti, hemen. Daha yeni söyledim, hemen icabet etti. Akıllı, vicdanlı bir insan olduğu için gereğini yapıyor. Yani süratle icabet etmesi, daha ben yeni söyledim, süratle icabet etti. Bu ne kadar güzel huylu bir insan olduğunu gösteriyor. Ama bak bana inansın, saygınlığına saygınlık katar. Özür onu yüceltir, daha büyük yapar. Yani gönlü rahat olsun. İslam’a uygun, Kuran’a uygun, ahlaka uygun, örfümüze, ananemize, geleneğimize uygun. Gitsin bizzat yüzyüze Türkiye Cumhuriyeti adına özür dilesin, hiçbir şey olmaz. “Mutazarrır olduk, çok rencide olduk aylardan beri bizi rahatsız eden bir şey, biz dostuz, kardeşiz, böyle bir şey yok” desin. Önceden de Dış İşleri Bakanlığı konuyu anlatır zaten, geliş amacını da söyler, hiçbir şey olmaz. Birbirlerine sarılıp bir resim çektirirler, konu biter. Yani bunun hallolması böyle güzel olur. Öbür türlü sürüncemede kalır yine. Bak Allah razı olsun iyi niyetle icabet etti. Ama onda gerçekten bir şey yok. Akşama kadar on kere özür diliyoruz. Yani bu örftür, gelenektir, bir şey yok bunda. Gurur kırıcı bir şey değil. Bu insana onur veren bir şey. Yolda giderken her yerde oluyor. Garson mesela yanlış bir yemek getirdi, özür dilerim beyefendi diyor. Veyahut sevdiğin bir insanın yanından geçerken hafif bir omuzun çarpıyor veyahut sandalyesini yanlış yere koymuş oluyorsun, “özür dilerim boş bulundum, kusura bakma” diyorsun. Hiçbir şey olmaz. Tayyip Hocam gönlü rahat olsun, bunu yapsın bir şey olmaz. Bir heyetle gitsin. Biran önce Rusya’yla ahbap dost olalım. İsrail’le de yani konu çok uzadı. İsrail, İran, Rusya, bitti, süper devlet oluruz. Yani etrafındaki bazı kişiler işte “Senin büyüklüğüne yakışmaz, senin gururuna yakışmaz” falan diyor olabilirler bir ihtimal. Kuran’dan da ayet gösterebilirim, hadisler gösterebilirim Kuran’a son derece uygun. Bir ihlal olmuş havada adamı vurmuş, öldürmüşler. Yani bunun için buna gerek yok böyle bir şey olmaz zaten, hava ihlali her zaman olan bir şey. Biz Yunan uçaklarını falan düşürmüyoruz, kimsenin uçağını düşürmüyoruz. Amerikan uçakları da ihlal yapıyor, birçok uçak yapıyor yani. Onun için “Olmuş bir yanlışlık, aylardan beri mutazarrırız bir insan öldü, biz bunu istemezdik, Rus uçağı değil herhangi bir şey olsa yine müsaade etmeyiz ama ayrıca biz böyle bir hava ihlalinden Rus uçağının hava ihlalinden haberimiz yoktu. Lokal bir olay. Bunu yapan kişi adına, Türkiye Cumhuriyeti adına milletimiz adına ben severek, güzel ahlakın gereği olarak özür diliyorum dersin. Bunda bir şey yok. Ama ben daha yeni anlattım, hemen icabet etti Tayyip Hocam. Ben bu konunun üstünde birkaç günden beri duruyorum, hemen icabet etmesi onun nezaketini gösteriyor.

Avrupa Birliği’ne girememe sebebimiz kalitenin yeterli olmamasıdır Türkiye’de. Kalitenin çok yükseltilmesi lazım. Avrupa ülkelerinden daha kaliteli hale gelmeleri lazım. Sokaktaki insanların görünümü de çok kaliteli olması lazım. Tamam kaliteli insanlarımız var ama bunun yayılması gerekiyor. Binaların, kıyafetlerin, her şeyin sanatlı, kaliteli ve güzel olması lazım. Ve tavırların, konuşmanın, hareketlerin, her şeyin kaliteli olması lazım. O zaman zaten herkes bizlerle birleşmek için can atar, Türkiye ile birleşmek için can atarlar. Ama kendilerinin kalitesini bozacağını düşünürlerse, buna müsaade etmezler. Çünkü adam müziğe karşı, müzik çalacak huzursuzluk çıkacak. Heykele karşı, resme karşı, dekolteye karşı, bu da körükleniyor habire. Hükümet tam bunun aksini yapması lazım. Resmi, müziği, heykeli teşvik etmesi lazım. Dekolte hanımlara saygı duyulduğunun, değer verildiğinin çok iyi gösterilmesi lazım.

Türkiye, Suriye ve İran arasında PKK’ya karşı ortak hareket etmek için Cezayir’de bir görüşme yapılmış. Görüşmeyi Doğu Perinçek ve ekibi organize etmiş. PKK bayağı rahatsız olmuş.

Masaüstü Görünümü