Harun Yahya

Sohbetler (16 Temmuz 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz. 

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün yapılan darbe girişiminde 161 şehidimiz var, Adnan Bey. 1440 kişi yaralandı. Bu olaya karışan şu ana kadar 2839 çeşitli rütbeden asker gözaltına alındı. Gözaltına almalar devam ediyor. 

ADNAN OKTAR: Evet, her şey hayırlı olur. Hayırsız hiçbir şey olmaz. Bir güne hemen o tarih oldu. O bir geçmiş. Gelecek bir anda geçmiş oldu. Aynı zamanda o, başka bir varlık için daha halen gelecek; daha mesela öyle bir şey olmadı. Bizim için oldu. Allah katında 2020'ler çoktan oldu, Mehdi (a.s) çoktan çıktı, İsa Mesih çoktan indi, kıyamet çoktan koptu. Melekler saf saf iniyor şuan bir başka varlığa göre, başka bir şuura göre. Mehdiyet'in yurdu olduğu için Türkiye, bela hayret edilecek şekilde teğet geçiyor. Bütün dünya da bunu görüyor, anlayamıyorlar da. Belanın teğet geçmesini anlayamıyorlar, şaşırıyorlar. Mehdiyet'in bereketiyle oluyor. Yoksa böyle bir şey teğet geçmez. Onu o şekilde yaratan Cenab-ı Allah. Hızır (a.s), bir Ankara'ya gidiyorsa, bir İstanbul'a geliyorsa bir başka yere gidiyorsa onu yaratan da Allah olur.

Evet, dinliyorum. Fikret, bir şey mi anlatacaksın?

KARTAL GÖKTAN: Dün gece sizin çağrınızdan sonra AK Parti, MHP, CHP Grup Başkan Vekilleri başta olmak üzere milletvekilleri Meclis'e gitmişti. Bugün de Meclis'te dört partinin katılımıyla darbeye karşı ortak birlik mesajı yayınlandı. Meclis'teki birlik toplantısında dört parti dışında yüksek yargı, tüm büyükelçiler ve Genelkurmay Başkanı da katıldı. 

ADNAN OKTAR: Büyük katılımın olacağı toplantılar çok iyi olur. Ankara, İstanbul, İzmir'de CHP'lilerin, MHP'lilerin ve AK Partililerin ortak katılacağı, alanları dolduracağı büyük toplantıların çok büyük faydası olur. Çünkü CHP topladı mı bir milyon kişi topluyor. AK Parti en az bir buçuk milyon insan topluyor, MHP bir milyonu çok rahat toplar. Böyle bir güzellik, bir kardeşlik gösterilse çok olumlu etki yapar. Bunu hemen yapsınlar hiç bekletmeden. CHP, MHP, AK Parti; bu Türkiye demektir. Bunun anlamı çok büyük olur. Liderlerin bir araya gelmesi güzel ama o sembolik olur. Halkın bir araya gelmesi sembolik olmaz. Yani çok tutarlı, anlamlı bir mesaj olur. Bunu mutlaka yapmalılar. Bir parti toplantısında, parti mitinginde nasıl insan toplanıyorsa CHP, MHP, AK Parti ayrı ayrı da yapabilirler, ayrı ayrı alanlarda; CHP ayrı, MHP ayrı. Çok etkileyici olur.

“Erdoğan'ın güçlenmesine sebep olabilir” diyor. Erdoğan'ın güçlenmesi diye bir şey olmaz. Allah bir insanı güçlü hale getirir veyahut güçsüz hale getirir. Bütün kuvvet, onur Allah'a aittir.

Yarın Kızılay'da dört parti lideri birlikte konuşma yapacaklarmış. İyi olmuş.

Numan Kurtulmuş, Haber Türk'te "Bundan sonra iç siyasetin yumuşaması için uğraşacağız." diyor. O önemli. Modern Türkiye, kaliteli Türkiye'nin üstünde durulması lazım. Gelenekçi Ortodoks görünüm sancıya sebep olur. Modern Türkiye, kaliteli Türkiye, aydın Türkiye. Türkiye'de sorun; kalite sorunu, ışık aydınlık sorunu, medeniyet sorunu, sevgi sorunu, iman ve inanç sorunu. Bu. Manevi sorun var bizde. Bunun yapılması lazım yani sevgiyle insanları kucaklamak, merhametle kucaklamak. Ama bunu gelenekçi Ortodoks bir zeminde değil de kaliteli, klas bir zeminde yapmak ve hiç kimseyle zıtlaşmadan. O şekilde.

Türk polisi yiğit maşaAllah. Çok güzel eğitilmiş, Türk İslam terbiyesini güzel almış insanlar, milli menfaatleri çok iyi biliyorlar. Asker de; erler Anadolu çocuğu, onlar mazlum. Zaten darbeyi anlamadıkları, ben o filmleri görünce "Bu açık, anlaşılır." dedim. Yüzlerinde öyle darbeci ifadesi yok. "Biz buraya niye geldik? Nedir konu?" mantığında bir halleri vardı. Subaylarda öyle olmayabilir. Subay şuurlu yapıyor olabilir. Mesela o halkın arasına tank süren var, bence o er değildir. O profesyonel bir tip. Halkın arasına tank sürüyor, halkı parçalıyor. Birde halka havadan ateş açan, o da profesyonel bir tip, makinalı tüfekle. Erin tereddüdü açık açık görülüyordu. Bütün askerler tereddütteydi. Halk üstüne gidiyor, geri geri çekiliyorlar. Normalde darbede öyle olmaz, geri çekilmez ateş eder. Geri geri çekiliyorlar ve hemen teslim olma eğilimindeler. Ki doğrusu da bu. Çünkü kendi vatandaşına silah çekilmesini istediğinde er bunu kabul edemez. Subay, "yat" yat, "kalk" kalk; tamam, kabul eder PKK'yla çatışmada. Kendini korur, o ayrı. Ama "Gel şimdi sen vatandaşı vuracaksın. Kendi vatandaşını vuracaksın." derse bu çok ağır bir suçtur, bu fitnedir. Fitne katilden beter. Öyle bir şeyde itaat olmaz. Hiçbir asker böyle bir şeye itaat edemez. "Gel bir insanı vur. Tanımadığın bilmediğin bir insanı git vur." böyle olmaz. Aklını kullanacak. Bilakis, bilakis "Halkı vur." dediğinde o kişiyi tutuklayacak, yere yatırıp kelepçeyi takacak. İsterse orgeneral olsun fark etmez. "Git vatandaşları otomatik silahla tara." diyorsa cinnet geçirmiş demektir. Onun sözü dinlenir mi? "Komutan söyledi, yaptım." olur mu? Kendi vatandaşın, görüyorsun; düşman değil bir şey değil, sokaktan geçen insanlar. Böyle dediğinde orgeneral dahi olsa o orgeneral vasfını o anda kaybeder, alelade bir adi suçlu hükmüne gelir. Hemen kelepçeyi vurması lazım.

Bu gece de yarın gece de çok titiz teyakkuzda olsun milletimiz. Sabaha kadar teyakkuzda olsunlar.

Asker de böyle bir teklifi asla kabul etmesin. Mesela baktı Tuğgeneral, hemen kelepçe. "Adam öldür." diyorsa askere, yapılacak şey kelepçedir. “Adamı öldür, adamı öldürmezsen seni öldüreceğim.” diyor. Meşru savunma yapacak. Ya ananı babanı vuracaksın, kardeşlerini sevdiklerini vuracaksın ya ben seni vuracağım." diyor. Ne kendini vurdur ne kardeşlerini vurdur, onu söyleyen adamı kelepçele.

Bazen böyle ani saldırılarda televizyon yayını kesilebiliyor. Böyle şeylerde hiç panik olmamak lazım. Yahut telefon kesilebilir. Ama meydanlarda halkla beraber olmak, herkesle iç içe olmak, böyle şeylerde en isabetlisi olur. Askeri de kucaklayarak kurtarmak gerekiyor. Çünkü hiçbir asker kendi vatandaşını vurmak, kesmek istemez. Planlayanlar genellikle bir kaç bin kişi oluyor ama milyonlarca kişiyi kontrol altına almak istiyor. Mesela iki bin kişiyle yirmi milyonu, kırk milyonu, seksen milyonu kontrol altına almak istiyor iki bin kişiyle. Bu emir komuta zincirinin özelliği olarak kendini gösteriyor. Emir komuta zincirinin kör açmaz olmaması için asker bakacak, mantıklı bir şey söylüyor mu? Mesela adam diyebilir ki, "Oğlum beni de as." diyebilir, "Boynuma ip tak, as." Belli ki cinnet geçirmiş. Kabul edilir mi? Yahut "Milletin üstüne bomba at oğlum." diyor. "Niye ki komutanım?" dersin. Kendi milletim, kendi vatandaşım. Niye ki? Orada hemen kelepçe. Belli ki aklına bir şey olmuş. Belli ki kendine de zarar verecek millete de zarar verecek. Orada cesur olacak. Askersin sen. Çök üstüne hemen al altına, kelepçeyi bas. Çok acayip bir şey, ananı babanı herkesi öldüreceğim veyahut ben seni öldüreceğim yapmazsan. O zaman ikisine de gerek yok. "Seni etkisiz hale getirelim." der, kolunu bacağını bağlar. Bu tip şeylerde kalabalıklar iyidir; telefon kapanır, şu kapanır bu kapanır; halkla iç içe olmak kabalıkça inşaAllah Allah'a sığınmak. Fakat tabii daima itidale davet eden mesela "Ordu kışlaya" diyor, çok güzel. "Kahrolsun ordu" falan diyebilir, bu gaflet olur. Öyle değil. "Ordu kışlaya, asker kışlaya" bu güzel. Kendi evladımız, biz gönderiyoruz askere. Biz gönderiyoruz ve biz bakıyoruz ona, silahını da biz alıyoruz.

Tabii böyle şeylerde telaşlanmak doğru olmaz. Kaderin dışında bir şey olmaz. Mütevekkil olmak lazım. Panikle hareket etmek doğru olmaz. Mesela tankların önüne araba yığmak, çok güzel bir akıl bu. Kamyonları mamyonları çekmek, hakikaten aşamaz. Çünkü anahtarı sende, kamyonu koydun mu oraya dozer mozer gerekir, asla açamaz. İmkanı var halkın, öyle bir şeyde ne kadar araba varsa getirirsin, yolu kapatırsın; elli arabayla kapatırsın yolu. Açılması mümkün değil, hiçbir şekilde oraya tank mank hiçbir şey giremez. Velev ki askere tank verdiler, tanktan çıksın halkın arasına girsin. Tanka ne mecburiyetin var? Tankı çalışamaz hale getir, çık halkın arasına gir. Çalışamaz hale getirmek de çok önemli.

Bu hiç ummadıkları bir şey oldu, tırla kamyonla kışlanın kapısını kapatıyor; çok akılcı bir hareket. Çünkü yanlış bir şey yapacak, kendini de yakacak halkı da yakacak, kendine de zarar halka da zarar, çok büyük günaha girecek, dünyasını ahiretini batıracak.

Asker aklı başındadır. Çocuklar askerlerle konuşuyorlar; erat, hiçbir er, hiçbir delikanlı darbe istemez. Hükümete karşı olabilirsin ama darbeyle olmaz. Çünkü darbede sen mahvolursun, hükümeti batıracağım diye kendini de batırırsın milleti de batırırsın. İzale etmek istediğin şeyi demokratik yollarla halledeceksin, seçimle halledeceksin. Halkın oyuna saygı göstereceksin.

Polis çok iyi donatılsın. Polise gerekirse ağır silah da verilebilir, daha ağır silahlar verilebilir. Polisin aslında genel olarak da sayısının artırılması çok faydalı; hem özel harekatın hem polisin. Çok mebzul miktarda polis alınsın. Ve daha ağır silahlarla donatılsın, hafif silahlar değil. Bu çok dengeleyici olur.

Asker yani er, asla darbe yapmaz asla çocuklar. Erata söylüyorum böyle bir şeyde kesinlikle dinlemesinler, kesinlikle. Mesela "Operasyona gidiyoruz." diyor. Tamam, gidersin. Baktın, "Halka saldır." diyor. "Yok." dersin. Bana müsaade. "Seni vururum" derse, "Yat yere." dersin, kelepçeyi vurursun. "Halkı vur yoksa seni vuracağım." diyorsa "Yat yere." dersin. Delikanlı olacaksın. Çok acayip bir şey bu. "Ya ananı bacını bütün kardeşlerini vuracaksın" Yok. “Yoksa ben seni vuracağım.” “İkisini de yapmayalım. Seni kurtarayım ben” dersin. “Sana bir şey olmuş.” Yatırırsın, kelepçeyi vurursun. Asker asla kabul etmesinler. Böyle bir şey olmaz. Bunun mantığı yok. Dünyanın hiçbir yerinde modern bir ülkede darbe olmuyor. Geri kalmış ülkelerde oluyor. Asla kabul etmeyiz.

Ama tabii Tayyip Hoca da üslup olarak şimdilik yine bir derece de, sert üsluptan kaçınsın. Müşvik, modern Türkiye’yi hedefleyen bir üslup içerisinde olsun. Ama tabii hükümete çok iyi destek gerekiyor. Tayyip Hoca’ya destek gerekiyor. Aferin, AK Partili gençler bayağı canlılar. Ülkücü gençlik, tebrik ediyoruz. Ama meydanlara iyice çıkıp yeri göğü inletsinler. Yani böyle çok güçlü sloganlarla ülkücü gençlik, CHP gençliği, AK Parti gençliği, Büyük Birlik Parti’nin aslanları, HÜDA PAR, hepsi inşaAllah. Çünkü toplam bunu yapanların sayısı diyorum yani, en fazla iki bin kişi falan çıkar. Ama seksen milyonu zor duruma, ben bir de böyle şiddet kullananı hiç görmedim. Çok darbe gördük biz. Talat Aydemir darbesi olmuştu. Menderes’in darbesinde de böyle bir şey olmadı. Halka böyle bir zulüm yapılmadı. Tanklarla halk eziliyor. Otomatik silahla taranıyor filan. Ne oluyor ya? PKK ile bile böyle çatışmıyorsun. Zoruna ne oldu? Bu gözü dönmüşlük nedir? Cayır cayır halkı biçip geçiyorsun. Havadan otomatik silahla tarıyorsun; bu vahşet bu. Yani nasıl Müslümansın, nasıl insansın? Zorun nedir yani? Hayır, suçun ne halkın ayrıca? Köprüde duruyor. Otomatik silahla tarıyor. Ya sen darbe yaptığını düşün, hayırsız olduğu belli, inşaAllah. Yani tabii her şeyde bir hayır vardır ama yanlış olduğun çok açık belli. Bu kadar merhametsizsen sen, senden Türkiye’ye ne fayda gelir? Koca koca roketler getirmişler, büyük. PKK’ya kullan onu. Niye bize kullanmaya kalkıyorsun, Müslümanlara kullanıyorsun? Şu azgınlığa bak. Tankla çiğniyor, akşam gösterdi çocuklar. Ben bilmiyordum onu, aklım durdu. Cayır cayır ezip geçiyor. Bunu yapan asker olmaz. Asker yapmaz onu. Bu profesyonel, bulsunlar bu adamı. Birde havadan otomatik silahla taramak. Meclisi bombalıyorsun. Zoruna ne oldu? Meclisi niye bombalıyorsun? Mantığı nedir bunun? Yani çok anormal. Meclisi bombalayan adamdan bu memlekete ne fayda gelir? Bunda merhamet, şefkat, dostluk ne bulacaksın böyle bir insanda? Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerini havadan bombalamaya kalkıyorsun; bu çok korkunç bir şey. Polis çok kararlı maşaAllah. Polise halk çok iyi destek olsun. Polisin sayısını iyice artıralım. Bak, tekrar söylüyorum daha ağır silahlar verilsin polise. Daha güçlü, daha ağır silahlar verilsin. Bir de CHP, MHP, AK Parti gençliği el ele çok güçlü, büyük mitingler yapsınlar.

KARTAL GÖKTAN: Halkımızın toplandığı meydanlardan bazı görüntüler vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel. Bu önemli.

Bir de mesela böyle sakallı tipler toplanmışlar Nakşibendî zikri çekiyorlar. Kardeşim, vatandaş çekindi. Tedirgin oldular. Şimdi mesela ezan okunuyor. Onun manevi kuvveti oradan. İşte “Türkiye bağnaz mı oluyor, gerici mi oluyor?” Kardeşim, o insanın manen ayakta durması için ne yapmak gerekiyor peki? Onun ezanı onu rahatlatıyor. Bizim ezanımız bizi rahatlatır. Tabii ki millete bir moral oluyor. Yoksa bizim gençliğimiz modern gençlik. Çık dışarı bütün herkes modern. Nakşibendî zikri yapan küçük bir grup. Koskoca seksen milyonluk Türkiye müsaade et de 20-30 kişi olsun. Biraz tahammüllü ol, 40-50 tane Nakşibendi mi seni devirecek yani? Adam orada zikirle, duayla darbeye karşı Allah’a sığınıyor. Hem maneviyatını güçlendiriyor, hem de o zikirle Cenab-ı Allah’ın onun duasını kabul edeceğini düşünüyor. Buna inanıyor. Bu masum bir hareket, bunu niye büyütüyorsun? Mesela IŞİD’çiye benzer bir tip elinde silahla işte “Ben devleti koruyacağım” oradan provokasyon yapıyor. Kardeşim o adamın komünist olmadığı ne malum. Eline silahı vermişsin, onun mizansen olmadığı ne malum. Ne alaka yani? Bu provokasyonları bıraksınlar. İnternetten yapılan provokasyonları polis izlesin, halk da izlesin bunları şikayet edelim. Yani ortalığı birbirine katmak isteyen kişileri uyarıyorum, aklı başında olsunlar. Yaptıkları çok büyük bir suç olur. Fitneyi ayaklandırmasınlar.

“Kafa kesen kişileri sokağa sürenler iyi niyetli mi?” diyor. Kafa kesme diye bir şey yok. Yaralananlar var, orada panik oldu halk tankları sürünce, insanların kafaları koptu, ciğerleri parçalandı. Yüzlerce adam, adamın ağabeyi babası falan gözü önünde paramparça olunca cinnet geçirdiler. O darbeyi yapanlara saldırdılar bir refleks olarak. Ama polis hemen ellerinden aldı, yine yatıştı olay. Bizim milletimiz merhametlidir,  aklı başındadır. Yani demagojiye gerek yok. Tankı sürüp paramparça ettiler, beyni, ağzı, burnu dağıldı herkesin. PKK’ya yapmıyorlar bunu. Bu ne dehşettir yani ne oluyorsunuz? O refleksle o an, can havliyle öyle bir şeyler yapmış olabilirler. Mesela yaralama, dövme, sövme olmuş olabilir o panikle yani. Adamın canına kastediyorsun sen, anasını, bacısını parçalıyorsun, tabii ki dehşete kapılır. Ama yine bizim milletimiz merhametli, mutedil bağırlarına bastılar askeri. Biz o çocukların suçu olmadığını biliyoruz ayrıca. Tabii yargı belirleyecektir ama yani onları oyuna getirdiklerini biliyoruz. Hadi milleti delik deşik etmeye gidiyoruz, kendi vatandaşlarınızı vuracaksınız erler hadi bakalım cemselere binin dese gelir mi o çocuklar? Çocukların nutku durmuştu ya böyle. Halk üstüne gidiyor, geri geri gidiyorlar, anlamadılar ne olduğunu. Hiçbir asker bunu yapmaz.

2006 yılında askeri araç devrilmesi sonucu bir askerin parçalanmıştı kafası böyle yaralanmıştı, onu bu olayla dün oldu gibi gösterip yayıyorlar etrafa. Ne kadar çirkin, ne kadar çirkin, ne kadar çirkin. Kimi meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz? Nereye destek olmaya çalışıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz siz? 2006 yılındaki resmi yeni olmuş gibi gösteriyorlar. Şimdi bu kafa kesti diyen, bu provokasyon bunu yazanları da tespit edelim. Yani bunu yazan bakalım ki normal biri mi? Yani ajan da olabilir. İngiliz gizli servisinin elemanları da olabilir. Mesela o tanklarla halkı ezen de İngiliz gizli servisinin bir elemanı olabilir, yancılarından olabilir. Bunların hepsinin araştırılması lazım. Ama tabii merhameti elden bırakmamak, akılcılığı elden bırakmamak, olgun ve adil davranmak çok önemli, çok nezaketli davranmak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç video vardı askerlerle ilgili.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Baksana çocukların hiçbir şeyden haberi yok. Asker aslandır, erlerimiz aslandır. Çocukların haberleri yok sadece. Bak ben erlere yine söylüyorum canlarıma, “halkı tarayın” işte “tanklarla darmadağın edin” dediklerinde “hayır” desinler. Sizi öldürürüz deseler, yat yere desinler, kelepçeyi vursunlar. Meşru savunma hiç gözünü kırpmasın. Asla kabul edilmez. Yani cinayeti emrettiğinde, cinayet işledim olmaz. Seni öldüreceğim derse böyle bir açmaz olmaz. Yat yere diyeceksin.

BÜLENT SEZGİN: Bir video daha gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Hep bak oyuna getirmişler, işte olay bu açık.

Birde askeri kurtarmaya çalışanları IŞİD’çi diye gösteriyorlar. Yaralanmış asker hastaneye götürmeye çalışıyor “boğuyor” diyor. Hastaneye götürüyor, niye yalan söylüyorsun? Niye oyun oynuyorsun? 2006’daki resmi askeri kestiler diye ortaya çıkmış. Trafik kazası sonucu askerin yaralanmasını bunların İngiliz derin devletinin ajanı olup olmadığını tespit ettirelim, hepsini savcılığa bildirelim. Savcı sayısı da arttırılabilir. 40 savcı varmış, 80’ne çıkarsınlar. Çok daha hızlı olur, 80 savcı olsun. Hatta 100 savcı, 100 savcı baksın. Aslan onlar hemen gereğini yaparlar.

Sevgi etiketi yapalım. “Sevgi birliğin anahtarı” diyelim. Evet, hepimiz birbirimizi çok sevelim, dost olalım, kardeş olalım.

Bak, Yalçın Aran; kabadayının, delikanlının şahı. Askeri darbe girişimi sırasında tankın önüne kepçesiyle siper olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Vurulup, şehit edilmiş. İşte kabadayı diye buna denir, delikanlı diye. Helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun. Allah sana gani gani rahmet etsin. Cennet kuzusu oldun cennet. Aslansın sen. Vuran askere de ben şaşıyorum. Eğer piyadeyse inanılır gibi değil ama piyadenin yapacağını zannetmiyorum ben. Neyine vuruyorsun, işte hayır yapıyor daha ne istiyorsun? Dersin; tankın önünü kapadı, ben gidemiyorum. İnersin aşağıya. Niye vuruyorsun?

Sabaha kadar ayakta olsun gençler. CHP, MHP, AK Parti, Büyük Birlik, aman ha. Er de erat da asla ve kesinlikle cinayet teklif ettiklerinde kabul etmesin. Teklif edeni de tevkif etsin. Şu lafa bak; ananı, bacını, kardeşlerini otomatik silahla tarayacaksın diyor. Hayır diyor. O zaman ben seni vururum diyor. O zaman yat yere diyeceksin. Tekrar tekrar söylüyorum.

Biz IŞİD’e de karşıyız, El Kaide’ye de, Taliban’a da. Ve en başta PKK’ya karşıyız. Kan döken, şiddet yapan kim varsa karşıyız.

Bediüzzaman’ın talebelerine diyorlar ki, sizleri zehirliyor diyorlar. Bunu ağabey anlatmıştı bana. Yani Bediüzzaman’ın talebelerinin en tatlılarından Seyit Salih Özcan Ağabey. Sizleri zehirliyor demiş, oradaki görevli. “O zehre bizim çok ihtiyacımız var” demiş. “Sen varsa o zehirden ver bize bol bol içelim ondan” demiş. “O zehir değil nur” demiş. Küfre zehir etkisi yapar. Müminlere de şifadır, Allah’tan korkanlara şifadır.

Vay alçaklar vay. Hulusi Paşamız’ın boğazını herhalde iple sıkmışlar kaçırdıklarında. Derin bir morluk var boğazında boydan boya. Paşamız gazi olmuş. Paşamızı seviyoruz. Allah bir daha böyle zor durumlar meydana getirmez inşaAllah. O aslan o.

Evet, akılcı bir şey tabii şuan öyle riskli olan yerleri kamyonlarla kapatmak çok çok isabetli olur. Onu polis de yapabilir. Meşru olarak savcılık talimatıyla yapılsın. Riskli gördükleri her yeri kamyonla kapatsınlar. Pistse pis, yolsa yol. Başka şeyse başka yer.

Nurullah; “Adnan Hoca vallahi her türlü toplumsal infialde en temiz ve net mesajları siz yazıyorsunuz. Helal olsun, takdir ediyorum” diyor. Doğru söylüyorsun.

OKTAR BABUNA: Hakikaten kimsenin olmadığı zamanda.

ADNAN OKTAR: İlk başında ve şok yaşandığı dönemde doğrudan devreye giriyoruz, elhamdülillah. Geçen sefer de öyle olmuştu. O daha önceki kalkışmada da ilk devreye giren olduk. Ama kendilerince işte interneti kapatarak, televizyonu kapatarak… Baktılar ben buradan darmadağın edeceğim. Hemen dün de tak televizyonu kapattılar. Çünkü fikirle baş edemeyeceklerini biliyorlar benimle.

Tankların içinden, asker kıyafetli görevden alınan eski emniyet müdürleri çıkmış. Yani bu çok acayip bir durum. Çok çok acayip bir durum. Tankın içinde asker kıyafeti giymiş emniyet müdürü eski, emekli edilmiş emniyet müdürü.

Aman aman kahraman polisimiz çok güzel devlet terbiyesi almış insanlardan oluşuyor. Mükemmel böyle Osmanlı, Türk-İslam terbiyesini almış yiğitler. Hep Alparslan Türkeş’in zamanında rahmetlinin yetiştirdiği Koçyiğitler. Hep konuşmalarında bakıyorum hep vatan, millet ve hep itidal, vatana millete bir zarar gelmesin. Hep bu mantıktalar maşaAllah. İlk ortaya çıkan bak darbede bendim, gördünüz. Herkes daha sonra ortaya çıktı. Hemen, ani yatıştırıcı, tevekküle, mutedil olmaya çağıran, askeri sükûnete çağıran bir üslup sergiledik, elhamdülillah.

OKTAR BABUNA: TRT’den ilk bildiri okunduğunda hemen söylediniz; böyle bir darbe olmaz diye.

ADNAN OKTAR: Tabii, mesela o bildirinin geçersiz olduğunu söyledim.

SEMİH MERİÇ: İnternet üzerindeki açıklamadan da bahsetmiştiniz Hocam, genelkurmayın korsan diye.

ADNAN OKTAR: Tabii o da geçersiz. Korsan girer adam, hacker girer, yapar. Öyle şey olmaz. Kuvvet komutanları toplu olur, halk da destekler darbeyi, kanuna da uygundur; o zaman kimse bir şey demez. Ama komutanlar yok ortada, halk istemiyor sen buna rağmen yapacağım diyorsun. Bu olmaz.

OKTAR BABUNA: Bir de birlik mesajları verdiniz. Bütün parti liderlerini konuşup bilgiye davet ettiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, Sayın Kılıçdaroğlu’na rica ettim, hemen bir demeç verin diye. Sayın Bahçeli’den rica ettim hemen bir demeç versin diye. Peş peşe demeçler geldi elhamdülillah. Birde, darbe olsa televizyon kanalları böyle yayın yapamaz dedim. Rahat rahat, böyle bir şey olmaz. Meclise gidin dedim mesela. Meclise gittiler Allah’a çok şükür. Bombalanma olmasına rağmen çıkmadılar meclisten.

İncirlik Üs Komutanı gözaltına alınmış. Hava pilot Tuğgeneral Bekir Ercan da gözaltına alınmış.

GÖKAPL BARLAN: 3. Ordu Komutanı da alınmıştı Adnan Bey. Bir de İstanbul Jandarma Komutanı alındı.

ADNAN OKTAR: Ama tabii modern Türkiye çözüm. Modern, kaliteli Türkiye, aydın Türkiye. İlerlemeci, bağnazlığa tamamen kapalı, Kuran ahlakıyla hareket eden, Kuran’ın yeterliliğini savunan bir düşünce. Tayyip Hocam öyle maşaAllah. O Kuran’ın yeterliliğinden yana.

Üç partinin birbirini çok sıkı desteklemesi, üç partinin gençlerinin büyük mitingler yapmaları çok hayati. Yani çok ses getirir. Mutlaka miting yapılsın, üç parti de katılsın.

Ne destanlar yazılmış o akşam, ne kabadayılar çıkmış ne delikanlılar çıkmış, maşaAllah. Millet yiğit bir millet çok, böyle kabadayı millet yok dünyada, maşaAllah.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gaziantepli Belediye Başkanı Fatma Şahin, darbe girişimi olduğunu duyunca belediyeye ait belediye araçlarını, iş makinelerini, şehir içi yolcu otobüslerini kışlanın önüne park ettirdi. Kışladan çıkışları bu şekilde engelledi. Kısa bir görüntü vardı onunla ilgili.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet, doğrusu bu, çok doğru yapmışlar. Birde çok cesur olmak lazım. En fazla Allah’a verecek bir can borcun var. Öbür türlü haysiyetsiz, onursuz yaşayacaksın, ezileceksin, bin beter olacak. Ananı bacını kaybedeceksin, akrabalarını kaybedeceksin. Zaten sana da bir zarar gelir. Dolayısıyla susmak çözüm değildir. Öyle şeyde vatan millet yararı esastır. Devletin hayrına, milletin hayrına kanun hukuk ölçüleri içerisinde en delikanlı tavrı göstermek gerekir. Adam; gel vatandaşları otomatik silahla tara diyorsa, bu belli ki bir anormallik. Haram bir fiil istiyor senden. Bunu yaptığında sonsuza kadar cehennemden çıkamazsın. Yaşasan ne olur ondan sonra? Emir aldım yaptım diyor. Hadi yaşadığını farz edelim. Yaşasan ne olur ondan sonra? Yaşamanın anlamı yok ondan sonra. Yani bak bunu düşünmek lazım. Git diyor ananı, bacını, kardeşlerini, sevdiklerini hepsini tarayacaksın. Allah vermesin o çirkinliği yaptığını düşünelim. Ondan sonra yaşıyor musun sen? Hayat mı o ondan sonrası? Diyor ki ben seni vururum. Vurursan vur demek de olmaz. Yat yere diyeceksin. Çünkü o da helal olmaz, vurursan vur helal olmaz. Orada savunmanın yapılması lazım. Yatırırsın yere, askerin de zaten bayağı gücü kuvveti yerindedir. Elini kolunu bağlarsın, götürür teslim edersin.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’yi bombalayıp, helikopterle Yunanistan’a kaçan 8 darbeci subay teslim alındı, getiriliyor.

ADNAN OKTAR: Evet, Yunanistan öyle pis işlerin içine girmez. Böyle şeylerde bazen hata yapıyor insanlar. Sağ kalmak adına annesini kaybediyor, babasını kaybediyor, dedesini kaybediyor, dostlarını kaybediyor, herkesi kaybediyor. Kendini de sonunda yok ediyorlar. Olabilecek en güzel şekilde neticelendir. Hiç kimseye de bir şey olmasın, onu yapana da bir şey olmasın. Adamı altına al çök, kelepçele adamı. Bu kadar. Tabii hemen hareket etmek gerekiyor. Süratle hareket etmek gerekiyor. Hükümet de benim gördüğüm süratle hareket ediyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gölbaşı’ndaki saldırıda şehit olan kişilerden fotoğrafları gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yani konuyu anlat. Bak hiç bilmediğimizi düşün, ona göre anlat.

KARTAL GÖKTAN: Darbecilerin en ağır saldırısını yaptığı Ankara Gölbaşı’nda yer alan Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı tam anlamıyla savaş alanına döndü. Saldırıda 42 özel harekatçımız şehit oldu. Şehit olan özel harekat polislerimizin bazılarının resimlerini gösteriyoruz. Özel harekat polisimiz Eyüp Oğuz, Elazığ’dan.

ADNAN OKTAR: Aslan, aslan, koçyiğit. Yedi ceddine rahmet olsun.

KARTAL GÖKTAN: Özel Harekatçı komiser Kübra Doğanay.

ADNAN OKTAR: Aslan, aslan, dünyalar güzeli şehit. Melek olmuş adeta maşaAllah, elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Komiser Zeynep Sağır, Adana’dan.

ADNAN OKTAR: O da aslanlar aslanı, koçyiğit.

KARTAL GÖKTAN: Üçüncü sınıf emniyet müdürü Fikret Metin Öztürk, Rize Kalkandere’den.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Rize’nin kabadayısı, aslanı.

KARTAL GÖKTAN: Dünkü çatışmalarda şehit olan polisimiz Murat Alkan.  Niyazi Ergüven, Kahramanmaraş’tan.

ADNAN OKTAR: Delikanlı, aslan.

KARTAL GÖKTAN: Polisimiz Edip Zengin.

ADNAN OKTAR: Boylu poslu aslan o da maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İkiz polislerimiz Ahmet Oruç-Mehmet Oruç.

ADNAN OKTAR: Vay maşaAllah, cennet kuzularına bak sen. Şimdi bak bunu yapan adamda akıl, vicdan, ruh olur mu? Sen hadi darbe yaptın memleketi ele geçirdin, Allah vermesin. Ne çıkar senden? Şu kafanla neyi kurtarıyorsun sen? Bunu yapan adam neyi yapmaz? Polisin ne suçu var? Oturuyor orada PKK’yla mücadele için hazır bekliyor orada. Sen gidip havadan onu bombalıyorsun. Ve bizim verdiğimiz paralarla, bizim verdiğimiz maaşla gidip onu bombalıyorsun. PKK senin yanında nasıl kalmış oluyor o zaman? PKK bile yapmaz bunu yahut PKK yapar diyelim en azından. Bu nasıl bir kafa? Ne istiyorsun koçyiğitlerden, aslanlardan? Ortada hiçbir şey yok. Aman polisimiz işi çok sıkı tutsun, Türkiye çapında. Savcılarımızın sayısını da arttıralım, polisin elini de daha genişletelim. Silahları da daha ağır silahlar verilsin.

KARTAL GÖKTAN: İki şehidimizin daha fotoğrafını göstermek istiyoruz Adnan Bey. Polisimiz Yunus Uğur.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı, koçyiğidi, yakışıklı aslanı.

KARTAL GÖKTAN: Ve Özel Harekat Daire Başkanı Mustafa Tecimen.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, koçyiğitlerimize, kabadayılarımıza Allah gani gani rahmet etsin. Allah şehadetlerini kabul etsin. Şehadetlerine çok imrendik.

Mehdiyet’in olduğu bir yerde asla ve asla yenilgi olmaz. Hükümet Mehdiyet yönünde hareket ettiği için Hızır (a.s)’ın özel himayesinde hareket ediyor. Hiçbir şey yapamazlar. Hızır (a.s) yıldırım hızıyla gezdi bir şöyle. Basiretler bağlandı, kapılar açıldı, kapılar kapandı. Mesele bitti. Öyle duydum bir dervişten.

Bu jet olayı var mı yine? Bu nasıl oluyor bu işler? Hava kuvvetlerinin polis oraya gitmiyor mu, oraya da baksınlar? Hayır, ne tip bir jet olduğu da belli değil. Yine bir dışarıya çıkmak gerekiyor. Bir de nereden kalkıyorsa oraya bakmak lazım. Bir dışarı bir bakalım yine geliriz. Kısa bir ara verelim. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir hafta kadar falan çok titiz bir çalışma gerekiyor. Bir de polise caydırıcı olması açısından uçaksavar verilsin. Hem uçaksavar roket verilsin, omuzdan atılan, karadan havaya. Bu caydırıcı olur darbecilere karşı. Hemen her ilde olsun polisin elinde, uçaksavar roket. Ayrıca uçaksavar silahı da olabilir. Yani çok çok ağır bir silah değil, zaten gerekir. Polis mesela büyük çatışmalarda falan çok zor durumda kalıyor. Uçaksavar bayağı baskın bir silah olduğu için caydırıcı olur. Helikopterle yahut uçakla atak yapmaya kalkmaz darbeci yani dikkatli olur. Çünkü tek taraflı bir silahlanma olmuş oluyor. Gücünden kaynaklanmıyor. Silah ve emir komuta sisteminden kaynaklanıyor. Yoksa orada on kişi-yetmiş kişi falan çok az bir güç olmuş oluyor. Polisin gücü her yönüyle arttırılması lazım. Sayısal gücü de arttırılması lazım. Çünkü bak gidip özel harekatı vurmuşlar. Belli yani neyin onları rahatsız ettiği. O zaman özel harekatı güçlendirmek lazım. Özel harekat okullarını yarından itibaren açsınlar her yerde. O vurulan özel harekatın yerine de geniş, güzel, rahat bir oteli devlet devletleştirsin, satın alsın. Geniş bir otelde, havadar bir yerde orada özel harekat okulu görevine devam etsin. Büyük bir bina satın alalım. Çok fazla öyle turistik tesisler var. Büyük bir tesisi devlet alsın seve seve zaten sahipleri verirler, bayağı iyi olur.

Omuzdan ateşlenen uçaksavar polise dağıtılsın. Her ilde güvenli kişilere versinler. Teröristte var 50 tane var teröristte PKK’da. 500 tane de bizim polisimizde olsun değil mi? Yoksa da satın alsınlar ama var benim bildiğim. Karadan havaya egzoz gazına doğu ilerleyen. Öyle çok gelişmiş ultra teknolojiye de gerek yok onun için. Veyahut klasik uçaksavar. Bu stingerlar var omuzdan atılan mesela onlardan olursa çok çok iyi olur.

Bu jeti deminden beri araştırıyorum bulamadım. Eğer bizim kahramanlarımızın bir teftiş gezisiyse tamam. Ama bu neyin nesi bunu açıklığa kavuşturmak lazım. Böyle önüne gelen uçağı kapıp göğe çıkarsa o olmaz. Çıksa bile inişe mecbur edilmesi lazım, çok kolay bunların tedbirinin alınması, bu konunun bu kadar uzamasının bir anlamı yok. Çünkü Tayyip Hocam Cumhurbaşkanı zaten başkomutan bütün komutanların başı, her sözü dinlenir. Tayyip Hocam’ın etrafındaki insanlar hepsi, yol göstersinler imkan tansınlar iyi bilgilendirme yapsınlar ki Tayyip Hocam da bir şeyler yapabilsin. Eskişehir’den kalkan beş jet devriye uçuşu yapıyor diyor. Bu olabilir aslanlar devriye uçuşu yapabilir ama bizi mutlaka bilgilendirsinler önceden, bilmediğimiz bir şey olmasın. Gidip meclisi falan bombalamaya kalkan bir uçağı meşru savunma hakkı doğar, onun için poliste uçaksavar bulunması lazım. Onu bilirse de gelmez zaten yani ben gitsin atsın düşürsün demiyorum. Ama poliste uçaksavar olduğunu bile bile gelmez adam. Yani o kadar da herhalde düşüncesiz değildir. Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından İsmail Cesur, güvenlik jeti diye bildirmiş. Tamam. Ama bildirmezseniz biz tedbir almamız gerekiyor mu? Gerekmiyor mu? Tabii insan zor şartlarda kalınca vatanını milletini korumak için akla gelen her şeyi yapar kanun hukuk dairesi içerisinde. Bilindik bilinmedik uçak muçak dinlemez insan kanunla hukukla gereğini yapar.

Bu işe vatandaşlar niye girdi ben hayret ediyorum. Neyse Allah hidayet versin.

Bak tekrar söylüyorum mutlaka polise uçaksavar füze verilsin ve uçaksavar silah da verilsin. Her yerde olsun bir mahsuru yok, bulunsun.

Alevi kardeşlerimiz candır. Alevi vatandaşlarımızın aleyhinde konuşanlar çok büyük hata yaparlar çok büyük günaha girerler. Onlar kabadayıdır, aslandır, yiğittir mübarek insanlardır sakın ha sakın ha. Mazlum vatandaşlarımızdır biz onları seviyoruz onlar da bizleri severler. Sakın ha aleyhte slogan şu bu falan feşmekan bu provokatörlerin işi. Beceremeyince başka bir yerden girmeye kalkıyor, beceremeyince başka bir yerden girmeye kalkıyor. Alevi aslandır, Alevi Türkiye’nin güvencesidir, Alevi kabadayıdır yiğittir. Sakın ha. Alevi kardeşlerimize yönelik tek kelime söz işitmeyelim duymayalım, sevgi insanıdır onlar. İnsanı sever, hayvanı sever, bitkiyi sever, her şeyin üstünde Allah’ı sever, Hz Ali’yi sever, 12 imamı sever. O, yeni oyun denemelerinden bir tanesi aman ha.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli Savunma Bakanı Fikri Işık bugün şu açıklamayı yaptı: “Darbe engellendi ancak teyakkuzda olmak durumdayız. Herkes işine baksın, keyfine baksın diyecek durumunda değiliz. Milletimizin her bir ferdi dikkatli olmalı. Her an yeni bir sınamanın olabileceği bilinciyle hareket edilmeli. Darbe tehlikesi tümüyle geçmiştir demek için daha erken.”

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki. Özellikle CHP’li, MHP’li gençler AK Partili gençler büyük bir miting yaparlarsa birçok ilde nefis olur. Şimdi Avrupa’ya dünyaya süksemiz dehşet oldu. Mesela bak Asya ülkelerine darbe yapıldığında cuk oturuyor. En kıytırık darbe bile oluyor bu darbenin onda biri, yüzde biri bile oluyor. Adam geliyor masaya oturuyor başbakanla, silahla ben yönetimi ele aldım diyor öyle mi diyorlar teslim oluyorlar. Türkiye baştan sona kabadayı kaynıyor. Kabadayı millet, delikanlı asla kabul etmez. Bak hemen tankların önüne yattılar gittiler hiç umurunda bile değil gel vurun lan falan diyor böyle. Hiç umursamazlar acayip yiğitler maşaAllah.

Birde tutuklamalardan çekinmesinler bazı arkadaşlar bazı insanlar haksız tutuklama olduğunu düşünebilirler. Böyle güvenlik gereken şeylerde vatan millet için onu insan seve seve kabul eder. Bir şey olmaz yani yanlış tutuklamada olabilir bilmem ne onların sonra hepsi düzeltilir. Ama şimdi bulutu karadan ayırmak zor. Yani bir anda bunu elde etmek zor. Vatan, millet için aslan gibi girer çıkar. Hiçbir şey olmaz. Yani o kadar tedirgin olmaya, ailelerden falan da öyle tedirgin olmalarına gerek yok. Bu tip olaylarda vatan, millet menfaati mevzubahis olur. Artık orada şahıs menfaati düşünülmez, hiç kimse de düşünmez zaten. Yani mağdur olanlar da düşünmez. Bunu seve seve kabul ederler.

“Şu an Hava Harp Okulu üzerinden üç helikopter Adalar’a doğru gidiyor. İçerisinde cuntacılar var” diyor. Adalar dediği neresi oluyor? Şurası. Ne adası bu Yunan adaları mı?

OKTAR BABUNA: Sahildeki adalar.

ADNAN OKTAR: Heybeli falan evet. Varsa işte onu inişe mecbur edecek imkân da var. Eskişehir’den başka yerlerden değil mi aslanlar kalkar. Gerekli uyarıyı yaparlar.

Hemen yarın polise uçaksavar, çok hayati. Her yere konuşlansın, bayağı önemli bir şey. Özellikle omuzdan ateşlenebilen karadan havaya, caydırıcı olması açısından. Yoksa Allah vermesin tabii ki istemeyiz ama bu çok ciddi şekilde caydırıcı olur.

Bu olay, Şevval’deki bu ayaklanma Resulullah (s.a.v.) tarafından bildirilmiş 1400 yıl önce. “Mehdi devrinde Şevval ayında ayaklanma olur” diyor. Şevval ayında oluyor. “Mehdi devrinde Şevval ayında ayaklanma olur” diyor. “Nazar-ı dikkat İslam âleminin merkezidir” diyor Bediüzzaman yani hadislerde, İstanbul’da olacağı söyleniyor. Yani Mehdiyet’in yeri de İstanbul’dur zaten. “Zilkade’de de harp konuşmaları olacak” diyor rivayette.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hudut komutanlıkları, Malatya Jet Üssü, İncirlik Üssü de dâhil olmak üzere Şırnak, Hakkâri, Ağrı, Çanakkale gibi tüm yurtta üst düzey komutanlar ve sorumlular gözaltına alındı. TSK’daki generallerin yüzde onu gözaltına alında. İstanbul’da yaklaşık bin dört yüz askerin Vatan Caddesi’ndeki emniyet binasında da sorgusu devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde bak, tekrar ediyorum. Hiç alakasız insanlar da gözaltına alınabilir. Tedirgin olunacak bir şey yok. Vatan, millet için mesela hâkimler, savcılar da alınıyor tedirgin olmaları için bir neden yok. Yani onlar da olsa bunu böyle yaparlardı. Kim olsa böyle yapar. Yani başka türlü bir çözüm olmuyor. İngiliz derin devleti kudurdu. Çok ağrına gitti. Hazmedemediler, aldıkları darbe, sarhoşa döndüler. Kendilerince kepazelik çıkarmaya çalışıyorlar. İstedikleri kadar zıplasınlar, Allah’a güç yetiremezler. “Hizbul Galibun” diyor Allah. Allah hizbi galip olandır diyor. “Hizbul Galibun” diyor Allah. Allah hizbi galip. Boş yere uğraşıyorlar.

Hayır, Nizam Heval, sen korkma. Denge çok önemli, mesela İran’da böyledir. Üç denge kurulmuştur. Bir resmi ordu var, bir gayri resmi ordu var yine devlet güvencesinde. Yine gayri resmi devlet bir tane daha ordu var. Birbirinden bağımsız bunlar. Üç ordu var; tamamen birbirlerinden ayrı. Darbe ihtimalini sıfıra indiriyor bu. İran’da mesela darbe yapılamıyor. Yani polisimize silah verdiğimize göre uzun namlulu da silah veriyoruz. Uçaksavar niye vermeyelim?

Celal Canoğuz, “Adnan Hoca’ya hayran olan ne kadar çok kadın var. Neden neden neden?” diyor. Kadın tek başına et olarak hiçbir şeydir. Kadın tutkuyla güzel olur. Derinlikle, imanla, sevgiyle güzel olur. Yani onun içindeki o müthiş büyüleyici enerji ortaya çıkar. Yani o müthiş elektrik ve muazzam güç ortaya çıkar. Onun dışında ölüdür bedeni. Yani ölü olur bedeni. O da ancak Allah korkusu, Allah sevgisi, samimiyet, derinlikle Allah tarafından yaratılır.

Mesela İran’da devrim muhafızları var, yarı resmi ordu. Ordunun dışında Hz. Mehdi (a.s) ordusu var mesela ayrı.

Der Geçer, sen niye rahatsız oldun ki? Poliste otomatik silah var. Allah vermesin istese bir insan helikopteri otomatik silahla indirebilir.  Yani hatta normal tabancayla bile indirebilir eğer yakın geçiyorsa üç-beş koldan ateş etse düşer. Yani zaten zor uçan bir alet, öyle kolay değil. Herhangi bir aleti bozulduğunda düşer. Onu bilirse adam, dikkatli hareket eder. İyi niyetle hareket ederse o ayrı mesele. Ama kötü niyetliyse, mesela gidip meclise bomba atıyorsa, poliste uçaksavar olduğunu bilirse yapamaz onu. Çünkü uçaksavar uçaktan daha tehlikeli. Daha pratik ve daha kolaydır. Uçağın içindeki insanın korunma imkânı yok. Ona göre ayağını denk alır. Milletin seçtiği vekili bombalamak ne demek? Bunu yapan ne yapmaz kardeşim? Bu nasıl vicdan? Söylüyorum, hadi geçtin başa, ne işe yararsın sen? Bu merhametsizlikle, bu sevgisizlikle ne işe yararsın sen?

Denge kurulsun. Polis-asker dengesi kurulsun. Yani polis de en az asker kadar güçlü hale getirilsin. Askere verilen ağır silahlar onlara da verilsin. Stingerler falan makineli tüfekli ona benzer silahlar poliste de olması lazım. Özel Harekât için de aynı şekilde, ağır silah onlara da verilmesi lazım.

Canım, helikopter kalkıyorsa koskoca Türkiye, radarı var, bilmem neyi var. Bu kadar başıboş mu burası? Yani ne burası? Şehir. Bir şehirde koskoca şehirde bir hava aracı tespit edilemiyorsa veyahut durdurulamıyorsa bu çok vahimdir. Nasıl bilinmez? Radar sistemlerimiz var. En ufak bir hareket görülür Türkiye’nin üstündeki. Radarla tespit edersin, anında havada karşılarsın. Veyahut dediğim gibi polise, güvenlik güçlerine uçaksavar verilir; olur biter.

Fisk “Birkaç yıl ya da ay-yıl içerisinde yine darbe olabilir” diyor. Tabii olabilir. Ona karşı tabii çok daha güçlü tedbir alınması lazım. Bunun çözümü polisin güçlendirilmesidir. Polisi ağır silahlarla donatmak, sayısını arttırmak, özellikle özel harekâtın okullarını çok arttırmak meseleyi kökünden çözer.

Bir de yani böyle bir zaaf görüntüsü de çok yakışık almıyor. Ayıp oluyor. İşte helikopter yani artık kulakla duyacağız yani havada bir şey olup olmadığını tespit. Kardeşim, radarla tespit edilir bu. Ve anında da inişe zorlarsın. Burası yolgeçen hanı mı İstanbul semaları? O zaman her türlü terörist faaliyet olur. Yani havada kimin gittiğinden bir insanın nasıl haberi olmaz? Olacak iş mi? Hangi ülkede olur böyle bir şey? Rus uçağını tespit ettiler, bir buçuk dakikanın içinde vurdular. Demek ki biliniyormuş. Burada mı bilinmiyor yani? Her şeyi böyle havada, muğlâk göstermek doğru olmaz her şeyi yerli yerine oturtalım. Her şey sıhhatli hale gelsin. Her şey anlaşılır hale gelsin.

Simbe, genel kültür gösterisi yapmak istemişsin ama gariban olduğun anlaşılıyor senin. Dediğim doğru. Asker, polis dengeli olarak iki ayrı güç olarak hazır tutulması lazım. Hatta özel harekâtı da üçüncü bir güç olarak ayrıca güçlendirip esaslı bir güç haline getirmek lazım. Ve ağır silahlarla donatılması lazım. Bir kere hava tehlikesi hiç olmaması lazım yurt içinde. Ayrıca poliste tanksavar da bulunması lazım, tanksavar roket omuzda taşınan. Bu çok çok caydırıcı olur. Çok çok caydırıcı olur. Biz aslanlarımızı PKK için yetiştiriyoruz. Adam cinnet geçirip halkın içine de dalabilir. Tank bu durmaz. Durduracak bir şey gerekir. Yani “Deli deliyi gördü mü değneğini saklar” derler. Yani kendim açısından söylüyorum yani Allah’ın delisi olduğum için. Yani ona göre tedbir alırsın. Adam göbeğini hoplatarak senin üstüne tankla gelemez o zaman. Sende tanksavar olduğunu bilirse mıh gibi çakılır. Yani böyle milleti çaresiz gibi göstermek olmaz. Polise hem uçaksavar hem tanksavar versinler. Mebzul miktarda her ilde olsun. Ayrıca tanksavar PKK’ya karşı da çok büyük bir güç, polisin elinde bulunsun. Yani kodu mu darmadağın eden bir şey. Acayip korkarlar. Uçaksavar da yani acayip korkutur PKK’yı. Poliste bulunsun, özel harekâtta bulunsun. Her ikisini de süratle polise dağıtsınlar hem tanksavar hem uçaksavar.

Ben ama Gülen hareketinin konumunu çok hayret verici buluyorum. Ama asıl neden İngiliz derin devletidir. Bak, arkada o hep sinsice duruyor. Çıtı çıkmıyor. Biz bas bas bağırıyoruz. “İngiliz derin devleti yapıyor” diyoruz. Ama bir türlü o görülemiyor.

Orgeneral Akar Paşamız, gazi o. O Koçyiğit, o aslan. Bir de halk onu bağrına bassın. Sessiz duruyorlar. Bak, boynu mosmor olmuş. Emir eri kendisine silah çekmiş herhalde eğer doğruysa. Bir mücadele yaşanmış. Orada olmuş boğazındaki o iz. Paşamız kabadayı, aslan, delikanlı yiğit, efe yani. Ama ona olan saygıyı, sevgiyi, takdiri, teşciyi ifade etmek gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakanımız yaptığı konuşmada “Milletin “kenetlenin” mesajını okuduk. Bu birlik mesajına sadık kalacağımıza söz veriyorum” dedi. Siz de birlik hususuna özel dikkat çekmiştiniz konuşmanızda.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Başbakanımız yaptığı konuşmada “Milletin “kenetlenin” mesajını okuduk. Bu birlik mesajına sadık kalacağımıza söz veriyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, evet Başbakan çok sakin. Bayağı sevimli bir tip. Konuşma şekli acayip sakin. Şakacılığı da çok komik oluyor. Çok sakin yaptığı için şakayı etkisi daha yüksek oluyor. İnanılmaz sakin ama.

Hulusi Paşa aslan o. Hakkında dedikodu falan yakışık almaz çok ayıp.

Svm Keskin, kardeşim, yanlış gözaltı niye olmasın? Olur. Her zaman olur. Biz çok rastladık. Ben de karşılaştım. Arkadaşlarımız da karşılaştı. Konu vatan, millet olduğunda mesele olmaz. Gözaltındaki yer de bizim toprağımız. Orada yediği yemek de bu memleketin yemeği, bir şey olmaz.

Şamil Tayyar; Hulusi Paşamız iyidir. Hulusi Paşamız’a laf yok. Şamil Hoca bir daha bir gözden geçirsin. Bak, o mücadelede boğazı boydan boya mosmor olmuş. Gazi Paşamız.

F16 pilotu, canım pilottan çok ne var? Bütün bu hâlihazırda işte hava ile ilgili malum şirkette çok fazla pilotumuz var. F16’yı ağlatır yani. Kitabını yazar. Onu kuş gibi hoplatır yani F16’yı. Öyle bir açığımız, eksiğimiz olmaz bizim.

Canım, Hulusi Akar Paşa’ya laf söyleyen kendisi olsa ne yapardı orada? Alnına silah dayıyorlar. Gırtlağını sıkıyor, savaşıyor, saldırıyor adam. Sen olsan ne yapardın? Toz, duman olurdun. Paşamız gayet güzel metanetini de korudu. Aslan gibi dimdik ayakta, sadakatini de gösteriyor. Ne kadar ayıp. Sen olsan korkudan bayılırdın. Yerlere yatardın belki de.

Birol Birzade, “Polise uçaksavar verilsin derken o uçaksavarlardan biri bir şekilde yolcu uçağı düşürürse diye düşündünüz mü?” Kardeşim, yolcu uçağını düşürecek adam zaten düşürür. Yani uçağın içine elli gram C4 koyar, uçurur yani. Psikopatlık yapacak olan yapar. Yahut gider tarar. Uçak onlar için dert mi? Otobüsle halkın içine giriyor adam zaten. Sanki böyle bir olay için illa uçak gerekiyormuş gibi. Bütün kafayı uçağa taktılar. Bir de ben “polise verilsin” diyorum. Polise sen canını emanet ediyorsun. Yani gökte de, yerde de seni polis koruyor. Sen polise güvenmiyorsun. Askere de güveniyoruz, polise de güveniyoruz. Ama kötü niyetli bir harekette, poliste de kötü niyetli birisi olabilir. O zaman askeri devreye sokarsın. Askerde kötü niyetli birisi olursa polisi devreye sokarsın. Böyle bir denge gerekir. Ama polis hep yiğitlik yapmıştır. Hep kahramanlık yapmıştır. Ne zaman kalleşlik yaptı polis? Ne zaman oyun oynadı? Hep vefa, hep destan, hep delikanlı, hep kabadayılıktır. Hayatlarına bakın, şanlı destandır. Başka bir şey göremezsin.

Esir alınan komutan varsa yeri göğü yıkar gider bulursun. Değil mi? Komutan esir alınması ne demek? Çok büyük rezalet yani.

Sabaha kadar sokaktayız, sakın ha.

Baran, Yetkili Birisi. Bunların mantıkları ne kadar berbat. Diyor ki bak, “Cami değil o meclis. Allah’la, imanla ne alakası var?” diyor. Akla bak. Orada kul var. Allah’ın kulu var. Seçilmiş insanlar var. Sen gidip havadan bombalıyorsun onu. Bu haram. Cinayet haramdır. “Bir kişiyi öldürmek bütün kâinatı öldürmek gibi” diyor Cenab-ı Allah ve ebedi cehennemdir cezası. O kadar mantıksız kafa var ki bazı gençlerde. Bu arkadaş için demiyorum da genel olarak ben şaşıyorum.

Bu Suriyeli kardeşlerimizle uğraşanlar da çok büyük vicdansızlık yapıyorlar. Akıllarını başlarına alsınlar. Onlar bereket getirir. Merhamet bereket getirir.

Bediüzzaman diyor ki; mesela “Bu mırmırları kedilerin “ya Rahim” zikridir” diyor. “Ve eve bereket getirir” diyor. Hakikaten sürekli “mır mır” çok şekerler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul Yeşilköy’de bulunan Hava Harp Okulu’nda akşam hareketli saatler yaşandı. İstanbul Belediyesi’ne ait yirmiden fazla kamyon okula girdi. Kamyonların, pistleri kapattığı iddiası var.

ADNAN OKTAR: Canım iyi yapmışlar. Geçici olarak olur, bir şey yok. Yani oradaki askerler bizim canımız. Vatan, millet müdafaası için hayatını ortaya koyan koçyiğitler. Ama şeytan aralarına girmeye kalkarsa şeytanın kafasını ezeriz ilimle, irfanla, kanunla, hukukla. Yani kimseye densizlik yaptırmayız. Bir daha rica ediyorum. Polise hem tanksavar verilsin, hem uçaksavar verilsin. Ankara’ya bütün illerde polise hem tanksavar hem uçaksavar omuzdan ateşlenebilen.

Kendine “Sevimli Kâfir” demiş. “Adnan Hoca polise silah tavsiyesinde bulunuyor. “Roket, uçaksavar, silah verilsin” diyor.” Doğru. Hayır, askere verilmesine taraftarsın da polise verilmesine niye rahatsız oluyorsun? “Askere verilsin” desem ona da bozulur. Asker, polis hepsi vatan için, millet için canını ortaya atan insanlar.

Bediüzzaman diyor ki; “Ta kulağımın dibine geldi kedi” diyor. “Açık bir surette “Ya Rahim, Ya Rahim, Ya Rahim” diyordu” diyor. “Sabahleyin başka kedileri de dinledim. Gerçi onun gibi açık değil. Fakat birbirinden farklı derecede aynı zikri tekrar ediyorlar. Açıklıkla hır hırları arasında “Ya Rahim” fark edilir. Git gide hır hırları mır mırlar aynı anda “Ya Rahim” olur” diyor. “Açıkça duyulmayan mükemmel bir zikr-i hazin olur” diyor. “Ağzını kapar güzel güzel “Ya Rahim” çeker” diyor. Bu çok ilginç, gerçekten olmuş demek ki onu söylüyor. “Yani sarahaten duydum” diyor. “Öbürlerinde öyle yoktu ama onda duydum” diyor. O kedi değildir aslında ama.

Halk sokakta, halk. Unutsunlar sabah ancak güneş doğduğunda eve gidebilir ki bir kısmımız da yine sokakta oluruz. Yani SMS’le “eve gidin” falan, evde bulgur pilavı mı yiyeceğiz? Ne yapacağız?

Asıl tabii uçaksavar roketi önemlidir. Ama uçaksavar silahın da bulunması caydırıcı olur. Caydırıcı çünkü PKK ile çatışmada da kullanılabilir o. Yani akıl almaz bir silah. Çok müthiş gücü var. Çok korkutucu olur. Kuran’ın emri bu; Allah, “Küfrün elinde olan silahlarla siz de silahlanın” diyor. PKK’nın elinde öyle silahlar olduğuna göre, azgın silahlar olduğuna göre biz onu daha delirtecek silaha sahip olmamız gerekiyor. Ayrıca fitneyi ortadan kaldıracak silaha da ihtiyaç var. Dengeyi sağlayacak silahlara da ihtiyaç var. Onun için askere verilen nasıl silahlar varsa, tanksavar, uçaksavar, aynı şekilde polise de verilsin.

Ksm Gül, Kasım Gül. Sokağa çıkmamı istiyor. Sokağa çıkınca ne yapacağız? Ayakta duracağım. Burada mı hayırlı, sokakta mı hayırlı? Burada hayırlı görüyorsunuz. Şu an bak çok yüksek sayıda insan beni izliyor, milyonlarca ve bilgileniyorlar. Orada ancak seninle muhabbet ederiz ayaküstü. Sen köfte ekmek yiyeceksin, biz sana bir şeyler anlatacağız. Hayır, senin yerin de iyi, çok güzel, konumun çok güzel ama ben buradan çok faydalı oluyorum. En hayırlısı neyse o düşünülür. Mesela bazen dışarısı hayırlı olur, duruma göre. Ben dışarının da hakkını iyi vermeyi bilirim, içerinin de hakkını iyi vermeyi bilirim.

KARTAL GÖKTAN: Meydanlardan görüntüler gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Burası Rize.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Burası Erzurum.

ADNAN OKTAR: Hep kabadayı, hep koçyiğit, hep delikanlı, hep aslan. İşte bu kadar. Dünyaya tokat gibi cevap.

KARTAL GÖKTAN: Burası Van. Konya.

ADNAN OKTAR: Yer gök inliyor maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Cizre.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

KARTAL GÖKTAN: Samsun. Sivas.

 ADNAN OKTAR: Yıkılıyor maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İzmir.

ADNAN OKTAR: Efelere bak efelere, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bolu.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, işte bu kadar.

KARTAL GÖKTAN: Ordu.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: Diyanet’in talimatıyla darbeye karşı gece yarısı Türkiye’nin bütün camilerinde ezan okundu. Diyanet’in camilerden ezan ve sela okutması AK Parti’ye muhalif kimliğiyle bilinen YARSAV Eski Başkanı Ömer Eminağaoğlu’yu kızdırdı. Şöyle bir twit attı; “Diyanetin emriyle hareket eden imamların görevi hükümete destek olmak mı? Öyleyse bu rejimin adı nedir?” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne kadar mantıksız, bağlantısız hareket. Şimdi CHP bütün gücüyle darbeye karşıyım dedi. AK Parti’yi mi destekliyor? MHP bütün gücüyle darbeye karşıyım dedi. AK Parti’yi mi destekliyor? Ezanın amacı ne? Darbeye karşıyız mesajının verilmesi. Konu bu. Millete moral olması, manevi yönden desteklenmek. Ne kadar ayıp, AK Parti’yle ne alakası var? Yani AK Parti’ye katıldığı için mi millet meydanlarda toplanıyor? Orada bir ayrım yapsan belki yarısı bile AK Partili değildir. Millet darbeye karşı. AK Parti meselesi değil bu konu. Ne kadar garip bir üslup.

Mehmet Mihrace; “Halk idam getirilmesini istiyor, hükümet de çıkarırsa idamı FETÖ, Apo gibi teröristler cezasını gerçek manada bulacaklardır” diyor. İdamın Türkiye’den kalkması Türkiye’nin kalitesini gösteriyor bir kere. Onu unutun. Ne zorun yani müebbet hapse koyuyorsun adamı asma ne kazandıracak yani? Bir de ne güzel şey işte idam yok, modern bir ülke olduğumuz ortaya çıktı. Apo asılacak olsa çoktan asardılar. Öyle bir şey yok, asılması için de bir neden yok. İşte müebbet hapis cezası çekiyor. Yani bu suçun cezası müebbet hapis, onu da alıyor. İdam bir şey sağlamaz. Bütün Asya ülkelerinde çoğunda idam var, en ızdıraplı ülkeler onlar, en baskıcı ülkeler onlar, en çok darbelerin olduğu ülkeler onlar, en rahatsız yaşayanlar onlar. İdam bir şey getirmez, sevgi, merhamet, şefkat, akıl, iman, Allah korkusu bereket, güzellik getirir. İdamla bir yere varamazsın. Öbürü teröristlik yapıyor, adam vuruyor, sen gideceksin adamı asacaksın. Böyle olmaz. Merhamet, şefkat, sevgi, güzellik, kalite.

İlker Başbuğ; “Bunu yapanlar asker değil teröristtir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisindeki zararlı odaklar bugün temizleniyor. Bu olaydan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri daha güçlü olarak çıkacaktır.” Evet. Ama İlker Başbuğ geçenlerde konuşmasında “PKK ile nasıl mücadele edilir?” diyor. Bir türlü fikri mücadele gerekir diyemedi. “Psikolojik mücadele de gerektiğini zaten düşünmek gerekir” gibi buna benzer ortalı bir şey. Psikolojik mücadele nedir onu da söylemiyor. Desene mübarek “Bilimle Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist felsefeyi yıkarsak bunların inancını, imanını yıkmış oluruz. Bunların dini Darwinizm, materyalizm, bunu yıkalım iş bitsin” de. Diyemiyor.

Elektrik santralleri, ana elektrik şebekeleri, işte bu Telekom gibi yerler, internetle ilgili bağlantılı yerler çok iyi korunmalı. Önümüzdeki günlerde de, aylarda da.

Baran; “Hocam ben ateistim ama darbeye karşı çıkmak için sokaklara çıktım. Bu sela benim için okunmuş sayılıyor mu?” Hayır değil yani Türkiye genelinde Osmanlı’dan kalma bir gelenektir. Ayaklanmada ezan okunur, sela verilir. Osmanlı’da da böyleydi. Bizim milletimizin bir geleneği, onlara moral veriyor. Cihatta da öyledir mesela ordu sefere çıkacağı vakit mehterle çıkıyor, gülbenklerle, gülbenk dua okunuyor. Ordu düşmana karşı atağa geçtiğinde de ezan okunuyor, ezan okunarak düşmanla çatışmaya giriliyor. Ezan milletimizin, heyecan duyması, manevi yönden, moral yönden güçlü olması için bir nimet, bir güzellik, dindarlar için. Sen ateistsin, biz de sana saygı duyuyoruz. Sen de hoşuna giden bir şey varsa sen de onu aç dinle. Ama Türkiye’nin yüzde doksan dokuzu bunu ister. Yüzde doksan dokuz da saygı duyduğuna göre o ezanı sen de dinlersin. Çünkü bak millet moral buluyor, milletin moral bulması senin de lehine, güç buluyor. Allah vermesin mesela çok sıkışık bir dönem olsa Sancak-ı Şerif’i çıkarırız, çok çok zor bir durumda kanunla hukukla artık devletten izin alarak. Osmanlı’da hep öyle olmuştur, büyük ayaklanmalarda Sancak-ı Şerif çıkarılmıştır, bir anda süt liman olmuştur. Mesela daha önceki ayaklanmalarda diyor ki işte “falanca yerde yeniçeri ocağında bizi sevenler toplansınlar.” “Allah’ını seven Sancak-ı Şerif’in etrafında toplansın” diyor padişah da. Millet kimi tercih eder? Osmanlı’da öyle olmuştur Sancak-ı Şerif açıldığında millet adeta cinnet geçirmiştir ve derhal ayaklanma bastırılmıştır. Allah vermesin ama fevkalade bir durumda gerekirse Sancak-ı Şerif de açılır. Kanunla hukukla hükümet gereğini yapar, bu olur. Ehli imanı cinnet derecesinde coşturan bir olay olur. Çünkü Resulullah (s.a.v ) zamanında kullanılmış Sancak-ı Şerif’in küçük küçük parçaları sancağın üstüne monte edilmiş durumda. Yani orijinali dağılmış durumda tabii Sancak-ı Şerif’in, o Sancak-ı Şerif parçaları tek tek böyle küçük parçalar olarak işlendi sancağın üstüne, o şekilde muhafaza ediliyor. Üç tanedir sancak Osmanlı’da. Biri sarayda duruyordu, biri zafere götürülüyordu ama ayaklanma olduğunda mutlaka Sancak-ı Şerif. Onu duyan gören müthiş bir manevi güçle doluyordu. Bu imandan kaynaklanan bir güzellik. Dolayısıyla kardeşimiz de bu güzellikten istifade etmesi lazım. Sela, adı üstünde birlik ve beraberlik, güzellik, selamet amacıyladır, dua mahiyetindedir. Ama Mehdiyet’in olduğu yerde hiçbir şey olmaz yani genel afat olmaz. “Üç bin melekle Hz. Mehdi (a.s)’ı Allah korur” diyor. “Cebrail sağında, Mikail solunda” diyor, İsrafil de ileride yürüyor. “O şekilde yürüdüğünde öyle yürür” diyor “Hz. Mehdi (a.s).” Ama biz göremiyoruz. Allah Mehdi (a.s)’a talebe olmayı nasip etsin bana. Size de nasip etsin.

“Ümmeti Muhammet’ten olanlar Sancak-ı Şerif’in altına toplansın” dedin mi bitiyordu o zaman Osmanlı döneminde. Sancak-ı Şerif’in birisi Topkapı’da tutuluyordu, muntazam muhafaza ediliyordu. Birisi de seferde yanlarında götürüyorlardı. Mehter çaldığında da yine aynı şekilde bütün halkta müthiş bir heyecan oluyordu, sefere çıkarlarken mehter. Bu tip olaylarda hükümetten istirhamımız TRT ve kanallardan mehter müziği dinletmek çok iyi olur halka. Yani orijinal, kayıttan değil. Gece kalksın hazırlansınlar takımlar. Hatta Kenan Evren çok uyanıktı, darbeyi yaptığında sabah biz kalktığımızda “Rahim Allah, Kerim Allah, ey şanlı ordu, ey şanlı asker” mehter marşı çalıyordu. Anladık ki darbe sağ darbe. Bütün sol da anlamıştı, ondan sonra dehşete kapılıp hepsi yurt dışına kaçmıştı. Sol darbe bekleniyordu, sol darbe olacak diyorlardı. “Rahim Allah, Kerim Allah, ey şanlı ordu, ey şanlı asker” diye başlamıştı. O zaman solun hiçbir ümidi kalmamıştı. Bir gecede binlerce insan yurt dışına kaçmıştı. Kenan Evren sürekli ayetle konuşuyordu ama sonra bir acayipleşti. Gerçi o zaman tabii ordunun darbe yapmasına aslında bence gerek yoktu çünkü hükümet bayağı iyi gidiyordu, cayır cayır götürüyordu. Fakat Demirel’e nefes aldırmıyorlardı. Yani akıl almaz bir muhalefet oldu. Demirel “gelin siz hükümet kurun o zaman” dedi. “Bırakın biz hükümet kuralım” diyor “koalisyon yapalım” diyor. Üç alternatifi de söyledi, üçü de kabul edilmedi. Demirel böyle baygın baygın baktı, gerdan kırdı falan “ne istiyorsunuz?” dedi yani belanızı mı arıyorsunuz şeklinde. Sabahleyin yer gök inliyordu, tabii mehter müziği falan. Bütün evlerde arama yapılmıştı o zaman. Bizim eve de gelmişlerdi subaylar ama bayağı modern, çok kibar, saygılıydılar, çok efendiydiler. Ama ben böyle olay görmedim, böyle ben darbe girişimi, bu nedir? Talat Aydemir darbesini gördük biz, Adnan Menderes dönemini de duyduk. Ama ben böyle vahşet, dehşet görmedim. Halkı böyle tanklarla biçip ezmek, darmadağın ediyor. Allah’tan kork, ne yapıyorsun? PKK’ya bile yapmıyorsun, yapılmaz yani. Bu nedir, zorun nedir? Havadan helikopterle otomatik silahla ateş açıyorsun, zorun ne? Vatan millete zarar gelmesin diye köprüye çıkmış vatandaş, neyine ateş ediyorsun, zorun ne? Trafik kazasında yaralanan askerin resmini yayınlıyor, “bak” diyor “IŞİD kafalılar askeri kesti.” Niye yalan söylüyorsun? Niye fitne çıkarıyorsun? Fitne katilden beter, iki arada bir derede niye fitne çıkarıyorsun?

“Dikkat, kayıp helikopterler var, şu anda yerleri bilinmiyor, tedbiri elden bırakmayalım müdahaleye hazır olalım. Bu teröristler tehlikeli” diyor. İşte otuz kere söyledim Allah vermesin, bir helikopter normalde otomatik silahla çok rahat düşürülür yani polisin elindeki o otomatik silahlar bir helikopteri çok rahat düşürür. Allah vermesin. Allah vermesin. HafezanAllah. Çok durumda çarnaçar kalınmış olsa böyle bir şey olacağını bilen saldırgan helikopterle gelmez. Caydırıcı olur, mutlaka, mutlaka polise uçaksavar verilsin, uçaksavar roket verilsin ve tanksavar roket verilsin mutlaka ve hiç vakit geçirmeden, yoksa da satın alalım dağıtalım.

İstanbul Büyükşehir başta olmak üzere belediyeler seyyar büfeleri meydanlara göndersin halk, çocuklar hep ayaktalar saatlerden beri, hazırlıksız da gidiyor ceket gömlek gidiyorlar yiyecek dağıtsınlar biraz çocuklara, her yerde öyle bir şey yapalım. Ücretsiz mesela su dağıtabilir, çay dağıtılabilir, çorba dağıtılabilir belediye bunu yapabilir hemen akşam harekete geçsinler şu saatlerde olur sabaha karşı değil mi? İyi olur çocuklar dinçleşirler.

Bu gezen helikopterin de mahiyeti bize söylensin. Ne olduğunu bilmiyoruz. Uçak da helikopter de mutlaka keşif amacıyla gezebilir ama bilmemiz gerekir.

Ya kardeşim işte dediğim çok net çözüm, polise tanksavar verirsen adam tankla psikopatlık yapmaya kalkmaz. Uçaksavar verirsen uçakla psikopatlık yapmaya kalkmaz. Polise verilsin bu kadar basit. Yarın dağıtılsın, yoksa da hemen alıp dağıtalım. Bu stingerlar mesela omuzdan karadan havaya roket bayağı net. Devleti zaaf içinde bırakmak gibi olur aksi bu da yakışık kalmaz, kolay yolu varken kolay yol benimsensin.

“Hocam altı savaş uçağı, kırk iki helikopter ve bir firkateyn kayıp olduğu söyleniyor.” Savaş uçağı, altı savaş uçağı o bir yere saklanamaz yani olursa havaalanındadır, helikopterde nereye gidecek açık arazide bir yerde olması gerekiyor, silah mühimmat olmadıktan sonra hiçbir şeye yaramaz zaten. Benzini yoksa zaten hiçbir şey yapamaz. Boş arazide olamayacağına göre hava alanında olması lazım. Havaalanına da polis girsin baksın. Havaalanı polisin gözetiminde olsun. Firkateynden de bir şey olmaz. Firkateyn ne alakası var?

Tabii ki bir durum tespiti için helikopter geçebilir ama halkın bilgilendirilmemesi konumunda biz ne bilelim helikopterin ne olduğunu. Böyle zaaf varmış gibi görüntüye geçit verilmemesi lazım. Gayet kolay bu, açıklarsın, basına haber verirsin “şuan hava kuvvetlerimiz keşif uçuşu yapıyor, helikopterlerimiz de tespit uçuşu yapıyor” bu kadar.

Ben yarın o müjdeyi alayım. Askere, polise bu silahlar dağıtılsın ve polis ağır silahla donatılsın. Makineli tüfek tarzı silahları da daha gelişmişleri verilebilir. PKK’ya karşı mükemmel caydırıcı olur, böyle çılgınlık yapanlara karşı da mükemmel caydırıcı olur.

Bu kadar coşkunsan sen gidip meclisi bombalayacağına git PKK’yla mücadele et, madem bu kadar coşkulusun. Havadan halkı otomatik silahla tarayacağına git PKK’yla mücadele et. Ona çıt çıkartmayıp gelip burada Türk halkına saldırmaya kalkarsan bu haram olur, günah olur, vicdansızlık olur.

Tayyip Hocam, alıncaya kadar, orduya bu silahları dağıtıncaya kadar söyleyeceğim.

İzleme çok yüksek. Bu milletimizin teveccühü hayret mesela büyük olaylarda akıl almaz bir izleme oluyor demek ki hem güveniyorlar, hem de bir manevi ışık, bir güzellik buluyorlar demek ki, çünkü makul bir izleme var bizim normal ama böyle olaylarda akıl almaz yüksek oluyor. Mesela bu saatlerde izleme normalde çok çok azalır bizde başlangıca göre bir ve ikiye göre çok azalır. Mesela şuan akıl almaz yüksek.

Bak askerlerimiz gördünüz dünya tatlısı çocuklar kuzu gibiler orada burada çekilmiş resimler var, videolar var ellerinde tüfekler halk üstlerine gidiyor “kışlaya dönün” diyorlar geri geri gidiyor. Ana kuzusu, dünya tatlısı adam orduyla ne alakası var? Darbeyle ne alakası var çocukların? Darbe onlar için acayip ödleri kopar askerin darbeden, acayip tiksinirler, kendi annesi, bacısı, çoluğu, çocuğu mahvolacak yapar mı? Hemen indiler bak tanklardan falan hemen, ikna çok önemlidir, ikna çok önemli. Birde asker sen garnizondasın mesela getirdi dizdi gece yarısı seni haydi giyinin, giyindiniz tamam, üstü başı silahları takın tamam takarsın bu normal bindin tanka gidiyorsun gelirsin tamam ee orda baktın kendi halkın toplanmış, komutanın geldi albay yahut yarbay, binbaşı ne olursa olsun hadi bakayım askerler ateş başlayın. Ne oluyor ya dersin? Mehmet Bey dersin yahut Ahmet Bey Allah vermesin aklına bir şey mi geldi senin dersin niye atayım ki? Bunlar kendi vatandaşım dersin. Çünkü onu demesiyle onun rütbesi biter, o artık suçlu bir insandır. Onu dediğinde çünkü herkes de duyuyor, görüyor rütbesi gitti demektir. Artık o sana uymak durumunda. Sen onun rütbelisi olursun. Çünkü sen askersin senin askerliğin devam ediyor, sen devleti temsil ediyorsun, artık o devleti temsil etmiyor o devlet karşıtı. Sen devleti savunan konumuna geçiyorsun kanunen haklı konumdasın. Ondan sonra diyor ki sana “ben seni vururum.” Oo, al bir suç daha, o zaman nefsi savunmaya da giriyor bu yani tam anlamıyla haklı konumda oluyorsun. Yat ulan aşağı dersin, çıkarırsın kelepçeyi eline vurursun bitti konu budur. Sakın itaat etmesin asker. Baktı bir anormallik var sakın itaat etme. Başka türlü de olabilir mesela adam cinnet geçirir karısını, kızını getirir benim çocuklarımı öldüreceksin der. Cinnet geçirmiş şimdi sen orada komutanım sözünü dinleyeceğim der misin? Komutanım dersin şu içeriye geç sen bir, sakin ol ben sana bir içecek getireyim falan dersin aniden üstüne çöker yakalar hemen alır hastaneye sevk edersin. Ama bunu nereye götürürsün? Karakola. Burası kanun hukuk devleti adam seni cinayete teşvik ediyor, katliama teşvik ediyor çok büyük bir suç bu. Suça teşvik olduğunda adama, rütbe biter ve suçlu adam konumuna gelir. Sen devleti temsil ettiğin için sen onun üstü olmuş olursun. O senin emrini dinleyecek artık, o andı. Aman ha! Aman ha! İtaat yok böyle olaylarda. Ama diyor ki, “PKK’yla çatışmaya gidiyoruz, kendimizi savunacağız” Allah yolunda canımız feda hepsi tamam. Ama burada sen ne oluyorsun? Dedeler, amcalar, yaşlılar, Müslümanlar var tertemiz insan zorun ne? Ne istiyorsun? Mesela diyor ki asker çocuklar “Biz askerde olmasak şuan sizin içinize katılırız zaten” diyor. Çocuk ne yapacağını şaşırmış, ama bunu ısrarla belirtmek lazım. Cinayete, katliama teşvik eden bir subay artık subay değildir kaybetti subaylığını. Sen devleti temsil ediyorsun görevlisin o senin emrinde olacak. Artık ona söylenecek söz, yat yere diyeceksin kelepçeyi vuracaksın yapılacak bu. Tekrar tekrar söylüyorum ki sakın aksi anlaşılmasın, doğru bilinsin, iyi hafızada kalsın diye.

Kısas tabii kısas var İslam’da da biz modern bir ülkeyiz, İslam’da da “Affederseniz daha hayırlıdır” diyor. Ben affedilsin demiyorum zaten müebbet hapis verilsin. Aynısı, adam mezarda bekleyeceğine hapiste beklemiş oluyor. Ne fark eder?  

Umut Deniz Edige. Halka doğru olan bilgiyi vermek çok önemli sen bundan niye rahatsız oluyorsun? Ne yapmam gerekiyordu?

Helikopter herhalde yamuk bir helikopter olsa zaten bir yerlere bir şeyler yapardı. Anladığım keşif uçuşu yapıyor ama bunu mutlaka günlük bize bildirsinler. İstanbul ise, İstanbul’da şuan keşif uçuşu var. Değil mi? Herhangi bir gazetelere bilgi notu geçebilirler şuan itibariyle yoksa öbür zamanlarda bildirmelerine gerekmez. Ama risk devam ediyor dediklerine göre bilgilendirmeleri gerekir.

Psimist Manyak, “Peki halkın sokakta ne işi var? Darbeyi ya da isyanı bastırmak halkın işi mi?” Darbeyi isyanı halk bastırmıyor. Halk iktidara, devlete desteğini gösteriyor. Devlet de ondan güç buluyor ve karşı taraf da devletin ve iktidarın gücünü görerek tavrını ona göre değiştiriyor, psikolojik etkisi olur onun. Yoksa tabii ki, polis meseleyi halleder. Savcılıklar halleder. Bu kadar şevkliysen, bu kadar coşkuluysan PKK’ya karşı bu şevkini coşkunu kullan. Bu ne?

Bir asker diyor ki, “Beni Güneydoğu’ya PKK’yla çatışmaya göndermediler diye ağlayan bir gencim. Ben bunu yapar mıyım?” Diyor. Bütün asker böyledir bana inanın. Ama rütbeli askerler için bunu söyleyemem. Bir yüzbaşının böyle kandırılması yahut kandırma demeyim de oyuna getirilmesi mümkün değil veyahut taktik uygulaması mümkün değil. Çocukları açıkça yanlış bilgilendirmişler, oyun var.

Uçak, helikopter keşif uçuşları olduğunda televizyonlara kısa bir bilgi notu internetten geçebilir, Genelkurmay veyahut Başbakanlık kimse. Yani bunu otuz kere söylemem meseleyi inşaAllah değiştirir.

“Bilmeden buraya geldik” diye konuşan askerlerin olduğu videolarda polis hep yatıştırıyor, “Korkma bundan sonra sizin başınıza bir şey gelmeyecek” diye. Kuzu onlar zaten görüyorsunuz kimi ağlıyor, kimi şaşırıyor yirmi yaşında çocuk, yeni ergenleşmiş ana kuzusu o ne bilir? Darbe falan. Ne kadar ayıp bu adamlar bu çocukları böyle işte tatbikat var diye. Delikanlı ol, dürüst ol darbeye götürüyorum de, bak bakayım ne oluyor? Niye oyun oynuyorsun? Niye samimiyetsizlik yapıyorsun?

Perinçek ekibi açıklama yapmış, “Biz on dört gün önce Amerika Birleşik Devletleri, Gülen ortaklığıyla darbe yapılacak diye uyarı yapmıştık” diyorlar.

Turgut Paçacı. Sevgiyi, merhameti, şefkati savunmak Allah’ın emri, bundan rahatsız olmuş. Ben böyle ilginç adamlar olmasına hayret ediyorum. Bir Müslüman aksini yapamaz. Daima sevgi, merhamet, şefkat, güzellik, iyilik, kalite, temizlik, Allah’a iman, Allah korkusu her gün bununla mükelleftir Müslüman. Kim olursa olsun böyle bir tavır içinde olacaktır.

Kardeşim bu askerin kafa kesilme olayı yalan haber böyle bir şey yok. Bu daha önce Mehmetçiğin geçirdiği bir trafik kazasından çekilmiş fotoğraf, eski bir fotoğraf yani çok eski bir fotoğraf o. Dünkü olaylarla alakası yok, kimse asker kafası kesmez. Kimse de ona müsaade etmez. Asker bizim canımız, bizim evladımız, polis sarılıp götürdü hepsini. Gözyaşlarını elleriyle sildiler. Onlar bizim çocuğumuz, kendi evlatlarımız. Millete akıl öğretmeye kalkmasınlar. Asker kafası kesen adam olmaz bu memlekette. Kimse de böyle bir şeye müsaade etmez asker bizim askerimiz. Böyle fitne yaymak, böyle yalan haber yaymak hem ayıp hem günah hem çirkin. Ve fitnedir "fitne katilden beterdir" diyor Cenab-ı Allah. Yok aslı.

Mustafa Kemal Genç, M. Kemal Genç 12 "Yakında sen de danışman olursun" diyor. Emri bil maruf nehyi anil münker Müslüman’ın mecbur olduğu ibadettir namaz gibi. Ben emri bil maruf nehyi anil münker yapıyorum. Bu danışmanlık mı? Bütün müminler birbirine danışmandır zaten. Ben de bir yanlışlık eksikliğim varsa beni uyarırlar, bende hükümetin bir yanlışlığı bir eksikliği varsa uyarırım. Danışmanlıksa danışmanlık tabii ki. Ama bütün müminler birbirlerinin danışmanıdır. Allah diyor ayete "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilenlerden sorunuz." Ben de bilenlerden soruyorum. Emri bil maruf nehyi anil münkere ben de açığım. Bu bir ibadettir, danışmanlık değil.

Bir tane ere polis "Sen hangi birliktensin?" diye soruyor birliğin yerini bile bilmiyor acayip şeker. Anadolu’dan gelmiş kuzu tam çıkaramıyor tarif etmeye çalışıyor ama.

Polis çok kafalı, çok akıllı, çok vicdanlıdır. Acayip güzeldir ahlakı polisin. Vatan, millet, devlet sevgisi Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Rahmetli Alparslan Türkeş çok güzel eğitti Ülkücüleri. Oradan kalan bir felsefi ahlak ekolü var mükemmel. Mesela çok iyi ayırt ederler ne fitne ne karmaşa nasıl ne yapılması gerekiyor? Mesela kendini kaptırıp kaba bir hareket yapmaz. Sabırla bekliyor sürekli söylüyor "Bak kardeş kanı dökülmesin bir kardeşiz. Siz bizim canımızsınız aman sakın" yoksa beş dakikada girer. Yapmıyorlar sonuna kadar bekliyor sabırla. Canını gerekirse ortaya gerekirse koyuyor ama hiç çekinmiyor. Acayip kabadayıdır polis delikanlıdır. Türkiye o yönde dünyada kimseye benzemiyor bir harikalık var. Kabadayılığın kitabı, delikanlılığın kitabı burada yazılmış maşaAllah. O yönüyle tabii Kuran'a tabidir asıl oradan alıyorlar feyizlerini de.

Binali Yıldırım, "Sabaha kadar uyumayıp sivil toplum kuruluşları, medya mensuplarına çok teşekkür ederim" diyor. Sabaha kadar uyumayan bir tek ben vardım. MaşaAllah. Hayır var tabii de benim bildiğim, gördüğüm, duyduğum. En başından en sonuna kadar. Sürekli nöbet değişimi oldu basında biri gidiyor biri geliyor, biri gidiyor biri geliyor. Burada sabit nöbetçiyiz evvelAllah.

"Türkiye'deki ayaklanmaya tanık oluyoruz" diyor Donald Trump  "Bu başkan Obama'nın ve Hillary Clinton'un başarısızlığının yeni bir göstergesi. Dokundukları her şey korkunç, ölümcül sonuçlara yol açıyor" diye konuşmuş. Yani darbeyi onların yaptırdığını ima etmiş.

Dün on iki saat yayın yaptık. Bugün de yine sabaha kadar devam edeceğiz. İnşaAllah. Nöbetteyiz. Vatan, millet, bayrak nöbeti.

OKTAR BABUNA: Gezi olaylarında da böyleydi.

ADNAN OKTAR: Gezi’de de öyleydi evet.

OKTAR BABUNA: Hep akılcı Kurani tavsiyeleriniz oluyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela polis telsiz konuşmalarında "Askere sakın zarar vermeyin" diye yüzlerce binlerce anons yapıldı. Cayır cayır ana telsizlerden. Onlara zarar verenler suç işlemiş olurlar diye uyardılar. Polis uyardı. Kendi çocuklarımız, kendi canlarımız oturup onları ezdirtir miyiz? Kuzu, alenen kınalı kuzu. Tanktan çıkanı görüyorsun çocuk gibi sarılarak çıkartıyorlar. Orada oynanan oyunu biz onlara mal etmeyiz. Ama provokatörler tek tek yakalansın o profesyonel katiller. Kimse o profesyonel katiller. Havadan halkı taramak ne demek? Tankla halkın arasına dalmak ne demek? Ne cesaret?

Burada birde havadan bombalayan pilotlar cinayete teşebbüs ederek bombalıyor. Bu nasıl bir kafa? PKK'ya karşı böyle iştahlı değil. Azimli değil, kararlı değil. Meclise gelenler kim? Türk milletinin sevdiği insanlar. Beğendiği ve güvendiği insanlar ve vekil tayin ettiği insanlar. Sen bütün Türkiye'ye hakaret ediyorsun. Ve hepsine meydan okuyorsun. Ne yapacaksın sonunda bize ne kazandıracaksın sen? Hadi darbeyi yaptın elde ettin sevgi yok ki sende, merhamet yok, akıl yok, izan yok. Cinnet geçirmişsin. Bu sevgisizlikle sen ne yapacaksın bize ne faydan olacak? Neyi sağlayacaksın?

Diyor ki işte darbeyi falanca kişinin menfaati için yaptırdılar yani Tayyip Hoca’nın yaptırdığını söylüyorlar. O size darbe yapın dedi mi? Demedi. Bitti. O zaman nasıl böyle iddiada bulunuyorsun. Sana o darbeyi yapın diyen kişiler kimse git onların yakasına yapış ve onlara niye uydun bunu düşün ve ne kadar yanlış yolda olduğunu anla. O zaman bunu bize anlatacaksın. Sen her önüne gelenin sözünü mü dinliyorsun? "Git bombala" diyor “havadan” emredersiniz diyor gidip bombalıyor. Mecliste mazaAllah orada insanlar olsa ne olacak? Hepsi ölecekti. Başbakan’ın odası var hallaç pamuğuna dönmüş. Başbakan orada olsaydı gitti. Normalde gece 03:00’te yapmayı planlamışlar darbeyi. Koordinasyon yok hakikaten çok karmaşık bir yapı var. Birçok ihtimal var bir tanesi ön tatbikat olarak yapmış olabilirler. Deneme olarak yapmış olabilirler yani demin anlattığım konu. Nerede zaaflar var nasıl hareket etmeleri gerekir gibisinden. İkinci ihtimal Tayyip Hoca'nın üstüne bunu yıkmak için ona özellikle dokunmamış olabilirler. Yoksa mümkün değil. Külliyeyi yerle bir ederdiler. Bütün ağırlığı oraya verir meclise niye gitsin? Hedefi o çünkü Tayyip Hoca. Meclisin vurulması sansasyon meydana getiriyor. Sansasyon amaçlı olabilir. Halkta bir tedirginlik, halk korkuyor mu ona baktılar aslında. Yani Irak gibi mi Suriye gibi mi? İşgale müsait mi Türkiye onu kolluyorlar? Asıl amaçları savaş. Asıl amaçları darbe değil. Türkiye'yi savaşlara sokmak. Savaşta, işgalde Türkiye nasıl direnir? Direnir mi direnmez mi? Açıkça söyleyeyim bayağı karşılık verirler. Yapanın binlerce kere pişman olacağı şekilde karşılığını alırlar. Darbede askerimiz olduğu için biz çok şefkatli davrandık. Kendi askerimiz. Yabancı asker olması durumunda hiç tavsiye etmem. Yabancı bir işgal durumunda hiç tavsiye etmem. Binlerce kez pişman olurlar. Nesiller boyu anlatılır çektikleri sıkıntı. Hiç tavsiye etmem.

Birde darbenin hemen ardından birden tüm dünya basınında Müslümanların aleyhine yayın başlatılması da ilginç. Türkiye'de IŞİD zihniyeti hakim oluyor vs. diye Türkiye'ye gelsinler İstanbul, Ankara, İzmir her yer modern gençlerle dolu nerede IŞİD zihniyeti var? Bana delil versinler. Çok nadir sarıklı cübbeli insanlar var. Çok nadir parmakla sayılır. Şamata yapmasınlar öyle bir şey yok.

CİHAT GÜNDOĞDU: Halkın tekbir getirmesini haber yapmışlardı.

ADNAN OKTAR: Halkın tekbir getirmesi onun geleneği, güzelliği, ahlakı. İmanının bir teraşühü. Önce Amerika ayarı bozuktu "endişeliyiz" falan böyle ılık ılık izahlar yapıyordu. Ne endişesi? Darbe olmuş endişeliyiz ne demek? Direkt kınaman lazım. Sonra "şiddetle karşıyız" niye? Niye bilin bakayım? Çünkü cevabı verildi de onun için.

Polisin mermisi az oluyor birde bunu düzeltmek lazım. Polise zimmetli olarak her birine en az bin mermi verelim. En az bin mermi. Her yerde polisin mermisi bitiyor her yerde. Mesela burada da bitmiş halk evindeki mermilerden getirmiş. Kendisine verilen beylik silahın mermilerinden. Böyle olmaz. Çok yaygın olarak mermi bitiyor biliyorsunuz. Çok sık duyulan bir şey televizyonda falan da görüyorsunuz.

PKK milleti gördü, böyle bir milletin neler yapabileceğini anlamıştır.  

Hülya Öztürk, Özel Kuvvetler bir anda her yere yetişemez. Özel kuvvetler çok sonradan devreye giriyor. Halen ortada da yok özel kuvvetler o kadar. Polis ortada daha çok. Özel kuvvetler o işlerde görev almazlar. Özel kuvvetlerin daha özel görevleri olur. Polisin güçlendirilmesi çok önemli. Polise uçaksavar füze verilmesi çok hayati.

"Camiler AKP'nin bürosu oldu" bu çok rahatsız edici bir ifade. Buna ait hiçbir alamet, hiçbir mantık hiçbir açıklama yok. Bu ne demek? Nereden çıkarttığını söyle kardeşim? Bana bir mantık söyle anlayayım. Hiçbir mantığı yok.

"Ne mutlu Türküm diyene" diyor gençler takır takır takır silah. O mermiyi atan kişi kimse bulsunlar mermileri atanları. Askerler kuzu gibi duruyor çocuklar. Ama bir kısmı silahı doğrultmuş alenen ateş ediyor. Bunlar ajan mı, provokatör mü nedir bunlar? Bunlar tespit edilsinler.

Uydu yayınımız darbe girişiminden sonra biraz bozulmuş. Doğru mu bu? Bir evlerde öyle net görüntü olmaması var mı?

Rasim, "Hocam emniyette de hala onlarca hain var önce onlar temizlenmeli." Emniyette görevli olan diyor. Yok fark ederse polis gereğini yapar.

Kardeşim camilerden halka uyarı yapılması çok eski gelenektir bizde. Yüzlerce yıllık bir gelenektir. Caminin özelliği o tabii ki halka uyarı yapacaksın. Lafa bak. Niye diyor? Nasıl yapalım, nereden yapalım? Bütün imkanlar kullanılır.

Hasan Demirtaş, "Hocam seni seviyorum iyi adamsın doğru adamsın."

Polisin içinde bozuk adam olabilir, o hiç önemli değil az da olsa olur. Askerin içinde de az da olsa bozuk adam olur. Asker bizim başımızın tacı.

Fikret Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Halkımız caddelerde sabah namazını kıldı Adnan Bey bugün. Birçok ilde. Batman'da, Bingöl'de, Kütahya'da, Sivas'ta.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel.

Türksat bombalandı ya onunla ilgili olabilir. Bazı alet edevat zarar görmüş olabilir. İki şehit verildi biliyorsunuz orada.

Kürt kardeşlerimiz inletti Güneydoğu'yu maşaAllah. Tertemiz evlatlar, koçyiğitler.

"Darbeciyi yargıla erlere dokunma" diye bir etiket var ben de aynı fikirdeyim de bu tespiti Hocamız Sayın Adnan Oktar daha darbenin ilk on beşinci dakikasında söylemişti" diyor. O etiketi yeni yapmışlar saatler önce söylediğimi söylüyor.

Şevval’de ayaklanma ahir zamandaki bir olaya bakıyor. Bütününde baktığımızda da İran-Irak Savaşı’na da bakıyor. Çünkü İran-Irak savaşı da aynı şekilde oldu. Şevval’de ayaklanma oldu, Zilkade’de harp konuşmaları oldu, Zilhicce’de de harp vaki oldu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü