Harun Yahya

Sohbetler (1 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz, aslanlar aslanı Hocamız’la yayınımız devam ediyor. Hocam hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Başla muhabbete.

KARTAL GÖKTAN: PKK ile çatışmada yaralanan ve Mardin’in Derik ilçesinde tedavi gören iki askerimiz kurtarılamayarak şehit oldu. Bitlis’in Genç ilçesinde çıkan çatışmada ise iki askerimiz şehit oldu. Altı terörist etkisiz hale getirildi.

ADNAN OKTAR: Allah hepsine güzellik versin, nur versin, cennetin nimetlerine gark olmuş aslanlar onlar Allah annelerine, babalarına uzun ömür, sabrı cemil nasip etsin.

“Sevgi samimiyet ister” diyelim.   

Bu gece Kadir Gecesi, Kadir Gecesi’nde Rabbimiz’in Kuran’ın ilk ayetlerini Cebrail (a.s) aracılığıyla Resulullah (s.a.v.)’e indirilmeye başladığı gece, Kadir Gecesi Kuran’da övülen en kıymetli gece malum. Allah, Kadir Suresi’nde şeytandan Allaha sığınırım. Kadir gecesinin “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu söylüyor. Allah nice Kadir geceleri nasip etsin bütün müminlere, Müslümanlara sağlık, sıhhat, afiyet içerisinde. Bütün müminlerin Kadir Gecesi’ni kutluyorum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yüz altmış bir kişinin öldüğü Brüksel saldırısını gerçekleştiren ve IŞİD’li olduğu söylenen saldırganın İngiliz ajanı olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim ben ne dedim? Bunlar şakıyacak dedim, anlatacaklar dedim, İngiliz ajanı olduğunu da söyleyecekler dedim. Dün söyledim mi? Cevap geldi bak. İstanbul’daki olay da İngiliz derin devletinin olayı hepsi İngiliz ajanı, paralı ajan yani bir adam birisini ayarlıyor, o gidiyor başkasını ayarlıyor böyle zincirleme bir sistem kurmuşlar, en başı İngiliz derin devletidir. Adamların itirafı da çok manidar hiç vakti geçirmeden itiraf ettiler.            

KARTAL GÖKTAN: Bazı bilgiler de vardı teröristle ilgili.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Terörist iki ay önce Belçika’da yakalanarak bir ceza evine gönderilmişti. Fransa teröristi almak için Belçika hükümetiyle temas kurdu. Ancak kraliyet savcısı İngiliz istihbarat servisleriyle bağlantısı nedeniyle teröristin Fransa’ya verilmesine karşı çıktı. İngiliz istihbarat servisleri bu kişiyle kendilerine muhbirlik yapması konusunda çok öncesinden anlaşmış. Muhbir olmayı kabul eden terörist ise IŞİD’e sızması karşılığında MIF’tan hiçbir ceza almayacağı konusunda garanti ve yeni bir kimlik sözü almış. Teröristin fotoğrafı da var.     

ADNAN OKTAR: Kardeşim ne dediysek o. İngiliz derin devleti yaptı bunu dedim, öbürlerini de onlar yaptı dedim, daha öncekilerini de onlar yaptı, bu onun resmi ispatı, açık tapu gibi delili. Doğru muymuş sözlerim?

OKTAR BABUNA: Doğru Hocam. Her söylediğiniz çıkıyor maşaAllah.  

ADNAN OKTAR: Doğru. Evet. İtiraf edecekler dedim, bekliyorum dedim itiraf ettiler, işte bu kadar. Çünkü onlar söylemezse ben söylerim, biliyorlar huyumu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Atatürk Havalimanı’na saldırı düzenleyen teröristlerden birinin kimliği tespit edildi ve Dağıstan uyruklu Rus vatandaşı olduğu açıklandı. Diğer iki teröristin ise Kırgız ve Özbek vatandaşı oldukları söyleniyor. Ancak henüz bu bilgi kesinleşmedi.

ADNAN OKTAR: Onlar da Rus derin devleti kanalıyla İngiliz derin devletine bağlılar. İngiliz derin devletinin elamanları. İngiliz derin devletinin elinde öyle yüzlerce, binlerce intihar saldırısı yapacak adam var halen şuan, bu da ayrı bir bilgi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yapımına otuz üç ay önce başlanan Cumhuriyet tarihinin en büyük camisi olarak tarihe geçen Çamlıca Camisi’nde Kadir Gecesi dolayısıyla bu gece ilk namaz kılınıyor. Resimler de var son hali.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Tayyip Hocam iyi yaptı bu işi, doğru yaptı camiye yakıştı. Cami güzel oldu. Nerden baksan görülüyor, ihtişamlı, İstanbul’un ruhunu iyi yansıtıyor, İstanbul’un sembolüdür camiler bak şimdi bir tepe daha var ilerde oraya da çok iyi olur Tayyip Hocam oraya da öyle bir cami yapsın, o uç noktaya çok yakışır peş peşe zaten peş peşe camiler çok güzel oluyor. İstanbul siluetinde tek cami yoktur peş peşe camiler vardır oraya da bismillah deyip bir kazmayı vurursa Tayyip Hocam, bayağı iyi olur beklemesin bence. Fakat o taksimdeki kışla estetik bir şey değil o, kışlanın ön cephesi güzel yani giriş cümle kapısı güzel o kısmı yapabilirler. O sırf giriş kapısını ondan sonra güzel bir bahçenin başlangıcı olarak yapabilirler bahçe girişi olarak. Ama onun dışında dörtgen dümdüz bina, ucu bucağı yok orda yaşanmaz bir şey yok onda, sanatla, estetikle alakası yok bunun. Klasik kışla havasında yapılmış, sanatla uzaktan yakından alakası olmayan bir yapı ama ön kısmı hakikaten güzel giriş yani orda bir sanat var bahçe girişi olarak mükemmel olur. Mesela saray girişlerinde falan nasıl kapılar güzel oluyor? Cümle kapısı girişi olarak olur, onu süslü olarak yapsınlar yakışır. Onun dışında şahane havuzlar, şahane heykeller, uçsuz bucaksız geniş bir bahçe yapsınlar ama çok güçlü güvenlik önlemi olsun, orda bir ana karakol olsun bir kere ana karakol ayrıca tali küçük karakollar olsun yani noktalar, polis noktaları, küçük tali karakollar güvenlik tam sağlansın. Herkes elini kolunu sallayarak istediği gibi gelsin, rahat olur öyle. Ama karanlık bazı öyle yerler oluyor in cin top oynuyor ya orda bir genç kız nasıl gezsin? Sapığı var, manyağı var her çeşit insan çıkar bayağı tehlikeli ama orda polis falan böyle devriye de gezerse ayrıca nefis, aydınlatmasını da güçlü aydınlatma yapmak lazım tamamdır. Ama o cümle kapısı yani kışlanın cephesi hakikaten güzel o olur onu yapsınlar ama o çok emek ister bayağı şahane bir şey o. Onu betondan değil de el oyması yapsınlar mermerden nefis olur, çok güzel olur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir dönem Galatasaray’da oynayan dünyaca ünlü futbolcu Wesley Sneijder’in eşi Yolanthe Instagram hesabında Türk bayrağı yanında Maide Suresi’nin 32. Ayetini paylaştı. Ekranda da gösterebiliriz. Ayette Allah şöyle buyuruyor: Şeytandan Allaha sığınırım. “Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur.” (Maide Suresi 32) Yolanthe’nin de bazı resimleri var.

ADNAN OKTAR: Aslan o aslan demek ki vicdanı temiz, kalbi de temiz o cennet kuzusu o, aferin benim bir tanem o, aferin maşaAllah vicdanlı, güzel akıllı kızmış demek ki.

Melekleri insanlar öldüğünde görür birde kıyamette, kıyamette ölmeden görecekler. Kıyamet başladığında gökten büyük gruplar halinde meleklerin indiğini görecek çünkü imtihan kalktığı için, aklın ihtiyarı zaten kalkmış bir mahsuru yok, aklın ihtiyarı kalksa zaten her şeyi gösterir Allah, ama şuan imtihan devam ediyor. İmtihan için Allah nefis ortam meydana getirmiş. Sokaklara bakıyorum bugün çarşıdaydım dışarı çıktım, her adımda değişik bir insan yüzü gösteriyor Allah, her adımda hayret ya! Şu Allah’ın sanatına bak? Mağazalar gösteriyor muazzam konulu yaratmış hayatı, Mesela kimi bir şey alıyor görünümünde oluyor, kimi bir şeyi izliyor gibi oluyor, kimi bir yere yetişmek istiyor gibi oluyor, çarşılar pazarlar gayet de net görüntünü Allah yaratıyor, gören de ben amma yürüdüm der.

Evrim yok. Sanayi. CC Sanayi. “Senin bütün derdin IŞİD terör örgütü değildir. Hükümet yanlısı destek.” Hükümeti tabii desteklerim. Legal meşru yolla iktidara gelmiş bir hükümeti yıkmaya kalkarsa birileri ben de yıktırtmam. Çünkü sen yıkmaya kalkarsan, ben de seyredersem sen de başarılı olursan Türkiye’de demokrasi kalmaz. Her gelen hükümeti devirirler o zaman. Dolayısıyla böyle bir oyuna müsaade etmem ve etmiyorum da sıkıysa da yapsınlar bir şey de göreyim?

Adamlar itiraf edecekler dedim değil mi? Yirmi dört saat sonra itiraf geldi. Bak hem o eylemi homoseksüeller yaptı dedim, o yapan da homoseksüel dedim, şimdi söyleyecekler onlar dedim şakır şakır şakıdılar. FBI acayip direnmiş. Ailelerini, arkadaşlarını homoseksüelleri falan toplamış sakın söylemeyin homoseksüel olduğunu falan demiş ailesine de söylemişler, kız arkadaşlarına herkese homoseksüel olduğunu söylemeyin demişler ama insanların ağzı torba değil ki büzesin söylüyorlar işte, şakır şakır şakıyorlar. Son bir ümit öyle düşündü fakat baktılar ki birileri söyleyecek şakası da yok işin en iyisi itiraf edelim dediler, bu sefer devlet çapında itiraf ettiler. Önce herkese tedbir almışlar FBI “aman” demişler “bunun homoseksüel olduğunu söylemeyin.” Ben söyleyeceksiniz dedim, söyleyeceksiniz. İradeleri kırılıyor, iradeleri hemen kırılıyor böyle hemen söylüyorlar, söylemezse kaç yazar?

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin bildiğinizi anlayınca hemen itiraf ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani herhalde. İngiliz istihbaratı bu muhbirine Çimen diyor, adı Çimen lakap takmışlar Çimen. Grass kod adıyla hitap ediliyor. Söylemeseler belki bir başkası söyleyecekti ama söylemişler iyi olmuş. Bu çimen içindeki yılan anlamında kullanılıyor yani gizli yılan, çimenlerin içine gizlenmiş yılan anlamında. Adama bakış açıları da manidar.

Evet dinliyorum.

CİHAT GÜNDOĞDU: Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaları komşularının muhtara defalarca kez şikayet ettiği ortaya çıktı. Teröristlerin üst katlarında oturan yaşlı kadın “Onları ne kapıda gördük, ne de camda. Camları sürekli kapalıydı, belki de biz girip çıkarken görünmemek için evden çıkmıyorlardı. Evlerinden ağır rahatsız edici bir koku geliyordu, gaz kokusu gibi, kimyasal bir koku gibi. Demek ki o gece onları doldurdular, belediyede kime şikayet edeceğim? Muhtara kaç kere yalvardım kimin oturduğunu tespit ediyor musunuz? Dedim.”

ADNAN OKTAR: Neyse şimdi nedir bu olay? Kısaca bir daha anlat kısa baştan.

CİHAT GÜNDOĞDU: Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaları komşularının muhtara defalarca kez şikayet ettiği ortaya çıktı. Teröristlerin üst katlarında oturan yaşlı kadın “Onları ne kapıda gördük, ne de camda. Camları sürekli kapalıydı, belki de biz girip çıkarken görünmemek için evden çıkmıyorlardı. Evlerinden ağır rahatsız edici bir koku geliyordu, gaz kokusu gibi, kimyasal bir koku gibi. Demek ki o gece onları doldurdular, belediyede kime şikayet edeceğim? Muhtara kaç kere yalvardım.”

ADNAN OKTAR: Ne belediyesi Allah aşkına annem ya, elini ayağını öpeyim ne belediyesi? Böyle bir şey adli makamlara bildirilir, belediye ne alakası? Çöpçü mü o adamlar belediyeye haber veriyorsun? Belediye ne yapsın onu? İyi niyetli ama… Birde o tip bir patlayıcının kokusu falan da olmaz ayrıca o zorlama bir ifade olmuş, herhalde tedirgin oldular adamlar yakalanınca belediyeye haber verdik falan gibisinden. Belediye zaten haberimiz yok diyecektir.

“Mehdi (a.s) geldiğinde bizim ikna olabilmemiz için neler yapacak? Veya nasıl anlayacağız Hocam?” Siz Mehdi’yi ikna edeceksiniz, o sizi niye ikna etsin? Siz onu Mehdi olduğuna ikna edeceksiniz hadislerde öyle, Mehdi halkı ikna etmiyor, halk onu ikna ediyor Mehdi olduğuna, zorlayarak diyor tehdit ederler diyor. “Bütün alametler sende” derler diyor. Nasıl anlayacaksın? Allah kalbine ilka edecek. İnsanların kalbine vahiy edilecek Mehdi. Hissedeceksin, bileceksin, anlamazdan gelenler ayrı mesele ama bilecek insanlar, bilmiyorum diye bir şey yok ve ikna edecek olan da halktır, halktan insanlardır. Mehdi’nin ikna edilmeye ihtiyacı vardır. Mehdi’nin sizi ikna etmeye ihtiyacı olmaz.

BEYZA BAYRAKTAR: Vicdanına yönelik konuşacaklar.

ADNAN OKTAR: Tabii, İsa Mesih bile ikna edemiyor onu Mehdi olmasına bak İsa Mesih. Bak namaza geçmesi için artık fizik, kuvvet kullanıyor sırtından itiyor, “Sen ümmetin imamısın, imamete sen layıksın” diyor. Bak namaza başlıyor ilerliyor Mehdi (a.s) fakat yine vicdanı kabul etmiyor yeniden dönüyor diyor ki, “buyurun siz geçin” diyor. “Hayır” diyor İsa Mesih bayağı kuvvetlidir, atletiktir böyle tutuyor omuzundan iterek yine Mehdi’yi namaza geçirtiyor. “Ümmetin imamısın” diyor. “Ben de sana biat ettim, bağlandım” diyor. O zaman zaten bitti, onu dediği an dünyanın imamı olmuş oluyor, bütün dünyanın yani Hristiyanlık aleminin de, İslam aleminin de imamı olmuş oluyor çünkü İsa Mesih kendisi söylüyor, topluluğa söylüyor “Ben biat ettim, imamlığını kabul ediyorum, seni imam olarak kabul ediyorum” diyor. Ne yapsın o zaman? Hayır değilim diyemez ki.

Oğuz Alper 1973. “İngiltere’nin parmağı çok şeyde var ama bu konuda abartmayın bence sorunlar burnumuzun dibinde sarayda.” “Tayyip Hoca, yaptırdı” mı ya getiriyor? Tayyip Hoca, niye yapsın ki böyle bir şey? Ne işine yarar onun? Ayrıca o mümin, muttaki bir insan, Allah’tan korkan bir insan, niye gidip Müslüman’ın kanına girsin? Beş vakit namazında Allah’tan tir tir titriyor, korkuyor. Tayyip Hoca’ya bu muhalefet ruhu ayıp, günah, yazık bu derece olmaz. Çatıdan tuğla düşse Tayyip Erdoğan düşürdü diyorlar. Bu nasıl bir kafa? Bu nasıl bir öfke? Birbirlerini öfkelendiriyorlar. Bir kitlevi öfke sistemi kurmuşlar o onu öfkelendiriyor, o onu öfkelendiriyor öyle bir şey yok. İngiltere’nin parmağı çok şeyde varsa bu konuda da vardır, çok şeyde var diyorsun zaten. Bunda niye olmuyor? Çok şeyde varsa çok şeyde vardır zaten. O zaman bunda da vardır. Vardır değil var. Zaten adamlar şakır şakır bülbül gibi terennüm etmeye başladılar. Söyleyecekler demedim mi? Dedim. "Bunu yapanlar İngiliz derin devleti. İngiliz ajanı bunlar." dedim. Adam söylüyor işte ajan diyor. Delillendiriyor, söylüyor; adını, kod adını falan da söylüyor, kod numarasını falan da... Hepsi ortada. 

OKTAR BABUNA: Ona da IŞİD diyorlardı. 

ADNAN OKTAR: Tabii, IŞİD falan yok öyle şeyler.

"İnsanlar nihayet Hazreti Mehdi (a.s)'ye gelirler." Nihayet, en sonunda. "Ve rükun ve makam arasında Mehdi (a.s) istemediği halde ona biat ederler." Ben istemiyorum diyor, adam zorla tutuyor; "Ben biat ettim." Ben kabul etmiyorum diyor, "Etmesen de ben biat ediyorum. Eğer biatı kabul etmezsen boynunu vururuz." diyorlar bu sefer. "Koparırız kafanı, keseriz." diyorlar. "Yer ve gök ehli ondan razı olur ve biatları kabul eder." diyor. Diyorlar ki "Bütün bu müminlerin akan kanı, bütün bu fitnelerden meydana gelen günah senin boynuna olsun eğer kabul etmezsen. Sen başa geçersen biteceği belli. Burada tevazu olmaz. Bunu kabul edeceksin." diyorlar. Buna rağmen direniyor Mehdi (a.s). Gidip Mehdi (a.s); "Ben Mehdi'yim." deyip kendine tanıtıp taraftar toplamaya çalışmıyor. "Benim uzaktan yakından alakam yok." diyor Mehdi (a.s). "Hayır." diyorlar. Alametleri tek tek sayıyorlar,  "Hepsi sende." diyorlar. Şimdi de konuyu uzatmaya gerek yok. Kabul edeceksin. Etmezsen boynunu vuracağız diyorlar. Zorla kabul ettiriyorlar. 

SEMİH MERİÇ: Bediüzzaman da "İmanın nuruyla tanıyabilirler." diyor. 

ADNAN OKTAR: Evet, zaten tanıyan tanır. Laf o tanıyamama diye bir şey olmaz. İsa Mesih'i de tanırlar Mehdi (a.s)'yi de tanırlar. Ne demek? Vahyediyor Allah kalplerine, nasıl tanımaz?

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya Milli Güvenlik Akademisi Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Talat Enveroviç, Türkmen kardeşlerimizle ilgili şöyle bir açıklama yaptı; "Rusya'nın Bayırbucak Türkmenleriyle ne sorunu olabilir? Askeri harekatları Esad'dan aldığı haritalarla yaptı. Bu Esad'ın planıydı. Esad Rusya için vazgeçilmez değil." dedi. 

ADNAN OKTAR: Olur mu? İtibarı gider o zaman Putin'in. Kendi adamını eğer ezdirirse Putin'e saygı kalmaz. Kendi adamını vermez o. Öyle bir şey olmaz. Boşa uğraşıyorlar yani. Suriye'yi bölemezler de. Sürekli kan akar. Mehdi (a.s)'nin dışında çözüm yok. Diyorlar ya üçe böleceğiz falan. Baklava mı bölüyorsun sen? Nereye bölüyorsun? Bunca yıl geçmiş, iflahın kesilmiş, adım atamıyorsun. Nereye bölüyorsun? O İngilizler alışmışlar bacak bacak üstüne atıp, İngiliz derin devleti, elinde viski bardağıyla bir elinde puroyla böyle cetvelle sınır çizmeye, aynı şey olacak zannediyorlar. Zaman devir çok değişti. Böyle bir olay yok. Unutsunlar onu. Mehdi (a.s)'nin dışında da bir çözüm olmaz. Beklesinler isterse görsünler.

Zekaveta1; "Çamlıca'da çocukken diktiğimiz ağaçlar da kesildi. Peygamberimiz (s.a.v), 'Kıyametin koptuğunu görseniz elinizde fidan varsa dikiniz.' dedi.” Tayyip Hoca caminin etrafını yeşillendirmiyor mu? Yeşillendirmiyorsa yeşillendirsin. Ağaç eksin, çokça ağaç eksin. Meyve ağacı eksin, meyve ağacı. Çok az meyve ağacı. Caminin çevresini genişçe ağaçlandırsın. Elma, armut, üzüm, kayısı, şeftali... Her türlü ağaç diksin. Boş ağaç dikiyorlar. Ben bakıyorum, yol boyunca meyve ağacı ekilsin kardeşim. Bir de çok iyi güneş görüyor dört cepheden, şahane. Her yer açık, muazzam meyve sebze olur. Bütün İstanbul halkına yeter o meyveler, yol kenarlarına ağaç dikseler, meyve ağacı. Niye yapmıyorlar, ben bu işi anlamadım. Belediye toplar meyveleri.

Ahmet Can Pastırmacı; "O caminin borçlardan dolayı satıldığını biliyor musunuz? Camisiz ibadet olmuyor mu? Güzelim yer mahvoldu." “O caminin borçlardan dolayı satıldığını biliyor musunuz?” Nasıl satılıyor? Ne demek bu? Camii nasıl satılır? Yalan söylüyorsun demiyorum da bana hiç inandırıcı gelmedi. "Camisiz ibadet olmuyor mu?" Olur da görünümü çok güzel. Hep Allah'ı dini hatırlatıyor insana. İstanbul felsefesini, İstanbul ruhunu güzel veriyor. O yönden iyi. "Güzelim yer mahvoldu." Ayıp yapıyorsun. Neye mahvolacak? Sanat eseri, çok nefis görünüyor. Olur mu? Boş kıraç arazi mi hoşuna gidiyor? Olur mu öyle şey? Caminin görünümü Osmanlı mimarisiyle yapılmış muhteşem, çok güzel görünüyor. İç süslemesi de çok güzel olacaktır. Bahçesi de güzel olur, ağaç dikerler. Ben şimdi Tayyip Hoca'ya o konuda sürekli hatırlatmada bulunurum. Güzel bağlık bahçelik falan olur.

"Mesele bizim saygı duymamamız değil onların kafirlerle bir olup bizi arkamızdan hançerlemeleri." Sen adamdan nefret edersen, adam da işte küfürle iş birliği yapıp sana saldırıyor. "Düşman" diyorsun adama, nefret ediyorsunuz. Ben mesela Şiileri çok seviyorum. Tahran Times, en büyük İran'ın gazetesi; sürekli yazılarımı çıkarıyor. Bayağı saygılılar, sevgi dolular. Nur gibi mümin. Niye sevmeyeyim ben onları? Aleviler sevgi insanları, muhabbet insanları. İnsanı sever, hayvanı sever, bitkiyi sever; nur gibi insanlar. Niye sevmeyeyim? Ama sen "Kızılbaş" bilmem ne falan diyerek öfke duyuyorsun. Bu arkadaş için demeyeyim de öyle tipleri kastediyorum. Kızılbaşlık iftihar edilecek bir şeydir. Daha önce de anlattım, Hazreti Ali (r.a) savaşa girmeden önce sarığı bembeyazdı. Savaşa girdi, kıpkızıldı kandan. On yedi yerinden yaralandı. Saygı değil sevgi de duymuyorsun, saygı da duymuyorsun. Arkadaş için demiyorum, genel olarak. Ben çocukluğumda bilirim "Alevi" dedin mi adamın eli ayağı boşanıyordu. "Kürt" de öyleydi. Laz’ı da öyle görüyorlardı, Rum’u da öyle, Ermeni’yi de öyle, Türk’ü de öyle görüyorlardı. Sevgisizlik vardı. Bu, gayretlerimizle gittikçe kırılmaya devam ediyor. Azalıyor.

Barış Kaya; "Mehdi (a.s)'ye Kuran'dan delil getir. Mehdi (a.s), Müslümanların tembelliğinin adıdır." Kardeşim, tembellik diyorsun da mesela Hristiyanlar hep İsa Mesih'i bekler, hiçbiri tembelleşmemiş. Sanayi de onlarda, sanat da onlarda, estetik de onlarda. İki bin yıldan beri bekliyorlar İsa Mesih'i. Niye tembelleştirmedi onları? Ama sen tembelleşmişsin. Mehdi (a.s)'yi beklemediğin için tembelleşmişsin. Mesela İran, Mehdi (a.s)'yi bekler. Çok çalışkan bir millettir. Sanayisi, ordusu, her şeyi çok güçlü gece-gündüz. İsrail; İsrail ordusu sabah ve akşam bütün tümenlerde, alaylarda, kolordularda askerler her gün Mehdi (a.s)'nin gelişi için dua ederler. Her gün yüksek sesle bağırarak ilahi şeklinde, sabah ve akşam. İsrail'in gücünü görüyorsun. Hani tembellik getiriyordu, hani bitkinlik getiriyordu? Dünya hakimi oluyorlar. Dünya hakimi olur Mehdiyet’e önem veren, Mehdiyet’e saygı duyan dünya hakimi olur. Mehdiyet’e önem vermeyen de ezilir. "Mehdi (a.s)'ye Kuran'dan delil getir." Allah, "Size mehdiler gönderdim." diyor Kuran'da. "Muhtedun" Mehdiler. "Size her devirde mehdiler gönderdim." diyor.

Ömer Aldemir; "Bu İngiliz derin devleti nerede?" diyor. Görürsen sen zaten o derin devlet olmaz. Derin devletin özelliği görünmemesidir.

Şeytandan Allah'a sığınırım, "İttebiu men la yes elekum ecren vehum muhtedun" Mehdilere tâbi olun. Nasıl mehdiler bunlar? "Sizden ücret istemeyen." Maaşla çalışmayan, Allah için hizmet eden Mehdilere tâbi olun. “Tebliğlerine karşılık sizden ücret istemeyen bu kişilere tâbi olun.  Ve onlar” nedir diyor Allah? Mehdilerdir. Muhtedun, mehdinin çoğulu. İttebiu; tâbi olun. Men; kim, kişiler. La yes elekum; sizden istemiyor. Ecren; bir ecir, ücret. Vehum; onlar. Muhtedun; hidayete ermiş olanlardır.

Zümer Suresi 36. Ayet “Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla” başka putlarla  “korkutuyorlar...” [Zümer Suresi, 36] Yani derin devletlerle veyahut işte deccaliyetle. "Allah kimi delalette bırakırsa o zaman onun için” yani delalette bırakırsa: deccaliyete tâbi ederse “o zaman onun için bir hidayetçi, mehdi yoktur.” diyor. Eley i sallahu bi kafihin abdehu ve fünuke lezine min dunihi ve men yudüllahi femalehu min hadin. Hadi ne demek? Mehdi. Mehdi yoktur. Mehdi zaten hidayet edici demektir. Hadi ne demek? Hidayet edici. Aynı.

Tayyip Hocam, Çamlıca Camii'nin etrafını meyve ağaçlarıyla donatsın. Çoluk çocuk bir taze meyve yesinler. Şimdi ekerse bir dahaki seneye tamam. Hem de yaşlı ağaç eksin. Yalova'dan falan getirttirsin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İran'a bakan hadisi okuyabilir miyim Hocam?

ADNAN OKTAR: İran'a bakmıyor, İran'ı anlatıyor o hadis. Evet.

KARTAL GÖKTAN: "Siyah bayraklılar gelip de karşınıza çıktığında Farslılara ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir." 

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s)'nin olduğu devlete hitap ediyor. "Farslılara ikramda bulunun." İranlılara, Fars. "Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir." Bitti. Nerede bu? Ramuzü'l Ehadis'te Ahmed Ziyaüddin-i Gümüşhanevi Hazretleri’nin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Danimarka polisi geçen sene yasalaşan mücevher yasası kapsamında ülkeye sığınan beş mültecinin on bin beş yüz avrosuna el koydu.

ADNAN OKTAR: El koyduysa ayıp etmiş. Günaha girmiş. Sürekli gündemde tutup mahcup etmek lazım. Geri vermeleri lazım.

"Hocam, eskiden olacak olayları söylerdiniz. Olurdu ve şaşırırdık. Şimdi ise olan olayların faillerini de anında deşifre ediyorsunuz." diyor. Ben diyorum ki adamlara, "Siz söyleyin daha doğru olur. Bana söyletmeyin." diyorum. Kendileri söylüyorlar. Hayret edilecek şey, bu homoseksüelin cinayet işlemesinde FBI yıldırım hızıyla dağılmış; "Aman" demiş arkadaşlarına, "Bunun homoseksüel olduğunu söylemeyin." Herkesi tembihlemiş. Adamlar zaten senin sözünle hareket edecek tipler mi onlar? Adam artık aşmış yani. Şakır şakır söylediler homoseksüel olduğunu. Buna da dedim ki, "Saldırıyı İngiliz derin devleti yaptı." dedim. Tak, oradan "Bu bizim elemanımızdır." diyor. Hepsi İngiliz derin devletinin hücrelerinin elemanları. İntihar için hazır en az bin elemanı var İngiliz derin devletinin. En az bin.

Mehdiyet, 2016'dayız daha 2017'de sürekli duyacaksınız, 2018'de duyacaksınız, 2019'da duyacaksınız. Mehdiyet sabırlı bir harekettir öyle aceleci bir hareket değildir.

Ergun Heybet; "IŞİD'in kendisi itiraf etti. Sen kalk PKK'yı suçla." diyor. 'IŞİD'in kendisi itiraf etti' sözün doğru değil. IŞİD üstlenmedi, öyle bir şey yok. 'PKK'yı suçla' hepsini PKK'nın yaptığını söyledim. Hepsi de sonra mahkeme dosyalarına girdi. Açık açık PKK’lıların yaptığı anlaşıldı. Ama ben bu olayı İngiliz derin devletinin yaptığını söylüyorum ve taşeron olarak PKK'yı kullanıyor. Yani ihaleyle yaptırıyor. Şuana kadar bütün olayları İngiliz derin devleti yapmıştır. PKK onların köpeğidir, kuklasıdır, kullandığı adamlardır yani. Söylediklerimi de itiraf ediyor adamlar zaten. Ben söyleyip de yanlış çıkan bir şey olmadı şuana kadar.

Madonna; "İstanbul için dua edin. Türkiye için dua edin. Birbirimizi sevmek neden bu kadar zor." diyor. Madonna'yı biz yeniden bir davet edelim. Neydi o çocuğun ismi, asıl başları hocaları?

OKTAR BABUNA: Yehuda Berg. 

ADNAN OKTAR: Yehuda Berg'i davet edelim. Madonna'yı da alsın, gelsinler. Daha önce Madonna’yla Çırağan’da görüşmüştük. Yaklaşık bir saatin üstündeydi. Uzun görüştük. Orada Tevrat okundu. Çok kalabalıktı bana rica ettiler Tevrat’ı bulunduğu yerden alıp okuyan hocaya vermem için. Orada en sevilen, en değer verilen kişiye yaptırılıyor o görev. Bana da o Musevilerin üstlerine giydiği elbise, neydi o kıyafet? Bir kumaş var ya ne deniyor?

OKTAR BABUNA: Dua örtüsü.

ADNAN OKTAR: Dua örtüsü ama onun bir ismi var. O vardı. “Hocam çok yakıştı” dediler, onlarda kendileri dediler.

OKTAR BABUNA: Harun kıssası…

ADNAN OKTAR: Evet, açtılar Harun kıssası çıktı. Çok hayret ettik dediler. Madonna da; “Bir ruhaniyet var, bir acayiplik var İstanbul’da” dedi. Başında ufak bir şapka vardı küçük, ufak bir şapka. Siyah kıyafet giymişti. Gözlüğü de vardı gözünde. Ama bayağı kibar bir hanım. Çocuğu çok şeker. Oradan birden fırladı. Ben de ne yapıyor acaba dedim, anlayamadım. Koşarak geldi, birden geldi üstüme sarıldı böyle. Bayağı şeker. Ben eşini orada görevli birisi zannettim. Yani tabii ki saygı duyuyorum da anlamadım. Çocuk, delikanlı eşiymiş herhalde. Biraz konuştuk. Ona burçları olan bir ipek halı vardı onu hediye ettim. Acayip gözleri parladı, çok hoşuna gitti böyle. Normalde oradakiler sarıyordu hemen ellerinden aldı, kendi sarmaya başladı. Hoşuna gidiyormuş onun ben bilmiyordum öyle bir şey. Tallit; dua örtüsü.

Mukadder Karataş; “RTE Putin’den özür dilemedi, üzgün olduğunu belirtti.” Özür diledi, özür dilemez olur mu? O Rusça kelime kullanılan özür anlamında o kelime. Yani yazılan mektuptaki kelime Rus sözlüğünde özür ve ben bu olaydan dolayı özür diliyorum ve bundan rahatsızım anlamında. Ama ilk anlamı özür kelimenin. İkinci anlamı af dileme. Yani Rus sözlüğünde birinci anlamı özür, özür diliyorum, ikincisi af diliyorum anlamına geliyor. Genellikle sözlüklerde ilk anlam kullanılır. Özürdür, öbürü de af diliyorum. Özür dilemek büyüklüktür, üstünlüktür, yüceliktir. Tayyip Hoca doğru yaptı, güzel yaptı. Onun için bir onur o. Etrafındakiler kendi kafalarına göre Tayyip Hoca’yı aylarca oyaladılar. Ve çok büyük hata yaptılar. Türkiye’ye çok büyük zarar verdiler. Başımızı belanın içine soktular. Ta en başta söyledim ben özür dile diye Tayyip Hoca’ya. Ben ısrarla üzerinde durdum özrün. Benden başka da özür dilemesini isteyen olmadı, sadece ben söyledim. Tayyip Hoca tarafından imzalanan mektup, Rusça mektup, Rusya’ya çevrilmiş. Mektupta ‘izvinite’ kelimesi geçiyor. Rusça’da -açın bakın- özür dilerim, beni affedin anlamına geliyor. Neye göre bunu söylüyorlar ben anlamıyorum. Özür dilemek de bir şereftir, onurdur. Tayyip Hoca’nın gönlü çok rahat olsun.  

Tevrat’ı çok güzel okuyorlardı maşaAllah, Madonna’nın bulunduğu toplulukta. 19-20 yaşında gençler mükemmel Tevrat okuyorlar. Çok iyi yetişmişler maşaAllah. Yani Kuran okur gibi onların ayrı özel bir okuma şekli var. Adonay, Adonay diye çok güzel böyle o kelime çok fazla tekrarlanıyordu. Adon ve Adonay, Harun, Harun’un Meseleleri o kısımdı. Çok çok güzel okuyorlar. Böyle bir ayinin ilk defa yapıldığını söyledi oradaki hoca. Ve Yehuda Berg de bunu söyledi. O da Madonna’nın çok hoşuna gitti, İstanbul’da ilk defa oluyor olması.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan yönetiminin Rusya’ya Suriye’yle ilgili yeni bir iş birliği teklifi sunduğu iddia edildi. Teklifte; Amerika’nın Nusra cephesini bombalayan Rusya’ya hedef tespiti ve koordinasyon gibi konularda teknik destek vermesi ön görülüyor. Rusya da buna karşılık; Esad rejiminin Amerika’nın terörist olarak görmediği ılımlı muhalifleri vurmasını engelleyecek.

ADNAN OKTAR: Hiçbir netice çıkmaz bundan, Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar. Yani daha çok çok devam edecek. Hemen bitecek diyorlardı. O zaman biliyorsunuz hükümetin açıklamaları oluyordu peş peşe. Birkaç aya biteceğini söylüyorlardı. Ben bitmeyecek dedim, yıllarca sürecek dedim.

Madonna konuşmasında, bana yüzünde aydınlık var dedi. Bakışların da çok güzel dedi. Bizim Cihat tercüme etmişti orada. Ben İngilizce bilmiyorum. ‘Ne dedi?’ dedim. O tercüme etti o şekilde. Ben de ona iltifat ettim. Ama bayağı dindar yani çok koyu dindar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ramazanda Beyoğlu’ndaki plakçısında içkili etkinlik düzenleyen Koreli esnaf, ‘bu olaydan dolayı kalbiniz kırıldı mı?’ Sorusuna şöyle cevap verdi; “Kalbim kırık evet ama Türkler yüzünden değil. Bu olay Kore basınında da çıktı ve Kore’dekiler benim bir hata yaptığımı düşünüyorlar. İçinde yaşadığım kültüre saygısızlık ettiğimi düşündükleri için bana kızıyorlar. Böylesi daha iyi. En azından Türkleri suçlamıyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Koreliler dindardır, kibar insanlardır, bayağı aklı başındadır. Güney Kore çok iyi. Kuzey Kore de iyi ama garibanlar yazık tombili onların başına öyle iş açtı. Laf söz de dinlemiyor, bayağı ilginç bir tip. Ne bulursa yiyor herhalde Kore’de böyle.

Ben aslında Madonna’dan söz de aldım, bir dahaki sefere bizim evde kalması için geldiğinde. Yani deniz manzaralı ve güvenlikli dedim. Yardımcıları da tercüme ettiler. O olumlu karşıladı.

OKTAR BABUNA: Madonna’nın tabii olduğu Yehuda Berg ve eşi size daha önce de gelmişti. Birlikte gelmişlerdi eşiyle birlikte hatta.

ADNAN OKTAR: Yehuda Berg evet sık sık geliyor. Çırağan’da kaçıncı kattaydı görüşmemiz, üç müydü?

CİHAT GÜNDOĞDU: Üç olması lazım.

ADNAN OKTAR: Üçüncü kattaydı evet. Üçüncü katı tamamen kapatmışlardı. Bir tek Madonna ve arkadaşları, onlar vardı. Onlar öyle Musevi kıyafetleri giymişlerdi, büyük bölümü. Ama Tevrat’ın ben bu kadar güzel okunduğunu bilmiyordum. İlk defa orada gördüm. Bayağı güzel okuyorlar. Sallanarak, Kuran okurken yapıyorlar ya böyle onlar da öyle sallanarak okuyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sizin Madonna’yı davet ettiğiniz evi yanındaki yardımcıları görmüştü. Madonna o sırada Çırağan’da kalıyordu. “Burayı görse buraya kesinlikle hayran kalır. Kaldığı yerden çok daha iyi” demişti.

OKTAR BABUNA: Moshe Zohar girdi sizin ağırladığınız eve. Dedi ki bana; “Madonna Çırağan için ‘dünyada bundan daha iyi yer yok’ dedi. Burası oradan da iyi” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, SEFTUS adlı düşünce kuruluşunun İngiltere Parlamentosunda düzenlediği Türkiye konulu toplantıya katıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümete yönelik hakarete varan eleştirilerde bulunan Can Dündar; “Avrupa gibi mültecilerden, Avrupa Birliği’nin işgalinden, Müslümanların çoğalmasından korkuyoruz. Umarım Avrupa Türkiye’nin faşist bir rejime düşmesine izin vermez” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Faşist rejime düşmesi; öyle bir şey olur diye çekiniyor. Komünist rejim de olabilir. Asıl tehlike komünist rejimdir. Faşist tehlike de olabilir ama yani alenen bir komünist tehlike var. Ama biraz öfkeli de olabilir tabii. Çünkü başına gelenlerden dolayı içinde bir kızgınlık duyuyor olabilir. Faşizmden çekiniyorsa da çekinsin herkes çekinir faşizmden. Mesela askeri darbelerde faşist bir görünüm oluşuyor. Faşizan bir ruh hissediliyor. Dolayısıyla çekinmesi normal, onda bir şey yok. Muhalefet olabilir, insanlar konuşsun. Bir şey olmaz insanların konuşmasından. Mesela Sayın Kemal Kılıçdaroğlu konuşuyor. Sert muhalefet yapıyor ama sert muhalefet varsa sağlıklı bir demokrasi var demektir. Çok usturuplu falan çekinerek konuşuyorsa demokrasiden bahsedemeyiz. Rahat rahat, özgürce ne istiyorsa konuşuyorsa tamamdır. Ama hakaret olmaması lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya’nın Soçi şehrinde gerçekleştirilen Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü Toplantısına katıldı Sayın Çavuşoğlu. “Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’la ilişkilerimizi normalleşme sürecine karşılıklı adımlara ilişkin verimli bir görüşme yaptık” dedi.

ADNAN OKTAR: “Madonna’dan kedicik olmaz Hocam” diyor Ozan KCMN. Niye? Çok güzel kız, bayağı efendi, terbiyeli, dindar. Yani ufku geniş, derin düşünen bir insan, kibar, saygılı.

CİHAT GÜNDOĞDU: Size çok saygılıydı o günkü toplantıda. Özellikle size zaten toplantıyı açtırmışlardı. Harun’un Meseleleri konusu çıkmıştı zaten Tevrat’ta da.

ADNAN OKTAR: Evet, Harun’un Meseleleri, şaşırdılar ona da.

KARTAL GÖKTAN: Zeytin hasadı yapmak üzere tasarlanan bir araç var Adnan Bey. Onun kısa bir videosu var.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bu iyi akıl. Yazık ağaca, çok şeker. Ama mükemmel, bayağı iyi. Süper dut toplar o makina. Bayağı iyi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Şu kuzuların şekerliği tarif edilecek gibi değil.

KARTAL GÖKTAN: Acar’la Sarman’ın yeni videoları var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Hakikaten normalde konuşmaz. Anında geliyor yani.

İç politikada da dış politikada da tabii AK Parti’nin çok büyük hataları oldu. Ama Tayyip Hocam’ın danışmanlarının hatası olarak ben görüyorum. Tayyip Hocam normalde makul delikanlı. Güzel, doğru dürüst bilgi verseler böyle olmaz. Ama “özür dileme, sakın sakın” falan iş çıkarttılar. Özür dilenmeyecek ne var? Adam ölmüş, insan ölmüş. Bir uçak düşmüş. Ne diyorsun? Zaten pişman olduk, acı çekiyoruz diyorsun, ıstırap duyuyoruz diyorsun. Bu tam özür dilenecek bir konu bu. Her zaman diyorum ya, birisinin omzuna çarpsan bile özür diliyorsun. Burada insan ölmüş. Niçin özür dilenmesin? Ama bunu anlatıncaya kadar artık ne çektiğimizi biliyorsunuz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York Times Gazetesi’nin haberine göre, Amerika’nın Teksas eyaletindeki ayrılıkçılar İngiltere’deki referandumun Teksas için örnek olmasını istiyor. Batı Virginia ve Alaska eyaletlerinde de benzer ayrılma eğilimleri var.

ADNAN OKTAR: İşte bu da İngiliz derin devletinin yeni numarası. Yeni bir dizayn düşünüyor. Ama Türkiye’ye etki edemedi ve edemez. Mehdiyet’in olduğu bir yerde deccaliyet adım atamaz ve atamayacak da. Her yerde beli kırılacaktır, kanunla hukukla. Bunu unutsun.

Mazlum Yıldız; “Hoca bir saat ne yaptın orada?” diyor. İşte anlatıyorum ya sabahtan beri. Bunlar ne kadar şüpheci adamlar. Nasıl bir kafadır bu?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli çocuk resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Fakir ülkelerin çocukları çok şeker oluyor, çok mütevaziler. Sokağa bırakıyorsun, büyüyorlar. Erik ağacına çıkıyor, erik topluyor, yiyor. Eve arada sırada uğruyor, bahçede yatıyor falan. MaşaAllah bayağı sıhhatli de oluyorlar. Çocuk tabii çok büyük bir lüks ama bakımı çok zor tabii yetiştirmek çok zor. İnsanın yavrusu en naif varlık. Mesela kedi yavruları şu bu falan hepsi hayvanlar güçlüler. Onlar kendi kendini idame edebiliyorlar. Ama insan yavrusu öyle değil. Uzun yıllar mutlaka annesinin bakması gerekiyor. Yani hiçbir şeyini kontrol edemiyor.

Murat Aksene (sevecen.com77), “Hocam, Türkiye'ye aldığımız Suriyelilerin içinde IŞİD'liler yok muydu? Bombacıları içeri almadık mı sizce?” Yok. Suriyelilere oradan buradan ilişmeye kalkmak çok çirkin. Alabildiğine mazlum, alabildiğine gariban; son derece şefkate, merhamete muhtaç insanlar. Allah vermesin, kardeşlerimiz de aynı konumda olabilirlerdi. Biz onlara öyle bir şefkat sevgi göstereceğiz ki başına kakar gibi değil, hatırlatır gibi değil; kendi vatanında olduğunu düşünecek, kendi malından harcadığını düşünecek, gönlü de çok rahat olacak. Yazık günah.

İngiltere Parlamentosu Başkan Yardımcısı Milletvekili Nigel Evans kefaretle serbest bırakılmış. Homoseksüel olan elli beş yaşındaki muhafazakar parti milletvekili Evans'ın yirmi yaşlarında iki erkeğe taciz ve tecavüzden gün boyu sorgulandığı duyurulmuş. Daha önce olmuş bir olay bu ama o olaylardan bir tanesi.

Çok çok merhamet etmek lazım. Bak, gariplerim, çıtları çıkmıyor Güneydoğu'da, üç milyonlar. Gayet itinalı, saygılı o çadırların içerisinde adeta nefes almadan yaşıyorlar.

Şimdi size bir bilgi vereyim de İngiliz derin devletinin olayını daha iyi anlayın. Kabil'de, Afganistan'da bir İngiliz subayı elli adet intihar yeleğiyle yakalanıyor, bombalı yelekle. İntihar bombacılarının kullandığı yelek var ya onlardan elli tanesiyle yakalanıyor İngiliz subayı. Ne anladınız? Kimmiş yapanlar? Kardeşim, elli ayrı olayda kullanılmak üzere intihar bombacılarının kullandığı yelekten var, yakalanıyor.

Evet, devam edin. 

BÜLENT SEZGİN: Amerikan Dış İşleri Bakanlığı, insan kaçakçılığı hakkında bir rapor hazırladı Adnan Bey. Raporda Suriye'deki iç savaşta bütün tarafların çocukları savaşta kullandığı belirtildi. "2015 yılında PKK, DAEŞ'e karşı savaşmak için bazıları on yaşın altında olduğu görülen çocuklar kullandı." değerlendirmesi bulunuyor raporda. Ayrıca raporda terör örgütü PKK'nın Türkiye'de de genç yaşta çocukları örgütlerine dahil ettiğine yer verildi.

ADNAN OKTAR: Doğru. Ama ona karşı mücadele de Darwinizm’in geçersizliğini anlatarak olması lazım. Hükümet bu konuda daha hala bekliyor. Darwinizm Allah'a meydan okuyan bir sistemdir. Allah'ı inkar eden bir sistemdir. Ortaokul, lise, üniversitede öğrencilere Allah'a meydan okuyan bu sistem adeta dayatma gibi öğretiliyor. Ve öğrenciler oradaki açıklamaları kabul etmek mecburiyetinde. Darwin'in yanlış olan, hatalı olan, bilimsellikle alakası olmayan, hurafe olan görüşlerini benimsediğini söylerse not alabiliyor. Ortaokul, lise ve üniversitede hemen hemen bütün derslerde Darwinist eğitim var Türkiye'de ve bütün İslam ülkelerinde ve bütün dünyada var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere, peşmerge güçlerine silah ve mühimmat desteğinde bulunacak. İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon, hükümetin peşmerge güçlerine 1 Milyon 400 bin pound tutarında askeri desteğe karar verdiğini açıkladı. 

ADNAN OKTAR: Bu ne? İngiliz derin devletinin yeni bir uygulaması. Yine felaket, yine Kürt kardeşlerimizin birbirini kırması için yine bir vahşet için orada IŞİD'le karşılaştıracaklardır onları. Dehşet vahşet ve yıkım meydana getirecektir, Allah vermesin.

Ashton Carter, yeni bir hamle yapmış. Homoseksüellerin askerlik hizmetinde bulunabileceğini belirtmiş. Zaten yapıyor homoseksüeller Amerika'da. Öyle bir şey yok.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: İtalya Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni, Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlaşması gerektiğine işaret ederken onu izole etmenin mazoşist bir tavır olduğunu savundu. 

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bu lafı kimse kabul etmez. Kendi de zaten inanmıyordur. Hiçbir şekilde Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını savunan adamların Avrupa'da gezmesini istemez. Karısı, kızı, arkadaşları falan dekolte geziyor. Adam karşı dekolteye. Bak camiye ilan asmış, "Sakın ha, buraya gelemezsin. Şortla da giremezsin, etekle de giremezsin." diyor. İtalya'da olsa aynı uygulamayı yine yapacak adam. Müzik duyduğunda kapattıracak. Sakalını tıraş ettiğinde öldürmekten bahsediyor adam.

BÜLENT SEZGİN: Heykelleri, resimleri yıkıyorlar, kırıyorlar. 

ADNAN OKTAR: Heykele resme adam balyozla giriyor.

Tayfur; "Yayın Hocam süper. Allah razı olsun. Allah başımızdan eksik etmesin." diyor.

Bekir Rüştü Yılmaz; "Adnan Hoca, malum zevat ile IŞİD bağlantısını bildiği için IŞİD'e toz kondurtmuyor. ‘Havaalanı saldırısını PKK yaptı’ diyor." Havaalanı saldırısını İngiliz derin devleti organize etti. PKK'yı taşeron olarak kullanıyor. Ona ihale etti. Daha başka öbür eylemleri de ona ihale etmişti. Hepsini PKK'ya yaptırdı. Sonra da zaten çıktı ortaya. Söylediğim ortaya çıkıyor. Ayrıca açıkladım, dedim; "Adamlar itiraf edecek." dedim. Şakır şakır itiraf ediyorlar işte. İngiliz subay, elli adet intihar yeleği, intihar bombacısı yeleği ile yakalanıyor. Daha nasıl anlatayım? "Malum zevatla IŞİD bağlantısı" Hükümeti kastediyor. Hükümetten nefret ediyor IŞİD, Tayyip Hoca’dan nefret ediyor. Adamlar demediğini bırakmıyorlar. Ne alakası var? Bu laflar boş. IŞİD, aç bak dergilerinde yazılarında falan akıl almaz kinliler hükümete, Tayyip Hoca’ya demediklerini bırakmıyorlar. Öyle bir şey yok. Ve hükümetin onlara destek olduğuna dair tek bir tane teknik delil yok, bir tane. Ama İngilizlerin desteklediğine dair delil var, Fransızların Fransız derin devleti, İngiliz derin devleti... Ama veyahut şöyle diyeyim IŞİD'i ortaya koyan bir güç var. Ve bu güç şuan bir hücre gibi kendinden çoğalıyor şuan. Her şeyi yiyip bitiren bir sistemi var. Rus silahı da kullanıyorlar. İngiliz silahı kullanıyorlar, Alman silahı kullanıyor, Çin veKore silahı kullanıyor, Kuzey Kore silahı kullanıyor. Fakat şuana kadar tek bir tane Türk silahı yok. Öyle dedikleri gibi olduğunu düşünsek Makine Kimya Enstitüsü üretiyor zaten silah, mermi, şu bu falan. Mebzul miktarda ellerinde bulunması lazım. Niye yok? Niye Alman malı ve Rus malı silahlar var, Amerikan malı silahlar var? Türkiye'nin desteklemediği, hükümetin desteklemediği buradan açıkça belli, teknik delille belli. IŞİD'in çıkarttığı Türkçe derginin hemen hemen her sayısında Tayyip Hoca'ya hakaret var. Hükümete demediklerini bırakmıyorlar, devlete demediklerini bırakmıyorlar. Tağuti sistem olarak görüyorlar kendi inançlarına göre. Yanlış bir bakış açısı içerisindeler ama görüşleri bu.

Mehdiyet'i İsrail bekliyor, Mehdi (a.s)'yi bekliyor. İsrail dünyanın en güçlü devletlerinden birisi her alanda. İran bekliyor, her alanda güçlü. Avrupa İsa Mesih'i bekliyor, her alanda güçlü. Amerika bekliyor, her alanda güçlü. Mehdi beklentisi bereket getirir.

Şimdi o filmleri izleyelim. 

BÜLENT SEZGİN: Videolarımızla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü