Harun Yahya

Sohbetler (20 Haziran 2016; 15:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR:Efendim hoş bulduk sizde hoş geldiniz.

BÜLENT SEZGİN: Hoş bulduk.

ADNAN OKTAR:Efendim, bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Sevmek en güzeli” diyelim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Batman Valiliği tarafından düzenlenen Gönüllüler Sofrası iftar programına katılan İç İşleri Bakanı Efkan Ala burada yaptığı konuşmada, “Biz, bizim kardeşlerimizi Marksist, Leninist din düşmanı bir örgütün inisiyatifine asla terk etmeyiz. Anca beraber kanca beraber” dedi.

ADNAN OKTAR:Efkan Baba’yı görüyor musun? Adını bak açıkça koymuş. Şimdi Tayyip Hocam’dan da aynı şeyi bekliyoruz. Hastalığın adını belirlemek hastalığın tedavisinde hayatidir. Gençler aydınlar ne ile mücadele edeceğini o zaman bilir. Bak açık açık söylüyor. Samimi bir üslupla, Marksist, Leninist diyor karşımızdaki güç. Yani Darwinist, materyalist felsefe ile beslenen Marksist, Leninist, Stalinist düşünce. Mücadele edeceğimiz düşünce budur diyor. Tayyip Hocam’ın da böyle bir açıklama yapması hayati, bekliyoruz. Hedefin, mücadele edecek felsefenin bilinmesi gerekiyor. Yanlış yollara girmeyelim. Doğrusunun söylenmesi gerekiyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:Hava harekatları nedeni ile PKK Kandil’de bölgeyi terk etme kararı verdi. Kandil’den Süleymaniye Halepçe altındaki bölgeye yerleşmek için Şii Haşdi Şabi milisleriyle ile temasa geçtiler.

ADNAN OKTAR:Şiiler nefret ederler bunlardan. Bayağı pislik ahlaksız bunlar. Hz. Ali (r.a)’ye düşman, Resullulah (s.a.v.)’a düşman. En başta Allah’a düşman. Komünist Stalinist, terörist, homoseksüellerden oluşan bir it kopuk takımı. Şii gençler bunlara hiç yüz vermesinler muhatap da olmasınlar. Onlara hiç yakışmaz. Kim bu muhatap oldukları gençler. Şii ne dedin sen?

BÜLENT SEZGİN:Haşdi Şabi.

ADNAN OKTAR:Nedir onlar?

BÜLENT SEZGİN: Tam bilgim yoktu.

ADNAN OKTAR:Terörist falan değil herhalde onlar. Nedir?

BÜLENT SEZGİN: Bakalım.

ADNAN OKTAR:Özetle Şiiler kimse muhatap olmasın.

Münafıklarla ilgili kitap bitti. Şimdi baskıya gönderiyoruz. İslam tarihinde bu kadar kapsamlı münafıkları eleştiren, münafıklara gereken cevabı veren kapsamlı bir eser ilk defa yazılıyor. Ayrıca risalelerle devam edeceğiz. Hemen arkasından risaleleri gelecek. Yani yüz sayfalık falan risaleler şeklinde devam edecek. O cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacağız inşaAllah. Ama ilim ile irfanla. Akıl ile fikirle. Kuran ayetleri ile Allah’ın izni ile.

Münafıklar her fırsatta kendi merkezli disiplin oluşturmak isterler. Peygamberleri, velileri, müminleri kendi fikirleri istikametinde yönlendirmek kendi istedikleri gibi yaşamalarını sağlamak isterler. Şimdi risalemiz bununla ilgili olacak, bu konu ile ilgili olacak. Ve başka konularda var.

İran’ın Irak’ta kullandığı Milis güçmüş Haşdi Şabi milisler. Amerika’dan maaş alan kişiler de varmış içlerinde. İşkence uyguluyorlarmış Müslümanlara. Sistani’nin emri ile kurulmuş. Ama bunların büyük bir kısmı veyahut bir kısmı Sünnilere müthiş bir işkence uygulamaları ile ünlüymüşler. Ünlü biliniyorlarmış. Olmaz Şii-Sünni kardeştir. Birbirlerine işkence yapmaları çok büyük haram olurgünah olur. Özetle Şii Sünni birbirlerini kucakladıklarında zaten deccalın en önemli oyununu bozmuş olurlar. Sünni-Şii birbirleri ile kucaklaşır ise deccaliyet kahrolur.

Şimdi Mehdi ile ilgili o filmleri izleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Dünyadaki İnsanların Mehdi Bekleyişi

BÜLENT SEZGİN:Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR:Dışarı çıktıkça içim açılıyor gençler maşaAllah hepsi ultra modernler. Öyle bağnaz kimse yok. Bayağı uyanıklar yani cin gibiler maşaAllah. Çarşı pazar geziyorum bugün nefes alamadım resim çektirmekten ama çok memnun oluyorum. Hepsini çok seviyorum çünkü. İstedikleri gibi gelirler istedikleri gibi resim çektirebilirler. Onore olurum ben onları kardeşim olarak görüyorum. Gönülleri son derece rahat olsun. Tarkan dedi ki “Hocam herhalde bir dahaki sefere gezemeyeceğiz” dedi maşaAllah.

Kardeşim bu münafık konusunu okuyunca insanın kan tepesine çıkıyor. Üç yüz münafık var kardeşim. İslam ordusu zaten dokuz yüz kişi falan. Üçyüzü münafık. Tehlikenin büyüklüğüne bak. Allah korumuş Resulullah (s.a.v.)’ı maşaAllah.

İBRAHİM AKMUGAN: Peygamberimiz (s.a.v.)’in utangaçlığından ve çekingenliğinden de çok istifade etmişlerdir.

ADNAN OKTAR:Evet çok saygılı çok nezih. Kıpkırmızı oluyor bir şey söylediklerinde. O utanıyor diyorsize söyleyemiyor. Hanımlar ile evleniyorsa iftihar et. Ne güzel, Allah senin hevana göre mi hüküm veriyor denir mi? Bu kadın sevgisi insan sevgisi bunda ne var? Haset edecek ne var bunda kıskanacak ne var yani? Peygamber tabii ki sevgi dolu olacak. Gayet de güzel bakıyor, muhabbet ediyor.

Dut şahane bir şey. Dut ağaçlarının altları toprak oluyor, hep heba oluyor dutlar. Duta mahsus olarak altını beton yapmak lazım.

Eylül Buse “Canım nurum, heybetlim, kalbim, ruhum Allah aşkı ile çok seviyorum seni. Allah’ın muazzam güzelliği tecelli oluyor üzerinde bu da sana olan sevgimi, aşkımı Allah aşkıyla sevgimi daha da artırıyor. Çok şükür Allah’a” diyor.

Neyse Resulullah(s.a.v.) zamanında artık olmuş bitmiş. Resulullah(s.a.v.) da sevabını almış. Ama tabii bu bize tecrübe olması lazım. Münafık ahlakının ne kadar korkunç olduğunu gösteriyoruz. Değil mi? Ne kadar korkunç olduğunu görmüş ve bilmiş oluyoruz.

Kendileri oturmaya çok meraklı münafıkların Kuran’da çok fazla mebzul ayet var. Oturmaya meraklı oldukları için. Ama Resullulah (s.a.v.)’ı da meşgul ediyorlar. Gel diyorlar karşımıza otur bizimle konuş diyorlar. Konuşsun tamam da züppelik yapıyorsun. Çakallık yapıyorsun. Laf sokuyorsun. Saygısızlık yapıyorsun, densizlik yapıyorsun. Asap bozmaya çalışıyorsun. Normal bir adam değilsin ki. Dengeli bir insan değilsin. Mesela en masumane en güzel sözlere bile alçakça ve ahlaksızca cevap veriyorlar. Müslümanların kurtuluşunu istemekten güzel ne olabilir. Çocukları şehit ediyorlar yaşlıları şehit ediyorlar, evleri yakıyorlar. Tedbir alalım diyor Resulullah(s.a.v.) hep beraber gidip o adamları engelleyelim. İyi güzelde hava sıcak diyor. Bre ahmak adam, havanın sıcak olduğunu herkes görüyor. Sırf ukalalık züppelik yapmak için söylüyorsun. Sana deseler ki beş bin altın vereceğiz gider misin? Havalarda taklalar atarak gidersin. Havanında çok uygun olduğunu söylersin ahlaksız, derdin o değil. Derdin peygamberi mahcup edeceğin kendince haşa onun düşünemediğini iddia edeceksin kendini de ince düşünen merhametli, Müslümanları koruyan adam olarak göstereceksin. Ve üstünlüğünü ortalığa koymaya çalışacaksın. Üstünlük iddiasında bulunacaksın. Birde Allah’ın peygamber olarak yanlış birini seçtiğini vurgulamak istiyor. Dolayısıyla da Allah’ın yanlış düşündüğünü söylemek istiyor. Böyle alçaktır. Münafık konuşmaya başladı mı çok dikkat kesileceksin. Mutlaka bir melanet ve ahlaksızlık yapar, haysiyetsizlik yapar. Sussa bir melanettir. Konuşsa bir melanettir münafık. Evimiz açıkta diyor. Yani ne demek istiyor? Peygamber (s.a.v.) çoluğa çocuğa önem vermiyor, eşlere önem vermiyor bu köpek önem vermiş oluyor. Dolayısıyla kendisini çok merhametli, müşfik ailesine düşkün birisi olduğunu vurguluyor. Peygamberinde merhametsiz olduğunu vurgulamaya çalışıyor. Münafığın ağızından lağım akar çok alçaktır. Güler yüzüne aldanmamak lazım. Nezaketine de aldanmamak lazım. Akrep gibidir. Onun için işte kitabın adını köstebek ile satranç koymayı düşünüyorum yahut işte şeytanla satranç dedim ama köstebekle satranç, çünkü köstebek kökenli o kelime zaten. Münafık kelimesi.

Kendi merkezde mantık geliştirmeye çalışıyor münafık. Her şeyi kendi mantığına göre eğer kabul etmezse ahlaksızlığa başlıyor. Mesela peygamber kabul etmezse o zaman Roma derin devleti ile bağlantıya geçip alçaklık yapıp Müslümanları kışkırtıp Peygamberin aleyhine atağa geçirtmeye kalkıyor. Peygamber nezaketiyle dinleyince bu sefer ahlaksızlık yapıp alçakça konuşmaya başlıyor. İki uçlu bir pislik bu yani. Her iki ucu da pislik. Ama tabii Peygamberimiz (s.a.v.) münafıklarla mücadelesinden aldığı sevap ömrü boyunca aldığı bütün sevaptan daha fazladır. Yani kafirlerden aldığı sevaptan daha fazladır. Münafığın kazandırdığı sevap çok yüksek olur. Çünkü münafığın cehennemde derecesi çok aşağıda olduğu için mümininde derecesi çok yüksek oluyor cennette, ters orantılı oluyor. Çok ters orantılıdır. Ama tabii buradaki tecrübeyi çok iyi kullanmak, çünkü bizim neslimizde zaten münafık Allah’ın izni ile bırakmayız. Ama bizden sonraki nesiller içinde münafıkları anlatıyoruz ki kıyamete yakın devrelerde kısmen de olsa müdahale edebilsinler. Çünkü 1506 gibi hicri münafıklar artık atağa geçmiş olacaklar azgınlıkları ile. Müslümanların tecrübeli bilgili olması faydalı olur. O işte direnmelerini sağlayacak bilgiyi şuan vermeye çalışıyoruz inşaAllah. Asıl Hz. Mehdi (a.s) yapacaktır. Ama biz talebesi olduğumuz için, gül bahçesinde gezen gül kokar. Bizde de bir tecelli oluyor tabii Allah’ın dilemesiyle. 1506’lardan sonra Müslümanlar kullansın diye bilgiyi hazırlıyoruz. Bu münafık kitaplarını 1506’lardan sonraki Müslümanların elini güçlendirmek için ki zaten iyi direnecekler. Yani 1543’e kadar direniyorlar. Tabii gittikçe zayıflayarak. 1516, 1526 çok zayıfladıkları dönemler. Gittikçe her on yılda bir daha güçsüz olacaklar.Ama işte direnebilmelerini sağlayan bilgileri şu andan itibaren vermek gerekiyor. Münafığı iyice tanıtacağız ki direnebilsinler.

Münafık çok hırslıdır, vazgeçmez, bukalemun gibi şekilden şekle girer. Müslüman’ın çok keskin dikkatle takip etmesi gerekir münafığı. Münafığın yanında boş bulunmaya gelmez. Ufacık bir iltifatı bile değerlendirir münafık. Susmanı bile değerlendirir. Her şeyi kendi açısından değerlendirir, bir melanet, pislik için.

Resulullah (s.a.v.) hayatta olsa yine bakalım Müslümanlar ne kadar onu tam anlamıyla koruyabilir, onu düşünmek lazım? Sağ olsaydı ve bu münafık kitle de harekete geçmiş olsaydı ne yapardı? Hırkasını görünce ağlıyorsun tamam da zora girdiğinde yardım edecek misin? Hayır, ağlaman güzel ama işine gelmediğinde ne yapacaksın? Ortada bırakıp peygamberi kendi işine de dönebilirsin. İşte “benim çoluğum, çocuğum evlenecek, işi gücü var. Ben oğlumu Avrupa’ya tahsile göndereceğim, şimdi Resulullah (s.a.v.)’in yanına versem okuyamaz” der. “Kızımı yanına versem evlenmesi gecikir yahut zengin biri almayabilir” falan diye kafada geliştirebilir bir kısmı. Bir düşünsünler Resulullah (s.a.v.) olsaydı ne yapardılar? Bak, Resulullah(s.a.v.) olsaydı ne yapardılar bir düşünsünler bakayım. Baygınlık geçiriyorlar bazen, sakalı şerifi görüyor baygınlık geçiriyor. Güzel, çok güzel de keyfinle, çıkarlarınla çatıştığında peygambere sen sahip olacak güce sahip misin kafanı bir toparla bakayım? Kendini öyle muhakeme et. Bak, dokuz yüz kişinden üç yüz kişi münafık. Bu da İslam aleminde münafıkların ne kadar yüksek olacağını, oranın ne kadar yüksek olacağını gösteriyor. Bak, dokuz yüz kişiden üç yüz münafık, Resulullah (s.a.v.) zamanında. Biz de ahir zamandayız, münafığın ne kadar çok olacağını oradan düşün çıkart.

Evet dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN:Lise bildirileri, homoseksüel yürüyüşü ve Firuzağa provokasyonu gezici kişileri harekete geçirdi. İngiliz medyası bu fırsatı kaçırmadı. BBC başta olmak üzere tüm İngiliz gazeteleri İstanbul birimlerinde yeni sokak olayları için alarm verdi. BBC bölgedeki isimlerini Türkiye ve İstanbul’a kaydırırken canlı yayın araçlarını da hazır hale getirdi.

ADNAN POKTAR: Bıraksınlar bu işleri. Biz milletçe yekvücut bütünüz. CHP, AK Parti, MHP kardeşiz. Ben gidiyorum her yerde gençlere bakıyorum, hepsi de çeşitli partilerden, AK Partililer de var, CHP’li de var hepsi beraber kahvehanede oturup, kafelerde oturup sohbet ediyorlar, arkadaşça bir aradalar. Bu tip olaylar olmaz. Ama tabii Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne yönelik bir kahpece, bir kalleşçe çıkış olursa seksen milyon zaten olduğu gibi cevap verir. Seksen milyonun tamamı cevap verir,  derin millet o zaman ayaklanır, birisi kalleşlik yapmaya, oyun oynamaya kalkarsa. Tayyip Hoca’yı bir kere ezdirmeyiz onu unutsunlar. Kılına dokundurtmayız. Hükümet legal yollarla gelmiş, demokratik yollarla gelmiş, legal yollarla, demokratik yollarla da gider gitmesi gerektiğinde. Ama gayrimeşru yollarla hükümeti devirmeye kalkarsanız kendiniz devrilirsiniz kanunla-hukukla. Aklınızı başınıza alacaksınız. Ama Türkiye’yi bölmeye kalkan kahpe bir zihniyet sinsice, İngiliz derin devletinin uşakları bir şeyler yapmaya kalkarsa kanunla, hukukla bu millet gereken cevabı verir. Hükümeti ekarte etmeye kalkarsanız yine kanunla, hukukla gereken cevap verilir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye Türkmen Meclisi Eski Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa, Amerika, İran, Rusya, Suriye rejiminin Türkmenlerin buradan sürülmesi konusunda görüş birliğinde olduğunu belirterek PYD hakkında da şunları söyledi. “Türkmen dağı coğrafi açıdan çok stratejik bir bölgede bulunuyor. Lazkiye çevresinde Nusayri devletinin kurulabilmesi için de Halep Türkmenlerinin yerlerinden edilmesi gerekir. Bundan dolayı sürülmemizi istiyorlar” dedi.

