Harun Yahya

Sohbetler (4 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Ne diyelim? “Sevgi birleştirir” diyelim.

İsa Mesih diyor ki; “Ben cabbar ve şaki değilim” diyor. Yani anarşist, terörist de değilim. Şaki terörist demektir. Ve cabbar; yani şiddet kullanan. Bunları ben yaşamıyorum diyor. Allah övüyor, halim olduğunu söylüyor. Mülayemetle hareket eden. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve beren bi vâlidetî ve lem yecalnî cebbâran şekiyyâ.” Şaki ve cabbar değilim diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Türkiye ve Rusya ilişkilerinin yeniden normalleşmesinin özerk yönetim programına etki etmeyeceğini, kendilerinin Washington’a güvendiklerini ifade etti ve şunları söyledi: “Afrin ve Kobani’yi mutlaka birleştireceğiz. Batı Kürdistan’da üç Amerikan üssü var. Amerikan öncülüğündeki uluslararası koalisyon ve Washington’un desteğine güveniyoruz“ dedi.

ADNAN OKTAR: Zaten korku dolu bir açıklama. Bir kere sap gibi ortada kalmış bunu demek istiyor. Tek güvencemiz de Amerika diyor. Sizin adamınız da gittiğine göre, yolcu gidiyor. Seçimlerde gidiyor yoksa hani kafası gözü kırılacak anlamında demiyorum. O zaman Amerika’nın daha önceki tavırlarını da biliyorsun. Bütün teröristleri daha önce destekledi sonra feci şekilde ezdi. Bütün ülkeler de bunu yaptı aşağı yukarı. Nerede terörist varsa önce onlara silah verdi, destekledi sonra da feci şekilde ezdi. Şimdi sizin içinize iyice girdi o zaten. Bütün mekanınızı, her yerinizi çok iyi tanıyor Amerika, her şeyinizi biliyor. Şimdi kafanızı ezecekler söyleyeyim. Zaten korku dolu bir ifadeyle bunu söylemiş. Sana orada kimse komünist, Stalinist devlet kurdurtmaz. Aptallığı bırak. Bu ne Rusya’nın işine gelir ne Amerika’nın işine gelir. Hiç kimsenin işine gelmez. İngiliz derin devleti orada cani katil olarak kullandı sizi. Ama sizinle bir yere varamayacağını da gördü. Sizin ne kadar kahpe ve aşağılık olduğunuzu da herkes biliyor. Yapacağınız hiçbir şey yok. Kimsenin kâle almadığı bir topluluksunuz, PKK topluluğu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Kılıçdaroğlu Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık verilmesi konusunda şunları söyledi:  "Profesörleri, sanatçıları, sporcuları, girişimcileri almalarına itiraz etmem. Ancak Cumhurbaşkanı, ‘Kim talep ederse’ diyor. Daha şimdiden gettolar oluşmuş. Üç milyon insanı nasıl sindireceksin? Esnafa sorsunlar, istiyor mu?" ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Sayın Kılıçdaroğlu seyyid insan, nurlu bir insan, temiz bir insan, merhametli şefkatli bir insan. Bizim kalabalık nüfus olmamız bizim için bir güç ve güzellik. Ve bu kardeşlerimiz bize şiddet ve dehşetten kaçarak gelmişler. Kendini o insanların yerine bir koysun Sayın Kılıçdaroğlu. Çoluğuyla çocuğuyla ailesiyle Suriye’den geldiler, ne yapmamızı isterdi? En güzel cevap budur. Keşke beni vatandaşlığa alsalar der değil mi? Allah rızası için kendini o insanların yerine koysun. Üç milyon güzel insan, hoş geldiler sefa geldiler Türkiye’ye. Hatta isteseler de istemeseler de vatandaşlık verelim. Biz vatandaşlık verelim o istemiyorsa istemesin. Hepsini vatandaşlığa geçirsinler tamamını istisnasız. Yani çünkü istersen, niye istemesin? Ne mahsuru var yani? Aleyhine bir şey yok ki. Vatandaşlığı biz verelim istemiyorsa istemiyordur, o istemiyorsa kendi söyler. Zaten onu rahatsız edecek bir şey değil. Bizim haberimiz olmadan adam mesela bizi İspanya vatandaşı yapsa, yapıyorsa yapsın vatandaş. Ne mahsuru var? Biz Türkiye’de duruyoruz zaten. Onun için öyle bir şarta gerek yok. Tamamına nüfus cüzdanı dağıtılsın. O uzar; hadi vatandaş işte gelin teklif edin. Adam anlamıyordur bile birçoğunun Türkçesi de yok. Konuyu uzatmaya gerek yok. Onlarda listesi var bu insanların, hepsinin listesi var, kayıtları da var. Seri olarak hepsine nüfus cüzdanı versinler. Fotoğrafları da var. Hepsine nüfus cüzdanı versinler konu bitsin. Yani konuyu sürüncemede bırakmanın bir alemi yok. Adam istemiyorsa der, arkadaş ben istemiyorum gideceğim der. Gider başka bir devletin vatandaşlığına geçmek istiyorum dese geçer. Çifte vatandaşlık var yaparlar bir şey olmaz. Adamlar dehşet içinde kıpırdamıyorlar, nefes almıyorlar, çadırdan çıkmıyorlar bir şey olacak diye. Yazık günah. Yanlışlıkla biri bir suç işliyor galeyana geliyorlar binlerce insan birden. Vay Suriyeliler sizi gidi Suriyeliler, evlerini yakmalar, ağzını burnunu kırmalar. Ne oluyor ya? Türkiye’de normal bir insan adam vuruyor bilmem ne oluyor hiç gıkları çıkmıyor. O garibanlar en ufak bir şey yaptıklarında yer gök birbirine karışıyor. Bazı kişiler için söylüyorum bunu. Bu çok çirkin. Mesela suç oranı en düşük topluluk onlar Türkiye’de. Türkiye geneline göre en düşük suç oranı orada. Gariplerimin ödü kopuyor bir laf çıkacak bir şey çıkacak diye. Bırakın rahat yaşasınlar. Yazık günah zaten dehşeti yaşamışlar çadırdan çıkmıyor adam yıllardan beri. Bir tabak yemek veriyorsun razı.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Medine’de Mescid-i Nebevi yakınında intihar saldırısı eylemi düzenlendi. Henüz kaç kişinin hayatını kaybettiğine dair bir açıklama yapılmadı. Medine’de meydana gelen patlama Mescid-i Nebevi’ye çok yakın bir yerde gerçekleşti. Bir iki resim de vardı.

ADNAN OKTAR: Mesela IŞİD militanının en çok çıkacağı yerlerden birisi burasıdır, Suudi Arabistan’dır. Çünkü kitapları, hadis külliyatları bizimkilerin benzerinin daha da şedidi. Hep asma kesme ve doğramayla ilgili. Mesela bir gün öyle uydurma hadis bulmuşlar. “Küçük çocukları gece baskın yapıp öldürebilirsiniz” diyor. Bak hadise bak uydurma hadise. “Gece yarısı baskın yapıp kadınları ve çocukları öldürebilirsiniz.” Adam da işte gece gidip baskın yapıp öldürüyor. İşte Kuran’a uymadı mı felaket kapıda. Kim bilir kim uydurdu. Yüzlerce sene önce uydurmuşlar. “Gece yarısı baskın yapıp kadınları çocukları öldürebilirsin. Karşıt gördüğünüz kim varsa.” İşte IŞİD’in ideolojisi bu hadislerden kaynaklanıyor. Kuran’ın yeterliliği anlatıldığında dünya cennete döner. Felaketin kaynağı bu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Havalimanı’ndaki saldırıdan sonra taksicilerin normalin iki katı fiyat istedikleri haberleri sosyal medyaya yansımıştı. Havalimanı taksicileri bu haberlerden çok rahatsız olduklarını söylediler ve  “Bunu alçaklık ve namussuzluk olarak görüyoruz. Böyle şeyler söylenmesine rağmen şuana kadar henüz bir plaka dahi verilmiş değil. Eğer var ise getirsinler hemen şu otoparkın orada darağacını kuralım, kanunlara bırakmadan kendimiz cezalandıralım.”

ADNAN OKTAR: Ama yazık günah. Bak görüyor musun dedikoduculuk nasıl insanları sıkıyor bunaltıyor. Allah’tan korksunlar. Onlar şu sıcakta oruçlu ağızlarıyla müşteri götürüp getiriyorlar, hizmet ediyorlar. Dehşet verici bir iddia ile ortaya çıkılıyor. Hayır, öyle bir insan çıkabilir. Delidir yapmıştır akıl hastasıdır, sarhoştur yapar veyahut provokatördür, PKK’lıdır, manyaktır yapmıştır. Bu insanların suçu ne hepsini toptan suçluyorsunuz? Şoför kardeşlerimiz hiç böyle şeyleri kâle almasınlar. Bunu söyleyenlere de itibar etmesinler. Onlar çok asil, efendi, namuslu, helaliyle kazanan mübarek insanlar. Onu söyleyenler iftiracı, müfteriler. Onların ne tip insanlar olduğu yarın bir gün ortaya çıkar. Zaten polis araştırsın bunu. Bu adamlar çok karanlık insan çıkacaktır. Yahut şaşkındır yahut akıl hastasıdır bir şeydir yani. Dolayısıyla kâle almaya gerek yok. Kardeşlerimiz de tabii böyle bir üslupla konuyu anlatmak durumunda kalmışlar. Öfkeyle söylenmiş bir söz. Tabii ki olmaz burası kanun hukuk devleti, götürüp birini asmak kesmek öyle bir şey olmaz. Üzülecekleri bir şey yok, rencide olacakları bir şey de yok. Ama insanlar hakikaten çabuk da galeyana gelebiliyorlar ama biz onların tertemiz olduğuna eminiz. Bunu söyleyenlerin ahlaki çöküntü içinde olduklarını veyahut düşüncesiz olduklarını düşünüyorum. Hiç kâle almasınlar.

Bak diyor ki “Aile sahibi olan müşriklere İslam mücahitleri gece baskın düzenliyor” diyor. “Onların kadınları ve ergenlik çağına varmamış” Küçük, sabi çocuklar. Yani iki yaşında, üç yaşında, beş yaşında sabi. “Yaralanıyor ve öldürülüyor diye soru soruldu. Peygamber (s.a.v.)” Bak yalan bu Peygamber (s.a.v.)’in böyle bir ifadesi yok “Onlar da müşrik zaten dedi” diyor. “Onlar da müşrik toplumundandır buyurdu” diyor. “Onları da öldürün dedi” diyor. Bak görüyor musun Peygamberimiz (s.a.v.)’i nasıl gösteriyorlar? Bu oynanan oyunlar hiçbir Müslüman tarafından seyredilmemesi lazım. Dehşet verici. Çocuk, üç-beş yaşında sabiyi öldür der mi Peygamber (s.a.v.)? Kadını öldür der mi Peygamber (s.a.v.)? Şu söz mü? Bir de yatıyor uyuyor evine baskından bahsediyor gece yarısı.

Hiçbir şey olmaz yiğitlik yapsınlar. Darwinizm’in geçersizliği nasıl anlatılır? Daha kapsamlı anlatırsın. Ama bu yüzyılın bir hurafesidir. “Bir proteinin molekül yapısı budur. Bunun tesadüfen olması bilimsel olarak imkânsızdır. Bunu kimler diyor?” diye de bütün profesörlerin ismini sayarsın. Hiçbir profesör, Darwinist de dâhil, ateist de dâhil hiçbir profesör “protein tesadüfen meydana gelebilir” diyemiyor. “Olmaz” diyorlar. “Yani mutlaka birinin yapması gerekiyor” diyorlar. Bunu diyeceksin işte, bu kadar. Paleontolojik deliller, fosillerin resimlerini yayınlayacaksın, bu kadar. Yorumu gençlere bırakacaksın. “Ve Kuran’ın yeterliliğine dair açık sarih ayetler var. Allah’ın kitabı yeterlidir” diyeceksin. IŞİD’le mücadele, El Kaide, Taliban’la mücadele budur. Ama sen onun kitaplarını basıyorsun. Mesela bu hadislerinde yine bu kitaplar piyasada satılıyor bunlar. İbn-i Mace’de bu. Sahih hadis kitabı olarak satılıyor. İbn-i Hacer, ehl-i sünnetin göz bebeğidir İbn-i Hacer. Temel eserlerindendir. İbn-i Mace dedi mi adam, zaten sahih hadis kitabı, tereddütsüz uygular. Diyor bak, “çocukları, kadınları öldürün” Sabi çocukları. Bir de müşrik, çok yoruma açık bir şey. Çünkü Kuran’ı yetersiz gördüğünde bir insan, Kuran’a ilave yaptığında yahut çıkartma yaptığında o da müşrik oluyor. Müslümanlar o zaman kırar geçirir birbirlerini. Bu nasıl bir kafa? Çünkü Şiilerin hadis çıkarttığına kanaatleri var. Uydurduklarına dair kanaatleri var birçok Sünni’nin. Ve Kuran ayetlerini de çıkarttıklarına dair yahut ilave ettiklerine dair karşılıklı iddialar var. Ve karşılıklı şirk iddiası var zaten. Vahabi, Sünni ve Şiiler’de birbirlerini suçlama şekli dinsizlikle suçlama tarzında oluyor. Dinsizlikle suçlarken de müşrik olduklarını iddia ederek suçluyorlar. O zaman hiçbir Müslüman kalmaz Allah esirgesin. Kırar geçirirler birbirlerini bu hadise göre. Bir de çocuk ve kadın öldürme de teşvik ediliyor. Hayır, kardeşim ben bir yanlışlık yapıyorsam bana söylesinler. Ben anlayamıyorum yani. Allah rızası için anlatsınlar. Ben anlayamıyorum. Dehşet verici bir durum var. İ

bn-i Mace, Cihad, bak, “Es-Sa'b bin Cessâme (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: (Bir kere) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e müşrik(muhârib)lerden aile sahibi olanlara (İslâm mücâhidleri tarafından) .. geceleyin baskın düzenleniyorlar ve (bu arada ayırt edilemeyerek) onların kadınları ve erginlik çağına varmamış çocukları da isabet alıyor (yaralanıyor, öldürülüyor), diye soru soruldu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem): “Onlar da müşrik (toplumun) dandır” buyurdu.” Yani “onları da öldürün.” dedi” diyor. Ya kardeşim, dehşet verici. Niye Peygamber (s.a.v.)’e böyle bir iftira atılıyor. Bu Peygamber (s.a.v.)’e atılmış bir iftira. Dehşet verici. ““Kadınları ve çocukları öldürün” diyor.” diyor. “Biz de gece baskın düzenliyoruz. Musevileri öldürüyoruz” diyor. “Müşrik onlar çünkü” diyor. Kuran’da onlar için Allah, “ehl-i kitaptır” diyor. Hadi müşrik olduklarını kabul edelim. Ayette diyor ki; “Müşrikleri bulundukları yerden güvenlik içinde alın, canınızı ortaya koyun. Silahlı pusatlı olarak koruma olarak yanlarında durun. Alın onları güvenli olan bölgeye kadar götürün” diyor Allah Kuran ayetinde. “Eğer müşriklerden biri, senden 'eman isterse', ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.” (Tevbe Suresi, 6) “Adamları doğrayın, öldürün” demiyor. Adam yatağında yatıyor, mazlum kız çocuğu ya. Uyuyor uykusunda haberi bile yok. Adamı bıçaklayıp öldürüyor. “Niye?” diyor “Peygamber dedi” diyor. “Peygamber’in emri” diyor. Diyanet İşleri Başkanlığı bu fevkalade vahim duruma el koysun. Bu hadislerin hurafe olduğunu açıklasın. Kuran’ın yeterliliğini açıklasın. Suskun beklemesinler. Hurafe, Kuran’a göre kesin haram. “Ehl-i kitapla evlenin” diyor Cenab-ı Allah. Evlenebilirsin. “Gidip bıçaklayın” demiyor. “Sevgiliniz olsun, evlenin” diyor. “Çoluğunuz çocuğunuz olsun” diyor. “Sırdaşın olsun. Kardeşin olsun” diyor. Evli ne demektir? Karısı ne demektir bir insanın; sevgilisi. Öldürün ne demek, burada ayetin hükmü ne? Diyanet İşleri Başkanlığı bu fevkalade duruma hemen el koyması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Japonya’da bir moda varmış Adnan Bey. Kedilere kimono giydirme modası. Birkaç fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Kediler çok şahane varlıklar. Kediler pek sevilmiyordu. Bizim vesilemizle acayip sevilir hale geldi hatta dünya çapında. Yok, “uğursuzdur, bilmem ne” dir. Sensiz uğursuz. O niye uğursuz olsun? Yani bir komşu var onun için söylüyorum.

Yani özetle hükümetten bak, istirham ediyorum. Darwinizm Allah’ın inkârıdır. Paleontolojik ne kadar istiyorlarsa delil verelim. Yüz binlerce bizde paleontolojik delil var Türkiye’de. Müzelerde duruyor. Bunları sergileyelim. Gençler baksınlar. Kendileri karar versin. Proteinin molekül yapısını gösterelim, kofulların yapısını, mitokondrilerin yapısını gösterelim. Kendileri karar versinler. Tek yanlı Darwinist, materyalist eğitim var. Allah rızası için bunu durdursunlar. Havadan bombalama, bu da dursun. Çoluk çocuk, şehit olanlar bunlar. IŞİD’le alakası olmuyor bu işin, IŞİD yer altında. IŞİD’e de bomba atmaya gerek yok. Kitapla, broşürle, televizyonla, radyodan konuları anlatalım. Kuran’ın yeterliliğini anlatalım.

Dünya niye böyle ben anlamıyorum yani. Ne olur sevgiyle, akılla halletseler konu bitse. Bir hafta bile sürmez. Yani bir akıl tutulması var. Bir şey var. Ben anlayamıyorum. Korkulu rüya görüyorum gibi. Böyle kâbus görüyorum gibi. Ne gerek var? Adamlar zaten perişan vaziyette. Ekmek, yemek bulamıyorlar. Bir de tepeden niye bombalıyorsun adamları? Kitap ver, anlat. Buradaki kardeşlerimize anlatırsın. Gayet kolay bir şey. “Hurafe bu” de. Kuran’ın yeterli olduğunu Allah çok açık vurguluyor. Çok sarih. Kuran kendi kendisini de yorumluyor, açıklıyor. Allah “Ben hepsini açıkladım” diyor. “Çok sarih, net, anlaşılır şekilde anlattım” diyor. “Her şey tamam” diyor “Kuran’da” “Yok” diyor. “Yeterli değil Kuran” diyor. Kardeşim, “Kuran yeterli değil” dediğinde dinden çıkarsın zaten. Dini yeterli görmüyorsan “niye Müslüman’ım” diyorsun sen zaten? “Kuran yeterli” dersen Müslüman olursun. “Yetersiz” diyorsan başka din arıyorsun demektir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriyelilere vatandaşlık verilmesi durumunda düzenlemeden yararlanacak göçmenlerin iki milyon yedi yüz kırk altı bini bulacağı ön görülüyor. Vatandaşlık verilebilecek Suriyelilerin en az 1,7 milyonu potansiyel seçmen olacak.

ADNAN OKTAR: Tamam, gayet güzel işte. Hiç bekletmesinler. Uzun süreden beri söylüyoruz bunu. En başından beri söylüyorum.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos zirvesinde “Öldürmeye gelince siz çocukları öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” dediği İsrail eski Başbakanı Şimon Peres, iki ülke arasında imzalanan anlaşmayı olumlu bulduğunu şöyle ifade etti. “Devamlı geçmişe takılı yaşayamazsınız. Geçmiş ölüdür ve değiştiremezsiniz. Enerjinizi ve zamanınızı çocuklarınız için geleceği planlamaya harcayın. Uzun tarihleri ve derin kültürleri olan iki ülkenin barış içinde yaşamamaları için hiçbir sebep yok. Ben Türkiye ile İsrail’in doğru zamanda, doğru anlaşmayı yaptığına inanıyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, ortalık kaynıyor yani öyle bir ortamda gereksiz bir muhalefet ruhu ancak şeytani ruhları sevindirir. Sevgisizleri sevindirir. Bilgisi az olanları sevindirir. Erdemli insanları, olgun insanları, sevgi insanlarını böyle birliktelikler mutlu eder.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Binali Yıldırım, çatışmalarda hayatını kaybeden asker ve polislerin yakınlarının haraç alacakları zaman özel tüketim vergisinden (ÖTV’den) muaf tutulacaklarını müjdeledi.

ADNAN OKTAR: Müjdeledi. Zaten olmaması lazım. Yani her konuda muafiyet gerekir, her konuda. Bir kere vergi almamak lazım. Şehit anasından, babasından vergi alınmaz. Hiçbir konuda vergi alınmaz. Çocuğunu vermiş. Evladını vermiş. Bir ana, baba kalmış. Niye vergi alınsın? Bilakis devlet maaş verecek ve vergi de hiçbir şekilde alınmayacak, hiçbir vergi. Öyle olması lazım.

BEYZA BAYRAKTAR: Esnaf çok güzel davranıyor. “Yemek bedava” diye birçok yerde.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Her yerde şehit annesi, babası, çocukları korunup kollanması lazım. Mesela okul, özel okula kayıt yaptırdı, bedava. Lokantaya gitti, bedava, böyle olması lazım. Çünkü şehit yaşasaydı, onları zengin yaşatırdı. O zaman biz onu yaşatacağız zengin.

Cabir Bin Abdullah, Resulullah (s.a.v.)’den şöyle aktardı: “Kim evladım Mehdi’nin zamanına ulaşırsa onun dini anlatımına sımsıkı sarılsın. Böylece şeytan o kişiyi şüpheye düşürmez. Mehdi’nin yoluna sımsıkı sarılmazsa kişi, şeytan o kişiyi ümmetimden saptırır ve dinimden çıkartır.” (Yevmu’l-Helas, sayfa 200)

Bayramda babam bizi erkenden kaldırırdı. Karanlıkta kalkardık. Camiye önde yer tutmak çok önemliydi. Yoksa sonra cami çok acayip doluyor böyle. Herkes zaten yanında getiriyor namaz kılacağı ne varsa, seccade falan. Bayağı da kalabalık oluyordu çok ciddi. Ama son zamanlarda muazzam kalabalık oluyordu. Mesela şimdi bu bayramda görün Rusya şura bura falan yıkılır, inşaAllah. Hoca efendiler önce insanları üzecek şeyler anlatırlardı, ağlardılar. Sonra insanları güldürecek şeyler anlatırlardı, sonra da güldürürlerdi falan. Sonra gelirdik tabii gıcır gıcır giyinirdik.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Doğu ve Güneydoğu’ya otuz beş milyar liralık yardım paketi hazırlandı. Bayram sonrası meclise sunulması bekleniyor. Hükümetin meclise göndereceği düzenlemenin ikinci ayağında ise terör örgütlerine destek veren belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve medyaya yaptırımlar içeren cezai düzenlemeler olacak.

ADNAN OKTAR: Evet, işte faydalı olan ne varsa onun uygulamaya geçmesinde hayır var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 21 ve 23 Haziran’da Nilüfer Hatun ile Beşevler Caddesi’nde yüz adet kitap ve üç bin altı yüz adet broşür dağıtımı yapmışlar. Ayrıca 15 Haziran’da ev sohbetinde bir araya gelip, ‘Kuran’da yalancının yöntemleri’ isimli kitabınızdan bölümler okumuşlar. Zonguldak’tan kardeşlerimiz 22 ve 29 Haziran’da yedi yüz adet broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Bayağı şekerler.

KARTAL GÖKTAN: 26 Haziran akşamı Almanya, Hollanda ve Belçika’dan kardeşlerimiz beraber iftar yapıp sohbet etmişler. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: 26 Haziran ve 3 Temmuz’da Sakarya’nın Serdivan ve Erenler ilçelerinde çok sayıda broşür dağıtılmış. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz ramazanda çeşitli tarihlerde bir araya gelerek kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. Ayrıca yirmi adet kitabınızı ve PKK’ya çözüm broşürlerinden de sekiz yüz elli adet dağıtmışlar. Kayseri’nin Mimsin semtinde üç yüz adet iman hakikatleri ve PKK ile mücadele broşürlerinden dağıtılmış. Geçtiğimiz günlerde Bursa’dan kardeşlerimiz Özlüce semtinde yüz elli adet kitap dağıtıp sonrasında Kuran ayetleri okuyup, faaliyetleri hakkında istişare etmişler. Ankara’dan kardeşlerimiz 24 Haziran ve 1 Temmuz tarihleri arasında İvedik metro çıkışı, Pursaklar, şehirlerarası otobüs terminali, Kocatepe cami önü, Aktepe, Hacettepe, Kızılay ve Necati Bey Caddesi’nde yüz seksen beş adet Harun Yahya eseri ve beş yüz adet A9 ve evrim yoktur broşürlerinden dağıtmışlar. Balıkesir’den kardeşlerimiz 23 ve 29 Haziran’da iftarda buluşup sonrasında sohbet etmişler. Ayrıca 25 Haziran ve 1 Temmuz arasında Erdek, Bandırma ve Ören sahilinde toplam bin dört yüz otuz iki adet eserinizi hediye etmişler halkımıza. Adana’da yüz elli kadar kitabınız dağıtılmış. Dün akşam, Kayseri Gültepe Köşk Mahallesi’nde bin adet PKK’ya çözüm broşürü dağıtılmış. İstanbul’dan farklı kardeşlerimiz çeşitli semtlerde kitap ve broşür vermişler halkımıza. Topkapı ve Bağcılar’da bin yedi yüz broşür ve yirmi kitap, 30 Haziran’da Etiler’de yüz elli adet kitap ve çok sayıda dergi, 3 Temmuz’da Suadiye’de iki bin adet CD ve üç yüz broşür, Maltepe Zümrütevler’de iki bin yedi yüz adet broşür dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İnegöl’den kardeşlerimiz çeşitli mahallelerde bin beş yüz adet A9 TV broşürü ve elli adet Harun Yahya kitabının dağıtımını yapmışlar. Son olarak İzmir’den kardeşlerimiz de ramazan ayında İzmir’in çok çeşitli semtlerinde toplam sekiz yüz yirmi adet CD dağıtmışlar. Dağıtım yapılan semtler şöyle: Bornova Küçük Park, Karşıyaka Çarşı, Göztepe sahil, Karataş sahil, Cumhuriyet Meydanı, Çankaya Metro, Güzel Yalı sahil, Alsancak Kıbrıs Şehitliği Caddesi, Bayraklı Sevgi Yolu, Manisa Ulu Park, Konak Meydanı ve Bayraklı Çay Mahallesi. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: İncinin Oluşumu

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Tayyip Hocam’ın yolunu kedi kesmiş. Var mı resmi?

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı’nın önünü kesen kediyi gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bayağı şeker bir şey. Eşkali acayip şeker.

“Türkiye ateist olsaydı ne olurdu?” Türkiye helak olurdu Allah esirgesin. Bu bereketin, bu memleket güzelliğinin kökeni imandır. İmanlı insanlar bize hediye etti bu vatan topraklarını. Onların vesilesiyle biz İstanbul’da bak püfür püfür burada oturuyoruz. Kuran, İslam gürül gürül yaşanıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikalı yetkililer havalimanı saldırısı sonrasında Antalya, Muğla ve İzmir için IŞİD uyarısında bulundular. Amerikalı kaynaklar Türkiye’deki IŞİD tehlikesinin sanılandan büyük olduğu yönünde bilgiler verdiler.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Amerikalı yetkililer havalimanı saldırısından sonra Antalya, Muğla ve İzmir için IŞİD uyarısında bulundu. Amerikalı kaynaklar Türkiye’deki IŞİD tehlikesinin sanılandan büyük olduğunu haber verdiler.

ADNAN OKTAR: Kendileri için tehlike yok muymuş? Asıl sanılandan büyük olan tehlike kendileri için de var. Akıllarını başlarına alsınlar. İlimle, irfanla, sevgiyle, dostlukla bu konu çözülür. Havadan bombalamayla felaket daha da artar. Sevgide Allah bir lezzet meydana getirmiş. Dehşet ve şiddette de azap meydana getirmiş. Azabı aramayacaklar, sevgiyi arayacaklar.

“İstanbul, Arnavutköy, Hadımköy yolu üzerinde bulunan Kani Akman Kışlası’na kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce el yapımı patlayıcı atılmış. Patlamada ölen ya da yaralanan olmazken kışlanın otopark duvarında maddi hasar oluşmuş.” Mesela bu adam bunu yapıp kaçmıştır. Ben bu işi anlamıyorum. Halbuki onun orada kalması lazım yani tutuklanması lazım ama olmuyor.

Evet, şimdi dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Eski Taraf Yazarı Gazeteci Roni Margulies, İsrail Türkiye yakınlaşmasını şöyle yorumladı; "İsrail'le yapılan mutabakat metnine baktım Türkiye tamamen İsrail'e teslim olmuş durumda. AK Parti Hamas'ı kurtlara teslim etmiş. Türkiye o kadar yalnız ki hükümet bir tane dostum olsun diye İsrail'e her şeyi vermeye hazır. Mavi Marmaray’ı da son dönemde AK Parti’nin güdümüne girmiş olan İHH'yı da hiç gözünün yaşına bakmadan satarlar ve sattılar" dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? İHH'yı eleştirdi Tayyip Hoca. Satma yok ne yapıyor? İHH gayet güzel faaliyetlerine devam ediyor. Acayip şamata yapıyorlar. Ne kadar abartıyorlar her şeyi ben hayret ediyorum. İHH'yı ben de eleştirdim ama destekliyorum. Başarılarını övüyorum, ama o dönemde eleştirdim. ‘Kimseye haber vermeden niye bunu yapıyorsunuz?’ dedim. Cumhurbaşkanı da yıllar sonra eleştiriyor. Arada fark bu. Bir şey yok, şamata yapacak bir şey yok.

Medine'de yapılan bombalamanın kökeninde kutsal beldeleri birbirine katma projesi var İngiliz derin devletinin. Benim kanaatim Kabe'de de bunlar bomba patlatırlar. İngiliz derin devleti oraları yıkmak isteyeceklerdir, tahrip etmek isteyeceklerdir. Krallığı dehşete düşürecekler, paniğe kaptıracaklar ve onlardan daha çok haraç alacaklar. Krallığın ordusuyla Müslümanları çatıştıracaklar. Ve muazzam bir Müslüman kanı dökecekler. Bunun planını hazırlıyorlar. Mesela dün Irak'ta iki yüzden fazla Şii Müslüman şehit oldu. İngilizlerin oyunu. Sünni-Şii çatışmasını en yükseğe çıkartıp Müslümanların birbirini yok etmesini istiyorlar, kırıp geçirmesini istiyorlar.

Müslümanlara gıcık olmalarının nedeni, bu gelenekçi Ortodoks Müslüman anlayışı. Adamlar konuyu anladılar, nefret ediyorlar Müslümanlardan. Ve hepsini yok etmeyi düşünüyorlar. Çünkü bunlar bayağı tehlikeli görüyorlar. Biz şöyle yapalım bak Kuran İslamlığına dönelim, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dönemine dönelim. Çok şahane bir medeniyet olsun. Müslümanları öldürmekten vazgeçtikleri gibi Müslümanların sayısının artması için adamlar var gücüyle gayret eder o zaman. Ama bu durumda sezdirmeden Müslümanları yok etme projesi var. Birbirine kırdırıp yok etmeyi düşünüyorlar, Allah esirgesin. BOP haritasını çizen yani Büyük Ortadoğu Projesi Haritası’nı çizen Amerikalı Albay Ralph Peters. Halbuki Ralph Peters böyle harita çizecek bir adam değil. İngiltere’de çiziliyor bu harita. Ama o garibana veriyorlar. Albayın ne alakası olur? Harita çizmede buna nasıl bir yetki verilebilir? Bu size inandırıcı geliyor mu? Kime inandırıcı gelir? “Amerika, seni ne ilgilendirir?” der adam. "Ne haritası çizeceksin?" der. Onunla alakası yok. İngiltere'de çizilmiş harita. O adamcağıza bunu açıkla diyorlar o da açıklıyor. “Kanlı sınırlar daha iyi bir Ortadoğu başlığı altında 2006 yılında açıklıyor. Bu projede şu ifade geçiyor; "Mekke ve Medine'nin İslam kutsal bir devlet Müslüman Vatikan’ı gibi bir oluşum." Yani krallıktan alacağız diyor. Müslüman Vatikan’ı gibi bir oluşum.  Zaten Vatikan’ı nasıl kontrol altına aldılar battı Vatikan şu an. Orayı da öyle batıracağız diyor. "Dönüşümlü bir konsey tarafından yönetilecek" diyor. Yani biz yöneteceğiz diyor özetle.

"Ruhumsun, bir tanemsin seni Allah için çok seviyorum. Her gün Allah'ı düşünmeme vesile oluyorsun."

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gazze Başbakanı Haniye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yardım gemilerinin gönderilmesinden dolayı teşekkür etti. İsrail eski Cumhurbaşkanı Peres de; "İHH konusunda Erdoğan'ı takdirle karşılıyorum" dedi.

ADNAN OKTAR: Takdirle karşılıyor. O dönemde izin almadan gittiler, doğru. Onu eleştirdik. Çok eski bir konu. Tayyip Hoca da yıllar sonra eleştirdi. Tamam, ama nedir bu? İHH'nın faaliyetleri devam edecek. Faaliyetleri de bayağı güzel, doğru. Yanlış bir şey yapmıyorlar. Ama izin almadan bu tip bir şeyin yapılması fitne olur tabii çok büyük bir hata. Ama neyi kastediyor Peres burada onu anlamak lazım. Yani İHH'nın faaliyetlerini durdurmak anlamında olduğunu zannetmiyorum. Ama İHH'yı zaten herkes eleştirdi o dönemde. Öyle bir sorun yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sevimli hayvanlardan gösterebilir miyiz biraz?

ADNAN OKTAR: Tilki çok şeker bir hayvan, bayağı güzeller. Bakışları bayağı zeki oluyor tilkinin.

KARTAL GÖKTAN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim evet. Zamane çocukları ne kadar ilginç oluyorlar. Süper zeki oluyorlar. Bayağı tatlı, yaman bir şeymiş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir süredir Londra'da yaşayan iki çocuk sahibi Romen çift Florin Barbu ve Claudia Racolta şiddetli geçimsizlikten dolayı boşanmaya karar verince, İngiltere devleti adına ziyaretlerine gelen sosyal hizmetler yetkilisi sekiz yaşındaki kız çocukları Diana ve beş yaşındaki erkek çocukları Endy'yi aileden alma kararı vermesinden kısa bir süre sonra çocukları İngiliz homoseksüel aileye evlatlık olarak verdiği ortaya çıktı. Baba birçok yere başvuru yapmasına rağmen bir sonuç alamadı ve hatta İngiliz devleti tarafından bu olayı ve homoseksüel çiftin isimlerini açıklamasından dolayı babaya dava açıldı. Baba Brüksel meydanında on dokuz gün açlık grevi yaptı fakat bir sonuç alamadı. Bugün Romanya'ya dönen baba Romen devleti ve kilisesinden; "Bizler iyi Hristiyanlarız, dinimiz böyle şeylere kesinlikle karşıdır" diyerek yardım talebinde bulundu. Romen hükümetinin ve kilisesinin bir takım girişimlerde bulunduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Bunu biz de çok ciddi gündem yapalım. Dünya çapında gündem yapalım. Çok büyük bir rezalet. İngiliz devletinin böyle bir şeye girmesi, İngiliz hükümetinin böyle bir şeye girmesi olayın vahametini gösteriyor. Yani ne kadar vahim boyutlara vardığını gösteriyor. Bunu resimlerle, yazılarla dünya çapında gündem yapalım. Eğer bunlara ses çıkartılmazsa bunlar bunu Türkiye'de de yarın yapmaya kalkarlar. Kendi ülkemizde de bizi çok acayip bir konuma sokmaya kalkabilirler. Allah esirgesin bütün İslam alemini felaketin içine sürükleyebilirler. Çok ciddi demokratik, hukuki tepki verilmesi gerekiyor. Gerekli belgeleri elde edelim, resimleri elde edelim, dünya çapında girişimde bulunalım.

"Allah aşkıyla sevdiğim hayır bir başka bir cazibe var bugün sende muntazam sakal tıraşın bile insanı büyülüyor. Cildinin güzelliği, düzgünlüğü yüzün siyah sakalların arasında nur gibi parlıyor. Gözlerimiz sana bakmaktan, kulaklarımız o güzel sesini duymaktan çok haz alıyor" diyor. Bir hanım kardeşimiz.

"Bir iki gün önce yeni bir kız evladımız dünyaya geldi isim bulamadık. Bize yardım eder misiniz?" Ne isim verelim bu güzel kıza?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Afgan İç İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada dokuz bölgenin fiilen Taliban kontrolünden olduğu belirtildi. Bundan bir yıl önce Afgan yetkililer The New York Times Gazetesi’ne verdikleri demeçte sadece dört bölgenin Taliban kontrolünde olduğunu açıklamışlardı.

ADNAN OKTAR: Afganistan'ın tamamı Taliban'ın kontrolünde artistliği bıraksınlar. Amerika'nın yapacağı oradan çekilmek ve Afgan halkına televizyonla, radyoyla Kuran'ın yeterliliğini anlatmak. Orada boş yere duruyorlar.

Hakan Çelik, Hakan FNR, Atatürk Havalimanı’ndaki saldırıyı İngiliz derin devleti yaptı demiştim, ona çok bozulmuş. “Niye IŞİD demiyorsun?” diyor. IŞİD yapmadı da onun için. Kim yaptıysa onu söylüyorum. Bak İngiliz derin devleti yaptı diyorum ve PKK’ya ihale ederek bunu yaptı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla mesaj yayınladı. ‘Hazmedilecek bir durum değil’ mesajın başlığı. Bayram mesajında Suriyelilere vatandaşlık verilmesini değerlendiren MHP lideri; “Türkiye’nin yeterince vahim sorunları varken, sırf siyasi gayelerle Suriyelilere vatandaşlık hakkı tanımak hazmedilecek bir durum ve tercih değildir.”

ADNAN OKTAR: Sayın Bahçeli’ye çok hürmetim var ama bu kadar insanın ne olacağını bilmemesi, huzursuz yaşaması çok acı bir durum. Bazı insanlardan, sevdiklerinden düşünsün. Suriye’de olsalar, gelip Türkiye’ye sığınsalar, durumları belli olmasa ne yapardı? Üç milyon vatandaşımızın daha olması bizim için bir nimet, güzellik. Hiçbir riski yok. Ben Bahçeli’yi çok severim ellerinden öpüyorum, saygı duyuyorum. Merhametten kötülük çıkmaz. Merhametten bereket gelir. Bu bir merhamettir. Merhamet sahibi olanları Allah koruyup kollar. Allah’ın Rahman ve Rahim isminin tecellisi oluyor merhamet.  Bu insanlar çadırdan dahi çıkmıyorlar korkudan, bir iftira atarlar bir şey olur, eziliriz, ızdırap duyarız endişesiyle. Türk vatandaşı olduklarında istedikleri gibi iş de bulurlar. Onlar bereketiyle geldi bereketiyle de memleketi güzelleştirirler. Hiçbir mahsuru yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Yani ben bunu yutarım bir lokmada herhalde. Ne kadar tatlı, ne kadar şeker, ne kadar bal.

Dilara: Gönül alan, gönül kapan, gönlü dinlendiren, bir de müzikte bir makam ismi. İsmi Dilara olsun.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güzel kuş resimleri gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim. Allah Allah, hayret bu kadar güzel olmaları. Gagaları da vernikli gibi. Renkler muhteşem. Ördekler ayrı bir şeker.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bağdat’ın Karrada Dakhil Bölgesi’nde yapılan ve 213 kişinin öldüğü bombalı saldırı sonrası, olay yerine giden Irak Başbakanı linçten son anda kurtuldu. Korumaları sayesinde aracına binmeyi başaran İbadi olay yerinden kaçtı.

ADNAN OKTAR: İbadi’nin ne suçu var adamın? Orayı İngiliz derin devleti bir katliam bölgesi olarak seçti. Ve gece gündüz katliam yapıyor. Bir onu kullanıyor bir bunu kullanıyor. Fakat insanlarda tabii sevgisizlik çok yaygın. Senin liderin oraya gelmiş, iyi niyetle gelmiş saldırman için bir neden yok. Müthiş bir kabalık ve saygısızlık.

İncil’de diyor ki Matta 31-33’te;  “Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa Allah bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin. O zaman size bütün bunlar da verilecektir.”

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye’yi Parçalama Planı

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü