Harun Yahya

Sohbetler (27 Haziran 2016; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bitlis'te PKK’lı teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlatılması sonucu bir asker şehit oldu. Şehidimiz, Piyade Uzman Çavuş Hasan Hüseyin Gül. 

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı, koç yiğidi, nuru. Bak, nasıl yakışıklı.

KARTAL GÖKTAN: Bir diğer şehidimiz daha var. Dün Hakkari'de şehit olan Piyade Uzman Çavuş Mehmet Aslangiray.

ADNAN OKTAR: O da aslan, o da çok yakışıklı güzel. Cenab-ı Allah onlara ayrı bir boyut, ayrı bir hayat boyutu uygun görmüş. Bizler buralarda bu dünyanın zor şartlarında devam edeceğiz. Onlar cennet şartları gibi olan boyutta devam edecekler. Şehadetlerini tebrik ediyoruz. Allah nuruyla sarsın. Annelerine, babalarına uzun ömür, Allah'tan güzel sabır niyaz ediyoruz Rabbimiz’den.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan Düşünce Kuruluşu RAND Corporation, "Suriye için barış planı" adlı bir rapor hazırladı. Suriye'nin federal bölgelere ayrılmasını ön gören plana göre Suriye'nin batısı Suriye devletinin elinde kalırken Irak sınırı yakınlarındaki Doğu bölgeleri, Amerika ve müttefiklerinin yani PYD/PKK'nın liderlik ettiği Birleşmiş Milletler Barışı Koruma Gücü'nün kontrolüne geçiyor. Bu duruma Birleşmiş Milletler Barış Gücü, garantör oluyor. PYD'ye.

ADNAN OKTAR: PYD'ye? Bu acizlik. Halbuki bölgede onların hiç ihtiyacı yok. Hiçbir kuvvetin ihtiyacı yok. Ne Amerika'nın ne Birleşmiş Milletler’in ne NATO'nun... Bunlar it kopuk takımı. Hepsini oradan sürüp çıkarabilirler. Daha hala onları adam yerine koyan, saygı duyan bir üslup kullanıyorlar. Çok gereksiz. Bütün ülkeler PKK'ya karşı teslimiyetli bir tavır içindeler. Belçika olsun, Norveç olsun, Amerika olsun bayağı korkuyorlar. Çok çirkin bu. Halbuki "Kardeşim, siz anarşist teröristsiniz. Sizi bu şekilde istemiyoruz." deseler her yerde dünyanın her tarafında bunlar çökerler. Ama hayret edilecek şekilde bunları şımartıyorlar. Ondan sonra "Teröre karşıyız." diyorlar. İyi terörist-kötü terörist kavramı ortaya çıkıyor. O zaman dünyanın her tarafında teröristler şımarmaya başlıyorlar. Böyle olmaz. Kesin bir hüküm konulması lazım. Teröristin hükmü, reddedilmesi olması lazım. Dünyanın her tarafında hiçbir şekilde kabul edilmemesi lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kremlin; "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya lideri Putin'e üzüntülerini bildirdi." açıklaması yaptı. Açıklamada "Erdoğan, Rusya-Türkiye ilişkilerinin tekrar eski hale gelmesi için mümkün olan her şeyi yapacağını söyledi." denildi. Kremlin'den yapılan açıklamayı ilk olarak uluslararası haber ajansı Reuters duyurdu. Kremlin'den yapılan açıklamada Erdoğan pişmanlık ve taziyelerini ifade ederek "Üzgünüm dedi." ifadelerini kullandı. 

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca akıllı insan. Nezaketli bir üslup kullandığı anlaşılıyor. Akıllı insan komşularıyla iyi geçinir, Türkiye'yi yalnız bırakmaz. Türkiye gereksiz olarak çok yalnız bırakıldı. Ben onu ısrarla söyledim; "Bir dostluk politikası olsun." dedim. Türkiye ani bir dostluk politikasına başladı. 

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Büyükelçisi Moore'dan Türkiye'nin yerli savaş uçağı projesi TFX için bir teklif geldi. Türkiye'nin TFX projesi devasa bir proje, tek başına yapmak mümkün değil. Bunun için birlikte yapmak istiyoruz. Birleşik Krallık, "Türkiye'nin TFX vizyonunu gerçekleştirebilmesi için istediği teknolojiyi vermeye ve bu ürünün üçüncü ülkelere satışı için destek ve yardım sağlamaya imkan verecek bir anlaşma için her şeye hazır." dedi. 

ADNAN OKTAR: Birleşik Krallık, İngiliz devleti dostmuş yani. Bize uçak fabrikası kuracak. İyi, çok güzel gelişme. O zaman İngiltere'ye karşı temkinli olmamıza artık gerek kalmadı. Demek ki yanlışmış, İngiliz derin devletinin Türkiye aleyhinde faaliyet falan yaptığı yanlışmış. Yanlış konuştuğumuzu anlamış olduk. Ve uçak fabrikasını da kuracağız. Uçaklarımız bütün dünyada satılacak. Türk ordusu da bu uçakları kullanacak. İngiltere de bizi böylece askeri yönden, her yönden desteklemiş olacak. Güzel bir hikaye. Mutlu sonla bitmesi gereken bir hikaye. Pratik öyle mi? Pratik öyle olmaz. Bunlar siyasi taktik.

Bir televizyon kanalında, 1AN TV'de Akıl Oyunları isimli program olacak. Mehdiyet'i konuşacaklarmış Oktar'la. MaşaAllah.

Şimdi ezan okunuyor. Biz kısa ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Homoseksüellik: Müslüman Toplumlara Empoze Edilen Karanlık Tehlike 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Evet, Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Yusuf Kaplan, İngiltere hakkında şöyle bir yazı yazdı; "Amerika küresel sistemin sopasıdır, kaba güçtür, beyin değildir. Küresel sistemin beyni İngilizlerdir. İngilizler geliyor. Hem de çok berbat bir şekilde büyük risk alarak geliyorlar tarihi yeniden kendileri yapabilmek için. İngilizlere asla güvenilmez. Şeytana pabucunu ters giydirecek tiynette, sinsilikte bir türdür İngilizler. Türkiye, İngilizlerin saldırısını püskürtebilmek için Yahudilerle anlaşıyor. Çok riskli bir iş bu."

