Harun Yahya

Sohbetler (25 Temmuz 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Var mı anlatacağın bir şey?

KARTAL GÖKTAN: Var. Mardin’in Derik İlçesi’nde PKK’lı teröristlerce yola döşenen el yapımı patlayıcı zırhlı polis aracının geçişi sırasında infilak ettirildi. Teröristler kaçtı. 3 polisimiz şehit oldu şehitlerimizden birinin kimliği belli oldu. Polis Özel Harekat’tan Ramazan Akyürek.

ADNAN OKTAR: Allah şehadetini makbul etsin, Allah şehadetini kabul etsin ne mutlu sana ne güzel yerdesin. Biz buradayız sen cennettesin. İmreniyoruz sana. Allah annene babana uzun ömür versin. Seninle de ahirette cennette kardeş olmayı nasip etsin Cenab-ı Allah. Şanlı şehitler, maşaAllah. Cenab-ı Allah onlara ahir zamanda İslam’ın hakimiyetinde şehadet mertebesi vermiş. Hem ahir zamanda hem ahir zaman mücahidi hem şehadet birçok güzellik bir arada.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Beştepe’de MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Başbakan Binali Yıldırım’ı kabul etti. Cumhurbaşkanımız liderleri “geçmiş olsun” diyerek karşıladı. Üç saat süren görüşmeden sonra Sayın Kılıçdaroğlu görüşmenin olumlu geçtiğini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı ise yapılan açıklamada muhalefetle diyalogun devam edeceğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Muhalefet diye bir şey yok o kelimeyi kaldırsınlar, muhalefet yok sadece Türk milleti var. Bu zamanda muhalefet olmaz. Toplu bir aradayız. Alternatif olabilir alternatif liderler, muhalefet yok. Muhalefet muhalif demektir. Muhalif kimse yok. Hepimiz dostuz hepimiz kardeşiz. Ama lider alternatifidir onlar, lider alternatifi olabilir o makul.

KARTAL GÖKTAN: Görüşmeden birkaç fotoğraf gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Evet güzel, bayağı güzel olmuş.

Tayyip Hoca’yı gariban buldular kendi kafaları kendi üsluplarıyla yalnız gördüler. Biz kendi evladımızı İngiliz derin devletine teslim etmeyiz. Gelsinler alabiliyorlarsa bir alsınlar da görelim. Her uzanan eli kanunla hukukla kırarız. Akıllarını başlarına alacaklar münasebetsizlik istemiyoruz. Tayyip Hoca da gönlü rahat olsun. Muhalefet falan olmaz bundan sonra. Sadece Türk milleti olarak ittifak edeceğiz, topluca bir arada kardeşçe karşı koyacağız. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli eğer normal bir siyaset olsaydı gitmezlerdi tabii. Ama fitnenin büyüklüğünü ve şiddetini gördükleri için hiç fark etmez diye düşündüler. Artık kimse ben daha üstünüm iddiasında değil, hepimiz kardeşiz iddiasındalar.

Allah Mehdiyet’i akıl almaz şekilde süratlendirdi. Mehdiyet’in elde edeceği kardeşlik duygusunu tek bir gecede Allah milleti terbiye ederek verdi Cabbar ismiyle tek bir gecede. Normalde uğraşılsa 30 senede elde edemezsin böyle bir kardeşliği 30 saatin içerisinde Cenab-ı Allah verdi. Müthiş bir kardeşlik duygusu, müthiş bir dostluk dayanışma duygusu meydana geldi. Zaten Mehdiyet de budur. Mehdiyet’in en önemli amacı gerçekleşmiş oldu. En hayati amaç gerçekleşmiş oldu.

Kılıçdaroğlu, Bahçeli saraya gidecek de Tayyip Hoca’yla görüşecek asla olmaz. Vatan millet menfaati için yaptılar. Vatan millet menfaati daha üstün olduğu için. Tayyip Hoca da ondan hiçbir şekilde kendine bir paye çıkartma konumunda değil. Tayyip Hoca da çok mazlum şu an üslup olarak dikkat ederseniz. Liderlerde de artık bundan sonra haşin keskin bir üslup sureti katiyede olmaz. Çünkü deccal Türk milletine karşı birleşti. Suriye’yi çoktan bitirmiş olmaları gerekiyordu delice bir plan vardı bunu yapamadılar.

Evet “Vatan için birlik günü” diyelim bir etiket yapalım.

Ağa kızı Necla Gündüz. Mz Atmaca. Evet. “Darbe akşamı canlı yayında darbenin engellenmesinde çok büyük emeğiniz geçti” diyor. Doğru söylüyor. Biz, canlı yayında ilk açıklamayı yapan ben oldum. Darbenin sahte darbe olduğu söyleyen de benim. Var mı bizde onun filmleri? Bakayım.

VTR: Sayın Adnan Oktar’ın 15 Temmuz 2016 Darbe Konusunda Yayında Yaptığı Açıklamaları

ADNAN OKTAR: Darbenin sahte darbe olduğunu Türkiye’de ilk açıklayan benim. Bildirinin sahte olduğu söyleyen de benim. TRT’deki açıklamanın da geçersiz olduğunu söyleyen benim. Darbeye karşı neler yapılması gerektiğini anlatan da benim. Askere nasıl davranılması gerektiğini de anlatan benim. “Sakın sert davranmayın” dedim “linç olmasın, onlar kandırıldılar kucaklayıp sevgiyle alın tanklardan” dedim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, Beştepe’de yapılacak liderler zirvesine davet edilmemesine tepki gösterdi. “Halen dışlanma girişiminin darbe harekatı sonrası bile devam ediyor olması yanlıştır” şeklinde konuştu. “Darbenin sonuçlarını henüz yeterince idrak edemediklerinin göstergesidir. Türkiye’de demokrasinin anahtarı HDP’dir.”

ADNAN OKTAR: Şimdi durumu iyi değerlendirmesi gerekiyor Selahattin Demirtaş’ın. PKK saldırıları halen devam ediyor. HDP’lilerin PKK’yla ilgili demeçleri ortada. PKK’ya karşı net tavır alan bir parti olsa HDP baş tacı olur, herkes destekler. Ama PKK’ya karşı tavır alan bir görüntü görmüyoruz. O durumda nasıl çağırsın seni? Kimi çağırmış oluyor o zaman? Kimlerin destekçisini çağırmış oluyor? O olsa çağırır mıydı? Kendi olsa çağırır mıydı, değil mi? Kendi olarak bir düşünsün şu felaket ortamında çağırır mıydı?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce 42 gazeteci hakkında yakalama kararı verildi. Bu gazeteciler arasında şu isimler de var; Nazlı Ilıcak, Bugün TV spikeri Erkan Akkuş, Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cevheri Güven, Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü Selahattin Sevi, Zaman Gazetesi Eski Genel Yayın Editörü Ali Akkuş.

ADNAN OKTAR: Evet. Varsa suçu tabii ona göre kanuni müeyyideler uygulanır.

15 Temmuz gecesi 11:50’de canlı yayına başladım ben. O saatte henüz Cumhurbaşkanımız canlı yayına bağlanmamıştı. Ben ilk twitimde “Meşru demokratik hükümet geçerli olan hükümettir” dedim. Bak hemen noktayı koydum. “Fitne katilden beterdir” dedim. “Bu fitnedir” dedim. “Askerimiz aklı başındadır demokrasiyle her şey çözümlenir” dedim. Ben canlı yayına başladıktan 40-45 dakika sonra Cumhurbaşkanımız canlı yayına çıktı. Bak 40-45 dakika sonra. “Askerlere karşı şefkatli davranın” dedim. “Darbe bildirisi geçerli değil sahte” dedim. “İnternetteki bildirisi de geçerli değil o da sahte” dedim. “Kimse bunlara uymasın” dedim. “Birlik beraberlik içinde hareket edelim, zaman birlik beraberlik zamanı” dedim.

SEMİH MERİÇ:  Hocam, Başkanımız’ın konuşmasında TRT’nin spikerinin o konuşması da zaten sizin canlı yayın içerisinde gösterilen görüntülerde mevcuttu. Siz canlı yayında onları gösterip eleştirmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii canım. Nerede görülmüş spikerle darbe açıklandığı? Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şey. Spikerle darbe açıklanmaz.

A Haber’deki spikerler de “Fethullahçı terör örgütü” diyorlar. Kardeşim bak, Allah’ın fethi diyorsun, böyle denmez “Gülenci terör örgütü” diyeceksin. Fethullahçı deme.

Normalde liderler asla saraya gitmezler bu şekilde bir konuşma da olmaz. Çok öfkeli sohbetler konuşmalar olurdu. Asla olmuyor dikkat ederseniz. CHP mitingine AK Partililerin gideceğini düşünmek rüyada bile mümkün değildi. Ama bak şu an bu oluyor. Muazzam bir kardeşlik ruhu, Mehdiyet ruhu Türkiye’yi sarıyor ve bu bir süre sonra dünyayı da saracak. Mehdiyet’in öncüsü olduğu için Türkiye ilk Türkiye’de bu ruhu Cenab-ı Allah oturttu ve geliştiriyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette: “Hani sizler düşmanlardınız kardeşler olarak sabahladınız” diyor. (Ali İmran Suresi / 103)

ADNAN OKTAR: Evet.

Türkiye’de hak hukuk adalet muntazam işler ve işleyecektir bunu unutmasınlar.

Şimdi kısa bir ara verelim namazımızı kılalım devam edelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Türk Halkımızın 15 Temmuz Kahramanlık Destanı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 26 Mayıs 1916’da İstanbul’da doğan ve ses getiren araştırmaları neticesinde Hocaların Hocası olarak anılan Tarihçi yazar Halil İnalcık Ankara’da uzun süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını yitirdi. Hocamız’ı görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Görelim. Hocamız’a Allah gani gani rahmet etsin. İlim ehli nimettir, ilim ehli güzelliktir. Evet. Ama hakikaten kültürlü insan hoş oluyor, sohbeti sözü güzel oluyor. Cahille konuşacak bir şey olmuyor, konuşacağı ne olur? Ama kültürlü bir insanın, bilgili bir insanın ufku çok geniş oluyor, sohbeti de güzel oluyor.

Yalnız millet hakikaten imanlı millet. Gençlerimiz hakikaten kabadayı ve delikanlılar helal olsun hepsine. Bu kadar kabadayı bir milletin içinde bu kadar çok olmaz. Kadınlardan da bu kadar kabadayı çıkması çok acayip helal olsun yiğit milletmiş, maşaAllah.

Darbeye biz hiç önem vermeyiz. Allah’ın gücüne önem veririz. Asker yaptı şu yaptı bu yaptı, Allah yapar onları vesile eder. Biz bir tek Allah’tan korkarız darbeden korkmayız. Darbeyi de hiç kâle almayız, hiç adam yerine koymayız.

SEMİH MERİÇ: “Ordular Allah’ındır” diyor Hocam, maşaAllah. (Fetih Suresi / 7)

ADNAN OKTAR: Tabii.

Ruslar, Rusya’ya bağlı devletler ne kadar efendi, terbiyeli insanlar, çok mütevaziler.

Gülen’in buraya getirilmesi, eğer getirilmiş olsaydı yine değişmezdi yine darbe olurdu. Her halükarda olurdu, o yapmasa balyoz yapardı. Balyoz yapmasa çekiç yapardı, çekiç yapmasa çivi yapardı, çivi yapmasa topluiğne yapardı biri yapardı. Onun çözümü olmaz. Kaderde olan olur. Çünkü Cenab-ı Allah milletimizi bununla terbiye ediyor. Şu meydana gelen terbiyenin gücüne bak. Şu kardeşlik ve kaynaşma ruhuna bak bunu neyle elde edebilirsin? İstediğin alimi getir, istediğin hocayı getir bu eğitimi yapıp veremez. Akıl almaz bir kaynaşma ve müthiş fedakarlık. Mesela bak her gece sokaktalar. Sabaha kadar nöbetteler, bu niçin yapılır? Allah için yapılır.

Enfal Suresi 63’te Cenab-ı Allah: “Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile,” yani trilyonlarca, katrilyonlarca para verseydin, her türlü imkanı kullansaydın bile “onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı.” Şu an bu oldu. “Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” Bütün güç Allah’ındır. “Üstün ve güçlü olandır” diyor Cenab-ı Allah. Ayetin ebcedi de zaten olaya uygun düşüyor. Yani tarihe uygun düşüyor. 

Şimdi ikinci aşamasında millet daha da kaynaşacak. Bir aşaması daha var hadise göre açıklamalara göre. Millet kurşunla kaynatılmış bina haline gelecek ayetin ifadesiyle, o ayet de tahakkuk edecek. Kurşunla kaynatılmış bina haline gelecek. Modern, sevgi dolu İslam anlayışı, İslam’ın kalesi Türkiye’ye görev verildi. Ama şu yapacak bu yapacak demiyorum. Fakat millet yiğit, millet arslan. Arslanlığını gösterdi, yiğitliğini gösterdi kabadayı millet, delikanlı millet. Allah milletin seciyesinin yüksekliğini gösterdi bütün dünyaya. Dünyanın nefesi kesildi Türkiye’nin bu karakterinden dolayı. Böyle yiğit kabadayı bir toplum, millet dünyada görülmüş değil, görmediler ilk defa görüyorlar. Bu karakteri bu ahlakı göstereni ilk defa görülüyor. Çanakkale ruhu değişmemiş. Bak aradan bunca zaman geçmiş Çanakkale ruhunda bir değişiklik yok, aynı evlatlar. Halbuki bu çocuklar eğitim de görmediler, Darwinist materyalist eğitildiler. Ama Çanakkale ruhu kromozomlarına işlemiş, genetik kodlarına işlemiş. Şu kabadayılığa bak, adam kurşun saydırıyor üstüne gidiyor, tanklar üstüne geliyor üstüne gidiyor. Bunlar metafizik olaylar bu görülmüş olay değil bunlar. Böyle bir yiğitlik görülmüş şey değil. Otomatik silahla ayağını tarayıp kopartmışlar umurunda bile değil. “Devam edeceğim” diyor. Korku nedir bilmiyorlar bir tek Allah korkusunu biliyorlar.  

Boğaziçi Köprüsü’nün adı değişmiş, “15 Temmuz Şehitler Köprüsü” olarak değişmiş.

Bir anne çocuklarını göndermiş. “Annem” diyor ki “delikanlıdır” diyor “deli yüreklidir” diyor. Çocuklarına deniş ki “sakın şehit olmadan gelmeyin” demiş “sizi mehter marşıyla gömeceğim” demiş. Bak kabadayılığa bak annede. “İslam birliği için elinizden geleni yapın hadi gidin şimdi” demiş “ama şehit olmadan da dönmeyin” demiş. Görüyor musun annenin yiğitliğini? İşte bunlar halis muhlis Hz. Mehdi (a.s) talebeleri. Mehdiyet nasıl sarmış Türkiye’yi görüyor musunuz?

“Yeni anayasa bütün partilerin katılımıyla yapılacak.”

Darbeye karşı bizim milletin haşa korkak olduğu inancı yaygın. Menderes döneminde Menderes’i verdiler, Kenan Evren çıktı hemen itaat ettiler, boyun bükerler. Yani siz darbeyi yapın bakın hiçbir şey olmaz diye rapor vermişler. Bu bir kanaat olarak oturmuş. Darbede insanlar egoist bencil davranır, korkar çıtını çıkarmaz diye. Bu tepki hiç beklemedikleri bir tepkiydi. Dünyanın da, İngiliz derin devletinin de hiç beklemediği bir tepki. Bu kadar imanlı ve kararlı olacaklarını tahmin etmiyorlardı.

Büyük bir Rus gazetesinden soru var şu an soruyor: “Şu an farklı bir ülkede yaşıyorsunuz. İnsanlar gelecekleri hakkında ne düşünüyorlar?” Geleceğimiz İttihad-ı İslam’dır, modern Türkiye’dir, bütün Asya’nın birleşmesidir Rusya da dahil, İslam alemi dahil, Türki devletler dahil. Büyük yeni bir bloğa doğru gidiyoruz. İslam öncü olacak, İslam’ın sevgisi merhameti öncü olacak, modernlik, kalite, sanat, demokrasi, laiklik, güzellik, Allah korkusu, Allah sevgisi, bütün dinlere saygı her yere hakim olacak, Türkiye de öncü olacak.

İki: “Türk halkı Erdoğan’ın tavırları hakkında ne düşünüyor?” diyor Türk halkı. Tayyip Hocam mazlum bir Anadolu delikanlısıdır. Sertliği, Adnan Menderes çok halim davranmıştı başına çıktılar. O yüzden biraz keskin bir üslup kullandı daha önce. Ama Tayyip Hoca bilindiği anlamda dindar, tasavvuf ehli Allah’tan korkan bir mümindir. Mazlum ve ihlaslı bir mümindir biliyorum. Tanıyorum ve biliyorum. Darbeci marbeci falan feşmekan kim karşısına gelirse gelsin bir tek Allah’tan korkar çekinmez. Gösterdi Allah onu da test etti imtihan etti gördünüz. Korkmadı gayet vakur bir şekilde tavır koydu.

Hz. Ali (k.v) dedem diyor ki: “Mehdi’nin önünde Hızır yürür.” Hızır (a.s), darbeyi önleyen benim bir veliden duyduğum Hz. Hızır (a.s)’dır. 70 yerde icrası olduğunu söylüyor bu darbede 70 yerde. İnsanların nutku tutuldu diyorlar ki “Burada böyle bir aksilik olamaz, böyle bir iş böyle burada düzgün gidemez, böyle bir rastlantı olamaz.” Tam 70 yerde harikalık var. 15 dakika kala Tayyip Hoca gidiyor. Uçak havada düşürülebilecekken birden düşürülmüyor. O 70 maddeyi sonra sayacağım. Duyduğum veli “bunu Hz. Hızır (a.s) yaptı” diyor.

