Harun Yahya

Sohbetler (16 Haziran 2016; 08:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet Fikret Efendi, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:Hadımköy’de uyuşturucu satıcılarını teslim almaya giden polis ekiplerine pompalı tüfekle ateş açıldı. Olayda İlçe Emniyet Müdürü yaralandı ve Ayhan Ölçer isimli Polis Memuru şehit oldu. Şehidimizin fotoğrafı var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak şu yüzündeki nura bak, maşaAllah. Allah da onu oradan şehadet alemine çağırmış. Allah çoluğuna çocuğuna, annesine babasına, sevdiklerine, eşine sabrı cemil nasip etsin. Şehadetini Allah makbul etsin, şehadetini kabul etsin. Nurunu sonsuza kadar parlatsın.Böyle psikopatları almaya giderken polis, tabii bir yiğitlik ruhu var daha rahat davranıyorlar, bunlar bayağı tehlikeli tipler. Makul bir vatandaşı almaya gidiyor gibi gidiliyorsa olsa olmaz.

Bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? “Sevgi kıymetlidir” diyelim. Sevgi eksikliği dünyada en büyük felaket. Ekonomik kriz, savaşlar gibi çok dev bir beladır sevgisizlik. Dünyayı saran en büyük felaket sevgisizlik. Gençlerin büyük bölümü sevgisizler, üslupları, konuşmaları onu gösteriyor. Ben çıkıyorum dışarı falan, kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, nadir. Bazen çarşılara gidiyorum, gençler onları sevdiğimi bildikleri için çok fazla “Hocam resim çektirelim birlikte, nasılsınız, ne yapıyorsunuz?” Hep modern böyle kaliteli gençler. Acayip sevgileri artmış. Çünkü sevgiyi arıyorlar.

Münafık İslam’dan utanır, Allah’tan utanır haşa, peygamberden utanır kendini yüce görür. Her asrın derin devletini ilah gibi görür. Münafıkla uğraşmak böyle satranç maçı gibidir. Çok dikkatli olmak lazım. Yani şeytanla satranç maçı oynar gibidir şeytanla. Ki şeytanın zekası malum, oyunculuğu da malumdur. Şeytan böyle akrep gibidir. Münafık da akrep gibidir. Yani münafık şeytandan daha avantajlıdır. Çünkü şeytan ancak beyne etki edebiliyor ama münafığın fiziki müdahale imkanı da vardır. Yani aktiftir. Akrep gibi bekler o, Müslüman’ı böyle zehirleyeceği anı bekler. Onun için son derece uyanık en ufak bir hareketini bile izleyen bir tavır içinde olmak gerekir münafığa karşı. Münafık ani atak yapar ve zehrini akıtabilir. Ve hasta olduğu için, şeytanın ruhunu taşıdığı için, şeytana dönüştüğü için bütün gücüyle ahlaksızlık ve alçaklığın, pisliğin uygulayıcısı olarak sabırsız bir bekleyiş içindedir. Onun için münafığa karşı çok çok bütün Müslümanların dikkatli olması lazım. Hükümetin de çok dikkatli olması lazım münafıklara karşı. Tayyip Hoca’nın da çok dikkat etmesi gerekiyor. Başbakan’ın da çok dikkatli etmesi gerekiyor. Yani hükümetin en büyük sorunu münafıklardır ben söyleyeyim. İslam aleminin en büyük sorunu yine münafıklardır.

Münafığın başarısı başarı gibi görülür ama hep hezimettir, hep perişanlıktır. Dikkatlice bakılırsa hep hezimet ve perişanlıktır. Hep Allah onu kaderinde mağlup olmaya göre yaratmıştır. Münafık da o mağlup olmanın kanununu bilmediği için debelenir, yani cehennem ehli nasıl debeleniyor kaçmaya çalışıyor oyun oynamaya çalışıyor, her seferinde rezil rüsva oluyor ya cehennem ehli gibi müthiş bir debelenme içindedir. Ama Müslüman akrebe dikkat etiği gibi de münafığa çok dikkat etmesi lazım. Münafığın nereden nasıl sokacağı belli olmuyor, değil mi nasıl zehirleyeceği? Onun için çok özenli dikkatli olmak lazım. Buna rağmen münafık, çok dikkatli olmaya rağmen atak yapar ama boştur atakları, yani geçersiz ataklar olur.

Münafık hep bir gün Müslümanların dağılacağı, hezimete uğrayacağına göre planını yapar. Ama aksine başarı haberleri geldikçe münafık böyle üstüne tuz dökülmüş solucan gibi kıvranmaya başlar çok canını yakar. Müslüman’ın gücü, başarısı, sağlığı, sıhhati, aktifliği, şöhreti çok ızdırap verir; münafığı yani kavurur atar.

Münafık sadece kendini ön planda görür, kendinin yüceltilmesini ister, sadece merkezde kendisi olsun ister. Resulullah (s.a.v.)’in zamanında münafıkların tavrı oydu. Mesela yanına vahiy katibi olarak geliyor ama tek amacı ahlaksızlık ve alçaklık yapmak. Peygamber (s.a.v.)’in haşa kendince bir açığını bulmak. Onun için aylarca yıllarca yanında kalıyor, vahiy katipliği de yapıyor yazıyor da konuşuyor da. Zahiren bakan, ayette diyor “siz onlar konuştuğunda dinlersiniz” diyor. Yani makul birisi gibi gösteriyor kendini. Ama peygambere müthiş bir haset vardır münafıkta. Başarılı müminlere karşı da müthiş bir haset vardır. Hz. Ali (k.v)’yi şehit etmelerinin nedeni münafıkların, Hz. Ali (k.v)’nin başarısını kıskanmalarıdır. Çünkü kendileri ön plana geçmek istediler. Hz. Hasan (r.a)’ı ve Hz. Hüseyin (r.a)’ı şehit etmelerinin nedeni de, Hz. Osman (r.a)’ı şehit etmelerinin nedeni de aynı nedenledir. Yani Sahabeyi Güzin’i şehit etmelerindeki neden hasettir. Kendilerini ön plana çıkartmaktır. Nitekim sonra kendileri ön plana çıktılar ama helak oldular. Allah helak etti hepsini teker teker. Münafık, diğer müminlerin ve imamın başarısına tahammül edemez. Onun en çok canını yakan olay odur. Bir; imamın, peygamberin başarısı, iki; peygambere yakın olan insanların başarısı çok ızdırap çektirir çok. Mesela bak, Hz. Ali (k.v)’yi hemen Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra şehit ettiler. Çünkü onun sevildiğini biliyorlardı tahammül edemediler. Kendileri ön planda olmak ister. Onun için bir müminin başarısını gördüğünde münafık kahredici azap duyar ama yani bir insanın dayanacağı gibi bir azap değildir. Fakat münafığın hayvani bir direnci vardır beden direnci. Allah azap çekmesi için onu yaratır, yani acıya dirençlidir. Çok şiddetli acı çeker ama direnir, buna tahammülü güçlüdür münafığın.

Evet Fikret, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan’ın Rusya’ya yazdığı mektuptan sonra Putin, “Biz de Türkiye’yle yeniden iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Ancak beklediğimiz izahat henüz gelmedi” cevabını verdi. Bu ilk yumuşama sinyali oldu. Ardındansa Cumhurbaşkanı Erdoğan bir jest daha yaptı ve Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’u bu akşam iftara davet etti.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam yaman delikanlıdır samimidir. Fakat Tayyip Hocam’a diyorlar ki, “özür dileme, özür dilemek sana yakışmaz” diyorlar. Seni yüceltir, güzel ahlakını gösterir, nezaketini gösterir. Özür dileme Müslüman alametidir. Bizim örfümüz, geleneğimiz, adap-edep anlayışımız özürle iç içedir. Özür beyan etmek en güzel nezaket üsluplarından bir tanesidir, kibarlıktır, efendiliktir. Rus pilot Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmiş. Her zaman oluyor ihlaller. Ama birisi çıkıp vurmuş ve ölmüş Rus pilotu. Bu Rus milletine yapılmış bir hareket olmuş oluyor, Rus hükümetine yapılmış bir hareket olur. Dolayısıyla onlar tabii ki bundan rencide olurlar. Şimdi rencide olmayı en güzel ortadan kaldıran şey nedir? Bir; bu olaydan mutazarrır olduğunu söylemek, bunu söyledi. İki; özür dilemek.

Tayyip Hoca’nın Putin’e mektup yazmasıyla ilgili güya kendilerince alaycı üslup kullanıyorlar. Onun yaptığı, Tayyip Hoca’nın yaptığı bir güzellik. Sen güzellikle alay ediyorsan o senin sorunun. Güzel bir sözle alay ediyorsan, güzel bir ahlak anlayışıyla alay ediyorsan o senin sorunundur. Bu Tayyip Hoca’ya milim santim zarar getirmez. Kötü söz sahibini bağlar. Onun için yaptığı başarılı tavırlardan dolayı eğer hakkında kötü konuşuyorlarsa tek sebebi kıskançlıktır, hasettir başka bir şey değil.

Münafık, peygamberin başarılarından mahvolan bir varlıktır. Akıl almaz ızdırap çeker. Bir de peygamberin sevdiklerine karşı müthiş nefreti vardır münafığın. Hz. Ali (k.v)’ye acayip nefret duyuyorlardı. Hz. Hasan (r.a)’a, Hz. Hüseyin (r.a)’e ve Ehli Beyt’e acayip nefret duyuyorlardı münafıklar Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok sevdiklerini bildikleri için.

Bak, Yusuf kıssasında da dikkat ederseniz Hz. Yusuf (a.s)’a babasının sevgisi, Hz. İsrail (a.s)’ın sevgisi çok ağırlarına gidiyordu. Münafığın en büyük hastalığı budur. Bir başkasının övülmesi, bir başkasına değer verilmesi, bir başkasının sevilmesi münafığı kahreder. Ve bir mucizedir bu, bir mucizedir bu. Akıl almaz acı çeker. Hep kendi önde olsun ister. Kuran’da Yusuf kıssasında anlatılan, hadislerde ve tarihte de gördüğümüz münafık eylemleridir bunlar.

Enes bin Malik (r.a) diyor ki: “Bizden Neccaroğulları’ndan bir kimse vardı. Bu zat Bakara ve Ali İmran Sureleri’ni okumuştur.” Vahiy katibi yani kültürlü, araştırmacı. Yani okuyan yazan bir kişi. Allah’ın Resulü (s.a.v.)’e de katiplik yapıyordu ama istihbarat ve olayı inceleme ve ara ara da Müslümanları işte kendince lafla sözle zarar vermek için. “Derken bu adam kaçıp-gitti.” Münafığın zaten sonucu budur, en sonunda bunu yapar. “Küfürden kişiler kendisini yüksek makamlara çıkardılar.” Çünkü peygambere düşman ya. Peygambere düşman olan münafığa dış güçler çok yardım ederler. Derin devletler çok yardım ederler. Yani onlardan biri olur adeta, çok önemli görürler. Genellikle hep o devirde Roma derin devleti vardı Roma derin devletiyle bağlantılıydılar.“Şu adam Muhammed’e katiplik yapıyordu diyerek kendisini pek beğendiler.” Çünkü hakikaten şeytani bir zekası vardı, çok araştırmacıydı, peygambere de düşman olduğu için ve yanında da çok bunduğu için ona hayrandı küfür. Yani casus aslında, hayrandılar. Peygamberin yanından ayrılır ayrılmaz hemen onu mühim yerlere getirdiler. Ve küfür geniş çaplı onu destekledi. “Aradan çok zaman geçmeden Allah onun boynunu helak etti.” Her münafıkta olduğu gibi Allah belasını veriyor. Müslümanların yanında güvende yaşarken küfrün yanına gidince hemen Allah belasını veriyor. Ama yüceltiyorlar önce bak dikkat edin ve sonrada Allah belasını veriyor. Sahih-i Müslim’de bu, hadis numarası 4987.

Münafikun Suresi 1’de: “Münafıklar sana” peygambere “geldikleri zaman” (s.a.v.): “'Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin' dediler.” Yani onu övüyorlar peygamberi, “sen çok başarılı bir insansın, peygambersin, çok akıllısın güzel hizmetler ediyorsun” diyorlar. Bu münafığın taktiğidir yanaşma taktiğidir. Halbuki müthiş kinli acayip nefret ediyorlar. “Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahitlik eder.” Dediklerinin hiç birine inanmıyorlar diyor Allah. Yani çok alçakça nefret ve kinle yanına gidiyorlar ama bu tip sözler etmeleri sadece yanında rahat edebilmek için, rahat bağlantı kurabilmek için. Onun için sözlerine inanma” diyor Allah.

Nisa Suresi 81’de, münafıklar peygamberin yanına geldikleri vakit: “‘Tamam-kabul' derler” diyor. Yani “dediklerin doğru güzel kabul ediyoruz.” “Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar.” Münafık inzivaya çekilmek, yalnız kalıp karanlıklarda o fitnesini ahlaksızlığını geliştirir. Haber nereye gidecekse haberi ulaştırır. Yahut nasıl bir düzen kuracaksa o şeytani derinliği elde etmeye çalışır. Ama işte münafık olmadığında bunu bilemeyiz. Mesela Resulullah (s.a.v.)’in  zamanında Allah münafıkları yazmış, tarihini de yazmış oradan çok iyi biliyoruz. “Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor.” Bu ne demek? “Ben ta baştan yarattım” diyor Allah. “Ve bütün hareketlerini görüyorum” diyor. Münafığın en çekindiği şey de zaten tespit edilmektir yani anlaşılmasıdır. “Sen de onlardan yüz çevir” yani kalben çünkü konuşma şekliyle değil kalben yüz çeviriyor. Çünkü münafık çok şirret bir mahluktur. Dediğim gibi satranç maçı gibi, şeytanla satranç oynar gibi çok dikkatli oynanması gerekir. Akrep gibi her an ataktadır, her an her şeyi yapabilir. Mesela senin meşru bir sözünü hemen gayri meşru hale getirebilir. Mesela meşru bir övgüyü, mesela Hz. Yusuf (a.s)’a babası övgü sunuyor, seviyor, onu anında kin ve nefret sebebi haline getirebilir. Münafığın bir atağı bu mesela. Ve öldürmeye karar veriyor bak kardeşini bu kadar nefret ediyor. Görüyor musun münafık kinini? Münafık nefretinin şiddetine bak sen. “...ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” “Seni burada imtihan ediyorum” diyor Allah. Yani münafığa “hiddetlenme, kinlenme, seni kızdırmasın, rahatsız da olma, seni onun üstüne hakim kılacağız sen onunla adeta maymunla oynar gibi oynarsın” diyor Cenab-ı Allah. “Yeter ki tevekküllü ol, Kuran’ın ipine sımsıkı sarıl dikkatli hareket et.”

Ali İmran Suresi 119: “Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz,” mesela bilmeyen Müslüman seviyor bilgisi yok. Ama bilen tabii anlar, bilmeyen Müslümanlar da tanıtmadığı için seviyor. Mesela münafıklığını gören tabii bilir de ama dışardan bilmeyen bilmez. Mesela vahiy katibi bayağı seviyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in vahiy katibi diye. Ama Resulullah (s.a.v.) anlıyor hissediyor ama onu açıkça aşikar etmiyor sadece dikkatli oluyor. Tabii Allah’ın bildirmesiyle. “Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında 'inandık' derler..” Yalan. Müslümandan nefret münafığın birinci vasfıdır akıl hastasıdır münafık. “..kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı” ki peygambere ve peygamberin sevdiklerine “parmak uçlarını ısırırlar.” Yani akıl almaz bir kin ve nefret duyarlar. Ama bak, Allah’ın verdiği acıya bak, hem içten ruhen acı duyuyor bir de parmak ucunu ısırır, insanın tabii çok canı yanar ya ondan çok şiddetli bir acı duyarlar diyor Allah, münafığın özelliği. “De ki: 'Kin ve öfkenizle ölün.'” Demek ki kin ve öfke münafığı çökertiyor mahvediyor. Münafık çok korkar. Ayette diyor “bin yıl yaşasın ister, ölmeyi hiç istemez” diyor. Ölmek yaşlanmak münafığın en büyük korkusudur. Bak, “kin ve öfkenizle ölün.” Allah kin ve öfkesinden dolayı öldüreceğini söylüyor Kuran’da. “Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” Saklı duruyor münafıklar. Allah dilerse mümin görebiliyor bunu.

Münafikun Suresi 4: “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır.” Yani müminler mesela baktıklarında boylu boslu bakımlı güzel veyahut estetik veyahut yakışıklı neyse yahut güzel giyimli, beğeniyor Müslüman bilmediği için. “Konuştukları zaman da onları dinlersin.” Mesela bilmişlik yapıyor, züppelik yapıyor ama Müslüman anlayamıyor onu, Müslümanların içinde olduğu için fark edemiyor, dinliyor onun konuşmalarını. Halbuki konuşmalarının altında hep fitne fücur ve pislik oluyor. Ama fark edemediği için “ben anlamıyorum herhalde” diyor. “(Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.” Odun gibi içi boş kof odun gibidirler yani ölü gibi bir mahluk. Şeytanın içine girmesiyle şeytanın hakim olduğu ölü bir varlık. Yani ruhu hakim değil şeytan hakim. Şeytan ruhuna ilka etmiş içine girmiş. “Her çağrıyı kendileri aleyhlerine sanırlar.” Mesela her konuşma, farz edelim bir şeyden anlatıyorsun “tamam benim aleyhime konuşuyorsun” diyor. Veyahut biri bir şey söylüyor “tamam benim aleyhime” diyor. Mesela bir iyilik yapıyorsun onu da aleyhine zannediyor. İslam’dan Kuran’dan bahsediyorsun aleyhine zannediyor. Birine iltifat ediyorsun aleyhine zannediyor. Bir yerde mesela tebliğ çalışması yapıyorsun, kitap yayınlıyorsun aleyhine zannediyor. “Onlar düşmandırlar,” diyor Allah yani Müslüman’ın düşmanı, “aldanmayın” diyor Allah. “..bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının.” Yani çok dikkatli olun. Kaçınıp sakınma odur. Adeta satranç maçı gibi yahut bir akreple karşı karşıya gelmiş gibi çok özenli olun. Çünkü ne zaman zehrini akıtacağı belli olmaz. “Allah onları kahretsin;” diyor Cenab-ı Allah. Mümin de müminlere hidayet isteyecek, bütün insanlara hidayet isteyecek ama hidayet vermediği münafıkları Allah’ın kahretmesini isteyecek. Biz de Allah’ın münafıkları kahretmesini istiyoruz Cenab-ı Allah’tan. Bütün insanlığa hidayet vermesini ama hidayet vermediği münafıkları Allah’ın kahretmesini istiyoruz Rabbimiz’den. “Allah onları kahretsin nasıl da çevriliyorlar?” Diyor Allah. Çünkü ani oynaktır münafık. Mesela burada normal konuşurken birden köpekleşir. Köpekleşirken birden insana dönüşür, insana dönüşürken birden akrebe dönüşür, akrebe benzerken birden bukalemun gibi şekil alır her renge girer. Tam tipik bir şeytan karakteridir. Onun için Allah diyor “nasıl da çevriliyorlar?” diyor. Yani şekilden şekle giriyorlar diyor Allah.

Muhammed Suresi 16: “Onlardan kimi gelip seni dinler.” Münafık gelir, peygamberin yanına gelir sevdiklerinin yanına da gelir ve dinlerler onlar. İzler ve dinler. “Nitekim yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: 'O biraz önce ne söyledi?'” züppelik küstahlık yapıyor. Yani “hiç beni etkilemedi, önem vermedim dinlemiyorum” anlamında söylüyor. “İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir” yani şeytan kalbine ruhuna girdiği için ruhu alınmış sadece şeytandan ibaret kalmış bir ceset. “Allah kalplerini mühürlemiştir” ölmüş yani yok “ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.” Yani sadece hevasına ve hayvani içgüdülerine göre hareket ediyor. İstek ve tutkuları dediği odur, içgüdüyle hareket ediyor. Mesela hasetliği gelir haset olur, azdığında azgınlığını gösterir, yalan söylemesi gerektiğini düşündüğünde, mesela Müslüman Allah’tan korkar yalan söylemez, münafık hemen yalan söyler. Fitne çıkarması gerektiğinde münafık hiç sakınmaz hemen çıkartır.

Nur Suresi 47-50: “Onlar derler ki: 'Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik'” münafık bunu iyi vurgular yani çok bağlı olduğunu, çok yakın olduğunu vurgular ama yalan. “...sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir.” Bambaşka bir şekle giriyor, oynaktır yani. Bukalemun gibi şekilden şekle girer. “Bunlar iman etmiş değildirler.” Münafık iman etmez. Mesela münafık namazı Müslümanlar görüyorsa kılar. Müslümanlar görmüyorsa namaz kılmaz münafık. Müslümanlar görüyorsa abdest alır, Müslümanlar görmüyorsa abdest almaz. Hiçbir münafık abdest almaz eğer Müslüman görmüyorsa. Müslüman görmüyorsa hiçbir şekilde namaz kılmaz münafık, titizlikle yapmaz. Ama Müslümandan çekindiği için, anlaşılmaması için görürlerse abdest alır görürlerse namaz kılar. Ama görmezlerse ne abdest alırlar ne de namaz kılarlar.

“Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir.”(Nur Suresi 48)Bak, itaat anlayışı yoktur münafıkta. Peygambere itaat, Allah’a itaat yoktur. Kuran ayetiyle konuşsan da kabul etmez, peygamber söylese de kabul etmez. Peygamberin imamlığını kabul etmez münafık çünkü kendini daha yüce büyük görür. Kendini büyük gördüğü için peygamber ne söylerse söylesin o kendi kafasının doğrultusundadır.

“Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler.”(Nur Suresi 49)Yani o övülürse, yüceltilirse, büyük olduğu söylenirse, tek olduğu söylenirse veyahut ona benzer şeyler söylenirse yani her şey kendi lehine olursa, çıkarına uygun olursa ne yapıyorlar? Boyun eğerek geliyorlar. Yani boyun eğmek; saygılı olarak geliyor. Öbür türlü boyun eğmiyor. Ne yapıyor? Küstahlaşıyor, azgınlaşıyor ve şirretleşiyor.

“Bunların kalplerinde hastalık mı var?” diyor Allah, ona işaret ediyor hasta olduklarını söylüyor. Hastalık; ruh hastalığı tabii buradaki hastalık. Kalpte olan hastalık ruh hastalığı, akıl hastalığı. “Yoksa kuşkuya mı kapıldılar?” Münafık çok kuşkucudur her şeyden şüphelenir. “Yoksa Allah'ın ve elçisinin kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkuyorlar?” Kuran’ın da kendilerine haksızlık yaptığına inanır münafıklar. Peygamberin de kendilerine haksızlık yaptığına inanırlar. Bir şey olduğunda, mesela farz edelim bir ganimet dağıtılıyor, önce kendilerine verilmesini ve daha çok verilmesini isterler. Aksi olduğunda peygambere kinleniyor münafıklar. Bunu açıkça söylüyorlar. “Hayır, onlar zalim kimselerdir.” (Nur Suresi 50) Diyor Allah. Allah onları zalim yaratmış, kalbinde sevgi yok zulüm oturmuş kalbine.

Bakara Suresi 8-10: “İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Allah'a ve ahiret gününe inandık' derler; oysa inanmış değildirler.” Münafığın çünkü inandık demesi çok şeytani bir oyundur, onu Kuran açıklıyor. “..oysa inanmış değillerdir.”

“(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar.” Kendince ahmakça kendini kurnaz zanneder münafık. Çok iyi kandırdığını, oyuna getirdiğini ve ikna ettiğini zanneder Müslümanları. Bak, “(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar.” Yani müminlerin salih olanlarını ve Müslümanları bak hedef kitlesini de söylüyor “Allah’ı ve iman edenleri..” Kuran’la da çatışma halindedir münafık, Kuran’a da öfke duyar müminlere de öfke duyar. “Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değildirler.”(Bakara Suresi 9)Yani şuuru kapalı. “Şuurunda değiller” derken Allah onu da söylüyor şuur kapalıdır münafığın.

“Kalplerinde hastalık vardır.” Bu kalpteki hastalık demek klasik akıl hastalığı, bildiğimiz akıl hastalığı. “Allah da hastalıklarını arttırmıştır.” Yani normal akıl hastalığından daha şiddetli akıl hastasıdır diyor Allah. Daha da şiddetli akıl hastasıdır. “Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır.”(Bakara Suresi 10)Münafık kudurmuş gibi yalan söyler. Her konuda sürekli yalan söyler, tipik bir akıl hastasıdır. Haysiyetsizdir, utanmazdır, yüzsüzdür, kibirlidir, reaksiyonları delicedir, yanar-dönerdir, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz. Bir böyle bir şöyle, bir siyah bir beyazdır. Bir kırmızıdır bir beyazdır bambaşka şekillere girer. Ama işte bu bilinmediği için hükümete de zarar verebiliyorlar, Müslümanlara da zarar verebiliyorlar. Ama Mehdiyet devrinde bunların defteri dürülüyor, ilimle irfanla, şefkatle ve Kuran’ın elmas kılıcıyla, inşaAllah.

Nahl Suresi 62’de diyor ki Cenab-ı Allah: “Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler,” hep Allah’ın aleyhindedir, Kuran’ın aleyhine ve Müslümanların aleyhinedir. Onları tek tek seçip Müslümanların aleyhine kullanırlar. Kuran’ın, İslam’ın aleyhine kullanırlar. “..dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir.” Kendinin müthiş propagandasını yapar münafık, kendini yüceltir büyütür, en ileride ve en başarılı olduğunu söyler. Allah diyor ki bak, “Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.” Münafığın vasfı olarak Allah belirtiyor.

