Harun Yahya

Sohbetler (18 Temmuz 2016; 04:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Vatan nöbetindeyiz maşaAllah, elhamdülillah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Siz dün her ihtimale karşı halktan milis kuvvetler oluşturmak gerektiğini ve aklı başında vatanını seven vatandaşların hukuki bir şekilde silahlandırılmasının önemli olduğunu belirtmiştiniz Adnan Bey, maşaAllah bugün Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç “Darbelere karşı vatandaşın meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah alınmasının önünün açılacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet, evet ama öyle tabanca falan değil de otomatik silah olması lazım. Güvenilir aklı başında vatandaşlara zimmetli olarak. Değil mi? Mesela emekli doktor, karayollarında çalışmış devletin güvenini kazanmış aklı başında insanlar var. Darbe etme meselesi değil olay, işgal meselesi İngiliz derin devleti cinnet geçirdi, kafayı yedi, işgal ihtimaline karşı bak şimdi onların en ziyade kullanacağı uçaktır, çok fazla uçaksavar olsun her şehirde, her yerde zimmetli olarak uçaksavar. Onları Allah esirgesin bir durum veçhinde değil de, helikopterle bombalamaya kalkar bilmem ne yapmaya kalkar her yerde karadan havaya roket ve uçaksavar. Bak Emniyet Müdürlüğü’müzde var bir tane oraya gelmediler. Bir tane uçaksavar var oda klasik uçaksavar, çok hayati bu.

Askerimiz aslandır onların hepsi bizim, bizim evladımız küçük bir topluluk Allah hidayet versin, Allah sevgi versin, merhamet versin, şefkat versin ama o tankla milleti ezeni ben hiç affetmem onu söyleyeyim, birde havadan makineli tüfekle taramak çok büyük vicdansızlık ve zulüm. Ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun? PKK’ya yapacağın eylem olarak bilinir o değil mi savunma eylemi olarak bilinir, sen onu nur gibi kardeşlerine, müminlere yapıyorsun. Zorun nedir? Ne istiyorsun?

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, o pilotlardan biri Rus uçağını düşüren pilotlardan biri olduğu öğrenildi. Halka ateş eden.

ADNAN OKTAR: İşte olay şimdi ortaya bütün açıklığıyla çıkıyor. Tayyip Hoca, söyledim bak özür dile dedim. Çünkü devlet adına özür diliyor, iyi olmuş hayırlı olmuş ama uçaksavar uçaktan daha etkilidir. Çünkü adam uçakla gelir ama uçaksavar oldu mu gelemez. Birde her yerde olsun Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Konya her yerde hatta ilçelere varıncaya kadar tesislerde uçaksavar ve aynı zamanda tanksavar sıkıysa gelsinler. Bizim ordumuzdan zaten bir sorun çıkmaz bu konu tamam inşaAllah. Zilhicce’ye de dikkat etmek lazım. Zilkade’ye, Zilhicce’ye inşaAllah ama daima muzaffer olacağız inşaAllah.

Hükümet hemen alelacele belki yapamaz ama bak kalite eksikliği olayı tırmandırıyor başından beri söylüyorum, darbe yapılan ülkelerde bakın hepsine bakın kalite eksikliği vardır. Kaliteli hiçbir ülkede darbe olmuyor. Kalite eksikliği olduğunda mutlaka darbe oluyor. İnsan sevgisi, Allah sevgisi. Birde idamdan bahsetmesinler idam diye bir konu olmaz, idam konusundan vazgeçsinler, öyle bir şey olmasın. Tutuklarsın, hapsedersin o kadar. İdamı sürekli gündemde tutmanın alemi yok.

Polisin silahları da daha kaliteli ve daha güçlü hale getirilsin. Poliste mesela tabanca oluyor mutlaka otomatik silah olsun. Tabanca bir yere kadar, yakın mesafede müdafaada faydalı olur silah. Uzun menzilli olduğunda uzun namlulu otomatik silah gerekir. Polise de o şekilde, aslanlara o şekilde bir uygulama iyi olur. Mermi mesela çok eksik olması, en az üstünde yüz, yüz elli mermi olsun polisin. Polis arabasında da bulunsun. Polis arabası, mühimmat için ayrı bir yer çelik muhafazalı yapılabilir.

Erat mazlum çocuklar hiç haberleri bile yok gördünüz, profesyonel tipler var içlerinde sorun onlar. Mesela tankla ezen bu dedim profesyonel bir tiptir dedim baktım resmine hakikaten öyle bir tip. Halkla sen niye çatışmaya giriyorsun? Sen kendi kardeşlerini onu korumak için o görevdesin ve onun için maaş alıyorsun, onun verdiği parayla geçiniyorsun gidip onu ezmeye kalkıyorsun tankla.

Fakat tabii iyi bir barış planı, iyi bir sevgi planı önden vatandaşa duyurulabilir. Yurtta sulh sağlanacağı, darbecilerin de bunu slogan hale getirmesi çok acayip. “Yurtta sulh” uzun süreden beri ben kullanıyorum bir kere başka kimse kullanmıyor. Yurtta sulh. Duydunuz mu siz başkasından? Sırf ben söylüyorum. Yurtta sulh sağlanacağı, cihanda sulh sağlanacağı, herkesle barışacağımız ve Türkiye’yi çok ileri bir noktaya götüreceğimiz yani sanayi değil sadece. Kalitede, yüksek bir kaliteyi hedeflediğimiz vurgulanması lazım.

Ben Tayyip Hoca’ya dedim ki; bak münafıklara dikkat et dedim. Günlerden beri, aylardan beri de münafık dersi yapıyorum.

Asker böyle bir şeye girmez. Asker darbeyi asla kabul etmez. Erat mümkün mü? Çocukların hepsi şok içindeydiler dikkat ederseniz acayip şaşırdılar. Asker öyle bir, kendi anasına, bacısına, babasına, dedesine darbe yapar mı? Asker. Olacak iş mi? Birde darbe çok tehlikelidir zaten sevgisizlik yaygın o yönüyle de ayrıca tehlikeli bir şey. Darbeyi yapanlar için de çok tehlikeli, onların da başını yer. Darbede şuur, sevgi, merhamet rafa kalkar, çok kontrolsüz olur olaylar, onun için vatandaş da tepkisini çok güçlü ortaya koyması lazım. CHP, MHP, AK Parti mitingler düzenlemesi lazım çok büyük güçlü. Ayrı ayrı da yapabilirler, birlikte yapmasınlar. CHP ayrı yapsın. MHP ayrı yapsın. AK Parti ayrı yapsın birlikte gerek yok. Bu durum AK Parti’yi güçlendirir telaş etmeye de gerek yok. Bu CHP için de tehlike, MHP için de tehlike, AK Parti için de tehlike, ordu için de tehlike. Ordunun da çok çok rahatsız olduğunu görüyoruz. Ordu mensuplarının açıklamalarını görüyoruz. Çünkü zincirleme tehdide dayalı bir sistemdir darbedeki sistem. Mesela adam bir altını tehdit eder, o bir altını tehdit eder, bir altını tehdit eder zincirleme tehdit sistemi gider, halbuki hiçbiri istemiyordur. Mesela darbecilerin aslında başına kadar gitsen yahut bir orta aşamaya kadar hiçbirinin istemediği anlaşılır ama zincirleme bir baskı ve tehdit sistemi oluyor. Mesela çocukları gördünüz köprüde, orada, burada bak tereddütlü öyle duruyorlar ayakta yani ne istiyorsunuz dendiğinde onlar da bilmiyor. “Amaç nedir?” “Bilmiyoruz, bekliyoruz” diyorlar.

İBRAHİM AKMUGAN: “Biz tatbikat var diye geldik buraya” diye konuşuyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, tabii.

Kürt kardeşlerimizle, Ermenilerle, Alevi kardeşlerimizle, Sosyalistlerle, Musevilerle, ateistlerle hep beraber meydanlarda olalım. Solcu sosyalist gençlerle de onlar da çıksınlar, onlar da darbeye karşı tavır alsınlar. Onların aldığı tavrı alkışlayalım, darbeye karşı aldıkları tavrı alkışlayalım. Aleviler Türkiye için çok büyük bir güvencedir. Aleviler çok dürüst, efendi ve kabadayı, delikanlıdırlar bir tek Allah’tan korkarlar, çok cesur bir topluluktur Aleviler yani bütün milletimiz gibi. İsrail’le bağlantımızı hemen daha da güçlendirelim bak söyledim çok isabet oldu. Birde Rusya’yla, İsrail’le biz karşıtken bunun olduğunu düşünün? Demek ki isabet etmişim söylemekle, Rusya’yla barışın dedik Allah’a çok şükür barıştılar. İsrail’le de barışın dedik Allah razı olsun onu da yaptılar. Herkesle barışalım. Alevi kardeşlerimiz özellikle çok muhteşem insanlardır, bağrımıza basalım. Sakın ha. Bazı Alevi mahallelerinde bazı münasebetsizler kardeşlerimize sataşıyormuş saygısızlık yapıyorlar, cahilliklerinden, bilgisizliklerinden, akılsızlıklarından. Alevi nurdur, aslandır, Anadolu’nun sigortasıdır onlar, güzel insanlar. Erdemli, derin düşünen hürmetli insanlardır, çok ayıp, çok çirkin densizlik yapmasınlar yeni bir provokasyon da oradan geliştirmeye kalkmasınlar. Bir şeyi beceremeyince bu sefer başka bir yerden becermeye kalkıyorlar, biz onları uyarıyoruz inşaAllah. Uyarmamız gerekiyor ne yapayım? Ne diyeyim?

Mete Yarar, Nevzat Çelik falan bak benim sözüme geldiler, sevgiyi savunmaya başladılar hiç ağızlarına almıyorlardı. Sevgi, kardeşlik hep teknolojik açıklıyorlardı.

Ben Tayyip Hoca’ya bak yakınında olan kişilere dikkat et dedim defalarca, ben ayrıca haber de gönderdim bak dediğim çıkıyor. Hem televizyondan söyledim, ayrıca haber de gönderdim. Tayyip Hoca, bizim evladımız, bizim insanımız, mazlum o, darbe; yok sultan, yok bilmem ne, garibanın garibanı bir kişiliği savunuyor.  Mazlum bir kişiliği savunuyor. “Benim yerim iki metre toprak” diyor. “Ben sizin hizmetçinizim” diyor. Yazık günah bu kadar üstüne abanmanın alemi yok. Türkiye’de sağdır asıl seçmen kitlesi, sağ bir lider tespit etti onun peşinden gidiyor. Çıkartsanız başka bir sağ lider, onun azminde, onun kararlılığında onun peşinde de giderler. Onun bir özelliği olduğundan değil. Sağ bir noktada toplanmak ister Türkiye’de. Sağı sen zorla sol yapamazsın. Solu da zorla sağ yapamazsın. Sağın bir lidere ihtiyacı olduğuna göre bir insanı seçecektir. Zamanında Menderes dediler, işte sonra Özal geldi, işte Demirel geldi varsa o kararlılıkta, o azimde, o kişilikte birisi getir onu da kabul eder Tayyip Hoca, öyle bir dert değil ki. Seçimle onu getirelim başa. Yok sultan, yok sultan. Ne sultanı? Ne derdi sultan olacak? Tamam, tanıdığımız, bildiğimiz insan yanımızda yetişti herkes tanıyor biliyor. Sanki uzaydan gelmiş gibi bir üslupları var. Tanımıyor musun sen Tayyip Hoca’yı? Tanıyorsun. Saadet Partisi döneminde tanıyorsun her yerde tanıyorsun, bütün gençliğinden itibaren gözümüzün önünde. Belediye başkanıydı. Herkes milyonlar tanıyor. Sanki yeni bir adam çıkmış gibi, yeni birisi değil. Ne yapacak sultan olup? Sağa zarar gelmesin diye gayret ediyor. Hayır, hiç bilmediğimiz, tanımadığımız bir adam olur da gelir Cumhurbaşkanı seçilir falan aklım alır. Çocukluğundan beri tanıdığına göre, gözünün önünde yetiştiğine göre nedir zorun? Ne yapacak sultan olup ne yapacak? Türkiye’yi idare ediyor işte.

Komutanlara acayip saldırmış bu darbe yapmaya kalkanlar, çok büyük bir zulüm. Birde o tankla çiğneme olayı akıl almaz bir zulüm. Öbürleri Mehmetçik tipik kuzu gibi bakıyorlar halka, millet yanlarına yanaşıyor geri geri adım adım gidiyor çocuklar. Ama bu idam konusunu gündeme getirmesinler. İdam midam öyle bir şey olmaz bizde. Ne idamı? Hapsetsinler neyse kanun hukuki şey o olur. Sonra ona bir bakılır ama o tankla adam çiğneyen o asla affedilecek gibi bir tip değil, birde havadan otomatik silahla tarayan. Bu nasıl bir kafa? Zoruna ne oluyor? Hadi korktu havaya ateş etti diyelim çekindi, milletin üstüne ateş etmenin alemi ne? Mahalle muhtarını vurdular. Ne suçu var? Duruyor adamcağız ayakta duruyor ne yapıyor sana? Çok sakat işler bunlar.

Bak şimdi bu ricamı hükümet biran önce yerine getirsin. Bilmiyorum karadan havaya uçaksavar var mı? Yoksa satın alalım. Bir şekilde satın alsınlar. Allah muhafaza eğer o da yoksa klasik uçaksavarlar İstanbul’a, Ankara, İzmir her yere yerleştirilsin. Makine Kimya geceli gündüzlü üretim yapsın ama çok zor karadan havaya roket olmaması.

Şiilik, Şii kardeşlerimiz baş tacıdır. Kürt kardeşlerimiz, komünistler, Sünniler, Sünni Müslümanlar, Nakşibendiler herkes tavır alsın. Sünni’si, Nakşibendi’si, Kadiri’si, Alevi’si, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Ermeni’si, Rum’u hepsi bir bütünüz biz, hepimiz kardeşiz iman etmemiş olabilir hiç önemli değil. Ateist iman eder çünkü Allah’la onun arasında o bizim ona düşman olmamızı gerektirecek bir şey değil o. Allah iman vermemiş ama zaten Resulullah (s.a.v.)’ın ümmeti o, icabet etmemiş, icabet eder, dua edersin icabet eder.

1500’e yakın yaralı varmış, bunların bir kısmı ağır yaralıymış. Arabaların içinde insan varken tankla üzerinden geçiliyor. Ya kardeşim bu nasıl bir zulüm? Ben ilk defa böyle bir olay görüyorum mesela Güney Amerika ülkelerinde falan da darbe oluyor halka böyle bir şey yapmazlar. Bu nasıl bir nefret ve kin? Bu ajanların kini nedir? Asker yapmaz bunu. Mehmetçik yapar mı bunu? O tankın içindeki hain kim onu tespit etmek lazım hangi alçak, ne büyük ahlaksızlık. Sen yüzlerce insanı arabanın içinde çiğneyip geçiyorsun. En azılı manyak olsa yapmaz şunu.

Alevi, Sünni, komünist, ateist, Nakşibendi, Kadiri, Rum hepsi ittifak halinde olacak, hepsi.

BÜLENT SEZGİN: Bir görüntü vardı. Gösterebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Bakayım. Akıl almaz bir psikopatlık. İşte tanksavar olsa mesela polisin elinde tanksavar olsa o onu yapabilir mi? Tanksavar dağıtılsın.  Derhal dağıtılsın ve hükümet bunu bize açıklasın. Polise tanksavar dağıtılsın. Bunu nasıl bir iş? Sıkıysa yapsın o zaman da bir göreyim. Milletin elini kolunu bağlamış olursunuz böyle. Devletin elini kolunu da bağlamış olursunuz aksi olursa. Benim kanaatim, şahsi kanaatim bu. Tanksavar gayet kolay bir şey. Makine Kimya yapıyor, her yere dağıtın. Ve dağıtıldığının haberi de gelsin bize. Uçaksavar da öyle.

Benim bu konuda o kadar bilgim yok da karadan havaya roket yok mu bizde uçaksavar? Onu bir araştırın bakayım. Varsa dağıtsınlar. Ankara, İstanbul, İzmir her yerde olsun. Hayır, klasik uçaksavar da olsun. Polis karakollarına rampa koyup uçaksavarı koysunlar üstüne. Ne mahsuru var? Ayrıca uçaksavar polis karakoluna yapılan saldırıda muazzam caydırıcı olur. Akıl almaz caydırıcı olur. Çünkü polis tabancayla karşılık veriyor. Uçaksavarla teröriste karşılık verileceğini anlarsa adam ne yapar? Kanı iliği çekilir. Çünkü uçaksavarın etkisi de, tanksavarın etkisi de çok güçlü oluyor. Versinler dağıtsınlar. Otuz kere ben bunu söylüyorum, cevap da bekliyorum. Söylemeye de devam edeceğim.

“Hocam, darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren gece gündüz aslan gibi yayın yapıyorsunuz maşaAllah.”

Bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? “Sorunlar sevgiyle aşılır” diyelim.

Burada milleti müdafaasız bırakmamak için tekrar söylüyorum, polise uçaksavar verilsin ve tanksavar verilsin. Bizim ordumuzdan bize bir şey gelmez bir kere onu söyleyeyim. Öyle bir olay olmaz, ordu bizim aslandır. Dış müdahale için hazırlık yapıyorlar olay bu. Eğer tanksavar ve uçaksavar her yerde olursa -mebzul miktarda- kimse yanaşamaz Türkiye’ye söyleyeyim. Çünkü uçakla gelmeye kalkacak. Gelemez. Çünkü en büyük sorun böyle oluyor. Mesela mazlum ülkelere saldırıyor yabancı ülkeler halk tam hedef olmuş oluyor. Yani halkın elinde hiçbir şey olmuyor hiç. Adamlar da elini kolunu sallayarak gidiyor. Ama halkın elinde silah, polisin elinde de uçaksavar, tanksavar olursa ne içeride darbeye kimse yaklaşabilir, ne de dışarıdan müdahale olur. Denge gerekir bak İran’daki gibi bir modeli düşünelim. İran’da üç ayrı grup var. Hatta dört. Bir; meşru ordu, iki; halk ordusu, bu halk ordusunun tankı tüfeği her şeyi var. En ağır silahlar hepsi var. Milis güçleri. Üç; üçüncü bir yapılanma var yine. Dört; Mehdi ordusu. Hiçbir şekilde darbe tehlikesi olmuyor İran’da bu sebepten dolayı hiç.  Dış ülkelerin de ödü kopuyor. Hangi biriyle uğraşayım diyor yani adam. Orduyla baş etse halk ordusu var, halk ordusuyla baş etse üçüncü yapılanma var. Dördüncü de Mehdi ordusu, bir milyon kişilik Mehdi ordusu var.

Mardin yıkılıyor helal olsun, acayip kalabalık Mardin. Göster. Aslansınız aslan, bak benim Kürt kardeşlerim görüyor musunuz vatan millet sevgisini? Kürt neymiş? Delikanlıymış. Kürt neymiş? Kabadayıymış. Yiğitmiş ve efeymiş. İşte bu kadar. Olayın cevabı. PKK titresin.

KARTAL GÖKTAN: Cizre’de de kardeşlerimiz darbe zihniyetine karşı salavatlarla sabaha kadar nöbet tuttular. Video da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah Allah, maşaAllah çok güzel. Cizre halkı neymiş? Tertemizmiş. Müminmiş, muttakiymiş. Bütün dünya duysun nasıl mübarek insanlar olduklarını, nasıl güzel insanlar olduklarını.

Hatta İran’ın dışarıda da güçleri var ayrıca, dışarıda da orduları var, dış ülkelerde. Yani bayağı güçlü orduları var. Mesela bu Hizbullah yapılanması var Lübnan’da biliyorsunuz. İran’a bağlıdır. Lübnan’ın en büyük gücü.

Yazar Kürşat Berkan, “Şu karışıklıkta kargaşada, her sözünde en çok ve en iyi sağduyu ve barış çağrıları yapan Adnan Oktar, takdir ediyorum” diyor. MaşaAllah.

Darbeye korktuğu için baskıdan tehditten dolayı karışan erat olabilir, çocuklar olabilir aman aman aman mesela hemen sarılır alır götürürsün, darba falan gerek yok. Öyle şeylere gerek yok. Mesela darbe günü de ben; hemen askeri araçların içine girersin kucaklar indirirsiniz. Allah esirgesin, Allah vermesin bundan sonra zaten olmaz da. Değil mi? “Sen benim kardeşimsin, seni götüreceğim” dersin. “Evine götüreceğim hadi” yahut “Kışlana götüreceğim. Gel bizim arabaya seni götürüyorum.” Öbürlerini de öyle kucaklarsın. Hiçbir şey yapamazlar. Yapmazlar, yapamazlar.

Tayyip Hocam çok rahat olsun. Milyonlar yanında, öyle tüyüne dokundurtmayız. Öyle bir konu olmaz gönlü rahat olsun. Yalnız bulunduğu her yerde uçaksavar olsun. Konvoyunda da uçaksavar olsun. Birde havadan bir yerden bir yere giderken mutlaka en az dört jet uçağıyla korunsun, en az dört. İki değil de en az dört. İki yandan da refakat etsin. Diğer ikisi de sağdan soldan bakar. Asıl İngiliz derin devletinin yapacağı kahpelik çok önemli, ona çok dikkat etsinler. Ordudan bir şey çıkmaz. Bizim askerimiz kuzu gibidir, onlardan bir şey çıkmaz. Askerin içine girmiş ajanlara çok dikkat etmek lazım. Ordu, sağlam ordu o bizim aslanlarımız, Koçyiğitlerimiz, kınalı kuzular onlar. İki değil, dört uçak. Sağında solunda, iki tane de aşağıdan yukarıdan. Bir sağında solunda, birde iki tane de aşağıdan yukarıdan. O şekilde olsun. Konvoyunda da mutlaka karadan havaya roket bulunan uçaksavarlar bulunsun, omuzda taşınan.

O yok mu bizim ordumuzda? Bir bak bakayım hava kuvvetlerinde karadan havaya roket diye bir bakın bakayım. Hava savunmasında roket diye de ayrıca girebilirsiniz.  Şimdi bak bizde var mı onu soruyorum ben. Karadan havaya roket her yerde var. Rusya’da da var, Amerika’da da var, herkeste var. Türk ordusunda var mı ben onu soruyorum.

Ordumuza laf yok. Ordumuza sakın yanlış laf eden olmasın. Onlar beş bin yıllık şerefli maziye sahip Koçyiğitler, aslanlardır. Onlar bizim başımızın tacı, bizim evlatlarımız, bizim canlarımız. Allah için canımızı vermekte bir an tereddüt etmeyiz hiçbirimiz.

Türk Hava Kuvvetleri, Türk Kara Kuvvetleri için bugüne dek bu tarz sistemler üretilmiş ama şimdi bu hava savunma füzeleri varmış işte. Atılgan var, Zıpkın diye var. Tamam işte bu Atılgan, Zıpkın, bu karadan havaya füze sistemlerini polise de dağıtsınlar. Yarın ben bunu duyayım, gecikmeye gerek yok. Ve tanksavar. Poliste tanksavar olsun. Kamyonla gelip adam saldırıyor, PKK; bomba yüklüyor. Polis ne yapıyor? Otomatik silahla, en fazla otomatik silahla tabancayla ateş ediyor. Tanksavar olursa o kamyon yanaşabilir mi kardeşim? Bomba yüklü kamyon tanksavar olursa yaklaşabilir mi? Yaklaşamaz. Bütün karakollara dağıtılsın. Yani tabii güvenilir gördükleri yerde, güvenilir insanlara, güvenilir şekilde dağıtılacak. Bu kadar. Polisimiz bizim bayağı aklı başındadır. Büyük bölümü ülkücüdür. Allah razı olsun Başbuğ’dan canım benim, o siyasetçiden çok öğretmendi. Bütün teşkilatları gezerdi, böyle ayakta uzun uzun sohbet. “Evlatlarım” diye böyle anlatıyor. O tok sesiyle çok güzel şevklendirirdi. Ondan sonra bak onun evlatları vatan millet savunmasında çok kararlı, dem almış, terbiye almış, devlet terbiyesiyle yetişmiş çok efendi delikanlılar olarak görev yapıyorlar. Özel harekat da öyle. Büyük bölümü hep ülkücüdür. MaşaAllah, milletin mayasında var ülkücülük. Doğuştan ülkücü oluyor yani. Hakikaten Türk milleti denince mayası öyle.

800 bin, 500 kilometreye kadar menzilli roket, o ayrı. O radar tespiti yapar, radar tespitini vurur. Zaten havada öyle vızırcık atma diye bir olay olmaması lazım. Yani ben burada bir zaaf gibi göründü bunu söylemek durumundayım. Kulakla tespit ediliyor. “Bak bak bak uçak geliyor” diyor. Kardeşim, radarla tespit edersin inmeye mecbur edersin. İki taraftan ablukaya alırsın çökertirsin. Usûl budur. Ama uçaksavar varsa sende zaten adam uçmaz. Yani öyle bir şey olmaz. Şu an zaten hava tehlikesi yok Allah’a çok şükür her şey halledildi. Bir casus, bir oyuncu ordunun içine girme ihtimali yok. Veyahut bir cahilin, bir aklı zayıfın girmesi ihtimali şu an yok. Ama asıl tehlike dıştan gelecek müdahale. Bu; biz savaşa nasıl karşılık veririz, zaaflarımız var mı bunu tespit için yapıldı. Yani hava savunma ve kara savunma durumu nasıl? Yani tanklarla girdiğimizde sorun çıkar mı? Halk ne yapar? Bak, arabaları çiğneyerek geçiyor tank. Kardeşim, tanksavar olduğunda o tank yerinden bile kıpırdayamaz. Kamyon dizmene gerek kalmaz, çıkamaz oradan, neresiyse orada kalır. Yani cinnet geçirmiş olması lazım. Olmaz. Polise tanksavar verilsin uzatılmaya gerek yok ve uçaksavar verilsin derhal. Dış müdahaleye karşı hazırlık yapalım. Ordu bizim zaten ordumuz, onlar bizim aslanımız canımız ama sadece orduya dayalı bir savunma sistemi olmaz, polis de aynı şekilde güçlendirilsin. Yani ikinci dev bir güç haline getirelim, ağır silahlarla donatalım polisi, sayısını artıralım. Özel harekat okullarından on okul daha açalım kardeşim parasıyla değil mi? Aslanlarımızı alalım yüksek maaşla güzelce bakalım özel harekatçılarımızı. Mesela olay oldu hemen özel harekat devreye girdi. Niye gidip özel harekatı bombaladılar, aslanlarımı şehit ettiler? Niye? En tehlikeli onu görüyor da onun için. En kabadayı, en yiğit onu görüyor kendi mantığında. “Baş edemem ben bununla” diyor “havadan vurayım” diyor. Bak aslanlarım hep şehit oldular orada. En güzel yerleri de onlara verelim, oteller var lüks büyük oteller, istimlak edelim verelim parasını neyse orada özel harekatçı yetiştirelim. Adamlar öyle görüyor çünkü. Askerimizin hepsi kabadayı, hepsi yiğittir ama biz dış müdahaleye göre hazırlık yapmamız gerekiyor, iç müdahaleden bunlar ümitlerini kestiler. Dış müdahale şimdi onların derdi. İç müdahaleyi denedi adamlar, şimdi dış müdahaleyi deneyecektir. Süratle hazırlık yapalım. Halkı savunmasız bırakmayalım. Tanka, topa müdahaleyi kendileri yaparlar, o topa halk bir şey yapamaz ama en tehlikeli şeyler tank ve uçaktır. Tank ve uçağın da en çekindiği şey tanksavar ve uçaksavardır. Uçaksavar uçaktan daha etkili bir silahtır. Yani tam donanımlı bir uçaktan daha etkilidir bir tane uçaksavar. Ve barışçıl bir silah bu, çünkü savunma amaçlı. Tanksavar da barışçıldır, o da savunma amaçlı. Adamın kafası yetiyorsa gelir. Dış müdahaleye hazırlıklı olalım.

KARTAL GÖKTAN: TSK’daki hava savunma füzelerinin fotoğrafları vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Bu Atılgan.

ADNAN OKTAR: Bu çok büyük, bu olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Bu da Zıpkın.

ADNAN OKTAR: Bu olur, bunları karakollara yerleştirebiliriz. Karakollara, hükümet binalarına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yerleştirsinler işte. Büyük, önemli tesislere, Telekom, TRT’ye, TRT’nin her tarafına yerleştirsinler hava savunma sistemlerini.

KARTAL GÖKTAN: Bir de Stinger füzesi var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İşte benim kastettiğim bu. Bu Türk ordusunda varmış öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam kardeşim, işte olay bu. Polise dağıtsınlar, karakollara versinler. Ve tanksavar. Tanksavar çok hayatidir. Mesela ordunun içinde küçük bir grup cinnet geçirir, ajan sokar bilmem ne yapar, tanksavar oldu mu tank çıkmaz oradan. Adım atamaz yani. Tanksavar olmadı mı işte böyle arabaları ezerek geçer adam. Adam manyak, zalim. Sen kendi vatandaşını eziyorsun, ahlaksız. Deli misin sen? İçinde çoluk çocuk var, kadınlar var. Böyle bir ahlaksızlık, kahpelik olur mu? Sanki tarlada gidiyor. Cinnet geçirmiş gibi. Böyle ahlaksızlık ben görmedim. Kundakta çocuklar var, yaşlı adamlar var arabaların içinde, Allah’tan kork vicdansız. Tankla çiğneyerek geçilir mi? Mesela tanksavar olsa oradaki karakolda sıkıysa geçsin. Uzatmaya gerek yok, bunu hemen yapsınlar yarın bana haberi gelsin.

Yalnız şu özel güvenliklerin bir kısmı çok çekingen ve ürkek oluyorlar yani yok hükmünde gibi.  Bu insanları özel eğitelim. Bir olay olduğunda bazıları araziye geçiyor. Böyle ürkek, çekingen, korkak da demeyeyim de yani böyle bir garip hal. Buna bir çözüm bulunması lazım. Özel güvenliğin daha böyle cesur, yiğit olması lazım. Polisin öyle bir derdi yok. Polis kabadayı, delikanlı yani yiğittir, efedir. Ama özel güvenlik bambaşka bir kişilikte oluyor bazıları. Ona bir çözüm bulunması şart. Ya polis kadrosuna alınsınlar polis eğitsin onları. Maaşlarını da özel güvenlikten alsınlar yine. Ama kadroları polis olsun veyahut buna benzer bir çözüm. Başka bir çözüm de olabilir. Bir acayiplik var.

PKK’lılar dün gece Tunceli’de yol kesip tır yakmış. Yaktıklarına, yakacaklarına bin pişman edeceğiz. Onlar kargaşa içerisinde bir şey yapmaya çalışıyorlar öyle mi? Beklesinler, geliyoruz. İflahlarını keseceğiz, iflahlarını. Çok akılsızlar, ahlaksız herifler. Türkiye neyle uğraşıyor, onlar neyin peşinde?  Haysiyetsiz herifler. İngiliz derin devletinin uşağı olmuş köpekler. Bu işleri kolay zannediyorlar. Millet topluca üstlerine gidecek kanunla-hukukla, akılla-fikirle.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün akşam Taksim’de yatsı namazını kılan cemaatin resmi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Özel harekat polislerimiz.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan, Koçyiğit. Onlar ahir zaman mücahitleri. Resulullah (s.a.v.) bu aslanları övmüş hadislerinde. “Ahir zaman benim zamanımdan daha hayırlıdır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Onlar sizden elli kişinin aldığı sevabı alacaklar” diyor. “Niye?” diye soruyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’e, “O zaman çok çetindir” diyor. Bunar da anlı şanlı mücahitler, bu aslanlar.

Şu dakikalarda Yeşilköy’deki Hava Harp Okulu’nda darbecilere operasyon yapılıyor. Allah hayırla, güzellikle sona erdirsin. Allah her yerimizi nuruyla sarsın. Milletimizi belalardan, badirelerden, zorluklardan, acılardan korusun. İslam’ı hakim etsin. Hz. Mehdi (a.s)’ı zahir etsin. Seyyidina İsa Mesih’i zahir etsin. Olaylar artarak devam edecek. Türkiye’de de, İslam aleminde de, dünyada da, ta ki İmam Mehdi zuhur edinceye kadar. Allah dediğini yaptırır, illa ki.

Mümin, Tak Tak Dede; “Adnan Bey bozkurt işareti yapmış bir resminizi bekliyoruz. Hocalıktan reisliğe geçmenizi diliyoruz” diyor. Ülkücüler de, Alperenler de, AK Parti gençliği de hepsi aslandır. CHP gençliği de öyle aslandır, delikanlıdır, hepsi kabadayıdır. Hepsi aynı şekilde güzel huyludurlar. Bizim reislikle işimiz olmaz. Hocalıkla da alakamız yok, reislikle de alakamız yok. Ben herhangi bir mümin, Müslüman insanım, herhangi bir Türk vatandaşıyım. Alimlik, hocalık iddiamız hiçbir zaman için olmaz. İşte reislik, başlık, baş yücelik falan öyle bir özelliğimiz de yok. Allah’ın herhangi bir kulu olmak bana yetiyor. Öyle büyüklük iddiamız olamaz, olmadı da, olamaz da.

Bu darbe olduğu akşam meclise gidin dedik, milletvekilleri de Allah razı olsun zaten duyarlılar, zaten giderler. Meclise gitmişler. Bir süre anahtar bulamamışlar, bir. Bu kez de ışıkları yakacak, ses sistemini açacak teknisyen bulunamamış. Nöbetçi sağlık ekibi yok. Yani bir lakaytlık, düzensizlik, kalite eksikliği, çok dikkat çekiyor yani bir başıboşluk ve ferahlık. Bunların hepsi planlanıp rahatça düzene koyulabilir.  Meclis gibi bir yerde teknisyen de nöbetçi olarak duracak, doktor da duracak, her gün her saat. Korumalar her saat orada olması lazım yani hizmet edecek, yardımcı olacak her türlü eleman. Gece olunca oranın bomboş olması olmaz. Her yerde bir düzen, tertip, akış şart. Sığınak da çok alengirli bir yermiş, orayı da bulamamışlar. Kimsenin haberi yokmuş sığınağın nerede olduğundan. Halen de bilmiyorlar sığınağın nerede olduğunu. Veyahut geçmişte yapılan yığınak orası böyle iptal edilmiş olabilir diyor, sığınak dağıtılmış olabilir diyor inşaat yapılırken. Yani savaş ve saldırı durumuna göre bir sığınak yok Büyük Millet Meclisi'nde. Akşam adam yok, kimse yok. Işıkları yakacak adam yok. Sağlıkla ilgili eleman yok. Hiçbir yerde böyle bir başıboşluk olmaması lazım.

Darbenin durdurulmasında sivil toplum kuruluşları çok önemli rol aldı diyor. Gece o saatlerde benim dışımda konuşan yoktu. Cumhurbaşkanı da sonra konuştu, diğer parti liderleri de sonra konuştular. Vatandaşları itidale, sakinliğe çağıran bendim. Bunu yaptıran tabii Allah.

Bastırılan darbe girişiminin organize biçimde üç ay sonra yapılacağı ancak Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 10 Temmuz’da Genelkurmay’a gönderdiği TSK'daki paralel yapı mensuplarının isim listesinin sızması nedeniyle öne çekildiği öğrenilmiş. Ağustos’taki YAŞ toplantısında tasfiye edileceklerini öğrenen FETÖ, PYD mensupları darbe planını 15 Temmuz’da hayata geçirmeye karar vermiş. Cuntacılar hava saldırılarında yer kumandasından değil havada tuttukları Awaks uçağından yapmışlar. Hava saldırılarını yönetmek ve hava trafiğini kontrol edebilmek için Malatya'da konuşlu bir Awaks erken uyarı uçağı havalanmış. Cuntacılar daha fazla uçak kalkmasın diye askerlerimiz Ankara Jet Üssü’nün pistini vurmuş. Yani pisti dağıtmışlar. Akıncı Üssü'nün pistini vurarak diğer uçakların kalkması önlenmiş." Hakikaten nefes almadan uçak geliyordu. Biri gidiyor biri geliyor. "Malatya İkinci Ordu Komutanlığı’nda darbecilere direnen askerler çatışmış. Van Jandarma Asayiş Komutanlığı darbeye katılmayı reddetmiş. Aynı şekilde Hakkari Jandarma Komando Tugayı da komutanın emirlerine rağmen direnmiş. Şırnak Akçay Altıncı Motorlu Piyade Tugayı ile Yirmi Üçüncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’ndan da silah sesleri yükselmiş. Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugayı’nda da uzman çavuşlar darbecilere direnince çatışma çıkmış.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Üç parti lideri şehitlerimizin cenazesinde birlikte saf tuttu Adnan Bey. Binali Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli; fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Evet bu çok güzel. Ama büyük mitingler çok iyi olur. MHP, CHP, AK Parti büyük mitingler yapsın. Köprülere Türk bayrakları asabiliriz büyük. Boğaz Köprüsü’ne boydan boya Türk bayrağı asalım. Şöyle bir dalgalansın. Ama tabii büyük mitingler güzel, bu halkın tepkisini gösterir ama düşman güçten anlar, kuvvetten anlar çünkü karşımıza kuvvetle çıkıyor. İşgal tehlikesi olduğu için Türkiye'yi, her yere uçaksavar. Emniyete. Yurt dışından alalım elimizde o kadar yokmuş. Az sayıda işte otuz tane bir çeşitten var, elli tane bir çeşitten var. Sekiz yüz kadar. Sekiz yüz değil, bize sekiz bin anca yeter. En az sekiz bin omuzdan atılan roket her yere dağıtalım. Çünkü Mersin'e gidecek, Adana'ya gidecek, Edirne'ye gidecek her yere gidecek.

Dün Denizli ve Çankırı'da deprem oldu biliyorsunuz İstanbul'da da oldu. Bir fevkaladelik var. Bir yoğunluk var. Bu depremler de bir şey ifade ediyor, bir şey anlatıyor. Belanın tehlikenin devam ettiğine işaret.

Şu hava savunma füzelerinden parasıyla değil mi alalım. En az sekiz bin adet, sekiz yüz değil sekiz bin adet. Ve polise dağıtılsın. Mesela beş tane Emniyet Genel Müdürlüğüne, beş tane Vatan'daki müdürlüğe. Beş değil de üç tane de olabilir iki tane dağıtılabilir her yere. Muazzam stratejik üstünlük meydana getirir bu, müthiş. Düşün düşman uçağı yaklaşamıyor. Piyade olarak girerlerse zaten nesiller boyu unutamayacakları bir acıyla karşılaşırlar. Onu hiç tavsiye etmem. Kabadayılığın delikanlılığın kitabı yazılır Türkiye'de o zaman, sakın. Ama havadan vurmaya kalkarlarsa çözüm belli.

PKK'ya bu unsurun silah dağıttığı söyleniyor ayrıca. İngiliz derin devletinin elemanlarının. Gözaltına alınan pilot sayısı önemli değil. Türk Hava Yolları’nda görevli bizim çok fazla askeri pilotumuz var. Büyük bölümü askeri pilot zaten ve çok iyi uzmanlar. O konuda bizim bir açığımız olmaz. Birde gözaltı demek illa tutuklama anlamına gelmez. Gözaltına alınanlardan suçsuz çıkanlar olabilir. Bu tip şeylerde gözaltılarda bazen suçlu suçsuz hepsi gözaltına alınabiliyor. Bunu çok makul karşılamak lazım bunda üzülecek, kızacak, darılacak bir şey yok. Vatan millet yararına hiç sorun çıkartmadan gözaltına almak istiyorlarsa tamam buyurun gidelim dersiniz. Ortalık yatıştı mı da suçsuzsan çıkarsın zaten. Polis o anda onu nasıl tespit etsin o kargaşa içerisinde? Genel mesela bir yerde olay oluyor orada bulunanların hepsini alıp götürüyorlar. İçinde suçluyu o anda tespit edemez. Bunda küsüp darılacak bir şey yok.

Kalkışma gecesi silah da kaçırılmış fakat bunların hepsi düzeltilir bunlar dert değil. Hepsi çözümlü konular.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul'a çevre illerden bin sekiz yüz özel harekat polis takviyesi yapılarak kritik öneme sahip tesisler ve caddelere konuşlandırıldı. Edinilen bilgiye göre söz konusu alanlar zırhlı kobra ve ejder olarak adlandırılan araçlarla takviye edilerek devriye çalışmaları sürdürülüyor.

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu darbe diye bir şey kalmadı. Asker çünkü hiç böyle durumla karşılaşacağını hiç ummuyordu. Hiçbir piyade er bunu kabul etmez. Bir tane bulamazsın. Erbaşlar da kabul etmezler. Ama subayların içinde özel olarak eğitilmiş, hırslı, sevgisiz kişiler varsa İngiliz derin devleti bunlara kancayı takmış olabilir. Ben bunlara paralelci demiyorum direkt İngiliz derin devletinin elemanı diyorum. Biliyor veya bilmiyor olayı İngiliz derin devleti yönetiyor.

"İncirlik Üssü'nün Tük komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan darbe girişimi başarısız olunca Amerika Birleşik Devletleri’ne sığınma talebinde bulunduğu ileri sürüldü" diyor. O nasıl olacak? Elçiliğe gitmesi lazım öyle bir şey olması için Amerikan elçiliğine. Böyle bir şey mümkün değil.

WikiLeaks, "Türkiye hakkında yüz binden fazla belge yayınlayacağız" diyerek Twitter’da ilan etti. “Bir yandan Stratfor hala baskı yapmaya devam ediyor. Bunlar önemli noktalar görünmeyen açıktan olmayan bir baskı hala çok net devam ediyor" diyor. Amerika Birleşik Devletleri Düşünce Kuruluşu Stratfor darbe öncesi gecesi saat 3:12'de Tayyip Hoca havadayken uçağının koordinatlarını paylaşmış. Gövde gösterisi yapıyorlar güya. Tayyip Hoca'ya hiçbir şey yapamazlar unutsunlar bunu. Tayyip Hocam samimi, bizim insanımız Anadolu’dan bir insan. Mazlum bir insan. Ama meselelere kendini üzmesin daha da rahat olsun. Bizim millet vicdanlı millet. Böyle ite kopuğa kaptırmayız. Millet canını ortaya koyuyor gerekirse ki bu çok küçük bir olaydı yani bunun yüz mislini yapacak güce sahip milletimiz. Bu çok küçük bir bölümü.

Hakan Baba’ya da geçmiş olsun. Hakan Fidan'a, aslan gibi de çıkmış resim çektirmiş iyi olmuş. Herhalde bir süre gizlendi o da normal olayları takip etti herhalde.

BEYZA BAYRAKTAR: Sabaha kadar çatışmışlar.

ADNAN OKTAR: MİT'te. MİT'in elemanları dehşettir deli mi bunlar? Bomba momba MİT'e etki etmez.

Muhsin Yazıcıoğlu rahmetli onun düşen helikopterinden parça sökerken görüntülenen rütbeli subay Marmaris'e giden suikast timinin lideri çıktı. "O parçayı niye götürdün?" demişlerdi o zaman "hatıra olarak saklamak istedim" demişti.

Dündar Paşa’yı da tebrik ediyorum kabadayının delikanlının hası. Basiretli, ferasetli bir komutan aslanlar aslanı. Allah ömrüne bereket versin vicdanlı temiz bir insan. Birinci ordu hep tarih boyunca destan yazmıştır Osmanlı’dan bu yana. Bütün kalkışmalarda hep birinci ordu bastırmıştır.

Helikopterdeki TİM’ler Tayyip Hoca’ya baskına giderlerken “İnlerimize gireceklerdi inlerine girmeye gidiyoruz” demişler. O da MİT’in dinlemesine takılmış o telsiz konuşması.

Bu ana kuzusu aslanların büyük bölümü askeri cemse bildirilmişler kuzu gibi etrafı seyrediyorlar. Halk yanlarına geliyor onlara sevimli sevimli bakıyorlar. Üstlerine de gelince geri geri gidiyorlar çocuklar. Darbeyle onlar ne alaka? Oradan buradan Kayseri, Manisa, Tokat’tan falan toplayıp getirmişler çocukları akşam akşam. Zaten onlar da dertlerini bütün gayretleriyle anlatıyorlar aferin heyecanlı heyecanlı. Aileleri hiç tedirgin olmasın. Bizim devletimiz müşfik ve merhametlidir. Aklı başında bir devlete sahibiz. Hükümet merhametli, dindar bir hükümet. Acayip. Bir şey olmaz. Ama o tankla halkın arasına giren alçak o kahpe cezasını çekecek onu söyleyeyim. Ben böyle bir ahlaksızlık görmedim. Senin hiç mi vicdanın yok? Ahlaksız herif bu nasıl bir şey? Biçip atıyor filmi gösterdiler bakamadım filme. Akıl almaz rezalet. Ne kadar vicdansız adamsın sen? İnsan da değilsin sen. Mahluksun yani. Böyle şey olur mu? Kendi vatandaşın. Şu azgınlığa bak. Birde havadan o silahla kim tarıyorsa o helikopterden ateş atıyor halkın arasına. Sen cinnet mi geçirdin be adam? Böyle münasebetsizlik olur mu?

O dev roket rampalarını getirmişler. Roketle bombalayacaklarmış. Köylüler engel olmuşlar roketlerin çıkışına. Helal olsun traktör falan çekiyorlar bilmem ne. Fotoğrafları gördünüz mü? Teyzeler falan ellerinde odunlarla traktörlere binmişler, köylüler falan. Ne şahane millet. Atmış beş-yetmiş yaşında teyze başörtülü falan. Ellerinde koca sopalarla traktörle hazır mekanize tugay yani böyle. Cepheye sevk edilmeye hazırlanıyorlar.

GÖKALP BARLAN: Ekmek bıçaklı ablalar, teyzeler vardı.

ADNAN OKTAR: Ekmek bıçağı.

BEYZA BAYRAKTAR: Çok güzel başörtülü bir bayan da kamyona doldurmuş bütün erkekleri onları getirmişti şoför olarak.

ADNAN OKTAR: Bizim milletimiz kanunsuz bir şey yapmaz. Aklı başındadır. Ama ne olur ne olmaz diye de tedarikli gelmişler anladığım kadarıyla. Ama böyle bir millet yok. Böyle kabadayı, böyle delikanlı korkunun k’si yok. Gazeteci diyor ki, “Halk burada” diyor “korkmuyor musunuz?” diyor “Ne korkması lan ne korkması?” diyor. “Biz ölmeye geldik buraya” diyor. İllet oluyor o lafı ettiği için. Ama hakikaten müthiş münasebetsiz. Lan nereden çıkartıyorsun? Lan derken ortalığa söylüyorum onların adına da öyle ortalığa söylüyorum yani ona söylemiyorum. Nereden çıkarıyorsun? Adam yağmur gibi kurşun yağdırıyor girmiş içeriye. Korkan adam oraya gelir mi? Ne kadar saygısız bir ifade. Münasebetsiz bir ifade. Haklı olarak çok müthiş tepki gösteriyorlar, müthiş öfkeleniyorlar. Delikanlıya korkmuş denir mi? Allah korumuş onu yine. Yani yine iyi çok ucuz kurtuldu. Kamera bir yana kendi bir yana giderdi Allah esirgesin. Delikanlıya, kabadayıya sen “korktun” dersen. Bu nedir? En ağır lafı etmiş oluyorsun.

KARTAL GÖKTAN: Az önce bahsettiğiniz resmi gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Bakayım. Of cepheye sevkiyat var. Balta. Ama böyle mekanize böyle köy olmaz. Kötü bir şey yanlış bir şey yapmazlar onlar ama ne olur ne olmaz yani kendilerini savunmak için yanlarında bulunduruyorlar.

OKTAR BABUNA: Al Jazeera televizyonunun bir ifadesi var. “Vatanın nasıl olması gerektiğini” diyor “Türkler gösterdi.”

ADNAN OKTAR: Hah güzel söylemiş. Nasıl?

PİRAYE YÜCE: Bir gecede.

ADNAN OKTAR: Bir gecede gösterdi evet. Bu görünen bizim milletin karakterinin daha yüzde biri bile değil. Kabadayının binde biri değil.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Independent gazetesinden Robert Fisk “15 Temmuz akşamı yaşananların darbe olmadığını savunarak asıl darbe önümüzdeki aylar ya da yıllar içinde olacak” dedi. “Darbenin başarısız olmasının ordunun Erdoğan’a sadakat gösterdiği anlamına gelmeyeceğini” söyledi. Fisk Amerika’nın seçilmiş hükümete destek açıklamasında bulunduğunu ancak 2013’te Mısır darbesinde olduğu gibi darbenin başarıyla ulaşması durumunda Erdoğan’a da Mursi gibi davranılacağından emin olunması gerektiğini” yazdı.

ADNAN OKTAR: Tabii ki bu ordunun Tayyip Hoca’yı desteklediği anlamına gelmez. Ordu devleti, milleti destekliyor. Milletini seviyor. Huzuru seviyor. Adaleti, güveni, demokrasiyi seviyor. Gösterilen tepki demokrasi tepkisidir. Hükümete destek tepkisi değil. Hükümeti destekleyen ayrı. AK partili kardeşlerimiz var. Efendim onlar destekliyorlar, tamam. Tayyip Hoca’nın da kılına dokundurtmayız.  Bunu unutacaklar. İsterse yine denesinler. Yine aynı karşılığı alırlar. Aldıkları karşılığı bir düşünsünler. Değil mi? Demek ki “karşılığı alacaklar” dedim. “Alırlar” dedim değil mi? Aldılar işte. Detaya mı gireyim yani. Ne denediyseler hepsinin de karşılığını aldılar. Kılına dokundurtmayız. Bu vatanın evladı Tayyip Hoca. İstediği gibi demokratik, siyasi faaliyetini yapar. Sen onu engellemeye kalkarsan biz de seni engelleriz kanunla hukukla. Müsaade etmeyiz.

KARTAL GÖKTAN: Vatandaşların tanklara aldığı önlemi gösteren bir resim vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Taş mı sıkıştırmışlar araya? Hakikaten çalışmaz vaziyette. Ama çok uyanıklar. Çelik olsa daha iyi olur yalnız. Bir daha akıllarında olsun da. Bir çelik parçası büyük böyle irice bir çelik parçası. Daha etkili olur yani daha iyi olur.

KARTAL GÖKTAN: Kamyonuyla vatandaşları taşıyan bayanı da gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Sevkiyat var. Bizim milletin kabadayılığının üstüne bir kabadayılık dünyada yoktur söyleyeyim. Böyle kabadayı millet dünyada yok. Böyle delikanlı. Kitap yazmışlar, destan yazmışlar. Çanakkale’de de öyle. Bilmiyor korkuyu Allah’ın hikmeti bir tek Allah’tan korkuyor. Başka korku nedir bilmiyorlar. Başka ülkede olsa bu darbe ekibinin yarısı kadar bile olsa hemen kabul ederler. Tek tek ülke ismi vermeyeyim de yani olacak ülkeleri biliyorum ben. Hemen kabul ederler hemen. Hiçbir sorun çıkmaz. Mesela Fransa’da olsa böyle bir şey sabahına Fransa’da konu bitmiş olur. Anında. Derhal biter. Ama millet yiğit, millet yürekli, çifte yürekli.

KARTAL GÖKTAN: Meydanlarda demokrasi nöbeti tutan minikler de var Adnan Bey onların resmini gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Severim ben sizin tatlılığınızı. Bunlar da nöbetçiler değil mi, geceleri? Aslan bunlar, aslan. Aferin. Ağabeyinin canları, kuzuları bunlar. Destan yazdılar, destan. Aferin.

KARTAL GÖKTAN: Malatya Belediyesi de darbecilerin tanklarını engelleyebilmek için hendek kazmış. Onun da resimleri var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Doğru, doğru olmuş. Ama buradan geçer tank. Bunun pek şeyi olmaz. Tank için çözüm, tanksavardır. Polisin elinde tanksavar olduğunu bildiğinde tank hareket edemez. Çünkü tek atışta tank diye bir şey kalmaz. Allah muhafaza, hiç kimse de öyle bir şeye cesaret edemez. Uçak da öyle zaten alçaktan uçuyor, mutlaka yakalar. Yahut silah olarak da uçaksavar olabilir. Her yere konulabilir. Ama onun gücü daha zayıf, namlulu uçaksavar o biraz güç, olur da çok maharet isteyen bir şey o.

TRT binasını korumaya gelen halk da “O kurşunların bitene kadar buradayız” diyor. Bak kabadayı görüyor musun delikanlıyı?

Polis acayip yiğit, halis efe böyle maşaAllah binanın içine tek başına giriyor hiç umurunda bile değil. Asker eğer hak bir dava olsa böyle davranmaz. Bayağı çatışır ama dava hak değil. Onun için çocuklar hemen teslim oldular. Dava yok ortada bir şey yok. Savunulacak bir şey yok.  Nereye gitseler çocuklar silahları teslim ettiler. “İnin tanklardan” iniyorlar. Halk mesela bir sarılıyor hemen kucaklayıp indiriyorlar. O, mesela Pkk ile çatışmada asker böyle bir şeye girmez. Yeri-göğü birbirine katar, asker.

EBRU ALTAN: Müdahale olursa da demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, yeri-göğü birbirine katar, öyle bir şey olmaz. Ama kendi vatandaşına karşı ancak birkaç tane kahpe çıktı. Ahlaksız, alçak daha hala kinleniyorum o köpeğe. Ahlaksıza bak, aklım durdu tankla bütün gücüyle giriyor, vay köpek vay. Orada çocuklar var, anneler var, dedeler var ahlaksız. Hepsi ehl-i secde, iman ehli insanlar. Köpek herif, olacak iş mi şu yaptığın? Bu nasıl bir kin, nefrettir. Bu nasıl bir manyaklıktır? Bir de arabaları ezerek giriyor bir tanesi de. Ayrı bir azgın da o, haplı mıydı sarhoş mu o, deli mi? Anlaşılacak gibi değil. İşte öyle bir şeyde tanksavar olsa daha köprüye gelmeden durdurursun.

Tanksavar bol miktarda versinler polise. Hayır, bombalı kamyonlarla geliyor adam. Kamyonun içine doldurmuş amonyum nitrat, TNT, bilmem ne bilmem kaç ton, süratle gidiyor. Tanksavar olsa uzaktan, bitti. E tanksavar yok polis ne yapıyor? Otomatik silahla ateş açıyor. Otomatik silahı dinlemez ki kamyon. Adam eğilip geçip gidiyor. Hiç bekletmeden yıldırım hızıyla tanksavar dağıtılsın, tanksavar roket ve uçaksavar. Acayip bir güce ulaşırız. Bir de sivil halka milislik kimliği verilsin. Otomatik silah dağıtılsın, uzun namlulu, vatandaşa. Tabii aklı başında, güvenilen insanlara mahallelerde. Bak bakayım adım atabiliyor mu, İngiliz derin devleti? Halkın hiçbir şeyi yok kardeşim sadece imanlı kalbi var. Tayyip Hoca diyor ki; “Onların tankı, topu varsa bizim imanlı kalbimiz var.” Kardeşim, o tank, top bizim tankımız, topumuz. Bizim tankımızı, topumuzu bir sarhoş ele geçirirse onu durduracak sistem de bizde olması lazım. Dolayısıyla imanımız var, elhamdülillah. Ama Allah bize imkan da vermiş. Allah, teknik yönden güçlü olmamızı istiyor Kuran’da bizim. Her yönden güçlü olmamızı istiyor. Bunu savuşturacak imkan varken biz bunu yapmazsak harama gireriz. Tanksavar farz, uçaksavar farzdır. Polise de ilgili yerlere de dağıtılsın.

BÜLENT SEZGİN: “…mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et.” (Enfal Suresi/65) diyor ayette Allah.

ADNAN OKTAR: Evet.

Bir gecede tank sürmeyi öğrenmiş bizim millet. Son sürat caddelerde geziyorlar. Göstersene. Bir saatin içinde öğrenmişler. Son gaz geçiyorlar. İşte bu kadar, akşam da içinde uyurlar Allahualem.

Tutuklamalar çok seri olsun, bir de cezaevlerinin çevresinde de yine Özel Harekat tedbir alsın, cezaevlerinde ve tutuklananlar Türkiye’nin bütün cezaevlerine dağıtılsın. Belirli cezaevlerine göndermesinler.  Tabii yetkililer daha iyi bilirler ama vatandaş olarak ben fikrimi söyleyeyim, vicdanen içim rahat etsin. Türkiye’deki bütün cezaevlerine dağıtılsınlar. Tek bir yere değil ama her cezaevine de Özel Harekat, asker de jandarma da tedbir alsın, cezaevi çevresinde. Bir de tutuklamaların çok süratli yapılması lazım. Savcı sayısını artıralım. 40’tı, niye 40 olsun? 100 olsun. En az 100 savcı baksın. Seri tutuklamalar olsun. Bunda üzülecek bir şey yok aileler de tedirgin olmasın. Vatan-millet meselesi. Hiçbir şey olmaz gönülleri rahat olsun. Suçu yoksa hemen kurtulur. Erler için de aileleri hiç tedirgin olmasın hiçbir şey çıkmaz. Güvende olurlar daha iyi bir süre beklerler, hepsi çıkar, suçu yoksa. Suçu olmayanlar boş yere kendilerini üzmesinler.

Bu Giresun’daki helikopter kazasını da yine bu İngiliz derin devletinin yaptığını düşünüyorum. Bunlarla bağlantılı. Çok şeytani, çok girift plan yapabiliyorlar. Bu paralelin-dikeyin yapacağı şey değil. İngiliz derin devletinin elemanlarının yaptığı anlaşılıyor. Uzmanlık gerektiren şeyler bunlar. 

Çocuk acayip şekermiş, canım benim. Şehit olmuş çocuk. Tayyip Hoca’nın ağlıyor ya, üzülüyor. Tayyip Hoca’nın da o kadar üzülmesi doğru değil, şehit olmuş nihayet. Yorgunluktan, üzüntüden tamam gerilmiş olabilir, çok vicdanen rahatsız olmuş olabilir. Ama çok metin olsun çok güçlü olsun. Olmaz o, bizim cumhurumuzun başı o. Biz onu her zaman dimdik böyle ayakta yaman göreceğiz. Kendini üzeceği bir şey yok tevekkül edeceğini biliyorum zaten heyecandan ağlamıştır. Ben üzüntüden ağladığını zannetmiyorum. Çünkü her ikisi de şehittir, diğer kardeşlerimiz de şehit olmuşlardır. Şehide ağlanmaz. Tayyip Hocam’ı biz hep yaman göreceğiz, hep güçlü göreceğiz. Üzülen, darılan bir hali olmasın. Hüzünlü görmeyelim. O an tamam insanlık hali, bir heyecan duymuş olabilir. Heyecandan ağlandığına inanıyoruz, heyecandan olabilir. Ama çocuk çok şekermiş. Göstersene.

KARTAL GÖKTAN: Bu Allahualem eski resmi. Şehit olduğunda 16 yaşında.

ADNAN OKTAR: Ama çok güzelmiş çocukken. Allah gani gani rahmet etsin. Fakat Tayyip Hoca’nın o kadar üzülmesi doğru değil. Toparlasın kendini. Yine şehitlerimiz olabilir yine olaylar olabilir. Hep biz onu metanetli, tevekküllü olarak görmeye alıştık. Ve hep öyle göreceğiz inşaAllah.

Bombaları PKK’ya Kuzey Irak’ta hava harekatı düzenlenecek diye yükletmişler uçaklara. Ondan sonra gidip meclisi falan bombaladılar.  Çengelköy’deki evlerin bir kısmı 16-17 yaşındaki Kuleli öğrencileri. Onlar çok şekerler. Ben ara sıra görüyorum. Bayağı sevimliler. Efendi efendi tıpış tıpış gidiyorlar. Kafalar tıraşlı, köfte gibi. Etrafa da fazla bakmıyorlar. Bayağı yakışıklı sevimliler. Nereye gittiklerini ne yaptıklarını bile bilmiyorlarmış. Okulda doğum günü var falan diye çağırmışlar okula çocukları. Bunların aileleri hiç üzülmesin, tedirgin olmasınlar. Hepsi hallolur. Yani masum, mazlum olanların hepsi ayrıt edilir. Ama şuan olağanüstü bir durum var. Seri tutuklamalar yapılması lazım. Savcılıklar da hiç tereddüt etmesinler. Hemen tutuklama eğer riskli görüyorlarsa bir şüphe görüyorlarsa. Yani böyle çok çok da kendilerini yormalarına gerek yok. Hiçbir şey olmaz. Sonra onu da bir düzeltirler, şekle şemaile koyarlar. Yani vicdanen rahatsız oluyor olabilirler. Öldürmüyorsun, asmıyorsun, kesmiyorsun. Elliye elli bir durum var. Mecburen tutuklayacaksın yani. Bunda bir şey yok. Olabilir de olmayabilir de yani. Ayrıca can güvenliğini de sağlamış oluyorsun. Devletin tesisinde, devletin ekmeğini yiyor, devletin binasında kalıyor. Hiçbir şey olmaz yani. Aileleri falan da hiç kendilerini üzmesin, tedirgin olmasınlar. Hiçbir şey çıkmaz öyle şeylerden. Ama hainse tabii ona göre karşılık. Mesela o alçak, o bitti o söyleyeyim ona. O tankla milleti ezen, insanları ezen. Nasıl bir alçaklık? Ruhunda hiç mi sevgi yok, merhamet yok? Canavar bile yapmaz bunu, hayvan bile yapmaz yani. Hayır, suçu yok günahı, tanımaz bilmezsin. Delirdin mi? Basıyor geçiyor. Ya aklını kaybetti, ya manyak bilmiyorum yani. Böyle ahlaksızlık ben görmedim yani.

KARTAL GÖKTAN: Bir ses kaydı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Nedir?

KARTAL GÖKTAN: Çengelköy’de toplanan kalabalığa yönelik olarak askerlere direkt ateş emri veriyor komutanları.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak akılsızı görüyor musun, vicdansızı görüyor musun? Onların içinde annen olabilir, bacın olabilir. Deli misin sen be adam? Bu kadar manyaklık olur mu? “Doğrudan ateş edilsin.” Düşmanla mı karşı karşıyasın? Mazlum, halktan insanlar. Böyle bir ahlaksızlığı nasıl yapabilir benim aklım hayalim duruyor? Merak edip toplanmış, bilmez etmez. Tüfekle oraya dizilmişsin. Nedir bu askerler değil mi gösteri mi yapıyorsun? Her yerde toplanır halk. Niye ateş edilsin? Helikopterle ateş edilecekmiş. Bu nasıl bir zalimlik? Bu kafayı nasıl elde etti bu zulüm ruhunu? Allah’tan korkan bunu yapmaz. Dinle, imanla alakası olan da yapmaz. Aslında bunu bir incelemek lazım. Mesela bu adamı bulsunlar, bunu inceleyelim bu adamı. Bu nedir yani? Mahluk ya. Yani bunu en azılı manyak yapmaz. Bunu kim yetiştirmiş? Bunun annesiyle, babasıyla da konuşmak lazım. Bu hale nasıl gelmiş bu? İnsan değil bu, şeytan bu. Bilmezsin etmezsin şimdi askerler oraya toplanmış. Halk bunu merak etmez mi? Hala devam ediyor, ne olduğunu da açıklamamışsın. Halk olay mı var bir şey mi var, geliyor. Askerler zaten bir şey demiyorlar. Onlar ellerinde tüfeklerle duruyorlar. “Helikopterle doğrudan ateş edilsin.” Bak yukarıdan da adamın haberi yok, bilmiyor etmiyor. Annesi, bacısı, kız kardeşi, dedeler, amcalar, Müslüman muttaki bir topluluk. Hepsini tarayın diyor. Yani tehlikenin büyüklüğünü millet görsün. Hadi senin başarılı olduğunu düşünelim, Allah esirgesin. Senin gibi bir ahlaksız ne yapmaz bu millete? Her türlü zulmü yaparsın. Mahvedersin milleti yani. Millet senin yanına bırakır mı bunu? Burada hayvanın yapmayacağı bir mahlukat eylemi var. Bu tankla ezen dangalağı da bir sorgulasınlar. Zoru neymiş? Bu kadar azgın nasıl olabilir, bu kadar merhametsiz nasıl olabiliyor ve bu kadar acımasız olması?

KARTAL GÖKTAN: Bir video var Adnan Bey. Sivilleri bombalayan F-16 jetlerini durdurmaya çalışan kahraman Kazanlılar üzerine direkt ateş açılıyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

GÖKALP BARLAN: Yedi kişi şehit oluyor burada.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Bu olay nasıl? Bir daha haberi okusana sen bana.

KARTAL GÖKTAN: Sivilleri bombalayan F-16 jetlerini durdurmaya çalışan kahraman Kazanlılar…

ADNAN OKTAR: Ama F-16’yı nasıl durduruyor orada yani nasıl bir teknik imkan var?

KARTAL GÖKTAN: Askeri üssün önüne gidiyorlar galiba.

ADNAN OKTAR: Ama uçağı nasıl durdurabilir insan?

GÖKALP BARLAN: Uçağın kapısına geliyorlar durdurmak için.

ADNAN OKTAR: Durdurmak, konuşarak ikna etmek istiyorlar. Öyle olur. Yoksa öyle fiili bir durdurma olmaz yani. İşte orada uçaksavar roket olsa, o uçakların hiçbiri kalkamazdı. Polisin elinde öyle bir imkan olacak, hiçbir anlamı olmaz. Yani halkı savunmasız bırakmasınlar. Bu çok büyük felaket olur. Bir sarhoşun eline geçebilir, bir manyağın eline geçebilir uçak. Bir delinin eline geçebilir. Vatandaş savunmasız mı kalacak? Gayet kolay savunması, imkan var. Üssün elektriklerini kesmek istiyorlarmış. Akıncılar Üssü, bu üste Hulusi Akar ve diğer komutanlar rehin tutuluyormuş.

Bir de özel harekata ağır silah verilmesi önemli. Ve dediğimiz zamanda yapsalar, bak üç yıldan beri rica ediyorum hükümetten. Bak üç yıldan beri özel harekatı güçlendirin dedim. Artık ezberledi herkes. Okullarını arttırın, maaşlarını da arttıralım, imkanlarını da arttıralım, eğitim kalitesini de arttıralım. Mesela oraya yirmi özel harekatçı gitse biter iş. Yani anında konu biterdi, yirmi tane. Akıncılara girdi mi konu kapanırdı. Yani ağır silaha da gerek yok. Normal otomatik silahla girseler biterdi. Çünkü asker zaten direnmez orada. Asker bir rezalet olduğunu görüyor. Kendi vatandaşı bombalanıyor, ister mi? Anasına, babasına, dedesine, amcasına bomba atılıyor. Kim kabul eder bunu? Hangi asker kabul eder? Bir de bütün her yerin elektriğini kesebilirler böyle bir şeyde. Bütün Türkiye’de elektriği kesebilirler. Uçaklara falan hiçbir şekilde müdahale edemezler. Simsiyah karanlığa bürünür. Hedefi de göremezler, hiçbir şey yapamazlar.

Meclis'i bombalayan uçakların oradan kalktığını anlamış halk, konuşmaya gitmişler. Cuntacılar, "Biz darbe karşıtıyız. Gidin buradan." demişler. Bir süre anlamamış halk, yalan söylediklerini fark edememişler. Oyun da oynuyorlar,  "Biz darbe karşıtıyız." diye. Habire uçaklar kalkıyor nasıl darbe karşıtısın?

Sanatçılardan çıt yok. Gıkları çıkmıyor. Allahualem bir kısmı herhalde tırstı. Kardeşim, konuşun. Allah rızası için konuşmanız lazım. Bu nedir? Çıtları çıkmıyor.

Tanklar da polisin niye dikkatini çekmiyor? Oraya tank dolduruyorlar Boğaz Köprüsü'ne; oranın güvenliği var, polisi var ilgilenmiyor vardır bir bildikleri gibisinden. Halbuki hiç yanaştırılmaması lazım. Şehir içinde tankın ne işi var?

Birde havaalanında bakıyorsun sürekli uçak uçuyor. Pistin önemli bir noktası bozulabilir. Elektrikler kesilebilir. Elektrik kesilirse zaten bütün sistem biter. Trafonun da kullanılamayacak hale getirilmesi, jeneratör varsa jeneratörün kullanılamayacak hale getirilmesi olabilir. Bir de tank geçişi için mesela anayoldan tank geçiyor, anayoldan tank geçişini engelleyecek engel rahatça yığılabilir ana yollara. Ama refleks çok zayıf oluyor. Gece ben mesela duydum darbe olduğunu derhal müdahale ettim, hemen gece. 22:00'da anladık darbe olduğunu. Ben anlamadım, "Askerler geçiyor."  falan dedi çocuklar, "kalabalık." falan. Sonra dedi ki Nuri, "Bize silah doğrulttular." falan dedi. Hoppala dedik. Sonra haber geldi. 

OKTAR BABUNA: Hemen gelip yayına başladınız.

ADNAN OKTAR: Evet. Akademisyenlerden de ses yok. Profesörler falan çıtları çıkmıyor.

EBRU ALTAN: Uçakları havadan infilak edecekleri gibi planlamışlar. Yerle bağlantısı yokmuş o kadar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bir roket konuyu bitirir. Awakslar var, awaks havada vurulacağını anlarsa çünkü akıl almaz infilak olur havada, cehenneme döner ortalık ve asla böyle bir şey yapmazlar. Hepsi düşer, toptan beraber düşerler. Mesela benzin nakli yaparken havada vurulsa toptan hepsi aşağı dökülür, sapır sapır dökülürler. Ve bu muazzam bir tehdit, tek bir roketle bu elde ediliyor. Tek bir roket, omuzdan. Hiçbiri kalkmaz. "Hazır" dersin "roketler. Gelin, bekliyoruz." desen ne düşman uçağı gelebilir ne de böyle İngiliz derin devletinin ajanlarının eline geçmiş uçaklar.

Jetler tabii yüksekten uçuyor ama hedefi rahat vurmak için genellikle çok alçalıyorlar. Şehirde de zaten evlerin tavanlarına değecek şekilde uçuyorlar. Yani uçaksavar olduğunda o şekilde olmaz. Ama diğer uçaksavarlardan olur. Çok kapsamlı olanlar var, teşkilatlı olan var ya göstermiştik. O da olur. Emniyetin çatısına korsun veyahut başka yerlere korsun, özel çelik muhafazalar içinde yani bomba etki etmeyecek yerlerde muhafaza edilebilir. Şehirde en az yirmi otuz yerde olması lazım, İstanbul gibi koskoca bir şehirde. İstanbul'u işgal etmek isteyebilirler. İstanbul'u işgal etmek isteyebilirler, İstanbul'un savunması çok önemli. Onun için uçaksavar konuyu bitirir. Tanksavar, ikinci derecede. Uçaksavar çok hayati. Helikopter için zaten o omuzdan olan tam. Helikopter otomatik silahla da vurulabilir. Eğer güçlü otomatik silah varsa helikopter vurulur, darmadağın olur. Düşman helikopteri gelirse, o onun için çok ciddi caydırıcı bir unsurdur, otomatik silah. Çünkü çok yaklaşıyor. Öyle güçlü bir malzemesi yok helikopterin, çelikten yapılmıyor her yeri.

Şu ağır makinalı tüfekler var ya rampada, ne diyorlar ona bir şey diyorlar? PKK da kullanıyor. 

OKTAR BABUNA: Doçka.

ADNAN OKTAR: Doçka evet. O tarz makinalı tüfek; helikopter dayanmaz ona. Yani o kadar değil darmadağın olur.

Tören sırasında dua eden imam şunları söylemiş, "Bilhassa okumuşların şerrinden bizi muhafaza eyle Ya Rabbi." diyor. Okumuşlardan ne istiyorsun? Ne yapalım, diplomayı geri mi verelim? Hayır, ilkokula da gitsek okumuş oluyoruz. Ne yapacağız? Bu nasıl bir akıl? Aklına geleni söylüyor. O ifadesini düzeltsin o imam efendi. Kendin de okumuşsun birader; alim olmuşsun, hoca olmuşsun. Lafa bak da hizaya gel. Okumuştan şer geliyormuş yani. "Küfrün, delaletin şerrinden" de, "şeytanın şerrinden" de, "zalimlerin şerrinden" de. Okumuşlardan ne istiyorsun? Bir de "bilhassa" diyor.

İşte uçaklar için de çok gelişmiş uçaksavarlar istesinler. Ankara, İstanbul, İzmir, Samsun, Adana, Erzurum, Diyarbakır her yere kursunlar hava savunma sistemi. Tayyip Hoca’ya bunu yaptırıncaya kadar bekleyeceğim, sürekli söyleyeceğim.

Tabii kendi helikopterlerimiz de düşman eline geçebilir, uçaklarımız da düşman eline geçebilir. Mesela adam kaçırmış uçağı. Suriye tarafında Amerikan üsleri var, İngiliz üsleri var oraya da götürmüş olabilir, götürürler de, götürebilirler de. Öyle bir durumda en güzel çözüm hava savunma sistemi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gölbaşı’nda katıldığı cenaze namazında açıklama yapan Başbakan Yıldırım “Aşırı tepkiler vermekten sakının, Türk Silahlı Kuvvetleri bizim geleceğimizdir. Kurumsal kimliğini zedeleyen bir davranış içinde bulunmayalım. Onların kıyafetinin içine girmiş olanları karıştırmayalım. Halkının üzerine tankları süren, onları tarayan canilerdir, hak ettikleri her türlü cezayı alacaklardır. Gündüz vatandaşlarımız işinde gücünde olacak, normal hayatımıza devam edeceğiz. Ama bu çok büyük bir olay, akşam hem demokrasi nöbetine devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Ama dediklerimi de yapsınlar biz nöbet bekleyelim de, bekleyeceğiz tamam. Uçaksavarları her yere yerleştirsinler, tanksavarları da polise versinler elimiz güçlensin. Türkiye’yi işgal etmeye de hazırlanıyorlar bak söyleyeyim. Özellikle İstanbul’u işgal etmek istiyorlar. Tedbirde fayda var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbenin bir numaralı ismi olduğu iddia edilen Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında başlatılan operasyonda gözaltına alınan diğer generaller de terörle mücadele şubesine getirildi.

ADNAN OKTAR: Darbeyi alelade bir şey görüyorlar. Halkın vurulmasını, tanklarla ezilmesini hiç önemli görmüyorlar. Darbe mi lazım hemen yapalım beş dakika kafasındalar. Yani sonunu düşünmüyorlar, çok vahim, korkunç bir şey olduğunu görmüyorlar. Demokrasinin tıkanan bir noktası yok. Millet sağcı sağ hükümet istiyor, ne var bunda? Ne yapmaları gerekiyor yani nasıl hareket etmeleri gerekiyor?

Bu kadar öfke çok yanlış. O bir Anadolu delikanlısı, Kasımpaşa’da yetişmiş bir mazlum delikanlı. Oturup onun üstüne üstüne daha hala işte yok “senden muhtar dahi olmaz” bilmem ne. Ne kadar ayıp. Bir de bayağı şevkli yani mühim olan şevkli, samimi olması, azimli olması. İmanlı, aklı başında insan. Bu kadar ezmeye çalışmak, bu kadar üstüne gitmek yazık günah ve çok ayıp. Çünkü bunun kıstasını kim belirliyor? Yok “uzun adam” bilmem ne. Kötü bir şey mi uzunsa, daha iyi işte. Yani bir acayipliktir gidiyor ama hükümet tabii kalite ve sanat bakanlığını kursun. Kaliteli bir devlete, kaliteli bir millete, kaliteli bir ülkeye müdahale olmuyor. Tamam, var kalitemiz ama bunu çok artırmamız gerekiyor, çok çok artırılması lazım. Yani tutucu olunur tamam ama kalite eksikliğinin açıklaması yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Darbe girişimine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada gözaltına alınarak dün akşam İstanbul Adliyesi’ne çıkartılan on iki general, bir amiral tutuklandı Adnan Bey. Aralarında Üçüncü Kolordu Komutanı Korgeneral Erdal Öztürk’ün de bulunduğu rütbeli askerlerin darbeye teşebbüs, örgüt kurmak ve yönetmek, cumhurbaşkanına fiili saldırıya teşebbüs ve kasten adam öldürme suçlarından cezaevine gönderildiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Ben bilmiyorum tabii adamlar suçlu mu suçsuz mu, adli takibatın sonunda belli olacak da, dünyanın her tarafında darbeciler o kadar ucuz görüyorlar ki halkı. Adam öldürmeyi de çok sıradan görüyorlar. “Gidin bombalayın beş dakika” diyor, “hemen bir indirme yapın” diyor “adamı öldürün” diyor “onları da asın kesin.” Kendilerine olduğunda dehşete kapılıyorlar ama. Veya kendileri dövüldüğünde, sövüldüğünde yahut yakınları öldürüldüğünde akıl almaz ızdırap alameti gösteriyor. Başkası olduğunda çok ucuz görüyor, “Ne olacak?” diyor “olsun” diyor. “Ne olacak, olsun” olmaz. Unutulur gibi değil o tankla kardeşlerimizin şehit edilmesi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbeciler tarafında rehin alınan Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan 15 Temmuz gecesi Jandarma Genel Komutanlığı’na önemli bir konu var diye çağırıldı. Daha sonra başından vurularak şehit edilmiş halde bulundu. Kendisi darbenin akamete uğramasını sağlayacak önemli isimlerden biriymiş.

ADNAN OKTAR: Turgut Aslan adı gibi aslan. Koçyiğit, efendi, yüksek ahlaka sahip, merhametli, şefkatli, tertemiz dürüst bir vatan evladı. Allah şehadetini makbul etsin, Allah şehadetini kabul etsin. Allah yakınlarına sabrı cemil ve uzun ömür nasip etsin. Pek muhterem, değerli bir insan şehidimiz. Bu kahpelik ve alçaklık, yalan söyleyip kahpece tuzak kurmak çok büyük ahlaksızlık. Şimdi mesela tir tir titriyorlar. Peki sen niye şu an ızdırap çekiyorsun, yapanlar? Canları çok tatlı. Onları çekip vursalar asla istemezler. Ne kadar kolay görüyorlar. Sana ne yaptı o? Sadece vatan millet savunmasıyla uğraştı. Hiçbir suçu yok, günahı yok, niye çekip vurursun? Zorun ne, ne kazandın?

KARTAL GÖKTAN: Hastanede yaralı olduğuna dair de haberler varmış Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bizim duyduğumuz yaralı diye ama herhalde kafadan ağır yara aldığına göre komadadır muhtemelen. Çünkü kurşun yarası kafada çok zor bir şey. Ama şehit olduğuna dair de haberler var. Bu haber karmaşasını da hükümet ortadan kaldırsın. Birçok şeyin mahiyeti bilinmiyor. Nasıl olur, devlet bunu nasıl bilmez? Çok güçlü bir haber alma sistemi kurulsun. Vatandaşa da bilgi verilsin. Kuvvet komutanlarının ne yaptığından haberimiz yoktu, olaylardan haberimiz yok, ona soruyoruz, buna soruyoruz. Meclisin içine giriyorlar mecliste elektrik sorunu oluyor, su sorunu oluyor yani her şey sorun oluyor. Bunların hepsinin muntazam işler hale getirilmesi lazım.

Rus Sputnik’in haberine göre kırk iki helikopterin kayıp olduğu söylüyorlarmış. Türkiye içinde saklanamaz. Türkiye’de nereye saklayacak, iğne iplik değil ki saklasın. Kırk iki helikopter yani ucu bucağı yok. Ama öyle bir şey varsa muhtemelen Suriye, Irak’a geçmiştir. Başka ülkeler kabul etmez zaten. Orada Amerikan üsleri var, İngiliz üsleri, Fransız üsleri var oralara geçmiş olabilirler. Ama oradan bir saldırı diye bir şey olmaz, o zaman Türkiye kendini savunur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Darbe girişiminin olduğu gece Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarından bir imamla bir hafız şehit oldu.

KARTAL GÖKTAN:  İmam Mustafa Yaman. Hafız İbrahim Demir.

Bir daha bu haberi oku.

BÜLENT SEZGİN: Darbe girişiminin olduğu gece Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarından bir imamla hafız şehit oldu.

Ayrıca Astsubay Ömer Halis Demir ise darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’yi alnından vurarak öldürdükten sonra oradaki darbeci askerler tarafından şehit edildi. Vurduğu darbeci general Özel Kuvvetler Karargahı’nı ele geçiren ve darbenin beyin takımından biri. Bu kişinin vurulmasıyla darbe büyük ölçüde akamete uğradı ve yapılmak istenen büyük ölçüde plan bozuldu.

ADNAN OKTAR: Şehidimizin şehadetine imrendik. Allah bize de nasip etsin. Şehadetini Allah kabul etsin, makbul etsin. Ailesine takdim edilen şeref büyük. Allah’tan onlara büyük bir şeref takdim edilmiş, ailesine de ne mutlu, şehidimize de ne mutlu. Ailesine Cenab-ı Allah güzel bir sabır, hayırlı bir sabır, sabrı cemil nasip etsin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Marmaris’ten İstanbul’a gelirken kullandığı ata uçağı THY’nin çağrı kodunu kullanarak kendisini yolcu uçağı gibi göstererek iniş yapmış. Sayın Erdoğan’ın pilotu kuleyle irtibat halinde dakika dakika rapor alarak darbeci askerlerin F-16’larını atlatıp havalimanına inmeyi başarmış.

ADNAN OKTAR: Normalde uçağı havada vururlardı, o hayır olmuş. Niye böyle oluyor sonra onlar daha iyi bilinecek. O gece İstanbul doluydu herhalde ki böyle rastlantılar olmaz. Yani yüz-yüz elli tane, iki yüz, üç yüz rastlantı olmaz. Hz. Hızır (a.s) ve talebeleri demek ki sabaha kadar faaliyet halindeydiler. Bu anlaşılıyor. Hangi biri rastlantı olsun?

Yalan haberleri çok geç açıklıyorlar. Ben Gezi’den beri diyorum ki hükümetin doğruları anlatan bir kanalı olsun, televizyon kanalı. Böyle elektriği kesilmeyen, sabotajla durdurulamayan, yurtdışından birçok yerden ana bağlantıları olan çünkü sadece Türkiye’de olsa devirebilirler belki ama yurtdışındansa deviremezler. Böyle bir kanal olsun dedim. Mesela bu kafası kesilen asker hikayesi ortaya attılar, koca koca yaşlı başlı adamlar ona inanıyorlar. Bu resim gerçek mi değil mi hiç umursamıyor. Askerin kafasını kesen birisi yok Türkiye’de, öyle bir şey yok. Mehmetçiğe herkes sahip çıkar, bizim kendi evlatlarımız onlar. Bize akıl mı veriyorlar yani. Ne kadar şefkatli davranıldığını da gördüler. Ki cinayet işledikleri halde bir kısmı, ona rağmen gerekli özeni polis gösterdi. Dolayısıyla yalan haberin cevaplanmasına sadece ben uğraşıyorum gibi oluyor. Mesela bu kafası kesilen asker yalanını ben anlattım da ortalık yatıştı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cenaze töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri “idam isteriz” sloganlarıyla kesildi. Sayın Erdoğan “Bu konuyu muhalefetle görüşeceğiz” dedi ve şöyle devam etti. “Şunu unutmayın bizler intikamcı değiliz, en büyük intikam sahibi Allah’tır. Bu bakımdan sloganik değil attığımız her adımı düşünerek ilimle, akılla, tecrübeyle birlikte atmamız lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: İdam konusunu sürekli gündeme getirip durmanın bir alemi yok. İdam diye bir konu olmaz, idamı unutsunlar. Ne idamı? Olur mu? Biz modern ileri bir ülkeyiz, bizde idam diye bir şey olmaz. Ne olur? Müebbet hapis yaparsın, o kadar. Bu konu artık bitsin. İdam konusu gündeme gelmesin. AK Parti bu konuya sahip çıkmasın, hükümet de sahip çıkmasın. Müebbet hapis yeterli. Bin kere pişman olur. Darbeciler de avukat bulamıyorlarmış. Baro falan hiç kimse kabul etmiyormuş.

Ömer 61; “İslam gerici bir şey olduğu için mi idam var?” Geridedir bizim güzelliklerimiz, geçmiştedir. Tecrübelerimiz, sanatımız her türlü güzellik geridedir. İslam tarihine baktığımızda bunu geride görüyoruz. Şanlı zaferlerimizi, yüksek ahlakımızı, sanat eserlerimizi, sanatçılarımızı hep geride görmüş oluruz. Bir Müslüman gerçek anlamda gericidir. Ben de gericiyim. Gerideki güzelliklerle biz güzel oluruz. Sürekli ilerleriz ama gerinin güzellikleriyle ilerleriz. Gerinin güzelliklerini sürekli kullanırız. Mesela Osmanlı sanatını kullanırız, barok stili kullanıyoruz bu da geride. Sen yeni bir stil geliştirebiliyor musun? İtalyan sanatını, Fransız sanatını şu an yeniden yapabiliyor musun? Ne yapıyorsun? Yapsan yapsan geriye dönüp onları alıyorsun sen. Geriye dönüp o eskiden yazılmış, geride kalmış güzel romanları tercüme edip okuyorsun. Değil mi? O zaman bütün Avrupa gericidir, bütün kaliteli insanlar gericidir, bütün sanatçılar gericidir. Bir kere o gerici edebiyatını bırak.

İslam’da idam; İslam’da kısas var ama “Affederseniz daha hayırlıdır” diyor Allah. Hangi rejimde var bu?

BEYZA BAYRAKTAR: Ayetin devamında “sabredin” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii bak “Sabredin ve affedin. Affederseniz daha hayırlıdır” diyor. Niye bu kısmını söylemiyorsun? 

Turabim; komuta kademesi tabii ki darbenin içinde değildi. Niye? Ferasetli basiretli insanlar. Şuuru açık bir insan tankla insanları ezip geçer mi? Adam tersi dönüyor, helikopterden diyor tarasınlar halkı diyor. Akli dengesi yerinde olan bir insan şunu yapar mı? Şu zulmü yapar mı? Aşağıda kimler var sen biliyor musun?

Tolga Ünsal 1971, “RTE başkanlık sistemi hayırlı olsun diyebiliriz.” En mükemmel yol parlamenter sistem şu an. Başkanlık sistemi olan ülkelerin hemen tamamında darbe oluyor. Olmayanlarda da ülke tamamen bölünüyor. Partili cumhurbaşkanlığı olur.

Son dakika; “Emniyet 8 bin polisin açığa alınması için talimat verdi.” Olabilir, yani o polislerin yanlış olduğunu göstermez. İçlerinde hatalı olan da iyi olan da vardır vatanın hayrı selameti için böyle yapıyorlarsa bir hayır vardır. 

EBRU ALTAN: Siz İstanbul’u desteklemelerini söylemiştiniz. 1800 özel harekâtçı görevlendirilmiş İstanbul için.

 ADNAN OKTAR: Evet en az bu ama hava savunması çok önemli yani çok miktarda uçaksavar göndersinler İstanbul ve Ankara’ya.

Mesela adli tıp herhangi bir baş kesme vakası yok diyor. Getirilen cesetlerden hiçbirinde baş kesme vakası yok.

BEYZA BAYRAKTAR: Başı kesildi diye gösterilen asker Avcılar’da oturuyor, eskiden askerlik yapmış biri.

ADNAN OKTAR: Tabii, eskiden askerlik yapmış.

BEYZA BAYRAKTAR: Askerlik resmini paylaşmışlar o kişinin.

ADNAN OKTAR: Muhalif basın olsun. Muhalif basın olmaması çok yanlış olur. Muhalif basın her zaman olsun. Muhalif gazeteci de olabilir, yazar da olabilir. Muhalif olmasında bir şey yok. Vatan haini olmaması çok önemli. Yani Türkiye’ye tuzak ve oyun peşinde olmaması çok önemli yoksa istediği gibi muhalif yazılar yazabilir. İstediği gibi muhalefet edebilir.

Bursa’da Tümgeneral Seyfullah Saldık’ın darbeci Albay Akkuş’un gönderdiği uzman çavuşu “Ben kanunsuz emri tanımıyorum.” diyerek sille tokat derdeste etti diyor. Sen, tamam emir komuta zinciriyle hareket eden bir insansın. Sana diyor ki git düşmanla mücadele et, tamam yaparsın. Buraları süpür diyorsa süpürürsün tamam. Hazır ola geç diyor geçersin. Git anneni, babanı, bacını öldür diyor. Adam cinnet geçirmiş. Artık o azmettirici bir katil. Onun bir makamı olmaz. Adam diyor ki korgeneral diyor yok, er dahi değil o. O bir suçlu. Sen ondan daha üstünsün er olarak. Tevkif edersin yere yatırırsın, asla uymazsın. Kelepçeler adalete teslim edersin. Böyle ahlaksızca, alçakça cinayet teklifi olduğunda o kişinin rütbesi yok olur. Er de olamaz. Sadece azmettirici katil olur. Azmettirici katili sen yakalamış oluyorsun. Yakaladığın için kelepçeleyip hapse koyması için karakola vereceksin. Yapacağın bu. Artık o senin subayın falan değil. Üstün de değil hiçbir şey değil. Onu demesiyle konu biter.

KARTAL GÖKTAN: Tümgeneral Seyfullah Saldık darbeci Albay Akkuş’un gönderdiği Uzman Çavuşu “Kanunsuz emri tanımıyorum” Deyip derdeste etmiş.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Çünkü orada milleti yok etmeye yönelik bir üslup var. Tanklarla ezmeler, havadan otomatik silahla ateş etmeler, zorunuza ne oldu. Madem öyle bir özelliğin var. Git Güneydoğu’da PKK’yla mücadele et.

“Hocam, bu enerjiyi nereden alıyorsunuz maşaAllah. İnsan şaşırıyor. Gezi’de de böylesiniz. Allah razı olsun.” diyor.

Bazı cahiller, kendini bilmezler asker ailelerine karşı tavır alıyorlar. “İşte bunlara mal satmam, bilmem ne...” falan bu dangalakça ve ahmakça bir şey. Çok ciddi bir akılsızlık, asker bizim başımızın tacıdır. 5 bin yıllık geleneğimizde hep baş tacı olmuştur. Mübarek bir topluluktur. Mehmetçiğin ne suçu var bunda bre ahmak? Asker ocağı Muhammedi bir ocaktır, mübarek bir ocaktır ve kutsaldır asker ocağı. 5 bin yıllık geleneğimiz bu böyledir. Asker içinde suçlu olan çıkabilir, hata yapan çıkabilir. Bu kahraman ordumuza leke getirmez. Soylu ordumuza leke getirmez. Aileleri de bizim baş tacımızdır. Hepsine hürmet ederiz, hepsine sevgi duyarız. Böyle kendi kafasıyla, cahil kafasıyla teşhis koymaya kalkan ahmaklar oluyorsa kendini toparlaması gerekiyor. Densizlik istemiyoruz.

Atatürk’ün meşhur güzel bir sözü var. “Askere düşmanlık, düşmana askerliktir” diyor. Tabii. Askere sevgi, saygı ve selam, asker bizim baş tacımız, onlar bizim canımız. Canımız pahasına da onları koruruz. Laf da söyletmeyiz, söz de söyletmeyiz. Aralarına -koskoca ordu 600 bin kişilik bir ordu- sahtekar, yalancı da girer. Kahraman ordumuzun vasfına leke getirmez bu.

TMSF, Bank Asya’yı kapatmış. 7 bin 850 polis açığa alınmış.

“Milletin müdafaasız kalmaması için polise mutlaka tanksavar ve uçaksavar verilsin. Bu hazırlık askere karşı değil işgal riskine karşı” sözüme karşılık, Filiz Gülay, Belinda2005; “Ne işgali, ne tankı? Bildiğin bir şeyler varsa söyle, kim saldıracak?” Ordu niye var? Zaten saldırma riskine karşı var. Dış ülkelerin saldırması riskine karşı vardır. Irak, Suriye nedir? Burada ne anlıyorsun sınıra baktığında, sınıra yapılan o yığınak ne? İngiliz, Fransız, Amerikan yığınağının amacı ne? Oraya yapılan havaalanlarının amacı ne? Sürekli asker, tank, top, obüs sevkiyatının amacı ne? Herhalde orada tatil yapmak için yapmıyorlar. Bir amaçları var. Polisin elinde çok fazla uçaksavar olursa, askerin elinde çok fazla uçaksavar olursa, askerin ve polisin elinde çok fazla tanksavar olursa dış müdahalede gereken hemen yapılır. Öbür türlü vatandaş elinde odunla onları durdurması mümkün olmaz. Bunlar şart.

Melih Gökçek, belediyenin hafriyat kamyonlarını kritik yolları kesmede kullandırmış. Allah razı olsun.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Darbecilerin darbenin ikinci ayağını yapacağı iddia edilen Konya 3. Ana Jet Üssü’ne operasyon yapıldı. Kurmay Albay Mustafa Ertürk hakkında yakalama kararı çıkmıştı onunla birlikte 7 asker de gözaltına alındı. Polislere destek olmak için binlerce vatandaş üssün önüne akın etti. Ayrıca vatandaşlar polise arabalarıyla erzak taşıdılar.” Video da vardı, gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Milletin hamiyet hissini görüyor musun?

"Sen de birde hocayım diye geçiniyorsun. İslam'daki idam cezası modern ülkede olmaz diyorsun." Türkiye'de idam cezası yok. Neden olmaz diyorum? Çünkü Allah "affederseniz daha hayırlıdır" diyor. Birde idam olunca için niye rahatlayacak onu anlayayım? Allah "affedersen daha hayırlıdır" diyor. Birde İslam'ın bütün hususları uygulanıyor da o mu eksik kaldı? Değil mi? Uygulayacaksan diğer hususları uygula. Birde hocayım diye iddiam da olmadı otuz kere söyledim. Ben hoca olmayı kabul etmiyorum. Halktan herhangi bir insanım ben.

Şehitlerin cennette olacağı Kuran'da bize bildiriliyor. Bizim inancımıza göre şehitler cennettedir. Zalimler, zulüm yapanlar, insan öldürenler de sonsuz cehennemde olacağını Kuran bize bildiriyor. Ben inancımı açıklıyorum. Sen inanmıyorsan saygı duyarım. Zorlama da yok İslam'da. Ama öldüğün vakit anlarsın. Kim doğruymuş kim yanlışmış, nere neymiş, cennet nereymiş, cehennem neymiş orada gördüğünde kanaatin gelecektir.

"Hocam siz jetlerin, helikopterlerin ne amaçla uçtuğu hakla bildirilsin demiştiniz. Sayın Erdoğan şu anki F-16'ları halka bildirdi" diyor. Tayyip Hocam güzel huyludur, eleştiriye açıktır.

Türk milleti kabadayı bir millettir, cesur ve delikanlı bir millettir. Şu görülenler çok küçük bir bölümü. Çok çok küçük bir bölümü. Allah cesaretlerini, imanlarını, takvalarını, güzel ahlaklarını, hamiyet hislerini, nezaketlerini, derinliklerini, Allah'a olan sevgilerini, Allah'tan korkularını, vefa hislerini, sabırlarını, güzel her türlü ahlakı onlarda geliştirsin ve güçlendirsin. Milletimizi aziz etsin. Devletimizi, ordumuzu, milletimizi aziz etsin Allah. Dünya hakimi etsin. Hz. Mehdi (a.s)’yi zahir etsin, İsa Mesih’i zahir etsin. İslam'ı dünyaya hakim etsin bizi bu güzellikleri görmekle şereflendirsin.

Tayyip Hocamız Marmaris'te kaldığı sırada kaldığı otele yönelik saldırıda kullanılan silah ve mühimmatın resmi var. Görüyor musun? Sanki savaşa gidiyorlar. Demokrasiyle halledilir bununla halledilmez.

M. Gülcek, "Amerika daha mı modern daha mı ileri bir devlet hepsinde idam var burada niye olmayacak?" Amerika'da vahşet var. Zencileri mahvediyorlar, insanları mahvediyorlar sevgisiz bir sistem var, bereketsiz ve uğursuz bir sistem var. İdamı kaldırırsan faydası nedir? İlk başta adam belki masumdur cinayet işlemiş olursun. Sonra adamın suçsuz olduğu anlaşılıyor yıllar sonra. Adamı asıyor adamın suçsuz olduğu anlaşılıyor Allah esirgesin. Müebbet verirsin biter. Niye asman gerekiyor? Toprağın altında bekleyeceğine toprağın üstünde beklesin. Ne geçecek toprağın altında bekleyince eline? Allah "affederseniz daha hayırlıdır" diyor.

Kütük Bey Çizik CD 34, "Darbe dediğin özgürlük karşıtı bir durum değildir." Nasıl özgürlük karşıtı durum değildir? Menderes dönemi neydi? 12 Eylül dönemi neydi? Akan kanlar, asılan insanlar, vahşet, dehşet. Özgürlük mü geldi o dönemde? Dehşet içinde yaşadı insanlar nefes alamadılar. Yazı yazamadılar, konuşamadılar, oturamadılar, kalkamadılar. Mahvoldular, dövülenler, sövülenler, asılanlar Türkiye yıllarca yıl geriye gitti. Mahvoldu Türkiye.

"Vatandaşa ateşin önüne atlayın diyen ne işlemiş olur Hocam? Sevap mı?" diyor. Ateşin önüne atlayan kardeşim ne yapsın vatan, millet elden gidiyor. Devlet elden gidiyor kime güvensin? Vatandaşına güveniyor işte, askerine polisine güveniyor. Nasıl yapması lazım? Onu mu öne sürelim gelin parçalayın mı diyelim, ne diyelim? Cumhurbaşkanı ne yapıyor? Bize sığınıyor. Milletine sığınıyor beni koruyun diyor. Vatanı koruyun, milleti koruyun, devleti koruyun sahip çıkın vatana diyor. Bunda anormal olan ne, ateşin önüne sürmekle ne alakası var bunun? Biz askeri PKK'yla çatışmaya gönderince ateşin önüne mi sürmüş oluyoruz? Bu nasıl bir mantık? Polisi görevlendirdiğimizde ateşin önüne mi sürmüş oluyoruz? Millet de bu konuda görevlidir. Millet vatanı koruyacak. Darbeye karşı en etkili çözüm milletin toplu tavrıdır, toplu reaksiyonudur. Eğer millet susuyorsa darbe olur zaten. Millet sustuğunda “darbeyi evet ben istiyorum” anlamına gelir. Darbecilerin bir dili vardır, darbe felsefesinin bir dili vardır. Kimse direnmiyorsa, kimse bir şey demiyorsa acil gerekiyor demektir, elinize sağlık anlamına geliyor. Direniyorsa ben istemiyorum arkadaş anlamına geliyor. O da istemediğinizi söyleyin dedi. Devlet başkanı olarak. Cumhurun başkanı olarak. İstemediğinizi söyleyin dedi. Bunu halktan birisi söyleyemez. Onun söylemesi lazım çünkü biz onu cumhurun başı ilan ettik. Devletteki bilgileri o biliyor. Çıkın bu darbeden hoşlanmadığınızı, istemediğinizi söyleyin. Halk da çıktı istemiyoruz arkadaş dediler. Konu bitti. Vatandaş çıkmasa bu darbenin yarısı kadar güç olsa bile iktidarı ele geçirir. Yarısı kadar güçle bile ele geçirilir. Halk itiraz edince bu darbenin iki misli, üç misli güç olsa bile yine ele geçiremez. Mevcudun üç misli olsa bile yine ele geçiremez. Halk reaksiyonuyla darbe durduruluyor. Çünkü darbenin iddiası şu oluyor darbecilerin arkadaş diyor halk mutazarrır ve rahatsız. Demokrasiyle iktidar gitmiyor, tıkanma var, biz güç kullanarak halkı kurtaracağız diyor. Halk ses çıkartmadığında onu meşru görüyorlar o zaman. Halk itiraz ettiğinde o darbe gayrimeşru olmuş oluyor onların görüşüne göre, kafasına göre.

"PKK tek bir yerde kamyon yakmak dışında hiçbir eylem yapmadı bu olaylar boyunca doğuda çok ortalığı karıştırabilirdi. Herkes bunu yazıyor anlaşmalı mıydı terörle mücadele diye." Olabilir bu derin devlet yapılanmasıyla iç içe de olabilir, belki derin devlet yapılanmasının zaten bir kolu olabilir PKK direkt. İngiliz derin devletinin emrinde çalışan bir sistem zaten. İkiye bölünmüş, üçe bölünmüş olabilir. Dörde bölünmüş olabilir; bir kolu. Yani darbenin dikkatini dağıtmamak için PKK'ya durun bir dakika demiş olabilirler.

Ankara Etimesgut Zırhlı Birliği gidilmesi için tüm AK Parti Twitter hesaplarından yazılar yazılmaya başlamış. Herhalde orada bir polise halkın yardımcı olması isteniyor anladığım kadarıyla. Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler oraya herkesin gitmesi için çağrı yapmış AK Partili hesaplar.

Ankara Gölbaşı'nda yer alan Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı’nda aslan özel harekatçılarımızın bulunduğu yerde önce helikopterin bulunduğu yer bombalanmış. Uçaksavar olsa o olmaz işte. Kaçamasınlar diye yapmışlar sonra yatak odaları dahil bütün binalar duvar delici roketlerle parçalanmış. Dışarı koşan koçyiğitler efeler Suriye ve Filistin'de kullanılan misket bombaları kullanılarak şehit edilmişler. Acayip bir hava saldırısı olmuş. Binaların resimlerini gösterebiliyor musun? Yakıp yıkıp buraları perişan etmişler. PKK saldırılarıyla bu saldırıların benzerliği de dikkat çekiyor. Bayağı benziyor birbirlerine. Ve hedef aldıkları da aynı onlar da özel harekatçılara düşmanlar burada da özel harekata saldırı var. Onlar da polise düşman burada da polise bir karşıtlık var. Biz acayiplik var. Mesela bu binanın her cepheden saldırıya karşı korunması lazım. Hava saldırısı her an olabilecek bir yer. Neden uçaksavar olmaz, bunu anlamak mümkün eğil. Mecliste neden olmaz? Kritik noktalarda niye olmaz? Kuvvet komutanlıklarında niye olmaz? Hava, kara, deniz, bütün her yerde olması lazım. Yani zor bir şey de değil. Çok basit hava savunma silahları da var. Makine Kimya’da üretiliyor. Onlar da bayağı etkili aslında. Yani öyle sıfır değil. Bayağı etkililer, onlar da kullanılabilir. Onu bilse adam gelmez zaten oraya. Mesela öyle hava savunma silahlarından sekiz-on tane olsa bir mesela bina düşünelim. Meclis diyelim. Adam oraya gelmez. Öyle bir riski göze almaz.

Tabii ki bazen mesela hiç ummadık saldırılar oluyor. İnternet bağlantısı kesiliyor, telefon kesiliyor, iletişim kesiliyor. O zaman meydanlar önemli. Yani halk evinde olmaması lazım. Yani herkesin meydanlarda olması lazım. İkincisi özellikle emniyet müdürlüklerinin halk tarafından korunması. Yani orada bir çember oluşturulması, polisle iç içe olmak. Ama benim bildiğim genel tehlike şu an yok. O konu bitti yani. Ama yine de bu bir mücadele yöntemi olarak önemli. İletişim yani telefon, internet falan kapatıldığında halkın geniş meydanlarda olması ve toplu bir arada olmaları, fikir ayrılığı olmadan kardeşçe, dostça, CHP’lisi, MHP’lisi, AK Partilisi kim olursa olsun dostça, kardeşçe bir arada olmaları ve özellikle emniyet müdürlükleri yani hedef olan yerlerin etrafında bulunması.

KARTAL GÖKTAN: Erzurum ve Diyarbakır’dan iki görüntü vardı.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır hep Kürt kardeşlerimiz aslanlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bu gece de camilerin minarelerinden sela sesleri yükseldi maşaAllah. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hocamız, “Uçakların sesi çoğaldıkça biz de selaları çoğalttık. Selalar bu sesleri bastıracak” dedik. Bazı insanlar uçan F-16’ların seslerinde rahatsız olmayıp sela seslerinden rahatsız oluyorsa bunda bir gariplik vardır. Her şehit verildiğinde sela okunur. Bu bizim geleneğimizdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ya Hoca Cevap vermesine gerek yok. O devam etsin. Sela gayet güzel. Ona adam itiraz ediyorsa yani ona ne cevap vereceğiz biz?

BEYZA BAYRAKTAR: İmamı tartaklamışlar.

ADNAN OKTAR: Yok, tartakladılarsa polise bildirsinler. Gereği yapılsın. Münasebetsizlik istemiyoruz. Gerekirse kanun, hukukla sancak-ı şerif de çıkarılır. Yani bizim milletimiz imanlı millettir. Niye rahatsız oluyor ki seladan? Ne güzel yani. Yer gök inliyor, ne güzel yani. Kalp açan, ruhu ferahlatan güzel bir zikir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstanbul Emniyeti’nden kritik karar: İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde dün akşam kritik güvenlik toplantısı yapıldı. Toplantıda İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan tanımlanamayan tüm helikopterleri düşürme talimatı verdi.

ADNAN OKTAR: Tamam da yani her yere savuma sistemi kurulmuş olsa zaten helikopter hiç yanaşmaz. Mesela Büyük Millet Meclisi’nin çevresinde on tane-on beş tane hava savunma sistemi olsa adam oraya yanaşır mı? Niye yanaşsın? Hiçbir yerde savunma sistemi yok adeta, yolgeçen hanı gibi. Gelen geçiyor, giden geçiyor. Balıklama dalıyor. Sağdan gidiyor, soldan gidiyor. Gidiyor Özel Harekât Merkezi’ni vuruyor, yerle bir ediyor. Savunma sistemi. Vızırcık atıyor. Havalar serbest, böyle bir şey olur mu? Bize yönelik bir saldırı olduğunda radarların tespit etmesi lazım, anında yakalanması gerekiyor. Türkiye yolgeçen hanı mı?

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir video var Adnan Bey. Atatürk Havalimanı’nı işgal eden bazı askerler milletine karşı silah çekmedi. İnsanlar da “En büyük asker bizim asker” diye slogan attılar.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Askerin nesine lazım darbe yapsın? Cinnet mi geçirdi? Askerden böyle bir şey çıkmaz. Bizim kendi evlatlarımız, imkânsız. Kendi vatandaşına, anasına, babasına yağmur gibi kurşun yağdırır mı asker? Delirmesi lazım. Öyle bir şey nasıl olsun?

Bak, kabadayının hasına bak, gazi dedeme bak. “Darbe var” deyince silahı omzuna takmış çıkmış ortaya. Hay benim aslanım. Ama tam kuşanmış yani.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gezi olaylarında yeri göğü birbirine katan sanat camiasından darbeyi eleştiren pek kimse yok Adnan Bey. Ünlü pop sanatçısı Sinan Akçıl bugün bu konuya dikkat çekerek sanat camiasını şöyle eleştirdi. “Çekinecek bir şey yok. Yazın vatan sevginizi sevgili camia. “Oraya dokunmayayım, buraya da bir bayrak resmi koymayayım. Albüm zamanı sıkıntı olmasın” kafasından çıkın. Vatan söz konusuyken gerçek olun” diye yazdı. Sanatçının resmini gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Aferin. Kardeşim, darbe hiçbir dönemde mutluluk getirmedi. 27 Mayıs’ta mahvoldu insanlar. Türkiye acayip geriye gitti. Her şey altüst oldu. 12 Eylül’de Türkiye çok karanlık günler geçirdi. Felç oldu adeta Türkiye. Yani yüz binlerce insan acı çekti. Yüzlerce insanı mahvettiler cezaevlerinde. Yani bir gençlik heder oldu o dönemde. Bunu niye istiyorsunuz kardeşim? Her şeyi demokrasiyle halledelim. Hakikaten haklı olan yönleri olabilir, eleştirilen yönler olabilir. Israrla anlatarak bunu elde edeceğiz. Darbe gelince bu düzelmiyor ki. Senin şikâyet ettiğin şey darbeyle düzelmiyor. Tepetakla olup daha da beter oluyor. Çok daha kötü oluyor.

Ritim insanın kalbinde müthiş etki yapıyor. Her halükarda her canlıda güzel etki yapıyor. Mesela papağanın yanında çalışıyor hayvan dans ediyor duramıyor artık. Bütün hayvanlarda çok olumlu etki yapıyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “Emirle hareket eden askerler darbeci sınıfına konulmamalı” diyerek rütbesiz Mehmetçiği koruyan bir açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Tabii ki canım çocuk darbeyle ne alakası var? Garibim Muş’tan, Malatya’dan, Tokat’tan getirilmiş akşam “tatbikata gidiyorsunuz” diyor. Çocuklar bilmiyor ki arabalardan o temiz, nurlu bakışlarıyla bakıyor çocuk. Ellerinde silahla bekliyorlar. Yani tabii ki hepsinin bırakılması lazım. Yani tabii kanun, hukuk neyse odur da ama benim kanaatim olarak hiç alakası yoksa hiç bekletmemek lazım. Konuşuyor çocuklar, hepsi “haberimiz yok” diyorlar.

EBRU ALTAN: Çok çeşitli yalanlarla kandırmışlar Kuleli’deki öğrencileri de getirtmek için.

ADNAN OKTAR: Halk üstüne gidiyor çocukların, çocuklar geri geri gidiyorlar. Yani anlamadılar, ne olduğunu da anlamadılar. “En büyük asker bizim asker deyince” coşup bu sefer milletin omzuna çıktılar, bayrak sallıyorlar. Kuzu onlar, tertemiz kuzu. Aşka geldiler, acayip hoşlarına gidiyor.

Turabim, “Saygı değer Hocam, sizi niye hükümette bakan yapmıyorlar?” Yani ne kadar önem veriyorsun? İlle bakan olmak, başbakan olmak. Bakanlar bayağı tecrübeli insanlar, Başbakan da bayağı çalışkan, akıllı, zeki insanlar ne eksikleri var? Yapıyorlar yapacaklarını. Fikir vermek önemlidir, fikir vermek, tavsiyede bulunmak. Yoksa zaten orada bir sorun yok ki. Sen ne dersen yapıyor. Hayırlı güzel bir şey dersen yapıyor. “Yapmayacağım” demiyor ki yani.

Bak, benim bir aslan şehidim var. Canım şehidimiz. Vatan uğruna kucağındaki yavrusunu evde bırakıp vatansızlar tarafından Özel Harekât Daire Başkanlığı’na yapılan saldırıyı defedebilmesi için kahramanca çatışan bak, kadın polis kahramanca çatışan ve şehit olan Özel Harekât Polisi Demet Sezen, “mekânı cennet olsun şehidim” diyor. Dünyalar güzeli, çocuğu da acayip şeker bir şey. Allah gani gani rahmet etsin. Şehadetini Allah kabul etsin. Göster. Şu güzelliğe bak; çocuğundaki nura bak. Senin yiğitliğin, kahramanlığın, delikanlılığın cennet şehitlerine, cennet güzellerine sevinç getirecektir. Gittiğin mekanda seni sevinçle karşılayacaklar. Bak, hanım kız, gencecik, vatan koruma peşinde; keyfinin peşinde değil.

Nahl Suresi, 80 "Allah size evlerinizi içinde güvenlik ve huzur bulacağınız yerler kıldı." Bak, Allah size evlerinizi -şeytandan Allah'a sığınırım- içinde güvenlik ve huzur bulacağınız yerler kıldı. “Dağlarda sizin için barınaklar, siperler kıldı.” Demek ki barınak ve siper, dağ gibi güçlü siperler ve sığınaklar olması lazım. Mesela polise yapılan binaya bakıyoruz, özel harekata; incecik bina yani hafif bir saldırıda bile çok büyük hasar alacağı belli. Öyle bina olmaz; müstahkem mevki olacak. Yani uçak saldırısına da dayanıklı olması lazım. Bir de onun yer altı bölümü de olması lazım. Mesela bir saldırıda yıldırım hızıyla zemine geçilecek gibi olması lazım. Zemin katta daha geniş tesis olması gerekiyor. Binanın üstü kadar en az altta da yer olması gerekir. "Sizi savaşında koruyacak giyimlikler de var etti." Yani zırh. Demek ki müstahkem mevki farz. Mümin bunu yapacak. Askere, polise onları koruyacak sistemler yapacağız.

“Halkı ıslah eden kimseler iken” yani tebliğ yapılıyorsa diyor Cenab-ı Allah, yani Mehdiyet devredeyse, “Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” (Hud Suresi, 117) Helak etmem diyor Allah. Yani zulüm olmaz diyor o zaman. Helak meydana gelmez. Ebcedi 2020. Demek ki 2020'de de bayağı bir şeyler olacak.

“Andolsun, Biz İsrailoğulları'nı hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik.” (Yunus Suresi, 93) Demek ki vatanları orası.

Evet kısa bir ara verelim, devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Yerkürenin Sıcaklığı

Masaüstü Görünümü