Harun Yahya

Sohbetler (7 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. Dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Üstadımızın has talebelerinden doksan dört yaşındaki Abdullah Yeğin Ağabey vefat etti. Tüm Müslüman camiasına, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı, kendisine Allah'tan rahmet diliyoruz inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ağabeyimiz dünya tatlısı. Şimdi Bediüzzaman Hazretleri’yle ekibi oluşturmuşlar cennette. MaşaAllah Sungur Ağabey, o, maşaAllah. Allah gani gani rahmet etsin. Anlı şanlı güzel mücadelesi oldu. Nur geldi, nur gitti maşaAllah. Allah cennet kardeşi etsin. Cenab-ı Allah geride kalanlara uzun ömür versin sevdiklerine, dostlarına, evlatlarına. Evladı yok değil mi, evli değildi. İyi yaptı. Uzun yaşamasına vesile oldu. Bediüzzaman'ın sözünü tuttu, evlenmedi. Daha güzel hizmet yaptı.

Evet, inliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Giresun'da meydana gelen helikopter olayında şehit olan Yarbay Sadettin Şahin ve eşi Nihal Şahin Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı. Şahin çiftinin on dört yaşındaki kızı Pelin ve on yedi yaşındaki kızı Selin şehit anne ve babalarını cenazede asker selamıyla uğurladılar. 

ADNAN OKTAR: Allah onlara uzun ömür versin. Allah onlara sağlık selamet versin. Allah nuruyla sarsın. Aslan onlar aslan, sabırlı koçyiğit onlar, aslan. Baksana hiç bir fütur vermiyorlar, aslan gibi dimdikler. Çok güzel, aferin benim canlarıma. Allah nuruyla onları sarsın. Ne mutlu onlara, hem şehit anne hem şehit baba. Allah onlara uzun ömür versin, sabr-ı cemil nasip etsin. Metanetlerinden imanlı oldukları anlaşılıyor. Tebrik ediyorum ben o iki aslanı da, maşaAllah. Allah bize de versin o güzel makamı.

Cenab-ı Allah dünyanın geçici olduğunu sürekli gösteriyor insanlara. Hep Kendini sevdirmek istiyor. "Hep Beni düşünün, Bana yakın olun, dünyaya dalmayın." Kuran'da da hep "Asıl cennet yurdunu bir bilseler" diyor Allah. Asıl olan cennet yurdudur. Hep Kendine, Kendisi’ne olan sevgiye dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. Kendini sevdirmek istemesi, ayrı bir güzelliğidir Cenab-ı Allah'ın. Kelebekleri de sevdirir, insanları da sevdirir, kuşları da sevdirir, çiçekleri de sevdirir. İnsana bakıyoruz mesela bir genç kız, akıl almaz güzel; Allah'a hamd ediyoruz. Çocuğa bakıyoruz, akıl almaz güzel; hamd ediyoruz. Hayvanlar; karacalar, ceylanlar, tavşanlar... Hepsinde Cenab-ı Allah Kendine sevgiyi esas alıyor. Çeşit çeşit tecelli ediyor Allah. Çiçeklerde tecelli ediyor, nefesimiz kesiliyor çiçeğe baktığımızda. Üstelik de güzel kokulu. Hem çok güzel görünümlü hem çok güzel kokulu hem de çok temiz. O tozun toprağın içinde ne kadar temiz kalıyorsun sen böyle. Kapkara toprağın içinden nasıl güzel koku çıkarıyorsun öyle. Cenab-ı Allah'ın her yerde Kendi güzelliğini göstermesi cennette de devam edecek. Cennetteki tecellisi de tecellilerinden bir tecelli. Son değil yani tecelliden tecelli. Allah istese daha da güzellikle temaşa eder, daha da zevk aldırır. Ama ona vücut dayanmaz, beden dayanmaz yani. Mesela cennet müziği var, müminler kendilerinden geçiyorlar. Yani mest oluyor böyle cennet müziğiyle. Cennet kokusundan mest oluyor. Hep Allah Kendini sevdirmek. "Beni sevin, birbirinizi sevin. Beni sevin, birbirinizi sevin. Sakın unutmayın." diyor Allah. Ama tabii şeytanla da nefisle de imtihan ediyor. Şeytanın ve nefsin baskısına rağmen mümin sevecek. Ama o sevgiyi insanlar tabii unutuyor, kavgayı esas alıyorlar. Mesela bakıyorum gençlere, acıyorum. Her gün kavga üslubu; yazı yazıyor sevgisiz, arkadaşıyla konuşuyor sevgisiz. Hiç olmaz. Sevgi olmazsa vücut çöker, akıl gider. Bir kere basiret, feraset kalmaz, akıl durur; zeka durur da gelişir. Zekaya bir şey olmaz ama akıl durur. Ve geriler bu sefer bak hem durur hem geriler. Zekası durduğu için aklına bir şey olmadığını zannediyor şahıs. Bakıyor, zeka testi de yapıyor; zeka duruyor. Ama aklının gittiğini fark edemiyor. Akıl öyle bir nur ki Allah'ın hikmeti, akıl gittiğinde şahıs farkına varmaz. Aklı ilerlediğinde farkına varır ama gerilediğinde farkına varmaz, aklı gittiğinde de farkına varmaz. Çoktur, "aklı gitmiş bunun" falan dersin. Zırvalar böyle abuk subuk hareketler yapar, başını belaya sokar. Ne kadar akılsız denir. Mesela "Ne kadar zekasız" denmiyor. Ne kadar akılsız diyor insanlar. Çünkü zekada bir şey yok.