Münafık Kuran’ı dinlemeye dayanamaz, ayette var. Allah’ın hükümlerini dinlemeye dayanamaz. Tabii biz bunları anlatırken kime anlatıyoruz? Müslümanlara anlatıyoruz, iman edenlere anlatıyoruz. Münafık zaten bu konulardan hiç etkilenmez, muhatap da olmaz sadece kinini öfkesini artırır başka bir şey olmaz. Müminin kalbini açar, kalbini ferahlandırır, içinde olan hastalıkları giderir, ruhuna güç ve kuvvet verir, içi aydınlanır, bereket kazanır, derinlik kazanır, Allah’a yakınlığı artar. Cehenneme gidecekse cehenneme gitmekten azad olunur. Dalalete düşecekse dalalete düşmekten azad olunur. Münafık alametlerini iyi kavrayan mümin, iyi yaşayan ve üstüne alınan mümin berekete kavuşur, ferahlığa kavuşur asan olur kurtuluşa erer. Ama üstüne almayan kendini yücelten zaten klasik münafıktır o ondan istifade edemez. Bunu biz anlatırken kendimize müminlere özellikle takva müminlere anlatıyoruz ki ruhlarında bir kir-pas varsa, bu tip anormallikler varsa derhal düzeltsinler bu hastalıktan kurtulsunlar.

Mesela cihat; peygamber diyor ki “Müslümanlara saldırı var, kadınları çocukları şehit ediyorlar, evlerimizi yıkıyorlar Müslümanlar birleşelim küfre karşı mücadele yapalım.” Şimdi bu çok güzel bir şey, değil mi? Münafık ne diyor? Hemen kendini yüceltecek ya, alçaklık ahlaksızlık yapacak “bu sıcakta cihada çıkılmaz” diyor. Demek istediği ne biliyor musun? “Peygamber, sen haşa düşünemiyorsun ben daha iyi düşünüyorum.” Kendini yüceltecek ya. Ayrıca cihadı engelleyip Müslümanların dağılmasını sağlamak ve birçok netice almış olmak. Bak kendini yüceltecek, peygamberi kendince eksik düşünen olarak gösterecek, cihadı engelleyecek ve Müslümanların helak olmasını sağlayacak. Dört aşamalı şeytani plan. Ama Allah başarılı olmayacaklarını söylüyor, ancak Müslüman’ın başarılı olacağını söylüyor. Eğer Müslüman bunları üstüne alınmazsa Allah esirgesin helak olur. Yani münafıklığın damına düşer. Safi halis samimi Müslüman bunları üstüne alınır bu ayetleri. Ve titizlikle bunların benzerlerinden kaçınır. Veyahut doğrudan olayın kendinden kaçınır. Kalbini tezkiye eder, hatalarını tezkiye eder kendini düzeltir. Ama münafıklıkta kararlı olan için sadece kin ve öfke meselesidir. “Parmaklarını ısırırlar” diyor ya Allah, o olur başka bir şey olmaz. Daha da Allah’a karşı kinlenir, daha da Müslümanlara karşı kinlenir. Ayette diyor “yeni bir ayet geldiğinde o onların öfkesinden, uzaklığından başkasını artırmadı” diyor. Ayet okundukça daha da kinlenir münafık.

İBRAHİM AKMUGAN: Siz söylemiştiniz Adnan Bey, “Mümin savaşmayı bilmese de hava sıcak da olsa, evi açıkta da olsa yine de mücadele eder savaşır” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Peygamber nasıl bilmez havanın sıcak olduğunu? Havanın sıcaklığını herkes görüyor zaten yaşanıyor. Sırf ukalalık ve züppelik olsun diye yapıyor, ahlaksızlık olsun diye. Kendini yüceltecek, peygamberi de az düşünen olarak gösterecek. Ve asıl amacı da “O peygamberlik yapamaz. Peygamberlik yapabilecek, size lider olabilecek benim, ben asıl sizi koruyup-kolluyorum. En büyük olan benim, peygamberi siz bırakın benim peşimden gelin” diyor. Ama Müslümanlarınhelakınında zeminini hazırlamış oluyor ve Müslümanları helake çekiyor. Böyle bir şeytanı dessastır münafık.

Her Müslümanda az veya çok münafık alameti olabilir. Müslüman üstüne alınırsa kalbi ferahlık bulur. Yani aklı açılır, basireti açılır, feraseti açılır güzelleşir.

Nisa Suresi, 54’de;  “Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?”Münafığın özelliği budur. Mesela malı kıskanır, başarıyı kıskanır, güzelliği kıskanır, sevgiyi kıskanır, dostluğu, kardeşliği kıskanır. Münafığın hastalığıdır bu. Bak, “Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?” Doğrusu Biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi 54)diyor Allah. Ama adamlar haset ediyorlar. Hz. İbrahim (a.s)’ın başarısına Nemrut dayanamadı biliyorsunuz.

Mesela bak, diyorlar ki Yusuf Suresi, 9’da; “Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” Bak sevgiyi kıskanıyor münafık. Kendini yüceltecek ya, kendini büyütecek ya. Bak, azgınlığın şiddetine bak“onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” (Yusuf Suresi 9) Ama “öldürün” diyor. Asıl amaç öldürmek. Münafığın kininin şiddetine bak, öldürülecek derecede kinli ve o kadar azgın. Bak,“Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.”Ama asıl istediği öldürülmesi. Neden? Hz. Yusuf (a.s)’ın güzelliğini, başarısını, ahlakını ve babasının onu daha çok sevmesini kabul edemiyorlar ve akıl almaz kinleniyorlar. Ve bunun sonucunda bak öldürecek kadar kinleniyor. Buradan da anlıyoruz ki ne Allah korkusu var, ne Allah sevgisi var şu hallerindeyken. Ama mümin bunu üstüne alır da kalbini tezkiye ederse, cinayet işleyeni bile Allah “affedin” diyor. Düzelebilir bir insan, en kötü yola girmiş olsa bile, en adice münafık alametlerini yapmış olsa bile düzelebilir. Ama gerçek münafık asla kendini düzeltmek istemez. Mümin de mutlaka, tekrar tekrar söylüyorum, bütün bu ayetleri üstüne alacak. Yoksa hastalık hiç bilmeden başkalarında zannederse, başkalarına anlatıyorum diye kendini içinden alır, mahveder helak eder Allah esirgesin.

Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Reuters ajansı Türkiye’nin Esat konusunda yumuşamaya gidebileceğini yazdı. Ayrıca Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bölgesi kurulmasını engellemeye çalışma konusundaki kararlılığının Beşar Esat’ın pozisyonu konusundaki tutumunu yumuşatabileceğine de değindi.

ADNAN OKTAR:Kardeşim, karmakarışık konuşmasına gerek yok. Türkiye Suriye’nin bütünlüğünü korumakla mükelleftir. Beşar Esat, şu bu meselesi değil, Suriye halkı kimi seçiyorsa o. Beşar Esat ne alaka? Halka sorarsın, kimi istiyorsa onu getirirsin. İkinci olarak da; Türkiye bitişiğinde, bir homoseksüel yapılanması, bir komünist-Stalinist PKK yapılanması, Türkiye’ye düşman, azgın bir devletin orada oluşmasını tabii ki kabul etmeyecektir. Etmez tabii. Ama bitişiğinde isterse yılan çıyan olsun o bizi ilgilendirmez. Ama biz engellemeye çalışırız ayrı mesele. Ama biz kendi içimizde yılana çıyana asla müsaade etmeyiz. Yoksa bizim daha önceki dönemlerde, hatırladığımızda Rusya soğuk savaş döneminde komünist Rusya’ydı. Bayağı saldırgandı tavrı. Suriye komünistti, Irak komünistti. Arnavutluk şu bu her tarafımız komünistlerle sarılıydı. Ama Türkiye dimdik ayaktaydı, hiçbir şekilde de hiçbir şeyden etkilenmedi. Yine etkilenmeyiz. Ama tabii ki tedbirimizi alırız, ayrı mesele bu.

Bakara Suresi, 96’da münafıklar için Cenab-ı Allah diyor ki; “Andolsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun.”Münafıkta hayata karşı akıl almaz bir ihtiras vardır. Her türlü ahlaksızlığı yapar. Derin devletlerle bağlantı kurar, hırsızlarla da bağlantı kurar. Kendi de ahlaksızlık yapar, oyun oynar, fitne çıkarır, pislik yapar ama yeter ki uzun uzun yaşasın, hiçbir şekilde yaşlanmasın. Ayette diyor “bin yıldan fazla yaşamak isterler” diyor “ölümü hiçbir şekilde istemezler” diyor.“Onları hayata karşı” bak“(diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan” müşriklerden“(bile) daha ihtiraslı bulursun” diyor. Akıl almaz bir hırs vardır. Öne geçme, büyük olma, “hep ben” kafası. Ve delicedir bu münafıklarda. Bak, “(Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azaptan kurtarmaz”diyor Allah. “Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.”Bak,“Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.”(Bakara Suresi 96) Ama münafık tabii bunların görülmediği kanaatindedir.

Allah diyor ki Nisa Suresi, 49’da. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi?”Kendini övüyor münafık ve temize çıkarıyor yani nefsini eleştirmiyor. Nefsine hiçbir şey dedirttirmez münafık, deliye döner eleştirdiğinde. Dolaylı dahi eleştirilse dayanamaz. Mesela ayet indiğinde deliye dönüyor, o ayetin kendiyle ilgili olabileceğini düşündüğü için cinnet geçiriyor münafık ve “kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün” diyor Allah. Ayet okunduğunda, münafık ayeti, ona bile tahammül edemiyor münafık.Halbuki mümin kalbi ferahlıyor aklı açılıyor. Daha derinleşir, daha güzel mücadele azmi kazanır. “Hayır” diyor bak Cenab-ı Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, dilediğini temizleyip yüceltir.”(Nisa Suresi 49) “Kendi kendini yüceltmesiyle bir şeye varamaz” diyor Allah.

Fetih Suresi 15’te;“(Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki:”Yani Müslümanlar artık başarılı olmuş, mal kazanıyorlar, mülk kazanıyorlar, sağlık sıhhat, iyilik, güzellik onların üzerine oluyor, esenlik. Ama tabii burada ayette kastedilen ganimetler her türlü mal, mülk, yiyecek, içecek, eşya her şey.“Bizi bırakın da sizi izleyelim.” Münafık çünkü mala düşkün ya, paraya, yiyeceğe düşkündür, hem onları almak istiyorlar. “Bizi bırakın da sizi izleyelim.”Bak, çıkar oldu mu geliyor. “Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz.Allah, daha evvel böyle buyurdu.” Bunun üzerine: “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler.” Münafıklar görüyor musun? Böyle laf cambazıdır münafık. Her türlü itlik, şirretlik, ahlaksızlık, küstahlık, pislik münafıkta mevcuttur. Bu ayetle konuşuyorlar, onlar diyor ki “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz.” Neyini kıskanacak senin? Pisliksin zaten sen, sen bir mikropsun. “Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.” (Fetih suresi 15)Yani kafası çalışmaz münafığın, onu Allah söylüyor. Yani kavrayamaz, çok küçük bir bölümünü anlayabiliyor. Onu da söylüyor Allah “pek az anlayabilen.”

Fetih Suresi, 6’da, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları...”“Münafık erkekler, münafık kadınlar” mesela hayırlı bir şey yaptığında ona kötü zanla bakar, iyi bir şey aldın ona kötü bir zanla bakar, güzel bir söz söyledin ona kötü bir zanla bakar, birine sevgi göstersen ona kötü bir zanla bakar. Başarılı bir çalışma yapsan ona da kötü zanla bakar. Yani manyaklığı ve ahlaksızlığı sınır tanımaz münafığın. Bak diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan…” Hep kötü zanda bulunur, hayır düşünmez münafık.“Kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandırması için.O kötülük çemberi, tepelerine insin.”Münafıklar böyle bir kötülük çemberi oluşturuyorlar, çember şeklinde, birbirleriyle bağlantılı. En ortasında o çemberin derin devlet vardır. Asrımızda İngiliz derin devleti. Ve o derin devletin yalakaları, bağcıları, bağlantılıları vardır. Bir çemberden bahsediyor ayet. Yani geniş bir yapılanma. Çember nasıl olur? Ortası olur değil mi? Merkez olur, merkezin etrafında gelişe gelişe o çember haline gelir. Bir yapılanmadan bahsediyor ayet.“O kötülük çemberi tepelerine insin.” Yani “bu çember çökecek” diyor Allah, “mahvolacaklar” diyor. Ve “kendi tepelerine çökecek” diyor. Bak, “tepelerine insin” diyor.Halbuki bu kötülük çemberini kendiler yapıyorlar zaten. “Kendi kurdukları düzen kendilerinin tepelerine inecek” diyor Allah. “Allah, onlara karşı gazablanmış,” bak, Allah gazaplanıyor. “Allah gazaplanmış onlara” diyor münafıklara, “onları lanetlemiş” Allah’ın laneti münafıkların üzerine olsun. Allah hidayet versin bütün insanlara ama hidayet vermediği bütün münafıkları Allah helak etsin. “Onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.” (Fetih Suresi 6)diyor. Şimdi biz tabii cehennemden kendimizi azade görmediğimiz için bu ayetleri biz kendi üstümüze alıyoruz. Çünkü cehennemden korkmayan mümin Müslüman değildir. Ama münafığın öyle bir derdi olmaz, öyle bir düşüncesi olmaz. Cennete gideceği kanaatinde olur o. Zaten inanmaz da “gitsem de” der “cennete giderim” der. Ayette diyor ya “dirileceğimi zannetmiyorum” diyor, “Kuran’ın dediğine ben inanmıyorum zaten” diyor. “Ama varsa öyle bir şey” diyor -haşa- “o zaman ben en iyi yere giderim, cennete giderim” diyor.

“Getirdikleriyle sevinen”şeytandan Allah’a sığınırım. Münafık bir şey yaptığında onunla çok sevinir, onunla övünür,“ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları”mesela hiçbir şey yapmadığı halde münafığı översen, sen şunu da yapıyorsun, bunu da yapıyorsun diye översen bu münafığın çok hoşuna gider. Bak, , “yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları” sen şöyle dürüstsün, böyle iyisin, böyle akıllısın, başarılısın diye münafığın çok hoşuna gidiyor bu.“Onları” diyor Allah“(kazançlı) sayma;” diyor Allah, münafıkları, “onları azaptan kurtulmuş olarak sayma.”“Mutlaka azabın içine sokacağım” diyor. “Onlar için acı bir azap vardır” (Ali İmran Suresi 188)  diyor.Tabii biz bu ayetleri kendi üzerimize aldığımız için Allah’tan korkumuz daha da artıyor.

Münafık lağım çeşmesi gibidir, lağım akar adeta. Yaptığı pislikleri takip etmek çok zordur, çok seri pislik yapar, her an bir pislik içindedir ruhu.

Hicr Suresi 2-3’te; “O inkar edenler” münafıklar“Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler” (Hicr Suresi2) diyor ahirette.“Onları bırak; yesinler, yararlansınlar.” Münafığın özelliği odur, yiyip içip hayvan gibi yatar.“Ve onları (boş) emel oyalayadursun.” (Hicr Suresi 3)Münafık hep bomboştur, boş adamdır. Boş amelle uğraşır. En titiz olduğu şey odur. İslam’a Kuran’a hizmet etmek çok ağırına gittiği için boş olmayı seçer. Boş olmak şeytana hizmet oluyor ama dolu olmak İslam’a, Kuran’a hizmet oluyor. O da onu istemediği için, İslam’a Kuran’a hizmet ağırına gittiği için boş olmayı seçer münafık. Boş işlerle amel eder. Onun için ayet ona dikkat çekiyor. Diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak; yesinler, yararlansınlar” yani Müslüman onu sadece takip etsin. Ama “bırak” diyor yani “oturup uğraşmaya gerek yok” diyor, “yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun.” Çünkü sürekli cehennemi genişliyor. “İlerde bileceklerdir.” (Hicr Suresi 2-3)Demek ki ilerisi onlar için Allah tarafından cezalanacakları bir dönem.

“Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık” bak, “dehşet ve yılgınlık” yani sıkıntı vermek açısından “dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından siz, Allah'tan daha çetinsiniz” onlara diyor. Çünkü Allah’a önem vermediği için o, sıkıntıyı kimden çekiyor? Müminden çekiyor. Bak ama nasıl derecede? Dehşet ve yılgınlık şeklinde. “Dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından siz, Allah'tan daha çetinsiniz.” Allah’tan daha çok korkuyor müminden, münafık.“Bu, şüphesiz onların 'derin bir kavrayışa sahip olmamaları' dolayısıyla böyledir.”Bak, “Bu, şüphesiz onların 'derin bir kavrayışa sahip olmamaları' dolayısıyla böyledir.” (Haşr Suresi 13)Derin bir kavrayış olmaması; Aklı çok kıttır münafığın, çok çok zayıftır, cılızdır aklı. Onun için mümin zayıf akıldan Allah’a sığınacak. Ben akıllıyım, çok iyi düşünüyorum demeyecek. Hiç bilmeden o belanın içine girebilir.

Bizim bu sohbetlerden sonra bizim çocuklarda da müthiş bir inkişaf oldu. Yurt dışında da çok büyük bir inkişaf oldu. Diğer birçok televizyonda münafık konusunu ana plana aldılar, ana konu olarak anlatmaya başladılar.

Münafıklar Müslümanları hiç beğenmezler. Bak, köpek gibi onların içinde hem nemalanıyorlar, alçaklıklarına bak, ahlaksızlıklarına bak. O pis bedenleriyle, o kokuşmuş şeytani bedenleriyle Müslümanların içindeler ama Müslümanları beğenmiyorlar.Bakara Suresi, 13’de “Kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” Müslümanları hep beyinsiz görür münafıklar. “Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler.”(Bakara Suresi 13) Çünkü şuuru kapalı. Yani şeytan içine ilka olmuş.

Mücadele Suresi, 19’da; “Şeytan onları” münafıkları“sarıp-kuşatmıştır;”Nasıl?Bütün bedenini kaplıyor. Elektron yığını gibi düşünelim, içini dışını her yerini kaplıyor. Bakın, “şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur.” Allah’tan bahsetmek istemez münafık. Kuran okumaz, İslam’a hizmet etmek istemez. Hizmet ediyormuş gibi görünür, oyun oynar. Çok az yapar, onu da kullanır zaten propaganda da kullanır,  kendi propagandasında. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında vahiy katipliği yapıyor. Peygamber (s.a.v.)’e yakın olmak için onu yapıyor, yoksa ayetin dediği onu hiç ilgilendirmez, münafığı.“İşte onlar, şeytanın fırkasıdır.”Yani şeytanın ekibidir münafıklar. Bak, şeytan ve insandan oluşan ekibivar, “şeytanın fırkasıdır.” Şeytanın fırkası olması nasıl oluyor? Şeytan onun içine girdiğinde insi şeytan haline geliyor, cin ve ins şeytanlar toplu bir fırka haline geliyorlar, bir toplu ordu haline geliyor, şeytanın ordusu yani.“Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası,” ki bu derin devlettir asıl yani en başı, merkezi derin devlettir. Onlar çünkü direkt şeytanı çağırıyorlar toplantıya. Şeytan geliyor, bazen bir insanın, oradaki başkanları kimse onun içine giriyor, trans haline giriyor, adam baygın halde. Bazen ağzından salyalar akıyor böyle, perişan halde. Şeytan onun ağzından konuşmaya başlıyor ve o ne diyorsa onu yapıyorlar. Mesela “gidin Suriye’yi bombalayın” diyor, bombalıyorlar. “Kan dökün”, diyor, “homoseksüelleri destekleyin” diyor, destekliyorlar. Yani şeytan ne derse onu yapıyorlar.“Dikkat edin;” diyor Allah bak, burada dikkat çekiyor müminlere, “şüphesiz şeytanın fırkası,hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”(Mücaddele Suresi 19)Yani derin devletler yıkılacak diyor, şeytanın fırkası yıkılacak, darmadağın olacak. Münafık ordusu, münafık yapılanması, organize o münafık sistemi mağlup olup darmadağın olacak diyor Allah.

Münafık her başarıyı kendinden zanneder. Kasas Suresi 78’de diyor ki, “Bu bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” Kendi kültürüyle, kendi bilgisiyle başarılı olduğunu zanneder. Nisa Suresi 72’de “Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır” yani münafıklardan. “Şayet size bir musibet isabet edecek olsa “doğrusu Allah bana nimet verdi çünkü onlarla birlikte olmadım” der” diyor. Bu tam bir münafık üslubu ve münafık sapıtması, bir kere ağır davranıyor, münafığın her şeyi ağırdır. İslam’a hizmeti, Müslümanlara bakış açısı ağırdır. “Şayet size bir musibet isabet edecek olsa, “doğrusu Allah bana nimet verdi çünkü onlarla birlikte olmadım” der.” Müslümandan uzak durur münafık, yakın gibi gösterir ama uzak durur ne olur, ne olmaz gibisinden. Uzak durunca sağlık kazanacağını zanneder, sıhhat kazanacağını zanneder. Uzak durmanın ona birçok şey kazandıracağını, onu başarılı kılacağını zanneder, onun için münafıklar hep Müslümanlardan uzak durur ama zaten en son aşamada da tamamen uzaklaşır. “Doğrusu Allah bana nimet verdi” diyor bak burada da övünüyor Allah’a inanmadığı halde “Allah bana nimet verdi” diyor sırf Müslümanlara karşı bir tavır olsun diye bunu söylüyor “çünkü onlarla birlikte olmadım” bak Müslümanlarla birlikte olmak farzken o Müslümanlarla birlikte olmamayı kendisi için Allah katından faydalı bir nimet olarak gösteriyor halbuki Allah söylüyor, “Müslümanlarla birlikte olun” diyor Allah, çünkü Allah kurşunla kaynatılmış birlikte, kurşunla kaynatılmış binalar gibi diyor birlikte mücadele edeni Allah sever diyor ama münafık bunu kabul etmiyor. Ayeti de kabul etmiyor, Allah’ı da kabul etmez ama buna rağmen Müslümanları Allah’la kandırmaya çalışıyor, Allah’ın adını anarak kandırmaya çalışıyor. “Size bir musibet isabet edecek olsa,” Müslümanlara bir saldırı, bir oyun oynandığında, kenarda olduğu için, seyredici olduğu için, “…doğrusu Allah bana nimet verdi çünkü onlarla birlikte olmadım” der.” Zaten musibet, saldırıyı münafık kendi organize eder. Kendi de uzak durur, Müslümanlara saldırdıktan sonra böyle diyor, bak “doğrusu Allah bana nimet verdi çünkü onlarla birlikte olmadım.” Bunu niye diyor? Diğer aklı zayıf Müslümanlara demek istiyor ki bak siz de ayrılıp gitseniz, uzak dursanız, dağılsanız böyle bir olay olmazdı diyor. Halbuki onda zaten adam her şeyini kaybetmiş oluyor. Hem dünyasını, hem ahiretini kaybetmiş oluyor ama kendi şeytani ahmaklığı içerisinde kendince bilinçaltı kurgulama yapıyor münafık. Münafığın üslubunda bilinçaltı kurgulama çok yaygın, Kuran’da bunu çok görüyoruz, hemen hemen her üslubunda bilinçaltı kurgulama yapar yani bilinçaltını sağlama almaya çalışır. Mesela bunlardan bir tanesi de budur. Onu bir bap olarak kitapta işleyebiliriz yani münafığın bilinçaltı kurgulama yapmasını çünkü en az otuz ayet vardır. Münafığın bilinçaltı kurgulama yapmasıyla ilgili. “Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak “mutlaka bu benim hakkımdır der ve ben kıyamet saatinin kopacağını sanmıyorum.”” Münafıklar kıyametten çok rahatsızdırlar, hep kabul etmezler kıyameti, hep kıyametten kurtulmak isterler. “Ve ben kıyamet saatinin kopacağını sanmıyorum, eğer Rabbime döndürülsem” ki Allah diyor “kıyamet kopacak” diyor, olacağını sanmıyorum diyor zaten Allah’ı inkar ediyor önce, İslam’ı inkar ediyor. “Eğer Rabbime döndürülsem bile” bak orada da yine inanç yok, farz edelim öyle bir şey olsa bile diyor “muhakkak O’nun katında benim için daha güzel olanı vardır.” Yani Allah beni en iyi kata getirir o zaman diyor eğer öyle bir şey varsa diyor. Bu münafık üslubunu çok duyuyorsunuzdur siz değil mi yaygındır bu. “Ama andolsun biz o kafirlere, o münafıklara yaptıklarını haber vereceğiz. Ve andolsun onları en kaba bir azaptan tattıracağız.” (Fussilet Suresi 50) En şiddetli azaptan tattıracağız diyor.

Irak’ın en önde gelen dini liderlerinden Ayetullah Sistani, “Şii ya da Sünni olduğuna bakmaksızın Musul, Ramadi, Selahaddin ve diğer bölgelerde olan mülteci kardeşlerimize yardım edin” çağrısında bulundu. Bak nur gibi Müslüman bunlar gerçek Alevi, gerçek Şii insanlar. Tebrik ederim çok güzel konuşmuş.

Nisa Suresi 89’da “Münafıklar kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler.” Kendilerine benzetmeye çalışıyorlar Müslümanları, kendi felsefe, kendi inançlarına, kendi o yanlış karanlık dünyalarına çekmek istiyorlar.

İBRAHİM AKMUGAN: Bir ayette de, “Biz zamanın ona getireceği felaketleri gözlemekteyiz.” 

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Peygamber (s.a.v.)’e mutlaka felaket geleceğinden eminler. Çünkü derin devletle bağlantı kurdukları için mutlaka bir pislik yapacaklarına inanıyorlar. Allah koruyor ısrarla, onlar da daha hala ısrarla Allah’ın bir felaket getireceğini zannediyorlar ama en sonunda o felaket çemberi başlarına geçiyor. Bak diyor ki ayette Cenab-ı Allah, “Ey iman edenler; sizden olmayanları sırdaş edinmeyin” yani münafıkları sırdaş edinmeyin. Münafık çünkü zaten sürekli bilgi alma peşinde olur, münafığın en önemli özelliği odur, en mühim özelliği sürekli dinleyip bilgi almanın peşindedir. “Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor” münafıklar. “Size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar.” Zora girmenizi herhangi bir şekilde Müslüman’ın zora girmesinden hoşlanırlar. “Buğz ve düşmanlıkları ağızlarından dışa vurmuştur.” Yani ağızlarından lağım gibi akar Müslümanlara olan kin ve nefretleri. “Sinelerinin gizli tuttukları ise daha büyüktür.” Kalplerindeki kin ve nefret çok daha büyüktür diyor Allah. “Size ayetlerimizi açıkladık, belki akıl erdirirsiniz” diyor Allah, Müslümanlara. Münafıklara karşı dikkat çekiyorum diyor, belki tedbir alırsınız, kendinizi ona göre ayarlarsınız diyor. Bak onlar, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar kendilerinin inkara sapmaları gibi,” münafık olmaları gibi “sizin de inkara sapmanızı,” münafık olmanızı “istediler. Böylelikle bir olacaktınız.” Bak böylelikle bir olacaktınız, onlar kendisi gibi adam olmasını istiyor. “Öyle ise Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler, dostlar edinmeyin.” Müslümanlarla birlikte hareket edinceye kadar onlardan veliler, dostlar edinmeyin yani güvenmeyin onlara diyor. “Şayet yine yüz çevirirlerse artık onları tutun” diyor. Her yerde etkisiz hale getirin diyor eğer Müslümanlara saldırırlarsa. “Onlardan ne bir veli, dost edinin, ne de bir yardımcı” bak onu mesela sırf Museviler için kullanıyorlar bu ayeti. Halbuki bak diyor ki Allah, münafıklardan “onlardan ne bir veli, dost edinin ne de yardımcı.” Bunu niye söylemiyorsun sen? Sırf Museviler halbuki Musevilerden de böyle Allahsız, Kitapsız, Müslümanlara zulmeden adamlar varsa onlara karşıdır bu ayet. Veyahut kendi inancında olup da Müslüman inancına uygun değilse. Çünkü veli demek, vali yönetici edinemez. Vali kelimesi oradan geliyor zaten. Mesela Ankara valisi, İstanbul valisi vali kelimesinin kökeni odur, yönetici demektir. Musevilerden de böyle Allahsız, dinsiz, ehli kitap olmayan Müslümanlara saldıranlar lanetlenmiştir, yoksa ehli kitapla evleniliyor açıkça ayet var.

Şu’ara Suresi’nde Cenab-ı Allah, Şu’ara Suresi 221’de. “Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar gerçeği ters, yüz eden günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” Bak münafığın vasfını açıklıyor Allah, bak gerçeği ters, yüz eden mesela münafık kırmızı diyorsa beyazdır, beyaz diyorsa kırmızıdır mutlaka oyun oynar. Günaha düşkündür. Sürekli pislik, ahlaksızlık ve zulüm düşünür ve yalancıdır. Allah diyor ki bak “günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” Münafık kudurmuş gibi yalan söyler. Bak diyor ki ayette Cenab-ı Allah 223. Ayet, Şu’ara Suresi. “(Münafıklar) Bunlar şeytanlara kulak verirler.” İşte derin devletle konuşuyor, şeytan konuşuyor, kulak verip dinliyor açık ahkamda kendilerini başarılı gören bu adamlar, uygulamada kendilerini başarılı gören adamlar bakıyoruz şeytanla bağlantılı. Bunu belgelerde şurada, burada görüyoruz ama ayette bak çok açık söylüyor Allah. “Bunlar şeytanlara kulak verirler.” Şeytanı çağırıp kulak verirler. “Ve çoğu yalan söylemektedir” yani münafığın vasfı olarak ama şeytana kulak verirler. Şeytan onlara fısıldıyor onu yapar mesela anında ahlaksızlık yapar mesela sen ona iyi bir şey söylersin hemen alçakça cevap verir. Ona bir güzellik yaparsın hemen kahpece bir cevap verir, hemen bir züppelik yapar, hemen bir pislik yapar. Mesela bak münafıklar için 226’da, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve gerçekten onlar yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.” Mesela münafık yapmayacağı bir şeyi ben yapacağım diye ortaya çıkar ama yapmaya niyeti yoktur ama o bilinçaltı kurgulama için yapar onu bir şeye faydalı, etkili görünsün diye yapar.

Münafık çok şeytani bir zekaya sahip oluyor, çok ölçüyle hareket eder o plancıdır münafık yani kafası şeytani bir enerjiyle sürekli çalışır. Bak diyor ki, Allah ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Çünkü o düşündü,” münafıkça düşündü. “Ve bir ölçü tespit etti,” kendi kafasına göre. “Kahrolası” diyor Allah, “nasıl bir ölçü koydu?” Ne kadar pislik olduğunu vurgulamak için Allah kahrolası diyor. “Yine kahrolası nasıl bir ölçü koydu?” Ne kadar pislik bir mahluk olduğunu Allah’ın üslubundan anlıyoruz münafığın ne kadar pislik olduğunu. “Sonra bir baktı,” münafığın pis bir bakışı vardır Kuran buna işaret ediyor “sonra kaşlarını çattı,” onun bir beden dili vardır münafığın, kaşlarını çatarak da onu göstertiyor. “Ve yüzünü ekşitti,” yüzüne pis bir ifade veriyor. “Sonra da sırt çevirdi,” hemen Müslümanların yanından uzaklaşıyor “ve büyüklük tasladı, istikbar,” münafığın klasik halleridir bunlar, psikolojik saplantılı yaptığı hareketler vardır hiç şaşmaz, her zaman yaptığı hareketler klasik Kuran bunları anlatıyor. Müddessir Suresi 18/23. ayetlerde Cenab-ı Allah bu özelliklerini anlatıyor.

Mesela münafık bilinçaltı kurgulama yaparken “alabildiğine ayıplayıp kötüleyen,” Müslümanları ayıplar, bir başkasını ayıplar kötüler münafığın özelliğidir bu mesela en iyi Müslüman’ı bile kötüler, ayıplar. “Yemin edip duran,” münafık çok yemin eder. “Aşağılık” bak aşağılık diyor Allah yani ahlaksız ve alçak olduğu için aşağılık diyor. “Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen,” bak alabildiğine demek ki çok fazla yapıyor, makulün çok çok üstünde. Bir Müslüman’ın başarısına tahammül edemiyor. “Söz getirip götüren” casusluk yapan bak söz getirip götüren, gizli kişilere söz ve haber taşıyan, “hayrı engelleyip sürdüren” mesela münafıklarla bir şey anlatırsın bunu engellemeye çalışır. Kuran’ı anlatırsın engellemeye çalışır. İslam’ı yaymaya çalışırsın engellemeye çalışır. Müslümanlar başarılı faaliyet yapar onu engellemeye çalışır haset eder. “Saldırgan” çok çirkeftir münafık, saldırgan ve azgındır ona işaret ediyor Allah. “Alabildiğince günahkar” çünkü bütün hayatı günahtır münafığın. “Zorba ve saygısız,” çok zorba ve küstah, pisliktir ve saygısızdır münafık. Saygıyı hiç bilmez, hayvan gibidir. “Sonra da kulağı kesik” yani kaşar, kulağı kesik anlamı kaşar anlamına geliyor kaşarlaşmış yani köseleleşmiş haysiyetsiz anlamında. Kalem Suresi 10 ve 13 ayetlerde belirtiliyor. “Gerçekten Allah,” şeytandan Allah’a sığınırım. “İçinizden alıkoyanları,” münafıklar Müslümanları alıkoymaya çalışıyor ve kandırıp kendine çekmeye çalışıyor “ve kardeşlerine bize gelin diyenleri bilir.” Mesela o cemaat o topluluk içinde kişi oluyor onu kendine çekmeye çalışıyor, bize gelin diyenleri bilir diyor Allah. Bize gelin dediği işte o münafıkhane yapılanmaya çağırıyor. “Bunlar pek azı dışında zorlu savaşlara gelmezler.” Zorlu mücadeleye girmez, keyfine düşkün olur münafık, nerde rahat oradadır o, zorlu bir şey gördüğünde kıvırır, bir oyun oynar ve kaçar. Ahzap Suresi 18.

“Onlar,”  şeytandan Allah’a sığınırım. Münafıklar “kendileri oturup” bak oturup münafığın özelliği böyle boş oturur hayvan gibi etrafı seyreder. “Kendileri oturup kardeşleri için eğer bize itaat etselerdi” yani münafıkların sözlerini dinleselerdi “öldürülmezlerdi diyenlerdir. Deki eğer doğru sözlüyseniz ölümü kendinizden savın öyleyse” diyor Allah. Onlar şehit oluyorlar, sen de öleceksin ama bir mahluk olarak öleceksin ve sonsuza kadar cehennemin en derininde kalacaksın. Allah o belayı onlara hatırlatıyor. Al-i İmran Suresi 168.

Münafığın bütün eylemleri, yüzü de pistir, dili de pistir klasik lağım gibi bir mahluk. Eğer diyor Cenab-ı Allah, “Biz dilersek sana onları elbette gösteririz.” Yani yüzünden hemen anlarsın. “Böylelikle onları simalarından tanırsın” diyor Allah, çünkü pislik siması. “Andolsun sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın.” Bak “Andolsun sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın.” Münafık çünkü klasik züppe, ukala, bilmiş, kindar, nefret dolu ve alçak bir üslubu vardır. Oradan tanırsın diyor Allah. Normal bir dikkatle Allah’ın izniyle anlarsın diyor. Ama Allah’ın dilemesiyle, “Allah amellerinizi bilir.” (Muhammed Suresi 30)

Münafık kini o kadar büyük ki, kinini akıl almaz metotlarla göstermeye çalışıyor. Kendine hakim olamıyor. Mesela diyor ki parmaklarını ısırır diyor kinin şiddetinden yani ona benzer her türlü eylemi yapar mesela kapı çarpar, bağırır, çağırır, kendini yere atar, psikopatlık yapar, manyaklık yapar yani parmağını ısırır, elini ısırır demek o yapacağı eylemin çeşitlerinden bahsetmek için yoksa o sadece onu yapar anlamında değil ayet. Her türlü fiili manyaklığı da yapar diyor. Münafık ayette demin de okuduk hiç emek vermeden övülmek istiyor, herhangi bir şey yapmadan övülmek istiyor. Yapmadığı bir işten dolayı diyor ayet, övülmek ister. Allah’ın rızasını önemli görmez, insanların takdirini çok önemli görür. Kini öfkesi öyle büyüktür ki, anlaşılmayacağını kendince düşünüyor ama artık parmaklarını ısıracak derecede alenen eylem gösterir diyor.

Ramazan nedeniyle sahur ve iftarla ilgili kötü kötü espriler, kötü kötü karikatür yapıyorlar çok münasebetsiz, saygısız üslup kullanıyorlar günah olur yaptıkları, çirkin bir fiil, alay edeceklerse, şaka yapacaklarsa kendileriyle ilgili yapsınlar. İftarla, sahurla ilgili, oruçla ilgili, çirkin karikatürler fıkralar Müslüman’a yakışmaz. Bundan kaçınsınlar.

Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gazeteci Oktay Yıldız Cezayir’de Amerika’nın ısrarı ve arabuluculuğu ile Türkiye ile PKK arasında gizli bir görüşmenin gerçekleştiğini iddia etti. Görüşmede bazı pazarlıkların yapıldığını YPG’nin Fırat’ın batısına geçmesine izin verilmesi karşılığında PKK’nın hendek savaşlarından vazgeçmesi için de bir pazarlık yapıldığını öne sürdü. Ayrıca Amerika’nın Kuzey Kürdistan’la ilgili Türk hükümetine bazı öneriler getirdi ancak henüz net bir cevap alınamadı.

ADNAN OKTAR: Bunlar dedikodudan ibaret. Tayyip Hocam öyle pis şeylere asla müsaade etmez. Tayyip Hocam milli delikanlı, milli insandır, sağlamdır. Kanunla hukukla gereğini yapar. Tayyip Hocam’a İngiliz derin devletinin yapacağı her oyunda yardımcı olacağız ve yanında olacağız. Hiçbir oyun onu yıkamaz evvelAllah. Mümin muttaki sağlam delikanlıdır.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York’taki iki yüzün üzerinde Müslüman bir araya gelerek Orlando saldırısının kurbanları için namaz kıldı, dua etti. Huffington Post’un haberine göre iki yüzün üzerindeki Müslüman farklı iftar etkinliğinde yan yana gelerek ölen eşcinsellerle birlik mesajı verdi.

ADNAN OKTAR: İşte bak Müslümanlığın perişanlığını görüyor musun? Irak’ta Suriye’de şehit olan Müslümanlar için böyle bir şey yapmıyor. Ama korku belasına homoseksüellerin saldırısından korktukları için, İngiliz derin devletinin saldırılarından korktukları için oturuyorlar orada onların ruhuna Fatiha okuyorlar. Kuran okuyorlar hiçbiri inanmıyor ki onların Kuran’a İslam’a. Denizde şehit olan Müslümanlar için okumuyor. Havadan bombardıman sonucu ölen şehit olan müminler için okumuyor. Milyonlarca Müslüman şehit edildi Irak’ta Suriye’de onlar için namaz kılmıyor yani bir gıyabı cenaze namazı kılmıyor. Onların günahlarının affı için herhangi bir ne dua ne bir ayet herhangi bir ibadette bulunmuyor. Ama bak konu homoseksüeller olunca korkudan İngiliz derin devletinin yapacağı kötülüklerden korktukları için onlar için dua ediyorlar. Onlara Kuran kıraati yapıyorlar. Onlar için lehlerine ne gerekiyorsa kendilerince bir şeyler yapıyorlar. Bu Müslümanların işte perişan durumunu gösteriyor.

Bir daha oku bu haberi.

KARTAL GÖKTAN: New York’ta iki yüzün üzerindeki Müslüman bir araya gelerek Orlando saldırısının kurbanları için namaz kıldı, dua etti. Huffington Post’un haberine göre iki yüzün üzerindeki Müslüman farklı iftar etkinliğinde yan yana gelerek ölen eşcinsellerle birlik mesajı verdi.

ADNAN OKTAR: Birlik? Hep beraberiz diyor öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Yazıklar olsun. Ya kına deki; “homoseksüellik günahtır” de “Allah’ın lanetlediği fiildir” de “bu günahtan kaçının” de. Birlik; ne demek birlik? Homoseksüelle birlik olur mu? Allah’ın lanetlediği iğrenç gördüğü bir fiildir. Tiksindirici bir eylem. Tiksindirici ve pis ve “Alemlerden kimsenin yapmadığı bir ahlaksızlığı mı, yapıyorsunuz?” diyor Allah Kuran’da “Kuran’a göre bu büyük bir ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır. Bunu yapmayın.” demeleri lazım. Bilakis birlikte olduğunu söylüyor. Çok korkunç bir ifade. Müslümanlar için dua etmeyen adamlar, çocuklar için şehit edilen çocuklar için şehit edilen kadınlar için dua etmeyen namaz kılmayan adamlar onlar için gıyabi namaz kılıyor. Onlar için dua ediyorlar. Onlar için hatim indiriyorlar. Ve hiçbiri İslam’a inanmıyor buna rağmen. Bu Müslümanların içine düştüğü durumu gösteriyor. Kim bilir nasıl korktular ki, bu hale geldiler? Halbuki yapacakları onları Kuran’la uyarmak. Homoseksüelliğin iğrençliğini çirkinliğini Müslüman’ın bundan şiddetle kaçınması gerektiğini anlatmak olması lazım. Onların görevi bu.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette Yüce Rabbimiz kovulmuş Şeytandan Allah’a sığınırım "Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. (Maide Suresi, 79)” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak Müslüman Alimler Heyeti İran destekli militanların bölgeyi IŞİD’den temizleme adı altında Irak’ın Sünni halkına yaptığı zulümleri anlatan ve kınayan bir bildiri yayınladı. Raporda IŞİD’in çekildiği bölgelere İran destekli milislerin gelip camileri, evleri, işyerlerini bombaladığı ve tarlaları, bostanları ateşe verdiği yağmaladığı anlatılıyor.

ADNAN OKTAR: Bu eskiden beri devam ediyor. Sistani güzel bir konuşma yapmış ama onun sözünü dinlemeleri için Şii gençleri teşvik etmek lazım. Sünni-Şii birlikte namaz kılsalar, birlikte oruç bozsalar çok güzel olur bunun teşvik edilmesi lazım. Bunu Hz. Mehdi (a.s.)’dan başka yapabilecek birisi çıkmıyor. Allah’ın hikmeti Allah o şerefi Hz. Mehdi (a.s.)’a bahşetmiş.

Dünyayı saran bu derin devlet tehlikesi İngiliz derin devleti tehlikesi Müslümanlar tarafından daha hala anlaşılmadı. Anlatıyorum fakat olayın büyüklüğünü ve vahametini bir türlü kavrayamadılar. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne de bunlar musallat olmaya kalkıyorlar. Korkunç bir oyun oynanıyor. Müslümanlar bu oyuna karşı çok süratli uyanması gerekir. Bunların münafık casusları da her yeri sarmış vaziyetteler. Bu ahlaksız haysiyetsiz nerede it kopuk çakal varsa, pislik adam varsa bunları da casus olarak her yere salmışlar. Müslümanların çok çabuk uyanması gerekiyor.

Şimdi Musevilerin Moşiyah Mehdi (a.s)’ı nasıl beklediklerini ve Şii kardeşlerimizin de Mehdi (a.s)’ı nasıl beklediklerini gösteren filmler izleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Videolarımızla devam ediyoruz programımıza.

-VTR-

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü