Harun Yahya

Sohbetler (12 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne konuşuyordunuz çocuklar?

BÜLENT SEZGİN: Darwinizm’in geçersizliğinden bahsediyorduk, inşaAllah. Büyük bir büyüyle insanları etkisi altına almış yıllarca. Ama ancak Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasıyla Allah’ın izniyle ortadan kalkacak bir safsata.

ADNAN OKTAR: Evet. Allah bizlere de göstersin, size de göstersin, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ı da, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da.

Ne anlatalım ne konuşalım var mı anlatacağın?

KARTAL GÖKTAN: Var Adnan Bey. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın bir açıklaması var. Suriyeli kardeşlerimizin vatandaşlığa alınmaları konusunda “Biz yardım neredeyse oraya gideriz. Biliriz ki Rabbim veren elden rahmetini esirgemez. İşte dünya krizdeyken biz bundan etkilenmedik. Bu politikamızı büyük bir onurla savunuyoruz, hiç de tereddüt göstermiyoruz. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Ahıska Türklerini de vatandaşlığa alıyoruz. Bunun çalışmasını yapıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet. Merhamet Müslüman’ın özelliği. Merhametten maraz doğmaz, merhametten güzellik doğar, hayır doğar, Allah’ın koruması zuhur eder. Ben yaklaşık iki yıldır vatandaşlığa alınsınlar diye Suriyeli kardeşlerimiz konuşuyorum iki yıldan beri. Çok fazla sayıda en az yirmi kere söylemişimdir “Vatandaşlığa alınsın, vatandaşlığa alınsınlar.” Vatandaşlığa alınsın diyenleri ben hiç duymadım. Bilmiyorum yani varsa da ben duymadım. Ama iki yıldan bu yana söylüyorum.

Şimdi, vatandaşın kanaati hükümet için çok önemlidir. STK’lar şunlar bunlar halkın görüşü. Halkın görüşüne göre hükümet hareket ediyor. Ben sen o herkes kanaatini bildirecek. Ama hükümet vicdanlı, demokrat. Yani bir şey dendiğinde yapıyorlar. İnsanlar kanaatini bildirdiklerinde yapıyorlar ama ısrarla söylemek lazım. Tabii, iki yıldan bu yana söylüyorum sürekli “Nüfus cüzdanı verilsin, vatandaşlığa kabul edilsinler.” Yirminin üstündedir tam saymadım ama yirmi-yirmi beş kere söyledim en az.

GÖKLAP BARLAN: Böyle bir gündem de yoktu.

ADNAN OKTAR: Evet. Ortada böyle bir konu da yoktu defalarca söyledim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda Öcalan ve PYD üyesi teröristleri gösteren fotoğrafların bulunduğu bir sergi açıldı Adnan Bey. Sergi bir hafta boyunca açık kalacak. Sergide PYD-YPG ve YPG’li teröristlerin Suriye’nin kuzeyinde çekilmiş fotoğrafları yer alıyor. Fotoğrafların altındaki bilgi notlarında da Suriye’nin kuzeyindeki bazı yerler kanton olarak tanımlanıyor. Bir video da vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca şu an ciddi şekilde olayı toparlıyor benim gördüğüm. Tavizsiz ilerliyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan yeni bir belgesel daha yayınlanmaya başlıyor. İsmi ‘Yaşamın hassas döngüleri.’ Bu belgeselse dünyadaki hassas uyum ve dengelerden bahsediliyor. Doğadaki suyun, karbonun, azotun, oksijenin ve hayati başka elementlerin milyonlarca yıldır hiç tükenmeden sürekli bir devir-daim sistemiyle Rabbimiz tarafından tekrar tekrar hizmetimize verildiği ve böylece doğadaki hassas dengelerin asla bozulmadığı görüntüler eşliğinde dile getiriliyor. Yeryüzündeki milyonlarca canlının yaşamlarını sürmesini nasip eden kusursuz dengelerle mükemmel işleyen ekosistemleri bize nimet olarak sunan Rabbimiz’in merhameti ve sanatı anlatılıyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yani yarın 13 Temmuz’da saat 19:00’da kanalımızda izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Çok iyi çok güzel. Çünkü Allah’ın sanatını bilmek, hafızada tutmak, hakkıyla takdir etmek, Müslüman’ın en çok isteyeceği nimetlerden biri budur. Hakkıyla anlamak, hakkıyla hafızada tutmak, hakkıyla takdir etmek bu Müslüman’ın en hayati görevlerindendir. Allah’ın sanatının hakkının verilmesi gerekir.

Evet, başka neler var haberler?

BÜLENT SEZGİN: İngiltere’nin ünlü bir haber sitesinde, İngiltere’nin muhtemel Başbakanı Theresa May hakkında bilmeniz gereken 18 madde başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde, May’ın sapık eşcinsel evliliklere destek verdiği ve 2013 yılında eşcinsel evliliklerin lehine oy vererek “Evlilik herkes için olmalı” dediği hatırlatıldı. May hakkındaki diğer bir bilgi ise, 2013 yılında ülkede yasadışı yollarla kalan mülteciler hakkında hazırlattığı pano. Panonun üzerinde mültecilere hitaben “Evine dön ya da tutuklamayla yüzleş” yazıyor.

ADNAN OKTAR: Merhamet sahibi bir insan bunu söylemez. Üstlerinden merhamet kalkmış. Merhametin kalkması büyük bir felakettir. Allah kuluna bela vereceği vakit önce ondan merhameti alır sonra bela gelir. Belayı celbeder bu. Merhametli insanları Allah Rahman Rahim ismiyle sarar. Hükümetin merhametli olması hükümetin ayakta kalmasına vesile oluyor. Allah’ın Rahman ve Rahim isminin tecelli etmesine sebep oluyor yoksa hükümet ayakta kalamazdı. Yani bunca olayla ayakta kalmazdı. Merhamet merhameti getirir. Merhamet Allah’ın kollamasını getirir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir hükümet yetkilisi A Haber’e yaptığı açıklamada, “Bahoz Erdal’ın ölümü kesinleşti. İstihbarat ölümü doğruladı. Tereddütsüz haber doğru” dedi. Bahoz Erdal’a önce bombalı araçlı bir saldırı yapılmış ancak bundan yara almadan kurtulmuş. Ardından, Erdal’ın tedavi için gittiği doktor yolu tespit edilmiş ve terörist burada etkisiz hale getirilmiş.

ADNAN OKTAR: Tamam, PKK bitti demektir. Bunlar boş işler bunlardan hiçbir netice çıkmaz. PKK daha da azar, daha da kudurur, daha fazla militan gelir. Onlarda lider sorunu olmaz, yönetici sorunu olmaz. Bir kişi gider bin kişi daha gelir. Böyle bir yöntem de olmaz. Sevinecek bir yönü de yok bunun. İlimle irfanla, Darwinist materyalist felsefeyi ortadan kaldırmakla olur. Adamın dini var ortada, adam dininin gereği olarak bunu yapıyor. Müslüman nasıl namaz kılıyor teröristin de dini var, Darwinizm-materyalizmdir onun dini. O dinin gereği olarak Marksist felsefeye uyuyor ve bunu yapıyor adam. Adamın dininin yanlışlığını anlatmak gerekiyor. Adama “senin dinin yanlış İslam dini doğru” diyeceksin. Devlet ne yapıyor hükümet? Darwinizm’i anlatıyor gece-gündüz. İlkokulda, ortaokulda, lisede ve üniversitede, ilkokulda da öğretiyorlar Darwinizm’i. Ellerinde baltalarla adamlar falan “mağaralardaydı ilk önce insanlar” diyor “tesadüfen oldu insanlar” diyor “mağaradaydı atalar” diyor. Çocukluğunuzda hatırlarsınız okulda, değil mi? Kabataş, yontma taş elinde baltalarla falan “atanız bu” diyor. Öyle deyince adam işte böyle oluyor. O da eline baltayı bırakıyor silahı alıyor. “Atama benziyorum” diyor. Çünkü “komün hayatı yaşıyorlardı ilk başta” diyor “ellerinde baltalar vardı” diyor “devlet yoktu” diyor “din yoktu, aile yoktu” diyor. Adam diyor ki “işte biz geçmişimize dönüyoruz, tarih bir daire gibi dönüyor” diyor “diyalektik bir dönüş içinde” diyor “bir tur attı dünyanın tarihi, yeniden atalarımızın hayatına dönüyoruz” diyor. Din olmayan, aile olmayan komün toplumu elinde baltalarla. İşte balta gidiyor adam tüfek alıyor eline. Konu bu, bunun yanlışlığını anlatması lazım hükümet. Adama sen hayvandan geliyorsun dersen adam hayvanlaşıyor işte. “Atan mikrop” dersen adam onun gibi oluyor bu sefer yanlış yollara giriyor. Bunun halledilmesi lazım.

Bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? “Sevgi birlik getirir” diyelim.

Evet, Fikret Efendi.

BÜLENT SEZGİN: Bahoz Erdal’ın ölüm şokunu yaşayan PYD’nin köstebek avına çıktığı söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Ne yapacakmış köstebeği? Bunlar köstebek de yer. Domuz yiyorlar köstebek de yerler. Ayı da yiyorlar hayvanın yavrusunu yakalamış iştahla bakıyor hayvana.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aralarında El-Muhaberat ve YPG’nin bölge sorumlularının da olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

ADNAN OKTAR: Boş işler onlar. Ne alaka? Merkezden gelmiştir talimat adadan. O Öcalan’a yamuk yapmıştır gereğini yapmışlardır onlar da. Konu bu. İç çekişmedir. Çünkü Öcalan’ın liderliğini tanımıyor o. Daha önceki bir genç kız vardı Fransa’da Sakine Cansız, mesela o çocuğu da gidip vurdular. Şimdi bunu da aynı şekilde muhalefet ettiği için PKK infaz etti. İç infazları binlercedir PKK’nın. Komünist partiler böyle Stalinist görüşü savunan, şiddet ve terörle iktidara gelmeyi amaçlayan komünist partilerin hepsinde bu bir stildir. Siyasi muhalifler sürekli öldürülür. En ufak bir kıpırdamada öldürülür. Sakine Cansız söyledi hemen gitti vurdular. Rusya’da PKK’ya silah sağlayan bir adam vardı, o da öyle bir onlara bir yamuk yaptı gittiler onu da Rusya’da vurdular. Bu da öyle PKK’ya yamuk yaptığı için, -onların tabiriyle diyorum- Öcalan’a karşı tavır aldığı için PKK’nın iç infazıyla vurulup öldürüldü. Konu bu karmaşık bir şey yok. Zaten adam yanına az sayıda adam almış beş on kişi onlarla kaçıyor zaten canını korumaya çalışıyor anlamış öldürüleceğini. Gidip vurmuşlar. Öyle olmasa zaten o dağda dururdu, PKK’nın içinde dururdu. Kaçmış o yani canını kurtarmak için ama arandığı için her yerde ilk gördüklerinde vurmuşlar. Konu bu, PKK’nın iç infazı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yerli insansız hava aracı için geliştirilen yerli lazer güdümlü füze bu yılın sonunda tamamlanıyor. Bu proje, insansız hava aracına taarruz yeteneği kazandırmak amacıyla geliştiriliyor. Ayrıca Katyuşa füzeleri ve havan topu mermileri gibi tehditlere karşı kullanılmak üzere uçaksavar topçu sistemlerinden atılabilecek harp başlığı geliştirme çalışmalarına da başlandı.

ADNAN OKTAR: Başlandı hele şükür. Bunun için de ısrarla dua ediyoruz. Ben hükümete söylüyorum ama biz bunu Allah’tan istiyoruz.

Tayyip Hoca istemese de cumhurbaşkanı olur kaderi öyle. İsterse dirensin, olur. Başbakan, illaki olacak kaderinde. Mesela Davutoğlu Hoca gitti, kaderinde illaki gidecek. Mesela yeni bir başbakan daha var sırada, kaderde belli. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Bin Ali yıldırım, sadece dış politikada değil iç politikada da dostlarımızın artacağını söylemişti. İlk çağrısını bugün muhalefete yaptı. “Dostluk elimizi muhalefet partilerine de uzatıyoruz. Hiç mutabakat olmayacak ülkelerle bile mutabakat yapıyoruz da kendi ülkemizde vatandaşımıza hizmetten başka amacı olmayan partiler neden mutabakat yapmasın dedi. Seçimden sonra artık bırakın muhalefeti ülkemiz için, Türkiye için, geleceğimiz için ne yapabiliriz buna kafa yoralım. Bize yol gösterin” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet güzel. Güzel akılcı. Yurtta sulh cihanda sulh.

Kısa bir ara verelim, misafir var onunla biraz görüşeyim geleceğim.

KARTAL GÖKTAN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Dünya Neden Suriyelilerin Çilesini Görmezden Geliyor?

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Binali Yıldırım, bugün yaptığı “Artık vatandaşlar acil servise kız istemeye gidiyor” sözleriyle dikkat çekti.

ADNAN OKTAR: O nasıl oluyor?

KARTAL GÖKTAN: “Acil servislere vatandaşlarımız gidiyormuş kız bakmaya evlendirmek için oğlunu kızını. Hastane o kadar şirin hale geldi ki gidip orada dostluklar kuruluyor, yuvalar kurulmak için ziyaretler yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Hoppala.

BEYZA BAYRAKTAR: Bir anne öyle gidip kendi oğluna kız baktı öyle haber olmuştu.

ADNAN OKTAR: Acil serviste. Hayırdır inşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Sağlıkçı gelin istiyorum diye.

ADNAN OKTAR: Sağlıkçı gelin. İyi güzel.

Cennette şarap olduğu açıkça ayette var. Bildiğimiz şarap değil cennet şarabı. Kadınlar da var, cinsellik de var. Helal olan bir güzelliktir cinsellik yani nimettir. Allah onun için özel olarak vücutta sistem yaratıyor kadında ve erkekte ve zevk alacakları şekilde yaratıyor. Bu bir gerçek. İnsanlar da öyle ürüyor zaten Allah onu vesile ediyor, değil mi? Cinselliği vesile ediyor bütün insanlık o şekilde çoğalıyor. Bunun neyini inkar diyorlar ben bunu anlamıyorum. “Vay vay vay bir de ahirette varmış” falan diyor dehşete kapılıyor. Dünyada zaten istemiyor ahirette hiç istemiyor. Kardeşim, dünyada da Müslümanlarındır ahirette de Müslümanlarındır bütün nimetler. Evet.

Cennet şarabı bildiğimiz şarapla alakası yok, yani alkol içeren bir şey değil. Hiç tadı bilinmeyen, insanın ruhunda derin etki yapan güzel bir içecek. Dünyada şarap haramdır çünkü içinde metil alkol var. Vücudu zehirler, kokusu pis, nefeste tiksinti verici bir koku meydana getirir ve vücudu tahrip eder. Aklı, beyni, karaciğeri darmadağın eder metil alkol zehirdir. O yüzden Cenab-ı Allah haram kılmış.

Cennette ve dünyada seks vardır, cinsellik vardır nimettir ve güzelliktir helaliyle olursa. Bunda korkacak bir şey yok. Bütün insanlık seks sonucunda oluşuyor, cinsellik sonucunda oluşuyor. Yani bu eğer yanlış bir şey olmuş olsa dünya tarihinden ilk başlangıcından bu yana seks uygulamazdı, cinselliği uygulamazdı ve yaşamazdı. Kuran’da da Allah bunun helal olduğunu nimet olduğunu söylüyor. “Size sizden eşler yarattım karşılıklı rahatlayasınız diye” diyor. Demek ki rahatlatıcı güzel bir şey, değil mi? “Ve kadınlar sizin geniş alanınızdır arazinizdir” diyor “istediğiniz gibi onlarla cinsel ilişkiye girin” diyor Allah ayette. Ee, bunlar ayet değil mi? Ayet. Peki bunu nasıl örtbas etmeye çalışıyorsun ve bundan niye tedirgin oluyorsunuz?

Mutaffifin Suresi 24 ve 26. şeytandan Allah’a sığınırım: “Nimetin parıltılı-sevincini yüzlerinde tanırsın.” Yani yüzünde parıltı aydınlık ve sevinç. Sen onların yüzlerinden tanırsın, müminlerde bunu görürsün diyor Allah. “Onlara mühürlü...” yani şarabın üstünde mühür var. Nasıl buradaki şaraplarda var oradaki şaraplarda da mühür var diyor Allah. “...katıksız bir şaraptan içirilir.” Karışım yok yani katıksız, bir cennet şarabı ama bildiğimiz şarap değil. Çünkü onun hem kokusu hem tadı çok itici, öyle değil çok lezzetli. “Ki sonu misktir.” Yani onun kokusu çok güzel diyor Allah. Normal şarabın sonu ne oluyor pis kokuyor. Sonu misk değil baya berbat çok kötü kokuyor.  Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar. “Ki onun sonu misktir” diyor Allah açıklıyor, şarabın vasfını da açıklıyor.

Sad Suresi 50-52: “Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” yaslanır demiyor “yaslanıp-dayanmışlardır” bitmiş yani. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Yani bana şarap getir diyor getiriyorlar. Meyve getir diyor getiriyorlar. Hurilere gılmanlara söylüyorlar onlar da alıp-getiriyor. Yani adeta buradaki lokantalardaki garsonlardan nasıl istiyorsan onun gibi. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” koltuklara yaslanıp-dayanıyorlar. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Her türlü meyveden getirtiyor ve şarap da istiyor cennet şarabı. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.” Helali hanımlar var ama sadece eşinden etkileniyor yani başka hiç kimseden etkilenmiyor Allah’ın hikmeti bir mucize. Sadece eşini çekici buluyor. Diğerlerini sadece güzel insan olarak görüyor. Allah öyle bir güç vermiş.

Muhammed Suresi 15: “Takva sahiplerine vaadedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar,” yani bazen ırmaklar bulanık akar, bazen kırmızı akar değil mi kirli akar. “Bozulmuyor” diyor billur gibi pırıl pırıl çok net yani kristal gibi. “İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar,” sütün tadı ne olur? Ekşir bozulur, tadı değişmeyen cennet sütü. Süt bir gün bile zor dayanıyor, değil mi hemen içilmesi gerekiyor. Öyle değil orada bozulmuyor. Bak “tadı değişmeyen sütten ırmaklar,” çünkü ekşiyip anormal oluyor içilmeyecek hale geliyor. Cennette bozulma yoktur. Herhangi bir yiyecek hiçbir şekilde çürüyüp-bozulmaz. Kuran ona işaret ediyor. “..içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar” yani oluk oluk akıyor cennet şarabı. Ama bak bildiğimiz şarapla alakası yok bu çok önemli. Yani ne kokusu ne tadı ne etkisi onunla bağlantılı değil. “..ve süzme baldan ırmaklar vardır;” yani bol bol akıyor cennet balı. Ama biz bilmiyoruz cennet balının nasıl olduğunu, kıvamını şeklini de bilmiyoruz cennette tanıyacağız. Çok zevk veren bir yiyecek içecek. “…orada onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır.” Bak “onlar için meyvenin her türlüsünden” her türlü meyve var. Ama gittiklerinde diyorlar “bu bizim dünyada da gördüğümüz bir meyve” diyorlar. Yani onun bir benzeridir fakat onun kalitelisi, onun lezzetlisi, onun çok hoşa gideni oluyor. “…ve Rablerinden bir mağfiret vardır.” Bu ayrı. Cenab-ı Allah bunu bir müjde olarak veriyor söylemiyor Allah bunu. Allah’ın cennetteki sürprizidir bu mağfiret “Rablerinden bir mağfiret vardır.” Mesela kendisi insan görünümünde tecelli ediyor bir delikanlı suretinde ama cennette bize sunacağı başka nimetler var onları söylemiyor Allah. Yani sürpriz yapacağım size diyor. Çok hoşunuza gidecek sürpriz yapacağım size diyor. Mesela bilmediğimiz renkler, bilmediğimiz sesler, bilmediğimiz tatlar, bilmediğimiz kokular.

Her türlü şarabın içinde tıp kitaplarında zehir olarak geçen metil alkol vardır. Tıp kitaplarından getirelim yarın buraya getirsinler, üniversitelerde okunan tıp kitapları kalınca kitaptır o, zehirler diye bölüm vardır zehirlerin içinde metil alkol geçer, güçlü zehirler bölümünde, bak güçlü zehirler bölümünde.

Sen kadını ruhunu imanıyla seversin, Allah rızası için sevdiğinde ister kolu olmasın ister bacağı olmasın. Ama cahiliyede bu böyle değildir anında boşar. Ve nitekim görüyoruz sosyetede, kadın herhangi bir şekilde hastalandığında veyahut bir organını kaybettiğinde anında boşayıp kapıya koyuyorlar. Yaşlandığında da, hatta doğum yapıyor vücudu bozuluyor hemen bırakıyorlar. Bunun böyle olmadığını yıllardan beri anlatan benim Kuran ayetleriyle. Kuran bunu söylüyor çünkü. Mümini Allah rızası için sevmek. Sahabeler mesela gözlerini kaybediyorlar savaşta, burnunu kaybediyordu hanımları onları deli gibi seviyorlardı coşkuyla seviyorlardı. Hanımlarına da ok isabet ediyordu yaralanıyorlardı savaşlarda, eşleri onları canı gibi seviyordu. Ama bu Müslümanlara has bir özellik oluyor. Yoksa cahiliyede böyle bir şey olmaz. Kadın güzel ahlaklıysa, sevecense, müminse kadın erkek zaten evlilikte velayet sistemi vardır. Velayet her halükarda koruyup-kollamak demektir. Mümin diğer kardeşini korumak için canını veriyor Allah rızası için. Peygamberimiz (s.a.v.) sahabeler savaşlara girdiler niçin? Müminlerin rahatı için, onların sağlığı sıhhati için, onların sağ kalması için, onların canına dokunmasınlar diye kendi canını feda etti onlar Allah rızası için. Bunu Kuran anlatıyor zaten. Mümin cinselliği yaşamıyorum diye eşinden zaten boşanmaz. Ama bu cahiliyede böyle olmuyor hepsi boşuyorlar. Hayır, cinsellik zaten yaşayamıyorlar. Avrupa’da şurada burada adamların büyük bölümü homoseksüel olmuş. Kadınlar erkeğe benzemeye çalışıyor, erkekler kadına benzemeye çalışıyor görüyorsunuz hallerini gösteriyoruz da zaten.

Vakıa Suresi 22-24: “Ve iri gözlü huriler, Sanki saklı inciler gibi;” yani pırıl pırıl. “İyiliklerine bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);” Müslümanlara sunulur.

Vakıa Suresi 35-37: “Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.” Yepyeni hücre sistemi değişik, vücut sistemi değişik. Mesela iç organları yok. Kalbi var ama o anlamda bir kalp değil. Ciğeri var ama o anlamda bir ciğer değil, nefes alıyor sadece ama vücudun ihtiyacı yok. Kalbi var ama heyecanı ifade eden bir kalp var. Kalbe de ihtiyacı yok, yani kan pompalayan bir kalbi yok. Onun için Allah diyor, bak Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım: “Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.” Yepyeni. “Ve onları hep bakireler olarak kıldık.” (Vakıa Suresi 36) Kadınları. Çünkü bakireden kastı Kuran’ın namuslu, tertemiz sadece eşiyle ilişkiye giren bakir. Çünkü erkekler de bakirler, kadınlar da bakirler. Temizler yani fuhuş yapmıyor, zina yapmıyor helaliyle yapıyor. “Eşlerine sevgiyle tutkun” Uruben derin tutku, derin aşkla bağlı. “ve hep yaşıt” (Vakıa Suresi 37)  Aynı yaştalar.

Tur Suresi, 20; “Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.” İçgüdüsel olarak alışıyorlar. Yoksa tahta yaslanma ihtiyaçları yok. Ama dünyada hep böyle koltuğa ihtiyaçları olduğu için bir gariplerine gidiyor. Normalde havada oturur hiçbir şey olmaz, havada yatabilir. Ama illaki koltuk gördü mü hemen gidip koltuğa oturuyor. Bak trilyonlarca sene geçse onu unutamıyor. yine gidip koltuğa yaslanıyor. Öyle bir alışmış ki. “Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır” Bak özenle dizilmiş, çok düzgün ve güzel. “Ve biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirdik” (Tur Suresi 20) diyor Allah. Yani evlendirdik, helalidir onlar. İri siyah gözlü çok güzel huriler.

Nebe Suresi 31-35; “Gerçek şu ki muttakiler için bir kurtuluş ve mutluluk vardır.” “Nice bahçeler” bir tane değil çok fazla bahçeler “ve üzüm bağları, göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.” Yeni gelişmiş böyle çok gösterişli güzel kızlar. “Dopdolu kadehler” Yani içki kadehleri. İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.” Var ya televizyona çıkıyor bomboş konuşuyor. Öyle bir şey olmaz diyor Allah boş söz olmaz. Yalan da olmaz diyor. İnsanlar bol bol yalan söylüyorlar ya birçoğu o da olmaz diyor.

Yasin Suresi 56; “Kendileri ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine yaslanmışlardır” Bak kendileri ve eşleri. Niye gölgeliğe gidiyor? Güneş yakar mı? Güneş yok ki orada. Ama içgüdüsel, alıştı ya yani illa aklı gölgeye gidiyor bu sefer. Güneşten çekindiği için unutamıyor onu. Güneş olmadığı halde madde kendinden ışıklı olduğu halde gölgeye gidip oturuyor ve tahta yaslanıyor.

DANIELLA HANIM: Cennette uyku olacak mı?    

ADNAN OKTAR: Uyku niye olsun? Olmaz tabii. Uyku ölüm. Peygamberimiz (s.a.v.); “Uyku bir ölüm gibidir” diyor. Uyku yok. Ona hiçbir şekilde ihtiyaç yok.

BEYZA BAYRAKTAR: Aslında yiyeceğe de ihtiyaç yok zevk olarak.  

ADNAN OKTAR: Tabii, vücudun ihtiyacı yok yiyeceğe. Mesela ata binmek istiyor biraz, ata biniyor at kanatlanıyor uçmaya başlıyor. Gökte onunla uçuyor. Normalde insanın ödü kopar. Ata normal binmekten bile çekiniyor insan. Bu havaya çıkıyor mesela on bin metreye, yirmi bin metreye çıkıyor gerektiğinde ve korkunç hızla uçuyor. Ama insan akıl almaz huzurlu, gayet sakin ne telaş ediyor, ne tedirginlik. İstediği gibi de yönlendiriyor, kafasından onun nereye geçmesi gitmesi gerektiğini düşündüğünde o tarafa doğru gidiyor.  

CAN DAĞTEKİN: Kırmızı yakuttan demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, kızıl yakuttan ama istediğin her şekli. Allah diyor ki; “Aklınızdan geçirdiğinizi hemen yaratırım” diyor. “Ne isterseniz hemen yaratırım” diyor. Zaten onun bir benzerini bizde gösteriyor Allah. Mesela biz gözümüzü kapatsak, hayal etsek bir şeyi hemen meydana getirebiliyoruz. Mesela bir evi, bir yiyeceği, bir arabayı hatta yiyecek aklımıza geldiğinde ağzımız sulanıyor değil mi? Mesela bir ızgaradan falan bahsedince millet yutkunmaya başlıyor. Kafasında canlandırdığı için oluyor, bir anda canlandırabiliyor. Allah öyle bir gücün içimizde olduğunu bize gösteriyor.

Mizah Milli, Tam Anarşist. “Bilimsel olarak şarabın ömrü uzattığı kanıtlanmıştır. Bayramda ele avuca sürülen kolonya daha zararlıdır ama Kuran’da yazmaz.” Niye canım zararlı olsun? Adam eline alır antiseptik özelliği var. Cildi kurutur ama öyle bir cilt üstünde bir etkisi yok o doğru değil. Ama şarap ömrü kısaltır. Mesela adam yüz sene yaşayacaksa seksen sene yaşıyor. Ne kadar ömrü uzun oldu diyor. Şarap içti de öldü. Halbuki yüz sene yaşar normalde şarap içmese. Karaciğeri, beyni acayip tahrip eder şarap. Dünyadaki şarap, bildiğimiz şarap zararlı olduğu için Cenab-ı Allah haram kılmıştır.

Evet dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Avrupa Parlamentosu’nda terör örgütü sergisi açılmasına ilişkin; “Terör propagandası ifade özgürlüğü kapsamında olamaz. Bu sergiyi düzenleyenler eğer hareketlerini PYD’nin DEAŞ terör örgütüyle savaştığı iddiasına dayandırıyorlarsa kendilerine Nusra cephesi, Hizbullah ve eli kanlı Esad rejimi sergilerini açmalarını tavsiye ederim.”

ADNAN OKTAR: Bu sözleri kâle almazlar tabii ama sessiz kalması da olmaz. Bunun zemini İngiliz derin devleti tarafından hazırlandı. İngiliz derin devletinin desteğiyle oluyor bunlar şuan. Fakat daha insanların büyük bölümü İngiliz derin devletinin dünyayla böyle oynadığının farkında değil. Hükümete de musallat oldular, herkese musallat oluyorlar. Ama güç yetiremedikleri kişiler de var tabii.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’de 900 bini çocuk 3 milyon Suriyeli var Adnan Bey. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli bu kişiler için şunları söyledi; “TOKİ konutlarına yerleştirilecek ve bir bedel alınmayacak. Tümü tek tek inceleniyor. Bu kişilerin kaçı çalışabilir, eğitimleri vesaire tek tek bakıyoruz. Türkiye’deki vatandaşın işini elinden alma gibi bir durumları da olmayacak. Bu konuyu işverenler de destekliyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Egoistçe bir üslupla cevap vermesinler. O insanlara bakacağız, o insanları ezdirmeyeceğiz. Bize sığınan insanın kılına dokundurtmayız. Geri git diyor. Kardeşim ne yapıyorsun? Allah’tan kork. Git, savaş diyor. Kimle savaşacak, neye savaşacak? Kendi devletiyle mi savaşsın, teröristlerle mi savaşsın? Kimle savaşsın, neyi kastediyorsun? Plajları doldurdular diyor. Nerede plajda? Garibanlar sokaklarda yatıyorlar. Yapmayın, etmeyin. Hepsine nüfus cüzdanı vereceğiz. Ama şu an tabii hükümet tepkilerden çekindiği için biraz daha değişik konuşuyor olabilir. Önemli değil. Öyle bir şey yok. Ama içinde anarşist, terörist varsa tabii ki onu göndeririz, ayrı mesele. Adam ayrımı yapmayız. Olur mu öyle şey? Sen doktorsun tamam, sana var. Sen? Ben çobanlık yapıyordum diyor. Sana yok. Hayır, ona da var. Allah’ın kuluna biz bu tarz bir tavır içinde olmayız.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şanlıurfa otogarında kimlik soran üç polisi tabancayla şehit eden ve ardından aynı silahla intihar eden 17 yaşındaki Hüseyin Doğukan Erdoğan’ın cenazesi camiye alınmadı. İddiaya göre; belediye tabut vermeyince battaniyeye sarılı cenaze mezarlık duvarının üzerine konularak namaz kılındı. Namazı bir vatandaş kıldırırken, annesi, kardeşleri ve bazı yakınlarının katıldığı cenazeyi polisler uzaktan izledi. Bir de fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Ama bu delidir, aklı gitmiştir, cinnet geçirmiştir. Normal bir insan yapmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Atatürk Havalimanı’nda şüphelenerek kimlik sorduğu canlı bombalardan biri tarafından vurulan polis memuru Ahmet Berker’in yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor. Berker, geçtiğimiz günlerde ilk defa makineden çekilerek uyandırılmaya başlandı. Şoka girmemesi için yavaş yavaş uyandırılan Berker’in gözünü açtığında ilk sözü, ‘Neredeyim?’ Oldu. Polisin kardeşi de şu açıklamayı yaptı; “Eşinin doğumuna az bir süre kaldı. İyi haber bekliyoruz. Duaya ihtiyacımız var.” Fotoğrafları da var. 

ADNAN OKTAR: Bakayım. Her şey Allah’ın elinde. Allah uyandırdığına göre ruhunu geri iade etmiş. Gönlü rahat olsun. İnşaAllah. 

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: Videolarımızla devam ediyoruz yayınımıza.    

VTR: Homoseksüelliğin Topluma Verdiği Zararlar

Masaüstü Görünümü