Kısa bir ara verelim. 

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

VTR: Bediüzzaman Hazretlerinin Yakın Talebesi Abdullah Yeğin Ağabey İslam'ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. 

ADNAN OKTAR: Evet. Bir sevgi etiketi yapalım, ne diyelim? "Sevgi Ruhun Gıdası" diyelim.

Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyorsa çıkıyor. "Ahir Zaman'da" diyor Resulullah (s.a.v.), "Mehdi devrinde Medine şehri üç sarsıntıyla sarsılır, 'Şebbiha' denen bölgede." diyor. Tam tarif edildiği gibi üç patlama oldu Medine'de peş peşe. Bak, "Üç sarsıntıyla sarsılır." diyor. Bunu deccalın yapacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki "Normalde deccal Mekke ve Medine'ye giremez. Ama deccal bir yolunu bulur ve Medine'yi sarsar üç kere" diyor. Aynısı oldu.

İngiltere'de 2007 yılında evlenen, 2014 yılında boşanan Romanya vatandaşı anne ve babanın kız ve erkek iki çocuğunu İngiliz hükümeti, "Boşandınız. Tamam o zaman çocuğunuza devlet el koyuyor" diyor. Homoseksüel çifte çocukları veriyorlar. Bu sefer çocuklarını almak istemişler. Psikolojik olarak bakmaya yükümlü değiller diye hükümet rapor vermiş, İngilizler. Çocukları homoseksüellerde tutabilmek için anne ve babanın psikolojik olarak bozuk olduğunu söylemiş ve bu homoseksüel çiftte kalmasını kararlaştırmışlar. Aile Romanya'yı ayağa kaldırdılar. Hükümete rica ettiler, kiliseden rica ettiler. "Bizler iyi Hristiyanlarız. Dinimiz böyle bir şeye kesinlikle karşıdır. Çocuklarımızı homoseksüellere verdiler. Bize yardım edin" diye bu insanlar yalvarıyorlar. Sekiz yaşında kız çocuğu, beş yaşında erkek çocuğu. Bu dava ile alakalı olarak sosyal medya kullanıcılarına homoseksüel çiftin avukatları tarafından uyarı bültenleri gönderilerek tehdit edildiler. Aile şuan çok çaresiz. Bu konunun çok üstüne gitmemiz gerekiyor. Bu homoseksüel aileden güya aile yahut yapılanma neyse de iki erkek; bu çocukların bunların elinden alıp ailelerine verilmesi için kanunen hukuken ne gerekiyorsa uluslararası girişimde bulunacağız.

KARTAL GÖKTAN: Kampanya ile ilgili fotoğraflar.

ADNAN OKTAR: Evet, göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Çocuklarını geri istediklerine dair bu şekilde yazılar hazırlanmış.

ADNAN OKTAR: Bu insanlara yardımcı olalım. Herkes yardımcı olsun. Çok iyi bir hukuki çalışmayla o çocukları kurtarmaya çalışalım. Ailesine teslim edilmesi için gayret edelim. Aile Strasburg’da on sekiz gün açlık grevi yapmış yine etkili olmadı. Brüksel'de dört gün açlık grevi yaptılar yine olmadı. Bu aileyi bütün gücümüzle destekleyelim. Ne gerekiyorsa yapalım, Birleşmiş Milletler nezdinde de, uluslararası mahkemeler nezdinde de. Kiliselere rica edelim, Musevi kuruluşlara rica edelim. Demokratik toplum kuruluşlarına rica edelim. Bu felaketi durduralım. Bu çok dehşet verici. Yarın bir gün diğer Müslümanların da evlatlarını ellerinden alıp homoseksüel ailelere zorla verirler. Felaket büyük, bela büyük. Bunun şuuruna varmak lazım. Anne ve babanın elinden alınıyor. Anne baba çocuklarını homoseksüellerden kurtarmak istiyorlar. Bu sefer diyorlar ki; "İkiniz de akıl hastasısınız." Daha önce akıl hastası olduğu akıllarına gelmemiş. Kurtarmak için ve bu sistemi devam ettirmek için bu sefer de onlara, akıl hastasısınız diyorlar. Felaketin çapını buradan anlayın. İşine gelmedi mi akıl hastası. Devlet gücü de ellerinde olduğu için felaketin çapı çok büyük. Bunu herkese yapabilirler, her aileye yapabilirler. Herkes cansiperane kanunla hukukla demokratik yollardan mücadele vermek durumunda. 

BÜLENT SEZGİN: Romen aile sizin kendilerine verdiğiniz destekten dolayı minnettar olduklarını belirttiler Adnan Bey. Facebook sayfasında da sizin bu konudaki çalışmanızı yayınladılar.

ADNAN OKTAR: İyi, çok güzel. El kadar çocuklar, ne kadar dehşet verici bir şey. Bak şimdi anne baba evde, çocukları homoseksüellerin yanında. Şu kabusa bak. El kadar çocuk, el kadar. Biri kız biri erkek, sabi yani. O adamların elinde, onların evinde. Kim ister böyle bir felaketi, kim ister böyle bir felaketi? Dehşet verici bir durum. Şimdi biz yayınlayamıyoruz. Homoseksüel erkek erkeğe evlendik diyorlar. Devlet de bu adamlara çocuk veriyor beş tane, sekiz, dokuz çocuk, erkek çocuğu. Adam verilen erkek çocuğunu kadın haline getirmiş, boyamış, makyaj yapmış çocuğa. Çocuğa sarılmış resim çektiriyor. Çocuğu tam kadın şekline getirmiş. El kadar çocuk, beş yaşında çocuk. Kadın makyajı yapmış çocuğa, boydan boya. Ona sarılmış resim çektiriyor. Ve bu devlet eliyle teşvik görüyor. Bakın, deccaliyetin dehşetine bakın. Bir başka homoseksüel de kendi evlatlığı olan iki erkek çocuğunu birbiriyle öpüştürüyor, biri dört yaşında çocuğun biri beş yaşında. Resim çekmiş onu da koymuş Facebook'una. Kardeşim bu dehşete kim, hangi yürek dayanır? Bu nedir bu nasıl korkunç bir olay bu? Ve zorla yapılıyor bunlar zorla, devlet zoruyla. Buna karşı suskun kalmasın hiç kimse. Büyük bir felaket bu. Binlerce çocuğun ırzına geçiyorlar. Devlet eliyle teslim ediliyor çocuklar. Adamlar acayip şımarmış ve azmış durumdalar. Çocuklara alenen kadın görünümü vermişler. Çocukları homoseksüellerin toplantılarına götürüyorlar. Çocuklar feryat figan yalvarıyorlar, bizi kurtarın diye. "Sana ne? Benim çocuğum, evlatlığım. Ne karışıyorsun?" diyor. Başka bir aileden alınıyor ve aile de kurtarmaya kalktı mı bu sefer; “Sen akıl hastasısın” diyorlar. Eğer rahipler bu sapık ilişkiyi tasdik etmezse, onlara sapık nikah kıymazsa adamı hapsediyorlar. Adım adım ilerliyorlar. Bunu seyretmenin alemi yok. Felaket kapıda. 

BÜLENT SEZGİN: Romen ailenin Facebook sayfalarında paylaştığı sizin desteğinizi gösteren resim vardı Adnan Bey. Onu gösterebilirim. 

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: "Sayın Adnan Oktar, A9 TV'de büyük bir kampanya başlattı. Çocuklarınızı geri alacağız. Başka yolu yok." şeklinde sizin açıklamanızı paylaşmışlar.

ADNAN OKTAR: Bu korkunç duruma karşı bütün Müslümanların tepki göstermesi lazım. Hristiyan, Musevi, Müslüman fark etmez. Bunlar dindar Hristiyan, tertemiz insanlar. Çocuğu zorla elinden alınıyor. Devlet zoruyla iki homoseksüelin evine götürüp teslim ediyor adam. Ve kapılar kapatılıyor. Bu aile çocuklarıyla görüştürülmüyor. Görüşmek istediklerinde, "Siz akıl hastasısınız, delisiniz siz." diyor. Bu dehşeti herkesin görmesi lazım. Müthiş bir felaket. Ne yapıp yapıp o çocukları oradan kurtaralım. Kanunla hukukla demokrasiyle her yeri ayağa kaldıralım. Çocuk diyor ki; "Babam denilen adam homoseksüel arkadaşlarıyla evimizde yatıyorlardı, yiyorlardı" diyor. Homoseksüel topluluğun olduğu yere çocuğu götürüyorlarmış. Orada açıkça homoseksüel ilişkiye maruz kaldığını söylüyor çocuk. “Her türlü sado-mazoşist görüntü var" diyor. Yani yaşı biraz büyüyünce bunları anlatıyor çocuk daha sonra, olanları, yaşı büyüyünce. "Babandır, dinleyeceksin sözünü diyorlardı" diyor homoseksüel adama. Elin adamına "Babandır, sözünü dinleyeceksin diyorlardı." Diyor. Tiksindiklerini, iğrendiklerini bir türlü söyleyemiyormuş çocuklar. Çevresinin homoseksüellerle çevrili olduğunu söylüyor Down isimli kişi, "Homoseksüellerin toplantılarına götürüyorlardı" diyor. Burada sapık cinsel ilişkilere, pornografiye, grup sekse ve sado-mazoşist sapıklıklara maruz kaldığını söylüyor. Çoğunlukla onlara itaat etmek zorunda kaldığını söylüyor. Sonra bu çocuklar homoseksüel olmuşlar sonradan. Amerika Birleşik Devletleri'nde homoseksüel çiftlerin evinde bulunan çocuk sayısı 94 bin 627. Bu homoseksüeller normal ailelere göre dört kat fazla çocuk alıyorlarmış. Beş çocuk, sekiz çocuk... En az bir homoseksüel anne-babayla yaşayan çocuk sayısı, on dört milyonu buluyormuş sayısı. Amerika Birleşik Devletleri'nde iki milyon homoseksüel, çocuk edinmek için sıraya girmiş. Bunlara üçer beşer çocuk verilse en az on milyon falan çocuk. Dehşet, tehlike kapıda. Sırf Kaliforniya'da on altı binden fazla evlatlık çocuk homoseksüel ailenin yanında yaşıyormuş.

Münafıklardan bahsediyorum, "Niye münafıklardan bahsediyorsun?" diyorlar. Homoseksüellerden bahsediyorum, "Niye bahsediyorsun?" Rumilikten bahsediyorum, "Ondan niye bahsediyorsun?" diyor. Darwinizm'den bahsediyorum, "Ondan niye bahsediyorsun?" PKK'dan bahsediyorum, "Ondan niye bahsediyorsun?" diyor. Kardeşim, en büyük tehlikeler bunlar da onun için. Ben Mevlana Celalettin Rumi yazdı mı yazmadı mı bilmiyorum ama o kitaplarda homoseksüellik geceli gündüzlü anlatılıyor. Allahsızlık, Peygamberden kendini üstün görme, Kuran'a önem vermemek haşa, haram kabul etmemek, kadınları aşağılamak çaka çaka dolu.

Bir kısım sanatçılar da çocuklarını erkek çocuğunu kadın gibi giydiriyor, kadın makyajı yapıyor; sokakta öyle gezdiriyor çocuğu. Bu felaket seyredilmez. Hukukla kanunla demokrasiyle bu felaketin önüne geçmek lazım.

En çok üstünde durulacak şey hep Allah sevgisidir ve Allah korkusudur. Allah'tan korkmayan Allah'ı sevemez. Allah korkusuyla Allah sevgisi iç içedir. Allah korkusu aşkın kökenidir, sevginin kökenidir. İnsanları bu şaşırtıyor. Diyorlar, "Korkunun üstünde nasıl aşk olur?" Allah korkusu gitse aşk tutku kalmaz, sevgi kalmaz. Allah'ın hayret edilecek sistemi, harika bir sistemi.

KARTAL GÖKTAN: Hazreti İbrahim (a.s) için de, şeytandan Allah'a sığınırım "İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik." diyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, putları putları. Rahatsız oluyorlar. "O zaman seni yakacağız" diyorlar. 

GÖKALP BARLAN: Hazreti Lut (a.s) için de "Bunlar temiz kalmak isteyen insanlarmış" diyor, uyardığı için kavmini.

ADNAN OKTAR: Evet, kendilerince alay ediyorlar güya. 

Bu aile boşanmadan, çocukları, geçimsiz aile diye ellerinden almışlar çocuğu. Görüyor musun acayipliği, anormalliği? Boşanırsanız size veririz demişler. Bak oyuna bak. Boşandırmışlar sonra da vermemişler. Akıl hastasısınız ikiniz de demişler. Görüyor musunuz felaketi? Boşanmadan alıyorlar çocukları. Çocukları geçimsiz aile diye sonra siz boşanırsınız o zaman veririz demişler. Geçimsiz aile o zaman normal oluyor demişler siz boşanın. “Geçimsiz aile olduğunuz için geçimli hale geleceksiniz. Çocukları ikinize de veririz” demişler. Boşandırmışlar sonra da vermeyip homoseksüellere çocukları vermişler. Demişler ki onlar da; ne diyorsanız yaptık verin çocuklarımızı. “Yok, siz akıl hastasısınız” demişler. Görüyor musunuz felaketi? Nasıl dehşet verici bir şey bu? Nur gibi çocukları anne baba diye çocuklar bas bas bağırıyorlar, adamlar alıp götürüyorlar. Ve kapıları kapatıyorlar bir daha da görüşemiyorsun. Adamların arkadaşları da homoseksüel. Evi dolduruyorlar homoseksüel partisi yapıyorlar ve çocuklar da onların arasında. Dehşet verici bir olay bu. Bunu nasıl insanlar göremez? Ne kadar korkunç bir olay, Allah vermesin.

Her yeri ayağa kaldıralım. O çocuklara yapılan zulüm dehşet verici. Çocuk kendini nasıl korusun, üç yaşında çocuk, dört yaşında çocuk? Adamlar otuz yaşında, otuz beş yaşında koskoca homoseksüel adamlar. Evde homoseksüel partisi yapıyorlar çocukları da devlet gücüyle alıp eve götürüyor. Bir akıl tutulması mı var bu dünyada? Bir şey mi oldu ben anlamıyorum? Böyle bir kabus olur mu? Korku filmi gibi dehşet verici. Şuraya bak buna nasıl müsaade ediyorlar? Rahip Efendi diyor ki; “Ben bunların nikahını kıymam erkek bunların ikisi” diyor. “O zaman seni hapse götüreceğiz” diyorlar. Cesarete bak adamlarda, aldıkları mevziiye bak, şekle bak, hale bak. Bu dehşet verici durumu insanlar nasıl görmez? Böyle korkunç hayat olur mu? Böyle dehşet verici bir hayat olur mu? Korku filminde bile olmaz böyle bir şey ve devlet eliyle yapılıyor bunlar. İnsanlar bunu seyretmesin. Kanunla, hukukla, ilimle, irfanla, demokrasiyle bu belayı çözelim.

CAN DAĞTEKİN: Bir pastane homoseksüellere düğün pastası yapmadı diye o da para cezası almıştı.

ADNAN OKTAR: Böyle olaylar, gittikçe çember yayılarak genişliyor. Ümmet-i Muhammed çok dikkatli olsun. Sessiz kalmasınlar. Tabii kırsınlar, yıksınlar, dövsün, sövsün, öldürsün, assın, kessin demiyoruz. İlim irfanla, sevgiyle, basiret ferasetle, kanunla hukukla, demokrasiyle bu beladan kurtulalım. Bu kabusu hiç kimsenin yaşamasını istemiyoruz.

Şuraya bak mesela artık Güneydoğu’da da, her yerde adamlar akıl almaz pervasız hale geldiler. PKK da destekliyor bu homoseksüelliği YPG, PYD bütün gücüyle homoseksüelliği destekliyor. Türkiye sınırları dışında büyük bir bölgeyi bunlara verdiler biliyorsunuz. Asıl bunların homoseksüel olmasından dolayı bunları destekliyorlar. Kanada, İngiltere İngiliz derin devleti hepsi destekliyor, sırf homoseksüeller diye. Dünyada ne kadar sapık varsa oraya geliyor. PKK’lıların oluşturduğu bir erkek genelevi oluştu homoseksüel genelevi. Akın akın her yerden oraya katiller geliyor, homoseksüeller geliyor. Maceraperest, lümpen, it kopuk takımı, züppeler geliyor. Bu belayı herkesin görmesi lazım.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Homoseksüellik (Cinsel Sapkınlık) Hakkında İnsanlardan Gizlenen Önemli Gerçekler

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Suriyeliler gitsin” etiketi varmış, Türkiye gündeminin bir numarasında. Nereye gitsin, ölüme mi gitsin, helak olmaya mı gitsin? Bana ne diyorsan o insani bir tavır olmaz. Merhametli bir insan bana ne demez. Sen olsaydın sana denseydi kabul eder miydin? Kabul etmiyorsan o zaman onlar için de kabul etme. Suriyeliler mazlum, masum insanlar, dehşetin şiddetin içinden kaçmış insanlar. Çok günah, öyle denmez. Suriyeliler gitsin. Ölüme mi gitsin? Dehşete mi gitsin? Şiddete mi gitsin? Açlığa perişanlığa mı gitsin? Yok olmaya doğru mu gitsin? Yok olmak derken yani parçalanmak, mahvolmak. Tabii ki yok olmazlar da. Bir de sen olsan kabul eder miydin? Bir şekilde Suriye’de olduğunu düşün. Aynı şey başına geldi, ne yapacaktın? Ya devlete karşı savaşacak kendi devletine karşı ya Müslümanlara karşı savaşacak. İkisi de olacak gibi değil. Orada ki çözüm barıştır, kardeşliktir, sevgidir.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop kendi kanaatine göre Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin yanlış anlaşıldığını iddia etti ve şunları söyledi; “Kastettiği bütün Suriyelileri vatandaşlığa kabul etmek değil. Kastettiği halen Türkiye’de eğitim öğretim alanında mühendislikte faydalı olacak bazı Suriyeliler var. Tahsilli olanlar, yetenekli olanlar bu kesimi kastetti Cumhurbaşkanımız. Türkiye’ye faydalı olacakların vatandaş olması için bir görüş ifade etti. Tamamına vatandaşlık vermek mümkün değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii biraz korkuyorlar da ne olur ne olmaz falan gibisinden. O zaman şöyle yapsınlar madem tedirgin oluyorlar. Yavaş yavaş vatandaşlığa alalım. Adamın hiçbir olayı yoksa emniyet araştırması yapılsın. Tavrına bakılsın, psikolojik durumuna bakılsın. Mülakat yapılsın konuşulsun, bir heyet tespit etsin bunu, ona göre alalım. Ama bir anormallik görüyorlarsa, anarşist terörist olacağından şüpheleniyorlarsa orada tedbirli olabiliriz. Ama bu da çözüm değil. Adamı geri nereye göndereceksin? Yine terörist olacaksa yine olur. Daha da esaslı olur. O pek akıl değil. Şöyle olabilir, itidalli yavaş yavaş özümseyerek hepsini alabiliriz. Öyle ayırım pek olmaz. Ama Tayyip Hoca tabii tepkileri istemiyor olabilir. İlk safhada böyle olsun diye düşünüyor olabilir. İlk böyle yapsınlar ama diğerlerini de yavaş yavaş, mülakatla ve emniyet tespitiyle alabilirler. Adamın hiçbir olayı yok, bir suçu yok, akli dengesi yerinde, tavrı yerinde niye almayalım? Alırız. Bu şekilde yapılsın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Abdurrahman Dilipak yazısında ayrıca şunları da söyledi Adnan Bey; “Tanrı’yı kıyamete zorlayanlar ya da Melhame-i Kübra’ya hazırlananlar bölgede yaşayanların üçte ikisinin öleceği bir savaşa hazırlanıyorlar. Bölgede Yahudi bırakmayacaklar. İran, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan cehenneme çevrilecek. Yemen, Umman’da taş üstünde taş kalmayacak. Körfez’den bir duman yükselecek. Kabe ve Mescid-i Aksa yıkılacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok yok o kadar telaşlanmasına gerek yok. Söylenen olayların hemen hepsi oldu zaten. Orada bir kargaşa savaş dehşetten bahsediyor. Bu oldu zaten. Bunun on misli yüz misli anlamında değil. O zaten bir felaket. Irak mahvoldu Suriye mahvoldu Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği olayların hepsi oldu. Dolayısıyla artık son aşama Mehdiyet aşamasındayız. Mehdiyet’le mesele bitecek.

Suriyeli vatandaşlara hırsız demek çok çok ayıp, çok çok çirkin. Bu kadar zorda kalmış insanların üstüne üstüne gitmek dehşet verici. Bu insanları Suriye’de öldürüyorlar, asıyorlar, kesiyorlar, dövüyorlar. Bunlar da canını kurtarıp Türkiye’ye sığınıyor. Sen de o adama hırsız diyorsun, anarşist terörist diyorsun ve geri gönderelim diyorsun. Böyle bir kabusu bu insanlara yaşatmak çok büyük günah, çok büyük ayıp, olmaz. Kendilerine yapılmasını istemezler bunu, hiç kimse bunun kendisine yapılmasını istemez. O zaman egoistçe bencilce bir şey olur. Düşünecek, ben olsam onu kabul eder miydim? Etmiyorsan o zaman yapmayacaksın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikalı televizyon yapımcısı Bill O’Reilly programında Obama’nın kimsenin görmediği fotoğraflarını yayınladı. Doksanların başlarında çekilen fotoğraflarda Obama’nın üvey erkek kardeşinin nikahında olduğu düşünülüyor. İslami bir kıyafet giyen Amerikan Başkanı görüntülere henüz bir netlik getirmedi. Fotoğrafları gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Ailesi Müslüman değil mi, zaten? Obama’nın ailesi Müslüman değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Müslümansa normal ne var? Onlar gibi giyinmiş olabilir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: ODTÜ’lü öğrenciler mezuniyet töreninde “İmam Hatipler Kapatılsın” pankartı taşıyınca Ahmet Hakan bu konu hakkında şunları yazdı; “Üniversite mezuniyet töreninde laf sokmalı pankartların esprili dilini ilk iki yıl ben de desteklemiştim. Ama artık işin cılkı çıktı gibi. ODTÜ pankartlarının bende uyandırdığı duygu bu. ODTÜ’lülerden bazıları ‘İmam Hatipler Kapatılsın’ diye pankart taşımışlar mezuniyet töreninde. Tamam kabul ama bir şartla ODTÜ kapatılsın dendiğinde ağlamak yok” dedi. Pankartın fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet. İmam Hatip niye kapatılsın? Çok mantıksız bir şey. Böyle diktacı bir kafa faşist bir kafada bunlar olur. Ama normal bir demokraside bunlar olmaz. İmam Hatipler gayet güzel öğrenci yetiştiriyor. Faydalı kurumlar. Halkın isteği de o yöndeyse halkın isteğine rağmen; “Hayır siz ne istiyorsanız isteyin, bunun aksini yapacağız” demek bu kırıcı olur, yanlış olur, anormal hareket olur.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Hz. Mehdi (as)’ın İsmi

Masaüstü Görünümü