ADNAN OKTAR: Yok yahu. Museviler Tevrat'a tâbi olduğu için Tevrat çizgisinde hareket eder. Ama İngiliz derin devletinin "İngilizler" demiş. Onu yanlış demiş. İngilizler masum, tertemiz insanlar. İngilizlerin bir suçu yok. İngiliz derin devleti alçak, pislik olandır, tehlikeli olandır. Ama olaya uyanmış olmasının sebebi yine bizleriz. Biz anlattıktan sonra bütün her yerde bir uyanma başladı. Ne söylesek kısa süre sonra o devlet politikası oluyor, hükümet uygulaması oluyor. Allah'a çok şükür. Çünkü aklın yolu bir, aklın yolu bir. Yoksa biz ne desek hükümet uyacak diye bir şey yok. Ama akılcı olduğu için söylediklerimize hükümet uyuyor. Mesela Rusya ile barışmak akılcı bir yol, özür dilemek akılcı bir yol. Tayyip Hoca çok iyi yaptı. Allah razı olsun. İyi güzel ataklar, güzel gelişmeler peş peşe geliyor. Zaten siz de basından takip ediyorsunuz. Kardeşim iki günlük dünya burası öfkeyle, nefretle yaşanacak bir yer değil. Ama İngiliz derin devleti metafizik bir güce, şeytana tâbi oldukları için onlarla, şeytanla mücadele eder gibi mücadele edilmesi lazım. Çünkü o olmazsa başka birine Allah o imkanı veriyor. Yani illa ki deccal birinin eline geçer, deccaliyet. Deccaliyet hep böyle elden ele yıllar içinde, yüz yıllar içerisinde, binlerce yıllık dünya tarihi içerisinde el değiştirerek her asırda görev yapmıştır. Fakat ahir zamanda deccaliyet en güçlü dönemine gelmiştir. Nemrut'tan Firavun'a geçer, Firavun'dan Sezar'a geçer, Sezar'dan deccalin eline geçer. Yani bu elden ele geçen şeytani bir bayraktır. Mehdiyet de öyledir, elden ele. Hazreti Davut (a.s)’tan Süleyman (a.s)'a, Süleyman (a.s)'dan devam eder gelir gelir gelir gelir ta Mehdi (a.s)'ye kadar. Elden ele geçen bir Mehdiyet bayrağı vardır bir de şeytani deccaliyet bayrağı vardır. İki güç sürekli çatışır, mücadele ederler. Şuan deccaliyetin bayrağı, İngiliz derin devletinin elinde. Şeytanın desteğiyle hareket ediyorlar. Tabii ki Türkiye'nin İsrail'le arkadaş olması, dost olması akılcı bir hareket. Yani riski olan bir şey yok. Çünkü onlar da imanlı, onlar da imanlı. İmanlı insanlardan bir zarar gelmez.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye-İsrail ilişkilerine ilişkin mutabakatla ilgili açıklamada bulundu; "Mavi Marmara baskınında ölen vatandaşların ailelerine yirmi milyon dolar tazminat ödenmesi ve Gazze'ye koyulan ablukanın hafifletilmesi konusunda anlaşmaya vardık. Bu amaca yönelik olarak Cuma günü ilk gemimiz, on bin tonu aşkın insani yardımla Aşdod Limanı'na doğru hareket edecektir. Gazze bölgesi başta olmak üzere elektrik ve su ihtiyacı için çalışmalara başlanacak. TOKİ'nin Gazze'de konut projesinin önü de açılmış oluyor. Sanayi bölgesinin hızlandırılması için mutabakata varıldı."

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca'nın bu atağı, İttihad-ı İslam atağı tabii. Güzel bir atak. Sakin yerinde duracağına karınca kararınca bir güzel çalışma. İyi bir adım. Türkiye'nin bir ayağının Gazze'de olması çok güzel. Osmanlı döneminde ayağımız zaten oradaydı. Ayağımız hiç kesilmedi oradan. Ama İsrail de aynı şekilde bizim evladımızdır, kardeşimizdir. Müttefik ruhuyla hareket edeceğiz. 

GÖKALP BARLAN: Mehdiyet’in içinde İsrail'in, İran'ın ve Rusya'nın da olacağını söylemiştiniz. Bu üç ülkenin önemli olduğunu söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

GÖKALP BARLAN: Siz, Mehdiyet’in içinde İsrail'in, İran'ın ve Rusya'nın içinde olacağını söylemiştiniz. 

ADNAN OKTAR: İsrail, Mehdiyet’in içinde mühim görev sahibi. Rusya da mühim görev sahibi. İran da mühim görev sahibi. Türkiye de çekirdektir. Türkiye ile İsrail'in anlaşması için aylardan beri uğraşıyoruz. Sürekli buraya heyetler geliyor. Tüm İsrail'in en itibarlı, en güçlü beyinleri, yöneticileri, asıl yöneticileri olan kişiler sürekli Türkiye'ye gelip gidiyorlar. İftarımıza gelen kişiler içerisinde de çok hayati öneme sahip, önemli kararların mercii, önemli kararların danışıldığı insanlar da vardı. Yine konuştuk. Zaten son aşamaya gelindiği de biliniyordu. Aylar önce bu konular konuşuldu zaten. Yeni konuşulan bir şey değil. Sonuç gayet güzel. Hükümetin üstüne acayip baskı yapılıyordu. Biz hükümeti sürekli cesaretlendirdik, şevklendirdik. "İsrail'le sakın dost olma. İsrail şeytandır. İşte küçük şeytan, büyük şeytan. Yaklaşmayın." Şu bu falan. Hükümeti yıldırmaya çalışıyordu gelenekçi Ortodoks Müslümanlar. Halen de yapıyorlar, şuan da yapıyorlar. Biz hükümete sürekli cesaret verdik, şevklendirdik, azmini artırdık, kararlılığını artırdık ve hükümet güzel bir karar verdi. Türkiye’nin her yeri kapanmıştı. Şu an Türkiye’nin pencereleri açılıyor. Temiz hava Türkiye’ye gelmeye başladı. Rusya penceresi açıldı, İran penceresi de sonuna kadar açılacak. İsrail penceresi de açılacak. İttihad-ı İslam’ın kapıları bunlar. Bu kapılar açıldıkça nefes de sağlıklı hale gelecek.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Reuters’in haberine göre Netanyahu Türkiye ile yapılan anlaşma hakkında, “Anlaşma İsrail ekonomisi üzerinde de muazzam etkiler bırakacak. “Muazzam” ifadesini özellikle kullandım” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi bak, onun sebebi şu. İşte “Türkiye’ye o kadar para verdiniz.” Zarar ettik mantığında olmasınlar diye kendi halkına siyasi bir taktik, siyasi bir üslup kullanıyor. Ki makul bunu söylemesi. Çünkü hakikaten Musevilerden çok kızan olmuştur. Aynı Türkiye’de olduğu gibi orada da muhalif, radikal, hükümete tavır alan insanlar oluyor. Onları dengede tutmak için çok itinalı olmak gerekiyor. Yani şunu demek istiyorlar; “Bir koyup, on alacağız” Yani “bir kaybımız var ama on kazanırız.” Doğru söylüyor. Tabii ki kazanır, karşılıklı kazanç olacaktır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Güneydoğu’da PKK terörü nedeniyle evi, iş yeri zarar gören vatandaşlarımızın devlet tarafından on bin liraya kadar olan zararları karşılanacak. Ramazan bayramı öncesi de evi zarar gören yaklaşık on bin aileye bayram yardımı yapılacak. Valilikler aracıyla aile başına yaklaşık beş yüz lira bayramlık destek sağlanacak. Ayrıca evleri yeniden yapılanların ev eşyalarının bir kısmı da devlet tarafından karşılanacak.

ADNAN OKTAR: Bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? Sevgide coşku olur. “Sevgi Coşkuludur” diyelim.

Bu Haham Hollander, asıl Sanhedrin’in başı. Sanhedrin, İsrail’i yöneten hahamlar topluluğu. Onun başı olan kişi, Allah razı olsun iltifat olarak söylüyor ama “sizin sayenizde” dedi “Türkiye’yle İsrail arasındaki meseleler çözülüyor” dedi. “Barış anlaşması da imzalanıyor” dedi. Çünkü ısrarla takip ediyoruz, teşvik ediyoruz. Çünkü hükümeti o kadar caydırmak için uğraşıyor ki, solcular da caydırmak için uğraşıyor fakat sağın gelenekçi Ortodoks kısmı akıl almaz bastırıyor sanki şeytanla iş birliği yapılıyormuş gibi. “Aman aman” Niye “aman aman?” İsrail, Kuran’da yüzlerce yerde geçen bir kavim. Yani üç milyon-beş milyon insana karşı gösterilen yakışıksız tavır Kuran’a hiç uygun değil. Allah “Musevilerle evlenebilirsiniz” diyor. “Yemeklerini yiyebilirsiniz. Siz onları kendi yemeğinize davet edebilirsiniz” diyor. “Ticaret yapabilirsiniz.” Yani Peygamberimiz (s.a.v.) zaten örnek oluyor. Cübbesini altlarına seriyor. Saygı gösteriyor, hürmet ediyor.

Ali Karakuzu; “Türkmen Dağı yanıyor.” Türkmen Dağı, Türkiye orada ağırlığını koysun. Yani “Burası dokunulmaz. Askeri operasyon yapılmaz bir bölge ilan edilsin” desin. Küçük bir bölge zaten. Oradaki kardeşlerimiz rahat etsin.

Hurdacı; “Allah’tan korkunuz bitmiş sizin. İsrail ve Ruslarla dostluğu övüyorsunuz.” Kardeşim, sen peki düşman olunca eline ne geçecek? Bunu bana bir anlat. Rusya’yla düşman. Şimdi bir adam ya dosttur, ya düşmandır, değil mi? Düşman olunca eline ne geçecek Ruslarla? Ruslar nur gibi insanlar. Niye düşman olalım? Niye müttefik olmayalım. Yani şunda mantık var mı Hurdacı kardeş? Ruslarla karşıt olalım istiyorsun, dost olmayalım. İsrail’le de dost olmayalım. Yunanistan’la da dost olmayalım. Irak’la, Suriye’yle de olmayalım. İran’la da olmayalım. Peki, ne istiyorsun sen? Nasıl olması gerekiyor? Bir aklını başına al. Aklını başına topla. Sevgi güzel, dostluk güzel. Ehl-i kitap bu insanlar. Ehl-i kitapla evleniliyor. Kadınlarla evleniyorsun. Yemeği yenir. Sen onu kendi yemeğine davet edersin.

Nehir Nil; “O değil de Adnan Hoca “özür dilensin” dedi. Özür dilendi. “İsrail’le barışılsın” dedi. Barışıldı yani. Helal olsun” diyor. Aklın yolu bir de onun için. Çünkü hükümete baskı yapıyorlar. “Rusya’dan özür dilenmez” diye. Özür dilenir. Bir şey olmaz. Bir nezakettir, bir efendiliktir. Hep aleyhte bilgi verirler Tayyip Hoca’ya hep; “Sakın, sen büyük adamsın. Sana yakışır mı özür dilemek? Kim oluyor onlar? Niye özür dileyelim ki?” Hep bu tarz yani. Kardeşim, özür dilemek nezaketin, efendiliğin, güzel ahlakın bir gereğidir. İnsan hayatında defalarca özür diler. Bir hürmet belirtisidir. Kaliteli insan alametidir. Bir şey yok bunda. Biz de destek vermesek yani bu konuya tek yanlı bastırıyorlar. “Aman özür dileme, özür dileme.” Niye özür dilenmesin? Adam öldürülmüş. Uçak düşürülmüş. Özür dilenir. “Zaten ben çok üzüldüm” diyor. “Canım yandı adamın ölmesinden” diyor. Gayet güzel yaptı. Allah razı olsun, doğru yolda. İsrail’le dostluk; aylardan beri uğraşıyoruz. Buraya gelenler zaten İsrail’in gerçek yöneticileri. Yani mesela Başbakan oluyor ama Başbakan’ı asıl yönlendiren hahamlardır. Hahamların sözünden çıkamaz Başbakan. Yani kendi kafasına göre hareket edemez. Alınan karar uygulandı. Yani onlar da dediler ki; “biz özür dilemeyiz” dediler. Tevrat’tan gösterdim özür dilemenin Musevi ahlakında bir hüküm olduğunu. Israrla da anlattım. Yani pratik hayattan da anlattım aynı Tayyip Hoca’da olduğu gibi. “Tamam” dediler. “Özür dileyelim.” Tazminatın da yine Tevrat’taki hükmünü de gösterdim. Onu da kabul ettiler ve konu halloldu, Allah’a çok şükür.

Kardeşim, dostluk İsrail’le ve Rusya’yla maddi çıkar için değil, manevi çıkar var. İttihad-ı İslam için hayati konu. Çünkü İsrail, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyor. Rusya da dindar, dindar olmak isteyen insanlarla dolu. Otuz milyonun üstünde Müslüman var Rusya’da. Niye dost olmayalım? Dindar Hristiyanlar var, otuz milyonun üstünde de Türk Müslüman var. Niye dost olmayalım? Niye İttihad-ı İslam için onlarla ittifak etmeyelim? Putin can atıyor İttihad-ı İslam için. Alenen savunuyor İttihad-ı İslam’ı. İsrail de İttihad-ı İslam olsun istiyor. Niye küs olalım bu insanlarla? Burada maddi bir çıkar yok, manevi çıkar var. Ama tabii maddi yönden de Allah bir güzellik, nimet ihsan eder böyle hayırlı faaliyetlerde. Ama düşman olmanın, muhalif olmanın hiçbir mantığı, açıklaması yok.

Tayyip Hocam, bak, Allah razı olsun mümin, muttaki bir insan. Helal olsun. Helal süt emmiş, yiğit delikanlı olduğu için bunu yaptı. Şu an o daha yüceldi. Bu küçük düşürmez onu; büyütür. Kalplerde yücelir, daha çok saygı, daha çok sevgi demektir bu. Tayyip Hoca aklı başında delikanlı ama iyi sahip çıkmak lazım. Ters yönde telkin yapanların telkinlerini bozmak lazım. “Sıradaki özür kime?” Sıradaki özür kime? Kim olursa ona. Bu bir nezakettir. Bir insan hatasız olur mu? Olmaz. Ayrıca o Tayyip Hoca’nın hatası da değil. Bak, başkasının hatası için özür diliyor. O onu yüceltir. Boş yere etiket falan yapıyorsunuz. Sadece onu yüceltir. Tayyip Hoca’yı kalplerde parlatır. Asaletine yakışanı yaptı. Nezaketine yakışanı yaptı. Müslüman evladı olduğunu gösterdi. Müslüman terbiyesinin nasıl olduğunu gösterdi. Asil insan nasıl olur, onu gösterdi. Çok doğru hareket etti. İstediğinizi konuşun. “Sıradaki özür kime?” lafa bak ya. Kardeşim, yanlışlık yaparsan yine özür dilersin. Niye olmasın yani? Bilmeden birini kırarsın, özür dilersin. Her gün insan özür diliyor, sokakta da. Hatta bir kelimeyi yanlış kullanıyor. “Özür dilerim, pardon” diyor, düzeltiyor. Spikerler konuşurken bir şeyi yanlış telaffuz ediyorlar. “Özür dilerim” diye hemen düzeltiyor. Ne oluyor? Bu onu yüceltir. Hayır, direkt de devam edebilir ama özür diliyor. Bu efendiliktir.

BÜLENT SEZGİN: “Ölen Rus pilotun ailesinin acısını paylaşıyoruz. Onun ailesi Türk ailesi gibidir. Bu şekilde görüyoruz” demişti.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel. Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: “Ölen Rus pilotun ailesinin acısını paylaşıyoruz. Onun ailesi Türk ailesi gibidir. Bu şekilde görüyoruz.” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu ahlakı dünyada gösterecek yiğit delikanlı çok nadir çıkar. Tayyip Hocam dizüstü Erbakan Hoca’nın yanında yerde dizüstü oturup sohbet dinleyen bir insan. Mürşitlerin yanında dizüstü yerde oturup Kuran dinleyen bir insan, mümin evladı, Müslüman evladı. O terbiyenin gereğini yapıyor. İki hareketi de çok doğru, sonuna kadar yanındayım. Kuran’a göre de, Tevrat’a göre de çok doğru hareket etti. Yaptığında hiçbir hata yok. En ufak bir hata yok. Çok isabetli hareket etti. Allah razı olsun.

KARTAL GÖKTAN: Az önce Başbakan Binali Yıldırım bir açıklama yaptı. Sayın Erdoğan’ın Çarşamba ya da Perşembe günü Putin’le telefonda görüşeceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Güzel, konuyu bitirdi Tayyip Hocam.

Canım, biz tabii Yakup (a.s), İshak (a.s) meselesi değil o konu, demin anlattığım konu. Hepsi Hz. İbrahim (a.s)’in evlatları, en başa dönmek lazım. İbrahim (a.s)’dan başlamak lazım. Museviler de Hz. İbrahim (a.s) evladı, Müslümanlar da Hz. İbrahim (a.s) evladı. Yoksa İshak (a.s)’dan olanlar da İsrailoğulları oluyor,  İshak Peygamber. Ama dedeleri esastır. Dedeleri İbrahim (a.s). Kuran’da da Cenab-ı Allah zaten dedeleri İbrahim (a.s)’ı esas alıyor, İbrahim (a.s)’ın evlatları. Biz İbrahim (a.s)’ın evlatlarıyız ve onun Hanif dinine uyuyoruz. Museviler de öyledir, Müslümanlar da öyledir. Bir kere çok da güzel de konuşmuş. “Bir kez daha üzüntümü ve derin baş sağlığı dileklerimi ölen pilotun ailesine iletmek istiyorum ve özür diliyorum” Bitti. Mükemmel. “Tüm kalbimle acılarını paylaşıyorum” Yedi ceddine rahmet olsun. Çok doğru yaptın, çok güzel yaptın. Bak, “Tüm kalbimle acılarını paylaşıyorum. Rus pilotun ailesini Türk ailesini olarak kabul ediyoruz. Verilen acıların ve zararların hafifletilmesi için gerekli tüm inisiyatifleri almaya hazırız” Bitti, bu kadar. Tayyip Hocam, sen çok tarihi mükemmel, asil bir hareket yaptın. Sana söylenen laflar, olumsuz laflar senin makamını daha da yüceltir. Çünkü sen çok mükemmel bir şey yaptın. Sana ters laf ediyorsa şeytan da lafı tersten okur zaten, kalbi kapalı olanlar da tersten okur. Onların tersten okudukları; onlar da seni yüceltir. Gönlün rahat olsun. Görünür, görünmez kuvvetler seni koruyor. Gönlün rahat olsun.

Türkmen Dağı konusunda Türkiye bir şeyler yapar. Orası zaten sivil halkın bulunduğu yer sivil halkla kimse muhatap olmaz.

Tayyip Hocam Mehdiyet çizgisinde ilerlediği için, Mehdiyet’in ahlakını uyguladığı için Allah’ın koruması altında olduğu açık ve alenen görülüyor. Ona başarıyı veren Allah, muğber hale getiren de Allah. Hak yolda, samimi yolda ilerlemeye devam Tayyip Hocam, gönlün rahat olsun kılına dokunamazlar evvelAllah, kılına dokunanın kolunu kırarız kanunla hukukla, ilimle irfanla gönlün rahat olsun. Gördüğün, görmediğin çok fazla dostun var devam.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Karanlık Tehlike Bağnazlık isimli kitabınızdan yararlanılarak hazırlanan belgesel serisinin ikinci bölümü de yayınlanmaya başlıyor inşaAllah. Bu bölümün başlığı “cihat ne değildir?” Bu belgeselde İslam’ı vahşet dini gibi göstermeye çalışanların yanlış kullandıkları iki kavram olan şeriat ve cihat kavramları üzerinde duruluyor. Gerçek Kuran şeriatının sevgi ve saygıya dayalı olduğu anlatılıyor. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.) dönemindeki zor dönem ve o dönemde savaşların sadece savunma amaçlı gerçekleştirildiği kaynaklarıyla gösteriliyor. Bu belgeseli kardeşlerimiz yarın yani 28 Haziran Salı günü saat 15.00’da kanalımızda A9 TV’de izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Ruslar çok efendidir, onlarda hep Osmanlı terbiyesi vardır böyle enaniyet, kibir, ukalalık falan olmaz onlarda, hep mütevazidirler, güzel huyludurlar bu güzel insanları niye kazanmayalım? Niye sevmeyelim? Mantığa bak ya, onu sevme, bunu sevme, ona düşman ol, buna düşman ol ya adam aklından şüphe etmiyor, ben bir anormallik mi yapıyorum? Bu sevgisizliğim normal mi? Demiyor. Sevgisizliği, nefreti akıl gibi görüyor. Kardeşim aklı olan sevgisizliğin, nefretin uçurumuna düşer mi?

Tayyip Hocam, en doğru olanı yaptı Allah razı olsun. Etrafındaki bazı kişilerin de sözünü dinlemediği için ona teşekkür ediyorum. Sana yakışmaz bilmem ne, Allah Allah Müslüman ahlakı, o zaman diyeceksin namaz kılmak da sana yakışmıyor diyeceksin ondan sonra, özür dilemek bir efendiliktir, erdemdir, güzelliktir.    

Almanya’da geçen hafta sinemaya saldırı yapan bir kişi vardı hatırlıyorsunuz, bugün Bild Gazetesi’nde onun bir resmi yayınlandı. Göğsünde ne yazıyor biliyor musun? “Doğal seleksiyon” yazıyor bak Darwinizm’in zehrini her yerde görüyoruz, doğal seleksiyon yani ben diyor doğal seleksiyonla insanları yok ediyorum diyor. Darwin’in dediklerini yapıyorum diyor doğal seleksiyon. Daha önce de o bir homoseksüel sapık vardı oda aynı şekilde “doğal seleksiyonun gereğini yaptım” demişti, bu da aynısını söylüyor.

“Güzeller güzeli yakışıklı Hocam, değerli Hocam, kalitesizliğin bir ruhu vardır demiştiniz diyor bunu anlatır mısınız?” Diyor. Şimdi kalitesizlik hakikaten birkaç cümleyle tarif edilecek gibi bir şey değil. Fakat bölümlere ayırıp detaylandırılırsa onların bütününden bir anlam çıkar, öyle yapmak lazım. Kalite bir kere cennet zevkidir. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) çok kaliteliydi o devrin en kalitelisi ama şimdi asrımızda olsa bu devrin de en kalitelisi olur, o garip çok, garip bir kanun. Kalitesizliğin ana sebebi Allah korkusunun olmaması oluyor, Allah inancının olmaması bir kere bu çok temel sebep. Kalitede en çok istenen şeylerden birisi sanatçı ruhtur, mümin sanatçı ruhludur, sanatçı ruhlu olması lazım, sanatçı ruhu olmazsa cennetin güzelliğini göremez. Bütün detaylarıyla onu takdir etmesi için, cennetin ihtişamını takdir etmesi için, Allah’ın sanatını takdir etmesi için müthiş bir sanatçı ruha ihtiyaç var, ince ince detayları görmesi lazım. Saygılı olması lazım, sabırlı olması lazım, egoist olmaması lazım, fedakar olması lazım, ruhunda coşkulu bir Allah sevgisi olması lazım ama çok coşkulu, bunu zaman zaman anlatacağım bunları, bunların toplamı işte, bunların toplamından oluşuyor. Mesela sanatçı ruhu olan bir insan Allah için kadınları seviyorsa kadının güzelliğine doymaz onda hep güzel yönleri arar mesela şeytani kafada olan da kadında çirkin yön arama üstünedir bak çok net. Müslüman mesela güzel bir eve gittiğinde o evin güzelliklerini görür, şeytani kafalı olan da o evdeki eksiklikleri işte yahut kendince çirkin gördüğü yönleri görür ve ısrarla da onları belirtir teker teker şaşarsınız çok görüyorsunuzdur. Nefis bir eve gelir adam bu merdivenler niye böyle? Der. Mesela kadın tepeden tırnağa çok güzeldir “ya burnun hafif senin eğik gibi mi bana mı öyle geliyor?” Der bak şeytanın azgınlığını görüyor musun? O kadar güzelliğin içinde kafasını taktığı şeye bak, bir kere öfke ve nefret insanda olmaması lazım. Kindar insan kaliteli olamaz, affedici, şefkatli, merhametli ve fedakar olması lazım, kabadayı ruhlu olması lazım sevdikleri için ölümü göze alması lazım Allah rızası için. Kalitenin temel nedenlerinden biri, egoist bir adam hiçbir şekilde kaliteli olamaz, egoist, bencil tamamen kitlenir asil olması lazım. Adiliğin kökeninde egoistlik, bencillik vardır, çıkarcılık vardır, kindarlık vardır.

Ekmekçiler yeni asker. Bir kere şu üslubu bırakın Allah aşkına çok sevgisiz, küt bir üslup bu, birde bunun hiçbir faydası olmaz yani beni de etkilemez, kimseyi de etkilemez ama bu sizde bir sitil bu geçlerde bazı gençlerde. Bunu aynı sözü uygun nezaketli bir üslupta kullanabilirsin ve çok daha etkileyici olur, sana da çok faydası olur, dinleyene de faydası olur.

Mesela diyor ki, “bugün Siyonist İsrail devleti Müslümanların ibadet yerlerini baskın yaptılar. Dostlarınıza şikayet ettiniz mi yoksa kabul mü edeceksiniz?” Çok gereksiz, anlamsız bir giriş yani Siyonist, miyonist diye önceden de bir giriş yapmak. İsrail evet Siyonist doğru, Siyonizm’e ne diyoruz? “Bizim İsrail’de yaşama hakkımız” diyorlar, bunda ne var? Türkiye’ye de sorsan biz Türkiye’de yaşama hakkımız var diyorsun, bunun adına Siyonizm dersen gayet makul bir şey olmuş oluyor. İbadet yerlerine baskın yaptılar. Kardeşim şimdi orada terörist, anarşist varsa ibadet yerine polis baskın yapar, polise ateş ediyorsa, kan döküyorsa yapar ama durduk yere ibadet yerine baskın varsa bu zülüm olur kim yapıyorsa yapsın, detay vermemişsin? Ben İsrail’de olan anormal bir durum olduğunda hemen kardeşlerimizi ararım İsrail’i, bana çok detaylı bilgi veriyorlar. Bir anormallik varsa hemen dava açıyorlar hemen gereğini yapıyorlar. Eğer anormallik yoksa makul gerekçesi neyse mantığını açıklıyorlar, kaç defa oldu bu gördünüz saati saatine, dakikası dakikasına bilgi aldım ve doğru bilgiyle insanları bilgilendirdik.

Şimdi kalite deyince mesela köyde bir kalite vardır, köylü kalitesi vardır. Mesela misafir gelir ayağa kalkar, çok nezaketli konuşur, sevgi doludur mesela bir tavuğu vardır keser onu beraber yerler bu nefis bir kalitedir. Ama mesela bir İngiliz derin devletinin bir homoseksüel züppesi gelir bacak bacak üstüne atar, itlik yapar yanında getirdiği kendi yemeğini yer mesela arsız arsız etrafa bakar, millete çirkin laflar eder, büyüklük yapar, züppelik yapar bu ahlaksızlıktır ama ona sorsan çok kalitelidir değil mi halbuki o ahlaksız basit bir insandır kaliteli değildir. Kalite yüksek vicdan, yüksek sevgi düzeyi ve sanatçı ruhla iç içe olan bir gelişmedir, yüksek Allah korkusu, yüksek Allah sevgisi insanlara Allah için derin sevgi duymadan kaynaklanan güzel bir ruh halidir.

Dışarıda insanların en çok hoşuna giden şey, bir yere gidip yemek yemek olduğunu görüyorum. Her yer kafelerle dolu, büfelerle dolu. İçgüdüsel olarak yemek yeme duygusu çok galip geliyor, benim gördüğüm. Ramazan için demiyorum, genel. Genç kızlar da öyle; bir yere gitti mi hemen tost alıyor, hazır bir yiyecek alıyor eline başka bir kola mola gazoz falan bir şey alıyor. Onu yiyor. Biraz sonra gidiyor, orada patates kızartması satılıyor, ondan alıyor. Bir yere gidiyor, patatesi fırında pişiriyorlar arasına bir şeyler koyuyorlar, onu görüyor ondan alıyor. Bu sefer çok kilo alıyorlar. Bir kısmı da hastalık derecesinde zayıflığa meraklı, moda olarak. Beden gelişimleri tam olmuyor. Genç kızların üstündeki baskı daha şiddetli. Delikanlılara bakıyorum, dalyan gibiler maşaAllah. İki metreden aşağı delikanlı, nadir oluyor bazı yerlerde. 1.95, 1.85 bayağı yapılılar maşaAllah. Hep Osmanlılar maşaAllah. Ama genç kızlara pek özen gösterilmiyor gibi geliyor bana. O çocukların spor yapma imkanı daha dar gençlere nazaran. Beslenme konusunda çok baskı altında olduklarını görüyorum. Çünkü normal vücuda sahip oluyorlar, çok eleştiriliyorlar; "Yok, kalçan şöyle. Yok bilmem neren böyle." Genç kız öyle olur, ne var? Kum saati gibi olur. Onda anormal olan ne var? Aşırı zayıflamasını istiyorlar. Bir kısmını da çok sıktıkları için o çocuklar aşırı derecede yemek yiyip çok kilolu hale geliyorlar. Her ikisi de olacak iş değil. Bu kalite anlayışı açısından diyorum, Anadolu'ya gidiyor bazı televizyon kanalları. Orada halk yemek yapıyor yahut bir araya geliyorlar, sohbet ediyorlar. Onlarla çirkin, züppe bir üslupla, alaycı bir üslupla konuşuyorlar. Ama çok sıkıcı oluyor. Ve sürekli onları aşağılamaya çalışıyor, küçük düşürmeye çalışıyor. Onlar nezaketle cevap veriyor, çok efendi cevap veriyor yine züppelik yapıyor. O nezaketli bir cevap veriyor yine böyle çakalca cevap veriyor. Sürekli onları küçük düşürme üstüne kurulu bir tiyatroya benziyor yaptıkları. Ve bunu izleyen insanlar bayağı sıkılıp rahatsız oluyorlar. Çünkü onların konuşmaları çok tatlı ve çok hoş. Anadolu'nun o tertemiz ruhu, o örselenmemiş, bozulmamış, dejenere olmamış o güzel ruhunu orada görüyoruz. Ama onlarda kaşarlığın, arsızlığın, basitliğin kirliliğini görüyoruz. Oraya götürme o pisliğini. Onları da kendin gibi pis yapmaya çalışma. O bizi tiksindiriyor ve çok rahatsız ediyor. Hoşumuza gitmiyor o bizim, eğlenmiyoruz da. Mesela kaymakam gelir köye, köyde şapkasını çıkartır; "Efendim siz nasıl emrediyorsanız öyle olsun. Şunu yaptık efendim." falan diyor. Ama o bir kalitedir. Çünkü o köy kültürünün tertemiz yönünü ortaya çıkartıyor. Gayet güzel bir sevgi ortaya koyuyor, müthiş bir hürmet gösteriyor. En güzel yiyeceklerini getiriyor. En güzel örtülerini seriyor. Egoist olmadığını, bencil olmadığını gösteriyor. Ama mesela onun karşısına geçen bir şahıs diyelim, herhangi bir insan bacak bacak üstüne atıyor, sigara yakıyor, sigarayı onların üzerine üfürerek falan böyle, terbiyesizlik yapıyor. Bakan bir insan için o züppe kaliteli görünebilir. Halbuki kaliteli değil, o aşağılık birisi. O köylünün yaptığı da züppe birisi için kalitesiz görünebilir. Halbuki o gerçek bir kalitedir. O bir güzellik. Mesela kedi de kalitelidir hayvan. Mesela kendini temizler, en güzel yere gider oturur, çok şekerdir. Mesela köpek de kaliteli olur. Mesela bizim Acar bakışları falan çok tatlı, gayet kibar ama mesela bazen şirret köpekler vardır, her şeye saldırır, bilmem ne yapar falan öyle değil. İnsan da, bitki de kaliteli olur. Mesela çiçekler çok kalitelidir. Meyveler çok kalitelidir, tertemizdir. Kokusuyla temizliğiyle. Allah yaratır kaliteyi. Sevgiyle, sanatçı ruhla iç içe olan yapıya denir kalite diye. Mesela köyde evin önüne teneke kutulara çiçek eker, başka yok elinde çünkü. Oraları süsler, oraya bir üzüm asması asar, o fakir evine. Ora çok kaliteli hale gelir. Misafir gelir o yerde oturur, seni gelir sedire oturtturur. Bu bir kalitedir. Burada bir aşk var çünkü bir sevgi var. Aşkla sevgiyle iç içedir kalite. Yani sanat, aşk ve sevgiyle iç içe olan yapıya deniyor kalite. Yoksa züppelik anlamında değil. Mesela adam giydiği kıyafetle millete tepeden bakıyor, öyle olmaz. Veyahut İngilizcesiyle züppelik yapıyor, bu kalite değildir. Sürekli yabancı kelimeler kullanıyor. Onunla ezmeye çalışıyor karşısındakini bu bir kalite değildir. Bu sadece kendini küçük düşürmüş olur. Komik duruma düşer. Veyahut mesela köylü bir insan şivesini değiştirmeye çalışıyor, olmaz. Kendi şivesiyle konuşacak. Kaliteli olan o olur. Mesela Sakıp Sabancı gelirdi, kendi üslubuyla konuşurdu, gayet kaliteli duruyordu. “Ya gardaşım” falan böyle. Kırılıp dökülmüyordu.

(Bergen) Bu mazlum kadıncağız gereksiz yere çok acı çekti. Devlet  hükümet mi diyelim, o zamanki emniyet gücü mü? Gerekli özeni göstermedi. Adam gitti yüzünü yaktı çocuğun. Uzun yıllar öyle kaldı. Sonra çekip vurdu onu. Çok büyük bir zulüm. Yok seviyormuş da bilmem be.  Kardeşim öyle sevme mi olur? Zulüm yapıyorsun, zalimlik yapıyorsun ve işkence bu yani ve yaptığında çok büyük haram. Sonsuz cehennem azabıdır karşılığı. Mazlum kadın sana zarı yok, zoru yok. Onu çekip vurdu, çocukcağızı. Yazık günah yani. Halbuki istese devlet onu çok rahat korurdu. Çünkü tehdit alıyor daha önceden. Yanına bir polis verseler hiçbir şey olmaz yani.

BÜLENT SEZGİN: Hamas’tan yeni bir açıklama vardı.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk halkının Gazze’deki halkımıza olan destekleri ve ablukanın hafifletilmesi yönündeki çabalarını takdir eder, kendilerine teşekkür ederiz” açıklamasında bulundu Hamas.

ADNAN OKTAR: İşte Tayyip Hocam Osmanlı ruhuyla yaklaşıyor, güzel yapıyor. İttihad-ı İslam ruhuyla yaklaşıyor. Yok yok, Tayyip Hoca çok doğru yapıyor, hiç kimsenin sözüne itibar etmesin. Yirmi milyon dolar alınması bu Kuran’ın bir hükmü olduğu için alıyor Tayyip Hoca ailelere verilmek üzere. Kuran’da tazminat var. Yani birisi birisinin çocuğunu veyahut kardeşini öldürürse tazminat ödemesi gerekiyor. Şeri şerife uygun, Kuran ahlakına uygun bir tavır olduğu için bunu yapıyor, Tevrat’a da uygun.

Büşra Mira, “Sen çok sabırlı, kadına çok değer veren, çok sevgi dolu bir insansın. Çok yakışıklısın, çok Allah’a bağlısın bu yüzden seni şimdiye kadar kimseyi sevmediğim kadar çok büyük bir coşkuyla seviyorum” diyor.

Hz. Ali (r.a), Ali Haydar Murtaza, “Mehdi’nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleşecek parlak bazı alametleri vardır. Bunlardan beş tanesi: Yere batma, ateş, silinme, sarsıntı bir de depremdir ki Rabbin kitabında Mehdi’ye ihanet edilince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar” diyor. Yani bu da demek ki Türklerin içinde de Hz. Mehdi (a.s)’a muhalifler olacak. Böyle bir şey olduğunda alamet olarak Allah bunu söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.) kanalıyla. “Bazı Türk beldelerini Mehdi’ye ihanet edildiğinde yıkacağım” diyor. (Kitab-ül Cifr, İmam Ali, sayfa 350) 1400 yıllık kitap, bunu Hz. Ali (r.a) söylüyor. “Rabb’in kitabında” diyor “Mehdi’ye ihanet edilince Allah, bazı Türk beldelerini depremle yıkar.” İnşaAllah Türkiye’de öyle bir şey olmaz. Kim bilir hangi Türk beldesinde.

Alınan para tabii ki ailelere verilecek. Çok münasebetsiz burada vesvese etmeniz. Ne kadar şüpheciler. Olur mu? Tabii ki ailelere verilecek.

Ama tabii cennette bütün kıyafetler çok şık. Herkes süper kalitelidir. Konuşmalar kaliteli. Ses tonu kaliteli, hitaplar kaliteli, kıyafetler, yemekler, eşyalar her şey kalitelidir cennette. Ama bir köyde küçük bir barakan vardır, onun önünü çiçeklerle süslersin içerisi de çok temizdir, sevgi dolu olursun o da ayrı bir kalitedir. Mesela adam Afrika'ya gidiyor küçük kendine ufak çadırdan bir yer yapıyor süper kaliteli oluyor. Değil mi? Oraları bayağı temiz bakımlı tutuyor. Ama bir başkası mezbelelik gibi yapıyor çok kalitesiz oluyor.

"Mehdi’nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleşecek parlak bazı alametleri vardır" diyor İmam Ali. "Bunlardan biri de Mehdi’ye ihanet edildiğinde" yani ona hainlik yapıldığında "Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar" diyor. 1400 yıllık bir hadis. Tabii her yerde var Türkistan'da Türkler var, Türkmenistan'da var. İnşaAllah Türkiye'nin içinde olmaz bu. (Kitabı-ül Cifr, İmam Ali, sayfa 350)

Ben çarşılarda gezerken çocuklar görüyorum. Kimse ilgilenmiyor çocuklarla. Halbuki çocuk çok büyük bir nimettir. Büyük bir heyecanla, büyük bir sevgiyle onları izlemeleri, tabii el sürmeleri olmaz çünkü mikrop kapar çocuk hastalanabilir. O hayranlığı dile getirmeleri lazım. Ama benim gördüğüm haberleri bile yok. Epey oluyor ben bir Japon çocuk görmüştüm cam eşya satılan bir dükkanda hayretler içinde kalmıştım acayip şeker. Ailesinin de çok hoşuna gitti onu sevdim orada. Zenci çocuklar acayip güzel oluyor küçük zenci çocuklar. Hepsi güzel Türklerin de başka ırklarda olanların da.

Bazen karıncalar mayalanmış meyveleri yiyorlar mesela kavun mayalanmış veyahut elma çok yoğun alkol oluyor. O alkolün etkisiyle sarhoş hale geliyormuş karınca dengesiz hareketler yapmaya başlıyorlarmış. Bu durumda diğer karıncalar sarhoş karıncayı ayılması için su birikintisine atıyorlarmış. Topluca alıp kendine gelmesi için. Burada da normal sarhoşların üstüne su döküyorlar. Aynı yöntemin orada kullanılması çok komik.

Nevzat Talay. Sen de sevgiyi bilmiyorsun. Sevgiyi geliştir. Şefkati geliştir ve bu üslubun dışına çıkın. Sevgi üslubunu kendi aranızda yayın. İstemesen de sevgi kelimesini kullan. Bir süre sonra etrafında güzel gelişmeler olacak. Ben nasıl düzelteyim diye düşünüyor olabilir belki karanlığa kötü söz söyleyeceğine bir mum yak. Nevzat Talay evet Nevzat üslubunu düzelt. Sevgi üslubunu geliştir. Bir kere deneseler çok güzel olacak. En az elli-yüz arkadaşı vardır. Arkadaşları da şaşırır çok hoşlarına gider. Denesin çok olumlu etki yapacak.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan tarihinin en büyük katliamı Orlando saldırısının CIA tarafından yapıldığını iddia eden CIA eski ajanı ajan Steele, batılı istihbarat servislerinin sahte bayrak operasyonları ile Müslümanları terörist gibi göstermeye çalıştığını söyledi. Ajan Steele ayrıca “Terörizmi en çok Amerika, Fransa ve Almanya destekliyor” dedi “Yakında bazı Avrupa ülkeleri ve Amerikan eyaletleri batacak” diye konuştu ve CIA’in Avrupa’nın altını oyduğunu ifade etti.

ADNAN OKTAR: Bir daha baştan.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan tarihinin en büyük katliamı Orlando saldırısının CIA tarafından yapıldığını iddia eden CIA eski ajanı ajan Steele, batılı istihbarat servislerinin sahte bayrak operasyonları ile Müslümanları terörist gibi göstermeye çalıştığını söyledi. Ajan Steele ayrıca “Terörizmi en çok Amerika, Fransa ve Almanya destekliyor” dedi “Yakında bazı Avrupa ülkeleri ve Amerikan eyaletleri batacak” diye konuştu ve CIA’in Avrupa’nın altını oyduğunu ifade etti.

ADNAN OKTAR: Tam teşhis etmiş. Çünkü CIA İngiliz derin devletinin emrinde olan bir derin devlet yapılanmasıdır. Hepsi olmasa da tamamına yakını İngiliz derin devletinin emrindeler.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Darwinizm Belasının Farkında Olmak

Masaüstü Görünümü