“Peygamber (s.a.v.)’in izinde gider Mehdi” diyor “görmediği yerden melekler onun önünde set olur korurlar. Medine’yi yani Rumiye’yi” İstanbul’u “büyük bir mücadeleyle şehit de olan 70 bin Müslüman’la beraber tekbirlerle fetheder” diyor. 70 bin çok anlamında. Şu an her yerde tekbirler var mı? Her gün selaları tekbirleri duyuyor musunuz? Duyuyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Büyük bir savaş olur” diyor. Çatışma oldu gördünüz, değil mi? Asker ve siviller, polis. “70 bin Müslüman’la beraber tekbirlerle İstanbul’u manen fetheder” diyor. Fetih başlar diyor yani şu an başladı. Yevmu’l Halas kitabında sayfa 332.

İngiliz medyası şok olmuş, “Türk halkı anlayamadığımız bir şekilde anlamsız bir şekilde bomba atılan ateş edilen yerlere gidiyorlar” diyor.

Yine İngiliz ajansı diyor ki: “Aynen futbolda olduğu gibi şu Türker çok garip insanlar. Başka ülkelerde darbe olunca halk koşa koşa saklanmaya giderken Türkler koşa koşa meydanlara gidip tekme-tokat, terlik, kemerlerle tankı topu helikopteri, F16’yı döve döve çıktığı yere geri soktu” diyor. Halk tanka eliyle vuruyor “geri git geri git” diye.

Amerika’nın darbeyi çok geç kınaması ve Kerry’nin Türkiye’yi NATO’dan dışlaması konusu. Kerry tehdit ediyor yani NATO’dan çıkarabileceğinden değil. Çünkü Türkiye NATO’dan çıkarsa Amerika diye bir şey kalmaz. Amerika’nın bölgedeki bütün hakimiyeti gider. Yani her yerde hakimiyeti gider. İleri bir güçtür Türkiye.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cuntanın 15 Temmuz’daki darbe planının uygulamaya konulamaması durumuna karşı bir B planının olduğu anlaşıldı. B planının da 18 Temmuz’daki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın kuruluş yıldönümü törenlerinde uygulanacağı anlaşıldı.

ADNAN OKTAR: Bu adamları ciddiye almaya gerek yok. Bizim milletimiz imanlı millet, bir deccal saldırısı oldu ve onu püskürttük. O kadar. Kâle almaya gerek yok. En babası gelsin, en kabadayısı gelsin, on misli pişman ederek geri göndeririz. Ama milletin ne yapması gerektiğini de hükümet açıklaması gerekir. Mesela böyle bir durumda halk yetkilerini bilsin. Farz edelim tanka karşı ne yapabilir, asker silah sıkıyorsa ona nasıl cevap verecek yani göğsünü mü merminin önüne tutacak, kendini mi savunacak ne yapacak, ne yapması gerekir? Buradaki kanuni düzenlemenin ortaya koyulması gerekiyor. Yani doğaçlama yapıyor millet ne yapacaksa. Çünkü askerin silahını alıyor, silahı geri vermesi gerekiyor mu, gerekmiyor mu bilemiyor. Şimdi, silahını aldıysa silahı normalde geri vermemesi lazım.Geri veriyor silahı, geri verince de adam çekip vurdu çocuğu. Kardeşim darbecinin silahı geri verilmez. Müsadere edelim. Ama bu kanuni yönden açıklanması gerekiyor.Halk bunu bilmiyor. Birçok kişi bilmiyor. Adam vurmak için adam sana silahı doğrultmuş, elinden silahı almışsın, geri silah verilir mi? Verilmez. Ama vatandaş iyi niyetli olduğu için “Askerin silahını aldım ben nasıl olur?” diyor. “Tabii ki askerin silahını geri vermek gerekir.” O asker değil ki o anda. Darbeci olunca asker olmaz, askerliği düşer onun. Ancak ileride yargı yoluyla durumu başka türlü olursa ayrı mesele.

Şimdi mesela adam helikopterle gelmiş, evinin üstüne oraya yahut işte askeri tesisin üstüne gelmiş bombalıyor, istese vatandaş bir şekilde o helikopteri düşürebilir, yolu var. Tankı da etkisiz hale getirebilir, onun da yolu var ama bu suç mu değil mi bunların bir netleşmesi gerekiyor, nasıl yapılacağı ne yapılacağı. Ama tabii darbeye karşı bütün vatandaşların karşı koyması şart ama bedenini siper etmesine gerek var mı? Kendini de koruyabilir. Bunu bir açıklasınlar bir an önce, hukukçular açıklasınlar. Doğaçlama mı hareket edecek insanlar, nasıl yapılacak? Gerçi çok başarılı bir tavır gösterdi vatandaşlar, çok insancıl tavır gösterdi. Ama usûl bu mu yani adabı bu mudur bunun? Mesela kahraman polisimizin bulunduğu tesise geliyor adam bombalama yapıyor. Orada uçaksavar olsa uçak gelemez oraya. Uçaksavarlar dağıtılıyor mu bu tesislere? Hükümetten daha hala açıklama yok. Bekliyoruz. Tanksavar askere veriliyor, polise de verilsin. Polise de tanksavar olsa, ne mahsuru var poliste olmasının? Uçaksavarın poliste olmasının ne mahsuru var?

Tayyip Hocam ne diyor? “İkinci, üçüncü etabı olabilir” diyor hükümet. “Bu asıl darbe değil, bu prova darbe olabilir, asıl darbeyi a takımı düşünüyor, onu sona saklıyorlar” diyor. O zaman vatandaşın ne yapması gerektiğini vatandaşa anlatmak gerekiyor. Sadece sokağa çıkın demek yeterli değil. Vatandaş nerede sokağa çıkacağını da bilmiyor, sokağa çıktığında ne yapması gerektiğini de bilmiyor, doğaçlama yapıyor. Asker ona kurşun sıktığında ne yapması gerektiğini söylemiyor hükümet, tankların üstüne geldiğinde ne yapması gerektiğini söylemiyor. Tanka karşı tanksavar verilsin polise. Bu bir an önce açıklansın daha hala suskun bekliyorlar. Hayır, vermeyeceklerse de vermeyeceğiz desinler. “Tanksavar vermeyeceğiz arkadaş yok öyle bir şey” desinler. Uçaksavar, bunu da vermeyeceğiz desinler veyahut vereceğiz desinler yani ben ona göre bir şeyler söylemek istiyorum. Cevap gelmeyince konuyu da açmak mümkün olmuyor. Eskiden bizi iki-üç yıl bekletirlerdi bir konu oldu mu. Ama şu an üç yıl bekleyecek durumumuz yok acele olması gerekiyor. Veyahut devlet kanuna hukuka dayalı olarak milis kuvveti oluştursun Kuva-yi Milliye gibi. Gençlerden eli silah tutan, askerlik yapmış gençler de olabilir. Askerlik yapmış, terhis olmuş, iki dönem, üç dönem geriye. Askerdekinin eline silah veriyorsun, askerden gelince silah yine verebilirsin, askerde güvendiğine göre gelince de güvenebilirsin. Polis organize etsin, başında da polis olsun veyahut devlet ayrı bir yapılanma olarak onlara korucular gibi bir sistem kurabilir, koruculuk sistemi gibi. Korucuların bir kanunla bir şekil içerisinde değerlendirildiğini görüyoruz, gayet de kolay oluyor hiçbir sorun da çıkmıyor. Aynı şekilde vatandaş da korucu kapsamında da, milis olmuyorsa da korucu kapsamında görevlendirilebilir, şehir korucuları olarak. Köy korucusu var bir de şehir korucusu olur, o şekilde görevlendirilebilirler. Bunu dilekçeyle mi başvursak bilmiyorum? Aslında bizi izliyorlar, haberleri de var ama hala cevap gelmiyor. Ya çözüm bulamadılar. Hukukçularla görüşelim bir çözüm bulunsun.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak’a bilgi veren bir askeri kaynak İncirlik’teki merkezde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün subaylarını fişleten Amerikalı ISAF komutanı John Campbell’ın kalkışmanın organizatörlerinden olduğunun tespit edildiğini söyledi. Bu komutan darbe öncesi iki kez gizlice Türkiye’ye gelerek Adana ve İncirlik Üssü’nde görüşmelerde bulunmuş. Ayrıca darbecilere Nijerya’da bulunan UBA Bank şubesinden CIA aracılığı ile ciddi para akışı sağlandığı bilgisini verdi.

ADNAN OKTAR: Evet.

Depremler şu an yine devam ediyor İstanbul’da. Elli deprem daha olmuş.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 15 Temmuz darbe girişiminde rehin alınan ve sağlık problemleri nedeniyle görevden alınan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi ifadesinde şunları söyledi. “Silah doğrulttular ve beni rehin aldılar. Rehin alanlar arasında sekiz yıllık emir subayım da vardı. Yunanlar bu muameleyi yapmazdı. Kafama bere geçirdiler, ağzımı bantladılar beni Akıncılar Üssü’nden bir astsubay kurtardı” dedi.

ADNAN OKTAR: Aslında bir test darbeye benziyor yani halk nerelerde zaaf gösteriyor, halk korkuyor mu veyahut hükümet ne yönde tedbirler alıyor, nerelerde ne zaaf noktaları var bunları tespit etmeye çalışmışlar anladığım kadarıyla. Bence Tayyip Hocam hiç bekletmeden halk içerisinde korucu sistemini kursun. Şehir korucu sistemi kurulsun. Yeni terhis olmuş askerlerden iki-üç-dört dönem geriye gidecek, beş dönem geriye gidecek şekilde gençleri silah altına alsınlar, otomatik silah dağıtılsın. Gerekirse uçaksavar da polise verilebilir. Tanksavar da tecrübeli polislere verilebilir. Daha akılcı tedbir alınsın yani sadece meydanlarda toplanmayla olmaz bu. Birde meydanlarda toplanarak halk bir süre sonra yorulabilir. Bu yorulmayı da bekliyor olabilirler. Çünkü her gün her gün artık yorulur. Yorulup bitap kalmalarını da bekliyor olabilirler. Hükümet bu aralığı çok iyi değerlendirmesi lazım. Günleri, dakikayı, saniyeyi bile iyi değerlendirmesi lazım.

Sezer Enişte; “Niye Hocam Rusya bize daha yakın?” Ruslar daha dürüstler, daha candanlar. Bütün dünyaya karşı daha müşfik, daha efendidir Rus milleti. Amerika daha karışık ama Rusya tabii Mehdiyet’i esas almaz, Rusya düzgün, rahat yaşamayı esas alır. Ama Amerika’da evanjelik hakimiyeti olduğu için yani Mesih düşüncesi Amerika’da hakim olduğu için savaşlar olmadan, darbeler, kargaşa olmadan Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağına inanmazlar. Dolayısıyla sürekli darbeler, kargaşalar, savaşlar, anarşi ve terör olması gerektiğine inanıyorlar. Onu da yaratan yine Allah’tır.

Mrmuvahit. Olayları anlattığımda Peygamber (s.a.v.)’den naklen anlatıyorum, ayetten anlatıyorum. Kendi fikrim değil bunların hiçbiri anlattığım. Ben kendi kanaatimi söylemiyorum.

Şimdi Tayyip Hocam’ın yapacağı iyi bir şey, şu üniversitelerde PKK sempatizanları var yahut doğrudan PKK’lılar var, üniversitede öğretim üyesi veyahut öğrenci, onları da bir zahmet temizleseler iyi olur yani atsınlar üniversiteden çünkü sürekli üniversitelerde pislik, ahlaksızlık yapıyorlar, terör estiriyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Numan Kurtulmuş bugün yaptığı açıklamada “Siyasette düşmanlık dili bitecek AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li herkes darbeye karşı çıkıyor. Siyaset düşmanlık dilinden rekabet diline dönecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Rekabet mi? Rekabet varsa o dedikleri vardır. Rekabet nasıl olur? Karşı tarafı ezersin bir şekilde fikir yoluyla, kendini öne çıkarırsın. Rekabet yok birleşme var, yani yanlış anlamış. O devir bitti. O anlamda siyaset yapamazlar. Yaparsa yıpranır. Yani bütünlüğün dışında bir yol yok. Rekabet varsa klasik siyaset vardır. Klasik siyaset devri bitti. Türkiye için olmaz artık. Süper tehlikeli olur. Yani bir yerden kaynaştırmaya kalkarsan, denemeye kalkarsan bu deneme felaketle sonuçlanır, Allah esirgesin. Birlik ve bütünlüğün dışında bir yol yok. Rekabet de yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Lübnan Hizbullah’ının eski Genel Sekreteri Şeyh Tufeyli “15 Temmuz darbe girişiminden sonra Ortadoğu ve Afrika’da tarihin seyrinin değiştiğini” söyledi. “Türk milletinin kutlu direnişi sırasında Türkiye’de olmayı ve ölmeyi istedim” diyen Şii din adamı Şeyh Tufeyli darbe kutlaması yapanları “şeytanın hizmetkarları” diyerek kınadı.

ADNAN OKTAR: Bu da bak kabadayı delikanlıymış. Ama millet hakikaten yiğitmiş. Dünya test etti, İngiliz derin devleti gördü. Kabadayıya yanlış yapılmayacağını anlamış oldular. Bu en hafifinden yani onu söyleyeyim, en hafifi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gölge CIA olarak bilinen ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor, askeri darbe girişiminin Türk ordusuna büyük zarar vereceğini ve ordunun nizamı sağlayana kadar bölgenin dizayn edileceğini vurguluyor. Analizinde ayrıca “Her ne kadar darbe girişimi engellense de Ankara uzun süre buradan yeni bir hareketlenme olmaması için tetikte olacak. Türk askerinin üst komutasında bir azınlık darbeye destek verdi. Bu yüzden ordunun kapasitesi uzun bir süre engellenecek. Yeni süreçte ise ordu saflarında moral bozukluğu ve mücadelede uyum azalması muhtemel yaşanacak ilkler arasında.” Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir kargaşa içerdiğini belirten Stratfor’a göre “TSK’nın mevcut durumdan kurtulması çok uzun yıllar alacak” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii askeri biraz huzursuz eder bu doğru. Ama milletin kenetlendiğini görürse asker gönlü çok rahat eder.

Bir daha darbe girişimi olsa Allah esirgesin millet yine bedenini mi siper edecek? Yoksa elinde silah mı olması gerekiyor? Yani milisler mi polisle beraber ve askerle beraber karşı koyacak? Bunu kanunlar hemen belirlesinler. Hayır gerekirse biz tabii ki bedenimizi de ortaya koyarız ama usûl bu mu? Yani silaha karşı beden mi konuyor ortaya? Bunu bir netleştirsinler. Benim bildiğim silaha karşı silahtır. Öyle o zaman adam cayar. Ama senin elinde silah yoksa adam ortaya çıkar. Yani gayet rahat ortaya çıkar. Yani meydanlarda bekleşmek mi? Yoksa Kuran ayetine uygun olarak silahla beklemek mi? Silaha karşı silah olması lazım. Tanka karşı tanksavar, uçağa karşı uçaksavar, silaha karşı da silah olması lazım. Bu caydırıcı olur. Allah vermesin kullanılmasını kimse istemez. Son ana kadar da kullanılmaz zaten. Ama adam sana saydırıyorsa gel bedenime kurşunları saydır denemez yani denmemesi lazım. Buna bir açıklık getirsin hükümet derhal. Yani askerliğini yapmış, askerin eline silah vermişsin sen, güvenmiş silahı, hatta tank vermişsin, top vermişsin, askerliğini bitirmiş şerefle, kadrolu olarak al. Az bir maaşla, yüz lira maaşla al. Çünkü Allah için yapacak. Bu görev Allah için yapılır, vatan millet için. Evinde dursun silahı, evinde dursun. Yani üstünde taşısın demiyoruz. Evinde muhafaza altında bulunsun. Mesela iki bin mermi ve silahı, adam bir durum olduğunda o silahı çıkartsın. Bu caydırıcı olur, caydırıcı olur. Yani çünkü istila olabilir Türkiye’ye. Yani bir işgal hazırlığı var, sırf darbe meselesi değil olay. Böyle bir şeyde gereken cevabı verir. Ama öbür türlü insanların eli kolu bağlı olmuş oluyor. Bu zor olur. Tamam sokağa çıkar vatandaş ama delik deşik edilir eğer silahı yoksa, düşman kuvvetleri olduğunda. Tamam göğsünü siper eder ama yani bu Kuran ölçüsüne göre, akılcılığa göre böyle değil. Denge olması lazım. Kuvvet eşitliği olması gerekir. Silah varsa karşısında silah olması. Bunu bir an önce kanunla bize belirlesinler, kanuna hukuka uygun olarak. Bu konunun uzatılacak yönü yok. Bekle, bekle, bekle, Tayyip Hoca diyor ki “yatışmasını bekliyoruz.” Niye? Yatıştı zaten bir şey yok. Darbe veya işgal şamatayla gelmez zaten. Gayet sakin gelir. Sen akşam uyurken sabaha hadi geçmiş olsun der adam bu şekildedir bunun usûlü. Ama orada sen sokağa çıktığında sadece bedeninle çıkarsan olmaz. Allah vermesin mesela askerimiz farz edelim yine kandırdıklarını düşünelim ama silahlı adam karşısında görürse asker, yani kandırılmış asker diyelim yahut ihtilalci, silahını kaldıracaktır bırakacaktır. Nitekim bak polis geldiğinde hemen silahını pencereden aşağıya atıyor. Adam polis silahsız gelse selamun aleyküm ben geldim dese, alnının ortasından vurur Allah esirgesin. Vurabilir, nitekim de vurdular yani. Ama silahın soğuk yüzü vardır. Etkileyici gücü vardır. Adam gördü mü teslim olur. Haksız bir şey istemiyoruz biz. Yani silahlı adama karşı silahsız olmak kolay bir şey değil. Zor bir şey bu. Onun için aslan gibi delikanlılar var vücudunu artık Allah için feda ediyor, canını feda ediyor. Ver onlara silahı işte evinde tutsun. Kadrolu olarak al, polis kadrosuyla alabilirsiniz. Polis yardımcısı kadrosu olabilir, şehir korucusu kadrosu olabilir. Milis kadrosu olabilir. Ne istiyorsan. Milis belki biraz değişik gelebilir. Yani kulak alışık olmadığı için ama ne bileyim korucu, şehir korucusu diye bir kadro oluşturabilirler. On lira hatta maaşı on lira olabilir aylık. Allah için vazife yapacak. Evine otomatik silah koysun.

İşgal olabilir Türkiye’de. Adam İstanbul’u işgal etmeye kalkabilir. Antalya’yı işgal etmeye kalkabilir 4-5 noktadan. Nitekim bu darbenin olduğu gece aynı anda 20 gemiyle hemen burnumuzun dibinde tatbikat vardı, adam tak dayanır İstanbul’a gelir. Biz bunlara destek oluyoruz der, al başına belayı. Silahsız vatandaş, ne yapacak? Çünkü çıkartma yapabilir denizden, karadan indirme yapar, o zaman dersin arkadaş geldiğiniz yere geri dönün. Yani silahsız olursan geri dön dersen inanmaz. Ama silahlı olursan kanaati gelir. Biz yanlış yapmışız, özür dileriz der geri döner. Ben filmlere bakıyorum silahı gören asker bırakıyor, silahı gören bırakıyor. Ama silahsız gördü mü bir kısmının iştahı kabarıyor adamların. Takır takır vuruyorlar. Yani buradaki bu garipliği görmek lazım. “Ortalık yatışıncaya kadar” millet sabahlara kadar sokakta. Halkın sokakta olmasının nedeni ne? Kendini savunmak için sokakta duruyor. Yani bir durum olursa hep beraber ittifak edelim de, belki bir şey yaparız diye ama halkın silahı yok, hiçbir şeyi yok. Bütün halk silahlansın demiyorum ama devlet seçsin kadrolu olarak silahlı bir ekip olsun.  Tanksavar olsun, uçaksavar olsun, güvenlik için de dursun. Tanksavar tek başına bir etkisi yok. Uçaksavar da tek başına bir etkisi yok. Karakollara vereceğiz. Polis ne kadar çaresiz kaldı, çok zor bir durumda kaldılar. Bu karakol falan, öbür karakollar falan. Artık ahbaba, eşe, dosta telefon ettiler “gelin bize yardım edin” diye karakol. Yani beklemeyle bir şey değişmez. Derhal bunun yapılması gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olsun, Başbakanlığa bağlı olsun yani bir milis gücü. Kuva-yi Milliye’yi övüyorsunuz, övüyoruz. Yani ne bu? Bu halk gücü işte, silahlı halk gücü, düşmana kök söktüren odur; Kuva-yi Milliye’dir. Yani düzenli ordu yoktu o zaman, Kuva-yi Milliye vardı. Orduyu da adam karmakarışık hale getirebilir, güçsüz hale getirebilir. Özetle hiç beklemek olmaz bu konuda. Tayyip Hocam’a ben buradan rica ediyorum. Açıklama yapsınlar. Riskliyse söylesin, vazgeçelim. Ama bir açıklama olsun. Bu sessizliği ben istemiyorum. Bu sessizliğe bir son verilsin.

BÜLENT SEZGİN: Kardeşlerimiz geçtiğimiz hafta Birleşik Krallık’a bağlı üç ülkede sizin yaklaşık elli bine yakın eserinizi ücretsiz olarak dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: İngiltere’de.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere’de, Birleşik Krallık’ta. İlk olarak Londra’da.

ADNAN OKTAR: Ne cesaret, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: İlk olarak İngiltere’de yaklaşık yirmi dört bin beş yüz kitabınız Londra halkına ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık yirmi beş kardeşimiz katıldı. Quilliam Vakfı’nın adresine kitap bırakmak için gittiklerinde adresin bir postane içinde bulunan bir posta kutusu olduğunu görmüşler. Yine Boşnakça, Malayca, Urduca ve Sırpça kitaplarınız ilgili derneklere hediye edilmiş. Türkçe Büyük Mehdiyet kitabınızı Şeyh Nazım Hazretleri’nin Büyük Londra Dergâhı’na hediye etmişler. Memnuniyetle kabul ettiklerini ve Selam söylediklerini belirtiyorlar.

ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.

BÜLENT SEZGİN: Chatham House’a gidip Amerika’nın göremediği PKK, Karanlık Tehlike Bağnazlık, Fosiller Evrimi Reddediyor, İslam Terörü Lanetler, Hristiyanlar Hz. İsa’yı Dinlesinler eserlerinizi hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Chatham House’un içine kadar girmişler. Osmanlı torunlarından ne kaçar kardeşim ya. Vay be.

BÜLENT SEZGİN: Yine Birleşik Krallık’a bağlı İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta on iki bin adet İngilizce Fosiller Evrimi Reddediyor isimli eseriniz Edinburgh halkına ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma İskoçya, İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı. Müslümanlara da eserleriniz hediye edilmiş. İslamiyet’i sonradan kabul etmiş olan Richard ve Andrea ile de tanışıp sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Onlar da büyük bir memnuniyetle kitapları kabul ediyorlar. Yine Birleşik Krallık’a bağlı Galler’in başkenti Cardiff’te on üç bin adet İngilizce Fosiller Evrimi Reddediyor isimli eseriniz Cardiff halkına ücretsiz dağıtıldı. Yine dağıtıma İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı. Cardiff Müslümanlarına da eserlerinizden hediye ediliyor. Sizi tanıdıklarını söylediler ve memnuniyetle kitapları kabul ettiler. Cardiff Mason Locası’na da eserleriniz hediye edildi.

ADNAN OKTAR: Yani ilmi fetih diye ben buna derim. Çok güzel olmuş, çok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Efkan Ala, “Darbe yapılıyor” bilgisi gelir gelmez ilk iş olarak Harekât Başkanı Tümgeneral Arif Çetin’i arayarak “Hemen televizyona çıkın, açıklama yapın” dediğini söyledi. Efkan Ala’nın darbe gecesi ile ilgili verdiği bazı bilgiler vardı. Jandarma Harekât Başkanı Arif Paşa, Jandarma Harekât Merkezi’ni ele geçirdiği harekâtı önce bir camiden, sonra bir inşaattan, sonra da bir vatandaşın evinden yönetmiş. Evine girdiği vatandaşlar önce Arif Paşa’yı darbeci sanıp korkmuşlar. Sonra televizyona bağlanıp açıklama yapınca çay ve börek ikramında bulunmuşlar.

ADNAN OKTAR: Öbür türlü çay, börek yok.

KARTAL GÖKTAN: Özel Harekât’a birer ton ağırlığında lazer güdümlü iki bomba atmışlar. Polislerimiz oradan uzaklaşmak için helikoptere binince bu kez helikopteri vurmuşlar. Toplam elli polisimiz orada şehit olmuş. Darbe gecesi Sayın Ala, Güneydoğu’dan, Karadeniz’den Özel Harekâtı uçaklarla getirtmiş. Nevşehir’e bin beş yüz özel harekâtçıyı, İstanbul’a da bin beş yüz özel harekâtçıyı getirtmiş.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, böyle delikanlı böyle destan yazan tarihe geçen delikanlı tarihimizde çok nadirdir. Kabadayılığını bir kere daha vurguladı. Tebrik ediyorum Hoca’yı, maşaAllah. Bu haber önemli, bir daha oku bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Efkan Ala, “Darbe yapılıyor” bilgisi gelir gelmez ilk iş olarak Harekât Başkanı Tümgeneral Arif Çetin’i arayarak “Hemen televizyona çıkın, açıklama yapın” dediğini söyledi. Efkan Ala’nın darbe gecesi ile ilgili verdiği bazı bilgiler şöyle: Jandarma Harekât Başkanı Arif Paşa, Jandarma Harekât Merkezi’ni ele geçirdiği harekâtı önce bir camiden, sonra bir inşaattan, sonra da bir vatandaşın evinden yönetmiş. Evine girdiği vatandaşlar önce Arif Paşa’yı darbeci zannedip korkmuşlar. Sonra televizyona bağlanıp açıklama yapınca çay ve börek ikramında bulunmuşlar. Özel Harekât’a birer ton ağırlığında lazer güdümlü iki bomba atmışlar. Polislerimiz oradan uzaklaşmak için helikoptere binince bu kez helikopteri vurmuşlar. Toplam elli polisimiz orada şehit olmuş. Darbe gecesi Sayın Ala, Güneydoğu’dan, Karadeniz’den özel harekâtı uçaklarla getirtmiş. Nevşehir’e bin beş yüz özel harekâtçıyı, İstanbul’a da yine bin beş yüz özel harekâtçıyı getirtmiş.

ADNAN OKTAR: Nevşehir mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Nevşehir’de ne var?

KARTAL GÖKTAN: Özel Harekâtın merkezi herhalde, tam bilmiyorum.

ADNAN OKTAR: Hayır, İstanbul’u aklım aldı da Nevşehir? Şimdi onun bir hikmeti vardır. Baba durduk yere yapmaz. Bir anlamı vardır da bir araştırırsanız anlaşılır. Nevşehir’den İstanbul’a mı getirtmiş, yoksa Nevşehir’e mi getirmiş?

KARTAL GÖKTAN: Nevşehir’e.

ADNAN OKTAR: Orada bir askeri tesis mi vardı, bir ayaklanma? Nevşehir’de üs mü var? Yani bir şey vardır. Ama Efkan Baba’yı bir kere daha tebrik ediyorum. Bak, ben herkese Baba demem. Efkan Baba diyorum. Helal olsun delikanlılığına, kabadayılığına laf yok. Böyle bir delikanlı tarihe geçecek delikanlıdır. Daha önceki olaylarda da öyle, çok müthiş bir yiğitlik yapmıştı. Şimdi de çok güzel bir yiğitlik delikanlılık yaptı, etti iki. Yani üçüncüsü de nasip olabilir ona, üçüncü bir kabadayılık da. Allah nurunu artırsın. Allah yolunu açık etsin. Ömrünü uzun etsin. Babayı seviyoruz, helal olsun. Yakışanı yapmış. Refleksi çok güzel, akılcılığı çok güzel, cesareti çok güzel, dirayeti güzel, çok isabetli hareket etmiş, helal olsun. Tarihe geçti.

KARTAL GÖKTAN: “Ankara çok karışık olduğu için Nevşehir’e indirdiler” deniyormuş.

ADNAN OKTAR: “Yakın olsun oradan. Kolaylık olsun. Oradan hemen oraya alırız” diye düşünmüşler. Hiçbir şey olmaz. Ankara’ya iner, dağılırlar Ankara’nın içine, hiçbir şey olmazdı. Ama bir bildiği vardır Hoca’nın. “Hemen anında getiririz” falan diye düşünmüştür. O hava bombardımanından çekinmiştir. Kardeşim, hava bombardımanı bir kere uçaksavar olursa öyle yani cesaret olmaz. Uçaksavar olması lazım. Normal Makine Kimya’nın silah olan uçaksavarları var; roket değil. Onlar da olur. O da caydırıcı olur. Mesela ondan elli-altmış tane olsa İstanbul’da, elli-altmış tane. Yani bu uçak için süper tehlikeli bir şey. Elli-altmış noktadan birden atış demek yani yüzde yüz vurulma demektir. Böyle bir riski hiçbir uçak göze almaz. Bir de irtifa sorunu da yok yani bayağı yükseğe kadar vurabiliyor. Yani hiç tereddüt etmemek lazım. Bir de imalatı da kolay bir silah yani zor bir silah değil.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Efkan Ala, kurtarma operasyonuna başlamadan önce Cumhurbaşkanı’nı arıyor. Ancak Tayyip Erdoğan uçakta olduğu için ulaşamıyor. Bunun için operasyon için izin isteyen Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’ya şöyle diyor: “Size sadece kendi adıma değil, Cumhurbaşkanı ve Hükümet adına da tam yetki veriyorum.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, kabadayımız yiğit güzel ama böyle konulara karşı hükümetin bir hazırlığı yok. Yani her yerde bir refleks açığı var. Ani durum açığı var ve bu açık açık görünüyor, bunlara tedbir almak son derece kolay. Yani alınan tedbirleri bir kendi aralarında değerlendirsinler. Bize aktarmalarına da gerek yok ama bizim de hani bir yönden içimizin rahat etmesi için “Gereken tedbirleri aldık” demeleri de yeterli olur. Yani her seferinde işte millet göğsünü siper etmesin. Yani çok güçlü bir savunma sistemi kuralım bütün şehirlere, her yere. Bir daha da böyle bir risk olmaz.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Tek Vatan, Tek Millet, Tek Bayrak

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü