Harun Yahya

Sohbetler (19 Temmuz 2016; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Bir sevgi etiketi yapalım. Ama biraz uzun olacak herhalde. Olur mu öyle? Mesela desek ki, “Ordu, polis,  millet sevgiyle el ele” oluyor mu? Deneyelim.

Mesela Kılıçdaroğlu ve Başbakan canlı yayında ortak açıklama yapıyor. Bu işgalcileri çok caydıracak bir şey bak mesela, bu çok vahim onlar açısından çok çok acayip rahatsız eder.

Eğer uzunsa bu daha kısaltabiliriz etiket olarak. Ama oluyor değil mi böyle etiket? Rastladınız mı siz? Eğer riskliyse uzun olması teknik yönden “Millet ordu polis el ele” diyelim.

81 il Oda ve Borsa Başkanı darbeye karşı bildiri açıklıyor bu güzel. Kardeşim, darbe tabii ki çok korkunç bir şey. Cinayetler, katliamlar, bombalamalar, kargaşa, dehşet bunun sonucunda ne gelecek yani? Huzur gelmeyecek, acılar gelecek, ızdırap gelecek onun için darbe bir çözüm değildir. Darbeyi hiç kimse savunmasın.

Bak mesela Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yerden havaya uçak savunma sistemi varmış. Darbeciler o yüzden yanaşamamışlar oraya. Demek ki oluyormuş bak. Diğer yerlere de yerleştirin.

KARTAL GÖKTAN: Külliyenin hemen önünde sivillere bomba atıldığını gösteren video vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Anlıyorum biliyorum ben bunu. Akşama kadar yayınlanıyor meşhur bir konu, herkesin bildiği bir film. Bilinmeyen bir şey olursa, az bilinen bir şey olursa olabilir.

Buradan gelip vuruyorsa adam orada öyle bir savunma sisteminden bahsedemeyiz. Ya çalışmıyor savunma sistemi veyahut caydırıcılığı yok. Ben tabii ki kimsenin vurulmasını indirilmesini öyle bir şeyim yok. Olay hiç kökten olmasın isterim.

Ekranda Türk bayrağı görelim. Madem böyle bir güzellik oldu kenarda dalgalansın. Çünkü Allah vermesin darbe olmuş olsa gerçekten bütün millet perişan olur çok ızdırap çekerler.

Şimdi tekrar ediyorum. Tayyip Hocam’dan; bir, Ankara’ya bir millet sarayı yapsın. Saray, cami bunlar bizim güzelliklerimiz. Bir millet sarayı Ankara’ya yakışır. Muhteşem güzel bir şey yapalım ama tamamen sanat. Tayip Hocam’dan bunu istiyorum. İki, Topçu Kışlası’nın sadece ön cephesini yapalım çok süslü güzel bir şey olduğu için, orayı dünyanın nadir görülen bağlık-bahçelik hoş bir yeri haline getirelim. Zeytin ağacından tut elma ağacından çık hepsi olsun, havuzlar bahçeler falan. Oraya ayrıca karakol da kurabilirler yani karakol oluştursunlar büyük muhteşem böyle çok güçlü bir karakol. Yeraltında da tesisleri olan, yeraltında ve yer üstünde. Çünkü kilit bir nokta, o bölgeyi de kontrol edecek bir karakol olabilir. Çünkü karakol yapıldığında en az karakol kadar yeraltında da karakol olması lazım. Yani o karakolun bir kopyası da yeraltında olması lazım. Bombalanma şu bu falan bunlara karşı hem sığınak hükmünde.

“PKK’nın yayın organlarından Roj, Nuçe Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalayan pilotun bazı askerlerle birlikte PYD’ye sığındığı iddia ediliyor.” Olabilir yani eğer uçak ve helikopter kayıpsa büyük bir ihtimalle o taraftadır. Yani ya Suriye bölümünde veyahut Irak bölümünde olabilir. Ama PYD derken Amerikan kuvvetlerinin olduğu yere gitmiştir. PYD’liler de var orada ayrı. Olabilir, ihtimal.

Şimdi bir kere ordunun aleyhine bir ruh gelişmesi çok büyük bir tehlike olur. Ordunun bu olaydan hiç zarar görmemesi lazım bilakis güçlenerek çıkması lazım. Ordumuzu daha da güçlendirelim, daha itibarlı hale getirelim, daha sevilen bir kurum haline getirelim. Öbür türlü bilgisi az olan insanlarda olumsuz bir imaj oluşabilir. Bunları hemen düzeltelim. Her işte bir hayır vardır, bunda da hayır var. Çok büyük hayırlar var çok çok büyük hayırlar var.

Böyle bir kabadayı millet var mıdır dünyada? Bu ne cesaret, maşaAllah hiç korkmuyorlar. Allah’ın hikmeti, Allah korkuyu almış kalplerinden, maşaAllah. Bir tek Allah korkusu kalmış. Makbul olan da budur zaten. Bu bir mümin alametidir. Demek ki “imanlı millet” diyor Bediüzzaman. İşte “hakikat hali göreceğiz” diyor “deccal komitesinin oyununun bozulacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor.

“Hocam, MİT helikopterle taranırken lojmanların karşısındaki binalardan yalınayak koştu insanlar” diyor Yasemin. Bak kabadayılığı görüyor musun? Hiç beklemiyor yani. Yiğide bak. Kendi evi yanıyor gibi görüyor ve kendi evladı yanıyor gibi görüyor ve onu kurtarmaya koşuyor ve yalınayak. Şu yiğitliğe şu kabadayılığa bak. Bu milletin sırtı yere gelir mi?

Kardeşim, peki bak MİT binası şık görünüşlü güzel bir bina. Hakan Hocam da çok zeki bir delikanlı, hava saldırına karşı MİT’in çok mükemmel donanımı olması lazım. Oraya sinek gelse bile havada yakalaması lazım. Hakan Hocam gereğini yapsın. Dindar muttaki bir delikanlıdır Hakan Hocam gereğini yapsın. Aslan o, tarih onu yazacak.

MİT’in üstünden kuş uçamayacak hale gelmesi lazım, sinek uçamayacak hale gelmesi lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi de öyle, efendim, diğer polise ait binalar, genelkurmay orada sinek dahi yakalanacak gibi olması lazım. Mükemmel hava savunma araçları var dünyada, bunları devreye sokalım. Parayla alalım gerekirse.

Allah Allah delikanlıma bak, maşaAllah. “Bir vatandaşa modern giyimli bayan,” hem de modern giyimli bayan “ateş ettiklerini görünce 18 yaşında bir gencin üzerine atlıyor” bayan. Bak kabadayılığa bak, yiğitliğe bak. Bacağından vurulmuş. “Sonra başınızı kaldırmayın” diye bağırmış. Askerlere o “yaralıyım” deyince tekrar bacağından vurulmuş bu sefer delip geçmiş. Hastanede konuşuyor, çok medeni üslubu var bu kardeşimizin. “Bir bacak nedir ki vatanımız için feda olsun biz oraya ölmeye gittik” diyor. Hep öyle. Muhabir orada diyor ki “halk burada korkmuş vaziyette” diyor. “Ne korkması ulan ne korkması?” diyor “korkan yok” diyor. Ama akıl almaz sinirlenmiş. Allah korudu onu yani muhabiri Allah korudu. Cinnet geçirdiler böyle “biz buraya ölmeye geldik” diyor. Muhabirin de tecrübesizliği, korkmuş adam oraya gelir mi? Yağmur gibi kurşun yağdırıyorlar adam balıklama içeriye dalıyor. Ne korkusu yani?

KARTAL GÖKTAN: Tokat’ta nöbet tutan bir nineyle dedemizin resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şekerliğe bak bayağı şekerler, maşaAllah elhamdülillah.

Ama hakikaten çok aziz, çok asil bir millet. Hayret bu kadar hamiyetli olması. Şu vicdana bak, şu merhamete bak. Egoistliğin zerresi yok, bencilliğin zerresi yok. Derhal hayatını ortaya koyuyor. Şu seciye yüksekliğine bak, maşaAllah.

Bizim Mina vardı Sırp hatırlıyorsunuz daha önce buraya gelmişti çok önce. Bayağı sevimli güzel. Şu an bizi izliyormuş, ben de buradan Mina’ya sevgilerimi gönderiyorum. Mina’yı çok seviyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sokağa çıkan dedelerin fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok şekerler. Hayret, maşaAllah. Çok güzel bir millet Türk milleti, çok nezih, fedakarlığı, yiğitliği hayret, maşaAllah.

Bu ortamda provokasyon yapmak isteyenler olabilir çok dikkat etmek lazım. İnternetten, işte oradan buradan karmaşa meydana getirmeye çalışan olabilir. Yüzlerce binlerce böyle insan çıkabilir, hiç sinirlenmeden doğruya davet edelim. Sinirlenme akılcılığı kaldırır. Öfkeye gerek yok. Müslüman’a bu yakışmaz.

 Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ünlü futbolcu Arda Turan sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek veren bir mesaj yayınladı: “Hastalandık aradın, üzüldük aradın, sevindik aradın, Allah’ın selamını gönderdik aradın. Dünyanın her yerinde bize sahip çıktın. Bugün sizin için zor günse bugün yanınızdayız efendim. Ben inanıyorum ki bu ülkeyi yeniden birleştirecek, insanları toparlayacaksınız. Allah iki cihanda sizi mutlu etsin. Benim vicdanımdaki vefa sevgiyle. Benim başkomutanım sizsiniz her şartta. Yaşasın Türkiye cumhuriyeti” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam yiğit delikanlıdır temiz insandır. Biz her zaman söylüyoruz, geçmişinden ta çocukluğundan itibaren bilinen bir insan. Gözümüzün önünde hayatı. Konuşmalarına da baktığımızda hakikaten tam bir Anadolu Müslüman’ı olduğu anlaşılıyor yani böyle ayrı bir havaya girmiyor, ayrı bir üslubu yok. Yani bizden bir insan. Merhamet anlayışı da öyle, İslam anlayışı da öyle, Kuran anlayışı da öyle.

Devlet Bahçeli “AK Parti hazırsa MHP de idam cezasına sıcak bakıyor” dedi. Bence hiç gerek yok. Türkiye’yi çok gerer böyle bir şey. Kuran’a uygun olan affetmektir. Müebbet zaten ölüm demektir. Birinde toprağın altına gömüyorsun birini betona gömüyorsun üstte. Zaten felç olmuş oluyor. Müebbet verirsin biter. Çünkü müebbette de bazen hukuki bir hata olabiliyor, onun da çevrilmesi düzelmesi mümkün o zaman.

Özetle partilerin ittifakını sürekli gösterelim. Her parti müstakil bu ittifakı vurgulasın. Bu AK Parti’ye yarar bir şey değil. Her parti ayrı güçlenir, MHP ayrı güçlenir, CHP ayrı güçlenir, AK Parti, Saadet ayrı güçlenir. AK Parti’de birleşelim demiyor partiler, “millet olarak birleşelim” diyorlar. Onun için gönülleri rahat olsun, sık sık bu imajı vurgulayacak büyük mitingler yapalım, konuşmalar olsun, görüşmeler olsun, halk iç içe olsun. Ama tabii ki partilerin rekabeti devam etsin. Bunun AK Parti iktidarını güçlendiren bir yönü olmadığı da açık. Yani o endişeden çekinmeleri mevzubahis olabilir. Yani hani “Biz böyle bir şey yaparsak bu AK Parti’ye yarar.” Böyle bir şey yok, bu MHP’ye çok yarar, CHP’ye de çok yarar, CHP’yi de güçlendirir. Tabii ki AK Parti’ye de faydalı olur ama bütün partilere faydası olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele helikopterle havadan yapılan saldırıya karşı, karadan roketatarla karşılık verildiği anların videosu ortaya çıktı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İşte bak roketatar. Roketatarın helikopteri yakalayacak teknik aksamı yok. Roketi atarsın tutarsa tutar, tutmazsa tutmaz. Havada güvercin vurur gibi bir şey bu, böyle bir şey olmaz. Özel güdümlü havadaki egzoz gazına kilitlenen roketler var. Atıldığında kaçarı kurtarırı olmuyor mutlaka vuruyor. O egzozun içine giriyor roket ve orada patlıyor. Yani egzozun bulunduğu yerden vuruyor. Dolayısıyla bu çok caydırıcı olur. Onu zaten bilirse şahıs yani mevcut olduğunu oraya yanaşmaz. Ama bak oraya giden helikopter orada öyle bir silah olmadığından emin, yüzde yüz emin ve gönlü de çok rahat. Onun için istediği gibi oraları bombalıyor, tarıyor ne yapıyorsa yapıyor. Orada öyle on-yirmi tane yahut otuz-kırk tane uçaksavar roket olsa aklını peynir ekmekle mi yedi oraya gider mi o? Hiçbir şekilde gitmez. Bunun bir an önce düzeltilmesi lazım. Türkiye’nin o çok büyük bir açığı. Hava savunma sisteminin zayıflığı felaket bir olay derhal düzeltilmesi lazım. Her yerden alalım, her yerden satın alalım. Her ülke imal ediyor, İtalyanlar da imal ediyor, Fransızlar da imal ediyor, Almanya imal ediyor, Güney Kore imal ediyor her yerde var.

Tanksavar,;tanksavar olduğu yere tank çıkmaz. Bütün poliste tanksavar bulunsa adam niye çıksın? Kötü niyetli birisi çıkamaz. Ancak işte ta Eskişehir’e haber veriliyor, “Eskişehir’den uçak kalkıyor” falan, o arada atı alan Üsküdar’ı geçer. Hazır orada bulunması lazım. Eskişehir’den oraya gelmesi en az yarım saat, bir saati alır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbede yaralanan erlerin durumuyla ilgili şöyle bir açıklama yapıldı: “Şehit olan vatandaşlarımıza isabet eden ve o bölgede bulunan kurşunların hangi silahtan çıktığı tespit edilecek. O silahların hangi ere ait olduğu belirlenecek. Bu erlerin dışında kalan erler iddianamede mağdur olarak yer alacak.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar yani bu tarz. Ailelere ben dedim “tedirgin olmasınlar” dedim. Bak dediğim doğru çıktı. Ancak katil ruhluysa, mesela bak tankı halkın içine sürüyor paramparça ediyor insanları. Bu manyak bu, bunun açıklaması yok. Bu en ağır şekilde cezalansın.

Hareket halindeyken mehter müziği var mı bizde görüntülü olarak? Bizim arşivde var mı? Olması lazım. Ceddin Deden, bir bakayım.

VTR: MEHTER MARŞI

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin her yeri inledi maşaAllah. Halen de öyle devam ediyor, değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Var mı öyle illerin görünümü Ankara, İstanbul, İzmir?

KARTAL GÖKTAN: Şuan hazırda yok.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa hepsi ayaktaydı. Yani mesela onlar diyorlar ki “PKK buralarda aktif.” Bak halkın gücü ne kadar mükemmel, ne kadar muhteşem. İzmir halkı İzmir’i inletti maşaAllah. İzmir’de CHP daha önde değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama işte CHP’si AK Parti’si bir bütün. AK Parti’nin 8, CHP’nin 14 milletvekili çıkarttığı bir ilimiz. Ama mesela böyle bir konu olduğunda hemen bütünleşiyorlar. Birlikte hareket ediyorlar. MHP kaç milletvekili çıkardı İzmir’den?

KARTAL GÖKTAN: MHP 2 milletvekili çıkarmış.

ADNAN OKTAR: 2, evet mesela bak MHP’nin de kalelerindendir İzmir, AK Parti’nin de kalelerindendir, CHP’nin de kalelerindendir.

KARTAL GÖKTAN: Dün gece meydanlardan bazı görüntüler vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Adıyaman burası.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, halkın güzelliğine bak sen.

KARTAL GÖKTAN: Erzurum.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah dadaşlara.

KARTAL GÖKTAN: Kahramanmaraş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Sakarya.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu da bir televizyon kanalı dün toplantıları anlatırken vatandaşları 50’ye bölmüş ekranı, her şehirden bağlantılarla.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Çok iyi maşaAllah. Bu toplanan kalabalık AK Parti oyu değil. CHP’nin, MHP’nin, Büyük Birlik Partisi’nin, milletin topluluğu bunlar. Hani diyorlar ya “Bu olaylar” işte “AK Parti’ye yaradı.”AK Parti’ye yaradığı yok. Her partiye yarıyor, bütün millete yarıyor. Yani hayır var çünkü.

Avukat Bahattin; “Adnan Hocam bugünlerde öfkelenmeyin” demiş. Bugünlerde değil, her gün öfkelenmeyin. Twitter’da, Facebook’ta, orada burada yazı yazarken nefret üslubu kullanmayın, bunu söylüyorum. Yani ukala bir üslup, züppe bir üslup, bilmiş bir üslup, kendini beğenen bir üslup, üst perdeden bakan bir üslup, bunların hepsi boş. İnsan nihayet etten, kemikten oluşmuş bir varlığın görüntüsü. Enaniyet, kibir yapacak bir hali yok. Bu çok büyük bir zaaf olur yapan için. Bir mantığı yok. Büyük olan Allah’tır. Allah’ın yanında insan hiçtir. Onun için şefkatli, merhametli, saygılı, iç açıcı bir üslup Twitter’da, Facebook’ta insanın ruh halini gösterir. Ama azametli, enaniyetli, büyüklük taslayan, böyle entel dantel ama aynı zamanda da züppe bir üslup, insanları beğenmeyen bir üslup bu bir ruh hastalığıdır. Yani münafıkhane bir ruhun kiridir. Onun için bütün müminler için bu tip tavırlardan kaçınmak hayati bir konu. Benim için de, sizin için de herkes için bu tek bir kişi için değil. Mesela bu WhatsApp falanda da aynı şekilde yani çünkü çok yaygın bu bilmişlik, ukalalık. Ne gerek var kardeşim? Böyle bir fitne varsa onu yatıştırmaya çalış. Bir kişiden ne olacak deme. Bir kişinin çok büyük faydası olur. On kişinin çok büyük faydası olur. Güzel örnek olursun. Yani önemli olaylar olduğunda provokasyon çok yoğun olur. Yani fırsatçılar zaten onu kullanmak isterler. Provokasyona kapalı bir üslup kullanmak lazım. Gerilimi düşürecek, kardeşlik bağını artıracak, sevgiyi, şefkati artıracak, makul dengeli bir tavır esastır.

“Allah aşkıyla tutkuyla sevdiğim, canımın içi bugün her zamanki gibi çok şık ve yakışıklısın. Seni gördüğüm her gün bir kez daha Allah’a aşkım artıyor. Sana olan sevgim, heyecanım kat kat artıyor. Seni çok seviyorum” diyor, maşaAllah.

Başbakan Yıldırım; “Milletimizin gözbebeği ordumuzu bunlarla karıştırmayın. Ordumuz bizim bağrımızdan çıkmıştır.” Çok güzel. Bak Başbakan Yıldırım; “Milletimizin gözbebeği ordumuzu bunlarla karıştırmayın. Ordumuz bizim bağrımızdan çıkmıştır.” Çok önemli bu, bunu sık sık herkes vurgulasın. Bütün parti liderleri vurgulasın, vatandaş vurgulasın. Sakın, çünkü bilgisiz bir adam bunu orduya mal etmeye kalkabilir. Buna dikkat edersek ordumuzun, şanlı ordumuzun nurunu parlatmış oluruz, vesile oluruz inşaAllah.

Evet Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Genel Kurmay Başkanlığı 15 Temmuz ihanet gecesiyle ilgili en ayrıntılı açıklamayı yaptı. “TSK, yüksek siyasi liderlik Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçek evlatlarının ve kahraman emniyet mensuplarımızın anında verdiği tepki ve asil milletimizin engin bir anlayış ve kahramanca karşı koymasıyla içimizde urlaşan cunta heveslisi illegal çete mensubu terörist hainler ile kahramanca mücadele edilerek bağrımızda beslediğimiz yılanlara alanlarında layık olduğu cevap verilmiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani Allah hayra tebdil eylesin. Artık her şeyi böyle güzel hale getirelim, sevecen hale getirelim, kaliteye önem verelim. Klaslık ön plana çıksın, sanat, estetik ön plana çıksın. Ve halimlik; Hz. İbrahim(a.s) için Cenab-ı Allah halimdi diyor. Yahya (a.s) için halimdi, Hz. İsa Mesih için Allah halimdi diyor. Halimlik esas, tevazu, mahfiyet. Dinsiz, dindar, Alevi, Sünni hiç fark etmez, bu vatan evlatları bütündür. Hepsinin inancına saygı duyarız. O inanç içinde yaşayacaklar. Zaten Allah; “Tek bir ümmet yapardım isteseydim sizi” diyor. İnsanlar tek bir ümmet olmuyor. Çeşitli ümmetlerden oluşuyor. O Allah’ın zaten belirttiği bir husus. Bak; “İsteseydim sizi tek ümmet yapardım ama çeşitli ümmetlerden oluşturdum sizi” diyor. O zaman biz o ümmetlere saygı duyacağız. İnançlara saygı duyacağız, düşünceye saygı duyacağız. Irk üstünlüğü iddiası olmayacak. Şehir, mekan üstünlüğü iddiası olmayacak. Memleket üstünlüğü iddiası da garip. Mesela biz İngiliz’den üstünüz, biz Fransız’dan üstünüz, biz Alman’dan üstünüz; olmaz. Hepsi Hz. Adem (a.s)’ın evlatları. Fert fert insanlar takvayla üstün olurlar. Bölgeyle olmaz. Toprak parçasıyla olmaz. Mesela adam farz edelim Eskişehirli, Eskişehirliler üstündür diyor. Konyalı üstün değil mi? Konyalı da üstün. Ankaralı da üstündür. Eskişehir’in taşında toprağında bir üstünlük iddiası edilecek bir şey yok. Oradaki fertlerin ruhundaki güzel gelişme üstünlük, güzel ahlakı, takvası üstünlüğü getirir. Fert fert insanların ahlaki takva üstünlüğü olabilir. Onun takdiri de Allah’a aittir. Dolayısıyla ben işte şu ülkedenim üstünüm, şu şehirdenim üstünüm, şu kasabadanım üstünüm bu ahlaka uygun değil. Kuran ahlakına uygun değil. Bu da hasta bir ruhtur. Bölgeye göre, şehre göre üstünlük olmaz. Memlekete göre üstünlük olmaz. Üstünlük fertlerin Allah’a yakınlığı ile olur. Ahlakının güzelliği ile olur.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik uzmanı Mete Yarar, darbe planını bozan birkaç ana husus olduğunu söyledi. “Birincisi, Genelkurmay Başkanı’nın darbe metnini imzalamamış olması. Çünkü eğer imzalamış olsaydı olay çok başka bir yere doğru gidebilirdi” dedi. “İkincisi, Özel Kuvvet Komutanı’nın Ankara’daki cansiperane çatışmaları sayesinde burası darbeyi engelleme merkezi haline geldi. Üçüncüsü, Birinci Ordu Komutanı’nın televizyona çıkıp ‘biz hükümetin yanında yer alıyoruz’ demesi psikolojik bir eşiktir. Karargâhtaki askerler bu açıklamadan çok etkilenmişler” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet ama tabii bir de bunların olmadığı durumda ne olurdu ve şahısların sevgisizliği de buna eklenirse oradaki kişilerin, tankla adamları ezenler, havadan ateş edenler. Yani böyle tiplerin de teşvik edileceğini düşünün. Çok çok vahim olurdu, Allah esirgedi. İnşaAllah bundan sonra böyle şeyler olmaz.

“15 Temmuz gecesi bir grup askerin gerçekleştirdiği darbe girişimini şiddetle kınıyoruz” diye yazarlar, sanatçılar imza toplamışlar. İyi yapmışlar. İçlerinde Ahmet Hakan var. Hemen hemen aydınların çoğu var. Sanatçıların çoğu var; Sezen Aksu, Teoman, Zülfü Livaneli. İyi, güzel düşünmüşler. Çok güzel mesela bak “Bu uğurda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet diliyoruz” diye bitirmişler. Bayağı hoş, isabetli hareket. Yani kendi çaplarında faydalı güzel bir tavır göstermişler.

Hayriye diyor ki; “Uzak olsak da ruhum seninle. Gerçek sevgiyi vesilenle öğrendim. Seni çok seviyorum ruhum, sevgi öğretmenim” diyor maşaAllah.

Erol Çetin; “Aleviler ülkenin teminatıdır.” Doğru söylüyorsun. Ülkücüler, Aleviler, Anadolu’daki kardeşlerimiz, Kadiriler, Nakşiler hepsi. Hepsi bu vatanın güzel evlatları, hepsi vatanın teminatıdır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yazılarım hakkında bilgi ver.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan’ın ilk İngilizce gazetesi olan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Ortadoğu genelinde de dağıtımı yapılan Arap News Gazetesi’nde “Komünizm Avrupa’yı hiç terk etmedi ki” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; dünya, güçlünün hayatta kaldığı değil, güçlü ile zayıfın birlikte yaşadığı bir yer olmalıdır diye anlatıyorsunuz. Avrupa’nın geleceğini araması gereken yerin sokaklar ya da çatışma olmadığını, Marksist ideolojilerin yaşlı kıtaya yeteri kadar çatışma getirdiğini anlatıyorsunuz. Avrupa toplumunun dünyaya örnek olması gerektiğini ve kendilerine yakışanın komünizmin çatışmacı egoist kültüründen uzaklaşmak olduğunu vurguluyorsunuz. Dünyanın böyle bir Avrupa’nın özlemini duyduğunu belirtiyorsunuz.

1845’ten beri yayınlanan Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen News Straits Times Gazetesi’nde “Medeniyetin beşiği Endülüs’ten günümüze dersler” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Endülüs İslam medeniyetinin tarih sahnesine çıkmış tüm medeniyetler arasında çok sayıdaki özelliği ile müstesna bir öneme sahip olduğunu detaylarıyla anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Raya’da çıkan yazınızda Müslüman ülkelerde yaşanan savaş ortamının ancak İslam milletleri birleştiğinde kurşundan kaynatılmış binalar gibi tek bir parça olarak hareket ettiğinde sona erebileceğini anlatıyorsunuz. Önümüzdeki dönemin Samuel Huntington’ın iddia ettiği gibi Müslüman savaşları çağı değil, Müslümanların ve dolayısıyla tüm dünyanın yeniden altın çağı olacağını vurguluyorsunuz.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper’da; “Doğudaki terör ne kadar önemli?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Terörle mücadele için her insanın değerli olduğunu, birinin diğerinden farklı olmadığını insanlara anlatmak, eğitmek gerektiğini anlatıyorsunuz. Bu yazınız ayrıca İngilizce ve Boşnakça yayın yapan Bosna’nın çok takip edilen haber sitesi The Bosnia Times’da Boşnakça olarak da yayınlandı.

Malezya İslam Partisi tarafından yayınlanan Harakah günlük gazetesinde bağnazlığa karşı ancak ilim ve akılla mücadele edilebileceğini anlatan makaleniz yayınlandı.

Dünya gündeminde yer alan haberleri Hindistan’daki okuyucularıyla buluşturan The Hans India haber sitesinde “Savaş ihtirası herkesi yakar” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde, dünyada İslamofobi değil kalitesizlik sorunu olduğunu anlattığınız “İslamofobi adı altında” başlıklı yazınız yayınlandı.

Son olarak Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Rescue’da da, “Bir zamanlar Ortadoğu’da Hristiyanlar vardı” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tebliğimiz sırf Türkiye’de değil dünyanın her yerinde ve geceli gündüzlü. Ne güzel.

 “Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil. Yüreğinle, varlığınla seversin” diyor Emine. Sevgisini böyle ifade etmiş bana.

“Siz hep önceden olacak olan olaylara insanları hazırlıyorsunuz. Aylarca Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkın demiştiniz. 15 Temmuz gecesi, ortalık yatışacak sakin olun diyerek halka sahip çıktınız. O an kalbimize bir ferahlık geldi. İnsanların üzerindeki şok hali tek bir besmelenizle kalktı. Allah sizi başımızdan eksik etmesin” diyor Defne.Olay günü yaptığım konuşmayı söylüyor.

Dinliyorum.

BÜLEN SEZGİN: Tatbikat var diyerek kandırılan ve çoğu bir aylık asker olan vatandaşa ateş açmamış yedi yüz asker sorgu sonrası serbest bırakıldı.

ADNAN OKTAR: Bak ben söyledim, aileler tedirgin olmasınlar dedim. Haklıyı ve haksızı ayırt eder adli güç. Nitekim bak güzel bir tavır.

Nur Hilal; "Sayın Hocam her zaman en önemli ve en gerekli konuları en net şekilde ve en etkili şekilde anlatıyorsunuz. Bu sizin Allah'ın rızasının en fazlasını aramanızdan kaynaklanıyor. Bu sebeple sizi çok çok seviyorum."

Sevgisizlik ırkçılığı çıkarıyor. Çünkü ırkçılık enaniyetli, kibirli, gururlu insanların içinde gelişiyor. Büyüklük hissinin kitlesel yansıması ırkçılık olarak görülüyor. Bu bazen tarikatlarda olur mesela kendi tarikatını en büyük görür. Egoist, bencil, sevgisiz, enaniyetli ve gururludur. Onu kendi topluluğu içerisinde vurgulamak ister. Bazen ırk olarak, bazen şehir olarak, bazen köy olarak. Mesela ben falanca şehirde doğdum der. O yüzden ben üstünüm diyor. “Ben Paris'te doğdum” diyor,“çocukluğum gençliğim Paris'te geçti. Ben o yüzden çok kaliteliyim, entelim dantelim” diyor. Paris'ten katil de çıkar, hırsız da çıkar, dolandırıcı, yancı da çıkar, ahlaksız, üçkağıtçı, bencil, egoist adam da çıkar. Manyak da çıkar, her şey çıkar. Ama evliya da çıkar, dürüst, efendi insan da çıkar. Şehrin bir üstünlüğü olmaz. Paris'te doğmuş olması onun üstün olmasını gerektirmez. Adam bambaşka bir havaya giriyor Paris'ten etkileniyor. Ben Londra'da doğdum diyor, bambaşka bir kafaya giriyor. Bunlar çok komik. Şehirle, bölgeyle, toprakla, taşla alakası yok. İmanla, akılla alakalı.

İstanbul daha önce İngilizlerin işgal edildiğinde sela okunmuştu her yerden, İstanbul'un her tarafında. Üç kere oldu Türk tarihinde sela. Bir, İstanbul'un fethinde okundu, her yerde sela okundu. İstanbul İngilizler tarafından işgali sırasında da sela okundu bütün camilerde. Üçüncü olarak da bu olayda okundu.

Halkın ülke güvenliğini tehdit edici bir durum olduğunda şikayet edeceği telefon numaraları versinler. Halk kuşkulandığı bir şeyi bildirsin. Mesela darbe ihtimali olduğunda bilmem ne olduğunda falan nereye bildirecek? 155’e mi bildirecek? Bir şey olsun.

Halkın sevimliliğine bak, uçaklar inip kalkıyor ya uçaklara karartma yapalım diye tarlasını yakanlar olmuş. Böyle bütün gökyüzünü duman kaplamış.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü