Harun Yahya

Sohbetler (14 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Ebru Uslu, Ebru Duruşlu. “Suriyeliler konusunda ülkemizde iyi adımlar atılmıyor. Sokaklar çok güvensiz.” Merhamet merhameti getirir. Allah merhametlileri korur. Bak, “Bismillahirrahmanirrahim” diyoruz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Rahman ve Rahim ne demek? Merhamet demektir. Acımak, koruyup-kollamak. Allah acımayana acımaz. Merhamet etmeyene merhamet etmez Allah. Çok zavallı insanlar aman aman aman, aleyhlerinde konuşmak doğru değil. Çok mazlumlar. Bak bir tabak yemeğe razılar. “Niye savaşmıyor?” diyor. Kardeşim nasıl konuşuyorsun? Niye dürüst konuşmuyorsun? Kiminle savaşacağını söyle o zaman. Niye demagoji yapıyorsun? Ne kadar çirkin yakışıksız bir üslup demagoji yapmak. Yani “savaş” diyor. Kendi devletiyle mi savaşsın teröristlere karşı mı savaşsın? Açmaza girdiği belli adamların.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Suriyelilere ücretsiz ev verileceğine dair açıklaması büyük tepki alınca o açıklamayı değiştirdi. “Ücretsiz konut diye bir uygulama söz konusu değil” dedi. İnternet sitelerinde kendi tabanını bile ikna edemeyen AK Parti Suriyelilere vatandaşlık konusunda geri atılmaya başlandı yorumları yapıldı.

ADNAN OKTAR: İşte destekleyen çok olması lazım. Ehli vicdan, ehli merhamet susmasın. Ücretsiz ev verelim. Adam nereden para bulsun da para istiyorsun adamdan? Adam canını kurtarmış kaçmış tabii ki ücretsiz ev veririz. Ücretsiz çadır veriyorsun. Sen oraya gitseydin senden para istense ne diyecektin? Adam ceketle pantolonla kaçmış gelmiş, mecburen ihtiyaç olan bir konu. Bir yerde barınmaları lazım. On beş kişi bodrumda yaşıyorlar. Şu an geri adım atsa bile hükümet bu politikasından asla vazgeçmesin. Ehli vicdan da susmasın. Adamdan para istemenin alemi nedir nasıl olacak bu? Bu nasıl vicdan? Adama sen yemek veriyorsun bir tabak onu yiyor, çadırından dahi dışarıya çıkmıyor korku içinde bekliyor. Adama diyeceksin ki “sana ev vereceğim” ee “hadi bana bir 100 bin lira ver.” Şimdi bu oldu mu? Tabii ki ücretsiz. Şöyle olabilir; 50 yıllığına kiraya verilir bir lira karşılığında bir lira, 50 yıllık kira o kadar gitsin otursun. Mal devlete ait olsun o da kiracı olsun 1 liraya otursun, bu kadar. Devlete ait evler, elli yıllığına kiralıyorsun aylık 1 lira bu kadar. Anlamadım duymadım yok çözüm bu.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Uzman Çavuş Bilal Batırır 16 yıl önce Mardin’de PKK ile girdiği çatışmada şehit düştü. O dönemde 5 ve 7 yaşındaki çocuklarıyla yalnız kalan şehit eşine devlet bir ev hibe etti. Ancak TOKİ yıllar sonra ev hibe ettiği şehit ailesine 55 bin liralık hesap çıkardı. İtiraz üzerine rakamı 21 bin liraya indirdi.

ADNAN OKTAR: Yok, orada da yanlışlık var olmaz. 50 yıllığına kiralasınlar. Gaziden şehitten para alınmaz. Çok ızdırap verici bu. Mal devletin olsun kiralasınlar 50 yıllığına kiralasınlar 1 lira, aylık 1 lira. Böyle şey olmaz 20 bin lira falan çok ürkütücü. O para kullanılmaz. O para onların hakkı çünkü. O yetim hakkı, öksüz hakkı onlarda kalması lazım. Devlet o parayı alıp bize mi dağıtacak ? Şehidin parasını bize mi dağıtacak? Biz şehide para vermek durumundayız şehit bize para vermeyecek. Şehit gazi ailelerine ev, hepsi devletin olsun 1 lira aylık bu kadar. 50 yıllık kira. Bir kere de sözleşme yaparlar konu biter.

Bak mesela lokantaya yazmışlar; “Suriyelilere ne yemek ne de su satışı yok.” Ne kadar ürkütücü bir şey bu, dehşet verici. Aynı adama desen ki “Suriye’de sen olsan yahut Suriye’den sen buraya gelsen böyle bir şey olsa ne yapardın?” Kesin “istemem” der. Bu egoistlik bencillik. Bunu aklı başında bir adam söylemez. Çok ürkütücü.

CAN DAĞTEKİN: Bir ayet okuyorum, şeytandan Allah’a sığınırım: “İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cehd edenler, mücadele edenler ile hicret edenleri barındıranlar yardım edenler işte gerçek mümin olanlar bunlardır. Onlara bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.” (Enfal Suresi / 72)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

İBRAHİM AKMUGAN: Bir ayette de şeytandan Allah,’a sığınırım: “Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır.” (Yunus Suresi / 26)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Ebru Uslu, “Sayın Adnan Bey, size katılıyorum ancak öncelikle ülkemizdeki evsizler konusu çözümlenmeli değil mi?” İyi kötü insanların kalacağı bir yer var, ben sokakta yatan insan pek görmüyorum. Ama varsa da hadi 10 bin kişi, 5 bin kişi, 3 bin kişi devlet onlara da aynı şekilde imkan sağlasın. Ama iyi veya kötü evi olan bir insanla Suriyeli kardeşlerimizi kıyaslayamayız. Bir kere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı onlar her türlü hakka sahip. Onlar vatandaş da değiller. Sokağa dahi çıkamıyorlar. Otobüste şurada burada ayakta gidiyorlar hiçbir şekilde oturmuyorlar. Biri bir şey diyecek diye ödleri kopuyor. Yazık insanlara yazık bu mazlumlara çok korkunç. Bu nasıl bir aşağılamadır? “Suriyelilere ne yemek ne su satışı yok.” Çok ürkütücü bu. Yani müthiş bir çekinme içindeler korku içinde yaşıyorlar bu dehşet verici bir şey. Esad’dan korkmaları ki Esad rejiminden korkmaları normal ama burada bizden korkmaları çok dehşet verici olur, çok acı olur. Yazık günah. Her gün “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diyoruz “Bismillahirrahmanirrahim” diyor. Rahman ve Rahim ismiyle bize tecelli ettiğinde çok mutlu oluyoruz. Rahman ve Rahim ismiyle bize tecelli etse bizi affetse bizi koruyup-kollasa bize imkan verse biz mutlu oluyoruz. Zulmü savunanın başına zulüm gelir. Merhametsizliği savunanın başına merhametsizlik gelir. Allah’ın gücü büyüktür sakın böyle bir şey yapmasınlar Allah esirgesin.

SEMİH MERİÇ: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Kendilerinde bir açıklık ola bile öz nefislerine kardeşlerini tercih ederler” diyor Hocam ayette. (Haşr Suresi / 9 )

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Bak diyor ki “bu okulda” diyor bir okul bu “şehit çocukları paradan daha değerli bir bedel ile ücretsiz okurlar” diyor, bizim bu okulumuzda diyor. “O bedel babaları tarafından peşin ödenmiştir” diyor şehitlikle. Ne kadar ürkütücü bir şey. Şehit çocuğundan, şehit anasından, 70-80 yaşında anneden “hadi anne bize 50 bin lira ver, 20 bin lira. Buna yürek dayanmaz. İnsan sokakta yatar yine bu sözü söylemez, değil mi? Yerlerde sürünür yine bu sözü söylemez. Sakın bunları biz duymayalım.

“Sayın Hocam, çok şükür bugün Sayın Cumhurbaşkanımız, asker-polis ve korucularımızı koruyan yasayı kabul etti. Allah’ımıza şükür.” Üç yıldan bu yana söylüyorum.