ADNAN POKTAR: Yapılacak şey seksen milyonun bütün olarak hareket etmesi, seksen milyonun hiçbir şekilde parçalanmaya, bölünmeye yaklaşmaması. Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti ve MHP’nin yekvücut hareket etmesi gerekiyor. Birbirlerine sert sözler sarf etmemeleri gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu biraz konuştu, bayağı güzel konuşuyor. Tertemiz, efendi bir insan, aklı başında bir insan. Çok abartıyorlar, çok çirkin bir üsluba giriyorlar, olmaz. Sert muhalefet yapıyorsa, sert muhalefet yapması da zaten Türkiye’de demokrasinin buram buram yaşandığını gösterir. Sorun değil ama hakaret olmaması gerekiyor.

Nemrut devrinde, Firavun devrinde, Hz. Nuh (a.s) devrinde hep Hz. Mehdi  (a.s.) beklenmiş. Hz. Adem (a.s) bile beklemiş Hz. Mehdi  (a.s.)’ı. Hz. Adem (a.s) devrinde beklenmiş Hz. Mehdi  (a.s.). Hz. Nuh (a.s) bekliyor, Hz. Nuh (a.s) devrinde. Nemrut ve Firavun da Mehdi korkusu içinde olmuştur. Her ikisinin de en büyük korkusu Hz. Mehdi  (a.s.)’ın zuhuruydu yani Hz. Moşiyah’ın. Onun için Hz. İbrahim (a.s.)’ı da  Moşiyah zannetti Nemrut, Nimrot. Gösterdiği reaksiyon, hayvani reaksiyon, vahşileşmenin nedeni o. Erkek çocuklarını katletmesinin nedeni de o. Firavun’un da erkek çocuklarını katletmesinin nedeni o. Bunlara haber geliyor, diyorlar ki, “Gökte o aranan yıldız çıktı” diyorlar “beklenen. Moşiyah’ın çıkışının alameti olan yıldız.” Kuyruklu yıldız çıkıyor “eyvah” diyor “sistemim dağılacak. Kuyruklu yıldız çıktığına göre o çocuk doğdu şu an” diyor, fakat onlar zuhur alameti olarak bilmiyor, doğuş alameti olarak biliyorlar cahil oldukları için. “O kuyruklu yıldız çıktığında Mehdi de doğmuştur” gibi. Halbuki Hz. Mehdi  (a.s.)’ın zuhur alametidir o, zaten iş işten geçmiş oluyor o dönemde, yapacakları bir şey kalmamış oluyor. Dolayısıyla hem Nimrot zamanında beklenmiştir, hem Firavun devrinde beklenmiştir Hz. Mehdi  (a.s.). Hz. Musa  (a.s.)’ı Moşiyah zannettiği için cinnet geçirdi Firavun. Zaten Kuran’daki ifadede görülüyor “sen” diyor “bütün dünyaya hakim olmak istiyorsun, devletimizi ele geçirmek istiyorsun, sistemimizi değiştireceksin” diyor. Açık açık söylüyor. Halbuki o açık açık diyor “ben sadece Musevileri alıp gitmek istiyorum” diyor “senin devletinle benim bir işim yok” diyor. “Hayır” diyor, Tevrat’tan okuduğu için “sen” diyor “muhtemelen Moşiyah’sın ve bu bölgeye hakim olacaksın, her yeri alacaksın, dünya hakimi olacaksın. Senin derdin bu” diyor. O yüzden cinnet geçirmiş şekilde saldırıyor, Kuran’daki ifadelerde çok açık görülüyor bu. Bak net ifadesi var Hz. Musa  (a.s.)’ın “ben sadece Musevileri alıp gitmek istiyorum” diyor, bu kadar. O da diyor ki “hayır senin öyle bir iddian yok, sen bu devlete ve dünyanın her yerine hakim olmak istiyorsun. Dünyanın her yerine hakim olarak bir hükümranlık tesis etmek ve bizim dinimizi değiştirmek istiyorsun” diyor. Yani “İslam’ı dünyaya hakim etmek istiyorsun” diyor. “Bizim yerleşik dinimizi kaldırıp İslam’ı dünyaya hakim etmek istiyorsun” diyor. Hz. Musa  (a.s.) da “benim böyle bir iddiam yok, ben sadece teklif getiriyorum ve Musevileri alıp götürmek istiyorum” diyor. Her firavun, her nemrut, her deccalda bir Mehdiyet hayranlığı vardır. Ama Allahsız Mehdi olurlar, hep Allahsız. Mesela Firavun Allahsız Mehdi olmak istemiştir. Nemrut da Allahsız Mehdi olmak istemiştir. Komün nizamı kurmak istemiştir. Biliyorsunuz bir kule yaptı, bütün insanları oraya topladı. Yani bir komünal devlet kurdu, ilk komünist devleti kurdu ve başına da kendi geçip Allahsız Mehdi olarak ortaya çıkacaktı. Mehdi’ye haset ediyor yani. “Moşiyah çıkacağına göre” diyor “ben çıkayım” diyor. Sahte mehdi olarak çıkıyor, sahte Moşiyah olarak çıkıyor. Nimrot öyle. Firavun da sahte Moşiyah, mehdi olarak çıktı. Ahir zamanda da Karl Marks sahte mehdi olarak çıktı, sahte Moşiyah olarak çıktı. Çünkü hahamdır Karl Marks. Babası hahamdır, dedesi de hahamdır, kendi de haham. Ve yüksek derecede de masondur Karl Marks. Kendisini mehdi olarak gördü. Allahsız Moşiyah, Allahsız mehdi olarak çıkmak istedi. Bütün deccaller Mehdi’ye hayrandır. Kendilerinin mehdi olmasını istemişlerdir. Ve bu da gösteriyor ki sahte mehdiler her zaman olacak. Kapitalist mehdiler, faşist mehdiler yani deccal mehdiler çıkacaktır hep. Ama ne yaparsa yapsınlar gerçek Mehdi’yi engelleyemezler.  Tarih içerisinde hep bu böyle olmuştur.

Nemrut çok fazla ülke geziyor, her yere şehirler kurduruyor ama sahte mehdi olduğu için Allah başarılı olmasını engelledi. Tevrat’ta da bu geçer mesela doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir oba bulup oraya yerleşiyorlar, birbirlerine “gelin tuğla yapıp iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra “kendimize bir kent kuralım” dediler. “Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım, böylece yeryüzüne dağılmayız.” Şimdi Amerika’da falan gökdelenler yapılıyor değil mi? Kente Babil isimi veriliyor. Babil demek, kargaşa kökeninden geliyor, kargaşa. Allah orada kargaşa meydana getirdi.

Nabuket Nezar tek bir kişinin ismi değil, bu Keldani hanedanından gelen tüm Babil krallarına verilen unvan. Nabuket Nezar deniyor kral olduğunda. Bu ama Keldani hanedanı asıl, hanedan şeklinde devam ediyor. Tüm Babil krallarının adı. Birinci tapınağı yıkamayan Musevileri yerlerinden sürenlerin tamamının lakabı Nabuket Nezar. Çeşit çeşit geliyor, peş peşe geliyorlar bunlar fakat farklı farklı krallar, bir kişi değil. Tüm Mısır hükümdarlarına da firavun deniliyor, Sezar sonrası tüm Roma imparatorlarının Sezar unvanı alması gibi. Kim gelse Sezar unvanını alıyor. Firavunlarda da kim gelse firavun ismini almış oluyor yani tek bir firavun yok. Tek bir Sezar olmuyor yani. Bu tarihte böyle ortaya çıkan tipler hep o şekilde kendini Mehdi gibi görmüştür.

İBRAHİM AKMUGAN: Mesih deccal ifadesi de oradan mı geliyor Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet mesih deccal anlamı oradan geliyor, kendilerini mesih olarak görmelerinden. Ve çeşitli dönemlerde böyle hep mesih deccallar çıkmıştır. Şu anda da İngiliz derin devletinin başındaki olan kişi bütün dünyayı, Nemrut’u esas alarak yani onun görüşünü, felsefesini, inancını esas alarak bütün dünyayı tek devlet haline getirmeye çalışıyorlar. Allahsız, dinsiz bir dünya devleti. Yine mesih olma iddiasıyla ortaya çıkıyorlar şu an, Mehdiyet’e karşı hasetlerinden. Bu tarih boyunca hiç değişmemiş. Hep bir Mehdi korkusu hep yaşanmış. Şimdi de mesela birçok gelenekçi Ortodoks Müslüman’da müthiş bir Mehdi korkusu vardır. Mehdi’nin gelmemesi için elinden geleni yapar. Mehdi çıkacak diye ödü kopar, gelenekçi Ortodoks Müslümanlarının birçoğu. Kimi üç yüz sene sonra gelecek diyor, kimi altı yüz sene sonra gelecek diyor. Bu ötelemelerinin nedeni Hz. Mehdi  (a.s.)’ın gelişini engellemek için, yoksa altı yüz sene beklese, ömrü olsa, yine bir altı yüz sene daha öteler o. Yine istemez gelmesini. Oradaki amaç, üç yüz veyahut altı yüz demesi Hz. Mehdi  (a.s.)’ın gelmesini istemediğindendir. Onu durdurmak amaçlıdır.

Mesela Habeş krallarına Necaşi deniyor. Peş peşe geliyorlar ama hepsi Necaşi. Peygamberimiz (s.a.v.) dönemindeki Necaşi’nin asıl ismi Ashame. Ama Necaşi olarak, lakabı Necaşi. Ama bunlar tabii ayrı, yan krallıklar bunlar yani derin devletlerden korkan insanlar bunlar.

Münafıklar çok züppe oluyorlar. Hz. İbrahim (a.s) ile karşılaşıyor Nimrot. Diyor ki Kuran’da, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi?” Çok tartışmacıdır münafıklar. Cedel, tartışma ukalalık yapmak, züppelik yapmak çok heyecanlandırır münafıkları. Münafığın en çok istediği şeydir böyle, dişine uygun bir ortam bulmak ister, onun için takva müminleri seçer. Onlarla böyle edişmek, tartışmak, cedele girmek münafık için delice bir istektir. Kuran’da var ya “İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır” diye. Münafığın gizli bir hırsıdır tartışmacılık. “Hani İbrahim: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür” demişti;” diyor Cenab-ı Allah. Nemrut deccal de diyor ki,“O da: “Ben de öldürür ve diriltirim” demişti.” Bak, züppece cevap veriyor, züppelik yapıyor. Yani münafık ukalalığı. “(O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”(Bakara Suresi 258) Yani orada cevap veremiyor. Münafıkla konuşurken çok dikkatli olmak lazım. Onu kilitleyecek şekilde konuşmak lazım. Bu genellikle tartışmalar halk önünde de oluyor, bazen özel de tartışıp konuşuyorlar. Mesela Firavun önce küçük bir toplulukla Hz. Musa (a.s.) ile konuşuyor. Ama sonra “kalabalığı çağıralım” diyor. Yani Hz. Musa (a.s)’ı kalabalığa karşı mahcup etmek istiyor. Mesela şimdi devrimizin imkanları nedir? Televizyondur, bakarsan bunu görürsün. Mesela münafıklar azıp kudurduklarında ne yapıyorlar? Müslümanları televizyona davet ediyorlar, diyorlar ki “Televizyonda tartışalım.” Çünkü eli kuvvetli münafığın. Küfür ondan yana. Alçaklar, ahlaksızlar, homoseksüeli, iti-kopuğu, derin devleti, çakalı ondan yana. Onun için hem de demagog olduğu için, demagojiyle konuşacağı için ve züppelik yapacağı için, Kuran’ı esas almayacağı için kendini daha avantajlı görür münafık.Onun için yanıp tutuşur, bir televizyonda, radyoda konuşsak da Müslümanları bir mat etsem. Bir etkisiz hale getirsem diye. Ama tabii her zaman rezil rüsva olur. Her zaman ezilir. Ahir zamanın özelliği olarak söylüyorum, ahir zamana uyarlanması olarak anlatıyorum.

"Bir gece gökyüzünde hareket eden olağandışı bir yıldız görünür” Nemrut zamanında." Bak "Bir gece gökyüzünde hareket eden olağandışı bir yıldız görünür" kuyruklu yıldız. Hz. Mehdi (a.s)’nin çıkış alameti ya ta o zamandan biliniyor. Hz. İbrahim (a.s)'in devrinde biliniyor Hz. Mehdi (a.s)’nin çıkış alameti olarak. "Ve Nemrut'un astronomları bunun anlamının Nemrut'un iktidarını yıkacak bir erkek çocuğun doğuşu olarak" yani Hz. Mehdi (a.s)’nin doğuşu olarak yorumlarlar. Halbuki Hz. Mehdi (a.s)’nin zuhurunun alametidir kuyruklu yıldızın çıkışı. Doğuşunun alameti değildir. "Tam o gece Azer'in oğlu İbrahim doğuyor. Nemrut Azer'e oğlunu kendisine getirmesini emrediyor." Haber alıyor oğlunu bana getir diyor. "Nemrut da İbrahim'i uzak bir mağaraya bırakıp başka bir erkek bebeği Nemrut'a götürüyor. Ve Nemrut da bu bebeği katlediyor, tabii bu günah bir fiil, günah bir eylem. "İbrahim mağarada annesini ve sütannesinin ziyaret ederek emziriyor ve büyütüyor. Ve babasını tanır ama yıllar sonra şehre döndüklerinde Azer İbrahim'in öz oğlu olduğunu kimseye söylemiyor."Mesela aynı şekilde Hz. İsa (a.s)'nın doğduğunda da Bethlehem Yıldızı çıkıyor. Ondan da çok şüpheleniyorlar o devrin derin devleti. Darlanıyorlar diyorlar zuhur etti Moşiyah Mehdi diyorlar. Yani doğdu diyorlar. Roma İmparatorluğu’nun astronomları o zaman derin devlet zaten. Doğuda bir erkek çocuğunun doğduğunu söylüyorlar onu aramaya geliyorlar çocuğu şehit etmek için. Roma İmparatorluğu dönemi Museviler Hz. İsa (a.s)'ya sahte Mesihlik etmekle suçladılar biliyorsunuz. Yani Moşiyah değil bu diyorlar. Ama tabii Museviler de şaşırıyor aslında çünkü iki Mesih var. Hz. İsa (a.s)'nın Mesihliği ayrı bir mesihlik. Dünya hakimiyeti yok onda o sadece bir din getiriyor o kadar yeni bir din getiriyor. Bir İslam dini getiriyor bir İslam peygamberi. Ama Moşiyah Mehdi değil. Onu anlamadıkları için, peygamber olduğunu anlamadıkları için onu Moşiyah Mehdi zannediyorlar yani iddiasının o olduğunu zannediyorlar. Ve bütün her yere hakim olacağını zannediyorlar. Onun için bir an önce onu şehit etmek için gayret ediyorlar. O yüzden Hz. İsa (a.s)'yı şehit etmek için Romalı askerlerle beraber oraya geldiler. Ama Cenab-ı Allah onu tabii göğe aldı, katına aldı ve şehit edemediler Hz. İsa Mesihi.

Bavyera Prensesi ile Çar’ın İngiltere'de eğitim gören yeğenlerinden biri bir Bevyera Prensesi ile evlendiriliyor. Ve Romanov soyadı veriliyor Çar yapılıyor son Çar Nikola da bu soydan. Bu soy bir Slav soyu. Vikinglerden gelen ve İngiltere'de kalmış soydan geliyor. O dönemden beri Saksonlar Rusya'yı etkisi altına almışlar ve devam ediyor. Mesela bir Roma devrinden kalma bir freks resmederek üç bilgin, o devirde Roma derin devletinin hakim olduğu devirde Moşiyah Mehdi’nin çıkışını engellemek için beklenen yıldızın çıkışı ile doğan çocuğu aramaya giden bilginleri resmediyor. Mehdi (a.s)’yi aramaya çıkıyorlar adamlar onu gösteriyor. Görüyor musun? Gökte yıldız var onlarda Mehdi (a.s)’yi arıyorlar Moşiyah’ı. Böyle aramayla bulacakları gibi bir şey değil Mehdi (a.s). Hz. Mehdi (a.s)'ın yetmiş kat perdesi vardır. Gözlerinin önünde olsa yine göremezler. O onları görür ama onlar onu göremezler.

Gülperi Koçak, "Canım, nurum, heybetlim, kalbim, ruhum Allah aşkıyla çok çok seviyorum seni Allah'ın muazzam güzelliği tecelli ediyor üzerinde. Bu sana olan sevgimi daha da artırıyor çok şükür Rabbim’e" diyor.

Museviler kutsal kitaplarında "Moşiyah dünyanın her yanını karanlık sardığında (yani Mehdi) sadece talebeleri ile ışık için mücadele verir" yani nur. "Moşiyah Mehdi’nin Tevrat bilgisi başta bir çocuğun bilgisi kadardır" çok azdır diyor. Ümmi olduğu için. "Ama Allah sevgisi yüzünden ve asla pes etmemesi yüzünden Allah onu mahcup etmez. Hiç olmayacak gibi görünürken dinini hakim eder." Bu şekilde geçiyor Musevilerin kutsal kitabında. Yani sözlü Tevrat'ta.

Resulullah(s.a.v.) hanımlarına karşı çok şefkatli bütün gücüyle ilgileniyor alaka gösteriyor. Buna rağmen diyor ki "Ya Rabbi ben elimden geleni yapıyorum hanımlarıma karşı" diyor "öyleyse elimde olmayıp yalnız Senin kudretinde bulunan bir şeyi yapamadığımdan dolayı beni sorumlu tutma Ya Rabbi" diyor. (Ebu Davut Nikah 39)

"Hocam Allah dini kolay kılmış. Allah razı olsun sizin vesilenizle Kuran'ı okuyarak ve sizin anlatımızla bunu anladık ancak insanlardan bir kısmı hala dini uygulamaların mutlaka zor olması gerektiğini düşünüyorlar. Aksine de bir eksiklik yaptığımızı düşünüyorlar." Ahmet Kamil. Yok değil Allah Kuran'da zaten "Hz. İbrahim'in dini gibi kolaydır. Allah sizin için zorluk dilemez kolaylık diler" diyor. Bu kolaylığın nedenini gerekçesini zaten Kuran açıklıyor. Demek ki gelenekçi Ortodoks Müslümanlar zor gösterecek. Mehdiyet yanlısı samimi Müslümanlarda kolaylığı açıklayacaklar.

Ecelimsin Buse "Hocam sizi sadece Türkiye'nin değil dünyanın her yerinden izliyorlar. Hemde büyük bir keyifle." Diyor.

"Nuruyla geceyi aydınlatan canımın içi Hocam seni gönderen Rabbimiz’e milyonlarca kez şükürler olsun. Allah'ın büyük nimetisin."

İngiliz derin devleti Osmanlı’yı da beğenmiyordu. Onun için hep yabancı hanımlarla Türk ırkından değil de yabancı böyle biraz Anglosakson kanı taşıyan hanımlarla evlenmeleri için Osmanlı padişahları hep teşvik ettiler. Halbuki ırkla alakası yok. İmanla alakası vardır dünyanın. Ama ırk takıntısı bunlarda çok acayip bir takıntı haline gelmiş. Anglosakson olsa ne olur, Türk, Kürt, Çerkez olsa ne olur. Hepsi Allah'ın kulu. Mühim olan imanlı, akıllı, vicdanlı olmaları. Anglosakson olur da veli tiynetli olur. Anglosakson olur kafir tiynetli olur. Mühim olan imanı, ırkla alakası yok.

Evet Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanı Putin Amerika ve Rusya arasındaki askeri cepheleşmenin dünyayı farklı bir noktaya sürüklediğini söyledi. Putin, "Amerika'nın Avrupa'da askeri varlığını artırmasının nedenini bilmiyorum ancak buna karşılık vermek zorunda kalacağımızı kesinlikle biliyorum. Bu bir cevap olsa da Rusya her halükarda yine agresif davranmakla suçlanacak. İnsanlar tehlikeyi fark etmese de bu durum beni endişelendiriyor" dedi.

ADNAN OKTAR:  Hiçbir şey olmaz kafasını takmasın. Her kararı veren Allah'tır. Hiç kimse kendi kafasına göre karar veremez. Allah'ın yönetimindedir dünya. En başından beri öyle. İlk patlama Big Bang’ten itibaren şu tarihe kadar milimsantim Allah'ın kaderinin dışına dünya çıkmamıştır çıkamaz da. Bundan sonra da çıkmayacaktır. Gönlü çok rahat olsun ama sebebe sarılmak istiyorsa tabii ki olur.

Karun biliyorsunuz, Karun tarihte ismi geçen bir şahsiyet. Lidya Kralıdır, Batı Anadolu’da kurulmuş bir medeniyet. Görülmemiş şekilde zengin oluyor çok çok müthiş bir zenginlik elde ediyor. Zenginliğini muhafaza için ilk parayı bulan kişi bu. Parayı ortaya koyan kişi. Diyorlar ya ilk parayı bulanlar Lidyalılar diye işte Karun ilk parayı bulan ilk kapitalist o dönemin. Servetini muhafaza için paraya ihtiyaç olduğunu düşünüyor parayı icat ediyor. Ve para uygulaması başlıyor. İlk onunla başladı. Ama Allah tabii yerin dibine batırdı. Ne kapitalistliği kaldı ne zenginliği kaldı. Nihayet bir insansın bir tabak yemekle yaşıyorsun bu kadar azıp kudurmanın alemi ne? Birde kendi aklıyla kendi fikriyle bunları elde ettiğine inanıyordu. Allah o yüzden başına geçirdi malını mülkünü.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da başkanlık seçimlerinde cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump ırksal fişleme önerisinde bulundu. “Amerika’da polisin şüphelileri renk, din, milliyet yada etnik kökenlere göre sınıflandırma yöntemi üzerinde düşünülmesi gerek” dedi.

ADNAN OKTAR: Donald Trump. Bu adam böyle konuşmalarından çok şey kaybediyor. Dengeli bir konuşma değil bu. Bütün dünyanın acayip karşılayacağı bir üslup. Birde bu çözüm mü? Başın bir türlü belaya girer bununla. Sevgiyle şefkatle ilimle irfanla akılla fikirle dostlukla kardeşlikle yaklaşacağına şiddetle yaklaşamaya çalışıyorsun. Şiddet şiddeti doğurur bak geçenlerde çıktı konuşma yapıyordu orada bir şamata oldu ödü koptu ne yapacağını şaşırdı. Çıkar bir manyak çeker vurur seni aklını başına al öyle olmaz. Terörü desteklemiş olursun böyle yaparak. Zulümle terör durdurulmaz. Şiddet ve terör sevgiyle ortadan kalkar sevgiyle yaklaşırsan. İlimle irfanla ikna ederek yapacaksın. Ama bizim gençler maşaAllah bayağı iyiler ben bakıyorum hepsi dindar. Mesela bir pide kuyruğuna bakıyorum dindar olmayan insan pide kuyruğuna girmez. Adamın ne zoru yer yemeğini yatar aşağı değil mi? Hemen hemen herkes oruç tutuyor gençlerin bakıyorum. Bayağı dindarlar. Ultra modernler ama bağnazlığı hiçbiri kabul etmiyor. Gelenekçi Ortodoks Müslümanların miyadının dolduğunu çok açık gördüm, bitmiş. Gençler bizim anlattığımız Kuran İslamlığının gerçek İslamlığın doğru olduğuna kanaat getirmişler. Cıvıl cıvıl gürül gürül hayatı çok güzelde yaşıyorlar. Genç kızlar mini şortla falan geziyorlar. Çok şekerler bayağı da terbiyeli sıcakkanlılar birbirlerine karşıda çok sevgi dolular. Gayet güzelde İslam’ı yaşıyorlar.

Donald Trump şimdi böyle söylüyor ama iktidara gelse böyle yapmaz. Öfkeyle konuşuyor çok yanlış hareket ediyor. Ne alakası var fişlenme mişlenme, hayır neyi sağlayacak bu? Hadi fişlediğini farz edelim senin çözümün şu olabilir; bütün Müslümanları oradan göndermek olabilir. Bu Amerika’yı sarsar böyle bir şey Amerika Amerika olmaktan çıkar. Çok fazla Müslüman var. Milyonlarca Müslüman var. O mantıklı bir şey değil. Vatandaşları küstürmüş olursun devlete karşı, hükümete karşı, olmaz.

Ben Hz. Mehdi (a.s)’ım denmez. Diyende yanlış yolda olur. Allah onun Mehdilik gücünü elinden alır. Hz. Mehdi (a.s) olmadığının damgası olur o. Allah’tan korkan bir insan ben Hz. Mehdi (a.s)’ım demez. Çünkü biz ümitle korku arasında olacağız nasıl Mehdilik iddia edilebilir? Ama İslam’ın hakimiyetine birini Allah vesile ederse bir insanı Hz. İsa Mesih olduğunu düşündüğümüz birisiylede namaz kılarsa herhalde Hz. Mehdi (a.s)’dır Allahualem diyeceğiz bu kadar. Birde genel olarak bir şahıs çıkacak bir gün Taksim’de çıkacak veyahut Beyazıt’ta ey vatandaşlar ben Mehdi’yim diyecek. Öyle Mehdiyet ilim irfandır. Şefkat merhamet ve sevgidir tevazudur. İnsanlara Kuran ahlakını benimseten, Kuran’ı insanlara sevdiren, sevmeyi sevdiren, sevgiyi hakim kılan  Allah’ın yarattığı bir zihniyettir. Oradaki güç bütün güç Allah’a aittir Hz. Mehdi (a.s)’a ait değildir. Orada yanlış anlıyorlar Hz. Mehdi (a.s.)’a ait bir güç olduğunu düşünüyorlar. Allah dünyaya sevgiyi hakim etmek istiyor. Bir insanda bunu tecelli ettiriyor o kadar. Gücün tamamı Allah’a aittir Hz. Mehdi (a.s)’a ait değildir. Bak bunu çok önemli.

“Mehdi diye bir şey yok.” Diyorsun, sen gecenin bu vaktinde Mehdi diye bir şey yok diyorsan Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesinden tedirgin olmuş bir vatandaşsın demektir. Niye yazasın ki? Mesela ben şu an Budistlerin bir inancı var Buda’nın ahir zamanda geleceği şeklinde. Yüz milyonlarca Budist var, değil mi? Ben şu ana kadar hiç dedim mi? Böyle bir şey olmaz mantıksız gelmeyecek? Kâle dahi almam söylemem. Ama sen gecenin bu vaktinde niye tedirgin oluyorsun madem Hz. Mehdi (a.s) gelmemiş, gelmeyecekmiş değil mi? Niye tedirgin, çünkü bak yazıyorsun bilgisayarın başına geçip yazı yazıyorsun emek veriyorsun. Hem televizyon seyrediyorsun hemde yazı yazıyorsun. Kanaatin gelmese yazmazsın. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diyorsun ama Hz. Mehdi (a.s)’ın bütün alametleri çıkmış. Nasıl diyeceksin ki bunu, değil mi? Mesela araba gelmeyecek diyorsun ama arabanın sesinide duyuyorsun, arabanın izide belli yönüde belli her şeyiyle belli. Hz. Mehdi (a.s)’ın da birçok alameti vardır. Bu alametleri bir tane iki tane değil. Gökte alametleri vardır. Yerde alametleri vardır. Bedeninde alametleri vardır. Gökte ve yerde olan bütün alametler çıkmış. Sen “çıkmadı” diyorsun, çıkmış. O zaman ne yapacaksın?  Direnmene rağmen çıkmış. Sen direneceğine doğruyu kabul et de Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini anla onun sevincini yaşa Mehdiyet sevgisini etrafa yaymaya çalış. Sevgi ruhunu etrafa yaymaya çalış. Sen Hz. Mehdi (a.s)’ı şahıs olarak alıyorsun. Halbuki Mehdiyet Allah’ın sevgisinin dünyaya hakim olmasının ismidir. Allah’ın sevgisinin dünyaya hakim olmasının ismi Mehdiyet’tir. Sen bir insan düşünüyorsun. Haşa onu Allah gibi görüyorsun belkide akıl almaz güçlere sahip. Bütün güç Allah’ın. Allah sevgiyi bütün dünyaya hakim etmeyi vesile etmek için bir şahsı görevlendiriyor bu, onu vesile ediyor o kadar. Gökte kuyruklu yıldız çıkartıyor Allah vesile ediyor Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına bir alamet olarak. İki uçlu kuyruklu yıldız çıkarıyor bir alamet olarak yine Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına sevinç olsun müjde olsun diye çıkartıyor. Senin gibi itiraz edenlerinde itiraz edememesini sağlamak için bunu yapıyor. Çünkü senin itiraz etmen için benim sadece bir iddiada bulunmam gerekiyordu, Hz. Mehdi (a.s) çıkacak demem gerekiyordu. Ama benim iddiam öyle bir hale gelmişki gökte alametleri var. Sen bunu nasıl durduracaksın? Bir kuyruklu yıldız çıkıyor. Arkasından iki kuyruklu yıldız çıkıyor, Bethlehem çıkıyor peş peşe hepsi hadislerde var. Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak ama alametleri çıktı diyorsun sen şu an yani bu olmuş oluyor senin sözün. Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak ama bütün alametleri çıktı. Bütün alametleri çıkınca gökyüzünde Allah iki uçlu kuyruklu yıldız yaratıyor. Bethlehem’i yaratıyor. Halley Kuyruklu Yıldızını yaratıyor. Güneşte alametler yaratıyor. Ayda alametler yaratıyor. On beş gün ara ile güneş ve ay tutulmalarını yaratıyor hepsini yaratıyor. Bu kadar gücü yaşatan Allah bir insanı niye yaratamayacağını düşünüyorsun. Bir insana böyle gücü verip onu vesile edemeyeceğini niye düşünüyorsun? Göktaşına gücü yetiyor Allah’ın. Koskoca Bethlehem’i yaratıyor iki yıldızdan oluşuyor Bethlehem bak buna gücü yetiyor. İki uçlu koskoca kuyruklu yıldız yaratıyor, ters yönde götürüyor onu ve çok parlak yapıyor bunada gücü yetiyor. Allah’ın bir kulu, bir kuluna tecelli olarak böyle bir imkan veriyor. Sen buna niye şaşırıyorsun? Niye hayret ediyorsun? Yeri göğü sallıyor Allah bütün alametleri yapıyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir bu Irak ve Suriye’deki IŞİD’in oluşması. Allah onlarıda yaratıyor bak çıkartıyor işte durduramıyorsun. Suriye’de Esad diye birisi çıkacak diyor. İsmiyle veriyor çıkıyor. Anarşist terörist bir grup çıkacak diyor. Başlarında Abdullah olacak diyor buda çıkıyor. Bunada şaşırmıyorsun bak bunların hepsi olmuş inkar edemezsin. Diyor ki; bu sefer oğullarımdan Muhammed Mehdi isminde birisi çıkacak diyor. Buna niye şaşırıyorsun? Hepsini kabul etmişsin. Bir tek bunu kabul etmek istemiyorsun. Sen kabul etsende etmesende zaten kader ilerliyor durduramazsınki.

EBRU ALTAN: Güneşte bir insan yüzü belirmişti.

ADNAN OKTAR: Evet.

EBRU ALTAN: Birde gökte bir el.

ADNAN OKTAR: Tabii. Gök olaylarıyla yerdeki olaylar aynı devre içinde oluyor. On bin yıllık dünya tarihinde böyle bir olay olmamış, otuz yılın içinde olan alametlerin bir arada olması on bin yıllık dünya tarihinde yok. Yirmi bin yıllık dünya tarihinde yok. İlk defa ve son kere oluyor. Bütün alametler bir arada oluyor.

Hristiyanlar Hz. İsa Mesih dünyaya geleceği vakit en keskin ve en belirgin alamet Bethlehem Yıldızı’nın çıkışıdır diyorlar. Çıktı Bethlehem Yıldızı çıktı. Hz. Mehdi (a.s.)’ında çıkış alameti olarak çıktı. O zaman Hz. İsa Mesih de gelmiş Hristiyan alemine göre. Çünkü net kesin reddedilmez alamet olarak biliniyor. İki bin yıldan beri tablolarda hep Bethlehem Yıldızı’nı işlerler biliyorsunuz Hristiyanlar. Bütün kiliselerde Bethlehem Yıldızı’nın kabartmaları vardır. Hemen hemen her kilisede vardır.

Fikret ne anlatacaksın bize?

BÜLENT SEZGİN: Yaklaşık üç milyon Afgan mülteci yaşıyor İran’da Adnan Bey. Yönetim hiçbir yasal dayanağı bulunmayan insanları para ve oturma izni vaatleriyle Esad’a destek olmak için Suriye’ye savaşa gönderiyor. Mülteciler bu teklifi kabul etmediklerinde ya cezaevine gönderiliyorlar yada sınırdışı ediyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte ahir zamanın özellikleri. Ama İran’ı konuşarak ikna etmek mümkün. Çünkü dindar Allah’tan korkan insanlar daima konuşarak ikna etmek lazım.

Bethlehem Yıldızı genellikle tek bir gök cismi gibi telaffuz edildi biliyorsunuz. İki bin yıldan beri öyle biliniyordu. Hristiyanlar hep öyle zannettiler.Bethlehem Yıldızı diye bir yıldız vardır tek bir yıldızdır. Halbuki öyle değil. Evet. Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin dünyadan görülebilecek şekilde birbirine yaklaşmasıyla oluşuyor. Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin dünyadan görülebilecek şekilde birbirine yakınlaşmasıyla tek bir yıldız gibi gökyüzünde görülüyor. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Doğudan bir yıldız doğar ve ayın ışık verdiği gibi ışık verir.” Bak “daha sonra iki ucu neredeyse birleşinceye kadar sarkar gökte bir renk oluşur ve ışık her iki ufkunada yayılır.” Bak 2000 yıldan beri bilinmeyen bir gerçeği bilimsel bir gerçeği 1400 yıl önce Peygamber (s.a.v.) bütün detaylarıyla anlatıyor. Ve Bethlehem Yıldızı’nın ne şekilde oluştuğunu anlatıyor. Hiç bilmiyorlardı Hristiyanlar, kimse bilmiyordu. Daha yeni astronomi bilimi geliştikten sonra incelenince gökte olaya vakıf oldular. Resulullah (s.a.v.) bunu 1400 yıl öncesinden bildiriyor. Ve Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak bildiriyor. İsa Mesih’in geliş, Mehdi (a.s)’ın da çıkış alameti olarak bildiriyor. Arkadaş da diyor ki; yok Mehdi (a.s) gelmeyecek. Anlattığım alametlerden sen ne anlıyorsun? Ve hepsi bilimsel alamet. İnkar edeceğin gibi de değil.

OKTAR BABUNA: Gözümüzle gördük, geçen yaz çıktı.

ADNAN OKTAR:Tabii, bütün gazeteler yazdı, herkes gördü.

Musevi kaynağı Bemip Bar, 24/17; “Bu yıldız 40 gün boyunca aydınlatacak. Kral Mesih (Moşiyah Mehdi) göründüğünde tüm uluslar etrafında toplanacak. O zaman bu vaad yerine gelecek” diyor. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olduğunu Tevrat da söylüyor. “Daha sonra yedinci pencere tüm dünyaya açılacak. Ve yıldızı da Yakup’un yıldızıdır.” Yani Mehdi (a.s)’ın. Çünkü Yakup (a.s) soyundan ya Mehdi (a.s). “Yakup’tan bir yıldız gelecek.” (Bemip Bar, 24/17)

“Daha sonra neredeyse iki ucu birleşene kadar sarkar.” Çok açık anlatıyor. “Gökte bir renk oluşur.” Yani tek parça bir renk oluşur. “Işık her iki ufkuna da yayılır.” Her tarafa yayılır. Bak, “Ayın ışık verdiği gibi ışık verir” diyor. Net, tabii yansımayla. Doğudan bir yıldız doğar diyor, çok net.

Biz Mehdiyet’i anlatırken hayali bir şey anlatmıyoruz. Verdiğimiz çıkış alametlerinin hepsi bilimsel, ispatlı deliller. 1400 yıllık kaynak veriyoruz ve bilimsel olarak ispat edildiğini de açıkça gösteriyoruz. Yüze yakın alametin bütün detaylarını, bilimsel ispatını açıklıyoruz. Benim anlatımlarımda hep bilimsel ispat vardır. Hayali bir şey anlatmam ben.

“Göğe ve Tarık’a andolsun, Tarık’ın sana ne olduğunu bildiren nedir? (Karanlığı) Delen yıldızdır.” Bak Kuran’da işaret ediliyor. (Tarık Suresi, 1-3)

“Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.” (Vakıa Suresi, 75-76)

“Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.” (Nahl Suresi, 16) Yani yıldızlarda size işaret var diyor Allah. “Hadislerde de size işaret var” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). ve bu olay oluyor. Kuran’da diyor ki, size yıldızlarda işaret var diyor. “Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.” Yani size her türlü işaret vardır diyor.

Sonra Hz. İbrahim (a.s) için de; “Sonra yıldızlara bir göz attı.” diyor. Yani yıldızlardan bir şey çıkartıyor. (Saffat Suresi, 88) Peygamberimiz (s.a.v.) de yıldızlara işaret ediyor ve bu oluyor.

Size 1700’lü yıllardan bir heykel göstereyim, mükemmel. Turp, soğan, sarımsak heykeli değil de bu tip heykeller istiyoruz belediyelerden. Bak, saçlarında tel tel detaylar yapılmış ve mükemmel. O devirde saç kurutma aleti, saç bükme, düzeltme aletleri yok. Ama müthiş bir düzgünlükle saçlarını kadınlar biçimlendiriyormuş. Ve bunu sanatçı da çok güzel heykele nakşetmiş. Değil mi saç maşası falan hiçbir şey yok o devirde? Bak, görüyor musun? Ve bu heykel. Sarımsak, soğan, turp heykeli yerine belediyelerden böyle güzel, çok kaliteli mermer heykeller bekliyoruz. İnsan ve canlı heykelleri.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bektaşi üzümü olarak bilinen bir üzüm çeşidi var Adnan Bey. Onun resimlerini göstermek istiyorum. Meyveleri; C, A, E ve B grubu vitaminlerce de zengin. Aynı zamanda potasyum, fosfor, manganez, bakır ve demir kaynağı. Yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıklarının tedavisinde iyi bir araç. Bektaşi üzümünün olgun meyveleri seratonin maddesini de içeriyormuş ayrıca.

ADNAN OKTAR: Bayağı şeker bir şey. Rengarenk, çok güzel.

Orlando’da yapılan homoseksüel saldırısının organizasyonu İngiliz derin devletine aittir. Tek bir kişinin cinayeti değil, bir homoseksüel topluluğu tarafından yapılan cinayettir bu katliamdır yani. Bir homoseksüel grubu tarafından yapılmıştır. Ve İngiliz derin devleti tarafından güya homoseksüel propagandası amacıyla yapılmış fakat ellerine yüzlerine bulaştırıp bilakis kendi aleyhlerine dönmüştür.

Avrupa Birliği’nin şartlarının tamamını yerine getirirsek bizi Avrupa Birliği’ne alacakları söylüyorlar. Büyük bölümünü de yaptık değil mi? Bak size kesin garanti veriyorum, tamamını yapsak, bir o kadar daha yine şart getirseler, onu da yapsak, hiçbir şekilde kesinlikle almazlar Türkiye’yi. Onların bir kalite anlayışı var. Onların bizde olmadığına inanıyor bunlar. Ben de diyorum ki; dünyanın en kaliteli ülkesi olalım, en kaliteli milleti olalım. Kalite her yeri sarsın. Sanatta, estetikte, her yönde en ileriye gidelim. Bunları mahcup edelim. Dünyanın en modern ülkesi olan İslam alemi bizi bekliyor, Türklük alemi bizi bekliyor. Türklük aleminde de sanat yok. İslam aleminde de sanat yok. Sanatın, kültürün, kalitenin kalesi olalım. Hiçbir İslam ülkesinde sanat, kalite yok. Hiçbir Türki devlette sanat ve kaliteyi bulamıyoruz. Hemen hemen tamamına mafya hakim olmuş durumda, dehşet ve korku her yerde diz boyu. Türkiye hem demokraside hem hukukta hem özgürlükte, sanatta, kalitede, mimaride dünyanın en üstünü olsun. Bütün dünyayı bu şekilde kurtarabiliriz.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Başbakanı Cameron’un bir açıklaması vardı. “Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği gelecek birkaç yıl içerisinde gerçekleşecek olsa bunu desteklemezdim. Ama zaten bu olmayacak” diyor. “Ülkemizde ya da Avrupa’da Türkiye’nin gelecek otuz yılda Avrupa Birliği’ne katılabileceğini söyleyecek tek bir uzman bulamazsınız.”

ADNAN OKTAR: Gelenekçi Ortodoks inanç, felsefe Türkiye’de yaygın. Dekolte hanımlara birçok yerde rahatlık vermiyorlar, dille, sözle, konuşmayla. Makyajlı, bakımlı olmalarına tahammülleri yok. Müzik istemiyor adamlar, heykel istemiyor, resim istemiyor. Kaliteli bir şeyden rahatsız oluyorlar. Yani dümdüz küt bir hayat istiyorlar. Epey bir insan bu şekilde. Ve gelenekçi Ortodoks sistemle de bunu destekliyorlar. Bu durumda adam seni kabul etmez. Sen Avrupa’ya hayran oluyorsun, müziğine, heykeline, resmine, insanlarına. Avrupa’ya gitmek istiyorsun. Ama oraya gittiğinde de homurdanıyorsun, kızıyorsun adamlara. Böyle olmaz. Samimiyetsiz oluyor bu.

İbrahim Vargın; “Gelenekçi Ortodoks Müslümanların epey bir bölümü bu heykelleri bir gün yaşatmazlar. Baltayla kırarlar” diyor. Doğru söylüyor. Müziğe adamın tahammülü yok, resme tahammülü yok, dansa, eğlenceye tahammülü yok. Güzelliğe, estetiğe tahammülü yok. Kadınların bakımlı olmasına tahammülü yok. Ondan sonra da ben Avrupa’ya gitmek istiyorum, Avrupalılar gibi olmak istiyorum diyor. Oraya gidince de bu sefer kadınları bıçaklamaya kalkıyor. Adamlara saldırmaya kalkıyor.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere sokaklarında bir afiş asılmış Adnan Bey, Avrupa Birliği’nden ayrılma referandumu için. Afişte şöyle yazıyor; “Türkiye Avrupa Birliği’ne giriyor, biz çıkalım.”

ADNAN OKTAR: Mesela bak bu bir hakaret tabii. Yani Türkiye’nin olduğu yerde bizim ne işimiz var gibisinden. Halbuki Türkiye Avrupa Birliği’ne giriyor, biz de Avrupa Birliği’ne girelim demeleri gerekirken. Türkiye’ye işte bu sözleri ettirenler gelenekçi Ortodoks kafalı kişiler.

Mesela kadınların pantolon giymesine tahammülleri yok adamların. Tüm Avrupalı kadınlar pantolon giyiyor. Mini eteğe tahammülleri yok. O zaman niye gidiyorsun Avrupa’ya? Git Kahire’ye git, Suudi Arabistan’a git. Kesinlikle göndermiyorlar çocuklarını, hep Avrupa’ya göndermek istiyorlar.

Mesela İtalya’da Trevi Çeşmesi var meşhur. Ben dedim, Taksim’e buna benzer işte bu güzellikte heykeller yapalım. Tutturdular sarımsak, soğan heykelleri, sucuk, pastırma heykelleri. Allah aşkına yapmayın. Bu tarz, böyle sanatlı çok güzel heykeller yapalım. İtalyan sanatçılar her an devreye girebilirler, kendi sanatçılarımız da olabilir. Çok güzel, böyle iç açıcı, muhteşem sanat eserleri yapabiliriz.

Tevrat ve İncil’in orijinalleri yakın bir zamanda bulunacak. Sürekli bulunuyor zaten ara ara. Biliyorsunuz Tevrat’tan parçalar bulunuyor, İncil’den parçalar bulunuyor ki iki bin yıllık, iki bin beş yüz yıllık.

Gerçeğin Gölgesi; işte özgürlük güzel ama özgürlük tabii ki kırıp, yıkmak, darmadağın etmek değil ama her türlü fikir beyan edilebilir. Benim gördüğüm serbest yani anlatılabiliyor ama terör ve anarşi teşvik edilemez.

“Heybetini yaratan Allah’a kurban olayım” diyor. “SubhanAllah, ayağa kalktığınızda bizde oluşan duygular tarifi mümkün değil” diyor Fatma Hanım maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güzel çiçekler var Adnan Bey, onları göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Ne şekermiş bunlar böyle, yaklaştır bakayım.  İnsanın bunları yiyesi geliyor, bayağı şekerler, Allah Allah, hayret. Bu da şeffaf çok şeker. Hayret bu kadar güzel olması. Ben böyle çiçek olduğunu bilmiyordum. Şunları hiç görmemiştim. Bu da çok şeker, avlulu ev için çok güzel. Her zaman böyle gösterelim güzel çiçekleri toplayın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’nın on üç ton bombayı patlatması sonucu hayatını kaybeden on altı köylünün ailelerini ziyarete giden HDP’liler köye kabul edilmediler. Köylüler şöyle bir açıklama yaptı: “PKK terör örgütünü tuttukları ve destek verdikleri sürece hiçbir zaman bizim köye giremezler. Belediye’nin bütün parası hem PKK’ya gidiyor. Bizim devletten başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Belediye bize otobüs bile göndermiyor.”

ADNAN OKTAR: İşte delikanlılar maşaAllah. Yiğit insanlar Allah’a sadık, Kitap’a sadık, vatanına sadık, milletine sadık, devletine sadık, sadık millet.

Laiklik İslam’da var Kemal Yıldırım. Şeytandan Allah’a sığınırım “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” nedir? Laikliğin çok kısa özeti ama tutturdunuz çok eski bin dokuz yüz kırklardan itibaren işte “laiklikle İslam bağdaşmaz.” Laikliği dinsizlik şeklinde uyguladıkları için orada bir yanlışlık oluyor. Yoksa Hristiyan serbesttir, Musevi de serbesttir, dinsiz de serbesttir, dindar da serbesttir.  Hepsi inançlarına uygun yaşarlar.  Hristiyan kiliseye gider, Müslüman camiye gider, istediği gibi ibadetini yapar ve inancını istediği gibi açıklar. Laiklik budur.

Kemal, “Hocam sosyal medyada hafız ve çarşaflı hanımların bir kesiminde çok acayip bir moda başlamış. Konuşma üslupları farklı, hareketleri farklı, yazışmaları farklı. Modernlikle, gelenekçiliği, entelliği karıştırmışlar bu kişiler. Ortaya çok garip bir tablo çıkmış, öğrendikleri inanca da zıt bir durum. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?” diyor Kemal. İşte ezikliklerinden. Hâlbuki Kuran İslam’ını doğrudan kabul etmiş olsa, böyle bir ezikliğe girmesine de gerek kalmaz. Zaten modernler üstü modern olur. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü