Harun Yahya

Sohbetler (5 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Giresun’un Alucra İlçesi’nde içinde 15 kişinin bulunduğu bir askeri helikopter düştü. Helikopterin içinde 1 general, 1 albay, 2 yarbay, 1 üsteğmen, 3 astsubay, 4 eşleri ve 3 de çocuğun olduğu açıklandı. Askerlerimiz karakolları ve şehit ailelerini bayram ziyaretinden dönüyorlardı. Düşmesinde kötü hava koşullarının özellikle sisin etkili olduğu söyleniyor. Terör saldırısı olup olmadığı da araştırılıyor. Kurtarma çalışmaları devam ediyor. Şehit ve yaralılar var. 7 şehit olduğu şu an kesinleşti.

ADNAN OKTAR: PKK o helikopterin kalkacağını öğrenmiştir, istihbarat almıştır. Onların karadan havaya Amerika’dan veya Rusya’dan aldığı roketler var. Zaten daha önce kullandılar helikopterimizi düşürdüler gördünüz. Adam Kürtçe sayıyor PKK’lı tak vuruyor ve seviniyor indirdim diye. Şimdi bu da bu şekilde. Bu helikopter benim duyduğum ortadan bölünmüş. Hava muhalefetinde helikopter ortadan bölünmez. Sis mis diye de bir şey yok. Orası zaten sisli her zaman hafif bir sis var. Helikopter sisten etkilenmez. Sis helikopteri ortadan ikiye bölmez. Darmadağın olmuş helikopter, bir parçası bir yerde bir parçası bir yerde. Ortadan bölündüğünü görmüş köylüler. Belli ki roketle vurulmuş benim kanaatim bu. PKK işi.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım Twitter hesabından kendi sesiyle seslendirdiği kısa bir bayram videosu paylaştı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum. Güzel çok iyi olmuş. Sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, Türk geleneğini, Osmanlı geleneğini, İslam ahlakının ruhunu felsefesini ifade eden güzel kısa bir film olmuş. Başbakan da zaten samimi tipik bir Anadolu insanı. Hanımı da öyle kendisi de öyle bizden bir insan yani. Millete tepeden bakan değil milletin içinde eriyen, millete hizmetçi olmuş bir insan. O Tayyip Hoca’da da var gider şoförlerin içine bağdaş kurup oturur. Köylülerin yanına gider bağdaş kurar oturur, değil mi? Sohbet eder, hal-hatır sorar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriyeli kardeşlerimizi vatandaşlığa alma konusundaki eleştirilere çok güzel bir cevap verdi. “Suriye’den ülkemize gelen 2 milyon 700 bin muhacir var, biz de hamdolsun ensarız. Bu ne büyük makam. Suriyeli mültecileri kamplarda ağırlamak ya da insani olmayan şartlarda çeşitli şehirlerde ev sahipliği yapmayı doğru bulmuyorum. Biz almayalım da İngiltere’ye, Almanya’ya mı gitsin? Yine gelsin yine alacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bunu sen söylediğin müddetçe, böyle merhametli vicdanlı olduğun müddetçe millet seni sürekli koruyup-kollayacaktır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan, İslam’da mezhepçilik olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bizde tek ölçü İslam’dır. Şia diye bir din yok, Sünnilik diye bir din yok. Şia’ya tabi olanların da, Sünniliğe tabi olanların da dini İslam’dır. Burada bir şirke gidiyorlarsa vay hallerine. Allah göstermesin o zaman onları hiçbir şey kurtaramaz. Şekil dini değil İslam. İslam itikadi noktada teslim olmamız gereken ilk adımda bir dindir. İbadeti, muamelatı, ahlak anlayışı her şeyiyle o bir bütündür.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bir Mehdiyet üslubu daha kullanmış, bir Mehdiyet sözü daha kullanmış. Ağzına Allah bereket verdi, ruhuna da bereket verdi.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan camide vatandaşlarla tek tek bayramlaştı. Ancak bir vatandaşımızın cebindeki sigara paketi Cumhurbaşkanımızın gözünden kaçmadı.

ADNAN OKTAR: Helal.

KARTAL GÖKTAN: Hemen bu kişinin cebinden paketi çıkararak ondan sigarayı bırakma sözü aldı. Bu sohbeti fotoğrafla da gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a laf yok. Tayyip Hocam yaman. Tayyip Hocam çok isabetli hareket ediyor.

Bizim çocukların büyük bölümü sigara kullanıyordu ama yıllar önce. Ferah bir 20-25 sene olmuştur. Dedim “Şu sigarayı bırakın çocuklar” dedim. O gün herkes bıraktı, maşaAllah. Toptan, bir kişi kalmadı. Var ya sigara tiryakisi olanlar vardı bayağı, yıllardan beri içiyor hepsi bıraktılar. Tayyip Hoca da isabet ediyor. Çünkü Allah esirgesin kanser, ülser şu bu falan bütün hastalıkların kökeninde sigara var. Ve müthiş çökertiyor yaşlandırıyor. Genç kızları da öyle, genç delikanlıları da öyle güzelliklerini bozuyor, sağlıklarını bozuyor, iştahlarını kapatıyor bir garip hale getiriyor, yani mahvediyor. Kararlılıkla bu şekilde herkesin bir tek Tayyip Hoca’nın değil de herkesin sigaraya karşı tavır alması lazım. Ben bazen mağazalara gidiyorum o büyük çarşılara, büyük çarşının girişinde orada sigara içmek serbest. Bayağı rahatsız edici bak açık hava olmasına rağmen insan bir an önce oradan kurtulaydım diyor. Yoğun bir koku yoğun bir duman. Gencecik delikanlılar zorunuza ne oldu? Gencecik kızlar, saçlarının güzelliği bozuluyor, ciltleri bozuluyor, elleri bozuluyor. Elleri sapsarı sigara dumanından, dişleri sapsarı oluyor yazık-günah değil mi? Birde hiçbir faydası yok. Diyor ki “sinirlerime iyi geliyor.” Kardeşim, sinirlerini tef gibi gerer sigara. Nerede görülmüş sigaranın insanı yatıştırdığı? Acayip sinirli yapar insanı. Birse üç misli sinirli olur, sinirleri tef gibi gerer. Çok rahatsız eder, bitkinlik verir sigara, halsizlik verir. Bayağı gençlikleri gidiyor. Tayyip Hoca bir şekilde bir ilham aldı herhalde birinden bir şeyden öyle aniden bir karar aldı. Muhtemelen bir sağlıkçı dostuyla herhalde sohbet etti. Sigaranın zararlarını dinlediyse vicdanı el vermedi. Bak bütün milletin kurtulması için gayret ediyor. Bazen mesela doktorlar bir kişiye bir şey tavsiye eder, şahıs onu sırf kendine mahsus tutar. Ama Tayyip Hoca orada maşaAllah bütün milletin kurtulması için sigarayı teşvik etti. Sohbetlerde konuşuyor doktor arkadaşı söylüyor “sigara çok zararlı” diyor. Bir kere duymuş belli hemen uygulamasına geçti. Doğru olanı yapıyor iyi yapıyor, Allah razı olsun.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Caminin ardından Sayın Erdoğan Ataşehir’de bulunan Şehit Salih Sevgican Polis Merkezi Amirliği’ni ziyaret etti. Bayram kahvaltısını polislerle birlikte yaptı. Bu ziyaretler sırasında Cumhurbaşkanımız yine çocuklara ayrı bir ilgi gösterdi ve gördüğü küçük kız çocuklarının eğilip elini öptü. Resmi var.

ADNAN OKTAR: İşte sen bunu yaptığın müddetçe millet seni indirmez, kimse de sana bir şey yapamaz. Çünkü merhameti, şefkati, sevgiyi teşvik ediyorsun. Fiilen de gösteriyorsun. Bu oldu mu millet seni bırakmaz. Milletin hafızası iyidir, bir şey gördü mü unutmazlar.

Ne diyelim? “Sevgi gençleştirir” diyelim. Çok çöküyor genç kızlar sevgisizlikten çok. İnsanların da çökmesinin ana nedeni sevgisizliktir. Hücre sevgiye çok açtır en önemli gıdası odur. Her hücre canlıdır, her hücre şuurludur hepsi Allah’ı tesbih eder. Bayağı akıllıdırlar, hepsi bir şehirdir. Hücrenin içine girsen New York şehrinden daha büyük ve daha kapsamlıdır. Belediyesiyle, altyapısıyla, üstyapısıyla tam anlamıyla bir şehirdir. O şehirde yaşayanların işte sevgiye ihtiyacı var. Sevgisiz oldu mu o şehir ölür. O şehir öldü mü diğer şehirler de ölür ve insan da ölür Allah esirgesin. Dünyası da batar ahireti de batar sevgisiz yaşanmaz.

Gülten Özuğur. Gülten, sözünde haklısın ama güzel görüntü neredeyse biz oradan onu alırız. Güzel bir fotoğraf, güzel bir belge, en güzeli neyse onu alırız. Mesela bir heykel Türkiye’de olmayabilir, dışarıda varsa dışarıdakini alırız. Mesela yabancı bir çocuk çok güzelse o yabancı diye biz onun görüntüsünü almamazlık etmeyiz. Çok güzelse alırız. Güzel bir şehir varsa alırız, güzel bir ev varsa alırız. Orada milli resim mantığı olmaz. Sanatın millisi diye bir konu olmaz. Sanat evrensel bütün dünyayı kapsayan bir şeydir. Çin’deki sanat da bizi ilgilendirir, Roma’daki sanat da bizi ilgilendirir. Roma’daki güzellik de, Çin’deki güzellik de bizi ilgilendirir. Hepsine gönlümüz kapımız açık olur.

“Ayağa kalkınca kalbim çok heyecanlanıyor Allah aşkıyla sevdiğim heybetinden sarsılıyorum adeta. Gözlerin ruhun çok kaliteli. Sen bu dünyada sevgiyi en çok hak eden insansın bana göre” diyor, maşaAllah. “Yiğidim gözbebeğim” diyor. Bingöl’den yazıyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah. Evet.

Yok, Suriye’yi etkileyecek, Irak’ı etkileyecek bir derin devlet yapılanması Türkiye’de öyle bir şey yok. O, çok büyük bir yapılanma isteyen, çok kapsamlı bir yapılanma isteyen durum. Dolayısıyla bu İngiliz derin devletinin yapabileceği bir şey. Türkiye’de şu an öyle bir derin devlet yapılanması da yok. Vardı eskiden fakat çok pasif hale geldi yani gücünü ciddi şekilde kaybetti. Öyle Suriye’yi ayağa kaldıracak, Suriye’yi yerle bir edecek öyle bir güç, Türkiye’de öyle bir şey yok. Bu ancak yüz yıllardan beri çalışan geniş zemin elde etmiş, tarihinde de bunu uygulamış. Mesela İsrail’in kuruluşunu İngiliz derin devleti yapmıştır. Bütün Ortadoğu coğrafyasının haritasını İngiliz derin devleti yapmıştır. Haritayı çizerken adamların masada resmi var birlikte yapıyorlar yani artık, çok açık. Dolayısıyla işte Türkiye Suriye’yi karıştırdı, Irak’ı karıştırdı falan… Suriye ordusu çok güçlü bir orduydu. Irak ordusu da dünyanın en büyük ordularından birisiydi. Türkiye’nin buna gücü yetmez. Yani Türkiye’nin öyle bir derin devlet yapılanması yok biliyorum ben. Dolayısıyla gereksiz bir şüphe, gereksiz bir kuşku. Çünkü tarih içerisinde kesintisiz müteselsilen yani silsile halinde devam etmiş silsile olarak. Kesintisiz devam eden bir yıpratma ve kuşatma hareketi var İngiliz derin devleti tarafından, onun devamı. Zaten Büyük Ortadoğu Projesi’ni Türkiye çıkarmadı ki. Büyük Ortadoğu Projesi’ne göre zaten Suriye’nin parçalanması gerekiyordu. Parçalanması için de kan akması savaş olması gerekiyordu. Adamlar bunu yaptılar.

PKK’nın elinde çok fazla füze var. Helikopter düşürecek güçte füze, zaten onu gösterdiler gördünüz bizim bir helikopterimizi vurdular. Onu da video filme aldılar gösterdiler nasıl vurduklarını. Şimdi bu füzelerden karadan havaya atılan füzelerden 50 adet füzenin çeşitli illere dağıtıldığının haberi yayınlandı. Bu illerden birisi de Giresun. Bu füzelerden Giresun’a da gönderildi. 17-26-28 Mayıs tarihli bilgi notlarında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün illere gönderilen PKK’ya ait roketlerin sayısı, dağılımı, teknik özellikleri hakkında bilgi yayınlandı. Bu yayınlanan bilgiler içerisinde Giresun’da da bu roketlerden olduğu ifade edildi. PKK da zaten uyguladığı bir yöntem olduğu için şimdi yapılan operasyonda da eylemde de aynı şeyi gördük. Helikopter havada parçalanıyor ikiye bölünüyor birdenbire. Bu teknik olarak mümkün değil. Yani “Sis yaptı.” Sis helikopteri ortadan ikiye bölmez. Bu roketlerin bir kere PKK’nın elinden toplanması lazım.

Mesela, Suriyeli mülteciler metroya bindiklerinde koltuklara oturmuyorlar rahatsız etmeyelim diye. Bu insanları bu kadar korkutmak zulüm olur. Mesela Suriyeli küçük çocuklar yollarda dileniyorlar. Kadınlar caddenin kenarında bir yerde oturuyorlar arabalara yanaşmıyorlar korkudan, bir iftira atarlar bir şey yaparlar diye. Onun için ben vatandaşlık verilsin diye rica ettim hükümete. Allah razı olsun daha 48 saat geçti geçmedi bak hükümet karar aldı. Hiç kimseden ben duymadım vatandaşlığa geçirilsinler diyen. Bir tek ben söyledim. Duyan olmuştur belki de ben görmedim.

CAN DAĞTEKİN: Hocam, siz söylemiştiniz, “Tayyip Hocam ‘en az üç çocuk’ diyordu şimdi milyonlarca çocuk nasip etti Allah” diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: 3 milyon çocuğu oldu işte daha ne olsun. Bayağı da terbiyeli nezaketli insanlar.

Zaten roketatar bol miktarda var ellerinde PKK’lıların. Karadan havaya roket çok tehlikeli, bundan da elindeler. Paşaların helikoptere bindiğini duymuştur onlar, hemen haber vermişlerdir. Zaten korkuyorlar şu an PKK’lılar “Bu haberi fazla yaymayın PKK’nın yaptığına dair” diye. Oraya buraya her yere haber gönderiyorlar. PKK’nın yaptığı söylemeyin diye kendi adamlarına söylüyorlar. Bayağı twitt var.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilirim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Lübnan’ın 1952 yılında kurulmuş ve Ortadoğu’nun en büyük İngilizce gazetelerinden The Daily Star Gazetesi’nde “Suriyeli mülteciler artık Türk toplumunun bir parçası” başlıklı makaleniz yayınlandı. Savaşların yalnızca bulundukları bölgeleri ve insanları yok etmekle kalmadığını, savaşı hiç görmeyen sonraki nesillere bile büyük çile ve zorluklar yüklediğini anlatıyorsunuz.

İsrail’de bulunan ve Facebook’ta 670 bin takipçisi olan Jerusalem Online haber sitesinde “Museviler hakkında yanlış anlamaların önüne geçilmesinin aciliyeti” başlıklı makaleniz yayınlandı. Hz. Musa (a.s) ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolundan giden Musevi ve Müslümanların adalet güvenlik ve birliğin oluşmasında öncülük görevi üstlenmeleri gerektiğini anlatıyorsunuz. Hem Museviliğin hem de İslam’ın barış ve birliği emrettiğini, öfke ve nefretin bu iki dine mensup insanların hayatlarında yeri olamayacağını anlatıyorsunuz. Bazı kişilerin hatalarının bir topluma tamamıyla yüklenemeyeceğini unutmamamız gerektiğini hatırlatıyorsunuz.

Tayvan’ın önde gelen gazetelerinden The China Post’ta “Savaş ihtirası herkesi yakar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda dünya barışı için batı alemine ve Müslüman ülkelere önemli görevler düştüğünü vurguluyorsunuz. Batının çıkarlarıyla çatışan her duruma işgal, bombardıman, asker, gizli hapishane, işkenceyle karşılık vermekten vazgeçmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Bazı Müslüman ülkelerin de kendilerinden olmayanı düşman görmekten vazgeçmesi gerektiğini, dünyadaki istisnasız herkesin birinci önceliğinin akan kanı engellemek olması gerektiğini söylüyorsunuz.

1845’ten beri yayınlanan Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen News Straits Times Gazetesi’nde, “Ramazan ayında Peygamberimiz (s.a.v.)’in veda hutbesinden hatırlatmalar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Peygamberimiz (s.a.v.)’in veda hutbesinde defalarca tekrar ettiği ‘Müslümanlar kardeştirler’ sözlerinin gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz.

Dünya gündeminde yer alan haberleri Hindistan’daki okuyucularıyla buluşturan The Hans India haber sitesinde ve Pakistan’ın İngilizce günlük gazetesi National Herald Tribune’de “Avrupa Birliği, Brexit ve Türkiye” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan ve ülkenin en büyük gazetelerinden biri olan The Gulf Today’da “Dualarda samimi olmak” ve “Allah’a tevekkül edenler ümitlerini yitirmezler” başlıklı makaleleriniz yayınlandı.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde “Beyinleri yıkanan gençlik” başlıklı yazınız yayınlandı.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi The Daily Mail’de “Amerika silahlar yerine eğitime yatırım yapmalı” ve geçen gün Pravda’da yayınlanan “Rusya’nın sağlam müttefiki İslam dünyası” başlıklı makaleleriniz yayınlandı.

Son olarak, Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Er-Rayah’da “Ramazan bayramı duamız” başlıklı makaleleriniz yayınlandı. Yazınızı şu cümlelerle sonlandırıyorsunuz Adnan Bey: “Bugün biz Müslümanlara bu kutlu bayram gününü yaşatan Rabbimiz, en kısa zamanda zulüm altındaki tüm mazlum Müslümanların kurtuluşunu bizlere göstersin. Bizleri onların kurtuluşuna vesileler kılsın. Hepimizi hasretle bir araya getirsin. Tüm İslam aleminin Ramazan bayramı mübarek olsun.”

ADNAN OKTAR: Şahane.

Evet Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım, bugün yaptığı konuşmada dostlarımızın sayısını artırma konusunda kararlı olduklarına değindi ve şunları söyledi: “Türkiye’nin güçlü olması lazım. Eğer Türkiye güçlü olursa Ortadoğu güçlü olur, Balkanlar güçlü olur. Onun için sorunlu olduğumuz ülkelerle sorunlarımızı hallediyoruz. Rusya ile İsrail ile sorunumuzu sona erdirdik. Irak ve Suriye ile köklü geçmişimiz ve ortak inancımız var. Bizi kavgaya tutuşturmak isteyenler var. Ama bizim bundan sonra hedefimiz kardeşlik halkasını daha da büyütmek olacak.”

ADNAN OKTAR: Büyük bir felaketten Allah bizi kurtardı. Çok iyi bir manevra yaptı hükümet. İngiliz derin devleti bizi bütün ülkelerle zıt ve alakasız hale getirdi. Adeta düşman gibi yaptı bazılarıyla da hatta. Ama hükümet bu felaketi fark etti -aylardan beri üstünde duruyorum yıllardan beri söylüyorum böyle bir felaketi- ani bir manevrayla güzel gelişmeleri başlattılar. Kararlılık açıklamaları da çok iyi. Kararlı olmaları çok önemli.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Deniz Baykal, Suriyeli mültecilerin vatandaşlığa geçmesi konusunda şunları söyledi: “Komşumuzda yangın olunca ne yaparız? Çoluğuna çocuğuna ailesine sahip çıkarız, açıkta kalan insanları evimize davet ederiz, onlara gerekli desteği veririz. Türkiye bunu yapmıştır ama komşuda yangın var diye o yangında perişan olan insanları nüfusumuza kaydetmeye mecbur değiliz. Çevremizdeki faciaların bizi de çekim alanı içine sürüklemesine fırsat vermemek lazım.”

ADNAN OKTAR: Şimdi, öksüz kaldıysa yetim kaldıysa bir insan birisini evlatlık edinir değil mi? Bir çocuğu herkes evlatlık ediniyor. Türkiye de evladı olarak nüfusuna alıyor ne var bunda? Yediriyor, içiriyor, yatırıyor, kaldırıyor sadece ona bir kimlik veriyor. Yani kendi evladı olarak kabul ettiğini söylüyor. Bunda bir şey yok. Sayın Deniz Baykal bayağı merhametlidir. Namazında niyazında tertemiz muttaki bir Çerkez delikanlısıdır, çok efendidir. Benim kanaatim sadece bir tedirginlik yaşıyordur hani belki içlerinde terörist çıkarsa diye. Ama Türkiye’de de PKK’lı terörist çıkıyor. Hem de onlardaki oranla Türkiye’deki orana bakarsak binde bir bile yok onlarda. Dolayısıyla evlatlık ediniyorsak, nüfusumuza alıyorsak bu bir sevgi gösterisidir. O Türkiye’nin babalığıdır babalık yapmıştır. Bu yetimleri, öksüzleri, mustazafları, ezilmiş olan insanları nüfusuna kaydettirerek, nüfusuna alarak güzel bir jest yapmış oluyor. Bunda çirkin olan bir şey yok. Eğer risk varsa hiç almamamız gerekiyordu, değil mi? Ne yemek verirsin öyle adama sen, eğer anarşist teröristse ne de Türkiye’nin içine sokarsın. Güvenip sevip aldığına göre, yıllarca da onların efendiliklerini, nezaketlerini, saygılarını, hürmetlerini gösterdiklerine göre, hiçbir anormal hareket yapmadıklarına göre nüfusa almanın ne mahsuru var?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şehit aileleri bayramda evlatlarının mezarlarına dua etmeye gidiyorlar. Bir annemizin şehidimizin mezarında ziyaretinin fotoğrafları vardı. Şehidimiz Jandarma Uzman Erbaş Alper Öçay, 2003 yılında Bingöl’de PKK’yla girilen çatışmada şehit olmuştu. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Allah nuruyla sarmış onu. Ah severim o güzel anneyi ben, yiğit anneyi ben, maşaAllah. Ne büyük şeref o anne için, ne büyük güzellik. Yalnız tabii ekonomik yönden de anneleri babaları rahat ettirelim. Biz rahatlık istemiyoruz onlar rahat etsinler yeter. Biz o zaman rahat oluruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde bulunan 2071 rakımlı Gomane Tepe Kışlası’nda görev yapan askerler bayram namazı için kışlada bulunan mescidi doldurdu. Fotoğraflarını gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan aslan, cennet kuzusu onlar, maşaAllah. Mehmetçik adı üstünde çok bereketlidir çok nurludur. Onların her adım attığı yer melek adım atmış gibi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan Başkanı Barack Obama yönetimine yakınlığıyla bilinen Amerikan ilerleme merkezindeki Michael Werz, Türkiye’nin PKK yerine IŞİD’e karşı mücadele etmesi gerektiğine dair şöyle bir açıklama yaptı: “Havalimanı saldırısından bence siyasi bir netice de çıkarabiliriz. O da şu; Türk hükümetinin Kürt meselesinde barışçıl çözüm bulması ve böylece IŞİD ve terörle mücadeleye özellikle odaklanması gerekiyor. Bu hem Türkiye hem Avrupa Birliği hem de Amerika-Türkiye ortaklığı için zorunlu” dedi.

ADNAN OKTAR: Herhalde dalga geçiyor. Komünist Stalinist bir yapı var. Ve Türkiye’nin Güneydoğu’sunda komünist Stalinist bir devlet kurmak için 40 yıldan beri mücadele veriyor. Neyiyle barışacaksın? Adam barışı kabul eder, sen komünist devlet kurduruyor musun? Komünistleri, katil komünistleri yani cezaevindeki PKK’lıları bırakıyor musun? Öcalan’ı bırakıyor musun? Öcalan’ın da o devletin başına cumhurbaşkanı olarak atıyor musun? Yahut onların cumhurbaşkanı ilan etmesini kabul ediyor musun? O zaman tamam diyor “barış gelir” diyor “kısa bir süreliğine gelir” diyor. Bir aşama olarak. “Yoksa devam edeceğiz” diyorlar. Olmaz öyle şey, yani çocuk kandırır gibi olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, düşen helikopterle ilgili yeni açıklama yaptı Adnan Bey. Giresun’da düşen helikopter için “Kazanın sebebi kötü hava şartları, kesinlikle dışarıdan bir müdahale ya da saldırı söz konusu değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Jandarma Komutanı için de aynı şey söylenmişti. “Sisten dolayı, soğuktan dolayı oldu” dediler. O öyle kaybolup gitti o konu. Bu da bence şüpheli. PKK çünkü Giresun’da daha önce de roketatarlı saldırı yapmıştı bayağı can kaybı olmuştu. O zaman Kıdemli Başçavuş Zafer Çalışkan şehit olmuştu, astsubay. Dokuz ay içinde PKK'nın yaptığı saldırılarda bir işçi şehit oldu, bir uzman çavuşla beş kişi yaralandı. Yani Giresun'da bayağı azgın onların saldırısı. Helikopterin içine bir şey de yerleştirmiş olabilirler, roketle de vurmuş olabilirler. Bir acayiplik var. Çünkü her zaman orada sisli hava oluyor, ilk defa oluyor değil. Sisli havada çok rahat uçar helikopter. Bunlar tecrübeli pilotlar. İki pilot var içinde. Yani eğer görüş alanı da tamamen kapanırsa acil iniş yapabilir herhangi bir yere yani yoluna devam etmez. Daha önceki helikopterde de kaza dediler. Sonra PKK açıklayınca belgesiyle, yani filmini gösterdiler, o zaman PKK düşürdü dediler. Sürati katiyete reddettiler önce, kaza dediler. Hatırlıyorsunuz değil mi? Öyle bir şey yok dediler, biz de inandık. Çünkü insan öyle olmasını temenni ediyor yani PKK'nın yapmamış olmasını temenni ediyor.  Ama PKK alay eder gibi yayınladı sonra filmi. Film yayınlanmasına rağmen herhalde tarzında kabul ettiler, “öyle olduğu imajı var” dediler. Burada da gönlümüz rahat etmiyor. Hatırlıyorsunuz değil mi? Derhal kaza dediler. Günlerce de kaza olduğunu söylediler. Sonra PKK  alenen ve açıkça helikopteri görünüyor havada, adam geriye sayım yapıyor, vuruyor indiriyor. Buna rağmen yine açıklama yapılmadı. En sonunda “evet” dediler,  “olabilir” dediler. Şimdi gönlümüz rahat etmiyor bu tip açıklamalarda onu söyleyeyim. O anda çekilen videolar var, o şiddette bir sis yok. O bölge zaten sürekli sisli, Karadeniz Bölgesi yani yağmurlu ve sisli oluyor genellikle. Yani bana makul gelmiyor. PKK videoyu paylaşınca Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde  araştırma yapılsın dendi. Ondan sonra kabul ettiler PKK'nın yaptığını. Yani bir gariplik var görünüyor. Bu konu araştırılsın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Le Monde dergisinin Sayın Çavuşoğlu'na “Menbiç'in geleceği konusunda nasıl bir anlaşmaya vardınız?” şeklindeki sorusuna da; “Bu gizli bir anlaşma, bunun hakkında konuşmak istemiyorum” yanıtını verdi Sayın Çavuşoğlu.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Le Monde dergisi “Menbiç'in geleceği konusunda nasıl bir anlaşmaya vardınız?” şeklinde soru sordu Sayın Çavuşoğu'na. Sayın Çavuşoğlu; “Bu gizli bir askeri anlaşma, bunun hakkında konuşmak istemiyorum” yanıtı verdi.

ADNAN OKTAR: Tamam, Çavuşoğlu Hoca böyle diyorsa bir bildiği vardır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan askerin PKK'ya operasyonları hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle açıkladı. “Ramazan'da bir Mardin ziyareti yaptık, komutanlarımızla beraberdik, ardından Cizre ziyareti yaptık. Asker, polis, köy korucusu birlikte iftar yaptık. Aynı karavanadan yedik. Sordum “Ne düşünüyorsunuz? Devam mı? Tamam mı?” O arazidekiler ne dedi biliyor musunuz? “Cumhurbaşkanım durmayacağız, bunları bitirene kadar devam edeceğiz” dediler.” Dedi.

ANDAN OKTAR: Helal, helal. Koçyiğit onlar, helal süt emmiş aslanlar. Melek gibiler maşaAllah. Allah güç kuvvet versin. Allah cesaretlerini arttırsın. Allah düşmanlarının ayaklarını birbirine dolasın. Allah onlara kahredici kuvvet nasip etsin. İlimle, irfanla, bilgiyle hepsini yenmeyi de nasip etsin Cenab-ı Allah.

Asıl yenme bizim için ilimle irfanladır. Ama saldırı varsa tabii nefsi müdafaa farz olur. Ne yapacak başka türlü? Canına kastediyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya'nın başkenti Moskova'da yaşayan Müslümanlar bayram namazı için camilere akın etti. Başkentte yaşayan Müslümanların yoğun ilgi gösterdiği Moskova Merkez Camii'ne çıkan bütün sokaklar namaz için kapatıldı.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyum? 

KARTAL GÖKTAN: Fotoğraflarını gösterebiliriz, evet.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Şu güzelliğe bak, şu güzelliğe. MaşaAllah. Rusya'ya nur yağıyor nur. Putin Müslümanları seviyor. Böyle bir delikanlıyı kolay kolay bulamayız. Onun için tamam, hataları var, yanlışları var, eksikleri var ama iyi yönleriyle Türkiye çok iyi değerlendirmesi gerekiyor Putin'i. Rusya da bir İslam ülkesi. Putin kendisi söylüyor; “Rusya bir İslam ülkesidir aynı zamanda” diyor. Çünkü otuz milyon Müslüman var, nasıl Müslüman ülkesi değil dersin?

Bir önceki olayda da, helikopteri düşürdüklerinde “yaralı var” demişler ama şehit olan askerin telsizinden. “Yaralı var, oraya gelin” demişler.  Asker iyi niyetle oraya gelmiş. Tam vuruş mesafesine getirttirmişler ve vurdular. Ama açıklamada ne dendi? “Kaza. Kazara oldu” denildi. Ben “kaza değil” dedim, “onu PKK’lılar vurdu” dedim. Günler sonra dediğim doğru çıktı. Arıza demek kaza demektir. Arıza varsa arıza kaza meydana getiriyor. Ben böyle şeylere inanmıyorum. Kuşkuyla bakmak lazım.

Jandarma Kuvvetleri Komutanı helikoptere bindi, “soğuktan düştü” dediler. Ben hiçbir zaman için inanmadım. Belli ki yine o PKK'nın bir oyunu. Çünkü bir teknik aleti bir PKK’lı gidip orada bozsa, bitti. Düşer yani.

Bak, bayram günü bayramın olmasını engelleyen bir olay. Hikmet noktasından bakılsa, daha daha daha geriye gitsen kim bilir ne hikmetler çıkar? 2016'da olaylar hiçbir şekilde dinmez. Tamamen insanlar Allah'a dönünceye kadar dinmez. Bütün dünyada huzur hiçbir şekilde oluşmaz. Bütün insanlık Allah'a döndüğünde huzur oluşmuş olacak. Yoksa mümkün değil, açıkça söyleyeyim.

Dünyadaki acıların, terörün, dehşetin, ekonomik krizin kökeninin ne olduğunu anlatan bir kitap hazırlayalım. Daha Türkçesi ben hazırlayayım, siz işte redakte edersiniz. Çünkü dünya şuan bunun sebebini bilmiyor. Niye ekonomik kriz oluyor, niye bu huzursuzluk var, niye terör var, niye dehşet var ve bir türlü dinmeyen bu öfke ve kin neden bilmiyorlar. Daha evvel böyle bir şey yoktu, 1700'lerde falan sakindi dünya. 1800'ler, 1900'lerde deccaliyet akıl almaz şekilde azdı, 19. yüzyılda yani.

2016, 2017'de bakalım neler olacak? Önümüzdeki aylarda, günlerde neler olacak? 2018 var. 2019'da da yine görüşeceğiz inşaAllah. Küfürle İslam'ın Hz. Adem (a.s) devrinden beri devam eden büyük çatışması büyük bir zaferle sonuçlanacak. En büyük gelmiş geçmiş zafer. Hiçbir peygamber döneminde olmayan zaferle sonuçlanacak. Gelmiş geçmiş en büyük deccaliyet yenilecek. Gelmiş geçmiş velayet anlamında en büyük Mehdiyet hareketi de hakim olacak. Mesela hükümetin şuandaki üslubu Mehdiyet üslubu. Oyuna getirmeye çalıştılar hükümeti ama silkelendi, kurtuldu. Kancayı takmışlardı yoksa hükümete. Görülüyordu yani. Şimdi bak şu barış politikası, sevgi politikası kurtuluş alameti. Bu kardeşlerimize Türkiye Cumhuriyetinin kimliğinin verilmesi, Türkiye’nin nüfusuna geçirilmesi de bir şefkat, merhamet hamlesi. Bu bize bereket getirecektir. Allah merhameti sever. Eğer almasaydık çok büyük felaket gelirdi Allah esirgesin. Bak bereketleriyle geldiler, normalde bize ekonomik çöküntü getirmesi lazım diye düşünülür değil mi? Üç milyon kişiye bakmak ne demek? Bize bereket getirdiler, bereketleriyle geldiler. Güzel insanlar, saygılı insanlar, nezaketli insanlar. Bak çadırlarından bile çıkmıyorlar, daha önce de söyledim. Ödleri kopuyor yazık benim canlarımın, bir iftira atacaklar, bir şey söyleyecekler diye. 

“Ne diyeyim? Adnan Hoca’nın anlattığı din çok güzel” diyor. Evet, Kuran dini çok güzeldir. Hepiniz seversiniz.

Tanyu 444; “Hocam’a sorun, Adnan Oktar Hoca'ya sorun. Hükümette onlar iktidara gelmeden önce PKK sıfır noktasındaydı. Şimdi nasıl ta Karadeniz’e çıktılar?” İşte orada hükümetin tabii hatalı politikası oldu ama şuan bu hatayı anladılar, bütün güçleriyle toparlıyorlar. Yani hem Türkiye'yi içine kapattılar, Türkiye yalnız kaldı, PKK da kudurdu. Ama büyük bir felaketi fark etti Tayyip Hoca. Şimdi can havliyle hem PKK'yı etkisiz hale getirmeye çalışıyor, hem de Türkiye’yi dışa açmaya gayret ediyor. Böyle bir hata niye oldu? Oldu. Ama şuan hatada ısrar yok. Düzeltmeye gayret ediyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım, bugünkü konuşmasında şunları söyledi; "Eğer bu bayrak böyle gönderde duruyorsa şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine duruyor. PKK'sı da, YPG'si de, onların uzantısı da hepsinin hesabı görülecek. Bu millet, onların hesabını görecek, defterlerini dürecek. Yetmiş dokuz milyon, doğuda batıda kuzeyde yaşayan hepsi kardeştir. Bunların aralarına fitne sokanlar kalleştir, katildir. Bunlar üst aklın kendilerine söylediğini eksiksiz yapan katillerdir." 

ADNAN OKTAR: Başbakan delikanlı maşaAllah. İyi.

Benim bu helikopter olayına kafam takıldı kaldı. Subayları taşıyan helikopter, diğer helikopterler gibi olmuyor. Çok titiz bakımdan geçiriliyor. Teknik bir bozukluk var mı, eksiklik var mı defalarca kontrol ediliyor. Arıza olması mümkün değil. Bu ikiye bölünmenin anlamı ne? Bir de helikopterin nereden nereye gideceğini bilenler var mı? İngiliz derin devletinin ulaşabileceği bir bilgi mi? Bir de bu kadar süratli açıklama neden yapılıyor? Her seferinde böyle oluyor. Helikopter düştü, “kaza.” Kaza kırım raporu daha gelmiyor, araştırma yapılmıyor. Mesela Türk Silahlı Kuvvetleri açıklama yapıyor; “Biz nedenini bilmiyoruz şuan” diyor. Ama yıldırırım hızıyla yine açıklama geliyor, “hayır, kazayla düştü.” İşte “arızayla düştü.” Yani bu nasıl oluyor? Genelkurmay'ın haberi yok, açıklama yapanların haberi var. Biz hangisine inanalım? Ve daha önce de öyle helikopter düştü, kaza dediler. Sonra PKK filmini yayınladı. Filmi yayınlanmamış olsa o kaza olarak kalacaktı. Bunlar olmasın. Bunlar güzel değil. Bunlar sıkıcı. Neyse o, doğrusunu bilelim. Bu kadar paşa, general bir yerden bir yere gidiyor. Fevkaladelik var.

Allah isterse her iş çok düzgün gider. Hükümet de hata yapmaz. Her şeyi yolunda, isabetli, faydalı hale getirir. Allah basiretleri bağlıyorsa, ferasetleri bağlıyorsa, işleri karmaşık hale getiriyorsa onu bir hikmetle yapıyor. Hükümet de şaşırıyor, nasıl yaptık biz bunu diye. Kendileri de şaşırıyor. Mesela PKK'nın azıp kudurmasına hükümet müsaade eder mi? Ama basiretleri bağlandı. Adamlar her yere bomba yerleştirdi, silah yerleştirdi, hazırlık yaptılar. Bir hikmete binaen bu oluyor. Allah sonra onları uyardı, kulları vesilesiyle uyardı. Yeniden toparlandılar. Ama tabii internet var artık, gazeteler var, televizyonlar var. Eskiden siyasiler yani hükümet için söylemeyeyim de dünyada halkı çok iyi idare ediyorlardı. Yüz kişi kaybolsa bile hiçbir sorun çıkmıyordu. Ama şimdi her şeyin hesabı soruluyor. Her şey araştırılıyor. Her şey inceleniyor ahir zaman özelliği olarak. Bu iyi güzel bir gelişme. Ama hükümetten Mehdiyet mükemmelliği beklemesinler. Bu olmaz. Yani hiçbir hükümetten, hiçbir devletten Mehdiyet mükemmelliği beklemesinler. Hep karmaşa olacaktır. Hep başarısızlıklar olacaktır. Ara ara da başarılar olacaktır. Ama dümdüz yolda hiç kimse gidemez. Ancak Mehdiyet’e mahsus bir özelliktir bu. Çünkü bak diyor ki Cenab-ı Allah “O hata yaptığında onu düzelten bir meleği vardır. O yüzden ahkamda masumdur” diyor Hz. Mehdi (a.s) için.

O helikopterin düştüğü bölgede, Giresun Alucra’da PKK ile çatışma var, şuanda da çatışma var. Yani PKK’nın hakimiyet elde etmek için uğraştığı bir bölge Giresun. Çünkü oradan ta aşağıya, Hatay’a kadar bir çizgi düşünüyorlar. Türkiye’yi tam bölecek, ortadan bölecek bir çizgi düşünüyorlar. Hem PKK’nın Karadeniz’e ulaşmasını istiyorlar, hem Akdeniz’e ulaşmasını istiyorlar. Yani kurulacak komünist, Stalinist devletin deniz bağlantısı için bunu çok önemli görüyorlar. İngiliz derin devletinin haritası bu şekilde.

Büyük Birlik Partili Ahmet Gürhan, bayramımı kutlamış, selam ve hürmetlerini iletmiş. Ben de Ahmet Gürhan Hocamız’a selam ve hürmetlerimi iletiyorum. Allah tekrarına erdirsin.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin güçlü olmasını istiyoruz. Güçlü muhalefet etmesini istiyoruz. Yani CHP eğer zayıflarsa demokrasi adına bu felaket olur. AK Parti için de bu çok kötü olur. Türkiye için de çok kötü olur. Güçlü bir muhalefete Türkiye’nin her zaman ihtiyacı var. Onun için CHP’yi de potansiyel bir güç olarak, iktidar alternatifi olarak diri olarak ayakta tutmak gerekir. Ama CHP ne kadar sağa doğru meyil etse o kadar iyi olur. Solun en sağına gelsin. Solun en sağı. Ne kadar mukaddesatçı olsa, ne kadar maneviyatçı olsa o kadar iyi olur. Sosyal adaleti savunsun, demokratik sol düşünceyi savunsun kimsenin bir şey dediği yok. Ama İslam’a ve Kuran’a bağnazlığa şiddetle karşı olmak kaydıyla sıkı sıkıya sarılsın. Kuran Müslümanlığını hasretle ve kararlılıkla savunsun, aynı rahmetli Atatürk gibi. Nasıl imam hatipler açtı, ilahiyatlar açtı? Anadolu’ya nasıl Kuran dağıttı? Cebinde nasıl Kuran’ı sürekli taşıdı? Nasıl her gece hafızları çağırıp Kuran okutuyordu? Sanatı, estetiği, güzelliği nasıl Türkiye’ye yaydı? Heykel Atatürk’le Türkiye’ye geldi. Modern müzik Atatürk’le Türkiye’ye geldi. Bütün sanatçıları teşvik etti. Kaliteli giyinme, kaliteli yemek yeme, kaliteli konuşma Atatürk’ün eseridir. Klas olma, güzel olma, hoş olma ruhu Atatürk’ün en çok üstünde durduğu konulardı rahmetlinin. CHP de buna sıkı sıkıya sarılsın. CHP komünizme asla müsaade etmesin. Atatürk; “Beyler” diyor “şurası unutulmamalıdır ki Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehâl her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor.  Bak, “behemehâl her görüldüğü yerde komünizm ezilmelidir” diyor. Böyle diyen bir insan, CHP’nin genel başkanı olmuş bir lider CHP’nin içinde komünistler olduğunu görseydi ne yapardı bir düşünün? CHP’nin içinde bir tane komünist bırakmamak lazım. Kendilerine komünist parti kursunlar, ayrı ne yapıyorlarsa yapsınlar. CHP’nin içinde komünistliğin ne işi var? Sosyal demokrat olan gelsin. Demokratik sol düşünceyi savunan gelsin. Ama komünistin CHP’de yeri yok. Kendi partisini kursun kardeşim. Hayır, biz siyasi fikrini açıklamasın demiyoruz. Modern bir CHP istiyoruz. Kuran Müslümanlığını savunan, modern Müslümanlığı savunan bir CHP istiyoruz. Cesur, kararlı, kaliteli, sevecen, sevgiyi ön plana alan bir CHP istiyoruz. Ama CHP’nin tabii diri ve güçlü parti olarak ayakta olması lazım. Yani CHP’yi sıfırlayalım dersen Türkiye’yi de batırırsın. Muhalefetsiz bir Türkiye çok tehlikeli olur, denge bozulur, yalpalamaya başlar Türkiye. Güçlü bir muhalefetle hükümet iktidarını devam ettirecek. Çünkü hükümeti çok güçlendirir güçlü bir muhalefet. Yurtdışı açısından da yurtiçi açısından da güvenliktir. Mesela sert muhalefet ediyor, sert de olsa bir mahsuru yok. Daha iyi. Ağız bozmadıktan sonra küfür etmedikten sonra sert muhalefet varsa demokrasinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Yani kırıp yıkma olmadıktan sonra bir mahsuru yok.

Eşref Bitlis rahmetli, İngiliz derin devleti tarafından şehit edildi. Soğuktan düştü dediler. Jandarma kuvvetleri komutanı gidiyor. Hava durumu bilinmez mi? Helikopterde soğuğun nasıl etki yapacağı bilinmez mi? İnsaf artık yani. Türkiye’nin genelkurmayı emrinde. Bu nasıl olsun? Yani her türlü teknik bilgiyi alacak durumda bu konuda.

Ani durumda helikopter caddeye de inebilir yahut iki vadi arasına da inebilir. Tam sıhhatli bir iniş olmaz ama tabii öyle ciddi bir can kaybı da olmaz. Belki yaralanma olabilir ama iniş yapabilir. Çünkü sağlıklı bir iniş olmaz o kadar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu geceden itibaren Macaristan’a giren sığınmacıların geri yollanacağı açıklandı. Macaristan başbakan baş danışmanı; “Bunun anlamı şu: Sınır bölgesindeki sekiz kilometre içinde yakalanan sığınmacılar o bölgeye en yakın tel örgüde bulunan kapıya götürelecek.”

ADNAN OKTAR: İşte merhamet anlayışları böyle. Materyalist, Darwinist yetişmiş adamlarda sevgi merhamet diye bir şey yok. Halbuki kendisi olsa yalvarır. İkinci dünya savaşında gemilere dolup Fas’a gittiler. Yalvardılar bizi buraya alın diye, Fas iftiharla aldı onları. Doluştular, binlerce adam. Herkes merhamet ediyor. Bunlar merhameti bilmiyor. Şefkati de bilmiyor, acımayı da bilmiyor. Hadi bakayım tel örgüye. Bu hayvana bile yapılmaz, insan hayvana bile acır. Merhametleri yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Farklı çeşitlerde tırtıl resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Bayağı süslüler maşaAllah. Bak, müthiş bir altın oran, müthiş bir geometri ve muazzam bir simetri var. Tesadüfte bunların hiçbiri olmaz. Tesadüfte sadece karmaşa olur. Adamlar ne diyor? “Tesadüfen oldu” diyor. Ahirette açıklayacaklar nasıl olduğunu. Bakayım anlatabilecekler mi?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Kemal Öztürk, “Bir bayram yazısı yazamadım” başlıklı yazısında; Gazze’den İsrail’e kasten füze atarak İsrail’i Gazze’ye çeken hainler olduğunu söyledi. “Gazze’deki dostlarla konuşuyorum, İsrail’in burayı bombalamasını, buruk teşekkürleri, çaresiz cümleleri dinliyorum. İçimizde hainler var. Kasten İsrail’e füze atıp onları üzerimize çekenler var Gazze’de. Karnımdaki sancıları kalbime kadar çıkarıyor bu cümleyle. Bu nasıl bir şeydir? Ne oluyor bize?”

ADNAN OKTAR: Tamam da mübarek, hepsi tamam içlerinde hain var. Adam açıkça hadislerle anlatıyor, diyor “gece baskın yapıp çocuk, kadın öldürmek Peygamber (s.a.v.) emri” diyor ve “bunu yapın” diyor ve yapanı da alkışlıyor adamlar. En başındaki adam “eline sağlık, helal olsun evladım” diyor, “mücahitmişsin, yedi ceddine rahmet olsun” diyor “güzel yapmışsın” diyor. “Yahudi” diyor “karşımıza çıkacak, taş bize diyecek ki “git bunu öldür.” Ağaç bize diyecek ki “git bunu öldür” diyecek” diyor “biz de gidip öldüreceğiz” diyor. Adam şizofren bir mantıktan bahsediyor. Ve öldürene de “helal olsun” diyorlar, lokum dağıtıyor adamlar Gazze sokaklarında, Filistin sokaklarında, alnından öpüyorlar. Sen de diyorsun “içimizde hainler var” diyorsun. Bırak bunu Allah aşkına, olur mu?  Felaket var. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla mahvetmişler adamları. Kuran’ın yeterliliği anlatılıp, sevgi, şefkat, merhametin anlatılması lazım. Ehli Kitaba karşı şefkat, Hristiyanlara, Musevilere karşı şefkat, ateiste karşı da şefkat, müşriğe karşı da şefkat. Allah ayette diyor ki bak, “müşrik bir yerde size sığındığında onu koruyun. Silah ve pusatla, askerle alıp onun gideceği bölge neresiyse oraya kadar güvenlik içinde götürün ve teslim edin” diyor. “Canınızı ortaya koyun” diyor. Gerçekçi olup akılcı anlatmak lazım. Hadi senin dediğine inandığımızı düşünelim ama gerçek öyle değil.

BÜLENT SEZGİN: Amerika, PYD birlikteliğiyle başlayan Menbiç operasyonunda son iki haftada durma noktasına gelen Amerikan hava desteği Menbiç’in el değiştirmesini önlerken, IŞİD önceki günkü çatışmalar sonrası kuşatmayı da kırdı. Sekiz köyü yeniden ele geçiren IŞİD, kırk yedi PYD militanını öldürdü.

ADNAN OKTAR: İşte olacağı bu. PYD’yi muazzam bir güç olarak gösteriyorlar. Halbuki korkak, aşağılık, hırsız, gaspçı aşağılıklardan oluşuyor. Amerika bombalıyor bir yeri, bombalamasını söylüyor Amerika’nın, bombalattıktan sonra bu gaspçı sırtlanlar, bu aşağılık domuzlar oraya dalıp ne hırsızlık yapılacaksa onları yapıyorlar kendi inançlarına göre, gasp yapıyorlar çekip geliyorlar. Amerika da bunlara “hey be yiğitlerim” diyor. Bu alçakların ahlaksız olduğunu görüyor. Gördüğü halde destekliyor.

 Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin Kremlin’in sitesinde yayınlanan mesajında Müslümanların Rusya’nın bir parçası olduğunu vurguladı. Ayrıca Putin, Müslüman toplumunun dinler arası diyaloğunun gelişmesinde önemli katkılarda bulunduğunu ve devlet organlarıyla aktif olarak iş birliği yaptığını da belirtti. İslam, Rusya’da Ortodoks Hristiyanlığın ardından ikinci en yaygın din. Ülkede yirmi milyona yakın Müslüman yaşıyor. Bu ülke nüfusunun yaklaşık yüzde on beşine denk geliyor. Fas haber ajansına göre ülkenin başkenti Moskova’daki Merkez Camii’ndeki sabah namazına da altmış bin kişi kaltıldı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak’ın başkenti Bağdat’ta bu sabah iki patlama daha meydana geldi. İlk patlama Bağdat’ın kuzeyinde bulunan Geriatri mahallesindeki halk pazarında gerçeklerşti. Irak polisi yere önceden döşenmiş el yapımı bir patlayıcının infilak ettiğini duyurdu. Patlamada bir kişi hayatını kaybetti. Dört kişi yaralandı. Kısa bir süre sonra ise Rızvaniye nahiyesinde ikinci bir patlama meydana geldi. Olayda üç kişi hayatını kaybetti. Beş kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: Kesintisiz devam eder. Allah’a inananlarla inanmayanların mücadelesi var. Allah’a inananlara da şeytan musallat oluyor. Tek çözüm Kuran’ın o insanların ruhuna hakim olması. Şirk İslamlığıyla deccaliyet akıl almaz bir savaş içinde. Kuran Müslümanlığı her iki tarafı da yatıştırıp düzeltir ve kendine cezbedecektir.

Dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Yıldırım’ın oğulları Bülent ve Erkan Yıldırım ile kızı Büşra Yıldırım Köylübay Yunanistan’ın Atina şehrindeki Schisto kamplarında mültecilere iftar yemeği verdi. Türk Kızılayı araçılığıyla düzenlenen iftar programı kapmlardaki iki bin mülteci için gerçekleştirildi.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel.

Masaüstü Görünümü