SGS 2013, “Sayın Adnan Oktar, Suriyelilerden önce şahit ailelerinin gözetilmesi gerekmez mi? Saygılar.” Zeynep Korukan. Şehit ailelerini zaten yıllardan beri anlatıyorum. Yıllar derken en az 10 yıl 15 yıldan beri 20 yıldan beri anlatıyoruz. Her zaman da söylediğim bir şey, şehit ailelerine hem maddi imkan sağlanması, lokantaların ücretsiz olması, alışverişin ücretsiz olması. Mesela mağazaya geldi ceket aldı para alınır mı ondan? Onun evladı senin için, Allah için canını vermiş. Can azizdir. Sen ona bir tane ceket veriyorsun üstüne de para istiyorsun. Para alınmaz. Hatta dedim ki bak, som altından 24 ayar altından bütün aile mensuplarına altın madalya verelim dedim. Yakasında asılı dursun evladında, annesinde babasında şehit ailesiyse. O madalyayı gördüğümüzde ücretsiz yiyecek, ücretsiz kıyafet çok güzel olur dedim. Evlerini yenileyin ve oradaki bulunan delikanlılar gençler “bizi evlat olarak kabul et, evladını Cenab-ı Allah şehadet alemine aldı artık senin evladın bizleriz” desinler ve her gün ziyaret etsinler. Yemeğini biri yapsın, vergisini birisi ödesin, elektrik borcunu birisi ödesin onlara zahmet olacak hiçbir şey bırakmayın dedim. 5 yıl önce, 3 yıl önce, 2 yıl önce sürekli anlattığım bir konu. Ve ev konusunda da aynı görüşü ifade etmiştim. Evi verelim devletin üstüne olsun ev 50 yıllığına 1 lira kirası. Vakıf kuralım bol bol para yardımı yapalım dedim. Her türlü imkanın sağlanması için çok geniş kapsamlı tekliflerde bulundum. Ondan sonra da hakikaten şehit ailelerin durumu çok iyileştirildi. Ama daha istediğimiz düzeye gelmedi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş, hükümetin DBP’li belediyelere kayyum atanmasına yönelik yasal hazırlık yapmasını eşkıyalık ve darbe olarak niteledi. Asıl AK Partili işadamlarının PKK’ya yardım yaptığını iddia etti. Demirtaş: “Eğer bazı kişiler ve şirketler PKK’ya yardım yaptı diye suçlanacaksa Rizeli işadamlarından başlayabilirler. Özellikle doğuda baraj, yol ve köprü ihalesi almış AK Partili Karadenizli işadamları.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi PKK’ya adam para veriyor, destek sağlıyor. O ne yapıyor? Asker-polis şehit ediyor, devleti yıkmaya çalışıyor. AK Parti ne yapıyor? Türkiye’yi imar etmeye çalışıyor. İkisini eşit görmesi inanılır gibi değil. Tabii ki Rizeli işadamlarından AK Parti’ye teberruda bulunan partiye destek olanlar vardır. Rizeli değil Türkiye’nin her yerinden var. Zaten o meşru legal bir şey, yani kanun hukuk ölçüleri içerisinde yapılan bir şey. Ama PKK’ya destek sağlanıyorsa katile silah veriyorsun, katile mermi veriyorsun ve azmettiriyorsun. Azmettirme aynı cinayet hükmündedir. Dolayısıyla o benzetme olmamış Demirtaş’ın çok yanlış. Yani hiç mantık yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’nın Suriye’de askeri alanda ortak hareket etmek için Rusya’ya teklif sunduğu bildirildi. Suriye’de ortak hedeflerin bombalanması çağrısını içeren teklif emir komuta merkezlerinin oluşturulup ortak hareket edilmesini kapsıyor.

ADNAN OKTAR: Bombalama sadece felaket getirir. Kan kanı getirir, dehşet dehşeti getirir iyice kinlenirler, böyle olmaz. Ama bizim bütün bu demelerimize rağmen kader böyle bunlar olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışından önce felaketler dehşet ve şiddet dünyayı saracak. Ama biz “kan dursun” diyeceğiz bizim görevimiz de bu. Onların görevi kan dökmek bizim görevimiz de kanı durdurmak. Biz Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz onlar deccaliyeti temsil ediyorlar kan dökenler, şiddet uygulayanlar. Bilerek veya bilmeyerek.

İmam Sadık (r.a) buyurmuştur: “Resulullah (s.a.v) ferman etti ki; Hz. Mehdi (a.s) her kavmin her devletin işlerinin iç yüzünden sakladıkları gizli faaliyetlerinden haber verir.” Yani derin devletleri ifşa eder diyor. “Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır.” Yani kim dost kim düşman ferasetle tanır ve anlar diyor. (Sırat-ı Müstakim, cilt 2, sayfa 254) Bu hadis çok manidar dikkat çekici. Bak, “Hz. Mehdi (a.s) her kavmin işlerinin iç yüzünden” her kavmin her devletin işlerinin iç yüzünden “sakladıkları şeylerden, gizli faaliyetlerinden haber verir. Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır.” Mehdiyet’in derin devletlere karşı mücadele vereceğini anlıyoruz buradaki hadisten.

“Hz. Mehdi (a.s)” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “fakirlere karşı öyle bir şekilde davranacak ki kendi eliyle onlara yemek yedirecek” diyor.

“Hz. Mehdi (a.s) önceden hiç olmayan bir metotla ortaya çıkacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), hiç uygulanmayan bir metotla.

“Hz. Mehdi (a.s) her an Allah korkusunu kalbinde taşır ve Allah’ın katında sahip olduğu takarruk yani yakınlık makamından dolayı da gururlanmaz.”

“Hz. Mehdi (a.s) dünyaya gönül bağlamaz bunun için de taş üstüne taş yığmaz.” Yani mal biriktirmez.

“Onun zamanda kimseye kötülük edilmez.” (El-Mehdiyil Mev’ud, cilt 1, sayfa 280)

“Hz. Mehdi (a.s) alevli hidayet meşalesiyle alemde dolaşır ve salihler gibi yaşar.” Yani etrafı sürekli aydınlatır diyor hidayetle aydınlatır vesile olur diyor.

“Hz. Mehdi (a.s) daha önceden hiç olmayan bir metotla ortaya çıkacaktır.”

Hz. Mehdi (a.s) fakirlere karşı öyle bir şekilde davranacak ki kendi eliyle onları besleyecek” diyor.

Bak, “Hz. Mehdi (a.s) her kavmin her devletin işlerinin iç yüzünden gizli sakladıkları şeylerden haber verir.” Devlet ne yapar? Derin devlet faaliyeti yapar, değil mi? “Onlardan haber verir” diyor. “Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır.”

KARTAL GÖKTAN: Son dakika haberi var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’nın Nice kentinde bir kamyoncu kamyonuyla halkın arasına dalmış. En az 20 kişi hayatını kaybetmiş. Terör saldırısı olup olmadığı henüz açıklanmamış.

ADNAN OKTAR: Terör saldırısıdır tabii ki. Fransa gece-gündüz Darwinist eğitim verdi, yüz binlerce cellat yetiştirdi. Şimdi de başlarına bela oluyorlar.

“Hocam, Hz. Adem (a.s)’ın cennetten dünyaya gönderirken Allah’ın söylediği, şeytandan Allah’a sığınırım: “Kiminiz kiminize düşman olarak inin” ayetini nasıl anlamalıyız? Yani başka insanlar da mı vardı?” diyor. Yani insanların ileride yapacaklarını söylüyor Allah, yapacağı şeyleri. “Kiminiz kiminize düşman olarak.” Şeytan zaten düşman olarak inmiş oluyor aynı anda. Oğulları, hemen Habil-Kabil’de görülüyor düşmanlık yapıyorlar. Habil Kabil’i şehit ediyor. İşte Kuran’da kastedilen olay başlamış oluyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan NBC televizyonuna konuşan Esad, Putin’e güvendiğini ifade eden açıklamalar yaptı. Esad’a, Putin ve Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry’nin buluşmalarında kendisini görevden alma konusunda anlaşmaya varabilecekleri konusunda kaygılı olup olmadığı soruldu. Esad bu konuya şöyle cevap verdi: “Kaygılı değilim. Çünkü Rusya’nın politikası anlaşma yapmaya değil değerlere dayalıdır.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii, Amerika gibi değil. Rusya daha merttir daha dürüsttür. Amerika dış siyaseti Amerikan derin devlet politikası diyelim yani asıl, kalleştir ve dönektir yani sürprizdir oyun oynar. Hiçbir zaman için düz göremezsin. Bir yan döndüğünde bakarsın simsiyah olmuş. Bir yan dönersin kahverengi olmuş, çok oyuncudur. Ama Rusya öyle değildir ne diyorsa onu yapar. Tabii Rusya’nın da galiz hataları var yanlışları var ayrı.

"Bugüne kadar alışılmışın dışında şeyleri sizden duyuyoruz. Milli şuurlu olmamıza vesile oluyorsunuz. Allah sizden razı olsun." diyor Ayça.

"Mehdi (a.s)'nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleşecek parlak bazı alametleri vardır." Gökyüzünde çıkışında Allah, "Ben alametler oluşturacağım. Ve yeryüzünde de alametler oluşturacağım. Ve bunlar parlak bazı alametler olacak." diyor. Kuyruklu yıldızlar parlak. Halley de Bethlehem de Lulin de, üçü de parlak alametler. "Bunların beş tanesi yere batma, ateş, silinme, sarsıntı bir de depremdir. Ki Rabbin kitabında Mehdi (a.s)'ye ihanet edilince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar." Mehdi (a.s)'ye ihanet edildiğinde bazı Türk beldelerini Allah depremle yıkar. Ne zaman? İhanet edildiğinde Mehdi (a.s)'ye. "Yıkarım." diyor Allah. (Kitabu'l Cifr İmam Ali Sayfa, 350) Neredeki Türk beldesi, nasıldır, ne zamandır? O Allah katında tabii. Mesela şimdi kamyonla da cinayet işleyebilecekleri anlaşılıyor. Yani cinayetin sadece havaalanında olacağını zanneden bazı insanlar var. Bazı kişiler var Türkiye'ye gelmek isteyen, vazgeçtiler. Niye? "Çünkü havaalanında ölebiliriz." Kardeşim Türk havaalanında on yıldan beri böyle bir şey olmadı. Bu yirmi yılda bir, otuz yılda bir olan olay. Otuz yılda ve otuz saniye süren bir olay. O sana mı rast gelecek yani? Otuz yılda bir olan bir olay ve otuz saniye süren bir olay ve mesela beş bin metrekarelik bir alan düşünelim yahut on bin metrekarelik alan; on bin metrekarelik alanda sen onun bir metrekaresindesin. Orada da sana isabet edecek. Şu korkunun yersizliğine bak. 

BÜLENT SEZGİN: Siz geçen gün söylemiştiniz; "Fransa'nın buradaki elçiliği kapatmasına gerek yok." 

ADNAN OKTAR: Çok mantıksız. Çok mantıksız. Niye? "Havaalanında bomba patladı da onun için." diyor. Kardeşim her yerde oluyor. Bak, adam işte kamyonla dalıyor. Biz Fransa'ya gelmeyelim mi? Daha yeni söyledim. O zaman biz gitmeyelim Fransa'ya, "Adamlar bize kamyonla üstümüze gelir, bizi öldürürler." diyelim. Olur mu öyle bir mantık? Kamyonla da yapar arabayla da yapar, herşeyle yaparlar. O kafa olduktan sonra önlenecek bir durumu olmaz. En güzel yöntem fikirdir, düşünce, inançtır.

CHP Adana milletvekili İbrahim Özdiş internette adil kullanım kotasının kaldırılması için düzenleme yapılmasını istemiş. Yıllardan beri ben bunu söylüyorum. Adana Milletvekili İbrahim Özdiş'i de tebrik ediyorum.

Mal yığma, para yığma Kuran'da reddedilen, çirkin görülen bir davranış. Müslüman malı olduğunda dağıtacak, parası olduğunda dağıtacak, biriktirmeyecek. Mesela hayvanlarda görüyorsunuz sincap falan ne bulursa dolduruyor hayvan içgüdüsel olarak. Hayvani içgüdüyle. Hayvanlarda vardır bu. Hayvani içgüdüyle sürekli yığar, ihtiyacının çok çok üstünde şeyleri yığar. Yemez onu, başkaları alır. Müslüman altını, gümüşü, şunu bunu biriktirmeyecek, Allah yolunda harcayacak.

SEMİH MERİÇ: "Şeytan sizi fakirlikle korkutur." diyor ayette.

ADNAN OKTAR: Fakirlikle korkutuyor, evet. Münafıklarda müthiş bir aç gözlülük vardır. Herşeyi yığmak, biriktirmek ister. Gözü doymaz. Ne olursa olsun sürekli biriktirsin, yığsın. Bazen öyle tipler oluyor, vefat ediyor; dolabı çekmecesi açılıyor, aman Allah'ım yok yok. Delilik tarzında yığmış. Çekmeceye bakıyorsun, bir şey çıkıyor; dolabın altına bakıyorsun, bir şey; yatağın altına bakıyorsun, bir şeyler çıkıyor. Bu bir akıl hastalığı gibi. Halbuki ihtiyacı olan bir avuç bir şey. Yığdığı bin misli. Dünyada işte ekonomik krizler şunlar bunlar hep ondan oluyor, bu yığma hastalığından oluyor. Allah da "Sürekli dağıtın. Fakirlerin bunda hakkı vardır." diyor. "Çünkü Ben veriyorum. Benim verdiğimi dağıtacaksınız." diyor Allah. Biriktirme güzel bir şey değil. Müslüman bundan kaçınacak. Dağıtmak bereket getirir, dağıtmak. Adam ölüyor, Allah esirgesin çok görmüştürsünüz hayretler içinde kalıyor insanlar; dolaplarını çekmecelerini açıyorlar şaşırıyorlar. Adama bin yıl ömür verilmiş olsa bin yılda bile harcayamaz. Niye o kadar biriktirir bilinmez.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: İngiltere'de Dışişleri Bakanı olarak atanan Borris Johnson'ın PKK'ya sempati duyduğunu vurguladığı bir demeci de ortaya çıktı Adnan Bey. "PKK'ya sempati duyuyorum." ifadesini kullanmıştı bir haber kanalına İngiltere'de. Ayrıca PKK-PYD'ye katılırken Londra Havalimanı'nda yakalanan bir kadın için de "Umarım yargı absürt bir ceza vermek yerine duyarlı bir yaklaşım sergiler." şeklinde konuşmuştu.

ADNAN OKTAR: Borris Jhonson. Borris toparla kendini, toparla. Olaylar bitmeyecek, gelişerek devam edecek. Fransa şuan entel havalarda ama göreceksiniz Mehdiyet'i yalvararak kabul edecek. Ve dünyanın her ülkesi Mehdiyet'i isteyecek. Onlar zannediyor ki bombalıyoruz, asıyoruz, kesiyoruz adamlar da yılıyor. Adamın kini binse on bin oluyor, on binse yüz bin oluyor; terörist sayısı binse kat kat artıyor on bin oluyor.

İmam Sadık şöyle buyurdu; "Mehdi (a.s) zinayı, şarabı, faizi kaldırır. İnsanların ibadetleri kabul olur. Güvenlik oluşur. Şerli insanlar helak olur, hayırlılar kalır." (Yevm'ül Halas Kamil Süleyman Sayfa 362) Zina haram, onu kaldırıyor. Şarap haram, onu kaldırıyor. Faiz haram, onu kaldırıyor. "İnsanların ibadetleri kabul olur." Yani samimi ibadet ederler, o anlama geliyor. "Güvenlik oluşur." Yani terör, anarşi, şiddet olmaz. Şerli insanlar helak olur, yenilir mağlup olurlar. PKK, terör örgütleri, kim varsa. "Sadece hayırlılar kalır." Yani iyi dürüst güzel insanlar kalır. (Yevm'ül Halas Kamil Süleyman Sayfa 362)

"Hocam, nette kotanın kalkması gerektiğini siz yıllardır söylersiniz. Dediklerinizi üç yıl sonra uygulama geleneği hiç bozulmuyor." Hakikaten bir gelenek haline geldi, üç yıl sonra tam.

Mesela diyor ki, "Fransa'da kamyon daldı, elli kişi öldü. İşte Havaalanında bomba patladı, şu kadar insan şehit oldu." Hepsini kaderde Allah belirlemiş daha onlar doğmadan. Hiç şaşmaz kaderi. Yeniden oraya gelse yine olur. Ne tedbir alınırsa alınsın olur.

Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Petrol fiyatlarının düşmesiyle ekonomik kriz yaşayan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne Amerika'dan yardım geldi. Amerika ile Barzani anlaştı. IŞİD'e karşı mücadelede peşmergeye hem askeri hem de finansal destek öngören mutabakat Musul'u kurtarma operasyonuna katılacak peşmerge maaşlarının Amerika tarafından ödenmesini de kapsıyor. 

ADNAN OKTAR: Şu akla bak. Çatışma, kan, bombalama... Kardeşsiniz, bir araya gelin. Gelenekçi kitapları da bırakın. "Sadece Kuran'la hareket edelim." deyin. Birbirinize sarılın, konu bitsin. "Yok, hadi birbirimizi bombalayalım." diyor. Kardeşim, sen onu bombalarsan o da seni bombalar. Kanın sonu gelmez, dehşetin sonu gelmez.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diken Sitesi yazarı Levent Gültekin, mezhep savaşının Ortadoğu'yu yakıp yıktığı bir dönemde Kahramanmaraş'ta Alevi köylerinin tam ortasına yirmi beş bin kişilik Suriyeli mülteci kampı yapmanın akıllara zarar bir davranış olduğunu iddia etti. "Niye Alevi köylerinin tam ortası? Bu ülkede başka arazi mi yok? İç barışın bu kadar tahrip edildiği, etnik ve mezhepsel hassasiyetlerin bu kadar kabartıldığı bir ortamda böyle bir iş yapmak hakikaten anlaşılır gibi değil." dedi. 

ADNAN OKTAR: Nasıl olması gerekiyormuş? Ne diyorsun Oktar? 

OKTAR BABUNA: Nereye koysanız zaten farklı bir köken olabilir, farklı bir şey olabilir. Heryerde barış içinde yaşanır inşaAllah. Sizin dediğiniz gibi kardeş kardeşe; Aleviler de nur gibi insanlar, Suriyeliler de nur gibi insanlar. 

ADNAN OKTAR: Aleviler mübarek muhteremdir, sevgi insanlarıdır. Kürtler çok efendidir, asildir, soyludur. Hepsi candır. Yani boş yere uğraşmasınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Levent Gültekin, Suriyelilere vatandaşlık konusuna halkın bu kadar tepki göstermesinin sebebinin de Sayın Erdoğan'a duyulan öfkeden kaynaklandığını iddia etti. "İyi bir şey yapmaya çalışsa bile halkta bunu kendi çıkarı için yapıyordur algısı oluştuğu için toptan yaptığı her işe karşı çıkıyorlar." dedi. Suriyelilere vatandaşlık vermek yerine öncelikle mülteci statüsü vermenin daha doğru olacağını söylüyor

ADNAN OKTAR: Ne fark eder? Mülteci falan diye uzatmaya gerek yok. Nur gibi insanlar, tertemiz Müslüman. Bakarsın, mülakat yaparsın; yamuk yumuk varsa zaten sınır dışı edersin, terörist anarşistse, katil ruhluysa. Ama hepsi benim gördüğüm, büyük bölümü yüzde doksan dokuzu çok mazlum, gariban insanlar. Bize sığınmışlar ve dehşetli korku yaşıyorlar, yazık günah. Uzatmanın alemi yok. Aleyhlerinde söz söylenmesin. Vicdanlı merhametli bir insan onların aleyhinde konuşmaz.

Hande 96; "Birtanem benim seni çok seviyorum. Sevgi kalplim, sevgi bakışlı yakışıklım." diyor. Ne kadar çok seviyormuş maşaAllah.

Hükümet vatandaşlık verme konusunda hiç tereddüt etmesin, çok çok da rahat olsun. Merhamette Allah desteği bitmek tükenmek bilmez şekilde devam eder. 

BÜLENT SEZGİN: Bir resim geldi Adnan Bey, Eyfel Kulesi etrafında yangın varmış. Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Fransa hükümeti, "Bu duman terörle ilgili değil." demiş ama Allahualem Eyfel'in etrafında da olay varmış.

ADNAN OKTAR: Neyin etrafında?

BÜLENT SEZGİN: Eyfel Kulesi'nin etrafında da bir olay varmış.

ADNAN OKTAR: Evet, bir yangın var gibi görünüyor.

BÜLENT SEZGİN: Fransa Nice Başsavcılığı açıklama yapmış, kamyon olayında altmış kişinin öldüğünü duyurmuş. 

ADNAN OKTAR: Demek ki bombayla bir alakası yok bu işin. Terörü her türlü yapabilirler. Havaalanıyla da alakası yok demek ki.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan’ın Putin’ e özür mektubu göndermesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin yumuşaması gündeme gelmiş. Bunun üzerine Turizm ve Ticaret alanında bazı adımlar atılmıştı. Ancak Rusya Tarım Bakanı: “Gıda pazarımızı Türkiye’ye o kadar çabuk açma niyetinde değiliz.Yakın zamanda gıda ambargosunun iptal edilmesine yönelik bir karar almayı planlamıyoruz.” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok yok onların hepsi çözülür. Öyle bir şey olmaz yani dengeli yavaş yavaş bir giriş yapmak istiyorlar. Bazen piyasa alt üst oluyor onlardan. Onunla ilgili bu açıklama, yoksa Türkiye ile Rusya arasında bir problem yok bundan sonra. Tayyip Hocam’a da helal olsun özür diledi , aslanlık yaptı, delikanlılık yaptı, Müslümanca bir ahlak gösterdi. Açıkca net alenen özür diledi. Ve bu onun üstünlüğüdür, güzelliğidir. Hayra vesile oldu Allah razı olsun. Delikanlı özür diler, yiğit insan özür diler. Öbürü kabalıktır yakışık almaz. Nezaket gösteriyor, Müslümanca davranıyor bunda bir şey yok. İsrail’i de ikna edinceye kadar alnımızın derisi patladı yani “Biz özür dilemeyiz, biz özür dilemeyiz. Bizim gururumuza yakışmaz, milli gururumuza yakışmaz.” Ya üstünlük gösteriyorsun, asalet gösteriyorsun. Nezakettir bu ve Tevrat’a uygun bir hüküm.  İkna oldular Allah’a şükür, gittiler kısa süre sonra özür dilediler. Mesela geçen geldiler, “Bize ne dersin ne tavsiye edersiniz? “ Ne tavsiye edeceğiz, dostluk, kardeşlik.  Sevgi yani.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Pokemon Go adında bir oyun ülkemizde ve tüm dünyada çılgınlık şekilde oynanmaya başlandı.

ADNAN OKTAR: Pokemon mu?

KARTAL GÖKTAN: Evet Pokemon go.

ADNAN OKTAR: Go! Nedir bu? Anlat sen. 

KARTAL GÖKTAN: Bu oyun akıllı telefonlarda oynanıyor. Oyunu oynayanlar bir internet uygulaması olan gerçek harita üzerinde pokemon denilen sanal çizgi kahramanları bulmaya çalışıyorlar.Fakat bu sanal karakterler, meclisin içerisinde, Yargıtay binasında, merkezi yerlerde, camilerde olabiliyor. Bu nedenle gençlerin Yargıtay binasına, camilere yada polis merkezleri gibi güvenlikli olması gereken yerlere girip Pokemon bulmaya çalışması tehlike oluşturmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Bir de bu çıktı başımıza.

KARTAL GÖKTAN: Sağlık bakanlığı ve Diyanet de bu konuda gençleri uyaran çağrılarda bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Bulunca ne oluyor?

BEYZA BAYRAKTAR: Aman Allah’ım. Vaziyete bak da hizaya gel. Puan kazanmak için bu kadar eziyete giriyor.

“Amerikan derin devlet politikası  güvenilmezdir her an her türlü oyunu yapabilir” sözlerine karşı Cemıcal Reaksion diyor ki “ Hoca artık seni Amerika’ya sokmazlar.” Biz bir tek Amerika’yı değil, İngiltere’yi de eleştiriyoruz. Türk hükümeti, kendi hükümetimi eleştiriyorum. Cumhurbaşkanı’nı eleştiriyorum. İsrail’i de eleştiriyorum. Her yeri eleştiriyorum. Ama istediğim gibi de hareket ediyorum. Amerika’da da dostlarım var, İsrail’de de dostlarım var. Çekinme politikasıyla o zaman hakkı savunamazsın ki. Biz hapishaneye de girdik hakkı savunurken, tımarhaneye de girdik, iftira da attılar, suikast de düzenlediler. Hak yolda devam ettik. Korkunun ecele engelleyici bir vasfı olmaz. Çekinecek bir yol olmaz. Ama şunu gücendirme bunu gücendirme. Söylediğimiz hak, doğru. Kalleşlik yapıyorlar. Onlar da biliyorlar. Zaten kalleş olduklarını kendileri söylüyor, İngiliz derin devleti de, Amerikan derin devleti de. Bunda şaşacak bir şey yok. Kalleşlik zaten derin devletlerin özelliğidir. Kahpelik, kalleşlik her derin devletin genel özelliğidir.  Yani stili budur. Yüzüne güler, arkadan çeker vurur.

KARTAL GÖKTAN: Eyfel Kulesi’nin yakınındaki yangınla ilgili bir görüntü vardı Adnan Bey, kısa bir video. 

ADNAN OKTAR: Oraya yakın bir yerde yangın olmuş. Ama orada da bir yangın var. İki ayrı yerde var. Yani bayağı bir olay olmuş orada benim anladığım. Değil mi öyle görünüyor? Orada da var. Yani muhtelif yangınlar oluşmuş gibi görünüyor. İşte sevgisizlik, merhametsizlik, Darwinizm, materyalizm Fransa’yı bu hale getirdi.

Gece Erkan F952 “Herkesle insanın arası iyi olması iyi mi?” diyor. Tabii ki müminin vasfıdır. Herkesi seveceksin herkese şefkat göstereceksin. Nedir yani? Müslüman’ı seviyorsun Hristiyan’ı da seversin, Ermeni’yi de seversin şefkat duyarsın. Ateist, Ateistler senin vatandaşın kardeşin. Kurtarmak için gayret edersin. Kafasını ezmen gerekmez yani. Nefret etmen gerekmez. Acırsın, şefkat duyup, kurtarmaya çalışırsın. İlla düşman olman gereken birisi mi olması gerekiyor? Hayır teröristtir, kan döküyordur, şiddet yapıyor o ayrı ona tavır alırsın gerekirse de Allah esirgesin kuvvet de kullanılır güç de kullanılır. Ama fikir ile karşına çıkan adama niye saldırıyorsun? Konuşursun ikna edersin anlatırsın.

Konya’mızda Suriyelileri istemiyoruz diye bir eylem çok ayıp. Konyalıların büyük bölümü göçmendir oradan buradan gelmişlerdir. Biz Musevileri buraya kabul ettik. Bulgar vatandaşlarımızı kabul ettik. Bulgaristan’dan binlerce insan gelmiştir zamanında. Kafkasya’dan on binlerce yüz binlerce insan geldi. Bu bizim geleneğimizdir. Türkiye’deki halkın hemen hemen tamamı göçmendir. Bu nasıl bir kafa? Konya’ya da gelir, Ankara’ya da gelir İstanbul’a da gelir. Çok yakışıksız, uğursuzluk getirir böyle şeyler doğru değil. Merhametle yaklaşmaları lazım.

Fransız halkına baş sağlığı diliyoruz. Bu tip olaylar sürekli olacaktır. Sevgi ile barışla, kardeşlik anlayışı ile Kuran ahlakıyla meseleler hallolacaktır. Yani panik yapmalarına falan gerek yok. Bu, kaderde olan olaylar ve bunlar yine olacak. Çözüm Kuran ahlakıyla, sevgiyle, merhametle olaylara yaklaşmak, silahla insanları susturmaya kalmak değil. Bu çok büyük bir tehlike meydana getirir. Şiddet şiddeti getiriyor bak görüyorsunuz. Daima merhametle. Hz. İsa (a.s)’ın tavsiyelerine uysunlar. Madem Hristiyanlar; komşunu seveceksin, sağ yanağına vurana sol yanağını çevireceksin. Yani şefkat. O zaman bunlar olmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Milli Şuur Seferberliği Ülkemizin Birlik ve Bütünlüğünü Korumak İçin Alınması Gereken En Acil Tedbirdir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü