Harun Yahya

Sohbetler (9 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK, Mardin'de bir jandarma karakoluna önce roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırdı, sonra da bir kum kamyonunu karakolun yanına çekerek patlattı. İki asker ve bir sivil şehit oldu. On iki asker ve ondan fazla da vatandaş yaralı. Korucuların olay yerine akın edip hemen müdahale etmeleriyle kırk askerin hayatı kurtuldu. Saldırıyı yapan teröristler kaçarak kurtulmayı başardı.

ADNAN OKTAR: İşte o kaçarak kurtulma işini benim bir türlü aklım almıyor. Her seferinde kaçarak kurtuluyorlar. Kaçarak kurtulma bir zaaftır. Bir acayiplik var bunda. Nasıl kaçar? Adam oraya kadar gelmiş, ayağına kadar gelmiş zaten. Ayağına kadar gelmiş adamı niye bırakıyorsun? Nasıl kaçar yani? Ben mi yöntem öğreteyim? İnanılır gibi değil. Nasıl kaçar? Bu konuyu nasıl konuşsak birileriyle? Böyle bir şey olmaz. Nasıl kaçar adam yani? Karakolun önüne geliyor üstelik. Karakolun önünden nasıl kaçar bir adam? Orası karakolsa kaçamaz. Öyle bir şey olmaz. Ya teknik yetersizlik var yahut proje gelişmiyor. Proje geliştirilmesi lazım. Ve teknik üstünlük sağlanması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Bugünkü şehitlerimizin fotoğrafları vardı, Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Göreyim aslanları.

BÜLENT SEZGİN: Astsubay Adem Algın. 

ADNAN OKTAR: Nur, nur, nur, nur, yakışıklı aslanım benim, ağabeyinin koçyiğidi. 

BÜLENT SEZGİN: Jandarma Er Orkun Alpaslan.

ADNAN OKTAR: Aslanlar aslanı. Allah şehadetlerini kabul etsin, makbul etsin. İmrendik. İmrendik kabadayılara. Allah bizlere de nasip etsin. Allah annelerine babalarına uzun ömür versin, sabr-ı cemil nasip etsin.

Şimdi ben bunu bilmiyorum canlı yayında mı anlatayım da yani bu kaçma işini benim aklım almıyor. Özel sohbetle mi anlatayım, nasıl bilmiyorum. Kaçma diye bir şey olmaz. Ayağına gelmiş adam, nasıl kaçıyor? Uzakta bir yerde olsa aklım alır. Korucuları, kabadayıları tebrik ediyorum. Allah razı olsun. Allah güç kuvvet versin, sağlık sıhhat versin. Ömürlerine Allah bereket versin. "Koruculara önem verin. Sayılarını artırın. Maaşlarına düzenleme olsun." dedim. O aslanların adını her yerde duyuyoruz. İt gibi dağılıyorlar PKK, korucu aslanları görünce. Üstlerine panter gibi çökmüşler.

Dünya bayram yeri gibi olacak. Her yer sevgiyle dolacak. Hicri 1506'lara kadar sevgi bayramı devam edecek. Mehdi (a.s) başlatacak bayramı. Bayram bitiş tarihi yaklaşık 1506'lar. 

BÜLENT SEZGİN: Allah vaat ediyor; "Onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir." Diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Güvenliğe, huzura, mutluluğa, iyiliğe, güzelliğe, silm’e, barışa. Bir sevgi etiketi yapalım; "Sevgi Bayramı" diyelim. Sevgi bayramı yavaş yavaş başlıyor. Yavaş yavaş başlıyor, gittikçe hızlanarak devam edecek. Bugün ne günlerden, ayın kaçı? 

KARTAL GÖKTAN: Cumartesi, şuan pazara giriyoruz. Ayın 10'u.

ADNAN OKTAR: 10. Bayramı başlatalım mı? Başlatalım sevgi bayramını. Bugün ayın 10’u, tamam başlatıyoruz. Hicri 1506'ya kadar inşaAllah. Mehdi (a.s) gelince tam olacak. Biz öncüyüz. Ben de öncüyüm, siz de öncüsünüz. Mehdi (a.s)'ye zemin hazırlıyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ağrı'da bir köy arazisine PKK mensuplarınca önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı infilak etti. Patlamada bölgede hayvan otlatan çobanlardan on dört yaşındaki Fettah Erden yaşamını yitirdi. On dokuz yaşındaki Sinan Çiftçi yaralandı.

ADNAN OKTAR: Alçaklar oradaki vatandaşın normal yaşamasına da müsaade etmiyor, PKK’lı alçaklar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Anadolu Ajansı, PKK'nın üst düzey sorumlularından Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin'in Suriye'de öldürüldüğünü duyurdu. Ancak henüz yetkili makamlar bu haberi doğrulamadı. Suriye'de rejime karşı savaşan Tel Hamis Tugayları Sözcüsü Halid El Hasekavi Erdal, uzun bir takip sonucu içinde sekiz korumasıyla yakaladıklarını Bahoz Erdal'ı havaya uçurduklarını ve hem Suriye hem de Türkiye halkına bu müjdeyi verdiklerini duyurdu. 

ADNAN OKTAR: Sekiz korumasıyla birlikte havaya uçurulmuş. İşte ilimle irfanla havaya uçurmak çok önemli. Bir Bahoz gider,  bin Bahoz gelir. Bunlar çözüm değil. İlim irfanla, Kuran'la, iman hakikatleriyle, Darwinizm materyalizmle mücadeleyle, komünist ideolojiyi eleştirmekle, sevgiyi yaymakla, gençleri doğru bilimle, doğru bilgiyle teçhiz etmekle netice alabiliriz. Yoksa bataklık öyle kurumaz. Bunlar netice alınacak işler değil. 

KARTAL GÖKTAN: Bu haberin ardından Cumhuriyet Gazetesi de "Bahoz Erdal ölmedi, yaşıyor." sözleriyle Erdal'ın öldüğünü yalanlayan bir açıklama yaptı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Zaten öyle bir şey olsa PKK onu hissettirir. Yani anlaşılır. Susmaz, bir şekilde duyulur o. Ama bu netice alacak bir yöntem değil. Netice sevgiyle ilimle alınır.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Sözcü Gazetesi, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunu manşetine taşıdı. Suriyeli mülteci kardeşlerimiz için şöyle bir yorum getirdi; "Erdoğan'ın 'vatandaş yapacağız' dediği üç milyon Suriyeli arasında iti kopuğu, katili, yobazı, dincisi, teröristi ne ararsan var. Bunları mı Türk vatandaşı yapacağız? İşte AK Parti'nin Yeni Türkiye'si. Türkler vergi ödesin, Türkler işsiz kalsın, Türkler askere gitsin, Türkler şehit olsun, Suriyeliler beleş yaşasın." 

ADNAN OKTAR: Canım Suriyeli, Türk vatandaşı oldu mu askere gider çalışır da gayret de eder. Türkiye hep göçmenlerden oluşuyor zaten. Kendisi de göçmendir onu yazan, zamanında buraya hicret etmiş göçmenlerden. Anadolu'nun yerlisi yok zaten. Dolayısıyla çok gereksiz konuşmuş. İti kopuğu ayırırsın. İtle kopukla ne işin var? Ama mazlum adama sen it kopuk dersen bu günah olur, çirkin olur, ayıp olur, zulüm olur. İt kopuk olduğuna dair bir delilin olması lazım. Dolayısıyla böyle bir suçlama, genel suçlama yakışık almamış. Olabilir, içinde anormal insanlar olur; onları ayıklarsın, kenara alırsın. İyi insanlara, güzel insanlara, sevdiğimiz insanlara, Allah'ın kullarına, Hazreti Adem (a.s)'in evlatlarına nüfus cüzdanı vereceğiz. Hiç boş yere çırpınmasınlar.

10 Temmuz deyince ne geliyor aklınıza? Sevgi Bayramı geliyor. Başlattık bayramı. Hicri 1506'nın temmuzuna kadar geçerli inşaAllah. Tamam. Unutmayın, aklınızda olsun.

(Mehter Marşı) Kahraman ordumuza ve kahraman polislerimize bir hediyemizdi. Ara ara hediyelerimiz devam edecek. Bastırsınlar, gelecek bizim inşaAllah. Zafer bizim. Onlar iman ordusu, sahabenin devamı. Deccalla çatışıyorlar. Deccalla mücadele edenler mücahidin hasıdır. Şehit olanlar cennet şehidi. Gazilerimiz de aslanlarımız.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi sırasında Bulgaristan Dış İşleri Bakanı Daniel Mitov'un sigara içme kabininde sigara içtiğini gördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, olay yerine gidip Mitov'un sigarasını elinden alarak sigarayı bırakma sözü aldı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam yaman. Helal Tayyip Hocam’a. İşte bu kadar. Çok iyi yapmış.

KARTAL GÖKTAN: Mitov da sigara paketini imzalayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a verdi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Tayyip Hocam’ın zaferi o. Kurtarmış oluyor onu hastalıktan tabii. Bir daha içemez Allahualem. Gizli gizli içer de açık bir daha içeceğini zannetmiyorum.

Fikret Efendi var mı anlatacaklarınız?

BÜLENT SEZGİN: Bugün Haber Türk'te bir sosyete magazin programı vardı Adnan Bey. Cemiyet hayatının ünlü bir ismi olarak tanıtılan bir hanım, mutluluğun formülünü aradığını belirterek şöyle bir tavsiyede bulundu; "Mutluluğunuz için evde güzel kokulu bir tütsü yakın. Ve mum ışığının altında elinize bir kitap alıp okuyun. Mutlu olmak için böyle formüller uyguluyorum." 

ADNAN OKTAR: Hoppala. Ne yapıyormuş ne yapıyormuş? Bir daha mum mu almamız? 

BÜLENT SEZGİN: "Mutluluğunuz için evde güzel kokulu bir tütsü yakın. Ve mum ışığının altında elinize bir kitap alıp okuyun."

ADNAN OKTAR: Uyur o. Allah esirgesin, evi de yakar. Öyle mutlu olunmaz. Allah'tan korkarak, Allah'ı severek, Kuran ruhuyla mutlu olunur. Öbür türlü ızdırap. Baksana verdiği formüle. Oradan anlaşılıyor olay.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık verilmesi konusunda bazı kıstaslar olacağı iddia ediliyor. Bu yöndeki haberler şu şekilde; Türkiye'deki üç milyona yakın Suriyeli’nin iki milyonu kadınlar ve çocuklardan oluşuyor, bu iki milyon kişiyi istihdam etme imkanı yok. Bir milyon kadar erkeğin de beş yüz bini çocuk ya da engelli. İstihdamda değerlendirilecek yaklaşık beş yüz bin kişi var. Bu beş yüz bin kişi içinde sadece işimize yarayacak nitelikte olanların vatandaşlığa alınacağı iddia ediliyor. 

ADNAN OKTAR: Koruyup kollasın da ne yapıyorsa yapsınlar. Yani ezdirmeyelim de vatandaş olup olmaması hayati olan konu değil. Hayati olan konu o insanların sağlık sıhhat içinde yaşaması, perişan olmamaları, ızdırap çekmemeleri. Yoksa vatandaş olur da acı çeker. Acı çekmedikten sonra, huzurlu olduktan sonra mesele yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri'nde ırkçılık tartışmaları ve artan şiddet olayları "Ülkede iç savaş mı çıkıyor?" sorusunu gündeme getirdi. Dallas'taki protestolar sırasında yaşanan saldırıdan sonra halk yeniden sokaklara döküldü. Eylemcilerden bazıları CNN binasına yürüdü. Bu arada beyaz Amerikalıların da silahlanmaya başladığı söyleniyor. İnsanlar tezgaha sıralanmış silahları marketten alışveriş yapar gibi alabiliyorlar. 

ADNAN OKTAR: İşte İngiliz derin devleti, Amerika için bir şey düşünüyor demek ki. Yani onları da mahvedecek bir sistem düşünüyor. Yakında bir rezalet ortaya çıkabilir. Önce Obama'yı getirdiler zaten ilk felaket onunla başladı. "Müslüman, mümin, muttaki" diye getirdiler. Hüseyin Obama diye. Adam baktık Marksist, komünist eğitim almış, homoseksüelleri destekliyor, ekonomiyi çökertti, maneviyatı da çökertti. Kiliseler kapanmaya başladı. Bir acayip durum. Şimdi de Amerikalıları birbirine düşürecek bir oyun tezgahlanıyor. Şiddet ve sevgisizlik Amerika'da tırmandırılıyor. Amerikalılar sevgi insanıydı, onlara sevgiyi unutturdular. Dehşeti ve şiddeti öğrettiler.

BÜLENT SEZGİN: Bir kaç fotoğraf vardı haberle ilgili. 

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Silahlar bu şekilde alışveriş merkezlerinde satılıyormuş. 

ADNAN OKTAR: Orhan Baba bile bak maşaAllah sevgiyi bütün samimiyetiyle savunuyor.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz 8 Numara'da Adnan Bey. “Sevgi Bayramı”

ADNAN OKTAR: "Sevgi Bayramı" Güzel. Bu tarihi unutmayacaksınız.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Obama, Amerika'da polisler tarafından öldürülen zencilerin sayısının beyazlara oranla çok daha fazla olduğunu açıkladı ve şunları söyledi; "Biz bu tür trajedilerle çok karşılaştık. Geçtiğimiz yıl polis tarafından vurulan Afrikalı Amerikan sayısı, beyazlara oranla iki kat daha fazla. Bu tür olaylar olduğunda halkımızın büyük bir çoğunluğu ten renklerinden dolayı kendilerinin diğerleriyle aynı sınıfa konmadıklarını düşünüyorlar." şeklinde konuştu. 

ADNAN OKTAR: Güzel keşfetmiş. Şu lafa bak. Yüz yıldan beri zaten bela bu. Zencilere karşı bir düşmanlık, azgınlık, ayrışmacılık kafası sürgit devam ediyor. Yeni keşfetmiş gibi anlatıyor. Ucu bucağı yok. Kitle şeklinde katliam yaptılar. Soykırım yaptı Amerika. Zenci soykırımı yaptı. Mahvettiler yani. Oturmuş sanki yeni oluyormuş gibi, yeni keşfetmiş gibi, bir buluş gibi bunu anlatıyor Obama. İnanılır gibi değil yani. Bu felaket bütün dünyaca bilinen bir felaket.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’da ailesiyle birlikte yaşayan on sekiz yaşındaki Şevval Tikiz adlı bir genç kız 3 Temmuz’dan bu yana kayıp. İki yıl psikolojik tedavi gören genç kız en son havaalanında İstanbul’a gelirken görüntülenmiş. Annesi kızının kötü niyetli kişiler tarafından canlı bomba olarak bile kullanılabileceğini söyleyerek yardım talep ediyor. Kızının sosyal medyada birçok kişiyle irtibata geçtiğini ve yazdığı yazılarda sıkıldığını ve ruhunun bedenine sığmadığını, buralardan gitmek istediğini söylediğini anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bayağı da şeker. Gören bilen tanıyan polise haber versin. Bir daha göster. Bu haberi bir daha oku.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’da ailesiyle birlikte yaşayan on sekiz yaşındaki Şevval Tikiz adlı bir genç kız 3 Temmuz’dan bu yana kayıp. İki yıl psikolojik tedavi gören genç kız en son havaalanında İstanbul’a gelirken görüntülenmiş. Annesi kızının kötü niyetli kişiler tarafından canlı bomba olarak bile kullanılabileceğini söyleyerek yardım talep ediyor. Kızının sosyal medyada birçok kişiyle irtibata geçtiğini ve yazdığı yazılarda sıkıldığını ve ruhunun bedenine sığmadığını, buralardan gitmek istediğini söylediğini anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Evet, resmini gördü vatandaşlar, kardeşlerimiz. Görenler 155’e bildirsinler. Bazen de gözünün önünde oluyor. Fark etmiyor. Acayip lakayt insanlar. Mesela o katil deli olan var ya bütün milletin içinde geziyor. Adamların farkına varmaması inanılır gibi değil. Orada o çocuk dindar bir çocuk farkına varmış da o söylüyor. Anlaşılmayacak gibi mi, gece gündüz televizyondan gösteriliyor adam? Elini kolunu sallayarak geziyor adam, haberleri yok. Bazı kişiler için diyorum bunu. İnanılır gibi değil. Müthiş bir dikkat kapalılığı var. İnsan bakar bakmaz tanır. Hele nemelazımcılık daha da korkunç. Tanıdığı halde haber vermiyorsa tam rezalet yani.

Suriyelilerle uğraşmayı bıraksınlar Allah aşkına. Tek istediğim rahat yaşamaları. Vatandaş yapsınlar, yapmasınlar fark etmez. Mühim olan huzurla, canları yanmadan, savaş dehşetini, aşağılanmayı yaşamadan huzurla hayatlarını devam ettirmeleri. Başka bir şey istediğim yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK daha önce TAK’la hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia etmişti. Ancak Murat Karayılan TAK’ın sivilleri hedef alan eylemlerde ölen teröristlerini sahiplenen bir konuşma yaptı. Bu teröristleri tek tek ismen sayarak, “Bunlar bizim şehitlerimizdir. Onların takipçileri olacağız. Onların mücadelelerine biz devam edeceğiz. Söz veriyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: İşte çok net açıklama yine. Sahtekârlıktan başka bir şey bilmiyor PKK. Bir de insanların zekâsıyla alay ettiklerini zannediyorlar o ahmak kafalarıyla. Hâlbuki PKK’nın ta kendisi TAK. Açık açık da söylüyor zaten. Diğer binlerce belgeyle de zaten sabit. Ama buradaki konuşma da Avrupalı bazı dangalların kafasının açılmasına inşaAllah fayda verir.

Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: PKK daha önce TAK’la hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia etmişti. Ancak Murat Karayılan TAK’ın sivilleri hedef alan eylemlerde ölen teröristlerini sahiplenen bir konuşma yaptı. Bu teröristleri tek tek ismen sayarak, “Bunlar bizim şehitlerimizdir. Onların takipçileri olacağız. Onların mücadelelerine biz devam edeceğiz. Söz veriyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Eğer buna rağmen daha hala anlamıyorsa adamlar artık kösele kafadır. Ne diyelim yani? Bahoz’dan ses çıkmıyor. O herifi kesmiş olmasınlar hakikaten. Epeyden beri ondan ses çıkmıyor yani. Ben hatırladığım yani iki-iki buçuk aydan beri. Eskiden sürekli öterdi. Gıkı çıkmıyor. Ya küpe koydular onu. Bir şey anlamadım yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Esad’ın askerleri Halep kentinin doğu girişinde olan ve stratejik öneme sahip Kastillo yolunu yoğun bombardımanlarla muhaliflerin geçişine kapattı. Büyük bir kısmı ordunun elinde olan yolun tamamının ele geçirilmesiyle Halep kuşatma altına alınmış olacak.

ADNAN OKTAR: Orası Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadiste belirttiği şekilde değişiyor. Ne diyorsa Resulullah (s.a.v.) aynısıyla çıkıyor. Bak "Medine'de üç patlama olacak" diyor peş peşe, o dediği de oldu aynısıyla. Şehir ismi veriyor bak "Ahir zamanda" diyor "Mehdi devrinde Medine'de üç büyük patlama olacak" diyor bak. Bir tane değil üç tane. Üç patlama oldu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: The Guardian'ın haberine göre İngiliz istihbaratıyla CIA'in Suriye'deki cihatçı gruplara askeri ve lojistik destek sağladıkları ortaya çıktı. İngiliz gizli servisi silahları Kaddafi'nin devrilmesinden sonra Libya'da stoklamış. Ve daha sonra buradan gizli bir hat açarak malzemeleri Suriye'deki örgütlere aktarmış.

ADNAN OKTAR: Doğrudur. Araştırmak lazım. Her söze inanamıyoruz. Ama doğru da olabilir.

"Hocam Mehdi’nin geldiğini nasıl anlayacağız? Görmediğim bir şeye nasıl iman edeceğim?" Arif. Hiç kafanı yorma sen hepsini sana Allah seni yönlendirerek oluşturur. Kafan, beynin, ruhun tamamen Allah'ın elinde. Sana bak kuyruklu yıldızı gönderdi gördün. Ramazan ayında ay güneş tutumunu yaptı on beş gün arayla onu da gördün. Suriye'yi bu hale getirdi gördün, Irak'ı bu hale getirdi gördün. Her olayı gördün teker teker. Nasıl göreceğim diyordun daha önce ama gördün. Demek ki oluyormuş. Mehdiyi de nasıl göreceğim diyorsun diğer alametleri nasıl gördüysen onu da göreceksin. Sıra var sıra. Sırada bir şaşma oldu mu? Olmadı. Hepsini teker teker sıradan gördün mü? Gördün. En sonunda çıkar Hz. Mehdi (a.s). Bütün alametler çıkar ondan sonra çıkar. Acele etmezsen onu da göreceksin. Görmediğin alamet kalmadı. Mesela “İki kuyruklu yıldız mı olur?” diyorlardı. Bu nasıl bir hurafedir diyorlardı. Birde ters yönde kuyruklu yıldız gitmez kardeşim diyorlardı. Söylüyorduk o zamanlar 1979'larda. Öyle bir şey olmaz diyorlardı nerenin iki uçlu kuyruklu yıldızı. Bu bilime aykırı diyor. Değil mi? Giden kuyruklu yıldız gittiği yöne doğru kuyruğunu saçarak gider. Uç tarafında kuyruk olmaz onun diyor. Ve kuyruklu yıldızların aksi istikamete giden kuyruklu yıldız da olmaz diyor. Tarihte görülmemiş diyor. Bilime aykırı diyor. Ve daha parlak olması içinde bir neden yok diyor. Bu da mantıksız. Oldu mu olmadı mı? Oldu. Hepsi oldu. Milimi milimine o devirde ekonomik krizde olacak diyor aynısıyla oldu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Pazartesi günü Londra'da Bherlin Girdo adlı İsveçli bir adam Suriye'de terör eylemi gerçekleştirdi iddiasıyla yargılandı. Ancak sanığın destek vermekle suçlandığı örgütlerin İngiliz gizli servisi tarafından silahlandırıldığı ortaya çıkınca dava düştü. Savcılık dosyayı bıraktı. İngiliz gizli servisinin Suriye'de bulunan muhaliflere geniş ölçekte destek verdiği bilgisinin ortaya çıkmaması için İngiliz istihbaratının mahkemeyle gizli bir anlaşma yaptığı söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Mahkemeyle gizli anlaşma. Mahkemenin gizli anlaşma yapmasına gerek yok. Mahkemeye mektup geldi mi açtığında, İngiliz gizli servisinin damgasını gördüğünde İngiliz mahkemesi beynine kadar kasılır. Çünkü onun üstünde bir güç yok. İngiliz derin devletinin üstünde bir güç yok. Bütün İngiliz mahkemeleri hemen hemen tamamına yakını İngiliz derin devletini tanır. Kendilerini tanıtırlar nezaketiyle. Elini kolunu sallayarak isterse kraliçenin yanına kadar da gider adam. Başbakanlığın içine elini kolunu sallayarak girer. Derin devletin özelliğidir bu. Mahkeme dinlemez İngiliz derin devleti. Mahkemenin üstündedir. Mahkeme onun emrinde olur. Ne diyorsa o kararı vermekle mükelleftir. Beraat ettirilecekse beraat ettirilir. Tutuklatacaksın derse ne yapıp yapıp tutuklatması onun için şart olur. Oradaki savcı mı artık, memur mu artık kimse hepsi o konuda görevlidir. Derin devletlerin özelliği o.

Türkiye'ye gelen İngiliz gazetecilere Türk hükümeti dikkatli olsun. Çok ilginç bir ekip. İngiliz devletinin özel gönderdiği kişilerle oluyor bunlar. Yahut İngiliz derin devletinin gönderdiği kişiler oluyor. Bazıları istihbaratçı olarak Türkiye'ye geliyorlar. Ve epey bir bölüm PKK yanlısı. Türkiye'nin bölünmesi, Türkiye'de fitne çıkması, anarşi çıkması ortak hedefleri oluyor. Çok çok özen gösterilmesi gerekiyor. İşte ben şudur budur falan demiyorum. Bunu Milli İstihbarat Teşkilatı yamandır rahatça tespit edebilir. Bizim ulaştığımız bilgilere onların çok çok daha rahat ulaşacağından eminim. Emniyet özellikle İngiliz derin devletine karşı ve elemanlarına karşı çok titiz bir çalışma yaptığına inanıyorum. Aman ha aman. Bütün mesele İngiliz derin devletinin yapılanması içerisinde. Bütün konu onun içerisinde. Çok çok çok dikkat, azami dikkat. Ve gelen özellikle gazeteci görünümlü istihbarat elemanlarına karşı azami dikkat gösterilmesi gerekiyor. Bu, hepsidir demiyorum ama epey bir eleman bu yönde görevliler çalışıyorlar şu an. Çirkin bir çalışma içindeler gereği yapılsın derim.

İngiliz derin devleti bütün dünyanın başına bela. Amerika'nın da başına bela. Amerikan halkını da mahveden bir sistem. Onları da birbirine düşürmeyi ve mahvetmeyi planlıyor, Amerika'yı da paramparça yapmayı planlıyor. Ve kendi işlerinde de kullanıyor Amerika'yı. Bak Irak, Suriye operasyonlarında rahat rahat kullanıyor. Amerika'yı adeta esir etmiş durumda İngiliz derin devleti. Kullandığı elemanlarına hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) işaret etmiş. "Deccal" diyor "kuzey tarafındadır. Adadadır." Bir kere olay orada beliriyor. "Dünyanın her tarafına" diyor "şeytanlarını gönderir kendine onları hizmetçi kılar" diyor. "Şeytanlarına emreder, herkese benim ilah olduğumu, tek güç olduğumu söyleyin der" diyor. "Çorba dağları, et dağları bu şeytanlarla beraber hareket eder." Yani eğer İngiliz derin devletine tabi olursanız istediğiniz gibi yersiniz, içersiniz rahat edersiniz der diyor. Ve onlara her türlü haramı teşvik eder diyor. Allah'ın yasakladığı her şeyi helal kılar deccal ve insanları ifsat etmek için şeytanlarını her yere gönderir diyor. İngiliz derin devletinin elemanlarına devlet dikkat edecek. Asrımızın deccaliyet hareketi budur. Her yerde yalakaları vardır, yancıları vardır. Onlara hizmet eden, onlara hayran olan böyle aşağılık basit insanlar var. Biz bu konuda bir girişimde bulunduk. Ama tabii savcılıkların, hükümetin, Dış İşleri Bakanlığı’nın da olayda çok yönlü çalışma yapmasında fayda var.

Dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey. Suudi Arabistan'ın ilk İngilizce gazetesi olan ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Ortadoğu genelinde dağıtımı yapılan Arap News gazetesinde "Doğudaki terör ne kadar önemli?" başlıklı makaleniz yayınlandı. Sadece bir hafta içinde dünyanın önemli şehirlerinde yaşanan terör saldırıları üzerinde duruyorsunuz. Dünya karşıdaki insan kim olursa olsun, hangi etnik kökenden geliyor, hangi dine mensup oluyorsa olsun ona insan olarak değer vermedikçe bu büyük terör belasında kurtulunamayacağını anlatıyorsunuz. Dolayısıyla terörle mücadele için her insanın değerli olduğunu, birinin diğerinden farklı olmadığını anlatmak gerektiğini vurguluyorsunuz.

1845'ten beri yayınlanan Malezya'nn en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen New Straits Times gazetesinde yayınlanan "Bilimin ortaya koyduğu gerçek kader" başlıklı makalenizde gazete tam sayfa ayırdı. Allah'ın evreni ve canlılığı geçmiş ve gelecek tüm olayları tek bir an içinde yaratmış olduğunu belirtiyorsunuz yazınızda. Bilimsel deneylerin kader gerçeğini ortaya koyduğunu anlatıyorsunuz. Ve bu bilimsel deneylerin sonuçlarının bizlere fiziksel ve biyokimyasal dünyanın ötesinde bir irade ve yönetim olduğunu ve önceden belirlenmiş olayları yaşıyor olduğumuzu gösterdiğini açıklıyorsunuz. Yaptığımız seçimlerin bize ait olmadığını yalnızca kararı biz vermişiz hissi verildiğini vurguluyorsunuz. Allah'ın yaratanın yalnızca kendisi olduğunu ve her şeyin bir kader üzerine yaratıldığını anlatıyorsunuz.

Kürt bölgesinin de haberlerin de içinde yer aldığı Irak'ta yayınlanan gazetelerden Sotal Irak Kuran Mucizeleri kitabınızın tanıtımına yer verdi. Kitabınızda Kuran'ın bilimsel mucizeleri, gelecek ve geçmiş ile ilgili verilen haberler, Kuran'ın matematiksel mucizeleri, edebi yönden mükemmelliği, Kuran'da dikkat çekilen besinler gibi konulara yer veriyorsunuz. Üç ciltten oluşan Kuran Mucizeleri kitabınız yirmi dört ayrı dile çevrilmiş durumda.

Suudi Arabistan'ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke News Paper'da. "Avrupa Birliği, Brexit ve Türkiye" başlıklı makaleniz yayınlandı.  Bu yazınız aynı zamanda İngilizce ve Boşnakça yayın yapan Bosna'nın çok takip edilen haber sitesi The Bosnia Times'da da Boşnakça yayınlandı.

İsrail'de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV'nin web sitesinde "Gayretlerimiz meyvesini vermeye başladı" başlıklı makaleniz yayınlandı. İsrail ve Türkiye arasında meydana gelen olumlu gelişmeleri A9 TV kanalının organize ettiği iftar davetinden hemen bir kaç gün sonra meydana geldiğini belirtiyorsunuz. Davetliniz olan İsrail'den gelen haham ve politikacı dostlarınızla yaptığınız görüşmelerin İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelmesi konusunda olumlu sonuçlara vesile olduğunu vurguluyorsunuz. Ayrıca Türkiye ile İsrail arasındaki bu güzel gelişme konusunda yükselen bazı seslere karşı barış ve kardeşlik adına yapılan her türlü gayretin övülecek işlerden olduğunu hatırlatıyorsunuz. Barış isteyen herkese el uzatmak gerektiğini, bunun hem dinimize, hem de örf ve adetlerimize uygun olduğunu söylüyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Ne güzel. Bir daha oku o son haberi.

KARTAL GÖKTAN: İsrail'de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV'nin web sitesinde "Gayretlerimiz meyvesini vermeye başladı" başlıklı makaleniz yayınlandı. İsrail ve Türkiye arasında meydana gelen olumlu gelişmeleri A9 TV kanalının organize ettiği iftar davetinden hemen bir kaç gün sonra meydana geldiğini belirtiyorsunuz. Davetliniz olan İsrail'den gelen haham ve politikacı dostlarınızla yaptığınız görüşmelerin İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelmesi konusunda olumlu sonuçlara vesile olduğunu vurguluyorsunuz. Ayrıca Türkiye ile İsrail arasındaki bu güzel gelişme konusunda yükselen bazı seslere karşı barış ve kardeşlik adına yapılan her türlü gayretin övülecek işlerden olduğunu hatırlatıyorsunuz. Barış isteyen herkese el uzatmak gerektiğini, bunun hem dinimize, hem de örf ve adetlerimize uygun olduğunu söylüyorsunuz

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

"Hazreti Mehdi (a.s) çıkarsa siz ne yapacaksınız? Bunu cevaplayın mutlaka." Genellikle hep o konuda bir, "Mehdi (a.s) kim?" diyor bir de, "Mehdi (a.s) yüzünden savaş çıkar mı?" diyor. Kardeşim tarih üç yüz yıldan beri Mehdiyet’e göre şekilleniyor. Ta Hazreti Adem devrinden beri tarih, Mehdiyet’le sonuçlanacak şekilde şekillendirilmiştir. Sana İstanbul'u vermezler. Vermezler sana İstanbul'u. Mehdiyet’in yeri olduğu için verildi İstanbul. Avrupa asla vermezdi. Bütün Avrupa birleşir, delirir cinnet geçirir yine vermezdi. Verilme sebebi Mehdi (a.s)'nin çıkışı içindir. İstanbul'un böyle süslenmesinin sebebi Mehdi (a.s)'nin çıkışı içindir. Ta başlangıcında böyle denizli ve güzel olarak yaratılması da Mehdi (a.s)'nin çıkışı içindir. İnsanlar eğlensin diye yaratılmadı İstanbul, Mehdi (a.s) çıksın diye yaratıldı, Mehdi (a.s)'nin mekanı olduğu için yaratıldı. Tarih Mehdiyet’e göre dizayn ediliyor. Darwinizm'i çıkaran da Allah'tır, onu ezdiren de Allah'tır. Deccalı yaratan da Allah'tır, onu ezdiren de Allah'tır. Mehdi (a.s) ezsin diye Allah deccalı çıkarıyor, sırf Mehdi (a.s)'nin ezmesi için. Suriye'deki olaylar, Irak'taki olaylar sırf Mehdiyet’le alakalıdır. Gökyüzünde Allah kuyruklu yıldız yaratıyor sırf Mehdi (a.s) için. İki uçlu kuyruklu yıldızın gökyüzünde işi yok normalde. Sırf Mehdiyet için yaratıyor Allah. Savaşın hiçbir sebebi yok. Savaş niye çıksın? Irak-Suriye falan. Bayağı güçlü orduları var ikisinin de. Ve bunlar süper devlete dayalı yani Rusya'ya dayalı devletler. Hiçbir şekilde bir yıkılma sarsılma olmaz, hiçbir olay olmazdı; Mehdiyet çıkacak diye Allah onu da yaptırdı. Mesela diyoruz ki, "Twitter'da hiç sevgi yok." Allah yaptırıyor Mehdiyet'in çıkması için. Asla durduramazsın. Sakin sakin yavaş yavaş saat kadranı gibi ilerler Mehdiyet. Yedi sülalen gelse durduramazsın. Baştan sona kadar olay Mehdiyet'e göre planlanmış. Masonluk kuruluyor, dünya çapında dev teşkilat; Mehdiyet'le bağlantılı. Adamların hepsinin şapkasının üstünde düğüm var, düğüm; "Bunu çözecek kişiyi bekliyoruz." diyorlar. Anlamı bu; Moşiyah yani Mehdi (a.s). "Bu düğümü kim çözecek?"  diyorlar. Pergel; adamlar kaç bin yıldan beri pergeli Masonluğun simgesi olarak almışlar. Alfa ve omega harfleri, onların içinde var. İncil'de de var alfa ve omega. Bir şey anlatıyor. Ve bunu durduramazlar. Yavaş yavaş sakin sakin. Mesela İngiliz derin devleti, Mehdiyet'i durdurmakla görevli. Ama milyonlarca askeri var, milyonlarca silahı var, milyonlarca profesörü doçenti var; durduramıyor, zavallı bir şekilde seyrediyor. Kaderin çarkına girmiş. Kaderin asla bükülemeyen çarkı onları ezip geçiyor. Durduramazlar.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye'nin Palmira kenti yakınlarında Suriye ordusuna ait bir helikopterin IŞİD militanları tarafından düşürüldüğünü ve iki Rus pilotun hayatını kaybettiğini açıkladı. 

ADNAN OKTAR: Ama helikopter zaten çok tehlikeli. Yani savaş bölgesine helikopter sokmak çok büyük hata. Otomatik silahla çok rahat vurulabilir, Allah vermesin. Bazuka mermisiyle de olur yani çok kolay. Bayağı riskli. Her yere helikopter sokuyorlar, bu ciddi anlamda risk oluşturur.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Biraz önce bahsetmiş olduğumuz haberde PKK'lı üst düzey terörist Fehman Hüseyin'i öldüren Suriyeli muhalif grup Tel Hamis, şöyle bir açıklama yaptı Adnan Bey, "Gerçekleştirdiğimiz başarılı suikast eylemi neticesinde Bahoz Erdal ve yanındakilerin eylem sonucu hayatlarını kaybettikleri kesinleşmiştir. Olaya müteakip PYD-YPG örgütünün Kamışlı şehrinde geniş kapsamlı gözaltı faaliyetlerine başladığı, şehrin önemli noktalarına keskin nişancılar yerleştirdiği, şehrin giriş-çıkışlarını tamamen kapattığı, haberin örgüt mensuplarının morali üzerinde olumsuz etki yaratmasını engellemek amacıyla haberi gizlemeye çalıştığı öğrenilmiştir." 

ADNAN OKTAR: Olabilir. Olabilir. Çünkü adam ortada yok. Bir şey var yani mümkün. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Aylar sonra Türkiye'ye gelen ilk Rus kafile Antalya havaalanında çiçeklerle karşılandı. Gelen Rus turistler, çok candan karşılandıkları için mutlu oldular. Fotoğraflar da vardı. 

ADNAN OKTAR: Şekerliğe bak. O da şaşırmış, bu muhabbet nedir böyle diye. Bayağı tatlı oluyorlar Ruslar, çok güzel oluyorlar. Çok efendi bir millet, böyle mütevazı mazlum. Mesela bak Putin homoseksüelliğe karşı kesin tavır alıyor. Helal olsun. Delikanlı, hiçbir şekilde de taviz vermiyor.

Daha hala Building Bridges soruyorlar. Kardeşim, öyle bizim çocuklar daha önce bazıları kendi aralarında öyle bir çalışma yapmışlardı. Ve bu bitti, kaldırıldı, lağvedildi. "Daha hala Building Bridges ne yapıyor?" falan. Öyle bir konu yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika'nın Atlanta şehrinde orta yaşlarda siyahi bir erkek ağaca asılmış bir şekilde bulundu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: O da polisin işidir. Amerika'da bir zenci nefreti eskiden beri var. Çok büyük bir zulüm. Mazlum, kendi halinde insanlar, ne istiyorsunuz? Bırakın, rahat yaşasınlar. Bazı insanlarda tabii.

Türkiye ne kadar güzel bir ülke. Mesela şu müzik anlayışı dünyanın hiçbir yerinde yok. Ona oynama şekilleri falan da tamamen orijinal. Dünyadaki oyunlara bakıyorum ben, hiçbir şeye benzemiyor. Hiçbir folklor çalışmasında oynanan oyunlar bana iç açıcı gelmiyor. Türkiye'de akıl almaz bir zenginlik var. Ve her oyunun müziğin bir felsefesi var. Şahane bir şey. Bu dünya tarafından o kadar bilinmiyor, dile de getirilmemiş. Aslında bunu ayrı bir konu olarak ele almamız lazım. Bu kitap olması gereken bir konu. 

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Asya Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz, Twitter’da Yarbay Hilmi Özer Bey’le ilgili bir mesaj yayınladı. Yarbayımızın fotoğrafını gösterebiliriz. Güleçyüz mesajında Giresun’daki helikopter kazasında şehit pilot Yarbay Hilmi Özer’in Nur talebesi olduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Aslan o aslan Allah nurunu artırsın doğrudur. Çünkü Kazım Güleçyüz Yeni Asya’da yıllardan beri Risale-i Nur’a sadakatle çalışan bir kardeşimiz. Stil olarak onlar tabii Mehdiyet’i bitmiş bir faaliyet olarak gördüler. Ama her halükarda mümin muttaki tertemiz insan. İslam’ın Kuran’ın hadimi hizmetçisi faydalı bir insan. Şehidimize de Allah’tan gani gani rahmet diliyoruz. Allah rahmetiyle sarsın. Yalnız benim anlamadığım dediler ki; “sis var” dediler ben video filmi izledim sis yok. Gayet açık cayır cayır uçuyor. Çok flu bir sis var ama sis denilmeyecek bir sis. Tam dağlık bölgeye doğru gidiyor helikopter ve kuyruğunda bir patlama nedir bu? Helikopterin kumanda beyninin bozulduğu anlaşılıyor, bozulmuş. Uzaktan müdahaleyle bozulduğu imajını veriyor çünkü helikopter çırpınıyor ama bir türlü kontrolü sağlayamıyor. Uzaktan müdahaleyle helikopterin kumanda beyni felç edilmiş veyahut yönlendirilmiş görülüyor. İkincisi de müsait pozisyona geldikten sonra benim anladığım eğer yanlış görmediysem kuyruk hizasından roketle vuruluyor. O ateş neyin nesi? Ani patlama neyin nesi kuyruk bölgesinde? Çünkü bu roketlerin özelliği sıcak havaya, sıcağa doğru gidiyorlar, ısı nerdeyse oraya doğru gidiyor. Önce helikopteri iyice örseleyip yorup dağlık bölgeye doğru gitmesi sağlanıyor sonra da roketle vuruluyor gibi görülüyor. İnşaAllah ben yanlış anlamışımdır. Ve o bölgede de çatışma var aynı anda PKK’yla, biz bunu nasıl yorumlayalım?

Macit Sitilci, “Zenci deme ırkçı mısın?” Niye? Çok güzel bir kelime zenci, siyahi kardeşlerimize zenci denir. Mesela Bilal-i Habeşi zenciydi. Birde bu çıktı ya. Birde bu çıktı yani. Utanç duyuyor zenci kelimesinden, hepimizin geninde zencilik var, vücudumuzdaki benler oradan atalarımızdan kalma. Hz. Adem (a.s)’in evlatlarından birisi zenciydi, o cedden geliyoruz bak herkesin vücudunda vardır benler ve siyahlıklar, herkeste vardır. Hz. Adem (a.s)’in evlatlarından bizim genlerimizde olan bir özellik iftihar ediyorum, iftihar ediyorum zenci olmak bir güzelliktir.

BEYZA BAYRAKTAR: En çok koruyan sizsiniz. 

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Zenci olmak güzellik, akılcılık, iyilik, tevazu, mazlumluk anlamına gelir.

Adli sicil kaydım var mı sizde?

 KARTAL GÖKTAN: Evet var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster. Ne yazıyor? Oku baştan itibaren.

KARTAL GÖKTAN: Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü. Kimlik bilgileriniz var, Adnan Oktar, baba adı, doğum yeri Ankara 1956. Yukarıda kimlik bilgileri bulunan şahsın adli sicil kaydı yoktur. Yukarıda kimlik bilgileri bulunan şahsın adli sicil arşiv kaydı yoktur.

ADNAN OKTAR: Ne demek bu? Trafik cezası bile yok, trafik suçu bile yok hiçbir şey yok.

OKTAR BABUNA: O kadar dava açıldı Hocam, hepsinden beraat.

ADNAN OKTAR: Tamamından beraat ettim. Bu adli sicil kaydını bütün basına gönderelim. İkide bir durup durup aynı şeyi soruyorlar, yok kokainden ceza almıştın, yok bilmem neyden ceza almıştın kardeşim hiçbir şeyden ben ceza almadım hepsinden beraat ettim. Amerikan tıraşı yapıyorlar yanlış yani yanlış berberlik yapıyorlar öyle berberlik olmaz.

BEYZA BAYRAKTAR: O kadar tuzağı düzenlediler ama?

ADNAN OKTAR: Tabii bütün güçleriyle uğraştılar, bütün güçleriyle uğraştılar onun için hem yerli basına gönderelim, hem yabancı basına gönderelim tamamını buna rağmen anlamıyorlarsa artık ben onlara diyecek sözüm yok, bir sorun var demektir. Duruyor duruyor yok kokainden ceza aldı, yok işte bilmem çeteden, çüteden ceza aldı, kardeşim ben hiçbir şeyden ceza almadım. Bütün iftiralardan müberra hale geldim ve hepsinden beraat ettim, bırakın bu işleri. Hiçbir oyun bana sökmez inşaAllah. Bunu hem Twitter’da yayınlayalım, hem Facebook’ta yayınlayalım bir daha bu tipler anlamazdan gelip yanımıza gelirlerse gösterirsiniz buradan. Yabancı gazeteciler falan da öyle, ya diyor “üç yıl hapis almışsın, yok beş yıl hapis almışım” ya kardeşim yok işte yok, istiyorsun sen ama yok, çok istiyorsun ama yok hepsinden beraat ettim. Evet, bunu her yerde yayınlayalım. Bunu her yere gönderirsiniz özellikle yabancı basına da gönderelim. Onlar bir kısmı hiç anlamıyor “ya hapis yatmışsın” diyor Kardeşim berat ettim diyorum beraat böyle bir şey yok. Sen ne kadar istesen de beraat ettim ceza almadım. Çok istiyor ceza almış olmamı. Hiçbir konuda, hiçbir şekilde ceza almadım ben. Devam eden de hiçbir dava yok benimle ilgili, durup durup aynı soruyu soruyorlar ben de anlamıyorum anlamamalarını.

OKTAR BABUNA: Trafik cezanız bile yok.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“Merhaba Hocam, Madonna ile ne konuştunuz? Fransa’dan kucak dolu sevgiler.” İlayda İpekçi. Cihat sen yanımdaydın ne konuştuk?

CİHAT GÜNDOĞDU: Özel bir sevginin, barışın hakim olması için özel bir ayin yapmışlardı. Tevrat okuması olmuştu, ilk defa İstanbul’da böyle bir şey oluyordu, ona sizi davetli olarak çağırıp toplantıyı bizzat açmazınızı rica etmişlerdi sizden, Çırağan Sarayı’nda otel olarak kullanılan kısımda. Madonna özellikle sizin yaptığınız barış yönündeki çalışmalar konusunda size çok hayranlığını belirtmişti ve yaptığınız çalışmaları desteklediğini, bu konuda yapabileceği neler varsa onları öğrenmek istemişti sizden.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

CİHAT GÜNDOĞDU: Sizin barış yönünde, sevgi yönünde yaptığınız çalışmaları destekleyen, çalışmalarınızdan ötürü kendisinin yapabileceği neler olduğunu öğrenmek istemişti sizden.

ADNAN OKTAR: Evet, bayağı kibar böyle dinç bir hanım güzeldi. Cumartesi olduğu için biz resim çekmedik Şabat olduğu için, onlar da çekmediler. Yani bizim tabii öyle bir inancımız yok da onlara saygıdan dolayı yapmadık.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da birkaç ay sonra görev süresi dolacak olan Obama, IŞİD’e karşı Müslümanlarla ortaklıklar kurulması gerektiğini söyledi. IŞİD’in daha fazla saldıracağını söyleyerek Müslüman toplumlarla yakından çalışılması gerektiğini ifade etti. Obama “IŞİD’in güçlendiği diğer yerlerde ne kadar başarılı olursak IŞİD o kadar zayıflar ve kaynakları azalır” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne kadar boş konuşma, bir kere gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı IŞİD için son derece uygun, muazzam elaman kazanırlar. Fikirle, bilgiyle, Kuran’ın yeterliliğiyle mücadele edelim diyeceğine bambaşka hiç etkisi olmayan sözlerden ediyor. Hayır, iyi niyetle söylüyor ama hiçbir etkisi olmaz bunun.

İzleme maşaAllah çok yüksek, o benim çok hoşuma gidiyor çünkü ben burada şaşırdığım nokta telefon, telefondan izlemek güç bir şey yani böyle akıl almaz sayıda telefondan izleme varsa bu sadece üniversite gençliği demektir. Yurtlarda orada burada falan aydınlar, akademisyenler, siyasetçiler çünkü bayağı zor bir şey bu, cep telefonuyla saatlerce bir insanın konuşmasını izlemek kolay bir şey değil. Bak televizyonu ayrı tutuyorum uydu yayınını, interneti ayrı tutuyorum, radyoyu ayrı tutuyorum sırf telefon inanılmaz derecede yüksek.    

BEYZA BAYRAKTAR: Yurtlardan bize yazanlar toplu olarak seyrettiklerini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, yurtlarda genellikle toplu oluyor, kahvehanelerde de toplu. Özellikle bu saatlerde Mardin, Siirt, Diyarbakır silme bizi izliyor elhamdülillah Güneydoğu’da özellikle. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin ihtiyacı olan kanın tamamını karşılamak için hizmet veren Türk Kızılay’ının kan stoklarında düşüş yaşandı. Kızılay bu yılki seksen bin ünite kan stoklamasına rağmen ramazan ayında kan bağışında yaşanan düşüş nedeniyle bayrama yirmi bin ünite kan stokuyla girdiğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah şimdi yeniden başlarız inşaAllah.

Masaüstü Görünümü