Harun Yahya

Sohbetler (26 Temmuz 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York Times’a bir makale yazan Fethullah Gülen, “Hayatım boyunca alenen ve kişisel olarak iç politikadaki askeri müdahaleleri kınadım. Hep demokrasiyi savundum. Türkiye’de kırk yıldır askeri darbelerden zarar görmüş ve bu askeri rejimlerin baskılarını ve haksız hapislere maruz kalmış biri olarak yurttaşlarımın böyle bir işkenceye katlanmasını asla istemem. Eğer hizmet sempatizanı biri bu darbe girişiminde yer aldıysa benim ideallerime ihanet etmiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: Günlerden beri diyorum ki, çık ortaya “Bunları yapanlar haindir, alçaktır” de “Cinayet işleyenler.” Üç yaşında çocuklar, kundakta çocuklar tanklarla parçalandı, havadan otomatik silahla halkı taradılar. Aslanlarımızın bulunduğu mekan havadan bombalandı, özel harekatçı Koçyiğitler şehit edildi. Bu bir felaket ve çok büyük bir ahlaksızlık, alçaklık. “Bunu yapan alçaktır” de. Yavaş yavaş mesela bak şimdi ne diyor? Son sözü işte bir parça o şeyi verecek gibi.

KARTAL GÖKTAN: “Eğer hizmet sempatizanı biri bu darbe girişiminde yer aldıysa benim ideallerime ihanet etmiştir.”

ADNAN OKTAR: Yani tamam ama böyle fevkalade bir durumda böyle ortalı bir izah olmaz. Burada mümin büyük bir hamiyeti İslamiye içerisinde bu fevkalade büyük olayı telin eder, kınar. Bunun alçaklık olduğunu, şerefsizlik olduğunu, kahpelik olduğunu vurgular. Daha hala ortalı konuşuyor. Talebelerine de dedim, “Çıkın kınayın” dedim. Çünkü bu çok önemli bir şey. Adam senin adına yapmış bunu, “Senin adına yapıyorum” diyor. Sen bunun alçaklık olduğunu söylersen adam senin adına olduğunu söyleyemez bundan sonra. Önemli bir konu, daha hala ortalı izah olmaz.

Ne diyelim? “Vatan için birlik günü” diyelim.

Almanya da milis oluşturmayı düşünüyor. Benden ne duyarlarsa hemen atlıyorlar. Daha önce askerlik yapmış kişiler, yeni terhis olmuş. Zaten askerde silah veriliyor, terhis olmuş yeniden silahlandırırsın. Evinde bulundursun. Bir eğitim de verilir. Ne gerekiyorsa yapılır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’ye iade edilmesi durumunda adil yargılanmasının mümkün olmayacağını söyleyen Fethullah Gülen, “Batılı demokrasiler ılımlı Müslüman sesleri ararken ben ve hizmet hareketindeki arkadaşlarım 11 Eylül’deki El Kaide saldırıları, IŞİD’in vahşi infazları ve Boko Haram’ın adam kaçırmaları gibi uçlardaki şiddete karşı açık bir tutum takındık” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim tamam da, benim söylediğimi söylemiyorsun, ortalı gidiyorsun. Köprüde adam tankla çoluğu çocuğu ezdi, arabaları falan parçaladı, kafalar koptu, insanlar mahvoldu. 45 aslanımızı havadan bombaladılar, vücutlarını paramparça ettiler, enkaz altında kaldılar şehit oldu. “Bunu yapanlar alçaktır, şerefsizdir, namussuzdur” de be adamcağız. De bunu, demiyorsun. Daha hala Boko Haram, bilmem ne şunlarla bunlarla mücadele ettik diyor. Bütün dünya mücadele ediyor, bir tek sen mücadele etmiyorsun. Ama bunu söyle. Bunu söylememen çok esrarengiz, çok acayip. Ortalı gidiyorsun, söyle duyalım. Talebeleri de söylesin. Hakan Şükür’le falan olmaz. Ali Bulaç’la falan da olmaz. Diğerleri de, ben ismini saydım hepsi söylesinler.

“Vatan için birlik zamanı” diyelim.

İşin ilginç yanı Musevi dostlarım var hahamlar, şimdi bana acayip siteme başladılar. “Kızlar niye dekolte giyiyor, niye müzik var?” Onlar da bir alem, onlar da ayrı bir şey. Bu gelenekçi Ortodokslarla ayrı bir uğraşıyoruz, birde onlar ayrı oradan. Halbuki dünyada kadınlar özgür olmalı. Tabii ki dekolte giyinecekler, vücut güzelliğini de gösterecekler isterlerse. Yani erkekler nasıl body salonlarına gidip pazı şişirip yüzükoyun yatıp resim çektiriyorlar yahut bilmem başka türlü resim çektiriyor var ya görüyoruz gençleri. Eline telefonu alıyor aynada kendine bakıp resim çektiriyor. Demek ki insanlar kendini beğendirmeye çalışıyor. Bunda şaşıracak bir şey yok. Biz de şimdi Haham cübbesi giyip kafamızda şapkayla gezecek halimiz yok. Yani onları da kurtaran benim, vesile olan benim. Onlar istiyor ki herkes kendi kafasına, kardeşim olmaz herkes gelenekçi Ortodoks yapıda olursa ben seni o zaman kurtaramam. Birde kadınlar özgür yaşasın, güzel yaşasınlar. Yani biz Sümer devri yahut Akatlar devri gibi kadınları yaşatacak halimiz yok. Tabii ki özgür ve rahat olacaklar. Tevrat’a uygun olmayan bir şey de yok. Onu hazırlayalım Tevrat’a göre. Tevrat’a göre özgürlük nasıldır? Hayat nasıldır? Bir anlatırsak iyi olur, öyle bir kitap iyi olur. Kardeşim dünya o zaman çok abus bir hale gelir. Güzel kadınlar yoksa müzik yoksa resim yoksa heykel yoksa o zaman akın akın Avrupa’ya niye gidiyorsunuz kardeşim? Beğenmiyor adam mesela İsrail’de durmak istemiyor, Avrupa’ya gidiyorlar hep. Yahut mesela Mısır’da durmak istemiyor, Pakistan’da, Ürdün’de, Suriye’de durmak istemiyor, akın akın Avrupa’ya gidiyor. Avrupa’da kadınlar özgür olduğu için gidiyorsun sen. Sanat olduğu için, estetik olduğu için gidiyorsun.

Amerika Birleşik Devletleri’nde her bir eyalete bağlı eyalet valisinin emrinde milis güçleri var. Bunlara eyalet savunma gücü, ya da eyalet milisleri deniyor. Mesela Polonya’da Rusya ile gerginlik nedeniyle Eylül ayından itibaren 35 bin kişilik bir paramiliter güç oluşturacağını açıkladı. Bunda acayip karşılanacak bir şey yok. Bütün dünya ülkeleri yapıyor bunu. Türkiye’nin de öyle paramiliter milis gücü olması lazım. Mesela jandarma terhis olmuş jandarma er, ona zimmetli otomatik silah verilsin. 2000 mermi evinde saklasın. Bir durum vaziyetinde ortaya çıkar. Yani bunun bir açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Birde darbeci asker, şimdi darbeci askere biz ne gözle bakacağız? Karşımıza gelmiş elinde silahla bu terörist mi? Çünkü bu mevcut siyasi rejimi kabul etmiyor. Anayasayla oluşmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, onun üyelerine tavır almış. Meşru hükümeti kabul etmiyor, yıkmak istiyor. PKK ne yapıyor? PKK da aynısını yapıyor. Dolayısıyla terörist hükmünde oluyor o konumda. Yani teslim olup tövbe etmedikten sonra terörist. O zaman teröriste ne yapmamız gerekiyorsa onu yapmamız gerekir. Tutuklanması gerekir. Bunu hükümet açıklasın. Yani şimdi asker bilmiyor mesela Mehmetçik canlarımız o ayrı onlara biz terörist demeyiz bilmiyor. Diyor ki, “Biz sizi tatbikata götürüyoruz” tamam orada biz kucaklar alır götürürüz evladımızı. O ayrı mesele. Ama adam bilerek geliyorsa, “darbe yaptım ben sizi öldüreceğim, asacağım, keseceğim” diyor, bu terörist hükmünde oluyor. O zaman teröriste karşı uygulanan hukuki müeyyide ona da uygulanması gerekir. Ona göre de savunma hakkı olur vatandaşın. O zaman paramiliter güç oluşturulması gerekiyor. Yani milis, milis gücü oluşturulması gerekiyor. Askerde jandarmaya sen silahı veriyorsun, otomatik silahı, dağlarda geziyor. İki yıl dağlarda silahla gezmesine müsaade ediyorsun. Müsaade et de yeni terhis olmuş bir daha ver evinde muhafaza etsin silahı. Yani anormal bir şey yok bunda. Eğer güvenmesen daha önce silahı vermezdin, güveniyorsun demek ki. Bu konu hallolsun, Tayyip Hocam’dan bir haber bekliyorum. Yani bu bekletmeye gelecek bir şey değil. Her gün millet sokakta beklemesi olmaz.

Bir de dedim ki uçaksavarları her yere yerleştirin, birkaç yere yerleştirmişler. Ya mübarekler parayla değil mi? Herhalde mecliste bir tane koymuşlar uçaksavar, Çankaya’ya koymuşlar. Kardeşim bir tane, iki tane, on tane, çokça koyun. Ne kaybedersiniz? Karakollara falan hepsine yerleştirin. Uçaksavar, tanksavar, özellikle tanksavar da yani karakollarda bol miktarda bulunsun. Tankları durduracağız diye otobüsleri yığıyorlar falan, feşmekan böyle bir yöntem olmaz. Akü söküyor, aküsünü falan sökmeye gerek yok. Tank dursun. Ama gayrimeşru olarak kullanılırsa tedbirini alırsın. Tanksavar olursa zaten o adam onu yapmaz. Cesaret etmez. Polisin elinde bol miktarda tanksavar olursa. Tayyip Hocam’a bağırmam gerekiyor, bağırmam, bir türlü sesimi. Yani çok yavaş uygulama oluyor. Bütün millet sokakta, adamlar tedirgin insanlar. Tanksavar verin, uçaksavar verin millet bir rahat etsin. Niye uzatıyorsunuz? Bu eziyet olur öbür türlü. Çoluk çocuk bütün millet arabalarla falan sokakta yatıyor, yeniden darbe olacak diye. Çünkü savunmasız halk şuan. Karakollara mebzul miktarda uçaksavar, tanksavar dağıtılsın biz de duyalım. Sırf Çankaya’yla efendim, sırf köşkle olmaz. Yani kaybedecek bir şey de yok. 

Evet dinliyorum, şu Londra’daki dağıtımı bir daha anlatsana, bayağı keyifli bir olay.

BÜLENT SEZGİN: Kardeşlerimiz geçtiğimiz hafta Birleşik Krallık’a bağlı üç ülkede sizin yaklaşık elli bine yakın eserinizi ücretsiz dağıttılar. İlk olarak İngiltere’de yaklaşık yirmi dört bin beş yüz kitap Londra halkına ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık yirmi beş kardeşimiz katıldı. Quilliam Vakfı’nın adresine kitap bırakmak için gittiklerinde adresin bir postane içinde bulunan bir posta kutusu olduğunu görmüşler. Neticede vakfın sabit bir yeri ve adresi olmadığını görüyorlar. Baktıklarında güya vakfın güvenliği sebebiyle adresin belirtilmediğini söylemişler. Boşnakça, Malayca, Urduca ve Sırpça kitaplarınız ilgili derneklere hediye edilmiş. Türkçe Büyük Mehdiyet kitabı Şeyh Nazım Hazretleri’nin Büyük Londra Dergâhı’na hediye etmişler. Memnuniyetle kabul ettikler ve Selam söylediler. Chatham House de gidip “Amerika’nın göremediği PKK, Karanlık Tehlike Bağnazlık, Fosiller evrimi reddediyor, İslam terörü lanetler ve Hristiyanlar Hz. İsa’yı dinlesinler” eserlerinizi hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Kediyi bile delirtmiş adamlar, hayvancağızı göstersene. Garibime baksana aklını teslim etmiş. Acayip şeker.

BÜLENT SEZGİN: Birleşik Krallık’a bağlı İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta on iki bin adet İngilizce Fosiller Evrimi Reddediyor isimli eseriniz Edinburgh halkına ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma İskoçya, İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı. İskoç Müslümanlarına sizin eserlerinizden hediye ediliyor. Sizi tanıdıklarını ve memnuniyetle kitapları kabul ettiklerini söylediler. İslamiyet’i sonradan kabul etmiş olan Richard ve Andrea ile de tanışıp sizin kitaplarınızdan hediye ettiler. Onlar da büyük bir memnuniyetle kitapları kabul etti. Birleşik Krallık’a bağlı Galler’in başkenti Cardiff’te on üç bin adet İngilizce Fosiller Evrimi Reddediyor isimli eseriniz Cardiff halkına ücretsiz olarak dağıtıldı. Yine dağıtıma İngiltere, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’den yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı. Cardiff Müslümanlarına da eserlerinizden hediye edildi. Sizi tanıdıklarını söylediler ve memnuniyetle kitapları kabul ettiler. Cardiff Mason Locası’na da eserleriniz hediye edildi.

ADNAN OKTAR: Cardiff Mason Locası güzel.

Evet dinliyorum.

Toksik Hafiye, “Fethullah Gülen açık ve net olarak halkın üzerinden tankla geçenler özel harekatçılarımızı şehit edenler kahpedir, alçaktır demelidir “diye yazmıştık. Toksik Hafiye diyor ki “Derse suçsuz mu olacak?” Kardeşim bir kere derse o katillerin ayağı havada kalmış olacak. Çünkü diyorlar ki “O dedi biz yaptık” diyorlar. Biz de deriz ki siz yalan söylüyorsunuz. Çünkü onun manevi desteği kırılmış olacak. Adam şuan onun emriyle bunu yaptığını söylüyor. O zaman manevi destek bulamayacak. O yönden çok önemli, onu söylemiyor. Zaten istediği kadar başka türlü desin. Hukuk ne derse o olur. Hukukun delilleri işte hukukun hükmü, Yargıtay’ın hükmü bizim için esastır. Ama öyle bir açıklama darbecilerin şevkini kırar. Çünkü adamlar açık açık söylüyor; “Biz talimat aldık yaptık” diyorlar. “İbadet olarak biz bunu yapıyoruz.” Diyor. Sen alçaktır, haindir dersen adamın kapısını kapatmış olursun.

Tayyip Hoca’nın olaylardan geç haberi olmasına karşı, onun internette bir yeri yok mu Tayyip Hoca’nın?

KARTAL GÖKTAN: Var.

ADNAN OKTAR: Tamam oraya da yazın. Haberi oluyordur oradan herhalde. Öyle yazalım. Mektup da yazılabilir, yani ıslak imzalı mektup da gönderebiliriz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz basınında yer alan habere göre İngiltere ikinci bir darbe ve iç savaş tehlikesine karşı Türkiye’deki vatandaşlarını tahliye için Kıbrıs’a özel kuvvetler yerleştirdi. Amerika’nın Dışişleri Bakanlığı da Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli personel ailelerinin gönüllü olarak Türkiye’den ayrılmalarına izin verdi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bak bu da açık açık hazırlanıyoruz mesajı veriyor adamlar. Yani anlaşılmayacak gibi değil. Ben bir şeyi otuz kere söylemeyeyim, milis gücü oluşturulsun, tanksavarlar olsun, uçaksavarlar olsun, otuz bin kere anlattık. Yani sonra sorumluluk bunu geciktirenlerde olur. Demedi demesinler bak söylüyorum. Tanksavar, uçaksavar çok hayati, bütün karakollara dağıtılsın. Birde milis gücü oluşturulsun. Bir şey yok milis gücünde, Allah Allah. Polis vatandaştan değil mi? Asker vatandaştan olmuyor mu? Milis gücünü de vatandaştan oluşturacaksın. Hepsine silah dağıtılsın. Otomatik silah dağıtılsın. Bir de ihtilalcinin, darbecinin hukuki konumu da ortaya konsun. Yani darbe yaptığında terörist konumuna girer, bu söylensin.

EBRU ALTAN: Sayın Efkan Ala’nın öyle bir açıklaması olmuştu; “Teröristler aslında, asker kıyafetine bürünmüşler” diye.

ADNAN OKTAR: Ama onu o usulen kızdığı için söylüyor zannederler, öyle olmaz. Hukuki konumu açıklansın. Yargıtay açıklama  yapsın yani fıkhi açıklaması yapılsın. Alenen terörist hükmünde olduğu açıklansın. Ama bilmeyen aslanlarımız oluyor onlar ayrı ama bilerek şuurlu olarak hareket ediyorsa zaten diyor hükümeti tanımıyorum, devleti tanımıyorum, anayasayı tanımıyorum ve bunu yıkacağım silahla diyor bu terörist işte. Teröriste ne yapılıyorsa o yapılması gerekir. Asker de teröristin sözünü dinlemeyecek.

Tanklar toplar şehrin içinde ben böyle bir iş görmedim. Şehrin ana caddesine ilerliyorsun sağa saptın mı beş yüz tane tank. Ve onun mühimmatı. Şehrin ortasında tank mühimmatının ne işi var? Bütün şehri havaya uçurur Allah esirgesin. Şehrin merkezinde askeri tesis olmaz. Onların hepsini şehrin dışına çıkartsınlar. Cephanelik; şehrin merkezinde cephanelik olur mu? Tank mermisi olur mu, top mermisi olur mu? Bunların hepsini çıkartsınlar. Ve küçük küçük ayrı ayrı yerlere ayrılsınlar. Birde tankın çıkış yolu istendiğinde kapanacak gibi mekanizma olması lazım. Yani otobüsle greyderle değil de kendinden orada çelikle kapatılacak gibi yani kilitlenecek sistem olması lazım. Bunların bir an önce hayata geçmesi gerekiyor. Şimdi anayasa hazırlıklarından önce bu konunun hallolması lazım. Acil olan bunlar. Çünkü bir acayip bir ferahlık var gibi görünüyor. Sokakta halk her Allah'ın günü durmasıyla da bu meseleler hallolmaz. Bak İngiltere adamlar yavaş yavaş pılını pırtını toplayıp çekip gidiyorlar bazıları. Demek ki adamların bir bildiği var ikinci darbeye karşı hazırlık yapıyoruz diyor adamlar.

SEMİH MERİÇ: En son Fransa elçilikle alakalı düzenleme yapmıştı ondan sonra darbe girişimi olmuştu.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin füze sistemiyle korunacağını söyledi.” Her yere yapsınlar karakollara da yapalım sırf oralara değil ki. Mesela TRT, TRT bir kere çok iyi korunması lazım. Bu adamlar nereye daldıysa oraya önem vermek lazım. Mesela CNN Türk, Hürriyet Gazetesi madem önemli görüyorlar. Türksat buralara çok güçlü füze savunma sistemi kurulsun. Ayrıca buralarda karakol bulunsun. Tanksavar mebzul miktarda polisin elinde bulunsun.

EBRU ALTAN: Karakollarda da meclisin de zaten sığınağının çok dayanıklı olması gerektiğini söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii canım mesela özel harekat binası çok sıradan bir bina bir top mermisiyle darmadağın olacak gibi oluyor. Yahut bir dinamit dokunmaya çökecek gibi oluyor. O binanın bir o kadarı da yer altında olması lazım. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın da öyle yer altında olması lazım asıl tesislerin. Uçaklara karşı uçaksavar füze sisteminin her yere yerleşmesi. MİT'te yok mesela MİT'te de olması lazım. Cayır cayır üstünden uçak, tabancayla helikoptere ateş ediyorlar. Ben böyle bir şey görmedim. Mantar tabancasıyla adam kovalamak gibi. Tabanca ne etki edecek jet uçağına?

Ayrıca uçaksavar silahı da olur. Hem uçaksavar roket, hem uçaksavar silahı da o da ürkütücü bir şey. Caydırıcı bir silahtır. Emniyette olsun. Emniyetin tavanına oraya buraya sağına soluna yerleştirirler uçaksavar. Terörist saldırısında da uçaksavar çok etkili olur. Darmaduman eder. Karakollarda da uçaksavar çok etkileyici olur. Türk Telekom binası mesela açık hedef Allah korudu hiç alakasız yeri gidip vurmuşlar. Ana anteni vursalardı tamamdı. Adam şamşırtmış sahte anteni vurmuş. Gerçek anteni vursaydı tamam bağlantı kopacaktı.

Bir kere bunların hedefi TRT olduğuna göre TRT'nin çok iyi korunması, Hürriyet, CNN, Milli İstihbarat Teşkilatı, Özel Harekat binaları. Mesela köprü, köprüye de kafayı takmışlar köprünün de çok iyi korunması lazım. Köprünün çevresinde de uçaksavar sistemi olabilir. Değil mi? Helikopterle taradılar. Bu caydırır caydırma önemlidir silahın caydırıcı yönü vardır. Ayette de söylüyor bunu caydırıcı gücünü. Silahın caydırıcı gücü. Ve "sizin silahlarınızdan ayrılmanızı isterler" diyor Allah ayette. Silah korkutur. Saldırı yapacak adamı korkutur silah. Ve yanaşamaz.

EBRU ALTAN: Allah ayette "Güç yettirebildiğiniz kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın" diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bu omuzdan atış aslında alçaktan uçan jet uçakları için de çok caydırıcı. Çünkü uçakları görüyor insanlar egzozunun alevini, motorunu hepsini görüyorlar çok alçaktan uçuyor. Omuzdan atılan roketle o uçak çok rahat vurulacak konumda oluyor. Anında yakalar roket. Çünkü o egzoz alev saçan kısım roketin hassas olduğu bölge oluyor. Roket oraya doğru ilerliyor ne yaparsa yapsın bırakmıyor uçağı oradan içeriye giriyor. O yüzden böyle bir savunma sistemi olduğunu bildiğinde adam şehre girmez. Dikkatli olur. Bunu dilekçe olarak verelim en iyisi, bu çok uzayacak gibi göründü.

Mesela Ankara Emniyeti de bombalanmış yerle bir etmişler. Bina çünkü sıradan bir bina o anlamda halbuki altında olması lazım asıl tesislerin yer altında. Hatta tüneller olması lazım diğer binalara bağlanan. Yeraltı tünelleriyle bağlanması lazım. Çok sıkı tedbirler alınması gerekiyor. Mesela İstanbul emniyetinde uçaksavarı tavana çıkartmış polisler, binanın tavanına uçak yanaşamamış. Bu kadar olur bir tane uçaksavar çıkarıyorsun gayet kolay bir şey demek ki. Bunu bu kadar uzatmanın bir alemi yok. Bu durgunluk ve geç hareket etme ruhu zarar verir. Yanlış bu.

İmralı'nın da korunması lazım. İmralı da provokasyon amaçlı helikopteri indirirler bilmem ne orada gidip Öcalan'ı öldürebilirler. Değil mi? Türkiye karşısın gibisinden. Buna da müsaade etmemek lazım çünkü devleti zaaf içinde göstermek istiyorlar. Devlet mahkumu koruyamıyor gibi gösteriyorlar. Buna da müsaade edilmemesi lazım. Orada da uçaksavar sistemi olması gerekiyor. Bir dilekçe olarak hazırlayın dilekçe olarak gönderelim.

Nisa Suresi, 102 bak çlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler." İşte milleti silahlandırırsak böyle bir şeye ihtiyaç kalmaz. "Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır." (Nisa Suresi, 102 ) Yani korunma tedbirlerinin alınması farz, silah bulunması farz. Üç yüz bin kişilik milis gücü oluşsun. Dört yüz bin kişilik ordu, üç yüz bin kişilik de milis gücü oluşsun. Üç yüz bin dört yüz binde polis var. Ondan sonra buyursun gelsin İngiliz derin devleti biz onlara burada katmer yediririz, yağlama yediririz, gözleme veyahut. Gereğini yaparız.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere’nin devlet televizyonu olan BBC’nin Türkiye’deki darbe girişimiyle ilgili yayınladığı programda, yapmaları gereken ilk şey Erdoğan’ı öldürmekti. Darbecilerin yaptıkları en önemli hatanın Erdoğan’ı öldürmemek olduğu yönünde ifadeler yer aldı. Geçtiğimiz hafta ise Malatya’ya giden BBC ekipleri teröristlerin provokatif söylemlerini Alevi vatandaşlardan mesaj olarak tüm dünyaya servis etmeye hazırlanmışlardı. BBC World Prodüktörü James Bryant da hükümet aleyhine konuşacak kişi aradığını duyurduğu maille dikkat çekmişti.

ADNAN OKTAR: Bunlar öyle çürük çarık çalışmazlar. Karmakarışık bir şey olmaz, maille adam arayacak bilmem ne. İsterse provokasyon yaparlar. Özetle, uğraşacakları anlaşılıyor. Milis gücü faydalı olur. İlk planda dediğim gibi askeri tesisleri dışarı çıkartsınlar yani şehir dışına. Önlem alsın, karakollar güçlendirilsin, tanksavar, uçaksavar. Sokakta millet gece gündüz bekleme o şekilde olmaz. Belki de halkı yormayı düşünüyorlar. Yani millet böyle sürekli nöbet tutacak sokakta bekleyecek falan. Bitap, yorgun olduğunda da atağa geçmeyi düşünüyor olabilirler. Ona karşı da tedbir alınması lazım. Çok dikkatli olmak lazım.

Mesela Alibeyköy Barajı’nın da vurulması söylenmiş. Pilot Alibeyköy Barajı’nı vurmamış. Baraj çevresinde bir yere atıp orada bombayı patlatmış. Yani barajı vursalar elektrikler kesilecek, su kesilecek. Çok büyük olay çıkacaktı yani. Yani olay büyük.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 15 Temmuz darbe gecesinde CIA’e çalışan Amerikalı Profesör Henry Barkey’in de aralarında olduğu çoğu yabancı 17 ismin İstanbul Büyükada’da Splendid Otel’de özel bir toplantı yaptıkları ortaya çıktı. Bu otel 1919’daki işgal günlerinde İngiliz ordu karargahı olarak kullanılıyordu. Darbe girişimi başarılı olmayınca Türkiye’yi terk eden CIA’in Ortadoğu Uzmanı ve Ilımlı İslam Teorisyeni olan Barkey, geçmişte Öcalan’la görüşmek için İtalya’ya gitmiş ve Öcalan’ın İtalya’da kalması için referans mektubu yazmıştı. Büyükada’da toplantıda olan Ortadoğu uzmanlarından Ellie Geranmayeh ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokağa çıkın çağrısından sonra saat 00:33’teki Twitter mesajında; “Erdoğan Facetime’dan CNN Türk’e bağlanıp, halkın sokağa çıkmasını istedi. Bu sırada kendisi güvenlik için komşu bir ülkeye gidiyor” yazmıştı.

ADNAN OKTAR: İşte bunların hepsi olayın fevkaladeliğini göstermek açısından önemli.

Askeri liseler kapanacakmış. “Harp okullarında bu dönem tüm öğrencilerin ilişkileri kesilecek” deniyor, eğer doğruysa bu haber. Ama bunlarla çözüm olmaz. Milis şart. Ve ittifak; CHP, MHP, AK Parti sürekli bu ittifakı vurgulamaları.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Devlet Bahçeli konuşmasında darbe girişimindeki yabancı çevrelere de dikkat çekerek şunları söyledi; “12 Eylül’de bizim çocuklar kazandı diyorlardı. Çok şükür 15 Temmuz’da onların gayri meşru çocukları kaybetti. Bu kez Türk milleti kazandı. Türkiye ayaklandı, ayıklandı ve yeni bir tarih yazdı. Tankların önünde milli irade dikildi. Teröristlere Osmanlı şamarını korkusuzca indirdi. 15 Temmuz’da millet kenetlendi, birleşti, oyunu gördü ve oyuncuların maskesini düşürdü. Bu birlik ruhunun devamı mutlaka korunmalıdır. Türk milleti hainlerden büyüktür. Türkiye’yi geçemeyecekler, Türk milletini yenemeyeceklerdir.”

ADNAN OKTAR: Evet, güzel konuşmuş.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir Alevi dedesinin birlik çağrısı vardı, video.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

Mesela Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeni binada sığınak yapılmamış, sığınak yok. Sığınak için dışarıda eski binaya gitmek gerekiyor. Çok anormal bir durum. Yani bu müthiş bir ferahlık ve müthiş bir umursamazlık.

EBRU ALTAN: Siz her saat nöbet için bir koruma bulundurmayı söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Uçaksavar daha hala birkaç yere koymuşlar. Halbuki her yere konabilir. Parasıyla değil mi?

“E lem tere (Görmedin mi?) keyfe (nasıl) daraballâhu meselen (Allah örnek verdi) kelimeten (bir söz, kelime) tayyibeten (güzel)  ke şeceretin (bir ağaç gibi)  asluhâ (onun kökü)  sâbitun (sabit) ve fer’uhâ (ve onun dalı) fis semâ(semâi).” Bu ayet, 14’e 24. E lem tere key; tere key’den Türkiye’ye bakıyor diyor, Ömer Çelakıl. Darabe, darbeden bahsediyor diyor. Tayyibeten; Tayyip Hoca’ya karşı Türkiye’de darbeden bahsediyor diyor yani işaret ediyor diyor ayet. 14’e 24. Hakikaten Türk kelimesi var, darabe var, darbe kelimesi var, tayyibeten var. Bir işaret tabii ki.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Balyoz davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz yaptığı açıklamada 15 Temmuz gecesi yaşananların bir iç savaş tetikleme provası olduğunu ifade ederek; “Eğer darbeciler kazansaydı Türkiye Atlantikçi jeopolitiğin bir parçası olacak ve büyük kayıplar verilecekti. Kürdistan’ın ilanı, Güneydoğu’da özerklik, Kıbrıs’ın kaybı gibi” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet ama çözümden bahsetsinler. Biz bunun farkındayız. Çözüm İttihad-ı İslam’dır. Yani Mehdiyet’tir. Mehdiyet’e Türkiye adım adım ilerliyor. Şiddetle karşı olanlar şuan alenen Mehdiyet’in uygulandığını görüyorlar. Mehdiyet’te bütün partiler ittifak edecekler, ettiler. Bütün millet ittifak edecek, ettiler. Bölünme ortadan kalkacak, bölünme ortadan kalktı. Kardeşlik bağları güçlenecek, bu da oldu. Her yerde Allah anılacak, bu da oluyor. “Tekbirlerle Allah anılacak” diyor. “Kırmızı ve yeşil bayraklar sokaklarda olacak” diyor, kırmızı ve yeşil bayraklar sokaklarda, aynısı. “Köprü iki tarafından kuşatılır” diyor, aynısı. “Köprünün üstünde saçaklı kuyruklu yıldızlar uçar” diyor, o da oldu. “Köprünün üstünde tabur olur” diyor, o da doğru. “İnsanlar öldürülür köprünün üstünde” diyor, o da doğru. Hepsi oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’de yani İstanbul sokaklarında kırmızı ve yeşil bayrakların insanların elinde olacağını söylüyor. Aynısı oldu.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Evet, göster. Her yerde var.

Bak, “Doğudan perçemli yıldızlar doğduğunda peş peşe.” Doğudan geldi uçaklar, Diyarbakır’dan kalktılar. Doğudan kalktı, batıya geldiler. Perçemli diyor; altında bombalar perçem şeklinde geliyor. Ve yıldızlar; zaten F16’lara Türk yıldızları adı veriliyor değil mi Türk yıldızları deniyor. Ankara’yı vuran o altı F16 Diyarbakır’dan geldi, doğudan geldi yani. “Köprüde taburlar olacak” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Ketayib, taburlar. “İnsanlar ölürler” diyor. “Köprüde süvari askerler olacak” diyor. Tankçılar süvaridir. Yani bir taşıta binmiş olanlara süvari deniyor. Köprünün boydan boya tutulacağını söylüyor. Aynısıyla oldu. “Şevval ayında ayaklanma olacak” diyor, şevval ayında ayaklanma oldu. Şimdi mesela zilkade ayındayız. “Zilkade de harp konuşmaları olacak” diyor. Şuan harp konuşmaları oluyor. Türkiye’nin işgal edileceği konuşmaları oluyor. Şevval ayında ayaklanma oldu. Zilkade’de işte ağustos ayında da daha çok bu konular konuşulacağı anlaşılıyor hadisin işaretiyle. Mehdiyet adım adım ilerliyor. Bir gecede Allah ıslah olmadan bahsediyor hadiste. Bir gecede insanlar ıslah oldu. Küskünler barıştı, kavga edenler kavgayı durdurdu, Allah’ı anmayanlar Allah’ı andı. Ayrılıkçılar birleştiler. Bu bir ıslahtır. Mesela siyasiler birbirlerine açtıkları davaları geri çektiler. Bu hiç görülmemiş bir şey. Akıl almaz bir kardeşlik ve bağlılık ruhu her yere yayıldı. Halk sokaklarda geceli gündüzlü Allah’ı anıyorlar, sürekli tekbir getiriyorlar. “Tekbirlerle şehir fetholur” diyor zaten bak “şehir önce İstanbul işgal olur sonra tekbirlerle fethedilir” diyor “Müslümanlar tarafından. Kan akıtılmaz. Silah kullanmaz Müslümanlar” diyor. “Müslümanların silahı olmaz” diyor. Silahı yok. “Mehdi’nin bulunduğu yerin adı arz-ı tayyibedir. Temiz beldedir.” Ama demek ki Tayyip Hoca’nın yönetiminde bir yapı içerisinde Mehdi zuhur edecek. Bak, “Mehdi’nin bulunduğu yerin adı arz-ı tayyibedir. Temiz beldedir.” Tayyip Hoca’ya da burada işaret var. Demek ki onun yönetiminde bir sistem içerisinde zahir olacak Mehdi (a.s).

“Mehdi ve ev arkadaşları arazisi geniş, etrafı çevrili bir yerde ikamet eder” diyor. Bak, “Mehdi ve ev arkadaşları arazisi geniş, etrafı çevrili bir yerde ikamet eder” Peygamber (s.a.v.)’in sözü. 1400 yıllık hadis. Anladınız değil mi? Bak, “Mehdi ve ev arkadaşları arazisi geniş, etrafı çevrili bir yerde ikamet eder” Tabatabai’de 57. Hadis. Hadisi şerif bu Peygamber (s.a.v.)’in hadisi.

Fi leyletin vahidetin yüslihu, bir gecede ıslah olmadan bahsediyor hadis.

“Allahu Teala müminlerin İstanbul’un tesbih ve tekbirlerle fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Tesbih ve tekbir getirerek Konstantiniye’yi fethedeceksiniz.” “Şehri kılıçsız ve silah kullanmaksızın Müslümanlar fethedecek” diyor. “Üç safhalı bir fetih olacak” diyor manevi fetih üç safhalı, Peygamberimiz (s.a.v.).

Ve “İstanbul fetholunurken manen depremler de buna eşlik edecek” diyor hadiste. “Sık sık depremler olacak” diyor.

Mehdiyet’i bütün insanlar bizzat şahit olarak görüyorlar gelişmesini. Anlatıyorum, 1979'dan beri anlatıyorum. Bizim çocuklar da her anına şahit oldular. Vakit yaklaştıkça olaylar nasıl keskin olarak zuhur ediyor. Bana soruyorlardı, "Mehdiyet nasıl olacak, nasıl insanlar birleşecek?" Allah'ın Cabbar ismiyle birleşecek dedim. Otuz kere söyledim. Cabbar ismiyle tecelli etti, bütün insanlar birleşti. 

BEYZA BAYRAKTAR: "Bir gecede ıslah olurlar." demiştiniz. 

ADNAN OKTAR: Bir gecede ıslah olacaklar dedim, oluyorlar. Ama daha var. Bu senesi var, öbür senesi var, öbür senesi var. Ama 2021'de tamamdır. Açıkça söyleyeyim. 

“Hem Deccalın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garip halleri  -yani İngiliz derin devletinin- ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebettar rivayet edilmesi cihetiyle mânâsı gizlenmiş. Meselâ, "O kadar kuvvetlidir ki devam eder; yalnız Hazret-i İsa (a.s.) onu öldürebilir, başka çare olamaz" diye rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, -darbelerle kan dökerek hareket ettiği için- yırtıcı rejimini bozacak öldürecek, ancak semâvî ve ulvî hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur'âniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, -Kuran'a bağlanan İsevi dinidir ki- Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzulüyle -gökten inmesi ile- o dinsiz meslek mahvolur, ölür. Yoksa onun şahsını bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir." Deccalin gribal bir enfeksiyon sonucu vefat edeceği, öleceğini işaret ediyor Bediüzzaman. Fiili ölüm değil, birisinin öldürmesi değil açıkça. Bu çok acayip bir detay, hiçbir yerde geçen bir şey değil. Nezle sonucu gelişecek enfeksiyondan öleceğini söylüyor. 

"Hem iki deccalın sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor; biri, öteki zannedilir. Hem Büyük Mehdînin halleri sâbık -diğer- mehdîlere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor, hadîs-i müteşabih hükmüne geçer. İmam-ı Ali (r.a.) yalnız İslâm Deccalından bahseder. Mukaddime bitti, meselelere başlıyoruz. Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin yüzer misallerinden, mülhidler tarafından avâmın akidelerini bozmak fikriyle işâa edilen yirmi üç Meseleleri, tevfik-i Rabbânî ile, gayet muhtasar bir surette beyan edilecek. Ve o Meseleler mülhidlerin tahmini gibi zarar vermemekle beraber, her biri bir lem'a-i i'câz-ı Nebevî olduğu görünmekle ve hakikî te'villeri ispat ve izhar edilmekle akîde-i avâmı kuvvetlendirmeye mühim bir sebep olmasını rahmet-i Rabbânîden rica edip hatîâtımı ve galatatımı afv ve mağfiret altına almasını Rabb-i Rahîmimden niyaz ederim." diyor. Nefis bir Osmanlıca, bayağı güzel. 

"Rivayette var ki, "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.” süfyana “Allahualem Ve'l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile veya aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle -zekası ve genel kültürüyle- ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır -Süfyan- ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder -birçok öğretmeni kendine taraftar eder- (Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.) 

"Rivayetler, Deccal'in dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş." Ya Rabbi diyorlar Müslümanlar dua ederlerken Deccalin ismi geçtiğinde ellerini çeviriyorlar, yine Süfyan'ın ismi geçtiğinde ellerini çeviriyorlar aşağıya doğru. 1400 yıllık bir gelenektir bu, dua geleneğidir Deccalle ilgili dua edilirken. O duayı da bana getirin, göstereyim Arapçasını da Türkçesini de. "Rivayetler, Deccal'in dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. La ya'lemun gaybe İllaAllah (Gaybı yalnız Allah bilir.) Bunun bir te'vili şudur ki: İslamların Deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali'nin (r.a.) dediği gibi demişler ki onların Deccalı, Süfyan'dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır. Yoksa büyük Deccalın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı -yani darbeci oluyorlar- itaat etmeyen şehid olur -sokakta aslanlarımız şehit oldular- ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz." (Bediüzzaman, Şualar, s. 585) diyor. Demek ki istemeyerek itaat eden de oluyor.

"Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisât-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş. Allahu a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler kendi içtihadlarıyla, daimî öyle kalacak gibi mânâ verip, merkez-i Hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadîsin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler." Yani hilafet merkezi nereye gittiyse orada çıkacak demişler. Mesela farz edelim Irak'taysa Irak'ta, Şam'daysa Şam'da, Medine'deyse Medine'de. Halbuki en son İstanbul'da kaldı. Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste, "İslam aleminin merkezinde çıkacak." diyor.   "...Kendi içtihatlariyle --daimi öyle kalacak gibi-- mana verip " Merkezi Hükumet-i İslâmiye" yakınlarında tasvir etmişler..." Neresi? Merkezi Hükumet-i İslâmiye; İslam aleminin hükümet merkezi. En son nerede kaldı? İstanbul'da kaldı. O zaman olay burada oluyor. "Haleb ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini, kendi içtihatlariyle tafsil etmişler." Kendi içtihatlarıyla değiştirmişler diyor.

Resulullah (s.a.v.) diyor ki, "Deyin ki, Ey Allah'ım cehennem azabından Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım. Mesih Deccalin fitnesinden Sana sığınırım. Hayat ve mematın fitnesinden Sana sığınırım." Orada deccalden bahsederken Süfyan deccalden de bahsediyor. O zaman Müslümanlar böyle dua ederken ellerini ters çeviriyorlar deccalden de bahis geçtiğinde. Her yerde de bilinir bu.

"Katî ve sahih rivayette var ki, “İsa Aleyhisselâm Büyük Deccalı öldürür."

“Ya’lemu Vel’ilmü indallah, bunun da iki veçhi var: Bir veçhi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidracî harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccalı öldürebilecek, mesleğini değiştirecek, ancak harika ve mu’cizâtlı ve umumun makbulü bir zat olabilir ki, o zat, en ziyade alâkadar ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâmdır. İkinci veçhi şudur ki: Şahs-ı İsa Aleyhisselâmın kılınciyle maktul olan şahs-ı Deccalın, teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı mânevîsini öldürecek ve inkâr-ı ulûhiyet olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ancak İsevî ruhânileridir ki, o ruhâniler din-i İsevînin hakikatini hakikat-i İslâmiye ile mezc ederek -İslam diniyle birleştirerek- o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek.”

“Hattâ, “Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdîye namazda iktida eder, tâbi olur” diye rivayeti, bu ittifaka ve hakikat-i Kur’âniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder." diyor Bediüzzaman.

16. Mesele: "Rivayette var ki: İsa Aleyhisselâm Deccalı öldürdüğü münasebetiyle, “Deccalın fevkalâade büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu” gösterir. Ya’lemu gaybe illaAllah Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki -Gaybı ancak Allah bilir- : İsa Aleyhisselâmı nur-u İmân ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhâniye-i mücahidînin kemiyeti -sayısı-, Deccalın -dikkat et- mektepçe ve askerce -nerelere ağırlık vermiş Deccal, mektep ve askerlere- ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir."

17. Mesele: Rivayette var ki, “Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulâde bir eşeği vardır.” Bu rivayetler mucizâne haber verir ki, “Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp işitir ve umum ceridelerinde -gazetelerde- okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt’asını ve yetmiş hükûmetini görecek ve gezecek” diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir. Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit bir kral sıfatıyla işitilir -Bir darbeci, bir müstebit azgın lider olarak- Ve gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. Ve bindiği merkebi ve himarı ise, ya şimendiferdir ki bir kulağı ve bir başı cehennem gibi ateş ocağı, diğer kulağı yalancı cennet gibi güzelce tezyin ve tefriş edilmiş. Düşmanlarını ateşli başına, dostlarını ziyafetli başına gönderir. Veyahut onun eşeği, merkebi, dehşetli bir otomobildir” ama normal bir otomobil değil bak dehşetli bir otomobil “veya tayyaredir veyahut -sükût lâzım...!” demiş üç nokta ve ünlem koymuş. Yani çok garip bir vasıtası daha var, söyleyemeyeceğim diyor. Herhalde uçan daire gibi bir şey, o anlaşılıyor, Deccalin.

On sekizinci Mesele: "Rivayette var ki, “Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.” Yani, -fî yevmin kâne mıkdâruhu elfe seneh- âyetinin sırrıyla, bin sene hâkimâne ve mükemmel yaşayacak. Eğer istikamette gitmezse, ona yarım gün var. Yani, ancak beş yüz sene kadar hâkimiyeti ve galibiyeti muhafaza eder.” İkisi birleşince işte bin beş yüz ediyor, Hicri 1500. 

On Dokuzuncu Mesele: "...ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: Büyük Mehdînin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır, me’yusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, Rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî âl-i Beytten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş." diyor, sayıyor Bediüzzaman; "...âl-i Beyt, elbette âhir zamanda, şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile ilân ile, icra ile, başkumandanları olan Büyük Mehdînin kemâl-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lâzım ve zarurî ve hayat-ı içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır." diyor Bediüzzaman.

"Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve eûzü bike min fitneti’l-mesîhi’d-deccâl ve ve eûzü bike min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât. Allâhümme inni e’ûzu bike minel-me’semi vel-meğrami" Buhari ve Müslim'de geçiyor. Peygamberimiz (s.a.v)'in duası bunlar. Deccalden de Allah'a sığınıyor. "Allâhümme inni e’ûzu bike minel-keseli, vel-heremi vel-me’semi vel-meğrami, Ve min fitnetil-kabri ve ‘azabil-kabri, Ve min fitnetin-nari ve ‘âzabin-nari, Ve min şerri fitnetil-ğına, Ve e’ûzu bike min fitnetil-fakri, Ve e’ûzu bike min fitneti’l-mesihıd-deccal. Allâhummeğsil anniy hatayaye bimâisselci vel beredi ve nekkı kalbiy minel hataya kemâ nekkaytes sevbel ebyaza mineddeyni ve bâıd beyni ve beyne hatayâye kemâ bâatte beynel maşrıkı vel mağrıb.” “Benim ve günahlarım arasını doğu ve batı kadar uzak eyle” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

Bediüzzaman, “Kahraman ordunun dizginini onun elinden kurtaracağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Mesela şuan Türkiye’nin üstüne deccal çöktü, bütün Türk milleti deccalin azgın fitnesini nasıl durduracağını, onu düşünüyor. Yani hayret edilecek bir durum. Bütün Türkiye karşı, ordu karşı ama baş edilemiyor. Polis karşı, ordu karşı, millet karşı ama deccalle baş edilemiyor. Yani her yerde teyakkuz var şuan. Şu işte deccalin zuhuru bu. Ve halk tamamen birleşti, o da Mehdiyet’tir. Ama işte “En sonunda hamiyeti İslamiye feveran edecek” diyor Bediüzzaman, başlarına Mehdi’yi geçirip hakka ve hakikate ulaşacak şekilde Mehdi’nin görev alacağını söylüyor. “Tariki hak ve hakikate ulaştıracak” diyor.

Mehdi’nin süfyanla savaşını Peygamberimiz (s.a.v.)’e soruyorlar. “Onlar tevhid ehli olduğu halde onlarla savaşmak nasıl doğru olabilir?” Yani onlar Müslüman diyorlar, deccal ordusuna karşı. Resulullah (s.a.v.) diyor ki, “Onlar mürteddirler, zira şarabı helal kılıyorlar” diyor bak çok manidar bu “Ve namazı da kılmazlar” diyor Suyuti’de. “Şarabı helal kılarlar” diyor. “Namazı da kılmazlar” diyor.

Deccalin aracı bence böyle Fantoman’ın arabası gibi şeyden bahsediyor olabilir. Yani tank olduğunu zannetmiyorum. “Görülmemiş bir şey” diyor Bediüzzaman. Mesela vasıtası da çok garip bir vasıtadan bahsediyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şu an meydanlarda halkımızın nöbeti devam ediyor Adnan Bey. Kahramanmaraş’tan bir görüntü vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Hay maşaAllah. Kabadayılar meydanı doldurmuş. Deccale karşı millet huruç etti. Bakın bu çok büyük olaydır. MHP, AK Parti, CHP, Büyük Birlik, Saadet ittifak ediyor. Ordu karşı, polis karşı buna rağmen deccalı alt edip edemeyeceğine dair kanaat oluşamıyor hükümette. Deccalın azgınlığını görüyor musun? Metafizik bir varlık, çok azgın ve metafizik bir varlık. İngiliz derin devleti bu sistemin başı. Onun için çareyi yeganesi Mehdiyet’tir. Bunu zaman içinde söyleyeceğiz. Benim önden söylemem insanların bu harikayı hayretler içinde görmesi için. Bak önceden söyleniyor ve aynısı oluyor. Ve bunu durduramıyor, deccal de durduramıyor, İngiliz derin devleti de durduramıyor. Ve Mehdiyet adım adım adım ilerliyor. Normalde durdurulması lazım, Mehdi yani çok küçük bir topluluktur. Mehdi nihayetinde bir şahıs ve küçük bir topluluğu var, çok rahat durdurulması lazım, durdurulamıyor. O da metafizik. Onun topluluğu da metafizik, deccaliyet de metafiziktir. İkisi şuan müthiş bir çatışma içindeler. Deccalın kudurmasının nedeni deccalın aşağılanmasıdır ve deşifre edilmesidir. Yoksa onlar uyur vaziyette bekliyorlardı.

Demin okuduğum ayet anlattığım ayette Türkey, tere key diye Türkiye'ye işaret var "can boğaza dayandığında" diyor ayette "boğazda köprücük kemiği" diyor. Can verme var, boğaz var, köprü var kelimelerde Türkiye var. Acayip değil mi?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı danışmanlarından Cemil Ertem yazısında "Esasında 15 Temmuz’da olan yalnız konvansiyonel darbe girişimi değildi. Doğrudan Türkiye'ye bir saldırı ve bunun sonucunda da gerçekleştirilecek Türkiye için Neocon Balkanlaştırma yani parçalama projesiydi. Örneğin Amerikalı Neoconların darbe öncesi İstanbul'da cirit atması Fuller’ın ekibinin yaptığı toplantıda açığa çıkmıştır. Hatta Graham Fuller'in Türkiye'de olduğu ve şaibeli yollarla 16 Temmuz’da bir komşu ülkeye kaçtığı çok ciddi istihbarat bilgileridir.

ADNAN OKTAR: İşte bütün bu yapı İngiliz derin devletinin başının altından çıkıyor yani deccaliyetin başının altından çıkıyor.  

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbecilerin yirmi maddelik sözde sıkıyönetim planı ortaya çıktı. Sıkıyönetim planında yer alan maddelerin bazıları şöyle; "Meşruiyetini kaybetmiş mevcut yürütme erki görevden el çektirilmiştir. Meclis feshedilmiştir. Vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına karar vermeye yetkili mahkemeler önünde hesap vermesi sağlanacaktır. Tüm valiler görevden alınmıştır. Siyasi partilerin tüm faaliyetleri sonlandırılmıştır. Tüm polis teşkilatı sıkıyönetim komutanları emrine alınmıştır.

ADNAN OKTAR: Deccal kendince bir atak yapacağını zannediyor pençesini kırdık.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş bugün yaptığı gurup toplantısında "Hükümete de, PKK'ya da çağrı yapıyorum. Türkiye 15 Temmuz öncesi Türkiye’si değildir yeni durum değerlendirilmelidir. Askere dokunulmazlık yasası 14 Temmuz’da onaylandı. Asker darbe yapıyorum demeseydi yaptıkları dokunulmazlık kapsamındaydı. Meclisi bombalayan pilotu yargılayamayacaktınız örneğin neden? Cizre'yi Nusaybin'i bombaladığında yargılanmasın diye."

ADNAN OKTAR: Darbe yapıyorsa darbe vatan hainliğidir, terör kapsamındadır. Darbeci olan adam teröristtir. Dolayısıyla dediği anlamsız. Asker kendini koruyor niye korudun dersen olmaz. Ama burada terörist var. Teröristle çatışan asker için o kanun. Terörist için değil. Terörist için Türkiye'de özel kanun var. Terör kanunu var, terörle mücadeleyi ilgilendirir onlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye'nin dört bir yanında devam eden demokrasi nöbetinde Turgutlu ilçesinde yaşayan 113 yaşındaki Ayşe Karabiber'de yer aldı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah ömrüne bereket versin.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle demiş ninemiz "Ben yaşanan tüm darbeleri sıkıyönetimleri gördüm o dönemler halk neler yaşadı iyi biliyorum. Allah bir daha göstermesin. Bir daha darbe görmek istemediğim için çocuklarımdan beni buraya getirmelerini istedim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

"Allah bir gecede Mehdi’nin emrini, işini ıslah eder" yani Hz. Mehdi (a.s)’nin yapacağı işi oluşturur, zemini oluşturur. Yani Mehdi (a.s)’nin vazifesi yapacağı iş bir gecede olur biter. Hz. Mehdi (a.s)’ye Allah bir gecede o hikmeti veriyor. İnellahe "gerçekten Allah" yesluhu "ıslah eder" emrul Mehdiye "Mehdi’nin emrini, işini" fi leyletin" bir gecede. Mehdiyet’in gereğini Allah bir gecede ifa eder. Hz. Mehdi’nin yapması gereken görevi, Hz. Mehdi için gereken ortamı Allah bir gecede hazırlar diyor. Bu hadis açık. Meşhur bir hadistir bu. Çok bilinen bir hadistir. Hatta "Allah Mehdi’yi bir gecede ıslah eder" diye de yanlış da gelmiştir. Halbuki Allah Hz. Mehdi’nin işini bir gecede ıslah eder. Yani onun yapacağı işi bir gecede halleder. Yani bir gece içinde ona yardım eder. Onun zeminini bir gecede hazırlar anlamında. Tek gecede hazırlar.

MİT'in Milli İstihbarat Teşkilatı’nın binası uçaksavarlarla çok iyi korunsun. Yeraltına da MİT'in tesisleri yapılsın. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de yeraltında sığınağı olması lazım. Sığınağı olmaması çok acayip bir şey. Hemen başlasınlar olmayacak bir şey değil. Yer altını kazıyacaklar oraya sığınak yapacaklar. Bütün polis karakollarında da uçaksavar sistemi olsun. Ve tanksavar sistemi, tanksavar silahlar bütün karakollara dağıtılsın. Bak otuz kere söylüyorum herkes duyuyor çok az yere dağıttılar söylememden sonra üç dört yere dağıttılar uçaksavar sistemi, çok az. Olmaz, her yere dağıtılması lazım. Makine Kimya Kurumu cayır cayır uçaksavar üretiyor. Şu an izinler kaldırılsın Makine Kimya’dan geceli gündüzlü uçaksavar hazırlansın. Uçaksavar üretimine hız verilsin. Tanksavar ve uçaksavar, elde edilenler de hemen dağıtılsın ilgili yerlere.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Giresun'da yedi yüz elli vatandaşımız koruculuk için başvurmuş ve kabul edilmiş.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar kardeşim. İşte bu milis gücü gibi bir güç ne mahsuru var. Çok gelişmiş otomatik silahlar verilsin mermi de çok fazla verilmesi lazım. En az iki bin mermi verseler kişi başına en az iki bin mermi. Üzerinde iki yüz-üç yüz mermi taşıyabilir. Ama evinde bin beş yüz-iki bin mermi bulundursun.

Hay Allah razı olsun maşaAllah CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hava savunma sistemi kurulması, sığınak başta olmak üzere tüm güvenlik zafiyetlerinin giderilerek güvenlik stratejisinin değiştirilmesi adına bir soru önergesi vermiş. Diğer milletvekilleri de versinler soru önergesi. Tanksavar dağıtılması karakollara, uçaksavar dağıtılması, bir de milis kuvveti oluşturulması için Millet Meclisi’ne soru önergesi versinler.

Şimdi anayasanın sırası değil kardeşim anayasa yapmanın, acil olay var. Adamlar durumu hiç anlamamışlar. Deccal Türkiye'ye saldırıyor olayın büyüklüğünü görsünler. Deccal saldırısında çok acayip durum var dikkat edin bütün Türk milleti ittifak ediyor. CHP, MHP, AK Parti, Saadet, Büyük Birlik tamamı ittifak ediyor. Ordu ittifak ediyor, polis ittifak ediyor, jandarma ittifak ediyor, MİT ittifak ediyor buna rağmen deccal tehlikesine karşı müthiş bir teyakkuz devam ediyor. Bütün millet sokakta. Hükümet kendinden emin olamıyor, ben deccalı tepelerim diyemiyor. Hiç kimse diyemiyor. Mehdiyet’in acil önemi burada ortaya çıkıyor.

Bak Bediüzzaman diyor ki "Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur'un asıl sahipleri yani Mehdi ve talebeleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir o daireyi genişlendirir ve o tohumlar sümbüllenir bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz" diyor. "Hem bu üç vazife birden bir şahısta veyahut bir cemaatte bu zamanda bulunması" yani 1910'lar "ve mükemmel olması birbirini cerhetmemesi" yani birbirini boğmaması "ve mükemmel olması pek uzak adeta kabil görünmüyor" diyor Bediüzzaman. Mümkün değil diyor Mehdi’nin çıkması 1910'larda. "Ta ahir zamanda ali beyti nebevinin cemaati nuraniyesini temsil eden" seyyitler cemaatinin nurani topluluğunun temsilcisi olan "temsil eden Mehdi'de ve Mehdi'nin cemaatindeki şahsı manevide ancak içtima edebilir" onlar yapabilirler diyor. Ne zaman? "Şeddeli mimler ikişer sayılsa" diyor "bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar Mehdi ve talebeleri olabilir" diyor. 1910'a bir asır koydun mu ne oluyor? 2010. "Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim" yani Hz. Mehdi’nin çıkışını bekledim diyor. "Ve ediyorum fakat çiçekler baharda gelir öyle kutsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir." Yani Mehdi ve talebelerine ortam hazırlamak lazım diyor. "Ve anladık ki biz bu hizmetimizle o nurani zatlara (Mehdi ve talebelerine) zemin izhar ediyoruz" diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Binali Yıldırım Malatya'da darbecilerin bıraktığı tankı kullanan Mustafa Özbek, Atatürk Havalimanı’nda bir tankın önüne yatan Metin Doğan, Darbe girişimine karşı kamyonla Taksim’e çıkan Şerife Boz, eşi Şenol Boz ve komşusu Gürsel Yüksel ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.

ADNAN OKTAR: Hep Osmanlı delikanlıları bunlar maşaAllah.

"O hadisi ve süfyan ve Mehdi hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mana budur ki" diyor Bediüzzaman "ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak. Birisi münafıklık perdesi altında risaleti Ahmediyyeyi inkar edecek süfyan namında müthiş bir şahıs ehli nifakın başına geçecek." Yani münafıkların başına geçecek. "Şeriatı İslamiyyenin tahribine çalışacaktır." Yani Rumilik gibi İslam’ı tamamen dışlayan bambaşka bir sistem. Şarabı helal kılan, haramları helal eden bir sistem kuracak. "Ona karşı Ali Beyti Nebevinin silsilei nuranisine bağlanan ehli velayet ve ehli kemalin başına geçecek alibeytten Muhammet Mehdi isminde bir zatı nurani o süfyanın şahsı manevisi olan cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır" diyor. "Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrıyken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet ittihat neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken alemi semavatta cismi beşerisi ile bulunan" beşeri cismiyle yani maddi cismiyle bulunan "şahsı İsa (a.s)” İsa (a.s)'ın bizzat şahsı “o dini hak cereyanının başına geçeceğini bir muhbiri sadık bir kadiri külli şey in vadine istinat ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş haktır madem kadir külli şey in vadetmiş elbette yapacaktır.”

“Hz. İsa (a.s)'ı İsa dinine ait en mühim bir hüsnü hatimesi için değil semayi dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan" yani Allah'ın katında cismiyle etiyle kemiğiyle hayatta olan diyor İsa (a.s) "belki ahiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi yine gelecek" diyor Bediüzzaman. "Hz İsa (a.s) geldiği vakit herkes onun hakiki İsa (a.s) olduğunu bilmek lazım değildir onun mukarrep ve havası” seçkinleri ve yakın talebeleri “onu nuru iman ile tanır. Yoksa bedahat derecesinde bedayeten” başlangıcında “herkes İsa Mesihi tanımayacaktır geldiğinde." İlk geldiğinde tanınmaz diyor. "Deccalın şahsı manevisi deccalın şahsı surisi insan gibidir. Mağrur firavunlaşmış Allah'ı unutmuş olduğundan suru cebbarani hakimiyetine uluhiyyet namını vermiş bir şeytanı ahmaktır. Bir insanı dessastır. Fakat şahsı manevisi olan dinsiz cereyanı azimi pek cesimdir. Rivayetlerde deccala ait tavsifatı müthişe ona işaret eder." Yani çok büyük dev görünüşü hakkındaki açıklamalar diyor.

Tayyip Hocam Kuvayi Milliye’yi oluştursun. Milis kuvvetleri oluştursun. Otomatik uzun namlulu silahlar dağıtılsın. Böyle bin beş yüz metre menzilli silahlar. Gerekirse karakollara da yine el bombası atan daha güçlü silahlar da dağıtılabilir. Deccale karşı milletçe hazırlıklı olmamız lazım.

Bak diyor ki Bediüzzaman "ahir zamanın en büyük fesadı zamanında" işte şu bulunduğumuz zaman "elbette en büyük bir müçtehit hem en büyük bir müceddit hem hakim hem mehdi hem mürşit hem kutbu azam olarak bir zatı nuraniyi gönderecek Cenab-ı Allah" diyor "o zat da ehli beyti nebeviden olacaktır. "Cenab-ı hak bir dakika zarfında beynes semavel arz alemini bulutlarda dolup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder Mehdi’yle de" diyor "çok kısa sürede her taraf sakinleşecek" diyor. Yani ne terör, ne anarşi, ne deccaliyet hiçbir şey kalmayacak diyor. "Kadiri zül celal Mehdi’yle de alemi İslam'ın zulümatını dağıtabilir vadetmiştir ve elbette vaadini yapacaktır" diyor.

Bak işte burada söylüyor Bediüzzaman "Mukaddes kuvveti tehyiç edecek uyandıracak hadisatı azime vücuda geliyor" diyor yani büyük hadiseler gelişiyor diyor işte darbe şu bu. "Elbette o kuvveti azimedeki" o büyük kuvvetteki "bir hamiyyeti aliye" yani koruma hissi, sahip çıkma hissi "feveran edecek kaynayıp" yani bir infilak gibi müthiş bir çıkışla ortaya çıkacak. " Ve Hz. Mehdi başına geçip tariki hak ve hakikate sevk edecek." Yani yolu hak ve hakikate sevk edecek. "Böyle olmak ve böyle olmasını bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi adetullahtan ve Rahmeti İlahiye’den bekleriz ve beklemekte haklıyız" diyor. "Şu mühim sır pek uzundur başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden burada kısa bir işaretle iktifa ediyoruz" diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Düzce'de taksiciler asker ve polisi ücretsiz taşıma kararı aldı. Ve ücretin 15 Temmuz’da peşin ödendiğini ifade ettiler. Taksici Mustafa Onay şunları söyledi; "Polis ve askerlerimiz yirmi dört saat nöbet tutuyorlar. Duraklarda görüyoruz nöbete gitmeye çalışıyorlar biz de böyle bir uygulama yapalım dedik. Sivil araçlar da alsınlar ki nöbetlerine zamanında gelsinler dimdik çalışsınlar."

ADNAN OKTAR: İyi yapmışlar.

Bediüzzaman diyor ki 1910’larda “Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki her şeyi kendi hesabına aldığı için faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi” yani Mehdi, “bu zamanda gelse harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset alemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.” Siyasete girmeyecek diyor Mehdi diyor. “Mehdi herhalde en azam meseleyi esas yapacak öteki meseleleri esas yapmayacak. Ta ki iman hizmeti saffetini umumun nazarında bozmasın ve avamın çabuk iğfal olunabilen akıllarında o hizmet başka maksatlara alet olmadığı tahakkuk etsin. Hem yirmi seneden beri tahribatkarane eşşedi zulüm altında o derece ahlak bozulmuş metanet ve sadakat kaybolmuş ki ondan belki de yirmiden birine itimat edilmez insanların” diyor. “Bu acip hâlâta karşı çok fevkalâde sebat ve metanet ve sadakat ve hamiyet-i İslâmiye lâzımdır; yoksa akîm kalır, zarar verir” diyor Bediüzzaman. Bak Mehdi (a.s)’nin özellikleri sebat, metanet, sadakat hamiyeti İslamiye.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbe girişiminin ardından AK Parti Genel Merkez Binası’na dev bir Atatürk posteri asıldı. Resmini de gösterebiliriz. Böyle bir uygulamanın AK Parti binasında ilk kez yapılması dikkat çekti. AK Parti’ye bu uygulamanın geçici olmaması yönünde talepler geldi.

 ADNAN OKTAR: İşte oyunun büyüklüğü fark etti AK Parti. Deccaliyetin şiddetini anladı. Bütün üslup yöntem kökten değişti. Allah bir gecede milleti ıslah etti.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gölbaşı’ndaki Özel Hareket Dairesi Başkanlığı’nda gerçekleştirdiği taziye ziyaretinden sonrasında yaptığı açıklamada “Bu kadar büyük olayların sorumlusu olarak görülüyorsa ve Fethullah Gülen ben aklanmak istiyorum diyorsa gelip Türkiye’de bağımsız mahkemelerde yargılanmalıdır. Bu konuda iade talebinde bulunulması bakanların oraya gitmesi bizim açımızdan son derece olumlu” dedi.

ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen’i vermezler. O mümkün değil. Onu söyleyeyim. Ayrıca o bir şeyi değiştirmez. Deccaliyetin saldırısı var. Fethullah Gülen’le biten bir şey değil bu olay. Yani isterse alsın tutuklasın, hiçbir şey değiştirmez. Deccaliyet tehlikesi yine devam eder.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili yaptığı açıklamada, bu yapının her kuruma sızmış olduğunu ve Rus uçağının düşürülmesinden, Uludere’nin bombalanmasına kadar birçok olayın yeniden inceleneceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: İnceleme bir şeyi değiştirmez yine o tip olaylar olur. Falancayı hapse atarsak öyle bir olay değil. Bir deccal saldırısı var deccaliyettir orada asıl. İngiliz derin devletinin imal ettiği bir deccal hareketi var. Yani Fetullah Gülen ile falan olay açılanacak gibi değil.

Evet dinliyorum.

 BÜLENT SEZGİN: Almanya’da yayın yapan Bild Gazetesi İncirlik Üssü’nde bulunan elli adet Amerikan atom bombasının Amerikalı güvenlik uzmanlarını telaşlandırdığını yazdı. Gazeteye göre darbe girişiminden sonra bu silahların Türkiye’den geri alınması yönündeki istek artışmış durumda. Avusturya’da yayın yapan Standart Gazetesi ise şöyle diyor; “Darbeciler atom bombalarını ele geçirebilirdi. Kod sistemli olan bu silahlar güvenli ama bu güvenlik sistemi aşıla bilir.”

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gülen terör örgütünün darbe girişimi sonrası yakalanarak tutuklanan Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün İzmir’in Buca ilçesinde bir karargâhı ortaya çıktı. Öztürk’ün hâkim savcı, emniyet müdürleri ve yüksek rütbeli askerler ile bu karargahta sık sık toplantılar yaparak darbe planı yaptığı iddia edilirken evi basan polis çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. Ele geçirilen belgeler arasında darbe soruşturması kapsamında tutuklanan kişilere ait bir liste ele geçirildi. Listelerin yanında ise buluşulan kişilerle ilgili notlar yer aldı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim Fetullah Gülen’in cemaatinin yapacağı iş değil bunlar. Menderes zamanında Fethullah Gülen mi vardı? Deccaliyet sürekli devrede.

Ahmet Varışlı İstanbul 197 Ahmet “Selam” aleykümselam. “Tek kurtuluş Kuran-ı Kerim. Mehdi ve İsa gelecek sözleri doğru değil” diyor. Ayet söylüyor Kuran söylüyor, sen tek kurtuluş Kuran diyorsun doğru. O zaman Kuran’a uy. Kuran’da Cenab-ı Allah “İsa Mesih kıyamet için bir alamettir” diyor. Sen Kuran’ı kabul ettiğine göre bu ayeti de kabul ediyor olman gerekir. Allah Mehdiler göndereceğini söylüyor. Mühtedin diyor. O ayeti de kabul etmen gerekiyor. Cenab-ı Allah müminlerin kendilerine önderler istemesini söylüyor Kuran’da, liderler istemesini. Onu da kabul etmen gerekiyor. Dolayısı ile Kuran’ı dar incelersen olmaz.

“Tebliğlerine karşı sizden ücret istemeyen” bak Yasin Suresi 21 şeytandan Allah’a sığınırım Tebliğlerine karşı sizden ücret istemeyen bu kişilere tabi olun, onlar mehdilerdir.” (Yasin Suresi, 21) Ee sen ne diyorsun? Kuran’a tabi olalım diyorsun ama bu ayete tabi olmuyorsun. Allah mehdilere tabi olun diyor. “İttebiû men lâ yes'elukum ecran ve hum muhtedûn(muhtedûne)” mehdilere tabii olun. Mesela Zümer Suresi, 36 “Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir mehdi yoktur.” (Zümer Suresi, 36) Diyor Allah. “E leysallâhu bi kâfin abdehu, ve yuhavvifûneke billezîne min dûnihî, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâdin.” Onun için Mehdi yoktur diyor, hadi Mehdi demektir anı.

Kafayı belli bir şeye kilitlemek yanlış olur. Bak şimdi söylüyorum anlamıyorlar. Abdülhamit döneminde darbe oldu. Fethullah Gülen cemaati mi yaptı? Abdülhamit’e paldır küldür indirdiler ve sürgün ettiler. Arkasından Adnan Menderes darbe oldu Fethullah Gülen cemaati mi yaptı? Bunu deccaliyet yapıyor. Bunu anlamıyorlar. Ali gider Veli gelir. Veli gider Ali gelir. Fark etmez. Abdülhamit o kadar direnmesine rağmen kurtulamadı. Aldılar alaşağı ettiler. Götürdüler hurda bir eve onu terk ettiler. Deccaliyet darmadağın etti.

Darbelerin Felsefesi diye bir kitap hazırlıyorum. Orada bu konuları çok geniş ele alacağım. Bu meseleyi de o zaman oradan çıkarıp çözebilirler.

Münafıklar ile ilgili kitabım bitti. Baskıda şuan şahane bir eser. Yani münafık ruhunun en derinlerine kadar inerek analiz eden 1300 seneden beri böyle bir kitap yok. Münafıklıkla ilgili. İkinci bir kitap daha var. Münafıklarla ilgili o da hazırlanıyor o da önümüzdeki günlere o da baskıya girecek. İngiliz derin devleti ile ilgili kitap var o da baskıya hazırlanıyor. O da inşaAllah yakında elimize geçecek. Şimdi bu Darbelerin Felsefesi diye hazırladığım kitapta da bu konu her yönü ile ele alınacağı için okuyan bütün meseleyi tam anlar diye düşünüyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü